Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Kur’ân ve Sünnet — Sayfa 8

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Kur’ân ve Sünnet(1037) — Sayfa 8/14

715. Dergah Sohbeti | Kur’an Zikirdir — Müddessir Suresi 54-56 nedir?

Yapılan sohbet, Kur’an’ın zikir niteliğine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Müddessir Suresi 54-56. ayetlerinde Kur’an’ın zikir olarak geçtiğini ve bu zikrin öğüt, nasihat, ibadet, kısas, hukuk gibi her şeyi içine alması gerektiğini vurgular. Sohbet, Kur’an’ın zikir olarak kabul edilmesinin önemini, zikirin kalbin temizlenmesine, nefsin temizlenmesine ve cihat gibi konulara da dahil olduğunu ifade eder. Ayrıca, Kur’an’ın ayetlerinin kaldırılması gibi bir eylemin yanlış olduğuna dikkat çekilir.

Kaynak: 715. Dergah Sohbeti | Kur’an Zikirdir — Müddessir Suresi 54-56

Bunlar yasaklı ayet-i kerimeler midir?

Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Onlar hidayete ermişlerdir. Bu ayet-i kerimeyi sen öğrenmeyeceksin. Bunlar yasaklı ayet-i kerimelerdir.

Kaynak: Sizden ücret dileniyorsa birileri din adına, onlar hidayete ermiş kimseler değil

O zaman dünya ve içindekiler melun mudur?

Tirmizi ve İbn Mace’de geçen bir hadis-i şerif. O zaman dünya ve içindekiler melundur. Dünya ve içindekiler Allah ve Allah yoluna hizmet ediyorsa dünya ve içindekiler helal dairede eş ve çocuklarına hizmet ediyorsa, dünya ve içindekiler Kur’an ve sünnete hizmet ediyorsa bunda bir beyiş yoktur.

Kaynak: Hayırlı insan, ne dünya için ahireti ne de ahiret için dünyayı terk eder; kimsey

Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder ve o kimse gittiği yere bereket getirir.

Hazreti Peygamber buyurdu: ‘Sizin en hayırlınız etrafa en fazla faydası dokunanızdır.’ Bu hadisi kendine ölçü edinen kimse nereye giderse gitsin bir rahmet bulutuna dönüşür.

Kaynak: Devlet başkanı hem devletine hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır

Gerçek dindar kimse Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışıp bu değerleri hem yaşayan hem de yaşatmak için mücadele veren midir?

Gerçek dindar kimse Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışıp bu değerleri hem yaşayan hem de yaşatmak için mücadele verendir. Bu mücadele koltuğun konforunda değil, her an, her yerde ve her şartta verilmesi gereken bir mücadeledir.

Kaynak: Dindar kimse Kur’an ve sünnete sımsıkıp yapışıp Kur’an ve sünneti yaşama,yaşatma

Kur’an ve sünnet ekseninden uzaklaşmanın bedeli ne olmuştur?

Kur’an ve sünnet ekseninden uzaklaşmanın bedelini bu millet geçmişte ağır ödedi; aynı hatayı tekrar etmemek için manevi ve milli duyarlılığı yeniden inşa etmek şarttır.

Kaynak: Bosna’da, Irak’ta, Suriye’de yaşananlar Türkiye’de yaşanmayacak mı zannediyorsun

Peygamberi takip edenler insanları kendi yolarına değil Hakkında Allah ve Resulünün yoluna davet eden kimse seni kendisine çekmez; seni Kur’an ve sünn müdür?

Hz. Peygamberi takip edenler insanları kendi yolarına değil Hakkında Allah ve Resulünün yoluna davet eden kimse seni kendisine çekmez; seni Kur’an ve sünnete yönlendirir. ‘Benim peşimden gel’ demez, ‘Kur’an ve sünnete uy’ der. Zikrullah’a, güzel ahlâka ve Allah’ın rızasına davet eder.

Kaynak: Hz. Peygamberi takip edenler insanları kendi yolarına değil Kur’an ve sünnete da

Gerçek yolu arayanlar Kur’an’a, sünnete ve müçtehid imamların içtihadına tabi bir yol bulacaklar mıdır?

Gerçek yolu arayanlar Kur’an’a, sünnete ve müçtehid imamların içtihadına tabi bir yol bulacaklardır. Dilencilerin, heva ve hevesini ilah edinenlerin, para biriktirme derdinde olanların peşinden gitmeyecekler; her ay sabit miktar para isteyen sahte rehberlere kapılanmayacaklardır.

Kaynak: Kendilerine yol arayanlar Kur’an’a, sünnete ve imamların içtihadına tabi bir yol

Bunların kendilerine bile hayrı yokken başkalarına nasıl hayır dokunabilir ki?

Heva ve hevesini ilah edinmiş, nefsine uymaktan başka bir kaygı taşımayan sahte önderler, Kur’an ve sünnetin yolundan uzaklaşmışlardır. Nuru olmayan bir kimse, onunla görüşüp konuşanları nasıl nurlandırabilir?

Kaynak: Heva hevesini ilah edinmiş yalancı,sahte önderlerin kendilerine hayrı yok ki baş

Süslü sözler, şöhret ve görünüş aldatıcıdır; esas olan kişinin Allah’ın kitabına olan bağlılığı mıdır?

Müslümanın düsturu açıktır: Yalnızca Kur’an ve sünnete bağlı kalan, insanları Allah ve Resulünün yoluna davet eden gerçek rehberleri tanımak ve onlara tabi olmak gerekir. Süslü sözler, şöhret ve görünüş aldatıcıdır; esas olan kişinin Allah’ın kitabına olan bağlılığıdır.

Kaynak: Heva hevesini ilah edinmiş yalancı,sahte önderlerin kendilerine hayrı yok ki baş

Dilenici tarikatlara destek olmak doğru mu?

Dilenici tarikatlara, rüşvetçi siyasetçilere veya hırsız davranışlara destek olmayın; çünkü bunları destekleyenler de onlardan olur ve sorumlu tutulursunuz.

Kaynak: Senin doğrun benim doğrum yok, doğru Kur’an ve sünnet

Dileneci bir zikir rehberi olmak isteniyor mu?

Eğer başınızdaki zikir rehberi dileniyorsa, bana haber verin. Ben dileneci bir zikir rehberi görmek istemiyorum.

Kaynak: Senin doğrun benim doğrum yok, doğru Kur’an ve sünnet

Nefse hoş gelen yerlerde insanlar kalabalıklaşır mı?

Nefse hoş gelen yerlerde insanlar kalabalıklaşır. Ancak Kur’an, sün,net ve imamların içtihadından bahsedildiğinde orada sessizlik hüküm sürer. Evde baba Kur’an ve sünnet söylese çocukların canı sıkılır, anne söylese eşi memnun olmaz, ailede birisi bunu savunsa sülalede dışarı atılmış sayılır. Nefse açık olan yollar çok kolaydır; şeytan ve nefsaniyete kapı araladığında kimse ne yapıyorsun diye sorgulamaz.

Kaynak: Dünyaya kananların kapısı kalabalık, Kur’an ve sünnete yapışanların kapısı sessi

Kim Kur’an’a, kim sünnet-i seniyyeye, kim imamların içtihadına, kim ilk sufilerin yoluna uymuyorsa, o kişi sapıktır, sapkındır.

Allah korusun, o kimse konumuna göre kafir, münafık ya da mürted olabilir. Rabbim hepimizi bu durumlardan koruyasıcı.

Kaynak: Kur’an’a, sünnet i seniyyeye, imamların ictihadına uymayan kimse sapıktır, sapkı

Allah’ı yeterince zikretmeyen, kalp ve gözü açılmaz; Allah da onun kalbine ilham vermez midir?

Oysa Kur’an’da açıkça emredilmiştir: sabah akşam Allah’ı çokça zikret, ayaktayken otururken Allah’ı çokça zikret, namazdan hemen sonra Allah’ı zikredin. Allah’ı yeterince zikretmeyen, kalp ve gözü açılmaz; Allah da onun kalbine ilham vermez. Böyle bir kalp karanlıkta kalır ve insanın ömrü bitene kadar hakikati göremez.

Kaynak: O şeyh sahte icazetlidir manevi rehber değildir bir gün foyası çıksada dervişin

Sahte rehber, dervişlerini Allah’ı çokça zikretmeye teşvik etmez ve yönlendirmez midir?

Sahte rehber, dervişlerini Allah’ı çokça zikretmeye teşvik etmez ve yönlendirmez. Oysa Kur’an’da açıkça emredilmiştir: sabah akşam Allah’ı çokça zikret, ayaktayken otururken Allah’ı çokça zikret, namazdan hemen sonra Allah’ı zikredin. Allah’ı yeterince zikretmeyen, kalp ve gözü açılmaz; Allah da onun kalbine ilham vermez. Böyle bir kalp karanlıkta kalır ve insanın ömrü bitene kadar hakikati göremez.

Kaynak: O şeyh sahte icazetlidir manevi rehber değildir bir gün foyası çıksada dervişin

Babamın meşhur dini kitaplarıydı mı?

Allah rahmet eylesin. Biz o kitapları da gördük. Okumasak da gördük. babamın meşhur dini kitaplarıydı. Ben bugünkü sohbeti de biraz böyle Ehlibeyt sevgisine ayırdım.

Kaynak: Ehli sünnet tarafından çok cesaretle konuşulmayan konulardan birisi ehli beyt se

Gelecek kaygısı Müslümanları nasıl etkiler?

Sufi geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer. geçmiş onu Kur’an ve sünnete tabi olmaktan, Allah’ı sevmekten alıkoyar ne de gelecek korkusu, kaygısı onu Kur’an ve sünnete tabi olmaktan, Allah’ı sevmekten alıkor. Burada genelde Müslümanları yıkan gelecek kaygısıdır. Yani geçmişle alakalı da insanlar kendi kendilerine psikolojik olarak sararlar.

Kaynak: Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygı

Narsizm nasıl devam eder?

Bende yok değil. Hatta ben haklılığımı Kur’an’a, sünnete, imamların içtihadına hele birisi karşımda haklıyım desin. Ben böyle felsefesini çıkarırım o işin.

Kaynak: Hak ve hakikat noktasında direnmek cihaddır ama heva hevesinde inat eden cehenne

Allah’ın kalpleri ve amelleri nasıl incelenir?

Hadis-i şerifte Cenab-ı Hak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar diyor. Müslim’de geçer bu hadis-i şerif. Kalplerinize ve amellerinize bakar. Yani normalde benim kalbim temiz demekle de olmuyor. Ameline bakıyor senin. Namaz kılmıyorum ama benim kalbim temiz. Bırak kardeşim bu marta havalıları sen. Bunların hepsi de boş muhabbet. O namaz kılmıyormuş ama kalbi temizmiş. O Müslümanlar gibi değilmiş. Sen bütün Müslümanları sen gıybet ettin. Bütün Müslümanları kötü gösterdin. Küfre girdin. Farkında değilsin.

Kaynak: İmanın kemaline varmak nefsi Kur’an ve sünnete boyun büktürmekten geçer

Bu ayet-i kerime çok hoşuma gider mi?

Bu ayet-i kerime çok hoşuma gider. Benim bu kendimce derim ki. İslam dininin ne kadar muhteşem bir hoşgörüsü var ve ne kadar hürriyetçi. Peygamberine diyorsa zorlamayacaksın. Zorlamayacaksın.

Kaynak: Kur’an sünnet dairesinde sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaşt

Dinî zorlama var mı?

>> dinde zorlama yok. Burada geçerli. Burada öğüt veririz. Sadece nasihat ederiz. Biz hiç kimsenin başında bekçi değiliz. Biz hiç kimsenin başında gözetleyici de değiliz. İşimiz gücümüz yok. Sabahtan akşama kadar dervişleri mi rabıta edeceğiz? Hazreti. Peygambere vermemiş görevi. Bütün ümmeti. Muhammed’e gözetle dememiş. Demiş ki biz seni onların başına gözetleyici kılmadık. Biz seni müminlerin başına bekçi de kılmadık. Müminlerin başına bekçi de kılmadık.

Kaynak: Kur’an sünnet dairesinde sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaşt

Matematiğimiz ne olmalıdır?

Matematiğimiz Kur’an, sünnet, vatan millettir. Kimsenin parası, pulu, malı, mülkü bizi ilgilendirmez. Kimsenin siyaseti, osu busu bizi ilgilendirmez. Kapı açık dileyen gelir.

Kaynak: 38 yıldır ders yaptığımız yerlerin kapısı herkese açıktır

Nerede olursa olsun — televizyon ve radyo hariç — sesli Kur’an-ı Kerim okunuyorsa onu dinlemek farzdır.

Ne yazık ki bu, toplumda terk edilmiş bir şeydir. Bir kimse Kur’an okurken etraftakiler muhabbetlerine devam ediyor. Bu doğru değildir.

Kaynak: Kur’an-ı Kerîm’i ve hutbeyi dinlemek farzdır

İmam Maturidi, Nisa suresi 58. ayetindeki ’emanetleri ehline verin’ ilkesini geniş ve kuşatıcı bir perspektiften yorumlamıştır?

Ayet sadece Müslümanları değil, tüm insanlığı kapsamaktadır. Emanet kavramı, insanlar arasında korunması gereken her türlü hak ve sorumluluğu içerir.

Kaynak: 3. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Özgürlük

Batı’nın inancına dair tarihi belgeler nelerdir?

Batı’nın inancına İsevi demiyorum. Aynı şekilde materyalist olan İsrail Yahudi düşüncesi ve inancı için de aynı şey geçerli. Musa aleyhisselamla alakalı bir tane tarihi vesika, yaşadığına dair bir tarihi belge ve kitaplarıyla alakalı bir tarihi belgeleri yoktur. Aynı şey İsa aleyhisselam için de geçerlidir. İsa aleyhisselamın yaşadığına dair bir tane tarihi vesika yoktur. İncil’le alakalı bir tane tarihi vesika yoktur. Bu da İslam dünyasında konuşulmaz, konuşulmamasının sebebi şudur: Ya bunu söylersek insanlar İsa aleyhisselama inanmaz. Ya biz inanıyoruz o peygamberin yaşadığına. Biz ona iman ettik. Kur’an bize diyor ki, bu peygamberler yaşadı. Biz Kur’an bu peygamberler bize yaşadı dediği için biz ona iman ettik. Bakın, biz iman ettik ona. Bizim elimizde bir vesika yok. Bizim elimizdeki vesika Kur’an. Bizim elimizdeki vesika Sünnet-i Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleri. Bunlar tarihi vesika olarak var mı? Evet.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

Kur’an ve hadislerin tarihi vesika olarak var mıdır?

Kur’an ilk indirildiği zamandan yazılan tarihi vesikalar İslam dünyasının elinde mevcut mu? Evet. Yazılı hadis-i şerifler mevcut mu? Evet. Tarihi vesika olarak. Tarihi vesika. Bunu yıkmaya çalışan kimdi? Suud’du. Çünkü o tarihi vesika olarak evi duruyordu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Mekke’deki evi duruyordu, Medine’deki evi duruyordu, sahabelerin yaşadığı yerlerdeki alanlardaki tarihi yerler duruyordu. Her şey duruyordu. Batı ne yaptı? Batı amacı, maksadı Osmanlıyı yıkmak değildi. Koca bir İslam inancını yıkmak için mücadele etti. Ne yaptı? Suud’da vahhabi zihniyeti türetti. Vahhabi zihniyeti türeterekten tarihi ne kadar, tarihi ne kadar yapı, belge, mezar taşı ne varsa ne yaptı? Hepsini de yıktı. Mezar taşı dahi tarihi vesikadır. Mezar taşı. Bakın, mezar taşı dahi tarihi vesikadır ama ne yazık ki Batı ve bizim içimizdeki Batı uşakları bizim tarihi vesikalarımızı yıktılar ve ne yazık ki biz kendi tarihi vesikalarımızı okuyacak dil bilgisinden uzak olduk. Dedesinin kabir taşını okuyamayan bir nesil olduk. Dedesinin kabir taşını okuyamayan bir nesil olduk. Kapattık, tekkeleri kapattık, zaviyeleri kapattık, bunlar şirk yapıyorlar, bunlar günaha giriyorlar, kabirlerde dileniyorlar, kabirlerden medet umuyorlar, dediler, kabirleri yıktılar. Dikkat edin, bunun arkasında tarihi vesikaları yok ediyorlar. Tarihi vesika. Şu anda Süleyman Mabedi tarihi vesika. Yıkmak için uğraşıyorlar. Mescid-i Aksa tarihi vesika. Bağdat’ı yıktılar, tarihi vesikaları yıktılar, Şam’ı yıktılar, tarihi vesikaları yıktılar, Ortadoğu’da ne kadar tarihi vesika varsa hepsini yıkıyorlar. Bir hendekçiler çıktı, Diyarbakır’ın Sur’un içerisindeki tarihi medreseler yakıldı, yıkıldı. Diyarbakır’daki Sünni inancın merkezi konumundaki Sur’un içerisinde bir tane ayakta medrese kalmadı. Sebep? Çünkü Güneydoğu Kürtleri Sünni’dir. Sünni olduğu müddetçe, Sünni olduğu müddetçe diğer Sünni kardeşleriyle savaşmaz, yani Türklerle savaşmaz, Araplarla savaşmaz. Çünkü Sünni olarak kardeşleridir. Der ki, ben kardeşime silah çekmem, der ama Sünni eğitimin alimlerinin çıktığı medreseleri siz yıkarsanız o gençlik ne tarafa gideceğini bilmez, bataklığa gömülür. Amaç bu. E şimdi Batı bu kendi anlamda, kendi noktasında tenakuzda. Tenakuzda olduğu için dini boşlukta, dini boşlukta olduğu için maddeye gitti, maddeye gitti, maddede takıldı kaldı. O yüzden Batı bir veçhesiyle tanrı öldü. Bir veçhesiyle Batı’nın anlayışını söylüyorum, üstün insan tanrı oldu.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

Batılılaşma süreci nasıl devam etmiştir?

Bu süreç orada kalmadı, devam etti. Ezanın Türkçeleştirilmesi, namazın Türkçeleştirilmesi. Bu süreç orada kalmadı, devam etti. Kur’an’ın içerisindeki ahkam ayetlerinin kaldırılma düşüncesi. Devam etti bu süreç daha. Bu batılılaşma adına devam etti.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

Hazreti Mevlâna’nın Mesnevisi’nde ne anlatılmaktadır?

Hazreti Mevlâna yine bu manada Mesnevisinde der ki: “Terzi bir elbiseyi yırtar, yerine yenisini yeniden diker.” der. Yenisini yeniden diker. Yani o yırttığını tamir etmez. Terziysen onu yırtarsın, yenisini yeniden dikersin eğer terziysen. Neden? Elbise senin çünkü. Din, elbise gibidir. Allah vakti, saati geldiğinde yırtar o elbiseyi ve yeniden inşa eder; yapar. Sufi algısı din üzerinde böyle düşünür.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Vel asr ayetini nasıl anlayabilmektedir?

Bismillahirrahmanirrahim. Vel’asr. İnnel’insâne lefî husr.. Bütün insanlar hüsrandadır.” “Oğlum bu ayet-i kerimeyi nasıl anlayacaksın, biliyor musun? dedi bana. Nasıl efendim, dedim ben. “Bütün insanlar her nefes hüsrandadır. Bunu bana ne zaman söyledi biliyor musunuz? Son beraber ümremizde söyledi bana. O meşhur bana vasiyet ettiği ümrede. “Mustafa Efendi bunu nasıl anlayacaksın, biliyor musun oğlum?” dedi. Nasıl efendim, dedim. “Bütün insanlar her nefes hüsrandadır. Hüsrandan kurtuluş, her nefes Allah’ı zikretmektir.” Bunu bana bu kadar söylemişti, arkasını ben kendim getirdim kendi kendime.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Kur’an ve sünnetten alındığı söylendiğinde ne olur?

Onlar Kur’an ve sünnetten aldıklarını söylediler. Bin yıldır Kur’an ve sünnetten alıp da ondan daha ileri söyleyen bir kimse gelmemiş önümüze ve işin acı tarafı biz onları çözemediğimiz için bataklıkta çırpınıp duruyoruz ve biz onları çözmeye çalışıyoruz ve Keşani’yi Izutsu’dan anlamaya çalışıyoruz. Enteresan bir şey. Hazreti Mevlâna’yı Nicholson’dan anlamaya çalışıyoruz, enteresan bir şey.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Bütün bayanlar ders esnasında beyaz örtü takacak mı?

Bütün bayanlar ders esnasında beyaz örtü takacak. Nerden çıkardın bunu? Nerden çıkardın? Din olarak Kur’an ve sünnetse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde böyle bir hadis okudun mu? Hayır.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Rüyada peygamberlik görmek ne anlama gelir?

Rüyada peygamberlik görmek, peygamberin öğretisine iman etmek ve onun peygamberliğini kabul etmek anlamına gelir. Bir kimse rüyasında veya halinde, zikrullah esnasında veyahut halaka-ı zikirde veya kendi başına zikrederken, yolda giderken nerde olursa olsun bir zat gelir de ona ben peygamberim derse ona onun peygamberliğini kabul edeceksiniz.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

İslamiyet içinde gnostik bir görüş var mıdır?

Muhammedî tavırda gnostik inancı yoktur. Bu Muhammedî tavra gelinceye kadar insanlar kendi dinlerini bir başkasının üzerine dayatarak yürümüşler. Kendi dinlerini bir başkasının üzerine dayatarak yürüdüklerinden dolayı orda insanlar gnostik inancı oluşturmuşlar, bunu kabul ediyorum. O baskı, o zulüm, dindarların baskısı bunu Kur’an da beyan eder ya hahamlarla alakalı, Musevilerle alakalı. Musevi hahamların yaptıklarını Kur’an bahseder. Kendi dininin dışında hani sohbetin başında tanrıcıklar oluştururuz, tanrı oluştururuz, onun bir dini vardır, o dini dayatır. Devletler bu konuda çok öndedir, devletler kendi dinlerini dayatırlar veyahut da etken unsurlar kendi dinlerini dayatırlar.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

İslam, azınlıklara ne tür bir yaklaşım benimsemiştir?

İslam, Müslümanlara kendi dinlerini tebliğ etme görevini yüklediği halde hiçbir azınlığı kendi din ve düşüncesini yaymaktan vazgeçmeye zorlamamıştır. Azınlık haklarına her zaman saygı göstermiştir.

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Kur’an ve sünnete bağlılık neden önemlidir?

Kur’an ve sünnete bağlılık, Allah’ın hakikatlerini anlatan ve ona tabi olmamız gerektiğini belirten bir temel inandır. Hazreti Pir, Kur’an ve sünneti anlattığında buna tabi olmamız gerektiğini vurgular. Bu bağlamda, birisinin cömertliği, ilmi, hükümranlığı, hidayete sebep olma gücü gibi sıfatları Allah’ın sıfatları olarak kabul edilir ve bu sıfatların tecelliyatı, Allah’ın yaratılışında bulunan simgelerle ifade edilir.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Kur’an ve sünnetin anlatıldığı bir sohbetin önemi nedir?

Kur’an ve sünnetin anlatıldığı bir sohbet, Allah’ın hakikatlerini anlatmamızı sağlar. Bu sohbet, Allah’ın hakikatlerini anlatmamızı sağlar. Bu sohbet, Allah’ın hakikatlerini anlatmamızı sağlar. Bu sohbet, Allah’ın hakikatlerini anlatmamızı sağlar.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Kur’an’ın yaratma konusunda nasıl bir rol oynadığı hakkında ne söylenmektedir?

Kur’an’ın yaratma konusunda nasıl bir rol oynadığı hakkında, Kur’an’ın yaratma konusunda bahsedildiğini ve bu konuyla ilgili meseleleri çözmek için Kur’an’a başvurulması gerektiği belirtilir. Kur’an, varlığın yaratılışından bahsettiğinden dolayı halk içinde konuşulması gerektiği ifade edilir.

Kaynak: Nefes III — 27 Şubat 2016 Sohbeti

Kur’an ve Sünnet-i Resulullah’ı nasıl öğrenebiliriz?

O yüzden sufi algı noktasında size tavsiyem bu. Din olarak kendinize Kur’an ve Sünnet-i Resulullah’ı ölçü tutun. Bol bol hadis okuyun. Dini hadis-i şerifler üzerinden öğrenin. Tefsir okuyabilenler tefsir okusunlar, okuyamayanlar meal okusunlar. Gidin Atatürk’ün yazdırmış olduğu Elmalı Hamdi Yazır’ın tefsirini okuyun. Bunda ciddiyim. Ciddi olmamın sebebi şu: Elmalı Hamdi Yazır o tefsiri yazarken kalp krizlerinin içerisinde yazmıştır. Ölümle her gün yüzleşmektedir. Her gün. Her gün ölümle yüzleşen bir kimsenin verilecek hesabı yoktur. O, dünya korkularını bitirmiştir. O, bir tek Allah’ı ve ahireti düşünür. O nerde kalbinin tıkkak duracağını bilmediğinden her an durabilir düşüncesiyle hak ve hakikatte kalır. Bu öyle bir çizgidir ki bu öylesine bir yaman kılıç üstüdür ki bu öylesine insan psikolojisini dünyadan alıp ahirete rapteden bir psikolojidir. O kimse her an burnunun ucundadır ölüm. Aslında ölüm herkesin burnunun ucundadır ama o kalp krizleri yaşarken ölüm onun burnunun ucundadır. O hiçbir cemaatsel, hiçbir tarikatsal, hiçbir siyasal baskı altında kalmadan hak ve hakikati anlatır. Tefsir mi okuyacaksınız? Son dönem tefsir olan Elmalı Hamdi Yazır’ın tefsirini okuyabilirsiniz veya ilk dönem zahidlerinden Taberi’nin tefsirini okuyabilirsiniz. Hemen hemen İslam dünyasının ilk tefsirlerinden birisidir Tefsir-i Taberi. Hadislerin ışığındadır Tefsir-i Taberi. Ondan atom parçacıkları şöyle oldu, böyle büyüdü, şöyle eksildi, onu göremezsiniz. Ondan yalın sünnet tarzını görürsünüz. Ondan yalın ilk sufilerin, ilk imamların, o selefin yolunu görürsünüz. Mustafa Özbağ faydalanacaksa Tefsir-i Taberi’den faydalanıyor. Diyeceksiniz yok mu? "Hadislerle Kur’an Tefsiri" var, "Tefsir-i Taberi" var, "Ayetlerin Nüzul Sebeplerine Göre Tefsir" var, aklınıza gelebilecek olan. Kurtubi’nin tefsiri var ama kendime bir dinse Tefsir-i Taberi’den okuyorum. Sufiliğin temelini "Sülemi Risalesi"nden okuyorum. Açık, bakın okuduğum kitaplar. Aşağıda Gazcılarda "Sülemi Risalesi"nden ders yapıyorum. Burada "Mesnevi" okuyorum.

Kaynak: Nefes III — 25 Mayıs 2013 Sohbeti

Musa aleyhisselam doğduktan sonra Firavun ne yapar?

Firavun kendi imparatorluğunu yıkacak olan Musa’yı katletmeye karar verir. Yani şimdi Musa’nın geliş noktasını biz alalım ki sonucuna düzgün varalım. Kahinlerini toplar, kahinler derler ki: Bu sene rahme düşecek senin sarayını yıkacak olan kimse. Bu sefer ayın hareketleri izlenerekten, ayın hareketleri izlenerekten gün tespit edilir; gün tespit edilince Firavun şehrin ortasına büyük eğlenceler, eğlentiler ve büyük hediyeler koyar. Bütün erkekleri oraya toplar. Bütün erkekler ordadır. Ev ev aranır. Ev ev aranır ve hiçbir yerde erkek bırakılmaz. Erkekler şehrin göbeğinde toplanmış vaziyettedirler ve Firavun kâhinlerini toplayaraktan bunu son noktaya kadar izletir.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Perdenin gerisinde ne vardır?

Perdenin gerisinde her şey haktır. Perdenin gerisinde hak olmayan hiçbir şey yoktur. Perdenin gerisinde küfür de haktır, cehennem de haktır, isyan da haktır. Bu perdenin gerisindedir. Bu perdenin gerisi bize açık mı? Değil. Açıldığı zaman hak olduğunu görmüşler. Biz onlardan nakilciyiz, başka bir şey değiliz biz.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Musa’nın annesiyle Firavun’un eşi arasında ne olur?

Musa’nın babası Firavun’un en yakın dostu. Firav, onu da saraya çağırdı, ona da güveni yok. Ama o Musa’nın annesini görünce dayanamadı ve Musa’nın annesiyle, eşi ya, eşiyle bir anda birlikte oldu. Devam ediyorlar kahinler bakmaya ve dediler ki: ‘’Ana rahmine düştü, engelleyemedin.’’ Firavun çıldırıyor. Bu işin zahir hikayesi.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Musa’nın annesine ne tür bir ilham verir Cenâb-ı Hak?

Cenâb-ı Hak Musa’nın annesine öyle bir ilham etti, doğduğunu söyledi kahinler. Doğduğunu söyleyince yakalanacak belli artık. Bir rivayette babası Musa’yı ele verecek, ele verdi, bir rivayette birisi gördü. Burası çok önemli, önemli değil. Ama Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede diyor ki: “Biz Musa’nın annesine vahyettik.’’ Sen bir tahtadan bir şey yap, onun içerisine çocuğu yatır, Nil’e bırak, Allah’a tevekkül et. O da Nil’e yatırdı, Allah’a tevekkül etti. Kur’an bize naklediyor.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

İbni Arabî Musa’nın hikayesini nasıl yorumlar?

İbni Arabî Musa’nın o küçük kayığın içerisindeki yolculuğunu tabut olarak görüyor ve Nil’i ilim olarak görüyor. Nil nehrini ilim olarak görüyor ve diyor ki: ‘’Musa tabut içine konularak deryaya yani Nil’e bırakılmıştır.’’ Arabî burada tabutu Musa’nın nasutu yani bedeni cismani vücudu, suyu ise onun vücudu aracılığı ile nasibi olan ilmidir, der.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

İnsanın aleme musahhar olabilmesi için ne gerekir?

Cenâb-ı Hak insanın kendisine bütün alemi hizmetçi kılmıştır. Şimdi az önce insana yakınlığı üç veçhede almıştık. İnsana bütün alemin yani Musa aleyhisselam buna dahil, insana bütün alemin hizmetçi olması ve insanın aleme musahhar olması yine üç derecededir. Birincisi herkes gibi biz beşer noktasında beşerî olarak ne kadarsa beşerî ilmimiz ve beşerî gücümüz biz o kadar aleme musahhar oluruz.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Peygamberlerin aleme musahhar olmasının farklı bir noktası nedir?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir avuç toprağa üç İhlas bir Fatiha okuyup yedi altın olması gibi. Buradaki aleme ve eşyaya hükmetmek veyahut da ona musahhariyetlik farklı bir noktaya gider. Böyle olunca peygamberlerin aleme musahhar olması farklı bir noktada algılanması gerekir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hazretleri bir avuç toprak attı, gülle oldu, karşıdaki düşman dağıldı veyahut da Hazreti Peygamber iki rekât namaz kılıp aya eliyle işaret etti, ay ikiye bölündü. Bakın buradaki insanın aleme musahhariyeti, alemi bu noktada tasarrufiyeti farklılaştı.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Cenâb-ı Hak seçilmiş kullarına nasıl bir hizmetçi durumu verir?

Aslında su hizmetçidir Musa’ya, aslında tabut hizmetçidir Mus, aslında Musa’nın annesi gibi görünen zahir noktada anne hizmetçidir Musa’ya, onun eşyadan bir farkı yoktur, Firavun hizmetçidir Musa’ya, Firavun’un annesi hizmetçidir Musa’ya. Bunların hiçbirisinin de bu noktada eşyadan bir farkı kalmaz. Mazhariyeti, onların alemin üzerindeki tecelliyatı farklı bir noktada olur. O zaman Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hurmayı toprağa diker, hurma anında filizlenir, büyür, hurma verir. Anında yerler. Aleme olan mazhariyeti farklıdır.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Ebu Leheb eline taşı alır ve ne söyler?

Ebu Leheb eline taşı alır, der ki: “Benim elimdekileri söyle”. Elindekileri söylerse Onun kâhin olduğuna hükmedecek çünkü o. Der ki: (Resulullah) “Ey amcam, ben senin elindekileri söylemeyeyim, istersen elindekiler benim kim olduğumu söylesin.” Ebu Leheb çakı bulmuş çocuklar gibi sevinir, der ki: ‘’Yakaladım şimdi Onu.’’ Utandıracak ya. Der ki: “Ey kardeşim oğlu, sen neyi istediğinin farkında mısın, ne söylediğinin farkında mısın?” O da der ki: “Ey amcam, ben sana işin zor olanını söylüyorum. Elindekiler istersen benim kim olduğumu söylesin.” “Hadi söylesin.” der. Elindeki taşlar “Eşhehü ellâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluhu” deyince taşları atar Ebu Leheb.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Musa’nın annesiyle ilgili ne söylenir?

Musa’nın annesine öyle bir ilham etti, doğduğunu söyledi kahinler. Doğduğunu söyleyince yakalanacak belli artık. Bir rivayette babası Musa’yı ele verecek, ele verdi, bir rivayette birisi gördü. Burası çok önemli, önemli değil. Ama Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede diyor ki: “Biz Musa’nın annesine vahyettik.’’ Sen bir tahtadan bir şey yap, onun içerisine çocuğu yatır, Nil’e bırak, Allah’a tevekkül et. O da Nil’e yatırdı, Allah’a tevekkül etti. Kur’an bize naklediyor.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

Musa’nın annesi Musa’yı nasıl korur?

Musa’nın annesi Musa’yı saraya her gün Musa’ya süt annelik yapıp emzirmeye geldi. Musa’nın hikayesi bu. Sonradan Musa büyüdü, serpildi, büyüyüp serpildikten sonra ona peygamberlik ilham edildi. O peygamberliği olunca Firavun’la çatıştı ve Musa Firavun’un sarayının batmasına sebep oldu.

Kaynak: Nefes III — 30 Mart 2013 Sohbeti

İzafi vücudlar neden sonsuzdur?

O yüzden izafi vücudların sınırı, saymaya kalksak sınırı sonsuzdur. Cenâb-ı Hakk ayet-i kerimede de der ki "Allah’ı hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" Sonsuzdur çünkü.

Kaynak: Nefes II — 26 Kasım 2016 Sohbeti

Kim Allah’ı zikrederse Allah’ta onu zikreder, bu hadis ne anlama gelir?

Kim Allah’ı zikrederse Allah’ta onu zikreder hadisi, zikrin karşılıklılığını ve Allah’ın zikretmesinin tecelliyatını ifade eder. Bu hadis, Allah’ın zikretmesinin bir kimsenin zikretmesine dönüşmesini ve bu zikrin Allah’ın onu sevdiği kimselerle ilişkisini kurmasını sağlar. Bu hadis, zikrin bir karşılıklı sevgi ve ilahi bağ kurma sürecini temsil eder.

Kaynak: Nefes II — 9 Ocak 2016 Sohbeti

Kitap, Terazi ve Demir sembollerinin Kur’an’daki sıralaması neden önemlidir?

And olsun biz elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve onlarla beraber KİTABI ve ölçüyü TERAZİYİ gönderdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler ve kendisine büyük bir kuvvet ve insanlara faydası bulunan DEMİRİ indirdik ki insanlar ondan faydalansın.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Terör örgütlerinin Kur’an’ı nasıl kullanmaları eleştirilmektedir?

Peki bunu yaparken Kur’an’ı kaynak göstermelerine ne demeli? Evet işin en enteresan noktası da bu zaten. Zulmedenler, din adına zulmedenler, din adına insanları aldatanlar, din adına sivilleri katledenler kendilerince, kendi dairesine Kur’an’ı kendilerine kaynak gösteriyorlar, rehber gösteriyorlar ve kendilerince bir ayet-i kerimeyi alıp o ayet-i kerimenin nüzul sebebine bakmadan, o ayet-i kerimenin o güne kadarki tefsiri noktasındaki geleneğine bakmadan, o ayet-i kerimenin niçin indirildiğine, neden indirildiğine, işlevinin ne olduğuna bakmadan kendilerince yeni bir mana veriyorlar. Evet. Onun uygulamasına da bakmıyorlar ve bunlar zaten ne yazık ki bazı cahiller tarafından hani var ya: Bize yalnız Kur’an yeter. Hadis-i şerifleri inkâr edenler, Sünnet-i Resulullah’ı inkâr edenler. Yani mezhepleri inkâr edenin bir çıt üstü hadisleri inkâr ediyorlar bir çıt üstü Kur’an’ı kendi kafalarına göre yorumlamaya başlıyorlar bunu da kendilerince ilim olarak görüyorlar. Bir başkası bunu alıyor bu sefer yanlış düşünceye sahip olan terör örgütüne teröre meyyal olan veya uluslararası deccalist sisteme hizmet eden, uluslararası kapitalist sisteme hizmet eden, uluslararası emperyalist sisteme hizmet eden satılmış kalpler ve beyinlerin sahipleri Kur’an’ın ayet-i kerimelerini eğip büküp kendilerine yol buluyorlar ve bunu Kur’anla yapıyorlar. Onun akabinde bir hadis-i şerif söylemiyorlar. Oysa Kur’an’dan bir ayet söyleyen kimse o ayetin açılımı olan hadis-i şerifi de arkasından nakletmeli. O hadis-i şerifle beraber ilk selefin o ayete ve hadis-i şeriften çıkarmış olduğu manaya dönmeli.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Kur’an ve sünnet adabı, erkanı, kuralları içerisinde yenilenmeli mi?

Kur’an bu manada mana itibarı ile kendisini yeniler mi? Evet ama bu yenilemenin Kur’an ve sünnet adabı, erkanı, kuralları içerisinde yenilenmeli. Vahye dayanmalı. Eğer vahye dayanmıyorsa, o zaman burada sıkıntı doğuyor. Bilgi, dini bilgi ise bilgi dini bilgi ise vahye dayanmalı ama bir kısım akılperest insanlar vahyi bırakıp aklı kendilerine ilah edindiklerinden gizli veya açık, vahiy dururken akla tevessül ediyorlar ki ümmetin içerisinde fesat çıkarıyorlar. Oysa din vahye dayanır. Vahiy birinci derecede Kur’an ikinci derecede Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetidir, üçüncü derecede ilhamdır ama ne yazık ki vahye hem kitabi olarak hem Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gönlüne gelen olarak ve aynı zamanda da ilhama yani velilerin kalplerine tecelli eden Allah’ın temiz ilmine, dayanmadığından dolayı ne yazık ki akıllarını putlaştırıp İslam aleminin başına bela açıyorlar.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Din vahye dayanır mı?

Oysa din vahye dayanır. Vahiy birinci derecede Kur’an ikinci derecede Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetidir, üçüncü derecede ilhamdır ama ne yazık ki vahye hem kitabi olarak hem Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gönlüne gelen olarak ve aynı zamanda da ilhama yani velilerin kalplerine tecelli eden Allah’ın temiz ilmine, dayanmadığından dolayı ne yazık ki akıllarını putlaştırıp İslam aleminin başına bela açıyorlar.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Kur’an-ı Kerim’in yorumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kur’an-ı Kerim’in yorumu, çağın yeni bilgilerine göre yeniden yorumlanması gerekir. Böylece Kur’an-ı Kerim’in yorumunda son söz söylenemez ve bir kimsenin söylediği söz ya da bir kimse ya da bir grubun yazdığı tefsir Kur’an’ın son sözü, son yorumu değildir. Devam ediyor;

Kur’an’daki bazı ayetlerin geçmiş dönemde yapılan yorumunun eskidiği

ve günümüz toplumlarının şart ve ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığı bir gerçektir.

"Kur’an-ı Kerim’i anlama seviyeniz, sizin Allah’a olan yakınlığınızı tayin

eder." Prof. Dr. ROBERT FRAGLER

Bu konudaki hassasiyetinizi ve sıkıntılarınızı bilerek kısa bir soru

hazırlamak amacındaydım fakat olmuyor.

Bu konu ile yakından ilgilenen Hintli din bilgini Dr. Asghar ALİ Engineer

Elimizde çok sayıda Kur’an yorumu bulunmakta bu durum, yorum çokluğu, İslam peygamberine gönderilmiş bu yüce kitabın anlamının büyüklüğünü gösterir.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an’ın yorumu, sonraki kuşaklar ya da aynı kuşakta insanların üzerinde bağlayıcı olabilir mi?

Kur’an’ın herhangi bir özel yorumu sonraki kuşaklar ya da aynı kuşakta

insanların üzerinde bağlayıcı olabilir mi? Bu konuda kesin hüküm olarak ben

kendimce bağlayıcı olur noktasında değilim ama burada bir parantez açayım.

Böyle demekle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin işaret

ettiği şeylerin dışına çıkmak değil bu. Kendimcesi bu. Biz Kur’an’ı yorumluyoruz

derken bazılarının yapmış olduğu hataya düşmekte istemem. Biz yorumladık, namaz

sırt üstü kılınır. Bu da işin basit ve bayağı tarafı. Benim yorumum bu, namazı

oturup işte sıralarda kılmamız lazım, bu da bir namaz. Bu, işin basit tarafı

veyahut ta işte bir fukaraya 5 kuruş vermekte namazdır. E bu noktada değil, böyle

değil. Bunlardan dolayı zaten Kur’an’ın üzerinde yeniden insanların sesleri

duyulmuyor. Bunun en özgür bir şekilde yorum yapan konuşulabileceği ülkelerden

biri Türkiye. Ama ne yazık ki belirli odaktaki kimseler çıkıp da: Tavuktan da

kurban olur, ayakkabıdan da kurban olur, deyince iş kendi çizgisini aşmış oluyor.

İnsanlar oturup Kur’an’ın yeniden yorumlanması gerekir diyenlere şüpheyle

bakıyorlar ve diyorlar ki: Arkasından ayakk, bir horoz da kessen kurban olur

diyerek mi? Arkasından bunu bekliyorlar. Bu işin tabi gayri ilmi sulandırma

şekli.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an’ın yorumu, her dönem yenilenmelidir mi?

Kur’an’ın bu noktada her dönem tefsir noktasında anlayış noktasında, idrak

noktasında yenilenmesi gerekir mi? Evet. Evet. Bu noktada bir yorumda bağlı

kalmak doğru mu? Hayır. Fakat İslam dünyasında, parantez açıyorum bir korku

var. Korku şu: İslam dünyasını dizayn etmek isteyen içsel ve dışsal güçler,

Kur’an ve sünnetin özünden saparaktan farklı yorumlar getiriyorlar önümüze.

Bu özden sapkınlık olarak önümüze konulan yorumlardan dolayı biz bu korkuyla

Kur’an’ı yeniden yorumlayan insanlara karşı bir şüphe ile bakıyoruz. İslam

dünyası siyasi, ekonomik, askeri, sosyal olarak güçlü olmuş olsa, kültürel olarak

güçlü olmuş olsa, kendi içinde bunları tartışıp, bunları araştırıp insanların

üzerine doğru açılımlar konmuş olsa bu meselede hiçbir sıkıntı yaşanmayacak,

yaşanmaması gerekir. Yaşanmaz. Arabî kendi çağında kendince tartışıldı.

Arabî’nin karşısına insanlar risaleler yazdılar mı? Evet. Arabî’nin Kur’an yorumuna,

Arabî’nin ayet-i kerimelere

ve hadis-i şeriflere olan yorumlarına karşı tez yorumlar kondu mu? Evet. Bunda

bir sıkıntı bir sakınca yaşandı mı İslam dünyasında? Hayır. İnsanlar bunu

konuşmaktan korktular mı? Hayır. İmam-ı Azam’ın içtihadına karşılık İmam-ı

Muhammed’in İmam-ı Yusuf’un kendi çağında, kendi talebeleri, kendilerince ona

karşı, onun söylediğinin zıddına veya farklı pencereden ve perdeden bakaraktan

yeni içtihatlar getirdiler mi? Evet. Onun arkasından gelen İmam-ı Malik onun

arkasından gelen İmam-ı Şâfiî, onun arkasından gelen İmam-ı Hambeli’nin bu

çizginin içinde farklı yorumlar getirerekten farklı mezhebi açılımlar oldu mu? Evet.

Bu yolu taklip eden İslam dünyası kendi içerisinde 33-34 tane mezhep oluşturdu

mu? Evet. Ve bu mezheplerin oluşmasından dolayı kendi zamanında herhangi bir

zayıflık göstergesi oluştu mu? Hayır.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an’ın yorumu, modernleşmenin üç sac ayağına göre yeniden tefsiri gerekir mi?

Modernleşmenin üç sac ayağı vardır: hümanizm, sekülerizm ve

demokrasi. Bu üçüne göre Kur’an’ın tekrar yeniden tefsiri gerekir mi? Tut ki

Ali’den miras kaldı sana Zülfikâr! Sende Ali’nin yüreği yoksa, Zülfikâr neye

yarar? Hazreti Mevlâna

Burada bekleyelim. Yalnızca bir tek yorum olabilir mi? Hayır. Buraya kadar

okuduklarımın hepsinin de altına imzamı atıyorum. Biz tabi bunu zaman içerisinde

kendi aramızda belki de dar dairede belki de gerekli olduğu zamanlarda kendi

aramızda konuşup bunun kendimizce sıkıntısını yaşayan insanlarız. Ben

Kur’an mealini çok önemseyen bir kimse değilim. Lazım mı? Evet. Lazım mı? Evet.

Ama Kur’an’ın bu noktada her dönem tefsir noktasında anlayış noktasında, idrak

noktasında yenilenmesi gerekir mi? Evet. Evet. Bu noktada bir yorumda bağlı

kalmak doğru mu? Hayır. Fakat İslam dünyasında, parantez açıyorum bir korku

var. Korku şu: İslam dünyasını dizayn etmek isteyen içsel ve dışsal güçler,

Kur’an ve sünnetin özünden saparaktan farklı yorumlar getiriyorlar önümüze.

Bu özden sapkınlık olarak önümüze konulan yorumlardan dolayı biz bu korkuyla

Kur’an’ı yeniden yorumlayan insanlara karşı bir şüphe ile bakıyoruz. İslam

dünyası siyasi, ekonomik, askeri, sosyal olarak güçlü olmuş olsa, kültürel olarak

güçlü olmuş olsa, kendi içinde bunları tartışıp, bunları araştırıp insanların

üzerine doğru açılımlar konmuş olsa bu meselede hiçbir sıkıntı yaşanmayacak,

yaşanmaması gerekir. Yaşanmaz. Arabî kendi çağında kendince tartışıldı.

Arabî’nin karşısına insanlar risaleler yazdılar mı? Evet. Arabî’nin Kur’an yorumuna,

Arabî’nin ayet-i kerimelere

ve hadis-i şeriflere olan yorumlarına karşı tez yorumlar kondu mu? Evet. Bunda

bir sıkıntı bir sakınca yaşandı mı İslam dünyasında? Hayır. İnsanlar bunu

konuşmaktan korktular mı? Hayır. İmam-ı Azam’ın içtihadına karşılık İmam-ı

Muhammed’in İmam-ı Yusuf’un kendi çağında, kendi talebeleri, kendilerince ona

karşı, onun söylediğinin zıddına veya farklı pencereden ve perdeden bakaraktan

yeni içtihatlar getirdiler mi? Evet. Onun arkasından gelen İmam-ı Malik onun

arkasından gelen İmam-ı Şâfiî, onun arkasından gelen İmam-ı Hambeli’nin bu

çizginin içinde farklı yorumlar getirerekten farklı mezhebi açılımlar oldu mu? Evet.

Bu yolu taklip eden İslam dünyası kendi içerisinde 33-34 tane mezhep oluşturdu

mu? Evet. Ve bu mezheplerin oluşmasından dolayı kendi zamanında herhangi bir

zayıflık göstergesi oluştu mu? Hayır.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an’ın yeniden yorumlanması neden gerekli?

İslam dünyası bilhassa Türkiye’deki Müslümanlar bu korkuyu yaşıyorlar. Bu işin acı tarafı. O kadar ilahiyat fakültelerimiz var o kadar da medreselerimiz var ama ne yazık ki gerçekten Kur’an’ı olması gerektiği gibi bu çağda yorumlayabilen çok az. Bağlayıcılık açısından geçmişten muhakkak ders almalıyız, geçmişe muhakkak bakmalıyız, kendi yaşadığımız çağdaşlar bu meselede ne demiş ona da bakmalıyız bu meselede ama kesin kati bağlayıcı noktada durmamız biraz zor ama Türkiye’de bunun oluşması, İslam dünyasında bunun oluşması çok zor.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Türkiye’de Kur’an’ın yeniden yorumlanması neden zor?

Yani siz düşünebiliyor musunuz, bu ülkede, bunu böyle aşağılamak için kötülemek için söylemiyorum, elli yıldan beri altmış yıldan beri risaleyi nurun dışında bir şey okumayan topluluk var. Otuz yıldan beri kendi hocasının kitaplarından ve sohbetlerinden başka dinlemeyen bir toplyuk var. Otuz yıldan kırk yıldan beri Süleyman Tunahan hazretlerinin sohbetlerini takip edip başka hiçbir şey takip etmeyen topluluklar var. Yani Türkiye’deki İslami cenaha baktığımıza fetullah gülen hocanın cemaati. Fethullah gülenin haricinde hiçbir şey okumuyor ve dinlemiyor. Bir tarafta risaleyi nur, risaleyi nurun haricinde hiçbir şey okumuyor ve dinlemiyor. Bir tarafta Süleyman Hilmi Tunalı. Süleyman Hilmi Tunalı’nın dışında hiçbir şey tanımıyor. Bir tarafta sufi topluluk, benim gavsımdan başka bir şeyh yoktur deyip sadece onu tanıyor ve onu biliyor. Bir tarafta filanca x topluluk kendi şeyhinin haricinde başka bir şeyh tanımayıp başka hiçbir şeyh ne dedi diye bakmayan, kendince saplanmış bir şekilde duran cemaatler ve tarikatlar var.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

İbadetlerin ritüelleriyle manasını ayırt etmek neden önemlidir?

İbadetlerin ritüelleriyle manasını ayırt etmek, ibadetlerin sadece şekliyle değil, manasıyla ilgilenmek gerektiğini vurgular. Ritüellerin aynı kaldığına dikkat edilirken, ibadetlerin manasına odaklanmak ve Kur’an ve sünnetin manasına göz dikmek önemlidir.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an ve sünnetin manasına odaklanmak neden gerekir?

Kur’an ve sünnetin manasına odaklanmak, ibadetlerin sadece şekilleriyle değil, manasıyla ilgilenmek gerektiğini vurgular. Bu, İslam’ın özünü korumak ve modernleşmenin etkilerine karşı ibadetlerin manasını yeniden anlatmak için gerekli olur.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Kur’an’ın emirleri nelerdir?

Kur’an’ın emirleri şunlardır: herkesin yaşam hakkı vardır, kimseyi öldürmek, aç bırakmak, çıplak bırakmak, yurdundan sürmek gibi eylemler yasaktır. Can güvenliği en önemli insani bir şeydir ve herkesin yaşam hakkı evrenseldir.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

Sufilerin biatlaşması nasıl olur?

Sufilerin biatlaşması sadece ve sadece Kur’an sünnet dairesindedir.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

İslam dünyasının geri kalmasının sebeplerinden biri nedir?

Biz elimizdeki mevcut vahyin argümanlarını yani Kur’an sünnet ve bu noktada ashabın bakış açısını kendimize örnek alaraktan yeniden, yeniden, yeniden, eleştirel bir noktada kendimizi yenilememiz gerekir.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Velayet yolunda nübüvvetin önemi nedir?

Bu noktada verilmeyecek hesap yoktur. Sünnet-i Resulullah bellidir, temeli de bellidir, üstü de bellidir, altıda bellidir. Sünnet-i Resulullah’a uydu mu? Uydu, veleddalin âmin. Asla bu noktada bir şey denmez.

Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti

Beka haline ulaşıncaya kadar velayet yolunda ne gibi mücadeleler yaşanır?

Beka haline ulaşıncaya iradesiyle mücadele etmek zorundadır. Beka haliyle kadar o kimse cüz’i halleninceye kadar o kimse var gücüyle Kur’an ve sünnet dairesinde yaşamaya ve yaşatma mücadelesine devam etmekle mükelleftir. Bekada mükellefiyeti düşer mi? Hayır. Bekada mükellefiyeti artık cüz’i iradesinin üzerinden çıkıp küllî iradeye teslim olur. Artık onun kendi iradesi direkt Onun iradesine bağlıdır. “Ye” yer, “İç” içer, “Dön” döner, “Git” gider, “Gel” gelir, “Yat” yatar, “Uyu” uyur, “Uyuma” uyumaz, “Git” gider, “Çık” çıkar. Etrafındaki insanlara Allah sabır versin. Etrafındaki insanlar için zor bir hayat. Ben şeyhimden biliyordum Allah rahmet eylesin. Yani yanında derviş kardeşler sabredemezlerdi. O kendince sabrettiğini düşünür içinden geçirir, seyahat biter “Musta Efendi bir daha bunu benim yanıma verme evladım.” “Emredersiniz Efendim” sınıf geçmedi adam. Onun yanında içinden dahi konuşmayacaksın. İçinden konuştuğun anda cımbızlan cımbızlar. Arkasında yiyip içmeyeceksin, görür arkasını. Adam arkada gazoz içiyor. O zannediyor ki Şeyh Efendi görmez. Şeyh Efendi önde gidiyor bende yanındayım o da arkadan açmış gazozu gazoz içiyor. “Musta Efendi oğlum o adamı al benim yanımdan. Derviş adam yolda giderken gazoz mu içermiş oğlum?” Gözümün ucunla arkaya baktım Allah adam gazoz içiyor gerçekten. Hani diyeceğim ki ona, uzak dur, diye ben şimdi daha da dervişi kollamaya çalışıyoruz ya benim ömrüm böyle geçmiştir, arkadaşlar bunu zannederler ki ayrım yapıyor. Ben hep dervişleri kollayacağım diye uğraşırım Şeyh Efendiyi yakinen tanıdığımdan ona yakın durmak öyle kolay bir şey değil. Elini çıtlatmayacaksın, tespihi sallamayacaksın, edepli yürüyeceksin yanında, biraz 10 santim 20 santim arkasından yürüyeceksin, ikide birde soru sormayacaksın, rahatsız etmeyeceksin, o yolda giderken zikrullah yapıyor “Efendi baba otel ne güzelmiş” falan demeyeceksin, “Havalar nasıl orda iyi miydi” demeyeceksin. Bunlar hep edeptir. Şeyhin yanında dervişlik edecek olan kimse konuşmayacak hiç. En kestirme yol ben onu bulmuştum. Konuşan batıyor çünkü. “Selamun aleyküm” “Aleyküm selam Efendim” “Gidiyoruz mu Musta Efendi?” “Emredersiniz efendim.” Çıkıyoruz yola. Bazen demez, şuraya gidiyoruz, diye. Sormayacaksın nereye gidiyoruz diye. Evet. Rabıta edeceksin. Rabı, o. Nereye gidecek diye. Afyon yoluna girdik bir gün biz. “Musta Efendi neresi burası?” dedi “Afyon yolu Efendim” dedim “Nereye gidiyor bu yol?” dedi “Nereye isterseniz oraya gider efendim”. Ya Konya’ya gider derim şimdi dedim içimden, O da Konya’ya gitmeyecektir acaba hatamı yaptım, kendi kendime sorguluyorum. “Nereye isterseniz oraya gider Efendim” dedim, “Konya’ya gider dimi?” dedi “Gider Efendim” dedim. Zaten Konya yolundayız. “Maşallah Musta Efendi, iyi” arabanın önüne vurdu. Sakın “Öyle değil” demeyeceksin. Arabayı hayvan gibi görüyor. “Maşallah oğlum” dedi “Çok güzel” böyle torpidoya vurdu “Yemledin mi bunu?” dedi “Yemledim Efendim” dedim “Suyunu verdin mi?” dedi “Verdim Efendim” dedim. Öyle kendi kafandan “Efendim bu hayvan değil.” Öyle bir şey yok. O, onu hayvan suretinde gördü o esnada. Hak mı? Hak. Bakın bir üstadın yanında dilini değil kalbini de tutacaksın. Vurdu tekrar “Bu kanatlıdır da oğlum ha” dedi “kanatlıdır Efendim” dedim. “Maşallah iyi gidiyor oğlum” dedi. Hiç farkında değilim ibre 200müş. Ha demek ki o esnada kanatlandı. Ben hayır hilafında hiç konuşmuyorum. Afyona vardık “Hadi çek Musta Efendi şurada, ısmarlamak benden ağalık senden bir yemek yiyelim.” “Emredersiniz Efendim.” Çektik sol tarafta var ya Kütahya’dan geçtikten sonra, ikbal. “Musta Efendi çek oğlum şuraya” dedi, çektik. Girdik içeri geldi garson “Bize” dedi “İki tane et yemeği, tandır” ondan sonra geldi yedik tandırları “Birer tane ekmek kadayıfı getir bize” onu da yedik “Ağaya bir tane sade kahve büyük olsun, bir tanede soda, bana da bir tane açık çay” dedi. Onlarda geldi onları da yedik içtik. “Hah Musta Efendi şimdi sen her yere giden” dedi “Emredin Efendim gideriz” dedim. Yol farklı bir şey bakın. Konya’ya gittik Konya’da bir sohbet etti, birileri geldi onlarla konuştu “Hadi oğlum şimdi Nevşehir’e gidiyoruz” dedi “Emredersiniz Efendim.” biz hiç Konya’da kalmadan gece yarısı saat 2-2.30 Nevşehir’e vardık. Hemen “Musta Efendi yat oğlum sabah namazından sonra yola çıkarsın” “Emredersiniz Efendim.” Yattık, sabah namazından sonra yola çıktık. Sormuyorum ben ne var ne yok ne oldu ne gitti. Öbürkü, nereye gideceğiz efendim? Ya sana ne. Sorma. Sorma. O, onun emrinde çünkü. O idare ediyor onu. Bunu çözemeyen kimse aklına vuruyor Allah muhafaza eylesin meseleyi çok uzatmayayım.

Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti

Vehmimizde yaşattığımız bu âlemi kesinlikle terk edip bunun dışında tümüyle farklı bir âlemi mi yani gerçekten de gerçek olan bir âlemi mi aramamız gerekir?

Evet. Buna katılırım ama ben bu âlemi terk etmeyi, bu âlemde yapmamız gereken vazifeleri terk etmeyi kabul etmem. Evet, biz gerçeğin gerçeğine ulaşmaya çalışalım. Burada gerçeğin gerçeğine ulaşma noktası kesinlikle ve kesinlikle Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışıp evet, biz hakikati görmemiz eşyanın hakikatini görmemiz, bu noktada yolun hakikatini görmemiz, dünyanın hakikatini görmemiz, yaşadığımız hayatın hakikatini görmemiz gerekir ama bu, normalde yaşadığınız hayatı terk edip bu hayatla ilgi ve alakamızı kesip bu dünya ile ilgi ve alakamızı kesip yaşayacak olduğumuz bir hayat değil. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri "Bütün arz la ilahe illallah diyinceye kadar mücadele etmekle emrolundum" der. Burada bütün arzın la ilahe illallah demesi bütün arzın Allah’ın adaleti ile dolmasıdır. Bütün arzın, bütün arzın zalimliğin orta yerden kalkıp herkesin müreffeh bir adaletli hayat yaşamasıdır. O zaman biz din olarak bu âlemi terk etme noktasında değiliz, biz din olarak bu dünyayı terk etme noktasına değiliz, biz hayat felsefesi olarak yaşadığımız hayatı terk etme dairesinde değiliz. Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri terk etmedi, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz terk etmedi, Osman terk etmedi, Ali terk etmedi, Hasan ile Hüseyin terk etmedi ve hiç birisi de bu âlemi bir boşluk olarak görmediler, ashabın yolu bu değildi, ashap yeryüzünde adaletin hâkim olması için mücadele ettiler. Ebu Zer el-Gıfârî zalimlere mücadele etti, kavga etti, bu âlem boş deyip çekip gitmedi, Hazreti Hüseyin efendimiz zulme karşı göğüs gerdi, bu âlem boş deyip gidip dağın başında zikrullaha oturmadı, sahabe böyle bir hayat yaşamadı. Sahabe böyle bir hayat yaşamadıysa bizim bu âlemi bırakıp, boş bırakıp, "Ya bu âlem boş" deyip, kenara çekilip sufilik yapma noktamız yok.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Mürciye ve Cebriye düşüncelerinin ilacı nedir?

Bunun ilacı nedir? Bunun ilacı şudur; Bismillahirrahmanirrahim Vel asr İnnel insane le fi husr İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr. Bütün insanlar hüsrandadır ancak iman eden, iyi amel işleyen, Hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. Bizi her türlü İslam dışı düşünceden kurtarır. O zaman hakkı ve sabrı tavsiye etmek var ise hak bu manada Kur’an ve sünnettir, biz Kur’an ve sünnetin hükümlerine uyarız.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

Kur’an-ı Kerim’de orucun kefareti var mı?

2- Kur’an’da bildiğim kadarı ile KEFARETÜL SAVM söz konusu değil. Yani orucu terk eden bir kimsenin orucuna karşılık oruç tutması gibi. Bu Kuran-ı Kerim’de mesela bir kimse hastalığından dolayı veya herhangi bir yolculuktan dolayı, bir rahatsızlığından dolayı -bu Kur’anla sabit- tutamazsa sonradan iade etsin, tutsun hükmü var Kuran-ı Kerim’de. Yani bir kadın emzirdiğinden dolayı tutamazsa sonraki günlerde bunu tutacağına dair Kuran-ı Kerim’de işaret var. Emir var. Fakat bu son dönemlerde orucunu bozan bir kimsenin, 61 gün kefareti var ya onun, 61 günü reddeden bir anlayış çıkmaya başladı. “Bu Kur’an’da yok” söz konusu, delil olaraktan. Bu Kur’an’da yok diyenler, geçen gün bayraktar bayraktarı dinledim aynı noktada söylüyor, abdülaziz bayındır aynı noktada söylüyor. İsimleri zikrediyorum size. Bir tane milletvekili olan yaşar nuri öztürk aynı noktada söylüyor. Önceden böyle söylemiyordu sonradan süleyman ateşte böyle söylemeye başladı. Aynı şekilde mustafa islamoğuda böyle söylüyor. Şimdi Türkiye’de orucun kazası yok, orucun kefareti yok diyenler bunu söylüyorlar.

Kaynak: Nefes — 28 HAZİRAN 2014 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları