Giriş: Selam-Hayırlar, İhtiyarlık ve Sağlık Sebebiyle Ağır Aksak Yürüme, 1018. Beyt’ten Devam Niyeti
Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Allah gecenize hayırlı eylesin, gündüzünüze hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Rabbim bütün ümmeti Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı yapışan, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı yaşayan, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’yi tebliğ eden kullarından eylesin inşâAllah.
Böyle Hakkında
Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümlemizi afiyet eylesin, hastalarımıza hayırlı şifalar nasip eylesin, bermurad olanları muradlarına hal eylesin. Her nerede ümmeti Muhammed’in içerisinde bir sıkıntı var ise, sıkıntısını def eylesin inşâAllah. Mâlum geçen hafta biraz sağlık problemlerimden dolayı kısa kesmek zorunda kalmıştık. İhtiyarlık kolay değil, artık biz de eskisi gibi değiliz.
O yüzden böyle tabiri caizse ağır aksak yürümeye devam edeceğiz inşâAllah. Gücümüz yettiğince, nefesimiz yettiğince inşâAllah sohbet etmeye, zikrullâh etmeye gayret edeceğiz inşâAllah. 1018. beytte kalmışız. Allah izin verirse inşâAllah. 1018. beytten okumalara devam edeceğiz Allah’ın izniyle inşâAllah.
Mesnevî 1018. Beyit — “Ey Sûrete Tapan! Nice Dek Sûret Kaygısı?”: Taklidî İmân-Tahkîkî İmân, Sûret-Sîret ve İç Düzeltme; Süslü Müslümanlar, İnsan Sûretindeki Zalim-Hain-Katliamcılar (Ermeniler-Karabağ, Hocalı, Bosna-Sırplar, Yemen, Suriye, Irak, Afganistan, Bangladesh, Doğu Türkistan, Fransa-Avrupa-Avusturya Camii Saldırısı); Hint ile Hatîce Annemiz, Vahşî’nin Geride Durması, Yeâzîd ile Hüseyin Efendimiz; Secde 18; Ashab-ı Kehf’in Hikâyesi, Mitoljik Kadim Arka Plan, Efes-Yedi Uyuyanlar, Kıtmîr (Köpek); Evde Köpek-Resim-Cünüp Kimse Varsa Rahmet Meleği Girmez (Ebû Dâvûd-Nesâî); Zalim Vali ve Putlara Secûd ile Bayındır-Sağrın Sineması’nda 10 Kasım Anısı
Ey sûrete tapan! Nice dek sûret kaygısı, senin mânâsız canın sûretten kurtulmadı gitti. taklidi iman, tahkiki iman derler ya, taklidi iman, meseleyi taklit edenlerdir, sûrette kalanlar. Veyahut da dinin bir sûret kısmına bakarlar, kimisi de sîret içine bakar. Ama Cenâb-ı Hak bize, içimize bakmamızı söyler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine takvayı tarif ederken gönlünü, bu göğüs boşluğunu işaret eder. Der ki, takvâ buradadır.
Demek ki önemli olan insanın içidir. Hanefiler de bu konuda çok dikkatli davranmışlar, ameller niyetlere göredir demişler. Din, niyettir. insanın içidir. Bir kimse oruç tutmayı niyet ettiyse, onun açlığının bir karşılığı olur. Ama yok, oruç tutmaya niyet etmediyse, o zaman onun açlığının bir karşılığı yoktur. Sûreten o kimse oruçlu görünüyor ama niyeti başka bir şey olduğu için biz onu oruçlu hükmünde görmeyiz.
Veya, sûreten o kimse oruç tutmuştur ama diliyle harama devam etmiştir, gözüyle harama devam etmiştir, kulaklarıyla harama devam etmiştir, uzuvlarıyla harama devam etmiştir. O gerçekte oruç tutmamış gibidir. Sebep o çünkü sûreten yemeğinden içmekten kesildi ama mânâ itibarıyla o oruç tutmadı.
Şimdi o yüzden sûfîlik mânâyı elde etme, sûfîlik içselliği elde etme, sûfîlik insanın kendi iç âlemini dizayn etme, iç âlemini berraklaştırma, iç âlemini parlaklaştırma, iç âlemini Cenâb-ı Hakk’ın ilhamına mazhar kılma, Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhabbetullahına mazhar kılma yeridir. O yüzden Hz. Piri der ki, Ey sûrete tapan! Ninceye dek bu sûret kaygısı?
sen sûrete bağlandıkça, sen sûrette kaldıkça, sen kabukta kaldıkça, sen mânâdan uzak duruyorsun, mânâdan gafil kalıyorsun, meselenin mânâsına ermiyorsun, dinin mânâsına ermeye çalışmıyorsun. Sen işin sûretindesin. çok özür dilerim ama vardır ya, böyle son zamanlarda çıktı, süslü Müslümanlar var. bir bakıyorsunuz sakalı böyle harika, cübbesi sarı, takkesi harika ama içi harika değil.
Veyahut da bayanlara bakıyorsunuz böyle süslü giyinmişler, ne güzel tesettürlerinden falan riayet etmişler. Ama içleri bu noktada sıkıntılı, meselenin sûretinde kalmışlar. Ve bütün yeryüzünde inananların en büyük problemleri, sûretlerini düzeltip, sihiretlerini düzeltmemesidir. Veya bir kimseye bakıyorsunuz dışarıdan, öyle bir Ta’dîl-i Erkân’a uygun namaz kılıyor ama içine baktığınızda aslında o namaz kılmıyor, alışverişe, devam ediyor.
Bunun gibi o kimse bir türlü içini, manasını düzeltmiyor. Hazret-i Pîr başka bir mesnevinin beytinde, ey sûrete tapan! Yürü, manayı elde etmeye çalış. Çünkü mana, sûret tenine kanattır. Mana ehliyle düş, kalk ki hem ata ve ihsan elde edesin hem de fetâ olasın. Bu cihan tamamıyla fanidir. Aradığını sebatlı, kararlı âlemde ara. Sûretin sıfırdan ibarettir. Dilediğini mana âleminde dile.
Acı ve tuzlu canı kılıç önüne koy, feda et de tatlı bir deniz gibi olan canı al. Eğer bu kapıdan bunu almaya kuvvetini yok ise der. O zaman sen mânâ kapısından bunu almaya kudretin yok ise yürü git. Şeytanın kapısı senin kapın olmuş, şeytanın yolu senin yolun olmuş. E mânâ kapısı insana acı gelir, mânâ kapısı insana zor gelir, mânâ kapısı insana dertli gelir, gamlı gelir, kasvetli gelir.
Mânâ kapısı insana dik yokuş gibi gelir, mânâ kapısı dikenli yol gibi gelir insana. Kolay değil çünkü. Sebep mânâ kapısında durmak, mânâyi elde etmek, eğer herkesin işi olmuş olsaydı herkes sûfî olacaktı, derviş olacaktı, şeyh olacaktı, mürşid olacaktı, herkes kendince bir şey olacaktı. Ama mânâ kapısında durmak, mânâ ehliyle durmak, mânâ ehliyle düşüp kalkmak herkesin işi değil, herkesin işi olmadığı gibi herkesin yolu da değil.
Ama yol başka bir şey de değil. Eğer sen dinin özüne kavuşmak istiyorsan, sen hayatın özünü anlamak istiyorsan, sen varoluşun özünü anlamak istiyorsan, sen var edeni tanımak, bilmek istiyorsan muhakkak ki bir mânâ kapısında duracaksın. Muhakkak ki bir mânâ ehliyle düşüp kalkacaksın, mânâ ehlinin elini tutacaksın. Yoksa sen işin suretinde kalacaksın, sen işin kabuğunda kalacaksın, sen özün dışında kalacaksın ve ne yazık ki herkes gibi olacaksın.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden mânâ kapısında durmayanlar, mânâ ehlinin yanında olmayanlar, bilsinler ki şeytanın kapısında, şeytanın yolunda, şeytanın yanındadırlar. O yüzden ey surete tapan nice dek bu suret kaygısı diye Hazret-i Mevlânâ Celalettin Rum Hazretleri tabiri caizse Balloz’da birizm kafamıza vurur gibi vuruyor.
Diyor ki siz surete tapınıp kalmayın, siz surette kalmayın, siz surette oyalanmayın, siz sureti bu kadar çok önemsemeyin, sureti ilahlaştırmayın. Ya işin mânâsına ermeye çalışın, mânâ tarafına doğru yol almaya çalışıyor. Eğer insan suretle insan olsaydı, Ahmet de Ebû Cehil müsavi olurdu.
O yüzden baktığımızda 7 milyar insan var, 7 milyar insanın da 7’si de insan suretinde, hırsız insan suretinde, zâni insan suretinde, her türlü haram işleyenler insan suretinde baktığımızda her biri insan suretinde, insan suretinde, Allah’ın lanetlediği işleri yapanlar, insan suretinde, insanları zulmeden, adaletsizlikte bulunan, insanları ayıran, kayıran insan suretinde ve insanların üzerinden haksız kazançlar elde eden, devletten haksız kazançlar elde eden, devletin kurum ve kuruluşlarından haksız kazanç elde edenler, bunlar da hepsi de ne?
İnsan suretinde, Allah’ın haramlarını helâllaştıranlar, insan suretinde, Hazret-i Muhammed’i Mustafa’ya sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine laf söyleyen, hakaret eden, onu hiçmiş gibi görenler, insan suretinde, sünnet-i seneyiyle dalga geçen, sünnet-i seneyi bu mânâda hor ve hâkir gören, bunlar da insan suretinde.
Ve annesiyle cinsel ilişkiye giren insan suretinde, kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye giren insan suretinde, teyzesiyle, halasıyla, yengesiyle cinsel ilişkiye giren insan suretinde, uyuşturucu kullananlar, insan suretinde önüne gelen herhangi bir haramı veya kaide-i kanunu hiçe sayıp her şeyi kendisine helâllaştıran, zavallı hayvandan daha aşağı mahlûklar da insan suretinde.
Ve baktığımızda, çevremizde veya dünyamızda terör estirenler, masum insanları katledenler, insan suretinde masum sivillerin üzerine bombalar yağdıranlar, insan suretinde, bakın daha yeni şimdi anlaşma sağlanmaya çalıştı. Ermeniler Karabağ’a girip o kadar katliam ettiler, o kadar insanları katlettiler, öldürürler, şehit ettiler. Hocalık katliamını unutmadık.
Bunları yapanlar, insan suretinde Bosna’ya gittiğimizde, Bosna katliamını gerçekleştiren Sırplar, insan suretinde Yemen’e baktığımızda Yemen’de taş taş üstüne koymadılar. Yemen’de taş taş üstüne koymayanlar, insan suretinde, Suriye’de taş üstüne taş bırakmayan Esed ve Avane’si insan suretinde, o daiş insanları katletti, şehit etti, ortalığı yaktı, yıktı, tabricaysa emperyalistlere çanak tuttu.
Hepsi de insan suretinde, Irak’ı yerle bir ettiler, yerle yeksan ettiler, milyonlarca bombalar attılar. Bunlar da insan suretinde. Aynı şekilde Afganistan önüne gelen uçağını kapan gitti, bombaladı.
İnsan suretinde, Bangladeş’te Müslümanlara zulmedenler, insan suretinde, Çin’e baktığımızda, Çin’de, Doğu Türkistan’da Müslümanları katleden, Müslümanları zulmedenler, insan suretinde ve hatta Fransa’ya baktığımızda devlet başkanı dahil, orada ırkçılık yapan, orada dindaşlarımıza saldıran, oradaki insanlara zulmeden, insan suretinde, Avrupa’ya baktığımızda Avrupa’daki Müslümanları ötekileştiren, onlara zulmeden, her fırsatta onları öldürmeye çalışan, dükkanları niyamalamaya çalışan, evlerini yakmaya, yıkmaya çalışan, bunlar da insan suretinde.
Düne kadar daha Avusturya’da bir camiye baskın yapıp masum cuma kılmaya çalışan sivilleri orada öldüren şehit eden, o cani de insan suretinde. Veyahut da dünyanın değişik merkezlerine baktığımızda dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun, insanlara zulmeden, insanlara hainlik yapan, insanları katleden, insanları namuslarına, şereflerine, haysiyetlerine, mallarına, akıllarına, ırzlarına musallat olanlarda ne? İnsan suretinde.
Şimdi baktığımızda, bunların hepsini de üst üste, alt alta koyduğumuzda hepsi de insan suretinde. Ama sıfatsal olarak insan mı? Ne yazık ki değiller. Demek ki eğer insan surette insan olmuş olsaydı, Hz. Ahmet, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle, Ebû Cehil aynı olurdu. secde suresi, ayet 18. Cenab-ı Hak buyuruyor ki, hiç iman eden kimse fasık gibi olur mu? Elbette eşit olamazlar. Demek ki hiç iman eden ne?
İman etmeyen bir kimse eşit olması mümkün değildir. Sureten onlar insandır ama iman etmeyenler pisliktir, necistir. İman edenler ancak temizdir, iman edenler ancak tahirdir, iman edenler ancak makbuldür, iman etmeyenler makbul değildir. O yüzden insanların inananlarla, inanmayanlar bir olur mu? Takva sahibi olanlarla takva sahibi olmayanlar bir olur mu? Allah’ı zikredenlerle, zikretmeyenler bir olur mu?
Hadîs-i şerîfte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Allah’ı zikredenler diri, zikretmeyenler ölü gibidir dedi. Demek ki sureten insan olabilir ama hayvandan daha aşağı mahluk sınıfında olan o kadar çok ne yazık ki insan görünümünde insanlar var ki Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak onları korusun. Şimdi bazen ben kendi kendimi düşünürüm.
Hazret-i Hamza Radıyallâhu Anh hazretlerinin şehit edildikten sonra onun ciğerini söküp dişleriyle ısıran, onu yemeye çalışan Hint ile Hazret-i Hatîce annemizi aynı kefeye mi koyacağız? Hazret-i Hamza Radıyallâhu Anh hazretlerinin ciğerini söktüren Hint ile Hazret-i Fâtıma annemizi, Hazret-i Âişe annemizi aynı kefeye mi koyacağız? Veyahut da bazen böyle humanistmiş gibi insanlar çıkıyor ya, aman herkese sevelim sevilelim. Ne yapalım şimdi?
Hazret-i Hüseyin Radıyallâhu Anh hazretlerine ve yanında 72 şüheye dahi de Karabellağ’nın ortasında aç susuz bırakıp onları haince ve hunharca şehit eden yezid ve askerleriyle Hazret-i Hüseyin efendimiz’i Radıyallâhu Anh hazretlerine aynı eşit düzeyde mi tutacağız?
Veyahut da Hazret-i Hüseyin efendimiz’in mübarek başını bir çuvala koyup Şam sokaklarında dolaştıran yezidiler ile Hazret-i Hüseyin Radıyallâhu Anh hazretlerine aynı kefeye mi koyacağız? Sonra o çuvalı alıp saraya götürüp, sarayda bir masanın üzerine koyup dudaklarıyla alay etmeye çalışan yezid ve avanesi ile Hazret-i Hüseyin Radıyallâhu Anh hazretlerine aynı kefe de mi tutacağız? Tutamam ben.
O yüzden yezidilerle Hüseyinileri aynı kefe de tutmam mümkün değil. O yüzden Hazret-i Abbâs Hazret-i Hamza Radıyallâhu Anh hazretlerini şehit edenle Hazret-i Hamza Radıyallâhu Anh hazretlerini ben aynı kefe de tutamam. bunu Hazret-i Muhammed Mustafa da, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de zaten bir tutmadı. Vahşi Müslüman oldu geldi, sen biraz dedi cemaatın arkasında dur, benim gözümden biraz uzaktadur.
Çünkü sen dedi ciğer parem benim amcamı şehit ettin dedi. O yüzden aynı tutamayız. Allah muhafaza eylesin. Ben şeytanla meleği aynı tutamam. Ben Âdem’e secde edenlerle, secde etmeyenlere aynı ben tutamam. Madem ki Cenab-ı Hak Âdem’i yarattı ve Âdem’i yarattıktan sonra meleklere emretti Âdem’e secde edin diye ve şeytan ve avanesi ona secde etmedi. Ben şeytan ve avanesi ona secde etmeyince ben diğerleriyle onu eşit tutamam.
Allah’a iman etmiş, namaz kılmış, oruç tutmuş, Allah’ı zikretmiş bir kimseyle Allah’a isyan eden, Allah’ı zikretmeyen, namazı kılmayan, orucu tutmayan, Allah’a isyan etmeye devam eden bir kimseyi aynı eşit tutamam. Ben hırsızla, hırsız olmayana eşit tutamam. Ben fuhuş yapan bir kimseyle fuhuş yapmayan kimseye eşit tutamam.
Ben Allah’ın haramlarını açıkça çiğneyen, Allah’ın haramlarını açıkça işleyen bir kimseyle Allah’tan sakınanı ben eşit tutamam. Bu mümkün değil. İkisi de, ya hepsi de insan diyebilirsiniz siz. Birisi insan görünümünde şeytana hizmet eden, diğerisi de gerçekten Âdem’in yolunu tutmuş bir kimse. Bunun bir olması mümkün değil. O yüzden birisi iblisin yolunda gidiyor, birisi Âdem’in yolunda gidiyor.
Sen iblisin yolunda giden ile Âdem’in yolunda gideni ben eşit tutuyorum diyorsan, vallahi de zalimsin, billahi de zalimsin, aynı zamanda da cahilsin. Hem de kör cahilsin, zırh cahilsin. Eşit değil çünkü. İman eden, Allah’ı tanıyan, Allah’ı bilen, Allah’ı zikredenler, Allah’ı tanımayan, Allah’ı bilmeyen, Allah’ı zikretmeyen eşit tutmak mümkün değildir.
Vefasız bir kimseyle, vefalı bir kimseye eşit tutmak, yemin ediyorum vefalılara en büyük zulümdür. O yüzden, normalde canhıraş, vefasının peşinde koşan kimseyle vefasız kimse aynı değildir. Canhıraş, sevenle, söveni normalde bu insanın kendisiyle alakalı değil, Allah’ı seven ile, Allah’ı söveni nasıl biz eşit tutabiliriz? Bu mümkün değil, bu zaten zırh cahillik olur.
Ha bir siyasetçi çıkıp şunu diyebilir, biz 70 milyon insanı hizmet edeceğiz, o siyasetçidir, onun öyle davranması gayet normal bir şeydir. Ben müminim. O yüzden hadîs-i şerîfde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, senin yemeğini namaz kılanlar yesin. Ben ona bakarım. Ben birinci derecede yemeğimi namaz kılanlara yedirmeye çalışırım.
Ben birinci derecede ilgilip alakadar olacağım kimseler Allah’a iman etmiş, onun yolunda gidenlerdir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir aslanla siz köpeği aynı tutamazsınız. O yüzden aslanla köpeği aynı tutmak, aslana hakarettir. Aslanla köpeği aynı tutmak aynı zamanda da köpeğe zulümdür. Köpek köpektir, aslan astandır. Aslanı aslan yerine koyarsın, köpeği köpek yerine koyarsın. Sebep? Çünkü o köpektir canım kardeşim, aslan değildir.
Köpekten aslanlık beklemek ne kadar hamlık ise aslandan da köpeklik bekleme. O yüzden sen kalkıp da insan insandır, sureten bütün herkesi insan olarak görüp de sureten bütün herkes aynı değerde dersen iyilerin bir farkı kalmamış olur. Allah muhafaza eylesin.
“Duvar Üzerine Yapılan İnsan Resmi de İnsana Benzer” — Canı Olmayan Sûret, Dere-Adam Benzetmesi; Diyojen’in Kandille İnsan Araması, Ekmek Ölüsü-Şehvet Ölüsü, Ashab-ı Kehf Köpeğinin Kıymeti ve Cennetlik 10 Hayvan Rivayeti
Duvar üstüne yapılan insan resmi de insana benzer. Bak, suret bakımından nesi eksik? O parlak resmin yalnız canı noksan. Yürü, o nâdir bulunan cevheri ara. Bir duvarın üzerine siz bir insan resmi yapmış olsanız bütün her şeyle o da insan. Veyahut da bir fotoğraf koyuyorsunuz. Fotoğrafa baktığınızda aslında o kimsenin fotoğrafı çekilmiş o da baktığınızda aynısı. Ama o normalde onun nesi yok? Onun canı yok.
O yüzden normalde Allah muhafaza eylesin onun canı olması lazım. Ve Hazret-i Pîr bu konuda enteresan sözler söylüyor. Derenin suyu varsa deredir. Adam canı olan adamdır. E, derenin suyu varsa dere olacak. Dereden su akmıyorsa o dere hükmünde mi? Değil. Adamın da canı olacak. İnsanın canı olacak. Canın var ise o kimse. Biz adam yerine koyacağız, insan yerine koyacağız. Bunlar insan değillerdir. Surettan ibarettirler. Bunlar ekmek ölüsüdürler.
Şehvet öldürmüş bunları. Bir hale düşmesi yüzünden gündüzün kandille gezip dolaşan papaz. Birisi gündüzün gönlü aşk ve yanışta dolu olarak kandille gezerdi. Bir, her zevekil ona dedi ki ”Aa adam kendine gel” de öyle. Her dükkanı arayıp durma. Aydın günde kandille ne gezip duruyorsun? Bu ne saçma şey? Adam dedi ki her yanda adam arıyorum. O nefeste diri olan kimdir? Bir adam su pazar adamla dolu hür kişi dedi.
Adam arayan dedi ki bu iki yol ağzı ana cadde de öfke ve hır zamanında dayanan bir adam arıyorum. meşhurdur ya bu. Bu biraz yulan helenistik çağında. Zatın birisi eline bir tane kandil alır da adam aramaya başlar. Güp’e gündüz derler ki sen ne arıyorsun? Der ki ben adam arıyorum, insan arıyorum. böyle mi adam aranır, böyle mi insan aranır der. O yüzden normalde evet orta yerde sureten insan olan çoktur ama insanı kamil olan azdır.
Sureten hepsi de insandır ama felakin emaneti zayi etmeyen, namazını dost doğru kılan, orucunu dost doğru tutan, tasadduk eden fakir fukaraya yardımcı olan insanlar çok azdır. Allah bizi öyle adamlardan eylesin inşallah. O yüzden resimle adam olunmuş olsaydı bütün heykellerden kelimeler dökülür, bütün resimlerden hikmetler dökülürdü. Ashab-ı Kehf’in köpeğine el verilince dünyadaki bütün aslanların başları alçaldı.
Cahanı nur denizinde gark olduktan sonra ona kötü ve çirkin suretin ne ziyanı var. Baktığınızda köpeğin çirkin bir sureti, bütün hayvan haşadın suretleri, bütün suretler güzeldir ama köpeğe baktığımızda bize çok tatlı gelmeyebilir sureti. Ama felakin Hz. Pír diyor ki o malum Ashab-ı Kehf’in köpeği, ashabı keyfe bağlılığından dolayı onların peşinden düşmedi. Rivayet edilir ki Ashab-ı Kehf’in yedi kişiden bir tanesi çoban idi.
O çobanın da arkasında o av köpeğiydi ve hatta çoban köpeğiydi. O Ashab-ı Kehf’in o yedi, bazı rivayetlerde beş, bazı rivayetlerde üç ama Kur’ân-ı Kerim bize onların sayısını bilen çok azdır diye rivayet ediyor. normalde kaç kişi olduğu net değil. Kur’ân bize normalde şu kadar kişi diye bize beyan etmiyor. Ama biz baktığımızda bu Ashab-ı Kehf’in hikayesi çok böyle mitolojik eski bir hikaye.
Biz Hint inanışına gittiğimizde Hint inanışında dahi yedi uyuyanlar veya Ashab-ı Kehf’in hikayesini bulmamız mümkün değil, mümkün. Veyahut da daha değişik doğuya doğru yürüdüğümüzde yine Ashab-ı Kehf’in hikayesi bulmamız mümkün. Veyahut da aşağı Mezopotamya’ya baktığımızda, aşağı Mezopotamya’da kadim kültürlerin içerisinde Ashab-ı Kehf’in hikayesini bulmamız mümkün.
Tabii aynı zamanda Yahudi kültüründe de Ashab-ı Kehf’in hikayesini bulmamız mümkün. Çünkü Yahudiler, Mekke müşrikleri, Yahudilere gidiyorlar. Diyorlar ki Hz. Peygambere öyle soru sorun ki o cevap veremesin. Yahudiler gelip ashabı keyften soruyorlar. Demek ki Yahudiler de Ashab-ı Kehf’in hikayesine, bu mitolojik hikayeye vakıflar. Zaten Hristiyanlar da bu hikayeye vakıf. O yüzden Hristiyanların hatta bir kısmı ben malum İzmirliyim, Ege’liyim.
Orada Efeste’de yedi uyuyanların olduğuna dair rivayetler vardır. Hatta Hristiyan gelenekte Efes’e gelirler, yedi uyuyanların mağaralarını ziyaret ederler. Böylece orada da bir Ashab-ı Kehf hikayesi mevcuttur. O zaman baktığımızda Hristiyan tarihine baktığımızda ondan önce de Yahudi tarihi var. Yahudi tarihine de baktığımızda ondan önce de Yahudi tarihi var. Yahudi tarihine de baktığımızda ondan önce de Hind tarihi var.
Ve baktığımızda böyle geleneksel olarak bu yedi uyuyanlar veyahut da mağarada uyuyanlar hikayesi eski kadim bir hikaye. Biz onu Kevsûresinden okumamız mümkün. Kehf Sûresi bize bununla alakalı net bir bilgi veriyor. Kehf Sûresi ayet 18. Onlar uykudayken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları sağa ve sola döndürüyorduk. Köpekleri de dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görsen için korkuyla dolar geri dönüp kaçardın.
Demek ki Ashab-ı Kehf mağaranın içerisinde ve mağaranın önünde de kapısında da onun ne kelpleri kıtmir dediğimiz kıtmir duruyor. İbn Abbas rivayet ediyor bunu. Diyor ki onlar Ashab-ı Kehf ancak pek az kişiler bilir. Meâlindeki Kehf Sûresi ayet 22 hakkında dedi ki ben o az kişilerdenim. Hazret-i Abbas’ın oğlu bunu söylüyor. Ben o az kişilerdenim.
Maksê lemînâ şehre para gönderen temlihâ mertûlus yenbûnus derdûnûs çoban olan mentî yusûsûnus ile köpekleri kıtmirdir diyor. Şimdi bununla alâkalı hadîs-i şerîfler de var. Demek ki burada söz konusu olan şey kıtmirin Ashab-ı Kehf’in yanında olaraktan değerlenmesi, kıymetlenmesi böyle bir tefsirlerde geçer.
Cennetlik olacak 10 tane hayvan vardır ya bu cennetlik olacak 10 tane hayvanın bir tanesi de normalde Yûnus Aleyhisselâmın karnında durduğu balıktır. Salih Aleyhisselâmın devesidir. İbrahim Aleyhisselâmın ineğidir. İsmail Aleyhisselâm’a indirilen koçtur. bunun gibi bunların cennetlik olacağına dair tefsirlerde rivayetler vardır. Şimdi birisi de bunların içerisinde ashabı keyfdir. Ashab-ı Kehf’in kelbidir, köpeğidir. Aslında adı onun kelptir.
Tabi sonradan kelp köpek manasında olduğu söylenir ama belki de eski dilde o köpeğin ismiyle sonradan köpekler kelp olarak bilinmeye başlandı veya öyle isim kondu. Ona da bir şey diyemeyiz. O yüzden normalde baktığımızda halbuki hadîs-i şerîf var öyle değil mi? İçinde köpek bulunan, resim bulunan ve cünüp kimsenin bulunduğu eve rahmet melekleri girmiyorlar.
Bakın cünüp bulunan, o yüzden cünüp olan kadınlar, erkekler, gençler cünüp olduğunuzda hızla gusledin. Gusledin. Gusletmek çok teforatlı bir ibadet değil. Gusletmek hanefiye göre ağzına burnuna su verip bütün vücudu tamamiyetle yıkamak. Niyet ettim Ya Rabbi gusül abdestimi almaya. Bu kadar bakın çok basitten söylüyorum size.
Niyet ettim Ya Rabbi gusül abdestini almaya deyip ağzına burnuna üç sefer su verip temizleyip, ondan sonra bütün vücudunuzu yıkamaktır. Gusül abdestinin en kısa yolu budur anlatım olarak. O yüzden asla cünüp dolaşmayın. Şimdi bu ateistlerin, dinsizlerin, gazına, bunların laflarına gelmeyin. Cünüplükten kurtulmak da ibadettir çünkü. Bakın cünüplükten kurtulmak da ibadettir. Cünüpken bir şey yememeye, içmemeye dikkat edin.
Cünüpken evden dışarı çıkmamaya gayret edin. Hatta eskiler böyle yatak odalarının içerisine banyo koymuşlar. Çok fazla adım atmayalım diye. Hemen anında yıkanalım, cünüplükten kurtulalım diye. Çünkü cünüplükten kurtulunmayan bir evin içerisinde rahmet melekleri dolaşmaz. Evin içerisinde boydan resimler var, boydan heykeller var. Orada rahmet melekleri olmaz. Evin içerisinde bir köpek dolaşıyor. Orada rahmet meleği olmaz.
Böyle şimdi hayvanseverler yine taktık bu köpeğe, kediye diyecek bana. Ben hadis-i şeriflere bakıyorum. Benim bir şeye taktığım yok. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri deseydi ki evinizde köpek beslemenizde, apartmanınızda köpek beslemenizde bir sakınca yoktur. Ben de gider bir tane köpek evin içerisine bağlarım. benim böyle bir hayvan nefretim yok. Allah beni affetsin.
Hayvanlarla alakalı herhangi bir alıp veremedim de yok. Ama hadîs-i şerîf bu. Melekler içinde resim bulunan, ondan sonra köpek bulunan ve cünüp kimsenin bulunduğu eve girmezler. Ebû Dâvûd ve Nesâî. Şimdi böyle olunca, şimdi geldim din kadim Âdem’den Hazret-i Muhammed Mustafa’ya kadar sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine kadar. o köpek, o kıtmir kapıda duruyordu. Kapının eşiğinde duruyordu. yedi uyuyanların içerisinde başında durmuyordu.
Onlara bekçilik yapıyordu çünkü onlara bekçilik yaptığı için mağaranın kapısının önünde duruyordu. eşiğinde duruyordu. o köpek, o ashabı keyfe Ashab-ı Kehf de kimdi? Orada bir şehir vardı. O şehrin başında zalim bir vali vardı. Zalim bir devlet başkanı vardı. O zalim devlet başkanı, o zalim vali insanları imanından ediyordu. İnsanları İslam’dan ediyordu.
Ve belli bir zamanda yortu denilen bayramlarında bütün halkı topluyor ve bütün insanları putların önünde secde etmelerini, putlara kurban kesmelerini, putlara ibadet etmelerini emrediyordu. Ve o şehir halkının içerisinde de bütün herkes o zalimden korktuğundan çekindiğinden, şehrin ortasında bulunan o put ve putçukların önüne gider, onlara ibadet ederler. Onların önünde saygıyla eğilirlerdi. Böyle bir onların önlerinde tazim ederlerdi.
normalde onlar herkes geçer, oyun büyük putunun önünden selam vererekten yürür giderdi. Bazen bu esanteler gözümün önüne geldiğinde ortaokul zamanımızdaki 10 Kasımlar aklıma geliyor. Bizim Bayındır’da Sağrın Sineması diye kapalı sinema salonu vardı. Orta yerde Atatürk’ün bir büstü dururdu. Yanında iki tane de meşale olurdu. Bütün okul olarak bir sırayla girer. Atatürk’ün heykelin önünde durur. Başımızda selam verir. Yürür giderdik 10 Kasım’da.
normalde baktığımızda bu eski hangi zamanda artık Hristiyan zamanında mı yaşandı? Yahudiler zamanında mı yaşandı? Daha kadim eski bir zamanda mı yaşandı? Bir zalim devlet, bir zalim devlet başkanı, bir zalim vali bütün insanları orta yere toplar. Bayram gibi veya onun gibi, yoğurtu günü gibi bir gün tertip edilir. Herkes o putların önünde saygı duruşunda bulunur. O putlara ibadet eder, o putların önünde eğilirlerdi. 7 genç. Biz öyle söyleyelim.
Şimdi bütün rivayetler 7’nin üzerinde toplanınca bu 7 gencin, 7’si de genç, 7’si de böyle aklı çalışan, kafası çalışan, kalbi çalışan, iman etmiş kimseler. Anne ve babalarının bu sapkınlıklarına, toplumun bu sapkınlığına bakınca bir rivayette, bazı rivayetlerde, tarihi, mitolojik hikayelerde bir tanesi gidip bir üzüm asma ağacının dibine gidip oturup böyle insanları seyretmeye başlıyor.
diyor ki bunlar şirkehli, bunlar müşrik, bunlar nasıl giderler putların önünde saygıyla eğilirler, bunlar nasıl giderler putlara ibadet ederler. kadim olan Allah her şeyiyle kuşatmışken bunlar nasıl şirke düşerler diye kendi kendisine düşünmeye başlar.
Böylece 7 tanesi de aslında hiçbirbirlerinden haberdar olmadan bir ağacın altında toplanarak tan böyle dağın eteğine bakarak tan dağın eteğinde toplanarak tan onlarla beraber olmadıklarını, o müşrikliğin, o şirkehliğin içerisinde olmadıklarını beyan ederekten hiçbirbirlerinden habersiz bir dağın eteğinde toplanırlar ve bakarlar ki gerçekten insanlar müşrikliklerine devam ediyorlar.
Allah’ı terk etmişler, Allah’a imanı terk etmişler, heva ve heveslerini ilah edinmişler, şeytani yolu kendilerine yol edinmişler. Allah’ın dışında hüküm arayıcı, Allah’ın dışında din koyucu, Allah’ın dışında hüküm ve hukuk koyucu putları kendilerine ilah edinmişler. Veyahut da o putları ilah olarak dayatan sistemi kendilerine ilah etmişler. Ve bu 7 tane genç, kendilerine uzak olduklarını beyan edince şehrin içerisinde bu duyuluyor.
Şehrin içerisinde bu duyulunca o zalim sistem, o 7 tane genci katletmek, öldürmek için peşlerine adam koyuyorlar. O 7 kişi de bir mağaraya sığınıyorlar ve mağarada ibadet etmeye başlıyorlar. Çünkü o şehir halkı onları yakalarsa, onları katletecek. Bazı rivayetlerde bir deprem oluyor, deprem olunca mağaranın önüne büyük kocaman kayalar geliyor.
Büyük kocaman kayalar gelince onlar içeride mahsur kalıyorlar ve onların ne olup ne gittiğini anlaşılması için oranın halkı bakır levhalara bu hikaye yazıp mağaranın içine atıyorlar. Velev ki aradan 300 kusur yıl geçiyor, 300 kusur yıl geçtikten sonra o bir kimse oraya bir çoban ev yapmaya başlayınca kendisine böyle dam yapıp ağıl yapmak için uğraşmaya çalışırken oradaki o kayalar alıyor. Kayaların öncesinde mağaradaki kimseler meydana çıkıyor.
Yine başka bir rivayete, yine bir deprem oluyor. Deprem olunca oradan yerler açılıyor. Yerler açılınca onlar tekrar bu hikaye böylece bakır levhalarla bize gelmiş oluyor diyelim. Şimdi buradaki söz konusu olan şey şu, bu o köpek. O iman edenler, o salih gençler, bakın hep tüyrü taze iman eden gençlerdir. Sebep baktığımızda gençler çünkü o yaşlıların dinlerinin, yaşlıların gittiğinin yollarının sapkın olduğunu görürler.
Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine de ilk iman edenler gençlerdir. Gençler bu konuda çok önemlidir. Belki de bir müddet sonra bizim yaşadığımız dini dahi arkadan gelecek olan gençler eleştirel olarak bakacaklar ve diyecekler ki siz imanlarınızı dahi yaşamamışsınız. Dini dahi yaşamamışsınız. Allah’ın emrettiği şekilde yaşamamışsınız. Bir şeylerden korkmuşunuz, bir şeylerden çekinmişsiniz.
Bir şeyler size ayak boyulmuş, bir şeyler size göz boyulmuş. Siz korkmuşunuz, ürkmüşünüz, çekinmişsiniz. Siz Kur’ân ve Sünnet’i tam olarak yaşamamışsınız diyeceklerdir bize. burada söz konusu olan kelp. siz Allah dostlarının yanında olursanız kıymete biniyorsunuz. Allah yolunda koşan kimseler olunca kıymete biniyorsunuz. Belki de Allah bizi affetsin. kelp kadar kıymetimiz yok ama yol kıymetli olunca, yol kıymetli olunca böyle oluyor insan.
Allah bizi kıymetli yollarda yürüyenlerden eylesin.
Mevlânâ Câmî’nin “Ya Resûlallâh, Ashab-ı Kehf’in Köpeği Cennete Girerken Benim Cehenneme Girmem Revâ mıdır?” Beyti — Şah İsmail Baskısı, Ehl-i Beyt Sevgisi; İman Edenler Birbirlerinin Dostları ve Velîleridir (Asker Gibi Toplanma Hadîsi)
Mevlânâ caminin bir beyti çok hoşuma gitti. Mevlânâ caminin beytini okuyayım, ondan sonra bu konuyu kapatayım. hem Fârisi cesenin dilim döndüğü kadar okuyayım, sonra da Türkcesini okuyayım inşallah. Ya Resulallah, ki bahşet çün segi ashabı Kehf, dahili cennet şevem der zümreyi ashabı tüyü, o revet der cennet, mender cehennem keyre vası, o segi ashab Kehf, mender segi ashabı tüyü.
Ya Resulallah, duydum ki ashabı Kehf’in köpeği cennete girecekmiş, o cennete girerken benim cehenneme girmem reva mıdır? Ey o ashabı Kehf’in köpeğiyse ben de senin ashabının köpeğiyim der. Evet, çok hoşuma gitti Mevlânâ caminin bu sözü. Malum Mevlânâ cami veya Molla Câmî veya cami olarak geçer. Türk-Türk hennesi Şah İsmail ve avanesinin baskısının altında söyler bu sözleri. Ehl-i Beyt’e olan muhabbetini gösterir. Ashabı olan muhabbetini gösterir.
Ben de der ki ashabının köpeğiyim. Allah bizi iyi etsin inşallah. bu tabi ashabı Kehf toplantmış ya, hadîs-i şerîf aklıma geldi. Onu da beyan edeyim. İman edenler birbirlerinin dostları ve velîleridir. Nerede olurlarsa olsunlar, birbirlerini ararlar, bulurlar. İllâhî haberdar olmalarına gerek yoktur onlar. Çünkü iman edenler veyahut da etmeyenler böyle toplanmış askerler gibidir. Allah bizi iyi etsin inşallah. Kalemler sureti övmezler.
Kitaplara da adamın suretine ait vasıflar da değil. Âlim, adalet sahibi gibi zatına ait vasıflar yazılır. Kalemler baktığınızda sureti övmez. siz birisine mektup yazarken, siz onun suretini övmezsiniz. Veya siz devlet başkanına bir mektup yazacaksanız, devlet başkanının vasıflarıyla onu söylersiniz. Bir kimse vasfıyla anılması gerekir. O kimsenin vasfına emanete riayet eden kimse mi? O kimsenin vasfına namazı dostlar kılan kimse mi?
O kimsenin vasfına Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışan bir kimse mi? O kimsenin vasfına çok mu cömert, çok mu cimri, çok mu sinirli, çok mu itidalli, çok mu kötü ahlaklı, çok mu iyi ahlaklı onlarla insanlar anılır. Ve Cenab-ı Hak bu manada da sizin suretinize bakmaz, sizin siretinize, içinize bakar. O yüzden insanı insan eden içindeki manasıdır, siretidir. İnsanı insan eden onun taşıdığı görevdir, onun taşıdığı anlamdır, manadır.
O yüzden insanı insan eden unsurlar hiçbir zaman suretle alakalı değildir. Siz bir kimseyi hakkında övücü konuşacaksanız, onun güzel huylarını anlatırsınız. Bir kadın methedilecekse, kaşları yay gibi, ondan sonra kirpikleri hilali gibi diye bir kadının sureti bu manada dile getirilir. Ama önemli olan onun da ahlakidir aslında. nikah dört şey için yapılır, siz dindar olanı seçiniz demiş. Böyle olunca o kimsenin suretinden öne çıktı dini.
Demek ki önemli olan insanın dinidir, ahlakıdır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden meşhurdur ya Âyet-i Kerîme, Kıyamet gününde bir hadîs-i şerîf, Kıyamet gününde bir kul şu sorulara muhatap olmadıkça yerinden ayrılamaz. Ömrünü nerede ve nasıl geçirdi? Öğrendiği bilgiyle ne yaptı? Malını nereden kazandı ve nereye harcadı? Vücudunu nerede yıprattı? Bakın onun suretiyle alakalı bir şey yoktur. Tamamiyel de bu nedir? Amelleriyle alakalıdır.
O zaman normalde sen kadındın, erkektin, boylu postu yerindedin, kaşların kemandı, saçların yay gibiydi. Bunlar değil. Ya ona deniliyor ki ömrünü nerede ve nasıl geçirdin sen? Ömrünü nerede geçirdin? Heva hevesi mi geçtirdin? Şeytanı yollarda mı geçirdin? Sen ömrünü nerede geçirdin? Kuran ve sünneti öğrenme, öğretme, yaşama, yaşatma mücadelesinde mi geçirdin? Yoksa sen ömrünün aile ile olmamı geçirdin?
Ve ondan sonra öğrendiği bilginle ne yaptın sen? Sen ne ürettin? İnsanlara faydalı ne yaptın sen? Sen bu dünyaya geldin, bu devlet seni okuttu ilkokul, ortaokul, lise, üniversite. Sonra sen bu okuduğunla bu ülkeye bu insanlara ne hizmet ettin? Veyahut da sen kalktın imam hatip okudun, ondan sonra ilahiyat okudun. Bu okuduklarınla sen ne amel ettin? Sen nasıl bir hizmet ettin? Sen ne ürettin bu ülke için?
Bu İslam dünyası için sen nasıl bir iyilik bir şey yaptın? O yüzden ürettin şeyi göster bana. Bu dünyada ne yaptın? Onu göster bana. Öğrenmiş olduğun bilgiler seni nereye götürdü? Onu göster bana. Ardından ne? Malını nereden kazandın ve nereye harcadın? Sen bu malı nereden elde ettin? Düne kadar senin hiçbir malın yok iken, düne kadar bu kadar zengin değil iken, sen 3-4 yıl siyasetle veya yüksek bürokratla uğraşarak bu malı nasıl elde ettin?
Ve bu elde ettiğin malı sen nerelere harcadın? Senin düne kadar cebinde 5 kuruş para yok iken sen bir milletvekili oldun, dünyanın parasını, pulunu, malını mülküne sahip oldun. Sen bu parayı nereden buldun? Sen düne kadar bir yerde müdür, şef olunca kadar senin cebinde paran yoktu. Şimdi sen bir yerde müdürlük yaptın, bir yerde şeflik yaptın, bir yerde amirlik yaptın, şimdi sen villalarda oturuyorsun.
Sen bu parayı, bu malı mülkün sen nereden kazandın? Bunun hesabını nasıl vereceksin? Veya da düne kadar senin hiçbir şeyin yok iken İstanbul’un bilmem neresinde, bilmem kaç tane daire sahibisin? Veya da sen aslında hiç ilgi ve alakan olmadığın halde onca mal ve mülk sahip oldun. Bu mal mülk sahipliğini sen nereden elde ettin? Hangi kazançta elde ettin? Ve elde ettin bu malı mülkü sen nerelere harcıyorsun?
Veya senin çocukların son model arabalara binip havalar mı atıyorlar? Yok senin çocukların, torunların, bilmem hangi market çantalar alıp, gözlükler alıp, kıyafetler alıp havalar mı atıyorsunuz? Siz bilmem hangi lüks restoranlarda yemek mi yiyorsunuz? Siz bu parayı nereden buldunuz? Bu paralar nereden geldi size? Bu şan, şöhret, makam, mevki sizi nereye kadar götürdü? Neler yaptınız siz bu paralarla? Kimlerin canlarını yaktınız?
Kimlerin canını acıttınız? Hangi ihalede ne kadar siz paralar devşirdiniz? Hangi ihalede ne kadar yolsuzluklar yaptınız? Kimin hakkını hukukunu yediniz? Kimin parasını pulunu yediniz? Kimin malının mülkünü yediniz? Kimin arsasını yediniz? Düne kadar oradan imar geçmiyorken, oradan imar geçirip nasıl haksız kazançlar elde ettiniz? Nasıl haksız kazançlar ederekten zengin oldunuz?
Dağın başında bilmem hangi yere turizm imarı alarak nasıl 1 liralık yeri 15 liralığı yaptınız? Siz bunu nasıl içiniz kabul etti? Vecdanınız nasıl kabul etti? Bunu imanınız nasıl kabul etti? Siz iman ehli misiniz? Siz hangi dine mensupsunuz? Hangi dinin insanlarısınız ki siz bu haksız kazançlarla insanların önünde gözünün içine baka baka da yaşayabiliyorsanız?
geçmiş peygamberlerden gelen bir söz vardı ya, Hazret-i Muhammed Mustafa’a sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bize nakletti. Utanmadıktan sonra istediğini yapabilirsin dedi. Siz utanmadan nasıl bunları yapabildiniz? Nasıl bunları yaşayabildiniz? Ve bu insanların içerisinde siz nasıl yaşayacaksınız? Nasıl insanların gözünün içine bakacaksınız? Nasıl insanlarla bir ve beraber olacaksınız? Olamayacaksınız.
Bu dünyayı yaşasanız dahi mahşerde bunun hesabını veremeyeceksiniz. Çünkü mazlumun ahını alacak olan, adaletsizliğe uğramış olanın adaletini alacak olan, haksızlığa uğramış olanın haksızlığının cezasını verecek olan ve o haksızlıktan intikam alacak olan Allah var. Bunun hesabını size soracak. Ve o yüzden sen malını nereden kazandın ve nereye harcadığının hesabını tek tek tek tek vereceksin.
Eğer bu dünyada böyle bir düzen sistem kurulursa, bu dünyada vereceksin. Ama ne yazık ki dünya, dünya perestlerin, dünyayı sevenlerin dünyası. Dünya ne yazık ki deccalın yolundan koşan, şeytanın yolundan koşanların dünyası. Dünya ne yazık ki adalet sahibi insanların dünyası değil. Dünya ne yazık ki mü’mine zindan, münafiha, kafire, fasika, cennet. Ne yazık ki öyle. Sonuncusu ne? Vücudunu nerede yıprattın? Sen vücudunu nerede yaşlandırdın?
Vücudunu sen nerede yıprattın? İçki masalarında mı, pavyonlarda mı yıprattın, kumar masalarında mı yıprattın? Sen vücudunu heva heves yolunda mı yıprattın? Sen vücudunu şeytan yolunda mı yıprattın? Yoksa sen vücudunu Allah yolunda mı yıprattın? Bunun da ne yapacaksın? Hesabını vereceksin. Allah hesabını düzgün bir şekilde veren kullarından eylesin inşallah.
“Kalemler Sûreti Övmez” — Sıfatsal Tecellî, Allah Sûretinize Değil Sîretinize Bakar; Kıyamet Gününde Kulun Dört Suali (Ömür-İlim-Mal-Vücud), Hakkın Haksız Kazanç, İmar-Turizm-Rant Yolsuzlukları ve “Utanmadıktan Sonra Dilediğini Yap” Hadîsi
Bilgi ve adalet sahibi hep manadır. Onları önde, artta, bir yerde bulamazsın. Zata ait sıfatlar, lâ-mekân elinden cana şule vermektedir. Can güneşi göklere sığamaz dedi. Bakın, bilgi ve adalet sahibi manadadır. Bir kimsenin normalde biz bilgi ve adalet sahibi olduğuna hükmederiz. Neden? Onun sıfatsal tecelliyetinden. O yüzden, ve bunlar bu manada lâ-mekân mekansızlıktan gelir. Ve bu zata ait, Cenab-ı Hakk’ın kendi zatına ait sıfatlardır.
Ve bu Cenab-ı Hakk’ın zatına ait bu sıfatlar o kulların üzerinde tecelli eder. Ve o kulların üzerinde tecelli ederse o zaman zaten o kullar gerçekten adem olmuş olur. Ve alim, adil sıfatları birer manadan ibarettir. Çünkü onları normalde bir odanın içerisinde senin böyle bir vücuda bürünmüş bir şekilde görmen mümkün değil. Ancak insanın üzerinde o görünür. İnsanın üzerinde bir vasıftır, insanın üzerinde bir sıfattır.
O yüzden müminlerin sıfatları vardır. Mesela müminlerin kaşları, gözleri tarif edilmez Kur’ân-ı Kerim’de. Kur’ân-ı Kerim’de müminlerin sıfatları tarif edilir bize. Ve baktığımızda Kur’ân bize hep sıfatsal tecelliyatlarla gelir bize. Örneğin en falsüresi ayet 2. Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rab’lerine tevekkül ederler.
Bakın burada müminlerin en önemli sıfatları bize tanıtılıyor. Kimmiş mümin? Allah zikredildiği zaman kalbi ürperen kimseymiş. bir yerde La ilahe illallah, Allah Allah diye zikredilirken veya bir yerde Kur’ân-ı Kerim okunurken veya bir yerde namaz kılınırken veya bir yerde hac ibadeti yerine getirilirken veya herhangi bir yerde Allah anıldığında o mümin kimsenin kalbi ne yapacakmış? Kalbi titrecekmiş.
Eğer kalbi ürperir, kalbi titrerse o kimsenin üzerinde müminlik sıfatı tecelli etti. Ama ne yazık ki şimdi Allah’ı zikredilen mekanlar, Allah’ı zikredilen zikredilen insanlar tuğ kakağı görülüyor. Allah’ı yediyor. Onun nesi mümin? Allah’ı zikreden küçük gören bir kimse mümin değil. Allah’ın zikrini küçük gören bir kimse mümin değil. Allah’ın zikrini duyduğunda kalbi ürperen kimse mümin. Allah’ı zikreden gördüğünde Allah hatıra gelen kimse mümin.
Bakın burada Kur’ân bize direkt sıfat anlatıyor ve sıfatları bize aktarıyor. Demek ki bize lazım olan şey neymiş? Sıfatmış. İman edenler ancak Allah’a ve Peygamberine inanan sonra şüpheye düşmeyen Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir. onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Hücurat 15. Bakın yine Cenab-ı Hak iman edenleri sıfatlarını bize anlatıyor.
Diyor ki bu iman edenler Allah’a ve Peygambere iman edip bunda şüpheye düşmeyip mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir diyor. Allah yolunda cihat edenler. Bakın müminlik vasıflarını, müminlik sıfatlarını Cenab-ı Hak bize Kur’ân’da beyan ediyor. Müminin bize kaşını gözünü beyan etmiyor. Müminin bize kadınlığını erkeklerini beyan etmiyor. Sıfatsal tecelliyatını beyan ediyor. Birincisi neydi ilk anlattığımız âyet-i kerîme?
O kimseler Allah’ın zikri duyulduğunda kalpleri ürperiyordu. İkincisi şimdi söylediğimizde o kimseler ne yapıyordu? Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihat ediyorlardı. Bakın müminin üç vasfı çıktı. dört beş tane vasfı çıktı da çok önemli. Ne? O bir kimse Allah anıldığında kalbi ürpercek, içi ürpercek. Ondan sonra şüpheye düşmeyecek ve Allah yolunda cihat edecek. Allah yolunda malıyla, canıyla cihat edecek. Ve bakar ayet üç.
Onlar gaybe inanırlar, namazı dost doğru kılarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Bakın yine müminlerin sıfatı çıktı. Onlar gaybe inanırlar. Biz gaybe iman ederiz. Biz mahşer geleceğine, mahşerin kurulacağına iman ederiz. Biz gaybe iman edenlerdeniz. Biz hesap gününe iman ederiz. Biz din gününe iman ederiz. Ve din gününde hesaba çıkarılacağımızı iman ederiz. Biz gaybe iman etmişiz.
Ve namazı dost doğru kılarlar. İman edenler müminlerin vasfıdır. Müminlerin sıfatıdır ki namazı dost doğru kılarlar. O yüzden Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki Dinde yıkılan son kaledir namaz dedi. Namaz dinin direğidir. Namazsız bir Müslümanın Müslüman olması düşünülemez dedi. Demek ki bakın Kur’ân bize müminlerin sıfatlarını anlatıyor. Müminlerin bize resmini anlatmıyor. Bize mana resmi çiziyor.
Ve mana resmi çizerken onlar gaybe inanırlar. Namazlarını dost doğru kılarlar. Ve rızık olarak kendilerine verdiklerimizden harcarlar. rızık olarak Cenab-ı Hak bunu sana vermiş. Bu senin kendi emanında. Bu senin kendi tasarrufunda. Ondan sen bir başkasına tasadduk ediyorsun. Bir başkasına yarımda bulunuyorsun. Açı doyuruyorsun. Çıplığa giydiriyorsun. Kimsesizin kimsesi olmaya çalışıyorsun. Hep bana diye düşünmüyorsun.
Lüks binalarında, lüks evlerinde, lüks katlarında, lüks yatlarında Yataraktan günlerini geçirmiyorlar. Mallarını normalde tasadduk ediyorlar. Fakir fukaraya yardımcı oluyorlar. Devasa binalarda oturup fakir fukarayı düşünmemezlik etmiyorlar. Ben zenginlik düşmanı değilim. Ben fukara düşkünüyüm. Ama ben zenginlik düşmanı değilim. Allah bütün ümmeti Muhammed’i zekat veren zenginlerden eylesin. Ama dost doğru zenginlerden eylesin.
Zekatını dost doğru veren, sadakasını dost doğru veren, zenginliğiyle etrafı ezmeye çalışmayan, zenginliğiyle şatafata şataata düşmeyen, zenginliğiyle ne oldum delisi olmayan, sonradan görme olmayan, kültürlü, eğitimli, tevazulu, sofrasında fukaranın eksik olmadığı zenginlerden olsun. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine bir vasfını daha söylüyor.
Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. Mümin Allah’tan korkar. Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz. Mümin Allah korkusuyla yanar tutuşur, korkacaksa er. Mümin başka bir tauttan, şeytani yoldan gidenlerden korkmaz. Mümin hırsızlardan, adaletsizliklerden, zalimlerden korkmaz. Mümin Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz.
Ve yine Müminin Sûresi ayeti ki, onlar ki namazlarında derin bir huşû içindedirler. Demek ki mümin öylesine ki namazda derin bir huşû içinde, namaz müminin miracıdır, hadîs-i şerefinin tecelli etti kimselerdir. O müminler öyle namaz kılarlar ki, onun kıldığı namaz o kimsenin miracı olur. Allah bu sıfatlarla sıfatlanan bizleri mümin kullarından eylesin inşallah.
Bilgi ve Adalet Sahibi Hep Manadadır — Cenâb-ı Hakk’ın Zatî Sıfatlarının Kul Üzerinde Tecellîsi; Mümin Sıfatları (Enfâl 2: Allah Anılınca Kalbi Ürperir, Hucurât 15: Canla Malla Cihâd, Bakara 3: Gayba İman-Namaz-İnfâk, Ahzâb 39: Allah’tan Başka Kimseden Korkmaz, Mü’minûn 2: Huşû-Miraç Namazı)
Önümüzdeki hafta konu başlığı, tavşanın bilgisi, bilginin fazileti ve faydaları. Bu sözün sonu yoktur, kulak ver, tavşan hikayesini anla. Buradan inşallah konu başlığı olarak tavşanın hikayesine dönüp tavşanın hikayesine devam edeceğiz. Cenâb-ı Hak izin verirse inşallah. 30-29-28… Herhalde 1028. beytten olacak. Ama konu başlığı tavşanın bilgisi, bilginin fazileti ve faydaları. Konu başlığı bu. Allah izin verirse inşallah.
Bu konu başlığından önümüzdeki hafta Allah izin verirse devam edeceğiz inşallah. Şimdi sıra sorularınıza geldi inşallah. Allah’ın izniyle, inşallah. Allah’ın izniyle, inşallah. Allah’ın izniyle, inşallah.
Rüyâ: Tanınmayan Ali Hoca’nın Evinde Cin Çıkarma, Felak Sûresi ve Üzerindeki Ağırlık — Felak Okumaya Devam
Selamun aleyküm, hakkınızı helal edin. Ama bir rüya gördüm hep, kafama takılıyorum. Tanımadığım bir hocaya gidiyorum. İsmi Ali Hoca. Eve girer girmez daha önce tanışıyor olmuş gibi sarılıyoruz. Annemin köylüsüymüş. Odalarda gezmeye başlıyoruz. Kendisi bir dolabın içine girdi. Ben başka bir odadayım. Benden cin çıkarmaya çalıştı. Ben de çıksın diye felakna sokuyordum. O esnada uyandım ve sanki üstüme büyük bir ağırlık vardı.
Felaktan sokuyor, okuyabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok inşallah. Rabbim hayır versin. Selamun aleyküm,…
Yol Kenarı Kaldırım Ağaçlarından Yetiştirmek İçin Dal Almak — Sâhibi Yoksa Câiz
yol kenarı kaldırım gibi yerlerde duran ağaçlardan yetiştirmek için dalla alınabilir mi? Eğer sahibi yoksa alınabilir. Selamun aleyküm,…
Mesnevî Sohbetlerinde Neden Kırmızı Sarık? — Aşk-Şehâdet-Hüseynî Sembolizmi ve “Dinle-İtâat Et” Hadîsi
Mustafa Özbah Hoca. Neden hep kırmızı sarık giyiyor? Anlamı nedir? Mevlevi’de. Allah razı olur inşallah. Ben normalde zikrullahlarda siyah da takarım, yeşil de takarım. Başka böyle birkaç renk daha sarığım var, onlar da takarım. Ama bu Mesnevî sohbetlerinde kırmızı sarık genelde onu tercih ediyorum. Başka yeşil, siyah, sarık farklı renklerde de dester sarılmış olanlar da var.
Biraz böyle aşkı simgeliyor, biraz şehitli simgeliyor, biraz Hüseyinili simgeliyor diye ağırlıkta. Öyle söylüyorum. Bir hadîs-i şerîfte, darlıkta, varlıkta, hoşnutlukta ve hoşnusuzlukta. Hatta birisi sana tercih edildiğinde bile dinle ve itaat et. sana birisi darlık, birisi varlık veriyor, hoşnusuzluk, her hâl üzerine sen dinle ve itaat et. Bugün itiraz etme. Her türlü hâle açık ol. İnşallah. Selamun aleyküm…
Tekirdağ Semâzenoğulları’ndan İsmâîl’e Cevâp — Mehmet İzzet Aslan’dan Zikir Alanlar ve Yeniden Ders Verme Şartı: Rüyâ’da Manâvî İşâret
Tekirdağ’dan Semâzen Oğullar’ın İsmail’in. Ben size bir şey söyleyeceğim. İmkanı alabilirsiniz. İmkânı alabilirsiniz. İmkânı alabilirsiniz. İmkânı alabilirsiniz. İmkânı alabilirsiniz. İmkânı alabilirsiniz. Semaatzen oğlu olan İsmail, ben size bir şey paylaşmak isterim. Siz bana demiştiniz ki, dergaha gel, zekirlerine devam et. Bu geçen zamanda ben sizi rüyamda elinizi öperken gördüm. Aklıma sizin sözünüz geldi.
Ben, biz sana haber veririz demeniz, bana, ben ilim zikri oluyorum. Mehmet İzzet Aslı’ndan neumum, nazım, saygılarımla. Siz kimden ne zikri alıyorsanız devam edin. eğer gidecek, zikrullâh yapacak bir yeriniz olmazsa, arkadaşlarınız arasına gidip zikrullahınıza devam edin, zikrullâh orada yapabilirsiniz. O yüzden benim genel kaidem, bunu normalde bütün herkese söylüyorum. Sadece senin sizinle alakalı değil. Bizden dersini alın kardeşlere.
Bir daha kolay kolay biz onlara ders vermiyoruz. Ama rüyamızda, halimizde, Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, geçmiş Peygamberler, sahabeler, pirefendiler, imam efendiler, üstadım bu kimsenin dersini ver derse, veririm, haber bekleyin demem sebebi. O öbür türlü ben bir kim, birisinin bakın iki farklı şey var. Birinin dersini almışım. O kimsenin dersini verebilir miyim? El cevap veririm, vermem.
Bu yine bu ayrı bir mesele. Ama bir kimse dersi bırakmış gitmiş. o kimseye ders vermem için muhakkak mânevî bir işaret almam lazım benim. Buradaki farkı arkadaşlar bazen kaçırıyorlar. filânca ders vermişin, ben onun dersini ben almıştım zaten. Evet, onun dersini istediğim anda verebilir miyim? El cevap verebilirim. Ona bir virt verebilir miyim? El cevap verebilirim. Onu ben almışım zaten. Ama öbür türlü, orada kimse bizim dersi bırakmış gitmiş.
tabir-i rica etse dergahla bağını koparmış, bizde bağını koparmış. O kimseye yeniden ders almak isteyenler oluyor. O yüzden diyorum ki ben rüyamda birisini görmem lazım ki ben ona ders verdiğimi göreyim, ben de ona dersini vereyim. Bununla alakalı. O yüzden haber bekle dememin sebebi o. zikrullahsız kalma dersine git gel, zikrullaha git gel. Ama sana ders vermemiz için benim rüyamda görmem lazım. O yüzden görmüyorsam ben o kimseye ders vermem.
Müslümanlar İçin Devlet Dinden Önce mi Gelir? — Önce İnsân, Sonra Dîn, Sonra Devlet; Hazret-i Peygamber’in Devlet Anlayışı; Kamâli Gelmemiş İmânla İslâm Devleti Kurma Handikapı ve Rüşvet-Şatafat Eleştirisi
Müslümanlar için devlet dinden önce mi gelir? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin devlet anlayışı nasıldır? Müslümanlar için hiçbir şey, bakın hiçbir şey insanın kendisinden önde değildir. Önce insan önemlidir. Sonra din, sonra devlet gelir. bir kimsenin önce ama kendisiyle alakalıdır. Önce insandır. Sonra din gelir. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, önce ben devlet kuracağım demedi.
Devlet meselenin en sonundu, en sonuncundaydı. önce insan toplumun imana ermesi, imanı gelmesi, imanının kemâli ermesi, dinin yaşanması. Ondan sonra devlet gelir sırayla. Şimdi bu böyle son yüzyılda bunun tersini yapmaya çalışıyorlar Müslümanlar. İslam’ı yaşamayan, Kur’ân ve Sünnet noktasında durmayan bir yerde devlet kuracağız diye yola çıkıyorlar. Ondan sonra yolda kendileri bozuluyorlar. deseler ki biz Kur’ân ve Sünnet’e hizmet edeceğiz.
Kur’ân ve Sünnet’e insanların inanmalarını yaşamaları için gayret göstereceğiz. Bu daha sağlam, daha selametli bir yol. Yok, oradan hareket etmiyorlar. Muhakkak İslam’ı devlet kurmamız lazım. E canım kardeşim, sen daha namazı kılmıyorsun, nereye İslam devleti kuruyorsun? Sen daha gidiyorsun, orada üç kuruşluk bir iş sahibi oluyorsun, anında dinini unutuyorsun sen. Nereye devlet kuracaksın sen? böyle bir, bizde hamlık var.
adam normalde kemâle ermemiş daha imanı. Üç kuruş rüşveti görünce hayatını satıyor adam, adam satıyor. Hayatını satıyor üç kuruş rüşvete. Ee o kimse İslam devleti kurmaya kalkmış. Allah’ıma fazlayı versin. Önce iman kardeşim, önce iman. Önce imanınızı kavileştirin. Önce dininizi dost doğru yaşayın. Adam evde eşine kök söktürüyor, İslam devleti kuracak. Ya senin daha eşin razı değil senden, sen nereye İslam devleti kuracaksın?
Senin çocuğun razı değil daha, sen nereye İslam devleti kuruyorsun? Sen çalışan işçi, sen patronun razı değil daha senden, sen nereye İslam devleti kuracaksın? Sen patronsun, işçin senden razı değil daha. İşçine zulmediyorsun, sen nereye İslam devleti kuruyorsun? İşçisi patronuna zulmediyor, patron işçisine zulmediyor ama bunlar İslam devleti kuracağız diye uğraşıyorlar.
Evde adam erkeğe, adam kadına zulmediyor, kadın evde kocasına zulmediyor, anne baba çocuklara zulmediyor, Çocuklar anne babaya zulmediyor, bizim arkadaşlar İslam devleti kuracağız diye uğraşıyorlar. Böyle bir acı bir şey var. Beş kuruş parayı bulunca en lüks restoranlarda gidip yemek yiyorlar, İslam devleti kuracak bunlar. Beş on kuruş para bulunca gidip en lüks arabaları alıp, en lüks mekanlarda yemek yiyeceğiz diye uğraşıyorlar.
Bunlar İslam devleti kuracak. Hadi gidin oradan ya. Allah bizi affetsin. İlahiyat fakültesini bitirmiş adam namazı kılmıyor, İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Adam ilahiyat fakültesini bitirmiş bütün hadisleri inkar ediyor, İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Cami’de imam para dileniyor, İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Adam camiye de para topluyor gidiyor, evini yaptırıyor, İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor adam.
Müslümanlar ortalıkta para istiyorlar, dilenci olmuşlar, İslam devleti kuracaklar. Böyle bir ne yazık ki handikaf var. Camiler bomba şey ya. Dürrün İslam devleti kurmazdan önce şu sabah namazında camileri doldurun. Öğlen namazında camileri doldurun, akşam namazında camileri doldurun, yastı namazında camileri doldurun. Ne İslam devleti? Birisi gelip önünüzde el avuştu, avuştu, avuştu, avuştu.
10 bin lira vereyim, 20 bin lira vereyim, 50 bin lira vereyim, şu işi hallet deyip de o parayı alıyor, kenara koyuyor, İslam devleti kuracak. Rüşvetsiz iş yapmıyorlar, İslam devleti kuracaklar.
Borç Zamanında Ödenemezse Sonradan Ödeme, TL-Dolar-Altın Cinsi — Aynı Cins Üzerinden Ödemek, Değer Farkı Faize Girer; “İnsanın Doğduğu Gün Gibi Ölmesi Mümkün müdür?” — Evet, Allah Günâhları Affeder; “Aklım Almaz” Meselesi
Borcu verilen tarihte ödenememesi, ancak ödeme isteğinde olmak ve uygun bulunduğunda ödenmesi durumu hakkında ne hükmündedir? Bir kimse borcunu ödemek için gayret gösterecek. Ama elinde bulunmayan sebeplerden dolayı ödeyemedi. Ama eline geçir geçmez ödedi, Allah onun günahlarını affeder. Örnek, bin TL borç aldım, üç sene sonra ödeme imkanım oldu.
Şimdi üç sene önceki bin TL’nin değeriyle üç yıl sonraki değer aynı olmayacağı için bu borcu neye göre demek gerekir? TL alanlar TL borçlarını ödeyecekler, dolar alanlar dolar borçlarını ödeyecekler, altın alanlar altın borçlarını ödeyecekler. Geri kalan hepsi de faize girer. İnsanın doğduğu gün gibi ölmesi mümkün müdür mümkün? Allah günahları affeder. Neden? Mümkün olmasın.
Akıl bu dünya için zararı ihtiyaç ise aklın yetmediği taraf ile bağlantı kurmak nasıl mümkün olabilir? Aklım almıyor. Yok olmaz öyle bir şey demiyorum. Lütfen öyle de anlaşılmasın. İnsanoğlunun bütün herkesin aklı aynı genişlikte, derinlikte, aynı kategoride çalışacak diye bir kaide yok. İnşallah çalışır, aklını alar.
Abdest Bozarken Kıbleye Dönülmemesi Her Seferinde Bir Sevâp-Bir Günâh Silinmesi Hadîsi (Rûdânî) — Bugünkü Tuvaletlerde Sütre Varsa Hüküm Düşer
Abdesti’nin selâmı veleyküm Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Abdesti’ni bozarken kim kıbleye karşı dönmez ya da onu arkasına çevirmezse, o da bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var. Bir kâidemiz var.
Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Abdesti’ni bozarken kim kıbleye karşı dönmez ya da onu arkasına çevirmezse, kendisi için bir sevap yazılır, bir de günahı silinir, Rûdânî. Bu hadîs-i şerîfe göre, Abdesti’ni bozarken kıbleye dönmeme ya da arka çevirmeme dikkat edersek, eğer her seferinde bir günahımız silinecek ve bir sevap mı yazılacak? Evet ama normalde bugünkü evlerdeki şimdi tuvaletler için söz konusu değil bu.
Önünde sütre var çünkü. Diyelim ki bir sahraya çıktınız, bir bağda bahçedesiniz, o zaman yok kimse önünü ve arkasını kıbleye denk etmemeye, gayret edecek kıbleye yönelmeyecek veya sırtını kıbleye dönmeyecek. Ama önde bir sütre varsa bu, o hükümden çıkıyor. Selamünaleyküm!
Hem Zâhirî Hem Bâtınî Dağınıklık Zikirsizlikten midir? — İç Sıkıntıların Sebebi Az Zikretmek; Geçmişe Takılı Kalma: “Dün Dünde Kaldı, Dersini Al Yürü”
Hem zâhirî hem bâtînî dağınıklık zikirsizlikten midir? Bütün iç sıkıntıların sebebi Allah’ı az zikretmek midir? İnsan geçmişe takılı olmaktan geçmişin verdiği acıda nasıl kurtulur? Bunları ben hepsinde az zikretmekten, Kur’ân ve Sünnet yolunda koşuşturmanın az olmasına bağlarım. bu dağınıklık, zikrullâh ile hemhal olmama, yaptığın işe direkt kendini böyle raptetmemekle alakalı olarak görüyorum.
O yüzden Allah’ı çokça zikredin, işinize dost doğru sarılın, yapmış olduğunuz işe odaklanın. Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle, izinden derlenip toparlanırsınız inşallah. Bir de geçmişle alakalı demiş ya arkadaş takılı olmaktan diye, dün dünde kaldı, bitti dersini al yürü hayatına devam et.
Selamünaleyküm, aşağıda yazılı olan hadîs-i şerîf hakkında bilgi verirseniz çok memnun oluruz. Teşekkür ederim.
“Şüphesiz Ben de Bir İnsanım” Hadîsi — Hâkimler-Savcılar İçin: Delili İyi Savunan Lehine Hatalı Hüküm Verilebileceği, “Ateşten Bir Parça Veriyorum”
Şüphesiz ben de bir insanım. Sizler bana davalarınızı arz ediyorsunuz. Olabilir ki sizden biri delilini diğerinden daha düzgün ifadelerle savunur. Ben de duygularıma dayanarak onun lehine hükmederim. Ben kimin lehine kardeşinin hakkında bir şeye hükmetmiş isem, o kimse bunu almasın. Çünkü ben onu ancak ateşten bir parça vermişimdir. Bu hükmedecek olan hâkimler için geçerli bir hadîs-i şerîftir.
Çünkü Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hükmederken kendisinin bu konuda bir delili savunmadan dolayı hata yapabileceğini söylüyor. Ama yaptı mı? Hayır. Bu normalde hâkimlerle alakalı, savcılarla alakalı. O yüzden onlar hükmederlerken dikkat etmeleriyle alakalı bir hadîs-i şerîf. Arkadaşlar, uzun rüya yazıyorsunuz.
Kur’ân-Sünnet Terbiyesi: 6 Yaşındaki Kızın “Anneanne Başörtüsünü Allah Sever mi?” Sorusuna Babasının “Sen İyi Ol Yeter” Cevâbı — Kimseyi Kırmadan Doğruyu Anlatma
Kur’ân-ı Sünnet terbiyesinde yetiştirmeye çalışıyorum. Babam ve annem gibi değiller. Geçen gün 6 yaşında kızım babamı başörtüsünü Allah sever demeyi diye sordu. Babam da sen iyi ol yeter. Allah öyle şeylere bakmaz dedi. Bu konularda benimle çok farklı şeyler söylüyorlar. Çocuğun kafasını karıştırıyorlar. Nasıl yaklaşmam uygun olur. Kimseyi kırmadan, incitmeden doğru olanı anlatmaya gayret et.
Inşa etmeye draftaki güven barışı, başk validatedbarışını anlatマ Panistice alé Bryen, Ownal Canca mısır excellent nişamline.
Kâbe Avlusu’nda Tesettürlü Hanımın “Neden Âyetülkürsî, Tevhîd Söyle” İkâzı ve Duyulan Ses Rüyâsı — Tevhîde Devam
Kâbe Avlusu’nda girişte bir tesettürlü hanım bana, neden Ayet-ül Kürsi çok okuyorsun, Kâbe’ye karşı tevhid söylemelisin dedi. Sonra sizin sesinizi duydum. Kâbe’yi görünce, çekememiştir dediniz ama Kâbe’yi görmedim. Elden size nefes alayım. Allah yardımcın olsun. Tevhide devam! Selamünaleyküm.
Uyurken Kur’ân-ı Kerîm’i Açık Bırakarak Dinlemek Câiz midir? — Dinlenebilir
Uyurken Kur’ân-ı Kerîm’in dinlenmesini, sesin açık bırakılması telkin gibi caiz mi olabilir? Kur’ân-ı Kerîm’e de, yatarken de Allah’ı zikrediniz diyor fakat dinleme durumu merak ettim, dinleyebilirsiniz.
“Vay O Namaz Kılanlara” Âyeti (Mâûn) — Namazı Yüzüne Vurulanlara Girmemek; “Yandı Keten El Vah” Esprisî
Kur’ân’da geçen vay o namaz kılanlara ayrıca namazları yüzüne vurulacaklardan bahsediyor. Onlar kimlerdir biz bu âyetlere girmemek için ne yapmalıyız? Kabul olunan namaz nasıl olmalı? Biz şimdi onlara da girsek millet namazı terk eder. O yüzden namazlarımızı kılalım. Bir şekilde Cenâb-ı Hak kabul etsin inşâAllah. O yüzden bir de vay o namaz kılanlara dediğimizde yandı ketenel vah. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. Kardeşimin…
Kardeşin Felsefeye İlgisi ve Şirke Düşme Korkusu — Sorularına Cevâp Vermeye Gayret Et, İlgisizlikle Kaybetme
felsefeye ilgisi var. Her şeyi fazla sorguluyor. Ona karşı tavrımız ne olmalı? Felsefete farklı şeyleri arayıp şirke düşmesinden korkuyorum. Nasıl yaklaşabilirim? Onların sorularını bilebildiğinizce cevap vermeye gayret edin. Çünkü cevap vermezseniz eğer veyahut da ters cevap verirseniz, ilgilenmediğinizi gösterirseniz, kaybedersiniz.
“Ders Çalışmam Gerekiyor, Virtlerimi Çekmem Gerekiyor ama Yapasım Gelmiyor” — Kendini Disipline Edememek: “Üstesinden Gel”
Ders çalışmam gerekiyor. Firtlerimi çekmem gerekiyor. Bazen hiçbir şey yapasım gelmiyor. Kendini disipline edemiyorum. Bu durumun üstesinden gelmem için bir tavsiye var mı? Üstesinden gel.
Eşim ve Ailesi On Gündür Korona Hastası, Babasını Toprağa Verdik: Korona’nın Ciddiyeti, Hafife Almama, Tedaviye Uyma
Selamünaleyküm. Eşim ve ailesi on gündür korona hastası. Bu sabah eşimin babasını toprağa verdik. Hastalarımız için dua eder misiniz? Cenâb-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed’e yardım etsin inşâAllah. Gerçekten bu korona bütün insanların belini büküyor. Hafife alıyoruz biz. Hafife almamamız lazım. Bu ciddi bir rahatsızlık, ciddi bir hastalık.
O yüzden korona teşhisi konulanlar ilaçlarını bir tamam içsinler ve koronadan kendimizi de korumaya gayret edelim. Bu konuda ne yapmamız gerekiyorsa yapalım inşâAllah. Uzun, uzun, uzun. Hep uzun yazıyorsunuz. Hep uzun yazıyorsunuz. Bu ara duyduğum bir şey var.
“Atalardan Gelen Aktarım” İddiasıyla Piyasaya Çıkan 70 Günlük Duâ-Zikir-Namaz Paketi (100 Salavat, Fetih Sûresi, 101 Tevhîd vs.) — “Saçma Sapan Şeyler, Üstadın Verdiği Virdi Çek”
Atanlardan gelen aktarım diye dedelerimizin, anılarımızın, babalarımızın geçmişte yaptığı hatalar, yanlışlıkla genetik rahatsızlıklar. Ayrıca, içinde 70 günlük bir dua gibi bir zikir var. Bir Fâtiha, 100 Salavat, bir kez Fetih Sûresi ardından dua. Atalarından gelen kötü uyular, rahatsızlıklar gibi bir dua metni. 6 rekat namaz var, 2 ikıl kılınıyor.
Allah rızası için, rızam için bir şükür namazı ardından 101 kez, Subhanallahü ve elhamdülillahi ve lelâ ilahe illallah ve vallâhi ve ekber ve lâ havle ve lâ kuvvet, illâ bi’l-lâ ilâhe illâhü ve lâ zim. 101 kez tevhid. Ya bunları okumak istemiyorum. Hakkınızı helal edin ya. Ya bunlar saçma sapan şeyler canım kardeşim ya. Allah’a oturun, zikredin. Hadîs-i şeriflerde beyan edilen zikirleri yapın.
Eğer bir yere sufiseniz, orası size bir ders verdiyse oturun, o dersinizi yapın. Benim bildiğim bu, geri kalan bu tip şeylerin hiç ilgim alâkamı olmaz. Bir sûfî bunları nasıl meyel verir, böyle şeylere nasıl gönlü kayar, onu da bilemem. Hocam hayırlı akşamlar. Ben arkadaşıma…
Ticarî Kimliği Olmayan Kişiye Gider Pusulasıyla Ücret Ödeme (%20 Vergi) ve Yemek Kartı Alma Yolları — Doğru; Hikmet Nedir? — Dünyâda Bütün Dergâhlarla Bağ Kurma
dışarıdan ücreti karşılığında iş yaptım. Ticâbir bir kimliğim yok. Gider pusulası kesildiğinde 120 vergi kesilecek. Arkadaşım, paranın bir kısmını yemek kartı olarak alırsam o kısmına vergi kesilmeyeceğini söyledi. İhtiyacım olacak kadarını yemek kartı olarak almam doğru mu doğru? Hikmet nedir bizlere, yolumuza nasıl bir yenilik katacak? Biz bütün dergahlarla bağımız var. Suudan’da bir dergahla bağımız yok.
Orada dört beş tane dergahla bağımız var, kardeşliğimiz var. Bosna’da birçok yerle bağımız var, kardeşliğimiz var. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün dergahlarla, tarikatlarla, oradaki sufilerle bağ kururuz. Onlarla beraber kardeşliğimizi tesis ederiz. Başka bir derdimiz yok.
Namazda-Virt Çekerken Aklı-Kalbi Toparlayamama — Zikrullâh’a Devam; Kabir Ziyâretinde Evliyâullâh Bizden Haberdar Olur mu? — Sen Ondan Haberdar Olmaya Çalış
Namazımı kılarken, verdimi çekerken aklımı, kalbimi toparlayamıyorum. Ne önersiniz? Zikrullâh’a devam. Bir insan normalde kendince zikrullâh yaparken daha kendisini toparlayamazsa başka ne zaman toparlayacak? Selamünaleyküm, kabir ziyaretinde bulunduğumuz evliyâullah, bizden haberdar olur mu? Sen ondan haberdar ol. Onun senden haberdar olup olmadığına ne bakıyorsun? Sen ondan haberdar mısın? Ona bak. Sen ondan haberdar olmaya çalış.
Sen ondan haberdar olmaya çalış.
Kayseri’den Mesûd: “Bir Millet, İki Devlet Zaferi Kutlu Olsun” (Azerbaycan-Karabağ); Eymân bin Habîb Hadîsi: “Kim Kederini Bir Tane Yaparsa Allah Ona Yeter; Herkese Kuruntu Edenle Allah İlgilenmez” — Kuruntü-Gerçek Keder Farkı
Selamünaleyküm, Kayseri’den Mesut’ukiler! Bir millet, iki devlet zaferi kutlu olsun! Eyvallah! Ş. Eymân bin Habîb diyor ki, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kimin kederi bir tane olursa Allah ona yeter. Kim de her şeyi kendine kuruntu ederse Allah onun hangi kuruntu vâdisinde kahrolacağını aldırmaz. Bu hadise anlayamadım.
normalde insanlar vardır, kendi kendilerine kuruntu yaparlar, eyvham yaparlar, her şeyi kendilerine sıkıntı ederler, dert ederler. Bu ayrı. Ama bir kimsenin gerçekten bir rahatsızlığı vardır. Normalde o kimse gerçek, reel rahatsızlığı, ona bir keder veriyordur. Gerçek, reel rahatsızlığı, ona bir keder veriyordur. Evet, Cenâb-ı Hak normalde onun o rahatsızlığına, o kederine tabir-i rica etse şifa olur. Selamünaleyküm!
“Bazen Yalan Eksik-Fazla Söylüyorum” — Mümin Her Hataya Düşebilir Ama Hâinlik-Yalan Yapmaz; Hadîs-i Şerîf Korkutması
Bazen yalan eksik veya fazla söylüyorum. O mü’min her hataya düşebilir ama hainlik yapılmaz ve yalan söyleme. Zaten Şerif beni çok korkutuyor. Kork zaten. Allah muhafaza eylesin. O yüzden yalandan uzak dur. Hayırlı akşamlar! Ben geçen hafta…
Taşeron İş Görüşmesinde Fâbrika Gösterilmeden Sağlık Raporu Çıkarılması ve Başlamadığı İşin Raporu Parasının İstenmesi — Dolandrıcılık, Ödememeli
iş görüşmesi yaptığım firmada, taşeron firma, görüşmede iş yerini önceden göstereceklerdi. Sonrasında iş başı yaptıracaklarını söylemişlerdi. Ama fabrikayı görmeden iş başı için sağlık raporu çıkardılar. Şimdi de başlamadığım iş için sağlık raporunun parasını istiyorlar. Bu usta vermem mi gerekiyor kul hakkına girmiş olur muyum? Bunlar o zaman dolandırıcı olmuş olmasın böyle sağlık raporu parasını alarak?
başlamadığın işin sağlık raporu parasını neden senden talep ediyorlar ki? Doğru değil.
İyilerle Kötülerin, Köpekle Aslanın Aynı Olmaması: Hiç Yanlışa Düşmemiş ile Tövbe Etmiş Arasında Fark — Tövbe Eden Hiç Günâh İşlememiş Gibidir
İyilerle kötülerinin aynı olamayacağını söylemiştiniz. Köpekle aslanın aynı olamayacağını. Hiç yanlışa düşmemiş biriyle yanlış yapıp tövbe etmiş biri arasında fark var mıdır? O hiç günah işlememiş gibidir diyor. Tövbe edenle alâkala. Tövbe eden, hiç o günah işlememiş gibi olur demiştiniz. Yine de ikisi de aynı kefek olabilir mi? Normalde günah işlememiş gibidir. Hayırlı geceler,…
Âdet Gören Bayan Günlük Virdine Başlamadan 3 İhlâs-1 Fâtiha Okuyabilir mi? — Hayır, Kur’ân Okuyamaz; Duâ Niyetiyle Fâtiha Kesik Kesik Okunabilir
âdet gören bir bayan günlük bir dene başlamadan üç ihlas bir Fâtiha okuyabilir mi? Hayır. Normalde Kur’ân-ı Kerîm okuyamaz. Kur’ân-ı Kerîm’in dua niyetiyle Fâtiha’yı kesik kesik okuyabilir. Yedi yıldır görüştüm,…
7 Yıldır Görüştüğü Erkek Arkadaşıyla Evlenme Sürecine Giren Bayanın “Tarif Edemediği Güvensizlik” — Vesvese Olabilir; Kur’ân-Sünnet Tarazîsinde Reel Gerçek Olması Lâzım
erkek arkadaşımla evlenme sürecine girdik. Namazını kılıyor ama güven vermeyen, tarif edemediğim bir şey var. Nefis bir şey. Bu da bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Nefis bir şey. Ve bu, güven vermediğin bir şey var. Doğru karar verememekten korkuyorum doğru karar vermenin yolu nedir?
o güven vermeyen, tarif edemediğiniz şey vesvese olabilir, hevâ hevesi olabilir, şeytanın bu konudaki bir fitnesi olabilir. O yüzden Kur’ân-ı Sünnet tarihisinde güven vermeyen, reel bir şey ortaya konması lazım. Bir kere kalan vesvese olabilir. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm.
İki Kardeşin Arasını Bozup Yalan Söyleyerek “Allah Takdir Etmeseydi Açılmazdı” Deyip Kendini Temize Çıkarma — Laf Dolaştıranlar-Arabı Açanlar Zâlim, Şedîd Hadîsler Var
İki kardeşin arasını bozup yalan söyleyerek söylemedik sözler sarf edip, Allah takdir etmeseydi aranız açılmazdı deyip kendini temize çıkarmak, bundan rahatsızlık duymamak, hiçbir şey yapmamış gibi davranmaktaki hüküm, edep nasıl olmalıdır? O laf dolaşanlar, dolaştıranlar, o olmayan bir şey varmış gibi söyleyenler, iki kişinin arasını açanlar, o zâlimdir. Allah muhafaza eylesin. Onlar hakkında çok ağır, şedid hadîs-i şerîfler var. Kadınların…
Kadınların Özel Gününde Namaz Kılmadıkları Sabah-Akşam Tespîhatlar (Allah’ın Macerin Emin’en Nâr) — Sakıncası Yok
özel gününde namaz kılmadığı için sabah ve akşam çekilen Allah’ın mecren eminen nar gibi tespihatlar nasıl çekilmeli? Bu tespihatlar çekilmesinde bir sıkıntı yok.
Cünüp İken Görülen Rüyâya İtibâr Edilir mi? — Rüyâsına Bağlı
Cünüp iken görülen rüyaya itibar edilir mi? Rüyasına bağlı.
“Yemeğini Namaz Kılanlar Yesin” Hadîsi — Namaz Kılmayana Ama Kur’ân-Sünnete Sıcak Olana Verilebilir, Düşmana Verilmez
Yemeğinizi namaz kılanlar yesin konuşmalarımızda. Eğer namaz kılan yoksa ikramda bulunmamamız mı gerekiyor? Nasıl yol alalım? bu noktada bir kimse namaz kılmıyor ama Kur’ân ve Sünnet’e sıcak ise, daha da ısındırmak için ona verilebilir. Ama bir kimse Kur’ân-Sünnet düşmanı. Kur’ân-Sünnet düşmanına neden yemek yedireyim ben? Getiririm Allah’ın zikreden kimselere yemek ederim.
İslâm’ın Hârici Bütün Dinlere Putperestlik Denilebilir mi? — Denilebilir; Tanımadığı Merhûma “Allah Rahmet Etsin” Demek Uygun mudur?
İslâm’ın harici bütün dinlere putperestlik diyebilir miyiz? Denilebilir, bunda bir sıkıntı yok. Tanımadığımız bir merhuma Allah rahmet etsin demek uygun mudur? Müslüman olmayana Allah rahmet etsin denmez diyorlar. Merhumu müslüman olup olmadığını nasıl anlayabiliriz veya tanımadığımız bir merhuma ne demeliyiz? Diğer sorum da, bir…
Mürşid-i Kâmile Duâ Etmenin Edebi: Hayatta ve Rahmet-i Rahmâna Kavuşmuş Olanda Fark — Herkes Birbirine Duâ Edecek, Hazret-i Peygamber’in Ömer Efendimize “Bu Kardeşini Hatırla” Tavsiyesi
mürşid-i kâmile dua etmenin edebi nedir hayatta? Bir mürşide veya rahmet-i rahman’a kavuşmuş bir mürşide dua etmek arasında fark var mıdır? Sizin eski sohbetlerinizde Anteb-i Bülal Nâdir Hazretlerine dua edin dediğinizi hatırlıyorum. Bir mürşide-i kâmile dua etmek edeben uygun olabilir miye duydum. Olmayabilir diye duydum. Herkes birbirine dua edecek.
Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, hacca giden Hazret-i Ömer Efendimiz’e diyor ki, orada bu kardeşini de hatırlar mısın diyor. O yüzden herkes birbirine dua edecek. Üstad da olsa, şeyh de olsa, havada da uçsa, ona da dua edilir. O yüzden herkese dua edilir. Allah cümle ümmet-i Muhammed’e hayırlı evlat nasip etsin, inşâAllah.
Yatak Odasında Eşimle Kendi Resimlerimiz Asılı — Boydan Resimler Sakıncalı, Aksi Halde Düşer
Selamünaleyküm. Söylediniz ya, duvara resim asıl olan eve, rahmet meleği girmez diye, benim yatak odamda sağ ve sol tarafta eşimle kendi resmimiz asılı, kıbleye deyip, kıyasla, göğe deyip, yada başına dağınla dağınla dağınla dağınla dağınla dağınla, birbirine deyip, ağa dağınla dağınla dağınla dağınla, benim yatak odamda sağ ve sol tarafta eşimle kendi resmimiz asılı, kıble deyip, bu şekilde sakıncası var mı?
Resimler boydan ise, bir tamam ise sakıncalı. Selamünaleyküm. Son zamanlarda…
Yalnızlık Hissi Derinden Bastırıyor — “Allah’ı Zikret; İnsan Ana Karnında Yalnız, Yaşar Yalnız, Ölür Yalnız”
yalnızlık hissi çok derinde ve çok sık bastırmaya başladı. Böyle anlarda ne yapmamı tavsiye ederse, Allah’ı zikret. İnsanlar zaten anne karnında yalnız. Doğuyorlar, yalnız yaşıyorlar, yalnız ölüyorlar, yalnız. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler.
Mûsâ Aleyhisselâm Nerede Kaybolmuştu? — “İlk Defa Duyuyorum, Bir Peygamber Kaybolur mu?”
Mûsâ, peygamber nerede nasıl kaybolmuştu cevabını bulamadım. Aydınlatırsanız sevinirim. Vallahi ben de ilk defa diyorum, nerede kaybolmuştu ki? Bir peygamber kaybolur mu ya? Selamünaleyküm. Devlet, size…
Devletin Üç-Beş Şeritli Yolunda Hız Cezâları Zulüm müdür? — “Hak Neyse Onu Savunurum; Ama İnsanlar Kural Tanımıyor”
üç şeritli beş şeritli yol yaptım, diyor. Endişelerableyi sağlay agencies’e sahip same olarak, hasiko olarak,ячınlayarak kan Settingi yap elegantskin verir misiniz? Selamünaleyküm devlet size üç şeritli beş şeritli yol yaptım diyor mitinglerde ama 70 yerine 93 de gittik mi 599 TL ceza yazıyor. Bu hak mıdır yoksa zulüm mü? Müslüman insan Müslümanı ezer mi? Halkına bundan büyük zulüm olur mu? Ben hakkımı helal etmiyorum.
Bu devlete ve onun kötülüğünü görmeyene de iyi yaptığı şeyler de var. Her yerde söylerim. Hak neyse ben onu savunurum. Özür diliyorum sizi seviyorum. Allah muayenin olsun inşallah. Evet bu hız cezaları gerçekten yüksek ama insanlar da hiç kural tanımıyor. Selamünaleyküm iş yerinde namaz sonrası…
İş Yerinde 3 Tevhîd Çeken Bekâr Arkadaşa Eve Girerken Selâm, 7 Âyetülkürsî, 3 Felak-Nâs Okumasını Söyledim ve Virdimizi Bağışlamasını Yazdım — Erdem Şeker’i Mânî Kardeşi Olarak Kabul Eder misin?
üç tevhid çektiğim iş arkadaşım var. Bu arkadaş bekar ve tek yaşıyor. Kendisinde vesvesi olduğunu söyledi. Ben de ona eve girerken selam verip almasını sonra yedi ayet-ül kürsi, üç felak üçünün okumasını söyledim. Sonra bizim virdi bağışlamaya yazdım. Bunu her gün çek dedim. O da tamam dedi aldı. Sonra kendi kendime sen kimsin ki adama virt verdin dedim. Ertesi gün arkadaşa dedim bu virdi bize esas da üstadımız verir.
Sen bu virdi alıyorsan bizim maniî kardeşimiz oluyorsun dedim. O da kabul etti. Erdem Şeker kardeşime virt verip maniî kardeşi kabul eder misin? Zettik hadi bakalım. Allah iyisin inşallah. Hocam selamünaleyküm rüyamda…
Rüyâda Şeytânı Vura Vura Kovmak, Tevhîd Okumak, Şeytân’ın “16 Gün Kaldı” Demesi — Vurmaya ve Zikrullâha Devam
şeytanı vura vura kovuyordum. Tevhid okuyordum ama sesim zor çıkıyordu. Bana 16 gün kaldı dedi. Cevaplanırsanız sevinirim. Vurmaya devam et Melion’a geldiği zaman vur zikrullahı. Şeytanın başına normal bir dünyayı dar et. Selamünaleyküm. Bazı insanlar…
“İslâm Erkek Dinidir” İddiası — Söyleyenler Din Câhili; Kur’ân: İman Eden Kadınlar-Erkekler, Namaz Kılan Kadınlar-Erkekler, Allah’ı Zikreden Kadınlar-Erkekler
İslam’ın erkek dini olduğunu söylüyorlar. İslam’da kadının yeri nedir? Söyleyenler din cahilleri. O yüzden namaz kılanlar, erkekler, iman eden kadınlar, namaz kılan kadınlar, namaz kılan erkekler, Allah’ı zikreden kadınlar, Allah’ı zikreden erkekler. Boş muhabbet. Günümüzde…
Yalan-İftirâ-Manipülasyon Düşmanın Silahı iken “Düşmanın Silahıyla Silahlanma” Hadîsi Geçerli mi? — Değil, Biz Yalan Söyleyemeyiz
düşmanın en büyük silahı yalan, iftira ve manipülasyonlarken, düşmanın silahıyla silahlananın hadisi bunlar için geçerli mi? Değil. Biz yalan söyleyemeyiz, biz iftira atamayız, biz manipülasyon edemeyiz. Bugün paylaştığınız bir şiiri, beni uyut isteğiyle bitirdiniz. Bir kimsenin…
Bu Dünyâda İken Ashab-ı Kehf’in Uyku Hâliyle Hâllenme Mümkün müdür? — Paylaşılan Şiir Özbağ’a Ait Değil, Mahlas Kondu; Cenâb-ı Hak’tan Tecellî Olduğuna İnânıldı
bu dünyadayken ashab-ı keyfin uyku hâliyle hallemesinin yolu imkanı hâli var mıdır? Teşekkür ederim. Onların uyku hâli nasıldı? Şiir bana ait değildi. Normalde zaten en altına da mahallasını yazdım şiirin kim ait olduğunu, ait olduğunu. Evet, şiir bana geldiğinde çok hoşuma gitti. Hoşuma gittiği için bugünkü ashab-ı keyfi hikâyesine de uygundu. Uygun olduğu için Cenâb-ı Hak’tan bu konuda bir tecelliyat olduğunu inandım ve şiiri paylaştım.
Bazı arkadaşlar şiiri benim olduğumu zannetmiş. Benim o kadar edebiyatım kuvvetli değil, kalemim kuvvetli değil. O yüzden şiir bana ait değildi. Yazanı da tebrik ediyorum. Güzel yazmış gerçekten. İsmini kullanmak istemedim, bir mahlas olsun istedim. O yüzden öyle koydum. Allah, inşallah bütün kardeşlerimizi böyle edebiyatı kuvvetli eylesin inşallah. Selamünaleyküm, iyi akşamlar.
Apartmanda Güvercin Beslemek — Hadîs-i Şerîfle Güvercin Beslemenin Uygun Olmadığı, Tavsiye Etmiyorum
Hayvan bakmaktan bahsediniz. Örnek, köpeklerden rahmet melekleri gelmez. Ben apartmanımda güvercin bakıyorum. Bir sıkıntı olur mu? o konuda hadîs-i şerîf var. Güvercin beslemenin uygun olmadığına dair. O yüzden tavsiye etmiyorum güvercin beslemeyi. Selamünaleyküm, dünya üzerinde…
Dinler Rivâyet Yoluyla Bizlere Ulaştı ama Rivâyet Sâhipleri İsme Sıfatına Sâhip Değil — Dinde Delil Kur’ân ve Sünnet’tir; Bozulmamış Kur’ân
dinlerin hivâyet yolu ile bizlere ulaştığını biliyoruz fakat bakacak olursak hivâyet sahiplerinin isme sıfatına sahip olmadığını da biliyoruz. Öyleyse dinde delil nedir? Bizim için dilde Kur’ân ve Sünnettir. Kur’ân ve Sünnet tarihinde bizim için. Evet, dünya tarihindeki dillere baktığımızda hepsi de rivayetdir. Hazret-i Muhammed Mustafa’nın da, Salûlân ve Senem Hazretleri’nin de bize tebliğ ettiği din de rivayettir.
Ama ve lakin bizde hiç bozulmamış noktası dahi değişmemiş bir Kur’ân-ı Kerîm var. O yüzden bizim için ölçü buradaki delil Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’dir. O yüzden son dindir zaten. Selamünaleyküm!
Virt Bağışlarken Evliyâ-Seyyid İsimlerini de Eklesek Olur mu? — Ders Kâğıdında Ne Varsa Onları Okuyup Geç
Vird boğuştamamızı yaparken bize öğretilenin haricinde etrafımızdaki evliya ermiş seyyidlerin isimlerini de söylesek, eklesek, boğuştasak sıkıntı olur mu? Ben hiç öyle yapmam. Ben ders kağıdında ne varsa onları okur geçerim.
10 Yıllık Eşinin Bana Hakaretleri Başladı, Sinirlenince Tekrarlıyor — Başka Bir Problemi Olabilir, Oturup Konuşun
Selamünaleyküm! Eşim gayet iyi huylu bir kişi. 10 yıllık evlilik hayatımızı hiç kavga etmedik ve büyüklerimize sesimizi duyurmadık. Ama eşimin bana karşı hakaretleri başladı. Konuştum ama yine sinirlenince tekrarlıyor. Tek sorunumuz bu. Ne yapmalıyım? Başka bir sıkıntısı olabilir. Başka bir problemim olabilir. Oturup konuşun tekrar. Selamünaleyküm!
Dilde Hamd Dışında Nasıl Hamd Edilir? Hamd Ehli Kimdir, Nânkör Olup Olmadığımı Nasıl Anlarım? — Her Haline Hamd, Her Nimete Tevaşu ile Yaklaştıkta Hamd Derinleşir
Dilde hamd etmek dışında bu konuda derinleşemediğimi fark ettim. Dilde hamd etmek dışında nasıl hamd edilir? Hamd ehli kimdir, nankör olup olmadığımı nasıl anlayabilirim? Her haline hamd ediyorsan ve her nimete tevazu ile yaklaşıyorsan inşallah hamd de derinleşirsen. Selamünaleyküm! Hayırlı akşamlar! Bir sorum olacaktı.
Kimler İcâzet Verebilir, İcâzet Ne Demektir? — Sûfîlikte İcâzeti Ancak Üstâdlar Verebilir
Kimler icazet verebilir ve icazet ne demek? Normalde bu. Eğer bir sufilikle alakalıysa ancak üstadlar icazet verebilir. Uzun bir muhabbet. Hakkınızı helal edin. Bu kadarlık yetsin. Selamünaleyküm! Geçenlerde…
Cumâ Günü Ders Sâatinde Üç Kişi İtikâfa Niyetlendik — Müjdelere Nâil Olur muyuz? İtikâf İtikâftır, Ramazan İle Sınırlı Değildir
itikafla alakalı sizin kısa bir videonuzu seyrettim. İtikafın bir sürü müjdelerinden bahsediyorsunuz. Biz de cuma günü ders saati boyunca üç kişi itikafı niyetledik. Acaba biz de bu müjdelere ne hâline olur muyuz? Yoksa bu müjdelere Ramazan ayında gelen itikaflarla mı ilikilidir? İtikaf itikaptır. O yüzden her itikafa giren o müjdelere nail olur inşallah. Selamünaleyküm! Aynı işlerinde çalıştığımız…
Aynı İşte Çalıştığımız Bayan Kardeşi Yoldan Alıp İşe Götürmek — Erkekse Sıkıntılı
bayan kardeşimizi yoldan alıp kendi aracımızı işe götürüp getirmekte bir sakınca var mı? Normalde bu yoldan alıp getirecek götürecek olan erkek mi, bayan mı bilmediğimizden bir şey diyemeyiz. Ama yoldan alıp getirip götürecek olan erkeksen sıkıntılı bir durum. Selamünaleyküm!
Hastalık ve Müsîbet Gelince Ne Yapalım? — Mücadele Et
Hastalık ve müsubet gelince ne yapalım? Mücadele edeceksiniz. Hastalıkla da, sıkıntıyla da, her şeyle de.
Kızıl Elma Nedir? — Mitolojik-Ütopik Hedef, Ümmet-Devlet Başındakinin Rüyâsıyla Tecellî Etmeli; Son Notre Dame Kilisesinde Görüldüğü Rivâyeti
Kızıl elma nedir bahseder misiniz? Kızıl elma bir mitolojik, itopik bir hedeftir, öyle söylerim. Bu kızıl elma, o itopik hedef, ümmetin başındaki veya devletin başındaki bir kimsenin rüyasıyla tecelli etmesi gerekir. O yüzden kızıl elma, en son Notre Dame kliisesinde görüldüğüne dair rivayet var.
Aklımı Yitirdiğimde Rûh mu Kalb mi Eşkenlik Gösterir? Aklını Yitirmek Mânevî Olarak Nedir? — Kur’ân-Sünnet Dışına Çıkmak
Aklımızı yitirdiğimizde ruhumuz mu, kalbimiz mi de eşkenlik gösterir? Aklımızı yitirsek zaten geri kalanın hiçbir şeyini anlamayız ki. Aklını yitirmiş bir insana ruhunu yitirdi diyebilir miyiz? Hayır. Kısaca aklını yitirmek mânevî anlamda ne şekilde olur? Bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet dairesinin dışında çıkıyorsa akılsızdır o. Geceniz hayır olsun inşallah. Kişi niye…
Kişi Neden Namaz Kılamaz, Başı Neden Secdeye Gitmez? — Hevâ-Heves, Şeytân, Nefis; İman Etmemiştir Gerçekte
namaz kılamaz? Hayvan ve hevesine uymuştur, şeytana uymuştur, nefsine uymuştur. O yüzden namaz kılamaz. Ama bir taraftan da iman ediyormuş gibi görünüyordur. Gerçekte iman etmemiştir. O yüzden namaz kılamaz. Başını neden, niye secdeye gitmek istemez? O yüzden şeytan onu secdeye gitmesini engellemeye çalışır. Heva hevesi engellemeye çalışır, nefsini engellemeye çalışır. O yüzden.
Dersli Bayanın Namaz Kılmayan Beyi Varsa Nelere Dikkat Etmeli? — İmândan Çıkmadığı Sürece Kendi Yoluna Devam, İnkârda İse Boşanma
Dersli bir bayanın beyi namaz kılmıyorsa bu bayanın nelere dikkat etmesi lazım? Kendisi imanını nasıl korur? Dersli veya bayan kardeşlerin en büyük handikaplarından birisi o eşlerinin Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmamış olmaları. O yüzden burada bayan kardeşler, kocaları eğer namaz kılmıyorlarsa Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmıyorlarsa onlar kendilerince yollarına devam edecekler. İman ehli çünkü.
Eğer imandan dışarı çıkıyorlarsa, inkâr ediyorlarsa o zaman boşanmaları gerekir. Rabbim bizlere ve kılmayan herkese namazı sevdirsin. İnşâAllah. Âmîn. Allah âmîn.
Bir Müslüman Olarak Yapmam Gerekeni Yapamıyorum, Kalbim Hissizleşti — Hızla Abdest-Namaz-Zikir, En Büyük İş Zikrullâhdır
Bir müslüman olarak yapmam gerekenleri yapamıyorum. Kalbim de bu noktada hissizleşti. Bu hâlden çıkamıyorum. Adım atmak için ne yapmalıyım? Hemen hızla önce abdestini al ve hızla namazını kılın ve hızla Allah’ı zikret. Allah’ı zikr en büyük iştir ve muhakkak Allah’ı zikrederseniz arkası gelecektir. Selamünaleyküm.
2 Yaşındaki Kızım Kardeşine ve Arkadaşlarına Vuruyor — Hassas-Kıskanç; Eşit Davran Zamanla Atar
İki yaşında kızım var, kardeşi de sekiz aylık. Kardeşine de arkadaşlarını da vuruyor, zarar veriyor, engel olamıyorum. O biraz hassis, biraz kıskanç olacak herhalde. O yüzden kardeşine vuruyor. İnşâAllah siz bu konuda böyle her iki çocuğunuza da eşit davranmaya gayret ederseniz o şeyi zaman içerisinde atacaktır. İnşâAllah. Selamünaleyküm.
Rüyâda Seninle Sohbet Ediyorduk, Tebessüm Eksik Olmuyordu — Hakkınızı Helâl
Rüyada sizinle sohbet ediyorduk ve o tebessüm hiç eksik olmuyordu yüzünüzde. Hakkınızı helal edin. Helal olsun, hayırlı akşamlar inşâAllah. Allah yardımcınız olsun inşâAllah. 032 neresi? Artı 32 neresiymiş? Selamünaleyküm.
Eskiden Haramlı İş Ortamında İken Dersim-Zikrim-Namazım Sıkıydı; Şimdi Evde Hastalık Sebebiyle Uzak, Temellik Üzerimde — Kolaylıkta Gevşeyen Nefis, Yeniden Toparlan
Eskiden çalışırkenki hayatımda bulunduğum iş ortamında hep haramın olduğu ortamlardaydım. Fakat dersime, zikrime, namazıma sık sık bağlıydım. Şimdi evlendim. Çoğunlukla hep evimde, eşimle birlikteyim. Hastalık dolayısıyla dış dünyadan uzakım. Fakat şimdi de namazlarımda, dersimde hep bir temellik var üzerimde. Sizin meclislerinizde bulunamıyorum. Zikirlere katılamıyorum. Bu haldeyken kalbimi nasıl diri tutacağım. Zaten bu işler böyledir.
İnsanlar kolaylığa erince biraz böyle gevşiyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden inşâAllah sen yeniden bir derlen toparlan, kendini toparlan inşâAllah. Selamünaleyküm.
Namaz Borcu Olan Kişi Sünnet Yerine Kazâ Kılabilir mi? — Evet; Şâfî-Mâlikî-Hanbelî-Abdülkâdir Geylânî: Önce Kazâ Tavşiyesi; Biz Hem Kazâ Hem Sünneti Tavsiye Ederiz
Namaz borcu olan kimse sünnet namazları yerine kaza namazları kılabilir mi? Evet. Kılabilirse sünnet terk edilmiş mi olur? Normalde Şafi’ye göre de Abdülkadir Geylânî Hazretlerine göre de İmam-ı Mâlik’e göre, İmam-ı Mâlik’e göre, Hanbel’eye göre bir kimsenin kaza borcu varsa önce kaza borcunun tamın olması uygun.
O yüzden uzun yıllar kaza namazı borcu olan bir kimseye ne tavsiye ederseniz, ben bu konuda hem kaza kılmasını hem de sünnetleri kılmasını tavsiye ederim. Selamünaleyküm. Gelibolu’daki…
Gelibolu-Çanakkale’deki İbn-i Arabî Felsefesi Sohbeti (Halid Kuşku ve Prof. Yûnus Hoca): “Câhil Cesareti”; Korona-İhtiyarlık Ara Girdi, Tekrar Nasîp Etsin
İbn-i Arabî felsefesi, bahşiş altındaki sohbetleriniz gerçekten çok etkileyici ve derin bir sohbet olmuş. Sizden ve emeği geçen herkesten Allah râzı olsun. Yani, bunu çok kişi bu konuda hem özel mail yoluyla hem de telefon yoluyla o sohbetleri dinleyenler özellikle teşekkür ediyorlar. Evet, böyle Allah razı olsun, Çanakkale’deki Halid Kuşku Hoca ve orada İbn-i Arabî felsefesi, ve orada Profesör Yûnus Hoca vardı.
Yani, onların böyle katkılarıyla böyle bir sohbet ortamı oluştu. Cahil cesareti beninkisi, öyle diyelim. O, Arabi konuşmaya gayret ettik ama bir hayli gündemi sarsıyor, öyle söyleyeyim. Çünkü böyle Arabi’yi, yazılı bir metne bağlı kalmaksızın, supontene konuşmak zor bir şey, hal gereken bir şey. O yüzden kendini ümit etmek gibi olmasın, Allah muhafaza eylesin. Oradaki kardeşlerin duası, gayreti, kardeşlerin aşkı, heyecanı o sohbetleri yaptırdı.
vaktinde her şey güzel. Şimdi yapmaya çalışsak yapamıyoruz. Yaşlılık girdi araya. Korona girdi, ihtiyarlık girdi. Cenâb-ı Hak tekrar nasip etsin inşâallah. Selamünaleyküm.
Korona’da Verilen İlaçların Lekeleri, Yurtdışında Kullanılmaması — Elimizde Veri Yok, Tedaviden Uzak Tutmak Ateşe Atmak; Bursa’da Yatak Yok, İlâç Kullanmayın Diyemem; Dedikodu Salgını ve Eskiden Sabah-Akşam Hacâmet Kasîdeleri
Biz korona olduğumuzda herkese verilen ilaçlardan bize de verildi. Vücudumuzda bu ilaçlar, lekeler yaptı. Doktor ilaçları kesti ve bunları 50 tane olarak veriyoruz ama ileriki safhalarda nasıl hasarlar bırakır bilemiyoruz dedi. İlaç kullanan kişiler de gözlemledim. Hep daha da ağırlaşıyorlar. Yurtdışında ve bazı özel hastanelerde bu ilaçlar kesinlikle kullanılmıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
bu konuda herhangi bir şey düşünmüyorum çünkü elimizde herhangi bir veri yok. Benim yok. Böyle herkes bir şeyler söylüyor. Herkes bir şeyler söylerken insanları normalde tedaviden uzak tutmak, ilaçlardan uzak tutmak da göz göre göre ateşe atmak gibi. Evet, bütün ilaçların insanların üzerinde yan tesirleri var, farklı tesirleri var. Bu koronayla alakalı da kullanılan ilaçların muhakkak ki yan tesirleri, farklı tesirleri olacaktır.
Ama elimizde bununla alakalı ne olacağına dair de herhangi bir kesinleşmiş bir şey yok. Ne o? Veri yok. Şu ana kadar zaten korona tedavisinde uygulanan ilaçların da kesin bir tedavi ilacı olduğuna dair de elimizde bir belge yok. Böyle bir delil de yok.
Evet, şu anda Dünya Sağlık Örgütü’nün, Türkiye’deki Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, biraz böyle deneme, yanılmalarına göre bir herhalde tedavi uygulanacak ilaçlar listesi tanzim edildi bildiğim kadarıyla. Onu uyguluyorlar Türkiye’nin neresinde olursa olsun hangi hastaneye gidersen git, nereye gidersen git. Paketlenmiş bir ilaç var, bunu sıraya konmuşlar. bu, bu, bu, bu belirtiler olunca bunlar kullanılacak diye.
Bunları normalde illereye yönelik insanlarda ne etki yapacak, ne etki yapacak, yapmayacak bilmiyoruz. Bu bir. İkincisi, ama şu ana kadar insanların bütün sağlık teşkilatında kullanılan ilaçların, insanın üzerinde illereye yönelik ne etki bırakacağına dair de elimizde bir veriyor. şu anda zaten işin daha da farklı tarafı, sağlık sektörü ilaç satıyor, başka bir şey yapmıyor zaten. Ama gerçekten çok kötü hastalar var.
bu ilaçların üzerinden tedavi olanlar da var. Bunu da yatsımak mümkün değil. Benim bulunduğum şu anda buradaki, benim bulunduğum yerde bulunan bir kimsenin bir başkasına tedavi olmayın, ilaçları kullanmayın deme hakkı da yok. Sebep? insanlar yıkılıyor koronadan. Şu anda Bursa’da koronadan dolayı boş yatak yok. daha iki gün önce bir arkadaşımız için gece boş yatak arandı, üç tane hastane dolaşıldı, özel hastane, boş yatak yok.
Şu anda Bursa’da boş yatak yok. Bildiğim kadarıyla yok. Şehir efsanesidir, bir şey diyemem, muhakkak vardır boş yatak, bir şey diyemem. Ama velaike şu anda gerçekten sıkıntılı bir durum var. O yüzden benim tedavi olmayın, ne bileyim ilaç kullanmayın deme lüksüm yok. Allah rızası affetsin. Selamünaleyküm, benim sorum dedikoduyla ilgili. Yakın dairemizde dedikodu çok fazla yapılıyor.
Nereden geliyor bu, nereye gidiyor, o öyle dedi, bu şöyle demiş, demiş ne olur dedikodu yapmayalım. Böyle yaparak en çok zararı kendimize yapıyoruz. Hem de dünyamıza, maharetimizi mahvediyoruz diyorum. Onun konuşma, bunun konuşma ne konuşacağız deniliyor. Evet, ne yazık ki insanlar dedikoduya o kadar alışmışlar ki dedikodu yapma deyince sanki onlara nefes alma demişiz gibi anlıyorlar. Ne yazık ki öyle. Allah muhafaza eylesin.
Selamünaleyküm, eşimle birbirimize şifa olması için hacâmet yapıyoruz. Sizden destur ve dua istiyoruz. Allah razı olsun, Allah yardımcınız olsun. Ne kadar güzel. Acamatta şifa vardır. Bayanlar âdete olduğu günler günlük gürtlerini ihlâs ve Fâtiha okumadan kaç tane tevhid çekecekse, o kadar tevhid çekerekten günlük gürtlerini çekecekler. Babamdan soğudum, onunla aynı sofrayı paylaşmak istemedim. Çok sert mizaçlı. Bir tavsiyeniz olur mu?
Sert mizaçlı ise sen yumuşat, babacım diye yanaklarından sık öyle aynı sofraya oturmamazlık etme. Hayırlı geceler. Daha önce 11 yaşında kızım için ders almıştım. Okul başladığı için unutuyor. Söyleyince ona bazen zor geliyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Sıkmayın. Onun dersi senin sorumluluğun değil ama çocuğu sıkıştırarak çocuğu dersten nefret ettirmeyin. İkinci olarak kalbim fikrimizik Allah’ta fakat pandemiden dolayı katılamıyorum.
Uzak kaldığımdan dolayı namazlarımda, dersimde çok değilse de aksaklık oluyor. Kılamadım da kahroluyorum. Şimdi öyle değil ne olur bana dua edin. Allah yardımcınız olsun. İnşallah namazlarınızı, zikirlerinizi, derslerinizi devam edin. Zina edenler, zina edenlerle evlensin diye bir ayet var. Cübbeli Ahmet Özya, bu ayetin hükmünün kalktığını artık uygulanmadığını, dolayısıyla zina eden, zina etmeyenlerin evlenebilir diyor.
Zina edenler, zina edenlerle evlensin diye bir ayet geçersiz mi? Hiçbir ayet geçersiz olmaz olur böyle şey. Zina edenlerle zina edenleri birbirleriyle evlendirin. Âyet-i Kerîme’si geçerli. Neden? O normalde zina bir kadınla bir erkek birbirleriyle zina etmişler, onları birbirleriyle evlendireceksin. O mânâda.
Peygamberimiz Allah ve Resûlüne ve dîne sürekli hakaret edip, Putperest Arap kabulelerini kışkırtan şiirler yazan, Esmâ binti Mervân adlı şâhiri suikastıyla öldürmüştür. Bunlara dayanarak işi gücü Allah’a, Peygamber’e küfür etmek olan insanları da süslü sözlerle kendisini çeken, YouTube’da sürekli bu şekilde video yapanları öldürmek câiz olur mu? Olmaz. Sen Peygamber değilsin ona hükmetcek. Allah bizi affetsin.
Bir hadîs-i şerîfte Allah Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’in sahibi için, siz dostlarımsınız, gelecek ümmetler benim kardeşlerim dediği naklediliyor. Bu hadîs-i şerîf kardeşin dostluktan daha değerli olduğu şekilde yorumlanabilir mi? Evet. Bir şeyi unuttum, İzmir Yeşil Dere yolunda akşam 7.30’da trafin çok olduğu zaman nasıl 93’te gidilir anlamış değilim. Allah yardımcın olsun.
Yakın zamanda çıkacağını söyledikleri korona aşısı ve bu konuda toplu aşılanma ile düşünceniz nelerdir? Devlet bu konuda ne öngörü, ne yapar bilmiyoruz. Muhakkak ki daha aşı çıksın bakalım, daha çıkmadı da. bununla alakalı eğer gerçekten ben devletime güveniyorum, bir aşı çıkarılarsa ben aşı olurum. Bunda bir sıkıntı yok. Bu sürecin daha ne kadar sürecine dair öngörünüzü bizimle paylaşır mısınız?
Eğer aşıyı bulurlarsa sürecin daha çabuk sonlanacağına inanıyorum. eğer gerçekten doğru bir aşılamak, doğru bir aşı bunun önünü alacağına inanıyorum. Eğer böyle bir güvenilir, bir aşı bulunur da gerçekten bu pandemiyi sona erdirirse bütün herkesin bu aşıyı olmasında fayda var, olması gerekiyor zaten. Çünkü şu anda korona insanların ekonomilerini, devletin ekonomisini, insanların bu konuda psikolojilerini alt üst etti, her şeyi alt üst etti.
Selamünaleyküm.
Bankaya Her Ay Yatırılan Parada “Katılım Payı” Faiz mi? — Faizse Zorûnî Borç İçin Kullanılabilir; Korona Pozitifte İlaç mı Doğal Tavkâyeler mi? — Her İkisine Devam
Bankaya her ay yatırdığımız paranın üzerine katılım payı adıyla belli günlerde bir miktar para geliyor. Bu faiz olarak mı değerlendiriliyor? Faiz ise zorunlu borcumuz da kendi şahsımıza ait borcumuz için kullanabiliyor muyuz? Koronapozitif olanlarda ilaç tedavisi mi dark zip otom процede olabiliyor, memang gat 따라intelligible olur mu? Weerde Kendi olan borçlar için kullanabilirsiniz. Koronopozitif olanlarda ilaç tedavisi mi uygun görürsünüz?
Yoksa doğal takviyeler, vitaminler ile bu ışıklık güçlendireyim mi? Mededaki bazı videolardan sonra ben ilaç kullanmaktan korkar oldum. Her ikisinde devam edin, hem ilaçları kullanın hem de doğal takviyeler yapın. Selamünaleyküm! Kur’ân-ı Kerîm’in…
İbrâhîm Sûresi 24-25: “Kökü Yerde Sabit Dalları Gökte Olan Güzel Ağaç” Temsili — İyilikler Habîre Meyve Verir
İbrahim Sûresi 24-25 âyetlerinde Rabbimiz bize ne demek istiyor? 24-Görmedin mi Allah nasıl bir misal verdi? Güzel bir söz, kökü yerde sabit dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. O ağaç Rabbinizin izniyle her zaman meyve verir, öğüt alsınlar diye. Allah insanlara böyle misaller verir. Âyet-i Kerîm açık, iyilikler, güzellikler, kökü yerde sabit dalları gökte olan bir ağaç gibi habire meyve veriyor.
O yüzden Allah bizi iyiliklerle ve güzelliklerle yaşayan kullarından eymesin.
“Yalanı Farkında Olmadan Söylüyorum, Öylesine Konuşuyor Hissediyorum” — Öylesine Konuşmak, Boş Konuşmak Daha Sıkıntılı
Yalanın farkında olmadan söylüyorum, söylerken fark edip düzeltmeye çalışıyorum ama ben de bilmiyorum ki hissedemiyorum, düşünemiyorum, öylesine konuşuyor hissediyorum. Öylesine konuşuyorsun o zaman. Allah bizi affetsin. Bu daha çok sıkıntılı, öylesine konuşmak, boş konuşmak. Allah’ım iyi etsin inşaallah. Selamünaleyküm…
Erkek Kardeşim Evi Geçindiriyor, Evlendikten Sonra da Babasına Para Vermek Zorunda mı? — Erkek Çocuklar Anne-Baba Bakımıyla Mükelleftir
erkek kardeşim. Şu anda evi geçindirir. Evde bir de diğer erkek kardeşim ve babam var. Fakat kardeşim yakın zamanda evlenmeyi düşünüyor. Evlendikten sonra da babasına para vermek zorunda mı? Erkek çocuklar anne ve babalarına bakmakla mükellefler. Selamünaleyküm.
Rûhumuzun Üzerimizde Fonksiyonu Var mı? — Var; Allah’ın Sıfatlarının Tecellisi İle İlgili
Rûhumuzun üzerimizde hangi bir funksiyonu yok olarak biliyorum. Var. Rûhun bize olmasının sebebi, Allah’ın sıfatlarınınís faydasının ne uygun luxurious Zone l daoriginal rent seizure.装 cakesy ve sıral wants fool, 25 sentlayla örnek gör 합니다.
Fakatcu o kulitsiz t parlakure boyuna bakt stinks ark applications ş hesitation turn kim has Theirlev as juj unsuccessful Rûhun bizde olmasının sebep Allah’ın sıfatlarının üzerimizde tecellî edebilirliğiyle mi ilgili? Onunla da ilgili. Ama rûhumuzun bizim üzerimizde fonksiyonları var. Selâmün aleyküm.
Çocuklarım Namaz Kılmıyor, Kendimi Kötü Anne Hissediyorum — Sen Namazını Kıl, Tatlı Dille Sevdir Ama Bıktırma
Çocuklarımı namaz kılmalarını söylesem de kılmıyorlar. Bu durum beni çok rahatsız ediyor, kendimi kötü bir anne gibi hissediyorum, ne yapmam gerek? Sen namazını kıl, çocuklara da tatlı tatlı namazı kılmalarını ister, namazı onlara sevdir. Ama onları bıktırma. Bu,…
“Bedua Zamanı Bizden Olmayanlar Kitaplarımızı Okumasın” Sözü (Muhyiddîn İbn Arabî) — Hiç de Okumadım, Olabilir
bed-duâ zaman bizden olmayanlar bizim kitapları okumasınlar diye söylüyor der Muhyiddîn İbn Arabî. Hiç de okumadım. Olabilir. Selâmün aleyküm.
Bir İşi Her Yapışında Daha İyiye Nasıl Taşıyabiliriz? Ölçüsü Var mı? — Hayâl
Bir işi her yapışında daha iyiye nasıl taşıyabiliriz? Örneğin bir yemeğe yar seferinde nasıl daha iyi yapabiliriz? Ya da kendimizi sürekli gelişme açık hâliye nasıl getirebiliriz? Bunun ölçüsü var mıdır? Hayal. Hayal.
Anne-Babanın Çocuğun Üzerine Hakkı-Hukûku ve Çocuğun Anne-Baba Üzerine Hakkı — Sıfır Hata Bekleyen Aileler Büyük Hata Yapıyor; Herkes Hata Edecek
Anne-babanın çocuğun üzerine hakkı ile çocuğun anne-baba üzerine hakkı konusunda biraz bahsedebilir misiniz? Aileler sanki her konuda haklı ve doğruyu yapmış gibi çocuklardan yüzde sıfır hata ve her konuda itaat bekliyorlar. Bu durum gençleri çok zorluyor. Bu konuyu nasıl öğrenebiliriz, onlara izah edebiliriz? Anne-babalar çocuklarından sıfır hata istiyorlarsa gerçekten ve gerçekten de çok büyük bir hata yapıyorlar. Hiç alâkası yok.
Herkes hata yapacak, kusur edecek, herkes yanlışlık yapacak. Çocuklarımız da gaflete düşecekler, heva hislerine düşecekler. O yüzden sıfır hata beklemek doğru değil. Hayal. Hazret-i Mevlânâ,…
Hazret-i Mevlânâ: “Allah’ı Met Etmek Hatâdır, Varlık Delîldir” — Sûfîler-Âşıklar İçin Geçerli
Allah’ı met etmek hatâdır diyor, varlık delildir diyor. Bu sözü nasıl anlamayabilir? Sûfîler için geçerli, âşıklar için geçerli bir şey. Hazret-i Mevlânâ,…
“Allah’tan Başka Her Şey Yok Olacaktır, Yok Olmamak İçin O Olmak Gerekir” — Hayır, Cenâb-ı Hakk’ın Sıfatlarının Tecellîsi Demektir
Allah’tan başka her şey yok olacaktır. Yok olmamak için O olmak gerekir diyor. Yok olmamak için Allah olmamız mı gerekiyor? Hayır. Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları sizin üzerine tecellî etmesi gerekir. O mânâ da söylüyor.
Korona İçin Davâ’ü-Takvî Tavsiyesi: Zencefîl, Zerdeçal, Çörek Otu, Isırgan Tohumu, Keçi Boynuzu Unu; Kuşburnu ve Hibiscus (Mekke Gülü) Çayı; Karma Toz-Bal Tarifi; “Natural Yaşıyorum, Fayda Görüyorum”
Dua-l-Takvi olarak neler tavsiye buyurursunuz? Zencefil, zerdeçal, çörek otu, ondan sonra ısırgan tohumu, aklıma gelenleri söylüyorum. Bu koronayla alâkalı. Kuşburnu çayı, keçi boynuzu unu, öyle söyleyeyim.
Bunların hepsini böyle kuşburnu haric, hibiscus çayı haric, bu zencefil, zerdeçal, çörek otu, ısırgan tohumu, bu keçi boynuzu unu… Hepsini böyle bir un hâlinde karıştırırsanız, ister toz olarak sabah akşam aç karnına bir tatlı kaşığı yiyin, isterseniz onu balla karıştırın, sabah akşam birer çorba kaşığı yiyin aç karnına. Bu size, dua-l-takvi olarak koronayla alâkalı iyi gelecektir.
Çay olarak da muhakkak hibiscus çayı içmeye gayret edin, Mekke gülü çayı. Oldukça kuvvetli bir C vitamini var. Nasıl söyleyeyim? Ben mesela bunu konuşmak istemiyorum, atlattığımı düşünüyorum. Çünkü bende resmen belirtileri vardı. Ben doktora filan gitmedim ama böyle doğal ondan sonra takviyelerle geçiştirdiğimi, geçtiğine inanıyorum. Daha kuvvetli olabilir, daha kuvvetli olunca da yapacak bir şey kalmaz.
O zaman mecbur tedaviye, müracaat edeceğiz. Ama bu hemen böyle anında olacak olan bir şey değil. İnsanın komple yaşam felsefesiyle alâkalı bu. oldu mu olası ben ilaçlardan uzak dururum, endüstriyel gıdarlardan uzak dururum, kimyasallardan uzak dururum, orijinal, otantik, natural yer içer, natural yaşarım. Onun faydasını görüyorum ben. Allah cümleyi iyi eylesin inşallah. Bir…
Tasavvuf Dizisinde Mürşid Mürîdin Dizinin Üstünde Kulağına Esmâ Verîr-Makam Anlatır — Biz Kulağına Gizli Vermeyiz, Açıktan Konuşuruz; 15 Yıllık Sohbet İnternette, Kimse Dinlemiyor; “Yeni Bir Din Bekliyor Herkes” Eleştirisi, “Mustafa Özbağ’ın Kendi Yolu Yoktur, Kur’ân-Sünnete Davet”
tasavvuf dizisinde mürşid müridî ile dizize oturuyor, esmasını, kulağını söyleyip makamını ve tehlikelerini bildiriyor. Dikkat etmesi gereken noktaları bildiriyor. Makamını geçerse hangi makama ulaşacağını bildiriyor. Tasavvuf da böyle bir âdâf var mı? Biz kulağını söylemiyoruz, açıktan söylüyoruz.
Sohbetleri dinlerlerse arkadaşlar ve dinledikleriyle amel ederlerse, biz onların nerede ne yaşayacaklarını, nerede ne yapacaklarını, nerede neler olması gerektiğini ve olduğunda neler olacağını açıktan dinliyoruz. bazı sorulara üzülüyorum, şundan üzülüyorum. diyorum ki bunlar bizim hiç sohbetlerimizi dinlememişler. nefis meraatiplerine, kalbin meraatiplerine, rûhum meraatiplerine, bunların hepsini biz Allah affetsin konuştuğumuz şeyler, konuştuk.
Yazıya döktürüyorum şimdi bazı şeyleri. Nefis meraatipleriyle alakalı o kadar çok cilder dolusu kitap olur ve onların mânevî halleriyle alakalı cilder dolusu kitap olur. Ama arkadaşlar böyle hazırcı oturacaklar, emmârenin hallerini soracaklar. Ben böyle devamlı anlatacağım onlara. Gerçekten üzülüyorum bazen ve bazı sorulara diyorum ki ben ne cevap veriyorum ki buna diyorum.
bir kimse bunu kendisine dert edince, virt edince yaklaşık belki de 15 yıllık sohbetler, 20 yıllık sohbetler internette var, kaç yıllık var? 15 yıllık sohbetler internette var. Bir kimse otursa kendince sohbetleri dinlese de bir derya olur ya. Bakın de bir derya olur. Ama arkadaşlar ne yazık ki şey nasıl söyleyeyim böyle hazır istiyorlar. Olmadan olacaklar anında.
Ya insan üstadının sohbetini dinlemedikten sonra neyi dinleyecek veya üstadının virdini çekmedikten sonra neyi çektirecek? Az önceaptaniert bir arkadaşımın r indoor Möglichkeiten caricatasını yap害 рубüssün. Veya üstadının virdini çekmedikten sonra neyi çekecek?
Az önce bir arkadaş yazmış ya günlük bilmem kaç tane, bilmem ne çekecek de, bilmem kaç tane, bilmem ne yapacak da, ya sen virdini çek Allah rızası için, Allah için virdini çek, yeter sana ya! Ama bize böyle ortalıkta sosyal medyada dolaşan girift böyle şeyler olması lazım. Yok neymiş de ruhu temizleyecekmiş. Be ahmak! Ruh kirli mi ki ruhu temizleyeceksin? Ruhdan ne anlıyorsun da ruhun kirli olduğuna hükmedin?
Âyet-i Kerîme’de size bununla alakalı çok az bilgi verilmiştir dediği bir mesele de kirli olduğuna hükmedecek. Kim verdi sana bu bilgiyi? Ama bize öyle şeyler lazım, gizemli bir şey lazım bize. Arkadaşlar din yeniden gelmiyor, sûfîlik yeniden gelmiyor, fıkıh yeniden gelmiyor, din belli, Kur’ân belli, sünnet belli, hadisler belli, fıkıh belli, sûfîlik de belli. Sufilin genel kaideleri de belli. Yeni bir din bekliyor herkes.
Yeni bir din bekliyor herkes. Bu eskidi haşa yenisini getireceğiz biz. Yaşamadığınız yeni bir dil lazım size. Aslında gelse onu da eskitecek herkes. Üç günlük yapacaklar onu da. Bu değil, Allah muhafaza eylesin. Dini yaşayacaksa bir kimse din meydanda canım kardeşim. Kur’ân meydanda, sünnet meydanda, sûfîlik meydanda. Bunu defalarca söylüyorum. Mustafa Özban kendi yolu yok. Ben insanları kendi yoluma davet etmiyorum, yok böyle benim yolum.
Ben insanları Kur’ân ve sünnete davet ediyorum. Ben insanları Allah’ı zikre davet ediyorum. Ben insanları Allah’ı sevmeye davet ediyorum. Ben insanları Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seyne’sini yaşamaya davet ediyorum. Ben insanları Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhabbet etmeyi, sevmeye davet ediyorum.
Ben insanları Allah dostlarını sevmeye, Allah’ın velilerini sevmeye, onlarla beraber, mana ehliyle beraber olmaya davet ediyorum. Ben başka bir yere davet etmiyorum. Benim özel bir yolum yok, benim gizli bir yolum yok, benim böyle gizli bir ajandam yok, yok kardeşim, böyle bir şeyim yok benim. Ben gizli, gayipten gelen bir kimse değilim, ben de Allah’ın kulu, Peygamber’in ümmetiyim. Bu kadar.
Ama Allah için Allah’ı sevin, Resulünü sevin, dininizi yaşayın Allah için. Allah’ı zikredin, sufilinizi Allah için yaşayın. Ve hangi üstada bağlandıysan bağlandın. Bağlandın mı bir yere? Evet. Sana ne diyorsa yerine getirmeye gayret et, Kur’ân ve Sünnet tarihisinde. Açın kardeşim, 15 yıllık sohbet var elinizde. 15 yıllık sohbetler var. Ve işlenmemiş konu yok. Bakın işlenmemiş konu yok. Ama kim dinleyecek ki? Allah bizi affetsin.
Böyle bir yerlerden gayibi bir şey gelmesi lazım. Böyle değişik, enteresan bir şey olması lazım insanlar için. Yok canım kardeşim, din tamamlandı. Din 1400 yıl önce tamam oldu. Bugün dininizi tamam ettim ve din olarak size İslam’ı seçtim, bitti. Kur’ân tam. Hazret-i Muhammed Mustafa’nın Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin sünnetleri meydanda. Buhârî, Müslüm, Tirmizî, İbn-i Mâce, İmam Ahmed b. Hanbel, İmam-ı Malik.
Bu hadis kitapları meydanda canım kardeşim. İmam-ı Azam’ın iştahatleri meydanda, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik’in, İmam Ahmed b. Hanbel’in iştahatleri meydanda. Abdülkadir Geylânâ Hazretleri’nin kitapları meydanda. İlk Sufîlerin kitapların sözleri meydanda. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri’nin Mesnevîsi meydanda. Divan-ı Keber’i meydanda. Eğer bir kimse yol yürüyecekse meydanda canım kardeşim her şey. Allah bizi affetsin inşallah. İnşallah.
Almanya’nın Yeni Aşı-Giriş Yasası, Denenmiş -70 Derecede Saklanan Aşı; Bütün Ülkeler İsteyecek, Hayvanlarınki Gibi Kod Numaraları-Çipleme, Termal Kamera ile Renk Değiştirme, AVM-Banka-Devlet Dairesi Ayırımı, Bill Gates Patentleri; Hacca Gidenlerin Zemzemlerine İlâç Tarîhi; Türkiye Kendi Aşısını Bulsun Duası
Almanya yeni bir kanun çıkarmak istiyor. Türkiye’de olanlar aşı olup ve bunu belgeleyince ancak Almanya’ya giriş yapabilirlermiş. Negatif olmak yeterli olmayacakmış. Aşı olmada korkutuyor ister istemez. Denenmiş ve eksi 70 derecede saklanan bir aşı. Bunu sadece Almanya’ya istemeyecek ki bütün ülkeler bunu isteyecekler. Bütün ülkeler artık birbirlerinden, kendilerine giriş yapacak olan vatandaşlardan sağlıkla alakalı rapor isteyecekler.
Mecburlar bunu istemeye. Sadece korona aşısı yetmeyecek. Grip aşısı isteyebilirler, verem aşısı isteyebilirler, ondan sonra veba ile alakalı aşı isteyebilirler. bulaşıcı olan bütün hastalıklarla alakalı devletler kendilerine giriş yapacak olan vatandaşlardan bunların aşılılarını isteyebilirler. Hatta daha ileri şeyler isteyebilirler, yapabilirler bunu. siz öyle bir aşı sisteminden geçersiniz. En son size aşı ile olduğunuza da çok özür dilerim.
Hayvanlarla vurulan bir numara var kulaklarına takılan. Kod numaraları gibi. Bütün insanlara böyle bir kod numarası veya TC’leri, bu kod numaraları olabilir. aşıları bir tamam olanlar değişik ülkelere gidebilirler. O kod numaralarıyla yürüyebilirler. Daha ileri bir şey yapabilirler. Size ayrıca farklı bir aşı yapabilip, sizin damarlarınızda farklı bir renk oluşturabilirler.
Siz o termal kameralardan geçerken sizin o renginiz, sizin aşılı olduğunuzu gösterebilir. Daha ileri bunların boyutları olabilir. Mesela bütün devlet dairelerine o termal kameraları kurabilirler. Aşılanmış bir birey olarak devlet dairelerine girebilirsiniz. Aşılanmamış olanlar devlet dairelerine, bankalara, onlara giremeyebilirler. Veya da büyük alışveriş merkezlerine o termal kameralardan koyabilirler.
Aşılanmış olanları ancak alışveriş merkezlerine katabilirler. Bunların böyle çalışmalarının hepsi de hazırlıkları bir tamamlandı zaten. Bill Gates neden bangır bangır bağırıyor? Bill Gates bunların hepsinde veyahut da değişik uluslararası büyük global şirketler, bunların ne diyorlar onun şeylerini aldılar. Patentlerini aldılar. Bunların birçok bir şey olduğunu gösteriyorlar. Patentlerini aldılar. Patentlerini aldılar. Patentler hazır.
O yüzden patentler hazır olduğu için bunlar programları satacaklar ülkelere. Milyon dolarlar kazanacaklar. Bunların hepsinde patentler hazır. Sana normalde bir çizik atacak, senin rengin değişecek şeyden geçerken. Ne o? Xray cihazlarından geçerken senin rengin değişecek. Bunların patentlerini aldılar. Alınan patentleri incelerseniz eğer dünyanın nereye koştuğuna bakarsınız. Patentleri incelerseniz. O yüzden bunların patentleri hazır.
Bunların her şeyi hazır. Yarın öbür gün Türkiye Cumhuriyeti devleti direniyor kendi aşısını bulmak için. duyarlı davranıyorlar. Hazır aşı almak istemiyorlar. Sebebi şu, yarın öbür gün bir farklı versiyonu çıkacak bunun. Şu anda koronanın o kadar çok versiyonu çıktı ki. o kadar hizmi var ki şu anda koronanın. Bir tane korona yok şu anda. Öyle olunca her sene korona aşısı, grip aşısına dönecek. Her sene korona aşısını görmek için.
Her sene korona aşısı da değişecek. Bu sene olan koronaların hepsini de tespit edecekler. Seneye ona göre bir korona aşısı bulunacaklar. Ama ya oradan başka taraftan başka bir korona kafasını kaldıracak. O gene yapacağını yapacak. Ha bir öncekinden aşılanmış olacak mu aşılanmış olacak. zaman içerisinde veba hastalığı gibi aşılana aşılana gidecek. Sıtma hastalığı gibi aşılana aşılana gidecek insanlar. Örneğin şimdi sıtmadan ölen kaldı mı kalmadı.
