Oruç: Kur’ân ve Sünnet: Yolumuzun Temel Ölçüsü
Bizim yolumuz Kur’ân ve Sünnet’tir. Biz tasavvufî algılayışımızı ve anlayışımızı nübüvvet penceresinden algılayarak, anlayarak ve yaşamaya çalışıyoruz. Bütün şeyhlerin, velîlerin, pîr efendilerin söyledikleri mübârektir, başımıza tâçtır; ama onların hepsinin söylediğinin üstünde Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin ve Allah’ın söylediği vardır ki bizim için birinci derecedir, ölçü odur.
Filanca mübarek şöyle demiş olabilir, filanca hoca efendi böyle demiş olabilir. Bu Kur’ân ve Sünnet süzgecinden geçtikten sonra, Kur’ân ve Sünnet doğrusunun içindeyse başımıza tâç ederiz. Ama Sünnet-i Resûlullâh süzgecinden geçmiyorsa, Kur’ân-ı Hakîm’in süzgecinden geçmiyorsa — filanca şeyhin, filanca velînin, filanca profesörün demiş olması bizi bağlamaz.
Bizi bağlayan Kur’ân ve Sünnet’tir. Bir şey Kur’ân’da varsa başımızın tâcıdır. Hadis-i Şerîfler’de varsa başımızın tâcıdır. Ashâb tarafından işlendi ise başımızın tâcıdır. İmâmlar fıkıh etmişlerse başımızın tâcıdır. Ümmet bir noktada toplandıysa icmâ olarak başımızın tâcıdır.
Şa’bân Ayında Oruç Tutmanın Fazîleti
Peygamber (s.a.v.) ve Şa’bân Orucu
Hazret-i Âişe Vâlidemiz diyor ki: “Ben Resûlullâh (s.a.v.) Hazretleri’ni Şa’bân ayında tuttuğu kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu — Ramazan hâriç — görmedim.” Peygamber (s.a.v.) Hazretleri eşlerini de Ramazan ayında tutamadıkları oruçların kazâsını Şa’bân’da yaptırırdı. Hâne-i Saâdetlerinde Şa’bân ayı sanki Ramazan gibi geçerdi.
Zeyd oğlu Üsâme (r.a.) Hazretleri sordu: “Yâ Resûlallâh, sizin Şa’bân’da tuttuğunuz kadar hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmüyorum.” Peygamber (s.a.v.) buyurdu: “Bu, Recep ile Ramazan arasında öyle fazîletli bir aydır ki insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller âlemlerin Rabbine yükseltilir. Ben de amelimin oruçluyken yükseltilmesini istiyorum.”
Amellerin Yükseltilme Zamanları
Akşam namazından sonra günlük olarak kulun amelleri yazılır. İslâmî olarak gün dönümü akşam namazıdır. Akşam namazından sonra ertesi gün başlamıştır. Haftalık ameller cuma gecesi Allah katına çıkarılır. Aylık ameller o ayın sonunda çıkarılır. Yıllık ameller ise Şa’bân ayında yükseltilir. Bu yüzden Peygamber (s.a.v.) amelinin oruçluyken yükseltilmesini istemiştir.
Enes bin Mâlik (r.a.) Hazretleri der ki: “Resûlullâh (s.a.v.) bazen çok oruç tutuyordu, ara vermiyordu; öyle ki biz ‘Resûlullâh bu sene oruç tutmayı bırakmayacak’ diyorduk. Sonra orucunu bırakıyordu; öyle ki biz ‘Resûlullâh bu sene oruç tutmayı düşünmüyor’ diyorduk. Resûlullâh’ın en sevdiği nafile oruç Şa’bân ayında tutulan oruç idi.”
Ramazan’a Hazırlık ve Şa’bân Orucu
“Recep Allah’ın, Şa’bân benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Şa’bân ayı Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin ayıdır. Çok oruç tutacağız, çok salavât-ı şerîfe getireceğiz. Oruç ve salavâtı birlikte yaşayacağız. Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne sorulunca: “Ramazan’dan sonra en fazîletli oruç hangisidir?” Buyurdu: “Ramazan’ın ta’zîmi için Şa’bân ayında tutulan oruçtur.”
Ancak Şa’bân’la Ramazan’ın ayrılması için birkaç gün öncesinden oruç tutulmaz. Hanefîler de bu ayrılmanın birkaç gün dahi olsa şart koşulmasını benimsemişlerdir.
Gaflet Zamanında İbâdetin Kıymeti
Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: “Şa’bân, Recep ve Ramazan’ın arasında insanların gaflette geçirdikleri bir aydır.” İnsanların gaflette geçirdikleri zamanlardaki ibâdet, bataklığın içerisindeki gül gibidir. Herkesin isyân ettiği yerde sen Allah’ı zikredersen orada çok kıymetlisin. Herkesin zikrettiği yerde sen zikredersen fazla fark edilmezsin; ama hiç kimsenin zikretmediği yerde sen zikrediyorsan başında melekler üşüşür.
Tenhâda yapılan zikir çok kıymetlidir. Hiç kimsenin bulunmadığı yerde bir kimse Allah’ı zikrediyorsa o zikir çok kıymetlidir. Neden? Orada gösterişten uzak, riyâdan uzak, her şeyden uzak kendi kendinedir. Müminin tatili olmaz. Müminin tatili kabre girdiği zamandır. Orada dinlenecektir.
Ehl-i Tasavvufun Tarih Boyunca Direnci
Türkiye’de ve İslâm dünyâsında hâlâ Kur’ân ve Sünnet üzere bir hayat tarzı varsa, bunun temelinde sûfîler yatar. Hangi baskıya gelirse gelsinler, karşılarına ne gelirse gelsin, Allah zikrini bırakmamışlardır. Gizli gizli, iki kişi, üç kişi — ne kadar baskı ve zulüm varsa hepsine karşı durmuşlar, Allah zikrine devâm etmişlerdir.
28 Şubat’ı yaşayan kardeşler var. O günün baskılarını biz çok azını gördük; bizden öncekilerin neler yaşadığını biliyoruz. Fotoğraflarımız çekildi, evimize geldiler isimlerimizi yazdılar, karakollarda günlerce sorgulandık. Ama ehl-i tasavvufun o nûrunu, o hareketini durduramadılar. Şimdi Anadolu topraklarına bakıyorum, elhamdülillâh her yerden fışkırıyor. Her yerde toplanılıyor, her yerde zikirler yapılıyor, her yerde sohbetler geliyor.
Nurdan Minberler Hadis-i Kutsîsi
Meşhur hadis-i kutsîde anlatılır: Mahşer yerinde hiç kimsenin gölgelenmediği anda Allah, nurdan minberler üzerinde bazı kullarını oturtturur. Mahşer halkı ve peygamberler onlara gıpta ile bakarlar. “Bunlar hangi peygamberlerden?” diye sorulunca peygamberler bile “Bilmiyoruz” derler. Bir münâdî melek cevap verir: “Bunlar, dünyâdayken birbirlerini Allah için seven ve toplandıklarında Allah’ı zikredenlerdır.”
İbn Teymiyye dahi bu hadisleri reddedememiştir; talebesi Aliyyü’l-Kârî de mecbûren almıştır. Bu hadis-i kutsî velîlerle alâkalıdır ve “Onlara dünyâda da âhirette de müjdeler vardır” âyet-i kerîmesinin tefsîrinde geçer.
Allah İçin Sevmek ve Allah İçin Zikretmek
Nurdan minberlere oturanların iki hasletleri vardır: Birbirlerini Allah için severler ve toplandıklarında Allah’ı zikrederler. Bu kimseler birbirlerini ne akrabâlık, ne ticâret, ne kavmî bağ için değil; fî sebîlillâh, sırf Allah için severler. Allah için toplanırlar ve Allah için zikrederler.
Hayatını Allah’a Teslim Etmek
Sûfî hayatını Allah’a satandır — bedelsiz. Bu aslında satmak değildir, teslim etmektir. Sûfî hayatını götürür, Allah’a teslim eder: “Hayatımı sana teslim ettim, düşüncemi sana teslim ettim, işimi sana teslim ettim, her şeyimi sana teslim ettim.” Resûlullâh (s.a.v.) de buyurmuştur: “Nefsimi de işimi de sana havâle ettim yâ Rabbi.”
Herkes Allah’a hayatını cennete girmek için satarken, herkes cehennemden kurtulmak için satarken, herkes bir dünyâ metâına satarken — o kimse hayatını doğrudan Allah’a satar, karşılıksız. Hayatını Allah’a sattıysa hiç kimseden bir şey beklemez. Korkusu da O’dur, sevdiği de O’dur, hüznü de O’dur, sevinci de O’dur.
İyi Niyet, Hizmet ve Affetmek
Allah’a giden dostluk yolunda iyi niyet birdir, insanlara hizmet etmek ikincisidir. İnsanlara hizmet edin ve hizmetinizi size kötülük yapanlara yapın. Kim size en büyük kötülüğü yaptıysa önce onu affedin, önce ona hakkınızı helâl edin. “Yâ Rabbi, ben senin gölgene gözümü diktim, kullarla işim kalmadı, hepsine hakkımı helâl ettim” deyin.
Nerede bir zikir meclisi var gidin oturun. Nerede Allah deniliyor gidin oturun. Hangi cemaat, hangi topluluk — vallâhi de önemli değil, billâhi de önemli değil. Gidin oturun, Allah’ı zikredin. Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışın, insanlığa ve insanlara hizmet edin, müminlere şefkatli ve merhametli davranın.
Kaynakça
- Hadis: “Ben size iki şey bıraktım: Kur’ân ve Sünnetim” — Mâlik, Muvattâ, Kader, 3; Hâkim, el-Müstedrek, c. 1, s. 93
- Hadis: Hazret-i Âişe (r.anhâ): “Resûlullâh’ı Şa’bân’da tuttuğu kadar başka ayda oruç tutarken görmedim” — Buhârî, Savm, 52; Müslim, Sıyâm, 175
- Hadis: Üsâme b. Zeyd (r.a.): “Bu ayda ameller Rabbine yükseltilir, ben amelimin oruçluyken yükseltilmesini isterim” — Nesâî, Sıyâm, 70
- Hadis: Enes b. Mâlik (r.a.): Peygamber’in en sevdiği nafile oruç Şa’bân orucu idi — Tirmizî, Savm, 36
- Hadis: “Recep Allah’ın, Şa’bân benim, Ramazan ümmetimin ayıdır” — Deylemî, el-Firdevs, c. 2, hadis no: 3252
- Hadis: “Ramazan’dan sonra en fazîletli oruç Şa’bân oruçtur” — Tirmizî, Savm, 36; Sünen-i Ebû Dâvûd, Savm, 57
- Hadis: “Şa’bân insanların gaflette geçirdikleri bir aydır” — Nesâî, Sıyâm, 70
- Hadis: Şa’bân ve Ramazan oruçlarının birleştirilmesi — Sünen-i Ebû Dâvûd, Savm, 55; Hanefî görüş: birkaç gün ara verilmesi
- Hadis-i Kutsî: Nurdan minberler — “Birbirlerini Allah için seven ve toplandıklarında Allah’ı zikredenler” — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5
- Âyet: Yûnus Sûresi, 62-64 — “Onlar için dünyâda da âhirette de müjdeler vardır”
- Hadis: “Nefsimi ve işimi sana havâle ettim yâ Rabbi” — Buhârî, Deavât, 7; Müslim, Zikir, 56
- Hadis: “Sünnetlerimin terk edildiği zamanda sünnetlerime yapışana yüz şehit sevâbı” — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr
- Fıkıh: Ramazan’dan birkaç gün önce oruç tutmama hükmü — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Savm Bâbı
- İbn Teymiyye: Nurdan minberler hadisini reddedemediğine dair — Mecmûʿu’l-Fetâvâ, Velâyet bâbı; Aliyyü’l-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtîh
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Velâyet, Sünnet, Şeyh, Salavât, Hamd, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı