Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Kur’ân ve Sünnet — Sayfa 7

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Kur’ân ve Sünnet(1037) — Sayfa 7/14

Peygamber Efendimiz ve sahabe, ölülerin arkasından Kur’an okuması konusunda ne söylemişlerdir?

‘Sahabe ve Peygamber Efendimiz okumamıştır’ diyenler yalan söylüyor. Hadisleri inkar eden, ashabın yolunu inkar eden kimselerdir bunlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri her perşembe Uhud şehitliğine gider, ziyaret ederdi. Cumaları da cuma namazından sonra Medine-i Münevvere’de Cennetü’l-Baki’yi ziyaret ederdi. Ve orada onlara dua ederdi. Sahabe de okurdu.

Kaynak: 510. Dergah Sohbeti — Ölülere Kur’an Okunması, Organ Bağışı, Karabasan ve Kurban

‘Biz cinlerden ve insanlardan bazılarını cehennem için yarattık’ âyetinde kastedilen ne demektir?

‘Biz cinlerden ve insanlardan bazılarını cehennem için yarattık’ âyetinde (A’râf 7:179) kastedilen, Allah’ın husûsî olarak onları cehennemlik diye formalize etmesi değildir. Cinlerden ve insanların bir kısmı Allah’ın emirlerine ve nehirlerine uymayacaklarından dolayı cehenneme gidecektir. Mealden okuduğunuzda bu tip yanlış anlamalar oluşur; mealsiz, tefsirsiz, sünnetsiz Kur’ân okumak böyle problemler doğurur.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Orta Doğu’da İsrail’le mücadele etmiyorsa bir devlet veya bir İslâmî topluluk mudur?

Dünya üzerinde sünneti Resulullah’a ve hadîslere karşı savaş açtılar. Bunun değişik yönleri var: Kur’ân’ı kendi kafalarına göre yorumlayıp dini sulandırmaya çalışıyorlar. Kendi kafalarına göre yorumlayıp İslâm dünyasının içerisinde terörist unsurlar yetiştirip İslâm dünyasını birbirine kırdırmak istiyorlar. Bir taşta çok kuş vurmayı istiyorlar. Hadîs-i şerîfler orada durursa, sünneti Resulullah orada durursa DAEŞ gibi terör örgütlerini kuramayacaklar. Bir DAEŞ çıkardılar; Suriye’yi, Irak’ı yerle bir ettiler. Bu DAEŞ hiç İsrail’e çatmadı; hep Müslümanlara çattı, Müslümanları öldürdü, Müslüman şehirlerini yakıp yıktılar. Orta Doğu’da İsrail’le mücadele etmiyorsa bir devlet veya bir İslâmî topluluk, bilin ki o Batılıların veya Neokonların veya Mossad’ın kurguladığı, kurduğu bir sistemdir. Bir Müslüman hedefine Müslümanı koyduysa o deccâliyettir, o şeytâniyettir.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

Hz. İsmâil Aleyhisselâm’a indirilen kitap nedir?

Meryem Sûresi 54. âyette geçen Hz. İsmâil’den de bahset. Sadık bir kul olması, ayrıca onun nebî ve kitap verilen resûl olduğunu söylüyor. Bahsi geçen kitap sizce hangisidir? İsmâil Aleyhisselâm’a bir rivayette 30 sayfa kitap indirilmiştir.

Kaynak: 537. Dergâh Sohbeti — Aile Sorumluluğu, Rüya Adabı ve Hatme Erkânı

Kur’ân-ı Kerîm Okunurken Dinleme Adabı nedir?

Kur’ân-ı Kerîm okuyor ve yanındakiler onu dinlemiyorsa vebal var mıdır, varsa vebal kime aittir? Kur’ân-ı Kerîm muhakkak ki evin içerisinde bir odada okuyorsa, camide okunuyorsa — umuma ait olan yerlerde dikkatli olunmalıdır. Camide imam Kur’ân-ı Kerîm’i namazın arkasından okudu, bitti, kalktı herkes. Adamın birisi alıyor Kur’ân-ı Kerîm’i, orada okumaya başlıyor. Ya herkes gidecek, işi var gücü var. Bekle on dakika yirmi dakika, yirmi dakika sonra ne okuyacaksan oku. Milleti mecbur etme.

Kaynak: 537. Dergâh Sohbeti — Aile Sorumluluğu, Rüya Adabı ve Hatme Erkânı

İş hayatında nasıl davranılmalıdır?

Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olacaksın. İşinde de Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olacaksın. Zarar edeceksen edeceksin.

Kaynak: 541. Dergâh Sohbeti – Kötülüklerle Mücadele, Uyuşturucu Meselesi ve Her Halükârd

Din, değişebilecek ve değişemeyecek şeylerden oluşur. Bu durumda dinin değişmeyen yönleri nelerdir?

İslam tarihi Âdem aleyhisselâm’dan itibaren devam ediyor. Bütün dinler İslam’dır. Âdem aleyhisselâm’dan sonra bütün peygamberler kendi dönemlerinde kendi isimleriyle anılsa da hepsi de Muhammedîdir. Çünkü bütün peygamberler peygamberlik nurunu Muhammed Mustafa adına almışlardır. Üzerlerindeki peygamberlik nurları emanettir; ilk peygamber Hazreti Muhammed Mustafa’dır ve o peygamberlik nuru ona özeldir.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Dinin kendi otoritesini kabul etmek istemeyen kişiler neler yapar?

Dinin kendi otoritesini kabul etmek istemeyen, içi münafık dışı Müslüman insanlar hep olagelmiştir. Kralların, komutanların, felsefecilerin, kendilerini bilim adamı olarak görenlerin içerisinde bunlar olagelmiştir. Bu tartışmayı ilk ortaya atan şeytandır. İnsanların içerisinde dinin hukukunu ve hükmünü tartışmaya açan Âdem’in çocuğudur. O günden bu güne Âdem’in çocukları ikiye ayrılmıştır: Bir tarafta Hâbilciler vardır, bir tarafta Kâbilciler vardır. Yol keskindir, ortası yoktur.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Zünuvâs kıssası ne anlatır?

Zünuvâs kafayı bulunca kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girer. Kendilerine geldiklerinde kız kardeşi ‘bunu artık nasıl temizleyeceksin?’ der. Zünuvâs bu utançla şuna karar verir: ‘Ya devrin din adamları benim bu nikâhımı kabul ederler, kız kardeşimle olan izdivacımı; ya da onları ateşle doldurulmuş hendeklere atarım.’ Burûc sûresinin 4, 5, 6, 7. ayetleri bunu anlatır.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Dini yenileme çabaları hangi güçlerin emri altında gerçekleşir?

Dini yenileyeceklerse bilin ki bu bir Vatikan oyunudur. Dini yenilemeye çalışanlar Mossad’ın, CIA’nin, Vatikan’ın emrine girmiştir. Bu kim olursa olsun. ‘Biz dini yenileyeceğiz’ derken sizde bu hak var mı? Siz Papa mısınız? Hangi hükmü kaldıracaksınız? Hangi hükmü değiştireceksiniz?

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

İçtihat meselesi ve Diyanet’in sorumluluğu nedir?

Bu fakir otuz yıldan beri söylüyor: Ey bu memleketi idare edenler, ey Diyanet, ey ilahiyatçılar, hepiniz bir araya gelin, bu içtihatları yenileyin. Diyanet’in ve ilahiyat fakültelerinin bu konuda yavaş davranmasının perde arkasında şu var: İnsanlar dinlerini rahat bir şekilde yaşayamasınlar. Bundan beş yüz yıl önce, üç yüz yıl önce verilmiş olan içtihat bugün için yaşanabilir değil. Bu içtihatı değiştirmedikleri müddetçe Müslümanlar kendilerini yenileyemeyecekler. Buradaki hata Kur’an’da ve Sünnet’te değil; buradaki hata dinin önündeymiş gibi görünen Diyanet’teki ve ilahiyattaki kadrolardır.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Kadının seyahati meselesi nedir?

Sen bir bayanın seyahatle alakalı meselesini yenileyecek içtihadı getirmezsen bu insanların önüne; ‘bir kadının seksen kilometre ileriye seyahat etmesi uygun değil, böyle din mi olurmuş?’ dedirtirsin. Oysa sen ilim ehliysen, Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yol güvenliğini sağladığı bir kadını yanında mahremi olmadan seyahate gönderdiğini koyarsan oraya — al sana içtihat kapısı açılır.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Sünnet-i Resûlullah değişmez midir?

Sünnet-i Resûlullah değişmez. Evlilik Görüşmesi — Üç Sefer Sünneti. Evlilik görüşmesinde üç sefer görüşeceksiniz diyor hadis-i şerif; sünnet budur. Orada duruyor. Dördüncü görüşme yok. Ama insanların canı sevgili olmak istiyor; görüşecek, konuşacak, koklaşacak, sevişecek, zina yapacak. Ondan sonra diyecek ki ‘ten uyuşmazlığı oldu, elektrik alamadım.’

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Haramları helal edemezsiniz. Neden?

Hangi haramı helal edeceksiniz? Faizi mi? İçiniz daralıyor değil mi? ‘Şeytan çarpmış gibi kalkacaksınız mezardan’ hadis-i şerifi orada duruyor. ‘Anneniz de Kâbe duvarının dibinde zina etmiş gibi olacaksınız’ — içiniz daralıyor değil mi? Zina yapanlar mahşer önünde köpekler gibi çatışarak haşrolacak — o hadis orada duruyor. ‘Bir insan içkili bir şekilde ölürse imansız gider, iman üzere içki içemez’ — bu hadis-i şerifi mi kaldıracaksınız?

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Sünnete bağlı topluluklara baskılar artacak mı?

Tutmadı Adnan, tutmadı Mustafa İslâmoğlu, tutmadı okuyanlar. Şimdi daha yüksek seviyeden başladılar. Bir yerden birisi bir işaret fişeği patlatıyor, arkasından geliyor. Bunların hepsi de gâvur bozuntusu. Hadis savunucularına saldırılar artacak. Bunu iki üç yıldan beri söylüyorum. Adım adım yükseliyor. Sünnete bağlı olan topluluklara baskılar da artacak. Buna hazır olun. Açık söylüyorum. Çetin bir mücadele bekliyor.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Cumhurbaşkanının İslam’ın güncellenmesi açıklaması neden eleştirilir?

Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasında ‘İslam’ın güncellenmesi gerekiyor, on dört asır önce alınan kararlar bu yüzyılda uygulanamaz’ sözü hakkında: İçtihatların yenilenmesi gerektiğini, kötü niyetlilerin bunu kullandığını, özellikle Diyanet’in ne iş yaptığını, görevlilerin bu işlere dur demesi lazım geldiğini, doğruyu onların öne çıkarması lazım geldiğini söylüyorum. Ancak ‘kadınları dövün’ dedi diye Kur’an’a saldıranlar da çıkıyor; ‘bize Kur’an yeter’ deyince böyle oluyor. Hazreti Peygamber Efendimiz hiç dövmemiştir.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Fıkıh kitapları hangi eserlerdir?

Tek ciltlik: Kudûrî’nin Muhtasarı — Günlük dinî hayatı idame ettirebilecek bilgi yeter. Dört ciltlik: el-Hidâye — Dergâhtaki bütün kardeşlere tavsiye edilen temel eser. Dört ciltlik: Dürerü’l-Hükkâm. Dört ciltlik: el-İhtiyâr. Daha geniş: Fetâvâ-yı Hindiyye. Daha geniş: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr. Daha geniş: el-Mebsût (Cevat Akşit Hoca’nın Türkçe çevirisi).

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Bineğin üzerinde (Arabada) namaz kılma hükmü nedir?

El-Hidâye’de hüküm vardır: Bineğin üzerinde nafilelerin kılınabileceğine dair. Ama Benî Kurayza hadisesinde sahâbeden bir kısmı bineğin üzerinde farz namazını da kılmıştır. Buradan hareketle bineğin üzerinde bir kimse farz namazını da kılabilir.

Kaynak: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Nam

Sûfî: "Oku" Âyeti ile Bizden Ne İstenir?

Oku" âyeti Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’e muhatap olarak indirilmiştir. Bu âyet-i kerîmeyi insanlar "bize de hitap ediyor" diye alırlarsa, Peygamber’e husûsî söylenen hukuku ümmet kendi üzerine atfetmiş olur. Hz. Peygamber’in eşleri başka biriyle evlenemezdi; bunu da mı kendimize ölçü edineceğiz? Hz. Peygamber mal miras bırakmadı; bunu da mı?

Kaynak: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, S

"Oku" Âyeti kime hitap eder?

"Oku" âyeti Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’e muhatap olarak indirilmiştir. Bu âyet-i kerîmeyi insanlar "bize de hitap ediyor" diye alırlarsa, Peygamber’e husûsî söylenen hukuku ümmet kendi üzerine atfetmiş olur. Hz. Peygamber’in eşleri başka biriyle evlenemezdi; bunu da mı kendimize ölçü edineceğiz? Hz. Peygamber mal miras bırakmadı; bunu da mı?

Kaynak: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, S

Dinî kitaplardan telif ücreti almak doğru mudur?

Hz. Mevlânâ, Ahmed Yesevî, Yûnus Emre, Sarı Saltuk gibi İslâm büyüklerinin hayatlarını konu alan romanlar yazan yazarlar telif ücreti alıyorlar. Bakara 2/79 âyeti "vay o kimselere ki elleriyle kitabı yazarlar, sonra onu az bir karşılığa değişirler" bu geçmiş Yahudi ve Hristiyanlarla alakalıdır. Onlar kendi yazdıkları kitapları İncilmiş, Tevratmış gibi "bu Allah’ın katındandır" diye yazarlardı. Bir kimse oturmuş roman yazmış, Yûnus Emre’nin hayatını romanlaştırmış; bu âyet onların içine girmez. Ama bizim ölçümüz: Dinle alakalı herhangi bir hizmetin karşılığında ücret almamayı kendimize düstur edindik. Biz vakıf olarak sûfîlikle, dinle alakalı bir hizmet varsa eyvallah ondan ücret talep etmiyoruz. Hiç kimse zikrin karşılığını, semânın karşılığını ücrete tevdi etmez.

Kaynak: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, S

Kur’ân-ı Kerîm’in korunmasıyla ilgili bir âyet nerede yer alır?

Hicr Sûresi, 15/9 — ‘Şüphesiz Kur’ân’ı biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz’ (Kur’ân’ın korunması)

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Cuma namazına çağrıldığında ne yapılmalıdır?

Cuma namazına çağrıldığında koşun — Cum’a Sûresi (62:9-10)

Kaynak: 584. Dergâh Sohbeti — Cuma’nın Sıhhat Şartları, Tabi Olmanın Zorluğu ve Teberrük

İstişare emri nedir?

İstişare emri — Âl-i İmrân Sûresi (3:159): ‘İş hususunda onlarla istişare et.’

Kaynak: 584. Dergâh Sohbeti — Cuma’nın Sıhhat Şartları, Tabi Olmanın Zorluğu ve Teberrük

Müminlerin işleri neden istişare iledir?

Müminlerin işleri istişare iledir — Şûrâ Sûresi (42:38)

Kaynak: 584. Dergâh Sohbeti — Cuma’nın Sıhhat Şartları, Tabi Olmanın Zorluğu ve Teberrük

İstişare ederken Kur’ân ve Sünnete uygunluk şart mı?

İstişareden alınan fikirlerin çok dışında bir fikir uygulanabilir, bu da olabilir. Ama istişarenin bereketiyle, Kur’ân ve Sünnete uymanın bereketiyle Cenâb-ı Hak isabetli değilmiş gibi görünse dahi ona isabet verir. İstişare ederken bulduğunuz nokta Kur’ân Sünnete, tasavvufun kendi içerisindeki doğrulara, kendi topluluğumuzun kaidelerine uygun olmalı.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

İstişare ederken hangi kaynaklara başvurulmalıdır?

İstişare ederken Kur’ân ve Sünnete uygunluk şart mı? İstişareden alınan fikirlerin çok dışında bir fikir uygulanabilir, bu da olabilir. Ama istişarenin bereketiyle, Kur’ân ve Sünnete uymanın bere, tasavvufun kendi içerisindeki doğrulara, kendi topluluğumuzun kaidelerine uygun olmalı.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

Kur’ân ve Sünnet Ölçüsü: Helalı Haram, Haramı Helal Etmemek Nedir?

Bir kısım sûfî topluluklar var, helalleri kendilerine haram etmişler. Din adına bir kimseye helalleri haram edemezsiniz. Haramları da helal edemezsiniz. ‘Benim şeyhim helalı haram etse ben yapmam’ boş laftır. Şeyhin helalı sana h,aram ediyorsa o cahil bir kimsedir. ‘Benim şeyhim haramı helal etse ben helal görürüm’ de cahillik lafıdır. Bunlar insanı Kur’ân ve Sünnetten dışarı çıkaran laflar. Bunlar dervişlik sözleri değil, sûfî sözleri değil. Biz Kur’ân Sünnet için yaşarız, Kur’ân Sünnet içerisinde yaşarız. Ağzımdan Kur’ân ve Sünnetin dışında bir şey çıkarırsam uyarın beni. Sözümü geri alırım, hemen tövbe ederim.

Kaynak: 587. Dergâh Sohbeti — Allah’ın Sıfatları, Dua, Şeyhlik ve Dergâh Adâbı

Kim üç İhlâs bir Fâtiha okursa ne olur?

Kur’ân’ı hatmetmiş gibi ona sevap verilir. Bağışlama yapmanın sebebi hediyeleşmektir. Hediyeleşmek sünnettir. Siz üç İhlâs bir Fâtiha’yı her gün okuyup Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, geçmiş peygamberlere, ashâba, pîr efendilere, imam efendilere, velilere, mürşidlere, müminlere hediye ediyorsunuz. Hediyeleşmenin en alt seviyesi aynıyla karşılık vermektir. Bir üstü fazlasıyla, misliyle karşılık vermektir. Hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin. Ne güzel bir hediyeleşme.

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Diyanet ve din eğitimi eleştirisi nedir?

Diyanet İşlerinin parası faizde. Diyanet Vakfının parası faizde. Başka bir şey konuşmaya gerek var mı? Dört milyon ilahiyatçı, diyanetçi, imam, müezzin, ilahiyat hocası devletten maaş alıyor. Bu dört milyon insan on kişinin hidayetine sebep olsalar, on kişiyi Kur’ân ve Sünnete davet etseler, dört milyon insan onar kişi getirse kırk milyon yapar. Son on bir yılda fuhuş yüzde yedi yüz elli yedi artmış. Dört milyon maaşlı din adamı var bu ülkede. Bir milyona yakın Diyanet kadrosu olan bir ülkede fuhuş yüzde yedi yüz elli yedi artıyor on yılda. Bu bir milyon diyanetçi ne anlatıyor? Anlattıkları din mi sıkıntılı? Bizler mi sıkıntılıyız? Kim sıkıntılı? Bütün bu dört milyonu bırakmışız kenarda, bir avuç insanla uğraşıyoruz. Hiç kimse demiyor: Bu ilahiyattaki hocalar ne yapıyor? Bu camilerdeki imamlar ne yapıyor? Bu müftüler, müftü yardımcıları ne yapıyor?

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Dinleyiciye ne tür bir mesaj verilmiştir?

Bir kimse Kur’ân-ı Kerîm okurken, virdini çekerken, namazını kılarken, bir ibadet ederken ve o ibadeti canı gönülden ediyorsa gökteki melekler onlara iştirak ederler. Bir kısım kimseler bu meleklerin görülemeyeceğini söylerler. Oysa hadîs-i şerîfte beyan edildiği gibi sahabe melekleri görmüştür. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diğer insanların da o melekleri görebileceğini beyan etmiştir.

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Kur’an Hafızlarının Değeri Nedir?

Hafızlık çok önemlidir. Çünkü hafızlar mahşer kurulduğunda hafızların anneleri babaları dahi başlarında nurdan bir taç ile mahşere getirileceklerdir. Bir rivayete göre hafızların anneleri babaları hesaba çekilmeyecektir. Bu kadar önemli ve kıymetli olan hafızlarla da çekişmeyiz.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Kur’ân okuma ve hadis açıklaması nedir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kur’ân’ı güzel sesle ve ahenkle okumayan bizden değildir." Bir kardeş diyor ki Kur’ân’ı tecvid ile, kıraat ile okumaya arzu ediyorum ama zamanım yok, kursa gidemiyorum. Yukarıdaki hadise göre ben Müslüman değil miyim? O manada değil o. Kendini kendine yorma. Kur’ân-ı Kerîm’i güzel okumaya gayret et inşallah.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Hûd Sûresi Mekke’de inzâl olmuş bir sûre midir?

Hûd Sûresi Mekke’de inzâl olmuş bir sûredir. Nûh, Hûd, Lût aleyhimüsselâm ve Firavun’un etrafında inanmayan müşriklere gelen tûfanlarla, azaplarla alâkalıdır. Bütün peygamberler kendilerinden önce gelen peygamberlere inanmayanların değişik tûfanlara ve azaplara dûçâr olduklarını bilirler.

Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş

Hz. Peygamber’in Tûfan Korkusu ve Ümmetine Verilen Teminat?

Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu âyetleri bizim okuduğumuz gibi okumuyordu. Âyet-i kerîmelerin yaşandığı zamanlardaki perdeleri görerek, o peygamberlerin ümmetlerinin nasıl helâk olduğunu müşâhede edince "Benim ümmetimde ne olacak?" diye saçı sakalı ağarıp ihtiyarlamış oluyordu.

Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş

Hz. Peygamber’in Vefat Sebebi: Zehirli Et mi, Ateşli Hastalık mı?

Çok ateşli olduğu kesin; ateşinden dolayı bayıldığı da kesin. Soğuk suyla yıkandığı, başından aşağı su döküldüğü, defalarca abdest aldığı da kesin. Ama Hz. Âişe annemiz naklediyor: "Benim ölüm sebebim o Yahudi kadının yedirdiği zehirli ettir" demiştir. O yüzden ölüm sebebinin o ateşli hastalık mı, yoksa zehirli et mi olduğu konusunda kesin bir nokta yoktur.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Onlar Allah için toplanırlar; birbirleriyle akrabalıkları yoktur, aynı kavimden değillerdir, birbirlerinden menfaatleri de yok mudur?

Onlar Allah için toplanırlar; birbirleriyle akrabalıkları yoktur, aynı kavimden değillerdir, birbirlerinden menfaatleri de yoktur. Onlar Allah için birbirlerini severler ve toplandıklarında Allah’ı zikrederler. Onlar hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Arş’ın gölgesinde gölgelenecekler.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Uyuşturucu belası nedir?

Dünyayı yönetenler, insanlığı dolaylı veya direkt uyuşturucu bağımlısı haline getirmektedir. Amaç onları yönetmek, yönlendirmek, köleleştirmek, içine kapatmak, kendi iç problemlerinde boğmak ve birbirine düşürmektir. Uyuşturucu, terör, fuhuş, kumar, siyasi istikrarsızlık, dinî istikrarsızlık — bütün bunlar hegemonik yapının en önemli silahlarıdır.

Kaynak: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûf

Uyuşturucuyla mücadele nasıl yapılmalıdır?

Uyuşturucuyla kesin mücadele edilecekse, satıcılara en ağır cezalar verilmelidir. Bir kimse uyuşturucu satıyorsa — ister yarım kilo satsın, ister bir sigaralık — sattığı tespit oldu mu en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Satıcıların ve üreticilerin kökünü kurutmak lazımdır. Bataklığı kurutmadan sivrisineklerle uğraşmak çözüm değildir. Sadece uyuşturucu kullananları tedavi etmekle bu iş bitmez.

Kaynak: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûf

Uyuşturucunun arkasında neden bir hikâye vardır?

Birçok genç, aile baskısından kaçarak uyuşturucuya sığınmaktadır. Anne baba çocuğun üzerine ders çalış diye haince çökmüş; çocuk psikolojisi bozulmuş, başarısızlığın sonucunda kendi kendine çökmüştür. O çocuk bir şeyi unutmak istiyor — anne babanın baskısını, evdeki kavgaları, mutsuzluğu. Bir arkadaşı çevrede bir sigara içirince çocuğun işi bitiyor.

Kaynak: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûf

Sûfî anlayışının temel prensibi nedir?

Sûfî anlayışımız budur: "Ey oğul, ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın, hür ol!" (Mevlânâ, Mesnevî) Bu ne dinî otoriteyi, ne siyasi otoriteyi, ne de tarikat otoritesini takmamak değildir. Sorgulamak, eleştirel bakmaktır. Eleştiriye açık olmak, bağımsız düşünebilmek sûfîliğin gereğidir.

Kaynak: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûf

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Mevlevîhâne ve tarihi yapıların korunması konusunda ne tür bir durum içinde yer alıyor?

Edirne’de Balkanlarda kurulan ilk Mevlevîhâne olan Muradiye Mevlevîhânesi ise yerle yeksan olmuş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Devleti General Gümüşpala’nın emriyle bu Mevlevîhâne’yi tamamen yıkmış; içinde yaklaşık beş yüz yıllık tarihî yazıtlar, levhalar ve kitaplar Edirne Bit Pazarı’nda satılmıştır. Komünist sistem mi daha ağır, bizdeki durum mu daha ağır — insan kendi kendine tereddüt eder.

Kaynak: 616. Dergah Sohbeti – Bosna Seyahati İzlenimleri, Tarihimize Sahip Çıkmak ve Kur

Bosna ve Balkanlar seyahatinde hangi tarihi yapılar ziyaret edilmiştir?

Bulgaristan Filibe’den başlayıp Bosna’da biten kısa bir seyahat gerçekleştirildi. Filibe Mevlevîhânesi güzel restore edilmiş durumda; ancak semahânenin bulunduğu yer meyhanenin salonu olmuş. Bu acı bir gerçek. Buna rağmen, Mevlevîhâne en azından ayakta tutulmuş.

Edirne’de Balkanlarda kurulan ilk Mevlevîhâne olan Muradiye Mevlevîhânesi ise yerle yeksan olmuş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Devleti General Gümüşpala’nın emriyle bu Mevlevîhâne’yi tamamen yıkmış; içinde yaklaşık beş yüz yıllık tarihî yazıtlar, levhalar ve kitaplar Edirne Bit Pazarı’nda satılmıştır. Komünist sistem mi daha ağır, bizdeki durum mu daha ağır — insan kendi kendine tereddüt eder.

Novi Pazar’a gittiğinizde bir Osmanlı şehri görürsünüz. Yapısı, mimarisi, dokusu itibariyle Osmanlı mirası yaşamaya devam etmektedir. Oradaki Şeyh Efendilerle, Milli Meclis Başkan Yardımcısı ve üyeleriyle görüşmeler yapıldı.

Foça Alaca Camisi

Sırplar bir gece yetmiş iki tane mayın koymuşlar caminin tabanına ve patlatmışlardır. Camiden geriye hiçbir şey bırakmamışlar, molozlarını bile dışarı götürmüşlerdir. O camiyi Remzi Pitiç can hıraşla yeniden ayaklandırmıştır. Rem, Pitiç tek başına ordu gibi bir gazi; Sırplarla burun burun, göğüs göğüse mücadele etmiş bir savaş gazisidir.

Kaynak: 616. Dergah Sohbeti – Bosna Seyahati İzlenimleri, Tarihimize Sahip Çıkmak ve Kur

Kur’ân ve Sünnet mücahitliği konusunda ne ifade edilmektedir?

Kur’ân için, Sünnet için, vatan için, millet için varız. Bin tane parti gelir bin tane de bozulur; biz ayakta duracağız. Biz Kur’ân ve Sünnet mücahidiyiz; sufi olarak, zâhiri olarak Hz. Âdem’e kadar dayanırız. Mânevî olarak ise sufîler henüz Âdem çamur ve sudan önce sufîydiler.

Bu topluluk Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın ayak izlerini takip eden bir topluluktur. Rüyasında gördüğünü yaşayan, halinde gördüğünü yaşayan bir topluluktur. Kimseye ihtiyacı yoktur Allah’tan başka. Kur’ân’a, Sünnete, vatana, millete, bayrağa, sancağa laf söyletmeyiz.

Kaynak: 616. Dergah Sohbeti – Bosna Seyahati İzlenimleri, Tarihimize Sahip Çıkmak ve Kur

Söz konusu din ise Kur’ân ve Sünnet midir?

Söz konusu din ise Kur’ân ve Sünnettir. Söz konusu tasavvufsa tasavvufun kaideleri bellidir. O kaideler üzerine yürünür. Bir kimsenin namazı severek kılması, zikrullahdan hoşlanması güzel bir şeydir. Ama duygu olumsuz yöne gittiğinde hakikat devreye girer: "Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder." (Bakara Suresi, 2/152) Bu hakikat bilgisidir.

Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne

Kur’ân her şeyi açıklamıştır, bunda şüphe yok mudur?

Cenab-ı Hak buyurmuştur: "Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık." (En’âm Suresi, 6/38) Kur’ân-ı Kerîm’i yetersiz gören küfre düşer. Kur’ân her şeyi açıklamıştır, bunda şüphe yoktur. Ancak bu ayet hadisleri inkâr edenler için dayanak değildir.

Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne

Hadis inkârcıları kadar ümmete zarar veren başka bir topluluk yok mudur?

Hadis inkârcıları sinsi bir şekilde girerler; ayet-i kerimelerle girerler insanlara. "Kur’ân bize yeter, hadislere gerek yok" derler. Bu ucuz kurnazlıktır. Düz ayet mantığıyla yürüdüğünde "Namaza yaklaşmayınız" ayetinin sadece o kısmını alırsın. Hadis inkârcıları kadar ümmete zarar veren başka bir topluluk yoktur.

Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne

Tertemiz Kur’ân ve Sünnet yolunu ifsat eden, bozgunculuk çıkaran kimseler manevi tokadı yerler, kim olurlarsa olsunlar mı?

Tertemiz Kur’ân ve Sünnet yolunu ifsat eden, bozgunculuk çıkaran kimseler manevi tokadı yerler, kim olurlarsa olsunlar. Siyaseten de, tarikatta da, cemaat olarak da. Günah-ı kebâir işleyen kimse günahının diyetini öder, tövbe eder, Cenab-ı Hak onu affeder. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: "Günahına tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir." (İbn Mâce, Zühd, 30) Ancak insanların tertemiz inancını ifsat eden, Kur’ân ve Sünnet yolunu bozdurmaya meyyal olan kimseler manevi tokadı yerler. Bu siyasetten de, tarikattan da, cemaatlerden de olabilir. Dervişlik söz konusu edilerek insanların parasına, puluna, malına tevessül etmek, dervişlerin yollarını ifsat etmek — bunların altından kimse kalkamaz.

Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne

Ayet-i kerimelerin mealleri konusunda dikkatli olunmalıdır mı?

Birçok kişi kendi dinî algısına göre meal üretmiştir. Güvenilir tefsir ve meallere başvurmak gerekir. (İmam Taberî, Câmiu’l-Beyân; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili)

Kaynak: 618. Dergah Sohbeti – Dervişlikte Edep, Hadis Titizliği ve Namazda İmamlık Adabı

İdrak Sorunu ve Dikkat Eksikliği nedir?

İş ve günlük hayatta zaman zaman idrak sorunu ve dikkat eksikliği yaşamanın zâhirî sebepleri vardır: Az yemek, otantik ve natürel beslenmek gerekir; otantik ve natürel olmayan gıdalardan uzak durulmalıdır. Batınî sebebi ise o kimsenin haramlarla iştigal etmesi, harama bakması, haramı düşünmesi, kalbinden devamlı haram geçirmesidir. Harama bakmak, harama derin derin bakmak, haramın üzerine hayal kurmak o kimsede hem idrak problemi hem de odak problemi meydana getirir. Bunun için tövbe edip gözü haramlardan uzak tutmak gerekir.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

Borç ödemeye muktedir olduğu hâlde borcunu ödemeyen kimse ne demektir?

Borç ödemeye muktedir olduğu hâlde borcunu ödemeyen kimse zâlimdir. İyi bir Müslüman borcunu hızla öder. Elden alınan borçlarda gün konulmuşsa o güne riayet etmek zorunludur. Gün konulmamışsa karşı tarafın baskı yapma, surat asma, trip atma hakkı yoktur.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

Takıntı Meselesi ve Sünnet-i Seniyye nedir?

Takıntı yapmak iyi bir şey değildir ve takıntı yapmamak insanın kendi elindedir. Son dönem insanlar bunların arkasına saklanmaya başladı. Cep telefonlarında fazla oynamayın, internette fazla dolaşmayın, haramlarla fazla iştigal etmeyin; ne odak probleminiz kalır ne takıntınız ne dikkatiniz kalır. Sünnet-i Resûlullah’a her hâlinizde uyarsanız ne takıntınız kalır, ne disiplinsizliğiniz, ne odak probleminiz, ne dikkat probleminiz. Sünnet-i seniyeyi tam olarak yaşayan bir kimse psikolojik problem yaşamaz. Vesvese, takıntı, dikkat bozukluğu, odak bozukluğu, öfke kontrolü — hepsinden de kurtulursunuz. Allah’ı zikreden çabuk öfkelenmez, çünkü şeytan onun üzerinde tecelli etmez. Allah’ı zikreden selâmetli, metânetli ve dirâyetli olur.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

Kur’ân ve Sünnette Teşbih nedir?

Nûr Sûresi 35-38. âyetlerde Cenâb-ı Hak kendi nurunu tarif ederken lambanın içerisinde yağın yanmasını örnek verir. Demek ki teşbih Kur’ân-ı Kerîm’le sâbit olunca farz oldu. Aynı şekilde hadîs-i şerîfte de (Buhârî, Tirmizî, İbn Mâce) teşbih kullanılarak sünnet oldu. Böylece teşbih sanatı âyet ve hadisle sâbit olmuş oldu.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

Bedüüzzaman ve Tarikatın Gerekliliği nedir?

Bedüüzzaman Hazretleri 29. Mektup, 9. Kısım, 8. Telvih’te der ki: Bir kimse âlim bir zât olsa, tarikattan hissesi yoksa, kalbi de harekete geçmemiş ise bugünkü zındıkanın karşısında imanını koruması müşkürleşmiştir. Ama âdî, samimi bir ehli tarikat, silsile-i meşâyihe duyduğu muhabbet ve güven sayesinde asla ümidini kesmez; ümidini kesmezse asla zındıkaya düşmez. Muhteşem bir tespittir. Devamında der ki: Bir sepet elmadan birkaç tane çürük elma çıkınca nasıl ki bir sepet elmayı atmazsak, kötülenemezse, bir kısım ehli sûfînin hataları, kusurları olabilir; bu bütünü bağlamaz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabında da zina eden de oldu, hırsızlık eden de oldu, cihâd emrine uymayan da oldu. Herkes hata yapabilir; önemli olan tövbe edip nefsi arındırmaktır.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur?

Kırk altıncı hadîs-i şerîfte Enes bin Mâlik radıyallahu anh şöyle anlatıyor: "Biz sana apaçık fethi müjdeledik" âyeti indiğinde, âyette geçen "apaçık fetih"ten murâdın Hudeybiye Antlaşması olduğunu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur.

Kaynak: 625. Dergah Sohbeti — Hudeybiye Antlaşması, Fetih Suresi ve Peygamber’in Masûmiy

Kur’ân-ı Kerîm okunurken konuşmak ne demektir?

Kur’ân okunurken konuşmak, başka işlerle meşgul olmak farzı terk etmektir.

Kaynak: 643. Dergah Sohbeti — Kur’ân Dinlemenin Farziyeti, Cezbe ve Hayal Kurmak

Korona Virüs: Biyolojik Silah mı, Medya Manipülasyonu mu?

İstatistiklerle Gerçek Tablo

Korona biyolojik silah mı, ekonomik silah mı, yoksa asıl silah dünyayı kasıp kavuran yalancı medyalar mı? Sadece iki ay içerisinde gripten ölen dünya üzerinde yetmiş bin kişi var. İki ayda kanserden ölen bir milyon yüz bin kişi var. AIDS hastalığından ölen iki yüz kırk bin kişi var. İki ayda iki yüz elli bin intihar var. Koronadan iki ayda ölen üç bin kişi. Üç bin kişi için yaygara koparılıyor; bir milyon yüz bin kişi kanserden ölürken neden konuşulmuyor?

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Daha önce bize domuz gribi aşısı sattılar mı?

Daha önce bize domuz gribi aşısı sattılar. Bütün herkese mecbur ediyorlardı. Milyarlarca dolar verdik o aşılara; kullanılmadı, bir başka ülkeye satılamadı, sonunda bir Afrika ülkesine hediye mahiyetinde verildi. Domuz gribi hâlâ var ama artık kıyamet kopmuyor. Bunun arkasında muhakkak bir şey var: Korona aşısını bulduk deyip bütün ülkelere dayatacaklar.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Kur’ân-ı Kerîm’de işgal gerçeği ile ilgili hangi ayet verilmektedir?

Hûd Sûresi 11/46 — "Ey Nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü o, sâlih olmayan bir iş (sahibi)dir. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme."

Kaynak: 651. Dergah Sohbeti — İşgal Gerçeği, Çocuk Yetiştirme, Aile Mirası ve Nesil Mese

Sahabe’nin İslâm hayatında nasıl bir rol oynadığı?

Sahabe Kur’ân-ı Kerîm’i sizler kadar bilmiyordu, bu kadar hadis bilmiyordu, belki bizim kadar zikrullah da yapmıyordu. Ama sahabede şu vardı: Muhteşem bir İslâm yaşıyordu. Bir ayet-i kerime onlara yetiyordu — tamam, bitti. Öğrendikleri her şeyi motomot yaşıyorlardı.

Kaynak: 652. Dergah Sohbeti — Yaşayarak Tebliğ, Cemaatlerin Sınavı, Fitne Meselesi ve Mü

Diyanet İşleri Başkanı ile ilgili hangi mesele ele alınmaktadır?

Diyanet İşleri Başkanı kendi yazdırmış olduğu tefsirden haberi yok. "İsa Aleyhisselam öldü" diye açıklama yaptı. Bu ayet-i kerimeyi 1400 yıldır Müslümanlar böyle anlamış. Bunu söyleyen bir kimse çıkmamıştı.

Kaynak: 656. Dergah Sohbeti — Dijital Çağ, Cihat ve Ticaret, Haramların Yayılması ve Diy

Tâhâ Sûresi 124-125’inci ayetlerin içeriği nedir?

Tâhâ Sûresi 124-125 — Kim zikrullahtan yüz çevirirse meşakkatli hayat ve kıyamette kör haşr (Kur’an-ı Kerim, 20. Sûre, 124-125. Ayetler)

Kaynak: 664. Dergah Sohbeti — Tâhâ Sûresi 124-125: Zikrullahtan Yüz Çevirene Meşakkatli

Ahzâb Sûresi 41-42. ayetlerin içeriği nedir?

Ahzâb Sûresi 41-42 — "Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikredin. Sabah akşam onu tesbih edin" (Kur’an-ı Kerim, 33. Sûre, 41-42. Ayetler)

Kaynak: 664. Dergah Sohbeti — Tâhâ Sûresi 124-125: Zikrullahtan Yüz Çevirene Meşakkatli

Peygamber (s.a.v.) bütün ümmete örnek midir?

Ahzâb Sûresi’nin 21. âyeti ele alınmaktadır: "Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır." Hz. Peygamber (s.a.v.) bütün ümmete örnektir. Bir kimse Allah’a iman ettiyse, onun için tek bir örnek vardır — başkaca bir örnek yoktur.

Kaynak: 669. Dergah Sohbeti — Ahzâb 21: Hz. Peygamber En Güzel Örnek ve Sünnet-i Seniyye

Zikrullahtan yüz çevirmenin anlamı ve kapsamı nedir?

Burada zikir geniş bir alanı kapsamaktadır: Kur’ân-ı Kerîm’i, iman etmeyi, İslâm’ın ve imanın hükümlerini, oturup Allah’ı zikretmeyi hepsini içine almaktadır. Bir kimse İslâm’a düşman ise, zikrullaha düşman ise, din ve dindarlarla alay ediyorsa, nasihate açık değilse o kimseden yüz çevirmek gerekir.

Kaynak: 671. Dergah Sohbeti — Necm 29: Zikrullahtan Yüz Çevirenlerden Yüz Çevirmek

Zikrullaha karşı çıkan birine ısrarla bir şey anlatmaya çalışmanın sonucu nedir?

Zikrullaha karşı çıkan birine ısrarla bir şey anlatmaya çalışmak, o kimsenin küfrüne sebep olabilir. Tatlı bir şekilde bir kez nasihat edilir; kabul ettiyse ne güzel, kabul etmediyse ısrar edilmez. Çünkü ısrar edildikçe karşı taraf daha sert çıkıyor ve küfür sözler sarf edebiliyor. Bu durumda kişi, karşısındakini küfre düşürmüş oluyor.

Kaynak: 671. Dergah Sohbeti — Necm 29: Zikrullahtan Yüz Çevirenlerden Yüz Çevirmek

Zümer Sûresi 22. âyeti ne anlama gelmektedir?

Son olarak Zümer Sûresi 22. âyette Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Allah’ın gönlünü İslâm’a açtığı ve Rabbinden bir nur üzerine olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalpleri Allah’ın zikrine karşı katılaşanların vay hâline! İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedir."

Kaynak: 671. Dergah Sohbeti — Necm 29: Zikrullahtan Yüz Çevirenlerden Yüz Çevirmek

Kur’ân ve Sünnet dairesinde sabit durmak ne anlama gelir?

Rüzgâr nereden eserse essin, fırtına ne kadar kuvvetli olursa olsun, sen kendini sabitleyeceksin. Savrulursan şeytan, kâfirler, münafıklar ve gevşekler seninle olur. Sımsıkı durduğun müddetçe Allah seninle, Resûlullah (s.a.v.) seninle, veliler, pirler ve gökteki melekler seninledir.

Kaynak: Günah Sonrası Zikrullah, Savrulmamak ve Beklentisizlik — 675. Dergâh Sohbeti

707. Dergah Sohbeti | Seni Zikretmeyi Unuttular — Furkan Suresi 17-18 nedir?

Bugünkü nasihatimiz Furkân Sûresi’nin 17. ve 18. âyetleri üzerinedir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Rabbin onları ve Allah’tan başka taptıklarını topladığı gün, ‘Bu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?’ der. Onlar ‘Seni, layık olmadığın sıfatlardan tenzih ederiz. Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yakışmaz; fakat sen onları ve atalarını nimetler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya lâyık bir kavim oldular’ der."

Kaynak: 707. Dergah Sohbeti | Seni Zikretmeyi Unuttular — Furkan Suresi 17-18

Ikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytanı musallat ederiz; artık o onun yakın arkadaşı olur mu?

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytanı musallat ederiz; artık o onun yakın arkadaşı olur.” O kimse zikrullahı bıraktığı anda şeytan, kalbinin kapısında tüneyen asker gibi içeri girer. Kalbinin kapısında duruyordur o; başka bir yere gitmez. Cenâb-ı Hak bunu âyetle sabitlemiştir: “Kim Rahmân’ın zikrini bırakırsa ona şeytanı musallat ederiz.” Bitti. Bunu Mustafa Özbağ söylemiyor, Allah söylüyor.

Kaynak: 707. Dergah Sohbeti | Seni Zikretmeyi Unuttular — Furkan Suresi 17-18

Mücadele Suresi 19’un hükmü nedir?

Müçâdele Sûresi 19’un hükmü hem bir uyarı hem de bir müjdedir. Uyarı: Şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır. Müjde ise şudur: Bu hükmün tersi de doğrudur — Allah’ın taraftarları mutlaka kurtuluştadır.

Kaynak: 708. Dergah Sohbeti | Şeytan Zikri Unutturdu — Mücadele Suresi 19

711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15 nedir?

711. Nasihat — Dergah Sohbeti

Temizlenen, Rabbini zikredip O’na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Şimdi bu ayet-i kerimeye baktığınızda hemen hemen mealilerin hepsinde de şunu göreceksiniz. Rabbini zikredip O’na kulluk eden kimse bölümünü Rabbini zikreden ve namaz kılan ardından kurtuluşa ermiştir diye. Bunun mealinini büyük büyük çoğunlukta öyle okacaksınız. Öyle mealciler öyle yazmışlar. Böyle küçük bir çalışma var şu anda. Böyle hani zikir kökenli ayetlerin üzerinde. Bu zikir kökenli ayetlerden birisi bu da. Bu Âlâ Sûresi 19 ayet toplam ve Mekke’de inzal olunan ayetlerden birisi. Şimdi Mekke’de inzal olunca Mekke’de henüz daha Ümmet-i Muhammed’e namaz farz değil. Ama burada ayet-i kerime de fesellâ. Bu fesellâ’yı namaza çeviriyorlar kök olarak. Rabbini anan zikreder ve namaz kılan olarak. Bunu normalde mealciler öyle yazmışlar. Tefsirciler bir kısmı da öyle yazmış. Baktığımızda önümüze çıkan tablo bu. Ama ayet-i kerime de fesellâ kelimesi kulluk etmek aslında. Yani fesellâ’ya baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama kelime kelime yürüdüğümüzde fesellâ ayakta tutan demek asıl önemli. Ve Kur’an-ı Kerim’de salât kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. bundan sonra başka salât kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salât kelimesiyle karşı karşıyayız.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Rabbini zikreden kimse kurtuluşa erer mi?

Temizlenen, Rabbini zikredip O’na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Şimdi bu ayet-i kerimeye baktığınızda hemen hemen mealilerin hepsinde de şunu göreceksiniz. Rabbini zikredip O’na kulluk eden kimse bölümünü Rabbini zikreden ve namaz kılan ardından kurtuluşa ermiştir diye. Bunun mealinini büyük büyük çoğunlukta öyle okacaksınız. Öyle mealciler öyle yazmışlar. Böyle küçük bir çalışma var şu anda. Böyle hani zikir kökenli ayetlerin üzerinde. Bu zikir kökenli ayetlerden birisi bu da. Bu Âlâ Sûresi 19 ayet toplam ve Mekke’de inzal olunan ayetlerden birisi. Şimdi Mekke’de inzal olunca Mekke’de henüz daha Ümmet-i Muhammed’e namaz farz değil. Ama burada ayet-i kerime de fesellâ. Bu fesellâ’yı namaza çeviriyorlar kök olarak. Rabbini anan zikreder ve namaz kılan olarak. Bunu normalde mealciler öyle yazmışlar. Tefsirciler bir kısmı da öyle yazmış. Baktığımızda önümüze çıkan tablo bu. Ama ayet-i kerime de fesellâ kelimesi kulluk etmek aslında. Yani fesellâ’ya baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama kelime kelime yürüdüğümüzde fesellâ ayakta tutan demek asıl önemli. Ve Kur’an-ı Kerim’de salât kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. bundan sonra başka salât kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salât kelimesiyle karşı karşıyayız.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Âlâ Suresi 14-15 nerede inzal edilmiştir?

Bu Âlâ Sûresi 19 ayet toplam ve Mekke’de inzal olunan ayetlerden birisi. Şimdi Mekke’de inzal olunca Mekke’de henüz daha Ümmet-i Muhammed’e namaz farz değil. Ama burada ayet-i kerime de fesellâ. Bu fesellâ’yı namaza çeviriyorlar kök olarak. Rabbini anan zikreder ve namaz kılan olarak. Bunu normalde mealciler öyle yazmışlar. Tefsirciler bir kısmı da öyle yazmış. Baktığımızda önümüze çıkan tablo bu. Ama ayet-i kerime de fesellâ kelimesi kulluk etmek aslında. Yani fesellâ’ya baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama kelime kelime yürüdüğümüzde fesellâ ayakta tutan demek asıl önemli. Ve Kur’an-ı Kerim’de salât kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. bundan sonra başka salât kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salât kelimesiyle karşı karşıyayız.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Fesellâ kelimesi ne anlama gelir?

Fesellâ’ya baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama kelime kelime yürüdüğümüzde fesellâ ayakta tutan demek asıl önemli. Ve Kur’an-ı Kerim’de salât kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. bundan sonra başka salât kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salât kelimesiyle karşı karşıyayız.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Salât kelimesi Kur’an-ı Kerim’de ilk ne zaman geçer?

Kur’an-ı Kerim’de salât kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. bundan sonra başka salât kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salât kelimesiyle karşı karşıyayız.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Tövbe eden kimse neye erer?

Temizlenen, Rabbini zikredip O’na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Yani temizlenen tövbe eden kimse yani günahlarından arınan kimse ve Allah’ı Rabbini zikreden, Allah’ı zikreden kimse Allah yolunda dimdik durur. Eğer onda temizlenme tövbe ile onda zikir yok ise o zaman o kimse Allah yolunda dimdik durması mümkün değil. Burada iki unsur var. İki unsur ne? Tövbe birincisi. Yani temizlenen o zaman temizlenen tezkiye eden yani kendisini arıtan. Hani Ayet-i Kerim’i de Şems Suresinde dedi yok Ayet 15. Nefsini arındıran, temizlenen kurtuluşa ermiştir. O zaman bizim günlük virtlerimiz var. Günlük virtlerimiz ne? O gün 100 tane subhanallahi ve bi hamdihi, subhanallahil azim ve bi hamdihi, estağfurullahil azim. O kimse temizlendi. Kim bunu 10, 100 sefer söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Veya Hadis-i Şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki ben günde 100 kez Allah’a tövbe derim. Başka bir Hadis-i Şerifte 70 kez tövbe derim. Başka bir Hadis-i Şerifte kim tövbe ettiyse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman o temizlenmek ne? Tövbe etmek ve tövbe kapısına sımsıkı yapışmak ve Allah’tan ümidi kesmemek. Allah’tan ümidi kesmemek. bugünkü ümmetin en büyük problemlerinden birisi Allah’tan ümidi kesmesi. Ve bir kısım, bir kısım, ümmetin içerisinde çıkan alim kisvesindeki kimseler insanların ümitlerini kesiyor. Allah’ın kapısını kapatıyorlar sanki kapı kendilerinmiş gibi. Kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman normalde ümmet-i Muhammed bu meseleye bakarken evet günah işledi, evet hata yaptı, evet yanlış yaptı, hatta hâlâ da yapıyor. Hepimiz yapıyoruz biz. Var mı yapmıyoruz diyen? Sizin adınızda da böyle söyledim ama ben kendim gibi görüyorum ya herkesi o yüzden hepimiz günahkarız diyorum ben. Varsa günahkar olmayan kimse elini kaldırsın. Yok bakıyorum görüyorum evet biz günahkar bir topluluğuz. Bizim hatamız kusurumuz var hepimiz aykırı insanlarız biz. Normal bir insan değiliz biz yürüyün normal değil. normal bir insan olsanız burada olmazsınız açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş deli deliyi dakikada buluyor. Hacı Hacı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız günahkarız evet ama Allah’tan ümidimizi kesmiyoruz. Tövbe edenlerdeniz Allah’ı zikredenlerdeniz ve Cenab-ı Hak kim tövbeyle gelirse affedici bir Allah bulur diyor. O zaman biz kendi kendimizi temize çıkarmadığımızdan dolayı biz günah kirlerinden arınacağız. Bakın birinci adım bu. O yüzden sufiler tövbe etmeyi derslerinin başına koymuşlar. Önce tövbeyle başlıyorsun. Önce bir temizleniyorsun. Önce bir piymi pak oluyorsun. Ondan sonra Allah’ı zikrediyorsun. Çünkü Allah yolunda cihadda, Allah yolunda koşuşturmada, namazda, oruçta, Allah yolunda tebliğ etmede, Allah yolunda mücadele etmede senin sağlam durmanı sağlayacak olan iki tane çok önemli vazifen var.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Tövbe etmek ne anlama gelir?

Tövbe etmek ve tövbe kapısına sımsıkı yapışmak ve Allah’tan ümidi kesmemek. Allah’tan ümidi kesmemek. bugünkü ümmetin en büyük problemlerinden birisi Allah’tan ümidi kesmesi. Ve bir kısım, bir kısım, ümmetin içerisinde çıkan alim kisvesindeki kimseler insanların ümitlerini kesiyor. Allah’ın kapısını kapatıyorlar sanki kapı kendilerinmiş gibi. Kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman normalde ümmet-i Muhammed bu meseleye bakarken evet günah işledi, evet hata yaptı, evet yanlış yaptı, hatta hâlâ da yapıyor. Hepimiz yapıyoruz biz. Var mı yapmıyoruz diyen? Sizin adınızda da böyle söyledim ama ben kendim gibi görüyorum ya herkesi o yüzden hepimiz günahkarız diyorum ben. Varsa günahkar olmayan kimse elini kaldırsın. Yok bakıyorum görüyorum evet biz günahkar bir topluluğuz. Bizim hatamız kusurumuz var hepimiz aykırı insanlarız biz. Normal bir insan değiliz biz yürüyün normal değil. normal bir insan olsanız burada olmazsınız açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş deli deliyi dakikada buluyor. Hacı Hacı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız günahkarız evet ama Allah’tan ümidimizi kesmiyoruz. Tövbe edenlerdeniz Allah’ı zikredenlerdeniz ve Cenab-ı Hak kim tövbeyle gelirse affedici bir Allah bulur diyor. O zaman biz kendi kendimizi temize çıkarmadığımızdan dolayı biz günah kirlerinden arınacağız. Bakın birinci adım bu. O yüzden sufiler tövbe etmeyi derslerinin başına koymuşlar. Önce tövbeyle başlıyorsun. Önce bir temizleniyorsun. Önce bir piymi pak oluyorsun. Ondan sonra Allah’ı zikrediyorsun. Çünkü Allah yolunda cihadda, Allah yolunda koşuşturmada, namazda, oruçta, Allah yolunda tebliğ etmede, Allah yolunda mücadele etmede senin sağlam durmanı sağlayacak olan iki tane çok önemli vazifen var.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Allah’ın kapısını kapatmak ne anlama gelir?

Allah’ın kapısını kapatıyorlar sanki kapı kendilerinmiş gibi. Kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman normalde ümmet-i Muhammed bu meseleye bakarken evet günah işledi, evet hata yaptı, evet yanlış yaptı, hatta hâlâ da yapıyor. Hepimiz yapıyoruz biz. Var mı yapmıyoruz diyen? Sizin adınızda da böyle söyledim ama ben kendim gibi görüyorum ya herkesi o yüzden hepimiz günahkarız diyorum ben. Varsa günahkar olmayan kimse elini kaldırsın. Yok bakıyorum görüyorum evet biz günahkar bir topluluğuz. Bizim hatamız kusurumuz var hepimiz aykırı insanlarız biz. Normal bir insan değiliz biz yürüyün normal değil. normal bir insan olsanız burada olmazsınız açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş deli deliyi dakikada buluyor. Hacı Hacı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız günahkarız evet ama Allah’tan ümidimizi kesmiyoruz. Tövbe edenlerdeniz Allah’ı zikredenlerdeniz ve Cenab-ı Hak kim tövbeyle gelirse affedici bir Allah bulur diyor. O zaman biz kendi kendimizi temize çıkarmadığımızdan dolayı biz günah kirlerinden arınacağız. Bakın birinci adım bu. O yüzden sufiler tövbe etmeyi derslerinin başına koymuşlar. Önce tövbeyle başlıyorsun. Önce bir temizleniyorsun. Önce bir piymi pak oluyorsun. Ondan sonra Allah’ı zikrediyorsun. Çünkü Allah yolunda cihadda, Allah yolunda koşuşturmada, namazda, oruçta, Allah yolunda tebliğ etmede, Allah yolunda mücadele etmede senin sağlam durmanı sağlayacak olan iki tane çok önemli vazifen var.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Tövbe eden kimse neye benzer?

Kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman normalde ümmet-i Muhammed bu meseleye bakarken evet günah işledi, evet hata yaptı, evet yanlış yaptı, hatta hâlâ da yapıyor. Hepimiz yapıyoruz biz. Var mı yapmıyoruz diyen? Sizin adınızda da böyle söyledim ama ben kendim gibi görüyorum ya herkesi o yüzden hepimiz günahkarız diyorum ben. Varsa günahkar olmayan kimse elini kaldırsın. Yok bakıyorum görüyorum evet biz günahkar bir topluluğuz. Bizim hatamız kusurumuz var hepimiz aykırı insanlarız biz. Normal bir insan değiliz biz yürüyün normal değil. normal bir insan olsanız burada olmazsınız açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş deli deliyi dakikada buluyor. Hacı Hacı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız günahkarız evet ama Allah’tan ümidimizi kesmiyoruz. Tövbe edenlerdeniz Allah’ı zikredenlerdeniz ve Cenab-ı Hak kim tövbeyle gelirse affedici bir Allah bulur diyor. O zaman biz kendi kendimizi temize çıkarmadığımızdan dolayı biz günah kirlerinden arınacağız. Bakın birinci adım bu. O yüzden sufiler tövbe etmeyi derslerinin başına koymuşlar. Önce tövbeyle başlıyorsun. Önce bir temizleniyorsun. Önce bir piymi pak oluyorsun. Ondan sonra Allah’ı zikrediyorsun. Çünkü Allah yolunda cihadda, Allah yolunda koşuşturmada, namazda, oruçta, Allah yolunda tebliğ etmede, Allah yolunda mücadele etmede senin sağlam durmanı sağlayacak olan iki tane çok önemli vazifen var.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Allah yolunda dimdik durmak ne anlama gelir?

Allah’ı zikrederse Allah’a aşık olacak. Allah’ı zikrederse Kur’an ve Sünnete sık sık yapışacak. Allah’ı zikrederse ümidini kesmeyecek Allah’tan. Allah’ı zikrederse Allah’a bağlı olacak başka bir yere değil. Onun emir komuta merkezi Allah ve Resulü olacak. O kakıp da dinde reformist olmayacak öyle bir şey olursa. O kakıp da taağuta boyun eğmeyecek. O kakıp da firavuni bir iş hareket yapmayacak. Firavunlaşmayacak. O kimse Allah’ı zikrederse Allah yolunda dimdik duracak. Eğer Allah’ı zikretmezse o kimse Allah yolunda dimd,ik durmayacak. Çünkü Ayet-i Kerimede diyor ki temizlenenler yani tövbe edenler ve Allah’ı zikredenler fesalli onlar omurgaları sağlam dimdik dururlar. Ama tövbesi yoksa zikrullahı yoksa onun omurgası bozuk. Onun uyluk kemiği kaçmış. Dağılmış. Yani bir kimsenin omurgası bozuksa o dik duramaz.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Omurga ne anlama gelir?

Maneviyat olarak omurga nedir? Kur’an, Sünnet, imanların iştahı. Sen iman ettiysen Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı bağlıysan sen taağuta boyun eğmezsin. Sen Kur’an ve Sünnet’e seni sımsıkı bağlıysan sen rüşvete boyun eğmezsin. Sen haksız kazanca boyun eğmezsin. Sen hırsızlık, arsızlık, uğursuzluktan gelecek olan bir paraya, metaya boyun eğmezsin. Makama boyun eğmezsin. Sen böyle işimi halledivereyim götürüvereyim deyip de sen vatandaşın hakkına, hukukuna giremezsin. Ancak o zaman fesalli olursun. dimdik duranlardan olursun. O zaman namazın namaz olur, o zaman orucun oruç olur, o zaman haccın hac olur. Ama fesalli. Sen Kur’an ve Sünnet’te dimdik durmuyorsan, inançta dimdik durmuyorsan, akayitte dimdik durmuyorsan ve oranı buranı oynatıyorsan, kalbini oynatıyorsan, kalbin fesadın içerisine girdiyse kendince münafıkça, ayet-i kelleri melleri eğip bükçek kendince bir yer arıyorsan, evet senin zikrin dilde kalmış, tövben dilde kalmış. Ne yazık ki sen dimdik omurgası sağlam olanlardan değil, münafıkta kendisisin. Münafıkta kendisisin.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Kur’an ve Sünnet’e tabi olmanın önemi nedir?

Yani Kur’an ve Sünnet seniye tabi olmak, imamların iştahadına tabi olmak, sufilik yolunda ilk sufilerin yoluna tabi olmak. Allah bizi onlardan eylesin. Rabbim cümlemizi affeylesin. Cümlemizi kendi emanına aldığı kullarından eylesin. Cümlemizi iki cihanda da aziz eylesin. Cümlemize afiyet nasip eylesin. Kur’an ve Sünnet seniye yolunda mücadele etme azmi nasip eylesin. O uğurda, o yolda yürüyenlerden, koşanlardan eylesin.

Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15

Korkuyla yaşayan bir ümmetin durumu nedir?

Bizin korkuyla yaşayan bir ümmetiz. Biz korkuyla büyüyen nesilleriz biz. Korkuyla büyümüşüz. Ve öyle korku bizi zapturapt altına almış ki biz korkumuzdan hakkımızı da savunamayız. Korkarız biz. Ve bu korku bizim her yerimizi sarmıştır. Her şeyimizi sarmıştır. Biz ne hakkımızı savunabiliriz ne hukukumuzu savunabiliriz. Biz hiçbir şeyi savunamayız. Biz dinimizi de savunamayız. Biz Kur’an ve Sünnet’i de savunammeziz. Korkarız biz.

Kaynak: 712. Dergah Sohbeti | Allah Zikredildiğinde Kalpleri Titrer — Hac Suresi 35

Kuran-ı Kerim okumak ve anlamak arasında fark var mı?

Kuran-ı Kerim okumak ve anlamak arasında fark vardır. Okuduğunu anlayamayan profesör ilahiyatçılar, Allah’ı az zikrettiğinden dolayı kalbi aklı çalışmaz vaziyette. Okuduğunuzu anlamaktan mı istemiyorsunuz yoksa anlamıyor musunuz? Siz Allah’ı az zikrettiğinizden dolayı sizin kalbi aklınız zaten çalışmaz vaziyette.

Kaynak: 713. Dergah Sohbeti | Allah’a Yönelenden Başkası Zikretmez — Mümin 13

Allah’ı zikretmek en büyük ibadettir mi?

Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir. Ayet-i Kerime’ye dönüyoruz Ankebüt ayet 45. Sana vah yolundan kitabı oku namazı dost doğru kıl. Şüphesiz ki namaz insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Bakın Kuran-ı Kerim okumayı ayırdı namaz kılmayı da kılmayı da ayırdı.

Kaynak: 713. Dergah Sohbeti | Allah’a Yönelenden Başkası Zikretmez — Mümin 13

Kur’anla alay edenler ne yaparlar?

Bu dünyadan imansız kur’anla alay edenler. Hani bir arada dedi bakara takara tukara diye birisi. İmansız göçer gider. Siz kur’anla alay edemezsiniz. Siz Hz. Muhammed Mustafa’yla sallallahu aleyhi ve sellemle ve onun sünnet seneyesiyle alay edemezsiniz. Onun hadisleriyle alakalı alay edemezsiniz. Dinin herhangi bir rütnünü yaşayan bir kimseyle alay edemezsiniz.

Kaynak: 713. Dergah Sohbeti | Allah’a Yönelenden Başkası Zikretmez — Mümin 13

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları