Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüze hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Darbe gerçekleşemediği için şu anda herkes AKP’li oldu. Ben bunu AKP’yi kötülemek için söylemiyorum. Ben kendim de AKP’liyim. Ama darbe gerçekleşseydi herkes darbeci olur muydu? TSK yönetimi ele alsaydı çoğu insan onlardan yana olur muydu? Belli olmaz bunlar. normalde bu böyle olurdu, şu şöyle olurdu deyip analiz etmek mümkün değil. Muhakkak ki bir yerde bir sıkıntı olunca, bir kısmı o sıkıntıdan dolayı dökülür. Bu insanoğlunun gerçeği bir yerde bir problem varsa, sıkıntı varsa, baskı varsa, orada herhangi bir şey varsa, insandan bir kısmı orada sıkıntı yaşayabilir.

Ne bileyim baskıcı, sıkıntı veren tarafa yönelebilir. Veyahut da kendi bulunduğu, alanı kendi bulunduğu yolu terk edebilir. Bunlar tarih boyunca görülmüş şeyler. O yüzden bu yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Aynı şey 28 Şubat’ta bizim kardeşlerimizin üzerinde de görüldü. şunda görülür, bunda görülmez diye bir kaydı yok. bir sûfî bir oluşunda, sûfî bir dairede bunlar yaşandıysa olduysa, bir partide bunun yaşanması gayet normal ve doğal olur. 28 Şubat’ta bizim bazı arkadaşlar bizi terk ettiler Şeyh Efendi’ye söyleyerekten. Bana Şeyh Efendi’nin söylediği şey, ben onların ağzından duymadım. Şeyh Efendi dedi ki, oğlum diyorlar ki dedi, çeklerimizi ödeyemezsek Mustafa abim ödeyecek. Dükkanlarımızı Mustafa abim açacak.

O yüzden biz ayrılıp ayrı ders yapmak istiyoruz, ayrı toplanmak istiyoruz. Onun derslerine gitmek istemiyoruz gibisinden böyle şeyler söylemişler. Şeyh Efendi de onlara demiş ki, tamam siz derslere gitmeyin, kendi kendinize evde toplanın. Bir kısmı memurluğunu söylemiş, bir kısmı çeklerini söylemiş, bir kısmı dükkanıma gidemezsem demiş. O kardeşler bizden ayrıldılar o zaman için. Ayrı ayrı dersler yapıyordu. Şimdi de hala da devam ediyorlar herhalde aynı şekilde, ayrı bir şekilde devam ediyorlar. Bir daha bizim onlarla yolumuz birleşmedi. Bunun gibi Şeyh Efendi’nin zamanında yine böyle bu tip 28 Şubat’taki sıkıntıları bahane ederekten dersleri iptal etti arkadaşlar, kendi bulundukları illerde, ilçelerde, bölgelerde.

Dersleri iptal ettiler. Dersleri iptal ederken de Şeyh Efendi’ye demişler, baskı var. Yok polis geliyor, yok şu geliyor, yok bu geliyor. Bize de geliyordu o zaman. Biz arkadaşlar basıyorlar, değişik birkaç yerde basıldılar. Ne bileyim bu tip baskılar bizde de vardı. Şeyh Efendi bana soruyordu, hatta hiç unutmuyorum, Ömre’deydik. Böyle telefon açıyorlar şimdi, tek tek ben yanındayım, tek tek telefon açıyorlar. Böyle korku hummasına kapılmışlar gibi. Ondan sonra birisi aradı, efendim burada problem var, dersleri iptal edebilir miyiz? Birisi aradı, tabii bu da, adam kendisi diyor, dersleri iptal edebilir miyiz? O da edin diyor, ben başındayım. Ama böyle arkasında oturuyorum, sağında arkasında oturuyorum böyle.


2. Bölüm

Bir şeyhle aynı hizata oturmak, edeb aykırı. biraz geriden durmak, biraz geriden yürümek, biraz arkadan takip etmek, edep. O yüzden oturuyor, ben de hemen böyle anında seslendiğinde duyabileceğim, biraz gerisinde duruyor. Böyle kafasını çeviriyor bana, her telefonu açanda, görüşüyor şimdi. kimle görüştü, ilk kimseyle görüştü. Oğlum filanca da diğerinde sıkıntı varmış, sende var mı diyor, sizin orada var mı, bizde yok efendim diyor. Ağrından tekrar bir başka sarıyor, ağrından bir daha başka sarıyor. Her arayan da şöyle diyor, efendim burada problem var, sıkıntı var, biz dersleri iptal edebilir miyiz? Ediyorlar. Bakın bu aynı şey, Bursa’ya yansıtılırken arkadaşlara, Şeyh Efendi bütün dersleri iptal etmiş, sizdeydiniz.

Öyleydi değil mi Hüseyin’in lafı? Sen mi aradın, kim aradı, sen kim aradı, beni birisi aradı geçmiş gün. Söylenen şey şu, Şeyh Efendi dersleri iptal ediyor, sizdeydin, Bursa’ya böyle telefonu açmışlar, Bursa’dan da beni arıyorlar şimdi. Şeyh Efendi dersleri iptal etmiş, ben diyorum ki yanındayım, iptal etme dedi. Her arayan da bana soruyor, oğlum Mustafa Efendi var mı Bursa’da bir sıkıntı, yok efendim diyor. o polis gelir, basar, götürür seni, sıkıntı değil bunlar, onları sıkıntı olarak görüyorlar. Ve o ömredeki o şey atlatıldı, biz derslere devam ediyoruz. Sonradan bizim bazı arkadaşlar, biz dersleri iptal etmeyince, devam edince bazı arkadaşlar ayrılırlar. Şimdi Bursa’da farklı gruplar var, Şeyh Efendi’den kalma birkaç tane.

Onlarınla bizim ayrışmamız 28 Şubat’ta. Ben de dedim ki siz bir şey vardır, bir problem vardır bir yerde, siz ona susarsanız ondan olursunuz. Siz bir yerde fıkıhta bir ibare var, kanun var, hüküm var. Bir yerde kumar oynanıyorsa, sen de o masaya oturduğun, onları seyrediyorsan, oynamış gibi günahı kebayra gönder. Bir yerde zina yapılıyor, sen de oradasan, seslenmiyorsan, zina yapmış gibi günahı kebayra gönder. Bir yerde içki içiliyor, sen de oturuyorsun, onlara bir şey demiyorsan, zorla oturan yok, eğlenti hoşuna gidiyor. Oturuyorsun, içmiş gibi günahı kebayra giriyorsun, darbe var, susuyorsun, sen de yapmış gibi günahı kebayra giriyorsun. Katliam yapıyorlar, sivilleri katlediyorlar, elinde silah yok, top yok, tüfek yok, tank yok, mermi yok.

Birileri çıkmış sokağa, katlediyor ortalığı. Sen ona susuyorsan, seslenmiyorsan, sen de darbeci oldun. Bu senin partin, benim partin meselesi değil, sen de darbeci oldun. O yüzden AK Partiliymiş, CHP’liymiş. O partili, bu partili önemli değil. Ortalığı kan gövdeye götürüyor, darbe yapılıyor. Ne yapıldığı belli değil, arkasında kimin olduğu belli değil, kimin adına yapıldığı belli değil. Düşünebiliyor musunuz? Bir darbe yapılıyor, kimin adına yapıldığı belli değil. Cumhurbaşkanı kim olacaktı acaba? Cumhurbaşkanını öldürmeye gidenler, yerine kimi Cumhurbaşkanı ilan edeceklerdi? Başbakanın konvoyunu tarayanlar, konvoyuna mermi sıkanlar, onu öldürmek için takip edenler, yerine kimi başbakan yapacaktı acaba?


3. Bölüm

Çünkü darbeci olunca muhakkak senin bir Cumhurbaşkanın, bir başbakanın vardır. Bakın bir Cumhurbaşkanın, bir başbakanın vardır senin. Onunla gidip görüşmüşündür, konuşmuşundur, anlaşmışınızdır. Ya da birileri, örnekliyorum, Amerika’dan paketlenip getirilip başımıza humeynim olacaktı. Ne olacaktı? Şimdi bunların hepsi de muamma mesela. Şu anda da zaten ortalıkta herkes çerçeflen uğraşıyor. Şu anda devlet de çerçefle uğraşıyor. Nerede savcı var, nerede hakim var, nerede öğretmen var, onları almakla meşgul. Eyvallâh, alacak alacağını. Asıl bataklığa doğru yönelcek. Bataklığa yönelmesi farklı şey. Bu darbenin planını çıkaracak ortaya. Stratejik planını çıkaracak. Arkadaki uluslararası desteği çıkaracak.

Arkadaki uluslararası desteğini, arkadaki uluslararası siyasi desteği, stratejik destek, askeri destek, ekonomik destek, kim? Bunların ülke içindeki yapılanmaları kim? Ülke içerisindeki siyasi, askeri, stratejik, ekonomik yapılanmaları kimlere ait? Bu önemli. Bunun açığa çıkması lazım asıl. Git oradan öğretmenin işine son ver. O işin kolay tarafı zaten. Ne olacak ki? Veyahut da git ne bileyim işte, bilmem kaç tane, bilmem şeyi açığa al. Tamam eyvallâh. Ben 10 günden beri şunu duymuyorum. Bu darbe yapmak isteyenler, uluslararası güç olarak bunlar var önümüzde. Bunların Türkiye’deki siyasi yapılanması bu, iktisadi, ekonomik yapılanması bu. Bunların Türkiye’deki sosyal yapılanması bu. Hedefte bir tane FETÖ’yü koydular önümüze, gelen geçen FETÖ’ye ateş ediyor.

Ateş etti. Tek başına mı bu? Tek başına mı? Eğer sadece o bu işi organize ettiyse, devlet bunun pırtısını toplasın, laf etsin kendini. Yeniden sıfırdan devlet kursunlar. Eğer söz konusu cemaat bugün tek başına bu darbeyi yapıyorsa, Türkiye’de yapmaya çalışıyorsa devlet ve devleti idare edenler pırtılarını pırtılarını toplasınlar. Bu büyük, daha büyük ayıp bu. Bu daha büyük bir ağaç istik. Bu daha büyük bir handikap. Bitmiş o zaman. O zaman buna söylenecek bir laf yok. Biz halk olarak o zaman teçhizatlanacağız, yeniden biz devlet kuracağız o zaman. Tam bağımsız bir devlet kuracağız. O zaman daha başka keşmekeşlik çıkacak. bir tane adam ve onun kurmuş olduğu cemaat ülkede, bu ülkede 200-300 tane bilinen kanlı bir darbeye kalkışıyorsa ve devletin kendi içerisindeki güçler ilk etapta buna bastırmaya, bunu önlemeye yönelik bir şey yapamıyorsa ve bunu önleyen, bunu bastıran sivil halk ise işin daha büyük garibi bu.

Neden vergi veriyoruz? Neden polis besliyoruz? Neden hukuk, hakim, savcı besliyoruz? Neden askeriye besliyoruz? Vergi veriyoruz, çocuklarımız askere gönderiyoruz. bir tane cemaat ülkede darbe yapıyor, bunun uluslararası bir ayağı yoksa siyasi, stratejik, ekonomik, askeri bir ayağı yoksa, arkasında desteği yoksa bir adam bunu gayet normal bir şekilde örgütleyip yapabiliyorsa bütün devlet tepek indirsin. Tepek indirsin. O zaman hiç kimsenin hiçbir şeye güveni kalmayacak, hiç kimsenin hiçbir şeye hiçbir şeyse olmayacak. işin bir de bu tarafı var. Bütün herkes maaş alıyor. Bütün esnaflarda vergi veriyor. Bütün herkes canla başla devlet için, millet için çalışıyor, gayret ediyor, koşturuyor. E, devlet terörist bir yapılanmayı, darbeci bir yapılanmayı önleyemiyor.


4. Bölüm

Arkasında hiçbir uluslararası güç yok. Arkasında hiç derin bir yapılan yok. Ha, birisi kalktı Pensilvanya’da, milleti yetiştirdi, koydu devletin değişik kurumlarına, bastı düğmeye darbe yapın dedi, arkadaşlar da yapmaya çalıştılar, yapamadılar. Eğer bunlar, böyle bakacaksak meseleye hiç konuşmamıza gerek yok. Yarın öbür gün eks kimsede otururuz. Malatya’da Müslüm Gündüz müydü? Müslüm Gündüz de oturur, böyle bir yapılanmayı yapabilir o zaman. Bu kadar zayıfız demek ki. Veyahut da Türkiye’nin şu anda en kalabalık, örneğin bir cemaatini söyleyin bana. Adı Yaman cemaatı, çok mu kalabalık şu anda? Mahmud Efendi’nin cemaatı. Mahmud Efendi’nin cemaatı, tamam. Bakın sıralıyorsunuz. Başka kim var? Süleymancılar var.

O zaman onlar da otururlar da rahat bir şekilde. eks kimse ki, adı önemli değil, kalabalıklar ya. Otursunlar, onlar da biraz canla başla, çalışsınlar, darbe yapsınlar. Nasıl olsa yol geçen anı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ya. Ya bunlar yapmaz. Ne alakası var? Herkes yapabiliyor. Bak yol geçen anı gibi olmuş. O çıkar ortaya. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde şimdi her darbe sıkıntılıdır, hep problemlidir. Hep problemlidir. Bu dedim ya ben üçüncüsünü yaşadım diye. Üçüncüsünde galip geldi halk. Ya ben ikincisinde benim yenildiğimi düşünmüyorum. Halk olarak düşünüyorum. Biz elhamdülillah yenilmedik ikincisinde. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Hiç dersleri iptal etmedik. Hiç engitaya uğratmadık. İki tevhid okuduk, on tevhid okuduk, zikrullah yaptık, basıldık.

Biz devam ettik. Azaldık ama azaldık. Bakın azaldık, sıkıntı değil. Herkes bir bahaneyle yanımızdan ayrıldı bizim. İnsan nefsine uyacak oldu mu bir bahane bulur. Baskı var, ayrıldı herkes. Eyvallâh, sıkıntı yok. O yüzden AK Parti’den de ayrılanlar olur muydu? Olurdu. Hatta ben böyle yolda İzmit’ten gelirken ben tabii darbeye hayır herkes sokaklara inmeli dedim. Ya gelirken böyle hızlı da geliyorum. Bakabildiğim yere kadar kim ne diyor, kim ne yapıyor diye oradan buradan baktım herkes sessiz sakin duruyorlar. Kel aynak kuşu gibi bir tek ben varım darbeye hayır deyip sokaklara inin diye. Kel aynak kuşu gibi. Ardından ben de NTV’den dinliyorum boyuna haberleri. Medyanın içerisinde de en sağlam duran NTV oldu ha, enteresan bir şey. o bir tane gözlüklü orada bir.

Ne? Oğuz Aksarık. Oğuz? Aksarık. Aksarık. Aksarık mı? Aksarık. O bangır bangır bağırıyor. Ben kulağımla duydum. Bu CHP nerede? Bu muhalefet nerede? Bu MHP nerede? Bu milletvekilleri nerede? Bir açıklama yapmayacaklar mı diye. NTV’de bağırıyor boyuna. bir açıklama yapan yok çünkü. Bir şey söyleyen yok, karşı duran yok. Flu’luk var ya, herkes şimdi korkuyor o esnada. Korkudan dolayı tarafını belli edemiyor. Çünkü tarafını belli eder, darbeye hayır der de. Darbeciler galip gelirse önce hayır diyenler topacak. Galip gelirse önce hayır diyenler topacak. Dicek gel yavrum. Sen miydin hayır diyen? Evet. Atacak seni içeri sorgunsuz sualsiz. Gayet şey, açık meydanlar. Seni kesin atacak. Herkes onun bilincinde.


5. Bölüm

Ben yaşta olanlar, benden küçük olanlar bunu biliyorlar. Çünkü birisi darbeye karşı geldiyse Cumhuriyet’in ilk dönemindeki darbeci aklı odur. Eski lifle Atıf Hoca daha Cumhuriyet kurulmazdan önce şapka devrimi olmazdan önce bir risale yazmış. Kim bir frenk şapkası giyer de o frenk şapkasını giydikten sonra ben ne güzel frenklere benzedim der ise kafir olur demiş. Bunu ne zaman söylemiş daha Cumhuriyet kurulmazdan Osmanlı’nın zamanında son döneminde yazmış. Osmanlı’da frenk akımı var. Jöntüklerle beraber bir frenk akımı var. Frenk kıyafetleri, frenk gömlekleri, frenk pantolonları, frenk paltoları. Bir frenkleşme frenkleşme adı altında batılıllaşma var. Bu Osmanlı’nın son 100 yılının sıkıntısı.

Eski lifle Atıf Hoca da bu batılıllaşmanın o zaman için simge ismi frenkleşme. Fransa’da gidip okuyanlar var. Fransız kültürünü alanlar var. Fransızca konuşanlar var. Fransız yemekleri yiyenler var. Fransız yemek kültürünü, salon kültürünü uygulayanlar var. O Mersi lafı var ya Osmanlı’dan kalma. O zaman için Fransızca konuşmak bir incelik, bir kibarlık, bir narinlik, bir naziklik. Türkçe konuşanlar kaba. Böyle bir algı var. Tabi eski lifle Atıf Hoca da bu fetvayı veriyor. Bir kimse hadîs-i şerifte var ya bir kimse birine benzemeye çalışsa, dini de ondan olur kime benzemeye çalışırsa. Hadîs var. Oradan hareket ederekten fetva veriyor. O sonradan darbeci zihniyet ne yapıyor? Sen şapka devrimine karşı fetva verdin deyip eski lifle Atıf Hoca’yı asıyor.

Şehit ediyor. Darbe kafası böyledir. Darbe kafası adamı alır, her darbeci de böyle bir şey vardır. Bakın her darbeci de vardır bu. Alır darbeci seni, kanunu değiştirir. Veyahut da bir kanun getirir, yargılar hasar seni. Aynı şey. İdam yasak mı? Evet. İdam yasak mı Türkiye’de? Evet. şimdi idamı yerine geri getirir de darbecilere asarsanız hukuksuzluk yapmış olursunuz. Evet. Siz de darbeci kafası olursunuz. Adamı mevcut yaseye göre yargılayacaksın. Adama bakacaksın darbeye karışmış mı? Hayır. Darbeye karışmadıysa adam, eline silah almadıysa, desteklemediyse onu darbeden yargılayamazsın. Onu darbeden yargılarsan sence darbeci kafalı olursun. Hayır. Yapamazsın bunu. Böyle hamasi lütufla böyle garezine lütufla olmaz.

İslam böyle davranmaz. Şimdi darbe yapanları top gökün asalım. Asamazsın. Ne kadar suç işlerse işlesin, asamazsın. Tecavüzcileri astın mı? Katilleri astın mı? PKK teröristlerini astın mı? Ecelanı astın mı? Bakıyorsun orada yıllardan beri. Diğer onca askerleri şehit eden şehirlerin yıkılmasını, yakılmasını sebep olan teröristleri astın mı? Hayır. 28 Şubatçılar astın mı? Hayır. 28 Şubat’ın hesabını bile göremediniz. Millet gördü. Millet gördü Cuma’dan beri. Hukuksuzluk, adaletsizlik yok. Çin’le nefretle adaletsizlik yapamazsın. Sen de darbeci kafası olursun. Bak sen de darbeci kafası olursun. Şimdi neden olağanüstü hal uyguladılar? Bütün herkes alıyorlar çünkü. Bütün herkes alınca sen üç gün içerisinde onu bitirmen lazım hukuken.


6. Bölüm

Olağanüstü hal, hukuku farklı. Şimdi üç gün içerisinde bırakmak zorunda değil. Soruşturmayı derinleştirince kadar, tamamlayınca kadar içeride tutacak. 90 gün tutacak içeride. Zaten 90 günde bunları tutarsa sonradan susuz oldu anlaşıldı. Haydi gönderecek, gönderecek olduklarını. Böylece o zamana kadar da ortalığı düzeltirse düzeltecek. Ya da üstüne bir, olağanüstü halde üç ay uyguladı ya bir üç aylık daha isteyecek. Ardından bir üç aylık daha ister. Düzeltebildiği yere kadar düzeltecek, temizleyebildiği yere kadar temizleyecek. Ama geriye yönelik hukuksuzluk yapamazsın. Bu da darbe zihniyeti olur. O zaman bu da halkın arkasında durmasını etkiler. Bizim insanımızın kalbinde böyle bir mirengi noktası var.

Kim zulmediyorsa Cenâb-ı Hak onun gönlünden o sevgiyi alıyor ondan. Öyle bir sessiz sakinlik var. Bak 28 Şubat’a ben hepsinde dedim bu 28 Şubat’a destek verenler tahsiyye olacaklar hep dedim. Tahsiyye oldu bari. Şimdi en son tahsiyyeyi yaşıyoruz biz şimdi. 28 Şubat’ı destekleyen cemaat tahsiyye oluyor şu anda. Bitti. Bu 28 Şubat’ın sonucu 28 Şubat’ta Müslümanlara zulmedilirken onlar seyrettiler. Dün akşam örnek verdim ya Hz. Osman Efendimiz’i bahiler sarmışlar su dahi vermiyorlar. Su su. Su vermiyorlar. Yemeği bırakmıyor su vermiyorlar. Tek başına o muasarayı yarıp geçen Hz. Ali radıyallâhu anh Hazretleri. Eline tabiri caizse su ekmek iftarlık bir şeyler alıyor. Her gün o muasara altındayken o muasarayı yarıp ona yemek ve su götüren Hz.

Ali Efendimiz. Ve o muasara altındayken de muameyenin 5000 teçhizatlı askeri Medine’nin dışında ordigah kurmuş özellikle. Teçhizatlı, hepsi de zengin, minferli her şeyi bir tamam. böyle süper güç askeri gibi. Öbür günler Mısır’dan. Öbür günler de Mısır’dan ha dikkat edin. Mısır’da kim var? Amr bin As. Kim atadı? Hz. Osman radıyallâhu anh Hazretleri. Ama kimle en samimi arkadaşı kim? Muaviye. Anladınız mı? Paralel devlet yapılanmasının temeli bu. İslam tarihine. E Kur’ân-ı Kerim’in sayfalarını, mızrakların ucuna asma aklını veren kim Muaviye’nin yanında? Asma aklını veren kim Muaviye’nin yanında? Amr bin As yine. Sahabenin yaşadığı hayatı iyi okacaksınız. Olayları iyi analiz edip bugüne taşıyacaksınız.

Olayları iyi analiz edip bugüne taşıyacaksınız. 28 Şubat’ta, 28 Şubat’ta Bağiyiler, İsyancılar, Müslümanları Türkiye’de muhasara altına aldılar, boğuyorlar. Cemaat de dışarıdan seyrediyor. Hatta Bağiyilere, İsyancılara diyor ki ne istiyorsanız size verebiliriz. Destekliyorlar. Destekliyorlar. E Allâh’ın tokadı da geldi. Bu içerde o yargılanmalarda, o baskınlarda, o sorguya çekilmelerde o ızdıravı çekenlerin gözyaşı bunlar. Cenâb-ı Hak hesabını bilir. E şimdi de bir darbe oluyor. Siz seyredemezsiniz. Seyrederseniz ateş size de ulaşır. Eyvallâh. Seyret, hamdolsun. Ama benim kendimce istediğim, bunun arkasında kim var kim yok bir çıksın meydana ya. Sonra on yıl sonra inceleme araştırma yazısında aaa bunun arkasında şu varmış demek istemiyorum.


7. Bölüm

Şimdi sıcak sıcağına. Desinler ki bunların bağlantılarını çıkarsınlar. Açık konuşmam gerekirse öğretmenlerin lisanslarını lavetmek işin kolay. Milleti açıya almak işin kolay. Kardeş arkasında kim var? Şu insanları açıkça söyle. Ben toplum olarak bu ülkenin bir vatandaşı, bir ferdi olarak öğrenmek istiyorum. Bu 15-16 Temmuz darbesinin arkasındaki uluslararası güçlerin kim olduğunu, bu uluslararası güçlerin Türkiye’deki işbirlikçi yezidilerinin kim olduğunu, bunların isimlerinin kim olduğunu, bunların normalde hangi örgütler altında toplandığını, bunların ekonomik olarak Türkiye’deki yapılanmalarının ne olduğunu, hangi şirketler olduğunu, bunların Türkiye’deki hangi yapılanmalar üzerinde olduğunu, hangi vakıf, hangi dernek çatırların altında olduğunu öğrenmek istiyorum vatandaş olarak.

Yoksa X öğretmen ne darbesi yapabilecek ancak o benim gibi saf. birisini hoca olarak görmüş, arkasına da düşmüş. Ben böylece kendince dinini yaşayacak, dinini öğrenecek. Bu noktada kilitlemişler bir de onu. Bu da Mehdi demişler gözünün önüne. Bir de mahkeme kararı koymuşlar. Gayet normal gidiyor. ona bir şey diyorsan Bülent Hanınç’a da diyeceksin. Onun da nesini iptal ediyorsan edeceksin. Bülent Hanınç’la onun arasında bir fark yok. O da çıktı. Ben de diyor, düne kadar diyor, bana Abdal diyebilirsiniz. Pardon Abdal değil, Abdal. Teyla. Teyla. Abdal deyince veli hükmüne girer. Teyla. Aptal. Aptal. Diyor ki bana Aptal diyebilirsiniz. E o kapıyı açmış deriz biz de. Önemli değil. Kendisi demiş çünkü.

Kendisi bana bunu diyebilirsiniz. Deyince herkes diyebilir. Bu gıybet olmaz, iftira olmaz. birisi de ben kıtmır deyince kıtmırsın sen diyebilir mi kimse? Bunları ben kabul etmiyorum ya sûfî dilinden. Bizim sûfî dilimizde bu yok. Birisi ben kıtmır deyince sen köpek misin diyor bana. Allâh seni eşref-i mahlukat olarak yaratmış. İnsan olarak yaratmış. Sen insanken ben köpeğim diyorsan iyi köpeksin o zaman. Ona da köpek misin deyince bozuluyor. Oğlum az önce ben kıtmır demedin mi? Veya da kıtmırın olayım. köpeğin olayım. Lan oğlum Allâh seni insan yaratmış. Tabi bir kimse, sohbet eden bir kimse. bir kimse yok. Bir kimse yok. Tabi bir kimse, sohbet eden bir kimse. bu kıtmır derse kendini kast ederekten ne diyor biliyor musunuz?

Hepiniz de benim önümde kıtmır olun. Oradaki gizli şifre bu. Sen diyorsun ki vay ya tevazuya bak ya. Kendini köpek yerine koydu kıtmır dedi. Evet. Eee? Biz ona kıtmır olalım. Onun gizli şifresi bu. Yok kardeş, biz insanız. Sen bak bizi insan olarak yarattı, halife olarak yarattı. Ha birisi kendisini maymundan gelmeyi görüyor ya, maymundan gelmeyi gören bir kimse kendini maymun hissedebilir. Veya köpekten geliyordur. Yeni bir tüydur o. Kendini köpek de hissedebilir. Bizi ilgilendirmez. Biz insanız. Biz insanız. Rabb’i muhafaza eylesin. Bu noktada böyle bir algıyla o kimse de böyle kendini öyle görmüştür. O zaman normalde bir öğretmenin örneği, bir meslek grubundaki bir kimsenin o cemaate müntesip diye adam bir suça bulaşmamış, bir şeye bulaşmamış.


8. Bölüm

Ne o? Bir olaya bulaşmamış. Bir suçu yok adamın Türkiye Cumhuriyeti kanunları içerisinde. Onun bir şeyini iptal ettiysem bugün Bülent Arınç da açıklama yapmış. Demiş ki ben de düne kadar terör örgüt olarak bilmiyordum. Çünkü onun kendisi açıkladı. Ben uzak doğurdaki bir devletin, oradaki devletin abisi o. uzak doğuda bir Sri Lanka mı neresi bir şey oranın cemaattaki abisi, sorumlusu o oranın. Evet. O zaman onun da milletvekilliğini de düşüreceksin, emekliliğini de düşüreceksin, her şeyini düşüreceksin. Adalet tam çalışmalı. Darbeci kafası olmamalı. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bu meseleler devam eder. Bu arada korkum şu derler ya kuru’nun yanında yaşla yanması diye, kuru’nun yanında yaşın yanmasından korkarım.

Darbeye de darbecilere de karşıyız, hukuksuzluğa da karşıyız, adaletsizliğe de karşıyız. Evet darbeye karşıyız eyvallâh. Darbecilere de karşıyız eyvallâh. Ama adaletsizliğe de karşıyız, hukuksuzluğa da karşıyız. Öyle bizim karşı olmamız, çarşının karşı olması gibi değil. Çarşı her şeye karşı öyle değil. Biz adaletsizliğe, hukuksuzluğa da karşıyız. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa da karşıyız. Böyle bir şey yok. Allâh bizi muhafaza eylesin. Çünkü bir masumu savunmak en büyük cihattır. Bir masumu savunmak. En zor zamanda, en sıkıntılı zamanda en büyük cihattır. Şimdi darbecilere karşı galibiyet var. Şimdi darbecilere karşı galibiyet varken masum insanların ezilmesine karşı çıkacak sağduyulu adalet sahibi, hukuk sahibi, seslere de ihtiyaç var.

Böyle bir şey yok. Tekrar söylüyorum, darbe ve darbecilere karşıyız. Ama bunlara karşı olduğumuz kadar masum insanlara dokunulmasına da karşıyız. Masum insanlara da dokunulmasına da karşıyız. Ve bir masum kimsenin hukukunu savunmak bizim için en büyük cihattır. O yüzden masum insanlara dokunulmaması gerekir. Önlem açısından devlet önlem alır, alır, gözaltına alır, önlem yapar, geçiş süreci. Ama masum insanların burnu dahi kanamamalı. Devletin görevi bunları ayırt etmek. Toptan pazarlık olmaz. O zaman muaviye kafası bize de intikal etmiş olur. Ne dedi muaviye? Hazret-i Osmân’ı dedi, bunların içinden birileri katletti, sanki kendisi o katliama seyirci kalmadı. Askerleri oradaydı. Bunlar katletti, hepsini de katlet bunların dedi.

Hazret-i Ali Efendimiz dedi ki, suçluları bulup, suçluları cezalandıracağız. Bakın suçluları bulup, suçluları cezalandıracağız. Devletin vazifesi suçluları bulup, suçluları cezalandırmaktır. Bunlar filancıcı, topyekun cezalandırmak muaviye kafası olur. Yezid kafası olur. Başka kafadan farkı kalmaz insanın. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. Kişinin anne babasının bilerek veya bilmeyerek adadığı kurbanlar unutulup kesilmediği zaman çocuklarına sıkıntı olur mu? Veya kişi adak adayıp da unutup kesmediği zaman kendisine sıkıntı olur mu? Anne babanın yapmış olduğu hata ve kusurlar çocukların üzerine silah etmez. Çünkü günahlar, hatalar, kusurlar, unutmalar birinin kendini ilgilendiriyorsa bireye ayettir.


9. Bölüm

Bir kimse adak adayıp da unuttuysa ben adadıydım unuttum dediyse zaten hatırlamıştır gidip kesmesi lazım. Peygamberimize nasıl selavat edeceğiz? En kısası Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed. Allâh niye bizim yanımızda? Allâh bütün her şeye yakındır. Haydari ve sarık sarmadan giymeden zikre girse kabul olur mu? Allâh’ı zikredin. Allâh sizin suretlerinize, dışınıza bakmaz. İçinize, sıhretinize bakar der. Bu sarık sarmak sünnettir. Haydari de Hazret-i Ali’nin kıyafetidir. O yüzden Cenâb-ı Hak sizin içinize, sıhretinize bakar. Beş aylık bir bebeğim var. Herkes kafasına göre davranıyor. Kendi kurallarımı koyamıyorum. Hırpalayarak, ısırarak seviyorlar. Eyvah. Çocuğuma kendi kurallarıma göre davranamıyorum.

