MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 44/53
723-724. Beyitler Şerhi
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“Ümitsizlik diyarına gitme. Ümitler var. Karanlığa varma, güneşler var.”
Meşhurdur ya, Hz. Pir’in bu sözü. Bununla alakalı herkes böyle twitterlarda, orda burda paylaşımlar yaparlar. Ümitsizlik diyarına gitme. Ümitsizlik, bir şeytan vesvesesidir. Bir kimsenin ümidimin kırılması, şeytanın vesvesesinden kaynaklanır. Bize hiçbir zaman ümitsizlik aşılanmaz. ‘Allah’ın ayetlerini ve ona kavuşmayı yoksayıp inkâr edenler, işte onlar benim rahmetinden umut kesmişlerdir ve işte onlar ve işte onlar acı azap onlarındır.’ Her ümidi kıran şey, şeytan vesvesesidir. Her türlü sıkıntı yaşayabilir insan hayatında, her türlü problemle karşı karşıya gelebilir. Umulmadık bir yerde, umulmadık bir noktada bir açmaza düşebilir insan. Herkes için geçerlidir bu. Sakın birisi bu hale geldi diye kendi kendinizi, kendinizi iyi ve rahat hissetmeyen. insanoğlunun başına gelmedik bir şey kalmaz. Ticaret; iflas eder, batar, batak verir. Her şey gelir başına. Evlilik; sıkıntı yaşanır, boşanır, boşanmaz, çocuklarla problem yaşar, eşi ile problem yaşar, yaşar. Anne baba; anne baba ile problem yaşar insan, yaşar. Malı ile imtihan olur, olur. Arkadaşlarıyla imtihan olur, olur. Devletle sistemle imtihan olur, olur. Başına her türlü sıkıntı, her türlü problem gelebilir. Ben meşhurdur ya sözüm, hayat sevmek ve mücadele etmek, sevmek ve savaşmaktan ibarettir. Hayatı, hayatı, hayat böyle insanlar yaşarlarken, sevmeyi ve mücadele etmeyi ellerine alacaklar. Bir elin sevmede, bir elin savaşmada, mücadelede olacak. Hayat sana bakınca hayret edecek. Hayat sana bakınca, hayret edecek! Diyecek ya bunu nasıl beceriyor, bunu nasıl başarıyor? Diyecek ki beni ne güzel yaşıyor bu. Hayatı en güzel, en anlamlı yaşayan insanlar sevenler, aşıklar ve
aynı zamanda savaşan, mücadele edenlerdir. Her seven mücadelecidir. Her seven. Seven pısırık değildir. Aşık pısırık değildir. Dünyanın en mücadeleci ruha sahip olan, en fazla aşık olandır. Eğer o mücadeleci ruha sahip olmamış olsaydı, su getirir miydi dağların üstünden? Gördünüz mü? Siz şeyde, Amasya’da değil mi, su taşımış, su getirmiş. Bir kimse, örneğin Fuad aşık olmasaydı, o çöllerin ızdırabına katlanabilir miydi? Katlanamazdı. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, Allah’a Aşık olmasaydı, o ızdıraba katlanabilir miydi? Sahabeler Allah’a Aşık olmasaydı, o ızdıraba o çileye katanabilirler miydi?
Düşünebiliyor musunuz? Sahabeler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra da mücadeleye devam ettiler. Ne büyük bir savaşçı ruha sahipler. Hz. Ebubekir efendimiz(r.a.) hazretleri, ilk müslüman olan kimse ve Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinden sonra vefat etti. Bakın onlar gözlerinin önünde bir peygamber gömdüler elleriyle. Ben bunu tefekkür ettiğimde aklım yerinden oynuyor benim. Gözlerinin önünde nebiler nebisi peygamberler peygamberini gömdüler. Bu ufak bir şey değil. Ben şeyhim vefat ettiğinde kendimi bununla durdurmuştum. Dedim ki Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri gözümün önüne geldi. Nasıl severdi dedim içimden. Tabii biz onların kalplerine ulaşmamız mümkün değildir belki de ama onun o kalbindeki fırtınayı düşünebiliyor musunuz? Hz. Ömer radıyallahu anh hazretlerinin kalbindeki fırtınayı düşünebiliyor musunuz? Hz. Osman’ın, Hz. Ali’nin kalbindeki o fırtınaları tefekkür edebiliyor musunuz? Hz. Ayşe annemizin yüreği nasıldı acaba değil mi? Kızı fatıma’yı düşünebiliyor musunuz ve ardından 26 yaşında vefat etti. Dedi ki en erken sen geleceksin dedi. Hasan ile Hüseyin’i düşünebiliyor musunuz? Aşık, savaşçıdır. Aşık, mücadelecidir. Aşık bu yüzden kahramandır. O yüzden dedim ben aşıklar efe yüreklidir diye. Efe yürekli olmak, ümidi kesmemek. Ne kadar darboğazda, ne kadar sıkıntıda, ne kadar çilede kalırsan kal, kafanı dik tutmaktır. Efe yürekli olmak öyledir. Bütün alem sana düşmandır, sen bütün aleme kaykılırsın. Efe yüreklilik budur.
Herkes başını diker sana, sen herkese, her ana, her perdeye başını dikersin. Ümitsizlik yoktur sende. Çünkü sen ne kadar karanlığa düşersen düş, dersin ki benim güneşim var. Bu karanlık geçici. Muhakkak ki sabah olacak. Muhakkak! Ve olur sabah. Ne kadar sıkıntılı bir gecen olursa olsun, merak etme, sabah senindir. Ne kadar sıkıntılı, ne kadar dertli, ne kadar çileli, ne kadar problemli bir anın, haftan, ayın, yılın, ömrün dahi olsa merak etme, parlak, pırıl pırıl parlak sabah seni bekliyordur. Parlak sabah seni bekliyordur. Ümidini kesme. Hangi hastalığın içine düşersen düş, hangi sıkıntının içerisine düşersen düş, hangi kuyunun içine atılırsan atıl, hangi ateşin içerisine atılırsan atıl! Hastalığın içine mi düştün, Eyyüb’ü düşün. Eyyüb’ü
düşün. Ondan daha büyük hastalık da yok ya senin üzerinde. Ne kadar büyük sıkıntıda olursa olsun. ibrahim’i düşün. Ateşin içinde. Kardeşlerin şöyle yaptı, arkadaşların böyle yaptı…Yusuf’u düşün, Yusuf’u düşün! E Yusuf’un kuyuya düştü, Yakub’u düşün. Yakup’u düşün! Yakub’u düşün! O zaman hiçbir zaman ümitsizliğe düşme. Ne birey olarak, ne aile olarak, ne de topluluk, cemaat olarak ümitsizlik yok. Savaşmak var, mücadele etmek var, gayret etmek var. O halden, o perdeden sıçrayıp, başka perdeye geçmek var. Allah’ın kazasından kaderine sıçramak var. Yürü o perde geçici. Ben hep derim ya, ne oldu, geçti. 28 Şubat. O günkü o sıkıntılar neydi? Kapımızın önünde polisler, jandarmalar, jitemi, bitemi… Geçti bakın. O esnada dağılan dağıldı. Korktu, ümitsiliğe düştü, mücadele etmedi.
Bak şimdi nasıl rahat konuşuyoruz. Diyoruz ki darbe gecesi herkesten önce, önce biz çıktık meydana diyoruz. Neden? Korku galip değil bize. Korku galip değil bize. Ümitsizlik bizde galip değil, karanlık bizde galip değil. Biz yürürüz. Biz ölürken dahi kafamız dik olacak bizim. Ben bizim rahmetli Seyit Taş’a dedim ben. Seyido dedim, öleceksen dosdoğru, benim arkadaşım, benim kardeşim gibi öl dedim. Dimdik öl dedim. Senin ağzından dilinden of, küf, şikayet duymayacağım dedim. Duymadım da elhamdülillah. Arkadaşlar bilirler battaniye ile derse getirdiler onu, battaniyenin içinde derse geldi. Evde olduğu müddetçe evde nefes aldığı müddetçe derse geldi o. Derse geldi. Tabii bunlar ölçü. Bunlar ölçü. Ben hastayım demek yok. Mücadele etmek var. Gayret etmek var. Savaşmak var. Yürü, hastalık senden korksun. Yürü, derdin senden korksun. Yürü, hayat senden korksun. Yürü, düşman senden korksun. Yürü, yokluk senden kalksın. Yürü, aşksızlık senden korksun. Yürü, işlemiş olduğun günahlar senden korksun. Sen günahtan ne korkuyorsun? işlediysen işledin. Allah var, vaad etmiş. Kim tövbe eder dönerse, onun günahlarını affederim. Vaad etmiş. Kim tövbe eder dönerse, geçmiş günahlarını hayra çeviririm. Allah’la kim yarışacak. Yürü, sen şeytana paye verme. Tokatla şeytanı. Yürü lan de. Efe yürekli ol. Şeytan senden korksun. Dedi mi Hadis i şereifte Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, şeytan dedi Ömer’den korkar. Ömer ol, Ömer ol şeytan senden korksun. Ömer ol. Osman ol, melekler edeb etsin senden.
Bunu ben kendi nefsim için söylemiyorum. Ben o kadar yapamam, çok edepli değilim ben. Allah beni affetsin ama şeytanmış, çarp geç. Münafıkmış, çarp geç. Kafirmiş, çarp geç. Vefasızmış, çarp geç. Hainmiş, çarp geç. Düşmanmış, çarp geç.Ümitsizlik yapma. Yapma ümitsizlik! Başına sıkıntı gelmiş. Gelsin, mücadele et, gayret et, koştur. Sonuna kadar koştur. Pes etme. Pes etme,yürü, pes etme! Yenildiğin gündür pes ettiğin gün. Pes ettiğinn gün, yenildiğin gündür. Bu iş buraya kadarmış dediğin gün, yenildin gündür. Bu iş buraya kadarmış dediğin gün, yenildiğin gündür. Hayatın
boyunca bu iş buraya kadarmış deme. Hayatın boyunca, hiçbir meselede. Mücadele et, yürü, gayret et, koştur. Bir çıkış kapısı vardır. Yürü, Allah sana bir kapı gösterecek. Yürü, Allah sana yardım edecek, yürü sen, bahadır ol. Ser göğsünü yere, yürü.Yürü kardeş. Ümitsizliğe düşme. Hiçbir hastalık, hiçbir sıkıntı, hiçbir bela, hiçbir müsibet, senin boynunu bükmesin. Sen nefsinle mücadele et. Yüz kızartıcı bir suç işleme. Asıl boyun büken yer orasıdır. Hırsızlık yapma. Affedersiniz onluk bunluk yapma. Biliyorsunuz siz onları. Bunları yapma, yürü. insanın hatası olacak, insanın kusuru olacak, insanın yanlışı olacak, insanın günahı olacak, olacak.
Biri senin ayağını basacak, basacak. Kardeşim ya basarız, topluluğun içersinde yürüyoruz. Kardeş, özür dileriz. Hakkını helal et. Kasıtlı bir şekilde basmadım ayağına, bitti. Ben kasıtlı bir söz söylemedim sana. Ben orta yere söylüyorum şimdi, kimseye kastım yok. Hatalı konuşabilirim. Konuşabilirim. Allah beni affetsin. Sizler de affedin. Affediyor musunuz? Allah razı olsun. isterseniz etmeyin. O tarafımız eksik değil yani. Çizmeler duruyor daha. Arada bir hatırlatıyoruz. Efe kıyafetini giyiyoruz. Kimisi kör, görmek istemiyor. Gösteriyoruz, bakın kardeşler diyoruz, bizim topluluğumuzun efe bölüğü de var, anlayın! Bizim bir tarafımız valla öyle. Öyle dedim ya, vur ensesine al lokmasını öyle değil. Ensemize vurmaya kalkma. Kolunu kıvırır, kırar, omuzuna verir, göndeririz. Bizim için vatanımız, milletimiz, birinci derecede. Dinimiz, sünnetimiz, kur’anımız birinci derecede kardeş! Bunlara dokunmaya kalkarsan, dokunuruz sana. Dokunuruz! Kutsalımıza dokunmayın! Dokunuruz. Biz kutsalımıza dokununca us pus duracak bir topluluk değiliz. Kur’anımıza dokunursanız, dokunuruz. Sünnetimize dokunursanız, dokunuruz. Vatanımıza dokunursanız, dokunuruz. Milletimize dokunursanız, dokunuruz. Eşimize dokunursanız, dokunuruz. Çoluğumuza, çocuğumuza dokunursanız, dokunuruz. Bizden izinsiz malımıza, mülkümüze dokunursanız dokunuruz. Dostane gelin canımızı yiyin. Kardeşçe gelin, canımızı yiyin. Hiç sıkıntı yok. Hiç! Gel kardeş, yiyelim içelim, dostluk edelim, arkadaşlık edelim, yarenlik edelim, yoldaşlık edelim, Eyvallah. E bize zorla bir şey yaptırmaya kalkarsanız, biz kafamızı dikeriz. Bizim öyle bir halimiz yok. Benim sufilik anlayışım, benim islam anlayışım böyle. Dokunma kardeş. Herkesin malı kutsaldır. Herkesin canı kutsaldır. Herkesin eşi kutsaldır. Herkesin çocukları kutsaldır. Herkesin, kur’an, hepimizin kutsalı, dokunma, kutsaldır. Sünneti Resulullah, hadisler kutsalımız kardeşim, dokunma. Dokunma! Vatanımız kutsalımız, dokunma. Milletimiz kutsalımız. Dokunma! Dokunma kardeş.
Biz bir tarafımız savaşçıtır. Sevmek ve savaşmak dedik ya, bir tarafımız savaşçıdır. Yani sevdiklerimiz için savaşmayı göze alırız. Sevdiklerimiz için savaşmayı göze alırız, gözümüzü kırpmayız. O yüzden dergahımızın bir de
nesi var? Efe grubu var. Bil! O yüzden Çanakkale’de cepheye semamız var. Aslında kardeşler farkında değil. Biz cepheye sema ederken, biz işin felsefesini otutturduk. O yüzden Temmuz darbesinde tek vücuttuk. Onun felsefesi bizde önceden oturmuştu. Biz hazırdık. Türkiye’nin içerisinde her türlü vatana, millete, kur’an’a, sünnete kasta, kastetmeye kalkarsa birileri, en hazır olanı biziz. En hazır olanı biziz. Öyle topla, tüfekle, tankla değil, yüreğimizle hazırız biz. Sevdamızla hazırız. Mücadele ruhumuzda hazırız biz. Bununla hazırız biz. O yüzden ümitsizlik yok. O yüzden karanlık yok. O yüzden umutsuzluk yok. O yüzden hımbıllık yok. O yüzden yenilmişlik psikolojisi yok. O yüzden pes etmek yok. Bakın pes etmek yok. Bakın, hiç sormadım daha benim etrafımda, böyle yanı başımda duran insanlar pes etmiş insanlar değildir hiç. Ben sevmem pes etmeyi, pes eden insanları da sevmem. Açık açık konuşurum ben. Mücadele edecek, pes etmeyecek adam, koşuşturacak. Canını dişine takacak. Mesleğinde işinde, aşında, eşinde mücadeleci olacak, mücadeleci olacak. Geri dönmeyecek. Geri dönmeyi bilmeyecek adam. Ben onun bir yerden geri döndüğünü görmeyeceğim, duymayacağım. Ben onun bir yerden geri döndüğünü, geri durduğunu duyar görürsem, soğurum ondan ben, açık açık. Ben o kimseden soğurum. Derim ki bu mücadele edemedi. Bu gayret edemedi. Bu koşmadı. Ben sordum birine, çocuklarına kim bakıyor, sustu. Yürü dedim yanımdan.Yürü! Benim yanımda durma. Bitti! Mücadele edeceksin kardeşim, koşacaksın. işin, koşacaksın, mücadele edeceksin. Bir iş mi yapıyorsun, koşacaksın, mücadele edeceksin. Olmadı. Laf! mücadele etmedin, koşturmadın, gayret etmedin, savaşmadın kardeşim. Savaşsaydın olurdu. Canını dişine takmadın. Canını dişine taksaydın, olurdu. Bitti! Lütfü usta, hiç yapamadığın araba oldu mu bugüne kadar? Cevdet usta, hiç tamir edemediğin araba oldu mu bugüne kadar? Haci Erkan, hiç geri döndüğün bir şey oldu mu bugüne kadar? Murat, geri döndüğün bir şey oldumu bugüne kadar? Bitti! Bu kadar.
Geri dönmek yoktur hiçbir zaman. Ümit etmek, mücadele etmek, savaşmak vardır. Sevmek vardır, dibine kadar. Sevmek vardır en ücra köşene kadar. Sevmek vardır, bütün hücrelerinin lime lime en alt seviyesine kadar, her yerin sevda olsun. Öylesine sevmek vardır. Öyle seven kimse savaşır. Öylesine savaşmak, mücadele etmek vardır. Durmazsın, yürürsün, mücadele edersin, gayret edersin, başını eğmezsin, eğmezsin. Hiçbir güç senin başını eydirmez. Sen başın dik gidersin. Ölümse ölüm! Ölüm! Altı üstü ne onun? Ölüm! Bu hayatın altı üstü ölümdür. Başka bir şey değildir. Hayatın altı da üstü de ölümdür. Ne ümidimi keseceğim, ne korkacağım! Ne karanlıktan korkarım, ne de ümidimi keserim. Karanlıksa yararım o karanlığı Allah’ın izniyle. Ümitsizlikse parçalarım onu. Böyle bir şey yok. O yüzden ümitsizliğe düşmek yok. O yüzden karanlıktan korkmak yok, yok! Sabah senindir.
Sabaha kadar oturursun,tevhid çekersin, ağlarsın, dua edersin, yalvarırsın, sabah senindir. Ben derim ki sabah benim. Ne yaşarsam yaşayayım, derim ki sabah benim. Bu gece senin şimdi, geçici. Sabah benim ama. Sabah benim. Ben 28 Şubat’ta içerdeyken, içerdekilere söyledim. Sorguluyorlar beni. Dedim beni takip edin, yüzlerine söyledim. Şatahat yapmam kolay kolay, yüzlerine dedim, beni takip edin dedim. Beni dedim meydanlarda göreceksiniz. Beni dedim kapalı spor salonlarında göreceksiniz. Beni dedim Türkiye’nin her yerinde gördüğünüzde, ben Türkiye’nin her yerinde dedim kur’anı, sünneti, sufiliği, tasavvufu haykıracağım dedim. Beni gördüğünüzde hepinizin de yüzleri eğilecek dedim. Hepinizin! Evet, ben ümidimi yitirmedim hiç. Hiç ümidimi yitirmedim. Sait geliyordu benim yanıma, yemek yemiyordum içerde, beni zehirlerler, şöyle yaparlar, böyle yaparlar, şunu yaparlar diye yemiyordum. Bir Said’i alıyorlardı içeri. Said’e diyordum ki Sait yakın yerlerden yemek alma bana. Nerden gidiyorsan, yemek alıyorsan al gel, yakın yerlerden alma diyordum. Sait gidiyordu bana yemek alıp geliyordu. Günde bir öğün. Günde bir öğün! Yalvarıyorlardı bana ye diye. Ben yemeyeceğim diyordum ha. Ya işte hacı bizim yemeğimiz zehirli değildir. Kardeşim yemeyeceğim ben. Tabi benim yemediğimi biliyorlar ya, mecbur kalıyorlar Said’i içeri almaya. Ben de şeker var, ritim bozukluğu var, her türlü hastalık var. Yazıyorlar çünkü. Var mı var. Ne var, şeker var. Ne var, ritim bozukluğu var. Ne var, tansiyon var. O ara tansiyon da var, ne ararsan var. Yazıyorlar, ilaçların var mı var. Nerede ilaçlar? Arabanın torpidosunda, bilmiyor musun dedim. Arabaya zaten girmişsiniz, bakmışsınız. Alıp getiriyorlar ilaçları, teker teker veriyorlar. Ben içiyormuş gibi yapıyorum, içmiyorum ilacı. Mahsus içmiyorum. Benim renk gidiyor, gözler gidiyor. Ben biliyorum rengin, gözlerin gideceğini. Bakıyorlar, bakıyorlar, bakıyorlar, elinizde patlayacağım ben sizin diyorum. Sonra Sait gelince alıyorlar içeri. Diyorlar arkadaşın gelsin sana, yemek alsın. Tamam gelsin, yemek alsın, diyorum. Sait geliyor. Sait dedim sakın yakın yerden alma, etrafına bak diyorum. Seni takip etmesinler. Sait çilekeştir bizim.Yılmayanlardandır, dönmeyenlerdendir. Konuşmaz hiç. Hiç konuşmaz, öyledir.
Yılmak yok. Evrilmek yok. Yıkılmak yok. Sen Allah diyorsan, başına gelecek senin. Sen gerçekten La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsan, senin başına gelecek kardeşim ya. Bu işin karşı, reel sağlaması bu. Bakın sağlaması bu, reel sağlaması. Sen gerçekten La ilahe illallah Muhammeden Rasulullah diyorsan, sen bela gelecek, müsibet gelecek, sıkıntı gelecek, gelecek. imtihanın olacak senin. Olacak, olmaması sıkıntılı. Ya sizde hep sıkıntı var. Var kardeş, hep bizde var sıkıntı. Gelmeyin diyoruz, boşuna mı diyoruz. Bize derviş olmayın, buraya gelmeyin. Neden? Sıkıntı var burda. Çünkü burda gerçekten La ilahe illallah Muhammeden Rasulullah
diyoruz biz. Biz öyle olunca ayetler sabit: ‘Biz sizi anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz’ Sen kendine git yeni bir din ara Neden? Sen islam olduysan, müslüman olduysan, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediysen, annen babanla, eşinle, çocuklarınla, malınla, canınla imtihan olacaksın. Olacaksın!
Ya taviz vereceksin, sen de lay lay lom yapacaksın. Kakara kukara yapacaksın. Ha ha ha hi hi hi yapacaksın. Ya harammış, ne yapalım ya işte, haram ama işte ya yapıyoruz, ya işte oluyor be işte! Ya ne demek oluyor! Haram! Ne demek oluyor? Haram haramdır. E öyle olursa, sıkıntı olmuyor o zaman zaten. O zaman sıkıntı yok. O zaman ne anadan babadan sıkıntı var, ne eşten sıkıntı var, ne çocuklardan var. Neden? E haram helal önemli değil. Farz mış, sünnetmiş, nafileymiş, önemli değil. O zaman sıkıntı yok ki. Annem diyor bu diyor Abdullah Baba nerden çıktı diyor. Ne oldu diyorum ya, kalıyor kadın, patinaj çekiyor, herkes patinaj çekiyor. Bakıyorum etrafıma, ya diyorum, önceden neden patinaj çekmediniz. Yani önceki benim hayatımı biliyorsunuz. Yani hiçbiriniz bir şey demediniz bana. Hiçbiriniz bir şey söylemediniz ban. Söyleyemediniz. Şimdi söylüyor ben kendimce diyorum ki Mustafa Özbağ doğru yoldasın sen. Evet, intiham bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden asla, asla ümidi kesmek yok. Asla mücadeleden geri dönmek yok. Asla karanlıktan korkmak yok. Asla ‘Ey oğullarım! Gidin Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. ‘Zira kafir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.’ Kim Allah’ın rahmetinden ümit kesermiş? Sadece kafirler Allah bizi küfürden muhafaza eylesin. Melekler dediler ki Peygambere, geçmiş peygamberlere ‘seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakın Allah’ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma. Kime söyledi? Çocuğu olmayan yaşlı bir şekilde çocuğu oldu ya. Zekeriya mıydı, hangisiydi, yaşlandığında çocuğu olan? Zekeriyaydı. Allah bizi ümit kesenlerden eylemesin. ‘Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir. Zümer, Ayet 3. Cenab ı Hak bizi ümitsizliğe düşmekten korusun, muhafaza eylesin. Karanlıklardan korkanlardan eylemesin inşallah. Karanlıklarla mücadele eden, efe yürekli yiğit insanlardan eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. Selamünaleyküm.
El-fatiha maassalavat.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları