Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 19/46

Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi Hakkında

816. Beyit Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu temiz kişileri ta’net-

meye meylettirir.”

Evet yani normalde bir kimsenin ar perdesi yırtılırsa ne olurmuş? O te-

miz kişilerin üzerinde laf söyler, dedikodu eder.

“Allah bir kimsenin ayıbını örtmek isterse, o kimse ayıplı kimselerin

ayıbı hakkında ses çıkaramaz olur.”

Şimdi Allah bir kimsenin normalde perdesini yırtdıysa ne yapıyordu? iyi insanların arkasından laf söylüyordu. Müminlerin, Peygamberlerin, velilerin, evliyaların arkasından laf söylüyor, onların üzerinde suizan yapıyor, gıybet ediyor, dedikodu ediyor arkasından. Eğer bir kimsenin de ayıbını örtecekse, hepimizin kendi içerisinde ayıpları vardır, hepimizin kendi içimizde kusurlarımız vardır. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri hiç ayıbı ve kusuru olmadı. Küçücük zellesi dahi olmadı. Ama geçmiş peygamberlerin küçük zelleleri oldu. Şimdi bazı imam hatiplerde, bazı ilahiyatlarda, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin de günah işlediğini, Allah’ın onu, tövbe edip Allah’ın onu affettiğine dair çocuklara sapık şeyler öğretiyorlar. Arkadaşlar, Hz. Muhammedi Mustafa sallallahu ve sellem hazretleri hiç günah işlemedi. Hiç işlemedi. Hiç onun küçük zellesi dahi olmadı. O ne konuştuysa Cenabı Hakkın emriyle, onun vahyiyle konuştu. Şimdi Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini bir en güzel, nadide köşeye koyduk. Diğer peygamberleri de bir köşeye koyduk. Onlar da ne? Peygamber. Onlarda, geçmiş peygamberlerde, küçük zelleler görüldü mü? Evet. Onu da bir köşeye koyduk. Diğer köşede ne var? Veliler var. O veliler normalde günah işlerler

mi? Evet ama onlar günahda ısrarcı olmazlar. Onları da bir köşeye koyduk. Öbür köşe de neyi koyduk? Müminleri koyduk. Müminler de günah işlerler mi? Evet. Bir günahın pençesinin altında kalırlar mı? Evet. Onları da bir köşeye koyduk. Şimdi peygamberlerin, Peygamber sallallahüve sellem hazretlerinin, geçmiş peygamberlerin ve velilerin ve müminlerin arkasından konuşan, dedikodusunu eden, gıybet eden, bunlara iftira eden kimseler aslında münafıktır. Ancak münafık insanlar, ancak münafık bir kimse, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin aleyhine konuşur. Ancak münafık bir kimse peygamberlerin aleyhine konuşur. Ancak münafık bir kimse Allah’ın velilerine, dostlarına, dostlar hakkında yanlış şeyler söyler, yanlış şeyler konuşur. Ancak Münafık bir kimse müminlerin arkasından laf dolaştırır. Onları dedikodu, gıybet eder. Ancak münafıklar yapar bunu ve bunları dinleyen insanlar, münafıklara gözünü, kulağını, kalbini açmış insanlardır ki bunları dinleyenler münafıklığa doğru yol alırlar, bunları dinleyenler. O yapmadı ama dinledi. O normalde bunu yapmadı ama dinledi. O da münafıklara doğru yol olur. Allah muhafaza eylesin.

Şimdi eğer o kimse Mü’min ise bakın münafık değil, mümin ise insanların ayıplarını örtmeye çalışır ve bir kimse etrafındaki insanların, gördüğü kimselerin ayıplarını örtüyorsa, o mümindir. Onun ayıbını örtüyor, onun ayıbını araştırmıyor. Bir erkek evde eşinin ayıbını araştırmıyor. Bir kadın, kocasının ayıbını araştırmıyor. Arkadaş, dost ikisi, birbirinin ayıbını araştırmıyor. Bir topluluk, bir başka bir topluluğun ayıbını araştırmıyor, topluluğun içerisindeki insanlar birbirlerinin ayıplarını araştırmıyorlar. A ne yapmış ya filan, gözetlemiyorlar. Şimdi önceden insanlar birbirlerinin evlerini gözetlermiş. Şimdi insanlar birbirlerinin hayatlarını gözetliyorlar. Önceden bahçe duvarları normalde alçakmış. Bahçe duvarları alçak olduğundan herkesin avlusu görünürmüş. O avluya bakmak, o kimsenin bahçesine bakmak, avlusuna bakmak, çoluğuna çocuğuna bakmak, günahı kebairden. Gözetlemeye giriyor. E şimdi insanlar, insanların hayatlarını, yaşantılarını gözetliyorlar. Günahı kebaire giriyorlar ve insanların ayıplarını araştırıyorlar. insanların eksik ve kusurlarını araştırıyorlar. Nerde ne yapmış, nerde ne etmiş, ne kadar ayıbı kusuru varsa onu orta yere dökmeye çalışıyorlar ve bunu da biz böyle doğru bir şeymiş gibi yapıyoruz. işin en kötü tarafı bu.

Müslümanlar, Müslümanlar Hristiyanların ahlakını aldı. Aslında Hristiyan ahlakında bile böyle bir şey yok. Biz şeytanın ahlakını aldık, paparazi oldu Müslümanlar. Kim nerde ne yapıyor, kim nerde ne işliyor, kim nerde ne ile iştigal ediyor, onlara bakıyor Müslümanlar. Müslümanlar, işlerini güçlerini bırakmışlar, birbirlerinin ayıplarını araştırıyorlar. Allah muhafaza eylesin ve birbirlerinin ayıplarını da sanki bunu böyle matah bir şeymiş gibi

orta yere döküyorlar. O onun ayıbını orta yere döküyor, o onun ayıbını orta yere döküyor. Bu siyaset de aynı. Var olan olmayan ne varsa, herkes birbirinin ayıbını orta yere döküyor. Eksiği kusuru ne varsa onları herkes birbirinin ayıbını, eksiğini, kusurunu, orta yere döküyor ve biz o ağızlarla dua ediyoruz. Ondan sonra diyoruz ki bizim duamız kabul olmadı. Biz bu halimize tövbe etmiyoruz. Müslümanlar birbirlerinin içine girmişler günahı kebair işleme noktasında ve mesela sufice bir öğreti orta yere koyunca, ya kardeşim gözünle gördün mü? Hayır. Ya sen senin yanında mı işlendi bu? Hayır. Bununla alakalı ne var senin elinde belge bilgi? Hiçbir şey yok. Nasıl bunu konuştun? Ya seni hükümet destekçisi, yardakçısı yapıyor, ya seni normalde, işte bir şeyden bilmeyen etmeyen, görmeyen olarak görüyor veya da seni tu kaka ilan ediyor. Bütün herkes hırsız, bütün herkes namussuz, bütün herkes şerefsiz, bir tek namuslu şerefli o var! Müslümanlar bu hale geldi. Hiç kimse ana meseleleri konuşmuyor. Bataklıkları kurutmayı konuşmuyor. Bataklıklarla uğraşmak hiç kimsenin işine gelmiyor. Cumhuriyet savcısının önüne çıkmayı göze almıyor hiç kimse. Müslümanlar habire birbirleriyle didişiyorşar. Kardeşim, bu gayri ahlakiliğin sebebi dünya üzerinde islam hukukunun olmayışından, her taraf gayri ahlaki. Bu bataklık kurumaz. Gayri ahlakilikten bütün dünya emperyalistleri geçiniyorlar burda. Müslümanlar birbirlerine düşüyorlar. Müslümanlar birbirlerinin eksiklerine kusurlarına bakaraktan kendi aralarında fitne çıkarıyorlar. Müslümanlar birliklerini ve beraberliklerini koruyamıyorlar, muhafaza edemiyorlar. Bir evin içindeki aile fertleri dahi birbirlerini koruyup muhafaza edemiyor. Bu sefer Müslümanlar olarak tamamiyetle tefrikaya düşmüş oluyoruz. Allah muhafaza eylesin.

E, ayıbını örterse bir kimse, mümin sıfatı ayıbı örtmek, bir kimsenin ayıbını örtmek mümin sıfatı. Bir kimsenin ayıbını meydana çıkarmak, ortaya çıkarmak, münafıklık sıfatı. Sen bir kimsenin, bir kardeşinin, bir arkadaşının, bir Müslümanın ayıbını örttün, mümin sıfatıyla sıfatlandın. Onun ayıbını açtın, örtüyü açtın, onun sakladığını, onun gizlediğini sen kalktın meydana çıkardın. Bakın bir kimse yapmış olduğu ayıbı, hatayı, yanlışlığ, sakladı, gizledi, örttü onu. Onu senin açmam münafıklık alameti ama bir kimse gitti orda restoran açtı, meyhane içkili restoran açtı, işte ona meyhaneci işte şu dememde bir beis yok. Adam orda birahane çalıştırıyor. Birahaneci falanca demekte bir beis yok ama kapattı, tövbe etti o kimse. Onun hala da öyle anılması, hem gıybet, hem iftira. O öyle anılmaz. Hatta o bir zamanlar şu şöyleydi demenin bir anlamı yok. Onun ayıbını açıyor, ayıbını orta yere döküyor. Yapmış, tövbe etmiş, senin üzerinde de sen de bir zamanlar çok gıybet ettiydin de sen ne diyeceksin? Kim gıybet etmedi, kim iftira etmedi, insanların ayıplarını örtmek, müminlerin ayıplarını örtmek,

müminlerin birbirlerinin hata ve kusurlarını affetmesi, toleranslı davranması lazım. Allah bizi muhafaza eylesin. Hucurat, ayet 12: ‘Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirlerinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Ondan tiksinirsiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah tövbeleri daima kabul edendir. Çok merhametlidir.’ Zannın çoğundan sakınınız. Yani bir kimsenin üzerinde suizan beslemek, o suizanı yürütüp o kimse bunu işlemiştir demek. Ya bu sigara içiyordur ya, hadi sigaradan şey yapmıyayım da işte içki içiyor dur ya. Nasıl ya? Ya içiyordur ya, tahmin ediyorum. Ya bitti! Sen gözünle gördün mü? Hayır, tahmin ediyorsun. Nerden tahmin ediyorsun, neden tahmin ediyorsun? Nerden sen yürütüyorsun? Sen zan yürüterekten onun hakkına tecavüz ettin. Zannın fazlasından sakının. Burda normalde zannın bir çoğundan veya fazlasından sakının dediği, sen kendi kendine tedbir alma, kendi kendini koruma, kendi kendini normalde korumaya almak, hakkın.

Ölçülü davranmak, hakkın. Acaba demek senin hakkın ama ondan fazlası senin hakkın değil. Kendini koruma maksadıyla ya ben bu arkadaşla samimi olacağım ama acaba bir yanlışlıkları var mıdır ki? Beni bir yanlışlığa götürür mü? Beni bir yanlışlığa sevk eder mi? Benim bir yanlışlık yapmama sebep olabilir mi? Bu bakın, bu insanın kendisini koruması ile alakalı. Bir kimse kendisini bunu bunda koruyabilir, bu zannın fazlasına girmedi, yok. Bu kesin beni böyle bir şey yapar. Bu artık zannın fazlası. Bundan sakın. O kimsenin günah işlediğini görmediğin müddetçe, onu günah işleyenlerin içine koyma. O kimsenin zina işlediğini gördün mü? Görmedin. Ne yapmaya bu zina yapıyordur diyorsun, gördünmü, gözünle gördün mü? Hayır. itiraf edene dahi Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri o kadınla alakalı dedi ki gidin bunun ailesini araştırın, köyünü araştırın. Bunun sülalesini araştırın. Böyle bir kafası gelip gidiyor mu bunlar, sülalesinde böyle haklı olarak gel gitleri var mı? Bir bakın edin, araştırın. Araştırdılar, gittiler, o kadının köyüne kadar, köyündeki sülalesine kadar hepsini araştırdılar. Geldiler, dediler ki yok ya Resulullah böyle bir şey, yani bu ailede kafa gelip gitmiyor. Bazı aileler vardır. Kafa gelir gider. Bazı insanlar vardır kafa gelir gider. Olmayan birşeyi varmış gibi düşünür? Varmış gibi olmuş gibi konuşur. Bu bir kısım dervişlerde de olur. Belli bir hal görmeye başladığında, hal görmeye başlar yeni yeni, hal görmeye başlayınca halinde bir şey yaşar veya gözünün önünde bir şey yaşar. Yaşadığını gerçekmiş olarak kabul eder ve o yaşadığını mesela doğru kabul eder. Der ki ya o bana böyle söyledi veya ben bunu yaşadım. Kendince doğru mu? Evet. Bakın kendince doğru. O kimse, o hal dervişi, onu karşıya bastırmayacak, illaki böyle oldu

demeyecek. Kendi kendine düşünecek. Yani ben bunu nasıl yaşadıydım, nasıl gördüydüm diye akledecek. Onu akletmezse sıkıntı var yine. Bakın, dervişlikte dahi bu vardır. Sufi yolunda o kimse gelecek, şeyhi ile görüşecek, konuşacak. Böyle şeyler yaşıyorum diyecek. O yüzden bir kimse gözüyle görecek. Gözünle gördün mü? Hayır. Kulağınla duydun mu? Hayır. Neyapmaya iftira attın? Hele şimdi! Kadınlar, erkekler birbirlerinin cep telefonlarını kurcalıyacaklar, karıştıracaklar, birisi birisiyle kadın isminde, erkek isminde, şunda bunda, merhaba demiş, selamlaşmış, öyle olmuş, böyle olmuş. Zina etti anında! Telefonu eline geçiren diyor ki eşi ile alakalı zina ediyor. Bu beni aldatıyor. Allah Allah, gördün mü, gördün mü kardeşim? Görmedin. E görmediğin bir şeyin üzerine nasıl hükmettin? Telefondaki mesajlaşmadan hükmettin. Başka bir şeyden değil. Sen nerden buna böyle gittin? Allah muhafaza eylesin.

insanlar birbirlerinin kusurlarını araştırıyor. Müminler birbirlerinin kusurlarını araştırmaya cak. Emir bakın. ‘Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakınınız.’ Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız, emir sigarası. Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız, emir sigası bu, direkt emir. Araştırma. Haram. Sen birisinin kusurunu araştırıyorsan, haram işledin, günahı kebair işledin. Ayeti kerime ile sabit. Büyük günahlardan işledin bir de. Kimsenin kusurunu araştırma. Bunu kendine distur et. Bunu kendine distur et. Derviş kardeşler, sufi kardeşler! Ümmeti Muhammed, insanların kusurlarını araştırmayın. Araştıran kimse, araştıran kimse, araştırmada durduğu müddetçe, günahı kebair işledi. Gözüne görünmeyen günahı kebairlerden birisi. Biz günahı kebairi, içki içmek, kumar oynamak olarak biliyoruz sadece. insanların kusurlarını araştırmak da günahı kebairdir. Hem de insanları ifsad eden, insanları bozan, toplulukları yıkan, aileleri yıkan, milleti dağıtan, devleti çökerten, islam ümmetini çökerten, en büyük günahı kebairlerden birisidir bu. insanların kusurlarını araştırmak ve insanların geçmişte yapmış oldukları hata ve kusurları onların önüne koymak ve ikidebir de o kimsenin o hatasını yüzüne vurmak, ikide bir de onun önüne koymak, ikide bir de onun önüne koymak, bunu çocuklarımız yapabilir. Bunu eşlerimiz yapabilir. Bunu normalde akrabalarımız yapabilir. Herkesin hatası, kusuru, eksikliği, yanlışlığı olabilir. Geçmişte de yapabilir. Bunu onun ısıtıp ısıtıp onun önüne koymak, ısıtıp ısıtıp onu onunla suçlamak, o kimseyi sizden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. insanların kusurlarını araştırmayın. insanların hatalarını örtün. Onların ayıplarını örtün. Örtün derviş kardeşlerinizin ayıplarını örtün.

Dergahın hukuku vardır. işte o topluluğun bir hukuku vardır. O seni mi ilgilendiriyor? Hayır. Sen git görevli olan kimseye söyle söyleyeceğini, bu

kadar. Geri kalan seni ilgilendirmiyor. Dervişliğine devam et, sen otur. Allah muhafaza eylesin. Birbirlerinizin gıybetini yapmayın, emir sigarası. insanların gıybetini yapma. Önce ne yapıyorsun, zanna düşüyorsun. Bakın, adım adım. Önce zanna düşüyorsun. Zandan sonra o kimsenin kusurlarını araştırıyorsun. Önce zan olarak giriyor senin kalbine, senin gönlüne zan olarak giriyor. Sen sivilceyi baştan önle. Seli baştan önle. Eğer sen zannın fazlasından sakınmazsan, ardından ne geldi? Kusur araştırmak girdi. Ardından ne geldi? Gıybet yapmak geldi. Ardından da gıybet yapmak geldi. Zan, araştırmak ve gıybet. Üç adım. Zandayken sen onun boğazını sık. Daha zanna düştüğünde sen onun kafasını kopar at. Zannın kafasını kopar at. Zannın kafasını koparıp atmazsan, daha küçük çocukken öldürmezsen onu, o seni katledecek. Gıybet ederekten. Gıybet etmek zina etmekten daha büyük günahı kebair. Tekrar söylüyorum, gıybet etmek, zina etmekten daha büyük günahı kebair. içki içmekten de kumar oynamaktan da büyük günahı kebair. Gıybet etmek. Gıybet etmek, adam öldürmek gibi büyük günahı kebair. Yapma, yapma. Bakın tekrar söylüyorum, zan, o seni kusur araştırmaya götürüyor. Kusur araştırma da seni gıybete götürüyor. Gıybet ne? Yapmış olsa dahi, yapmış olsa dahi, onu işlemiş. Yani örneğin işte içki içmiş, içmiş. Senin onu bir başkasına filanca içki içiyor demen gıybet ve o lafı bir başkası, bir başkasına aktardı, hem gıybet etti, hem yalan söyledi. Nasıl yalan söyledi? Başkasından duyduğunu aktarman, sana yalan olarak yeter. Hadisi şerif. Ya doğru, doğru olduğu için zaten günahı kebair. Doğru, gıybet, doğru olmazsa iftira alacak, o daha büyük günahı kebair. Allah muhafaza eylesin. Cenabı Hak emrediyor. Zannın fazlasından sakınınız. ikincisi, ikinci adım, zandan kurtulamazsan, kusur araştırıyorsun. Üçüncü adım, onun hakkında gıybet ediyorsun. Allah muhafaza eylesin. ‘Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter. Her kim de müslüman kardeşinin ayıbını açarsa, Allah da onun ayıbını açar. Hatta evinin içinde bile onu rezil eder.’ ibni Mace ve Tirmizi. Kim bir müslüman kardeşinin ayıbını örttü, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örttü. Kim Bir müslüman kardeşinin ayıbını açtı, Allah da onun ayıbını açtı. Hatta dünyada da açıyor. Hatta onu evinin içinde bile diyor evininin, evinin içerisinde de ayıbına açar, ortaya çıkarır. Sen dersin ki ya ben evin içindeyim, hiç kimse görmüyor, orda da seni ne yapar Cenabı Hak? Rezil rüsva eder. Allah muhafaza eylesin. O yüzden asla ve asla hiç kimse kimsenin hakkında suizana düşüp onun eksiğini kusurunu araştırıp, gıybetini yapma noktasına gitmeyecek. Oruçla alakalı hadis-i şerifte ne diyordu? Oruç tutan kimse dilini

muhafaza edecek. Orucun sevabını ortadan kaldırmayacak, dilini korursa dilini korursa, oruç oruç olur. Dilini korumazsa, oruç oruç olmaz. Allah muhafaza eylesin.

Yine Hz Ömer efendimiz aktarıyor. Ömer efendimizin oğlu, Resulü Ekrem minbere çıktı ve yüksek sesle: Ey dili ile iman edip imanı gönüllerine inmeyen toplum. Müslümanlara eziyet etmeyiniz. Onların ayıplarını araştırmayınız. Zira her kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa, Allah da o kimsenin ayıbını araştırır. Allah her kimin ayıbını araştırırsa, evinin ortasında da olsa onu rezil eder.’ Evinin ortasında da olsa onu rezil eder. O zaman biz kardeşlerimizin asla ve asla hatalarını, kusurlarını, eksikliklerini araştırmayacağız, onları orta yere dökmeyeceğiz. Onları araştırıp da onları üzmeyeceğiz. Onları bu noktada incitmeyeceğiz. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Önümüzdeki hafta burdan devam edeceğiz inşallah. Ramazan olunca böyle oluyor yavaş yavaş gidiyor. O yüzden geçen hafta da helallik istedim. Ondan sonra yine de hakkınızı helal edin. Duyamadım? (Helal olsun) Eyvallah! Allah razı olsun. O ne ya böyle oruç tutuyorsunuz diye sessizce helal olsun. Olacak iş mi? Müslüman canlılığını kaybetmeyecek hiç. Asla aktifliğinizi, canlılığınızı kaybetmeyeceksiniz. Böyle diliniz, damağınız kuruyacak oruçtan. Kafanız dik olacak. Gözleriniz ölü gözü gibi bakabilir, önemli değil ama böyle Müslüman canlılığını, heyecanlılığını kaybetmeyecek. Burdan yürüyün, dağa tırmanacağız dediğimizde herkes dağa tırmanacak. Öyle kendinizi diri tutun, oruç tutuyoruz deyip de böyle hımbıl hımbıl durmayın. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenabı Hak ibadetlerinizi, oruçlarınızı kabul eylesin. inşallah. bayramınız bayram olsun bayram sabahı. Selamünaleyküm.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şeyh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı