Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“Nice dağ gibi gönülleri koparmıştır. Kurnaz kuşu iki ayağından baş aşağı asakomuştur o. Anlayışı, hatırı keskinleştirmekle Allah’a yol bulunmaz. Padişahın lütfu ancak kırılmış, dökülmüş, gönülleri alır katına. Nice define gömenler, nice kıyı bucak kazanlar o hayaller kuran vezire maskara oldu gitti. Öküz kim oluyor ki sen ona maskara olasın. Toprak da nedir ki onun otu olacakmışsın. Bir kadının kötü bir iş yüzünden yüzü sarardı mı Allah onu çarptı da zühre yıldızı yaptı.”( Ooooo! Hz. Mevlana nerelere gitmiş. ) Bir kadını zühre yapmak çarpmaktır da toprak olmak, balçık kesilmek, çarpılmak değil midir a inatçı? Can, seni güzelim gökyüzüne götürürken, sen tutmuşsun aşağılarda balçık kesilmişsin. Akılların bile kıskandığı öyle bir varlığı, şu alçaklık yüzünden çarptın gitti.
‘Nice dağ gibi gönülleri koparmıştır. Kurnaz kuşu iki ayağından baş aşağı asakoymuştur o.’ Allah nice güçlü kuvvetli görünenleri, nice dağ gibi gönlü olanların hepsini de bir ecel yeliyle siler süpürür. Bir üfürmeyle bir rüzgarla helak eden nice kurnazlar vardır. O kurnazlar kendi kurnazlıklarının oyununa gelirler. Nice tuzak kurucular vardır Cenab ı Hak onların kurmuş olduğu tuzakları kendilerine düşürür. Hani ayet-i kerimede Allah tuzak kurucuların en hani tuzak kurucuların tuzaklarını bozucudur der. O, tuzakları bozandır. Kim kurnazlık yaparsa kendi kurnazlığında boğulur gider. Kim haksızlık yaparsa kendi haksızlığın da boğulur gider. Kim zulmederse kendi zulmünde boğulur gider. Kim asilik yaparsa kendi isyanında boğulur gider. Kim günah ı kebairlere devam ederse, kendi büyük günahlarında boğulur gider o. Allah onu bu manada ayağından baş aşağı asar atar kenara.
‘Anlayışı hatırı keskinleştirmek Allah’a keskinleştirmekle Allah’a yol bulunmaz. Padişahın lütfü ancak kırılmış, dökülmüş gönülleri alır katına.’ Siz çok zeki olabilirsiniz. Siz çok böyle aklınızı keskinleştirebilirsiniz. Siz kafanızda kırk tane tilkiyi dolaştırıp kırk tane tilkinin kuyruğu birbirine deydirmeyebilirsiniz ama bununla Allah’a yol bulunmaz. Sizin çok zeki olmanız, çok kurnaz olmanız, sizin Allah’a yol bulmanızı sağlamaz. Cenab ı Hak gönlü kırıklarla beraberdir. Cenab ı Hak hüzünlü gönülleri sever. O yüzden Cenab ı Hak böyle toplum içerisinde ikinci sınıf vatandaş gibi görünen gönülleri sever. Hani hadis-i kutside, hadis-i şerifte, Hz. Resulullah Sallallahu ve sellem hazretleri buyurur ya, ‘Bir topluluğa birisi girdi, oturdu, ondan sonra çıktı, hiç kimse onu fark etmedi, ehl-i cennet görmek isterseniz ona bakın der. Kırık gönüllü, hüzünlü, o kimsenin gönlü bu noktada Allah için yanıp tutuşan bir gönül. Allah’ın huzuruna gidecek olan gönüller onlardır. Yoksa çok zeki olanlar değildir. Allah peygamberliği çok zeki olanlara vermedi. Matematikçilere, fizikçilere, astrofizikçilere peygamberlik inmedi. Peygamberler şefkat, merhamet, muhabbet timsali insanlardı. Alçakgönüllülerdi. Tevazuluydular. Herbiri fukaraydı ama hepsi de ismet sahibiydi. Hepsi de hikmet sahibiydi. Hepsinin de gönüllerinde Allah muhabbeti, Allah aşkı vardı.
‘Nice define gömenler, nice kıyı bucak kazanlar o hayalleri kuran vezire maskara oldu gitti. Öküz kim oluyor ki sen ona maskara olasın. Toprak da nedir ki onu notu olacakmışsın.’ Bu çok eski bir hikayedir. Allah u Alem Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretleri, bu hikayeden bahseder. Hindistan’da bir hazine olduğu söylenir. Hindistan’daki o hazineyi, bir gün bir kimse, onlar ineğe taparlar ya, ineğe tapınışın da çıktığı yer olarak böyle söylerler kimileri. Doğrudur, yanlıştır, bir şey diyemem. O hazine arayan hazineciler bir gün ineğin bastığı yer çöker. Çökünce de oraya bakarlar. Oraya bakınca birisi ordan hazineyi bulur, ineği kutsallaştırırlar. Böylece hazineciler o böyle işte inekler hazinenin başında duracak diye ineğin peşinde koşmaya başlarlar. Hani etrafınızda hazine arayanlar vardır ya onlar hep bir efsanenin peşindedir. Hep bir harita vardır. O haritaya göre o ağacın beş metre ilerisinde sekiz metre gerisinde, onsekiz metre şurasında hazine vardır. Böyle bir fısıltı gazetesidir ya bu.
O hazineciler hep böyle bir şeyin peşindedirler. Bir haritanın peşinde ve birisi gelmiştir. çok önceden, orda büyüklere, birisine söylemiştir. Filanca yerde hazine var diye herkes gözünü oraya diker ve muhakkak orda hazine var denilir. Şimdi inek dolaştırmıyorlar tabii, şimdi alet dolaştırıyorlar. Önceden inek dolaştırdılardı. Kimisi de horozun peşine takılır. işte bilmem hangi cins horoz işte define olan yerde ötermiş. O horozu yetiştirirler. O
horoz koltuğun altında, define olan yere gider, yani aklını, aklını hayvana bağlayan, horoza bağlayan, ineğe bağlayan zavallılar! işte Hazreti Mevlana da diyor ki öküz kim oluyor ki sen onun maskarası oluyorsun! Ya öküz kim? Sen bir define arıyorsun. Sen bir define ararken öküzün maskarası oluyorsun. Sen dünyada dünyada dünyanın peşine düşmüşsün. Öküzün maskarası oluyorsun. Tabii bunu bir hadis i şerife bağlamak da mümkün: ‘Ümmetim ne zaman öküzün kuyruğuna sarıldı, helakını beklesinler.’ Öküzün kuyruğuna sarılmak ne demektir? Ümmet ne zaman ki cihadı bıraktı ekip biçmeye başladı, hayvancılığa başladı. O zaman helakını beklesin. Helak olduk. Ümmet cihad etmiyor şu anda. Bu böyle sivilleri katleden katlederken de tekbir getirenler cihad ettiklerini düşünmesinler. Bu hafta Diyanet’in hutbesi çok güzeldi. Tebrik ediyorum kim hazırladıysa, diyanetin hutbesi muhteşemdi. Uzun zamandan beri böyle muhteşem bir hutbe dinlemedim ben. Bu geçtiğimiz Cuma günü yani dünkü hutbe, diyanet için muhteşemdi. Dönün okuyun o hutbeyi. Gerçekten. Yani din işidin eline kaldı ne yazık ki! Diyanet harika bir hutbe hazırlamış. O yüzden normalde müslümanlar cihad derken, sivilleri katletmek değil. Cihat derken, devletin polisine, askerine kurşun sıkmak değil, cihad derken sivil insanların gelip gittiği yerlerde terörist faaliyetler düzenleyip orda bomba patlatmak değil. Masum, Ankara’daki gardaki insanların ne suçu vardı veya Cizre’deki insanların ne suçu vardı veya Diyarbakır’daki insanların ne suçu vardı? Topluluğun içerisinde bomba patlatmak veyahut da gece uykusundan uyandırılıp ellerini arkadan bağlayıp ensesine kurşun sıkıp şehit etmek nereye koyacağız? Görev yapan polislere, askerlere, teröristçe faaliyetlerde bulunup caddelere, sokaklara, belediye araçlarıyla kazıp içine tonlarca bomba koyup orda asker veya polis araçları geçerken patlatmanın nesi insani? Vazifesini yapan dal gibi yirmi yaşındaki, çocuk yaştaki genç askerleri şehit etmenin, onlara tuzak kurmanın nesi insani? Bunun nesi hak mücadelesi? Allah muhafaza eylesin.
Cihat bunlar değil, bunlar değil! Bir arabanın üzerine bombayı toplayıp ondan sonra onları patlatmak cihat değil. Fransa’da, Almanya’da, nerde olursa olsun, hangi ülkede olursa olsun, sivil insanları katletmek, cihat değil. Masum insanları katletmek cihat değil. Yakmak, yıkmak, talan etmek, yağmalamak, bunlar islam değil. Kaldırım taşlarını söküp işte alışveriş merkezlerine, bankalara, milletin dükkanını taşlamak ne kadar insanilik? Hasta var deyip ambulansı çağırıp, ambulans şoförünü, ordaki hemşireyi, ambulans arabasını yakmak, insani değil. insani değil! Ne hale geldik ve insanlık hızla cehalete doğru koşuyor. Ya bu Avrupalılar işte…Evet çok hataları var, çok yanlışları var, çok eksiklikleri var, var. işte Ortadoğu’yu kana buladılar… Buladılar, buladılar! işte Irakta, Suriye’de, olanca müslümanın kanını
döktüler… Döktüler, döktüler ama bu sizin gidip de onların sivilleri katletme hakkını vermez size. Hiroşima’ya bomba attı. Size gidip de başka bir örneğin Newyork’a bomba atma hakkını vermez size. Müslüman zulmedemez. Müslüman kalkıp da sivilleri katledemez. Mümin ancak askeri üniformalı kimselerle savaşır. O da devletin emriyle. Devlet emreder, savaşırsın. Devlet emreder, savaşırsın. Kendi kafandan da savaşamazsın. Allah muhafaza eylesin. işte öküzün kuyruğuna yapışınca ümmet helak oldu. Cihadı bıraktılar, mücadeleyi bıraktılar, nefisleri ile mücadele etmeleri gerekirken bunu bıraktılar. Burdan da bu tarafa doğru yol bulabiliriz.
‘Bir kadının kötü bir iş yüzünden yüzü sarardı mı Allah onu çarptı da Zühre yıldızı yaptı.’ Zühre yıldızı yaptı deyince Allah u Alem, Hz. Mevlana Harut ve Marut hikayesine atıfta bulunuyor. Hani meşhurdur ya Harutla Marut iki tane yani melek diye isimlendirilir bunlar, ben bunların melek olmadıklarına inanırım. Allah’ın çok varlıkları var. Değişik gezegenlerde, değişik hayat standartları var. O hayat standardında yaşayan iki varlık, iki mahluk. Bunlar insanların yeryüzünde kan dökücü olduklarını görünce, zulmedici görünce, haramlara girdiklerini görünce, kendi kendilerine diyorlar ki biz yeryüzünde yaşasaydık bunları işlemezdik. Cenab ı Hak da onları imtihan için yeryüzüne gönderiyor. Bunlardaki ilim de bir başkalarında yok. insanlarda yok. Simya ilmi de denilebilir buna. Değişik zikirlerle, değişik formüllerle, değişik olağanüstü haller tecelli ettiriyorlar ve insanlara bunlar her gün şey yapıyorlar ve her gün de Cenab-ı Hak bunları akşam namazından sonra tekrar yaşadıkları alana çekiyor, her sabah gönderiyor, her akşam bunlar tekrar geriye gidiyorlar.
işte en sonunda bunlar kendilerince günaha girmeyeceklerini söylüyorlar ya o beldede de bir kadın var. Bu kadın dillere, akıllara kendince duygulara hükmeden bir kadın. Sohbeti güzel, kendisi güzel, dili tatlı, bütün o şehrin halkı o kadınla beraber olabilmek için can atıyor. En sonunda bunun namını, bunun bu noktadaki maharetini Harut’la Marut da duyuyor ve onlardan o iksirli sözü, iksirli sözü öğrenmek istiyor. Bir rivayette, bir böyle bir tezgah kuruyor. Diyor ki bu iki Harut’la Marut hiç kötülük yapmıyor o ana kadar hiç haram işlemiyor. Kadın diyor ki beni elde etmek ister misiniz? Evet. Ben sizinle beraber olmak isterim ama benimle içki içmelisiniz diyor. Benimle içki içmelisiniz diyerekten onları içiriyor. içirdikten sonra onlara kötülük yapacak ve o lafzı dinleyecek ya, beni rahatsız eden bir erkek var diyor. Eğer onu öldürürseniz diyor o zaman ben sizinle beraber olurum. O erkeği de öldürüyorlar bunlar ve onlar o iksirli sözü de kadına söylüyorlar ve kadın bu yapmış olduklarından çok pişman oluyor. Meseleyi kısadan keseyim. Öylesine tövbe ediyor, öylesine tövbe ediyor ki bir
rivayette Zühre yıldızı, Sirius yıldızı, batılılar Sirius diyor ya daha doğular, Türk’lerin Çoban Yıldızı, Ortadoğu’nun da Zühre yıldızı. Cenab ı Hak onu yıldız ediyor. Onun tövbesinden dolayı.
Hz. Mevlana Allah u Alem oraya atıfta bulunuyo burdan. Diyor ki Cenab ı Hak bir kadın kötü bir iş yüzünden yüzü sarardı da Allah onu çarptı da zühre yıldızı yaptı. O pişman oldu. Yaptıklarına pişman olunca Cenab ı Hak onu yıldız haline getirdi. Allah’ın tövbesini kabul ettiğinin en aşağısı yıldız oldu. O öyle bir Allah. ‘Bir kadını zöhre yapmak çarpmaktır da toprak olmak, balçık kesilmek, çarpılmak değil midir a inatçı? Allah çarptı onu, Zühre yıldızı yaptı. O çarpılmak oldu da sen aşağıların aşağısı oldun ya sen hayvandan daha aşağı oldun. O çarpılmak değil mi? Sen haramlara daldın ya nefsine uydun ya nefsinin oyunlarına kandın, nefsinin oyunlarına kanınca Cenab ı Hak demedi mi ‘Ben sizi ahsen i takvim üzerine yarattım ama siz nefsinize uyarsanız hayvandan daha aşağı mahluk olursunuz.’ E, bu çarpılmak değil de ne ki? ‘Can seni güzelim gökyüzüne götürürken, sen tutmuşsun aşağılarda balçık kesilmişsin.’ Allah seni bu alemden kurtarmak ister. Allah seni bu alemde istemez. Sen ey nefis! Rabbine mutmain olarak dön. Allah senin mutmain olarak dönmeni ister ve Cenab ı Hak senin her an miraç halinde olmanı ister. Namaz müminin miracıdır. Neden namazı terk edersin? Neden namazın miraç olmasın? Oruçlunun nefesi Cenab-ı Hakka misk ü amber gibi olur. Neden oruç tutmazsın? Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Allah’ın seni zikretmesini istemez misin? Allah’ın zikrettiği balçıkta yaşar mı? Allah’ın zikrettiği karanlıkta kalır mı? Allah’ın zikrettiğine biz, aşağıların aşağısı diyebilir miyiz? Cenab ı Hak kendisine muhatap alırken kim beni zikrederse ben de onu zikrederim derken sen onun zikrine neden sırtını çevirip de hayvandan daha aşağı bir mahluk olursun? Sen onun zikrinden neden yüz çevirir de kendini aşağıların aşağısına atarsın.
Ey insanoğlu! Gafil olma. Allah’ı zikret. Gafil olma. Namaz kötülüklerden alıkoyar insanı. Namazını dosdoğru kıl. Gafil olma. Zekatını düzgün hesapla. O para Allah’tan sana bir emanet, bir imtihan olarak geldi. Zekatını hesapla. Verilecek olan yerlere ver. Cimrilerden olma. Ey insanoğlu! Hac sana farz kılındı. Nereye kadar mal toplamak için uğraşacaksın. Haccını yap, haccını yap! Günlük sadaka ver. Cömertlerden ol. Birisinin sıkıntısını gider. Birine faydalı ol. Sizin en hayırlınız, etrafına zarar vermeyeniniz buyurdu. Hiç olmazsa zarar verme. Aşağıların aşağısına düşme. Seni halife yarattı. Seni kendine benzer yarattı. Adem’i kendi suretinde yarattım dedi. Onun surettine uygun yaşa. Onun suretine uygun yaşa. Onun suretine uygun yaşamak, onun ahlakıyla ahlaklanmak. Neden onun ahlakıyla ahlaklanıp da
yücelere doğru kanat çırpmazsın? Sen bu toprağa ait değilsin. Topraktan yaratıldın. Bu beden toprağa ait. Sen, Cenab ı Hak kendi ruhundan üfledi sana. Kendi nurundan verdi. Kendi ruhundan üfledi. Sen kendini bu âleme ait kabul etme. Vur tekmeyi ayağını yere doğru, yukarılara doğru yüksel. Allah’ı zikret. Günahlarından tövbe et. Aşağıların aşağısında durma ve bir günahı işleyeceğim diye de uğraşma. Günah işlemek için gayret sarf etme. Bu ne ahmaklık! Günah işlemek için gayret sarf ediyor. Bu ne körlük! Günah işlemek için koşuyor. Nereye koştun. Nereye koştun? Günaha koştun. Aşağıların aşağısına doğru gidiyorsun. Her günah işlemen, aşağıların aşağısına doğru gitmen. insanlar Allah’a koşacaklarına, günaha koşuyorlar. Cenab ı Hak diyor ki ‘Ey insanlar! Allah’a koşun. Dönüşünüz ancak onadır. O zaman Allah’a koş. Günaha koşma. Günaha koştuğun müddetçe, aşağıların aşağısına doğru gideceksin. Yapma, yapma! Cenab ı Hak tabiri caizse açmış kollarını, bana koşsun diye bakıyor. Senin annenden de şefkatli. Senin babandan da şefkatli. Senin kocandan da şefkatli. Senin karından da şefkatli. Senin çocuğundan da şevkatli. Sen annene anneciğim özür dilerim desen, kibirlilik yapar kafasını çevirir senden. Baba yapma etme ya ben bir yanlışlık yaptım, özür dilerim dese git benim böyle oğlum çocuğum yok der.
Kibirli insanlar! Kadın kocasından özür diliyor adam kendisini zannediyor ki Kaf Dağı’nda dolaşıyor. Firavunlaşmış gönlü. Gönlü Firavunlaşmış. ‘Eşleriniz sizden özür diler geri dönerse, aleyhlerinde yol aramayın.’ ayeti kerime duruyor. Gönlü Firavunlaşmış. Kadıncağız özür diliyor, yok dönmüyor ona. Erkek özür diliyor kadından, kadın affetmeyeceğim diyor. Gönlü Firavunlaşmış. Allah öyle değildir. insanlar nasıl ilahlık yapıyor bak. Allah ‘Kim tövbe ederse tövbesini kabul ederim.’ diyor. Cenab ı Hak tövbe edenlerin tövbesini kabul edeceğini beyan ederken, insanlar özür diliyorlar, insanlar özürleri kabul etmiyor. Allah diyor ki ‘kim beni zikrederse ben onunlayım.’ Ne kadar şefkatli, merhametli. ‘Kim tövbe ederse, tövbesini kabul ederim. Ey Habibim sana benden sorarlarsa de ki onlara, onlar dua ettiklerinde, dualarını kabul ederim, yakinim.’ Sen nerde dolaşıyorsun ey insanoğlu! Gitme aşağıların aşağısına. Gitme uzaklara. Batırma kendini. Kendini batırma! Dön, ona yönel. Dön, ona doğru koş. Dön, senden para istemiyor. Namazını kıl ya, orucunu tut, ahlakını güzelleştir. Ahlakını güzelleştir! Çocuklarınıza iyi örnek olun. Ahlaklarınızı güzelleştirin. Evlerinizini cennet bahçesine çevirin. Evlerinizde kötü sözler kullanmayın, yanlış kelimeler kullanmayın. Anne babalar, çocuklarınzın yanında kavga etmeyin. Çocuklarınızın yanında kötü sözler kullanmayın. Çocuklarınızın yanında yanlış, nahoş şeyler yapmayın. Çocuklarınızın yanında namaz kılın, oruç tutun, Allah’ı zikredin. Çocuklarınızı namaza, zikre, oruca alıştırın.
Eşlerinizi namaza, zikre, oruca alıştırın. Yapmayın, kendinizi ve çocuklarınızı ateşe atmayın! Kendi ellerinizle ateşe atmayın. Cenab ı Hak, sizi kendi katına yükselenlerden olasınız istiyor. Bu, farzları yerine getirip, nafilelerle Allah’a yaklaşıp, Allah’ı sevmek. Allah bizi onlardan eylesin.
‘Can seni güzelim gökyüzüne götürürken, sen tutmuşsun aşağılarda balçık kesilmişsin.’ Aşağılarda balçık kesilme, tövbe et kurtul. ‘Akılların bile kıskandığı öyle bir varlığa, şu alçak yüzünden çarptın gitti.’ Akılların hayal edemeyeceği, tasavvur edemeyeceği onvarlığa, Allah’a ihanet etme, nankörlük etme, sırtını dönme. Rabbim bizi muhafaza eylesin. ‘Şimdi bir dikkat et de gör. Şu kendini çarpışın nasıl şey? Bu, öbür çarpılmaya karşı pek, hem de pek aşağılık bir çarpılış.’ Şimdi kendini bir tefekkür et şimdi, al kendini karşına, kendini bir hesaba çek. Sen neler yapmışsın, ne halt işlemişsin, ne aşağılık işlerle iştigal etmişsin, bir gör. Allah seni affetsin inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayırlı olsun inşallah. Selamünaleyküm.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Muhabbet, Aşk, Mîrâc. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı