Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh Meclisinin Fazîleti, Peygamber’e İtâatin Ebedîliği ve Hak Arama

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Akıl: Akıl ve Aşk: İnsanı Yücelten İki Unsur

İnsanı insan yapan, diğer yaratılmışlardan ayıran en önemli faktörlerden birisi akıldır. Meleklerin, bitkilerin, hayvanların bu mânâda insan gibi aklı yoktur. Küllî yaratıkların içerisinde insanı ahsen-i takvîm üzere kılan en önemli unsur akıldır. Ehl-i tasavvufun reddettiği akıl, bu pozitif akıl değildir. Akıl îmân ettiği müddetçe ve îmânın içerisinde bulunduğu müddetçe, insanı mübâreklikten mübârekliğe, mânevî âlemden başka bir mânevî âleme geçirmenin en önemli unsuru olur. Ama akıl negatif noktada durursa o insanı eşekten daha aşağı mahlûk eder.

Sevgi Olmadan İbâdet Kalıcı Olmaz

Bir insan bir şeyi akleder, doğru olduğunu kabul eder. Ama o şeyi severse onu yerine getirir, yapar. Bir kimse Allah’a îmân edilmesi gerektiğini akleder; ama akletmesine rağmen sevmezse o kimse îmân edemez. Bir kimse namazın farz olduğunu akleder; fakat o kimseye namaz kıldıran şey sevgidir. Eğer bir kimse bunu zorunluluktan yaparsa, onun üzerinde durmaz o ibâdet.

Sevdiğiniz hâl sizindir. Sevmediğiniz, kendi kendinize zorunluluktan yaptığınız şey sizin değildir. Hattâ bir gün döner, ondan intikâm alırsınız. Ehl-i tasavvuf buna böyle inanır. Bir kimse bir üstâdı sever, sevdiği zaman oturur orada. Ama sevmezse döner bir gün o üstâdtan da kendinden de intikâm almaya çalışır.

Gerçek Sevgide İntikâm Yoktur

Fuzûlî demiştir: “Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı?” Herkes bu sözü terennüm eder. Ama benim sevgilim hiç kimseye cefâ vermez. Eğer o sevgiliyi tanımış olsaydın, onun cefâ vermediğini görecektin. Eğer o sevgiliyi tanımış olsaydın, “nereden sevdim o zâlimi” demeyecektin. O sevgiyi, o sevgiliyi tanıyamayanlar kahredecekler ve kendilerinden intikâm alacaklar.


Zikrullâh Meclisinin Fazîleti: Allah Sizinle Övünecek

Bir kimse bir müddet kendini zorunlu olarak zikrullâh meclisine iştihdam edebilir. Bu doğrudur. Ama bir müddet sonra bundan tat, lezzet, sevgi, muhabbet, aşk yoksa döner bir gün ondan intikâm alır. “Ya biz de önceden çok gittik, Allah’ı zikrettik, çok kafamızı salladık” der. Ama sen zikretseydin kalırdın. Sen zikretseydin bütün hücrelerine kadar işlerdi.

Düşünebiliyor musunuz? Allah sizinle övünecek! Cenâb-ı Hak diyor ki meleklerine: “Bakın, ben onlara dünyâ sevgisi verdim, çoluk çocuk sevgisi verdim, eş sevgisi verdim. Onların önlerine dünyâyı öyle süsledim ki — katlar var, yapılar var, arabalar var, lüks hayat var. Ama onlar bütün o dünyânın süsünü komple geride bıraktılar, zikrullâh meclisine geldiler, Allah dediler.” Allah meleklerine karşı övünecek sizinle. Bundan daha muhteşem ne olabilir?


Akıl ve Tasavvuf Dengesi

Tasavvuf, akılla bir yere kadar götürülecek bir şeydir. Bir yerden sonra orada sevgi yürümesi lâzımdır. Muhabbet kanatları takılmazsa, sevgi ayağa yerleşmezse o kimse orada yürüyemez. Akıl bizi sorumlu tutan, mükellef tutan şeydir. Der ki: Namaz kılmaktan mükellefsiniz, îmân etmekten mükellefsiniz, Allah’ı tanımaktan mükellefsiniz. Ama duygu, o sevgi duygusu, aklı çevreler, aklı alır içine. Ve aklı içine aldığı zaman akıl bambaşka bir tatta, lezzetli olur — şeker gibi olur, yemeğe doyamazsın.

Biz bu pozitif aklı reddedenlerden değiliz. Bir kısım ehl-i tasavvuf aklı komple reddetmiş; biz onlardan da değiliz. Bizi biz yapan, bizi sorumlu kılan, mükellef kılan, Allah’ı tanımamıza ve bilmemize zemin olan akıldır.


Peygamber’e İtâat Ebedîdir

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri bir şeye hükmettiyse, o hükme bütün Müslümanların itâat etmesi farz olur. Resûlullâh (s.a.v.) sağlığında Muâz bin Cebel’i Yemen’e vâli tâyin etmiştir. Oradaki Müslümanlar “Biz Muâz bin Cebel’in vâliliğini tanımıyoruz” demeye hakları yoktu. Böyle bir şey olsaydı, Ulu’l-Emr’e baş kaldırmaktan katledilirlerdi.

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin herhangi bir sünnetini inkâr eden küfür etmiştir. Hadisçiler hadisleri araştırır, tartışırlar; bu onların alanıdır. Ama bir kimse hadisçi değilken hadislerin toptan reddeder, “Onlar sahih değil” derse — o küfür ehlidir.

Rüyâda Peygamber Görmek ve Üstâda Danışmak

Ehl-i sûfî, rüyâsında Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ni gördüyse, ondan bir işâret aldıysa, o işâret sâlih kimselerin tâvîlinin netîcesinde kesinlikle uyulması gerekir. Uyulmayan kimse, Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne karşı küstahlık yapmış olur. Bir sûfî rüyâsında bir şey görürse, üstâdı varsa gidip istişâre edecek, rüyâsını anlatacak ve ne yapması gerektiğine dâir yol biçilecektir.

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne itâat ebedîdir — kıyâmete kadar değil, ebedîdir. “Hazret-i Resûlullâh ne getirdi ise alın” buyruğu ebedîdir. “Allah’a itâat edin, Resûlü’ne itâat edin, sizden olan emir sâhiplerine itâat edin” — bu hüküm ebedîdir. Kur’ân-ı Kerîm “Onlar ölmedi, onlar sağ” buyurduğuna göre, işâretleri de ilk günkü gibi devâm eder.


Miras Davası ve Hak Arama

Dünyâ insanları birbirine düşürür. Dünyâ sevgisi insanların içerisinde fitneye sebep olur. “Ne olursa olsun akrabalarımla ilişkimi keseceğim” demek Kur’ân ve Sünnet mantığına ve ahlâkına uygun değildir. İlişkiyi kesenlerden olmayın; selâm verirlerse selâm alın.

Zorbalıkla Mücâdele Farzdır

Karşınızdaki kimse zorbalıkla, hâinlikle, kurnazlıkla malınızı yemeye çalışıyorsa — ona karşı vazgeçmemek gerekir. Sırf zorbalığın, kurnazlığın hâkim olmaması için mücâdele edilmelidir. Bir şey hak ise hakkın arkasında durmak da haktır. Bir şey hak ise o hakkın uğruna ölmek de haktır.

İhtiyâcın varsa gel söyle; yiğitçe karşımda konuş. Ama arkadan dolaşıp puan almak, hâinlik yapmak, kurnazlık yapmak — bu kabul edilemez. Müslümanların biraz eksik davranışı budur: Zorbalığa boyun eğmek. Bir yerde hak hak ise, o hakkı savunmak da haktır.

Tabii ki başka bir yol da vardır: Hadisler gereği “Âdem’in öldürülen oğlu gibi olunuz” buyruğunca hakkını aramayabilir de bir kimse. Bu da onun yoludur. Ama her iki durumda da akrabâlık bağlarını kesmemek Kur’ân ve Sünnet’in emridir.


Sûfîlerin Hâli: Dışları Halka, İçleri Hakk’a

Resûlullâh (s.a.v.) Hazretleri’nin ashâbı, O’nun huzurunda câhiliye hikâyelerini ve şiirlerini anlatıp gülerlerdi. Peygamber (s.a.v.) de gülümserdi. İşte bu dereceye eren sûfîlerin dışları halka verilmiştir, içleri de Hak için korunmuştur. Bir iyilik gördüler mi mutlaka onu yapmak isterler. İyi bir amel gördüler mi mutlaka onu işlemeye gayret ederler.


Kaynakça

  • Âyet: et-Tîn Sûresi, 4 — “Biz insanı ahsen-i takvîm üzere yarattık”
  • Âyet: el-Haşr Sûresi, 7 — “Resûl size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının”
  • Âyet: en-Nisâ Sûresi, 59 — “Allah’a itâat edin, Resûlü’ne itâat edin ve sizden olan ulu’l-emre itâat edin”
  • Âyet: Âl-i İmrân Sûresi, 169 — “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar Rableri katında diridirler”
  • Hadis: Muâz bin Cebel’in Yemen’e vâli tâyini — Buhârî, Ahkâm, 28; Müslim, Îmân, 29; Tirmizî, Ahkâm, 3
  • Hadis: Allah’ın meleklerine zikir meclisiyle övünmesi — Müslim, Zikir, 25; Tirmizî, Deavât, 131
  • Hadis: Rüyâda Peygamber (s.a.v.) görmek — Buhârî, Ta’bîr, 10: “Beni rüyâsında gören gerçekten beni görmüştür, şeytan benim sûretime giremez”
  • Hadis: “Âdem’in öldürülen oğlu gibi olunuz” — Ebû Dâvûd, Fiten, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5
  • Hadis: Ashâbın Peygamber huzurunda câhiliye şiirleri okuması — Müslim, Şi’r, 1; Tirmizî, Edeb, 70
  • Fuzûlî: “Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı” — Dîvân-ı Fuzûlî, Gazel
  • Fıkıh: Akrabâlık bağlarını kesmenin haram oluşu — Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 19
  • Tasavvuf: Akıl-aşk dengesi ve pozitif aklın reddi meselesi — Kuşeyrî, er-Risâle, Akıl ve Aşk Bâbı; İmâm Gazâlî, İhyâ, c. 4, Muhabbet Bâbı

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-i Kerim: Al-i Imran 3/31-32; Nisa 4/80; Ahzab 33/21: Peygamber’e itaat ve örneklik.
  • Kur’an-i Kerim: Ra’d 13/28; Ahzab 33/41-42; Kehf 18/28: zikrullah, kalp huzuru ve zikir meclisi.
  • Kur’an-i Kerim: İsra 17/36; Mülk 67/10: akıl, sorumluluk ve bilgiyle hareket etme ilkesi.
  • Buhari, I’tisam; Muslim, Fedail: sünnete ittiba ve Hz. Peygamber’e bağlılık rivayetleri.
  • Muslim, Zikir; Tirmizi, Daavat: zikir halkaları, meleklerin kuşatması ve rahmetin inmesi hadisleri.
  • Buhari, Mezalim; Muslim, Birr: hak arama, zulme engel olma ve kardeşlik sorumluluğu rivayetleri.
  • Gazzali, Ihyau Ulumi’d-Din, Akıl, Muhabbet, Zikir ve Dua bahisleri.
  • Kuseyri, er-Risale, muhabbet, marifet, zikir ve aklın kalp terbiyesindeki yeri bahisleri.
  • Ibn Ataullah el-Iskenderi, el-Hikemu’l-Ataiyye, zikir, teslimiyet, akıl-nefis ilişkisi ve hakikat arayışı hikmetleri.
  • Nevevi, Riyazu’s-Salihin, Zikir, Sünnete Bağlılık ve Hakkı Tavsiye bölümleri.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı