Hizmet: Menfaat Anlayışı ve Derviş Ahlâkı
Menfaat, bir şeyin karşılığını vermeden onu ummaktır. Ticaret farklıdır: Bir metâyı vermiş, başka bir metâyı almıştır. Ama karşılığını vermeden bir şeyi ummak, almaya çalışmak derviş için uygun değildir. Derviş maddî mânâda kazandığını yapar; mânevî mânâda Allah’ın lütfettiğine, ikram ettiğine, ihsan ettiğine ve takdirine razı olur. Bu noktada duran kimse menfaatsiz yaşamayı bilir.
Başkalarının Kusurunu Araştırmama Âdâbı
Bir başkasının eksikliğini, yanlışını, kusurunu gören kimse kendi eksiğini göremez. Kendi eksiğini gören kimseyi şeytan aldatmıştır. Bırak! Bu şekilde davranmak, insanları utandırmaya kalkışmak küstahlıktır. Hiç kimsenin bir başkasının kusurunu araştırmaya, özel hayatını araştırmaya hakkı yoktur.
Bir kimsenin eksikliğini, kusurunu alnına yazmış olsaydı kim kimin yüzüne bakacaktı? Bir kimsenin eksikliği içki gibi sarhoşluk vermiş olsaydı burada ayık hiç kimse olmazdı. Sen milletin donuna bakacağına kalbine bak. Milletin eteğinin boyunu ölçeceğine kalbine bak. Kalbinde Allah sevgisi olsaydı ona dua ederdin.
Dergâh Âdâbı: Hizmet, Merhamet ve Edep
Herkese Açık Kapı
Dergâhlar hizmet etme yeridir. Bu kapıdan içeri birisi girdi mi ona hizmet etmek esastır; merhametle, şefkatle, muhabbetle hizmet etmek. Bu dergâhda hizmet eden üstündür, hizmet eden makbuldür.
Ben razıyım: streç pantolonla gelsinler burada Allah’ı zikretsinler, mini etekle gelsinler burada Allah’ı zikretsinler. Bu cemaat feryat figân, eşinden, çocuklarından, işinden fedakârlık edip bir kişi daha Allah desin diye uğraş veriyor.
Eleştiri Değil Hizmet
Etrafında bir kardeşinin eksikliğinin kusurunu yüzüne vuracak şekilde soru sormak, gözüne batıracak şekilde davranışta bulunmak küstahlıktır. Eğer hizmet anlayışın varsa, o kardeşi yanına al, sohbet et, arkadaş ol, muhabbet kur, evine davet et ve tatlı tatlı, yumuşak yumuşak İslâm’ın âdâbını, erkânını, ahlâkını, kıyafet düsturlarını sevdirerek anlat. Hizmet budur.
Kimse Tepeden Bakmayacak
İlim sahibi olmak, mânevî görevli olmak bir kimsenin insanlara tepeden bakmasına sebep olmamalıdır. Kim tepeden bakıyorsa ona şeytan musallat olmuştur. Herkes birbirine saygılı, şefkatli ve merhametli olmak zorundadır. Hiç kimsenin bir başkasına bağırmaya, çağırmaya, şahsın üzerine gitmeye hakkı yoktur.
Devamlı bağıran bir baba, devamlı bağıran bir anne, devamlı bağıran bir patron, devamlı bağıran bir şeyh — bu İslâm değildir. Eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, çalışanlarına, etrafına yumuşak davranmak esastır.
Hür ve Bağımsız Dervişlik
“Benim geçimim dinden değil. Benim akşam yemeğim dervişlerden gelmedi. Benim cebime kimse para koymuyor. İnsanların kulu değilim ben. Ben ticaret yaptım; baktım baktım, çıktım çıktım, borçlandım borçlandım, ödedim ödedim. Ben kendi ekmeğini yiyen insanım.”
“Benim şeyhliğimi ispat etmek için yola çıkmam gibi bir derdim yok. Ben nereye gitsem Allah’ın Resûlü’nü anlatacağım; âdâbını, erkânını anlatacağım. Millet beni ne tanırsa tanısın, ne bilirse bilsin.” Giderim bir kenardan başlarım, yeniden bir cemaat kurarım. Bayındır’da hiç kimse yoktu, Cenâb-ı Hak lütfetti cemaat oldu; Ödemiş’te, Bursa’da, İstanbul’da, Samsun’da, Tokat’ta, Kayseri’de hep aynı şekilde.
28 Şubat Hatıraları ve Çile
İsmail Hakkı’nın tekkesinde mevlüt okutulurken baskın haberi geldi. “Bugün tekkeyi basacağız” diye haber verdiler; buna rağmen geri dönmedik. Hacı Remzi yirmi yıldır yanımızda; polislere “mevlüt sahibi benim, götürecekseniz beni götürün” dedi. Onlar Mustafa Özbağ’ı götürmek istiyorlardı. Ayakkabısız çıkıldı, yaşandı bunlar.
Şimdi adam on yıl öncesine bakıp bizi eleştirecek; bizim ne yaşadığımızı biliyor mu? Bilmiyor. Biz de şimdi Osmanlı’nın ne yaşadığını biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Osmanlı’yı eleştirmeyiz ecdadımızı. Kalbine fetva vermişlerse doğru vermişlerdir. Bir devlette iki padişah olmaz, bir dergâhda iki şeyh olmaz, bir evde iki adam olmaz.
Dergâhta Hizmet Düzeni ve Sırası
Her şeyin bir âdâbı, erkânı vardır. Hizmet edecek kimse sıraya girer, sırası geldiğinde hizmet eder. “Ben bugün çay dağıtmak istiyorum” diye bir şey yoktur; çay dağıtanın bir sırası, bir düzeni vardır. Semâ çıkmak, şiir okumak, tekke görevleri — hepsinin bir eğitimi, sistemi ve düzeni vardır.
Hizmet edenler de tepeden bakmayacaklar. Hz. Pîr Geylânî’nin sözünü hiç unutmayın: “Bir edemine binlerce derviş fedâ olur.” Hiç kimsenin küstahlık yapmaya, edepsizlik yapmaya hakkı yoktur.
Siyaset ve Dergâh Bağımsızlığı
“Kimiz ki gölgesi altına gireriz? Biz Allah’ın gölgesindeyiz.” Dergâh olarak hiçbir partinin gölgesi altında değiliz. Görevli arkadaşlar herhangi bir partide görev yapmaz. Derviş kardeşler partilerin propagandalarına katılabilir veya katılmayabilir; bu kişisel tercihtir. Hiç kimseye bir partiye gidip çalış diye emir verilmemiştir.
Kaynakça
- Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi 49/2 — “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden yüksek çıkarmayın”
- Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi 49/12 — “Birbirinizin kusurlarını araştırmayın”
- Hadîs-i Şerîf (Müslim, Birr, 72) — “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz, onu küçümsemez”
- Hadîs-i Şerîf (Tirmizî, Birr, 55) — Tebessüm sadakadır
- Hadîs-i Şerîf (Ebû Dâvûd, Edeb, 6) — Yumuşak huyluluk ve güzel söz
- Abdülkâdir Geylânî (ö. 561/1166) — “Bir edebe binlerce derviş fedâ olur” sözü
- 28 Şubat 1997 Süreci — Tekke baskınları ve dervişlerin çilesi
- Yûnus Emre — “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek”
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi