Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 8 • 19/30

Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi Hakkında

2230-2233. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i hakkı hak, batıl batıl, batılı batıl bilenlerden eylesin. Rabbim nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediliyorsa, nerede Müslümanlara haksız ve hukuksuz davranılıyorsa, hakkına hukukuna riayet eden yok ise Rabbim cümlesinin intikamlarını alsın. israil’i yerle yeksan eylesin. Çin’i yerle yeksan eylesin. israil’in destekçilerini yerle yeksan eylesin. Hepsinin kuvvetlerini alaşağı etsin. Hepsini batırsın. islam’ı hakim eylesin. Amin. Ecmain. Evet. Geçen hafta Kerbela ile alakalı sohbet etmiştik. inşallah bugün Mesneviden kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ondan önceki hafta Allah emrini Allah’a ulaşmış birisinden sor, öğren. Her gönül Allah emrini anlayamaz. Bunu okumuştuk. Tabi bu beyitler genel olarak tasaddukla alakalı, zekatla alakalı, sadakayla alakalı. Hazreti Pir bunu normalde hani şer’i bir islam fıkhı ile alakalı bir meselenin inceliğini, özelliklerini daha doğrusu derinlemesine ne nasıl olmalı onu anlatmaya çalışıyor bize. Benim anladığım bu. 2230. beyit:

“Yersiz ihsan, asi bir kölenin, gûya adalet ediyorum, ihsanda bulunuyorum diye padişahın malını asilere dağıtmasına benzer. Kur’an’da ‘onların bütün ihsanları hasretten ibarettir’ diye gaflet ehlini korkutan bir ayet vardır.”

Yersiz ihsan yani ihsan etmek malum o birine tasadduk etmek, birine bir bilgi vermek. ihsan ediyor yani karşılıksız birisine bir şey veriyor. Beklentisiz birisine bir şey vermek. Bu yersiz ihsanla alakalı asi bir kölenin güya

adalet ediyorum, ihsanda bulunuyorum diye padişahın malını asilere dağıtmasına benzer. Yani normalde bir asi köle düşünün. ihsan ediyorum. Ben insanlara yardım ediyorum.” diyerekten padişahın malını padişaha isyan edenlere dağıtıyor. Biz şimdi bunu normalde devşirirsek eğer evet, ihsan etmek yani insanlara faydalı olmaya çalışmak, fayda sağlamak. ister maddi olsun ister manevi olsun ister bir dua cihetiyle olsun ister birisine bir yardım cihetiyle olsun.

Normalde eğer yanlış yere o kimse ihsan ederse bu adalet olmuyor. O zaman bu zulüm oluyor. Yani nasıl adalet olmuyor? örneklemek için söylüyorum bunu. Normalde sen bir para tasadduk etmek istiyorsun ama Allah düşmanına veriyorsun. Para tasadduk edeceksin, zekat vereceksin veyahut da sadaka vereceksin veya birisine yardımda bulunacaksın. Yardımda bulunduğun insan Kur’an sünnet çizgisinde değil. yardımda bulunacak olduğun kimse Allah düşmanı, Resulullah düşmanı, sufi düşmanı örneğin. Ona ihsanda bulunmak o zaman zulüm olmuş oluyor. Veyahut da işte devamlı içki içen bir kimseye zekat vermeye kalkıyorsun. Onun içkisine yardım ediyorsun veya devamlı kumar oynayan bir kimseye yardımda bulunuyorsun, onun kumarını destekliyorsun. veya birisi Kur’an ve sünnet çizgisinin dışında bir hayat yaşıyor, sen ona yardım ediyorsun. Bu sefer sen Kur’an ve sünnetin dışında yaşayan bir kimseyi desteklemiş oluyorsun. Bu aslında böyle gözle görülmeyen Allah muhafaza eylesin küfre kadar götürüyor insanı. Çünkü Allah düşmanına yardım etmek Allah’a düşmanlık beslemek demektir. Veyahut da bir kimse Kur’an ve sünnet çizgisinin dışında sen Kur’an ve sünnet çizgisinin dışında bir kimseye yardım ederekten onu daha da güçlendiriyorsun. Ama normalde o kimse de kendince adalet yapıyorum diye düşünüyor. Adaletli davrandığını düşünüyor. Oysa Cenab-ı Hak her şeyi yerli yerine koymuş. Cenab-ı Hak Müslümanların kimlere yardım edeceğini de beyan etmiş. Kimlere ihsanda bulunulacak, kimlere tasadduk edilecek, kimlere sadaka verilecek, kimlere fitre verilecek, kime yardım eli uzatılacak, Cenab-ı Hak bunu beyan etmiş bize. Tevbe ayet 60: “Zekat Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, yoksullara, zekat toplayan memurlara, kalpleri islam’a ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara Allah yolunda fisebilillah cihat edenlere, yolda kalanlara verilir. Allah her şeyi çok iyi bilendir. Hüküm ve hikmet sahibidir.

”O zaman ayet-i kerimede sekiz sınıf var zekat verilecek. Şimdi bu sekiz sınıfı da analiz etmemiz lazım. Fakirler; bunlar kim? Bunlar normalde hani muhtaç ama bunda muhtaç olduğunu hiç kimseye beyan etmiyor. Bakın dikkat edin, iyi fakir muhtaç olduğunu beyan etmez. Muhtaç olduğunu beyan eden dileniyor. islam ahlakına göre bir kimse isterse dilenci hükmüne

geçiyor. Fakir kim o zaman? ihtiyacı var ama isteyemiyor, istemiyor. Bu fakir, birinci derecede verilecek olan kimseler bunlar. Birinci sınıf. Ben birinci derece demeyeyim buna, birinci sınıf. ikinci sınıf, miskinler. Bunlar normalde fakirdir ama bunlar ister. Çok özür dilerim, dilenir. Bunlarda ev, bark, çoluk çocuk yoktur, miskin. Köprü altında da yolun kenarında da her yerde vardır. Bunlar dilenirler. Bunlar normalde Allah’ı da peygamberi de istismar ederler. Allah’ı seviyorsan ver, peygamberi seviyorsan ver… Bunların adı ne? Bunlar da miskin. istiyorsa bir kimse, dileniyorsa o miskindir. Bu ikinci sınıf. Üçüncü sınıf, zekat toplayan memurlar. Bu ancak islam hukukunun icra edildiği yerde olur, zekat memuru. Bunlar, devlet islam devleti ise devletin zekat memurları vardır. O zekat memurları gelir zekatı hesaplar. O zekat memuruna o zekat verilir mi? El-cevap verilir. Türkiye şartlarında veya islam hukukunun olmadığı bir beldede zekat memuru yoktur. Bir cemaat, bir tarikat kendi kafasına göre zekat memuru tayin edemez. Çünkü orada islam hukuku yoktur. islam hukuku olmayan bir yerde zekat memuru da söz konusu değildir. Dördüncü, kalpleri islam’a ısındırılmak istenenler. Yani bunlar kim? Bunlar gayrimüslim unsurlar veya dinsiz unsurlar. Onların kalplerini islam’a ısındırmak için onlara zekat verilmiş amma Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri kendi halifeliği döneminde artık islam güçlü, Müslümanlar güçlü, kalpleri islam’a ısındırılmak için gayrimüslim unsurlara veya müşrik unsurlara zekat verilmez artık deyip hükmediyor.

O yüzden böyle işte ayet-i kerimede var. işte onların da kalpleri, gönülleri islam’a ısındırılsın. Bu hükme Hazreti Ömer radyallahu anh hazretleriyle tabiri caizse içtihat edilmiş. ‘Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız onu bulursunuz. Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı o da Ömer olurdu.’ O yüzden Hz. Ömer efendimizin içtihadını kenara atmak mümkün değil ve zaten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında bu olmuş, Hazreti Ebubekir zamanında olmuş. Ondan sonra Hazreti Ömer efendimiz bunu ortadan kaldırmış. O yüzden normalde bu konuda Hanefilerin, Malikilerin, Hanbelilerin, Şafilerin de ortak icma olarak fetvası vardır. Yani kulaktan dolma halk arasında böyle şey yaparlar, ‘ya ne olacak işte o içki içiyor ama onun da gönlünü islam’a ısındırılalım.’ Hayır. Tövbe ettiyse geri döndüyse biz ona verelim. Tövbe etmediyse geri dönmediyse onlara zekat verilmez. Devam ediyoruz; beşinci sınıf zekat verilecek olanlar, köleler. Bunlara da zekattan pay verilir, onlara zekattan pay verilmesinin sebebi kölelikten kurtulsunlar, özgürlüklerini eline alsınlar diye. Bugünkü ortamda böyle bir köleleştirilme yok. Böyle bir kölelik sistemi düzeni de yok. O yüzden bu beşinci sınıfta zekat verilecek olarak tayin edilmiş olan köleler yok ama bir beldede bir kölelik sistemi varsa, orada köleler

var ise o zaman islam ilk önce onların kölelik sistemlerini bozması gerekir. Çünkü islam’da bir insanı köleleştirmek büyük günahı kebairdir ve Müslümanlar, islam insanları kölelikten kurtarır.

Altıncı sınıf insan, bunlar borçlular. Bunlar yalnız böyle bu borçlular böyle günah işlemek için borca girenler değil. Adam bar pavyon dolaşmış borcu var. Kredi kartlarını patlatmış, ben kredi kartı mağduruyum! Böyle değil. Veyahut da gitmiş kumar oynamış, sanal kumara bulaşmış, ondan sonra kredi kartından çekmiş parayı. Ben kredi kartı mağduruyum! Ne yaptın diyorum, benim kredim yok. ‘Ne yaptın dosdoğru söyle, ben sana yardımcı olayım.’ ‘Ya hocam bir hata yaptık biz.’ ‘Ne yaptın hata?’ ‘işte kumara bulaştık.’ ‘Ben ne yapayım?’ Senin kumar borcunu ödemek normalde kumar oynamak gibi. Şimdi islam olmayınca insanlar bunu da bilmiyor. Sen içki içen bir insana yardım ediyorsun, içki içmiş gibi günaha giriyorsun. Sen kumar oynayan bir kimseye yardım ediyorsun, kumar oynamış gibi günaha giriyorsun. Sen gayri islami bir hayat sürdüren bir kimseye yardım ediyorsun. Gayri islami bir hayata yardım ediyorsun. Bunları böyle açık açık da hiç kimse açıklamıyorlar. Bunu müftüler, hocalar, alimler, ulemalar, tarikatlar, cemaatler böyle açık ve net konuşmuyor. Ahir zaman alimi her biri. Açık ve net konuş. Sen kumarbaza yardım edersen kumar oynamış gibi günaha girersin. Sen fuhuş yapan bir kimseye yardım edersen fuhuş yapmış gibi günaha girersin. Onun fuhuşuna ortak oluyorsun. Sen günahı kebairle batan bir insana yardım etmeye çalışırsan sen günahı kebaire giriyorsun. Tembel bir insana yardım etmekle onun tembelliğini arttırıyorsun. Çalışmıyor, ona göre hiç iş yok. Çalışmıyor, ona göre hiç iş yok, siz ona yardım ediyorsunuz. Onun tembelliğini arttırıyorsun. Adam hiçbir yerde çalışmıyor. Boş gezenin boş kalfası, dolaşıyor. Nasıl olsa zekat verecekler ona. Nasıl olsa sadaka verecekler ona. Nasıl olsa yardım edecekler ona. Normalde ona yardım etmek ona zulmetmek. Bakın ona zulmetmek, onun tembelliğini çünkü devamiyetini sağlıyorsun. Allah muhafaza eylesin.

Yedincisi, Allah yolunda fisebilillah çalışanlar. Bu normalde bir Allah yolunda cihada çıkmış. Cihat edenler bu cihat edenler şu anda Allah yolunda cihat edenler ülke bazında söylediğimizde Türkiye’de yok fiili cihat. Nerde var şu anda fiili cihat? Doğu Türkistan’da var, silahsız. Nerede var? Gazze’de var, silahlı. Nerede var? Myanmar’da var. Bu, tip yerlerde silahlı cihatlar var. Eğer oradaysanız oradaki silahlı cihada yardım edeceksiniz. Zekatınızı mücahitlere verebilirsiniz. Bu birinci sınıf. ikincisi ne? Bu çünkü ayet-i kerimede normalde burada şey olarak geçer, Allah için mücadele edenler olarak geçer. Böyle olunca Allah yolunda koşuşturan, Allah yolunda işte Kur’an ve sünnetin yaşanması için, yaşatılması için mücadele

edenler bunlar. Alimler, hocalar, şeyhler, çavuşlar, dervişler…Bunlar normalde Allah yolunda koşturuyor. Sohbetten sohbete, zikrullahtan zikrullaha gidiyor. Ya bu konuda gayret ediyor, onlara normalde verilir mi? El-cevap verilir. Hatta bütün ulemanın icması var. Zengin olmuş olsa dahi. O kimse zengin, zengin olsa dahi ona zekat verilir mi? Evet. Bu konuda hadis-i şerifte var. Bunlara biz ne diyoruz? Fisebilillah Allah yolunda mücadele edenler. Fisebilillah! O kimse sohbetinden ücret almıyor. Yazdığı kitaptan ücret almıyor. Talebe yetiştiriyor. Talebelerden ücret istemiyor. Ben hocalık yapıyorum deyip de maaş almıyor. Fisebilillah Allah için yola çıkmış. hiç kimseden hiçbir şey istemiyor. Ona zekat verilir mi? Evet.

Şimdi geçmiş senelerde bir arkadaşım birisi bununla alakalı bana bir soru sormuştu telefonda. Dedim ki bu zamanda zekat verilecek yegane tek kimseler, tek grup var dedim. Allah yolunda mücadele edenler, Allah yolunda koşanlar. Asıl onlara zekat verilmesi gerekir dedim.