Kimseyi de kırmak istemiyorum. İlk çocuğum çok arsız oldu. Bu çocuğum da öyle olmasından korkuyorum. İnsanlara nasıl tepki vermeliyim? Ne yazık ki bizim insanımızı öyle seviyor. Çok affedersiniz, çok çok özür dilerim. Bizim orada çok kullanırlar. Ayı enceni severken öldürüyormuş. Bizim insanımız da çocukları severken perişan ediyorlar. Yok yanağını sıkacağım diye uğraşıyor. Yok yanağından öperken ısıracağım diye uğraşıyor. Birini gördüm, çocuğun kolundan ısıracağım diye uğraşıyor. Çocuk ya. o çocukları mıncıklamaktan, kesme almaktan, öpüp ısırmaktan, ne anlıyorlar bilmiyorum. Ben çok özür dilerim ama beyin gerisinden başka bir şey anlıyorum. Böyle yapanlar, özgür bir şekilde seks hayatları yok.

O yüzden böyle bir şey anlıyoruz. Böyle yapanlar, özgür bir şekilde seks hayatları yok. O yüzden bunlar öpüp ısıracak yer arıyorlar. Ve Allâh size öpüp ısıracağınız eşler verdim demiş. Bunlar ya eş yok bunlarda ya da eşlerine bu tip muamelelerde bulunamıyorlar. Çocuklar dilsiz ya. bizim o anne de, baba da çocuğunu seviyorlar diye düşünüyor önce. Çocuk ağlamaya başlayınca çocuğun sevilmediği çıkıyor meydan. Ama söyleyecek laf yok. Acı tarafı bu. Erkek kız hiç önemli değil. Bizde böyle bir vahşi bir sevgi var. O çocukları öpcekler, ısıracaklar, canlarını acıtacaklar, korkutacaklar, hoplatacaklar. Veya birisi böyle tokatlıyor çocuğu. Hem bir de yaparaktan tokatlıyor. Dedim ya dövüyon çocuğu. Dövmüyon dedi.

Ya dövüyon, vuruyon dedim. Ben sana öyle vursam canım acıdı. Yok. Böyle bir enteresan şey var. Ben kendi kendime bunun üzerinde kendim yapıyorum. Böyle bir enteresan şey var. Ben kendi kendime bunun üzerinde kendimce düşündüm. Açık konuşuyorum. Bunların beyin gelişinde tatminsizlik var. Bu çocuk sevgisi değil. Ya çocuk ağlatıncaya kadar öpülür, ısırılır mı? Çocuğun yanında diş izi var. Kolunda diş izi var çocuğun. Bunu kadınlar da yapıyor, erkekler de yapıyor. Şimdi siz bu sohbeti dinlediniz ya. Siz şimdi hiç biriniz de öpüp ısıramazsınız. Vahşi bir şekilde. Ama şimdi öpüp ısıranı gördüğünüzde beyin gelişinde şunu diyeceksiniz. Sapık. Ama gerçekte öyle. Bakın gerçekte öyle. Gerçekten onun beyin gelişinde problem var.


10. Bölüm

Allâh onu öpüp ısıracağı eş nasip eylesin. Çok böyle hafif bir amin oldu ama. bu normalde istenilen seviyede değil. Eşimle yeni evli severek evlendik ama çok tartışıyoruz. Tartıştığımızda da bana ağır küfürler, hakaretler ediyor. Ve vuruyor. Ben de ona söylüyorum. Karşılıklı tartışıyoruz. İkimiz de dervişiz. Bu durumdan utanıyorum. Artık kocam sürekli boşanmahtan söz ediyor. Gencebay’dan severek ayrılalım. Var ya şarkısı öyle değil mi? Severek ayrılalım. Hiç bari yanlış anlamayın da bu soruyu soran kimse. Severek evlendik demeyin. Bu severek evlendik sözüne uygun bir şey değil. Hiç olmazsa severek evlen tırnak içerisinde söylüyorum. Severek evlenme duygusuna felsefesine felsefesini kirletmeyelim.

Allâh muhafaza eylesin. Bir birisi susmasını bilmeli ama bir kimse de zulmetmemeli. Bir de ikimiz de dervişiz. Eşim bana vuruyor deyince ben kaldım zaten. Derviş şu demek. Dervişin önünde bir şeyh vardır. Şeyh onun için protiptir. İlk gördü odur çünkü. Bunu velâyet yolunda fena fi şeyh denir ya bu noktada. o şeyhi örnek alır o kimse. Şeyhin edebini, adabını, erkanını örnek alır kendisine. Bu suhlulığın en düşük mertebesidir. Bunun asıl bir adım ilerisi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin protip alıp onun haliyle hallenip Allâh’ta fena olmaktır. Yol budur. Biz şimdi kardeşlere diyoruz ki, hep sohbetlerinde diyorum ya, kardeşler siz işin en sağlamına bakın. Mustafa Özbağ’ın üzerinde bir eksiklik, bir kusur, bir hata, bir yanlışlık tespit edebilirsiniz.

O yüzden Mustafa Özbağ’ın üzerine odaklanmayın. Sizin odaklanacağınız kimse Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri olsun. O yüzden biz derslerimizde çokça hadîs okuruz. O yüzden biz eleştiriliriz. Onlar Kur’ân’dan fazla peygambere tabiler filan diye. biz peygambere tabi olmakla eleştiriliyoruz. Benim yüzüme de söylüyorlar. İyisiniz, hoşsunuz ama çok sünnete Resûlullâh konuşuyorsunuz. çok peygamber efendimize tabisiniz. haşa birisi de öyle dedi. siz dedi Allâh’ı bırakmışsınız, peygambere tabisiniz dedi. Ben de dedim ki o bizim protipimiz. Biz dini onun gibi yaşamak, onun izinden gitmek, ona tabi olmak. Bu noktada onun övün görüşüyle Kur’ân’ı anlamaya çalışıyoruz. Allâh’ı öğrenmeye çalışıyoruz.

Ne anlattım, uzun mesele. Ama bunun bir çıt altı o kimse hadisleri bilmeyebilir, okuyamayabilir, çok öğrenemeyebilir. Ama önünde bir şeyh diye kabul ettiği bir kimse var ya. Hiç olmazsa onun sözlerini dinliyor ya, ona tabi ya, ona tabi. Ona tabi. Ve kardeş burada defalarca beyan etmişim. Daha benim eşime bir fiske yok diye, beyan etmişim. Daha ben omuzundan tutup iktirmemişim diye, beyan etmişim. Daha ağzımdan bir tane kötü söz çıkmam diye, beyan etmişim. Ağzımdan bir tane hakaret çıkmamış, beyan etmişim. Ağzımdan bir tane küfür çıkmamış ve kardeş diyorum hala da. Bunları da mı duymadın? Bunları da mı duymadın? Biz nasıl yol kardeşliği yapacağız? Nasıl yapacağız? Ders almak, intisap etmek. Ben bu yolun öğretisini kabul ettim.


11. Bölüm

Ben bu yolun öğretisinin dairesinde yaşamaya söz verdim. Ben burada öğrendiklerimi kendi hayatıma uygulamaya söz verdim demek. E ben beyan ediyorum. Daha bir fiske vurmadım diyorum, beyan ediyorum. Daha hiç küfür etmedim, beyan ediyorum. Daha hiç hakaret etmedim. Biz de gençlik yaşadık. E kardeşler, dilinize geleni söylerseniz, elinize geleni yaparsanız, haklı haksız. Nasıl kardeşlik hukuku tesis olacak? Nasıl yolcu olacağız biz? Nasıl yol arkadaşı olacağız? Nasıl doğarsın ya eşini? Eşleriniz Allâh’tan size birer emanettir. Emanet sana. Sen Allâh’ın emanetine vur. E kadınlar da nasıl adamları o noktaya getiriyorsunuz? Bir de şimdi bu tarafı var. Yok dinlememişsiniz o zaman. Allâh bizi dinleyenlerden eylesin.

Hanımlarımıza nasıl davranmalıyız? Kur’ân ve sünnet dairesinde davranacaksınız, zulmetmeyeceksiniz. Hakaret etmeyeceksiniz, yanlışlık yapmayacaksınız. Bu noktada onlara yardımcı olacaksınız. Haramlardan uzak tutmaya gayret edeceksiniz. Daha en baştan söylüyoruz. Derviş demek, kılıbık demek. canlı şimdi Halit’te nefsine uymasın. Halit’in kayınvalidesi bana teşekkür ediyor. Şimdi bir başkası böyle erkeklik yapar. Ben dedim Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum. Halit öyle yumuşak bir adam değil. Vurdu mu düşürür adamı. Öyle benim diyen adamla öyle benim diyen adam baş edecek bir kimse değil. Öyle bakmayın yumuşak davrandığına, güldüğüne filan. İpedizer, belli bir kimseler. Belli bir sayıdayım. Ama kayınvalidesi bana teşekkür ediyor.

Benim için büyük mutluluk. Ben de dedim ki Allâh’a hamd ediyorum. bir kadının annesi, damadıyla alakalı. Onu yetiştiren üstada teşekkür ediyorsa mesele bitmiştir. Çünkü bir kızın, bir kadının, bir kızın, bir kızın, bir kızın mesele bitmiştir. Çünkü bir kızın, bir kadının annesi asla kolay kolay kızının üzerinde duran erkeğin şeyhine veyahut da o erkeğin anne babasına veyahut da o erkeğe kolay kolay teşekkür etmez. Kendisinin bulmadığını kızında arar, kızında olmasını ister. Kendisinin yaşamadığını kızının yaşamasını ister. Kadınların beyin gerisinde bu vardır. Ve kolay kolay damatlarından bir de toplumun algısı yapısı var ya damatlarından memnun olmazlar. Toplumu %70-80 aynıdır. Hayır %70-80’i de gelinlerden razı değildir.

Eğer bir gelinden de bir kayınvalide Allâh ondan razı olsun diyorsa vallahi o gelin cennetliktir. Bak o gelin cennetliktir. Bak o gelin cennetliktir. Bir kayınvalide diyecek ki gelinimden Allâh razı olsun böyle göğsünü gere gere böyle ciğerinden döküle döküle diyecek. Vallahi derim ki ya o gelinlerce cennet. Sebep? Ya kolay kolay hiçbir oğlanın annesi gelininden o kadar Allâh ondan razı olsun diye ciğerinden yanarak söylemiyor. Bunlar güzel ölçüler. Derviş kardeşler, erkekleri, kayınvalideleri Allâh ondan razı olsun demeleri lazım. Eşleri Allâh eşinden razı olsun demesi lazım. Dervişlerin bayan kesimi. Eşleri diyecek ki Allâh eşinden razı olsun. Eşinin kayınvalidesi diyecek ki gelinimden Allâh razı olsun. iyi derviş o.

İyi derviş o. İyi derviş o. İyi derviş burada derste zikrullah yapıp bitmek değil. Allâh bizi iyi dervişlerden eylesin. Âmîn. La ilaha illAllah. La ilaha illAllah. La ilaha illAllah. Fatiha.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Velâyet, Kalb, Sünnet, Şeyh, Hamd, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı