Gördüğünüz, gözünüzle gördüğünüz bütün cihan, bütün evren olarak nitelendirdiğimiz her şey ve içindekiler hepsi de fanidir. Bunun içinde dünya olarak biz dünyada yaşayanlar olarak bu dünya da fanidir. Dünyanın üzerindeki yaşayanlar da fanidir. O yüzden bu dünya geçici olduğu gibi dünyanın nimetleri de geçicidir. Dünyanın zenginliği de geçicidir. Dünyanın fakirliği de geçicidir. Dünyanın makamı, mevkisi de geçicidir. Sonuç itibariyle bu dünya bitince bu dünyaya ait makam, mevki, mal, mülk ne varsa hiçbir şeyi yanında alıp götüremezsin. Suret sıfırdır demiş Hazreti Pir. O yüzden normalde bu dünya madem ki geçici sen normalde aradığını demiş sebatlı, kararlı alemde ara. O zaman aradığını sen ötelerden ara. Çünkü dünya geçici, bu suret de geçici ama mana bakidir. Mana geçici değildir. Ahiret hayatı geçici değildir. Maneviyat da geçici değildir. O yüzden normalde gerçek varlık bu manada Allah’tır. Celle celalüu. O bakidir. O da geçici değildir. Öyle olunca sen normalde aracaksan sen Allah’ta ara. Bir şeyi. Kalıcı olandan ara. Ne aracaksan ebedi olana gözünü dik. Dünyanın geçici zevkine, heva hevesine değil. Dünyanın geçici şataatına, şatafatına değil. Bu beden de geçecek. Bu dünyadaki mal da geçecek.
İmanın kemaline varmak nefsi Kur’an ve sünnete boyun büktürm Hakkında
Bu bedendeki suret de geçecek. O yüzden sen bu dünyaya geldin. Allah’ı tanımak, bilmek için gönderildin. Senin başka bir amacın yok. Başka bir yaratılış amacın da yok. O zaman sen bu dünyaya geliş amacına uygun bir hayat yaşa. Ona göre bir davran. O yüzden Hazreti Pir acı ve tuzlu canı kılıç önüne koy. Feda et de tatlı bir deniz gibi olan canı al. O yüzden sen bu nefsin geç. Burada canın ver dedi. Bu normalde kimse senin ölmeni istemiyor ama sen heva ve hevesini ilah edinmekten kurtul. Sen nefsin oyunlarından kurtul. Sen bu nefsi Allah yoluna feda et. Nefsini Allah yoluna feda et. Nefsini oraya rahmet. Oraya boyun büktür. Yani sen nefsini Allah’ın emirlerine boyun büktür. Allah ve resulünün yoluna boyun büktür. İmanın kemaline var. İmanın kemaline varmak nefsi Kur’an ve sünnete boyun büktürmekten geçer. Sen nefsi boyun büktürmezsen senin imanın kemale ermez. Sana imansızsın diyen yok. İman ettin ama imanın kemale ermedi. Sebep sen nefsini çünkü Kur’an ve sünnete boyun büktürmüyorsun. Sen nefsini Kur’an ve sünnete tabi kılmıyorsun. Sen nefsini kendi heva ve hevesine tabi kılıyorsun.
Heva ve hevesinin peşinden gidiyorsun. Oysa bu dünya hayatı olarak her canlı ölümü tatacak. Herkes burada ölümü tatacak. Mecburi istikamet. Sen o ölümü tatacak. Sufilik ise ölmeden önce ölümü tatmaktır. O zaman bu neyle mümkün? Bu nefsini terbiye etmekle mümkün. Öyle haa demekle olmuyor bu işler. Veyahut da işte bir kediyi köpeğe bakmakla olmuyor bu işler. Sen nefsini terbiye edeceksin. Nefsini terbiye etmiyorsan sen o zaman candan geçmedin. Nefsini terbiye edeceksin. Nefsini terbiye etmedikten sonra namaz kılmışsın, oruç tutmuşsun, zikrullah yapmışsın. Bunlar seni kurtarmayacak. Nefsini terbiye edeceksin. Eğer nefsini terbiye etmezsen o zaman sen bu dünyanın geçici heva ve hevesine kandın. Dünyanın geçici güzelliklerine aldandın. Sanki bu dünyada ebedi kalacakmış gibi dünyayla haşer neşer oldun. Allah muhafaza eylesin. >> Asıl hayat ayet-i kerimede öyle diyor. Asıl hayat ahiret alemidir. O zaman sen asıl hayata kendini hazırla. Yoksa dünya bir oyundan, eğlenceden ibaret diyor yine başka bir ayet-i kerimede. O zaman sen dünyanın oyun ve eğlencesine kandın. Oysa dünyayı ahiretin tarlası yapman gerekirdi. Ama sen dünyaya ahiretlik tohumlar ekmedin.
Sen yine dünyada çürüyüp gidecek, dünyada kalacak dünyalık tohumlar attın. Dünyalık tohumlar atınca da o zaman sen dünya hayatında kaldın gittin. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden bir şey arayacaksan Hazreti Pir’in deyimiyle bu fanilikte arama. arayacağını bakilikte ara. Yani sen ahirette ara arayacağını. Sen bu dünyanın peşine düşmüşsün. Aradığını bu dünyada bulmaya çalışıyorsun. Değil. O zaman sen normalde manaya bak. Sen surete takılıp kalıyorsun. Veyahut da vardır ya insanlar insanların suretlerine bakarlar. Suretine veyahut da insanın elbisesine, malına, mülküne bakar. Sen onun manasına bak. manaya doğru yol yürü. Sen mana gözünü açmaya çalış. Mana gözünü açarsan sen insanların da hakikatini, eşyanın da hakikatine mazar olursun. Mana gözün açılmazsa yani kalp gözün çalışmazsa sen ne eşyanın hakikatine ulaşabilirsin ne de insanların hakikatine ulaşabilirsin. Sen Allah’tan uzak insanları dost ediniyorsun. Çünkü mana gözün açık değil. Sen Allah düşmanlarını dost ediniyorsun. Çünkü manadan haberin yok. Bir bakıyorsun ki Allah düşmanıyla dost olmuşsun. Bir bakmışsın Kur’an sünnete iman etmemiş. İmanı kemale ermemiş. İmanı zayıf onunla dost olmuşsun. Bir bakmışsın ki sen Allah muhafaza eylesin küfre yardım ediyorsun.
Küfre hizmet ediyorsun. Mana gözün açık olmadığından sen hayırla şerli de ayıramıyorsun. Mana gözün açık olmadığından kim iyi kim kötü onu da irt edemiyorsun. Çünkü mana gözün açık değil. O yüzden Cenab-ı Hak hani hadis-i şerifte Allah sizin suretlerinize bakmaz, mallarınıza bakmaz, kalplerinize bakar diyor ya. O zaman senin kalbinle ameline bak. Önce kendi kalbine bak ve kendi ameline bak. Başkasını bırakın. Hadis-i şerifte Cenab-ı Hak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar diyor. Müslim’de geçer bu hadis-i şerif. Kalplerinize ve amellerinize bakar. Yani normalde benim kalbim temiz demekle de olmuyor. Ameline bakıyor senin. Namaz kılmıyorum ama benim kalbim temiz. Bırak kardeşim bu marta havalıları sen. Bunların hepsi de boş muhabbet. O namaz kılmıyormuş ama kalbi temizmiş. O Müslümanlar gibi değilmiş. Sen bütün Müslümanları sen gıybet ettin. Bütün Müslümanları kötü gösterdin. Küfre girdin. Farkında değilsin. Ben Müslümanlar gibi değilim dediğinde aslında dinden çıktın. Sebep ya Müslümanlar dediğinden Adem Aleyhisselam’dan Muhammed-i Mustafa’ya kadar bütün peygamberler Muhammed-i Mustafa’dan bugüne kadar gelen bütün Müslümanları kattın sen işin içine. Sen ahmağ değil aptal dik alasısın. Küfrün batağına girdin sen. Sen ne ama Müslümanlara laf söylüyorsun?
Bütün Müslümanlara laf söylüyor o kimse hadsiz, hukuksuz, cahil hiçbir şey bilmiyor.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı