Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Kur’ân ve Sünnet — Sayfa 9

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Kur’ân ve Sünnet(1037) — Sayfa 9/14

Din ve cemaat arasındaki ilişki nedir?

Bugün camilerde gerçek Kur’an ve sünnet anlatılmaz, bugün tekkelerde, Türkiye’deki tarikatlarda gerçek Kur’an ve sünnet anlatılmaz, bugün Türkiye’deki cemaatlerde gerçek Kur’an ve sünnet anlatılmaz, anlatılmaz. Anlatamazlar, anlatamayız.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

İslamcı diye nitelendirilen kimselerin siyasi görüşleri nelerdir?

İslam Kur’an sünnet dairesinde belirli bir metod getirmedi, bu metodu insanlar bilgileriyle Kur’an ve sünnete dayanaraktan geliştirmeliler. Yani şunu demek istiyorlar: Zamana, şartlara ve ihtiyaçlara göre Kur’an sünnet esasları dahilinde her türlü yönetim biçimi şeriata uygundur, deyip fetva veriyorlar. Bu ne demek? Hanedanlık veya Osmanlı hanedanlığı babadan oğula geçiyor ve bu son dö-nem bu hanedanlık çürüyor, çatırdıyor. Bu yönetimsel olarak sıkıntılar var; bu yönetimsel sıkıntıları yine Kur’an ve sünnetten içtihad alarak, Kur’an ve sünnetten delillendirerek bizim yeniden biçimlendirmeniz gerekir; diyor Sait Halim Paşa ve İslamcılar. Yönetimde esas olan unsurlardan birisi şûra, di-ğeri de meşverettir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Allah’ın vaadini dinleyenlerin ne yapacakları anlatılmaktadır?

“Onlar için beğendiği dini; temelli yerleştirecek, korkularını emniyete çevirecektir.” Yani bu iyi iman edip salih amel işleyenler yeryüzünde ne yapacaklar? İslam’ı temelli olarak yerleştirecekler ve yeryüzünün -benim ayetten anladığım bu- ve yeryüzünde korku, emniyete çevrilecek.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Sufilerle fıkıhçılar arasında çatışmalar var mı?

Sufilerle, bir kısım dar dairede duran fıkıhçılarla çat,ışmalar olmuş mu? El-cevap: Olmuş. Bugün de İslam dünyasında böyle kendisini aydın gören, entelektüel gören kimseler var. Bu kimseler hadisleri inkar ediyorlar, ayet-i kerimeleri tarihsel görmeye çalışıyorlar, bunlarla da çatışma var mı şu anda? Evet var.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Sufilerin İslam dünyasında nasıl bir konumda olduğuna dair görüşler nelerdir?

Bu kimseler hadisleri inkar ediyorlar, ayet-i kerimeleri tarihsel görmeye çalışıyorlar, bunlarla da çatışma var mı şu anda? Evet var. Veyahut da İslam dünyası şu anda gerçek manada sufiliği yaşamaya çalışan, sufiliğin kendi içerisindeki Kur’an ve sünnete dayalı anlayışını yıkmaya çalışan in-sanlar var mı? Ne yazık ki var hatta siyasilerle bunlar kol kola girip sufilerin üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışıyorlar mı? Evet çünkü bu kimseler ne yazık ki mevcut -tırnak içerisindeki- düzenin insanı değiller gerçek manada, -tırnak içerisinde- bu kimseler dünya üzerindeki mevcut düzenlere karşı sa-vaş açmış, onlara karşı duran kimlikteler, böyle bir inanışa sahipler. Neden? Çünkü dünya üzerindeki bütün her şey deccalist sisteme, kapitalist sisteme dönüştürülmüş. Din de kapitalistleştirilmiş ne yazık ki insanlar tarafından, insanlar eliyle.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Kur’an ve sünnetin dışında bir şeyi haktanmış gibi bizim önüne koyarsanız ne olur?

Siz adaleti konuşmanız gerekir-ken, siz doğruluğu konuşmanız gerekirken, siz insanlar açlıktan ölürken, aç-lığı konuşmanız gerekirken, siz insanlar yüz küsur, bin tane kadın bilmem ne evlerinde çalışıyor; yüz küsur, bin tane Türkiye’de kadın bilmem ne ev-lerine girmek için izin beklerken, siz iki tane kadın cinayetini önüne koyup, kadın cinayetlerini öne çıkarıp kadınların fuhuş yapmasını tenlerini satma-sını görmezden gelirseniz çatışırız canım kardeşim. Hiçbir kadının, hiçbir çocuğun ölmesini istemem; hiçbir insanın haksız yere ölmesini istemem.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Mecusilerin kitabı yoktur diyemeyiz mi?

O yüzden Mecusiler dini devlet olmama noktasında örnek teşkil etmez. Mecusilerin kitabı yoktur diyemeyiz. O yüzden dini otorite sözü İslam dininde uygun bir söz değil. Sünnet-i seniyyede dini otorite diye bir söz söylenilmez. Çünkü dinde otorite yoktur. Dini otorite diye bir kavram da yoktur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelindeki İslam anlayışı nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelinde Kur’an, sünnet ve Türklerin Orta Asya’dan gelme devlet geleneği vardır. Devletin temelinde Süleyman Şah vardır ve bu devletin varoluşu için önemli bir şeydir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Akli devlet modelleri neye mahkumdur?

Sadece akli siyasetle devam eden devletler batmaya mahkumdur. Tarih boyunca bu olmuş. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’ni -devletini- ilk kuran akıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti dini İslam’dır diye belirlemiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin ilk kuruluşlunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dini İslam’dır diye hüküm var. Türkiye Cumhuri-yeti Devleti kurulurken dini İslam olarak kuruldu. Sonradan o ibareyi kal-dırdılar, sonradan laikliği getirdiler. Hala daha laikliğin tanımı yoktur Tür-kiye’de. Kime göre laikliktir bilinmez, neye göre laikliktir bilinmez, hangi laiklik örneğine göre biz laikiz bilinmez. Tarifi yoktur ve anayasada tarifi yoktur laikliğin. Yabancı bir kavramdır. Fransız bir kavramdır bildiğim ka-darıyla ama Türkçe karşılığı da yoktur ama biz de buna sessiz kalırız.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

İbn Haldun’un dinsiz devlet görüşü nedir?

Evet İbn Haldun özellikle dinsiz bir devleti kabul etmez. Dinsiz bir dev-let olamaz İbn Haldun’a göre. Dinsiz bir devletin yaşaması da mümkün de-ğildir İbn Haldun’a göre. Sadece akli siyasetle devam eden devletler batmaya mahkumdur. Tarih boyunca bu olmuş. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’ni -devletini- ilk kuran akıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti dini İslam’dır diye belirlemiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin ilk kuruluşlunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dini İslam’dır diye hüküm var. Türkiye Cumhuri-yeti Devleti kurulurken dini İslam olarak kuruldu. Sonradan o ibareyi kal-dırdılar, sonradan laikliği getirdiler. Hala daha laikliğin tanımı yoktur Tür-kiye’de. Kime göre laikliktir bilinmez, neye göre laikliktir bilinmez, hangi laiklik örneğine göre biz laikiz bilinmez. Tarifi yoktur ve anayasada tarifi yoktur laikliğin. Yabancı bir kavramdır. Fransız bir kavramdır bildiğim ka-darıyla ama Türkçe karşılığı da yoktur ama biz de buna sessiz kalırız.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Kur’an ve sünnete bağlı kalan kişilerin kapıları nasıl olur?

Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışanların kapıları çok kalabalık olmaz. Onların böyle kapılarında çok bekleyen olmaz. Çok böyle gösteriş yok, şatafat yok, şatahat yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2269-2270. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete bağlı kalan kişilerin nasıl bir durumu vardır?

Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışanların kapıları çok kalabalık olmaz. Onların böyle kapılarında çok bekleyen olmaz. Çok böyle gösteriş yok, şatafat yok, şatahat yok. Bu kişiler, dünya menfaatlerinden, şatafatından, şatahatından uzak dururlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2269-2270. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünneti anlatmak ne demektir?

Kur’an ve sünneti anlat. Kur’an ve sünneti dinle. Kur’an ve sünnete tabi ol. Kur’an ve sünnetin yolundan git. iki titremeye aldanma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2265-2268. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete uyumlu bir davetin nasıl olması gerektiği?

O yüzden Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu tevhit yoludur ve peygamberi takip eden, sallallahu aleyhi ve sellem i takip eden kimseler kendilerine yol biçmezler. Yol Kur’an ve sünnet derler. Kur’an ve sünnete davet ederler. Benim şeyhim böyle yapardı, ben de böyle yaparım demez. Der ki, "Kur’an bunu böyle söyler. Sünnet-i Resulullah böyle söyler. imamların içtihadı böyledir. ilk sufilerin sözü, yolu budur" der. Onları oraya davet eder ama insanların büyük bir çoğunluğu bu davete icabet etmez. Neden? Çünkü bu nefsine ağır gelir insanların ve çürük elmalardan dolayı onu da çürük elma statüsüne koyar. Bunu kasıtlı olarak yapar. Nefse ağır gelir çünkü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2264-2265. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet yoludur ne demektir?

Dikkat edin, bu Kur’an ve sünnet yoludur. Sen marufla amel etmek zorundasın. Edebinle, terbiyenle, ahlakınla, güzel ahlakınla amel etmek zorundasın. Farzları yerine getireceksin. Sünnet-i seniyyeye sımsıkı yapışacaksın ve kötülükten uzak durun. Cimri insana itaat edildiğini, dikkat edin hadis-i şerife, cimri insana itaat edildiğini, cimri insana itaat edildiğini, heva ve hevese uyulduğunu, dünyanın ahirete tercih edildiğini ve herkesin kendi görüşünü beğendiğini gördüğünüz zaman sen kendine bak, avam halkı bırak. Tekrar söylüyorum, marufla amel edin. Kötülükten uzak durun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2264-2265. Beyitler Şerhi

Kur’an, Sünnet, imamların içtihadı, üstadın sözü nedir?

Kur’an, Sünnet, imamların içtihadı, üstadın sözü bu kadardır. Geri kalan dedikodudan ibarettir. O yüzden geri kalan bizim dilimizde meşhur bir ibare vardır ya yarım sözdür. Yarım sözle hareket eden yarıda kalır. Yolunu şaşırtırsın insanların. Sebep? Sen yarım söz ehlisin. Yarım söz ehliysen hiç konuşma, hiç mikrofonu eline alma, batarsın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet neyse konuşuruz?

Ben Kur’an ve sünnet neyse konuşuruz. E alınıyorlar. Ne alınıyorsunuz kardeşim? Sonuçta dünya üzerindeki muhafazakarları söyledim. Yine aynı şeyi söylerim, Türkiye’dekiler de aynı. Bu bir hastalık, bu bir imanî hastalık hem bir de imanî bir hastalık bu. Sen normalde Allah diyeceksin, Kur’an diyeceksin, sünnet diyeceksin, yola çıkacaksın. Sonra yola çıktığın insanları bir makama, bir mevkiye gelince sırtını döneceksin, satacaksın. Bunun en aşağı tarifi şerefsizlik, südü bozukluk, kanı bozukluk. Bunun en aşağı tarifi bu. Yola çıktığın insanları satmayacaksın kardeşim, onlara sırtını dönmeyeceksin. Böyle yapıyorsan hiç bu konuda lafımı da geri çekecek değilim. Sen namussuz, şerefsiz, südü bozuğun tekisin. Bu kadar basit.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2151-2152. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin birlikte kullanılmasının nedeni nedir?

Kur’an’ı arkalarına attılar ve hadisleri inkâr edip size diyorlar ki gelin, Allah’ın Kur’an’ına bağlı kalın. Sünneti seniyye yok, Kur’an her şeye yeter. Sana da yeter mi Kur’an? Sana da yeter, gel benimle bu konuyu konuş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2130-2139. Beyitler Şerhi

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hurma kütüğünü nasıl tuttu?

Bunu Rudanî’den bulabilirsiniz nakleden de Beyhaki Suphi ve sahabeden birçokları, orada o cuma günü orada bulunan sahabenin büyük bir çoğunluğu o kütüğün feryadını duydular, ağlamasını duydular, onun feryat figan ettiğini duydular. Yine bu konuda mütevatir hadisi şerifler var, o hadislerin hepsini buraya doldurmanın da bir anlamı yoktu ama böyle işte birkaç tanesiyle inşallah iktifa etmiş olalım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2110-2119. Beyitler Şerhi

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hurma kütüğünü ne şekilde cevap verdi?

O yüzden normalde işte o kütük, böyle feryat figan edince, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, çocuğun başını okşar gibi, bir kimseyi böyle hani sıvazlar gibi geldi, direği sıvazladı, başını okşadı, tabiri caizse onu sardı sarmaladı ve ağlaması çünkü kesilmiyor. Bütün mescit onun ağlamasını dinliyor ve öylesine bir feryat ki, bir çocuk feryadı gibi. Bir yaşlı adam feryadı gibi, böyle insanların ciğerini yakan bir feryyat.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2110-2119. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin dışındaki her şeyin doğru olarak görülmesi ne anlama gelir?

Kur’an ve sünnetin dışındaki her şeyi doğru görür. Kur’an ve sünnetin içindeki her şeye de düşman olur onlar. Onlar gavur, kafir! Müslümanmış gibi görünse de kafir. Neden? Müslüman, ayet-i kerimeyi düşman. Müslüman, şeriata düşman örneğin. “Ben de Müslümanım ama şeriata karşıyım.” Şeriat ne? Allah’ın hukuku. “Ben o kesmeye, asmaya karşıyım.” iyi, senin hadi birisi karına tecavüz etsin de sen ne isteyeceksin! Sen yetiştir, büyüt, kızını getir on dokuz yaşına; gelsin zalimin birisi tecavüz etsin, öldürsün, sen onun hakkında ne isteyeceksin! Sen ‘yaşasın, tecavüz etti öldürdü mü’ diyeceksin yoksa bangır bangır bağıracak mısın ‘onun öldürülmesini mi istiyorum’ diyeceksin? En Atatürkçü laik dahi başına bir şey gelince ‘öldürülmesi lazım, bunların idam edilmesi lazım.’ Allah da bunu söylüyor zaten, neden şeriata karşı geliyorsun?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin etkisi kalbinin açık olmaması durumunda nasıl olur?

Kur’an da etkili gelmiyor. Hazreti Peygamber’in sözü de etkili gelmiyor. Şeyhimin dediği gibi: “Mustafa Efendi,” oğlum dedi, “Allah’ı dinlemiyorlar, Peygamber’i dinlemiyorlar; beni mi dinleyecekler?” dedi. Burda diyorum dedi, Mustafa Efendi hakkında dedikodu yapmayın; konuşmayın hakkında diyorum dedi. Burada söylüyorum, salonunu gösteriyor, şuraya dedi kapı, kendi dış kapıyı gösteriyor, şuraya kapıya çıkıyorlar, başlıyorlar oğlum dedi, dedikoduya, gıybete dedi. “Allah’ı dinlemiyorlar, beni mi dinleyecekler?” dedi. O sözü hiç unutmam kendimde. Bir şey olduğunda, hani bir derviş kardeş birisi bir şeyi dinlemeyince içimden o sözü tekrarlarım. Diyorum ki: “Üstadım, ne doğru söylemişsin; Allah’ı dinlemiyor, Peygamber’i dinlemiyor, Mustafa Özbaba mı dinleyecek?” diyorum ben. Kendi içimden bu sözü söylüyorum. Yani; Allah’ı dinlemiyor insanlar, Peygamber’i dinlemiyorlar; Mustafa Özbağ kim ki onu dinlesin! Bu acı gerçek!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

Nefha kelimesi Kur’an-ı Kerim’de nasıl kullanılmıştır?

Hicr Suresi, ayet 29: "Adem’in yaratılışını tamamlayıp ruhumdan ona üflediğim zaman." Ruhumdan ona üflediğim zaman, yani burda da o üfleme ayet-i kerimede nefha olarak geçiyor. Enteresan bir şey ve o zaman Hazret-i Pir: "Adem’i bile kendinden geçiren, gök halkının, gök ehlinin bile aklını hayrete düşüren o nefha ile sesini yükselt" buyurdu. O zaman Adem’i kendinden geçiren ne? Cenâb-ı Hakk’ın ona kendi nefsinden, kendi ruhundan ve nurundan üflemesi. Adem’e kendi ruhundan ve nurundan üfledi, ondan sonra da dedi ki meleklere ne soracaksanız Adem’e sorun dedi. Ne soracaksanız Ad,em’e sorun deyince, gök halkının aklı gitti, hayret ettiler çünkü hani şeytan gelip Adem’in topraktan olan protipine vuruyordu, tekmeliyordu, tın tın ses geliyordu, diyordu ki, "hani buna mı secde edeceğiz biz?" Çünkü ondan tın tın ses geliyordu. Gök halkı ona Cenâb-ı Hak üfleyince, kendi ruhundan ve nurundan, gök halkı da ne yaptı? Hayrete düştü. Adem de ne oldu? Kendinden geçti." Adem, yaratılışın o tadını buldu. Böyle olunca Adem, Adem oldu. Neyle? Cenâb-ı Hakk’ın kendi ruhundan üflemesiyle. Demek ki öyle nefesler vardır ki insanı kendinden geçirir; öyle sözler vardır ki o sözler insanı kendinden geçirir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1988-1991. Beyitler Şerhi

Kasas 56. ayetin içeriği nedir?

Kasas, 56: ‘Ey Muhammed, şüphesiz sen sevdiğini hidayete erdiremezsin, fakat Allah dilediğini hidayete erdirir, o hidayete erecekleri çok iyi bilir.’ Yani, hidayet edecek olan Allah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1870-1879. Beyitler Şerhi

Kur’an-ı Kerim’de Allah’a sığındıklarına dair ayetler var mı?

Bütün peygamberler hayatları boyunca Allah’a sığınmışlar ve Kur’an-ı Kerim’de de onların Allah’a sığındıklarına dair ayeti kerimeler pek çok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

İbrahim aleyhisselamın annesi ne yaptı?

Çocuğu doğurdu, gitti bir mağaraya sakladı. Sabah akşam gidip onu emziriyordu ve ibrahim aleyhisselam hızla büyüyordu. Bir günde bir aylık gibi oluyordu. Bir aylık olduğunda bir yaşındaymış gibi oldu ve ibrahim aleyhisselam on üç, on dört yaşına geldi, Nemrut’un habire yanındaki kahinler yani onun ölümüne sebep olacak olan kimsenin ölmediğine hükmediyorlardı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünneti yaşatma mücadelesi nedir?

Allah muhafaza eylesin. O yüzden önemli olan o kimsenin Kur’an ve sünneti seniyyeye sahip çıkıp onu yaşaması ve yaşatması. Allah muhafaza eylesin. Haydi Üftade’den bir nefes: Hakk’a âşık olanlar Zikrullahtan kaçar mı Ârif olan gevherin Boş yerlere saçar mı Gelsin ma’rifet alan Yoktur sözümde yalan Emmâreye kul olan Hayrı şerri seçer mi ( Nefs-i emmareye kul olmuş. Hayrı nerden bilecek şerri nerden bilecek?) Gerçek bu söz yârenler Gördüm demez görenler Kerâmete erenler Gizli sırrın açar mı Sen bir koruk servisin Hemen şöyle durursun Sen bir palaz yavrusun Kuş kanatsız uçar mı Üftâde yanıp tüter Bülbüller gibi öter Dervîşlere taş atan Îmân ile göçer mi Evet. O zaman ne olacak? Bunları böyle boş yere yapanlar, Allah muhafaza eylesin, bu pak yolu kirletiyorlar. Bu pak yola zarar veriyorlar. Bunlar yol kesici. Allah muhafaza eylesin. 1835. beyit: “Kim güzelliğini mezada çıkarırsa ona yüzlerce kötü kaza yüz gösterir.” Her kim kendini kemal ehli olmadığı halde kemal ehli olarak ortalığa saçarsa heva ve hevesine zebun olmuş bu halka, heva ve hevesinin peşine düşen nefsinin esiri olmuş bu Müslümanlara kalkıp da mürşitlik iddiası güderse şeyhlik iddiası güderse ve bunu tartışma haline getirirse bu kibrinden ve enaniyetinden dolayı bu kimse ne yazık ki kendi başına çorap örer. Başına gelmedik hal kalmaz. Şeyh olmadan şeyhlik yapmaya kalkanlar, mürşid olmadan mürşitlik yapmaya kalkanlar, gizliden açıktan, bunlar kendi kendilerini helake doğru götürürler ama bir kimse gerçekten kemale ermiş olsa o kemale erenlerin sevenleri de olur, şeyh efendinin tabiriyle, sövenleri de olur. Öyle derdi. Oğlum kemale, bana öyle dedi, Mustafa Efendi, oğlum, kemale erenin dedi seveni de eksik olmaz söveni de eksik olmaz dedi. Bu ikisi eksik olmaz oğlum dedi. Evet, doğru, bu ikisi, o ikisi onda eksik olmaz. Onda eksik değildi. E şimdi eğer onda bir kemalât ehli varsa kemalât ehli ise o bir kimse bir mürşidi kamillik vasfına, mürşidi kamillik elbisesine büründü ise onlar için önemli değildir. Hazreti Üftade gibi sözü söylerler. Onların hakkıdır da. Onların üzerinden keramet de görülse haktır ama asıl keramet bunu hiçbir zaman unutmayın, asıl keramet bu zamanda Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp onu yaşama ve onu yaşatma mücadelesi vermektir. Asıl keramet budur. Yolumuzun kerameti, yolumuzun kerameti Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp onu yaşama ve onu yaşatma mücadelesidir. Sadece yaşamak değildir onu yaşatma mücadelesi vermektir. Önce kendi nefsimize sonra etrafımıza, eşimize, çoluğumuza, çocuğumuza, akrabalarımıza, komşularımıza, etrafımıza, yaşatma mücadelesi vermektir. Bu zor bir mücadeledir. Bunda hani ayeti kerimede ‘o müminler ki kınanmaktan korkmazlar’ diyor ya, o kimse kınanmaktan korkmadan tebliğ vazifesini yapacak. Emri bil maruf yapacak. Kınanmaktan korkmayacak. Yolundan korkmayacak, yolundan tırsmayacak. ‘Lan benim derviş olduğum belli olmasın’, senin için bozuk o zaman. E bu kim?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Kuran’ın ve Allah’ın stratejisinin bu metindeki yorumu nedir?

Hazreti Pir de burda Kuran’ın, tabiri caizse Allah’ın stratejisini güdüyor. Diyor ki: ‘Bu akıl, bu can, senin aşkına gark olmuş değil mi ki dedim, o da git git bana bu efsunu okuma dedi. Ben senin ne düşündüğünü bilmez miyim, ey iki gören’, yani vahdete ulaşmamış, ey iki gören, bu kim için? Henüz daha seyri sülûka girmemiş ama ortalığa şeyhlik satan, dervişlik satan, sufilik satan. Hani iki efsun dediği ne? Hile, aldatma. iki beyit ezberlemiş, iki söz ezberlemiş veyahut da halkın anlamayacağı, insanların anlayamayacağı, sanki yüksek perdeden konuşuyormuş gibi iki kelime öğrenip insanları efsunlayan yani hileye, insanları yanlışa götüren kimse. Oysa hani tabiri caizse Hazreti Pir onları atfederekten diyor ki ‘ben aklımı, canımı senin varlığında buldum, bu varlığına verdim, hiç ettim. Benim fikrim de hayalim de hiçbir varlığım kalmadı, senin, senin ile olmak isterim’ dedi. Buna cevaben de Cenab-ı Hak cevap verdi. ‘Git, bana efsun okuma’ yani sözlerinle hileye başvurma, olmayanı söyleme zira çünkü sen henüz daha olgunlaşmadın, sende senlik var, bende de benlik var, sen ayrı ben ayrı. Sen henüz daha o olgunluğa ulaşmadın, o kemale ermedin ama sen diyorsun ki o kemale ermediğin halde ben aklımı da fikrimi de sana verdim, aşka ulaştım. Aşk benim her şeyimi sardı. Aklım da fikrim de aşk oldu diyor süslü kelimelerle. Bu insanlar yani kemale ermemiş olan kimseler meseleye kal noktasından bakar yani lafız noktasından bakar. Hal noktasından bakmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1753-1759. Beyitler Şerhi

Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin bu metindeki yorumu nedir?

Kur’anı Kerim’de de bazı ayetler vardır mesela, Cenab-ı Hak karşıdaki müşriklere, kafirlere laf söylerken onların eksikliğinden değil, inananların üzerinden yürür. Mesela hani Antakyalı marangoz vardı ya meşhur, neydi adı? Habib, Habibi Neccar, hani diyordu ya: ‘sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz’ diyen. O başka bir yerde de ne diyordu? ‘Ben niçin Rabbime zikretmeyeyim, Rabbime ibadet etmeyeyim.’ Yani bu Allah’a ibadet etmeyene sen Allah’a ibadet etmiyorsun demiyor, ben niçin Rabbime ibadet etmeyeyim diyor Habibi Neccar veyahut da Habibi Neccar, ‘sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz’ diyor, Şunların peşinden gitmeyin demiyor. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz diyor. Hazreti Pir de burda Kuran’ın, tabiri caizse Allah’ın stratejisini güdüyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1753-1759. Beyitler Şerhi

Bütün hayırlar yalnız senin elinde midir?

Ali imran, ayet 26: ‘Deki, ey mülkün gerçek sahibi olan Allah. Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini yüceltip aziz kılar, dilediğini alçaltıp zelil edersin. Bütün hayırlar yalnız senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi

Dinî çalışmaların karşılığıyla ilgili ne söylendi?

Dini çalışmaların karşılığının Allah’a ait olduğunu yani bunlar dini istismar etmezler, para toplamazlar, para istemezler, kendi özel işlerini yaptırmazlar örneğin, yaptırıyorsa ücretini verirler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1675-1678. Beyitler Şerhi

Sünnete tabî olmak ne demektir?

Allah resulü dedi ki gelip söyleyeceksiniz, gelip soracaksınız, gelip konuşacaksınız dedi. Ha demek ki sünnete tabî olacağız biz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1675-1678. Beyitler Şerhi

Neml suresi, ayet 38, 39, 40 neyle alakalı?

Neml suresi, ayet 38, 39, 40, Süleyman aleyhisselam ile alakalı. Süleyman aleyhisselam ne yapıyor? Belkıs’ın tahtını istiyor, Belkıs gelmezden önce Belkıs yola çıkmış ama yola çıkmış Belkıs gelmezden önce Belkıs’ın tahtını istiyor ve diyor ki ayet 38’de: ‘Süleyman: Ey ileri gelenler! Onlar bana Müslüman olarak gelmeden önce o melikenin tahtını bana hanginiz getirebilir dedi.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1668-1669. Beyitler Şerhi

Peygamberlere gayb ile alakalı sırlar verildi mi?

Evet. O peygamberlerine bu gaybi ile alakalı sırları verirken de o sırrın etrafını görevli meleklerle çevirttirmiş, şeytanlara ve cinni taifesine o sırları ifşa ettirmemiş çünkü şeytan ve kâfir cinliler veya diğer cinliler o sırra muttali olamamışlar. Muttali olmaları mümkün değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1661-1667. Beyitler Şerhi

Kuran’ın gaybi sırlarını kimler bilir?

Kuran’ın gaybi sırlarını bilenler, Kur’anı anlayan, onun gaybini bilen, onun sırrını bilen, tabiri caizse Kuran’ın bu manada matematiğinden metafiziğinden az bir şey, bir şey damladıysa o da Kuran’ın elçisi oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1661-1667. Beyitler Şerhi

Kuran’ın gaybi sırlarını öğrenmek için ne yapılması gerekir?

Kuran’ı iyi anla. Kuran’ı iyi oku. Kuran’ı idrak etmeye çalış ve Kuran’ın içerisindeki sırları, gaybi bilmeye çalış. Sırrını ve gaybini bilirsen eğer Allah’ın emrettiği, tebliğ ettiği bir ayeti kerimenin hakikatini bilesin, o ayeti kerimenin gerçek tecelliyatını öğrenesin diye sana bu gaybi bilgi verildi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1661-1667. Beyitler Şerhi

Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin gayb ile alakalı hadisleri verildi mi?

Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin gaybin gelecek kısmından bahsettiği, veda haccında bahsettiği, değişik bahislerde bunları bahsettiği, hatta bazı hadisi şeriflerde kıyamete kadar olacak olan o kadar bize bu konuda bahsetti ki o kadar anlattı ki kıyamete kadar olacak olan bütün hadiseleri bize anlattı diye hadisi şerifler var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1661-1667. Beyitler Şerhi

Kur’an sünnet ektiğinde ne olur?

Sen çocuğunu helal lokmayla rızıklandırdıysan çocuğundan helal işler bekle ama sen çocuğuna, haram lokmayla çocuğunu beslediysen ondan helal bir şey bekleme. O zaman cehennemlik amel işleyenler bu dünyada sonuç olarak cehennem biçecekler, cehenneme gidecekler. Cennetlik amel işleyenler de cennet biçecekler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Neden dedi Allah resulü sallallahu ve sellem , ya Rabbi bana eşyanın hakikatini göster, dedi.

Rabbim cümlenize eşyanın hakikatini göstersin. Öyle hani bazen derim ya duvarların dili var diye, duvarların dili var, söyler. Söyler! Duvarların fotoğrafı vardır, resmini çeker. Şu direklerin fotoğrafı vardır, resmini çeker senin. Yıllar sonra gelir burda bir kimse bakar o direkten, burdan kimler gelmiş geçmiş, onun resimlerini seyreder. Hangi semazenler bu direklerin ortasında sema etmiş, direklerden seyredersin. Kubbeden seyredersin. Evet, seyredersin. Her şeyin dili vardır, her şeyin fotoğrafı vardır. Sen zannetme haram işlerken gören yok. Var. Tövbe et, Allah’ı zikret. Taahhüdünü yerine getir. Taahhüdünü yerine getir ve lokma tohumdur bilmiş ol. Senden hikmet doğar. Helal lokmaysa. Lokma denizdir. Derya gibi olursun. Senden hikmet fışkırır. Senden ilâhi ilim fışkırır. Senden ilmü ledün fışkırır. Sen halife olarak yaratıldın. Sen ekmek düşkünü olarak yaratılmadın, bu dünyada yesin, içsin, cinsel ilişkiye girsin, hayvanlar gibi yaşayasın, bunun için yaratılmadın sen. Sen halifesin, Allah’ı tanımak, Allah’ı bilmek, Allah’ı zikretmek için yaratıldın. Bu dünyaya geliş sebebin bu. Sebebine uygun yaşa. Sebebine uygun davran. Allah cümlemizi onlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Adem Firdevs’ten, yedi kat göklerin üstünden ayakları dolaşarak en adi yere, ta kapı dibine, özür dilemek için gitti. Bu durum ne anlama gelir?

Adem nerdeydi? Cennetteydi, Havvayla beraber ve cennette Havvayla beraber yiyip içip geziyorlardı ama işte Cenab-ı Hak onlara dediki: ‘Ey Adem! Havvayla beraber, Havvayla beraber cennette otur. Dilediğinizden yiyin, için, ayeti kerime böyle. Dilediğinizden yiyin için ama devam etti. Şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz dedi. O ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. Derken şeytan, kapalı olan ayıp yerlerini birbirlerine göstermek için onlara vesvese verdi. ‘Rabbim size bu ağacı meleklerden olursunuz veya cennette ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı’ dedi. Araf, 20 ve bunu söylerken de Araf yirmi birde ve onlara ‘ben gerçekten size öğüt verenlerdenim’ diye yemin etti. Şeytan Allah adına yemin etti, dedi ki ben size gerçekten öğüt veriyorum, ben size doğru şeyi söylüyorum dedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Şeytan Adem ve Havva’ya ne tür bir yemin etti?

Şeytan Allah adına yemin etti, dedi ki ben size gerçekten öğüt veriyorum, ben size doğru şeyi söylüyorum dedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Şeytan Adem’e ne dedi?

Şeytan ne diyor? Ben diyor Allah için söylüyorum sana, Allah’a yemin ediyorum. Allah’a yemin edince Adem aleyhisselamın söyleyecek bir şeyi kalmıyor ve Adem aleyhisselam tabii tıpış tıpış Havva’nın peşinden gidiyor. Havva ye diyor, yiyor. Yedikten sonra kıyamet kopuyor zaten. Yiyor, o güne kadar hiç bakmamış yani kendi cinsel uzuvlarını birbirlerini hiç görmemişler, bakmamışlar hiç. Haya perdesi, edep perdesi yırtılıyor ve Adem o esnada öyle bir utanma, öyle bir pişmanlık duyuyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Kur’an okunduğu zaman dinlemek neden farzdır?

Kur’an okunduğu zaman muhakkak ve muhakkak herkes pür dikkat susar. Pür dikkat dinler. Hazreti peygamber(s.a.v) hazretleri konuşurken ashap onun sözünü kesmez, pür dikkat onu dinlerdi. Pür dikkat.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Ayet-i kerimede ne anlatılmaktadır?

Ayet-i kerimede diyor ki ‘sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır.’ Ayeti kerime bu. Senin önünde senin yaptıkların var. Hiç başka bir şey arama.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Kur’an ne demektir?

Kur’an Allah’ın kelamıdır. En yüksek sözdür. En yüksek söz kime söylenmiştir? Eşrefi mahlukat olarak yaratılan, meleklerden de üstün olan insana söylenmiştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Kur’anı dinlerken nasıl davranmak gerekir?

Kur’an’ı öyle dinle. Eğer Kuran’ı okuyan Muhammedi Mustafa (s.a.v) diye tefekkür eder öyle rabıta eder, büyük bir edep ile büyük bir saygıyla can kulağıyla dinlerseniz manası kalbine gelir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Kur’anın mucizesi nedir?

Kuran’ın mucizesi, Kuran’ın kerametidir, iyi dinleyene kendisini açar. iyi dinleyene, can kulağıyla dinleyene kendisini açar. O mana senin kalbine gelir, bakın o mana senin kalbine gelir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Kur’anı dinleyen kişiye ne olur?

Kalbinde onun zevki, onun neşesi, onun hazzı, onun lütfu, onun mucizesi yaşanır ve kalbini ihata eder nurlandırır. Basiret gözün açılır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin diriltmesiyle ne olur?

O hem hiç miadını doldurmamış, ölü hükmünde olmayan Kur’an’a hem de her devamlı taze duran sünneti Resulullah’a Kur’an ve sün,netin diriltmesi ile diri olan bir mürşide ulaştı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Kur’an’a kaçarsan ne olur?

Allah’ın Kuran’ına kaçar sığınırsan peygamberlerin ruhlarına karışırsın. Kur’an peygamberlerin Allah’ın temiz ululuk denizindeki balıkların halleridir. Kur’an eğer ona kaçar ona sığınırsan yani Kur’an’a tabi olursan peygamberlerin ruhlarına karışırsın. Hani Fatiha’da diyoruz ya, o inam ettiğin, ihsan ettiğin, ikram ettiğin o peyg, evet? Bizleri onun yanında eyle. Eğer sen Kuran’a kaçar sığınırsan doğru yolu buldun. Çünkü Kur’an, başlı başına bir hidayet rehberi, başlı başına bir bereket, başlı cabeça büyük lütuf, başlı başına bir ikram, başlı başına bir şifa, başlı başına insanların dünyasını da ahiretini de aydınlatan bir kitap. O yüzden kim Kuran’a yönelir, Kuran’a sığınır, Kuran’ın emirlerini yerine getirirse o kurtuluşa ermiştir. O dünya ve ahiretinin en büyük bereketini bulmuştur. Kim Kuran’ın emrettiklerini yerine getirirse dünya ve ahiret lütfuna ulaşmıştır o kimse. O yüzden Hz. Pir diyor ki Allah’ın Kuran’ına kaçarsan senin ruhun peygamberlerle beraber olur. Bu muhteşem bir şey. Bakın, o yüzden önemli olan insanın, bir kimsenin her konuda Kur’an ve sünneti seniyyeye tabi olmasıdır. Eğer her konuda sen Kur’an ve sünnet-i seniyyeye tabi olursan bu bereket, bu lütuf, bu ikram, bu ihsan, bu hidayet nuru, bu feraset nuru, sende hiçbir zaman eksilmez ve peygamberlerin ruhları ve peygamberlerin nurları senin bu konuda yol göstericin olur. Sen yürürken, peygamberlerin o Cenab-ı Hak’tan almış oldukları nur, senin önünde mihmandar olur. Senin önünde yol gösterici olur ama sen muhakkak ve muhakkak her işinde, her konuda, her meselede Kur’an ve sünneti seniyyeye tabi ol ve Kur’an ve sünneti seniyyeye bir Müslümanın tabi olabilmesi için onu iyi bilmesi gerekir. Ya bu konuda ilmini arttırmak zorundasın, okuyacaksın, okuyacaksın ya da bu konuda ilim sahibi olan bir mürşidin önünde diz çökeceksin ve bildiklerinle amel edeceksin. Cenâb-ı Hak diyor ki: ‘Bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir.’ O yüzden biz Kur’an’ı anlama ve yaşamada önde olmak zorundayız. Peygamberlerin ruhlarına ruhumuz karışsın, onlarla beraber olsun diyorsak biz Kur’an ve sünnet-i seniyyeyi iyi anlayıp iyi yaşamamız gerekir. Bunun için birinci yol okumaktır, ikinci yol bir mürşidin önünde oturmaktır, bir bilenin. Çünkü ‘bilmediklerinizi gidip zikir ehline sorunuz’ ayeti kerimese O zaman sanki muhakkak ne yapacak? O bir bilene danışacak ve bir kimse Kur’an ve sünnet-i seniyyenin inancına sahip olacak. Kur’an ve sünnetin inancına. Kur’an ve sünnet bize inanç hakkında akaitle alakalı hangi sınırı çizdiyse biz orda olmalıyız, orda kalmalıyız. Eğer biz inanç dairemizi, akîdemizi Kur’an ve sünnet dairesinde tutamazsak yine sapkınlardan olduk ve yine ruhumuz peygamberlerin ruhlarıyla hemhal olmaktan, yoldaş olmaktan uzaklaştı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete tabi olanlar ne olur?

Kur’an ve sünnete tabi olanlar Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışanlar ancak peygamberlerin ruhlarıyla beraber olabilirler. ‘Fakat olur da’, Hz. Pir uyarı veriyor: ‘Fakat olur da dediğini tutmazsan yani Kur’an ve sünnet-i seniyyeyi okudun, Kur’an ve sünnet-i seniyyenin bilgisi sana geldi ama dediğini tutmazsan farz et ki peygamberleri, velileri görmüşsün, inanmadıktan, onlara uymadıktan sonra ne fayda var’ Farz et ki sen Kur’an ve sünneti iyi biliyorsun, var ya şimdi ilahiyatta var, diyanette var ilahiyatlarda var, böyle sufiler var kendilerince, dervişler var, ondan sonra, medyumlar var, hem icazetli şeyhler var, icazetsiz şeyhler var Kur’an’ı inkâr eden, ayetleri inkâr eden. E şimdi ne oldu da sen bunları okudun, çok iyi biliyorsun ama emrini yerine getirmiyorsun. Okuyorsun ama emrini yerine getirmiyorsun. Hatta böyle Kur’an’ı Arapça tam lafzıyla okuyorsun hatta onun manasını da biliyorsun manayı da anlatıyorsun ama namaz yok! Kuran-ı Kerim okuyorsun, harika bir belâgatın var okumayla alakalı, sonra öyle bir açıklama da getiriyorsun ama rüşvetçisin be namussuz adam! Kur’an’ı senden benden çok iyi biliyorsun, gayınları, ayınları çok iyi çıkarıyorsun ama hırsızsın. Devletin malını mülkünü çalıyorsun, sen çok güzel ayını gayını çıkarıyorsun, ihalelerde yolsuzluk yapıyorsun. E sen çok güzel ayını gayını çıkarıyorsun, dervişlerin parasını ütüyorsun. Sen çok güzel ayını gayını çıkarıyorsun, harika tecvitli Kur’an okuyorsun sen ama haksızlık sende, ursuzluk sende, hırsızlık sende, rüşvetçilik sende, kamu malına ziyan vermek sende, insanlara zarar vermek sende, kibirlilik sende, ahlaksızlık sende, her türlü, her türlü her şey sende. Ne yapayım senin ayınını gayınını iyi çıkarmanı ben! Harikasın. Ee hocam ben de hafız sayılırım. Ben hafızlığı bitirdim. Ee namaz? Namaz? Namaz yok. E hocam biz de ilahiyatı bitirdik. Namaz, namaz? Namaz? Namaz yok. E ilahiyatı bitirdin sen, bu rüşvet ne? ilahiyatı bitirdin sen, e imam hatiplisin, ilahiyatçısın, muhafazakarsın, harikasın ya, on numarasın. Ee? Bu ne? Bu pislik ne? Bu lağım deryasında senin işin ne o zaman? işte okur da okur da uymazsan, okudun uymadın, inanmadın. Okudun, uyumadın inanmadın, münafıksın. Kafirlerden daha şedit bir yerde yanacaksın cehennemde. Kafirlerden daha şedid bir yere gideceksin. Neden? E sen inandım dedin, münafıklık ettin, sen Kur’an’ı çok iyi biliyorum dedin, münafıklık ettin, sen Kur’an’ı çok iyi biliyorum dedin, harika okuyorum dedin, bir Euzubesmele çektin ki Allah Allah! Eee sonra? islam dünyasının, islam dünyasının en büyük handikapı bu. En büyük handik, bu! Ne olacak ki, peygamber Ebu Cehil de gördü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Utbe de gördü Şeybe de gördü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, Bedir kuyularına doldurulan müşriklerin hepsi de gördü. Görmek yetmedi ama onlara, peygamberin peygamberliğine iman etmediler, kabul etmediler. Ebu Cehil de gördü Peygamber’i, kurbanlar kesti onun adına ama yetmedi. Olmadı. E Kur’an’ı okudun, Kur’an’ı okudun, harika okudun hem, tecvidi ile okudun, muhteşem okudun! Ee? Sen evli barklı kadınsın, ne işin var elin adamıyla senin? Senin Kur’an okuman evli barklı bir kadını veya adamı zinadan ayırmadı onu. Zinaya devam etti. Ne anladım ben? Harika Kur’an okuyorsun, eyvallah! Amel, amel? Akaid, iman? Öbürkü normalde senin kadar iyi Kur’an-ı Kerim okumuyor ama imanı muhteşem. Uhud sıradağları gibi imanı var, Uhud sıradağları gibi imanı var. O lazım. Hz. Pir onu diyor, sen diyor Kur’an’ı okur, Kur’an’a uymazsan, ha peygamberleri velileri görmüşsün ama iman etmemişsin, inanmamışsın, ona benziyor diyor. E sen ne olacak ki, gittin, ben öyle kimseler tanıyorum, bütün şeyhleri tanıyor ama hiçbirisinden bir türlü ders alamamış. Nasip olmadı, kısmet değilmiş. Evet diyorum. Nasip değilmiş sana, kısmet değilmiş. Ben şimdi kinayesine söylüyorum, nasip değilmiş, kısmet değilmiş diye, gerçeği hakikati bu. Sen bir mürşidi kamilden ders almayı sen kolay bir şey mi zannettin? Sen bir mürşidi kamilden ders almayı yol geçen hanından geçmek mi zannettin! Tabii nasip olacak sana. E dersi aldın, orda durmak da önemli. Orda durmak da çok önemli. Neden? Uymak lazım çünkü, tabi olmak lazım. Dediğini yerine getirmek lazım. E dediğini yerine getirmedin, e sen ne oldu? Sen gördün ama dediğini yerine getirmedin. Allah muhafaza eylesin. Bu hani hem alimlere hem şeyhlere olsun bu hadisi şerif. Zakirlere olsun, herkese gelsin bu hadisi şerif. Allah muhafaza eylesin. Buhari’de geçiyor: ‘Kıyamet gününde bir adam getirilir ve cehenneme atılır. Bağırsakları parçalanır. Merkebin değirmeni döndürdüğü gibi onunla beraber döner. Cehennem ehli onu izler ve ona, ey falan ne oldu sana, sen bize iyiliği emreder kötülükten sakındırmaz mıydın? O da evet, ben size iyiliği emreder fakat kendim yapmazdım, kötülükten sakındırır fakat kendim yapardım.’ Alimler, hocalar, bazı nasihat edenler, şeyhler, mürşitler, veliler, zakirler, nakipler, nükebbalar, çavuşlar, anneler, babalar, evet, dedeler, nineler, nasihat edenler, iyilik abidesi olduğunu kastederekten iyilik abidesi kesilenler…Eğer söylediklerinizi kendiniz yapmazsanız, yapmazsak yapmazsam, sonumuz bu. Rabbim bizi affeylesin inşallah. Cenab-ı Hak Kur’an’a tabi olanlardan eylesin, sünneti seniyyeye tabi olanlardan eylesin. ‘Kur’an’ın hükümlerini tutar’, 1540. beyit, ‘Kur’an’ın hükümlerini tutar kıssalarından hisse alırsan can kuşuna ten kafesi dar gelir. Kafeste mahpus olan kuşun kurtulmak istememesi cahilliktendir.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Kur’an’ın hükümlerini tutan kişi nasıl bir durumdadır?

O zaman sen Kur’an’ın hükümlerini yerine getirir, sünneti seniyyenin adabına, erkanına tabi olursan ve can kuşu bu bedene yani ruh bu bedene sığmaz olur, bu bedende durmak istemez. Dar gelir ona beden ve sen eğer ki o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, peygamberlerin kıssalarını öğrenir, o velilerin, o evliyaların kıssalarını öğrenir, onlara tabi olur, ordan ders çıkarır, Kur’an’daki kıssaları öğrenir, ordan ders çıkarır, kendine bir hisse alır ve onlarla amel etmeye başlarsan, evet, o zaman sen bu ruh, bu bedende durmak istemez. Bir an önce tabiri caizse öteye kanatlanıp gitmek ister. O sevdikçe sevmek, yol yürüdükçe yürümek ister. Koştukça koşmak ister. Artık onun dünya hayatı ona bir necis gibi gelir. Dünya hayatı ona böyle yoldan geçerken bir anlık nefes aldığı bir yer gibi gelir. O orada kalıcı olmadığını hisseder, görür bilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünneti seniyyeye tabi olan kişi nasıl bir durumdadır?

Cenab-ı Hak onları kendine seçmiş, Cenab-ı Hak onları kendine seçtikten sonra onları tamamıyla serbest bırakmıştır, hür bırakmıştır. Hani Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ya, kim bana diyor salatü selam getirirse Allah diyor benim ruhumu kabrimde hazır tutar. Benim kabrimde hazır tutar. Ben diyor, bana salatu selam getiren ümmetimin diyor salatu selamını alırım ve diyor ona da ben salatü selam getiririm. Ona da ben salatü selam getiririm ve bir melek ona getirdiğim salatu selamı o kimseye ulaştırır der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Rabbim cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed’i Kur’an ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı yapışanlardan eylesin neden söyleniyor?

Kur’an ve sünnet-i seniyyeyi yaşayanlardan ve yaşatanlardan eylesin. Rabbim cümlemize affı mağfiret eylesin, rızasına uygun ameller işleyenlerden eylesin. Rabbim kendisini seven kullarından eylesin, habibini seven kullarından eylesin, müminleri seven kullarından eylesin. Habibinin kendisi, kendi zatından, sevdiği kullarından eylesin. Habibinin sevdiği kullarından eylesin. Allah’ım kendi sevdiği kullarından eylesin. Velilerin, evliyaların sevdiği kullarından eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1478-1479. Beyitler Şerhi

Bakara ayet, 165 ‘O müminler ise en çok Allah’ı severler’ Bunlar kim?

Aşık olanlar. ‘O müminler ki en çok Allah’ı severler. Bunlar aşık olanlar. Bu ayeti kerimenin tecelliyatına ram olmayan, bu ayeti kerimenin tecelliyatını hissetmeyen, anlamayan, bu ayeti kerimenin taberi caizse tecelliyatının altına girmeyenler yani burdan pay alıp fenâ mertebesine ulaşmayanlar âşıklık yolunda fenâya ulaşamayan kimseler, işte bunlar fenafillahın getirmiş olduğu teslimiyeti ve bu teslimiyetin getirmiş olduğu cebriyeti inkâr ettiler ve anlamadılar, bunu küfür gördüler, bunu tembellik gördüler, bunu cahillik gördüler. Bu aslında bir sufinin kendi iç aleminde yaşadığı bir zevk ve haldi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1461-1466. Beyitler Şerhi

Fatiha Suresi, ayet 6 ve 7 ne anlatır?

Fatiha Suresi, ayet 6 ve 7, ne deriz her gün? Sen bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna, dikkat edin bakın. Burda kendilerine nimet verdiğin kimselerin yolu! Arkadaşlar, canım kardeşlerim, ayeti kerimeyi iyi dinleyin. Bizi doğru yoluna ilet. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Kuran ve sünnetin önemi nedir?

O yüzden Kur’an bizim için ilahi kitabımız, uyulması gereken kitabımızdır. Bizim uymamız gereken Kuran’dır. Bizim uymamız gereken Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetidir ancak doğru yol odur. Başka bir doğru yol yoktur. Biz o doğru yolda olursak ancak kurtuluşa erenlerden oluruz. Allah bizi onlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1401-1409. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete uygun davranışlar nelerdir?

Yaptığı şey Kur’an’a, sünnete uygun mu değil mi? Söylediği şey ümmeti Muhammed’in hayrına mı zararına mı? Yaptığına bak, söylediğine bak. Bu seni ayıktırır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1396-1398. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmak ne anlama gelir?

Kur’an, sünnete sımsıkı yapışır, düpdüzgün insandır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1386-1396. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnete hizmet etmekle alakalı bir vazife nedir?

‘Saltanatı nöbetten üstün olan, ikbali ebedi bulunan nöbet davulunu yedi yıldızdan üstün bir yerde çalarlar. Nöbetten üstün olanlar, baki padişahlardır. Onlar daima ruhlara sakidir.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1370-1385. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin İslam toplumuna ne kadar önemli olduğu?

Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmadığımızdan. Kur’an ve sünnete yapışmadığımızdan dolayı biz, kalbimizde feraset yok, kolumuzda güç kuvvet yok. Aklımız ne yazık ki düzgün çalışmıyor. ‘De ki ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Sen mülkü dilediğinin elinden alırsın. Sen dilediğini aziz edersin, sen dilediğini zelil edersin. Hayır yalnız senin elindedir. Sen hiç şüphe yok ki her şeye kadirsin.’Âmin. Kuvvet onun! Kudret onun! Biz ona yaslanalım. Biz ona dayanalım. Biz ondan isteyelim. Biz ona kulluk edelim. Biz Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışalım. Onu kendimize rehber edinelim. Haramlarından uzak duralım, farzlarını yerine getirelim inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünneti yaşarken ne olur?

Kur’an ve sünneti yaşarlarken nefsin ince hile ve tuzaklarını görmekten uzaktılar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Fatiha’nın şifa olduğunu kim teyit etti?

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Fatiha’nın şifa olduğunu teyit etti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Neden bazı insanlar Kuran ve sünnetin dışında yaşantılar yaşamaktadır?

Halk böyle özentinin içersinde. Allah muhafaza eylesin ve normalde evet, o zaman bu insanların o çok afedersiniz keşmekeşliğine bakınca, insanların Kuran sünnetin dışındaki yaşantılarına bakınca, evet, insanın halvet edesi geliyor ama yol buna müsait değil. Neden? Bizim yol celvette halvet. Yani halkın içerisinde duracaksın, bizim yolun usulünün. Kaidenin birisi bu. Yani senin o bir kenara gidip de bir mağaraya kapanma lüksün yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları