Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“Onun için ağlayan göz ne mübarektir, onun aşkıyla yanıp kavrulan
yürek ne mukaddestir.”
Allah için ağlayan göz, Allah için gözyaşı dökmek, Allah için hüzünlenmek, Allah için kederlenmek, hatta bir hadis-i şerifte ağlayamıyorsanız ağlıyormuş gibi yapınız der, hani ağlayamıyorsun Allah için, hiç olmazsa ağlıyormuş gibi yapınız der. Allah için ağlamak. Hani mahşer kurulur, hesap kitap görülecek, bir kimse cehenneme götürülecek, bir hadisi şerif aklıma gelen şimdi, o hadis-i şerifte bir melek, küçücük bir şişenin içerisinde bir damla gözyaşı getirir. O kimse cehenneme gönderilecek ama meleğin elinde bir damla gözyaşı var ve getirir melek o bir damla gözyaşını ve Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna çıkarır der ki melek bu kul filanca zamanda, filanca yerde, Allah için bir damla gözyaşı dökmüştü. Onun bir damla gözyaşı, onun kurtuluşu, necatı olur. Allah korkusundan dökülen gözyaşı, Allah sevgisinden dolayı dökülen gözyaşı, bir kimsenin günahlarından dolayı dökülen gözyaşı kadar mukaddes bir göz yaşı yoktur. O yüzden o kimsenin cehennem ateşini söndüren bir gözyaşıdır. Allah için ağlayınız. Allah için gözyaşı dökünüz. Bu sizin kalbinizi yumuşatır. Bu sizin içinizi inceltir. Bir Müslümanın gözyaşından daha kıymetli bir şey yoktur. Allah için akıtılan gözyaşı ama Allah bizi öyle onlardan eylesin ve o gözyaşı, insanı kemale erdirir ve o gözyaşı, o kimseyi Allah’la dost eder ve o gözyaşı insanı, Allah’ın yanında en muteber bir noktaya götürür. O yüzden Allah için gözünüzden yaş eksik olmasın. Allah yolunda koşuştururken, Allah’la olan dostluğunuzu pas geçmeyin. Onunla gönlünüzden bir yol bulun, gönlünüzden
onunla bir iletişim kurun ve Allah için ağlayın, gözyaşı dökün, kardeşleriniz için ağlayın, gözyaşı dökün. Uzaktakiler için ağlayayın, gözyaşı dökün. Allah bizi onlardan eylesin.
“Her ağlamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam, mübarek bir
Allah için ağladıysa o kimse, onun sonu gülmektir. Bir kimse günahlarına ağladı, kusurlarına ağladı, hatalarına ağladı, Allah’ı sevdiğinden ağladı, ona dostluğundan ağladı, ona yakınlığından ağladı, ağladı da ağladı. O kimse için sonu gülmektir. O kimse işin sonunda gülecektir. Nerde gülecektir? Son nefeste gülecektir. Nerde gülecektir? Kabre girdiğinde gülecektir. Nerde gülecektir? Mahşere çıktığında gülecektir. Onun sonu gülmektir ama Allah için ağlamadıysa, günahına tövbe edip gözyaşı dökmediyse, Allah’a dostluk peyda etmekte tembel davrandığı halde, gözyaşı dökmediyse, onun için sıkıntılıdır. Allah muhafaza eylesin.
“Akar su neredeyse orası yeşerir. Nerede gözyaşı dökülürse, oraya rahmet nazil olur. İnleyen dolap gibi gözü yaşlı ol ki can meydanında yeşillikler bitsin.”
işte nasıl bir nehir düşünün, nehrin veya derenin geçtiği yer nasıl yeşillik oluyorsa, bir kimse Allah için ağlıyorsa, o da manevi olarak, manevi olarak, önce kendini, sonra etrafını cennet bahçesine döndürür. O kimse manevi olarak, o kimse yakın olup bu noktada Allah’la olan dostluğunu peyda eder. Maide, ayet 83-84: ‘Peygambere indirileni işittikleri zaman onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. (Sahabeye söylüyor bunu.) Onlar ey Rabbimiz, iman ettik, bizi de şahitlerle yaz. Allah’a ve bize gelen hakka nasıl iman etmeyelim. Halbuki biz Rabbimizin bizi salih bir toplulukla birlikte cennete koymasını çok arzu ediyoruz.’
Bakın onlar Allah’tan kendilerine ayetler indirilince, onlar o ayetleri işittiklerinde gözlerinden yaşlar inerdi. Sahabe, Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerini dinlerken gözlerinden yaşlar ineedi ve Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki ‘Allah’a iki damla ve iki izden daha sevimli bir iz yoktur. iki damlaya gelince, Allah korkusundan ağlayan göz yaşıyla, Allah yolunda akıtılan kan damlası. iki iz ise, Allah yolunda savaşanın ayak izi ile Allah’ ın farzlarından herhangi birisini yerine getirmek için atılan adımın ayak izidir.’ iki damla mukaddes. Bir, Allah korkusundan akıtılan gözyaşı. iki, cihad edenin üzerinden çıkan kan. Ama yaralanmadan dolayı ama şehitliğinden dolayı. iki iz, bu iki ayak izi ne? Bir, o kimsenin Allah yolunda koşuşturması, Allah yolunda mücadele etmesi, Allah yolunda bir yerden bir yere gitmesi, Allah için bir seyahat etmesi, Allah için cihada çıkması. Bunların hepsi de cihat perspektifindedir.
Yani işte nereye gittik, Gelibolu’ya gittik. Ne için gittik? Orda insanlara sohbet edeceğiz, sema edeceğiz, dua edeceğiz, döneceğiz. Allah için. Karşılığında bir ücret var mı? Yok. Karşılığında bir beklentimiz var mı? Yok. Bu, Allah için cihada çıkmak veya x bir yere sohbete gittiniz, x bir yere zikrullaha gittiniz, x bir yere Allah için bir şey yapmaya gittiniz. O yol cihad yolu. O iz kadar önemli Allah katında ikinci bir iz ne? Farzları yerine getirmek için yapılan, ibadetler için yapılan iz. Gözyaşı dökeceğiz. iki, Allah yolunda kanımız dökülecekse dökülecek. Şehit olacağız veya gazi olacağız. Üçüncüsü? Üçüncüsü, Allah yolunda cihada çıkacağız. Allah yolunda. O küçücük semazen çocuklar Allah rızası için Allah için nerelere gidiyorlar, uyuklaya uyuklaya. Daha küçüklüğünden itibaren başladı yazılmaya. Yolda öldü, şehit oldu. Trafik kazası olabilir, her şey olabilir. Allah için yola çıkıldı çünkü Allah için yola çıkıldı. Yolda başına bir şey geldi. Allah muhafaza eylesin, Şehit hükmünde. Allah yolunda, şehit oldu. Yola çıktı, Allah için yola çıktı. ikinci iz ne? O kimse için farzları yerine getirmen. Namazı kılmak için yürüdün, bir ibadet yapmak için yürüdün. O iz de ne? Allah için iki iz. Allah için iki damla. Birisi akıtılan kan birisi akıtılan gözyaşı. Allah için iki iz. Allah yolunda mücadele için gidilen yol. iki iz. Farzları yerine getirmek için gidilen yol. Bunlar Allah katında önemli.
‘Mahşerde cehennem kıvılcımları insanları kovaladığı sırada Cebrail Aleyhisselam elinde bir bardak su ile görünür. Ona bu ne diye sorarım ve bana şöyle cevap verir. Bu mümin kulların Allah korkusuyla ağlayıp gözlerinden döktükleri yaşlarıdır ve şu korkunç kıvılcımları söndürecek tek şeydir. Allahu Teala’nın kendi himayesinden başka hiçbir kimsenin bulunmadığı, kıyamet gününde himayesine aldığı yedi kimseden biri de yalnız iken Allah’ı anıp gözünden yaş akıtan kimsedir.’ (Buhari). Demek ki mümin kulların Allah için ağlayıp dökmüş olduğu gözyaşları, kıyametin ateşini söndürecek ve hani yedi zümre insan olacak ya, hiçbir gölgenin olmadığı o mahşer yerinde Allah’ın gölgesinde gölgelenecekler. Bunlardan birincisi de ne? Onlar tenhalarda yalnız başlarında iken Allah’ı zikredip, gözyaşı döken insanlar. Allah bizi onlardan eylesin.
“Ağlamak istersen gözyaşı dökenlere acı. Merhamete nail olmak ister-
sen, zayıflara merhamet et.”
Yine hadisi şerif, Buhari’den: ‘Allah size yardım edip rızık veriyorsa, bu aranızdaki zayıflar sayesinde değil midir?’ O zaman ne yapacağız? Zayıflara merhamet et. Kimsesizlere merhamet et. Etrafında naçar kalan insanlara merhamet et. Allah için gözyaşı dökenlere acı. Bir derdinden, bir sıkıntısından gözyaşı dökenlere acı. Onlara merhamet göster. Hastalara merhamet göster. Naçar kalan kimselere merhamet göster. Biçare olan insanlara
merhamet göster. ‘Allah bu ümmete aralarındaki zayıfların duası, ibadeti ve ihlas’ı sebebiyle yardım etmektedir.’ (Nesai.) Ümmete Cenabı Hak nasıl yardım edermiş? içindeki zayıfların duası, zayıfların duasını alın, kimsesizlerin yetimlerin duasını alın, elinden tutulması gerekenlerin elinden tutun. Onların duasını alın. Hiç kimsesi kalmamış, naçar, perperişan olmuş. Elinden tut. Onun duasını al. Onun duasını al. O zaman, o zayıflar da şunu bilmeli. Zayıflığından şikayet etmemeli. Fukaralığından şikayet etmemeli. Bilmeli ki o zayıfların duası, ibadeti ve ihlası Ümmeti Muhammed’in ayakta durmasına sebep ve vesiledir. Zayıf olanlar, kendilerini zayıf görenler, ki hepimiz zayıfız, duamızla, ibadetimizle, ihlasımızla, Ümmeti Muhammed’e can olmaya ne yapacağız? Devam edeceğiz. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ezan okundu, ben de burda bitireyim, keseyim inşallah. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Tekke çalışanları, bu meseleyi burda, eşkare konuştum, herkes dersini alsın diye. Aziz Allah! Allah muininiz olsun, Allah yardımcınız olsun. Selamünaleyküm.
(25. Dakikadan itibaren)
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı