Tebliğ: Ehl-i Tasavvuf ile Zahir Ehlinin Farkı
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ehl-i tasavvufa bir emir verilir, ehl-i tasavvuf yola çıkar. Zahir ilimle meşgul olan kimse ise yolun şartlarını araştırır, planını projesini yapar, hazırlıklarını bitirir, ondan sonra yola çıkar — eğer çıkabilirse. Ehl-i tasavvuf yörük ahlakını almıştır: “Yük yolda düzelir, denk yolda düzelir.” Dengin bir tarafı ağır basıyorsa yolda düzeltirsin; ama yoldasın sen.
Ankara’ya gidecek olan zahir ehli önce vasıta lazım der, sonra şoförlük lazım, sonra benzin, sonra yol haritası, sonra yiyecek-içecek… Daha Bursa’da oturuyordur, yola çıkamamıştır. Ehl-i tasavvuf ise “Ankara’ya gitmemiz lazım” der, yola çıkar. Karnı acıktığında yolda yer, üşüdüğünde yolda paltosunu alır, yolu bilmediğinde yolda sorar. İlk durak İnegöl’dür; İnegöl’e ulaşmayı düşünür, gerisini orada öğrenir.
İşte yol giden kimseye mürşid-i kâmil lazımdır. “Gökbaşı rampasında dikkat et, patinaj edersen geri düşersin. Yukarı çıkınca rahatla ama aldanma, önünde bir rampa daha var.” Yol giden insana bir öğretici, bir eğitici, bir yol gösterici şarttır. Ama evinde oturana ne mürşid lazımdır ne cemaat. Çünkü o zaten yolda değildir.
Fıtrat ve Yaratılış: Dervişlik Fıtratta Olmalı
Balık suda yaşamak için yaratılmıştır; karada yaşayamaz. Aslanın fıtratında aldatmak yoktur; vuracak, avını indirecek. Tilki ile karganın hikâyesi aslan için söylenmemiştir; çünkü aslanın yaratılışı başkadır. Zenciyi ne kadar yıkasan beyazlamaz; fıtratı, yaratılışı odur.
Dervişlik de insanın fıtratında olmalıdır. Fıtratında dervişlik olan kimse yolda kalmaz; bazen şaşırır, bazen dalar, bazen ayağı kayar ama kendini toplar ve ilerler. Fıtratında dervişlik olmayan kimseyi ne kadar eğitirsen eğit, ne yaparsan yap bir yere gidemez. “Merkep olmaz hacı gitmekle Mekke’ye, herkes derviş olmaz gitmekle tekkeye.” Merkebi Kâbe’nin etrafında yedi kez tavaf ettirsen hacı olmaz.
Bunu biliyor muyuz biz? Bilemeyiz. O yüzden herkesi yüzdürmeye çalışırız. Yüzme hocası bütün çocuklarla uğraşır; birisi on günde yüzer, birisi elli günde yüzemez. Kur’an hocası bütün çocuklara öğretmeye çalışır; birisi on günde Kur’an’a geçer, birisi elli günde geçemez. Aynı hoca, aynı eğitim — fark fıtrattadır.
Yol Gitmenin Şartları: Farz, Nafile ve Tebliğ
Allah Teala hadis-i kudsîde buyurmuştur: “Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder.” Farzlarını yerine getirmeyen, nafilelere sımsıkı yapışmayan kimse yol gitmiyordur. Beş vakit namazını kılmayan, orucunu tutmayan, kazasını eda etmeyen kimsenin “dervişim” demesi bir şey ifade etmez. Kâfirlerle aramızdaki fark namazdır; namazını kılmayan zahir ehli bir kimseden ne farkın var?
Farzlar ve nafileler yetmez; tebliğ de şarttır. Eğer bir kimse bir günden bir güne birine bir şey tebliğ etmediyse o gün yol gitmemiştir. Hanımına tebliğ edeceksin, çocuğuna tebliğ edeceksin, arkadaşına tebliğ edeceksin. İmana hizmet, İslam’a hizmet, ihsana hizmet — yol budur. İhsan nedir? “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmen; sen O’nu görmesen de O seni görüyor.” Hazreti Ali Efendimiz buyurmuştur: “Görmediğim Allah’a ibadet etmem.” Demek ki Allah’ı görüyordu.
Hazreti Ebubekir’in İlk Mescidi ve İman Mücadelesi
İslam tarihinde ilk yıkılan mescid, Hazreti Ebubekir Efendimiz’in Mekke’de kendi bahçesinde yaptığı mesciddir. Orada ibadet etmeye başladı; namaz kılıyor, zikrullah yapıyor, oruç tutuyor, dua ediyor, ağlıyordu. Yanına bir Müslüman daha geldi, iki kişi oldular; bir kişi daha geldi, üç kişi; derken küçük bir cemaat oluştu.
Müşrikler bunu kaldıramadı. Penceresinden bakıyorlardı; bu küçük cemaatin büyümesinden korkuyorlardı. “Siz zannediyor musunuz ki kendi bahçenizde dahi mescid yapsanız rahat ibadet edebilirsiniz?” Edemezsiniz — eğer Ebubekir imanına yakın bir imana sahipseniz. Çünkü o iman düşmanı celp eder; o iman mücadeleyi getirir. Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz?” (Bakara, 2/214)
Niyet Temizliği ve Allah İçin Hizmet
Bizim niyetimiz adam toplamak değildir. Bir kimseye Allah’ı ve Resulullah’ı tanıtmak, o kimsenin Allah yolunda yürümesine vesile olmaktır. İsterse bize intisap etmesin; isterse “ben sizin yolunuzu kabul ediyorum ama intisap etmiyorum” desin — hiçbir sorun yok. Önemli olan imana, İslam’a, ihsana hizmet etmektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur: “Herkes niyetine göre karşılık bulur. Kim Allah ve Resulü için hicret ettiyse hicreti Allah’a ve Resulü’nedir. Kim dünyalık bir şey için veya bir kadınla evlenmek için hicret ettiyse hicreti de o niyetinedir.” Birine tebliğ ederken Allah’ı tebliğ edeceğiz, şeyhimizi değil. Allah’ın kudretini anlatacağız, üstadımızın kerametini değil.
Mucizeleri Anlatın, Kerametlere Takılmayın
Keramet anlatacaksan sahabenin kerameti yeter. Hazreti Ömer Efendimiz’in komutanı Dicle’yi geçmesi emredilmiş; köprü yok, vasıta yok. Komutan seccadesini Dicle’nin üzerine serer, namaz kılar: “Ya Rabbi, senin kelimetullahın için yola çıktık, Dicle çıktı önümüze. Kudret ve kuvvetinle yardım et!” Kendisi ve ordusunun son neferi Dicle’nin üzerinden geçer. Hangi şeyhin kerameti buna yetişebilir?
Mucize anlatacaksan Resulullah Efendimiz’in (s.a.v.) mucizeleri yeter. Bir tas sütten üç yüz küsur kişi içmiştir. Sütü kesilmiş bir keçiden dört kişi karnını doyurmuştur. Miracda vücut gözüyle Allah’ın cemalini görmüştür. Bütün üstadların kerametlerini üst üste koysan, Nur-u Muhammed’in bir tek mucizesinin yarısının yarısının tozunun tozu bile olamaz. Muhabbetimizi Allah’a ve Resulullah’a yönlendirelim; çünkü kerameti de, mucizeyi de, kudreti de, kuvveti de elinde tutan O’dur.
Kaynakça
Kur’an-ı Kerim Referansları
- Bakara Suresi, 2/214 — “Yoksa sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”
- Zümer Suresi, 39/3 — Müşriklerin “Bunlar bizi Allah’a yaklaştırır” demesi hakkında.
Hadis-i Şerif Referansları
- Buhari, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155 — “Ameller niyetlere göredir. Herkes niyetine göre karşılık bulur.”
- Buhari, Rikak, 38 (Hadis-i Kudsî) — “Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder, ta ki onu severim.”
- Müslim, İman, 1 (Cibril Hadisi) — İhsanın tarifi: “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmendir.”
- Tirmizî, Tahâre, 1; Nesâi, Tahâre, 1 — “Bizimle onlar (kâfirler) arasındaki fark namazdır.”
- Buhari, Menâkıbu’l-Ensâr — Hz. Ebubekir’in Mekke’de kendi bahçesinde mescid kurması.
- Buhari, Et’ime, 23; Müslim, Eşribe, 176 — Bir tas sütten üç yüz küsur kişinin içmesi mucizesi (Ehl-i Suffe hadisi).
Tasavvuf ve Tarih Kaynakları
- İmam Kuşeyrî, er-Risâle — Ehl-i tasavvufun yol ehli olması, sülûkun şartları ve makamları.
- İmam Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’n-Niyye — Niyet temizliğinin ibadetteki merkezi rolü.
- Hz. Ömer döneminde Dicle’yi geçme kerameti — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye; komutan Sa’d b. Ebî Vakkâs rivayeti (bazı kaynaklarda Ebû Ubeyde b. Cerrâh).
- Hz. Ali Efendimiz’in “Görmediğim Allah’a ibadet etmem” sözü — Nehcü’l-Belâga ve tasavvuf kaynaklarında yaygın rivayet.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Kur’an-i Kerim: Rum 30/30; Şems 91/7-10: fıtrat, nefis ve insanın yaratılış yönü.
- Kur’an-i Kerim: Nahl 16/125; Fussilet 41/33: tebliğ, hikmet ve güzel söz.
- Kur’an-i Kerim: İsra 17/59; Kamer 54/1-2: mucize, ayet ve peygamberlik delilleri.
- Buhari, I’tisam; Muslim, Fedail: sünnete bağlılık ve nübüvvet yolu rivayetleri.
- Buhari, Enbiya; Muslim, Iman: mucizeler, peygamberler ve iman delilleri rivayetleri.
- Kuseyri, er-Risale, ehl-i tasavvufun yolu, şeriat-hakikat dengesi ve tebliğ adabı bahisleri.
- Hucviri, Kesfu’l-Mahcub, tasavvufun şeriatla bağı, fıtrat ve müridlik adabı bölümleri.
- Gazzali, Ihyau Ulumi’d-Din, İlim, Davet, Ahlak ve Nefis Terbiyesi bahisleri.
- Diyanet İslam Ansiklopedisi, Fıtrat, Mucize, Tebliğ ve Tasavvuf maddeleri.
- Diyanet Kur’an Yolu Tefsiri, Rum 30/30, Nahl 16/125 ve İsra 17/59 açıklamaları.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Sülûk, Şeyh, Kâbe, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı