Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 43/53

Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi Hakkında

722-723. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Katı taş ve mermer bile olsan, gönül sahibine erişirsen, cevher olursun. Temizlerin muhabbetini taaa canının içine dik. Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka muhabbete gönül verme.”

insan eğer başıboş bırakılırsa, bir eğitim almazsa, bir terbiyeden geçmezse, hayvandan bir farkı kalmaz. Hayvandan farkı kalmayacağını bilen Cenab ı Hak varlık alemine ilk insan olarak Adem’i gönderirken, Adem’i de peygamber olarak gönderdi. Öyle yontma taş devri, cilalı taş devri, yok işte ateş yakmasını bilmiyorlardı, yok odun kömür bilmiyorlardı, yok şempanzeden geldik, yok özel bir maymun türünden geldik, yok işte önce balıktın, sonra maymun oldun, sonra işte insan oldun, bu Darwin Teorisi teori zaten. Saçmadan safsatadan, insanları din olgusundan dışarı çıkarmaktan başka bir şey değil. Zaten dünya üzerindeki hegomonist güçler ayakta duran tek din her şeyle ayakta duran islam dinini yıkmak, dağıtmak için her türlü alavereyi, dalavereyi, her türlü hokkabazlık, her türlü hilebazlık, her türlü vahşiliği yapıyorlar. Bildiğiniz vahşilik yapıyorlar. Çünkü batı ve bu hey komünist güçler biliyorlar ki tarihsel olarak ve tarihi bir metin olarak ne Tevrat var ne incil var ne de Zebur var ne de daha önceki peygamberlere indirilmiş olan sayfalar ve emirler var. Bunların tarihi birer delilleri yok. Bunları ispat eden, bunları var diyen kur’an var ve bunların varlığını beyan eden, Hz. Muhammed iMustafa var sallallahü ve sellem . Bugün isevilerin iseviliklerinin delili, kur’an ve Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’dir. Bunlar, bu gavurcuklar bunu biliyorlar,çok iyi, bu gavurcukların eli bu konuda boş, bunu çok iyi biliyorlar. Ona desen ki isa Aleyhisselam’ın yaşadığına

dair elinde bir delil var mı? Yok. Ona desen ki incil ile alakalı isa Aleyhisselam’ın zamanında yazılan incil’den bize bir satır var mı? Yok. Desen ki Musa Aleyhisselam’a indirilen Tevrat’tan bir satır var mı? Yok. Desen ki bir tane tablet getir bana, tablet diyorlar ya ilk önce kile yazıldı diyorlar. iyi, getir bir tane tablet Musa Aleyhisselam’ın zamanından yazılma, yok, bakın yok. Bunlar bunun farkında. Bunlar bunu biliyorlar. Bunlar bunu bilince ne yapıyorlar? Komple islam dinine saldırıyorlar. Komple, her şeyleriyle islam dinine saldırıyorlar.

islam dinine saldıraraktan, islamiyeti dejenere etmek, temiz islam inancını dejenere etmek istiyorlar. Dejenere ederlerse çünkü karşılarında felsefik olarak başka bir güç kalmayacak. O zaman dünyayı istedikleri gibi sömürecekler. istedikleri yöne çevirecekler. Dinsizliği, şeytaniyeti ilan edecekler. Şu anda dinsizliği, şeytaniyeti ilan edemiyorlar. işte, Cenab ı Hak insanoğlunu maymundan üretmedi. Bir kısım müslümanmış gibi görünen din adamları da ne yazık ki böyle bir şey de olabilir noktasındalar. Hatta Mustafa islamoğlu Adem’e baba buldu ya, bir ara hatta internete düşmüştü, balçıktan yaratılmaktansa, maymundan yaratılmayı yeğlerim dediydi. Bu tip, böyle bizim içimizden, bizdenmiş gibi görünen kimseler de çıkıyor. Ben bunlara hayır demiyorum. Evet, Cenab ı Hak kur’anında beyan ediyor. Bir kısım bazı inkarcı kavimleri, Cenab ı Hak maymuna çevirdi. O yüzden, biz maymundan geldik, diyenlere doğrudur diyorum. Siz maymundan gelmiş olabilirsiniz. Hatta timsahtan da gelmiş olabilirsiniz, kertenkeleden de. Neden? Bir kısım kavmi de kertenkeleye çevirdi. Bunların soyunda sopuna kertenkelelik olabilir. Bunların soyunda sopunda maymunluk olabilir. Olabilir, bunların soyunda hayvandan daha aşağı bir mahluk olabilir mi? El cevap olabilir. Kur’ani deyimiyle ama Cenab ı Hak insanlar sapkın olmasınlar, yoldan çıkmasınlar diye peygamberler göndermiş. Hiç bir kavim yoktur ki hiçbir kavim yoktur ki ona bir peygamber, bir uyarıcı gönderilmemiş olsun. Hiçbir kavim yoktur ki hiçbir zaman yoktur ki o zaman diliminde bir peygamber veya bir uyarıcı vazife yapmamış olsun.

Allah’ın dinini, Allah’ın hukukunu, Allah’ın bu noktada insanlara olan emrini, tebliğini, iletmemiş olsun. Hiçbir zaman yoktur. Şurdan, burdan hareket ederekten önceden isim vermiyordum. Şimdi artık isim veriyorum. Bu Evrenesoğlucular gibi ya işte hiçbir zaman yoktur ki Allah bir uyarıcı göndermemiş olsun ayet i kerimesini kendilerince tevil edip işte bak bu da Resul, bu zamanın uyarıcısı, bu da Resul diyenlerden değilim ha! Çünkü Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber. Ondan sonra ne bir peygamber gelecek, ne bir resul gelecek, ne bir nebi geelecek. Asla peygamber ve peygamberi andıran nebi ve resul gelmeyecek.

Yani peygamber dediğimizde kitap indirilenler. Bir de kitap indirilmeyenler var. Bir önceki peygamberin hukukuna devam edenler, öyle peygamberler de gönderilmiş. Böyle de gönderilmeyecek Peygamber sallallahü ve sellem den sonra, bakın böyle de gönderilmeyecek. Yani birisi çıkıp şunu diyebilir. Ben de bir nebiyim, ben de bir uyarıcıyım, ben Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in hukukunu söylüyorum diyemez. Bir kimse kendince aslında tasavvufen onu da diyemez ama diyenler var şimdi, tasavvuf ilkelerine göre, sufi kaidelerine göre, bir kimsenin ben veliyim demesi uygun bir şey değildir. Tasavvuf ilkelerine göre. Benim dediğim ilk sufilerin ilkeleri, hiçbir sufi kendisine ben şeyhim dememiş. Ben veliyim dememiş. Hiçbirisi de. ilkleri söylüyorum bunu, benim dediğim ilkler. Ben sonrakileri normalde zaten dinlemiyorum da bakmıyorum da. ilkler benim söylediğim. O yüzden sufi kayesidir, bir sufi asla ben veliyim, ben veli oldum demez. Bir sufi asla ben şeyhim, ben şeyh oldum demez. Demez bunu. Bunu diyorsa, bir kimse ben şeyhim diyorsa, ben veliyim, ben mürşidim, ben kutubum diyorsa, bu benim kendimce, bu fakirin söylediği bir şey, o hiçbir şey olmamıştır. O hiçbir şey olmamıştır. Böyle diyen var ise. Ölçü bu, benim tabii olduğum ölçü, benim bildiğim ölçü bu. Peygamberlerin ben peygamberim demeleri haktır. Peygamberlerin ben peygamberim demeleri haktır. Bu, peygamberlere ait bir şeydir. Peygamberlerin haricindeki bir kimsenin, ben peygamberim, ben veliyim, ben nebiyim, ben Mehdi’yim demeleri hak değildir. Bir kimse bir kimseyi bir konuda üstat görebilir, ya muhteşem, bu işin piri diyebilir ona. Eyvallah! Bu işin üstadı diyebilir. Eyvallah! Bak o, o kimseyi üstat görüyor, usta görüyor!

Benim için Cevdet Usta araba tamirinin üstadı, piri. Benim için ama bu, benim nazarımda Türkiye’nin en iyi ustası. Benim nazarımda. Benim nazarımda Lütfü usta, Türkiye’nin en iyi kaportacısı, boyacısı araba üzerinde, benim nazarımda. Ben derim ki ya bu işin üstadı bunların ikisi de. Vet çöpü, adam etsinler, çöpü ver adam etsinler. Bildiğin çöpü. De ki bu araba mezarlığına gidecek olan bir araba, onlar adam etsinler. Adam kendi arabasını tanıyamasın. Benim nazarımda üstat ikisi de. Araba konusunda. Bak benim nazarımda bu. Bir kimse, bir kimseyi üstat olarak bir meslekte, bir işte görebilir mi? Evet. Elinde delilin var mı? Bana göre var kardeşim. Bana göre var delilim. Senin yoktur, senin için değildir. Beni ilgilendirmez. Bakın, beni ilgilendirmez. Adam arabayı öyle boya yapmış, servise götürmüşler, servis demiş ki ya bu hiçbir şeysi yok, orijinal yani demiş. O da demiş ben boyadım ya bunu, ben boyadım. Neresi orijinal, ben boyadım. Hatta bir arabayı ikiye birleştirmişler değil mi? Kimse bilememiş değil mi? Kimse bilememiş. Halbu ki iki arabadan bir araba yapmışlar, kendileri söylüyorlar, bir

de diyor ki bu iki arabadan bir araba oldu. Ya, servis bilemedi. Cevlet’in tabiriyle diyor ki o düzgün usta olsaydı, serviste ne işi vardı ki? Onun da tespiti bu. Adam diyor ki düzgün usta olsaydı, serviste ne işi vardı? Piyasaya çıkar, düzgün bir usta, dışarıda iş yapar. Adama desen ki gel serviste ustalık yap, gider mi? Lütfü ustaya desen ki sen şimdi gel serviste ustalık yap, gider mi adam, gitmez. Neden? Ya usta adam. Bir kimse ustaysa, bak ustaysa, bir şeye ihtiyacı yoktur. Ona ustalık belgesine de ihtiyaç yoktur. Ona götürüp çalışmayan bir arabayı, arkadaş bu çalışmıyor de, çalıştırsın. Onun ustalık belgesi o. Onsekize katlanmış arabayı götür, adıma ver, o orijinal arabaymış gibi çıkarsın. Onun ustalık belgesi o.

Ha yine de bir belge lazım mı insanlar için? Lazım ama peygamberlerin haricinde hiç kimsenin ben peygamberim, ben nebiyim, ben resulüm, ben veliyim, ben mehdiyim deme hakkı yok. Yok! Söylüyorsa bir kimse, o işin, o mesleğin, o işin erbabı değil o. Doğru söylemiyor. O yüzden Cenab ı Hak insanları doğru yola, sırat-ı müstakime götürmek için her dönem Peygamberler ve Hz. Muhammed i Mustafa’dan sonra Sallallahu ve sellem den sonra da din, Allah’ın dinine yardım eden, Allah’ın dinini ayakta tutan, Allah’ın dinini yaşayan ve tebliğ eden insanlar gönderir. Bunlar peygamberlerden sonra, peygamberlerin vazifesini yerine getirirler. Peygamber değillerdir. Peygamberlerin vazifesini yaparlar. Ne yaparlar? Dinin yaşanması ve dinin ayakta durması için bunlar mücadele ederler. Bunlar tabiri caizse bir başkası bunlara baktığında bu normal değil. Bu akıllı işi değil. Bunlar deli. Bu akıllı değil. Bu kendinde değil. Bu meczuphane yaşıyor denir. Neden? Çünkü onların hayatını, onların bakışını, onların davranış biçimleri normal akıllar gibi değildir. O kimse normal akıllıdır. işine gidecek, evine gidecek, çoluğuna çocuğuna bakacak, şunu yapacak, bunu yapacak, bir sürü normal aklıyla işleri var onun ama Allah’ın dinini ayakta tutacak olan, Allah’ın dini için yaşayan kimseler, bu dünyalık değildir onlar. Onlara bu dünya gözüyle bakarsan değerlendirmekte sınıfta kalırsın.

işte böyle kimseler, böyle insanlar ki biz bunlara Allah’ın veli kulları diyoruz. Ayetle sabit, hadis-i şeriflerle sabit, imamların iştihatlarıyla sabit. Bu veli kullar, bu Allah’ın mürşitleri, bu Allah’ın velileri, bunlar her daim kıyamete kadar var olacak olan kimselerdir. Cenab ı Hakkın el veli ismi şerifi vardır. Cenab ı Hak, sıfatsal olarak bütün sıfatları tecelli etmek mecburiyetindedir, cebridir. Allah’ın bir sıfatı yarına saklanmaz. Cenab ı Hak bütün sayısız, sonsuz nimetleri ile ve sıfatlarıyla ve isimleri ile tecelli eder, herdem. O zaman el Veli ismi şerifi de Cenab-ı Hakk’ın sıfatıdır. O da tecelli ede, o da müminlerin, Allah yolunda koşan, Allah yolunda gidenlerin üzerinde tecelli eder ve işte o veliler, o mürşitler, o aktaplar, o normalde kutuplar çünkü

bu isimler, hadis-i şeriflerde geçen isimler. Hem imam ı Hambel’den hem imam ı Tirmizi’den, hem imam Malik’ten, hem Ebu Nuaym’dan, Kütüb-i Sitte’de bu hadisler mevcut. Neden hadisleri inkar ediyorlar? Çünkü bu hadislerde var. Ebdallar, Aktaplar, kutuplar, hadislerde geçiyor. Bunlar hadislerde geçiyor. O yüzden hadislerin hepsini inkar ediyorlar. O yüzden hadis düşmanlığı var. O yüzden sufi düşmanlığı var. Yaşayamıyor ya! Yaşayamıyor!

Cenab ı Hak, o velilerin, o velilere karşı müminlerin içerisine bir muhabbet koyuyor. Çünkü Hadis-i Kutsi ile sabit: ‘Kul Allah’ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince, Cebrail’e nida eder, emreder. Ey Cebrail. Allah filanca kulunu sevdi. Gök halkına nida et.’ Bakın, meleklere değil, gök halkına. Gök halkı deyince melekler var, cinni taifesi var, farklı varlıklar, yaratılmış olanlar var. Gök halkı, gök halkına nida et. Onlar da kulumu sevsinler. Melekler, mümin kulların kalbine ilham eder. Kimin kalbine ilham ediyormuş? Mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filancayı sevdi, siz de sevin. Allah filancayı sevdi, siz de sevin. Bakın kağıt yok, icazet yok, bir parça yok, bir delil yok. Ne bu? Bu kalbi. Bu kalbi. Bir profesör öyle demişti, ya biz bir yere gidiyoruz, bizi dinleyen yok dedi. işte dedi bir adam dedi tutturmuş ben şeyhim diye dedi onu dinliyor millet dedi. Ben de döndüm böyle ona, dedim hocam sen de şeyhim de, seni de dinlesinler. Böyle baktı. Sende de hocam dedim, senin hakkın zaten dedim. Tasavvuf kürsüsünde öğretim üyesi. izmir’de oluyor mesele, Dokuz Eylül ilahiyat da oluyor. Orhan hoca döndü ona. Sen hiç dedi halvet ettin mi dedi. Hayır dedi. Hiç itikaf ettin mi dedi? Hayır dedi. Hiç dedi böyle bir şeyin içerisine girdin mi dedi? Hayır dedi. Hocam dedi. Bir gün, bir gece yaşadım ben bunlarla dedi. Akıl almaz dedi ama ben de okudum dedi ama yaşamadım dedi bak ama okudum dedi ama yaşamadım dedi. Hani o aslında bana laf çakıyor. Ben de sazanım ya atlayacağım şeyhim diye. Doğru söylüyorsun hocam dedim. Sen çık, sen de şeyhim de.

Çık, sen de şeyhim de. Millet toplanıyorsa toplansın başına. Gelsin başlasın sormaya, öyle ya. Sen de insanlara anlat, Allah yolunda koş. Yok, onlar koşmayacaklar. Normalde hadisleri inkar ediyorlar. Sebep? Bunlar hep sebepler. Sufilik yolunu katletmek istiyorlar. Vahabiler bir taraftan, milliyetçi şia bir taraftan, milliyetçi vahabiler bir taraftan, içerdeki dinsizler bir taraftan, dışardakinler bir taraftan. Herkes nereye dikmiş gözünü? Sufilere. Sebep? Çünkü Allah’ı seviyorlar çünkü Resulünü seviyorlar çünkü Allah için yaşıyorlar. Allah için yaşıyor ya, onun kafası almıyor onu. Hani size diyorlardır şimdi ne buya ders ders ders, ikide bir de ders mi olur? Haftada bu kadar ders mi olur? Bu kadar zikir mi olur demiyorlar mı? Diyorlar değil mi? Siz aşırıya gidiyorsunuz, aşırıya gitmeyin demiyorlar mı? Diyorlar. Bak bir

gün sizin paranızı alacak diyorlar mı? Diyorlar. Bak bir gün sizi soyacaklar, bir gün sizin paranızı alacaklar. Bak bir gün sizi ütecekler diyorlar mı? Diyorlar. Siz farkında değilsiniz, aranıza giriyor polisi, miti, biti, seveni, sevmeyeni, dostu, düşmanı…ince ince araştırıyor, bu adam para alıyor mu almıyor mu? Sizde bahadırlar gibi birisi kalkmış demiş, ne parası ya döverim seni demiş. O da geldi benim yanıma, adam döverim seni dedi, döver dedim ben de, böyle baktı. Bizim dedim el, sema ediyoruz, öyle yukarda dedim armut toplamıyor dedim ben. Nasıl dedi? Vallaha dedim sevdiğimize laf söyleyene çakarız biz. Böyle baktı şimdi, hani normal ben sohbetlerde de diyorum ya, biz normal öyle sizin bildiğiniz süklüm püklüm öyle vur ensesine al lokmasını sufilerden değiliz. Bizim lokmamızı almak için, ensemize vurursan, biz senin kafanı koparırız. Neden? Lokmamız için canımızı feda ederiz. Eşimiz için canımızı feda ederiz, vatanımız için canımızı feda ederiz, şehid oluruz. Bugün lokmasını veren, yarın toprağını verir. Birisi gelir, bugün lokmasını zorla alırsa, yarın namusunu alır.Yok! Biz kendimiz yedirir, içiririz. Cebimizde olmasa dahi, borç para alırız, yediririz ona, sorumlu olmasak dahi birisi açım desin yeter bize. Veya birimiz onun açlığını, anlayalım hiç sıkıntı yok, hiç sıkıntı yok. Adam ensemize vuruyorsa, zulmediyor bize. Dur kardeş, biz zulümle mücadele ederiz.

Şimdi o yüzden normalde insanlar sevmiyorlar sufileri. Sebep? Çünkü sufilerdeki tertemiz iman hoşlarına gitmiyor. Sufilerdeki tertemiz peygambere bağlılık, hoşlarına gitmiyor. Farkında değil insanlar. islam dünyasını dizayn etmeye çalışıyorlar. islam dünyasını dizayn ederlerken, yine içinden paralı askerlerle dizayn etmeye çalışıyorlar. Bir tarafta selefi vahabi baskısı, bir tarafta milliyetçi iran Şia baskısı, içerdekiler kimisi kaderi inkar ediyor, kimisi ay halini inkar ediyor. Bakın, içerdeki tartışmalara bakın. Türkiye içindeki tartışmalara bakın. Dikkat edin, farkında değil insanlar. Böyle birisi ordan söylüyor, birisi ordan söylüyor. Biz ona ha ha hi hi gülüyoruz, bu deli diyoruz, bu manyak diyoruz, bu meczup olmuş diyoruz. Farkında değil, cahil kesimi avlıyorlar. Adam kader iman ile alakalı değil diyor kader diyor. Neden biliyor musunuz kaderle alakalı imandan çıkarıyor. Bunu tefekkür ettiniz mi? insanın yaradılışı kaderdir çünkü. Senin gözünün önde olması kaderdir. Senin insan olarak yaratılman, kaderdir. Senin gözünün ensende çıkmaması kaderdir çünkü. Bu kadere iman etmeyen ahlaksızlar, kadere iman etmeyen vicdansızlar, kadere iman etmeyen, kökü dışarda satılmış vatan ve din hainleri, aslında, aslında onlar şeyci, şempanzeden geldiğine inananlar çünkü şempanzeden geldim derse, evrimi kabul edecek. insanın evrimini. Yani seni insan olarak yaratması kader değil. Sen şempanzeden oldun zaman içerisinde. Sen insan değildin, sen insan değildin, sen

şempanzeden geldin. Yani senin insan olarak yaratılman bir kaderden değil. Oysa güneşin yaratılması kader. Güneşin dönmesi kader. Yıldızlar bir kader üzerine, bir hesap üzerine. Otun yaratılması kader, buğdayın yaratılması kader, buğdayın üzerindeki kromozomlar kader, meyvenin yaratılması kader, meyvanın üzerindeki kromozomlar kader. Senin dnan kader, senin kromozomların kader, bütün görmüş olduğun yaratılışın tamamı kaderden ibaret.

Senin kadere imanını yok ederse, o zaman yaradılışı başlayacak tartışmaya. Ne diyor? Balçıktan yaratılmaktansa, şempanzeden yaratılmayı yeğlerim. Seni gidi seni kökü şempanze seni! Kökü şempanze. Mana olarak kökü şempanze. Bunları neden yapıyorlar. Bunları neden söylüyor? Öbür taraftadaki de ne yapıyor? Hadislerin kimisini inkar ediyor, kimisini inkar etmiyor, hatunlar etrafında şakır şakır oynuyor. islam böyle diyor. Biz islam’ın güzel yüzüyüz diyor. Kimse bir şey diye biliyor mu ona? Diyorlar mı? Hayır. Neden? Hiç düşünmüyor musunuz? Bak adam kaderi inkar ediyor, bir şey söyleyen var mı Türkiye’de? Hayır. Bir açıklamada bulunan var mı diyanetten? Hayır. ilahiyatçılardan bir ses var mı? Hayır. Gazeteci veya gastecilerden bir ses var mı? Hayır. Öyle değil mi? Basından, yayından, üniversiteden, diyanetten hiçbir yerden hıyanetten hiçbir yerden ses yok. Devlet kademelerinden ses yok. Kültür bakanlığından ses yok. Diyanet işleri başkanından ses yok. Diyanet işleri başkanlığından sorumlu devlet bakanından ses yok. ilahiyatçılardan ses yok. Gazetecilerden ses yok, gastecilerden ses yok. Televizyonculardan ses yok! Bakın, dikkat edin. Öbürkü ne yapıyor? Öbürkü de mesela işte ben nebiyim, ben Peygamberim diyor. Öbürkü ben mehdiyim diyor. Ertesi günü veliyim diyor. Ertesi gün bir daha Mehdi oluyor. islam’da tesettür yok diyor. Ancak diyor hain bakış varsa diyor örtünecek kadınlar diyor, hain bakıştan korunmak için diyor. Öbürkü ne yapıyor? Öbürkü de normalde hadisleri inkar ediyor. Kim? Taslaman. Kim? Okuyan. Bunların hepsini topladığınızda bir kare çıkıyor ortaya. Bir resim çıkıyor. Bu resim ne? Dini ayakta tutmaya çalışanlarla, islam dinini yıkmaya çalışanların savaşı, mücadelesi çıkıyor orta yere. Biz izmit’te sema yapacağız. Ordan da birisi de patlıyor. Yüz kişi sema mı olurmuş, bir sürü laf küf. Neden? Çünkü dini ayakta tutanlarla, dini ayakta tutmayanların mücadelesi, Adem’den itibaren devam ediyor.

işte bu dini ayakta tutmaya çalışanların, huzuruna yanına etrafına gidersen katı taş ve mermer bile olsan gönül sahibine ulaşırsan, cevher olursun. Katı taş, hayat seni taşlaştırmış. Dinsizlik, imansızlık seni taşlaştırmış. Yaşadıkların seni taşlaştırmış. Kalbin kaskatı olmuş. Mermer gibi olmuşsun. Taş gibi olmuşsun. içinde merhamet mesinin noktası yok. içinde imanın isinin noktası yok. içinde vicdanın vesinin noktası yok. O hale gelmişsin ama ne

halde olursan ol, hangi halde olursan ol, eğer sen bir gönül dostunun huzuruna gider, bir gönül dostunun meclisine gidersen, cevher olursun, mücevher olursun. Onlar ne yaparlar? Onlar gelen taşı kimya ile cevher ederler. Kimya ile. Onların sohbeti, onların bakışı, onların nazarı, onların muhabbeti, onların olan, onlara olan sevgin seni ne yapar? Seni ehil bir mü’min eder. Seni Allah’a dost peygamberine yoldaş eder. Eğer öyle bir gönül dostu sahibine erişirsen ki erişmek farzdır insana. Erişmek farzdır. Erişmek farzdır! Çünkü ayet-i kerimede in’am ettiğin, ihsan ettiğin, fatihada öyle diyoruz, bizleri onlarla beraber eyle. Farz. Salihlerle beraber olmak farzdır. Rabbim cümlemizi salihlerden eylesin ve salihlerle beraber eylesin. Velasride ne der Cenab ı Hak? ‘Bütün insanlar hüsrandadır.’ Ayırmamış. iman edip iyi amel, salih amel işleyenlerle, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. Sen salihlerle beraber olmak zorundasın. Salihlerin yolunda olduğun gibi, salihlerle de beraber olmak zorundasın ki sen de salihlerden sayılasın. Sen salihlerin yanında dur. Salihlere gönül bağla. Salihlerle gönül ilişkin olsun ki sen de onlardan sayılasın. Eğer gönlünde, kalbinde bir salih sevgisi yok ise kalbinde bir salih muhabbeti yok ise bil ki senin gönlün hayvan gönüllüdür. Bil ki senin gönlün kafir gönüldür. Bil ki senin gönlün münafık gönlüdür. Çünkü senin gönlün mümin ise gönlün mü’min ise, kalbin mü’min ise, sen mümin isen, sen ancak ve ancak salihleri sever, salihlerle oturur kalkarsın. Senin muhabbet kurduğun, senin sevdiğin kimse salih kimsedir. Eğer mü’min isen. Yok mümin değil isen, muhakkak ki sen salihlere düşman olursun. Muhakkak ki sen salihlerin yoluna laf söylersin. Muhakkak ki sen salihlere sırtını dönersin, muhakkak. Çünkü salihlerin sohbetinde bulunmak, münafık gönüllerin işi değildir. Salihlerin sohbetinde bulunmak, kafir gönüllerin işi değildir. Salihlerin sohbetinde bulunmak, hayvan gönüllerin işi değildir. Çünkü salih kimselerin gönüllerinde, Allah vardır.

Gönüllerinde Allah olduğu için müminler salih kimseleri severler. Hadis-i Kutsi de Cenab ı Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri buyurdu ki Allah’ın öyle kulları vardır ki onlara bakıldığında Allah hatıra gelir. O münafıklar, Allah hatıra getirecek her şeyden nefret ederler. Kafirler, Allah hatıra gelecek her şeyden nefret ederler. Kafir çünkü. Münafık, namazı hatıra getirecek her şeyden nefret eder. Münafık, orucu hatıra getirecek her şeyden nefret eder. Münafık, Allah’ı zikirle alakalı her şeyden nefret eder. Birisi bana öyle dedi. Ya ne bu ya dedi. Siz böyle dedi köpeklerin havlaması gibi dedi bir şeyler yapıyorsunuz dedi. Ben elimi böyle hemen omuzuna vurdum, dedim sen doğru söylüyorsun. Böyle baktı. Dedim zikrullah halakası ayna gibidir dedim. Zikrullah yapanlar da ayna gibidir dedim. Baktığında kendini görürsün dedim. Ne yani, ben köpek miyim şimdi dedi. Gördüğün

neyse osun sen dedim. Gördüğün neyse osun sen dedim. Sen osun. Münafıklar, Allah’ı zikredenleri sevmez. Münafıklar Allah’a böyle kemal noktasında iman etmiş kimseleri sevmez. Gelsin şimdi bir münafık buraya, siz ne dinliyorsunuz bu adamı ya der. Tabi. Siz tapıyorsunuz bu adamlara der. Öyle söyler. Birisine ben elimi omuzuna koydum, bağırıyorsun dedim Atatürk’e laf söyletmem diye. Evet dedi. insan sevdiğine laf söyletmiyor bak dedim. Evet dedi. Dedim ben de şeyhime laf söyletmiyorum. Ben de onu seviyorum dedim. Söyleme laf, söylersen canını acıtırım senin dedim, kaldı. Herkes sevdiğine dedim ya, herkes sevdiğine!

Münafıklar, Allah’ın sevilmesini istemezler. Münafıklar peygamberin sevilmesini istemezler. Münafıklar, velilerin sevilmesini istemezler. Münafıklar, mü’minlerin sevilmesini istemezler. Çünkü münafıktı o. Kalbi nifak ehlidir ama sen Allah’ı seversen, Resul’ünü seversen, Allah ve Resulü seveni seversen, sen bil ki mü’min gönüllüsün. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ne buyurmuştu? ‘Ya Rabbi! Senin sevgini seni sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini, benim kalbime bahşeyle.’ Bir hadiste de ne dedi? ‘Çölde susuz kalmış bir kimseye soğuk şerbeti sevdirdiğin gibi bana da sevdir dedi. Bu ne? Bu mü’min. Bakın, bu mü’min. O yüzden ya işte, gel üstadı sev. Sevmez ya, münafıklık varsa kalbinde adamın sever mi? Çünkü melekler ne yapıyor? Mümin kulların kalbine ilham ediyor. Allah filancayı sevdi sen de sev diyor. Sevmekle alakalı bu mesela. Temizlerin muhabbetini taa canının içine dik. O peygamberlerin, o velilerin, o mürşitlerin, o mü’minlerin sevgisini canına dik. Onu kalbine sapla. Bu sevgiyi hiçbir şeytan ve hiçbir şeytanlaşmış gönül ve akıl senin kalbinde bunu ırgalayamasın. Hiç bir fırtına, hiç bir kar, hiç bir boran, hiç bir şeytan nefesi, hiç bir şeytan borazanı, senin kalbindeki bu salihlerin sevgisine dokunmasın, dokunamasın. Sen öyle dik ki kalbini o sevgiyi, senden Allah sevgisini, peygamber sevgisini, veli sevgisini, mümin sevgisini, kimse senin kalbinden söküp atamazsın. Kimse bu sevgiyi böyle bir ihanete, kesintiye uğratamasın. Sen öylesine sev ki öylesine muhabbetle sımsıkı ve dimdik dur. Bakın, sımsıkı ve dimdik dur. O sevgi ile ölmeye bak. Bakın o sevgi ile ölmeye bak. Ne dedi Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretleri? Kişi sevdiği iledir, kişi sevdiği iledir, kişi sevdiği iledir. Üç tane söyledi. Üç sefer söyledi. Sevdiği iledir Allah Celle Celalühü. Kişi sevdiği iledir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Kişi sevdiğiyledir. Veliler, velisi, şeyhi, üstadı. Dördüncüsü yok. Sevmekle alakalı dördüncüsü yok. Eşine muhabbet beslersin, çocuğuna muhabbet beslersin, eşine muhabbet beslersin, çocuğuna muhabbet beslersin. Seni mahşerde dimdik tutacak olan üç tane sevgi var. Manevi. Bu, kalbin seyr i sülukudur. Bu kalbin seyri sülukudur. Üç sevgi. Allah sevgisi,

Resulullah sevgisi, mürşit sevgisi, kutup sevgisi, veli sevgisi. Ne dersen de. Bu üç sevgi, bundan hesap sorulmaz. Bu üç sevgi o kimsenin kalbinde var olduğu müddetçe, onu hiçbir rüzgar sarsamaz. Kişi sevdiğiyledir, kişi sevdiğiyledir. Kişi sevdiğiyledir. Üç sefer. ilmel yakin, aynel yakin, hakkal yakin. Kişi sevdiğiyledir. Kalbi seyr u süluktur bu. Kalbi seyr i süluk. Bir işin nefsi seyri, nefsi seyr i süluku vardır. Emmare, levvame, mülhime, mutmaine, radiye, mardiye, safiye. Bu nefse aittir. Bu nefse aittir. Burda yürürken o kimse bir de kalbin seyri süluku vardır. Bu dördüncü makamda başlar.

ilmel yakin, aynel yakin, hakkal yakin. Bu üç sevgi, müslümanın, müminin kalbinde her daim var olacak. O yüzden Bediüzzaman Saidi Nursi Hazretleri Mektubat 29. mektup, 9. kısım, 8. telvinde der ya ‘bir kimse adi samimi bir ehl-i tarikat olsa, şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle asla bugünkü zındıkaların desisesine düşmezler. Neden? Şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle.’ ibare aynen öyledir risalede. Şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle. Neden mektubattan kaldırıyorlar bu mektubu? Mektubatlardan burayı kaldırıyorlar şimdi. Zamanı değilmiş! Dedim, neden kaldırıyorsunuz? Yaa yanlış anlaşılıyor da… Sana ne dedim ya, ilmi ne saklıyorsunuz? Size mi ait. Daha açıklanmamış, yazılmamış bir sürü mektubatlardan ve sözlerden yazılar var. Risalecilerin elinde, elden ele bunlar böyle saklanıyor. Açıklayın, açıklamıyorlar. Neden ilmi geziyorsunuz? Üstad yazdırdı mı bunu, yazdırdı. Açıklayın, neden açıklamıyorsunuz? Zaten mezarı bile belli değil. Gidip mezarında bir daha mı asacaklar? Açıklayayın! Düşünebiliyor musunuz, hala daha bu ülkede Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin kabri şerif açıklanmıyor! Devlet kayıtlarında var nerde gömüldüğü. Devlet kayıtlarında var nerde gömüldüğü ama açıklanmıyor daha. Devlet kayıtlarında var, dillendirilemiyor bile. Dillendirilmiyor bile. Söylenilemiyor bile. ilk defa açıktan söyleyen benim Türkiye’de şu anda. Konuşamıyorlar bile. Çıkın, konuşun, söyleyin, devlete müracaat edin, mezarı nerde deyin. Mezarını gösterin bana deyin, bize gösterin deyin, mektup yazın, dilekçe ile başvurun. Yapmazlar ki! Kendi yazdığı mektubatı saklıyor insanlar. Kendi yazdığı risaleleri saklıyorlar, düşünün, kraldan fazla kralcı insanlar, daldan dala geçiyoruz ama hakkınızı helal edin. E orayı da bir parantez içerisine alalım. Böyle bir de handikap var, daha öyle açıklanması gereken o kadar çok şeyler var ki! Üç tane Osman’ın astıkları var. Kimleri astılar, nerelere gömdüler astıklarını? Söylenildiği gibi Çankaya’nın bahçesinde öldürülmüş, vurulmuş, yatırılmış insanlar var mı? Bu devlet benim. Ben bu tip söylentileri devletim adına hoş görmüyorum. Benim devletimin içindeki hainler böyle şeyler yaptılarsa çıkarsın devlet bunları meydana. Çıksın, özür dilesin, özür dileriz desin. Evet,

bu tip hukuksuzluklar yapıldı densin. Astılar mı astılar. Katlettiler mi katlettiler. Çıksınlar, söylesinler. Allah muhafaza eylesin.

Evet, o üstad Bediüzzaman Saidi Nursi Hazretleri öyle der. Şeyhe duyduğu muhabbet cihetiyle. O zaman şeyhe muhabbet etmek, onu sevmek. Silsileye karşı muhabbet beslemek, Şeyhinin şeyhi, şeyhinin şeyhi, şeyhinin şeyhi. O silsileye muhabbet beslemek. Taa Peygamber sallallahü ve sellem e kadar ve Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini sevmek. Canından, malından, eşinden, çoluğundan, çocuğundan her şeyinden fazla sevmek Peygamberi. Bu sevgi kimde var? Sufilerde var. Bunu alt etmeye çalışıyorlar. Bunu alt etmeye çalışıyorlar! Vazifemiz var bu konuda. Biz bu konuda vazifemiz var. Biz nerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini inkar ediyorlar, nerde hadisi şeriflere laf söylüyorlar, nerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin koyduğu ilkelere hakaret ediyorlar, yok sayıyorlar. Bu yılbaşından sonra, yarın istişaremiz var, bunun hukuki mücadelesini başlatacağız, bütün arkadaşlar. Neyse hukuki zemini, bunu gideceğiz, şikayet edeceğiz Cumhuriyet savcılığına. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmek, hadislerine laf söylemek kolay olmayacak bundan sonra. Kolay olmayacak! Öyle bir şey yok! Herkes sessiz koyun gibi. Millet çıkıyor televizyona, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleri ile alakalı, bilir bilmez, doğru, yanlış istediği şeyi söylüyor. Hani geçen gün öğretmenin birisi demiş ya eşofman giyen kızlar zina hükmünde demiş, adamı paaat şeytan aldılar, ne o, görevden aldılar. Ya bunu söyledi diye adamı görevden alıyorsun, adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyor, bir sürü öğretmen var, onlar görevde duruyor. Hadisleri inkar eden müftüler var. Hadisleri inkar eden imamlar var. Hadisleri inkar eden imam hatip öğretmenleri var. Hadisleri inkar eden profesörler var, doçentler var, öğretim üyeleri var. Hadisleri inkar eden bakanlar var, bakan var bakan! Hadisleri inkar eden bakanlar var!

Biz suskunuz. Biz suskunuz! Müftü, hadisleri inkar ediyor! Müftü, müftü, hadisleri inkar ediyor! imam hatipte öğretmenler var, hadisleri inkar ediyorlar. ilahiyatlarda öğretim görevlileri var. En küçük görevliden profesöre kadar, hadisleri inkar ediyorlar. Bundan sonra, bu yarınki toplantıda karar alacağız Tasavvuf Vakfı olarak, hadisleri inkâr edenleri gideceğiz savcılığa şikayet edeceğiz. Herkes kendi bulunduğu yerde gidecek, halkın dini duygularını istismar ederekten, işte halkı düşmanlığa sevk etmekte. Kardeş, katil mi olalım. Hadisleri inkar ederekden bizim karşımızda biz hukuksuz bir şey yapalım diye mi istiyorsun, hadisleri inkar ediyorsun! Hadi incil’i inkar et, hadi Tevrat’ı inkar et. Tarihi hiçbir belge yok incil’in ve Tevrat’ın incil

ve Tevrat olduğuna dair. inkar et! Hadi, çık deki, bunların, bu incil’in tarihi olarak hiçbir değeri yoktur çünkü kanıt yoktur, tarihi vesikası yok de. Çık, bu Tevrat’ın tarihi olarak hiçbir vesikası yoktur. Bunun normalde, bu Tevrat yerine de geçmez de, tarihi olarak hiçbir kaydı yok çünkü. Çık inkar et. Hayır! Hadisleri inkar edecek, bakın hadisleri inkar edecek. Allah muhafaza eylesin. Yok, hayır, bu devran böyle yürümez. Yok, bu böyle gitmez, hayır! Ne olacaksa olsun. Ne gelecekse başımıza gelsin. Biz hadis i şerifleri savunmaktan dolayı ne gelecekse başımıza gelsin. Biz Sünnet i Resulullah’ı savunmaktan dolayı başımıza ne gelecekse gelsin. Daha ne gelecek ya başımıza zaten! Ölümden öte yol mu var? Ne için yaşıyoruz ki! Felsefemiz belli! Kur’an sünnet, vatan millet. Felsefe bu, inancımız bu. Sünneti Resulullah’ı yok ederlerse bilin ki vatanınızı da yok ederler. Evet, parçalarlar. iç savaş çıkar bu ülkede, evet! Sebep? O, ayeti başka türlü anlayacak, o ayeti başka türlü anlayacak. O ben ayeti böyle anladım, sen kafirsin diyecek. Sen de diyeceksin ki ben ayeti böyle anladım, sensin kafir. Neden? Hadis yok çünkü. O seni kafirsin diye öldürmeye kalkacak, sen onu kafirsin diye öldürmeye kalkacaksın. istedikleri bu, ilim değil istedikleri, istedikleri bu! O yüzden mücadele edeceğiz. Vatan tehlikede. O yüzden mücadele edeceğiz. Bu millet tehlike, tehlikede. Mezhepsizlere, hadis inkarcılarına, selefi, vahabilere bu memleketin ve bu meydanı boş bırakmayacağız, vermeyeceğiz., Hayır hayır! Biz sağ olduğumuz müddetçe nefes aldığımız müddetçe bu mezhepsizlere bu hadis düşmanlarına, peygamber düşmanlarına meydanı boş bırakmayacağız. Allah muhafaza eylesin.

‘Temizlerim muhabbetini taa canına dik. Allah’ın sevgisini, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sevgisini, ashabın sevgisini, velilerin sevgisini, müminlerin sevgisini, dostlarının sevgisini, kalbine dik. Temiz, salih insanların sevgisini kalbini dik, sımsıkı dur. Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka muhabbete gönül verme. Bu gönlü hoş alan o salih kimselerin muhabbetinden başka gönlüne muhabbet koyma. Bunu bir, hazreti Pir’den Mesnevi’den bir kıta okuyarakdan bu geceyi bitirelim bu konuyla alakalı: ‘Kim olursa olsun, ister yaya ister atlı, yol dostlarıyla buluşmayı, onların halini sormayı, hatırlarını ele almayı lazım bil. Topluluğuna dost ol. Zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu, yol vurucuların belini kırar, onları kahreder. Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun.’ Topluluğa dost ol, dersleri takip et, arkadaşlarının, kardeşlerinin yanında dur. Topluluğa dost ol. Zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu, yol vurucuların belini kırar, onları kahreder. Derslerin kalabalık olması, derslerin düzgün olması, yol vurucu münafıkları, kâfirleri kahreder. Tekken de ders var, evinde oturma, derse git. Dergahında ders var, evinde oturma, dersine

git. Mahallende ders var, evinde oturma, dersine git. Allah adamı ol, Allah adamı! O kalabalık ne yapar? Yol vurucuların belini kırar. Şeb i Arus varmış, herkesi götür. Deki meyhaneye giderken götürürdüm, bara pavyona giderken götürürdüm, heva hevese giderken götürürdüm yanımda. Götürürmüydün? Götürürdün! Hiç birimizde biz medreseden gelmedik. Var mı medreseden gelen burada? Elini kaldırsın.Yok! Biz hepimiz sokaktan gelmeyiz. Biz hepimiz sokaktan, bataklıktan gelmeyiz. Biz hepimiz de bataklık gülüyüz. Biz bataklıkta doğmuşuz. Biz bataklığın içinden çıkmışız. Biz kardelen çiçeği gibi her türlü zorluğa, her türlü meşakkate, her türlü sıkıntıya, her türlü baskıya göğüs gerip kafayı kaldırmışız, güneşi göreceğiz diye.

Karmış, buzmuş, boranmış…Üstümüzden geçmişler, altımızdan geçmişler, yanımızdan vurmuşlar, arkamızdan vurmuşlar. Biz ne vurana bakmışız, ne vurulduğumuz yere! Biz güneşi görmek için gözümüzü dikmişiz, taaa ötelere. Yürü, yol senin, at senin, kısrak senin. Yürü, durma. Öyleyse sen o yol vuruculara, sen o kâfirlere, o münafıklara, o mürtedlere, o yoldan dönmüş sütü bozuklara, yoldan çıkmış kanı bozuklara rağmen dimdik dur. Deki erlik bu, deki yiğitlik bu, de ki delikanlılık bu, de ki mü’minlik bu, deki adamlık bu, de ki kadınlık bu. Biz kur’an ve sünnet yolunda dimdik duracağız. Yalpalamayacağız, gevşemeyeceğiz, geri dönenlerden olmayacağız. Neydi felsefe? Geri döneni vurun, ben dönersem beni de vurun. Felsefe bu. O zaman dimdik dur. Hazreti pir diyor, topluluğa dos tol, zira kalabalık ve kervan altının çokluğu, yol vurucuların belini kırar, onları kahreder. Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun. Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin! Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin. Yok bana yan git dedi, yok bana çeyrek git dedi, yok ben oraya gidiyorum filanca var, gene onu mu göreceğim orda, yok ben oraya gidiyorum da işte filanca gene orda da, onunla beraber mi zikrullah yapacağım! Ben derslere gitmiyorum artık. Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin. Velinin halakasından ayrılman, Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in halakasından ayrılmandır. Onun halakasından ayrılman, Allah’ın halakasından ayrılmandır. Müminlerin halakasından ayrılanlar, tekrar söylüyorum, müminlerin yolundan ve halakasından ayrılan sapık ve kâfirdir. Sapık ve kâfirdir. Sono odur onun. Bakın, sonu odur. Allah muhafaza eylesin.

Şeytan birisini kerem sahiplerinden ayırırsa, onu kimsiz, kimsesiz bir hale kor. O halde de bulunca başını yer, mahfedip gider. Şeytan seni önce zikrullah halakasından ayırır. Şeytan seni önce, salihlerin diyarından ayırır. Şeytan seni önce dostların halakasından ayırır. Şeytan seni önce topluluktan ayırır. Sen bir şey bahane edersin. Nefsin senin bir şeyi bahane eder. Kendi kendini haklı görürsün, kendi kendini doğru görürsün, kendi kendini üstün

görürsün, kendi kendini fasulye gibi nimetten görürsün. Kendini kendini, kendini doğru, zikredenleri yanlış görürsün. Kendini alim, zikredenleri cahil görürsün. Kendini faziletli, her gün Allah’ı zikreden, gözü zikirde, kalbi zikirde, dili zikirde, bedeni zikirde, cismaniyeti zikirde, maneviyatı zikirde, ruhu zikirde, canının canı, özünün özü zikirde olanı eksik ve kusurlu gösterir sana şeytan ve nefis ve seni o halakadan uzaklaştırır. Uzaklaştırdıktan sonra da kurdun, aslanın, avını sürüden tezgahla oyunla çıkarıp yediği gibi, şeytan seni de yer, merak etme. Hani görürsünüz ya, aslanlar böyle tuzak kurarlar. Öyle değil mi? Kime tuzak kurar, aslanlar? Sürünün en hastasına, sürünün en savunmasızına. Şeytan da kalbi nifak olana tuzak kurar. Dikkat et, şeytan kalbi gevşek olana tuzak kurar. Şeytan, ibadetlerde gevşek, imanında gevşek, ona tuzak kurar. Sana tuzak kurduysa şeytan bil ki sen zayıfsın, toparla kendini. Bir derse gitmediğinde, şeytan sana tuzak kurdu. Perşembe zikir var mı, var. Sen nerdeydin? Evdeydin. Neyi bahane ettin? işte yorgundun da hanımı bahane ettin de çocuk ateşi vardı da yok beyin ateşi vardı da yok Hanım’ın ateşi vardı da yok hanımın dayısının kayınvalidesinin dünürünün bilmem nesi gelecekti de dedi dedi dedi…Bahane çok. Sen o perşembe de zikre gittin mi gitmedin mi. Gitmedin. Gitmedin kardeş, şeytan senin ayağına çelmeyi taktı, gönlüne çelmeyi taktı, senin gözüne, kulağına çelmeyi taktı, taktı yaa! Taktı! Mahallende ders var mı, ders var. Gittin mi gitmedin. Şeytan senin kalbine çelmeyi taktı. Ya efendim, işte gidiyoruz da bizim çavuş şöyle yapıyor da! Haaaa! Olur. Senin istediğin gibi bir tane çavuş dikelim biz oraya, olur. Sen nasıl istiyorsan söyle, fabrikaya müracaat edelim, verelim siparişini, sana uygun bir çavuş gelsin. Yetmez ki! Sen, sana uygun bir tane zakir istersin. Sana uygun bir tane şeyh, sana uygun bir tane peygamber, sana uygun bir tane kitap, sana uygun bir tane de Rab lazım! Bitmez ki, bitmez! Sen bir adım sonra, bu zakir güzel değil, hoş değil. Değil. Bir adım sona yani bu zakir böyledir, bu şeyh ne yapmaya koydu ki o zakiri oraya! Şeyh de iş yok! Ya bu şeyhi, Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri görevlendirdiyse, bu peygamber de iş yok haşa! Bitti, muhabbet bitti. Allah muhafaza eylesin.

Bir derse gitmezsen, bil ki vazifeli olduğun ders. Şeytan sana çelme taktı. Allah muhafaza eylesin. ‘Topluluktan bir an bile ayrılmak bil ki şeytanın hilesinden ibarettir.’ Topluluktan bir an bile ayrılmak, bil ki şeytanın hilesinden ibarettir. Rabbim bizi muhafaza eylesin. Cenab ı Hak bizleri korusun. Cenab ı Hak salihler zümresiyle her daim bizleri beraber eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun.

El-fatiha maassalavat.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı