1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Bir Müslümanın din kardeşine şaka maksadıyla gavur kafir gibi kelimeler söylemesi kendisine küfre düşürür mü? Evet. Bunlar doğru sözler değil. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Dinden uzak olan insanlarla yaptığım evlilik görüşmelerimde üç defa görüşmenin yetmeyeceği cevabını alıyorum. Böyle durumlarda nasıl davranmamız gerekir? Vallahi bununla alakalı ben bir hadîs okuduydum ama okuduğum yeri bir türlü bulamıyorum şu anda. üç sefer görüşüleceğine dair. Bunu nerede okudum, ne zaman okudum, nasıl okudum? Bunu Ankara’dan bir kardeş bununla alakalı, benden bu hadîs nerede diye sormuştu ama bir türlü bunun yerini bulamıyorum.
Uzun zamandan beri daha doğrusu çok böyle etraflı aramadım normalde. Bu üç defa görüşme ile alakalı o hadisi bulamadığımdan dolayı bu üç sefer görüşülecek sözünü şu anda kendi kendime, kendi sözümü rafa kaldırıyor. Hadisi bulamadım çünkü. Zahiri olarak bulamadımdan dolayı bununla alakalı üç sefer demeyeceğim bundan sonra. Hadîs-i şerifi buluncaya kadar. Ama normalde üç sefer görüşme yetmeyecek bir kimse kendince öyle diyorsa bunun kararını neye göre verecekler? İşin bile bu tarafı var. evlilik görüşmesi ne kadar sürecek? Makul süresi ne kadar olur? görüşüldü, konuşuldu, bir daha görüşüldü, bir daha konuşuldu, bir daha görüşüldü, bir daha konuşuldu, ne kadar konuşacaklar? Sonrası flörte girmeyecek mi?
Adını flört diyorlar ya şimdi. Anne baba buna nasıl hükmedecek? Neye göre hükmedecek? Sıkıntılı bir durum. o zaman bir erkek veya bir kadın nefislerine tatlı geldi, heva heveslerine uydu, görüşüyorlar boyuna. Kızın annesi babası ne düşünecek? Burada sıkıntılı bir durum çıkıyor orta yere. Şimdi bununla alakalı görüşmeyle alakalı, sınırlamayla alakalı âyet-i kerime yok. Hadîs-i şerifi de bulamadım. Daha doğrusu tam teforatlı bir şekilde arayamadım, zamanım olmadı. Ama kendimce düşünüyorum şimdi, kendi kendime eştahat edeceğim. İyi, üç sefer değil, kaç sefer? Beş mi, yedi mi, dokuz mu, on bir mi, on üç mü, on beş mi, üç ay mı, beş ay mı, bir sene mi, iki sene mi? Sıkıntı var. Pek azınız iman etti ayeti.
Şimdi tabii normalde üç sefer yetmedi diyen bayan mı, erkek mi? Bir de dünyayı kurtaracaklar sanki. Görüşecekler. Minnet beş yıl görüşüyor, altı yıl görüşüyor, yedi yıl görüşüyor. Evleniyor, yedi gün sonra boşanıyor. Tabii Mehmet Ali bir şey attı hafta içinde. Dedim bunu derste paylaşayım. Şimdi yeni bir boşanma modeli çıkmış. Erkek dinini değiştirmiş, boşanabilmek için. İslam yazıyor ya, adam gitmiş, mankemeye vermiş, ben Hristiyanım demiş. O zaman daha mı çabuk boşanıyor Mehmet Ali? Yok efendim bayan boşanmayı kabul etmemiş, kabul etsin diye. Hristiyan olmuş, bayan da tabi. Müslüman bir derviye olacak ya, hiç yapmaz ki Mehmet Ali’nin boşanma davası. O da mükaik bir şey yapıyor. Allâh iyiyesin inşâAllah ya.
2. Bölüm
O yüzden bunun bir şeyi yok, bir şey diyemeyeceğim şu anda. Pek azınız iman etti ayeti, dünya üzerindeki sûfî topluluklar için mi söylenmiştir? Yoksa sûfî toplulukların içinde maneviyat olarak daha önde olan rüya gören ve hâl gören sûfîler için mi söylenmiştir? Bunu çok azınız iman etti, mühiminler için söylenmiş bir söz. Gerçekten takvâ sahibi, mühiminler için söylenmiş bir söz. Bunun sûfîler de eğer gerçekten o takvâya ulaşırlarsa, bunda bir sıkıntı yok. Hâl görmek, rüya görmek, takvâya eriştiğinin göstergesi değil. Bakın tekrar söylüyorum, hâl görmek, rüya görmek, bir kimsenin takvâya eriştiğinin göstergesi değildir. rüya görmeyen de hâl görmeyen bir kimsede takvâya erişebilir mi? Evet, nice rüya görenlerden, hâl görenlerden iyi olan derviş kardeşler var.
Sözünde, özünde, ahlakında, edebinde, hizmetinde, çalışmasında, koşturmasında var. O yüzden rüya, hâl, bu tip şeyler, bir veçeden ölçüdür, bir veçeden değildir. Siz üstadınıza özel dua yapıyor muydunuz? Sizin olmadığınız zamanlarda dergâhımızı sergü idare edecek olan ağabeyler kimler? Bizim onlara hürmet ve saygımız ne olmalıdır? Sufilikte hiyerarşi vardır. Hiyerarşisiz bir sûfî topluluğu düşünülemez. O yüzden sufilikteki hiyerarşi, mesela eğer birisine özel bir, sen nakipsin, sen nükabbasın, sen halifesin denilmediyse, bizde yok şu anda. Hiç kimseye denilmedi. O zaman orada normalde ders yaptıranların içerisinde ilk ders yaptıran kim? Çavuş olarak. Bu konuda bizde sıralama herhalde birinci Hüseyin olacak, ikincisi Adnan senin mi yoksa Cafer’in mi?
Cafer? Bilmiyor musun? Hangisi Hüseyin senden sonra? Cafer mi? Yok o ayrı mesele. Ders yaptırma, Cafer mi? O zaman ikincisi Cafer, üçüncüsü Adnan şu anda. Ders yaptıranların içerisinde. Arada dördüncüsü Hacı Mehmet olacak galiba. O bayınlardan normalde. Ondan sonra sıralanıyor. Örnek. Hacı Mehmet’ten sonra Barbaros var herhalde değil mi Barbaros? İstanbul’a gittiğinde başladığıydı. Hacı Mehmet’ten sonra Barbaros var, ders yaptıran. O şey var, İsmail nerede bizim ya? Demirtaş’ta. İsmail var. O senden önce. Değil mi Barbaros? İsmail senden önce. Lan İsmail eskisin sen de. MâşâAllah subhanAllah ya. Evet. Bizde şimdi bunlar çok önemli olmadığından bu tip mevzu öne gelmez. böyle konuşulmaz. Birisi böyle bir şeyi öne atmaz bizde kolay kolay.
Ama normalde hiyerarsik olarak sıralama bu noktada belidir. Üç akşam beş yukarı. Ama mesela İstanbul’daki arkadaşlar. Örneğin Barbaros’a tabi olacaklar. Örneğin Çanakkale. Halit’e tabi olacaklar. İzmit. Nerede? Cemil geldi mi? Cemil. Evet. Cemil hem ada pazarının hem de İzmit’in avisi. Tabi İzmit’te o normalde ders yaptıran nerede hocam? Evet. İzmit’te de ders yaptıran Yusuf Hoca var. Normalde her yerde ders yaptıran bir kardeş var. Mehmet Ali örneğin Yunak’ta ders yaptırıyor. Yunak’a gidiyor. Çevreye gidiyor. Nide, Akşehir, Konya. Başka neresi var Mehmet Ali? Üç yer var değil mi? Kazalar, köyler var oralarda. Mehmet Ali o bölgeye gidiyor komple. Şeyde ne o? Afyon’da gene Mehmet Emin var. Onun sonunda ders yaptıran.
3. Bölüm
İlilçi olarak gideceğim de şimdi şey nerede? Erdoğan gelmedi herhalde Tekirdağ. Tekirdağ’da Erdoğan var. Keşand Abdullah var. Başka? Bizim Bayındır’da Nuri var. Nuri tabi şey olarak ders yaptıranların yok. Senden eski değil o. Senden eski ha? Yok. Ders yaptırmada da eski. İsmail gidiyor mu dediğinde kim yaptırdı orada? Yok. İmam İsmail gittiğinde. Ondan sonra kim yaptırdı orada? Şey Ömer miydi? Yok. Nuri Şeyh Efendi’nin zamanında değil mi o da? O da. Nuri Şeyh Efendi’nin zamanında değil mi o da? Tabi. Yok. Yok değil yaptırmadı. Nuri ders olarak önden. Tabi ilk ders alan da Oktay. Öyle olunca Oktay hepinizin abisi. O ne şimdi kuruluyordur ha İzmir’de? Tamam. Bir nar gülesi eksiktir şimdi. Oktay benim Bayındır’da da benim zakirliğimin başlangıcında ilk ders verdim kimseye.
O yüzden Oktay bütün dergahın abisi. O nereye giderse gitsin herkes hürmet edecek. Ona herkes saygılı bulunacak. Oktay bu noktada bütün her yerin abisi. Free. Cenâb-ı Hak ona da öyle nasip etmiş. Öbür türlü arkadaşlar başlarında hep seninde. Bizde şeydir, bir yerde ders varsa orada bir görevli vardır. Herkes görevliler başlarındaki görevliye tabi olurlar. Onlar da onların derslerini yaptırırlar. Herkesin başında bir görevlisi var. Ama normalde şey olarak dergahın umumu ilgilendiren şeyler olursa bizim istişarelerimiz var zaten. Arkadaşlar, kardeşler, istişare ederekten ne yapılması gerekiyorsa yaparlar inşâAllah. Bu yola başlayalı üç yıl oldu. Dervişlik yolunda ilk üç dört ayın mükemmeldi. zikirden, ibadetten zevk alıyordum.
Virdime hiç ara vermedim. de olsam, yolda da olsam bir şekilde virdiğimi tamamlamaya çalışıyorum. Benim sorum şu, şu anda eski aşk yok bende. Bu normal midir veya ne yapmam gerekiyor? Nefis mücadelemle en iyi nasıl baş edemediğim hakkınızı helal edin. Yola her gün yeni başlamış gibi başlarsanız bunları yaşamazsınız. Ama normalde bu tip şeylerde iniş çıkış yaşanır. Bu iniş çıkışlar yaşandı diye ümitsizliğe düşmemek lazım. Derslerinizi çekeceksiniz. İstikametinizi düzgün tutacaksınız. Dersini çekmek, derse gitmek o kimsenin istikametini düzgün tutar. Ne olursa olsun, mahallende, şehrinde nerede bir ders varsa muhakkak derse gideceksin. İki dersini çekeceksin. Mümkün olursa buraya derse geleceksin.
Mümkünse bir işin ucundan tutacaksın. İnşâAllah istikamet düzgün olur. İnşâAllah istikamet düzgün olur. Eşinin sütünü içen kocanın eşiyle durumu nasıldır? Çocuğuyla süt kardeşi olur mu? Böyle bir soruyla karşılaştık, cevap veremedik. İnsan eşinin sütü neyse ona süt kardeşi olmaz. Hatta çocuk dahi süt kardeşi olması için belli bir yaşa kadar süt kardeşi olur. Mesela iki yaşına kadar. İki yaşından sonra bazı hanefilerin ve şafilerin ayrıştığı yerler var. Ama ortalama iki yaş diyelim. İki yaştan sonraki bir çocuk süt de iste, süt kardeşi olmaz. Başka bir çocuk da süt iste, süt kardeşi olmaz. Peygamber Efendimiz Hazret-i Ali’ye sorar, Allâh’ı seviyor musun? Evet. Resulünü seviyor musun? Evet. Kızım Fatıma’yı seviyor musun?
4. Bölüm
Evet diye cevap verir. Hazreti Peygamber bir kalpte üç sevgiye nasıl barındırıyorsun diye sordular. Görüşlerinizi lütfedermişsiniz? Hiç okumadım böyle bir şey. Hiç okumadım. Ama geldi Bedevi’nin birisi dedi ki içimizden en fazla kimi seversin? Aişe’yi dedi. Onu değil ya Resulallah, erkeklerden bizden kimi seversin dedi, Ebu Bekir’i dedi. O zaman onun kalbinde de üç tane olmuş olmadı mı? Hem Aişe var, hem Hazreti Ebu Bekir var, hem Hazreti Allâh var. Bu soru hadîs kitaplarında yok. Benim okuduğum yerlerde yok en azından. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellemle Cebrail aleyhi ve sellem arasındaki konuşmada vahiyin nasıl getirdiğini sorar. O da sidre-i müntehaya kadar çıktığını söyler, daha çıktığını söyler, daha çıkamadığını söyler.
Peygamber Efendimiz sayâ Cebrail bir daha çikten de oradaki ince zarırı kaldır, oradakinin kim olduğuna bak der ve o kişinin Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem olduğunu görür. Sorum şu, Allâh bilinmezdi, bilinmekliyi istedi. Peygamber Efendimiz’in bilinmekliği arasındaki ölçüyü nasıl anlamalıyız? O Peygamber hürku Allâh. Allâh’ın bilinmekliği ile Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bilinmekliği aynı nokta değil, hakkınızı helal edin. Soru solucu, Allâh bilinmekliliği ile Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bilinmekliliği aynı nokta değil. ve Selam Hazretleri’nin bilinmekliği aynı nokta değil. Hakkınızı helal edin. Sorusu olan varsa sorsun. Bir şey okumayacağım bu gece çünkü.
Dervişler müstahadır beklerken nasıl davranırlar, nasıl bir halde olur? Bu dergahlarda dervişler, müstahadır beklerlerken değişik usuller, kaideler koymuşlar. Bu değişik usuller, kaidelerin içerisinde mesela ilahi okunması da var. İnsanların oturup çay içmeleri, birbirleriyle sohbet etmeleri de var. Ben açık konuşacağım şimdi. Ben mesela ilahi söylenmesine uygun görmüyorum. Ama arkadaşlar söylüyorlar, buna söyleyecek bir laf yok. Ama kardeşler mesela buraya geldiklerinde, çok yüksek sesli olmadan çay içebilirler, birbirleriyle sohbet edebilirler, birbirleriyle tanışırlar, birbirleriyle kaynaşırlar, derse hazırlık yaparlar. Herkes sarını, takkesini, haydaresini, kıyafet değiştirecekse, adaba uygun kıyafet değişimini yapar, beklerler.
Bu normalde arkadaşların, kardeşlerin, dışarıdan gelen, içeriden gelen hepsinin birbirleriyle kaynaşmaları için de uygun. Normalde, birbirleriyle kaynaşmaları için de uygun. Normalde benim bir şeyim vardır, usulüm, ben böyle küldür tek girmem içeri. Ne kadınların sohbetine, ne erkeklerin sohbetine. Benim geldiğim haber verirler, söylenir, geliyor, geldi, şu, bu, neyse. O esnada arkadaşlar kendilerince bir düzen alırlar, derlenip toparlanırlar, mesele biter. Aslında sohbetten sonra da, zikrullahdan sonra da normalde çay fastı var. O çay içerken de arkadaşlar çok sesli olmamak şartıyla kendi aralarında konuşurlar, çay içerler. Böyle çok nahuş, çok böyle yüksek pardeden olmadığı müddetçe sohbet devam eder.
5. Bölüm
Eğer bir soru sorulur, bir sohbet devam ediliyorsa, herkes pür dikkat sohbete kesilir. Sohbeti dinler. Ama sohbet yoksa, çay içiliyorsa herkes oturur, çay içer. Bu noktada dersten önce burada arkadaşların normalde ilahi söylüyorlar, neden söylüyorlar diye söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama arkadaşlar, kardeşler haftada bir bir araya geliyorlar. Dışarıdan gelen arkadaşlar, kardeşler var. Onların birbirleriyle tanışmaları, kaynaşmaları, kardeş hukukunu geliştirmeleri ancak birbirleriyle, sohbetle mümkün olacak. Birbirleriyle tanışacaklar, birbirleriyle sohbet edecekler. Dergatta böyle fazla gruplaşma olması hoş değildir. nasıl İstanbullular bir yerde toplanmış, İzmirliler bir yerde toplanmış, bu uygun değildir.
Ana merkezde. Herkes serbest, hür birbirleriyle sohbet eder, konuşur, tanışır. Birbirlerinden varsa muhabbet edecekleri bir şey muhabbet ederler. Ta ki ne zamana kadar, sohbet başlamasına beş on dakika kalınca kadar geldi, geliyor falan dendiğinde, herkes bir sohbet düzene alır, mesele hallolur. Şimdi sohbet düzene alırken de, normalde zikrullah düzene alırken de, herkes kendince kendi adabını, erkanını, kendi hiyerarşisinin uygun yere oturur. İlahi söyleyecek olanlar, ilahi söylenecek yere. ders yaptıracak olan, ders yaptıran Çavuş kardeşler orlara. ne bileyim, sesi, nefesi, temposu düzgün olanlar birinci alakaya, ondan sonra ikinci alakaya, ondan sonra üç, dört, öyle otururlar. Böylece sohbet düzeni alınmış olur.
Sohbet bittikten sonra hemen soru sormak için ve bir şey anlatmak için gidilmez. Sebeb, herkes dinlenecek, bir nefeslenecek, bir ne bileyim terini silecek, çayını içecek, ondan sonra delilirse ki soracak olan soru var mı, anlatacak olan bir şey var mı, özel bir şey soran var mı, o zaman insanlar gelirler, ne bileyim soracaklarını sorarlar, özel bir şeyleri varsa danışırlar. Öbür türlü herkes çayını içer, sohbetini eder, ne bileyim, durumuna, vaziyetine kendince devam eder. Bunun böyle olması uygun kardeşlerin birbirleriyle kardeşlik hukukunun dizayn edilmesi için. Yoksa normal ya bir kardeş var ama İzmir’den geliyor ama ya tanışmadık hiç ya. E tanışaydın, e nerede tanışacaksın? Girdin burada, ilahi var, yok ya da sohbet var ya da bir şey var, tanışması mümkün değil.
O yüzden kardeşler bu tip şeylere dikkat edecekler. Tam bu sohbet esnasında o kimsenin özel hayatı, özel durumu, özel konumu sorulmaz, araştırılmaz. Allâh için birbirimizi sever, Allâh için birbirimize sohbet ederiz. Evet. Diyinimizden Hacis-i Şerifler de ilgileniyor. Mikrofon verin, soru anlaşılmazsa cevap da anlaşılmaz. Mikrofon çalışmıyor mu? Çalışmıyor, konuşmuyor. Halit Hoca sever hem mikrofona konuşmayı. Diyinimizde Azret-i Peygamber efendimiz üzerinde bir şüphe yaratma, hadîs-i şeriflerinin üzerinde oldu mu, olmadı mı, doğru mu, yanlış mı gibi insanların üzerinde şüphe yarataraktan Hazret-i Peygamber müessesesini sorgulatmak, doğruluğunu ve yanlışlığını tartışılır hale getirilmek üzere çok küresel anlamda bir müesseses.
6. Bölüm
Tabii bu kısmen Arap coğrafyasının bir kısmında, İslam coğrafyasının bir kısmında başarılmış durumda. Türkiye’deki bu meyalist akımlarla beraber bu akımcılar meyalizm olsun, bize Kur’ân yeterciler olsun. Bu hatta Amr bin As mızrağının ucuna Kur’ân’ı Kerim’e asmasıyla da ilgili sizin verdiğiniz örnekler var. Tarih boyu Müslümanların yaşadığı en büyük problemlerden biri. Bize Kur’ân yeter. Hazret-i Peygamber müessesesini ise vaktin koşul ve şartlarına göre uygunluk derecesine göre alır kullanır, uygun değilse kullanmayız diye bir düşünce tarzı oluşturdum. Peygamber efendimizin üzerinde şüphe yaratma, üzerinde şüphe yaratılıyor. Ben bunun kasıtlı olarak yapıldığını ve yaratıldığını düşünenim. Fakat burada bir tenakuz var.
Bir kimse Peygamber müessesesine şüpheli baksa, bize Kur’ân yeter dese, Kur’ân-ı Kerim’in indirilmiş hükümleri de Allâh katından belgeli olarak, vesikalı olarak veya kesin delilli ve kanıtlı olarak indirilmedi. Malum. Hazret-i Peygamber efendimiz dedi ki şu âyet indi. Biz de dedik ki evet, o ayeti İslam olarak kabul ediyoruz. Kur’ân-ı Kerim olarak kabul ediyoruz. O zaman Kur’ân’ın esası da Hazret-i Peygamber efendimize dayanmıyor mu? sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine. bir kimsenin Peygamber müessesesini sorgulayıp da, üstünde şüpheye düşüp de bize Kur’ân yeter demesi, aslında bir süre sonra Kur’ân-ı Kerim’in doğru hükümlerinin de tartışmaya açılacağı, Hazret-i Peygamberin hadisi şeriflerde yanlış bir şey yapmışsa, burada da ayetin nakillerinde veya asıllarında yanlış bir şey yapmış olabilir düşüncesi, günümüzün veya bundan sonraki bu akımın bundan sonraki adımı olabilir mi?
Bu konuda nasıl düşünebiliriz? Bu soruya bırakmadılar bunu. Şimdi bunu konuşuyorlar. Ümmet-i Muhammed hadisi şerifleri ritmik olarak çok sert cevap vermeyince, Ümmet-i Muhammed’in hadisi şeriflerinin inkarına ritmik bir şekilde çok sert cevap vermesi lazımdı. Topyökün bir cevap vermesi lazımdı. Ama Ümmet-i Muhammed buna topyökün, ritmik çok sert bir cevap vermeyince cesaret alırlar. Cesaret alıraktan mesela şimdi bunlar böyle alay ve arayışensice konuşulan şeyler. bazı ayetleri keçinin yediğini. 19’a göre şeyin, ne o? Bizim okuduğumuz laqad cahi, ondan sonra komple 19’a göre bu son iki âyet, fazlalık deyip onu edip yüksel edepsizliği, onu söylüyor zaten ve normalde bazı ayetlerin ortadan kaldırıldığını, bazı ayetlerin yok edildiğini, bazı ayetlerin yok edildiğini, hatta bazı ayetlerin sonradan ilave edildiğini dair, bu tip şimdi tartışmalar ve sözler var.
Bu şundan kaynaklanıyor. Direkt. Ümmet-i Muhammed yenildi. Siyasi olarak, ekonomik olarak, kültürel olarak, askeri olarak, Osmanlı’yla beraber Ümmet-i Muhammed yenildi. Bu yenilginin altında Ümmet-i Muhammed’in bir şeye ritmik cevap verebilme yeteneği kalmadı. Bu eziklikle ve Ümmet-i Muhammed yenilince, Ümmet-i Muhammed’in yeteneği kalmadı. Ümmet-i Muhammed yenilince, Ümmet-i Muhammed’in başına, devletsel olarak hep kendi dönmelerini, kendi yetiştirmelerini, kendi devşirmelerini oturtturdular. Mesela bugün haberlerde izlemişsindir, ABD Dışişleri Bakanı, Prens Selman’a ne demiş? Seni kral yapmayız demiş. Seni kral yapmayız. Bu ne demek? Siz o koltukta oturuyorsanız, bizim sayemizde oturuyorsunuz demek.
7. Bölüm
Zaten bunu açıktan, o Trump denilen çılgındı bunu açıktan söylüyor zaten. Böyle olunca ve hatta bütün İslam ülkelerinin durumu hali meydanda. İçlerinde diyebiliriz ki, en dik duran biziz, biz de rahibi paldır küldür verdik. en dik duran biziz, biz de rahibi sorgusuz, sualsiz, verdik hadi git Trump’la öpüş dedik. Gitti öpüştü adam. Şimdi Ümmet-i Muhammed’in hadîs inkarcılarına, hadîs inkarcılarına ritmik bir şekilde cevap veremedi. Topyökün. Ve Ümmet-i Muhammed, topyökün, dinin hukukundan ayrıldığı gibi, dinin ibadetinden ve ahlakından da ayrıldı. Bakın, 100 yıldır Ümmet-i Muhammed, dinin hukukundan ayrıldığı gibi, dinin ibadetinden ve ahlakından da ayrıldı. Şimdi din olarak orta yerde, bir tek insanların ben Müslümanım, ben iman ettim demeleriyle insanların ben Müslümanım, ben iman ettim demeleri kaldı.
Böyle olunca mesela Ümmet-i Muhammed bu tip tartışmalara, bir kısım ayetlerin keçinin yediğini, bir kısım ayetlerin sonradan ilave edildiğini, bir kısım ayetlerin değiştirildiğini, bir kısım ayetlerin 19’un katsayısına uymadığından fazla olduğunu, çıkarılması gerektiğine dahil, bu tartışmalara ritmik bir şekilde sert cevap veremiyor. Şimdi Ümmet-i Muhammed hukukundan ayrıldığı gibi, ibadetinden ve ahlakından da ayrıldığı dememin sebebi şu, ibadetinden ve ahlakından ayrıldığı, ibadetinden ve ahlakından ayrılanlar için kapı aralandı. onlar zaten ibadet etmiyorlar, kendince şöyle diyor, zaten bazı âyetler sıkıntılıymış. Zaten ibadet de etmiyorlar ya, zaten hadisler de sıkıntılı. Bakın bu normade hadislerle alakalı sıkıntıları çıkaran kimseler, ibadetten uzak duranlar.
Bu Kur’ân ve sünnetle alakalı inkara giden insanlar, İslam’ın hukukunu zaten yaşamaları mümkün değil, dünya üzerinde böyle bir yer yok. Ama kendi nefislerinde de yaşamayan, kendi nefislerinde ibadet etmeyen, kendi nefislerinde de İslam’ın ahlakını benimsemeyen kimseler. Bunların nefislerine daha hoş geliyor. namaz ne demek namaz? Namaz salat demek, bu ne demek? Bu böyle aerobik, öyle demiyorlar mı bize? Ne o, siz jimnastik mi yapıyorsunuz namaz kılmak? Ya namaz kılmak ne? Özünde namazı kılmak lazım. Ya özündeki namaz ne? O senin kalbinde. Sen onu içinde ara. Ulan sen dışını bulamamışsın daha, içini nereden bulacaksın? Şimdi normalde birisi de ona böyle bir cevap vermiyor ki, aha ne özlü konuştu, tabii içinde ara.
Ulan sen daha dışını bulmamışsın, içini nereden bulacaksın? Senin ağzın leş kokuyor. Burnun leş kokuyor, oran buran leş kokuyor senin. Senin dışını bulmamışsın daha, içini nereden bulacaksın? Sen ne işin var? Sen dışını İslâm etmemişsin, içini nereden edeceksin? Sen önce bir dışını İslâm et bakalım bir. Sonra içini etmek için uğraş, çaba sarf et. Dışı İslâm etmek kolay, içi etmek en zor. Adam daha dışını etmeden, içini İslâm etmiş adam. Biz de bilmiyoruz ya dinin hukukunu, hükmünü, kaidesini, geldisini, gittisini. Biz de diyoruz, aa ya tabii ya adam, içi önemli. Bir de Âyet-i Kerime’yi de patlattım, Allâh sizin suretinize değil, siretinize, içinize bakar. Tamam bitti işimiz. Ee sen dışın şişane, altın tophane, için çirişhane ne olursa olsun, önemli değil adamın içi.
8. Bölüm
İçinde Allâh bildiğine göre, ya beni ilgilendirmiyor senin için. Beni ilgilendiren senin dışın. Senin dışın beni ilgilendiriyor. E ben sana o zaman yumruğu koyayım gözünün üzerine, ben sana merhamet ettim, iç olarak öyle düşündüm. Sana merhameten vurdum diyeyim. Sen buna inanacak mısın? Hayır. Neden? Yediğin yumruk sanatı acı gelecek. E yok, adamın dışı Müslüman değil, dışı İslam değil ama adam içini Müslüman etmiş. Kendince öyle söylüyor. Ya içini Müslüman etsem bu senin dışına yansır, yansımamış dışına senin bir şey. Ama öyle değil, öyle olunca bu tartışmaları koparan, bunları böyle söyleyen ibadetsiz Müslümanlara, ahlaksız Müslümanlara hoş geliyor. Böyle de söylenince ağır konuştun sen. Ya İslam’ın ahlakına uymuyorsan ahlaksızsın.
Başka ne diyeceğiz sana? Ahlaklı mısın diyeceğiz. İslam’ın belli bir ahlak ölçüleri var. Günah kebaileri var. Sen bu günahı kebaileri göz göre göre yapıyorsan uymadın, ahlaksızsın. E böyle de denmiyor. Böyle de konuşunca sert konuştu oluyor. Sinirlendi mi, şekeri mi yükseldi? Başlıyor millet. Ama o âyet ve hadîs inkarcılarına karşı ümmeti Muhammed net, ortak bir dil kullanıp onlara karşı gelmiyor. Televizyonlar onlara çalışıyor. Gazeteler onlara çalışıyor. Radyolar onlara çalışıyor. Siyasetçiler onlara çalışıyor. Bürokratlar onlara çalışıyor. Sakallı bir kimse siyasetçilere ters geliyor. Böyle İslami görüntülü bir kimse siyasetçilere ters geliyor. Siyasetçiler onlarla beraber görülmek istemiyorlar.
İstemiyorlar. Oyu onlardan alıyorlar. Oyu istedikleri kimseler Hacı abiler, Hacı ablalar, Sûfî abiler, bir cemaate, bir tarikata, bir yere giden kimseler. Öyle. Vatan millet deyince en öne orta yere gidecek olan onlar ulüfe dağıtılacağı zaman onlar unutuluyor. Onlara bakan yok. hadîs-i inkarcılar bangır bangır televizyonlarda bir şey söyleyen yok. Bir şey söyleyen yok. E şimdi siyaset, bürokrat bunlar devletin içerisinde önemli organlar. E siyasetçiler bir şey demezse, bürokratlar bir şey demezse biz zavallı fukara halka ne düşüyor ki? Biz burada kendi kendimize mücadele edeceğiz diye uğraşıyoruz. Ne olacak? diyoruz ki toplayın komple hadisleri inkar eden, hadisleri alay edenlerin sohbetlerini, videolarını gönderin diyoruz şeye.
Ne o? Bizim Salim’e. Salim’e sordum ne kadar? Çok az. Nerede Salim? Ne kadar toplandı? On dört tane. On dört tane toplanmış. E biz de çalışıyoruz ya hesapta. Bizim halimiz de bu. Bizim halimiz de bu. Twitter’da dolaşmayı, Facebook’larda dolaşmayı seviyoruz. Biz seviyoruz ama böyle bir hadîs inkarcılarını yakalayalım. Bunların sohbetlerini tespit edelim. Bunları tespit ederekten gönderelim. Bu konuda bir çalışma yapılacak. Bu çalışmada bizim de bir tuzumuz olsun. Bu çalışmada bizim de bir payımız olsun. Bu önemli bir şey. Buna biz de bakmıyoruz. Buna biz de bakmıyoruz. Biz de hamasi nutuklar atıyoruz. Yapmamız gerekeni yapmıyoruz. Ümmeti Muhammed yapması gerekeni yapmıyor. Kardeşim ben hadislere iman ettim ya.
9. Bölüm
Bununla neden alay ediyorsun sen? Bunu neden küçük görüyorsun? Bunu neden küçük görüyorsun? Sen benim dini inancımı küçük göremezsin. Suç Türkiye’de bu. Biz bir Hristiyan’ın dini inancıyla alay edebilir miyiz? Edemiyoruz. Suç. Biz bir Yahudi’nin normalde dini inancıyla alay edebiliyor muyuz? Edemiyoruz. Suç. Atatürk’ü peygamber olarak görenler var bu ülkede. Biz onların bu dini inançlarını suçlu suç olarak görebiliyor muyuz? Göremiyoruz. Türkiye’de Atatürkçülük dini var diye buna inanan insanlar var. Biz onlara kalkıp da hayır siz suç istiyorsunuz. Diyor muyuz? Hayır. Şiir yazmış adam. Araplar Kabe sizin olsun. Bize anıt kabir yeter diye. Normalde böyle bir şey oluşmuş. Biz buna şimdi kalkıp da hay sen neden bu dine müntesipsin diyebiliyor muyuz?
Diyemiyoruz. Ama ülkede belli bir kesim var ki normalde hadislerin inkar ettikleri yetmiyormuş gibi alay ediyorlar, dalga geçiyorlar. Ve hadisleri savunan kimselere hakaret ediyorlar. Onlarla alay ediyorlar. Biz bunlara karşı biz de uğurduğum duymazız. bizim şey nerede Demirtaşlı çocuk o şey şikayet dilekçesi yazmış mesela. Dilekçe aslında tam şey değil. Belki de ondan bir şey çıkmayacak ama baya kalktı ortalık. belki de ondan bir şey çıkmayacak ama ayağa kalktı ortalık ben Twitter’da yayınlayınca ayağa kalktı ortalık. Korktular bir anda. Bir anda ne yapacaklarını şaşırdılar. Türkiye’de ilk defa böyle bir şey oldu çünkü. Nasıl cevap vereceklerini kestiremediler. Bakın bu meseleyi güzel bir şekilde bütün herkes bunları inceleyip göndersin.
Bunun planı programı hazır. Muhteşem bir plan programı var. Bunu uygulayacağız. Ve insanlar hadîs inkar ederler ki yüz sefer düşünecekler. Bin sefer akletmeye kalkacaklar. Televizyonda basında orada burada hadîs inkar edemeyecekler. Benim nazarımda 100 yılın hizmeti olacak bu. 100 yılın hizmeti. Bu konu önemli. Bu konu çok önemli hem. Bu konu o kadar önemli ki. Bu mesele Türkiye’nin gündemini değiştirecek. Bakın Türkiye’nin gündemini değiştirecek. Bunlar aviyane tabirle köpeksiz köy buldular, değneksiz dolaşıyorlar. Adam Türkiye televizyonlarında hadislerle alay ediyor ya bu ülkeden hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Hiç kimsenin. Ne ilahiyatçıların sesi çıkıyor, ne diyanetçilerin sesi çıkıyor, ne siyasetçilerin sesi çıkıyor.
Hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Bir yerlerden mi korkutuyorlar bunları? Bir yerlerden tehdit mi diyorlar? Bunlar bir şeyler mi gör, bir şeyler söylemekten gözdağı mı veriyorlar? bu kadar böyle bir şeyin olması mümkün değil. bir kimse edilmesini istemem. Hiçbir siyasi liderin hakarete uğramasını, herhangi bir kimsenin hakarete uğramasını istemem. Ama herhangi bir yerde bir kimse ama cumhurbaşkanına ama herhangi bir parti başkanına hakaret etse savcılar kendiliklerinden harekete geçiyorlar. Anında. Sonuçturma açıyorlar. Sonuçturma açıyorlar. Ama adam Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyor, hadisleriyle alay ediyor. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine haşa, pedofilli diyecek kadar hakaret ediyor.
10. Bölüm
Ya kimse seslenmiyor. Kimse seslenmiyor. Hiç kimsenin hiçbir itirazı yok. Hiçbir itirazı yok hiç kimsenin. Biz şimdi kendi kendimize diyoruz vay muhafaza kar parti var ya iktidarda. Allâh Allâh. Nerede ya? Nerede kardeşim? Hadîs inkarcıları meydanda, mezheb inkarcıları meydanda, sûfî inkarcıları meydanda, tarikat inkarcıları meydanda, meydanda onlar var. Cemaat inkarcıları meydanda herkesin dilinde bir laf var yeni fetöler olmasın ulan sizsiniz yeni fetö. Sizsiniz. Biz nereden fete olacakmışız? Biz devlet adam mı katacağız diye uğraşıyoruz? Kim devlet adam katmaya çalışıyorsa şimdi o feteci. Kim haksız yere kim hukuksuz hukuksuz bir şekilde kim adam kayırarak devlete yerleşiyorsa o feteci şimdi.
On kişi tablanmış Allâh’ı zikrediyor bunlar yeni feteci. Ulan belediyeleri ben mi yiyip içiyorum şimdi feteci olacağım? İhaleleri ben mi yiyip içiyorum? Ben mi ortadan para kaldırıyorum? Ulan buna çamur atacaklar. Hadisleri savundun mu yeni feteci bunlar. Mehsepleri savundun mu yeni feteci bunlar. Ortalıkta haksızlık var, hukuksuzluk var, adaletsizlik var deyince yeni feteci bunlar. Dil bu. Allâh Allâh. Meydandayız kardeşim. Aslımız belli, özümüz belli, geldiğimiz yer belli, gittiğimiz yer belli. Meydan hadîs inkarcıları, Kur’ân inkarcıları, mezhep inkarcılarına kaldı. Onlara kaldı, herkes de seyrediyor. Hiç kimse bir şey diyemiyor. Ortalık Allahsızların oldu, kitapsızların oldu, dönmelerin oldu.
Evet. Allahsız, kitapsız, ahlaksız, dönme, devşirme ne varsa ortalık onlara kaldı. Onlara kaldı, başka hiçbir şey değil. Milletin elinde on parmağında on yağlı kara, kime yağlı karayı bulaştıracağız diye akşamdan düşünüp sabahleyin yağlı karayı bulaştırıyorlar. Deccâl gece ne söylüyorsa onlara sabahleyin yerine getiriyorlar. Memleketin hali bu. Kırk bin kişi var cezaevlerinde uyuşturucudan yatan, kırk bin kişi. Cezaevlerinde kırk bin kişi uyuşturucudan yatıyor Türkiye’de. Kırk bin kişi. Dikkat edin. Cezaevlerinde bil fil yatan kırk bin kişi uyuşturucudan ülkenin geldiği hal bu. Biz hadîs inkar edeceğiz diye uğraşıyoruz. Biz âyet inkar edeceğiz diye uğraşıyoruz. Biz mezhep inkar edeceğiz diye uğraşıyoruz.
Biz millet beş kişi on kişi yirmi kişi toplanmış orada Allâh sohbeti yapıyor biz onlarla uğraşacağız diye uğraşıyoruz. Fuhuşa yardım ve yataklık yapan yirmi bin kişi var cezaevlerinde. Yirmi bin kişi fuhuşa yardım ve yataklıktan fuhuş yapmaktan değil. Fuhuşa yardım ve yataklık ne demek biliyor musunuz? Adam kendi evini fuhuşa açmış. Çok abiyane tabirle evini umumhane yapmış bilmem ne hane yapmış. Yirmi bin kişi var. Ya bu evler nefeste çalışmıyor kadınla çalışıyor, adamla çalışıyor. Yirmi bin kişi yirmi bin tane ev sahibini sen tutup içeri attıysan her evde on kişi olmuş olsa ne yaptı? İki yüz bin kişi Türkiye’de iki yüz bin kadın var fahişelik yapan. İki yüz bin kadın fahişe Türkiye’de. Sen otuz bin kişi cezaevini attıysan onunla çarp onu.
11. Bölüm
Üç yüz bin kişi uyuşturucu kullanıyor ülkede. İki yüz bin kişi fuhuşla iştigal ediyor. İki yüz bin kişi fuhuşla iştigal ediyor. On binin üzerine onla on iki bini var. On binin üzerine onla on iki binin üzerine on üç binin üzerine ağır ceza mahkumu katil ağır yaralama bunlar var. Bunların yanında bunlar melaike kalır. Bir kız mı? E terör var. Dikkat edin. Yirmi beş bin kişi hırsızlıktan yatıyor. Yirmi beş bin kişi hırsızlıktan yatıyor. Yakalanan yirmi beş bin kişi. Yakalanmayanlarla beraber yüz bin kişi de. Gitti bir milyon insan. Faal halde. Ne yaptı? Binde kaç yaptı doktor? Bir milyon böyle bir kimse olmuş olsa kirli işlerle. Seksende kaç etti? Seksen milyonda bir milyon. Yüzde bir nokta yirmi beş.
Evet. Biz hadîs inkar edeceğiz. Biz ahlak inkar edeceğiz. Biz hadislere inkar edersek ahlak tamamen ortadan kalkacak zaten. Zaten kalkıyor. Tamamiyetle de kalkacak. Komple kalkacak. E ayetlerin üzerinde de bizim şüphelerimiz olunca olacağız biz. Ne Hristiyan ne Yahudi ne de Müslüman. İstedikleri de bu. O yüzden hadîs inkarcılarına ritmik olarak ümmet-i Muhammed ve ülkemiz cevap vermediğinden veremediğinden dolayı şimdi ayetleri inkar ediyorlar. Ayetleri inkar ediyorlar. Hoca tehlike var diye parmak bastı. Ben tehlike değil zaten yaşanıyor şu anda. Bildiğiniz ayetleri inkar ediyorlar. o beklemediler yani. Nasıl olsa ümmetten ses çıkmıyor. Hızla biz bu işi halledelim dediler. Şimdi ayetleri de inkar ediyorlar.
Yok hayır direkt inkar ediyorlar. o Hz. Peygamber Efendimiz naklederken yanlış nakletti. Şöyle oldu. Onlar buluyorlar yolunu. Bir şekilde onu. Onlar yolunu buluyorlar. Bir de bunların yolunu bulacağı zaman hadîs inkarcıları, hadisi inkar ettikleri yetmiyormuş gibi hadîs inkarcıları burada hiç aslı astarı olmayan hadislere mesela Buhari’de yok, Müslüm’de yok, Tirmizi’de yok, İbn-i Maca’da yok, Ebu Davud’da yok, İmam-ı Hanbel’de yok. ne bileyim Ebu Nuaym’da yok, şunda yok, bunda yok ama o dıdımın dıdığı otuz kusur tane hadîs kitabının dışında bir hadîs buluyor o. Bir kitap buluyor. Diyor ki buradaki burada diyor böyle söylüyor diyor. Bir de işin böyle edepsizliği var. Seni alemlere rahmet olarak gönderdik âyet-i kerimesini almış mesela Bayraktar Bayraklı kendince bir yorumlamış aslında böyle yanlış anlaşılmıştır bu âyet-i kerime. biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik burada bu anlam yanlıştır. alemlere rahmet olan farklı bir şekilde kendince bir yorum katmış.
Demiş ki bu da böyledir. Adam artık direkt olarak Peygamber efendimizin müessesi su üzerinde tartışma başlatıp artık demek ki hadîs-i şerifleri geçmişler. Geçtiler. Geçmişler şuna geldiler. Hadîs-i şerifleri söyleyen Hazreti Peygamber ise o da şüpheli şeyler söylediyse yanlış şeyler söylese demek Kur’ân’ı da kendi kafasına göre yazdı veya Kur’ân’ı naklederken kendisine göre nakletti. O zaman âyet-i kerimeler de elden geçirilmelidir. Tüm insanlık açısından doğru olanlar doğru olarak sabitlenmeli bir reallenmelidir diye bir düşünce çıkıyor ortaya. Ama biz gönlümüz yine Allâh-u Teala Kur’ân-ı Kerim’i sabit olarak koruduğundan ve koruyacağından hamdolsun. Gönlümüz mutmayın ama toplumumuz için çok büyük bir sıkıntı var.
Büyük bir sıkıntı. Büyük bir sıkıntı var. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak korusun inşâAllah. Âmîn. Ümmeti Muhammed’e inşâAllah ferahsat ihsan eylesin. Âmîn. Doğruyu görmeyi nasip eylesin. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, İhsân, Kalb, Şeyh, Muhabbet, Aşk, Kâbe. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı