Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 42/53

720-721. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Mübarek olmayan gülme lalenin gülmesidir ağzını açınca kalbinin

karalığını gösterir.”

Burayı şerh ettik herhalde ama hatırlamak babından bir kısa bir şekilde girecek olursak, laleye bakarsanız, dışı sureti çok güzeldir ama lale açılınca, yaprakları açılınca, içinden simsiyah tohum olan hali çıkar. Bu insanlar vardır, içi dışı bir değildir. Dışı süslüdür, güzeldir ama içi süslü değildir, güzel değildir. Allah muhafaza eylesin. Burayı kısa geçtim.

“Gülen nar bahçeyi güldürür. Erler sohbeti de seni erlerden eder.”

Gülen nar dediği hani nar çatlar ya çatlayınca içinin o meyvesi meydana çıkar. Bir kimsenin kalbi dükkan, dili tüccardır. Üç dakika, beş dakika, on dakika, bir saat, iki saat, bir gün, iki gün, kendisini saklayabilir veya öyle insanlar vardır, biz içinden iğnelidir deriz ya, uzun müddet, belli bir müddet, kendini saklayabilir ama sonuçta o, testide ne varsa dışarı o sızar ya, bir kimsenin kalbinde ne var ise o dışarı sızar. Bu hiç değişmeyecek doğrudur. Bir kimsenin dili farklı farklı konuşabilir ama o kimseyi iyi izlerseniz, öyle bir an gelir ki kalbindeki gerçeği, kalbindeki hakikatı bir anda ağzından boşaltıverdiğini görürsünüz. Bir kimse üç gün, beş gün kendini cömert gösterebilir ama cimriyse, umulmadık bir yerde o kimse cimriliğini gösterir. Dayanamaz daha fazla veyahut da bir kimse namaz kılmıyorsa, iki gün, üç gün, beş gün sizle beraber namaz kılabilir ama siz namaza devam ettiğiniz müddetçe, bir gün onun namaz kılmadığını görürsünüz siz. O yüzden iyi insanlar, doğru insanlar, etrafına iyilik ve doğruluk saçarlar. Mutlu

insanlar etraflarına mutluluk saçarlar. Güzel insanlar etrafına güzellik saçarlar. Bir kimse agresif, sinirli, sert, katıysa etrafına agresif, sinirlilik, katılık, saçacaktır.

Hani Cenab ı Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine, Cenab ı Hak diyor ya, eğer diyor senin gönlün katı olmuş olsaydı, sen sert huylu, tabiatlı olmuş olsaydın, etrafında hiç kimseyi bulamazdın, diyor, etrafında hiç kimse olmazdı. Demek ki yumuşak huyluluk, tatlılık, hoşluk, o kimsenin etrafındaki insanların çoğalmasına sebep olacak. Tabi buna en güzel örnek, Hz. Muhammed i Mustafa’dır sallallahü ve sellem . Enbiya suresi, ayet 107: ‘Ey Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O, alemlere rahmet olarak gönderildiğinden, aleme rahmet saçar. Her taraf ne olur? Bağ, bahçe, bahar olur. Eğer bir kimse Muhammed-i Mustafa’ya sallallahü ve sellem hazretlerine uyarsa, hem gönlü onun bahar olur, gül bahçesi olur, hem de onun etrafı bahar olur, gül bahçesi olur. Tabii burda insanlar da o peygambere ve o peygamberin izinden giden kimselerin etrafında bulunması gerekir ki o erlerden sayılsın. Buna da Tevbe, ayet 119. ayet i kerime buna işaret ediyor. Diyor ki: ‘Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.’ Neden? Sadıklarla beraber olursanız siz de sadıklardan sayılırsınız. Hani Hz. Mevlana dedi ya erler sohbeti de seni erlerden eder. O zaman sen sadıklarla beraber olursan, sen sadıklardan sayılırsın. Kötülerle beraber olan, kötülerden sayılır, iyilerle beraber olan iyilerden sayılır. Bakın, bunun ortası yoktur. Bir fiiliyat olarak, bir düşünce olarak, bir fikir olarak ya iyi bir şey düşünmüşsündür ya da kötü bir şey düşünmüşsündür. Fiiliyat olarak ya iyilik yapmışsındır ya da kötülük yapmışsındır. ikisinin ortası yoktur. Ya iyidir, ya kötüdür. Hiç kimseye zarar vermedin, sen iyilik yapmadığını zannediyorsun. O iyidir. Neden? Senin elinden, dilinden, bütün insanlar emin oldular. Neydi? Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler. Sen aslında bir iyilik yapmadım diye düşünüyorsun ama senin elinden ve dilinden bir kötülük çıkmadığından dolayı sen ne oldun? iyilerden oldun. Senden hiç kimse zarar görmedi.

‘Sizin en hayırlınız, etrafına hiç zarar vermeyeninizdir.’ Hadis i şerif. O zaman bizim en hayırlımız, etrafına zarar vermeyen. Zarar vermemek dahi bir ibadettir. Zarar vermemek, bir haramı işlememek ibadettir. Haram işlemezsiniz, haram işlemediğiniz müddetçe, ibadet etmiş sayılırsınız. Bir de farzları yerine getirirseniz, muhteşem bir insan olursunuz. Haram işlememek, haramdan uzak durmak, her türlü harama bir kimsenin kendisine set çektirmesi, set çekmesi, büyük bir ibadettir. Haramların bir kısmı vardır ki bir başka kimseyi ilgilendirir. ikinci şahısları, üçüncü şahısları, dördüncü

şahısları. Haramlar vardır ki devleti ilgilendirir. Kamunun işi ilgilendirir. Bakın haramlar farklı farklıdır. Siz devletin üzerinden bir haram işlersiniz, bütün milletin helalliğini almamız gerekir. Bakın bütün milletin helalliğini almanız gerekir ama bir de bireye karşı haram işlersiniz. O bireyle helalleşirsiniz. Bunda diğerlerinin hakkı yoktur. Amma ve lakin o kimse haram işlerken diğerleri gördüyse, diğerlerine kötü örnek oldunuz. Bu da farklı bir şeydir. Kötü örnek olmak da günah ı kebairdir. Mümin iyi örnek olmak zorundadır. O zaman biz eğer sadıklarla beraber olursak, kötülerle beraber olmazsak, sadıklarla, iyi insanlarla Allah’tan korkanlarla beraber olmaktan dolayı biz onlardan sayılırız. Yine hadis-i şerifte iyi arkadaş yalnızlıktan dikkat edin, iyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan hayırlıdır. iyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan hayırlıdır. iyilerle dost olan misk satanla beraber olan gibidir. Onun güzel kokusu diğerine bulaşır, kötülerle beraber olan da demirci çırağı ile beraber olan gibidir. Onun kiri de diğerine yansır. Buhari, Müslim, Ebu Davut. Demek ki iyi arkadaşlarla beraber olan, kendisinin üzerinden misk kokusu yayılacak. Kötü arkadaşlarla beraber olan, sanki demirci dükkanına gitmiş gibi is kokacak. Buna benzer, bu manada yine bir hadis i şerif var ya, işte, kokucu dükkanına giden mis kokar, demirci dükkanına giden is kokar, diye.

Sizin gittiğiniz yer önemli. Eğer kötülüklerin, kötülüklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak size kötülük bulaşacaktır. Eğer iyiliklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak ki size iyilik bulaşacaktır. Hani meşhur ya, hadis i şerifte, bir adam vardı. Tövbe etmek istedi. iyiler, ona gitti, ona gitti, ona gitti herkes dedi ki senin tövben kabul olmaz, senin tövben kabul olmaz, senin tövben kabul olmaz… Sonra arif bir zata denk geldi. Veli bir zata denk geldi. Ona sordu, dedi ki ben tövbe edip iyi olmak istiyorum. Bana ne tavsiye edersiniz? Geçmiş ümmetlerden bu, hadisle sabit, ona, o veli zat, o arif zat dedi ki, o bilge insan dedi ki, filanca yer, iyilerin şehridir. Sen oraya hicret et, oraya doğru yol al. Sen dedi orada git yaşa, muhakkak ki iyilerden olursun ve Allah seni affeder. O günahkar kimse, o iyilerin yaşadığı şehre doğru yol almaya başlayınca yolda öldü. Ecel onu yakaladı yolda. Ölünce, iyiler dediler ki bunun yönü bize aitti. Biz bunu iyiler şehrine defnedeceğiz. Kötülerin şehrinde yaşayanlar dediler ki bu bize aitti. Bu bizdendi. Biz onu, kötülerin şehrine defnedeceğiz. O arif zat, oraya geldi. O bilge insan oraya geldi. Baktılar, baktı ki iyilerle kötüler birbirleriyle kavga edecekler, muhteşem bir şey söyledi. Dedi ki bunu ölçün. Kötülerin şehrine ne kadar, iyilerin şehrine ne kadar? Geldiler, kötülerin şehrine örneğin atıyorum iki kilometre. Ondan sonra aldılar, iyilerin şehrine doğru ölçecekler. Cenab ı Hak meleklerin vasıtasıyla, iyilerin şehrini o kimseye yaklaştırdı.

Ölçtüklerinde baktılar ki iyilerin şehrine daha yakın. Böylece o kimseyi aldılar, iyilerin şehrine gömdüler. iyi olmaya karar verdiğinizde, iyi olmaya karar verdiğinizde muhakkak Cenab ı Hak sizi iyilere ve iyiliklere yaklaştıracaktır. Eğer kötülüğe ve kötülere, kötülerle beraber olmaya devam ederseniz, Cenabı Hak sizi kötülüğe ve kötülere yaklaştıracaktır. Burda cüzzi irademiz önemli, cüzzi irademizle biz iyilerden ve iyiliklerden yana tavrımızı koyacağız ki biz iyilerden sayılalım. Düşüncemiz, niyetimiz, fikrimiz, içimiz, iyiliklerle dolu olacak. Biz hayrı isteyen bir ümmet olacağız. Biz hayra koşan bir ümmet olacağız. Biz kur’an ve sünnetin, sımsıkı yaşanması için sımsıkı sarılanlardan olacağız ki etrafımıza iyiliğin numunesi olalım.

Neye örneğin biz? iyiliğe mi örneğiz, kötülüğe mi örneğiz. Bizim eşimiz, bizi örnek alırken, bizim iyiliklerimizi mi örnek alacak, kötülüklerimizi mi örnek alacak? Eğer ki bir erkeğin hanımı, bir erkeğin çocukları iyi ve hayır noktada değil ise bunun sorumlusu birinci derecede o erkektir. ikinci derecede sorumlusu, o evin hanımıdır. Eğer bir kimse ağzından çıkanları duymuyorsa, ağzında her türlü küfür, bela, musibet, sıkıntı var ise ve diline sahip değil ise, eline sahip değil ise asla eşinden ve çocuklarından hayır beklemesin. Buna hakkı yok. Önce biz iyi olmakla mükellefiz. Toplumdan şikayet etmenin bir anlamı yok. Biz neysek toplum o. Biz iyiysek, toplum iyi olacak. Biz kötüysek, toplum kötü olacak. Bilirsiniz ben bir çift daha ilerisini düşünürüm. Derim ki sufiler toplumunun kalbi hükmündedir. Sufiler, eğer sufiler toplumun kalbi hükmünde ise sufiler iyi olmak zorundadır. Sufiler iyi olurlarsa, bilin ki toplum da iyi olur. Neden? Sufilerin etki gücü ile sufi olmayanların etki gücü aynı değildir.

Hani diyor ya Cenab ı Hak ayet-i kerimede hani, müminler bin tane kafire bedeldir, diyor. Bunlar mümin olan iyi sufiler, iyi müminlerdir. O zaman iyi bir sufi, etrafını aydınlatan bir kimsedir. Etrafını aydınlatan bir kimsedir. Kandil gibidir, lamba gibidir. Florasan gibidir. Elektrik lambası gibidir. Karanlık bir yere bir köşe lambası koyarsınız, bütün mahalleyi aydınlatır. Pusula gibidir, yol gösterir. Pusula gibidir. O zaman sufiler toplumun pusulası gibidir. Sufiler toplumun yol göstericisidir. Sufiler toplumu aydınlatmada, etrafına iyiyi, doğruyu, güzeli, hakkı, hakikati anlatmada ve yaşamada en önemli unsurlardır. Allah bizi onlardan eylesin.

Yine hadis i şerif: ‘kişi dostunun dini üzeredir, o halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin.’ Kişi dostunun dini üzerinedir. O halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin. Senin dostun kim? Senin dostun kim ise ahlakın da ondandır. Sakın deme bana, benim ahlakım farklı diye. O senin dostun mu? Evet. Dost dostu arar, sorar, beraber olmaya çalışır. Beraber olmaya çalışır, örneğin işte her gece restorana giden bir arkadaşınız var.

Onunla beraber olacaksanız, ya siz ona gideceksiniz ya o size gelecek, ikisinden biri, dostsanız, arkadaşsanız. E siz oraya gittiniz, ona benzeyeceksiniz. O size geldi, o size benzeyecek. ikisinden biri. Eğer sen doğru yoldaysan, doğruysan ve birbirinizi çok seviyorsanız, o sizi izleyecek çünkü doğru bir tane, iki değil. Bu meselede doğru bir tane, iki değil. O zaman kendimizi doğrulardan ve iyilerden yana doğru yürüteceğiz. Kişi sevdiği ile beraberdir. Kişi sevdiği ile beraberdir. Hadis i şerif: ‘Biz sevdiğimizle beraberiz.’ O zaman kimi seviyorsak, biz onun dini üzerineyiz. Onun ahlakı üzerineyiz, onun felsefesindeyiz, onun görüşündeyiz. Neden? Biz onu seviyoruz çünkü. Neden? Mümin, müminin aynasıdır. O zaman mümin, müminin aynası ise bizim aynamızda kim var. Bir bakın, biz kimi gördüğümüzde ne görüyoruz ona bakın. Yine bakın, son hadis i şerif: ‘Müminler bir binanın tuğlaları gibi birbirlerini destekler.’ Sevenler, birbirlerini destekler. Mümin, mümini destekler. Bir bak bakalım, sen kime tuğla oldun, bir bak bakalım sen kime basamak oldun. Rabbim bizi iyilerle, güzellerle, doğrularla, hak ve hakikat yolunda gidenlerle beraber eylesin. Her daim bizi hak ve hakikat noktasında konuşan hak ve hakikat noktasında yaşayanlarından eylesin inşaallah. Geceniz mübarek olsun. Selamun aleyküm.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları