Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Peygamberler(291) — Sayfa 2/3
Hz. Peygamber’e ne zaman ve nerede bu öğreti miras kalmıştır?
Bu öğreti, bu yol, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem den miras kalmıştır. Başka bir yerde miras arama, başka bir öğreti arama.
Hz. Peygamber’in mirasının sahibi kimdir?
Muhammedi Mustafa. Gerçek sahibi kim? Allah celle celalühu ve Hazreti Peygamber de buyurdu ki: ‘Size iki şey bıraktım ki onlara sarıldığınız müddetçe sapıtmazsınız; Allah’ın kitabı ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti.’
Peygamberlerin kazançları nasıl değerlendirilir?
Hiçbir peygamber bir başkasının kazancının üzerinde yürümemiştir. Bütün peygamberler kendi kazançlarını kendileri sağlamışlardır. Peygamberler ümmetlerinin üzerinden geçinmemişlerdir, alınlarının terini yemiştir. Alnının terini ye, alnının terini ye, dilenme. Dervişlerden geçinme. Ben şeyhim diye dervişlere su salma, yok işte zekat toplatma dervişlere. Zekat memuru tayin etmiş, bir de zekat toplatıyor.
Müslüman liderlerin siyonist hareketlerle ilgili ne söylendi?
Herhalde onların artık seks videoları mı var rüşvet videoları mı var ne varsa ellerinde Mossad’ın, herkes sus pus! Adam zaten savaşın başında dedi islam ülkelerinin dedi başındaki kimseler sakın ha dedi bu meseleye müdahil olmasınlar, oturdukları koltuklarda oturamazlar dedi, tehdit etti baştan. Herkes suspus! Herkes suspus, bir tanesi bir laf dahi söyleyemiyor.
Peygamberin konuşmasının anlaşılmasıyla ilgili ne söylendi?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri derinlemesine konuştu. Cenab-ı Hak o sahabelerin idrakini açtı, feraset ehli oldular. Onları fasih yani açık ve net olarak anladılar.
Peygamberin öğretisinin devam etmesiyle ilgili ne söylendi?
Eğer o tuzladaysan, o tuzlaya düştüysen, o tuzlanın içine girdiysen o öğreti devam edecek, o silsile devam edecek. Silsile kalmayacak. Senin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhuna şeyhuna dayanıyorsa Hazreti Muhammedi Mustafa’ya, senin öğretin de senden sonralara kalacak.
Peygamberin öğretisinin aktarılmasıyla ilgili ne söylendi?
Sen o öğretiyi kendine saklamayacaksın, kısmayacaksın, bunu ketmetmeyeceksin. Aktaracaksın, öğreteceksin. Çünkü o tuzlanın insanısın, o tuzlada öğrendiklerini, o tuzladaki bilgini, ilmini, tecrübelerini gelecek nesillere, o yolculara anlatmakla mükellefsin.
Müşriklerin Hz. Muhammedi Mustafa’yı nasıl görmedikleri?
Müşriklerin Hz. Muhammedi Mustafa’yı eksik görmesi gibi. Hani Ebû Cehil diyordu ya, “Peygamberlik bana gelmiş olması lazım.” O da normalde kendince öyle der, “Şeyhlik bana gelmesi lazımdı,” veya “Ben şeyh olsam” veya, böyle olması lazım,” der kendince “ Ya böyle diyor Üstat ama aslında böyle olması lazım.”
Peygamberlerin bilmediği şeylere nasıl yaklaşmaları gerekir?
Bir peygamber dahi soru soruldu, soru sorulunca Cebrail aleyhisselama dedi ki: “Sorulanın sorandan fazla bir bilgisi yoktur.” Dedi. Hani var ya, ihsan Hadisi Şerifi, bir kimsenin bir şeyi kıyameti sordular, bilmiyorum dedi ne zaman kopacağını.
Allah’ın kırk kulu nedir?
Yine insanlar arasında Allah’ın kırk kulu vardır ki yürekleri Musa aleyhisselâmın yüreği gibidir. Keza insanlar arasında Allah’ın yedi kulu vardır ki kalpleri ibrahim aleyhisselâmın kalbi gibidir. Aynı şekilde insanlar arasında Allah’ın beş kulu vardır ki kalpleri Cebrail kalbi gibidir.”
Lokman kimdir?
Lokman malum, Lokman Hekim ama Lokman kimdi? Zamanın mürşidleri, mürşidi kamilleri, Allah’ın velileri.
Peygamberlerin geçimi nasıl sağlanmıştır?
Bütün peygamberler ellerinin emeklerini yemişlerdir, hiç kimseden ücret istememişlerdir, tebliğlerine karşılık olarak ücret istememiştir. İslam dini, dilenci dini değildir.
Yusuf aleyhisselamın kokusunu kim aldı?
Yakup’un gözü görmüyor çünkü özür dilerim, sonradan kör oldu, öncesinde gözü görüyor. Getirdiler, kokladı. Kokladı bakın gömleği. Koklayınca ne oldu? inanmadı kendi çocuklarının söylediğini, bu şeytanın bir oyunudur dedi. “Şeytan apaçık sizin düşmanınızdır,” dedi. Ama Yakup hiçbir zaman Yusuf’u unutmadı. Kilometrelerce uzakta olmasına rağmen, Yusuf’un hep kokusunu aldı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nasıl tanımlanmaktadır?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini böyle tanıtmış olsalardı herkese, herkeste ayrı bir peygamber sevgisi olacaktı, daha kuvvetli olacaktı ve sünneti seniyyeye tabi olduğunda kurtuluşu bulacaktı. Sünneti seniyyeye tabi olduğunda Allah’a yaklaşacaktı, nafilelerle Allah’a yaklaşmanın en önemli, en önemli ayaklarından birisi sünneti seniyyeye tabi olmaktı işte ama ne yaptılar? Bu sefer onlar içlerini çürüttüler. içi çürüdü ümmetin.
Hz. Muhammed’in peygamberliği ne zaman kabul edilmiştir?
O henüz daha ergenlik çağına gelmemişti ki varlığın bütün mertebelerinde Hz. Muhammedi Mustafa’ya salatü selamlar getirilir, Hz. Muhammedi Mustafa da(s.a.v.) o salatü selamları işitirdi.
Hz. Muhammed’in peygamberliği ne zaman ilan edilmiştir?
Hazreti Muhammedi Mustafa Peygamber olmazdan evvel yani peygamberlik ona tebliğ edilmezden önce, yiyecekler dile gelir, hangisini yiyip hangisini yememesi gerektiğini ona söylerlerdi.
Cebrail aleyhisselam Hz. Muhammed’e ne zaman vahyedilmiştir?
Cebrail aleyhisselam ona Hira Dağı’nda ilk vahyi getirdi ama o zaten Cebrail’i tanıyordu. O Cebrail’i tanımamış bir kimse değildi.
Allah, peygamberlere ne şekilde vahyedilmiştir?
Cenab-ı Hak, peygamberlerine de Cebrail üzerinden ne yapıyor? Vahyediyor. Vahiy bu manada ne demek? ilham ettirmek, bildirmek, bir şeyi işaret etmek, bir şeyi gizliden ihbar etmek, ihbar etmek.
Peygamberlerin adaleti neden sorgulanmıştır?
Hani Hazreti Peygamber de sallallahu ve sellem hazretleri Beytü’l Malden dağıtıyor ya, bedevilerden birisi diyor ki, ‘Bu mu senin adaletin? Biz hemen sinirleniriz böyle bir şey deseler, peygamberlere dahi demişler. insanoğlu, peygamberlerin dahi gıybetini etmiş, peygamberlerine dahi laf söylemiş, peygamberlerine dahi laf söylemiş, Hazreti Peygamberimize bile laf söylemişler. Şeyhimin sözü hiç aklımdan çıkmaz, işte benim hakkımda da, yok dersini aldı, yok dergahtan kovdu, şunu bunu bir sürü laf, gittim ben yanına, dedim efendim, böyle söylüyorlar, böyle bir şey oldu mu dedim. Oğlum, yalan söylüyorlar dedi. Ben burda diyorum ki dedi Mustafa efendinin hakkında konuşmayın, kapıdan dışarı çıkıyorlar dedi. Daha burdan dedi, burdan salondan çıkıyorlar, başlıyorlar konuşmaya dedi. Mustafa efendi dedi, bu insanlar, Allah’ı dinlemiyorlar, peygamberi dinlemiyorlar, beni mi dinleyecekler, seni mi dinleyecekler, dedi. Bu insanlar dedi, peygamberlerin, Allah’ın arkasından atıp tutuyorlar, peygamberin arkasından atıp tutup tutuyorlar, benim arkamdan atıp tutuyorlar, senin arkandan mı atıp tutmayacaklar dedi. Ders bunlar. Ders! Durdum. Doğru, Hazreti Peygamberin sağlığında peygambere atıp tutmuşlar, vefat edince dinden dönenler olmuş.
Son peygamber kimdir?
Bakın, bunlar yaratılıştan seçilmiş olanlar, daha henüz daha ruhlar alemine gelmezden önce seçilmiş olanlar. Onları ilmi ilahisinde seçmiş, Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’i de tahtın en zirvesine oturtmuş. Bu peygamber düşmanları kabul etse de etmese de, çatlasalar da patlasalar da, son peygamber Hazreti Muhammedi Must, yaratılan ilk peygamber de o son peygamber de o, o tahta oturuyor, onun tahtına erişebilecek, sallayabilecek ırgalayabilecek hiçbir şey yok.
Peygamberin hitabında ne tür bir remiz vardır?
Herkes dinler, Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri ona nasıl hitap etti, ona bakar dedim. Çünkü onun hitabında dedim remiz vardır, rumuz vardır. O hitabında ne dedi? Kardeşim mi dedi evladım mı dedi. Ne dedi veyahut da hiçbir şey demedi mi? Huzura çıktı ya huzura çıkacak, ismi okundu, ismi okunduğunda Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri ona ne dedi, nasıl hitap etti, buna bakar herkes dedim. Hiçbir zaman şöyle hitap olmaz, zamanın kutbul azamı, gavsi semedani işte şu, bu, bu…Sizin söylediklerinizin hiçbirisi de okunmaz dedim. Bu kaldı. Bak dedim, sen de hitap almamışsın. Sen de hitap almadığından sen de dedim dondun kaldın. Nasıl yani dedi. Senin halifeliğin de dedim doğru halifelik değil. Eğer dedim halifeliğin doğru halifelik olsaydı sen bu hâli yaşamış olman gerekiyordu dedim. Sen bu hâli yaşamamışsın dedim. Şimdi insanlar methederler. Bundan kurtuluşun yolu, bundan kurtuluşun yolu, sen kendince şöyle diyeceksin, sufiler için söylüyorum, ya üstadımız bu konuda bizim ölçüyü koydu. Bana bir hitap geldi mi? Gelmedi. Sen kendinin cennete girdiğini ve bir hitaba nail olduğunu gördün mü? Görmedin. Seni huzura davet ettiler mi? Etmediler. Sen huzura çıktın mı? Çıkmadın. O zaman birisi sana halife dese ne olacak demese ne olacak! Birisi sana nakibi nükebbasın dese ne olacak demese ne olacak! Ne olacak ki? Sen kendi kendine, bunu kendi kendine terbiye edeceksin. Sana bir şey derler, sen o denilene bakmayacaksın.
Nuh aleyhisselam ne yaptı?
Onu kavmi yalanladı. O hep böyle tebliğ etti. O tebliğ ettikçe kavmi onu yalanladı ve onunla dalga geçmeye başladılar. Öylesine yalanladılar, öylesine dalga geçmeye başladılar, Nuh aleyhisselam o toplumun içerisinde artık böyle yaşanamaz bir hal aldı.
Nuh aleyhisselamın kavmi onu ne yaptı?
Onu devamlı yalanlıyordu. Onu deli hükmüne tabi tuttular. Hani dediler ki bu kafayı yedi, bu kafayı üşüttü, bu işte şöyle oldu, böyle oldu. Oğlu da inanmadı Nuh’a. Nuh’a hanımı da inanmadı, düşünün.
Anadolu’nun peygamberlerle ilgisi nedir?
Birçok peygamber yaşamıştır Anadolu’da. Anadolu’da birçok peygamber yaşamıştır. Birçok peygamber kabri vardır Anadolu’da. O yüzden Anadolu bizim için kıymetlidir. O yüzden bizim için Filistin de kıymetlidir çünkü beni israil peygamberlerinin hepsi de Filistin’de yaşamışlardır. O bölgede yaşamışlardır. Hepsinin de peygamberliğine iman ederiz biz. Ayırt etmeyiz. O yüzden ne oldu? Ateş ibrahim’e set oldu. Hazreti Pir yine mesnevinin değişik yerlerinde der ki hazreti ibrahim’i yakmak için tutuşturulan ateş onu yakmaz. Zira o akıl ve can mesabesindedir. Ateş, akıl ve canı nasıl yakabilir? Yani ibrahim aleyhisselamı akıl ve can mesabesinde görüyor. Akıl ve can mesabesinde görünce ateş akıl ve canı yakamaz diyor. Ateş asıl Nemrud’u ve onun gibilerini yakacaktır. Zira onlar nefis mesabesindedir. Yani sen nefsine zebun oldun. Nefsine kul köle olduysan asıl ateşin içinde olan sensin. ibrahim ateşin içinde değil. Neden? O Allah’ın nuruyla nurlanmış vaziyette. Ateş nefsi yakar bitirir. Su dahi onlara fayda vermez. Zira su şehvet ateşini yatıştıramaz. Onu söndürecek ancak müminin nurudur ve hazreti Pir’e göre o zaman ateşin yakacağı kimseler nefislerine heva ve heveslerine şeytana uymuş, o şeytanın kulu kölesi olmuş kimseler ama iman ettiysen, takva ehliysen, sufi isen ateş sana dokunmaz. Neden? Çünkü iman edenin üzerinde, sufinin üzerinde bir nur vardır. O nura ateş yaklaşamaz. Rabbim hepimizi o iman nuruyla, o zikir nuruyla, o Allah’ın nuruyla nurlananlardan eylesin.
Yahya aleyhisselamın öldürülmesiyle ilgili olaylar nasıl gelişti?
E şimdi hani Yahya aleyhisselam da malum, genç bir peygamber ve çok iffetli, çok namuslu. O günün israil oğullarının bir hükümdarı var. O da ne? Herod. Bu Herod’a, Yahya aleyhisselam genç bir şekilde, ona Allah’ı tebliğ ediyor ve nasihatler ediyor ama bir gün Herod kendi yeğeni olan kızla evlenmek istiyor. Kendi yeğeni olan kızla evlendirmek isteyen de kızın annesi. Kız anneleri eğer heva ve heveslerine düşerlerse ailenin başını yakarlar. Adamın haberi bile olmaz. Kız anneleri bu manada çok tehlikelidir. iltimas geçer. Böyle gönlünden geçer, böyle kalbi bozulur. Hani bu çocukla konuşsun ya bununla evlenir, kapı aralar ona veyahut da kızın sevgilisi olur. Bu zamanda herkesin oluyor der, kapı aralar. Ya ondört, onbeş yaşında, onsekiz yaşındaki kız. Daha hiçbir şeyden haberi yok. Hayattan haberi yok.
Yahya aleyhisselamın kafesten kurtulması nasıl gerçekleşti?
Yahya aleyhisselam o kayalara Cenab-ı Hak vahyediyor. Kayalara vahyedince kayalar dilleniyor. Dillenince Yahya aleyhisselam ordaki mağaraya doğru yürüyor. Oraya yürüyünce bir rivayette ok atılıyor. Ben ona çok katılmadım ama bunu böyle söylemek istemem böyle, ceviz büyüklüğünden büyük, küçük elma büyüklüğünde taşlar, o beni israil askerlerinin üzerine yağmur gibi yağınca beni israil askerlerini kaçıyor. Tabii kaderi ilahi tecelli edecek. Yahya aleyhisselam ordan çıkıyor, bir müddet sonra yakalanıyor. Bir müddet sonra yakalandıktan sonra oraya, meydana getiriliyor. Meydana getirilince meydanda tabiri caizse başı kesiliyor ama başı kesildikten sonra Yahya aleyhisselamın başı bağırıyor, bu nikah olamaz yine diyor. Bütün halk duyuyor. Bir peygamber mucizesi bu, bütün halk duyuyor. Bu nikah olamaz diye, bu nikah caiz değil diye. Mesela Yahya aleyhisselamın başı, gövdesiyle beraber değildir o yüzden. Başından kurtulmak için çok uğraşıyorlar. Çünkü günlerce Yahya aleyhisselamın başı bunu bağıra bağıra söylüyor. Oraya koyuyorlar olmuyor, buraya koyuyorlar olmuyor. Yani bazıları Yahya aleyhisselamın başının Şam’da olduğunu söylerler ama başı net bir yerde değil Allahu alem. Evet, o yüzden ama Cenab-ı Hak da ne yaptı? Yahya aleyhisselamı o beni israil’in pis Yahudileri şehit edince onların hepsine devasız, görünmez, bilinmez bir hastalık verdi ve hepsi o hastalıktan tarumar oldu, perişan oldular ama burda Hazreti Pir diyor ya taşlar ne yaptı? Yahya’ya set oldu.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Rabbini ne zaman ve nasıl gördü?
Bir; hazreti peygamber sallallahü ve sellem hazretleri rüya olmaksızın Rabbini gördü, iki; hazreti peygamber burda bir benzetme yok bakın, ben Rabbimi gördüm dediğinde, ben Rabbimi gördüm dediğinde delikanlı sureti de yok burda, ben Rabb,imi gördüm dediğinde bir suret yok, suretsiz. Şimdi ben Rabbimi delikanlı suretinde gördüm dediğimizde müteşabih var burda, teşbih var.
Ümmetin içinde otuz tane yalancı peygamber çıkacaktır mı?
‘Ümmetimin içinde otuz tane yalancı peygamber çıkacaktır.’ Daha ölür ölmez yalancı peygamber çıktı mı? Çıktı. Bunun en önemlisi Müseylemetül Kezzap mıydı? Evet. Ölür ölmez peygamberliğini ilan etti mi? Evet ve ondan sonra peygamber gelmeyecek diye birçok delil olmasına rağmen kendisini peygyamber ilan edenler oldu mu? Evet. Var mı? Evet. Bakın var mı? Evet. kendilerini yok işte biz elçiyiz de yok biz ondan sonra nebiyiz de yok şöyleyiz de böyle… Çevir gazı yanmasın, laf döndürüp dolaşıyorlar mı? Evet.
Musa(a.s.)’ın peygamberliği neden firavun tarafından imtihan edilmiştir?
Firavun onu ne yapıyordu? Besleyip büyütüyordu ve zaman geldi kırk yaşını doldurdu. Kırk yaşını doldurunca Cenab-ı Hak onun peygamberliğini ona vahyetti, söyledi ve bir de firavuna gönderdi Cenab-ı Hak onu. Git dedi firavuna, yumuşak yumuşak, tatlı bir şekilde benim Allah olduğumu, senin de peygamber olduğunu ona tebliğ et dedi ve Musa aleyhisselama da özellikle dedi ki yumuşak yumuşak, tatlı tatlı tebliğ et dedi.
Firavunun sihirbazları Musa(a.s.)’a karşı nasıl bir tutum sergilediler?
Onlar Musa(a.s.)’a karşı gösterdikleri o kadarcık hürmet, din sahibi olmalarına sebep oldu. İnat yüzünden de elleri ayakları kesildi. işte Musa(a.s.)’a karşı böyle gösterince onlara, Cenab-ı Hak onların kalplerindeki hidayet nurunu bir peygambere hürmet gösterdikleri için hareketlendirdi. O hidayet nuru, tabiri caizse kodlanmış olan o hidayet nuru, koddan bir harf, bir numara, neyse, açılaraktan o kod açıldı. O kalplerindeki o zincir kırıldı. Kalplerindeki o kilit kırıldı. Kalplerindeki o kilit, o zincir kırılınca teker teker iman etmeye başladılar.
Firavunun sihirbazları neden Musa’ya kendini denk tutmamışlardır?
Demek ki firavunun sihirbazları Musa’ya kendini denk tutmadılar. Kendilerini denk tutmuş olsalardı ne yazık ki iman da nasip olmayacaktı.
Peygamberlerin ruhları nasıl bir durumdadır?
Peygamberlerin ruhları asla ve asla tabiri caizse kapalı bir menfezde tutulan ruhlar değildir. Kutupların ruhları da öyledir, velilerin, büyük velilerin ruhları da öyledir. Peygamberler gibi değildir ama peygamberlere yakındır. Peygamberlerin ruhları tamamıyla serbesttir. Tamamıyla serbesttir. Cenab-ı Hak onları kendine seçmiş, Cen,ab-ı Hak onları kendine seçtikten sonra onları tamamıyla serbest bırakmıştır, hür bırakmıştır.
Müşrikler Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine ne istemiştir?
Kureyşliler toplanıyorlar, toplandıktan sonra mucize istemeye karar veriyorlar, hep birlikte onun bulunduğu yere geliyorlar. Gecenin ilk saatleri, yani akşam namazıyla yatsı namazı devrilmiş, o saatler artık, ondan sonra Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin de Hazreti Ali radyallahu anh hazretleri yanında, Huzeyfetü’l Yamani yanında, ondan sonra Abdullah ibni Ömer var, Abdullah ibni Mesud var yanında, hep bunlar genç sahabeler. Dinamik sahabeler bunlar.
Hz. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin yanında kimler vardı?
Hazreti Ali efendimiz bir tarafta, mesela Abdullah ibni Mesud bir tarafta ondan sonra Abdullah ibni Ömer bir tarafta Hz. Ömer efendimizin oğlu Abdullah, ondan sonra Cübeyr ibni Mutim var yanında. Yani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin yanında aklı keskin, fikri keskin, kalbi keskin, dili keskin ve dilleri belagatli, olaylara hakimiyet addeden, bütün her şeye, bu konuda dini ilimlere vukufiyet sağlamış kimseler bunlar.
Hz. Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri gençlere ne anlatıyor?
O gençlere anlatıyor Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri. Bu sefer o böyle onlar geliyorlar, ondan sonra müşrikler geliyorlar, illaki ısrar ediyorlar, illa ki bize bir mucize göster. Aynı şekilde isa(a.s.)’a da yapıyorlar çünkü, bütün peygamberlere yapıyorlar, aynı şekilde Musa(a.s.)’a da yapıyorlar. Bu bütün peygamberlerin böyle bir şeyi var, burdan bir imtihanı var.
Peygamberlerin geçimi ne olur?
Hiçbir peygamber dinden geçinmemiştir. Hiçbir peygamber! Âdem’den Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’e kadar peygamberlerin geçimi hiçbir zaman din olmamıştır.
Peygamber insanları ayırt etmek hususunda ne dedi?
Peygamber insanları ayırt etmek hususunda ‘insan, sözünde gizlidir’ dedi. Yüzün renginde gönül halinden bir nişan vardır.
Musa aleyhisselam ile Âdem aleyhisselamın arasındaki konuşma hakkında ne söylenmektedir?
Bu konuyu şerh eden harika bir konuşma: ‘Musa dedi ki: ‘Sen Allah’ın kendi eliyle yarattığı, ruhundan üflediği, meleklerine secde ettirdiği, cennette iskân ettirdiği, sonra işlediğin bir hatadan dolayı yeryüzüne indirdiği Âdem’sin.’dedi Âdem Aleyhisselam’a. Âdem ona cevap verdi. Âdem’in cevabı: ‘Sende Allah’ın risalet ve kelamı ile seçtiği, içinde her şeyin açıklaması bulunan levhaları verdiği, kendine yaklaştırdığı Musa’sın. Söyle bakalım, Allah Tevrat’ı ben yaratılmazdan kaç sene önce yazmış?’ Bakın henüz daha Âdem yaratılmadan önce, Cenab-ı Hak Tevrat’ı yazmış. ‘Musa dedi ki ‘40 yıl önce.’
Süleyman Aleyhisselam kimdir?
Süleyman Aleyhisselam, Davut Aleyhisselam’ın oğlu ve bir peygamberdir. Her ikisi de babalı oğullu, aynı zamanda peygamberlik yapan enteresan bir hal ve yeryüzünün komple hâkimiyeti verilmiş olan bir kimse. Kâfirlerden Firavun’a verilmiş bir de müminlerden Süleyman’a ve Zekeriya’ya verilmiş ve Süleyman Aleyhisselam, Davut peygamberin oğlu ve malum o büyük Süleyman mabedini veya sarayını yaptıran kimse.
Süleyman Aleyhisselam’ın eşi sayısı nedir?
Süleyman Aleyhisselam’ın rivayetlere göre yirmi beş, otuz tane eşi var, hatta böyle onun kendisinden sonra gelecek olan krallara vasiyeti var, çok kadınla evlenmeyin, insanlara zulmetmeyin, paralarını pullarını almayın diye böyle krallık vasiyeti var. ilk krallık vasiyetlerinden birisi de Süleyman(a.s.)’a aittir ve Süleyman Aleyhisselam’ın böyle mucizeleri birçok.
Neden peygamberlerin icazetleri Allah’tan gelmektedir?
‘Çünkü padişahların kuvvetleri hevadandır. Peygamberin icazetnameleri ise ululuk sahibi Allah’tan’ Haa, demek ki o peygamberlerin icazetleri Allah’tan. Onların ululukları ondan. O yüzden bütün peygamberler hepsi de bir dinin peygamberi.
Peygamberlerin isimleri neden farklıdır?
‘Peygamberlerin ululuğundan ve hutbelerinden gayrı padişahların hutbeleri, ululukları, adları, sanları değişir, baki kalmaz.’ Bir padişah nice padişah görmüş bu dünya, nice vezir görmüş. Bu dünya nice hükümran görmüş.
Peygamberin cihada gitmesiyle ilgili ne söylendi?
Hadi cihada gideceksen, silah mı alacaksın cihada gitmek için, Allah Resulü (s.a.v.) hazretleri silah almak için para topladı. Zırh almak için para topladı. Silah almak için, zırh almak için topladı, sen ne için topladın? Ne için topladığın belli değil.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, dinin tüm emirlerine uyardı mı?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, dinin tüm emirlerine uyardı ve Cenab-ı Hak onun gönlüne ne ilham ettiyse, ne vahiy ettiyse, onları harfiyen de yerine getirirdi ve Cenab-ı Hak’tan gelecek olan her fermana boyun eğer ve ondan gelecek olan o fermanı kabul eder ve yaşardı.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, hicret emri verildiğinde nasıl tepki verdi?
O yüzden o padişah fermanını harfiyen yerine getiren bir peygamberdi ve o fermana uyardı ve ona uyduğundan dolayı peygamberliğini hakkıyla yerine getirdiğinden dolayı artık o etrafına da ferman etmeye başlamıştı. ‘Şimdiye kadar talih yıldızı ona tesir ederken, ondan sonra o zat yıldLA ona tesir ederken, ondan sonra o zat yıldızı üzerine emredici olur.’
Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri yola çıktığında ne yaparlar?
Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri de bazen yola çıktığında gidecek olduğu menzili aynı ama, yolunu değiştirdi. Bakın yolunu değiştirirdi.
Peygamberlerin vazifesi nedir?
Her peygamber dünyada ümmetini böyle bir kurtuluş yerine davet etti. Evet! Bütün peygamberler insanlarını kurtuluşa davet ederler. Evet, orda şimdi biz eğerki aslanı biz akıl olarak görürsek ve tavşanı da biz bu manada o aklı tuzağa çeken bir kimse olarak göreceğiz veyahut da tavşanı akıl olarak göreceğiz ama burda söylediği şey enteresan. Her peygamber dünyada ümmetini böyle bir kurtuluş yerine davet etti. Bütün peygamberlerin vazifesi, ümmetlerini kurtuluşa davet etmektir. Bütün peygamberlerin vazifesi peygamberlerden sonra velilerin, alimlerin, vazifeleri insanları Allah’ın yoluna sevketmek, Allah’ın yoluna davet etmektir. Delalatten hidayete onları davet etmektir. Onları cehennem ateşinden, cennete davet etmektir. Onları heva ve hevesten, doğruya, hakikate davet etmektir. Ve bütün peygamberlerin de dünya üzerindeki vazifeleri bu olmuştur. Bütün velilerin, bütün Mürşid i Kamiller’in vazifeleri bu olmuştur.
Peygamberlerin halk tarafından nasıl görüldüğüne dair ne söylenir?
Halk, peygamberleri göz bebeği gibi küçük gördü. Göz bebeğinin manen büyüklüğünü kimse anlayamadı. Şimdi baktığınızda avam insan, cahil insan peygamberleri küçük görür. Hani Cenab ı Hak bize kuranında beyan etti ya müşriklerin ağzından, Allah bir meleği, bir peygamber olarak gönderemez miydi? Bir melek gönderseydi veyahut da Allah neden bizim içimizden birisini gönderdi veyah, da neden bizim içimizden gönderecekse de beni peygamber olarak göndermedi. E bu Cehil öyle diyordu ya. Peygamber olacaksa ben olmalıydım diyordu. Benim peygamber olmam lazımdı ama işte insanlar avam da o peygamberleri küçük gördü.
Hz. Peygamber (s.a.v.) hazretleri bize ne emretti?
Hz. Peygamber (s.a.v.) hazretleri bize yedi şeyi emretti, yedi şeyden de menetti. (Burayı iyi dinleyin). Bize hasta ziyaretini, cenazeye katılmamızı, aksıran kimseye yerhemükallahu dememizi, yani Allah seni esirgesin dememizi yemin eden kimsenin yemininde sadık kalmasına çalışmamızı, mazluma yardım etmemizi, davete icabet etmemizi ve selamı yaymamızı emretti. Bize altın yüzük takmaktan, gümüş kapta su içmekten, kırmızı ipek örtülerden, ibrişimli elbiselerden, ipek, kalın ipek ve ibrişim giymekten de alıkoydu.
Ukkaşe kimdir?
Ukkaşe, bu Anadolu topraklarında meftun, şehit oldu. Nerede Çorum’da. Kimdi Ukkaşe? Müslüman olmamıştı daha. Müslüman olmadığı zaman geldi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ‘e, babayiğit bir kimse. Ben açım dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri iki yumurta kırdırdı ona. iki yumurtayı kırıp getirdiler. Dedi ben bununla mı doyacağım. Ata bindiği zaman ayakları yere değiyordu Ukkaşenin. Ondan sonra dedi ki ben bununla mı doyacağım. Çorum’da yatan Ukkaşe miydi ya? Değildi o Kâkâydı. Ukkaşe, doğru Antep’te. O Kâkâ radıyallahu anh hazretleriydi, ayakları yere deyen. Toparlayayım şimdi. Hakkınızı helal edin.
Hz. Muhammed’e haber veren kişi kimdi?
Kuyuya düştü, kimse çıkaramadı. Dedi ki Muhammed’e haber verin, o beni çıkarır. Mekke’de oldu hadise. Haber verdiler, geldi Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Dediki seni bu kuyudan çıkarırsam, bana iman edecek misin? Evet dedi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, iki rekat namaz kıldı. Allah’a yalvardı, Allah’a yalvardı, uzattı elini. Ebu Cehil’i kuyudan çıkardı.
Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söyleyenlerin amacı nedir?
Yani bu, toplumun içerisinde böyle bir dolaşıyor bu. Bu şimdi böyle küçük küçük dolaşıyor. Yarın öbür gün bizim önümüze büyük bir şekilde gelecek. Yarın öbür gün bizim önümüze büyük bir şekilde gelecek. Nasıl hadis inkarcıları yavaş yavaş başladılar bu işe, şimdi önümüzde kocaman bir devasa bir şey var. Önüne gelen hadis inkarcısı oldu.
Peygamberlik müessesesinin yıkılması ne anlama gelir?
Siz bir peygamber günah işledi dediğinizde, peyg,amberlik müessesesi yıkılır. Peygamberlik müessesesinin yıkılması demek, dinin yıkılması demek.
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söyleyenlerin bu durumun ne anlama geldiğini düşünüyorlar?
Bakın, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günah işledi dediğinde, onun şeytana uyduğunu gösterir bu. O zaman peygamberlik müessesesi yıkılır.
Peygamberlerin ölü olup olmadığına dair ne söylenir?
O ahmağın tweetine bakmayın siz. Peygamber, bindörtyüz yıl önce öldü diyen ahmağın orda yazdığına bakmayın siz. Bunlar hadis düşmanı bunlar, bunlar peygamber düşmanı bunlar. Bunlar gavur. Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.) sağdır. ‘Onlara ölü demeyiniz.’ Ayetle sabittir. Hz Peygamber ve Adem’e kadar bütün peygamberler sağdır.
Peygamberlerin hareket ettikleri temel nedir?
Peygamberler mevcut insanların aklına göre hareket etmezler. Peygamberler ilmi ledünden, ilmi ilahiden gelen haberlere ve emirlere göre hareket ederler. O yüzden Hz. Allah celle celalühü peygamber için der ki o heva ve hevesinden konuşmadı. O Allah’ın emirlerini söyledi der.
Peygamberlerin hakikat ilmine göre hareket ettiği?
Peygamberler o hakikat ilmine, ilmi ledüne vakıf olduklarından dolayı, o hakikate göre hareket etmişlerdir. Orta yerde görülen sebeplere göre değil. Ümmetlerine, etrafındaki insanlara tavsiye ederken, nasihat ederken, sebeplere göre nasihat etmişler, demişler ki demiş ki Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem , sen demiş deveni bir kazığa bağla da tevekkül et. Deveni kazığa bağla. Bu kim için? Bu avam için, bu insanlar için, hakikatin hakikatin hakikatine ram olmayan, hakikatin hakikatin hakikatinden haberi olmayanlar ne yapacaklar? Develerini kazığa bağlayacaklar.
Nuh Aleyhisselam’ın tufan hikayesinde ne anlatılmaktadır?
Ne yaptın Nuh’a? Ey arz, suyunu bırak dedi. Dünyanın her tarafından su fışkırmaya başladı. Göğe deki yağ, yağmur ol. Gökten öylesine yağmurlar yağdı ki dünya su altında kaldı. Şimdi siz onların işte bir bölge su altında kaldı dediklerine bakmayın. Bütün dünya su altında kaldı. Nuh tufanı ve tufan bittikten sonra Cenabı Hak toprağa emretti. Cenabı Hak suya emretti. Dedi ki ey arz, ey toprak, suyu yut. Ey gök, yağmuru dindir. Yağmuru kes. Şakkadak durdu. Yağmur yağmıyor, toprak hızla ne yaptı? Suyu yutmaya başladı. Sular çekildi. iş oldu bitti.
İbrahim Aleyhisselam’ın Nemrut ateşi hikayesinde ne anlatılmaktadır?
Nemrut ateşe atıyordu. Yaktı kocaman devasa bir ateş. Ateşin yanına yaklaşmak mümkün değil. Rivayet edilir ki ta Basra’dan ateş görünüyordu. O kadar devasa bir ateş yaktı, gök günlerce kıpkızıl görüntü. Öylesine ateş yaktılar ve Nemrut emretti, ibrahim’i mancınıkla ateşe attılar. Ateş, Allah’ın emrinde. Cenabı Hak, ateşe dediki ey ateş, serin ol, selamet ol, dostumu yakıcı olma, selamet ol dedi. Üşütücü de olma dedi. Ateş ibrahim’i yakmadı.
Peygamberlerin yaratma gücü var mı?
Hud’a rüzgara emretme selahiyetini vermiş, onu Allah vermiş. Bunu da isteyen kim? Müşrikler. Müşrikler diyorlar ki Hud Aleyhisselam’a biz sana inanacağız ama şu rüzgarı bir sevket. Rüzgarın yönünü bir değiştir. Rüzgarı bir bize bir mucize göster, bize öyle bir şey göster ki biz senin peygamber olduğuna inanalım, senin seçilmiş olduğuna inanalım. O da diyor ki ne istersiniz, bana söyleyin, ben de Rabbime münacat edeyim. Müşrikler diyorlar ki bu rüzgara yön ver. Bu rüzgar’ı istediğin tarafa çevir. Hud Aleyhisselam hemen secdeye kapanıyor, iman etmelerini istiyor onların, onların iman edip iyi amel işlemelerini istiyor, onların cehennemden, azaptan kurtulmalarını istiyor, onların kurtuluşa ermelerini istiyor. Bütün peygamberlerin vazifesi budur. insanlığın kurtuluşu için yaşarlar. Bütün velilerin, müminlerin asıl işi budur. insanlığın kurtuluşu için uğraşırlar ve secdede yalvarıyor namazdan sonra. Ya Rabbi sana vakıf. Benim kavmim benden böyle bir şey istedi. Bu konuda bana müsaade et, bana bu konuda yardım et. Bunlar inanacaklar. Hud aleyhisselamın bu konuda niyeti samimi, çok samimi ve Cenabı Hak ona o müsaadeyi verdi. Dedi ki aha rüzgarı senin emrine verdim. Hud aleyhisselam, iki eliyle rüzgara yön verirdi. Bildiğiniz rüzgara yön verirdi. Daha o zaman daha afad çıkmadı, henüz daha kıyamet kopmadı. Müşriklere gösterdi, rüzgarı eliyle aldı, bir sokağa verdi, sokak böyle ucu bucağı uçuverdi. Rüzgarı aldı eliyle böyle ovaya doğru bir sürükledi, ağaçlar havada uşuştu. Bu sefer müşrikler dediler ki sen gerçekten tam bir büyücüsün. Bakın onların küfürleri arttı bundan, küfürleri arttı. Hud dedi ki kavmine yapmayın, siz istediniz bunu. Allah bunu verdi, iman edin ama Hud’a iman etmediler. Aynı şey isa Aleyhisselam için de oldu. isa’nın havarileri ne istedi isa’dan? Dediler ki Rabbine söyle bize yemek göndersin. Neden? Beni israil, Musa’nın çünkü Musa’ya gökten veyahut da cennet helvasıyla bıldırcın geliyordu. Bir ağaçtan topluyorlardı, ağaçtan ağaçtan, bir ağaç! Her sabah gidiyorlardı, ağacının dibinden topluyorlardı, ağaçtan. Pişmiş bıldırcın eti ile cennet helvası, bildiğiniz helva, ağaçtan topluyorlardı. Hani Musa’nın kavmi bunu yaşadı ya, çölün içerisinde, isa’nın havarileri biliyorlar, dilden dile dolaştı. Bir peygamber mucizesi. isa’ya da dediler ki söyle Rabbine. Bize gökten sofra indirsin. Neden? Onun peygamberliğine iman edecekler. isa ne dedi? Kur’an-ı kerim öyle diyor, siz haddi aşanlardan oldunuz. Neden? Benden böyle bir şey istiyorsunuz?
Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri günah işledi mi?
Hiç günah işlemedi. Hiç işlemedi. Hiç onun küçük zellesi dahi olmadı.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söyleyenler neden bu şekilde söylüyorlar?
Bazı imam hatiplerde, bazı ilahiyatlarda, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin de günah işlediğini, Allah’ın onu, tövbe edip Allah’ın onu affettiğine dair çocuklara sapık şeyler öğretiyorlar.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Peygamberlerle alay etmek ne anlama gelir?
Tarih boyunca Adem’den itibaren gevşek gönüllüler, müşrik gönüllüler, kafir gönülijkiler peygamberlerle hep alay etmişlerdir. Peygamberin yolundan gidenlerle de alay etmişlerdir. Peygamberin sünnetini işleyenlerle de alay etmişlerdir. Peygamber sağ, peygamberin kendi zatıyla alay ederler. Peygamber vefat etti, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin bütün peygamberler için, yolundan gidenlerle alay ederler veya Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünneti ile alay ederler.
Peygamberlerin varisleriyle alay etmek ne anlama gelir?
Peygamberlerin varisleriyle de alay ederler. Bunlar peygamberin yolundan gidenlerle de alay ederler. Bunlar peygamberlerin sünnetlerini işleyenlerle, icra edenlerle de alay edenler.
Peygamberlerle alay edenlerin zihniyeti nedir?
Bunlar ya kâfirdir yani din tanımazdır ya müşriktir şirk ehli olmuşlardır ya da gönülleri gevşek kaypak böyle çok affedersiniz ama böyle sıkıntılı, kalbi bozuk insanlardır.
Peygamberlerle alay edenlerin sonu ne olur?
Rum suresi Ayet 100: ‘Sonra o kötülük edenlerin akıbeti çok kötü olur çünkü onlar Allah’ın ayetlerini yalanlıyorlar ve onları alaya alıyorlar.’Aslında Peygamberi ve peygamberin sünnetini ve peygamberin yolunda gidenlerle alay etmek, Allah’ın ayetleriyle alay etmektir.
Münafıkların davranışları nelerdir?
Münafıklara Münafıkın ayet 5: ‘Gelin de peygamber sizin için Allah’tan af dilesin denildiği zaman, onlar peygamberi ve onun af dilemesini alaya alarak başlarını sallarlar ve görürsün ki onlar davet edildikleri affa karşı böbürlenerekten yüz çevirip giderler.’
Peygamberlerle alay edenlerin tarihi nedeni nedir?
Ey peygamber şüphesiz ki, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar. Bakın bu tarihi bir şey. Bu, insanların içerisinde bir hastalık. Senden önce de peygamberler gönderdik. O senden önce gönderdiğimiz peyg,amberlerle de alay edildi. O zaman bu zalim, bu müşrik gönüllü, bu kafir gönüllü, bu gevşek gönüllü insanlar, peygamberlerle Adem’den itibaren alay ettiler hep ve Hz. Muhammedi Mustafa ile de alay ettiler sallallahu aleyhi ve sellemle ve ashapla da alay ettiler ve velilerle de alay ettiler, dervişlerle de sufilerle de alay ettiler. Müslümanlarla da alay ettiler.
Hz. Muhammed’in tebliğ metodu neden hikmetlidir?
Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in tebliğ metodu hikmettir ve güzel öğüttür. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin nasihat sistemi, dini tebliğ sistemi, diğer peygamberlerin üstündedir. Hz Peygamber insanları korkuyla tebliğ etmez, insanlara nasihat ederken insanların dünyalarıyla, ahiretleriyle tehdit etmez, insanları mal varlıklarıyla, çocuklarının gitmeleri ile tehdit etmez.
Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tebliğ metodu nedir?
Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in tebliğ metodu hikmettir ve güzel öğüttür.
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Mekkeli müşriklere nasıl davet etmiştir?
Hani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Mekkeli müşriklere demişti ya, ben bu dağın arkasında çok büyük bir düşman var, bu düşman gelecek desem inanır mısınız, inanırız Ey Muhammed. Bakın hikmetle, güzel öğütle onlara anlatıyor. Diyor ki işte Allah var, din bu, iman bu.
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Mekkeli müşriklere savaş açamamalarının sebebi nedir?
Mekkeli müşrikler, Mekke’de Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine savaş açamıyorlar. Burası çok önemli. Savaş açamıyorlar. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinde öyle bir dil var ki o dille müşrikler dahi ona savaş açamıyor.
Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin cevabı ne olmuştur?
Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin çağlar aşan cevabı, çağlar aşan ve bütün çağlara ışık tutan cevabı ve bütün her şeyi yerle yeksan eden ve her şeyi bir merkezde toplayan cevabı: ‘Bir elime ayı verseniz, bie elime de güneşi verseniz, ben la ilahe illallah demekten vazgeçmeyeceğim.’ Bir elime ayı, verseniz bir elime de güneşi verseniz! Biz aydan ahiret alemini kastetti diyelim, şeyden güneşten ahiret alemini kastetti diyelim, aydan da dünya alemini kastetti diyelim, ne ahiret için ne de dünya için ikisini de bana verseniz, ben la ilahe illallah demekten vazgeçmeyeceğim.
Velilerin, evliyaların, peygamberlerin nurları nasıl davranır?
O zaman bunlar bir gün kuvvetlenip birgün zayıflamazlar. Bir gün ışığını çok verip yarın az vermezler. Beş gün çok kuvvetli ışık verip, üç gün sönük olmazlar. O velilerin nuru her daim aydınlatır gece gündüz, yıl üçyüzaltmışbeş değil, ömür boyunca. Onlar bir gün fersiz, bir gün ferli, bir gün maneviyatlı, bir gün maneviyatsız değildir. Hani dervişler zannederler ki ham olan dervişler, ya üstat bizden feyzini kesti herhalde. Üstat feyzini kimseden kesmez. Sen heva ve hevesine kapılmışsındır. Sen kendi kendini perdelemişsindir. işi gücü yok üstat seninle mi uğraşacak. Bizim ipimizi kesti canım, sen kendi kendinin ipini kesersin. Sen kendi kendinin ipini kesersin. Bu ara herhalde ya maneviyatı düştü galiba efendinin! Ne? Bunlar geçmiş dönemden bize konuşulan laflar. Tecrübe. Oğlum sen ne diyorsun! Şeyh efendinin maneviyatı mı kesilirmiş? Ne bileyim abi ya, önceden rüyamda görüyordum da bu ara göremiyorum. Kendine bakmıyor.
Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine iyilik ve kötülük hakkında soru sormayı içimden geçirmiştim?
Vabisa radyallahu anh hazretleri anlatıyor: ‘Peygamber sallallahü ve sellem sordu. Sen mi söyleyeceksin yoksa ben mi sana haber vereyim. Bunlar, peygamberlerin mucizeleridir. Peygamberler ve Peygamberimiz sallallahü ve sellem hazretleri, karşılarına gelen, etraflarına gelen insanların içlerinden geçen sorulardan haberdar olurlardı Allah’ın izniyle, kalplerine böyle bir ilham gelir veyahut da Cebrail Aleyhisselam bunları bildirildi. Aynı şey peygamber varisi olan mürşid-i kamillerin de üzerinde tecelli eder, bir keramet olarak. Onların da zaman zaman böyle müritlerinin içinden, kalbinden geçen soruları onlar sohbet arasında cevaplandıttırır Cenab ı Hakkın izni keremi ile. Onu çünkü Allah üzerine alır. Allah onu üzerine aldığından dolayı o kimse, o maruzatını, o müşkilatını ne yapar? Oraya sohbete gittiğinde sohbete can kulağıyla dinlerse, can kulağıyla dinlerse, kendisine lazım olan bilgiyi alır. Kendisine lazım olan dersi alır. Bu peygamber varislerinde sudur eden bir şeydir.
Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem kimdir?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber, ahirzaman peygamberi. Benden sonra ne bir Nebi ne bir Resul gelecek diye nitelendirilen, biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik diye Kur’an’da buyurulan, Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem.
Peygamberlerin dualarının kabul olunması için ne yapmışlardır?
Bütün peygamberler, kendi ümmetlerine müjdelemişti. Ahirzaman peygamberi gelecek ve vasıflarını, özelliklerini, vasıf, eski dilde, yeni dil özellik, özelliklerini bütün ümmetlerine anlatmışlardı. Ola ki onların da ümmetleri bu noktada başı sıkışır, derde düşerse Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’i biiznillah vesile edip ismini onunla isterlerdi. O yüzden Hz. Muhammed i Mustafa’ya kadar sallallahü ve sellem hazretine gelene kadar bütün peygamberler, Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in vasıflarını anlatır.
Hristiyanlar Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin ismi geldiğinde ne yaparlar?
Hristiyanlar onun isminin anıldığı yere hürmet ederekten, hizmet ederekten, ona saygı göstermekten, fitneden kurtuldular.
Kur’an’da geçen peygamber isimleri nelerdir?
Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde geçen peygamber isimleri var. Hepsinin de peygamberliğine iman ettik. Kaç tane peygamber gönderdiğini de bilmiyoruz. Kur’an ve sünnetle sabit olmuş peygamber isimlerinin, peygamberliklerini kabul etmek imani bir şart ama Kur’an’da ve hadislerde geçmiyorsa o isim, biz onu kabul etmek zorunda değiliz.
İsa Aleyhisselam’ın tarihsel kanıtı var mı?
Tarihsel olarak isa adında bir peygamberin yaşadığına dair tarihi bir kanıt yok. Musa adında bir peygamberin yaşadığına dair tarihsel bir kanıt yok. Yani bir yazılı bir şey yok. Bir yazı yok. Bir delil yok. Hiçbir şey yok, bakın hiçbir şey yok.
Müşrikler Peygamber Efendimiz için ne demektedir?
Mekke müşrikleri Peygamber Efendimiz için ne demişlerdi? Sen sihirbazsın! Hatta anlattım ya birkaç sefer Ebu Cehil kuyuya düşmüştü de kuyudan Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri çıkardı, dedi ki ey kardeşimin oğlu, bu ayı da ikiye bölersen, senin peygamberliğine iman edeceğim. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri iki rekat namaz kıldı. Sonra aya işaret etti. Ay dağın iki yamacına bölündü. O zaman dedi işte sen sihirbazsın. Sihirbazlığına inanıyorum dedi.
Peygamberlerin gönderildiği nede nedir?
Kur’ani deyimiyle ama Cenab ı Hak insanlar sapkın olmasınlar, yoldan çıkmasınlar diye peygamberler göndermiş. Hiç bir kavim yoktur ki hiçbir kavim yoktur ki ona bir peygamber, bir uyarıcı gönderilmemiş olsun. Hiçbir kavim yoktur ki hiçbir zaman yoktur ki o zaman diliminde bir pe, bir uyarıcı vazife yapmamış olsun.
Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu?
Allah’ın dinini, Allah’ın hukukunu, Allah’ın bu noktada insanlara olan emrini, tebliğini, iletmemiş olsun. Hiçbir zaman yoktur. Şurdan, burdan hareket ederekten önceden isim vermiyordum. Şimdi artık isim veriyorum. Bu Evrenesoğlucular gibi ya işte hiçbir zaman yoktur ki Allah bir uyarıcı göndermemiş olsun ayet i kerimesini kendilerince tevil edip işte bak bu da Resul, bu zamanın uyarıcısı, bu da Resul diyenlerden değilim ha! Çünkü Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber. Ondan sonra ne bir peygamber gelecek, ne bir resul gelecek, ne bir nebi geelecek. Asla peygamber ve peygamberi andıran nebi ve resul gelmeyecek.
Peygamberlerin haricindeki kişilerin kendini peygamber olarak gösterebilmesi doğrudur mu?
Ha yine de bir belge lazım mı insanlar için? Lazım ama peygamberlerin haricinde hiç kimsenin ben peygamberim, ben nebiyim, ben resulüm, ben veliyim, ben mehdiyim deme hakkı yok. Yok! Söylüyorsa bir kimse, o işin, o mesleğin, o işin erbabı değil o. Doğru söylemiyor. O yüzden Cenab ı Hak insanları doğru yola, sırat-ı müstakime götürmek için her dönem Peygamberler ve Hz. Muhammed i Mustafa’dan sonra Sallallahu ve sellem den sonra da din, Allah’ın dinine yardım eden, Allah’ın dinini ayakta tutan, Allah’ın dinini yaşayan ve tebliğ eden insanlar gönderir. Bunlar peygamberlerden sonra, peygamberlerin vazifesini yerine getirirler. Peygamber değillerdir. Peygamberlerin vazifesini yaparlar. Ne yaparlar? Dinin yaşanması ve dinin ayakta durması için bunlar mücadele ederler. Bunlar tabiri caizse bir başkası bunlara baktığında bu normal değil. Bu akıllı işi değil. Bunlar deli. Bu akıllı değil. Bu kendinde değil. Bu meczuphane yaşıyor denir. Neden? Çünkü onların hayatını, onların bakışını, onların davranış biçimleri normal akıllar gibi değildir. O kimse normal akıllıdır. işine gidecek, evine gidecek, çoluğuna çocuğuna bakacak, şunu yapacak, bunu yapacak, bir sürü normal aklıyla işleri var onun ama Allah’ın dinini ayakta tutacak olan, Allah’ın dini için yaşayan kimseler, bu dünyalık değildir onlar. Onlara bu dünya gözüyle bakarsan değerlendirmekte sınıfta kalırsın.
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin halifelerinin iki özelliği nedir?
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin halifelerinin iki özelliği varmış. Bir, Sünnet i Resulullah’ı ihya ederler, yani kendi üzerlerinde yaşarlar. ikincisi neymiş? insanlara da Sünnet i Resulullah’ı öğretirler. iki vazife, iki önemli özelliği var bunların.
Ebu Cehil’in peygamberliği kabul etmemesi nedeni nedir?
Hani Ebu Cehil peygamberliği kendine bekliyordu. Hikmet’in babası olarak anılıyordu. Hazreti Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin söylediği her şeyin doğru olduğunu biliyordu. Söylediği her şeyin hakikat olduğunu biliyordu. ilim ehliydi. Sırf, Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’i kıskandığından, sırf Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in peygamberliğine hasisliğinden dolayı itiraz etti, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini kabul etemedi. Müşrikler bir peygamber geleceğini biliyorlardı ve o peygamberin Kureyş’ten olacağını da biliyorlardı. Yahudiler, Kureyş’ten bir peygamberin geleceğini biliyordu. Hristiyanlar kureyş’ten bir Peygamberin geleceğini biliyordu. Bütün Ortadoğu inananları Kureyş’ten bir peygamberin geleceğini biliyorlardı ve bildikleri için hatta peygamberin babasını bile biliyorlardı. Bir kadın gelip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin babası olan Abdullah’a kendisini sunmuştu. Çok zengin, demişti ki ne istiyorsan söyle, yeter ki benimle evlen. Hizmetçilerini gönderdi, haberciler gönderdi, dedi ki yeter ki benimle evlensin, ne istiyorsa istesin. Hz Muhammed i Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin babası Abdullah öylesine edepli, öylesine edepli, öylesine terbiyeliydi ki babasından izinsiz böyle bir şeyi yapmadı hiç, babasından izinsiz böyle bir şeyi yapmadı. Seneye hac zamanında, bir dahaki sene hac zamanı oldu, Abdullah yine Beytullah’ta ama evlendi, Hz. Amine annemizle evlendi. Dediler ki etrafındaki kimseler o şahıs yine Beytullah’ta. Ona tekrar teklif etmek ister misiniz? Dedi ki ben onu bir göreyim tekrar. Gitti, Abdullah oturuyordu Beytullah’ta. Baktı, dedi ki geçti. Ne oldu dediler. Onun alnındaki peygamberlik mührünü artık göremiyorum dediler. Sende öyle bir göz olsun, Muhammed i Mustafa’(s.a.v.)’in mührünü gör. Sende öyle bir kalp olsun, Muhammed i Mustafa(s.a.v.)i’n izini gör. Sende öyle bir burun olsun, Muhammed i Mustafa’(s.a.v.)’in kokusunu duy. Müşrik dediğimiz kadın, Muhammed i Mustafa’(s.a.v.)in peygamberlik mührünü babasında gördü, babasında!
Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in yetim olması peygamberliği kabul etmemenin nedeni mi?
Bir peygamber gelecek ama Muhammed i Mustafa(s.a.v.) yetim ya, Sabancı’nın oğlu değil, yetim ya, Koç’un oğlu değil, yetim ya, bilmem hangi Amerikan şirketinin oğlu değil, yetim ya, bilmem hangi ingiliz Kraliyet ailesine mensup değil, yetim ya, bilmem hangi Hollanda Kraliyet ailesine mensup değil, yetim ya, bilmem hangi isveç kralının ailesine mensup değil! Dikkat edin, Avrupa’da ne kadar çok krallık varmış değil mi? isveç Krallığı var, Hollanda Krallığı var ingiliz Krallığı var değil mi? Sizin krallığınızı yıktılar. Bir tek kendi krallıklarını korudular. 20. yüzyılda, 21. yüzyılda Krallık mı olurmuş! Aaa, var! Size olmaz deyip yıktılar, yerle yeksan ettiler. Mezar taşlarını bile söküp attılar. Evet, Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) yetim. Yetim olduğu için bir yetime mi peygamberlik gelecek! Neden? Yetim olmayan Ebu Cehil varken! Zengin, parası, malı, mülkü, siyasi kariyeri varken, neden ona gitsin! Sırf bundan dolayı, onun peygamberliğini kabul etmediler. Sırf bundan dolayı. O nasıl peygamber olur ben varken. O nasıl derviş olur ben varken! O nasıl şeyh olur ben varken! O nasıl alim olur ya ben varken! Burdan kabul etmediler hep. insan nefsi burdan kabul etmez, hasislenir. Ne dediler? Yani o da bizim gibi yiyor, içiyor, uyuyor dediler. Allah madem peygamber olarak bir melek göndereydi dediler. Hasislik böyle bir şeydir. Etrafını kıskanmak, etrafına hasislenmek. Allah muhafaza eylesin, insanı yer bitirir. Hırs, tamah, yer bitirir insanı. Bak, Adem cennetten sürgün yedi. Yer bitirir insanı. Allah muhafaza eylesin.
Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in ölümüne dair nasıl bir tepki verilmiştir?
“Halk onun ölümünü duyunca, mezarının başı bir kıyamet yeri oldu. Halk, onun yasıyla saçını başını yolarak, elbisesini yırtarak mezarının başında öyle bir yığıldı ki! Arap’tan, Türk’ten, Rum ülkesi halkından, mezarının başına toplananların sayısını ancak Tanrı bilir.”
Peygamberler dünya işlerinde cebridir mi?
Peygamberler dünya işlerinde cebridirler, yani peygamberler dünya işlerinde mecburiyetten, mecbur oldukları için yaparlar. Yoksa peygamberler dünya işlerini ile ilgilenmek, dünya işlerinin içerisine dalmak istemezler ama Cenab ı Hak onları dünya işlerinde, dünyada yaşama ile alakalı cebri yapmıştır, her zaman. Onları dünya işlerini yapma ile alakalı cebri yapmıştır. Onlar dünyada yaşayacaklar, dünyayı devamlıycaklar, dünya ile alakalı işlerini yerine getirecekler. Dünya hayatları onların cebridir.
Peygamberlerin fiiliyatları nasıl değerlendirilmelidir?
Peygamberler, özel seçilmiş insanlardır. Cenab-ı Hak, peygamberlere kur’an-ı kerim’in de der ki biz sizi kendimize seçtik. Allah peygamberlerini kendine seçti. Peygamberler, seçilmiş kimseler. Seçilmiş kimseler olduğu için, o peygamberlerin yine kur’an-ı kerimin beyanına göre, heva ve hevesine uyma, yine peygamberlerin bu noktada şeytana uyma, peygamberlerin kendi aklına uyma, kendi aklını orta yere sürme, kendi aklının hükmüne doğru gitme hali yoktur. Peygamberler akla uymamış lardır. Peygamberler, vahye uyarlar. Din, vahiydir. Vahyin bir penceresi vardır, Cebrail aleyhisselamın ilahi kitabı veyahut da Cebrail Aleyhisselam’ın bütün ilahi kitapları, peygamberlerine indirmesidir. Vahyin, ikinci yüzü vardır, penceresi vardır. Öyle diyelim. Bu vahyin ikinci penceresi, peygamberlerin sünnetleridir. Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetleri de birer vahiydir.
Peygamberlerin zelleleri nelerdir?
Zelle şu. Yani bir yerden bir yere gidecek, ilahi emir bekliyor, o ilahi emri beklemeksizin hareket ediyor. Zelle bu. Bakın zelle bu. Peygamberler su içecekse dahi, emirle içerler. Su içecekse dahi emirle içerler. Yemek yiyeceklerse ilahi ilham ile yemek yerler, vahye tabidirler. Vahye tabidirler. Hiçbir hareket ve davranışları, Allah’ın vahyinin dışında değildir, hiçbir hareketleri. O yüzden onların hareketlerinde nakıslık gibi gören kimse, kendisi nakıstır, eksiktir. Onlar dini yaşayan, hatta Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretleri, kur’an’ı yaşayan, kur’an’ı yaşayan kimsedir. Canlı yaşayan kimsedir. Kur’an’ın yeryüzünde yürüyen misalidir. Kur’an’ın manasıdır. Kur’an’ın açıklamasıdır. Kur’an’ın tefsiri dir Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem.
Peygamberin fiiliyatını kendi üzerine alanlar kimlerdir?
Allah’ın öyle kulları vardır. O kullarının da fiiliyatlarını kendi üzerine alır mı? Alır. Peygamberlerin varislerinin, peygamberlerin halifelerinin fiiliyatlarını üzerine alır mı? Alır. Ama bir peygamber gibi değildir o. Bir kısım veliler, demiyim, bir kısım şeyhler, kendilerini o hal üzerinde görürler ve kendilerine her daim o hal üzerinde gördüklerinden dolayı, her yaptıklarının ilahi ilhamla yapılmış gibi gösterirler. Bunda tehlike vardır. Sebep ne? Sen her yaptığını ilahi ilhamla yaptığını beyan eder, böyle andırırsan, yarın öbür gün bir hata, bir kusur, bir yanlış işlediğinde onu da dervişan onu hikmet görerekten, onu doğru kabul etmeye çalışır ki bu sefer herkesin küfrüne ve şirkine sebep olursun. Velilerin üzerinde buhal tecelli eder ama bu hal tecelli ettiğinde velilerin üzerinde kur’an ve sünnete aykırı bir şey zuhur etmez. Bu onların ruhani tarafıdır. Manevi tarafıdır. Velilerin de bir zahiri tarafı var mıdır? Evet. Onlar da senin benim gibi yerler, içerler, senin benim gibi uyurlar ama onların bir de ruhani, manevi tarafları var mıdır? Evet. O manevi tarafları yüksek santigrata çıkınca, o zaman onların üzerinde de bu hal zuhur eder mi? Evet, eder. Bu cebir değildir. Cabbarlığın manasıdır. Cenab ı Hak cabbardır. Bu cebir değildir. Cenab ı Hak bir avuç toprak ile cabbarlığını tecelli ettirmiştir. Bir avuç toprakla, düşmanın içerisini hallaç pamuğu gibi atmıştır. O çünkü cabbar olan Allah’tır. Burada Cenab ı Hak cebir noktasında, hani cebriyeciler gibi düşünmüyor. Cebriyeciler ne düşünüyorlardı? Kulun kendisinin cüzzi iradesi yok. Cenab ı Hak, onun üzerinde ne emrettiyse o onu yaşayacak. Burda kulun otomatikman cüzzi iradesini kaldırmıştı. işte Hz.Pir burda cebriyecilere cevap veriyor. O bir avuç toprak attı. Fiiliyat, toprak atmak. Kime ait? Hz. Muhammed i Mustafa (s.a.v) ‘a ait. O bir avuç fiiliyatı, o Hz. Muhammed i Mustafa (s.a.v) , ilahi vahiy yoluyla bir avuç toprağı aldı attı ama bir avuç toprağı Cenab ı Hakk’ın cabbar ism i şerifi ile tanka, topa, tüfeye dönüştürdü.
Peygamberlerin özelliklerini anlatan bir metin var mı?
Peygamberler şefkat, merhamet, muhabbet timsali insanlardı. Alçakgönüllülerdi. Tevazuluydular. Herbiri fukaraydı ama hepsi de ismet sahibiydi. Hepsi de hikmet sahibiydi. Hepsinin de gönüllerinde Allah muhabbeti, Allah aşkı vardı.
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin mesleği nedir?
Bir üniversite düşünün, onun dekanı. Zaten ordan şehliğe dönüş yapıyor, yani Şemseddin-i Tebrizî ile tanışınca bırakıyor onu. Onu bıraktığı için talebeler ayaklanıyor. Onu bıraktığı için saray diyor ki ya ne oluyor bizim Mevlanamıza ne oluyor saraydakiler.
İnanmayanlar için hangi peygamberin önemli olduğu?
İnanmayanlar için hangi peygamber olduğu önemli değildir. Onların önüne nasıl bir peygamber getirirseniz getirin, onların önüne nasıl bir peygamber çıksa çıksın, onlar asla ve asla o peygambere inanmayacaklardır. Çünkü eğer bir peygambere gerçekten iman ettiyse bir kimse, ondan sonra gelmiş olan peygambere de iman ederler.
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine itaat farzdır mı?
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine itaat farzdır. Bir kimseye Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri sana şu vazifeyi verdim diyecek de o da ben istemiyorum mu diyecek. Böyle bir şey yolun adabına, erkanına, usulüne aykırıdır.
Musa’ya dair ne söylendi?
“Ben Musa dinine sığınağım, o dine arkayım ben diye yüzbinlerce inan- mış mazlumu öldürttü gitti.”
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine benzemek için ne yapılması gerekir?
Demiş ki Ebu Cehil’in kıyafetiyle onun kıyafetinin arasında bir fark yoktu. Dikkat edin, hikmete bakın, kıyafetin içindeki demiş önemli olan. Sen Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine benzemek istiyorsan sireten, yani iç olarak ona benze. O güzel ahlak, o ince edep, o dilinden bal akmak, o gözünü harama çevirmemek, o elini harama uzatmak, o ayağına harama gitmemek, hiç kimseyi incitmemek, kırmamak, o haksızlık etmemek, zulmetmemek, o hava atlamamak. Şatahat yok, şatafat yok. Kibirlilik yok. Ben biliyorum yok. Kulluk var, kulluk! Sen kulluk yap. Sen kıyafetinle insanları aldatma. Aldatma, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol demiş ya! Yapmadıklarını tavsiye edicilerden olma demiş ya! O zaman insanlar ne ile aldatırlar sizi? inandıklarınızla. Şeyhinizle aldatırlar. Derler ki şöyle emretmiş. inanma. Benim ağzımdan duy, inanma. Kandırırlar. Kanma!
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ile ilgili ne söylendi?
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri açacak demiş onun durumunu. Herkes demiş, herkes istihare yapsın. Durum bu. Geldiler bunlar, ne dedi dedim. Böyle böyle dedi.
Şemseddin-i Tebrizi’nin ne anlama geldiği?
Şemseddin-i Tebrizi, Hz. Mevlana Celaleddin-i Rûmî Hazretleri’nin şeyhi, üstadı. O da öyle bir güneş ki! O da öyle bir güneş ki o güneşi görenler, gören bütün güneşler, başlarını çekip karanlığa gömülüyorlar. Öyle bir güneş ki onun doğduğu yerde başka bir güneş kalmıyor ve öyle bir güneş ki güneşin makamı olan dördüncü kat gökte güneş başını saklayıp gizliyor. O güneşin aydınlığından, kendi aydınlığı utanır hale geliyor.