Şimdi durdu. Şimdi ilahiyatçılar da duracak tabi yukarıdaki aşağıdaki. Şimdi ayet-i kerimeye karşı çıkmak değil burada, ayet-i kerimede gruplar belli, sekizinci grup var, yolda kalanlar. Hani adam zengin, hali vakti yerinde ama yolda kalmış, beş parasız kalmış, yolda kalmış. Ona da zekat verilir. Asıl grup buradaki kim? Allah yolunda fisebilillah koşanlar. Bir şey istemiyorlar. istemedikleri halde onlara zekat verilmesi gerekir. Bir kimse ilim öğretiyor, oturmuş Kur’an öğretiyor. Oturmuş fıkıh öğretiyor. Oturmuş normalde o kimse tefsir öğretiyor. Bakın bunlar devletten maaş alanları bunun içerisine koymuyorum, o diyanette memur, o vazifesini yapacak. O maaşını alıyor. Bu ayrı. O kimse diyanette hoca, imam, maaşını alıyor, bu ayrı. Öbür türlü o kimse beş tane, on tane talebe almış, onlara Arapça öğretiyor veya onlara fıkıh öğretiyor, onlara hadis öğretiyor, onlara ahkam öğretiyor. Bu tip kimseler fisebilillah Allah yolunda koşturuyor. Allah yolunda feda ediyor kendini. O kimseye zekat verilir mi? El-cevap verilir. Hatta bütün normalde icma vardır bu noktada, o kimse zengin olmuş olsa dahi. Çünkü Allah yolunda koşturdukları için ne bileyim dünyalık bir şey elde etmek için uğraşmadıklarından dolayı zengin olsalar dahi onlara zekat verilir mi? Evet. El-cevap verilir. Çünkü onlar burada Maturidi’den de almıştım, Kasani’den de almıştım. Yani Kasani’nin tabiri şu, çok hoşuma gitti, ibni Abidin’de geçiyor bu: ‘Allah yolunda olanlardan maksat Allah’a yaklaştıran her şeydir.’ Eğer ihtiyaç hasıl olursa bu ifadeye Allah’a itaat yolunda çalışan herkes ve bütün hayır yolları girer diye şerh düşmüş Kasani, bunu da ibni Abidin kendisine ölçü olarak almış, ikinci cilt sayfa 343. Çünkü bazen bana özelden yazıyorlar, işte nerde geçiyor bu filan diye. Yani öyle şey

değil. Allah bizi affetsin. Maturidi’den Te’vilatü’l Kur’an, 5. cilt 409 ve 410 sayfalar. Arzu eden oralara müracaat edebilir.

O yüzden fisebilillah olan kimselere zekat verilir asıl. Hele bu zamanda içkinin, kumarın, fuhuşun, dinsizliğin, her türlü Kur’an ve sünnet dışı eylemlerin, faaliyetlerin ve fikirlerin kol gezdiği bir zamanda, tabirimi hoş görün, yani kelleyi koltuğun altına alıp her türlü baskıya karşı, her türlü dedikoduya, fitneye, her türlü sıkıntıya göğüs gerip Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için fisebilillah yola çıkmış bir kimseye zekat verilir. Evet. Sekizincisi kimdi? Yolda kalanlardı. Rabbim bizi onlardan eylesin. Amin. Bir hadis-i şerif aldım buraya, buraya normalde dikkatinizi çekeceğim. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur bu ahir zaman alimleriyle alakalı, ahir zaman şeyhleriyle alakalı, ahir zaman hocalarıyla alakalı, ahir zaman siyasetçileriyle, bürokratlarıyla alakalı. Burayı iyi dinleyelim. Mustafa Özbağ değil, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden alıntı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ahir zamanda öyle kimseler türeyecek ki dini, dünyalık için kullanacaklardır. insanlara koyun postu giymiş gibi görünürler. Fakat kalpleri kurt kalbi gibidir. Ashab-ı kiram, “Ya Resulallah, onlar hakkında ne buyursunuz?” diye sordular. Buyurdu ki, “Onlara karşı böyle olun. Onlar size iyilik yaparsa siz de iyilik yapın. Zulmederlerse zulüm yoluna sapmayın. Lakin onların yanında kalmayın. sizi de ifsat ederler.” Demek ki, bu Tirmizi’de geçiyor, Ahmed ibni Hanbel’de geçiyor, Hakim’de geçiyor bu hadis-i şerif ve demek ki ahir zamanda insanlara koyun postu giymiş gibi görünenler olacak. Bu ne demek? O insanlara karşı böyle yumuşak ve güzel huylu görünecekler. Böyle çok tatlı, çok yumuşak, tebessümlü olacaklar. Bunların tipleri böyle zaten birbirlerine benzer. Suya, sabuna dokunmayacaklar. Hak ve hakikati konuşmayacaklar. Bunlar zevahiri kurtaracaklar. Aman başımıza bir iş gelmesin. Aman şunun parasını bir alalım, bir ütelim. Aman şunun arabasını, katını, yatını kullanalım. Aman şunun dairesini devşirelim. Allah yolunda kullanacağız diyelim. Tapusunu alalım. Aman şunun arsasını alalım. Aman şunun biraz daha parasını alalım, ütelim.

Ondan sonra bak işte e ne o hafız yetiştiriyoruz. Şunu yetiştiriyoruz. Bunu yetiştiriyoruz diyelim. iki tane kafasına beyaz takke 5 10 tane çocuğu toplayalım buraya. Ondan sonra bir fotoğraf çekilelim. Bir de normalde video alalım. Hafız yetiştiriyoruz deyip telefon açalım sonra filanca bana 5.000 lira gönder hafız yetiştiriyoruz, 50.000 lira gönder, 20.000 lira gönder, 300.000 lira gönder…Bu sözüm nereye gidiyorsa gitsin umrumda. da değil. Ondan sonra buradan geçim kapısı yapmak! Hak ve hakikati konuşmak yok. Herkese mavi boncuk dağıtmak var. Kur’an ve sünneti savunmak yok. Olur, öyle

de olur. Tamam, yeter ki sen ver parayı. Sen onlara parayı ver, daireyi ver, arabayı ver, katı yatı ver. Ver onlara sen. Onlar doymuyorlar çünkü. Onlar doymak bilmiyor onlar ve onlar dilenciliğe çıkmışlar. Çok enteresan birkaç fotoğraf gördüm, onları söylüyorum size. Çektirmişler beş altı tane böyle çocuklar Kur’an-ı Kerim okuyorlar, para istiyor, fotoğraf da var, video da var. Tabi! Daha ilerisi var. Zekat memuru tayin eden dergahlar, tarikatlar var. Zekat memuru tayin eden cemaatler var. Bildiğiniz zekat memuru. Topladığı zekatın %25’ini alıyormuş. Hiçbir iş güç yapmıyor adam. Kapı kapı dolaşıyor, zekat topluyor. Bunlar çok yumuşaklar. Çok böyle iyiler, harikalar. Bunlar dilenciliğe çıkmış. isteyen kimdi? Miskindi, dilenciydi. Kim isterse istesin miskindir, dilencidir. Hz. Ömer efendimiz ne yapıyordu dilenciye? Geldi birisi şeyenlillah dedi. Baktı ki onun torbası var, torbasına baktı, işte arpa buğday var içinde. Torbasını aldı devesinin önüne döküverdi. Şimdi istemeye hakkın oldu dedi, ona bir akçe verdi. Torbasındaki buğdayı veya arpayı kendi devesinin önüne döktü. Birisi istiyorsa o dileniyor. O miskin.

Fisebilillah Allah yoluna çıkan insanlar dilenmezler. Fisebilillah Allah için yaşayan bir kimse dilenmez. Ne pahasın olursa olsun dilenmez. istiyorsa, dileniyorsa o Allah yolunda değildir. O fisebilillah değildir. O tabiri caizse amiyane tabirle yoluna çıkmıştır o. Yani o dilenmeye çıkmış. O para istemeye çıkmış. Allah yolunda koşan kimsenin paraya, pula, makama, mala ihtiyacı yoktur. Onun ihtiyacını Allah giderir. Allah’ı zikretmekten, Allah’ı anlatmaktan dolayı kendi ihtiyacını beyan edemeyenin Cenab-ı Hak vekilidir. Halis bir noktada ise halis insanların Cenab-ı Hak gönüllerine ilham eder. Onlar da kendiliklerinden ne yapacaklarsa yaparlar. Bu Allah’la alakalıdır. Bu direkt Allah’la alakalıdır. O yüzden bir kimse Allah yolundayım deyip istiyorsa dileniyor. O Allah yolunda değil. O miskinlerden. Rabbim cümlemizi dilenenlerden eylemesin. Amin.

Sufiler gerçek manada Allah’tan isterler. insanlara şey’enlillah demezler. insanlara hallerini açmazlar. Allah bizi görüyor. Allah bizi işitiyor. Allah bizim halimize vakıf deyip Allah’a yaslanırlar. Allah’a dayanırlar. Bir kimse Allah’a yaslanmıyorsa, ona dayanmıyorsa o gerçek manada sufi değildir. Ancak sufi yoluna girmiş bir kimse diyebiliriz ona. Bunu yapıyorsa o yine sufi yolunun dışında hareket ediyor. Çok zorda kalırsa bir kimse, hadisle sabittir, ‘temiz yüzlülerden isteyiniz’ demiş. Temiz yüzlülerden! O zaman oturacaksın, bakacaksın. Çok naçar kaldın. Çok naçar kaldın bakacaksın kim temiz yüzlüyse gideceksin ona halini arz edeceksin. Herkese ayan beyan ediyorsan o miskinliktir, dilenciliktir. O sufilik değildir. Sufiler andırmazlar dahi. Üç gün aç kalsa ben açım demez. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri üç tane taş bağlamıştı göbeğine. Geldi Ebu

Hureyre, biraz hani açım da diyemedi, göbeğine bağladığı taşı gösterdi bir tane. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hafiften kenardan gösterdi ona. Üç tane taş var. Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretleri diyor ki, ‘Anladım ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem in üç gündür ağzına bir lokma girmemişti.’ Hendekte oluyor bu. Sonra geliyor ya sahabeden bir kimse diyor ki sütten kesilmiş bir keçim vardı. Çünkü bir keçi süt veriyorsa dişi doğuruyorsa onun kesilmesi caiz değildir. Bir koyun sütü varsa doğuruyorsa onun kesilmesi caiz değildir. Dişi koyun süt veriyorsa, dişi bir inek doğuruyorsa, süt veriyorsa bunların kesilmeleri caiz değildir. Bakın bunların kurban olmaları dahi son noktadadır. Yani siz sütü sağılan bir ineği kurban edemezsiniz kolay kolay. Yoksa başka bir alternatifi mecburiyetten olur. Siz süt veren bir koyundan, doğuran bir koyundan kurban edemezsiniz. Buna dikkat etmek lazım. Hatta bazen böyle işi bilmeyenler gidiyorlar, çok özür dilerim gebe, düve veya inek alıyorlar. Bilmiyorlar çünkü bilmediklerini de bilmiyorlar. Sen ibadet edeceksin. Bilmiyorsan gideceksin bilen bir kimseye danışacaksın. Ona söyleyeceksin.

Bizim Saitin orada biz bir kurban kestik. Benim gözümün önünden gitmiyor. Yanımızda kurban, orada onun bahçesinde, hatırladın mı Said? Onun bahçesinde kurban kesiyoruz. Bir tane dişi bir hayvan kurbanlık almışlar. Tabii hayvanı kestiler, yardılar içinden buzağa çıktı. Sait’e dedim, “Sait bunu sen almadın herhalde.” dedim. “Hayır” dedi. “Kendileri mi aldı bunlar?” dedim ben, kendileri aldı dedi. Sonra ben bunu derste ders konusu yaptım. ibadet ediyorsun. 5 lira fazla ver. Bilen bir insan alsın onu. 5 lira fazla ver. Bilmiyorsun, ibadet edeceksin. ibadet edeceğin zaman hayvanın en hesaplısını alacağım diye uğraşma. ibadet ediyorsun, önemli değil. Küçük hayvan olsun 5 lira fazla olsun veyahut da eti az olsun önemli değil. 5 lira fazla olsun. Bilmediğin bir şeye ne yapmaya kalkıyorsun? ibadet ediyorsan ibadetin hükmünü de bileceksin. Bilmiyorsan onun ilmini bilene teslim olacaksın. Bitti

Ben böyle içim kalktı benim. Ben birkaç gün değil, haftalarca kendime gelemedim. Hayvanın içinden buzağı çıktı. Gebe hayvan. Allah muhafaza eylesin. Amin. O yüzden ibadeti ederken de bilinçli yapmak lazım. Şimdi o zaman bir kimse normalde bir yere yardım ederken de bilinçli yardım edecek, şuurlu yardım edecek. Ona göre hareket edecek. Yoksa Hazreti Pir’in dediğine gidiyor. O kimse diyor, o kimse iyilik yapıyor veyahut da kendince hani ben adalet sağlıyorum deyip padişaha asi olanlara yardım eder diyor. O zaman sen padişaha, padişah kim, Allah celle celalühu. Sen ona asi olanlara yardım edemezsin. Sen o padişahın yolunda gitmeyenlere yardım edemezsin. Allah muhafaza eylesin. “Onların yaptıkları her işe yani amellere

yöneldik ve onları savrulmuş toz zerresi haline getirdik.” Furkan, ayet 23. Yani onların yapmış oldukları ameller fisebilillah değil ise o zaman onlar savrulmuş toz zerresi haline gelecek. E senin yaptığın amel de o zaman amel hükmünde değil. O da savrulmuş toz haline gelecek. Ama sen ne zaman ki gerçekten fisebilillah Allah yolunda koşanlara gidersen o zaman iş başka. Allah yolunda koşanlar için iki tane ayet-i kerime: Yasin 21, “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.” Yıllardır bu ayet-i kerimeyi söylerim. Sizden bir ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz! Sizden ücret istiyorsa o dinini dünyalığa satmış bir kimsedir. Fisebilillah noktasında duracak. Derviş kardeşler, bu sözüm size. Sufilik yaşayacaksanız fisebilillah yaşayacaksınız. Allah yolunda duracaksanız fisebilillah duracaksınız.

Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceksiniz, dilenmeyeceksiniz, andırmayacaksınız dahi, yolunuza leke getirmeyin. Dilenenler, andıranlar bizden değildir. Açık ve nettir mesajım. Mesajım Kur’an’ın mesajıdır. Benim kendime ait mesaj değildir. Sebe, ayet 47: “Ey Muhammed şöyle de: ‘Sizden herhangi bir ücret istemişsem sizin olsun. Benim ücret ve mükafatım yalnız Allah’a aittir. O her şeye şahittir.’ Hazreti Peygamberin üzerine iftira atmayın. Hazreti Peygamber de istedi demeyin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; Bizanslılar büyük bir ordu kurdular Arap müşriklerle beraber. Arap müşriklerin en büyük handikapı hep Bizanslılarla ortak çalışmalarıdır. Tarih boyunca Araplar müşriktir ya da müşriklerle beraber ortak çalışırlar ya da Bizanslılarla ortak çalışırlar. Onların Bizanslılarla ortak olmadığı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zamanı, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali zamanıdır. 6 aylık Hazreti Hasan efendimizin zamanını da koyalım. Bu kadar. Arapların, bu ırkçılık değildir, Arapların en büyük handikapı budur. Osmanlı’ya da Bizanslılarla ortak oldular. Osmanlılar, Osmanlı zamanında da! Şimdi de Gazze’de Bizanslılarla beraber davranıyorlar. Şimdi de! O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ancak o Bizanslılar, Arap müşrikler Bizanslılarla ortak büyük bir ordu kurdular. Müslümanları yerle yeksan etmek için, köklerini kazımak için. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Ordu daha Anadolu’dan yaya olarak çıktı. Allah Resulü hazırlıklara başladı. Bütün her yere haber gönderdi. Mücahitleri donatmak için insanlara dedi ki Müslümanlara, ne getirebiliyorsanız getirin. Kendi nefsine değil, kendine han hamam yaptırmak için istemedi bunu. Mücahitleri donattı. Tekrar söylüyorum, mücahit donatılacaksa her şeyimizi satıp mücahit donatmaya hazırız. Bu konuda sıkıntımız yok. O yüzden peygamber de istedi dediğiniz zaman Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem e iftira atmış oluyorsunuz. Sebe,

ayet 47: “Ey Muhammed şöyle de, sizden herhangi bir ücret istemişsem sizin olsun. Benim ücret ve mükafatım yalnız Allah’a aittir. O her şeye şahittir.”

O yüzden sohbet ediyorum. Yok Allah yolunda koşturuyorum. Şeyenlillah. Yok arabamın lastiğini değiştirin. Yok arabamın aküsünü değiştirin. Yok benim arabaya benzin koyun. Ben geleceğim ama nerede yatacağım? Ben geleceğim ama nerede oturacağım? Nerede dinleneceğim? Ben geleceğim ama ya yol param yok benim. Yok iz param yok benim. Ben gelirim ama şu oteli tutacaksınız, şöyle yemek yapacaksınız, böyle hazırlık yapacaksınız… Bunları hep duydum ben. Ben kulaktan dolma konuşmuyorum. Bende bir başkasının sözünü nakletmek yok. Bizatihi şahit olduklarımı söylüyorum. O Allah yolunda değil. O dilenmeye çıkmış. Allah muhafaza eylesin. Muhammedi bir tebliğci, istemez. Bitti. Muhammedi yolunda olan bir sufi, andırmaz. Açtır, dudağına kürdan koyacak. Aç, dudağında kürdanla dolaşacak. Bir de karıştıracak böyle sanki et yemiş gibi. Halini arz etmeyecek. Hatta bu fakirin söylediği bir sufi standardı vardır. Derim ki kıyafetleriniz düzgün olsun. Sizi bir şey dilenecekmiş gibi zannetmesinler. Evet. Bu gösteriş için değil. Sen Allah yoluna çıkmışsın. Seni dilenci görmesin. Bir şey isteyecek zannetmesin.

Hele bugünün Müslümanlarının paraları kıymetli, rahatları kıymetli, uykuları kıymetli. Sakın ha onların keyfini bozacak, uykusunu bozacak, parasını bozacak bir şey andırma. Sakın bu yolu açma kendine ve açtırma da sana bir şey andırırsa de ki üstadımızın bu konuda kesin tavrı var. Ben bunu yaptığım için söylemiyorum. Size ölçü olsun diye söylüyorum. Ben yemeğimi yanımda götürüyorum. Ölçü size kalsın ben öldükten sonra da. Ben dinleneceksem arabada yatıyorum. Ölçü olsun size. Asla andırmayın. Yolunuza leke getirmeyin. Dervişliğinize, sufiliğinize leke getirmeyin. istismar etmeyin. Şey’enlillah demeyin. Hayır, bu yok. Bu yok. istemek ve andırmak yok. Cebinde paran varsa çık yola. Yanında yiyeceğin varsa ye. Yanında yiyeceğin yoksa isteme. Yedirmek için uğraşırlar, teşekkür ederim ben o işi hallettim, de. Yedim dersen yalan söylemiş olursun. Ben o işi hallettim de içinden başka bir iş niyetle. Yalan da söyleme. Andırma. Bir nokta yaklaşık benim 36 37 38 sene oldu. Benim bu 37 38 senelik mücadeleme bir kardeş leke getirmesin. Benim 38 yıllık bugüne kadar olan mücadeleme bir leke getirmesin. Ben borçlanırım, borcum olur. Ticaret yaptım, borçlandım. Battım. Ben dergah için, Allah yolunda koşuşturmak için hiç kimseden hiçbir şey istemedim. Bu tavrıma, bu tarzıma hiç kimse leke getirmesin. Allah muhafaza eylesin. Amin. Burası benim kırmızı çizgim. Hani var ya hep kırmızı çizgi diyorlar. Kırmızı çizgi delik deşik oluyor. Ondan sonra hala da kırmızı çizgi deniliyor ya benim kırmızı çizgilerim öyle değildir. Benim

kırmızı çizgimi kolum aşsa kolumu keserim. Benim kolum aşsa benim çizgimi, bu kol edepsiz, terbiyesizmiş derim. kolumu keser atarım. O yüzden bu Cenab-ı Hakk’ın lütfu, ikramı olarak görüyorum bunu. Bu lütfu, bu ikramı kirletmeyelim inşallah.

“Kur’an’da onların bütün ihsanları hasretten ibarettir diye gaflet ehlini korkutan bir ayet vardır. Bu enfal 36. Allahu alem. Kafirler mallarını insanlarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da sonra bu onlar için bir pişmanlık sebebi olacaktır. Sonra da mağlup olacaklardır. Kafirler toplanıp cehenneme sürükleneceklerdir.” Yani normalde kafirler mallarını insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyor. Kafir, münafık, mürtet, müşrik, gayrimüslim unsurlar insanları Allah yolundan uzaklaştırmak için para harcarlar. Şimdi görürsünüz. Filanca şarkıcı gelecek, filanca şirket sponsorluğunda…Filanca şarkıcı, türkücü sanatçı gelecek, dansöz gelecek. Ne? Filanca belediyenin sponsorluğunda.

Yani o belediye sadece herkeste algı şu bu CHP yapıyordu. Değil kardeşim. AK Parti de yaptı, Refah Partisi de yaptı. Şimdi de Kültür Bakanlığı yapıyor. Yaptıkları sanat adı altında insanları Allah yoluna mı teşvik ediyorlar? Sanat diye bize yutturulan şeyler Allah yolu mu? Yani siz o konserlere Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı müsaade eder miydi? Ama o konserler, o baldırı çıplaklar, o dansözler, o her tarafı meydanda olan o kadınlar, o erkekler, eşcinsel gibi dönmeler, onlar sanatçı adı altında bu ülkeye sokuşturuluyor ve bunu normalde muhafazakar bir parti yapınca hiç kimse bir söz, laf söylemiyor. Kardeş, haramlar mı değişti? Kardeş, Kur’an ve sünnet mücadelesinin tavrı tarzı mı değişti? Ne yapıyorsunuz? Dava dansöz davası mı? Dava benim dinime hakaret eden sanatçı kisvesinde olan ne idüğü belirsizleri alkışlama davası mı? Sen fakirin, fukaranın hakkını dansöze, donsuza mı veriyorsun? Kime veriyorsun? Vatandaş olarak bana sordun mu? Hadi ben kimseye oy vermiyorum. Bana sormasın. iyi. Oy verenlere sordun mu? Kime verdin o parayı? Allah yoluna mı verdin? Allah yolunda koşanlara mı verdin? Kime verdin? Kur’an ve sünnete hakaret eden, bu milletin değerlerine hakaret eden, eline fırsat geçince bütün salyasını akıtan, insanları sanatçı diye bizim önümüze getirdin, iki şarkı söyledi, üç tane türkü söyledi, yandan bacağını gösterdi, yukarıdan göğsünü gösterdi, gecelik bilmem kaç milyon aldı gitti. Aldı gitti mi? Aldı gitti. Allah da seni alacak götürecek. Evet. Parayı nereye harcadın kardeş? Sen kamunun parasını nereye harcadın? Devletin parasını nereye harcadın? Belediyenin parasını nereye harcadın? Kime harcadın? Sen zekatını kime verdin? Sadakanı kime verdin? Kime destek oldun? Kime yardım ettin? Hangi derneğe yardım ettin? Hangi vakıfa yardım ettin? Allah yoluna

mı koşturuyorlar? Fisebilillah Allah için mi yaşıyorlar? Ne yapıyorlar? Yok! Sen eğer ki kafirliğe hizmet edene yardım ettiysen sen de kafirliğe yardım ettin. Kafirliğe yardım etmek küfürdür. Sen dansöze para verdiysen dansöze yardım ettin. Dansözden bir farkın mı kaldı? Sen eşcinsel bir şarkıcı çıkardın, onu destekledin, eşcinselliği destekledin. Allah’ın lanet ettiği bir fiiliyatı destekledin sen. Bunları konuşmuyor. Şeyhler, alimler, hocalar, hacılar konuşmuyorlar. Evet. Sen bir eşcinsel şarkıcı deyip çıkardın, eşcinselliğe hizmet ettin, destekledin, senin de eşcinsellikten farkın kalmadı. Evet. Destekledi çünkü. Kötülüğü destekleyen kötüdür. Ayet-i kerime: “Kafirler mallarını insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da.” Bakın ‘ve harcayacaklar da’ gelecek zaman. Devam ediyor ayet-i kerime. Harcıyorlar. Sen nereye harcadın? Sen kime oy verdin? Harcayana mı oy verdin? Harcamayana mı oy verdin? Sen kimi destekledin? Sen kimi alkışladın? Alkışladığınla berabersin. Sen alkışladığının destekçisisin, sen onunla berabersin. Sen onunla berabersin. Kendini başka bir yerde zannetme. Sen kendini başka yerde zannetme. Allah muhafaza eylesin.

“Şu asinin adlü ihsanı onu padişahtan daha ziyade uzaklaştırır, göz-

den düşürür ve ancak yüzünü kara eder.”

Yani o padişah, o Allah sana lütfetmiş, sana ikram etmiş, sana ihsan etmiş, sana güç vermiş, sana para vermiş, sana mal vermiş, sana makam vermiş. Sen bunu nereye kullandın? Nereye harcadın? Eğer sen bunu padişaha düşman olanların yoluna harcadıysan sen padişahın gözünden düştün. Sen ancak yüzü kendi kendine yüzünü kara ettin. Sen ondan bir hayır hasenat bekleme. Ya? Sen onu iyi görüyorsun ama aslında hakikatte o kötü. Sen kendi kendine o asilere yardım ediyorsun, iyiIik yapıyorum zannediyorsun ama yok. Sen padişaha asi olanları normalde destekliyorsun.

O yüzden iyi gördüğün şey senin gözünün şaşılığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin karalığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin körlüğünden. Çünkü sen normalde kör, karanlık bir kalbe sahipsin. Sen şaşı bir göze sahipsin. Neden şaşı bir göze sahipsin? Sen Allah düşmanlarına destek oluyorsun. Sen Allah düşmanlarıyla berabersin. Sen Allah düşmanlarıyla yanyanasın. Onları alkışlıyorsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onu normalde Allah yolundaymış gibi görünen o, Allah beni affetsin, dini geçim aracı yapan veyahut da dini söylem yapmış ama fiiliyatta bir şey yok, sen onlara yardım ediyorsun. Telefon açtılar bana. ‘Selamünaleyküm.’ ‘Aleykümselam.’ ‘Mustafa hocam, seni aramızda görmek isteriz.’ ‘Estağfurullah, buyurun?’ ‘işte filanca.’ Ben açık, daha açık konuşayım ya. ‘Erbakan hocamız iftara geliyor.’ ‘Evet?’ ‘Kervansaray’da iftar programımız var.’ ‘Allah razı olsun. Teşekkür ederim.’ ‘Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ

olsaydı Kervansaray’da iftara katılır mıydı’ dedim. Bana telefon açan da eski dervişlerden. O ilk önce oradaki iftar bir de paralıymış. O: ‘Ya’ dedi, ‘Yanlış anlama hocam’ dedi. ‘Senin ücretini biz ödeyeceğiz.’ Dedim dur ya! Dedim dur. Ben başka bir şey söylüyorum. Sen başka bir şey söylüyorsun dedim. Ya ben Kervansaray’da yemek yemek istersem benim param var, dedim. Gider ben Kervansaray’da yemek yerim, dedim. iftar da ederim, dedim. Dur dedim, dur. Ben başka bir şey söylüyorum sen başka bir şey söylüyorsun, dedim. Ben diyorum ki dedim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı Kervansaray’da iftar eder miydi? Kaldı bana telefon açan. Dedim özür dilerim, hakkını helal et. Ben dedim bu programa katılamam. Dedi ki bana, ‘senin için dedi hocamızın masasında yer ayırdık.’ Allah razı olsun. Teşekkür ederim dedim. Dedim Bursa’nın herhangi bir varoş mahallesinde dedim sokaklara dedim sofraları kursaydınız, muhterem hocamız da oraya gelseydi dedim, orada bir iftar olsaydı. Öyle ya!

Hendekten örnek vereyim, birisi geldi Hazreti Peygamberin kulağına dedi ki, “Ya Resulallah, sütten ve doğurmaktan kesilmiş bir koyunum vardı. Onu kestim dedi. Akşama bize gel.” Allah Resulü kafasını kaldırdı sallallahu aleyhi ve sellem : ‘Ey ashabım! Filanca kardeşiniz” dedi, “Bir koyunu varmış, kesmiş. Akşama hepiniz oraya davetlisiniz’ dedi. Sahabe, yok ya bir şeysi, kendi kendine düşündü, nasıl doyuracağım diye. Hendek kazasında ne kadar varsa erkek kadın, o akşam o sahabenin evine gitti. Hepsi de bir koyundan doydu. Hazreti Peygamberin mucizelerinden birisi. Şimdi bazı kara cahiller, bazı zır cahiller Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerine de inanmıyorlar. Bunlar imam hatipte öğretmen, bunlar ilahiyatta öğretim üyesi, bunlar diyanette görevli. Allah bunların ciğerlerini kanatacak. Kanatsın zaten. Bunlar Hazreti Peygambere savaş açmış insanlar. Aynı şey yine Hendek’ten bir size enstantane, bir tas süt getirdi sahabeden bir kimse, dedi ki ya Resulallah keçiden sağdım, keçimden, bir tas, bir avuç. Ebu Hureyre naklediyor bunu da. Ben diyor süte baktım. Ben diyor ağzıma bir lokma girmemişti. Bana ne kadar verecek diye bekledim, diyor. Hazreti peygamber ‘bismillahirrahmanirrahim’ dedi diyor, içti. Bana kalmayacak diye diyor içim sızladı. Aldı diyor bir daha içti. Besmele çekti bir yudum daha içti. içimden dedim ki diyor bitiyor. Bismillahirrahmanirrahim dedi diyor. Bir tane daha içti. Ondan sonra dedi ki diyor ya Ebu Hüreyre, Allah’ı zikret besmele çek, sen de iç. Ben bismillahirrahmanirrahim dedim diyor ben. Burası bana ait. Lak lak içti. Şimdi dedi arkadaşlarına götür. Hendek kazan bütün sahabeler o sütten karnını doyurdu. Allah Resulüne geldi yine tas. Besmele çekti. Bir yudum daha içti.

Ben gözümün önüne geleni söyleyeyim mi size? Orda, hadis-i şerifte, bir tas daha, bir yudum daha içti diyor. Evet. O yudumu aldı. Bereket olsun diye geri bıraktı. O yudum gitmedi midesine. Artsın bereket olsun diye o yudumu tekrar tasa bıraktı. Ebu Hüreyre naklederken diyor ki o bir yudum daha içti. Geri bıraktığını ona dahi göstermedi. Dedi ki şimdi kadınlara götür. Çünkü Hazreti Ayşe annemizin mescidi var orada. O da çadırını kurdu geldi. Kadınlar var. Onlar da geldiler. Savaşta yaralananlara bakmak için. Arkada bayanlar var çünkü savaş cephe gerisinde. Onlara da Ebu Hüreyre teker teker hepsini dolaştı, hepsinin karnını doyurdu, içirdi. Geldi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tekrar verdi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir yudum daha aldı. Yine bıraktı onu. Dedi ki, “iç ya Ebu Hüreyre.” Ben diyor “aldım besmeleyi çektim kana içtim.” Dedi ki diyor, “bir daha iç.” “Ben bir daha içtim.” Dedi ki, “Bir daha iç.” Ben bir daha içtim.” diyor. Bir daha söyleyince diyor, “Doydum ya Resulallah dedim.” diyor. “Doydum.” Şimdi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ashabının dışında bir şey yiyip içmezdi. Ey alimler, şeyhler, siyasetçiler, bürokratlar, kendilerini din önderi görenler! Beş boynuzlu otellerde mi iftar ediyorsunuz? Tebanızın giremeyeceği bir otele nasıl giriyorsunuz? Tebanızın yiyemediği yemeği nasıl yiyorsunuz? Siz dergahta kaynayan çorbaya kaşık atıyor musunuz, atmıyor musunuz? Dergahta kaynayan çorbaya sen kaşık atmıyorsun da sana orada özel bir yemek geliyorsa sen o topluluğun hiçbir şeyisin. Senin yolun Muhammedî değil. Senin yolun Muhammedî değil, sen kardeşlerinle beraber sofraya oturup kardeşlerin ne yiyorsa yemiyorsan senin yolun Muhammedî değil. Sen oranın şeyhi değilsin. Sen kendi nefsinin şeyhisin. Sen oranın hocası değilsin. Sen nefsinin hocasısın. Allah muhafaza eylesin. Kef, ayet 103 ile 105: “Amelleri boşa gitmiş olanları size haber vereyim mi? Onlar dünya hayatında kendilerini iyi iş yapıyor sanan kimselerdir.” Sen kendini iyi iş yapıyor zannediyorsun ama Allah düşmanlarına yardım ediyorsun. Sen halka iyilik yapıyorum zannediyorsun. Bir tane eş cinsel getiriyorsun. Sen Allah düşmanlarını besliyorsun. Sen Allah düşmanlarıyla yatıp kalkıyorsun. Başka değil. Allah bizi affetsin.

“Mekke ulularının Peygamberle harp ederken kurban kesmeleri de

Allah tarafından kabul edilir ümidiyleydi.”

Enfal ayet 36: “Şüphesiz ki inkar edenler mallarını Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklar.” Malları harcıyorlar, harcayacaklar. Mekke müşrikleri de aynı şeyi yapıyordu. Mekke müşrikleri savaşta galip gelelim diye kurban kesiyorlardı. Mekke müşrikleri Müslümanlarla olan savaşta galip gelmek için kurban kesiyorlardı. Adıyorlardı, kurban adıyorlardı ve normalde öyle ki putlarına kurban kesiyorlardı. Putlarının önünde

kurban kesiyorlardı. Hazreti Muhammedi Mustafa ile olan savaşta galip gelmek için kurban kesiyorlardı. Sen de kurban kesiyorsun. Müslümansın ya. Kurbanı ne için kestin? Kurbanı kime kestin? Mekke müşrikleri Müslümanlarla olan savaşta galip gelmeleri için putlarına kurban kesiyorlardı, etlerini de dağıtıyorlardı. Peki, sen Müslümansın. Kurbanı kestin. Eti nerede? Etini kime dağıttın? Etini kime verdin? Hacda kurban kestin, kesilen kurbanların etleri nereye gitti? islam Bankası nereye gönderdi etleri? Afrika’daki açlara mı gönderdi? Gazze’deki mücahitlere mi gönderdi? Gazze’deki Müslümanlara mı gönderdi? Nereye gönderdi islam Bankası etleri? Yoksa bir şayia çıktı son dönem, doğru mu yanlış mı bilmiyoruz. Yoksa etler Rusya’ya mı gitti?

Doğru mu yanlış mı bilmiyorum dedim ama bir haber düştü internete. Hacda kesilen kurban etlerinin Rus devletine gönderildiğine dair. Ukrayna’yla savaşıyor ya savaş halinde. Doğru yanlış bilmiyorum. Hani siz bir haber geldiğinde haberi araştırınız, diyor. Araştırdım. Bu konuda ben doğruluğuna da yanlışlığına da hükmedemiyorum. Ama nereye gitti? Senin kestiğin kurbanın eti kimin kursağına gitti? Yoksa birileri toplayıp bir sucukçuya mı sattı? Birileri toplayıp yemek ihaleleri alan bir şirkete mi sattı? Birileri toplayıp sıra restoranları olan bir şirkete mi sattı? Birileri toplayıp uçakta viski mi patlattı, şampanya mı patlattı? Kurban paralarıyla, deri paralarıyla ne yaptı? Birileri sattı boğazda kendine villa mı yaptırdı? Birileri sattı, tatil parası mı yaptı kendine? Senin kurbanın nereye gitti? Senin tasaddukun nereye gitti? Senin yardımın nereye gitti? Kime gitti? Kimlere gitti? Yoksa Mekke müşrikleri gibi Müslümanlarla mücadele eden bir kuruma mı gitti? Müslümanlarla mücadele eden bir topluluğa mı gitti? Dinle alakası olmayan bir derneğe mi gitti? Bir sürü dernek var. Deri topluyor, et topluyor. Evet. Nereye gitti? Kime gitti? O kimse şöyle diyor: “Benim niyetim temiz.” Git kardeşim, omoyla mı yıkadın ya? Sen nereye gittiğini bileceksin. Sen nereye gittiğini bileceksin, göz göre göre dinsiz bir derneğe, dinsiz bir vakıfa mı kime gitti senin kurbanın? Nereye gitti? E müşrikler Müslümanları alt etmek için adak yapmışlar, kesmişler. Hatta yani islam tarih kitaplarında o kurbanı kesen müşriklerin isimleri bile var. Araştırın bakın Taberi’ye bakın. Evet. ilk islam tarihçisi diyebiliriz Taberi’ye. inceleyin, isim isim var. isim isim! Müşriklerin isim isim kimler kurban kesmiş? O zaman öyle kendi kendini de böyle süsleme. Ameller niyetlere göredir. Öyle değil canım kardeşim. Sen bir ibadet ediyorsan yani ameller niyetlere göre, ben namaz kılacağım ama abdestsiz kılacağım. Niyet önemli! Yok öyle bir şey. Sen abdest alacaksın, öylesi namaz kılacaksın. Ameller niyete göreymiş. Ameller niyete göre. Eee? Oturduğu yerden salat ettim ben diyecek. Yok öyle bir şey. Öyle bir ibadet yok.

Var ya yeni moda şimdi. Namaz yok, salat var. Salat övmek. Eee? Oturduğun yerde Allah’ı öv. Yıllar önce birisi vardı ommm yapıyorsun, o da iyi zikir diyor. Dedim yok abi bu zikir değil. Bunu anlatmak için akla karayı seçiyorsun. istanbul’da bilmem hangi otelde gitmiş kırmızı noktalı hatuna bakmış, hep beraber ommm yapmışlar. Mustafacığım diyor, sizin diyor zikir esmaları da diyor ona benzemiyor mu diyor. Değil benzemiyor abi, dedim. Onunla bunun arasında fark var. Biz Allah’ı zikrediyoruz. Allah diyoruz. Hu diyoruz. Hay diyoruz. Hak diyoruz. Sen diyorum oraya gittin otelde ne yaptın? Ommm yaptım diyor. Ona diyorum bu zikir değil ama diyor niyet tanrıyı anmak değil mi diyor. Değil diyorum ya sen kırmızı noktaya bakıyorsun dedim. Dedim o hatunu vinçle mi getiriyorlar dedim. Yapma Mustafacığım böyle söyleme diyor. Onu erdemli bir kimse olarak görüyor. Onun ayağı kesildi, öldü mü yoksa o kırmızı noktalı bilmiyorum da. Vardı ya alnında kocaman bir kırmızı nokta vardı. Gençler bilmez onu. Benim yeni dervişliğimdeydi onlar böyle, lüks otellerde, beş yıldızlı otellerde şanslar yapıyorlardı. Çakra attırıyorlardı. Tabi on bin doları verirsen hızlı çakra atıyorsun. Otel masrafları hariç on bin dolar veriyorsun, bir şans yapıyor, senin bütün çakraların açılıyor. Ne oldu dedim senin çakraların açıldı ne yaptın? Birine sordum, bir bayana, ne oldu dedim senin çakraların açıldı mı hepsi de şimdi dedim ben. Böyle baktı. Ne açıldı dedim. Söyle. Açılan şeyi söyle bana. Ses yok. On bin dolarını üttüler senin dedim. Yani iki bin dolar olursa seni böyle çömezler çakra açtırttıracak. iki bin dolarlıksın, sen ayrı salonda. Dört bin doları olanlar ayrı salonda. işte yedi sekiz bin dolar verenler ayrı salonda. On bin dolar verenler kırmızı noktalının salonunda. Gözümle görmesem inanmayacağım. Bir tane hatunun kırmızı noktalı bir tane resmi.

Allah sizi inandırsın, odanın içerisinde, salonun içerisinde kocaman böyle kırmızı noktalı kadının resmi, yemin ediyorum o kırmızı noktalı hatuna sırtını dönüp salondan çıkmıyorlar. Kırmızı noktalı resme yemin ediyorum sırtlarını dönüp çıkmıyorlar. içeri giren kırmızı noktaya bakıp selam veriyor, dışarı çıkan kırmızı noktaya bakıyor selam veriyor, dışarı çıkarken de kırmızı noktaya bakaraktan geri çıkıyor. Asla hiç kimse kırmızı noktaya, o hatuna sırtını dönmüyor. Böyle bir şey. Ya normalde şimdi ona desen ki üstada sırtını dönmeyeceksin edepsizlik edip, ‘siz Allah’la kulun arasına giriyorsunuz…’ Yani desen ki edeple buraya girerken böyle bir hani boynunu bükerekten gir. Mesela eski dergâhların hepsinin de kapıları böyle şeydir, yüksek değildir. Herkes boynunu bükecek girecek, edep misali. E şimdi o kimse böyle yapmıyor. Normalde biz yapamayız bunu zaten. Ya biz böyle bir şey yapmış olsak var ya ohoooo ayağa kaldırırlar Türkiye’yi ama o kırmızı noktalı hatunun normalde resmine sırtını dönemezsin. Bir de hatun

hatun olsa, yarım dünya! insanın kadın göresi gelmeyecek ama böyleler. E şimdi o kimse de diyor ki yani işte ameller niyete göre. Yok canım kardeşim, öyle bir şey yok. Sen normalde Allah’ı zikredeceksin, ommm demekle Allah’ı zikir olmuyor. Allah bizi affetsin. Veya salat edecek o kimse oturacak, ‘ben salat halindeyim’, birisi de öyle dedi. Biz daim salat halindeyiz dedi. Namaz filan hak getire. O daim salatı bulmuş. Yani onda namaz sakıt olmuş. Tabi onlar da var. Allah muhafaza eylesin. O yüzden müşrik de sadaka verir, münafık da sadaka verir, kafir de sadaka verir ama onlarınki geçerli değil. Onların amelleri geçerli değil. Allah muhafaza eylesin. Burdan devam edeceğiz: “işte bunun için mümin tevfika mazhar olamamak korkusundan daima namazda ‘ihdinas sıratel müstakim’ der.” Allah izin verirse, önümüzdeki hafta aşure. Evet. Önümüzdeki hafta aşure. O yüzden önümüzdeki hafta Allah izin verirse inşallah her zamanki yerimizde, Allah izin verirse Bahçe Davet’te aşure programımız var. Önümüzdeki cumartesi malum oruçsuz olacak arkadaşlar. O yüzden mümkün olduğunca erken gelelim. Saat yedide dağıtıma başlayacağız. Yedi, yedi buçuk gibi. Eee, ondan sonra akşam namazları kılınacak. Sonra sohbet, dua. Allah izin verirse inşallah aşure programımız son bulacak. Allah hepinizden razı olsun. Geceniz mübarek olsun. El-fatiha maassalavat. Amin. Ecmain…Teşekkür ederim. Eyvallah destur. Selamünaleyküm.

TASAVVUF VAKFI MERKEZ

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 8 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
Yazıya Çeviren: Leyla Tuba Toptaş • ISBN: 978-625-92876-1-4 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı