1. Bölüm
Körpükken bunları korusun. Dolayısıyla bunların hakkında müsaade olmuş oluyorlar değil mi? Evet. Tamam. Kamu idarecisi de. Biz oraya gelin bugün var. Kamu empaklarına zannedeceğiz. Orası gelip kabul etmezse. Kamu oraya normalde devlet oraya kendisi şey yapabilir. Ne olur? Hayır olur mu yani? Olur. Bazı şeyler vardırken normalde umuma ait. Şahsı ait olmasından çıkar. Başkanım sorun. Evet ama normalde bir şeyhin kendi evi var. Örneğin. Şeyhin kendi eviyse o kendi evi mirasçılarından alır. Örneğin. Ama şeyhin evi dergâh olarak kullanılıyorsa dergâh sonrası. Ve dergâh olarak açıkladıysa o zaman mirasçılığının değilleri olur. Kim tasarladın orayı? Dervişler tasarladı. Derviş yok. Dervişler yoksa devlet orayı bu sefer dervişler adına veya otofon mesela adına oraya koyabilir.
Nasıl evini alacağız? Hakkını verebiliriz. Onun arbunu tabi. Burası farklı bir şey. Nasıl emin olacağız? Vay. Mesela örnek. Bizim şu anda içinde bulunduğumuz Bursa’da 450 yıllık bir mevlevi dergahı var. İçinde Karabaş mevlevi tekkesi. Şu an 450 yıllık bir tekke örnek. Buraya normalde vakıflara ait burası. Vakıflara ait olan yeri belediye kendince bir kontrat yapmış. Almış belediye burayı. Burayı tadilat ederken biz tadilatın son kısmında dedi ki biz burayı tarihimiz işletmek için ama tam bir mevlevi dergâh olarak işleteceğiz. Biz bunu da söyledik. Mesela inanmadılar o zaman ama Recep Başkan inandı o zaman için. Biz dedik 2365 numurda Sema olacak. Burada biz normal tipik böyle eski klasik bir dergâh olacak.
Buradaki hizmetten hiçbir şekilde ücret alamayacak, soğumayacak, boğulmayacak. Biz dergâh adamında ne varsa su birlikte Recep Başkan’ın önünde koyduk bunları. Biz dedi ki bunları tahadür ediyoruz. O da tamam dedi kabul etti. Biz şimdi mesela aynı minval üzerine orada devam ettiriyoruz şimdi. Örnek şimdi biz burada normal minval üzerine devam ettirirken böyle diyoruz. Mesela o zaman mesela Sütaş buraya rüse oldu ne o? İstedi benim gibi Sütaş istedi. Veya başka birkaç tane vakıf istedi mesela. Belediye burada eğer ki o dergahın kendi karakteristik yapısına uygun bir şey vermemiş olsaydı, manen onlar da sorunlu olurlar. E şimdi bunun gibi Somuncu Baba’nın orada bir. Somuncu Baba’nın orası mı? Somuncu Baba’nın dergâh orası.
Evet. Bu yüzden normal bir mesele. Şimdi orayı ben konuşmak istemiyorum ama. Tamam. Şimdi bazı yerler var mesela orada. Benim cevabım olmadı hocam şu anda. Yerken sohbet edelim. Abi hak vakti anlamında sorun. Siz de çok tatlı rejimden alınca. Mesela bizim Tekke’de birkaç tane aile yaşamış. Kendi yaşadığımız için. Orada yaşamışlar. Ama Tekke orası. Tabii geldiler bize. Biz burada yaşadık da burada hakkımız vardı işte. Şöyle de işte. Dinledim ben. Dedim ya bakın burası Tekke. Siz dediniz Tekke’de nasıl yaşarsınız? Bir kötü umur hesabı. Bir kızgılar bana. Dedim ya Tekke bakın. Burası dedim. Ne sana ne bana ait. Ne sana ait? Nedir o? Ne sana ait burası? Burası dedim. Bu yolda gidecek olanlara da değil.
2. Bölüm
Mehmet-i Muhammed’e ait burası. Tekke dediği zaman Mehmet-i Muhammed’e ait bir yerden. Hatta daha ileri. Ben onu daha ileri koyayım. Tekke dediğin zaman bütün insanlığa vekler olası. Peki Tekke çünkü orası. Bir hristiyan da gelir. Orada Sema’yı görür, sohbeti görür, kalbi yumuşak iman eder. O yüzden oraya birisinin sahiplenmesi mümkün değil. Birilerinin sahiplenmesini mümkün değil. belediyeler şu anda Allâh için konuşmak gerekirse. Bu tip yerler alıyorlar mesela. Mağdur etmiyorlar. Mağdur etmiyorlar. Mesela bizim orada Tekke’de kalanlar varmış. Onların birbirine konuşmak istemiyorlar. Aileler kalanlar mesela. Göçünmüşler, ev kiraladığını demişler. Ne istiyorsunuz? Bırakın. Hakkınız olmuyor. Hem bir yerde oturmuşuz.
Sizin burasını yaşatmayı kendiniz de yok. Evet. Burayı da işaret etmeyin. Aile tapusunun normalde düzenli olsan ancak şey olsa olur. Bir şekilde anlaşılır. Ayıp söylemesi. Tekke’nin üstünde bir cami vardı. Başçı İbrahim’in camisi. Bunun yanında bir hamam vardı. Hamam şimdi özel şahsa geçmiş mesela. Çavus’ta. Başçı İbrahim’in camisi de Tekke. Orası aynı bahçede. Hamam da aynı bahçede. Her Tekke’nin etrafında bir cami vardı. Bir hamam vardı. Bir medrese vardı. Bunlar külliye şeklindedir. Bak külliye şeklindedir. Şimdi mesela her Tekke’de bir mescit kapısı var. Eski Tekkeler’de. Eski Tekke’nin mescit kapısı vardı. Mesela bizim o zaman için Tekke’yi tadilat eden bizim arkadaşımızdır. Ama ben oraya gittim de baktım.
Mescit kapısı yok. Lan Cafer. Oğlum dedi Tekke’nin mescit kapısı var. Kimse mescit kapısını bilmiyor. Bakın takımlar dahi bilmiyor. Dedi nasıl? Oğlum bak burada cami var. Burada dedi bir mescit kapısı var. Bu mescit kapısından dedi cami geliyor. Tekkeler’de çünkü dedim cuma kılılmaz. Tekkeler’de önceden vakit namazı kılılmaz. Herkes dedi camiye gider. Ama hakikaten vakit namazı kılındı. Cuma kılılmaz. O yüzden dedim burada mescit yaparsan. Tekrar eski şeyleri, batalatları, eski şeyleri çıkardılar bunlar. Böyle dedikten sonra mescit kapısını buldular. Dedim bak mescit kapısı burası. Sen bunu araştırttır, soruştur. Mescit kapısı burası dedim. Şimdi o kapıyı açtırdık biz. Sonradan o normalde bir şey yaptım.
Mescit kapısı. Oradan mescide bir kapı var şimdi. Namaz, ezan okudum. Namazına gideceğim camide kılacağım. Camiyi ters etmek yok. Tekke var diye. Onun yanında hamam vardı mesela. Hamam boşalttı dedik kiralayalım burayı. Kiraladık biz şimdi hamama. Normalde dedi ki burasını da biz hamam olarak çalıştırmayacağız. Ama bir de dedi ki burayı da biz şey yapalım. Normalde hizmete katalım. Güneyi tamamlayalım dedik. Tamam dedik. Ondan sonra bütünlük olsun diye. Hamam şimdi şahsıza geçiyor. Hamam şahsıza geçmez. orada geçmez. Mesela onun caminin altında hamam var. Şimdi iş yeri var. Aslında burası vakfı. Bunun caminin hamamı. Onun camının altında şimdi bir uçuşlar çarşısı var. Orası hamam. Orayı hamama çevireceksin gene.
3. Bölüm
Aslında uygun. Orayı hamamı çalıştıracaksın. Vakfıyesi var bunun. Sen orayı hamam olarak çalışırsın. E şimdi tabi Cumhuriyet’in ilk yıllarında ne kadar şey varsa. Bu tekke ve zarabiyeler kanunun sonu bütün hepsini de şey yapmışlar. Tarihi yok etmişler. Yok etmişler. Birliğiyi yok etmişler. Bu yüzden şimdi mesela Aslında vakıflar Belediyeler Şimdi yapıyorlar ama Daha derinlemesini yapacaklar. Bir yerde tespit edip alıp Ama vakıf bilmiyorsun ama belediye bilmiyorsun. Ne yapacaksın? Adama diyecek mi kardeşim? Evet Cumhuriyet’in ilk yıllarında ne oldu sorun? Size beş kez çekilmiş. Cami satılmış. Adamın camisi var. Bildiğin cami var. O zaman camiler satılırken alanlar var. Camiler satılmadı. Almışlar mı?
Satışa çıkmış camiler. 17 yıllarda cami satışa çıkmış. Namazı yok. Namazı yok mesela. Burada da var gürtek. Ramazan’da gürtek adam uçuyor. Ramazan’da namaz kılınması için. Diğer zaman kapalı. Olmaz işte. Osmanlı’da kalan cami radyeyde. Olmaz. Onun olmadığı aslında mesela. Onun şimdi ya meşhur namazı kıldıracak. Orada duracak. Ya da o cami bir mesele verecek. Diyanet edecek. Diyanete gel kardeşim. Özel bir anlaşma yapalım. Sözleşme yapalım. Ya eydat kullan. Onun da eydatı bir para verdiyse. Parayı geri alacak. Ya da paraya geri almayacak. Ya da gidecek. Şeyler ne oldu? Diyanet kalan uçacak. Tabii imam tayin edecek. İmam tayin edecek yani. Yok. Cami kapatması yasak. Caiz değil. Sizi kapatması dinlen.
Ürün değil. Zırtılık bir şey. Ya da bu Cumhuriyet’in ilk yıllarını kullanan uygulamalardan bir sıkıntı var. Mesela adamın Şeyh efendinin evliliği olarak kullanıyorlar. Mesela Şeyh efendinin vefat ediliyor. Oğul geçiyor. Genelde bu tür bir yerler bulunca oğullarını bırakırlar geriye. Bu sıkıntılıdır. Ben bekledim böyle bir şey. Çok güzel bir yer. Müthiş güzel bir yer. Şeyh efendinin evi hayır abi evi olduğu gibi evi edememizi okumayız diye buna daha müteşehir ediyor. Bide işin bu tarafı var. Bide işin bu tarafı var. Bunlar o yüzden mesela Şeyhlerin Dervişlerin parasıyla kendilerine dergâh yaptırmaları ev yaptırmaları caiz değil. Uygun değil. Olmaması gerekiyor. Öğren, kurulup, açınla kurulup bir de bir ikna arkadaşım olarak bizim çektiğimiz kutulara anlatıyor.
Biz de biz her iki katlarla şoğluk, topraklara deyip ama ilmen noktasından denilemiyor. Hakka’ya dek de aynen ikna ile ulaşamadık ve aşağı yukarı bir ödeme Allâh’a sığın, yirmi senedir bu yolun içindeyiz. Süleyman ile bana bu senedir para. Süleyman kim? Arkadaşım. Şimdi biz Türkleri çok yerine gezdik ama sizin dediğiniz noktada bir şey bulamadın da noktor okuyup bana provesör ünvanı almış o şeyi bir kırsız başlığında ama kendinden bir şey kalkmıyor. Onlara karşılaşıyoruz. bu anlar ayı hiçbir bilgi bilmiyorum bana da bir şey izlerim. Bütün kitapçılarımız arasında yok yazımsız bir divanı kendine siz dediniz ya böyle bir şey de bulamadık biz böyle bir sohbeti ben ilk defa mevlana ilk defa duyuyorum iş denk gelmedi.
Herkes yazımsızlı böyle demiş ee Mevlânâ böyle demiş sen ne dedin ya şeyin dediği gibi mevlana dediği gibi senin bahçeden ne var kardeşim sen bana bahçeden anla biz bu sınıfı ben yemin ederim Osmanlı’yı bilir bu şeyi bu ee bilmeyen bir noktasından ee bu sefer bülbül kesime başlıyoruz. Bir şeyler biliyoruz ya gel Süleyman’ım buraya biraz kadımızı dökelim çapçak gel ötekine çapçak çapçak bayağı sıkıntılar anlatmadan zamanında kabuz hale yaşıyorsun ilk defa bizi böyle bir bahçelerden bulan bir sohbeti de ekledik. Bir de şöyle diyorlar birliklerine sakın kimseye söyleme ha niye söylemeyeceğiz birliklerine niye sakın kimseye söyleme bakışlara git başka türlü oluyorlar ee bayağı bayağı gidip bize bulan başlığından Süleyman da bir sonra da çok söyleriz balıklar, evler var orayı gidip bayağı yapamam ama bizim düğünümüzde sakın gitmeyin orada avam var avamdan var evet avamın yaşantısından sonra avam var onlardan uzak duruyoruz meramet yaşası yaşıyoruz dediler ee avam avas ayrı bıyakla karşılıyor nasıl olacak hocam bu tür şeylerlerle karşılaştık çok bütün sıkıntılar yaşadık biz burada yıldız güneşi gördük Allâh bilir razı olsun ki teşhir ettiniz biz daha emmitte bu sıkıntılar çok var yıldız güneşi gördüğü zaman kendisinin yıldızlılığı idrak eder avam hası gördüğünde kendisinin avamını idrak eder avam hası görmezse avam avamından bir haber var eğer insanları insanlar uykudadır öldüklerinde uyanılırlar siz ölmeden önce ölüm sırrı insanlara verilecekse o zaman ölmeden önce ölüm sırrına erişenler ölülerinin içerisinde dolaşacaklar ki ölüler diriyi gördüklerinde kendilerinin ölü olduğunu fark edip dirilmeyi düşünsünler bunların hepsi de kendi eksikliklerinin meydana çıkmaması için örtünme ve gizlenme ayıbı olanı örtünürsün ayıbı olmayan örtünmez Hazreti Peygamber Salullah Resûlullâh Hazretleri meydandaydı saklanmadı gizlenmedi müşriklerin içinde dahi bunlar müşrik canım ben onların içlerine çıkmayayım dedi dinimandan değil mi dedi gitti müşrikleri tebliğ etti gitti müşrikleri tebliğ etti geldi sahabeden birisi dedi ki bütün cabretulların huzurunda herkesi dayağı yedi orada güzel bir mutfakta dedi ki kim bu adam dediler ki bu Gifar kabilesinden efendim dedi nedir bu bu Gifar kabilesinden buzer dediler dayağı yedi birinci gün Hazreti Hamza kurtardı ikinci gün Hazreti Abbas kurtardı üçüncü gün de dayağı yedik o yine bir söylüyor o kendinden vazgeçmiyor ona dedi ki sen kavminedir oradan şimdi bu adam günün en yükselteşi bugünün anasisti bugünün mafya babası bugünün karşılığında mafya babası o yol kesiyor kervan kesiyor Hazreti Hamza Efendimiz onu kurtarırken dedi ki ey Kureyşler bu kimdir biliyor musunuz bu dedik Gifar kabilesinden valla İstinballarımızın önünü keser hemen bıraktılar tabi Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona ava mı dedi yok öyle bir yol sûfî hatta gerçek gerçek diyor şimdi kamiller kendi sunfilerini meydana sürerler ki herkes onun biraz daha canını acıtsın herkes onu biraz daha kanatsın herkes onu biraz daha sıkıntıya soksun pişsin o avanın içerisinde değil ataklığın içerisinde dolasın pişsin o herkese bir bebek yok öyle bir şey yok bir senede cebileceğin makamına getirdiler yeterin lan bir sene değil bir günde böyle getirdiler yapmamışız ki sen Kureyş’i getirecek ya kendisi bu gelmiş ya demek ki biz gidemiyoruz her zaman bir bayram velati patlatalım her zaman bu akşam şimdi velati patlatalım bu şeye benziyor bu uzak oda anazan’a yapanlar var mı ya çakra atlatıyorlar ya ver 5.000 dolar bir çakra atlatsın ver 10.000 dolar bir çakra atla geliyorlarmış bu sefer bu adam 5.000 dolar veriyorum bir çakra atlıyorum 7 günde tamam acısını bir çektim çekeceğiz bir karış oluyor çene bu bu senin ama bu hata gelmesin ben hiç tabağı kurmam ben herkesin hatası kendi senin yok abi arayalım arayalım aramaya başlayınca insan bakar kendince insan buluşur şimdi Allâh affetsin Cenâb-ı Hak lütfetmiş diyorum ben şimdi ben normalde gayen-i İslâmî yaşarken kendi dairemde demek ki bu hayat hayat değil bu yaşadığın hayat hayat değil kendine bu hayatta sıçrımı terk edin bu hayatı dedim bu hayatı terk ettim için ne lazım ona izmini terk ettim ki dedim bu hayatı sen terk ettin benim kendi kazanma göçmümüm lazım vahindarı göçmüm lazım ya arkadaşım geldi benim yanıma dedi birader ben vahindarı göçeceğim ben bırakacağımı dedim vahindarı bana bir iş ayarladım dedim ne iş olduğu önemli değil dedi ya bu yaşadığın hayatı kimse yaşamıyor dedi ya bu hayat bırakılır ben bırakacağım dedim ya ben istemiyorum bu hayatı ben dedim beş vakit namaza başladım herşeyi bırak gittim vahindarı göçtüm tekrar geri ailen dahi şaşkın herkes şaşkın İzmir’deki yaşadığım hayatı herkes biliyor çünkü orman işletmesine girdim ben orman işletmesine bir ay daha aldığım parayı ben bir gecede yiyordum bak bir ayda aldığım parayı bir gecede yiyordum bir gece sürmüyordum bir düktesi ona kendime şunu demedim senin bir şeye gelip geldim ben Hacı Efendi’nin cemaatine gittim götürdüler zaten Süleyman’a Hilmi Efendi’nin cemaatine götürdüler Nisa ve Yoruk çantezi Necmi amcanın Necmi arkayı yanına götürdüler yeni Asyacalı’ya gittim Hoca Efendi’nin cemaatine gittim Nakşabendiler’e gittim götürüyorlar beni koca ben gidiyorum seyrediyorum ne yapıyorum ben kendi kendime diyorum Mustafa’yı gördüm bir şey yaşanıyor oradan bir şey görülüyor melamiler bizdeki melamiler bir görsen melamiliğinden utanırsın bizde melamiler kaldı laf mı? 118 kere çarptı ne yalancı laflar ne sözler konuşamazsın yanlarında öyle melamiler küçüklüğümüzde giderdi birazdan anlatırım arkadaşlar gülüşürüz abi öylesine inanıp da kendi uçacağına inanmış melamiler adam 3. kaktaki evinden hitap gelmiş sen oldun artık Abdullah demişler uçabilirsin bu pencereden o kadar inanıp tamamen atıyor kendini kovacak kırılır bunu hastanede adı uçtum Abdullah adı bu adamın adamın öyle böyle hali kapalı filan değil zaman zaman hali görüyorum öyle şey değil insan nereye gittiyse ben böyle inciyorum sadece ama belki benim avantajım şu idi ben kendimce hayat yaşadım o zamana kadar yolu yorulamıyorum ben bakıyordum ben bir yere gittik ben bazen anlatırım sohbet harika bir anlatıyor bu işler böyle olmaz bu işler böyle olmaz getirin bana olan senetleri tamamen senetleri yazdı yazdı hatta herkes ağlar biz o zaman gayrı meşru yoldan gelmiyor bizim sahabeyindeki sahabeyi kıymetli ben çoğayla yüzük takmayı sevmem geçtiğimden beri kimisi altın kolye kullanır ben sevmem altın böyle kolye koyarlar ben sevmem bugün için karadenin en düşük saatim 10.000 dolar 10.000 dolar ben de hastalıktır hala da içimdeki hastalık arabanın tor bir dozundu içimde yine kıymetli bir saat var orada utancımdan takamıyorum o saat orada dururum o saat olmazsa orada ben gene rahat ederim bir yere gittim yoldan kaldım derde kaldım bir şey oldu ben saati yine rehin bırakırım derim bile de var burada sen geleceksin bir gün sonra işini halledeceksin orda konsolu saati orada duruyor hastalık bizde olur önceden para taşımak para durmuyor ya üstümüze önceden beri durmuyor öyle bir şey lazım biz attık bir saati ortaya bir ay sonra bayındır dair bir soru sonra adam gene anı yazıyor sementleri bayındırın imamını çekti ne iş bu bu adam iflas eder bizim bu sementleri yazar ya Mustafa kardeş millete de dedi millet hirasinde bu totum yakasını lan dedi malda tam bir tane değildi nasıl aldatıyonuz millet bizim saat gitti desene dedim ben hadi ver lan dedim lanet olsun ya dedim maldan nerede görülmüştü bitti lan görmüşüm onu bir daha ne geçecek hayır bu adam burada 5 liranızı alsın kafasını koparın anladın mı bak açık konuşuyo kendisi de burada yok öyle bir yol yolu gidecek kendi evini bırakıp gidiyor şimdi kenara mı duruyo hayır kenara girmiyor yolu gidecek yok öyle bir şey bir küçücük bir şeydir o işe ara o işaret o işaret herkes işareti görmüyorsa kesin kördürme sen kabahatin var ve git altın alcaksan kuyumcudan alcaksan altın alcaksan kuyumcuda isten bakıyom ben şimdi kuyumcunun literine gümüş de var altın da var bişi bişi dedi altın da kuyumcudeyim almıyom ben ondan bişi neden gümüş alcaksan gümüşcuda saati alcaksan saatcuda altın alcaksan kuyumcuda eser gümüş istiyo Allâh yoluna çıkersin gümüşcuda alcaksın ya bizde hem gümüş var hem altın var hem bakır var yok kardeş sen yolunu bulamam işin gücü nasıl gelsin sen bize kuyumcu lazım gümüşü kararır o zaman içerisinde altın hiç kararmıyo saf sektörü pro gösteriyo her zaman içinde değer o yüzden o kimsenin kendisidir o nere gidiyorsa git Allâh yoluna çıkersin ama kimseye şikayet etmek yok kendince altın saati elini kendim ettim kendim bulundum Allâh iyiyse bizim sohbetimiz medet etmek için söylemiyorum bizim sohbetimiz değer ettiklikler kurma sohbeti yoktur bizde senin dükkanda varsan al satarsın dükkanda yoksa yarın demek er kişinin işi değildir der mesleğinden yarın demek er kişinin işi değildir sûfî fahdin çocuğu ben açım ben işçiyim ve sevimde geçer yarın demek er kişinin işi değildir sen ersen yarın diyemezsin sen ersen ya dur bakıyım kara kitap ne demiş yok öyle bir şey yok sen aşıksan oturduğun yerde şiir söylecen bana Yûnus’un şiirini benden hak ederim sen aşıksan şimdi söylecen bana niyazı mısıdan söyleme bana divanı kebirden söyle orda kitap da duruyor açar okur mu bana sen söyle başkasının sözünü nakletmekse o kural ve sünnet ona yeter nakletecekse başkasının sözü nakletecek söz lazımsa kural ve sünnet yeter bize bu muhakkak büyük belirlerin sözlerini de ölçü olarak kabul eder bunu reddetmek yok imam azamın sözü çok muhteşemdi çok hoşuma gider dedi biz bir mesele de kuran’a bakalım bulamazsak sünnete resûlullâh’a bakarız bulamazsak ahmet şunu dedi demeyin biz deriz bana sen diyeceksen gel ben senin dizinin dibine oturayım lanın başkasının sözünü nakletecekse o kitap da var lanın oradan okur yok bana kitapta olmayan lazım var ama açığa okur bana olmayan lazım bana bir şey söyle daha lütfen öyleysen çıkar oturursun zaten yazsın ki sorun bu noktada sözlüler çevir sayfam yapacak kitaplardan yoksa bu noktada normal değil millet kendi şeriatını öğrenmek için kitap okuyacak şeriatını öğrenmek için şu anda öyle çok gruplar var ki bir gruba dokuyorsun müstehede olmadan mecliliği kendi kendilerine şerh ediyorlar 70 kişi 30 kişi koplanmış bunların bir çoğu da üniversite mezunu olarak yaşanıyor veya arabiden arabayı okuyup anlamaya uğraşıyorlar durmadan çevir sayfayı yapıyorlar kabusluk halleri hiç bitmiyor bir yere de gidemiyorlar ondan sonra da diyorlar ki bunu söylememesi lazım diyorlar öğretecekler ya normalde şimdi o tip insanlar çok fazla mesela eski sûfî öğretisinin de kalmanlığından kaynaklanıyor mesela arabi okuyacak normalde 89’daydı eski bir derviş bana dedi ki şer efendinin dolanımda kitledi dedi füsusla dedi giymanık yapıyordu şer efendi okur şerh eder dervişler okuyamazdı şimdi normalde tabi arabi okuyamazdı mesela arabi okurken arabi diyor ki bir kimsenin kalbine gelen ilhamla ilim yoktu rüya ilim yoktu hal ilim yoktu ben diyor hasreti ve sunumlar samurlarla vesairelerle görüşürüm arabi kendi fütuhatında söylüyor iyi arabi okuyan adamın kaç tanesinin halini yoktu yol çiziyor arabi hasreti ve mevla ve celalet önüme hasretleri de aynı şeyi söylüyor şimdi bugün sûfî hayata baktığımızda veya dini hayata İslâmî olarak hayata baktığımızda ve ilim ölçülerine baktığımızda hasreti ve peygamber samurlarla vesaire hasretleri rüya peygamberlerin 46 yüzünden bir gün iyi salih rüyalar hürmetine müvessilat katılıyor kardeş hani sizde okuyorsun boyuna okudun bildin iyi tamam bildin gittin gene moruzu tutmadın okudun bildin namazı kılmadın gene okudun bildin nefis ve mücadeletin hangi noktadasına nereden olacak yok hiç krisi de yok manevi eğitimleri olmadan kaynaklanıyor ama onlar bir şeye gidip ilgisayar etme noktasında da değiller o bilgi çibirleri onları aşağıda gösteriyor bilgi bu noktada onlarda çibirli bilgi var bilgi onlarda tevazuyelik ama onlarda hikmet olmadan kaynaklanıyor bilgi var bilgi ayrıdır hikmet nedir hikmet marifettir marifet Allâh’ı bilmektir bilgi ise işin zarif kızıdır siz bunu okursunuz bilgilenirsiniz marifet ise Allâh’ı bilmektir Allâh’ı bilmek nefsi bilmekten geçer nefsi bilmezse o kimse asla Allâh’ı bilmez onda asla marifet Allâh tecelli etmez onlar da o yüzden bu hikmet eksik bir kimse normalde kendince o tevazuyu gösteremiyorsa bilgi var eşek yüklü kitap yüklü eşek yüklü tevazı yok alçak yönelilik yok insanlar ışık tutmak yok toplamışlar 20 kişi 21.si yok almıyorlar arılarından neden? dinler çünkü ayy çok hala Hz.
Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem öyle yaptı ya 21.sini almalı sünnete Resûlullâh’a vurmak yok hatta Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. müşriklere İslam olması için öğretirken ama ümrü mektup geldi cübbesinden vuruyor Ya Muhammed bana dinimi anlatır mısın? Hz. Peygamber döndü ondan sonra ona baktı müşrikler anlatmaya başladı tekrar Ya Resulallah bana dinimi anlatma Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem döndü tekrar müşrikler 3 kez bu tekrar oldu âyet-i kerim indi müşrikler yüzüne astı onu başka türlü tehdit ediyorlar öyle değil başka türlü tefsir ediyorlar müşrikler yüzüne astı Cenâb-ı Hak müşrikleri ikaz etti dedi ki onlar müşrikler o yüzlerini astı sen de dinini öğrenmek isteğine anlat dini öğrenmek isteğine anlatmakla mükemmelsin böyle biz bu sohbete 23 iş yapıyoruz havam içimiz almıyor hoş geldin 23 Nisa Allâh yolunu açık etsin hadi sen çay kenarında değil git kumda oyna çay kenarında boğulursun bu noktada sûfî eski müşrik kamillerin şeylerinden neteyhiz alması gerekiyor sağ olduğu olan müşiri varsa ondan mı alması gerekiyor benim öğrendiğim yol oydu benim öğrendiğim yol ben şeyhimin dizinin dibinde durdum nereye gidiyor ben de nereden bir şey anlatıyor dinledin reyat hayatın içinde sen yakinen şahitsin hayatıma usta ben oğlu siyah hastan davet ediyorlar ama ne zaman istiyorsanız gelelim götüreyim yol öğrendiyse bir kimse yaşayan şeyhten ölür riyasını kime tembih ettirsek halini kime tembih ettirsek yolu oda var çünkü bir kimse kimde yok ki veya kimler buna önemsiz görüyor kendince bu yolda eksik olanlar kendi eksikliklerini örtmek için riyaya bunun gerek var ya hadi canım riyayla mı olmuş ya diyecekler böyle derlerken de peygamberliğin 46 cüzünden 1 cüzü inkar etmişler yok bir kimse nerede ne yapacağını nerede ne olduğunu nerede ne olacağını üstadından öğretecek ben bazen basit örnekler veriyorum arabinin bende fütahatı vardı fütahatından bir yer açtı aldı kitap okudum böyle açtı okudum ne diyor dedi kapattı koyalım onu bıraktım ben kendi bir gün böyle bunu söylediğimde emosyum kaldı fırından düştü ondan sonra o arkada karamazakta bir ev var karamazakta bir gün yine karamazakta kitaplı burada duruyor usta ben bir gün dışarı çıkmayacağım pek efendim bana bir kitap getirin efendim ne isterseniz bakın dedim sen bir getir bakalım bana bende kitabı Zühd var İmam Muhammed Hazretleri 2. kitabı Zühd’ü ötemedim 2. baktı bir sayfasını açtı hâlâ mı kalktı samanlar boğulup samanını biliyorsun sen buraya geldi baktı kitabı yaptı oradan o fütüatı çekti oradan açtı aynı yer açtı oku dedi bana aynı yer okudum bir paralel ne dedi dedi anlattım bundan sonra okumayayım bundan sonra okuyabilirsin arada kaç yıl geçti bilmiyorum neyse ben koydum bir daha açıp bir daha kapağını açmadım kendi kendime dedim ki bundan sonra okumuşum ne okuyayım ki bundan sonra okumamak gerek yok şimdi benim onu okuyamayacağıma o karar benim üstadım kim karar verecek başka o karar ama yok o benim kararımı vermeyecekse ben kendi nefsime göre kendi kafamdan geçecekse hiç daha da bağımlanma bir anlam yok o zaman herkes kendi kafasından geçsin burda ne tavsiye edersiniz efendim bir mürşidi kendine bağlı olan bir derviş kitapla mı yol alır yoksa mürşidinin direkt sohbetlerinden burda herkes kendi yolunu kendisi yapmak ister bir kimse normal değil kimisi vardır dervişler koyulmanın böyle dolamanın dolmadan koyulur kimisi vardır direk gider kimisi en direk gider herkesin önünde bir şeyler gelir bu yol böyle bir yol hiç kimse birbirine benzemez bir kimseye ne kadar dersen de böyle yapman lazım diye kimisi dolaşacaksa dolaşır o mümitte kimisi dolaşır kalır bir şey diyemez o yüzden herkes kendince bir yol geçecek bizim o zaman da arkadaşlarımızın içerisinde herkes kendince bir yol gidenler var bakıyordum ben onlara mesela şey efendi diyordu usta efendi şunu söyle böyle böyle yapmasın bir üstad birisini ikaz ettirecekse birisi söyler ya da böyle birisini kendince değer görebilen ona söyletir mesela diyordum ben abi böyle böyle yapıyormuşum yapma yapıyordum devam ediyom şimdi normalde bir kimseyi bu noktada halini birisinin kendini değiştiremezse kimisinin halini Allâh değiştirir kimisinin halini normalde o kimisi çaba göstererekten birisi bir kimse halini değiştirmiyorsa da zarımı zorla değiştirmeye kalkarsan o kimsenin üzerinde durmaz inşâAllah herkesi Allâh vasıret etsin hocam şimdi bazı insanlar da müsaade yazmışlar bunlar okuduluyor bir müsaade gidiyor burada tabi ama yok sûfî yolu farklı bir şey farklı evet normalde sûfî yolunda normalde bir müminiyet için lazım olan şey mülşedir ötekini önemseleştirmez önemseleştirmez ama belakit lazım olan o böyle lazım değil şu an sufinin konumuna göre halin değil de çıkabilir o sufinin konumuna göre sufili konuşulacaksa sufili kitabı mülşedir sufinin kitabı mülşedir olmadı lütfetçe o sûfî yol gidemez mukayese ne kadar doğru mukayese su yoktur ama hayır bu normalde bu noktada bir kimsenin bu noktada mülşedi varsa okuyacağı mülşedidir soran alır tamam bitti onun başka bir şeye ihtiyacı yok gerçekten bu noktada bu kimse normalde şimdi gider sor soran alır sorduğunu alıyorsa mürid için başka bir şey lazım değildir sorduğunu alamıyorsa o mürşed de gitsin mürşedim diye dağda çamanlık yapsın üç tane boyun veriyorlar sana bu diyorlar doğru bu diyorluluk da şimdiki bir burumu öğretmek için sorup alır şey diyeceğim dövme yaptırmak için cahil değil yaptıranlar mümkünse tedavi edecekler kendilerini dövmelerini silecekler mümkün değilse tövbe edip hayatlarına devam edecekler İslâm öncesi bir şey yapmışlar o bir günde olacak adnan oktar ve kedicikleri sonra bunu cahil görüyorlar ama yok değil bu konuda kesin sahi şey var hadîs-i şerifler hatta lanetlenir diyorlar o yüzden dövme yaptıranlar lanetlik bir iş yapmışlar burada ne olacak o kimse yaptıran kimse bilmiyor bu kadar günahike barındır ya bunu affeyenler böyle bir şey yaptırmayacak bu yoksa şey değil kesin kesen noktada büyük günahike barındır adnan ve kedicikleri hangi kadar değindeyim derler ve lanet severler öyle değil bizim yolumuzda hadîs-i şeriflere sünnete resûlullâh uymak fazladır bizler biz sünnete resûlullâh’ı farz olarak görürüz biz sünnete resûlullâh’ın sünnettir yapsan da neyi görmeyiz bir meselede âyet ve hadisi var ise bu mesele bizim hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretine uymayı farz olarak görürüz biz hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretine uymayı böyle kur’an’a uymam gibi alırız biz o yüzden hadîs kitaplarına geçmiş olan hadisleri de üzerinde sahip bir değil mi diye tartışmayız bizim işimiz değil deriz hadîs-i sahibler otursunlar onlar sahiplerine olmayanların çıkarsınlar biz bu halimiz tüm temizliklerimizde iman-i Muhammed ben gibiyim hatta kötü bir sinde gibi hatta kötü bir sindenin içine de çıkarakta bir hüküm verilecekse hüküm için sahipliği sahip olmadıklarını tartışırsın araştırsınlar bizim işimiz değil ama bir türlü hüküm veremeyecek olan hadisleri biz sahip olarak kabul eder tabi olursun biz bu noktada yol olarak kendimize bunu seçenlerdeniz asla üzerinde gayet komşudurturmayız bile kimseye dervişlere de konuşturturmayız yasaktır hadislerin üzerinde tartışma yapmak yasaktır ruhumuz bedenden ayrıldığı zaman ruhumuz nereye gidecek böyle yakınlarımızı görebilecek miyiz bir de insanlar yaratılmadan önce ruhlar neredeydi paralel evren var paralel cemaat olur da evren olmaz mı ya her şeyin bir paraleli var mı bir şey yok ruhumuz bedenden ayrıldığı zaman ruhumuz nereye gidecek ruhlarla alakalı sorulur ama Cenâb-ı Hak her gece o ruhu alır ya ruhlarımız her uyuduğumuzda ruhlar kendi ilk yaratıldıkların makama dönerler o ilk yaratıldıkların dereceye dönerler bu her gece olan veya uyuduğumuzda tecelleden şeydir ama vefat ettiğinizde bu öyle tecellet girecek vefat ettiğinizde eğer bizim bu noktada cehennemlik amelleri işlediyse kabir alemi denilen ruhların ilk yaratıldığı yerden ayrı bir yere pencer açılacak kabir alemi denilen bu da normalde kabir alemi bildiğimiz zahir olarak kabristan ama manevi olarak yine ruhlar alemin için daha doğrusu bu böyle size tuhaf gelebilir Cenâb-ı Hak Nuh-u Muhammedi’nin içerisinde bir ruhlar alemini yarattı o ruhlar alemini yaratınca orada normalde Cemre-i Minkali İsraf-i Lazarka Aleyhisselâm ve diğer meleklerin zuhura çıkması gibi insanların ruhları da zuhura çıkıyor insanların ruhları da zuhura çıkınca orada bu ilk ruhların yaratılış varlığı çıkışı bu varlığı çıkış yerinin haricinde o ruhun normalde dünyadaki işleri bittikten sonra mahşerini bekledi hesabı kitabı bekledi o ruhların içerisinde ayrı bir bölüme, ayrı bir alan var ayrı bir perde var orada bekletiliyor orada da iki perde var bir perde var cennetlikten bir perde var cehennemlikten cennetlikten perdesinde duranlar cenneti izleyerekten orada bekliyorlar cehennemin perdesinde olanlar cehennemi izleyerekten bekliyorlar o yüzden oradaki o ruhlar eğer cennetlik perdede duranlarsa onlar o kısım akrabaları etrafı tanıyorlar cennetlik perdesinde duranlar da kendi içerisinde derece derece derecesi yüksek olanlar Abdülkadir Geylan Hazretleri Ahmet Urfai Hazretleri davet edildiğinde icabet edenler var Cenâb-ı Hak onları bu noktada hür bırakmış serbest bırakmış onlar haydır onlar ölü demeyiniz der bunlar bunlar davet edildiklerinde daveti icabet eder Hazreti Peygamberlerin şekillerin ve velilerin Mürşid-i Kamilerin ruhları onun altında veliler, onun altında evliyalar onun altında sıralarında aşağı doğru inenler bunların normalde ruhlarının serbest olanları var ruhları serbest olanlar böyle davet edildiğinde gelen zaman zaman böyle Cenâb-ı Hak’ın müsaade ettiği kimseler bunlar bunlar evet bunlar gelirler giderler bundan bir sıkıntı yok normalde bir de öldüğünde bir kimse bu kim olursa olsun öldü, öldüğünde ölümle alakalı şey olduğunda mesela o kimseler ilk etapta Allâh alem onlar henüz daha birinci kat gökteyken bunları görüyorlar ama birinci kat gökten sonra kafir de mümini de bunları göremez sonra müsaade edilenler bari ki efendim uyuduğunuzda ruh bedeninden ayrılıyorsa bedeni yaşatan can mı? bedeni yaşatan orada candır ruh ayrıdır, can ayrıdır onlar ayrı ayrı şeydir can bu kendi içerisinde insanın fiziki olarak yaşamasını sağlayan Cenâb-ı Hak’ın yaratma esnasında vermiş olduğum bir manevi esinti müstarak, böyle değil bir kimse ana rahmine düştüğünde onu yaşatan candır, ruh değildir can olması bizim normalde fizik olarak vücudumuzu çalıştıran bir manevi bir esinti derken nurun ayrı bir tecelliyatı efendim nurun renkleri vardır nurun da kendi içerisinde tecelliyat dereceleri vardır bak nurun derecesi değil nurun tecelliyat derecesi vardır Cenâb-ı Hak’ın nuru eşyaya tecelli ederken aynı daireden, aynı veçeden tecelli etmez eşyanın konumuna durumuna göre nurun tecelliyatı vardır o yüzden bu manada nurun da kendi içerisinde renkleri vardır bunlar kalbî meselelerdir o nurun renklerine göre o kimsenin derecati çıkarmaya danandır bak nurun rengine göre şahsın derecesi çıkar nurun rengine göre meleğin derecesi çıkar nurun rengine göre eşyanın derecesi çıkar bu varlık alemine nurun tecelli ederken varlığın derecelerine göre tecelli etmesine bu bir haldir bu kalb değildir anlaşıldı bunu böyle anlatıyoruz bu kalp bu hâle olarak yaşanacak mesela Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri nuraniyetinin rengiyle âlem alayhisselam nuraniyetinin rengi aynı değil bundan ehline hukukiyet olur bu konuşulur ama bunu etmiyor bunun varlığı kesindir ama bu hâle erişen ancak bunu gör bu normal şahadettir sunfilikteki şahadettir mesela velilerin de kendi içlerinde nurlarının renkleri vardır mürşid-i kamillerin de kendi içlerinde nurlarının renkleri vardır dervişlerin de kendi içlerinde nurlarının renkleri vardır zikrullah esnasında her zikrullah eden dervişin kendince zikrullahının kendince kendi rengi vardır bunların hepsi de o kimsenin manevi dereceatına göre değişir bu zahire akseden varlığa akseden şeydir yoksa kiminin üstün olmadığını bizim anlayacak bir halimiz olmaz bu maneviyatın akle tecelliyatıdır biz kiminin dereceatının yüksek olmadığını ömründen aşağıda olduğunu bu nurun tecelliyatıyla anlaşılıyor bu başka bir şeyle anlaşılıyor manevi olarak başka bir şeyle anlaşılıyor bunda kitahta bulunan mümkün değil zaten okudun mu hiç böyle bir şey okudum sadece Hz.
Mevlânâ bunun kimliği yoktur diyor bulunduğu bu kiminle girdiği zaman kimi kalır diyor o zaman benim de kıpamıza alınıyor benim de o zaman vücut ve öldüğümüz zaman öte kalemle karşılaşacağımız böyle ödülmenler değişiyor her ruh üçlerinde vücudun suretiyle suretlemiş aslında o suret o suret ruhlar aleminde belidir ruhlar aleminde her ruhun sureti vardır gerçek sureti o gerçek sureti tecelli edecek vücudun sureti tecelli edecek olan vücudun sureti oradandır her ruhun bir sureti vardır suretsiz bir ruh yoktur her ruh ve her ruh kendi suretiyle gelir ana rahmetiyle gelir üflenir ve o kimse mahşerde yeniden aynı suretteki bir bedene üflenir mahşerde de o yüzden mahşerde de herkes bedensel olarak birbirine aşına olacak bu beden olmayacak buna benzer beden olacak Allâh bir şeyi yarattığında bir daha aynı şeyi yaratmaz bir seferi yaratır ama ona benzeyen bir şey daha yaratır benzeyen bir şey yaratır ona tıp tıp atıp benzeyebilir onun yaratmasının sonsuzluğu vardır yaratmada da sonsuzluğu o yüzden mahşerde de bizi yarattığında biz yine aynı buna benzer bir bedende yaratılacağız herkes birbirini tanıyacak cennete girenler de ayetten cennetlik bedenleri de cennetteki bedenleri de birbirine benzeyecek herkes birbirini tanıyacak çünkü birbirini tanıyacak o yüzden ruh şekilsiz ve suretsiz değildir ruhun şekli ve sureti tecelli ettiğin şeyin şeklinde ve suretindedir insan ruhunu söylüyoruz Cebrail aleyhisselâm da ruhtur Cebrail aleyhisselamın kendince kendi manevi olarak kendi veçesi veçesi sureti bellidir bunun veçesi ve sureti herkesin makam ve derecesine göre görülür o yüzden Hazreti Peygamberin sallallâhu aleyhi ve sellem gördüğü Cebrail haktır bir sufinin gördüğü Cebrail de haktır ama vela ki sufinin gördüğü Cebrail aleyhisselâm farklı suretedir muhakap ki mürşidin gördüğü Cebrail aleyhisselâm farklı suretedir Hazreti Peygamberin sallallâhu aleyhi ve sellem gördüğü Cebrail farklı suretedir İsa aleyhisselamın gördüğü Cebrail de farklı suretedir bir mürşidin yolun başında gördüğü Cebrail suretiyle yolun ortasında gördüğü Cebrail suretiyle kemalat direkisinde koşarken gördüğü Cebrail suretleri hep değişecektir manevi derecesi değiştikçe Cebrail sureti de değişecektir yolun başında gördüğü Cebrail suretinde kalırsa, dün dünde kaldı cancası, bugün yeni şeyler görmek lazım o zaman o dünde kaldı daha o halini unutacak yeni bir Cebrail sureti lazım ona bu ne demektir o kimsenin bir adım atması lazım manevi derecesinin yükselmesi lazım ki o kimsedeki Cebrail sureti de değişsin mürşidin sureti de değişsin ona bir müridin yolun başında mürşidi ya en zirvede görür ya da kendi değerinde görür eğer normalde en zirvede gördüysen en zirveye doğru o derviş yürümesi gerekir eğer en zirveye doğru derviş yürümüyorsa o derviş de tembellik yapmış yolda kalmıştır suret hep her daim insanı kandırır o yüzden surete kalmadan yola devam etmek gerekir yolun sonu yoktur tecelliyete ayrılmak gerekir tecelliyete ayrılmak mürşidin işinde o otursun ayıkasın birinin taşını işine dervişi ondan ayırmaz dervişin işi neyle olur derviş yol gider derviş koşar derviş yol giderken koşarken ona köfte de verirler ekmek de verirler su da verirler otursak yer de gösterirler şey gider ki yürü daha yolun çok var ama derviş dinlemez orada o yine gönder ne güzel ya köfte de var, bak da var, bahçe de var şurada oturayım benim yerim burası diyorsan Allâh yolunu açık etsin burada oturup burada kalır o ama sûfî yol koşacak derviş onu dövdü de şey ki onu dövdükler yürü de daha yolumuz var daha nice gittiklerinde alem var mekan var yok ben burda şeyim diyorsa burada kalana bakmayız
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı