1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Allâh’ın yana baktığınızı hayırlı eylesin. Hayırlığınızı, yılınızı, zamanınızı hayırlı eylesin. Cümlemize af muhabbet eylesin inşâAllah. Dinimizde rejim var bu, bu âyet de sabit bir rejim veya hesabı. Peygamber hanımı hiç rejim için bulamış mı? Uygulamış seneye de uygulamış. Diğer Peygamber zamanında böyle bir ceza var mı? Bulamışlarsa. Rejimden kasıt, kısassa Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri kısas uygulamış. Rejimden kasıt, zina eden evli erkekler ve zina eden kadınların zina suçları sabit olunca uygulanan ceza sistemiyse bu da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri zamanında sabit olur, uygulamış. Sünnet de sabit. Bununla alakalı insanlar tartışırlar.
Üzerinde herhangi bir yorum üretmeye çalışırlar. Biz onlardan değiliz. Biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri uygulamalarının bizatihi kendimize ölçü edinenlerdir. O yüzden bunun üzerinde tartışma koparanlar, bunun üzerinde fırtına koparanlar kendi münafıklıklarından koparlar. Bu soruyu soran kardeş için değil bu. Malum bazı çevrelerde, bazı yerlerde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin uygulamaları veya söylediği sözler tartışılıyor. İnsanlar bunun üzerinde kendilerince hüküm yürütüyorlar, kendilerince fikir yürütüyorlar. Kendilerince onun üzerinde olmadığını, yaşanmadığını dair değişik görüşler bildiriyorlar veya tanımamaya çalışıyorlar. Bununla alakalı. Biz onlardan değiliz.
Bir şey ayetle, hadisle sabit ise ayetle sabit olmasa dair hadisle sabit ise uzun boyuncu olarak. mesela bir de o var ya bazı çevrelerde de hakkında âyet var. hakkında âyet yoksa kabul edilmeyecek. Ben de hakkında âyet var mı diye bağırıyorum ben. Hangisi diyorlar? Hazreti Resûlullâh diyor, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. O hevai hevesinden bir şey demedim. O deli değil. Âyet-i kerime de öyle diyor. O ne yaptıysa Rabbisinin emriyle al sana âyet-i kerime. O ne söylediysen, ne yaptıysa Allâh’ın emriyle yaptıysa yaptığı her şey delil olsa. Ya gün 24 saat yaptığı delil mi? Bizim için gün 24 saat yaptığı delil mi? Ya hiçbir insani tarafları yok. Bize insani tarafları da değil. Insani tarafımız olarak değil.
Bize insani tarafımız olarak da onun insani tarafları delil. O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri recmettirmişti. Hatta bir kadını recmettirmişti, bir kadını recmettirmişti. Dina ile alakalı kadın gelir dedi. Cemizde ya Resûlullâh da onu gönderir, aklı yerinde olur. Erkek çünkü yok böyle bir şeyler. Kadını gerindirin dedi. Tekrar kadın gelir, bir daha gerindirin dedi. Tekrar kadın gelir. Ondan sonra sen doğumunu yap gel. Doğumunu yapar geri kadın. Çocuğun sütünü ver. Emzir’den çocuğun sütünü verir kadın. Ondan sonra recmettirmişti. Sahâbe’den birisi, burası enteresan. O kadına, cenaze namazı kılınacak kadına kadına böyle yüzünü ekşiterek kan bakar. Çelik gördüm o. Peygamber Salonlar ve Selam Hazretleri hiç hoşuna gitmez.
2. Bölüm
Der ki cennetlik birini görmek istedim. Buna bakıyorum. Çünkü o cezayla temizlenecek. O cezayla fark olur. O cezayla üzerinden kirlenmeyecek. Bu noktada şeyde tabii kendilerinde ilim erba bulsayanlar değişik tartışmalar yapıyor. Hiçbirisine de katılmıyorsa hepsini de reddediyoruz. Peygamber Salonlar ve Selam Hazretleri’nin bir konuda uygulaması var ise bir konuda sözü var ise bizim için ölçü ve deneyimiz. Hadiste Ramazan’da şeytanların bağlanlığı yazıyor. Peki bu kadar günahlar açık? Tam neden işleniyor? Bunlar ordu tutanlar gayet iyi. Cenâb-ı Hak şeytanları bağlıyor ama iki ayaklı şeytanlar çalışmaya devam ediyor. Ramazan ayı, oruç ayı Kur’ân’ın Âlim-i mahruzgaz Âlim-i emre indiriliş ayı Bu Âlim-i emre indirdikten sonra parça Hazreti Resûlullâh’ın salallahu aleyhi ve sellem adı vahiy olarak gelmeye başlamış.
Ama ilk Âlim-i mahruzdan Âlim-i emre indirilirken Ramazan ayında şeytanın büyükleri zincirleri vurur. Bu kağları vurur ki Kur’ân-ı Kerim’e bir zarar vermesine. Allâh’ın bunu muhafaza eder, korur. Biz o hadîs-i şerifin bu açıdan da bakabiliriz. Ve her Ramazan ayı geldiğinde Cenâb-ı Hak o büyük şeytanlara şeytanların yine böyle bu kağları vurur, zincirleri vurur. İnsanları ifsad etmesini engeller. Kıymetli dostlar Burada bir ince perde var. Aslında Cenâb-ı Hak hep şeytanlardan müslümanlığı muhafaza eder. Biz her işe başlarken şeytandan Allâh’a sığınarak başladık. Ve her işimizi bu noktada rahmete, berekele nail olmasını isteriz. Ve aslında Cenâb-ı Hak müslümanları, müminleri her daim şeytandan korur.
Eğer müslümanlar, müminler şeytandan korunmamış olsaydı Allâh muhafaza eylesin. Biz namazımızı dahi kılamazdık. Biz bırakın oruç tutmayı, namazı kılamazdık. Bırakın namaz kılmayı, abdestimizi de alamazdık. Bırakın abdest almayı, biz iman dahi edemez. Bu Allâh’ın muhafazası, Allâh’ın koruması, Allâh’ın lütfü inayet edilir. Kim Allâh’a bir adım yaklaşırsa, Allâh ona on adım yaklaşır. Kim Allâh’a on adım yaklaşırsa, Allâh ona yüz adım yaklaşır. Oruç tutanların günah-i kefaire girmesi kendi heva ve heveslerinden birisi. Yoksa bu hadisi şerifin tecelli etmediğinden değildir. Ama oruç tutanlardan günah-i kefaire girmeyenler de var. O zaman onların demek ki, bu noktada onlara şeytan musallat olamamış.
Eğer şeytan ister ki, her namazanda bütün oruç tutanların oruçları ihsal etsin. Şeytan ister ki her namazanda oruç tutanların oruçlarını bozsun. Ve şeytan bunun mücadelesiyle uğraşır. Ama Cenâb-ı Hak, şeytanı kırtışmış olan, eskimiş olan, ihtiyalamış olanları, o büyük şeytanı, şeytanların böyle büyükleri vardır. Kendi içlerinde evliyaları vardır. Kendi içlerinde alimleri, hocaları vardır. Onları Cenâb-ı Hak muhafaza eder. Onları Cenâb-ı Hak zincirlere vurarak da Müslümanları muhafaza eder. Onların içlerinde. Ama iki ayaklılar, günahlıklar, mürtetler, müşrikler, kolu geziyor. İmtihan dünyası. Bunu o hadiseye bağlamalır. Nurgün değil. O yüzden Allâh’a emanet, Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’i indirirken şeytanlar bağladı, Kur’ân’ı muhafaza etti.
3. Bölüm
Ve Kur’ân’ın vahyi noktasında Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddesine gelinceye kadar da şeytanlardan muhafaza etti. Ve yine mukabele ayı olan. Mukabele ayı olan. Mukabele karşılıklı konuşma. Mukabele karşılıklı dinleme. Mukabele ayı olan Ramazan’da onun çayında, Cenâb-ı Hak yine o şeytanların büyüğünü devri tutaraktan Kur’ân’ını ve Kur’ân’a tabi olanları ve Kur’ân’ın özünü yaşayanları ve Kur’ân’la hep hal olanları Kur’ân’ı içinde taşıyanları yine ne yapıyor? Muhafaza ediyor. O yüzden mesela mukabele etmek bu manada Cebrail aleyhisselâm ile Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddesinin sünnetini işlemektir. Mukabele ederken birisi Hz. Cebrail birisi de Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddesinin isim gelir.
O zaman biz eğer ki dinlediğimizi mukabele dinlerken, Kur’ân dinlerken kimden dinlediğimize bakalım? Mukabele ediyorlar ya, mukabele edilirken biz karşımızdaki okuyanın Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddesinin olduğunu tefekkür edersek o Kur’ân-ı Kerim’i dinlemenin ne manaya geldiğini, Kur’ân-ı Kerim’i dinlemenin ne olduğunu daha fazla idrak edeceğinize inanırım. Veyahut da karşılığı okuyanın Hz. Cebrail olduğunu düşünün sizin de Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddesinin olduğunu düşünün. Veyahut da hadi öyle düşünmeyin, Hz. Cebrail okurken sizin Kur’ân-ı Kerim’i Hz. Cebrail’den dinlediğinizi düşünün. Mukabele’nin özü bu. bu mukabele Kur’ân’ın inmesi, Kur’ân’ın muhafaza edilmesi, Kur’ân’ın korunması Cenab-ı Hakk’ın inayetiyle şeytanların bağlanması ile oluyor.
O hafızda Ramazan’da Kur’ân-ı Kerim’i yine hılfızlarında taht ediyorlar. O Kur’ân’ı takip edenler şeytanın musallatından şeytanın etkisinden kurtularaktan ne yapıyorlar? Kur’ân’ı takip ediyorlar. O oruç tutanlar şeytanın musallatından muhafaza olmuşlar. Onlar bir adım ömür tarafa geçmişler. Acı sudan tatlı suya geçmişler. Acı sudan tatlı suya geçince Cenâb-ı Hak onları korumuş. Allâh onları muhafaza etmiş. Her namaz kılan acı sudan tatlı suya geçmişler. Acı su da Allâh’ın, tatlı su da Allâh’ın. Ama o bir kulaç atmış tatlı suya geçmiş. O bir kulaç atmış namaz kılmış. Bir kulaç atmış Allâh’ı zikretmiş. Bir kulaç atmış oruca dahil olmuş. O zaman onlar şeytandan muhafaza olmuş olanlar. Maazallah.
Allâh muhafaza eylesin. Eğer Cenâb-ı Hak bizi kendi nefsimize bıraksa bizi şeytanın eline bıraksa biz perişan oluruz. Tanrılar oluruz. Elhamdülillah ki Allâh şeytanları bağlamış. Elhamdülillah. Ve şu mecliste bulunan insanlar veya herhangi bir mağdurattan dolayı bulunamayıp gönlü burada olanlar şeytanın muhafazasını, şeytanın tasavvudundan kurtulmuş olanlar. Allâh’ın muhafazasına geçmiş olanlar. E bu, kulun kendi iradesiyle bir adım atacak. Kul kendi iradesiyle bir adım atarak da sevap kazanacak. Kul kendi iradesiyle bir adım atmadan sevap kazanması mümkün değil. O yüzden evet her ramazan şeytanlar bağlanır. Biz buna inanırız. O yüzden bağlandığı için bütün ümmet-i Muhammed bütün ümmet-i Muhammed harıl harıl oruç tutarlar.
4. Bölüm
Bütün ümmet-i Muhammed harıl harıl teravi kılarlar. Bütün ümmet-i Muhammed harıl harıl Kur’ân-ı Kerim okurlar. Ve bunu algılamaktan uzak olan şeytanın tüttürüsünü öttürenler, bunlara laf söylerler. Bunların içine kılçık atmaya çalışırlar. Geceleri ihya etmeyi hadîs-i şerifle sabit. Ve gecesini ihya etmeyi zikirle, şükürle, namazla, fikirle, tefekkürle, dost sohbetleriyle, zikir sohbetleriyle, ilim sohbetleriyle geceyi ihya etmeye çalışan Müslümanları gerek görmeye çalışırlar. Yok namazın rekatlarından tartışma çıkarırlar. Yok 3 mi kıldı, 8 mi kıldı, 10 mi kıldı, 12 mi kıldı. Yok 20 rekat yoktur. Yok siz sahura erken yaptınız, iftar geç yaptınız. Bunlar şeytanın tüttürüsü. Şeytan bunları kuruyor, ayarlıyor.
Ramazan’da bizim içimize salıyor bunları. Bunlar kurulmuş balü bebekler gibi. Bunlar kurulmuş, ön arkasından kurulmuş. Ondan sonra saati dakikası ayarlanmış. Oyuncak robotlar gibi bunlar. Bunların arkasında şeytan oturmuş. Bunları karaköze oynuyor, onları oynatıyor boyuna. Bunlar da televizyon televizyon, meclis meclis dolaşıp Müslümanları ifsat etmeye çalışıyorlar, boğulmaya çalışıyorlar. Bunların Müslümanları uyandırmakta işleri yok. oturmuş adam namaz kılanla uğraşıyor. Oturmuş adam oruç tutanla uğraşıyor. Ve sen madem mümin isen, madem müslüm isen, madem insanların sen doğru İslam’ı yaşamasını çıkıyorsun, var git meyhanelere dolaşsana. Var git Ramazan ayında meyhaneler açık var, haneler alacaksın az, haneler açık.
Onları dolaşsana. Var git cami cemaatinde ne işi var teravihle, oruçla, şivaledenle ne işi var senin? Kimin oğlanın işi olur? Şeytanın. Şeytan namaz kılanı kıldırmamaya uğraşır. Şeytan o kimse namaz kılarken aklını, fikrini, kalbini çelmeye çalışır. Şeytan o kimsenin oruç tutarken orucunu ifsat etmeye, bozmaya çalışır. Şeytan yapar. Şeytan zikir meclisine getirmemeye çalışır. Bu kim olursa olsun, şeytan o kimse oruç tutturmaya uğraşır. Adamın kalbi gurur gurur ediyor, ben yarım oruç tutmuyorum ya, mide mi ağrılacak herhalde diyor. Herhalde. Ben de dedim ağrılığında bozarsın, cahil dedim. Minden ağrılsam oldu orucunu. Ya herhalde oruç tutmayacak. Ya ben herhalde yarım dayanamayacağım ya dedi çarşıda birisi diyor ki, birisi diyor ki ben yarım herhalde dayanamayacağım diyor.
Ben diyor yarım oruç tutmasam, niyet etmesem olur mu? Ya herhalde olur mu dedim ya. Ya televizyonda diyor ya yarım 30 derece stajlık var, oruç tutanlar oruçlarında bayılacaklar. Lan o televizyonların hepsi zaten günahlık yuvası. Günahlık yuvası. Ya kış gelir bu soğukta nasıl oruç tutacaksın? Ya yaz geliyor bu sıcakta nasıl oruç tutacaksın? Bahar geliyor, ya bu baharda oruç tutulur mu ya? Sonbahar geliyor ya, sonbaharda da tutulmaz. Hangi meclis tutulacak? Tutmayacak. Ben bakıyorum şimdi, oruç tutmuş bir kimse orucunun üzerinde millet tartışıyor. Ya bu oruç bu adamın orucu. Sen ne tartışıyorsun? Sen al ağzına şeker icikletip çiğne. Senin orucun bozulmasın ya, bana ne? Sen kılma kardeşim teravih.
5. Bölüm
Senin bağrımından davet eden mi var? Senin kulağınla tutukken teravih kıl diyen mi var? Sana gel saat altı buçuk yedide güneş doğum halı olurken o kardeş yiyecekmiş. Bana o zaman ne kadar yiyemem mi diye mi var? Bana ne ya? Cehenneme gideceksen git. Sayılan mı verdiler o zaman? Kimin üzerinde tartışıyor? Oruç tutanların üzerinde tartışıyor, namaz kılanların üzerinde tartışıyor. Kimin üzerinde tartışıyor? Allâh’ın zikretlerinin üzerinde tartışıyor. Kimin üzerinde tartışıyor? Kur’ân-ı Kerim okyanların üzerinde tartışıyor. Mukaveleye de bir şey buluyor. Bu ne o bir şeyler? Bunlar şeytanın askeri. Bunlar şeytanın düdü. Bunlar şeytanın askeri donamız. O kadar akıl yok bunlar. Şeytan kendini asker seçerken akıllardan seçer.
Bunlar askerden de aşağı atar ya bunlar. Çabuk tuturuz. Çabuk tut. Allâh muhafaza eylesin. Her ramazan seyrediyoruz ya bunları. İnsanın üçü de oluyor. Ben kendi kendime diyordum. Üç beş gün geçti, iyi dedin ya bu sene bir şey çıkmayacak. Bir bomba patlamayacak bu sene. Dürmüyor beyazı, siyahı, yeşili, mavisi var mı bizde? Çıktılar, teraviden patlattılar o sene. Olmadı orucun zamanından patlattılar. Çıkılıyorlar bir şeyler. Çıldırıyorlar. Bunlar 28 Şubat’ın profesörlerinden. Son kalıntılar. Tabi 28 Şubat Türkiye’deki dini hayatı yeniden düzenleme. Dini hayatı yeniden istedikleri tarafa getirme projesiydi. Türkiye’deki Müslümanların dini hayatlarını ve dini algılayışlarını uluslararası deccalizme bağlayacaklardı.
O uluslararası deccalizm bütün dünya üzerindeki dinlere, bütün dünya üzerindeki devletleri organize edeceğim diye uğraşıyordu. Uluslararası o. Deccâl uluslararasıdır. O talih Deccâl var vardı. Tabi memleketlerde, belselerde, şehirlerde talih Deccâl. onlar deccalın çocukları gibi. Deccalın adına çalışırlar. Deccalın adına iş yaparlar. Onun başında en tepesinde bir Deccâl vardır. Onun altında kurulları vardır. Onun altında da her memlekette, her şehirde, her berdede o deccaliyeti hizmet eden, deccalizme hizmet eden deccalar var. Küçük Deccâl var. O küçük Deccâl var. O büyük deccalın işlerini yaparlar. Türkiye’deki 28 Şubat Hareketi Türkiye’deki dini hayatın, dini hayatın deccalizme bağlanmasıydı. onlar sizin deinsizliğinizi istemiyorlar.
Onların istediği gibi bir dine bağlanacak. mas öbür taraftan din bir uyuşturucudur derken kendi Hristiyan ve Yahudi dünyasındaki dini söylüyorlar. Mars’ın din uyuşturucudur. Laflar Müslümanlar için değildir. Çünkü din Müslümanları uyuşturmaz, uyandırırız. İslam dini uyumuş olanı uyandırırız. Uyumuş olanı uyandırırız. İslam dini ölü olanı diriliriz. Ama Mars baktı kendisi Yahudi kökenli. Kendi Yahudiliğe baktı uyutmuşlar. Mevcut Hristiyanlığa baktı. Ama Katarikana protestan ama Angalikan krizisesi o da uyuşturmuş. düşünebiliyor musunuz? Hristiyan dünyasını tek parça görüyorsunuz değil. Protestanlar bir taraftan, Katariklar bir taraftan, Angalikan krizisesi bir taraftan, bizim ekumeniklik yapmaya çalışan İstanbul’daki neydi?
6. Bölüm
Ortodokslar bir taraftan. Ortodokslar kendi içerisinde bir daha bölünme. Protestanlar kendi içerisinde bir daha bölünmüşlük var. Katariklar kendi içerisinde bir daha bölünmüşlük var. Ama onlar bizim karşımızda çıkarken böyle onlar bir bütünlüğüş gibi geliyor. Bir bütün olarak geliyor. Osmanlı onların bütün hepsini de Osmanlı dizayn etmiş. Mars bunları görmüş. O başındaki papazlar, başındaki o din adamları insanları uyuduyorlar. Ütmek için. Ama Kur’ân öyle değil, İslam öyle değil. Kur’ân diyor ki sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidin. Otomatikman işi değiştiriyor. Kur’ân diyor ki bana ve Resulumu arıyor. İş değişiyor. İslam dininde bir kimsenin Kur’ân veya Sünnet’den herhangi bir hükmü kaldırması, indirmesi, yok etmesi, var etmesi değiştirmesi mümkün değil.
Haram. Böyle olunca İslam dini fertenin bire üzerine, bire bire kalplerine tecelli ediyor. Ya ben burada şimdi kalktım, Kur’ân ve Sünnet’e aykırıp bir şey söyledim. Diyor ki onun söylediği yanlış o kim olursa olsun sen onu dinleme diyor İslam. Böyle olunca İslam uyandırıyor. Mars’ın din afyondur dediği şey Hristiyanlar ve o güne kadar insanların orada ıkra zıkra inandığı şeyler. Bir tek incelemediği İslam vardır. Mars İslam’ı incelememiştir. Ve kendisi de bunu beyan eder zaten İslam’ı incelemediğine dair. Mars yavrucu çocuğudur. Mars sürekli yavrucu çocuğudur. Ve Yahudi terbiyesiyle yetiştirilmiştir. Ve Yahudi terbiyesi alıp Hristiyanların içerisinde yetişmiştir. Hristiyanlar da Yahudi’ni de iyi bilir.
Orada çöplükleri de iyi bilir. Orada kokuşmuşlukları da iyi bilir. O kokuşmuşluğu görünce diyor ki din afyondur. 28 Şubat bizim Mars’ın sözünü önümüze koydu. Din afyondur dedi. Uyuşturuyor bu insanları dedi. Eee sizi uyandıracağım ben dedi. Kötü bir din aldırıyorsunuz. Senin dinin nasıl? Ha benim dinime göre başörtüsü yok dediniz. Benim dinime göre sakal yok, şallar yok, sarık yok, cübbe yok. Benim dinime göre zikir yok, tarikat yok, üstad yok, şeyh yok. Benim dinime göre peygamber var, postacı haşa. Gerçi devlet etti gitti, sünnet yok. Bu tecellizmin dini. Tecellizmin bize dayattığı İslam dini bu. Camilere sıra, kiliselere gider gibi gideceğiz camilere. Pazardan pazar. Cuma da gidemezsin. Neden?
Ya bütün dünya pazar günü tatil yapıyor, pazar günü ayın yapıyor. Senin cumanını pazara çevireceğiz biz, pazar günü yapacağız. Olmadı bir tane şey Beytullah mahkemi herhangi bir yere. Git oraya tavaf etmişsin. Zaten adım yanılmış mı? Arabların kabresi kendine bir zaman adıt kafir yeter diye yazmış. Tecellizmin diniydi o. Bunları kulaktan doğma söylemiyorum. Bunları 28 Şubat’ta bu sorgulardan akarıyorum size. 28 Şubat’ta, üstadları, velileri, şeyhleri, alimleri sorgulayanlar sorgulayanların içerisinde tecellizmin kendini ayırdığı müftüleri vardı, hocaları vardı. İlahiyatçı asistanlar vardı. İlahiyatçı doçerler vardı. Bu sohbetleri dinliyorlar şimdi. Ve dinliyorlarsa Allâh’ın yüzüne nasıl bakacaklar?
7. Bölüm
Bizim karşımıza kalkın da polisler konuları getirip tartıştırmadılar. Gittiler İlahiyat Okültesi’nden doçer dolmasını alıp geldiler. Gittiler İlahiyat Okültesi’nden asistan dolmasını alıp geldiler. Gittiler İlahiyat Okültesi’nden tasavvuk kürsüsünü dokuyan doçer dolmasını alıp geldiler karşımıza. Bunlar 28 Şubat’ın pislikleridir. Dini ifsad etmek, dini bozmak, dindarları bozmak, dindarları yok etmek. Yok etmez. Elinde şırıngayla geliyordu. Elinde şırıngal. Ama içinde su var ama ilaç var. Dini bozacaklar. Dindarları bozacaklar. O ilahiyatçıları düşünüyorum. Bazen aklıma geliyor. O müftüyüm diye dolaşanları düşünüyorum. Bazen aklıma geliyor. Yok neredeler acaba? Nerede müftülük yapıyorlar? Nerede bozmaya devam ediyorlar?
Tövbe etmediler sen. Nerede ifsad etmeye devam ediyorlar? Tövbe etmediler sen. Bunu dokunmuyoruz. İlahiyat Okültesi’nin dekanının kulağına sözlerinde kaldık. Oraya programa gittik arkadaşlar. Yemeğe girken hocam böyle böyle yapıyorlardı. Yapıyorlar mı? Dinden sustu. Bu teccalizmin önüydü. Teccalizm bütün her şeyle 28 Şubat’ta çöktü Müslümanların üzerine. Etkisi olmadı mı oldu? Kadınların mantıları kısaldı. Etkisi olmadı mı oldu? Kadınlar mantı yaptı. Etkisi olmadı mı oldu? Şimdi artık öğütülüler de lüks makyaj yapıyorlar. Etkisi olmadı mı oldu? Adamların kılık, kıyafet, atlayışları değişti. Etkisi olmadı mı oldu? Tüccarım diye, iş yapıyorum diyenler dergahlarından, tekkelerinden, evlerine teklerini çektiler.
Etkisi olmadı mı oldu? Karakol yüzü göreceğiz diye tekkeye uğramadı insanlar. Dergaha uğramadı. Şeyhin yanına uğramadı. Uzaktan sevmek açtılarını eklediler dedi. Gitti, fitne yaptı. Diyemedi. Geldiler, biz o yüzden dersin, gidemiyoruz. Diyemediler. Dediler ki Mustafa abi haberi ders yaptırıyor efendim. Bu dersleri iptal etsek. Diyemediler. Biz Mustafa’yı sattık diyemediler. Diyemediler. Sattıkları halde diyemediler. Sattırdılar. Allâh diritti. Diyemediler. Bu sadece değil. Her yerde yaptılar. Her yerde yaptılar. Herkese ayrı ayrı ücretler aldılar. Adamların evlerinde her türlü kayıt var. Konuşamadık bunları. başımızdaki arkadaşlara dahi konuşamadık. başımızdakine, başımızdakine konuşamadık. Dedik ki bozulur, dedik ki ifsat olur.
Dedik ki korkarlar. Çekinirler. Herkes hayat yaşıyordu. Herkes hayat yaşıyordu. Sustuk. Bu decalis bir işiydi. İnsanları mevcut kural ve sünnet siskisinden sattırmak. Çünkü yıkılmayan tek kale var Türkiye. Yıkılmayan tek yer var anladın mı? Ne yapıyorsa yapıyorlar, yıkılmıyor anladın mı? Osmanlı’yı parçaladılar. Yıktılar, Anadolu’yu yıkamadılar. Anadolu ayakta. İçinden Alemi, Kürt, Türk hepsini karman çorman ettiler. Sağcı solcu ettiler. fasist komünist ettiler. Maksistleriniz maci ettiler. Böldüler parçaladılar. Böldüler parçaladılar. Yok Anadolu gene yıkılmadı. Kemeği kılmadı. Allâh’ı yıkmadı ya. Allâh’ı yıkmadı. Doğuldu dediklerine. Beni alet çıkarttılar. Dediler ki dışarı çıktığında hiç kimse senin yüzüne bakmayacak şimdi.
8. Bölüm
Böyle güldüm. Dedim Allâh var, Allâh. Sen dedi bizi dedim bu yolda dedim insanlar yüzümüze baksın diye mi koştunuz zannediyorsun dedim. Elim kelepçede. Elim kelepçede. Elim kelepçede götürüp götürüyorlar her gün aldıkları zaman öyle yok. Alıyor seni her gün o abdiyeye getirip götürüyor seni. Hem bir de teröristin sanki. Elim kelepçede iki tane de polis, sivil polis yanında bir de iki tane önünde iki tane ardında koşturtturuyorlar bir de abdiye de seni. Bir çoğu sakalınla koşuyorsun sen. Herkes bakıyor sana ne oluyor diye. Bu adam ne yapmış diye. Götürüyor. Abdiye ettiğinde bir de on lira veriyorsun sen. Abdiye ettiğinde bir de on lira. Muayene parası. Soruyor doktordan. Hiç bakmıyor bile yüzüne senin.
O doktorlar ahirette nasıl hesap verecekler? Yüzüne bakmıyor senin kim olduğunu görmek istemiyor. Kendi yaptığından utanıyor. Kafasını kaldırıp bakmıyor. Ya sana kıymet vermiyor ya da bizim yüzleşiriz bizim gözlerde gelirim diye korkuyor. Dedim ki doktor burada gözümün içine bakmasan mı olacak dedim. Ahirette bakacaksın gözümün içine dedim. Ciğer nasıl yapacağım senin be dedim. Ciğer nasıl yapacağım. Allâh’ın kusası bana verecek dedim. İnanıyorum mu duvarı gördüğümü inandığım gibi dedim doktorun gözlerine kan çanağı oldu. Dedim demek sadece parmağından üç gün çalışamazdı telefonumu veriyorsa şimdi bulmaya mırıldınız. Sadece parmağını incitmiş. Yapamayacaklar. Allâh müsaade etmiyor kardeş. O zaman söylediğimi o içeride söylediğimi o burada da söylüyor.
Hepsini ayıkladım yapamayacaksınız dedim. Beceremeyeceksiniz. Mossadınız da gelse, Ziyade’niniz de gelse, KGB’niz de gelse Deccâl Gözleri’nin mehdi çıkacak karşısına gene yapamayacaksınız dedim. Ne? Karşısına mehdi çıkacak kardeş. Allâh’ın vadi bu. Allâh’ın vadi bu. Nerede millet çarlar karşısında muhakkak bir mehdi vardır. Vardır. Siz mehdi akıllı uslu bir şey zannediyorsunuz değil mi? Mehdi dünyanın en deli adamıdır. En deli adamı, en deli. Allâh aşkına insanı delirte çünkü. Dursuna gönlünü tutar istemez hiçbir şey. Hiçbir şey göstermez. O yüzden bunların hepsi de 28 Şubat’ın bozuntuları. Çıkıyorlar. Her birisi oruçta, birisi eğer ki kılınan namazdan yapılan zikirden, tasavvuktan, milliden, şeyhten nefret edelim.
Bağırıyorsa eğer televizyonlarda valla da Deccâl bozuntusudur, bizzat da Deccâl bozuntusudur. Deccâl bozuntusu o. Bakıyorum, Deccâl bozmuş konuşuyorum ben, tamam mı? Deccâl bozmuş, ona bir parmak atmış. Ona bir parmak atmış. Bunlar hepsi de, sonuçta, deccalizmin ürünü. Kardeşler, o yüzden peygamber sanırlar, bu hale geleni haz böyle diyorsun da, bunlardan dolayı mı kesmişsin değil mi? Yaşasak da yaşayamazsak da, yapabilsek de yapamazsak da. Biz Kur’ân ve Sünnete iman ettik, ona inanıyoruz. Ve Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir şey yaptıysa, bizim için doğrudur o. Yapmadıysa, yapmayın dediyse bizim için yanlıştır o. Dünya ayağa kalkacak, benim doğrum ve yanlışım var.
9. Bölüm
O yüzden Allâh tek her şeyi görür. Bir tek doğrusuz olsun. Kur’ân ve Sünnet. Bir tek doğur. Ben insanları benim yoluma çağırmıyorum. Benim yolum yok. Benim yolum yok kardeşler. Ben yolsuzum. Yol varsa, o Kur’ân ve Sünnettir. Başka bir şey yok. Evet. İnham ettin, ihsan ettin o kimseler de bizleri beraber eyle. O peygamberlerle, o beylerle, o enbiyalarla, o enbiyalarla bizleri beraber eyle. Bizleri yâ Rasulullah’a uyan, şeytan’a uyan, nefsine uyan, münafıklara uyan, mürtedlere uyan, soysuzlara uyan, onu bunu kömürlerle uyanlardan eyleme. Başka bir dergimiz yok kardeşler. Allâh cümlemizi affeylesin. Âmîn. Adem Aleyhisselâm ile Haleksisin arasına gelmiş demiş. Bütün Peygamberler izleyicilerine, mübarek kuruş yapıyorlar.
İrar gözüne mübekkür ısıttı. Kımmet-i Faruk, Osman’ı ızdıydı. Ali Hazretleri, Rasulullah’ın hanımefendi. Evlan-ı Resûlullâh, Zevcat-ı Resûlullâh, Ashab-ı Resûlullâh, Şöbet-i Resûlullâh. Şehid-i Kerbala, 72 kişi helal. Bütün Ashab-ı Resûlullâh. Birimiz Pir, Seyyid Abdülkadir-i Meylani. Birimiz Pir, Seyyid Ahmed el-Rufai. Birimiz Pir, Seyyid Ahmed el-Bedevi. Birimiz Seyyid İbrahim Duziki, Şeyh Emel Aslan, Alişar deri. Tarihlarım şüpheli muhammeden bahadir. Şah-ı Mevla’nın elameti, Rûmî, Hacı Bektaş, Rûmî, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayrağlı Veli, Ve Selkarani Mahmud-u Zayi. Muhammed İmtaada, Halil-i Ticaret-i Muşak, Hüsnü Mürüsü, ve Halikü Zümeti, Şeyh Muhit, bütün Pir-i Pir’an Azar Aslan’ın ruhlar var.
Geçmiş Efendilerimizin ruhlarına, bütün velilerin, geçmiş velilerin ruhlarına, Abdurrahim Tantelli, Abdurrahim Reşabi. Hacı Erubakir’e çıldır ki, Tövbe estağfirullah. Hacı Erubakir Efendi, Hacı Mustafa Efendi, Hacı Abdüla Efendi, bütün geçmiş velilerin ruhlarına, yaşayan bütün mürcid-i kârın önünde, velilerin evliyalarına, şikar saad-ı kârın bağrına, imanla, izanla, Muhammed’in Resûlullâh’ın diye mümin evliyalarından, hacet ve cadadarından. Gelecek zürriyetlerimizin ruhaniyetlerinden, geçmiş zürriyetlerimizin ruhlarına, burada bulunan kardeşlerimizin, ve bulunamayan kardeşlerimizin ruhaniyetlerinden, Haçlı Hürret’e bulunan kardeşlerimizin ruhaniyetlerinden, Hüsec-i Muhammed’in ruhaniyetlerinden, Allâh Allâh, Fethullah, tamamet eden ruhaniyetlerimizin ruhaniyetlerinden.
Medine-i Münevvere’ne Resûlullâh ve Fethullah’ın müslümatını snevmete bulunurken, ruhaniyetlerden, uydurduğumda, ruhaniyetlerinden, elini ve asıl insana arayın eyler. Aleyhi ve sellem. Estağfirullâh, ilahe illallah, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. Estagfirullah el-Azim. La ilahe illAllah. el-Fâtiha. Âmîn. Destûr Ya Rabbi.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı