1. Açılış Duâsı; Azerbaycan Azadlık Meydanı Yürüyüşü, Karabağ’ın Ermenistan İşgalinden Kurtuluşu ve Türkiye’nin Suriye-Libya-Doğu Akdeniz-Bosna-Sudân-Afrika’daki Hizmetleri; Korona Pandemisini Hafife Almama Uyarısı ve Kapalıçarşı’dan Vefât Eden Hadî Ağabey Anısı
Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’i seni sımsık yapışan, Kur’ân ve Sünnet’i seni yaşayan ve yaşatan kullarından eylesin inşaAllah. Malum bu haftanın en önemli gündemi benim için gündemi Azerbaycan’daki azatlık meydanındaki yürüyüştü. Vallahi göğsüm kabardı, gönlüm kabardı, içim kabardı.
Benim için büyük bir mutluluktu. Orada bu milletin bütün komple Türk milletinin bir başarısı olarak görüyorum. Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtuluşunu. Onun kurtuluş şenlikleri deyim vardı. Gerçekten büyük bir mutluluk duydum, büyük bir gurur duydum. Hamdolsun Cenâb-ı Hak’a. Rabbim o günleri gösterdi bizlere. İnşaAllah bütün Türk milletinin tek anlayış, fikir birliği içerisinde toplandığı günleri de görürüz.
Cenâb-ı Hak inşaAllah bütün milleti bir çatı altında toplar. İnşaAllah bütün Ümmet-i Muhammed’i bir çatı altında toplar. Böylece Ümmet-i Muhammed gerçek gücünü göstermiş olur. Ümmet-i Muhammed derlenip toparlanıp bu dağılmışlıktan, bu parçalanmışlıktan kurtulur.
Hamdolsun ülkemizin Suriye’de, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Azerbaycan’da, Bosna’da, Sancak’ta, Sudân’da, Afrika’da görmek, onlardaki bu toprakların çocuklarının hizmetlerini onlarda görmek, onlarda olunmasına şahit olmak gerçekten bizim gençliğimizin hayaliydi, rüyasıydı. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun bunları görüyoruz. Rabbim inşaAllah şu korona hastalığından kurtulmayı bütün Ümmet-i Muhammed’e bahşetsin inşaAllah.
İnşaAllah Cenâb-ı Hak bu hastalığın tesirlerini azaltsın. Bu rahatsızlıkla baş başa kalanlara Cenâb-ı Hak hayırlı şifalar versin. Ciddi bir şekilde hala da pandemi devam ediyor. Öyle hafife almak, böyle ne bileyim bunu yok saymak doğru bir hareket değil. Bazen basında, yayında bu tür şeyler çıkıyor. hastalığı böyle hafife alma gibi. Hafife alınacak bir şey yok. Kardeşlerimizden gerçekten ciddi bir şekilde ağır geçirenler oldu.
Hala da ağır geçirenler var. Tanıdıklarımdan var, ağır geçirenler. Daha dün yine çok eski tanıdığım vardı. Kapalı çarşıda Gümüşçüydü kendisi, Hade ağabeyimiz. O vefat etti. Allah rahmet eylesin. bu böyle hafife alınacak bir rahatsızlık değil. Rabbim cümlesine şifa versin inşaAllah.
2. Mesnevî 1061. Beyit Şerhi: “Ey Oğul! O Kum Allâh Eridir, Kendinden Ayrılmış Hakk’a Uluşmuştur” — İçinde Su Kaynayan Kum Nedir, Ricâlullâh ve Merdân-ı Hüdâ Kavramı, Bakara 186. Âyette Er-Kadın Ayırımı Olmayan Kulluk ve Allah Dostluğunun Kadınları da Kapsayışı
1061. Beyitten devam edeceğiz inşaAllah. Ey oğul! O kum Allah eridir. O er kendinden ayrılmış Hak’ka ulaşmıştır. geçen hafta sohbette diyorduk ya tatlı sözler. Ömrümüzün kumu dur. İçinde su kaynayan kum pek az bulunur. Yürü ona ara diyordu Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazreti. O kumu ne olduğunu söylüyor. içinde su kaynayan kum neymiş? bu beytedir diyor ki ey oğul! O kum Allah eridir. O er kendinden ayrılmış Hak’ka ulaşmıştır.
Demek ki içinde su kaynayan, içinde pınarı bulunan kum Allah dostları. Diyor ki git onu ara. Çünkü onu arayacaksın, onu bulacaksın, ona ulaşacaksın. Ve diyor onu da tarif ediyor. O kendinden ayrılmış Hak’ka ulaşmıştır. Bakara âyet 186. Ey Muhammed! Beni senden sorarlarsa şüphesiz ki ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasını dua ettiğinde kabul ederim. Allah erleri Allah erleri. Allah’a yakın, Allah’a dost olanlardır.
Biz o Allah eri dediğimiz kimseler Allah’ın veli kullarıdır. Allah’a dostluk peyda etmiş olanlardır. Bu bir Allah’a yakin olmuş olan kimselere söylenecek olan sözdür. O zaman Cenâb-ı Hak bu bakara 186’da da sorarlarsa diyor. Şüphesiz ben onlara çok yakınım. kullarım beni senden sorarlarsa. Burada meseleye başka açıdan bakmak istiyorum.
Bu ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak buradaki er sözünden veya dost veli sözünden bazen sadece erkekler tanımlanmış gibi zannediliyor. Oysa bakara 186’da Cenâb-ı Hak kullarım diyor. Kullarım beni sorarlarsa. O yüzden burada ricalli kelimesini kullanmış Cenâb-ı Hak. erler kelimesini kullanmış. sûfîler, ricâlullâh, merdân-ı hüdâ özel anlamlarla böyle velilere işaret ederler. Genelde ricâlullâh olarak söylerler. Rical ehli demek.
bu ayet-i kerimede yakin olan o rical ehli. Ve o zaman bu nitelikte Cenâb-ı Hak erkekler veya bayanlar olarak ayırmamış. Onu normalde bütün ümmet-i Muhammed’e, erkeğin de, kadının da kapsayacak şekilde kullanmış. Burada bunu o yüzden söylemek istedim. bunlar böyle Allah erleri sadece erkeklerden oluşan bir topluluk değil.
Aynı zamanda kadınlardan da Allah’a dost olan, Allah’a yakin olan, Allah’ın rical veya ricâlullâh hâliyle hallenen kulları var. Bunu böyle zaman zaman dile getiriyorum. Sanki Allah’a dostluk sadece erkeklerin işiymiş gibi veya hatta Allah’a dost olanlar sadece erkeklermiş gibi atfediliyor, öyle zannediliyor. Ama Cenâb-ı Hak benim veli kullarım dediğinde bunu sadece erkeklere atfetmek doğru değil.
Benim kullarım dediğinde bunu sadece erkeklere veya kadınlara atfetmek mümkün değil. çocuklar da Cenâb-ı Hak’ın kulu sonuçta. O yüzden rical ehli olmak sadece buradaki ey ol okum Allah eridir sözünde buradaki erlikten kasıt olgunlaşmak, kemala ermek. Buradaki erginlikten kasıt o. Yoksa erginlikten buradaki kasıt erkeklik değil sadece. Bunu böyle atfediyorlar, böyle düşünenler oluyor. O yüzden meseleyi bu açıdan bakmak istedim.
Yoksa zaman zaman sohbetlerde Allah dostlarının vasıflarını, Allah’a yakin olanların vasıflarını genel olarak tarif ediyoruz. Kardeşlerimiz, arkadaşlarımız bunu geçmiş sohbetlerde defalarca dinlemişlerdir. Bu meseleyi de dinlemişlerdir muhakkak. Ama burada özellikle üzerinde durmak istediğim hadise bu bu Allah eridir sözü. Kadınları da erkekleri de kapsıyor.
Kıymetli dostlar burada kadınları da kapsıyor derken bizatihi şahit olduğumuz kendi kardeşlerimiz var. Görülen rüyalardan, anlatılan hallerden, zamanlarda değişik tespitlerden bayan kardeşlerimizin de Allah’a yakin olanları, hususi yakınlık peyda edenleri ve o hususi yakınlığı peyda eden kardeşlerimiz de tanıdığımızdan dolayı sohbete böyle giriş yaptım. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sadece erkeklere atfedilmiş bir din söz konusu değil.
Kadınlar da Allah’ın kulu, kadınlar da Allah dostu olur, kadınlar da Allah’ın ricâlullâh dairesinde durur. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dininizin yarısını Hazret-i Ayşe annemizi kastederekten bundan öğreniriz. Dediyse bizim kadınları ikinci planda görmemiz, kadınları ikinci planda atfetmemiz mümkün değil. O yüzden normalde evet bu Allah erleri, bu Allah’a yakin olma, Kur’ân ve Sünnet’e sınırlı yapışmaktan geçer.
Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışacak, iman edecek, iyi ameller işleyecek, salih ameller işleyecek, insanlara yardımcı olacak, insanlara hizmet edecek, insanlara tevazu ile yaklaşacak, insanlara tepeden bakmayacak, kibirlenmeyecek, en güzel ahlakla ahlaklanacak ki o Allah dostu olsun.
Yoksa tepeden bakmakla, namazı terk etmekle, orucu terk etmekle, insanlara kibirlenmekle, insanlara büyüklenmekle, insanların gönüllerini kırmakla Allah dostu olunmaz. O yüzden Allah dostları, gerçek dostluk, çok ibadet ederekten de değil. Ya onları öne geçiren şey Allah’ı sevmek, Resulünü sevmek, Allah dostlarını sevmek, insanları sevmekten geçer. Ve o sevgi ile haşır neşir olan, o sevgi ile yoğrulan kimseler Allah’a dost olurlar.
Çünkü seven sevdikçe sevmek ister, sevdikçe sevmek ister. Onunla yakinlik şarabını içtikçe içmek ister, içtikçe içmek ister, o doymak bilmez. Ancak yakin olanlar onlardır. Koştukça koşmak ister, koştukça koşmak ister, koştukça koşmak ister. Allah’a yakin olan onlardır. Sabrettikçe sabretmek ister, sabrettikçe sabretmek ister. Allah’a yakin olanlar onlardır. Allah yolunda harcacıkta harcamak ister, harcadıkça harcamak ister,…
3. Allah Dostunun İmanla, Farz İbâdetler ve Güzel Ahlâkla Olan İlişkisi; Sünnet-i Seniyye’yi İnkâr Edenin, Hadîs-i Şerîfleri İnkâr Edenin, Peygamberlik-Kitab İddiâ Edenin Allah Dostu Olamayacağı ve Namazı-Orucu-Zekri Terk Edenin Velî Sayılmayışı
harcadıkta harcamak ister. Cud ehli olur, cömert olur. Allah’a yakin olmanın kapısı odur. Allah’ı zikrettikçe zikreder, zikrettikçe zikretmek ister, zikrettikçe zikretmek ister. Allah’a yakin olmanın işaretidir bunlar. O yüzden o Allah dostları içleri de temizdir. Dışı temizdir, içi de temizdir. Bakın o kimsenin modayı takip etmemesi, gösterişsiz giyinmesi onun içinin gösterişsiz olduğunu göstermez.
Nice gösterişsiz kimseler vardır ki Allah’ın yanında dosttur, sultandır. Kimisi vardır çok süslüdür ama velakin Allah’ın yanında nazar itibarı yoktur. Siz sırmalı cübbeler giyersiniz, sırmalı kaftanlarla dolaşırsınız ama Allah katında bir hükmünüz yoktur. o Allah dostları onların nişanları amellerindedir. Onların nişanları süslerinde değildir. Onların amellerindedir. O zaman Allah dostunun geçtiği kapı iman ehli olacak önce.
Kur’ân ve sünnet-i seniyye sımsıkı yapışacak. Sünnet-i seniyyeyi inkar eden Allah dostu olmaz. Hadisleri inkar eden Allah dostu olmaz. Peygamberlik iddia eden Allah dostu olmaz. Kendisine kitap verildiğine dair laf söyleyen kimseden Allah dostu olmaz. Onlar şirk ehlidir. Hazret-i Peygamber’in komple hadislerini inkar eden küfür ehlidir. Ondan Allah dostu olmaz.
O yüzden Allah dostu Kur’ân ve sünnete sımsık yapışmak, farz ibadetleri yerine getirmek, nafilelerle Allah’a yaklaşmak, onu sevmekten geçer. Eğer insanın üzerinde bir insanın üzerinde bunlar tecelli etmediyse o Allah’a yakin değildir. Namazı terk etmekle Allah dostu olmaz. Orucu terk etmekle Allah dostu olmaz. Zikrullahı terk etmekle Allah dostu olmaz. Haramları açıktan işlemekle Allah dostu olmaz. işte benim hiç kimseden korkum yok.
Ben haramı da işlerim böyle. Böyle bir Allah dostu olmaz. O yüzden Allah dostu Allah’a yakin olacaksa o kimse, Allah dostu Kur’ân ve sünnet-i seniyye sımsık yapışmaktan geçer. Kur’ân ve sünnet-i seniyye yapışmayan bir kimse Allah dostu olmaz. Mücâdele suresi ayet 22 Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmin babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah’a ve peygamberine düşman olanlara sevgi beslediğini göremezsin.
Allah bunların kalplerine imanı yerleştirmiş ve onları katınlanan bir ruh ile desteklemiştir. Demek ki bir kimse Allah’a iman ettiyse, ahiret gününe iman ettiyse, o insanın babası da, annesi de, eşi de, oğlu da, akrabası da, arkadaşı da olsa Allah’ına ve peygamberine düşmansa ona sevgi besleyenden Allah’tan bir iman verir. Allah dostu olmaz. Ya bu benim babam ne yapayım şimdi peygambere küfrediyor ama ben onu seviyorum yine.
Allah ve Resulünün koyduğu bir hükmü, Allah ve Resulünün koyduğu bir hukuku, açıktan çiğneyen bir kimseyi seven kimse, sakın kendisinin Allah’a dost olduğunu iddia etmesin. Veya Allah ve Resulünün koymuş olduğu bir hukuku ve hükmü açıktan çiğneyen, onu yok gören kimse zaten normalde inkar ettiyse küfür ehli, yok inkar etmediyse onu açıktan istiyorsa büyük günahı kebar işledi.
Ve düşmanlık varsa o kimseye, mesela şimdi insanlar şeriatın hukukuna düşman, Allah’ın hukukuna düşman, ailelerde var bu, bir Allah’ın hukukuna düşmanlık peyda ettiler. Bir de bu tarihselciler çıktı başımıza şimdi. O Kur’ân’ı tarihselcilikle yorumlayıp bazı ayeti kerimeleri o gün için geçerliydi, bugün için geçerli değil diyen sapıklar çıktı. Ve bunları seven insanlar da çıktı.
Ne yazık ki her gün yeni bir şey oluşuyor, her gün bir sapkınlıkla uğraşıyoruz. Allah muhafaza eylesin. Demek ki Allah’ı ve Peygamberine düşman olanlara sevgi besleyen asla Allah dostu olamaz. Bakın zaten Allah ve Resulüne düşman olan, onun herhangi bir şeyine düşman olan Allah dostu olamayacağı gibi, Allah ve Resulüne düşman olan bir kimse de onu sevmek de mümkün değil. eğer böyle olursa, zaten bu imtanın en acı, en böyle sıkıntılı yeridir.
etrafımızda eşimiz olabilir, babamız olabilir, annemiz olabilir, çocuklarımız olabilir, kardeşlerimiz olabilir, akrabalarımız olabilir. Bunlar Allah ve Resulüne düşman ise bizim onu sevmemiz, bizim onun taraftarı olmamız mümkün değil. Sevmez, taraft…
4. Mücâdele 22. Âyetin Şerhi: “Allah ve Resûlüne Düşman Olanlara Sevgi Beslenmez” — Baba-Oğul-Kardeş-Akraba Dahi Olsa Düşmanlık Edileceği, “Tarihselciler” Sapması, Kalbe İmânın Yerleştirilmesi ve Cenâb-ı Hakk’ın Kâtından Bir Ruh İle Desteklenme
arı olmazsak Cenâb-ı Hak bize lütfediyor. Neyi? Diyor, onların kalplerine imanı yerleştirir ve onları katından bir ruh ile desteklerim. Bakın onları diyor, kalplerine imanı yerleştirir ve onları katından bir ruh ile desteklerim.
Demek ki Allah ve Resulünü çok seven, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı yapışan o iman yolunda giderken, Allah ve Resulüne düşman olanları sevmeyen, Allah ve Resulünü inkar edenlerle dostluk kurmayan kimseyi, Cenâb-ı Hak katından bir ruh ile destekliyor. Ve Cenâb-ı Hak onun kalbine imanı yerleştiriyor. O kimsenin kalbine imanının yerleştirmesi demek, o kimsenin bütün vücut olarak zahir ve batınıyla, zahir ve batınıyla iman olması demek.
Bakın, Allah’ın öyle kulları vardır ki onlara baktığınızda Allah hatıra gelir. onun kalbine Allah imanı yerleştirdi. Allah o kimsenin kalbine imanı yerleştirdi ve onu katından bir ruh ile destekledi. Öyle olunca ona bakan kimsenin hatırına Allah geldi. Ve Allah onları âyet-i kerîme devam ediyor. Allah onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacak ve onlar orada ebediyen kalacaklar. Dikkat edin ayet-i kerimeye.
Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. onlar Allah’ın taraftarlarıdır. Allah’ın hizbidir. Onlar hizbullahdır. Allah taraftarıdır. Bu yalnız hizbullahla, benim söylediğim hizbullâh ile bu Orta Doğu’da Müslümanları katleden, Müslümanları şehit eden, camilere bomba atan hizbullâh ile karıştırmayın. Bu benim anlattığım hizbullâh ile, Güney Doğu’da insanları normalde domuz bağıyla öldüren hizbullâh ile karıştırmayın.
Veya dünya üzerinde terör östüren, Orta Doğu’da terör östüren CIA’nin, Mossad’ın, MI6’ının veya değişik bu istihbarat örgütlerinin kurmuş olduğu terör örgütlerini de hizbullâh olarak kabul etmeyin. Benim dediğim Allah’ın hizbi iman etmiş ve Allah’tan razı olmuş, Allah’ın da ondan razı olmuş olan kimseler. onlar Allah’ın hizbullahıdır. İyi bilinmelidir ki kurtuluşa erenler ancak Allah’ın hizbullahı olanlarıdır.
Allah’ın taraftarı olan, Allah’a iman etmiş, Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmış, Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir felsefesi, Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir yaşantısı olmayan kimseler ancak kurtuluşa ermişlerdir.
Yoksa açıktan günah-ı kebalileri işleyen, açıktan günah-ı kebalileri destekleyen, açıktan günah-ı kebalileri serbest eden, açıktan günah-ı kebalilerle beraber yaşayan bir kimsenin Allah’ın taraftarı olması ve kurtuluşa ermesi mümkün değildir.
Veya Kur’ân ve Sünnet’i düşmanlık edenlerle dostluk eden, Kur’ân ve Sünnet’i inkar edenlerle dostluk eden, onları destekleyen, onları destekleyen, Kur’ân ve Sünnet’i kendisine distur edilmeyenleri destekleyenler. bunun işin bir de siyasi tarafı var. Siz Kur’ân ve Sünnet’i desteklemeyen bir kimseyi destekleyemezsiniz, onu sevemezsiniz.
Kur’ân ve Sünnet’in haram ettiğini, helal edeni, Kur’ân ve Sünnet’in yasakladığını serbest edeni destekleyemezsiniz, onu sevemezsiniz. Bu akrabanız olabilir, bu dedeniz olabilir, bu sizin kavminizden olabilir, bu sizin eşiniz, dostunuz, şuyunuz, buyunuz olabilir. Önemli değil canım kardeşlerim. Eğer siz Allah’a yakinlik besleyecekseniz ancak Allah’a yakin olanların yolunu tutacaksınız.
Eğer Allah’a dostluk peyda etmek istiyorsanız, o inam ettiği, ihsan ettiği o peygamberler, o veliler, o evliyalar var ya evet bizleri onun yolunda eyle. Fâtiha-i Şerife’nin bu ayetin sırrına vakıf olacaksınız. Salihlerle beraber olacaksınız ve dost doğru bir yolda yürüyeceksiniz. Dost doğru bir yolda yürümeyen insanlar Allah dostu değildir, Allah’ın tarafları da değildir, Allah’ı da sevmezler, Allah sevgileri de onların nedir?
Allah muhafaza eylesin, yalandır. Allah’ı seviyorum demek, bir iddiadır. Bu iddianın ispatı gerekir. Allah’ı seviyorum diyen Allah’ın haramlarını işlememesi gerekir. Allah’ı seviyorum diyen Allah’ın farz kıldığı ibadetleri yerine getirmesi gerekir. O yüzden peygamberi seviyorum diyen, peygamberi seviyorum diyen onun ahlakıyla ahlaklanmalı, onun sünnetlerini işlemelidir.
Bir üstadı, bir şeyhi seviyorum diyen onun nasihatlerini dinlemeli, onun nasihatlerinin üzerinde yürümeli. Yoksa ben Allah’ı seviyorum, istediğim haramı işlerim. Ben peygamberi seviyorum, onun sünnetlerini terk ederim. Ben üstadı seviyorum ama ben seviyorum sadece. E nasihatlerini dinle, nasihatlerini dinlemek yok. Gene kendi k…
5. Hizbullâh’ın Gerçek Mânâsı: Orta Doğu’daki Katliamcı Hizbullâh, Güneydoğu’daki Domuz Bağıyla Öldüren Hizbullâh ve CIA-Mossad-MI6 Menşeli Tâgut Terör Örgütleriyle Karıştırmamak; Gerçek Hizbullâh İman Edip Allah’tan Râzı Olmuşlardır
afasından yürüyecek. kendi nefsini seviyor kimse. İnsanlar kendi nefislerine cebim olmuş noktadalar. onun, benim, ben hep böyle söylerim yıllardan beri. Herkes kendi nefsine göre bir Allah, kendi nefsine göre bir kitap, kendi nefsine göre bir peygamber, kendi nefsine göre bir üstad, kendi nefsine göre bir eş, kendi nefsine göre bir çocuk, kendi nefsine göre bir arkadaş arıyor. Kendi nefsine göre. Onun arkadaş dediği ona nasihat etmeyecek.
Onun arkadaş dediği o içiyorsa içecek. Onun arkadaş dediği o zina ediyorsa zina edecek. Onun arkadaş dediği hangi kötülüğü yapıyorsa o da ondan gidecek. Onun annesi babası onun heva ve hevesini kabul etmesi lazım. Çocuk heva ve hevesi nasıl arzu ediyorsa anne baba onun heva ve hevesine onay verecek. O zaman anne baba şeker gibi. Veya üstad, üstad ona istediği şeyi anlatmalı. Öyle ya. Onun nefsine göre hareket etmeli. Demeli ki namaz kılmıyor.
Kılmaya ver canım. Öyle demiş birisinin şeyhi. Sen de bizim aramızda namaz kılmayanlardan oluver demiş. Namaz dinin direği, namaz müminin miracı, namaz dinde en son yıkılan kale. Bir insanın namazı yıkıldıysa dini yıkılmıştır. Nasıl kılmayı ver diyeceksin? Bu mümkün değil. Veya hatta bizimkinler kılındı. Hayırdır ya? Sen kimsin ki ya? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri son nefesine kadar namazı kılacağım diye uğraştı.
Sen kimsin? Ha demek ki bunlar Allah’a dostluğa giden yollar değil. Onlar Allah dostlu olarak bunları kabullenmemiz mümkün değil. O yüzden yol belli. Cenâb-ı Hak ne diyor hadisi kutside? Bir kul diyor farzları sımsıkı yapışır, nafilelerle Allah’a yaklaşır ve Allah’ı sever. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, Kur’ân ve Sünnet’e sı…
6. Allah’ı Seviyorum İddiâsının İspâtı; Harama Dokunmamak ve Farzları Yerine Getirmek; Peygamber Sevgisi = Sünneti İşlemek, Üstâd Sevgisi = Nasîhatlerine İtâat; “Namazı Kılmayıver, Sen Bizim Aramdaki Namaz Kılmayanlardan Oluver” Diyen Sahte Şeyhe Red ve Namazın Din’deki Yeri
msıkı yapışmayıp Allah’ın yolunda gitmeyen kimseler Allah’ın hizbu olamazlar. Ve aynı zamanda bakın bu Cenâb-ı Hak Kur’ân’ında nefsin gizli bir oyununu bizim önümüze koyuyor. Gizli bir oyunu bu nefsin. Şeytanla ortaklaşacak kurmuş olduğu bir oyun bu ne? Bakın bu ne? Diyor ki onlar Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimse, bir kavim, babaları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları da olsa Allah’a ve peygambere düşman olanlara sevgi besleyemez.
Bakın dikkat edin. Eğer iman ehliysen sen, sen Allah’a, peygambere, ahiret gününe iman ettiysen Allah ve Resulüne düşman olanlarla dost olamazsın. Sen Allah düşmanlarıyla, peygamber düşmanlarıyla dost olursan Allah’a dostluk peyda edemezsin. Eğer Allah’ın düşmanına düşman olursan o zaman o imanının gereği, düşman olursan Cenâb-ı Hak o zaman senin kalbine imanı yerleştiriyor. O zaman sana katından bir Allah sana bir ruh ile seni destekliyor.
Dikkat edin bakın buradaki sevgi çok önemli. Sevmek veya sevmemek, birisine düşman olmak veya düşman olmamak bu şeytanın ve nefsin gizlediği bir perde. Siz sevdiklerinizden sorumlusunuz. Kimi seviyorsunuz? Bakın ben bazen derim ya neyi sevdiğine bak. İmanını görmek istiyorsan neyi sevdiğine bak. İmanını mı görmek istiyorsun? Sevdiklerini sırala ama öyle yalancıktan değil. Dedim ya Allah’ı seviyorsan sen Allah’ın farzlarını yerine getireceksin.
Sen Resulünü seviyorsan Resulullah’ın sünnetlerini yerine getireceksin. Sen bir Üstad’ı seviyorsan onun nasihatlerini dinleyeceksin. Sen anneni babanı seviyor musun? Anneni babanı severken onların nasihatlerini dinleyeceksin. Sen eşini seviyor musun? Karı koca hiç önemli değil burada cinsiyet yok. Sen ne kadar kırdın ne kadar kırmadın ne kadar üzdün ne kadar üzmedin dilinden ne çıkmadı ne çıkmadı dikkat edeceksin. Sen çocuklarını seviyor musun?
Evet. O zaman çocuklarına ne nasihat ettin? Ona bakacaksın. Sen çocuksun. Anneni babanı seviyor musun? Evet. Annenin babanın nasihatlerini ne kadar dinledin? Ona bakacaksın. Sen normalde çocuksun ya gençsin daha Allah ve Resulünün sevgi besliyorsan nerede yaşadığına bakacaksın. O yüzden Kur’ân ve sünnetin nehyettiği şeytanın heva ve hevesinin emrettiği bir hayat yaşıyorsan sen Allah ve Resulünün sevdiğini, Üstad’ı sevdiğini sakın iddia etme.
Allah muhafaza eylesin. Bakın Allah düşmanlarına düşman olmak bu kadar önemli bir şey. Cenâb-ı Hak Musa’ya dedi ya hadîs-i kudsî de. Sen dedi beni sevenle benim dostumla dost oldun mu? Benim düşmanımla düşman oldun mu? Bakın bu o kadar çok önemli. O yüzde…
7. Hadîs-i Kudsî: Allah’ın Velî Kuluna Düşmanlık Edene Harp İlânı; Şeyhlerle Alay Eden Topluma, Şeyh Oluşun 13 Yıl Cezalanmasına ve Hadîs-i Kudsî’nin “Kulum Farzlar-Nafilelerle Yaklaşır, Sevgime Erer” Beyanının Bid’at Evrat Sanayisine Karşı Kullanılması
n kıymetli dostlar bir kimseyi Allah’a dost eden, Allah’a dost eden en önemli unsurlardan, hallerden, ahlaklardan birisi Allah’ın düşmanı, Allah ve Resulünün düşmanlarına düşman olmak. Bu bizim en yakınımız olsa dahi. Evet Allah dostlarını tanımlama açısından öyle söylüyorum. mesela meşhur ya hadîs-i kudsî bu halde bunu böyle Allah dostlarına düşman olanlar bu hadisi kutsiyi çok sevmezler.
Böyle sufilere düşman olanlar, ehli tarikata düşman olanlar, ehli sufilere düşman olanlar, Allah dostlarına düşman olanlar bu hadisi kutsiyi çok sevmezler. Ama biz severiz. Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. siz bir Allah dostuna, siz Allah’ın velisine düşmanlık ederseniz gerçekte Allah’a düşmanlık ettiniz. Bir kimse Allah dostu senin için değil olmayabilir. Düşmanlık etme. Sen düşmanlık etme.
Düşmanlık edenleri hep görmüştür bu fakir 33 yıldan beri. Düşmanlık edenleri görmüştür. O yüzden bu sözün bütün ümmet-i Muhammed’e. Birisi için, birisi senin şeyhin olmayabilir. Birisi senin için senin nazarında veli değildir. Düşman olma. Sen ona hakaret etme. Sen onun arkasından onun gıybetini etme. Sen ona gıybet eder arkasından laf taşırsan. Sen ona düşmanlık edersen Allah’ın intikamı acı olur.
Ve Cenâb-ı Hak ahirette de ahireti ayrı hem bu dünyada hem de ahirette onu perperişan eder. Perperişan eder. Çünkü o gerçekte Allah’a düşmanlık etti. Kimisi zikirle, zikir alakasıyla alay eder. Zikredenlerle alay eder. Biz bunları hep gördük, yaşadık. Şeyhlerle alay etmeye çalışırlar. Benim yanımda kimse edemezdi de. Ondan sonra ben Allah rahmet eylesin şeyh efendiyle alakalı yanımda kimseye şeyhlerle, hiçbir şeyle alay ettirmezdim.
bir kimse kolay yetişmiyor öyle. Hele bundan önceki dönemde 13 yıl cezası vardı. Hala da ben şeyhim demenin cezası var. Kimse ben şeyhim diyemez Türkiye’de. Bunun cezası var. Allah muhafaza eylesin. Bazen böyle kurnazlar, uyanıklar, saflar, bilinçsiz. Sen şeyh misin? Sorar. harp hutadır, harpiledir. Sen ben şeyhim dediğinde gitti adam. Allah muhafaza eylesin. Demek ki benim veli kuluma düşmanlık ederse bir kimse, ben de ona harp ilan ederim.
Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeylere eda etmesidir. Farz kıldığı, Cenâb-ı Hakk’ın emrettiği ameller var. Farz kıldığı hususlar var. Allah’ın en çok hoşuma giden, kendisine yaklaşılmasını vesile kılan şeyler Allah’ın farz kıldığı ibadetler, ameller, hususlar. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder. farzlarla yaklaşıyor, nafileleri de ilave etti.
Buradaki nafilelerden kasıt nedir biliyor musunuz? Hazret-i Peygamber’in sünneti seniyesidir. Burada nafileden kasıt, bir kimsenin kendi heva ve hevesinden çıkarmış olduğu virtler, kendi heva ve hevesinden şeytaniyetinden çıkardığı ibadetler değildir.
Böyle internetlerde dolaşan, sosyal medyada dolaşan, ne idiği belirsiz, kimden çıktığı belli olmayan, kendi kendilerine namaz üretiyorlar, kendi kendilerine zikir üretiyorlar, kendi kendilerine evrat üretiyorlar, bunlar değildir. Arkadaşlar din, Kur’ân ve sünnettir. İbadet ve din dairesinde yapmış olduğunuz her şey Kur’ân ve sünnette karşılığı olmalı. Kur’ân ve sünnette temeli olmalı.
Kur’ân ve sünnette temeli yok ise, Kur’ân ve sünnette onun karşılığı yok ise o sapkınlıktır. Ya sen iki de bir de sünneti de koyuyorsun. Evet biz Kur’ân’ı Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetleriyle yaşamak istiyoruz. Sen git kendi heva hevesine yaşayacaksan yaşa. Yaşayacak ol…
8. Allah Sevgisine Ulaşmanın Yolu: “Onun Gören Gözü, İşiten Kulağı, Tutan Eli, Yürüyen Ayağı Olurum” Hadîs-i Kudsîsi; Ölümünden Tereddit Ettiğim Kulumun Haline İthaf ve Mevlânâ’nın “O Allah Erine Git, Onu Ara, Ona Teslim Ol” Beytini Tevîl
anı da karışma. Eleştirmeye kalkma. Kendi sapkınlığını bize dayatma. Sen sapkınsın. Neden? Sen komple sünneti seni reddediyorsun. Komple sünneti seni reddettiğin için sapkınsın sen. Senin cenaze namazın kılınmaz. Evet sen bu sapkınlığına cenaze namazı senin arkanda kılınmaz. Ve dikkat edin kulun nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder. Sonunda sevgime erer. Bakın sevgiye erişmek, kulun sevgiye erişmesi hadisi kutsiyle açık. Ne?
O kimse farzları yerine getirecek. Ve nafilelerle Allah’a yaklaşacak. Ve Cenâb-ı Hakk’ın sevgisine ulaşacak. farzları yerine getirmeden, sünneti seni yaşamadan Allah’ın sevgisine ulaşması mümkün değil o bir kimsenin. Yeniden tarîkat olgusu oluşturmak, yeniden sûfîlik olgusu oluşturmak bu manada hadis ve ayetlerin dışında bir şey oluşturmak mümkün değil.
O yollar sapkın, o yollar fasit, Kur’ân ve sünnetin emretmediği, Kur’ân ve sünnete karşılığı olmayan hal, hukuk, ibadet hepsi de sapkınlıktır. O yüzden sûfîlik yolu Allah’a yakınlaşma yoludur. Allah’a yakınlaşma yolu farzları bir tamam eda etmekle olur. hem ibadet açısından hem de haramlar açısından. sen kelime-i şehadet getireceksin.
Meleklere iman edeceksin, Allah’a iman edeceksin, Resulüne iman edeceksin, kitaplarına iman edeceksin, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu iman edeceksin, hesap gününe iman edeceksin. Kelime-i şehadet getireceksin, namaz kılacaksın, oruç tutacaksın, zekat vereceksin, paran olursa hacca gideceksin ve aynı zamanda Allah’ın haram kıldı. Haramlardan uzak duracaksın, tövbe edeceksin, yaptıysan veyahut da oldu yaptın.
Biz bakın haramsız bir yol söylemiyoruz size. Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun perçeminden tutmasın. Ama günah işleyenlerin en hayırlısı günahına tövbe edenlerdir. Günahına tövbe edenler de hiç günah işlememiş gibidir. O yüzden sûfîler her gün tövbe ederler. Kıymetli dostlar bu pandemi zamanında virtlerinizi aksatmayın, tembellik yapmayın. Namazlarınızı kılın, ibadetlerinizi yerine getirin, Allah’ı zikredin, Allah’a tövbe edin.
Sakın ha, gevşemeyin. Allah muhafaza eylesin. Dağılıp gitmeyin. O yüzden Allah’ın sevgisine erişmenin yolu o kimse farzları yerine getirecek. Haramlardan uzak duracak ve nafilelerle Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin sünneti seniyesiyle, onun ahlakıyla ve çokça zikir ile Allah’ın sevgisine erişecek. Onu bir sevdim artık onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum.
Benimle benden bir şey isteyince onu veririm. Benden sığma talep ederse onu himayeme alır korurum. Ben yapacağım bir şeyde mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddütüm kadar hiç tereddüde düşmedim. O ölümü sevmez, ben de onu sevmediği şeyi sevmem. Bu hari. Haa demek ki Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri bize diyor ki beytinde, ey insanlar, ey insanlar siz gidin bir Allah dostu bulun, bir Allah eri bulun. Kim o Allah eri?
Allah’ın gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı benimle konuşur, benimle görür, benimle duyar dediği o Allah eri. Ona git, onu bul, onu aramakla mükellefsin. Onu bulduğunda da onun nasihatlerine teslim olmakla mükellefsin. Öyle televizyonlarda alay ederler ya ölünün ondan sonra gazsala teslim olduğu gibi teslim olacaksın. Bu Kur’ân ve sünnet dairesinde evet. Kur’ân sünnet dairesinde. Bütün teslimiyet Kur’ân ve sünnet dairesindedir.
Bir Müslümanın devlet başkanına, bir Müslümanın annesine babasına, bir Müslümanın üstadına teslim olması Kur’ân ve sünnet dairesindedir. Bir kimse bir sözü dinleyecekse, ona itaat edecekse…
9. Nûr 37-38. Âyetler: “Onları Ne Ticaret Ne Alışveriş Allah’ı Zikirden, Namaz Kılmaktan ve Zekat Vermekten Alıkoyar”; Çnâb-ı Hakk’ın İhsân Perdesi ve Lûtûf Perdesi, Cebrâîl Hadîsinin İhsân Tarifi ve “Allah’ı Görüyormuşcasına Yaşamak”
onun Kur’ân ve sünneti uygun olup olmadığını araştırmakla mükelleftir. Bir hal, bir davranış, bir herhangi bir fiiliyat, Kur’ân ve sünneti uygun olup olmadığını Müslüman araştırmak zorundadır. Araştırmakla mükelleftir Müslüman. Eğer gerçekten mümin isen sen her şeyde Kur’ân ve sünneti ararsın. Her şeyde Kur’ân ve sünnet dairesinde olmasını istersin.
Hazret-i Pîr bize öyle bir Allah dostuna, öyle bir Allah yerine ey oğul diyor git onu ara, onu bul, ona teslim ol. Beyit devam ediyor. Ondan dinin tatlı suyu kaynayıp durmaktadır. İstekliler o sudan hayat bulurlar, gelişirler yetişirler. Demek ki öyle bir veliden, öyle bir Allah dostundan, Allah’ın gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum dedi. Allah’ın sevgisine ulaşmış, Allah’ın raziyetine ulaşmış.
Onlardan Allah razı, onlar da Allah’tan razı. O hale erişmiş. Âyet-i Kerîme ile Allah ve Resulünün düşmanlarına düşman olan, Kur’ân ve sünneti düşman olana düşman olan. Şimdi bazen derler böyle ya bu dil sana yakışıyor mu? Allah ve Resulünün düşman olanlara düşmanım. Vatanıma, milletime düşman olanlara düşmanım. Kur’ân ve sünnetime düşman olanlara düşmanım. Hırsızlığa düşmanım, arsızlığa düşmanım.
Yan kesiciliğe düşmanım, uyuşturucuya düşmanım, lütfüliye düşmanım, fuhşiyata fahşiyata düşmanım. Bunlara düşmanım. Allah’ın haramlarını açıktan işleyenlere düşmanım. Ne yapayım? Kumara dost mu olayım? Ne yapayım? Fuhuşa dost mu olayım? Ne yapayım? Eşcinselliğe dost mu olayım? Ne yapayım? Faizciliğe dost mu olayım? Ne yapayım?
Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleriyle ağlay eden, onun sünneti seniyesiyle ağlay eden, onları inkar edenlerle dost mu olayım? Ne yapayım? Etrafına kamunun parasını, malını, mülkünü peşkeş çekenlerle dost mu olayım? Bunları söylemeyeyim mi? Kalkıp da bir sürü yalan yanlış işler yapanlarla dost mu olalım? Hayır. Biz Kur’ân ve sünnetin haram ettiği her şeye düşmanız. Biz Allah ve Resulüne düşmanlık edenlere düşmanız.
Bizim sufiliğimiz, benim sufiliğim böyle. Beğenmiyorsan yolun açık olsun. İstediğin yere git. İstediğini dinle. Ben Allah ve Resulüne dost olanlarla dost olma yolunda gideceğim. O inhameti, ihsaneti, o peygamberlerin, o velilerin, o evliyaların, o sufilerin yolundan gideceğim. Ve ben Allah dostlarının yolundan gideceğim. Ben bir Allah dostu bulmakla mükellefim. Evet. Hazret-i Pîr diyor ki, ondan dinin tatlı suyu kaynayıp durmaktadır. Kimden?
Allah’ın gören gözü tutan eli yürüyen ayağı olandan. Aklı, aklı, Cenâb-ı Hak’ın katından bir ruh ile desteklenen. Dikkat edin buraya. Aklı, aklı, Cenâb-ı Hak’ın katından bir ruh ile desteklenen. İnsanlar Kur’ân’a tabi değil. Çok basit. Bana Kur’ân’ı Kerim’in beyanıyla aklı, aklı, Cenâb-ı Hak’ın katından bir ruh ile desteklenen, kalbi iman pınarı olmuş, ona baktıkça Allah hatıra gelen bir kimse Allah ereği. onları tarif ediyor.
Onlar öyle kişilerdir ki onları ne bir ticaret, ne bir alışveriş Allah’ı zikretmekten, namazı dostluğunu kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyar. Bakın burada Allah’ı zikre ayırmış, nam…
10. Nisâ 119. Âyet: Allah’ı Bırakıp Şeytanı Dost Edinme ve Kur’ân-Sünnet’e Sırtını Dönenin Şeytanla Dostluğu; Zikrullah’tan Uzaklaşanlara Şeytanın Oturuşu, Haftada Üç Gün Zikre Giden İçkiçi Kocadan Şikâyet Eden Kadın Vakası ve Toplumun “İyi Olan Ne?” Soruna Düşmesi
azla zikir. Otur otur dünyaya cahil insan. Dini bilmiyorsun, karıştırma. Namaz ayrı, Allah’ı zikir ayrı. Evet, hepsi bir zikirdir eyvallah. Ama sen Allah’ı otur, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah demek Allah’ı zikir bu. Subhanallah ve bi hamdihi demek Allah’ı zikir bu. Hadislerle sabit. Sen yeni bir din mi oluşturuyorsun? Ahmak kafalı şey. Din bilmez, yol bilmez şey. O yüzden o Allah dostlarında dinin tatlı suyu var.
Onlardan git öğren. Onlar kimmiş? Bakın onlar kimmiş? Onları ne bir ticaret, ne bir alışveriş, Allah’ı zikretmekten. Birinci derecede bu bakın. O birisi mal topluyor boyuna. Allah’ı zikri terk etmiş, namazı terk etmiş, zekatı terk etmiş. O dünyalık olmuş o. O şeytana heva hevesine uymuş o. Allah’ı zikir yok, namaz yok, zekat yok. Bakın üç tane çok önemli bir ibadet var. Üç tane. Üç tane bakın. Allah’ı zikir, namaz ve zekat.
O zaman o dinin tatlı suyu kaynayıp kaynayıp insanların iman edenlerin kalplerine bu manada iman suyu damlatan, vesile olan, onların imanlarının kemal-i ermesine vesile olan, dini yaşamalarına vesile olan o Allah dostlarının en önemli özelliği. Onları zikir, namaz ve zekattan alıkoyacak ne bir ticaret var, ne bir alışveriş var, ne dünya var. Allah muhafaza eylesin. Sonraki âyet-i kerîme. Nûr sûresi 37 ve 38.
Onlar Allah’ın kendilerini işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırması ve lütfundan kendilerine daha fazlasını ihsan etmesi için böyle yaparlar. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Demek ki onlar o Cenâb-ı Hakk’ın mükafatını ve onun lütfunun ve onun ihsanının daha da artması için uğraşıyorlar.
Onlar Allah’a yakinleştikçe yakınlaşmak, lütfuna erdikçe lütuf perdesinden lütuf perdesine, ihsan perdesinden ihsan perdesine gitmek için uğraşıyorlar. Herkes dünyasını mamur etmek için uğraşırken onlar Allah’ın ihsanına ulaşmaya çalışıyorlar. Neydi ihsan? Hadisi kutsi’de meşhur Cibril hadisinde ne diyordu Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem?
Cebrâîl Aleyhisselâm iman nedir, İslam nedir, ihsan nedir dediğinde ihsan sorusuna şöyle cevap veriyordu. Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. o Allah dostları, o Allah erleri, o Allah’a yakınlaşan kadınlar ve erkekler, Cenâb-ı Hak’ın ihsan perdesinde yaşamak isterler. Onun bir altı nedir? Lütuf perdesidir. Bir üstü nedir? İhsan perdesidir. Lütuf perdesine, hadîs-i kudsî’den cevap veriyorum.
Yok ki göremeseler dahi her an Allah’ın onu gördüğünü düşünerekten, öyle tefekkür ederekten yaşamasıdır. bu Allah’ın lütuf perdesidir. İhsan perdesi ise görüyormuşçasına yaşamaktır. Bakın görüyormuşçasına yaşamak. Şimdi birisi der ki Allah görülür mü? Körler görmez. Cenâb-ı Hak bütün zahir sıfatlarıyla tecelli etmiş. Bütün zahir sıfatlarıyla tecelli etmiş. Sen Allah’ı görmekten nasıl uzaksın? Körsün de o yüzden. Körsün.
Allah bütün sıfatlarıyla tecelli etmiş. Allah tanınmaklıktan çünkü tanınmaklık hoşuna gidiyor onun. Öyle olunca demek ki onlar o Allah erleri, o Allah dostları. Ne yapıyorlarmış? Allah’ın lütfunun daha fazlasını, ihsanın daha fazlasın…
11. En’âm 121. Âyet — Şeytanların Fısıldaşması ve Kulluk Ehline Vesvese Vermesi; Bakara 269 Hikmet Âyeti, Kalbi Halîluru’r-Rahmân İbrahim Aleyhisselâm Kalbi Üzere Olan 30 Ebdâl ve “O Günahın Ebdâlı Yüzü Suyurmetine Yağmur Yağar” Hadîsi
ı istiyorlar. Daha fazlasını istiyorlar. Ve o yüzden dünya ve dünyanın içindekiler onun gözünde çöp misali. Onlar daha da Allah’a yaklaştıkça yaklaşmak, yaklaştıkça yaklaşmak istiyorlar. Allah bizi onlardan eylesin. Allah erinden başkasını kuru kumsal bil. Kuru kumsal bil ki o kumsal her zaman senin ömür suyunu içer, mahveder. Demek ki Allah’ın dostlarından başkasını sakın takılma. Allah dostlarının dışında kendine dost edinme.
Allah dostlarının, Allah’ın velilerinin dışındaki insanları kendine veli edinme. Nisâ âyet 119. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. O zaman insan Allah dostunu bıraktıysa bil ki şeytan dostuna gitti. Şeytana dost oldu. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’e sırtını döndüyse bilsin ki şeytanın yolunda. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in yasakladığı bir işi yapıyorsa bilsin ki şeytanla dostluk kurdu.
meşhur ya hadîs-i şerîf. Şeytan diyor kulun kalbinin kapısında bekler. Ne zaman ki oradan zikrullah kalktı, zikrullahı kesti kul. Şeytan diyor içine oturur. İçine şeytan oturur. Demek ki Allah’ın zikrinden kesildiğin an sen kalbine şeytan oturdu. Sen namazı terk ettin şeytan zaten seni zapt etti. Zapt etti. Sen zikri terk ettin şeytan seni zapt etti. Sen anlat kızım melahat sözü gibi.
O kadar çok senin böyle sebebin var ki şöyle oldu da böyle oldu da o yan baktı da o düz baktı da. Yürü kardeşim yürü. Sen şeytana dost oldun başka bir şey yok bunun. Sen Allah dostuna düşmanlık yaptıysan sen şeytanla dostluk yaptın. Sen Allah’ın velisine düşmanlık ettiysen sen şeytanla dostluk kurdun. Sen Allah’ın zikrine düşmanlık ettiysen sen şeytanla dost oldun. Sen Allah’ın zikredildiği bir mekanı kapattıysan sen şeytana dost oldun.
Sen Allah’ın zikredildiği bir yere bir yere sen kalktın düşmanlık beslediysen sen şeytanla dost oldun başka bir şey yok. Sen şeytanla dost oldun. Sen Allah’ı zikredenleri kötüledin şeytanla dost oldun. Sen namaz kılanları kötüledin sen şeytanla dost oldun. Sen namaza karşısın şeytanla dost oldun. Sen zikrullaha karşısın şeytanla dost oldun. Sen haramlara karşı olanlara karşısın şeytanla dost oldun.
Sen haramların içerisinde yüzüyorsun şeytanla dost oldun. Sen şeytanı kendine dost ettin. Sen Allah dostlarını kendisine dost edenlere düşman oldun. Sen şeytana dost oldun. kıymetli dostlar. Kimin sevdiğinize dikkat edeceksiniz. Kimin peşinden gittiğinize dikkat edeceksiniz. Kiminle arkadaşlık kurdunuz, kiminle dostluk kurdunuz, kiminle yoldaşlık kurdunuz dikkat edeceksiniz. Gittiğiniz yola dikkat edeceksiniz. Siz hangi hiziptensiniz?
hangi böyle hizip şimdi parti olarak adlandırılıyor? Hangi topluluktansın sen? Senin topluluğun neresi? Kur’ân Sünnet topluluğu mu? Haramların açıktan işlendiği bir toplum mu? Haramların metedildiği bir toplum mu? Senin arkadaşların nerede? Her akşam bara pavyona mı takılıyorlar? Meyhaneye mi takılıyorlar? Her akşam zikrullah alakasına mı gidiyorlar? Bizim bir de enteresan şeyimiz var. Kadınlar da erkekler de. Adam her gün içiyordu. Çok kötüydü.
Ondan sonra adam namaza başladı. Her gün zikrullah gidiyor. Yine çok kötü. Kadın çok kötüydü. Çarşı parçada dolaşıyordu ortalıkta. Kadın tövbe etti. Namaza başladı. Zikrullah başladı. Sûfî oldu. Kadın yine çok kötü. Ya iyi ne? İyi olan ne? Bu dünya gelip geçecek. Telefon açıyor bana. Mustafa Hoca ile mi görüşüyorum? Ben hoca değilim ama adım Mustafa. Buyur. Buyrun. Buyrun. Buyrun. Buyrun. Allah Allah tanıyamadım diyor ben bazen şimdi.
Nasıl tanımazsın? Allah Allah herkes tanıyacak demek ki. tarifi diyor. Buyur, sen derdini söyle. Haftanın üç gün zikrullahı gidiyor da. Meyhaneye gitsin o zaman. Meyhaneye de gitmesin. Bara gitsin. Bara da gitmesin. E saza gitsin, saza da gitmesin. E topa gitsin, topa da gitmesin. Ne yapsın? Ne yapacak? Namaz kılmayacak mı, oruç tutmayacak mı, zekrullah gitmeyecek mi, derse gitmeyecek mi, dinini öğrenmeyecek mi? Bu hale geldi toplum.
Toplum bu hale geldi. Allah muhafaza eylesin. Allah erinden başkasını kuru kumsal bil. Bir tek Allah dostları…
12. Kırk Gün Erbain-İnziva Faslı: Mûsâ Aleyhisselâm’ın Tûr-i Sinâ Kırk Günü, “Kim Haramdan 40 Gün Uzak Dursa Allah Kalbinden Hikmet Pınarları Akitir” Hadîsi, İtikâf Sünneti ve “Bilmediklerinizle Amel Ederseniz Allah Bilmediklerinizi Öğretir” Keşfu’l-Hafâ Rivayeti
, o müminler, o kalbinde iman olan, Cenâb-ı Hak’ın kalbine imanı oturtturduğu, katından bir ruh ile desteklediği, namazı dost doğru kılan, Allah’ı zikreden, zekat veren, oruç tutan ve aynı zamanda farzları yerine getiren, nafilelerle, sünnetle Allah’a yaklaşan, Allah’ın sevgisine ulaşmış, gören gözü duyan kulağın hitabına erişmiş. O Allah dostlarından başkasını sen kuru kumsal bil. Onlar çünkü şeytanın dostları.
Onlar heva ve heveslerine kanmışlar. En’âm sûresi ayet 121. Gerçekten şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına fısıldallar, terkinde bulunurlar, gizlice çağrılırlar. Onlara itaat ederseniz, şüphesi siz de müşriklerden olursunuz. Enteresan bir şey. Demek ki o şeytanlar birbirlerinin ne yapıyorlar? Fısıldaşıyorlar. Gizli çağrılarda bulunuyorlar. Ona diyorlar ki gel Kur’ân ve sünnetten uzak dur. Gel zikrullahdan uzak dur.
Gel şu zikredenlerle mücadele et. Onlara savaş aç. Onlara savaş aç. Gel onlarla uğraş. Bunlar tehlikeli insanlar. Sebep? Sebep? Bunlar Kur’ân sünnet diyorlar çünkü. Sebep bunlar Allah’ı sev, Allah’a aşık ol diyorlar. Allah muhafaza eylesin. Demek ki şeytan da ne yapıyor? Kendi dostlarına vesvese veriyor. Kendi dostlarını Kur’ân’dan, sünnetten, namazdan, zikirden, iyiliklerden ne yapıyor? Uzak tutuyor. Bir vesvese oluşturuyor sana.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hak onlardan cümlemizi ne yapsın? Korusun, muhafaza eylesin. Hakim olan, erden hikmet iste ki onunla görücü, bilici olasın. O zaman o hikmet ne? Hikmet ne? Hikmet, anlayış olarak, fikir olarak, düşünce olarak, felsefe olarak, isabetli olan, inanç noktasında isabetli olan ve herhangi bir işi yerli gelince yapan kimse. Hikmet o. Hikmeti veren de kim? Allah! Allah!
Az önce sıraladığım bu özellikleri üzerinde bulunduran kimse, Cenâb-ı Hak’ın hikmetine ulaşmış. Ve diyor ki Rabbim Bakara 269 Allah hikmeti dilediğine verir, kime de hikmet verilirse ona çok hayır verilmiş olur. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır. O zaman biz o hikmet ehline kendisine Cenâb-ı Hak’ın katından ihsan edilen, lütf edilen, Cenâb-ı Hak’ın katından ruh ile desteklenen o hikmet ehline gidip ondan biz ne yapacağız?
Nasihat isteyeceğiz. Onun nasihatlerini tabi olacağız. Biz ondan ne yapacağız? Kendimizce onun yoluna girmeye çalışacağız. Ancak akıl sahipleri bunun üzerinde düşünüyorlar. Allah muhafaza eylesin. Biz onlara veli diyoruz, biz onlara abdâl diyoruz. Ehli aslında, ebdâl geçer ama abdâl derler. Biz onlara ricâlullâh diyoruz, biz onlara Allah dostu diyoruz, biz onlara veli diyoruz, biz onlara şeyh diyoruz gibi.
Ama bu konuda daha geniş bir açıklama isterseniz İbrahim Canan Hoca’nın Kütüb-i Siddetinin ebdâl bölümü var. Oraya okuyabilirsiniz mesela. Orada der, ebdallar, ondan sonra İmâm Ahmed bin Hanbel Hazretlerinin naklediği hadisefte bu ümmetin ebdalları 30 tanedir. Onların kalbi Halîluru’r-Rahmân Hazret-i İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzerinedir der. Bu Halilurrahmanın kalbi üzerindir dediğinde bu 30 tanesi nasıl anlatayım? Manevi mertebe olarak 7.
makama çıkmış, 7. dereceye ge…
13. Enfâl 29. Âyet: “Allah’tan Korkar Takvâ Sahibi Olursanız İyi İle Kötüyü Ayırt Edecek Marîfet Nuru Verir”; Hadd 28. Âyet “İki Kat Rahmet ve Işığı Aleyhinde Yürüyeceğiniz Nur”; Akıl Cebrâîl Gibidir — “Bir Adım Daha Atarsam Yanarım” Beyitinin Girizgâhı
lmiş olan kimselerdir. Bunlar o manevi katlardan emmar-ı levvâme emmül lüm-e mutmainne râzıye merdıyye safiyyeye gelmiş kimselerdir. Çünkü İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzerine olmak, İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzerine olmak, o kalp artık İbrahim Aleyhisselâm hikmet verilmiş peygamberlerden, daha çocuk yaştayken kalbine ilham edilmiş peygamberlerden.
o dediydi ya, bu benim Rabbim olabilir, hayır, ondan sonra bu benim Rabbim olabilir, hayır, ondan sonra ben batanları sevmem de dedi. Bu da onun gibi bir şey, İbrahim kalbi üzerine olmak. Ve normalde o hadîs-i şerîf devam ediyor ya, bunlardan birisi ölünce diyor, onun yerine birisi konulur. O başka bir hadis-i şerifte de işte 40 tanedir, ondan sonra bunların 30 tanesi Halîluru’r-Rahmân kalbinin üzerindir der.
O 10 tanesi henüz daha o hale gelmemiş olanlardan. O yüzden o hadis-i şerifte daha devam eder, onların yüzü suyurmetine yağmur yağar, onların yüzü suyurmetine ihtiyarlar bakılır, çocuklar bakılır, onlar bir şeye dua ederlerse Cenâb-ı Hak onların dualarına icabet eder diye.
diyor, sen öyle bir kalbi İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzerine olan o hikmet ehlini bul, onu ara, ondan diyor hikmet öğren, ondan hikmet al, ondan hikmet pınarlarını kendi üzerine akıtmasına vesile eyle. Bu böyle, bu emir nitelinde Allah muhafaza eylesin. Ve hikmet arayan hikmet kaynağı olur. Tahsilden ve sebeplere teşebbüsten kurtulur. Hikmet arıyor ya o kimse. Önce ne yaparsın? Hikmet ararsın. Önce ilim peşinde koşarsın.
Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri meşhur hadislerinde dedi ya, hikmet müminin yitiyidir. Onun bulduğu yerde alır. Veyahut da hikmet müminin yitiyidir. Nerede bulursa onu alır. Veyahut da birinci derecede hak ona aittir diye Cenab-ı Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurur. Öyle olunca hikmet senin yitik malın. O hikmet ehline ara, bul ve ondan hikmet öğren.
Ve bir müddet sonra hikmet ararken hikmetin kaynağı olacaksın. sen Allah’a dost olma yoluna girdiğinde bir müddet sonra Allah’a dost olacaksın. Çünkü yine bir hadîs-i şerîf daha var ya ben böyle hep söylerim. Kırk gün kendisini haramlardan uzak tutup ibadetlere veren ve kırk gün sımsıkı tutan bir kimsenin diyor, şeyde Kenzu’l-Ummâl’da geçiyor bu hadîs-i şerîf.
kırk gün diyor kendisini böyle sabah namazına kalkıp bütün gününü haramlardan uzak geçirip böyle devamlı zikirle, tefekkürle geçiren bir kimse. Kırkıncı günden sonra var ya Cenâb-ı Hak onun kalbinden hikmet pınarlara kıtır diyor. eskilerde bu hadis-i kudside ve Musa Aleyhisselâm’ın kırk günlük Tur-i Sina’daki inzivasından dolayı kırk günlük Erbain. Erbain kırk demek. Kırk günlük böyle sûfîler kendilerini inzivaya çekerler, Erbain çıkarırlar.
Sebep o kırk günlük o inzivayı çıkararak o kimsenin kalbinde hikmet pınarları olsun diye. Veyahut Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri kırk gün yapmadığı için Musa Aleyhisselâm’ın sünnetidir. Kırk gün yapmak bir kimse uyarsa yine bir peygamber uymuş olur. Ama Hazret-i Muhammed Mustafa hem Ramazan’da itikafa girdi. Her zaman sünnete koydu bir Ramazan girmeyince bu sefer aşure ayında itikafa girdi.
O zaman o itikafa girenler için de bunu söyleyebilir miyiz? El cevap söyleyebiliriz. Ve kırk gün o kimse böyle yaparsa kalbine onun hikmet pınarları gelir mi? Bir de ne var? Siz bilmediklerinizle amel ederseniz, bildiklerinizle amel ederseniz Allah sizi bilmediklerinizi öğretir. Bu hadis nerede geçiyor? Keşfu’l-Hafâ’da geçiyor. O yüzden kim bilmediğiyle amel ederse, bildiğiyle amel ediyor. Allah bunu bilmediklerini öğretir.
Cenâb-ı Hak bizi onlardan eylesin inşallah. Bilgileri hıfseden lef, bir Levh-i Mahfûz olur. Aklı ruhtan nasiplenir, feyz alınır. Önce aklı hoca iken sonra aklı ona şakirt olur. Ve Cenâb-ı Hak bunu nasıl veriyor insana? Enfâl 29 Ey iman edenler! Eğer siz Allah’tan korkar takva sahibi olursanız, o size iyiyle kötüyü ayırt edecek bir marifet, bir nur verir.
Demek ki biz Allah’tan korkar takva sahibi olursak, Allah’tan korkup takva sahibi olursak, O zaman Cenâb-ı Hak bize ne yapacak? Kötülüğü ve iyiliği ayırt edecek, kalbimize bizim marifet nuru verecek. Ve biz o zaman bilgileri hıfseden bir lef değil, bir Levh-i Mahfûz hükmünde olacağız. lef-i mahfuzdan ilim bizim kalbimize gelecek. Çünkü Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede marifet nuruyla nurlandıracağını söylüyor size. Allah biz onlardan eylesin.
Ve Allah’tan korkun, peygamberlerine inanın ki size rahmetini iki kat versin. Ve size ışığında yürüyeceğiniz nur lütfetsin. Ve sizi bağışlasın. Allah gavurdur rahimdir. Hadi, ayet 28 Demek ki biz eğer öyle davranırsak, Cenâb-ı Hak bizim kalbimize o nuru verecek, o ikramı verecek, o ihsanı verecek. Ve Allah’ın emirlerini işlemek, yasaklarını terk etmek suretiyle Allah’tan korktuğumuzu gösterirsek, O zaman biz…
14. Mesnevî Şerhi Kapanışı: 70 Dakika Sohbetin 1 Saat 10’a Çıkması, 1066. Beyitten Haftaya Devam Kararı, Sûfîlerin Yolunun “Kör O Dur ki Allah’ı Görmüyor” Sayhı ile Sonlandırma ve Soru-Cevaba Geçiş
her şeyde kendimizce bir çıkış yolu bulacağız. Ve Cenâb-ı Hak o çıkış yolunu bizim kalbimize ne yapacak? İlham edecek, akıl. Cebrâîl gibi, ey Ahmet bir adım daha atarsam yanarım. Buradan devam edeceğiz inşallah. Ben bayağı yürümüş gitmişim, saate baktım şimdi 22.09 olmuş. 1 saat 9 dakika olmuş sohbet. Haddimi açmışım ben, hakkınızı helal edin. Ben 45 dakikadan fazla sohbet etmek istemiyorum. Ama velakin biz bayağı geçmiş 70 dakika olmuş sohbet.
Ben kendimi kaptırmışım. Kendimi kaptırınca yürümüş gitmişim. Hakkınızı helal edin gerçekten. Bu kadar böyle sohbet çok aslında şey değil, nasıl söyleyeyim. Ağır olabilir. fazla olduğundan dolayı Allah affetsin. Biz de kaptırıyoruz demek ki bazen. Senin beat’i de söyleyeyim mi? 70, 69, 68, 67, 68, 67, 68. Kaçta 65’te mi kaldık ya? 3 beat mi okuduk? 65, 66’dan devam edeceğiz. 5 beat okumuşuz. 1 saatte 5 beat açıklamışız. Çenemiz düşmüş ya.
Allah bizi affetsin. Gerçekten 1 saat 10 dakika sohbet etmişiz. Kusura bakmayın. Uzun olmuş. İnşallah…
15. Ira’kta Amerikan Askerlerinin Tecavüzünden İntihar Eden Kadınlar, Suriye-Yemen-Bosna-Çin-Afganistan’da Gavur Tecavüzleri; Tecavüz ile Fuhuşun Hukuken Ayırımı, İmâm-ı Âzam’ın “Zorla Tecavüze Uğrayan Kız Yine Bâkir Hükmündedir” Fetvâsı ve Türkiye’de 500 Bin Kadının Fuhuş İddiâsı
sorularınıza geçiyoruz şimdi. Konu bölünmemiş oldu en azından değil mi? Evet. Evet. Irak’ta binlerce kadın Amerikan askerlerinin tecavüzlerine uğradığından dolayı intihar etti. Fuhuş yeni bir şey değil ki her zaman vardı var olacak. Türkiye gibi bir ülkede açtık. Sefalet diye bir şey. Şahısların kendi seçimleri. Bugün işim yok diyen adama iş teklif ettiğinde de ne yapacağım diye soruyor. Gel yemeğiyle çalış dediğin bir sürü insan oldu.
Aldığım cevap ben kötü çalışırım oldu. İnsanlar iş değil, az çalışıp çok para kazanayım yolunda. Helal para peşinde olan bir esnaf gösterin bana. Dolar yüksek zam dolar düştü aynı fiyata devam var bu ülkede. Bu ülkede genel ahlak sorunu başka sorunu var başka bir şey yok. Amerikan askerlerinin tecavüze uğradığı bütün Müslümanlar sadece Irak’ta yok.
gavurların tecavüzünü uğrayan Irak’ta var, Suriye’de var, Yemen’de var, Bosna’da var, Çin’de var, Afganistan’da var. Her yerde var Müslümanlar her yerde tecavüze uğruyor. Bakın bir kadının tecavüze uğraması farklı bir olay. Fuhuş farklı bir olay. Tecavüze uğrayan kadın fuhuş yaptığı hükmünde değildir. Önce burayı ayırt edelim. Bir kadın tecavüze uğradıysa o fuhuş yaptığı hükmüne girmez.
Hatta İmâm-ı Âzam’a göre bir kadın tecavüze uğradıysa, bakirse yine bakür hükmündedir. Tecavüze uğradığı hükmü verilmez ona. O böyle vekaretini kaybettiği hükmü verilmez ona. çok özür dilerim sadece zar değildir mesela. Mesele sadece o kadınların uzunluğunda bulunan zar değildir. Mesela bir kıza zorla bir kimse tecavüz ederse, o kız kız hükmündedir dinin hükmüne göre.
Fuhuş ise bir kadının kendisine nikahsız, erkeklerin kendi rızasıyla teslim etmesidir. Bu fuhuştur. Fuhuşla tecavüz ayrı şeylerdir. Bir kimse zevkinden fuhuş yapıp para kazanıyor. Biz bilemeyiz, fuhuş haram. Biz fuhuşa karşı çıkarız. Bir ülkede şu oluyor, bu oluyor deyip de fuhuşa karşı çıkmamazdık söz konusu olmaz herhalde. bazı kamuoyu araştırmacıları var, yaklaşık 500 bin kadının fuhuş yaptığına dair. Allah’ıma fazla emesin.
Bu az bir rakam değil, bu ülke için. Daha fazladır da biz öyle iyi niyetli olalım. O yüzden evet ülkemizde tembellik olabilir, var bunu kabul ediyorum. Ama insanların fuhuş yapmasına ayrı bir iş. Allah bizi affetsin. Selamünaleyküm. Abi bu…
16. Tasavvuf Yoluna Girmek İsteyen Kardeşe Kapı’nın Açıklığı; Tasârım Çalmak Kul Hakkı Mıdır Sorusuna “Evet, Dâru’l-Harp Hukuku Ayrıı” Cevabı; Çatalcalı’dan “Hiçlik Makâmına Niyâz Edin” İsteğine “Sohbet Zaten Cevabı Kapsıyor” İkaresi
tasavvuf yoluna ben de girmek istiyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz? Olabiliriz. Neden olmayalım? Biz onun için burada varız inşallah. Allah yardımcın olsana, bir mühendik alsın, güzellik alsın inşallah. Hayırlı akşamlar. Tasarım çalmak kul hakkı mıdır? Evet. Çalınan tasarımdan para kazanmak kul hakkı mıdır? Evet. Çalmak ya, çalmak olunca zaten bitiyor mesele. Bu harbindense bu ayrı mesele. Dâru’l-Harp hukuku farklıdır.
Allah’ın selamı sizin ve tüm inananların üzerine olsun. Hocam, Peygamber Efendimiz’in yüzü suyurmetine güzel kalbinizle benim ve tüm Müslümanlarımla dua eder misiniz? Her zaman ediyorsunuz. Bunu kalpten eminim çünkü ben madde âleminden benliğimin ateşini yakamayıp, ma’ana âlemini yaşayamıyorum. Çok bir şey yapmak istedim. Çok bir şey istemiyorum. Rabbimden ona yakın olmak, ruhumda hissetmek hissediyorum.
Yeterli değil, dünya hayatı beni her zaman engelliyor. Benim için güzel kalbinizle, hiçlik makamına dua ve niyazda bulunur musunuz? Allah razı olsun. Çatalcalıymış. Evet. Canım Allah muine olsun, canım kardeşim. Sohbeti dinlediyseniz eğer sorunuza sohbet cevap olmuştur. O yüzden bu sohbeti iyi dinlemenizi tavsiye ederim. Eğer dinlediyseniz, eğer dinlemediyseniz dinlemenizi tavsiye ederim. Sorunuzun cevabı bu sohbetteydi. Hayırlı akşamlar.
Hayırlı akşamlar hocam.
17. Bekârken Ramazan Orucu Tutmayan Eşe Kazâ Niyetiyle Pazartesi-Perşembe Tutma Tavsiyesi; Portre Çizmek Caizdir, Komple Vücut Çizmek (Heykel Gibi) Caiz Değildir Meselesi
Eşim daha bekarken geçirmiş olduğu bir rahatsızlıktan dolayı Ramazan orucunu tutamamış. Eşim pazartesi, perşembe oruçları tutmaya çalışıyor. Fakat eşime senin kazağın olduğu için kazağını önce tutman gerekiyor. Niyetini kaza olarak getir ki oruçların bitsin diyorum. Eşim ne gerek var kaza niyeti demeye? Onun yerine geçer diyor. Bu konuda lütfen siz de adını atır mısınız? Eşim senin kaza niyetiyle tutması evla eğer oruç borcu var ise.
Selamün aleyküm.
18. “Aksisi Sadâdır” (Kafir’e Bakmak, Yaptiklarinin Önünde Olması) Meselesi, Nefsini Zümmedenlerden Olmak, Gerçek Zikirin Dil-Kalb-Sır Mertebeleri ve “Allah’tan Başkasından Korkmak Şirk midir?” — Peygamber’in “Tembellik ve Korkaklıktan Sana Sığınırım” Duâsı
Vücudu komple çizmek ile portre çizmek aynı hükümde midir? Vallahi portre çizmeyi bildiydim de vücudu komple çizmek ne? Onu anlamadım. Portre çizmek bir kimse karşısında oturuyor. Onun portresini kara kalemle çiziyorsunuz. Portre bu değil mi? Portre komple mi yapıyorlar onu? Bütün şey. E bu caiz. Komplesi oldu mu caiz değil. Heykel gibi komple bir heykel düşünme o caiz değil. Bunun gibi. Selamün aleyküm şöyle bir deyim var. Bu aksisi Sedâdır.
Hazret-i Pir öyle der Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri. Aksisi Sedâdır. Hazret-i Pir öyle der. Hazret-i Pir öyle der. Bir de en azından Kâfır’a bakıyor. Bir de en azından Kâfır’a bakıyor. O da Kâfır’a bakıyor. Bu da Kâfır’ın bir şey. Bir de Kâfır’ın bir şey. Kâfır’ı da bakıyor. Kâfır’ın bir şey. O aksi sedadır Hz. Pîr öyle der Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’a Hz. Aksi sedadır bu, âyet-i kerîmede de sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır der.
Biz zayıf kullar, zayıf müminler olarak bizim başımıza gelenleri, biz yaptığımız hatalara bağlarız ve böylece kendi kendimizi temize çıkarmayız. Biz nefsimizi zümmedenlerden olduk deriz, tövbe deriz. Bizim bildiğimiz âdemin yolu bu. O yüzden biz tövbe deriz, bizim hatamız deriz. Gerçek zikirden bahsediyor bazı ârinler, kişiler. Bunun esas olduğunu söylüyor. Gerçeklik nedir, bizim bu yaptığımız zikirler ne kadar gerçek diye yakın o zaman.
Biz Allah için oturur, Allah’ı zikrederiz. zikrullah dildedir. Dilden kalbe iner, kalpten sırra geçer. Ama oturup Allah’ı zikretmek, dil ile zikretmek en büyük iştir. O yüzden o en büyük işin kendi içerisinde manevi mertebeleri vardır. Gerçektir bu, başka bir gerçek yoktur zaten. Allah’ı zikir en büyük gerçektir. Kim Allah’ı zikrederse Allah’tan onu zikreder çünkü. Öyle olunca en büyük gerçeklik Allah’ı zikretmek oluyor.
Bir kimse dil ile zikreder, dilden kalbe tecelleder, iner, kalpten sırra tecelleder. Bu eyvallah, bu zikrim merhaleleridir. Ama bunların hepsi de gerçektir. Ve hepsi de bu meselenin dairesinin içindedir, zikir dairesinin içindedir. Allah der ki sadece benden korkun. Ancak bizler de karanlıktan, sesten, zalimin zulmünden, ölümden koran adam ve benzer şeylerden korkuyoruz. Bu korkular şirk midir?
Şimdi Hazret-i Peygamber’in, Salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri korkaklıktan sana sığınırım. tembellikten sana sığınırım. İhtiyar, iş görememez, acizlikten sana sığınırım diye Hazret-i Peygamber’in, Salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bize bahsettiği korkular var. Öyle olunca evet bu korkular normalde insanı Allah’tan uzaklaştırır. Ama insanın daha ağır olunca evet insanı şirke götüren şeylerdir. Allah muhafaza eylesin.
19. Allah İçin Sevmek Nasıl Bir Şeydir? — Karşıdaki Kimseden Beklentisiz Muhabbet; Eşe-Çocuğa-Arkadaşa Nasîhat Etmeyenin Onu “Allah İçin Sevmediği”; Yaşarken Helalleşmenin Önemi ve Büro Önünde “Hakkını Helal Et” Diyene “Ne Yaptın ki?” Cevabı
Herkesin dilinde Allah için sevmek var. Kendi deneyimlerim sonucu. Bunun zor olduğunu görüyorum. Ayağı basmaya ve basılmaya göre. Bu nedenle sorum Allah için sevmek nasıl bir şey? Allah için sevmek, karşıdaki bir kimseden hiçbir beklentisiz ona muhabbet besleyip onu sevmek, Allah için sevmek bu. Ben bunun en böyle hakiki tezahürünün Allah dostlarına olan sevgide görüyorum. Evet eşine karşı da Allah için sev. Çocuklarını da Allah için sev.
Ama çocuklar bir şey eksik yapıyor. Biz ona nasihat etmiyorsak onu Allah için sevmiyoruz. Veya eşimiz yanlış bir şey yaptığında biz ona nasihat etmiyorsak Allah için onu sevmiyoruz. Veya bir dostumuz arkadaşımız biz bir Kur’ân Sünnet’in dışında bir şeyini gördüğümüzde ona nasihat etmiyorsak onu biz Allah için sevmiyoruz demektir. Selamun aleyküm. O aleyküm selam demiş bir kardeşimiz sadece selamün aleyküm demiş.
Biz ona yazalım aleyküm selam diyelim. Selamün aleyküm. Yaşayan birisiyle helalleşmek nefsine zor geliyor. Bu konuda ne tavsiye ederseniz helalleşmenin önemi nedir? Bence yaşarken helalleşin herkeste. Kimin ayağına bastıysanız kimin damarına bastıysanız helalleşin. Kime yanlışlık yaptıysanız kime eksiklik yaptıysanız helalleşin. Helalleşmek kadar güzel bir şey yok ve yaşarken helalleşin.
Mesela bir de şöyle yapıyorlar zaman zaman benim başıma geliyor. Hakkını helal et. İyi kardeşim helal ettiğin iyi değil sen ne yaptın ki?
Bir gün burada büro’nun önünde tam arabaya bineceğim Mustafa Hoca sensin ben Hoca değilim benim adım Mustafa ama ben Hoca değilim dedim ondan sonra bana hakkını helal et ya neden helal edeyim dedim ya hakkını helal et ya neden helal edeyim seni tanımıyorum görmüyorum bilmiyorum dedim ne yaptın senin arkandan attım tuttum ne attın tuttun onu da bilmiyorum dedim helal et sen böyle emrediyor dedim etmeyeceğim mahşerde görüşürüz sen dedim şimdi Allah bizi affetsin ben her zaman söyleyelim kardeşlerimize hakkımız helal olsun bunda bir sıkıntı yok ama insanların helalleşmesinde fayda var hayırlı ve bereketli yayınlar…
20. İkili İlişkilerde “Enerji Verme” Modasına Sûfî Cevabı (“Biz İyilikten İyiliğe, Fazilete Koşanız, Bitâp Düşmeyiz”); Kendi Kendine Konuşma Ruhsal Bozukluk Mıdır? — Zikrullahla Tedavi; Erkeklerin Kadinlara Danismadan Karar Almasına İstişâre Farz-Sünnetinden Red
ikili ilişkilerde veya bir toplulukta konuştuğumda veya bulunduğumda karşı tarafın farkında olmadan enerjimi veriyorum ve yorgun düşüyorum bu günler sürdüğü oluyor özetlersek enerjimi koruyamıyorum bu hususta ilgili tavsiye edebileceğiniz bir çözüm var mı? enerji vermek ne demek ya? bunu anlayamadım o zaman ben ne yapıyorum şimdi? herkese enerji veriyorum ben bi tap mı düşmem lazım?
hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem azettir bi tap mı düştü? sahabeler bi tap mı düştü? pirefendiler bi tap mı düştü? hayır biz hayırdan hayra biz faziletten fazilete biz iyilikten iyiliğe koşarız öyle ben karşımdakine enerji veriyorum bi tap düşüyorum bu heva heves bu nefsimizden Allah muhafaza eylesin kendi kendine konuşma ruhsal bir uzukluğun göstergesi midir? yoksa normal bir eylem midir?
çok normal bir eylem değil insanın kendi kendine konuşması Allah muhafaza eylesin bu normal değil kendi kendinize konuşacağınızı Allah’ı zikredin kendi kendinizi konuştuğunuzu hissettiğiniz anda Allah’ı zikredin erkeklerin evle alakalı konularda kadınlara da danışmaları gerekmez mi?
gerekir istişare etcekler ben bu evin adamıyım erkeğim benim dediğim olur deyip de istişaresiz yapmıcaklar hiç kimse hiçbir şeyi istişaresiz etmeyecek bizim kardeşlerimiz istişaresiz bir karar almayacaklar alacak oldukları karar bir başkasına ilgilendiriyorsa kimi ilgilendiriyorsa onunla istişare etcekler istişaresizlik yok Cenâb-ı Hak peygamberine diyor istişare et diye sen diyor onlarla istişare et ve istişarede bir karar aldığında da o kararın da sabret o kararın da sabret o kararın da dur evde erkek bir şey yapacaksa eşiyle istişare etcek çocuğunu ilgilendiren bir şeyse çocuğu ile istişare etcek bir sûfî kardeş mahallesi ile ilgilendiren bir şeyse mahallesi ile istişare etcek istişare etcekler herkesi istişare etcek bir meselenin ehliyle istişare etcek bir lili istişare etcek sünnet…
iseniye bu Cenâb-ı Hak istişareyi emretmiş ayet de sabit sen istişare etceksin istişare etmek farz ben bazen arkadaşlar onu diyorum ya diyorum ben istişare ediyorsam hepiniz edeceksiniz hepiniz edeceksiniz bütün arkadaşları benim istişare etmemiz bütün herkes bilir bir kimseyi ilgilendiren bir istişare etcek istişare etmiyorsa hem farzı hem sünneti terk etti Allah muhafaza eylesin bazı konularda danışılmadığı zaman…
21. Kadının İstişâre Edilmemesinden Dolayı Kendini Değersiz Hissetmesinin Normal Olduğu; Evde Semâ Yaparken Konya Kültür Müdürlüğü’nün Yasa Koyma İhtimâline Karşı Sessîzlik Tavsiyesi; Evlilik ve Mahremiyet Sorusuna “Bin Sayfalık Kitap İçeriği” Cevabı (Kur’ân Meâli-Hadîs-İlmihâl Al)
kadının kendini değersiz hissetmesi normal mi yoksa nefsime uyuyor evet normal beni ilgilendiren bir konuda benimle istişare edilmeden benim üzerimde veya benim alanımda birisi hükmediyorsa beni değersiz görüyor olmaz doğru değil beni ilgilendiren bir konu benimle istişare etmeden kim hükmedecek ki buna evi ilgilendiren bir konu kadınla istişare etcek öyle ben yaptım oldu yok doğru değil evde semâ yapmakta disiplin açısından zorlanıyoruz evde semâ yaptığınızı söylemeyin Konya kültür müdürlüğü ona da bir engel koyabilir siz evlerde semâ yapamazsınız diye bir genelge çıkartılırlar böyle evlerinizde de semâ etmeyi yasaklayabilirler o yüzden aman dikkat edin evet disiplin edin kendinizi inşallah çünkü evde semâ yapmakta çünkü hiçbir şey kalıcı değildir her şey geçer gider bu olaylarda bu…
korunalı günlerde geçip gidecek geçip gittiğinde biz yayan kalmayalım disiplinimizi bozmayalım inşallah evlilik ve mahremiyetleri nelerdir nikahın şartları nelerdir kadın ve erkeğin birbirine görevlileri nelerdir evlenmek isteyen bir mümin kadın evleneceği erkekte nelere dikkat etmeli hayırlı akşamlar olsun Allah razı olsun bu kitap da değil bu bildiğiniz böyle kocaman bir üç dört çiftlik bir şey olması lazım bunların cevabı sen Kur’ân-ı sünneti iyice öğren evine bir tane Kur’ân-ı Kerîm meal al evine bir tane de hadîs-i şerîf kitap al evine ayrıca bir de ilm-i hal kitabı al muhakkak onlardan bu konuları oku,…
bilgilen kafana takılanları burada sor bunlar böyle bir kitaptan fazla yaklaşık bin sayfalık bir kitap ancak bunun özeti bunun özeti bin sayfalık bir kitap Allah bizi affetsin inşallah arkadaşlar hakkınızı helal edin…
22. Çok Uzak Şehirden Taşınmak İsteyen Kardeşin Eşi Yanaşmıyor Rüyâsına “Rüyâ Yorumlamayacağım” Uyarısı; Eyyûb Aleyhisselâm’ın “Rabbim, Şeytan Bana Yorgunluk Verdi” Duâsının Tefsiri — Peygamber’in Hastalığı Allah’a Atfetmemesi, Âdem’in Yolunda Kusuru Kendinde Görme
buradan rüya yorumlamayacağımı söylemiştim o yüzden bir kardeşimiz rüya yazmış burasaya çok uzaktay yaşıyorum daha önce size yakın olmak için burasaya taşınmak istemiştim eşim önce kabul etti sonra yaşadığımız yere iki saat yakınlık ta ailesi var fazla bir faydası yok ama yakın olmak istiyor babası da yaşlı fazla işi gücü yok iki küçük kardeşi var o yedi yaşlarında onları bırakıp gitmek istemediği ailesine destek olmak istediklerinin birkaç sene sonra gidebileceğimizi söylemişti ben de birkaç yıl bekledim ama şimdi hiç yanaşmıyor kültür olarak uyum sağlayamayacağını ayrıca ailesine kardeşlerine hala sahip olmaya daha önce birkaç yıl beklemeyi kabul ettiğin için çok pişmanım o zaman ne güzel kabullenmişti sizi göremiyorum şimdi hep bir bahane ya da sebep buluyor hiç ikna olmayacak gibi…
benim için nerede olduğumun çok önemi yok size yakın olsam ama burası size çok uzak senede bir bile göremiyorum bu beni çok üzüyor bu bir şey yok bu bir şey yok bu bir şey yok ben de bir şey yapıyorum bu beni çok üzüyor bana dua edin yol gösterin ellerinizden öperim Allah yardımcın olsun Cenâb-ı Hakk’ın aynısın inşallah iyi olur güzel olur hoş olur Cenâb-ı Hak gönderene serinlik versin inşallah kıymetli kardeşler tekrar söyleyeceğim kusura bakmayın buradan rüya okumacağım saat süresi 41 kulumuz Eyyûb an o Rabbine doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi diye seslenmişti parantsiz içinde şeytan bir peygamberin şahsına nasıl yorgunluk ve eziyet verir buradaki kasıt hastalıkla ilgili ise tüm hastalıklar şeytandandır diyebilir miyiz nefis ile ilgili ise peygamber nefisten sığılmış…
kimseler değil midir burada Eyyûb aleyhisselâm üzerine gelen bu yorgunluk ve eziyetlisini Allah’a atfetmiyor Allah’ı suçlamıyor adem’in yolunu atasının yolunu tutuyor bu hata ve bu kusuru kendisinde görüyor selamun aleyküm islam aleyküm selam islam anlayışı dışında söylenenlere, söylemlere, davranışlara,…
metinlere karşı şahsı müteallik olmamakla birlikte aşırı tepki veriyorum islam ahlakıyla yetiştirilmemiş bir toplumda yaşadığımız gerçeğiyle karşılaştığımız bir toplumda yaşadığımız gerçeğiyle karşılaşınca bu durum beni agresif, bağnaz ve yobaz etiketine maruz kılıyor nasıl bir tavır edinmeliyim islam toplumunda yaşamıyor oluşumuz ile yaşadığımız bu topluma karşı sosyal kültüler,…
adaptasyonumuz nasıl olmalı vallahi adaptasyonumuz da olmayacak biz nasihat edeceğiz, nasihat edeceğiz, nasihat edeceğiz biz bu konuda kalkıp insanlara da agresif davranmayacağız biz kendimizce haramlara karşı olacağız ama insanlara nasihat edeceğiz Allah bizi onlardan eylesin inşallah…
23. Ruhlar Âleminden Dünyaya Gelirken Unutulan Şeyler Kabirde Hatırlanacak mı? — Hazret-i Ömer’in Kabirde Rabbike-Nebike Meğeleye “Sen 5000 Yıllık Yoldan Geldin, Unutmadın mı?” Meşhur Rivayeti; Gök Ehlinin Yedi Dille Zikri ve Kulların Çok Dilli Zikre Ulaşabilirliği
ruhlar aleminden dünyaya düşerken orada olanları unutturulduğu gibi burada şahadet ettiklerimiz de kabir haline geçince unutacak mıyız? yoksa doğma büyüme İzmirli’nin Bursa’da ikamet edip sonra İzmir’e dönmesi gibi havasının, suyunu, bağını, bahçesinin, köprüsünü bilinecek mi? şahadet ettiklerini ilk kez görüyor gibi mi olacak?
sana bağlı sen nasıl göçcen bilmiyoruz o nasıl göçeceğine bağlı herkesin hali aynı değil sen ruhlar aleminden buraya gelinceye kadar unutmuşsun o senin işin unutmasaydın burada tekrar Allah’ı zikret,…
sımsık yapış unutturuldu değil unuttuklarını hatırla rivayet ederler ya Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretleri kabre koymuşlar orada kalp ehli bir sahabe görmüş bunu kabir halini inkar edenlere cevap insanlar şimdi kabir halini de inkar ediyor ya oradan bir sahabe görüyor Hazret-i Ömer Efendimizin halini bir melek geliyor Rabbike Nebike deyince tabiri caizse meleğin yakasından tutuyor sen diyor kaç yıllık yoldan geldin o diyor beş bin yıllık yoldan geldin sen diyor benim hatırıma gelen o beş bin yıllık on bin yıllık ne kadarsa sen o kadar bin yıllık yoldan gelirken Rabbini unutmadın da ben şuradan şuraya geldim ben Rabbimi unuttum mu diyor bir hitap duyuluyor bırakın onu diye demek ki bir unutanlar olacak bir de unutmayanlar olacak Allah cümlemizi unutmayanlardan eylesin bir…
sohbetinizde gök ehlinden yedi dili olan hepsinin aynı anda farklı esmaları söyleyen varlıklardan bahsetmiştiniz kulların da ikiden fazla dili olabilir mi? olabilir çokça dilin olabilir inşallah daimi zikrin kalbine yerleştiği kul mana aleminde zikrullah da çıkan gri duman gibi mi olur? onun gittiği yere mi gider?
herkes mana alemi farklı kulun gönlündeki kalbindeki onu onunla zikretme duygusu her şeyden azade sadece o duygusu hatta şan bir duygu mudur? değildir inşallah selamun aleyküm ve aleyküm selam sizin tarafınızdan…
24. Üstaddan Görev Alıp Sonra Geri Alman ve Tekrar Verilmesi: “Tekrar Verildiyse Hiç Alınmamış Gibidir”; Bayındır’da Şeyh Efendi’nin Kendi Zâkirliğini Alıp Başkasına Verip Yine Kendisine Vermesi Vakası, Üstâd-Derviş-Zâkir-Çavuş Sorumluluğu ve Dergâh İtâatinin Sınırları
görevlere alınan ve sonradan görevlerini iade ettiğiniz kişinin yapması gerekenler nelerdir? başkaları bu kişiye nasıl davranmalıdır?
sûfîlik yolu uzun bir yoldur görevler alınır verilir bu böyle herkesin görevlilerini yapmalıdır bir kimsenin görevlileri alınır görevi alındıktan sonra tekrar verildiyse hiç alınmamış gibidir hadis-i şerifte tövbe eden hiç günah istememiş gibidir hükmü var ya bir kimsenin de görevi alınır görevi sonradan verildiyse o kimse aynı görevlerine devam eder üstad bir kimsenin görevini aldı aldı ordundan verdi verdi o görev neyi gerektiriyorsa o görevini yerine getirir ve o göreviyle bağlantılı başkaları da onun o görevinin verilmesine itaat eder örnekleyim şimdi şeyh efendi Allah rahmet eylesin ben bayındırdayken bir benim zakirliğimi aldı daha doğrusu zakirliğimi de almadım o dersi yaptırmasın şimdi demiş neyse tamam zakirliğini aldı diyelim aldı sonra normalde bir başka arkadaş dersi yaptırsın…
demiş o dersi yaptırıyor ardından tekrar dedi ki mustafeden sen devam ettir bayındırdı zakirliği diye şimdi ne yapacak oradaki arkadaşlar şeyh efendi tekrar bana zakirlik verdi a bunun daha önce zakirliği alındıydı deyip itaat etmeyecekler mi herkes itaat etti ben de vazifeme devam ettim bu böyle bir şey sûfîlik yolu bazen üstad onu korumak için birini korumak için dersini alır özürlerim vazifesini alır bilinmez bunlar o yüzden hiçbir üstad bir dervişinin manevi olarak burnunu kanamasını istemez hiçbir üstad bir zakirinin bir çavuşunun manevi olarak burnunun kanamasını istemez bazen pir efendiler toplanırlar birisinin başka bir ceza vereceklerdir üstad kendini ortaya atar ben onu alırım üzerindeki görevi der böylece onu cezadan kurtarır bu işler manevi perde de farklı farklı tecelli eder…
üstad bir korur onu o da şımarır kalkar tekrar kılıca vurur kendisini bir daha yapar bu sefer üstad onu farklı cezalandırır dersini alır dergahattan gönderir o dervişin haliyle alakalı kimisi normalde dersini alırsın veyahut da bir görevini alırsın ama o devam eder durur kapıda onu tekrar bir müddet sonra dersin kapıda duruyor onun sonra bunun görevini verelim veya dersini verelim dersini üstad bir şekilde onu böyle halletmeye çalışır eğer o kimse gerçekten samimi ise kapıda duruyorsa bu bir kimse o zaman derse alındı verildi bakın bir üstadın derse alması farklı bir şeydir haldir bir kimsenin dersi bırakıp gitmesi ayrı bir haldir bunları karıştırmayın bir kimsenin bir üstadın bir kimsenin manevi görevlerini alması farklı bir şeydir bir kimsenin bu manevi görevlerden feragat edip…
ayrılması farklı bir şeydir bunlar aynı şeyler değildir o yüzden üstad aldı verdi hiçbir şey olmamış gibi oldu eyvallah herkes de ona hiçbir şey olmamış gibi ne yapacak ona davranmaya devam edecek…
25. Dergâh İşleyişinde Zâkir’den Habersiz Vazife Verme Hakkı, Mahrem-Alenî Vazife Ayırmını ve Zâkir’in Kendi Bölgesinde En Yetkili Oluşu; İstişârede “Yalnız Üstâd İstişâresiz Karar Alabilir” Kur’anî Disiplini ve Elektronik-Tıp-Matematikte Ehliyle Konuşma Zorûnluluğu
dergâh işleyişinde yapılan işlerde nasıl yol izlenmeli? yer aşı nasıl olmalı? bir kişiye verdiği niz sorumluluğu sizden aldıktan sonra zakirinden çavuşundan haricayız seni almalı mı?
şimdi üstadın direkt vermiş olduğu vazifeler vardır o kimse onu yapar onun için zakirine çavuşuna danışmasına ve hatta ona bir şey söylemez ondan tekrar izin almasına gerek yok ama şunu diyebilir böyle keşme keşik olmasın diye birisine bir vazife verdik evet o vazifeye orada bir zâkir varsa ona der ki abi hakkını helal et haberin olsun üstad bana mahrem bir vazife de ver değilse bazı mahrem vazifeler olur hiç kimseye haber vermez o gider işini yapar gelir bu ayrı meseledir ama öbür türlü bir mahrem vazife değilse mesela sen de orada zikrullah yaptır ders yaptır dedi o ders yaptıracaksa o gider mahalle o zakirine der ki abi bana ders yaptırma yetkisi verdi ben de evimde veya mahallemde ders yaptıracağım haberin olsun tamam bitti bu kadar böyle edeven ondan izin almasına gerek yok bir…
kimseyi mesela bakıyorsun çavuştuk veriyorlar ona ona diyorsun ki sen oraya rüyasını anlatıyor ona diyorsun ki sen orada çavuşsun ders yaptır o zâkir ona çavuştuk verildiyse o zâkir onu çavuştuğunu tanacak onu da ders yaptıracak ara sıra onu eğitecek onu böyle şey yapacak bunun gibi onun artık bir daha bir başkasından izin almasına ve bir daha daha bir başkasından izin almasına ve bir başkasının onu engellemeye hakkı yok. Bunları yaşadık biz.
Kendim, ben yaşadım. Allah rahmet eylesin şeyh efendi. Bana zakirlik verdiğinde benim zakirliğime karşı çıkanlar olmuştu dergahtaki büyük ağabey gibi görünenler. Bir kimsenin buna hakkı, hukuku yoktur. Bir üstada karşı çıkılmaz asla. Üstad bir kimseye zakirsin dediyse zakirdir o. Bir kimseye çavuşsun dediyse çavuştur o. Şunu indir dedin de indireceksin oradan. Bir de şu da var. Bazıları bunu da yapıyor. Eksiklik ve yanlışlık.
Yavrum bunu böyle yap bakayım. çocuk bir böyle arkadaşlar böyle bir şey yapıyorlar, duruyorlar. zakirine haber versek, oğlum ne alakası var? Yap demiş, yap sen. O senin üstadın, şeyhin. Zakirine haber vermek zorunda değilsin o esnada. Tut demiş, tut sen. Bu böyle aslında istikametsizlik. Bu. O kimsenin zakirini şeyh yerine koyması gibi. Allah’ıma razı eylesin. Bunlar doğru değil. Zakirler o bölgede, o bölgede en yetkililerdir.
Orada derslerinin yapılması, sevgi, idare, her şey onlarla alakalı. Onlarla bağlıdır. Eyvallah. Ama üstad orada birisine bir şey dediyse, o zakiri, o bende zâkir kimmiş deme hakkına sahip değil. Abi üstadımız böyle dedi. Ya ben bu işi niye böyle yapacağım? Üstad böyle söylediler, meseleyi halleder. Dergahta istişarenin önemi nedir? Kimlerle yapılır, kimlerle yapılmaz. İstişare birisini ilgilendiriyorsa onunla yapılır.
İstişaresiz hükmedecek olan bir tek üstaddır. Bir şeyi hükmedebilir. Bir sûfî topluluğun içerisinde üstad bir şeyi kendi kafasından hükmedebilir. Mahremdir, manevidir. Böyle bir işaret alınmıştır, emir alınmıştır. Söyler biter mesela. Eyvallah. Geri kalan herkes istişare edecek. Herkes konu ne ise konuyla ilgili herkesi istişare edecek, öylesi karar alacak. İstişaresiz karar, üstadın dışında heva vevesinden alınmış bir karardır.
Allah’ım hafızayı eylesin. Evde, işte. Ne konu? Konuya göre. Elektronik bir konu ise elektronik mühendisiyle. Matematik ise matematik mühendisiyle. Tıp ise tıptaki profesör ile. İstişare etsen kendi kendine iş yapmak yok.
26. Koşmak İsteyen Dervişi Durduran Çavuş-Zâkir Meselesi (“Yanan Ateşin Üzerine Su Dökene Zulmü”); “Nasîbi Yoksa Gelmez” Anlayışına Red — “Bu Tembel, Aymaz, Yol Kesicilerin Sözüdür”
Koşmak isteyen dervişi durduran Çavuş, Zâkir bu kişiyi soğutursa bu kardeşi nasıl mutlu edebiliriz? Yanan ateşin üzerine su döken kimse zulmetmiş olur. Bu meselede. Ama o kimsenin soğuması da nefsindendir. Demek ki tam yanmamış o da. Akan seller gibi olursa önünde kimse dönemez onu. Nasıl olsa işleyen bir çark var, gelen gelir gelmeyen kendi bilir. Ya da nasibi yokmuş anlayışı doğru mudur?
Bunlar tembel insanların, aymaz insanların, yol kesicilerin sözüdür. Selamün aleyküm, şu sıralar bir dizide…
27. Dizide Beyaz Sakallı Ermîşlerin Hayalini Gören Kadının “Psikolojik Sorunlu” Gösterilmesine Karşı Bâtın Âleminin Varlığı; Bipolar Bozukluk ve Şizofreni = Olmayan Şeyi Olmuş Gibi Kabul Etme; Eşe “Beni Aldatıyorsun” Diyen Koca, Platônik Aşk Katili, Pazartesi Kızartması Vakası
3 beyaz sakallı, beyaz cüppeli ermişlerin hayalini gören bir kadın konu edildi ve bunları psikolojik sorunları neden edip netcizlerine benziyorlar. Bir de üç beyaz sakallı beyaz cübbeli ermişlerin hayalini gören bir kadın konu edildi ve bunları psikolojik sorunları nedeniyle gördüğüne dair bir mesaj verildi. Bizler inancımız gereği insanın ya da âlemi maddi tarafının yanında, bâtini tarafının da olduğunda iman ediyoruz.
O akşam sosyal medyada şizofrine ve bipolar bozuklukla ilgili yaptığınız paylaşımlara istinaden, psikolojik problem olarak kurulan hayal ile manevi hayal arasındaki fark nedir? Hayal kurmak aslında insanın keşfetme ve tasarlama dünyasına katkı sağlayan bir yetenek. Peki manevi olarak bu yetenek hangi durumlarda zarar olmaya başlar? Şimdi bir kimse kendisine bir hedef koyar, o hedefle alakalı hayal kurar, o hedefe koşar, bu hayal doğru hayaldir.
Hedefsiz insan gereksiz insandır benim nazarımda. Ben bunu böyle kendime ilke edinmişimdir. Hedefsiz insan gereksiz insan. Bir kimsenin hedefi yok mu, bir amacı yok mu, bir hayali yok mu o insan insanın yol arkadaşı bile olamaz. O gereksiz bir insan. Ben hep derim ya üniversite okuyacaksın değil mi? Evet bir hedefin olsun, bir amacın olsun. Hedefin ne? Doktor olmak, tıp okuyacaksın, o hedefe doğru koş. Ne okuyacaksın?
Eczacılık, o hedefe doğru koş. O hedefe doğru koş. Ne okuyacaksın? Eczacılık bir okul okuyacaksın. Evet o hedefe doğru koş ama bir hedefin var. Bu hedefi bir daha amaçlandır. Niçin doktor oluyorsun? Para kazanmak için mi? Mevki sahip olmak için mi? Niçin doktor oluyorsun? İnsanlara faydalı olmak için mi? Amaçlandır. Niçin sûfî oldun? Amaç ne? Sûfî olmak. Niçin oldun? Allah’a dost olmak için. Amacın ne?
Ben Kur’ân ve Sünnetin yaşanması ve yaşatılması için mücadele edeceğim. İnsanlara bu konuda nasihat edeceğim ve bu manada da Allah’a dost olacağım. Ben onun hayalini kurarım. Ben hayal kurarım. Bütün insanlar Allah’ı zikretsin derim. Bakın bu amaç, gaye, hedef ve bunun üzerinde hayal kurmak doğru şeydir. Bir kimsenin kendince böyle mübeşşirattan sayılacak rüyalar haktır. Bipolar bozukluk veya şizofreni şudur benim nazamda.
Olmayan bir şey varmış gibi kabul edip karşıdaki kimseye laf söylemek, hakaret etmek. Söylemediği bir şeyi karşıdaki kimseye söyledin deyip ona hakaret etmek. Veya hatta kendi kendisine bir hayalledi, olmadı. Olmayınca karşıdaki kimseye küfrediyor, hakaret ediyor, onu böyle devamlı eleştiriyor. Bu şizofreni ve bipolar gibi bir şey bu. Bu tip insanlar, mesela bir çocuk düşünün.
Bir çocuk kendi kendisine annesinden patates kızartması istediğini düşünüyor. Ona söylediğini, ona patates kızartması istediğini söylediğini düşünüyor. Annesine diyor ki ben sana patates kızartması senden işlemiştim. Annesi diyor ki istemedin yavrum. İstediğin tabağı çanağı kırıyor ortalığı. O kimse şizofreni başlangıcı onda. Onda bipolar bozukluk var. O çocuğun ailesinde de böyle bir şey olabilir. Veya hatta bir erkek düşünün.
Kendince eşine diyor ki ben sana böyle böyle söylemiştim, bunu demiştim, bunu yapmıştım. Eşi diyor ki demedin bunların hiçbirisini. O diyor ki dedim, o diyor ki demedin. Ben dediğidim sana sen neden demedin dedim. Pamukuma pamukuma kadını dövüyor. Bu bipolar bozukluk, bu şizofrenik. Veya hatta şizofreni, bak bunlar. Bugün birkaç tane telefondan dinledim o yüzden yazdım onları bipolarla şizofreni. Adam diyor ki kadına sen beni aldatıyorsun.
Telefonda dedim ki adama elinde bir delilin var mı? Çünkü kadına zina istedin de bulunuyorsun sen. Şeriatın kabul ettiği dedim, delil istiyorum senden. Bu sustu. Kem küm kem küm. Dedim senin ailende şizofreni bir kimse var mı? Bana dost soru söyle dedim. dedi babamda da böyle şeyler vardı annem böyle. Sende dedim bak tehlike var. Neden? Ben dedim şimdi bakın ailelerde bu bipolar bozuklukluklar veya şizofreniler az da olsa genetik yoluyla geçiyor.
Bir kadının bir erkeğin, bakın bir kadının bir erkeğin karşıdaki kimseyi zina istanedinde bulunması için dört tane erkek şahideye ihtiyacı var veya itirafa ihtiyacı var. bir erkek eşini zina istanedinde bulunur mu ya? Bunlar olmayan bir şeyi olmuş gibi kabul ediyorlar. Bunlar şizofreni ve bipolar bozukluk. Yoksa bir kimse kendince mübeşşirattan rüyalar görmüş veya tazikullatta hal görmüş bunlar bipolar veya şizofreni bozukluğu değil.
Zaten neden rüyayı veya hali? Bir kimse bir üstada ehline anlatmadan hareket etmeyecek diye hüküm koymuşlar. Bir kimse kendince gördüğü hali veya gördüğü rüyayı kendi kendisine tevil edip bu böyledir deyip hareket etme özgürlüğü yok o kimsenin. Din bunu ona vermiyor. Sebep? Çünkü herkes rüyamda gördüm halimde gördüm deyip keşmekeşlik yapar. Dinde anarşi yok. Şimdi ama bu bipolar bozuklukları ve şizofreni bozuklukları öyle değil.
Ben çok vaka dinlediğim için böyle söylüyorum. normalde tabii korona olduğundan insanlar tabii bugün gelemediler ama telefonda uzun uzun konuştum. Uzun uzun konuştuktan sonra dedim ki bir kimse bunu kendi kendisine mesela kendisi hayal kuruyor karşıdaki kimseyle. Ve karşıdaki kimsenin onun hayalinden haberi yok. Onun kendince kendi niyetinden haberi yok. Platônik aşk gibi. Sonra adam gidiyor o kadını katlediyor öldürüyor onu.
Sebep benim sevgime karşılık vermedi diyor. Ya kadının haberi bile yok senin o halinden. Veyahut da bir kadın bir erkeğe böyle kendi kendine gelin güvey oluyor. Sonra gidiyor o erkeğe söylüyor erken böyle bir şeyden şey yok normalde böyle bir hali yok. Kadın ona kinleniyor başlıyor hakaret etme. Bu da iş yerinde yaşandıydı. Daha önce devlet memurluğu yaparken. Dedim benim haberim yok senin bu halinden ahvalinden.
E dedi benimle kahve içiyorsun ya ben herkese kahve içiyorum dedim sen ne değiştin. Ya ne o? Bipolar bozukluk. kendi kendine karşıdaki kimsenin tavır ve hareketlerinden kendine pay çıkarma. Ve karşıdaki kimse bir şey söylememiş sana sen kendi kendine söylemiş gibi hükmediyorsun. Veyahut sana bir şey beyan etmemiş sen beyan etmiş gibi düşünüyorsun. Bipolar bozukluk. Böyle kimseler evlenirlerse evliliklerinde sıkıntı yaşanır.
Bir kimsenin çok özür dilerim eksiklik olarak görmüyorum. Ayağı aksiyodur evlenirsin hiçbir sıkıntı olmaz. Ama kafası aksiy olsa sıkıntı var. Bipolar bozukluk sıkıntı var. Şizofreni sıkıntı var. Konuşulmayanı konuşuldu. Yapılmayanı yapıldı gibi görüyor. adam kendi kendisine rüyasında eşinin kendisini aldattığını görmüş. Eşinin kendisini aldattığını gördüğü için kavga çıkarıyor. Dedim sen rüyanın kendince hak olduğunu nereden biliyorsun? Şeytani.
Şimdi bu zamanda öyle bir şey ki evli kadınlarda da erkeklerde de var bu. Kadın bakmış adamın yüzüne beni aldatıyor bu demiş. Bir kavga hem de nasıl ağır bir kavga. Adam da boşadım demiş kadını. kaç talaktı şu muydu bu muydu geri dönüşü mü geldiler şimdi. Derviş de değiller. Önce dedim şunu bir öğreneyim ya. Kadına dedim ki adamın seni aldattığına nereden hükmettin? Duruşundan diyor. Bakışından diyor. Bunlar yeni hastalıklar.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir amaç, bir gaye, bir hedef koymak, onun üzerinde hayal kurmak doğru. Buna söyleyecek bir şey yap. Ama olmayan bir şey oluyormuş gibi yapıp hükmetmek bu bipolar bozukluk. Bu şizofreni. Allah muhafaza eylesin. Önce bipolarla başlıyor sonra şizofreni doğru gidiyor bildiğim kadarıyla. Rabbim korusun muhafaza eylesin bütün kardeşlerimizi.
28. Tövbe Ettiğimiz Günahı Tekrar İşlediğimizde Ne Yapacağız? — “Kulum Affedecek Rabbini Hatırladı, Onu Affettim” Hadîs-i Kudsîsi ve Mevlânâ’ya Atfedilen “Bin Kez de Tövbe Şiyesin Kırsan Yine Gel” Şiirinin Menbaa şüphesi
Tövbe ettiğimiz bir günahı tekrar işlediğimizde ne yapmamız gerekir? Utanıyorum yeniden yaptığın tövbe dediğin bir günahı tekrar işlediğimizde ne yapmamız gerekir? Yeniden yaptığın tövbe diyecekler nasıl olacak diye. Bir de derdimizi sadece Allah’ıma açmalıyız. bunun yanında arkadaşlarımıza dertleşmek ne derece doğru seyecek hakkınızı helal edin. Bir günahı işledik ki, tövbe ederiz. Hadisi kutsi.
Cenâb-ı Hak diyor ki, kulum kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı ben onu affettim diyor. Bir daha işleriz. Yine tövbe ederiz. Allah diyor ki, kulum kendisini affedecek Rabbisini hatırladı. Onu affettim diyor. Bu üç sefer geçiyor böyle. Hadisi kutsi bu. O yüzden Hazret-i Mevlânâ’ya atfedilir ama onun değildir. Bin sefer de tövbe şiyesin kırsan yine gel der. O yüzden biz günah işleriz, tövbe ederiz.
Allah’ım bizi affetsin cümlemizi inşallah. Bunda bir sıkıntı yok. Derdimizi Allah’ıma açmalıyız. Evet. Çare oyundaysa çare olana derdini aç.
29. Emin Evinden Ev Almak Faiz midir Tartışması; Bipolar Bozukluğun Modern Tıpta İlaç Manyağına Dönüştürüldüğü, Modern Tıbın Şeker-Kanser-Depresyonu Tedavi Etmeyip Baskılaması, Dünya Sağlık Örgütü’nün Afrika’da Çiçek Aşısına AIDS Karıştırdığını 57 Yıl Sonra İtirafı ve Çin’in Kendi Halkını Aşılamayıp Dünyaya Aşı Satması
Emin evimden ev almak uygun mudur? Faiz olmadığını söyleyenler var. Amca ne de içimiz rahat etmiyor. İş değişlerini hiç bilmiyorum. Nasıl işlerler, nasıl çalışırlar? Halleri nedir? Davranışları nelerdir? Neyi yaparlar? Neyi yapmazlar? O yüzden onu bilemem. Selamun aleyküm. Siz bugün Twitter’da paylaşmıştınız. Bipolar bozukluğu nasıl tedavi edilir? Ya normalde bugün için bipolar bozukluklara çok ilaç veriyorlar. Ben öyle biliyorum.
Bipolar bozukluğu olanları böyle ilaç manyağı yapan doktorlar var. Allah muhafaza eylesin. Zaten bugün modern tıp denilen şey, modern tıp denilen şey aslında ilaç sektörünün bir böyle pazarlaması gibi. Artık hiçbir hastalığı tedavi etmiyor. Bu modern tıp denilen tıp, hastalıkları tedavi etmiyor. Hastalıkları baskılıyor. sen bir hastalığa tutulduysan, onlar için bir şeysin, müşterisin. Ben şeker hastasıyım, ben müşteriyim onlar için.
Beni tedavi etmiyorlar. Ben sabah akşam o ilaçları içmekle mükellefim. Bir müddet sonra insümlüne geçeceğim. Neden? Şekerin tedavisi yok, kanser tedavisi yok. Sen ilaçlara bağlı bir hayat yaşayacaksın. Sen o kanserin, kanser hastasısın, o tıp dünyasının müşterisisin. dam artık anıklıymış, şuymuş, buymuş, kalpmiş. Bundan hiçbirisinin temel bir iyileştirici, tedaviyedici bir şey yok. Ne var? Hastalıkları baskılıyorlar. sen ölme ama iyileşme de.
Devamlı bu ilaçları kullan. Gittiğimiz doktorlar ne diyorlar? Bila mecbur bu ilaçları ölünceye kadar kullanacaksın. Tamam. Ölünceye kadar kullanıyorsun. ölünceye kadar aslında sen o ilaçlara mahkum yaşıyorsun. Bizde şöyle bir şey de var. Biz böyle bu modern tıpın, çok özür dilerim ama borazanları var ya ortalıkta, modern tıpa ruhlarını satmış olanlar var.
Bunlar çıkıyorlar işte böyle otla çöplen tedavi oluyorlar, bunlar geri kalmış da, bunlar şu da, bu da. Ondan sonra böyle söylüyorlar ya, bunlar modern tıpın köleleri. Neden insanlar şimdi aşıya soğuk bakıyorlar? Modern tıp denilen şey insanları aldatmış çünkü. Yıllar sonra mesela Dünya Sağlık Örgütü itiraf ediyor 50 yıl sonra. Biz diyor. Afrika’da çiçek aşısının içerisine şeyi de koyduk. Oradan çıkan ne? Eys hastalığını da koyduk.
Bunu 57 yıl sonra itiraf ediyor. Dünya Sağlık Örgütü. Bir aşının içerisine başka bir hastalık enjekte ettiklerini 57 yıl sonra, 60 yıl sonra, 40 yıl sonra Dünya Sağlık Örgütü kendisi itiraf ediyor. böyle bir Dünya Sağlık Örgütü düşünün. o Dünya Sağlık Örgütü ilaç sanayisinin borazanı olsun, kölesi olsun. Ve biz o Dünya Sağlık Örgütü’ne inanalım. İnanamıyoruz tabii. İnanamıyoruz. Sonra diyorlar ki halkımız aşıya karşı.
Ya bu halkı aşıya karşı siz ettiniz. Bu ilaç sanayinin köleleri etti. İlaç sanayisi kendisi anlatıyor zaten bu. Aşıların içerisine başka hastalık koyduklarını. E neden insanlar bu sefer soğuk davranıyorlar? Ya şimdi herkes düşünüyor. Ben de düşünüyorum. bu korona nerede çıktı? Çin’de çıktı. Çin kendi halkını aşılıyor mu? Hayır. Ruhanı aşıladı mı? Hayır. Herhangi bir ilini, ilçesini, hastalık bulunan bir yere aşıladı mı? Hayır.
Ama Çin şimdi bütün dünyaya aşı satıyor. Çin’in aşı satan şirketinin arkasında kim var merak ediyorum şimdi. Çünkü Çin eskisi gibi Mao’cu değil onlar da kapitalist oldu. Öyle olunca Çin’deki şirketlerin arkasındaki gizli sahiplerini merak ediyorum. bundan ben arkadaşlar bilirler bir uzun müddet önce dedim ki Dünya kapitalist sistemi, o Yahudi kapitalist sistemi, Yahudi decâl sistemi Çin’e dedim kaydı. Çin’e gittiler.
şimdi acaba Çin’de bu aşı satan o şirketin arkasında bir geis var mı? Gizli ortak mı? Veyahut da dünyayı idare eden, Amerika’yı idare eden, İngiltere’yi idare eden o karanlık güçlerin bu aşığı üreten şirketlerde payları var mı? Evet. Kendi kendime düşünüyorum. Kendi kendime düşünüyorum. Düşünmüyor değilim. Sebep, çünkü o dünya üzerinde kurulan bir sağlık endüstrisi var. O sağlık endüstrisi hepimizi bizim ne yapıyor? Sömürüyor. Sömürülüyoruz biz.
Kıymetli dostlar, kıymetli arkadaşlar. Torbayla antibiyotik içiyoruz. Torbayla antidepresan içiyoruz. Bir kimse midem ağrıyor diyor, koşuyor, olanca bütün ilaçları bir torba ilacı alıp geliyor. İlaç yazmayan doktoru da doktordan saymıyoruz biz. O doktor ilaç yazacak bize illaki. o doktor ilaç yazmazsa bize onun doktorluğunu kabul etmiyoruz. Doktorlar da şunu demeye korkuyorlar. Canım kardeşim, başın ağrımış.
Her başı ağrayan kimse ağrı kesici içerse hapalaşırsın. Git canım kardeşim, başın öyle ağrı. Aradığı sırada başı ağrıyormuş. Aradığı sırada ağrısın. Dua et, koy elini, bir Fâtiha oku. Bu da bir şey. Bu da bir şey. İlahi Allah’ın adına ulaşan kraliçenin bir kararını yapan bir adam. Fâtiha oku. Bu da yok bizde. Neden? böyle tedavi mi olurmuş? Duayı attık, zikrı attık, şükrı attık, hamdi attık, arttık, arttık. Şifa Allah’tandır, onu da attık.
Torbalarla, ilaçtan şifa bulacağız. Bir de şifacı belediye başkanımız var. Şifa Belediye’den. Bugün akitte haber okuyorum. Ya şifa Allah’tan ya yapmayın. Yapmayın. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir polar bozguluğun tedavisi o kimse kendi kendisini diyecek ki aa birisi dedi ki ya bak olmayan insan varmış gibi gördün. Bak burada bir yanlışlık var. Sen de o yanlışlıktasın. Kendini tedavit, kendini teskin et. Böyle olmaması lazım.
Etrafı da ona söyleyecek. Ama bu şizofreni ve polar bozukluğu olanlar hastalıklarını da kabul etmiyorlar. Ama onlar hastalığını kabul etmiyor ki. Onlara göre hasta değiller. birisini diyorsun ki ben böyle bir şey söylemedim. Söyledin. Ben böyle bir şey sana hissettirmedim. Hissettirdin diyor. Rahatsızlık kaç safhada Allah muhafaza eylesin. Cümleten ayırılır sohbetler Allah razı olsun. Allah Celle Celaluhu…
30. En’âm Sûresi 42. Âyet “Senden Önceki Ümmetlere Darlık ve Hastalık Verdik” ve Ebû Hureyre’nin “Mümine Bir Ağrı-Yorgunluk-Üzüntü İsabet Ederse Allah Günahını Muaffiret Eder” (Buhârî-Müslim-Tirmizî) — Hastalığın Sûfîlerde Şifa Olarak Görülmesi, Allah’a Yakın Olmak İçin Yapılacak Zikir Tavsiyesi
Ennam Söylesi 42. ayette buyuruyor ki And olsun ki senden önceki ümmetlere delçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onlara darlık ve hastalıkla hastalıklara uğrattık. Umarım herkes açık ve net anlamıştır.
Bir hadis-i şerifte de Ebu Hureyre Ebu Said Radıyallâhu Anh anladıklarına göre Resulullah aleyhisselatü vesselam şöyle buyurmuştur Mümin kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa Allah onun sebebiyle müminin günahını bir kısmını muafiret eder. Kaynak buhar-i müslüm terimizi. Hasta olan mümin kardeşimiz bu durumu nasıl karşılamalı? İsyan mı etmeli yoksa şükür hamd mı etmeli?
Hasta olan bir mümine her zamanına bir mükafat var mı Allah razı olsun. Hastalığı sûfîler şifa olarak görürler. O yüzden bizim için hastalık şifadır. Biz isyan etmeden tedavisi mümkün ise tedavisi yolunda devam ederiz. O yüzden hastalık sabredeni, şifa arayeni ve aynı zamanda da hastalığı Allah’tan geldiğini görüp Allah’a hamd edeni her daim sevap vardır.
Size ve Rabbime daha yakın olmak için ne yapmamı tavsiye ederseniz kendimi çok boş bir kimse olarak görüyorum. Dua eder misiniz? Yakınlığın yolunu az önce sohbette anlattık. biz Allah’a yakın olana yakınız. Allah’a müminsin inşallah.
31. “Seviyormuş Gibi Yap” Hikâyesi: Hadîs-i Şerîfteki “Ağlayamazsan Ağlıyormuş Gibi Yap” Kavli ve Sevginin Hakikatine Ulaşamayanlara Tavsiye; Cüz İrâdeden Sorumlu Oluş, Küllî İrâdeye İşine Karışmama ve Muhabbeti Beslemenin Kur’an-Sünnet Dairesinde Yolu
Seviyormuş gibi yapmak kişiyi hakikate götürebilir mi? Götürmez. onu öyle yazdım. hiç olmazsa seviyormuş gibi yap diye. Hadis-i şerif var ya ağlamasan da ağlıyormuş gibi yap diyor. Hadis-i şerif de ağlayamazsan da ağlıyormuş gibi yap diyor. Günahlarını ağlayamazsan da ağlıyormuş gibi yap diyor. yüzüme ağlıyamazsan da ağlıyormuş gibi yap diyor. yüzünü buruştur. O hadis-i şeriften ilham alarak, diyorum ki hiç olmazsa seviyormuş gibi yap.
Sevginin hakikatine ulaşamadın, seviyormuş gibi yap. Allah’ı seviyorum diyor, Allah’a isyan ediyor. Peygamberi seviyorum diyor, sünnet-i seniyyesini terk ediyor. Üstad’ı seviyorum diyor, nasihatini yapmıyor. Kadın eşini seviyorum diyor, olanca hakaret yapıyor. Adam kadını seviyorum diyor, olanca hakaret yapıyor. Çocuk anne babayı seviyorum diyor, olanca isyan yapıyor. Anne baba çocuğunu seviyorum diyor, olanca yanlışlıkları öğretiyor ona.
Bu sevginin hakikatine erememekten kaynaklanıyor. Biz seviyoruz dediğimiz kimseyi gömüyoruz. Seviyoruz dediğimiz kimseye hakaret, laf, küf, of havada uçuşuyor. Eğitimi bu, ahlakı bu, çapı bu, düzeyi bu. Ona bir laf cevap versen bir tane laf ekliyor sana. Ha evet, o zaman ne yapacaksın? Tavsiye, seviyormuş gibi yap. Sen senin sevginin hakikatine ergen yok. Seviyormuş gibi yap. Allah’a karşı, Allah sana rahmet eder, bereket eder, lütfeder.
Der ki ya hiç olmazsa seviyormuş gibi yap. Hakikatte sevebilmenin cüz iradeden ayrı mutlak kaderdeki yeri nedir? Siz cüz iradenizden sorumlusunuz. Siz külli iradeyle ne işiniz var? bütün herkes külli iradeyi merak ediyor. Cüz iradeni bitirdin de külli iradem geçtin. Cüz iradenle sen Allah yoluna gir. Cüz iradenle sen sevmeye çalış. Cüz iradenle sen iyilik yapmaya çalış. Cüz iradenle sen dilindeki kötülükleri at.
Çünkü dilindeki kötü sözler kalbinden gelen şeyler. Kalpte kötülük bulunursa dile kötülük vuracak. E sen nerede cüz iradenin, sen daha kendi cüz iradene sahip değilsin. Kendi cüz iradene sahip olmuş olsan senin elinden, dilinden, gözünden kötülük çıkmayacak. E çıkıyorsa sen cüz iradenin normalde o zaman hükmetmiş değilsin. Allah bizi affetsin. Muhabbeti beslemenin, büyütmenin bir yolu var mı? Var tabi.
Yoksa bu yalnızca Allah’ın lütfu ile mi olur? bunu biz o zaman hiç bizim dahlimiz kalmadı. İmtihanımız da kalmadı. Biz cebriye miyiz? Ve biz kadriyeci miyiz? Biz iyi, güzel, hoş olan şeyleri severiz. Kur’ân ve sünnetin içerisinde olan şeyleri sever, muhabbet besleriz. Kur’ân ve sünnetin ne hiyettiği şeyleri de atarız. Seviyor muş gibi yapmak bile bu kadar güzelse sevmek kim bilir nasıl müthiş bir şeydir. Müthiş ki muhteşem. Muhteşem ki muhteşem.
Allah cümlenize ve cümlemize Allah sevgisini, Resulullah sevgisini, Üstad sevgisini, vatan sevgisini, millet sevgisini, eş sevgisini, çocuk sevgisini, arkada…
32. Zâkir-Çavuşun Hatalı Dervişi Nasıl Uyarmalı: “Din Nasîhattir” Ama Umuma, İnsan İçerisinde Hedef Tahtası Koymayarak Özel Daçvet Ederek; Peygamber’in “Filâncayla Selamı Sabahı Kesin” Uygulamasının Sadece Üstâda Aâit Oluşu; Topluluk Önünde İfşa Edilip Uzaklaşan Kardeşlerle İlgili Tavır
ş sevgisini, dost sevgisini bahşetsin inşallah. Bir zâkir ya da çavuş hata yaptığını düşündüğü derviş kardeşini nasıl uyarmalı? Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Ama herkesin içinde değil. İnsanları utandırmayın, insanlar bu noktada hedef tahtasına koymayın. Birisine özel bir nasihatınız olacaksa çekin kendine nasihat edin. Ben şimdi umuma nasihat ediyorum. Birisi kalkıyor, sohbeti bana iyi, efendim sohbeti bana mı söyledi?
Canım kardeşim, ben sana söyledim, ne yapacaksın? Bu sohbetteki her şey bana dedi. İyi, sana ne yapacaksın? Kendini düzelt o zaman. Evet, biz de soruların üzerinden, sohbetin üzerinden, kardeşlerin üzerinde nasihat ediyoruz. Bizim de işimiz bu. O adam ben miydim, o kadın ben miydim, o kimse ben miydim? Sen din. Evet, sen din. Neden yapıyoruz bu sohbeti? Birilerini talif etmek için değil.
İnsanlara nasihat etmek için, dinleyen kardeşlerimize, sözümüzü dinleyenlere nasihatımız. Sözümüzü dinleyenlere, kardeşlerimize, biz de kardeşlik bağıyla bağlanan kardeşlere, dinleyen kimselere, kabullenen kimselere nasihatımız. Kabul etmeyeceksin, dinleme kardeşim, çok basit. Dinlemek zorunda değilsin, hür herkes. Ama kardeşlik bağıyla bağlandıysan, dinleyeceksin. Yapmayacaksın. Yapmayın dediklerimizi de yapmayacaksın. O zaman nasıl uyaracağız?
Evet, bir özel bir şeyse, bir şahsa ait bir şeyse davet ederiz. Onun veya yanına gideriz. Kardeşim böyle böyle yapma bak bunları. Bunlar hem kendine zarar hem kardeşlerimize zarar hem yolumuza zarar diye söyleriz. Bir kardeşi toplum içerisinde böyle direk sen böyle yapıyorsun bunu böyle yapma demek adap Erkan değildir. Bazen Üstadlar bazı kimselerin üzerine bunu yaparlar.
bunun da ölçüsü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri filancayla selamı sabahı kesin dedi iki kişiyle üç kişiyle alakalı. Onlar cihada gitmekte gevşeklik göstermişlerdi. Bu sadece Üstadlara aittir. Üstad derse ki filancayla selamı sabahı kesin kesilir. Ve hatta bir şey açıklarsa açıklar söylerse söyler geri kalan hiç kimse bunu yapamaz.
Herkesin içerisinde ifşaalanıp gururu kırılan kardeşler zamanla dergahda ve derslerden uzaklaşıyorlar doğru. Hatta derslerle ilgili hiçbir şey duymak da istemiyorlar bu kardeşler için nasıl bir yol izlemeli bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru mu? Bu tavır doğru değil.
kardeşlerin, arkadaşların böyle insan içerisinde topluluk içerisinde ona sen böyle yapıyorsun demek demeleri doğru değil. Bu bizim yolumuz değil. Bunlar yanlış. Din nasihattır. Biz toplumu herkesi ilgilendiren bir şey burada herkes anlıyor. Mesela ben hiçbir isim zikrettim mi? Hayır. Ben şu dedim mi? Hayır. Ben bu dedim mi? Hayır. Umuma. O yüzden Zâkir kardeşler de umuma nasihat edecekler bütün topluluğa.
Ben de görüyorum bazı arkadaşlar nasihatlerimizi dinlemiyorlar, yapma dediklerimizi yapıyorlar, etme dediğimizi ediyorlar ama onlar zikrullaha geliyorlar. Ben öyle düşünüyorum kendi kendime. Diyorum zikrullaha geliyor Mustafa Özbağ. Otur Allah’ı zikreden en büyük işle işi yaptı. Sen Allah’tan iyi mi biliyorsun diyorum. Evet. O yüzden bir kardeşin zikrullaha gelmeme sebebi ben olmamam gerekir. Ben öyle düşünürüm.
O yüzden insanların içerisinin birisini kırıp dökmemeye gayret ederim. Bazen de bir şey söylüyorum ben birisi diyor ki, sen orada beni kastettin. Canım kardeşim herkesin içinde söylüyorum. Seni neden kastedeyim ya? Velev ki seni kastedeyim. Senin adını söylemedim, soyadını söylemedim, cismini söylemedim, ismini söylemedim. Nereden çıkardın bunu? Bu da bipolar bozukluk işte. Umuma söylenmiş bir şey. Şimdi ben burada sohbet edeceğim.
Yine birileri yazacak bana. Beni mi söyledin? Canım kardeşim isim zikretmedim, cismi zikretmedim. Benim işim bu. Nasihat etmek. Twitter’da bir şey yazıyorum. Beni mi kastettin? Allah Allah. Ya benim bilmiyorum kaç kişi takip ediyor. Kaç kişi var takipçi? 8400 kişi varmış. 8400 kişinin içerisinden cımbızladım seni mi seçtim ya? Başka işim gücüm yok mu?
Ama benim için bana gelen bütün her şey bir malzeme, bir ders vesilesi, bir sohbet vesilesi, bir nasihat vesilesi. Sebep ben bu toplumun içerisinde yaşıyorum. Herkes bana ulaşabiliyor. Telefonum açık. 724. Herkes bir derdini anlatabiliyor. Herkes bir sıkıntısını anlatabiliyor. Ben bunlardan cem edip toplumun içerisindeki rahatsızlıkları, sıkıntıları, toplumun içerisindeki genel algıyı böyle çözümleyebiliyorum bir tarafımla. Zahir tarafı bu.
Zahir tarafı bu. Bir kimse açacak telefonu, rüyasını anlatacak, sıkıntısını anlatacak. Toplumun içerisinde illaki sûfî kardeşlerimizin olması şart değil. O ona telefonu veriyor, o ona telefonu veriyor, o ona telefonu veriyor, versinler. Toplumdan kaçan bir kimse değiliz zaten. Toplum dertlerini, sıkıntılarını, problemlerini paylaşıyor biz de. Böylece genel bir toplumun ne durumda olduğu çıkıyor meydana.
Örneğin adam eşini beni aldattın diye bugün saatlerce benimle konuşmamış olsaydı, bipolar bozuklukla ve şizofreniyle alakalı dediğim var insanların içerisinde. bipolar bu, şizofreni bu diye ayırt edip yazdım. Bir kimse elinde hiçbir delil yokken eşinin kendisini aldattığını düşünebilir mi? Kim? Şahıs yok. Gördün mü? Yok. Duydun mu? Böyle birisi sana mı söyledi? Hayır. Nereden hükmettim buna diyorum ben.
Aldatıyor diyor, ben onun yüzünden anladım diyor. Biraz daha sıkıştırdım, rüyamda gördüm dedi. Allah muhafaza eylesin. Evet o yüzden arkadaşları biz bu konuda uyaracaksak, zâkir kardeşler o arkadaşı çeker kenara uyarır. Ama toplumu ilgilendiren bir şeyse onunla bir sıkıntı yok.
33. “Allah Rızka Kefildir” Sorusu ve Afrika’daki Açlık — Allah Sebepler Dairesinde Rızık Verir, Batının Sömürgücüsüne Karşı Cihâd-Ticaret Terk Edildiğinden Ümmet Zelil; PKK’nın Meclisteki Uzantı Partisi Kapatılmıyor ama Refâh-MHP Kapıtıldı Demokrasi Eleştirisi
Bizim Anadolu coğrafyasında oluşan deyim ya da ateş sözü müdür veya hadis midir, ayet midir bilmiyorum. Her finansal meselede Allah rızka kefildir deriz. Kendimizi de ya da çevremizi rahatlatırız. Bu rızıktan kastımız günlük ihtiyacımız olan gıda, yaşamızdır. Allah ölene kadar kulunun rızkına kefil midir? Evet. Eğer öyleyse Afrika’da açlıktan ölen insanlar bu meselenin neresindedir?
Normalde Afrika’da açlıktan ölen insanların, Cenâb-ı Hak orada şimdi bize açlıktan öldü, dengesiz beslenmekten öldü. Evet doğru. Cenâb-ı Hak onların yaşadıkları müddetçe rızıklarına kefil. Şimdi işin bir yeri var. Bir yeri var. Bir yeri var. Bir yeri var. Bir yeri var. Bir yeri var. Bir yeri var. Şimdi yaşadıkları müddetçe rızıklarına kefil. Şimdi işin bir manevi tarafı var, bir de işin zahiri tarafı var.
Afrika’daki o insanlar batılılar, kendilerini sömürürlerken neredeydi? Neden mücadele etmediler onlarla? Evet. Allah rızka kefil eyvallah. O rızkı sebepler dairesinde veriyor sana. Biz o sebepleri oluşturabildik mi? Biz o sebeplerin oluşması için mücadele ettik mi? Etmezsek sorumlusu biziz ki. Etmezsek sorumlusu biziz. Etmezsek sorumlusu biziz. Allah bize sebepler dairesinde yaşamamızı emrediyor. Peygamberlerin üzerinden bunu söylüyor bize.
Ama diyor siz benim emirlerimi yerine getirirseniz rızık endişeniz olmasın. Ama yeter ki benim emirlerimi yerine getirin. Allah’ın emirlerini yerine getirirsek rızık endişemiz olmaz. Allah’ın emirlerini yerine getirmezsek her türlü endişeyi açığız biz. Biz dinin emirlerini yerine getirmiyoruz. Kaderiyacı veya cebriyacı oluyoruz sonra. Biz sebepler dairesinde dinin emirlerini yerine getirelim. Allah insanı korur. At bakalım 5 bin metreden kendini.
Sebepler dairesinde 5 bin metreden kendisini para şüphesiz atan bir kimse parçalanacağı mutlak mı mutlak? Cenâb-ı Hak diyor ki bu intihardır. Bile bile sen canını tehlikeye attın, sen imansız gittin. Allah’a imanını yok senin diyor. Sebepler dairesinde sen yapman gerekeni yapmadın. O yüzden İslam dünyası sebepler dairesinde yapması gerekeni yapmıyor. Halklar olarak da yapmıyor, yönetimler olarak da yapmıyor.
Ondan sonra bizi dini termoloji ile aldatıyorlar. Dini termoloji ile aldanıyoruz biz. Senin bana zulmetmeye hakkın yok kardeşim. Senin bana zulmetmeye hakkın yok. Senin bana zulmetmeye hakkın yok. Benim yeraltı zenginliklerimi sömürmeye hakkın yok. Benim yeryüzlü zenginliklerimi sömürmeye hakkın yok. Biz bununla alakalı mücadele edeceğiz.
Biz milletimiz için, ümmet için, daha müreffeh bir hayat yaşamamız için mücadele edeceğiz, gayret edeceğiz, cihat edeceğiz biz. Rızkın en hayırlısı cihattan ganimetten elde edilenler. Hadi cihat edin. İkincisi ticaretten. Biz cihatı terk ettik, ticareti de terk ettik. Cihatı ve ticareti terk ettiğimizden dolayı ümmet zelil oldu şu anda. Ümmet zelil. Neden cihat? Ümmet zelil. Neden cihatı ve ticareti terk etti?
Cihat edelim, ticaret edelim, zenginleşelim, zekat verelim. Afrika sömürge açık oldu. Savaş kardeşim. Savaş ya savaş. Ülkene gelen o yabancıları kov. Ülkeni işgal etmeye gelen kimselere son nefesine ve son nefer ölünceye kadar cihat etsin. Kov. İsterse yıllarca sürsün. Batı hiçbir zaman, Batı hiçbir zaman İslam dünyasının lehine bir şey düşünmemiştir. Bunu bil. Bunu bil, böyle mücadelenin kur. Haçlı seferlerinin sayısı yok.
Haçlı seferlerinin sayısı yok. tarihte geçen 6 tane, 7 tane, 8 tane delilene bakmayın. Hâlâ da haçlı seferlerine sayısını bilin. Harbiden sonra Hacı’nın bir haçlı seferidir dedi. Haçlı seferi dedi adam. Ardından Suriye’yi karıştırdılar. Şimdi Yemen karışık. Sudân karışık. Afganistan zaten öyle. Avrupa’da da haçlı sefer. İtalyanlar da haçlı sefer. İtalyanlar da haçlı sefer. İtalyanlar da haçlı sefer. İtalyanlar da haçlı sefer.
İtalyanlar da haçlı sefer. İtalyanlar da haçlı sefer. Afganistan zaten öyle. Bereket Azerbaycan bir tokat vurdu Türkiye ile beraber şimdi Ermenistan’a. Şaşkınlar herkes. Bak anında Amerikan Senatosu toplandı yaptırımlar için karar almaya kalktılar. Avrupa Birliği toplandı yaptırım karar almaya kalkıyorlar. İçeride bunları da alkışlayan ne yazık ki içimizde. Kafası öyle çalışan. Sütünden şüphelendiğim insanlar var.
Kanından şüphelendiğim insanlar var. şu Amerika bir ambargo uygulasa, şu Avrupa Birliği bir ambargo uygulasa onlar sanki böyle kendi ırktaşları, dindaşları, soydaşları herhalde en mutlu olan onlar olacak. Evet, onlar da içimizde bizim. Dışarıda aramayın zaten. Türkiye’ye gidip Amerika’ya Avrupa’ya şikayet edinler ne ararsın? Ne beklersin ondan?
Bu toprakların başına bela alacak terör örgütlerini kuran insanlardan ve onları besleyen, onlara yardım ve yataklık eden partilerden veya topluluklardan veya onları destekleyen devletlerden ne medet umarsın? 35 seneden beri biz PKK ile uğraşıyoruz. Kim kurdu bu örgütü? Kim destekliyor? Bir silahı, bu parayı kim veriyor? Türkiye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mi?
Türkiye’ye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mi? Türkiye’ye büyük millet mezlisinde PKK’nın uzantısı parti var. Demokrasiyiz biz. Hadi İslam’ı Kur’ân ve Sünnet’i savunan bir parti koy bakalım sen. Aştıracak mı demokrasi dediniz şey? Hayır. Dünya üzerinde demokrasi dediğin şey teröre, sapkınlığa, yanlışlığa, eksikliğe, noksanlığa müsaade ediyor.
Siz Türkiye’de ben Kur’ân ve Sünnet sistemiyle çalışan bir devlet nizamı kuracağım deyip bir parti kurabilir misiniz? Kuramazsınız. Anayasaya aykırı. Evet. Ama terörü destekleyen bir parti var millet meclisinde. 28 Şubat’ta Refâh Partisi’ni kapatan, daha önce 12 Eylül döneminde MHP’yi ve bütün partileri kapatan o zihniyet şimdi terör partisini kapatmıyor, kapatamıyor. Adını bile koramazsınız.
Sizi demokrasi düşmanına ilan ederler, tefe koyup çalarlar sizi. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ne yazık ki, ne yazık ki İslam dünyası yapması gerekeni yapmıyor. Allah bizi affetsin.
34. Semâ’nın Hazret-i Mevlânâ’dan Önce Var Olduğuna Dair Tarihî Deliller: Zerkûb Dükkânı Önünde Semâ, İhyâ-Kırşehir Risâlesi, Hazret-i Câbir ve Hazret-i Ali’nin Semâsı, Abdülkâdir Geylânî-Ahmed er-Rifâî Dergâhları; Mahmûd Ustaosmanoğlu’na Atfedilen “Hazret-i Mevlânâ Dönmemiştir” İftiârasına Red
Ben İslam üzere aslı olan şeylere araştırmayı severim. Bazı konular vardır ki ayetlere göre anlayış şekillerine göre mana çıkarılmıştır. Örneğin mezhep üyonları gibi. Fakat sorum şudur ki bazılar derler ki Mevlânâ Hazretleri dönmemiştir ve dönerek bir ibadet şekli de yoktur. Bunu Mevlânâ Hazretlerine adleden kişinin ahirette Mevlânâ Hazretleri bu iftirasından dolayı azaba uğratılacağı söylenir.
Bunu söyleyen cemaat İsmâilağa Cemâati ve bunu mürşidler olarak Mahmûd Ustaosmanoğlu’nun söylediğine rivayet ederler. Şimdi burada bu zat mürşidi kâmin olup bir sürü ihvanı olan bir zat olarak bilinir. Diğer tarafta mürşid olarak görev ifade ettiğini beyan eden kişiler de semâ yapıp dönerler.
Bu olay Musa aleyhisselâm ile Hızır meselesi gibi farklı ilim midir ki bu biraz zahirde görünüp dini bir fetva olarak yayınlanması hususunda görüşlerinizi alabilir miyim? Allah’a emanet. Normalde Hazret-i Mevlânâ Cevat-i Rum Hazretleri’nin Konya’da hem dostu, arkadaşı hem de dünürü olan kuyumcu Zerkûbî’nin dükkanının önünde semâ ettiğine dair tarihçilerin araştırmaları var. Bu bizimle alakalı değil, tarihçilerin araştırmaları var. Bu bir.
İkincisi semâ, semâ ihiyadı da geçer. Hatta semanın fazileti ve disturları ihiyadı da vardır. Semâ Kırşehir’in Risalesi’nde de vardır. Semâ geçmiş Sûfî kitaplarında da vardır. Daha geriye gidiyorum şimdi. Semâ Hazret-i Câbir’in de yaptığına dair rivayetler var. Hazret-i Ali efendimizin de yaptığına dair rivayetler var. O yüzden semâ Hazret-i Mevlânâ Cevat-i Rum Hazretleriyle başlayan bir ritüel değil. bu bir semâ zikir hali.
Hazret-i Pîr Allah Allah Allah Allah deyip semâ etmiş o esnada. Ama bu normalde Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin zamanında, Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin dergâhında da olduğuna dair rivayetler var. Hazret-i Pîr Ahmed er-Rifâî Hazretleri’nin dergâhında olduğuna dair rivayetler var. O yüzden semâ, Sufilerin arasında mitolojik bir ritüel diyebiliriz. Hazret-i Mevlânâ böyle yapmadı. Yaptı diyenler onun mahşerde hesaplaşırlar.
sonuçta Hazret-i Pîr’in semâ ettiğine dair o kadar çok rivayet var ki veyahut da semâ’yı meteden Mesnevî de o kadar çok beyt var ki. O yüzden bunu öyle görebilir Mahmûd Ustaosmanoğlu. Bu konuda neden böyle gördü, neden buna karşı çıktı bir şey diyemem, bir şey söyleyemem.
Bir kimse Mesnevî biraz araştırmış olsa, Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri’ni biraz araştırmış olsa ve aynı zamanda da bunun tarihi boyutuyla araştırmış olsa bu meseleye vukufiyete artar. Selamlar,…
35. Emniyet Görevlisinin Devlet İstihkak El»bisesini Evde Giymesi Caiz midir? — Hazret-i Ömer’in Kandil Kıssası, Yavuz Sultân Selim’in Dar Kaftanını 15-20 Yıl Giymesi ve Avusturya-Macaristan Sefiri Hikâyesi; Abdülhamid Han’ın 33 Yılda Sadece İki Kat Elbise Alması
ben emniyette görevli memurum. Devlet bize elbise istihkakı veriyor görevde giymek için. Ben bu elbiseyi evde giysem olur mu? Bu elbiseyi kullanırken namazım olur mu? Bu evde giysem kul hakkına girer mi? Bu soruyu okuduğunda hemen Hazret-i Ömer Radıllahu Al Hazretlerinin bir arkadaşıyla sohbet ederken, sohbet edeceği zaman devletin kandiliğini söndürüp sonra kendi kandilini yakması aklıma geldi. Demiş ki arkadaşın ne yaptın ey emir elmemi?
Demiş az önce devletin işini yapıyordum, o yüzden demiş bu kandili kullandım. Şimdi demiş devletin işi bitti seninle sohbet edeceğiz o yüzden demiş kendi kandilini yaktım. Osmanlıyı çok kötülemek bizde modaya kötülediğimiz Osmanlı bir grup insanın Yavuz Sultân Selim’e kini vardır ya. Yavuz Sultân Selim böyle bir devletin ona vermiş olduğu kaftanı uzun müddet giymiş böyle senelerce 15-20 sene artık dar gelmeye başlamış o kaftan.
Devlet kıyafeti o tören kıyafeti devletin hazinesinden alınmış o başvizir bugünkü dilde başbakan demiş ki ve hatta başkan yalancısı cumhurbaşkanı yalancısı gibi. Demiş efendim değiştirseniz eski medyadağı diyormuş. Bir gün Avusturya-Macaristan Sefiri güven mektubu vermeye gelmiş. Sefire sormuş başvizir. Haşmetli’nin kıyafetini nasıl gördünüz demiş. Demiş ki o kadar vakarlı o kadar heybetli duruyordu ki demiş.
Gözümü ayak ucundan yukarı çıkaramadım üzerindeki kıyafete bakamadım demiş. O yüzden normalde evet Abdülhamid Han onu da çok eleştirirler. Eleştirilerek eleştirilecek yerleri vardır eleştirilecek yerlerini burada eksiklik yaptı diyebiliriz bu ayrı mesele eleştiri değil de eksikliklerini görme açısından. Bu ayrı bir mesele ama normalde o da devletin parasını hiç çarçur etmemiş. 30 yıl içerisinde 33 yıl olması lazım padişahlı.
Ondan sonra öyle aklımda kalmış. Ondan sonra iki kat elbise almış devletten. O yüzden dikkat etmekte fayda var. Selamünaleyküm hocam…
36. 49 Yaşında Ders İsteyen Kardeşe “Teberriken Tevhîd Dersi” Verilişi ve Kanser-Ameliyat Olan Kızı İçin Duâ; “Sevmiyorum Bir İddiadır” Kavıl Tekrarı ve Sevgiyi İspâtlama Yolu (Farz-Sünnet-Ahlâk)
kusurumu mazlumdur ama başka türlü yapamadım. Ben 49 yaşındayım ders istiyorum sizden. İkincisi hocam ben illa illa Aliye’nin kiracısıyım. Kızım haftaya cuma çok zor ve tehlikeli bir ameliyat olacak. Duanızı istiyorum Allah rızası için duanızı aksak etmeyin. Bugün halka konunuzda eteğinizin evinde kabul edin. Abim, efendim hocam yüreğimdeki boşluk olsun artık yalvarıyorum gevi çevirmeyin.
Dostcam üzerinize geldiyse her nasıl biri olduğumu görmüşsünüzdür yardım edin. Allah kur’an sünnet yolunda ben de gireyim Allah’a ısmarladık. Biz genel olarak rüyasında gören kardeşlere ders veriyoruz. Ama senle bin bir tane teberriken sana tevhîd dersi verelim. Allah’ım şifa versin inşallah. Selamünaleyküm biz seviyoruz dediğimiz kişileri gerçekten sevip sevmediğimizi nasıl anlarız?
Bugün tweet attığında anlatmak istediğin tam olarak neydi açıklar mısın? Sevmiyorum bir iddia. O iddiaya uygun hal ile halletmek gerekir. Sevdiğin ne ise. Allah ise farzları yerine getirip haramlardan uzak durma. Hazret-i Peygamber Efendimiz ise onun ahlakıyla ahlaklanıp onun sünnetlerini yerine getirme. Üstad ise onun nasihatlerine, dikkat etme nasihatlerine uyma. Sevdiğin şey ne ise onun bir sevginin bir ispatı gerektiren bir hal olması lazım.
Cenâb-ı Hak diyor ya, ey iman edenler Hazret-i Peygamber’de sizin için güzel örnekler vardır. Seviyor isen o güzel örneklerle örneklen onları yap. Hayırlı akşamlar.
37. Siyah Renk Kaçıncı Esmâdır? (Esmâsızlık); Şeffaf Kıyafetler Giydirilmek Rüyâsı (Ânlamsız); Ömer Tuğrul İnanç Kimî?; Kur’ân-Hadîs-Mesnevî’den Aktarma Adâbı; Hikâyeleri Kendi Algımızla Yorumlarken Yanlış Yönlendirmekten Nasıl Korunur?
Siyah renk kaçıncı esma oluyor? Esma sızlık oluyor. Şeffaf kıyafetler giydirilmek ve bütün bedenin tamamen şeffafa dönmesinin anlamı nedir? Hiç bir anlamı yok. Ömer Tuğrul İnancil kimdir? Ömer Tuğrul İnanç Er diye bir zat var İstanbul’da. Bildiğim kadarıyla eski İstanbul kültür müdürüydü. O kadar bilgim. Kur’ân’dan, hadislerden veya mesneviden bir hikaye yazılı veya sözlü olarak aktarmanın adabı nasıl olmalı?
normalde mesela Kur’ân’dansa müteşabih ayetlerse bununla alakalı eski tefsirciler ne demiş? En uygununu bulup öyle. bu hükümle alakalı bir şeyse, fıkıhla alakalı bir şeyse Meslep imamlarından örnekleyerekten olur. Hadisler olunca, hadislerin bu konuda varsa bildiğimiz doğru şerheden, tevileden buna bakarız. Mesneviden ise Mesnevî okuruz veya bu noktada onu şerheden kimselerin bir şarih var ise o şarihin şerhini aktarabiliriz.
Hikayeleri kendi algımızca yorumlarken sınırlanmaktan ve hikayeyi okuduğumuz kişileri yanlış yönlendirmekten nasıl koruyabiliriz? Bu din ise dinle alakalı meselelerde müteşabihlerin üzerinde bir yetkinliğiniz varsa evet sınırları biraz daha farklılaştırabilirsiniz. Evet sınırları biraz daha farklılaştırabilirsiniz ama yetkinliğiniz yoksa tefsirlerden faydalanmak en selametli yol. Hayırlı akşamlar…
38. Kalbi Allah Zikreden Kimse Burada Hakk’ın Tecellisine Mazhar Olur; Alkolist-Kanser Hastası, Namaz-Cum’a Kılmayan Kardeş İçin Hidâyet Duâsı; Kur’ân ve Sünneti Yaşamayı Seçen Kimsenin İç Soğukluğunun Zikirle Tedavisi
Allah’ın kalbi olarak daimî zikreden kişi burada hakkı görmezse öbür halinde görmeyi hak etmiş olur mu? Kalbi Allah zikrediyorsa o kimse burada hakkın tecelliyetine mazhar olur. Selamünaleyküm kardeşim alkol kullanan biriydi kanser hastalığına yakalandığı iki yıldır tedavi görüyor. Namaz kılmıyor, cumaya gitmiyor, uygun dille defalarca anlatmamıza rağmen kılmıyor. Bu durumu bizi hem endişe hem de korkutuyor.
Allah selametini versin, Cenâb-ı Hak hidayet etsin, hidayeti mümkün ise. Ki onun için mümkün ama Cenâb-ı Hak yazdığını bozsun, hidayete doğru devşirsin inşallah. Günahı, haramı açıktan işlemek bu dünyanın en kolayı ve kolaylaştırılmış en kolay eylemi. Peki bu kolaylıktan uzaklaşmak isteyen yönlü Kur’ân ve Sünnet yaşamayı zor olanı seçen kimsenin içi soğuk istediği samimiyeti ve duyguyu yakalayamamasını nasıl değerlendirirsiniz?
Ya normalde Kur’ân ve Sünnet’i yaşamak gerçekten de böyle bu tarafa doğru dönecekse, işi de zor. Döndüğü zaman Allah’ı çokça zikrederekten, Allah dostların yanında oluraktan o soğuklu tedavi edebilir inşallah. Selamünaleyküm,…
39. Hazret-i Âdem’den Hazret-i Muhammed’e Peygamberler Tarihi İçin Asim Köksal Tavsiyesi; Kız Kardeşin Geceleri Sıçrama-Bağırmalarına Şifa Duâsı ve Fatiha Yukusı; Allah Ticarî Hayatta Kendi Hatalarımızdan Kaynaklanan Borçlara Kefil Değildir
Hazret-i Âdem’den Hazret-i Muhammed’in sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e kadar gelen, Peygamberlerimizin başına gelen olaylar, müsibetler, ders verici kısaları öğrenmek için bir kitap önerebilir misiniz? Allah razı olsun. Peygamberler tarihi var. Asim Köksal’ın da olması lazım herhalde. Asim Köksal’da değil mi? Peygamberler tarihi var onu okuyabilirsin.
Hocam selamünaleyküm, kız kardeşim iki buçuk aydır geceleri rahatsız, gece olunca başlardı konuşamıyordu. Şimdi de yataktayken sıçramalarla uyanıyor, bağırıyor dokunmayın, ellemeyin beni diye bağırıyor. Biz her akşam hastanelerdeyiz ama bir şey çıkmadı hocam ne yapalım. Allah yardımcınız olsun, Cenâb-ı Hak muineyiniz olsun. korkulan bir şey değildir inşallah.
Amdesti Aslı’nın Fâtiha yukusunda yaşı büyük mü, yaşı küçük mü, kaç yaşında bilemedimden bu konuda tam net bir şey söyleyemiyorum. Allah rızka kefildir. Kim rızı kendisi yaşıyor ise imani nokta sıkıntısı vardır demiştiniz. Bu sözünüze iman ediyorum. Peki Allah ticare hayatta kendi hatalarımızdan dolayı olumsuzluklardan dolayı girdiğimiz borçlara sıkıntılara kefil midir? Değildir.
Kişi borca girmekle, iflas etmekle ve kendisine yazılırdan, rızkı erkenden mi tüketmiş olur? Öyle bir şey değil. Pandemi dönemi ticare hayatımız olumsuz etkiledi. Sizden bu konuda dua edip bekleriz. Allah’ım muineyiniz olsun.
40. Eski-Yeni Tüm Sohbetleri Dinleyen Kardeşe Teşekkür; “Şeyhim Dediği İçin İnsan Toplarsa Cezalandırılır” Endişesiyle Üstâdım Diyen Kardeşin Safîyanesi; İzmir’in Sevgisi ve “Bir İnsan İki Kez Sever mi, On Kez Bile Sever”
Yeni, eski bütün sohbetlerinizi dinliyorum. Allah size sağlıklı, uzun ömür versin. Sizin sohbetlerinizi dinleye dinleye Allah’a açık olun. Allah muhafaza eylesin. Allah hep Allah’ı zikredenlerden eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Ben de bir ara duymuştum. Şeyhim derse, bir kişi etrafındakilere insan toplarsa cezayı tabi tutuluyor diye. Ben de geldiğimden beri size üstadım diyorum.
Hatta Bursa’ya gelince, eskiden dostlar niye şeyhim demiyorsun, üstad ne demek diyorlardı? Ben de cesaretine hayran olup saygı duyup sevdiğim iyi bir yöneticiye üstadım derim deyince öyle bakmışlardı. Tekkenin bahçesinde benim için aynısınız hep üstadım. Allah’a emanet olun. İzmir sizi hep sevecek. Allah iyi etsin derya salkım. Allah bir meyilik versin inşallah. Hayırlı geceler.
41. Manevî Tedavi Nedir? Her Kula Nasîp Olur mu? — Her Hastalığa En Güzel Şifa Zikir ve Tevhîd; Şeb-i Arûs Hazırlıklarının Pandemi Nedeniyle Olmaması ve “Hatalı Olan Benim, Yağmur Yağmazsa Sebebi Benim, Korona Bile Benim Yüzümden” Öz-Muhâsebesi
Bir insan iki kez sever mi? On kez bile sever. Sevdiğine bağla. Neyi sevecek? Bunun E harfi düzgün yazmıyor. Ne yapacağız bunu? Manevi tedavi nedir? Her kula nasip olur mu? Bu tedavilerden nasiplenmek için nasıl yaşamak lazım? Hastalığa bağlı her türlü hastalığa bağlı manevi tedaviler vardır. Ama benim bildiğim en güzel şifa Allah’ın zikirdir, tevhiddir. Ne hastalığınız varsa maddi manevi tevhide Allah’ın zikrede devam edin inşallah.
Her zaman bu aylarda sizin değerli katılımlarınız ve teşviklerinizde Şeb-i Arûs hazırlıkları yapılır. Aralık ayı geldiğiniz katılımlar bir telaş, bir heyecanla bir kavuşma neşresiyle şehir şehir dolaşırdık. Bizler neler yaptık da Allah üzerimizden nice güzelliklerini aldı. Bizler size hasret kaldık. Allah için tavsiyenizi rica ederim. Allah razı olsun. Ben yapmışımdır bir şey muhakkak. O yüzden ben kendi kendime öyle derim.
yağmur yağmıyorsa sebebi benimdir. Birisinin başına bir sıkıntı geldiyse sebebi benimdir. Komple bir koronanın bile sebebi ben olabilirim. O yüzden benden kaynaklanır. Her türlü olumsuzluk. Selamun aleyküm.
42. Devlet Kurmakla Övünürüz-Yıkarken de Basit Oluruz Eleştirisi; Yılbaşı Geçesinde Ailenin Sofra Donatışına Katılım: “Yılbaşı İçin Yapılmış Bir Fıstığı Dahi Yemem” Kesin Reddi
Onca devlet kurmakla övünüyoruz. Bu durumda devletlerimiz de biz yıkmış oluyoruz. Açar mısınız lütfen? kurmak da bizim için basit. Yıkmak da bizim için çok basit. O yüzden biz anında yıkar kurarız. Bizim çok özür dilerim. Tarladaki çiftçi dayımız bile devlet kurar, devlet yıkar. Öyleyiz. Ailem yılbaşı geçesi toplanıp masayı yiyeceklerle donatıyorlar. Ben Müslüman olarak yılbaşı kutlamıyorum.
Masadaki yemekler, meyveler için sofra da o ortamda bulunsam caiz olur mu? Olmaya yılbaşı için yapılmış ya, yemem. Yılbaşı için yapılmış, yılbaşı için alınmış bir fıstığı dahi yemem ben. Öyle söyleyin. Hiç öyle bir şey olmadı da olsa yemem. Bakın yılbaşı için yapılmış bir küçücük bir şey daha elimi sürmek istemem. Olmadı. Ben böyle bir şey yaşamadım Sûfî olduğumdan beri. O yüzden size de tavsiye etmem. Yemeyin de içmeyin de.
43. “Sizi Dinleyip Deşarj Oluyoruz” Kardeş Mesajına Karşılık; Eşin Sakal Bırakmasını İstemeyen Anneye “Sünnet-i Seniyyeye Karşı Çıkmak Kim Küfre Götürür” Uyarısı; Rüyâları Arkadaşlara Anlatma Disiplini
Sizi dinleyip deşarj oluyoruz. Sizin kaptırmanız da haktandır. Huuu. Eyvallah. Eyvallah canım kardeşim. Sohbetin nasıl geçtiğini, ne zaman bittiğini anlamıyoruz. Allah razı olsun. Eyvallah. Eyvallah. İzmite selam. Hayırlı geceler. Eşim sakal bırakıyor. Elhamdülillah saygım var. Ama iki küçük oğlum da dahi kesmesini istiyoruz. Ama sünnettir diyor, geçiyor. Ben de biliyorum ama kesmesine rica ediyoruz. Yanlış mı yapıyoruz?
Hem de çok yanlış yapıyorsunuz. Bir sünneti seneye karşı çıkmak, bir sünneti seneyi istememek küfre götürür insanı. Allah muhafaza eylesin inşallah. Hayırlı akşamlar. Benim sorum gördüğümüz rüyaları arkadaşlar anlatalım. Hangi rüyalar anlatılır, hangisi anlatılmaz? Bu uzun bir mesele. Bunu böyle zâkirlerinizi anlatın bir tek rüyalara. Onlar derse bunu arkadaşlara da anlatabilirsiniz. O zaman anlatabilirsiniz. Selamünaleyküm.
44. Herkesin Yanında Bağırıp Küfreden Kocanın Bipolar Bozukluk-Kişilik Bozukluğu Olduğu Tanısı ve Tedaviye Götürülmesi Tavsiyesi; Geçmiş Namaz Borçlarını Kapatma Niyeti; Yağmur Suyu ve Fâtiha’nın Şifa Olduğuna Dair Hadîs Delilleri
Eşim bana hiç çekinmeden… eşi bayan yazıyor bunu. Bana hiç çekinmeden herkesin yanında bağırıp küfredip laf söyler. Sonra da hiçbir şey söylememiş gibi hayatına devam eder. Sonra da benden her türlü hizmetini ister. Ben desteklerini yaparken kalben yapmak istemiyorum. Bunları kendisine anlatıyorum ama beni umursamıyor. Aile bağlarımızın zayıfladığını düşünüyorum. Ne yapmak gerek? Tedaviye götüreceksin. Onda bir polar bozukluk var.
Veya da kimlik bunalımı var. Bir erkek eşini, hanımını insanların içerisinde bağırıp, çağırıp küfrediyorsa onda kişilik bozukluğu vardır. Ciddi ciddi söylüyorum bunu. Kinayesini söylemiyorum. Kişilik bozukluğu vardır. O böyle erkekliğini göstermeye çalışan bir polar bozukluğu olan kimselerdendir. Tedavi edilmesi gerekiyor. Geçmişteki namaz borçlarımı kapatmak istiyorum. Bunun için nasıl niyet etmeliyim? Niyet ettim ya Rabbi en son kılamadım.
Öğle namazının farzısının kazasını kılmaya. Aklına geldik çakal. Yağmur suyunun Fâtiha suresi ile karıştırıp işinin şifa olduğunu, nerede yazılmış diye sorulduğunda ne cevap verilmeli? Fâtiha şifadır. Yağmur suyu da şifadır. Her ikisi hakkında da hadis var. Her ikisi hakkında da hadis var. Yağmur suyunun şifa olduğuna dair, Fâtiha’nın da şifa olduğuna dair. Her ikisi hakkında da hadis var. O yüzden hadisleri okursa bir kimse bulabilir orada.
45. Eşinden Ayrılmış Osman İsimli İş Arkadaşıyla Evlenme İstişâresine “Biz Kimsenin Eşine-İşine Karışmayız, Ancak Helal-Haramını Söyleriz”; “Mustafa Özbağ’tan Derslim” Diye Sorulunca Devlet Sisteminden “Hayır” Demenin Hükmü; Müdür Şefi’nin Çıkarılacağını Bilmek Ve Şefin Öğretimini Kabul Meselesi
Ben şu anda sizi birlikte dinledim. Bir bey adı Osman. Eşinden ayrılmış bir oğlu var. Kendisiyle kalıyor. velayeti şu anda babasında. Kendisine namazını kılıp orucunu tutan biri. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Bizi birbirinize uygun görüyorlar. Ben size danışıp ona göre karar vermek istiyorum. Yanlış bir şey yapmak istemiyorum.
Biraz zor bir karar. Aynı şehirde yaşıyor. Aynı iş yerinde çalışıyoruz. Benimle birlikte size de gelmeyi kabul ediyor. Ben ne yapmalıyım? Biz kimsenin işine aşına, eşine karışmayız. Bizi helal haram noktasında bir şey sorarlarsa biz onlara bu helal, bu haram deriz. Ondan sonra insanların hayatlarına müdahale etme noktasında değiliz.
Bizi sen Mustafa Özbağ’den dersli misin diye sorulduğunda devletin sisteminden dolayı hayır dersek bu durumda hükmü ne olur? Bir şey olmaz. Çalıştığım yerde müdür şefi işten çıkarıp beni şef yapacakmış. Şef bu durumun farkında değil ve bana bildiklerini öğretiyor. Şefin yüzüne gülüp arkasına iş çeviriyormuşum gibi hissediyorum. Şefin atılacağını bilerek sessiz kalıp anlattıklarını öğrenmem uygun. Bunu yapmamı tavsiye edersiniz.
Sen işini yap, işini öğren. Sen müdürün ne düşündüğünü, ne düşünmediğini bu seni bağlamıyor.
46. Abdest Aldıktan Sonra “Şurayi Yıkadım Mı” Gibi Düşünceler Vesvesedir; “Şakayla Dedikodu da Gerekiyor” Diyen Kimsenin Dinden Çıkmadığı, “İçmek de Gerekiyor”un Günahlığını İnkâr Manasına Gelmemesi; Ailesi-Akrabaları Dinle Alay Eden, İçlerinden “İyi İnsan” Sayılanların Küfür Haline Dair Hukukî Hükmü
Abdest aldıktan sonra gelen acaba şurayı yıkadım mı, buraya yıkadığımı hatırlamıyorum gibi düşünceler vesvese değil diye biliyorum. Doğrusu nedir? Vesvese. Abdest aldın bitti. Kimisi şaka ile dedikodu da gerekiyor diyorlar. O sırada onlara bir şey söyleyemiyorum. Onlar İslam’dan çıkmış mıdır? İslam’dan çıktılarsa onlara sevgi beslemememiz mi gerekiyor?
Şaka ile de olsa dedikodu da gerekiyor dediğinde normalde o dedikodunun haram olduğunu zaten kabul ediyor. O manada göre. Bu dedikodu değil derse o zaman o dinden çıktı. Arada içmek de lazım. Ne yapalım içiyoruz işte. Bu içmenin günah olduğunu reddetti manası çıkmaz bundan. Ailem ve akrabalarından İslam’ın bazı esaslarını doğru kabul eden hiç yok diyebilirim. Kimi zaman dinle de dalga geçebiliyorlar.
Ve bu kişiler Müslümanım diyenlerin çok yanlışlıklar yaptığından şikayetçiler. İnaç konusu dışında onların iyi insanlar olduklarını düşünüyorum. Merhametli bir iş yaptıklarında onları seviyorum. Elimde olmadan yanlış mı yapıyorum? Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’ten herhangi bir şey inkar ettiyse küfür eyle. Onların yaptıkları iyiliklerin, onların yaptığı iyiliklerin hiçbir hükmü yok.
47. Pandemide Üniversite Hazırlığı Yapan Agresif Evlatlara Karşı Anne-Babayı İmtihan Uyarısı; “Saat 12.00 Bir Geçiyor, 42 Soru Kaldı, Haftaya Devam” Kapanış Ön Sözü
Evlatlarımız bu pandemide nasıl davranacağımızı bilemedik evlatlarımıza. Üniversite hazırlık yapıyor. Biraz da agresifler niye olmamızı önerirsiniz. Allah’ım evlatlar bütün herkese imtihan şu anda. Pandemide de imtihan, pandemiden önce de imtihan. Herkes çocuklarıyla iyi imtihan oluyor. Allah yardımcınız olsun inşallah. Saat 12.00. Bir geçiyor. Daha 42 tane soru var. Bunun bitçiği yok. Evet. Şunu tıkladım bunu okuyayım.
48. “Her Ne Yapacaksam Sonucu Ne Olur” Soruşturmasının Hikmeti; Gönle-Kalbe Dokunabilmek İçin İnsanları Analiz Etme Tavsiyesi; 42 Soru İçin Haftaya Devam Kararı, Mutat Zikir (La ilâhe illallâh, el-Fâtiha) ve Kapanış Niyâzı
Her ne yapıyorsam veya yapacaksam neden yapıyorum? Sonuncunda ne olacak diye kendime sormadan edemiyorum. Bu sorular doğru sorularımdır. Sonuncunda ne olacağını hesapla. Bunda sıkıntı yok ki kendi kendine sor. Ben bunu yaptığımda sonucu ne olur diye. Bu güzel bir şey. Bunda problem yok. Kendime gönle ve kalbi dokunabilmek için hedef koydum. Fakat bunu nasıl yaparım? Hangi yoldan gönle dokunabilirim diye çeşitli yollar denedim.
Fakat tespit edemedim. İnsan gönlüne dokunabilmek bir tutku oldu. Nasıl faydalı gönle dokunabileceğimi anlayabilmek için ne yapmalıyım? Bunu nasıl tespit edebilirim? İnsanları analiz edip o insanların üzerine ne yapabilirim? Düşünüp ona göre yapmanız gerekiyor. Şimdi şöyle söyleyeyim. 42 tane soru var. Bu 42 tane soru onun sonra önümüzdeki haftaya değer edecek. Bazen bu soruların içerisinde geçmiş haftadan bağlantılı olanlar var, olmayanlar var.
Ama bu sorularına cevap alamayanlar bilsinler ki önümüzdeki hafta inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. sorular olarak. Olmazsa önümüzdeki hafta sohbeti biraz daha böyle kısa tutar. Soruları daha fazla zaman ayırırız. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun inşallah. Şimdi biz yine mutat zikrimizi yapıp geceyi sonlandıracağız inşallah. La ilahe illallah. El Fâtiha. Allah geceniz hayır etsin. Allah gününüzünüzü hayırlı eylesin.
Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbime emanet olun inşallah. Selamünaleyküm.
Kaynakça ve Referanslar
- Kur’ân-ı Kerîm — sohbette geçen âyet-i kerîmeler: Bakara 2/186 (“Kullarım beni senden sorarlarsa şüphesiz ki ben onlara çok yakınım”); Mücâdele 58/22 (“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmin babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Resûlüne düşman olanlara sevgi beslediğini göremezsin… Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır; işte onlar Allah’ın Hizbullâh’ıdır”); Nisâ 4/119 (“Kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür”); En’âm 6/121 (“Şeytanlar sizinle mücâdele etmeleri için kendi dostlarına fısıldaşırlar”); En’âm 6/42 (“Senden önceki ümmetlere elçiler gönderdik… boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıkla uğratık”); Nûr 24/37-38 (“Onları ne bir ticaret ne bir alışveriş Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyar”); Bakara 2/269 (“Allah hikmeti dilediğine verir; kime hikmet verilirse ona çok hayır verilmiş olur”); Enfâl 8/29 (“Takvâ sahibi olursanız Allah size Furûan — iyiyi kötüden ayırt edecek marîfet nuru — verir”); Hadd 57/28 (“Allah’tan korkun, Peygamberine inanın ki size rahmetini iki kat versin ve ışığında yürüyeceğiniz nur lütfetsin”); Necm 53/1-18 (Mi’râc bâbı — “gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı”); Yusuf 12 (Eyyûb kıssası referansı); Ahzâb 33/21 (“Resûl’de sizin için güzel bir örnek vardır”)
- Mesnevî 1061-1066. Beyitler (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî): “Ey oğul! O kum Allah eridir; o er kendinden ayrılmış Hakk’a uluşmuştur”, “Allah erinden başkasını kuru kumsal bil”, “Hakim olan erden hikmet iste ki onunla görücü, bilici olasın” ve “Akıl Cebrâîl gibidir” beytinin şerhleri; Tâhiru’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî-i Şerîf; Ankaravî İsmâil Rusûhî, Mecmûatu’l-Letâif; Şem’î Şem’ullâh; Abdülbâkî Gölpınarlı tercüme ve şerhi ile Nicholson neşri
- Hadîs-i Şerîf kaynakları: Buhârî, el-Câmi‘u’s-Sahîh (Rikâk ve Tevhîd bâbları — “Kulum bana farzlarla ve nafilelerle yaklaşır sonunda sevgime erer; onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum” hadîs-i kudsîsi); Müslim Sahîh; Ebû Dâvûd Sünen; Tirmizî el-Câmi‘; Nesâî Sünen; İbn Mâce Sünen; İmâm Ahmed bin Hanbel el-Müsned (Ümmetin Ebdâllarının 30 tanesinin Halîluru’r-Rahmân İbrahim Aleyhisselâm’ın kalbi üzere olduğuna dair rivayet); el-‘Aclunî Keşfu’l-Hafâ (“Ağlayamazsan ağlıyormuş gibi yap”; “Bildiğinizle amel ederseniz Allah bilmediklerinizi öğretir”); Muttakî el-Hindî Kenzu’l-Ummâl (“Kırk gün haramdan uzak duranın kalbinde hikmet pınarları akar” rivayeti)
- Cebrâîl hadîsi (Cibrîl Hadîsi): Müslim Îmân 1 ve Buhârî Îmân 37: Cebrâîl Aleyhisselâm’ın bedîî olarak gelip Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e îmân-İslâm-İhsân nedir diye sorması; “İhsân Allah’ı görüyormuşcasına ibâdet etmendir, sen onu görmüyorsan da o seni görür” beyanı; İhsân perdesi ve lûtf perdesi ayırımı
- Hanefî fıkhı fetvâları: İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’den naklen: “Zorla tecavüze uğrayan bâkire kız şeriî olarak henüz bâkir hükmündedir, ona fuhuş hükmü verilmez”; tecavüz ile fuhuşun ayrı hukukî kategoriler oluşu; devletin istihkak elbisesini evde giymenin kul hakkına girmesi; Dâru’l-Harp hukukunda tasârım çalmak ve emniyette elbise konusunda Hanefî görüşleri; kazâ-borcu olan orucun nafileye öncelenmesi fetvâsı; “Komple insan çizmek (heykel hükmünde) câiz değil, portre câizdir” ayrımı
- Semâ’nın tarihî delilleri: Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn (Hazret-i Mevlânâ’nın Konya’da Zerkûb dükkânı önünde semâ ettiğine dair rivayetler); Gazâlî İhyâ ‘Ulûmi’d-Dîn (Kitâbu’s-Semâ); Kırşehrî Semâ Risâlesi; Hazret-i Câbir ve Hazret-i Ali’nin semâ ettiklerine dair rivayetler; Abdülkâdir Geylânî ve Ahmed er-Rifâî dergâhlarında semânın varlığı; Mahmûd Ustaosmanoğlu (İsmâilağa Cemâati’nin Post-Nişîn’i) “Mevlânâ dönmemiştir” nispetlerine Mustafa Özbağ’ın tarihî cevabı
- Bipolar bozukluk, şizofreni ve panik atak: DSM-5, APA (American Psychiatric Association) tanı ölçütleri; Kay Redfield Jamison, An Unquiet Mind; E. Fuller Torrey, Surviving Schizophrenia; bipolar bozukluğun ailesel-genetik geçişi üzerine literatür; “Olmayan bir şeyi olmuş gibi kabul edip karşıdaki kimseye hakâret etme” örnekleri (platônik âşık katili, eşine temelsiz zîna isnadı vb.); modern psikiyatride tedavinin ilaç baskılaması ile sınırlı kalışı eleştirisi
- Modern tıp, aşı sanayisi ve Dünya Sağlık Örgütü eleştirisi: Dünya Sağlık Örgütü’nün Afrika’da çiçek aşısına AIDS bulaştırdığını 50+ yıl sonra itirafı; Ivan Illich, Medical Nemesis (modern tıbın hastalık üretimi); Peter Gøtzsche, Deadly Medicines and Organised Crime; Şeker-kanser-depresyonun tedavi edilmeyip ilaçla baskılanma eleştirisi; Çin’in kendi halkına aşı yapmayıp dünyaya aşı satmasına dair güzlem; Noam Chomsky Manufacturing Consent
- Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâm: Sâd 38/41 (“Kulumuz Eyyûb’u da an, hani o Rabbine doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi diye seslenmişti”); Enbiyâ 21/83-84; İbn Keşfir ve Razi tefsirlerinde Peygamber’in hastalığı Allah’a değil şeytana nisbetle, Âdem Aleyhisselâm’ın yolunda kusuru kendisine alma tefsiri
- Hizbullâh terimi: Mücâdele 22 ve Maide 56. âyetlerdeki “Allah’ın Hizbi” kavramı; Orta Doğu Hizbullâh (Lübnan Şîî milisi), Güneydoğu Türkiye Hizbullâh-Kontrüna örgütü ve batı istihbaratı (CIA-Mossad-MI6) tarafından kurulmuş benzer isimli tâgut örgütlerin Kur’ânî Hizbullâh ile karıştırılmaması
- İbn Arabî ve Vahdet-i Vücûd: el-Fütûhâtu’l-Mekkiyye (Allah’ın esmâsının tecellisi bâbı); Fusûsu’l-Hikem; “Allah bütün zâhir sıfatlarıyla tecellî etmiştir, kör olan onu görmez” kavli; William Chittick The Sufi Path of Knowledge; Ferid Kam Vahdet-i Vücûd
- Ebdâl, ricalullâh ve mânevî mertebeler: İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi (Ebdâl bölümü); İmâm Ahmed bin Hanbel rivayetinde ebdâlların 30/40 sayısı ve bunların Halîluru’r-Rahmân kalbi üzere oluşu; Nefs mertebeleri (emmâre, levvâme, mülheme, mutmainne, râzıye, merdiyye, sâfiyye) ve kırk günlük Erbain inzivası sufi tatbiki (Mûsâ Aleyhisselâm’ın Tûr-i Sinâ kırkgünlüğü’ne niyeten)
- Osmanlı devlet adâbı kıssaları: Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh’ın devletin kandilini söndürüp kendisinin kandilini yakma kıssası; Yavuz Sultân Selim’in dar kaftanıyla 15-20 yıl dolaşması ve Avusturya-Macaristan Sefiri’nin “gözüm ayak ucundan yukarı çıkamadı” ifadesi; Sultân II. Abdülhamid Han’ın 33 yıllık saltanatında devletten yalnız iki kat elbise alma titizliği; Yusuf Halacoğlu ve İlber Ortaylı’nın Osmanlı iktisadî titizliği üzerine çalışmaları
- Azerbaycan-Karabağ Savaşı (2020) ve Türkiye’nin bölgesel rolü: 2020 İkinci Karabağ Savaşı, Azâdlıq Meydanı Zafer Yürüyüşü; Suriye iç savaşına Türk müdâhalesi, Libya GNA desteği, Doğu Akdeniz hidrokarbon krizi, Bosna-Sancak-Sudân-Afrika hizmetleri; Avrupa Birliği ve ABD Senatosu’nun Türkiye yaptırım gündemleri; “Haçlı seferlerinin hiç bitmediği” geopolitik tez (Erdoğan’ın Kutül-Amare konuşmasından referansla)
- Yılbaşı kutlamasının şer’î hükmü: “Kertenkele deliğine dahi girseniz siz de girersiniz” hadîs-i şerîfi (Buhârî İ’tisâm 14, Müslim İlim 6); “Bir kavme benzeyen onlardandır” hadîs-i şerîfi (Ebû Dâvûd Libâs 4); Hanefî fıkhında gâvur bayramlarına benzemekten kebâir (büyük günah) hükmü; yılbaşı için alınan fıstığı dahi yememe titizliği
- Ders-intisâb, rüyâ ve dergah hiyerarşisi: Rüyâ ile intisâb klasîk kitapları: İmâm Sha‘rânî Levakıhı’l-Envâr; taşköprüzade eş-Şekâiku’n-Nu’mâniyye; Nakşiyye ve Kadîriyye-Hâlidîyye silsilelerinde üstad-derviş-zâkir-çavuş hiyerarşisi; Zâkirlerin bölge yetkisi, üstâdın mahrem-alenî vazifeler vermesi; Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in “filâncayla selamı sabahı kesin” uygulamasının Türkiye’de cihâddan geri kalan üç kişinin hadîsi oluşu (Buhârî Meğâzi, Tevbe 118)
- Hadîslerin korunması ve Kur’ân’ın Koruncaklığı: Hicr 15/9 (“Zikri biz indirdik biz koruruz”); Ignaz Goldziher ve Joseph Schacht oryantalist tenkîde karşı M. Mustafa el-A’zamî Studies in Early Hadith Literature ve The History of the Qur’anic Text; “Peygamber’e itâat” âyetlerinin (Nisâ 59, Ahzâb 36) hadîsin bağlayıcılığına delil oluşu
- Hazret-i Âdem’den Hazret-i Muhammed’e Peygamberler Tarihi: M. Asim Köksal, Peygamberler Tarihi (Türkiye Diyanet Vakfı yayını); Ahmed Cevdet Paşa Kısas-ı Enbiya; İbn Keşfir el-Bidâye ve’n-Nihâye; Taberî Târîhu’r-Rusul ve’l-Mulûk; peygamberlerin müsîbetlerinden ders alma yaklaşımı
- Şeb-i Arûs ve Hazret-i Mevlânâ’nın vuslât günleri: 17 Aralık Şeb-i Arûs geleneği ve Konya semâ merasimleri; pandemi nedeniyle 2020 hazırlıklarının yapılmayışı; Sultân Veled İbtidâ-Nâme; Abdülbâkî Gölpınarlı Mevlânâ Celâleddîn