Neden aşısı var vebadan ölen kaldı mı kalmadı neden aşısı var. Bunun gibi koronanın da yarın öbür gün böyle aşısı çıkacak. Aşısı çıktıktan sonra bütün herkes aşılanacak. Hepimiz aşılanacağız. Ya almayacak devlet dairesini sen ne yapacaksın? Mahkeme diyecek sana sen şikayetçisin ister şikayet edilensin. Mahkeme geleceksin diyecek. E gitcen bakacaksın bir x-ray cihazı almayacak seni aşısın sen diyecek. Kötü vatandaşsın git aşı vurun da gel diyecek.
E gitcen kuzu gibi aşı vurun sen gitcen. Evden yurt dışına geçen mecbur aşılanacaksın. Normalde şimdi hava aşısı var. Normalde şimdi hacca gitmeyen beyaz Türkler bunu bilmezler. Önceden hacca gidecek olan esmer Türkler hepsi de sağlık ocaklarına gider aşılanırlardı. Koyun aşılanır gibi aşılanırdın hacca giderdin. Avrupa’ya gidenler istenmez Amerike’ye gidenler istenmez.
Herhangi bir yurt dışına gidenler istenmez ama hacca gidenler aşılanmak istenir hala da. Hala da hacca ve ümreye gidenler aşılanırlar. Önceden geldiklerinde de aşılanırlardı. Ve bir de onların zemzemlerine de aşı vururlardı ilaç atarlardı zemzemlerine. Neden? Siz oradan mikrop taşıyorsunuz diye. ABD’ye gitsem mikrop taşımayacaksın. Brezilya’ya gitsem mikrop taşımayacaksın. Kanada’ya gitsem mikrop taşımayacaksın.
Veya da ABD’nin arka bahçesindeki o sefil ülkelere gitsem mikrop taşımayacaksın. Ama hacca giderse mikrop taşıyacaksın. Böyleydi. O yüzden şimdi bu daha da artacak. Herkes aşılanacak. Sadece bir tane aşıyla kalacağınızı zannediyorsun değil. Hepiniz aşılanacaksınız. Hepiniz çipleneceksiniz. Bildiğiniz çipiniz de olacak. siz böyle gireceğiniz bir markete çipinizi okuyacak sizin o. Derinizin altında. Marketten siz istediğinizi alacaksınız.
Sizin bank hesabınızdan çıt düşecek. Amerika’da yaptığı adam aynı şeyi. Şu anda Amerika’da adam para pul kullanmıyor. Öyle bir alışveriş mağazası açtı. Çipini okutuyor. Girerken çip okunuyor. İstediğin raftan istediğini alıyorsun. Sen yazıyor seni dışarı çıkıyorsun. Dışarı çıkarken kasa falan yok. Üzerine aldığın şeylerle alıp yürüyorsun. Kasada ödeme yapmıyorsun. Hazır bunların hepsi de. Diyeceksiniz ki dünya nereye koşuyor? Buraya koşuyor.
Oturuyorlar insanlar. Kendilerine bir kaos planı oluşturuyorlar. O kaos planından sonra çıkış planı oluşturuyorlar. Sonra o çıkış planı hazırlanınca oturuyorlar kaosu. Allah’ın izniyle oluşturuyorlar. Çıkış planını da sizin önünüzü koyuyorlar. Diyorlar ki buradan çıkacaksınız. O yüzden ne yazık ki böyle. O yüzden ben inşallah Türkiye’nin sağ selamet bu koronayla alakalı aşıyı bulmasını arzu edeceğim. Dua ediyorum.
Bundan da buna tuğ kaka gözüyle bakmanın bir anlamı yok artık. Bu kadar da kendi kendimize paranoya olmayalım. Önceden aşılar dışarıdan geliyordu. Bu neydi? Bir ara domuz gri bir aşısı vardı. Bilmem ne vardı. Bize zorla sattılar. Hatta mecbur kılacaklardı bize. Bilmem kaç milyon dolarlık bir sattı. Sonra biz aşıları bedavaya dağıtmak zorunda, başka ülkelere göndermek zorunda kaldık. Başımıza bela oldu o aşılar. Bunun gibi işte.
normalde ama arzu ediyorum, istiyorum can-ı gönülden ülkemizin bilim insanları bu korona aşısını bulurlar. Ve inşallah o aşı da faydalı olur. Ve o aşı da faydalı olur. Ve bütün ülkemizdeki insanlara bu konuda bu korona belasından Allah’ın izniyle kurtarır. Bu kolay bir şey değil. O hastalığı çekenler de kolay yaşamıyorlar, nefes alamıyorlar.
O yüzden bunu böyle baside almak, bunu böyle baside indirgeyip böyle boş bir şeymiş gibi görmek de doğru değil. Bu işler de böyle baside almak, bunu böyle baside indirgeyip böyle boş bir şeymiş gibi görmek de doğru değil. Selamünaleyküm!
Rüyâda Sizi Zayıf, Genç, Neşeli ve Mavi Köftek-Kum Rengi Pantolon Hediye Edişi — İnşaAllah Ederiz
Rüyamda sizi zayıf, inç, genç görünümlü, neşeli bir hâlde, çok iyi ütülenmiş mavi bir köftek ile, kum tanesi gibi desenli ve rengi de kum rengi gibi pantolon hediye ettiğinizi gördüm. İnşâAllah ederiz ya Allah’ın izniyle, inşâAllah.
Hazret-i Mevlânâ Müderrisliği Neden Bırakmıştır? — Bırakmadı, Uzun Müddet Devam Etti, Sonra Sûfîlik Ağır Bastı
Hazret-i Mevlânâ müdderrisliğe neden bırakmıştır? Ustaya karşı dükkan açmak gerektiği için mi bırakmış olabilir? Müdderrisliği bırakmadı. normalde müdderrisliğe devam ediyordu. Uzun müddet de devam ettirdi zaten. Sonra sûfîlik ağır basınca suhufiliğe doğru meyil etti. Hazret-i Mevlânâ neden…
Hazret-i Mevlânâ Neden Kendi Yerine Okuma Yazma Bilmeyen Selâhaddîn’i Geçirmiştir? — Velîlik Başkasının Geçirmesiyle Değil, Allah’ın Vermesiyle Alakalı
kendi yerine okuma yazma bilmeyen Selâhaddîn’i geçirmiştir? Bu normalde velîlik, tâcih ve hırkası birinin birisini geçirmesiyle alâkalı değil, Allah’ın vermesiyle alâkalıdır. Hazret-i Mevlânâ,…
Hazret-i Mevlânâ: Âdem’e Üflenen Rûh Allah’ın Bizzat Kendisidir; Şeytân Toprağı Gördü Allah’ı Göremedi — Cenâb-ı Hak Kendi Rûh ve Nûrundan Üfledi, İdrâk Zor
Âdem’e üflenen rûhun Allah’ın bizzat kendisi olduğunu söylüyor. Şeytan toprağı gördü, Allah’ı göremedi. Aslında şeytan, Âdem’e secde etmeyerek Allah’a secde etmemiş oldu diyor. Cenâb-ı Hak kendi rûhundan ve nurundan Âdem’e üfledi. Bunun kendi rûhun ve nurunun ne mânâya geldiğini bizim idrak etmemiz biraz zor.
Benim Dört Kız Evladım Var, Korona Döneminde İki Amililîk Geçirdim, İkisinin de Kalbi Durdu, Eşim Abdestsiz Geziyor — Bilemeyiz, Hayırlısı
Benim dört kız evladım var. Bu korona döneminde iki âmîlilik geçirdim ve ikisinin de kalbi durdu. Çok özür dileyerek şunu diyeceğim, eşim abdestsiz geziyor. Bunun etkisi var mıdır veya nedir? Ben dervişim, eşim derviş değil. Bilemeyiz ki Allah hayırlısını versin, Rabbim muhafaza eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak korusun. Allah nefes almasın. Allah nefes vermediyse kim nefes verecek ki? Çalıştığım yerde şirket temizlikçisiyiz.
Şirket Temizlikçisiyiz, Çay Servisi Mecbur Değil ama Dergâh Gibi Düşünsem Verebilir miyim? — Size Kalmış
Çay servisi yapmak mecbur değil fakat dergah gibi düşünüp vereyim mi? İstiyorlar bizden çay. Belediye bayanları meslek edindirme kursunda hizmetliyiz. İki arkadaş çalışıyoruz, bayanız hep. Size kalmış bir şey vermek zorunda değilseniz vermeyebilirsiniz de, verebilirsiniz de.
Erkek Çocuk Anne-Babasına Neden Bakmakla Yükümlüdür? — Dîn Böyle
Erkek çocuk annem ve babasına neden bakmakla yükümlü? Din böyle. Şu anda bir nevi…
Şu Anda HES Kodu ile Aşılanıyoruz, HES Kodu Olmadan Birçok Yere Girmek Yasak — Mecbur, Yapacak Bir Şey Yok
heskodu ile aşılanıyoruz. Heskodu olmadan birçok yere girmek yasak. Mecbur. Yapacak bir şey yok. Hayırlı geceler hocam. Hep…
Zinadan Kaçan Genç, Bu Dönemde Evlilerin Bile Teklif Etmesi, Kız Arkadaşlar ve İradeyi Kaybetme: “Duâm mı Kabûl Olmuyor?” — “Şımarıksın, Örtülü Hastalık; Kur’ân-Sünnet Dairesinde Bir Bayanla Evlen 5 Dakikada”
zinadan çekinirim, kaçmaya çalışırım. Çok şükür. Bugüne kadar yapmadım ama çok zorlanıyorum. Bu dönemde evliler bile teklif ediyor. Belki çalıştım iştendir, belki bende bir sorun var bilmiyorum. Bu zamana kadar dualarımda hep hayırlı bir iş istedim. Zina yaparsam evleneceğim kişiye ayıp edeceğimi düşünüyorum. Kız arkadaşım olduğunda hep evleneceğim kişi olarak görürdüm. Öyle davrandım. Hemen öyle sevgili de olmadım. Hiç araştırdım uzun süre.
Böyle böyle diyerek birden fazla kız arkadaşım oldu ve giderek yaklaşıyorum korkuma. İrademi kontrol edemiyorum eskisi gibi. Duam mı kabul olmuyor hocam? Nereye kadar sabretmeliyim? Nasıl davranmalıyım bilemiyorum artık. Hayırlı bir eş bana mı bir eşi istedim? Ne kadar da güzel bir eşi. Ben mı hayırsızım, çaresizim güne doğru gitmekteyim? Sen çaresiz değilsin, şımarıksın canım kardeşim. Bu sende hastalık çünkü. sende bu örtülü bir hastalık var.
Örtülü hastalık şu. kendince diyorsun ki ben iyi niyettim, evlenmeyi düşünüyorum. Evlen yavrum o zaman. Bu örtülü hastalık. sen onda kabahat buluyorsun, bunda kabahat buluyorsun, onda bir şey buluyorsun. Kalıyor. Evlenecek olan insan Kur’ân ve Sünnet dairesinde bir bayanla oturur konuşur. Kur’ân ve Sünnet dairesinde tamamsa evlenecek olan insan, o kadar da bir şey buluyor.
Evlenecek olan insan Kur’ân ve Sünnet dairesinde bir bayanla oturur konuşur. Kur’ân ve Sünnet dairesinde tamamsa, kız da ona tamam diyorsa tamamdır. Heva hevesine uymana gerek yok, nefsine uymana gerek yok. Şu akkada evlenirsin canım kardeşim. Allah muhafaza eylesin. Hiç hiç hiç. Evlenmek isteyen beş dakikada evlenir. Allah muhafaza eylesin inşallah. Geceniz hayır olsun. Cenâb-ı Hak muhendiniz olsun. İnşallah biz yine…
Kapanış: Üç Tevhîd-Fâtiha ile Gecenin Sonlanışı, “Hakkınızı Helâl Edin, Sürçî Lisân Ettiysek Affola”
üç tehvîd okuyup geceyi sonlandıracağız. Hakkınızı helâl edin. Sürçî lisan ettiysek affola. Eftal zikir fa’lem ennehu. Allah seventy-tsal SV правلله letsin, prab idea sal meus la sitiat literally checks El fâtiha ve Sel sticky sal beneficiaries Allah mübarek eylesin, Allah gecenize hayırlı eylesin. Allah yılınızı, ömrünüze hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak cümlemize afiyet versin inşaAllah. Selamün aleyküm.
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî-i Şerîf 1018-1027. Beyitler — “Ey Sûrete Tapan” ve Sûret-Sîret: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cild (Nicholson neşri ve Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi); Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şem’î Şem’ullâh, Şerh-i Mesnevî; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif — “Ey sûrete tapan, nice dek bu sûret kaygısı?”, “Duvar üzerine yapılan insan resmi de insana benzer, parlak resmin yalnız canı noksan” ve “Kalemler sûreti övmezler, adalet ve bilgi sahibi gibi zata ait vasıflar yazılır” beyitleri şerhedilmiştir
- Kur’ân-ı Kerîm — sohbette geçen âyet-i kerîmeler: Kehf 18/9-26 (Ashab-ı Kehf kıssası ve kelplerinin eşiğe uzatmış olması); Secde 32/18 (“Hiç iman eden fâsık gibi olur mu? Elbette eşit olamazlar”); Enfâl 8/2 (“Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir”); Hucurât 49/15 (İman edenlerin Allah ve Resûlüne inanıp şüpheye düşmeyen, malla-canla cihâd edenler); Bakara 2/3 (Gayba İmân, namaz, infâk); Ahzâb 33/39 (Allah’tan başkasından korkmayanlar); Mü’minûn 23/2 (namazda huşû); İbrâhîm 14/24-25 (kökü yerde sabit dalları gökte güzel ağaç temsili); Nûr 24/3 (“Zina eden erkek zina eden kadınla evlenir”) — âyetin mensuh olmadığı; Mâide-Nûr surelerinden namlığı kalıcı hükümler; Mâunûn 107/4-5 (“Vay o namaz kılanlara”)
- Hadîs kaynakları ve sohbette zikredilen hadîsler: Buhârî-Müslim (“Ameller niyetlere göredir”, “Takvâ buradadır” diyerek göğüse işâret); Ebû Dâvûd-Nesâî (“Melekler içinde köpek, resim ve cünüp bulunan eve girmezler”); Tirmizî (“Allah’ı zikredenler diri, zikretmeyenler ölü gibidir”); Buhârî-Müslim (“Yemeğinizi namaz kılanlar yesin”, “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” geçmiş peygamberlerden naklen); Rûdânî, Câmî‘u’s-Sagır (“Kim abdest bozarken kıbleye dönmez ya da sırtını çevirmezse her seferinde bir sevâp yazılır, bir günâh silinir”); Ebû Dâvûd (şüpheli hüküm hadîsi: “Şüphesiz ben de bir insanım… ona ateşten bir parça vermişimdir”); Muvatta Kader 3; İmam Şeybânî Eymân bin Habîb rivayeti (“Kim kederi bir tane yaparsa Allah ona yeter”); Tirmizî-İbn Mâce (şeytân ve melek dokunuşu, damarlarda dolaşma); küdsî hadîs “Küntu kenzen mahfiyyen” (Aclûnî Keşfü’l-Hafâ); İbn Mâce (güvercin beslemenin hukuku); Tirmizî-İbn Mâce-İbn-i Ebî Şeybe Mehdî rivayetleri
- Ashab-ı Kehf — Yedi Uyuyanlar Literatürü: İbn Abbâs’ın rivayetleri (Kehf 18/22 “Onları az kişi bilir”); Sa‘lebî, Arâisu’l-Mecâlis (Kısasu’l-Enbiyâ); Muhammed b. Abdullâh el-Kisâî, Kısasu’l-Enbiyâ; İbn Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili; Kettanî-Hamadânî Ashab-ı Kehf isimleri (Meksemeli-Temliâ-Mertûlus-Yenbun-Derdun-Mentayûs) ve kelp Kıtmîr; Cennetlik 10 hayvan rivayeti (Yûnus Aleyhisselâm’ın balığı, Sâlih’in devesi, İbrâhîm’in ineği, İsmâîl’in koçu vd.); Efes-Yedi Uyuyanlar geleneği ve Hristiyanlık’ta paraleli; Mevlânâ Câmî, Nefehâtu’l-Üns ve Dîvân’ında Ehl-i Beyt sevgisiyle yazılan “Ya Resûlallâh” Farsça beyti
- Mümin sıfatları ve İmân-ı Kâmil Literatürü: İmam-ı Rabbânî, Mektûbât (imânın kemâli); İmam Gazzâlî, İhyâ’û Ulûmi’d-Dîn; İbn Teymiyye, el-Îmân; Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh (sûret-sîret ayrımı); Kadı İyâz, eş-Şifâ; Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili
- Fıkıh kaynakları (Hanefî-Şâfî-Mâlikî-Hanbelî): Burhâneddîn el-Merginânî, el-Hidâye; Nizâmeddîn, el-Fetâvâ’l-Hindiyye; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; Abdülkâdir Geylânî, el-Gunye (kazâ-sünnet öncelikleri); Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli; gider pusulası-yemek kartı-vergi meselesinde Gelir Vergisi Kanunu uygulaması; abdest bozma âdâbı (tuvalette sütre ile sütresiz farkı); cünüp görülen rüyâ, âdet dönemi tespîhatı-Fâtiha kıraati
- Tasavvuf Kaynakları ve Mevlânâ-İbn Arabî Literatürü: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf ve Dîvân-ı Kebîr; Muhyiddîn İbn Arabî, Fûsûsu’l-Hikem ve Fûtûhâtu’l-Mekkiyye (“Âdem’e üflenen rûh”, secûde etmeyen şeytân, toprak ve nûr); Mevlânâ Câmî, Nefehâtu’l-Üns ve Dîvân (Ashab-ı Kehf köpeği beyti); Hz. Mevlânâ’nın Selâhaddîn Zerkûbî’yi halîfe seçmesi; müderrislikten sûfîliğe geçişi; nefis merâtibi-kalb merâtibi-rûh merâtibi edebiyatı; Gelibolu-Çanakkale’deki İbn-i Arabî felsefesi programları
- Pandemi, HES Kodu, Global Aşı Patèntleri ve Bill Gates: T.C. Sağlık Bakanlığı 2020 COVID-19 tedavi rehberi ve HES Kodu uygulaması; Dünya Sağlık Örgütü rehberleri; Almanya’nın 2020 sonu-2021 giriş şartları; Giorgio Agamben’in salgın-biyopolitik yazıları; Bill & Melinda Gates Foundation; Moderna-Pfizer-BioNTech -70 derece saklama koşulu; WO/2020/060606 patent tartışmaları; hayvanlık RFID kulak çip uygulaması ile kıyas; Amazon Go kasıksız market modeli; Hac-Ümre girişinde mecbûrî aşı ve zemzem işlemi tarîhî uygulaması
- Azerbaycan-Karabağ, Ermeni Katliamı ve Hocalı: 1992 Hocalı Katliamı (Ünlü 366. Alay ve Ermeni milisleri); 2020 Karabağ Savaşı kronolojisi ve Vatan Savaşı; Bosna-Sırp katliamları (Srebrenica 1995); Suriye iç savaşı ve DAEŞ; Yemen, Afganistan, Bangladesh-Arakan, Doğu Türkistan-Sincan, 2020 Fransa İslâmofobi tartışmaları, Avusturya Viyana camii saldırısı (Kasım 2020)
- Hacâmet (Kupa Tedavisi), Tohum-Bitki Takvileri ve Gelenek Sağlık Pratikleri: Buhârî Tıb babı hacâmet hadîsleri; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbu’n-Nebevî; Elmalılı tefsîrinde çörek otu hadîsi (“Ölümden başka her derde şifâ”); Zencefil-zerdeçal-ısırgan tohumu-keçi boynuzu geçici fitoterapî tavsiyeleri; hibiscus (Mekke gülü-karkade) çayının C vitamini takviyesi
- Kızıl Elma ve Osmanlı-Türk Ütopya Geleneği: Türk-İslâm sentezli “Kızıl Elma” mefhûmu; Fatih’in Roma-Notre Dame rivayeti; Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Vird, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Ruh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı