Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i Resûlullah, Arabada Namaz

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 562. Dergah Sohbeti — Dini Yenileme Tartışması, Sünnet-i…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Dinimizde Peygamber Efendimiz’in zamanından bugüne değişebilecek şeyler ve değişemeyecek şeyler nelerdir? Değişiklik var ise günümüzde neden değişti? Değişiklik yok ise neden değişmedi? Örneğin evlilik için evlenecek kişilerin birbirini görmesi değişebilir mi? Ya da Peygamber Efendimiz’in sünnetlerinde günümüzde değişim olabilir mi? Evet. Bu İslam tarihi boyunca hep tartışılmış. Ben İslam tarihi deyince Adem’den itibaren alıyorum. Benim için İslam tarihi Adem aleyhisselâm’dan itibaren devam ediyor. Çünkü bütün dinler, bütün dinler İslam’dır.

Adem aleyhisselâm’dan sonra bütün Peygamberler kendi dönemlerinde kendi isimleriyle anılsa da hepsi de Muhammed’idir. Çünkü bütün Peygamberler Peygamberlik nurunu Muhammed Mustafa adına almışlardır. Aslında üzerlerindeki Peygamberlik nurları emanettir. Çünkü ilk Peygamber Hz. Muhammed Mustafa’dır. Ve o Peygamberlik nuru Hz. Muhammed Mustafa’ya özeldir. Ondan sonra gelen ilk insan ve yeryüzüne gönderilen ilk Peygamber Adem aleyhisselâm Muhammed Mustafa’nın nurunu vekaleten taşımıştır. Ta ne zamana kadar gerçek nurun, Peygamberi nuru sahibi Muhammed Mustafa’ya gelinceye kadar. Ve hepsi de Peygamberlik öğretirlerini Muhammed Mustafa’nın nurundan almışlardır. Ve hepsi de yine Muhammed Mustafa’nın şefaatine Muhammed Mustafa’nın bu noktadaki makam-u Mahmuduna muhtaçtırlar.

Şimdi öyle olunca Adem aleyhisselâm’dan itibaren bütün Peygamberler aynı zamanda Muhammedi bir Peygamberdir. Ama kendi zamanlarında kendi isimleriyle anılmışlardır. Yakubi, Yusufi, İsevi, Musevi, İbrahimi gibi. Bütün kitaplarda aslında Kur’ân’dır. Çünkü Kur’ân kendisinden gelmiş olan bütün kitapları tasdik ettiği gibi kendisinden önceki, kendisinden önceki Peygamberleri de tasdik eden ve kendisinden önce getirilen bütün hikmetleri de tasdik eden bu kitapların anası hükmündedir. Ümmül kitaptır. Kendisinden önce gelen bütün kitaplar onun çocuğu hükmündedir. Böyle olunca Adem’den itibaren bütün dinler İslam, Adem’den itibaren bütün Peygamberler de Muhammedidir. Ve Adem’den itibaren aklı evveller, Adem’den itibaren aklını şeytana kiraya verenler, aklını şeytanlaştıranlar, aklını şeytanla yoğuranlar, dinin içerisindeki Kur’ân’la ve Sünnet’le sabitlenmiş olan veya Tevrat’la hikmetle sabitlenmiş olan veya İncil’le hikmetle sabitlenmiş olan dinin hem yaşanabilirliği hem de hükümlerinin üzerinde tartışmalar yapmışlar.

Bu tartışmalar yeni değil. Dinin kendi otoritesini kabul etmek istemeyen, içi münafık, dışı Müslüman, içi gavur, dışı Müslüman insanlar hep ola gelmişlerdir. Bu dindarların içerisinde ola gelmiştir, dinin içini niye yaşıyorum diyenlerin içerisinde ola gelmiştir. Kralların içerisinde, komutanların içerisinde, felsefecilerin içerisinde, kendilerini bilim adamı olarak görenlerin içerisinde bunlar ola gelmiştir. Bunlar yeni tartışmalar değildir. Bunlar kadim bir tartışmadır. Neden kadim bir tartışmadır? Bu tartışmayı ilk orta yere atan şeytandır. İnsanların içerisinde dinin hukukunu ve hükmünü tartışmaya açan Adem’in çocuğudur. O güne bu güne Adem’in çocukları ikiye ayrılmıştır. Bir tarafta Habilciler vardır, bir tarafta Kabilciler vardır.


2. Bölüm

Yol keskindir. Ortası yoktur bunun. Bir tarafta Habilciler vardır. Bir tarafta da Kabilciler vardır. Dinin İncil’deki de hükmü meydandadır, Tevrat’ın da hükmü meydandadır kendi zamanlarında. Zemur’un da hükmü kendince kendi zamanında meydandaydı. Yakup’a da, Yusuf’a da, Kenan’a da, İsmail’e de, İshak’a da indirilen farklı bir din değildi. Ama o günün insanları kendilerince kimisi dinde otoriteydi, kimisi siyasette otoriteydi, kimisi ekonomide otoriteydi, kimisi sosyal bilimlerde otoriteydi, kimisi felsefede otoriteydi. Ama namaz kılmak bugünkü müslümana nasıl zor geliyorsa, oruç tutmak bugünkü müslümana nasıl zor geliyorsa, nasıl bugünkü müslümanlar hem lay, hem de Müslüman olalım diyebiliyorlarsa, geçmiş dönemde de vardı.

O gün içinde yüksek devletler, zengin devletler, kuvvetli devletler vardı. O gün için o yüksek devletler, kuvvetli devletlerin başındaki siyasi ve askeri otoriteler, dinin herhangi bir hükmü hoşlarına gitmezse, o hükmü değiştirmek için mücadele ediyorlardı. Bunu tarih kitaplarından baktığınızda, bunları görmeniz, okumanız mümkündür. Baktığınızda görürsünüz, meşhur ya, bu ara Mesnevî’den neydi Yahudi padişah? Zenuvası okuyoruz, öyle değil mi? Ondan örnekler veriyoruz. Şimdi açın tefsiri taberiyi, tefsiri taberiden zunuvasın hikayesini okuyun. Zunuvasla bir hikaye anlatayım size. Zunuvas kafayı bulur, kafayı bulunca kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girer. Kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girince kendilerine gelirler, kendilerine geldiklerinde der ki kız kardeşi, bunu artık nasıl temizleyeceksin?

Zunuvas bu utançta ne yapacağını şaşırır ve şuna karar verir. Der ki devrin din adamları, ya benim bu nikahımı kabul ederler kız kardeşimle olan izdivacımı ya da onları ateşle doldurulmuş hendeklere atarım. Buruç ayetindeki, Buruç suresi âyet 4, 5, 6, 7 bunu anlatır. Hz. Mevlânâ Celalettin Rûmî Mesnevî’de bu hikayeye işaret eder. Kendisinden 2000 yıl önce olan bir hadiseyi Mesnevî’de hikaye eder. Mesnevî’ye neden dil uzatırlar? Mesnevî’deki hadiseler hikaye adı altında çok keskindir. Dil yumuşaktır, özü keskindir. Seni öyle bir şeye benzetir ki sen maymunlaşır gidersin. O zaman o gün o Yahudi padişah nasıl kendi işlediği haltı örtmek için mevcut din adamlarını hendeklere doldurulmuş ateşle korkutup dinin özünden saptırmaya çalışıyorsa ve bir kısmı da sapıyorsa her dönemde bunlar olmuştur.

O yüzden Cenâb-ı Hak İsa hakkında diyor ki ona kitabı ve hikmeti verdim. Cenâb-ı Hak Musa Aleyhisselâm diyor ki ona kitabı ve hikmeti verdim. Cenâb-ı Hak bütün peygamberlerle alakalı o hikmet doluydu, o hikmet ehliydi. Ona hikmeti verdim diye bütün peygamberleri hikmet ehli yapar. Hikmet ehli dini anlayan kimsedir. Hikmet ehli dini anlayıp yaşayan kimsedir. Bunların en zirvesinde peygamberler vardır ki onların zirvesinde de Muhammed-i Mustafa vardır. O yüzden dini yenileceklerse, niye yenilecekler bilmiyorum da o zaman bilin ki bu bir Vatikan oyunudur. Bu bilin ki dini yenilemeye çalışanlar Mossad’ın, CIA’nin, Vatikan’ın emrine girmiştir. Bu kim olursa olsun. Biz dini yenileceğiz derken sizde bu hak var mı?


3. Bölüm

Siz Papa mısınız? Kim yenilecek? Hangi hükmü kaldıracaksınız? Hangi hükmü değiştireceksiniz? Eğer bir Âyet-i Kerime’nin yaşantıya tecelliyatını değiştirecekse bir kimse, bu her kim ise senin aklın Muhammed-i Mustafa’dan fazla mı? sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Sen abdest alma şeklini değiştirirken Muhammed-i Mustafa’yı nereye koyacaksın sallallâhu aleyhi ve sellemi? Sen peygambere uymadığı müddetçe gavurun tekisin. Kim olursan ol. Her kim Muhammed-i Mustafa’ya sallallâhu aleyhi ve selleme tabi olmazsa gavurdur o. Her kim Muhammed-i Mustafa’nın sünneti seniyesini reddederse gavurdur o. Her kim dinin hukukunu ve hükmünü değiştirmeye çalışıyorsa gavurdur o. Gavur, gavur. Nikahı facit olmuştur.

Namazı, abdesti, orucu, haccı facit olmuştur. Onun hiçbir ibadete kabul olunmaz. O kendisi de facit olmuştur. Ve her kim Müslüman o kimsenin dediğini kabul ederse o da gavur olmuştur. Onun da haccı, zekatı, orucu, namazı facit olmuştur. Ve bir kimse bunu bile bile kabul ederse bütün ibadetlerini iade etmesi gerekir. Hac dahil buna. Benim bu söylediklerimi de şimdi diyecekler ki, bunları nereden buldun? Açın Mehmet Ziyaettin Gümüşhanevi’nin elfazı küfrünü açıp okuyun. Bu dini yenileme çalışmalarının içerisinde ne yazık ki Türkiye’deki bir kısım İngiliz menşeyli nakşibendiler var. Dini yenileme çalışmalarının içerisinde İngiliz menşeyli Müslüman kardeşler var. Bunların isimlerini vermiyordum ama iş öyle çığırından çıkıyor ki artık.

İş öylesine çığırından çıkıyor ki. Büyük bir oyun var. Büyük bir oyun var. Anadolu topraklarındaki Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun Kur’ân ve Sünnet’ten vazgeçmediklerini gördükçe oyun üzerine oyun kuruyorlar. Oyun üzerine oyun kuruyorlar. Kendimi ve sizi methetmek için veya birbirliği bir noktaya koymak için söylemiyorum. Boğazımızı sıksalar, meydanlarda assalar, yine de Kur’ân ve Sünnet’ten vazgeçmediklerini gördükçe oyun üzerine oyun kuruyorlar. Yine de Kur’ân ve Sünnet’ten vazgeçmeyeceğiz. Bu bizim hiç değişmeyen ana kaidemiz olacak. Hiç değişmeyen ana kaidemiz olacak. Bu fakir 30 yıldan beri söylüyor. 30 yıldan beri diyorum ki, ey bu memleketi idare edenler, ey Diyanet, ey bu memleketi ilahiyatçılar, hepiniz bir araya gelin.

Bu iştahatleri yenileyin. Bunun arkasındaki gizli amaç şu, Diyanet’in ve aynı zamandaki ilahiyat fakültelerinin bu konuda yavaş davranmasının, bu konuda gevşek davranmasının perde arkasında şu, insanlar dinlerini rahat bir şekilde yaşayamasınlar. Bundan 500 yıl önce, 300 yıl önce, 700 yıl önce, 1000 yıl önce verilmiş olan iştahat bugün için yaşanabilir değil. Bu iştahatı değiştirmedikleri müddetçe Müslümanlar kendilerini yenileyemeyecekler. Buradaki hata Kur’ân’da ve Sünnet’te değil. Buradaki hata dinin önündeymiş gibi görünen, Diyanet’te ve buradaki hata dinin önündeymiş gibi görünen, ilahiyattaki kadrolardır. Sen bir bayanın, bir bayanın seyahatle alakalı meselesini yenileyecek iştahatı getirmezsen bu insanların önüne, bu insanlar kendilerince bakarlar, bir kadının 80 km ilere seyahat etmesi uygun değil, böyle din mi olurmuş dedirtirirsin?


4. Bölüm

Tehlike bu. Oysa sen ilim ehliysen, Hz. Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin yol güvenliğini sağladığın bir kadını yanında mahremi olmadan seyahate gönderdiğini, kendi evine gönderdiğini koyarsan oraya, al sana iştahat kapısı açılır. Bunu yapmamalarının sebebi insanları sünneti Resûlullâh’tan soğutmak, insanları imamların iştahatından soğutmak, insanları dinden soğutmak. Bu oyunun içindeler hepsi de. O yüzden sufilere kızıyorlar, o yüzden ehli sufiye, ehli tasavvufa savaş açıyorlar. Ehli tasavvuf çünkü bu oyunun farkında, kalben farkında, ilhamen farkında, salih rüyalarla farkında, kalbine gelen ilhamlarla farkında. O yüzden ehli tasavvuf bunun mücadelesini veriyor.

Ehli tasavvufun devletten makam beklentisi yok, mevki beklentisi yok, para beklentisi yok, sırtının sıvazlanması beklentisi yok, ensesinin okşanması beklentisi yok. Gerçek bir ehli tasavvufun sufinin devletten ihale derdi yok, hükumetten ihale derdi yok, belediyeden ihale derdi yok, belediyeden arsa kapma derdi yok, devletin milli arazilerini kapma derdi yok. Devlet erkanının karşısında el pençe büküp, orada Kur’ân-ı Kerim kursu açacağız, burada yurt açacağız, burada bilinen ne açacağız, bize şunu peşkeş çekin derdi yok. Para derdi yok, senin kitabını bahsedeydik 10.000 dolar vereceğiz derdi yok. Ama bu ahlaksızlar, bu içi münafık, dışı gavurlar. Sünnet-i Resûlullâh’a alabildiğince savaş açıyorlar, her koldan, her koldan.

Ve böyle diyorlar ki bu normalde çok masum geliyor öyle değil mi? Evlilik için evlenecek kişilerin birbirlerini görmesi değişebilir mi? Yoksa peygamber efendimizin sünnetlerinde günümüzde değişim olabilir mi? Haklı. Evlenecek olan görüşmede üç sefer diyor hadîs-i şerifte. Üç sefer görüşeceksiniz diyor, sünnet bu. Orada duruyor, biz bütün kardeşleri bunu tavsiye ediyoruz. Diyoruz kardeşim üç sefer görüşeceksin. Dördüncü görüşme yok. Ama insanların canı sevgili olmak istiyor. Bugünkü tabirle. Ne yapacak, görüşecek, konuşacak, koklaşacak, sevişecek, zina yapacak. Ondan sonra diyecek ki Tihansın ten uyuşmazlığı oldu. Ondan sonra diyecek ki elektrik alamadım ben. Ondan sonra diyecek ki filanca zamanda halama çaya gitmiştik ya.

Ya sen halama ters bakmışsın orada. Kız yemeği millah edecek ben ters bakmadım. O diyecek ters bakmış. Olmaz. Şimdi adam burada dergahta değil. Adam kızla nikahlandı. Dedim bak nikahlısın yanlış yapma nikahlanmışsınız. Adam bir yıl sonra benim karşıma geldi. Ne dedi biliyor musunuz? Ben bunu boşayacağım dedi. Hayırdır dedim ben. Hayırdır. Hayırdır. Ne dedi biliyor musunuz? Ben bunu boşayacağım dedi. Hayırdır dedim ben. Hayırdır. Hayırdır. Dedi ya annemle rahat geçinemiyorlar. Ben böyle beynim dönmüş kalktım masadan yakasını topladım. Ben dedim dergahta size şerefsizliği mi öğretiyorum lan dedim. Senin kız kardeşin olduğunu düşün. Bu duruyor şimdi. Bu ağzına tuttum böyle bu ağzına. Allâh’ın diline imanına söyle lan dedim.


5. Bölüm

Sen bu kızı dedim karım dedim de yattın mı dedim ben. Korkusundan baktı evet dedim. Ulan şerefsiz dedim. Senin kız kardeşin olduğunu düşün. Eğer dedim sen bu kızı alma seni vuracağım. Sen çünkü dergal kullanarak kandırıyorsun dedim. Defol git. Seni dergahta da istemiyorum. Ama dedim bu kızla evleneceğim. Bana dedim düğün kartını getireceğim. Korkusundan aşağı bizim sayıda bırakmış gitmiş. Bunu mu yaşatacaklar insanlara? Evet. Sünnet-i Resûlullâh değişmez. Otursun lan. Otursun lan. İştahat edilmesi gereken şeyler iştahat etsinler. Hangi hukuku değiştireceksiniz? Faizimi değiştireceksiniz? Canınız sıkılıyor değil mi? Faizcilik yapamıyorsunuz. İçiniz daralıyor. Şeytan çarpmış gibi kalkacaksınız mezardan çünkü.

İçiniz daralıyor. O hadîs-i şerif orada duruyor. Anneniz de Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olacaksınız. İçiniz daralıyor değil mi? Sizi gidi faizci şerefsizler sizi. Sizi gidi zinacı şerefsizler sizi. İçiniz daralıyor değil mi? Zina yapanlar mahşer önünde köpekler gibi çatışaraktan halk olacak. O hadîs orada duruyor. Neyini kaldıracaksınız? Hangi hükmü kaldıracaksınız? Bir insan içkili bir şekilde ölürse imansız gider. İman üzerine içki içemez. Bu hadîs-i şerifimi mi kaldıracaksınız? Sizi gidi meyhaneciler sizi. İman üzerine hırsızlık yapamaz. Bu hadisi mi kaldıracaksınız? Hırsızlığınızı zinivas gibi peşkeş mi çekmek istiyorsunuz? Neyi kaldıracaksınız? Kaldıracak olduğunuz şeyi söyleyin.

Hangi haramı helal edeceksiniz? Rüşveti mi helal edeceksiniz? Rüşveti mi helal edeceksiniz? Bunu mu helal edeceksiniz? Neyi helal edeceksiniz? Bana onu söyleyin. Siz Vatikan’a mı özendiniz? Ne kadar eşcinsel papazı etrafınızda toplayıp, eşcinselliklerini videoya çekip, dosyalatıp, onları istediğinizi imzalatacak bir vatikan mı oluşturuyorsunuz? Evet. Bu karara karşı çıkma, eşcinsellikle alakalı dosyan burada deyip, Vatikan’ın en üst noktasına gelmiş oğlancılara imza attırdığınız kararlar gibi karar aldıracaksınız. Kimin videolarını çektiniz? Diyanetteki hangi başkanın videosunu çektiniz? Diyanetteki hangi kurulun videosunu çektiniz? Hangi şeyhin videosunu çektiniz? Hangi alimin videosunu çektiniz?

Kime kaldıracaksınız sünneti Resûlullâh’ı? Adnan yetmedi mi? Mehmet Okuyan yetmedi mi? Mustafa İstamoğlu’nu dinleyen olmadı mı? Olmadı. Neden? Her birinin arkasında bir sürü kirli iş var. Halk nezdinde asla yerini bulmadı. Tutmadı oyun. Sebep? Sünneti Resûlullâh’a karşı çıkacak olan kanıbozuk, sütübozuk bir kimse olması lazım. Onun sadece dini akidesinin bozukluğu yetmez. Onun sütü de bozuk, kanı da bozuk olması lazım. Yetmez çünkü. Yetmez. Bir kimse sünneti Resûlullâh’a laf söylüyorsa hem kanı bozuktur, hem sütü bozuktur, hem de dini bozuktur onun. Alın götürün, nereye götüreceksiniz? Evet. Benim sözüm meydanda. Ben şeyh değilim, öyle diyorlar. Argo şeyh diyorlar. Argo’yum kardeşim. Sünneti Resûlullâh’a laf söylene Argo’nun hem de ah kralıyım.


6. Bölüm

Az bile söylüyorum. Bunların her tarafı bozuk. Az bile söylüyorum. Bunlar zünivas gibi. Ya kızlarıyla yatıp kalkıyorlar, ya kardeşleriyle yatıp kalkıyorlar, ya analarıyla yatıp kalkıyorlar. Niye helal edeceksiniz ya? Bana onu söyleyin. Bana onu söyleyin. Deyin ki biz şunu helal edeceğiz. Bilelim, ha bunların derdi bu diyelim ya. Bunların derdi bu diyelim ya. Niye kaldıracaksınız? Haramlar belli. Niye helal edeceksiniz? Bir kimse şunu der. Bu haram, bu içki haram kardeşim. Ben içiyorum. Delikanlı adamsın lan sen. Sen delikanlı adamsın ya. Bunu haram kabul ettin, delikanlı adamsın sen. Haram dedi bunu. Eyvallâh ya. Lan adam helallaştırmadı ya. Tövbe der, Allâh onu affeder. Kim tövbe derse, karşısında affedici bir Allâh bulur.

Biz burada hepimiz medreseden gelmedik. Var mı medreseden gelen buraya? Elini kaldırsın. Yok. Bak hiçbirimiz medreseden gelmemişiz. Neredeyse Elhamdülillah diyeceğim ya. Evet. Biz hepimiz yoldan toplamalıyız. Hamdolsun. Hamdolsun. Ciğerimizi yara yara söylüyoruz. Neden hamdolsun diyorum biliyor musunuz? Sizin kursağınızda, sizin adınıza zekat de toplanıp cebellez edilmiş paralar yok. Sizin kursağınızda elin kirli paralarını temizleme parası yok. Siz o yüzden dimdik duruyorsunuz. Öyle değilsiniz siz yani. O yüzden dimdiksiniz. Ben o yüzden dimdik olan kardeşlerimin yanında olmaktan mutluluk duyuyorum. O yüzden dimdiksiniz. Ben o yüzden dimdik olan kardeşlerimin yanında olmaktan mutluluk duyuyorum.

Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum. Bana diyorlar ya herkesten fazla seviyorum dervişleri. Diyorum ki benim anamdan, babamdan, kardeşlerimden, çocuklarımdan, yeğenlerimden, hepsinden kıymetli dervişler diyorum. Evet. Hepsinden kıymetli. Herkes bir yerde satmıştır beni. Bir yerde satmıştır. He bilirim ben onu. Ama benim derviş kardeşlerim beni satmamıştır. Bak burada. Görüyor musunuz? Bu adamlara iyi bakın. Bunlar türünü sona örnekleri. Evet. Nerede? Cafer geldi mi? Gel Cafer’im gel. Bunlar türünü sona örnekleri. Anladınız mı? Bunlar böyle bak bir, iki, üç, dört hayır kelimesini duymadım daha hiç. Evet. Şu adama telefon açtım ben. Zakirliği bırakıyorsun Hacı Mehmet dedim. Neden, niçin, nasıl, şöyle, böyle hiçbir laf yok.

Emredersin dedi tak kapattı dedim. Dedim zakirliği bırakıyorsun Hacı Mehmet. Adile söyle dedim. Emredersin dedi kapattı telefonu. Anında Adile telefonu. Ben ne yapacağını biliyorum ama. Biliyor değil mi ya? Açtı. Adile telefon ben böyle Allâh affetsin. Televizyondan seyreder gibi seyrediyorum. Konuşmalarına varınca kadar, mimiklerine varıncaya kadar söyledi. İçimden dedim ki şimdi Adil Şeyh Efendi arayacak. Şeyh Efendi benden iki adım önümde. O da telefonla konuşuyor. Ben o telefonla konuşurken halletti bir şey. Şeyh Efendi telefonu kapattı, zar bir daha çaldı. Adil aradı, isim de veriyorum artık. Adil söyledi Hacı Mehmet zakirliği bıraktı diye. Ben bırakmayı düşünüyor musun, düşünüyorum de demedim.


7. Bölüm

Bırak dedim. Tak bıraktı. Döndü Şeyh Efendi. Dayının oğlu zakirliği bırakmış dedi. Bırakmıştır efendim dedi. Allâh Allâh dedi. Biz filan edecek kafası kırıkız efendim dedi. Onu bıraktırmamın sebebi şuydu. O bir başkasının elini öpcek kimlikte, kişilikte değildi. Adam kendisi bunu zakir etti. Kendi zakir etti adamı şeyhinin önüne koydu. Bu adamı ben zakir etmişim, bunu Şeyh Efendi’nin önüne koyacağım. Gel sen çiğnedeceksin. Çiğnetmem. Ben çiğnersem çiğnerim. Başkasına çiğnetmem. Ben çiğnersem çiğnerim. O da der ki abim çiğnedi beni ya. Varmış bir adam çiğnedi. Dervişler canı insanlardır. Candır can. Halit Hoca babası için koşmamıştır benim için koştuğu şey. Yusuf koşmamıştır bir başkası için.

Hacı Erkan dinlememiştir babasını beni dinlediği kadar. Şu Barbaros kimseyi dinlemiyordu, İstanbul’a gitmiyordu. Hiç kimse onu İstanbul’a gönderemiyordu. Git Barbaros İstanbul’a dedim gitti. Canı insandır dervişlik. O yüzden biz hep beraber biz sokaktan gelmeyiz. O yüzden bize kabul ettiremezler. Biz dik insanlarız. Biz hesapsız insanlarız. Bizim yarın düşüncemiz yok. Biz bağrını açmış sünnet-i resûlullâh için yürüyen insanlarız. Biz çok hesap kitap bilmeyiz. Hesap kitap ederekten de konuşmayız. İnandığımızı söyleriz. O yüzden tekrar söylüyorum. Bir şey haramdır, bir kimse onu işliyordur. Faizcilik de yapıyordur. Haram olduğunu bil. Rüşvet alıyordur. Haram olduğunu bil. Yapıyordur insan. İnsanoğlu nefsine uyar ya.

Hepimiz nefsimize uyarız. Hepimiz de günlük hayatın içerisinde geri dönüşler, zikzaklar çizeriz. Dervişlikte bu var, bizim dergahta bu var. Biz sokaktan gelmeyiz kardeşim. Birisi bizim çok böyle damarımıza basarsa, bizim tersinden patlatır geçeriz. Yeter bu kadar deriz. Yeter deriz yani. Bir yeter dediğimiz yer vardır. Tutmadı adnan. Tutmadı Mustafa İstamoğlu. Tutmadı okuyanlar. Şimdi daha yüksek seviyeden başladılar. Bir yerden birisi bir işaret fişahı patlatıyor, arkasından geliyor. Bunların hepsi de gavur bozuntusu. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Evlilik görüşmesi yapan kişiler, görüştükleri kişileri ve güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, birisi de güzellikleri, kişileri ve görüşmenin içeriğini çevresindeki birçok kişiyle paylaşıyorlar.

Aynı şey sadece talip olunduğunda da geçerli oluyor. Hatta bazen durumdan çok farklı da lans edilebiliyor. Bu tarz tutumlar doğru mu? Değil. Bunlar doğru şeyler değil. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bunlar insanların biraz böyle sıkıntılı işleri. Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasında İslam’ın güncellenmesi gerekiyor. 14 asır önce alınan kararlar bu yüzyılda uygulanamaz. Sözü hakkında düşünceleriz nedir? Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bunun yatan arkadaş bunu kılayla duydu mu? Evet efendim. Böyle bir açıklama mı var? Evet efendim. 10 Böyle mi açıklama? Evet efendim. Bir dakika. Ustadım, sizin biraz önce söylediklerinizin aynısını söyledi. İştahat olarak. Evet. İştahatların yenilenmesi gerektiğini, kötü niyetlilerin bunu kullandığını, özellikle Diyanet ne iş yapıyor dedi.


8. Bölüm

Diyanetin içindeki görevler ne iş yapıyor? Onların bu işlere durdemesi lazım. Doğruyu onların öne çıkarması lazım. O zaman tamam. Kadınlara dövün dedi. Kadınlara dövün dedi. Kadınlara dövün dedi. Ne? Kim o ya? He. Nurepten yıldız mı dedi dövün deşar doldu? Hacı Mehmet güldükten sonra, bu kadar ciddi bir adam, dövün deşar doldu dedi. Lan Hacı Murtazağ nereden buluyorsun bunları ya? Efendim? Dövün deşar doldu mu? Ama biz de okumadık hiç ya. Hazreti Peygamber efendimiz hiç dövmemiş. Efendim? Allâh Allâh. E kendisi hiç dövmemiş. E tabi bize Kur’ân yeter deyince böyle oluyor. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Daha bunlar artacak. Metin olun. Metin olun. Sağlamdır. Hadîs savunucularına saldırılar artacak.

Bunu iki üç yıldan beri söylüyorum. Farkında mısınız? Adım ime yükseliyor. Biz Hz. Mevlânâ’nın sünnete bağlılığı diye kaç yıl oldu bu konuyu işte? Üç yıl oldu mu? Üç yıl oldu. Bunlar artacak da. Ve sünnete bağlı olan topluluklara baskılar da artacak. Buna hazır olun. Açık söylüyorum. Buna hazır olun. Çetin bir mücadele bekliyor. Çetin bir mücadele. Buna hazır olun. Buna hazır olun hep beraber. Ben yapamayacağım, evime çekileceğim. Çekilebilirsiniz. Hakkınız. Ben evime çekilenlerden olmayacağım. Bu can bu bedende durduğu müddetçe evine çekilenlerden olmayacağım. Peki kimse benim işim, aşım, çoluğum, çocuğum var. Ben böyle yapamayacağım. Yapamayabilir. Eyvallâh. Evine çekilebilir. Çekilebilir.

Hakkıdır. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Arabada namaz kılma konusunda biraz bilgi verebilir misiniz? Örneğin yatsı namazı. Yolculuk bitinceye kadar vaktin çıkması söz konusu değilse yine de arabada kılmakta bir bir his var mıdır? Bir de hangi fıkıh kitabını okumamızı tavsiye edersiniz. Emanet ehliyet okuyabilirsiniz. İkicit. Dört çiftlik el hidayet okuyabilirsiniz. Dört çiftlik dürer dürer okuyabilirsiniz. Dört çiftlik el ihtiyar okuyabilirsiniz. Ama bütün dergahtaki kardeşlere dört çiftlik el hidayet tavsiye ediyoruz. Bütün kardeşler çünkü el hidayet okuyor. O yüzden el hidayet okuyabilirsiniz. Tek ciltlik bir şey istiyorsanız kudurinin muhtasarı var. Tek ciltlik. Günlük dini hayatınızı idame ettirebilecek şekilde o bilgi yeter.

Onu okuyabilirsiniz. Tek cilt alacak olanlar birliktelik olsun. Çünkü kafa karışıklı olmasın. El kudurinin tek ciltini okuyabilir. Biraz daha ben karşılaştırmalı istiyorum. Tefarat istiyorum diyenler. Dört çiftlik el hidayeti elde etsinler. Onu okusunlar. Ben daha geniş istiyorum. Fetavayı hindiyeye alabilirler. İbn-i Abidin’e alabilirler. Bunlar daha geniş. Mepsut’u alabilirler. Türkçe’ye çevirdik onu çek. Neydi Şeyh Efendi’nin adı? Cevat Akşit Hoca. Cevat Akşit Hoca. Onu Türkçe’ye çevirdi. Allâh razı olsun. Bizim Hacı Ertan bulduydu İstanbul’dan onu bana. İstanbul’da bulduydu değil mi Ertan? Ertan buldu onu bana İstanbul’da. Onu da, ondan da daha genişte, faratlı bir şekilde elde edebilirsiniz.


9. Bölüm

Bineğin üzerinde namazla alakalı hadîs var. bir gün tam Ashab ikinci namazına duracaktı. Ama Cebrail aleyhisselâm geldi Hz. Muhammed Mustafa’ya dedi ki Yahudinin birisi neredeydi yer? Hayber değil. Hayber değil. Beni Kurayza Yahudilerinden birisi kim dedi? Beni Kurayza Yahudisi. Beni Kurayza Yahudilerinden birisi bir Müslüman kadının başörtüsünü çekiyor. O Müslüman kadının başörtüsünü çekince oradan başka bir Müslüman erkek o Yahudi’ye bir tokat vuruyor. Bu sefer ona tokat vurunca Beni Kurayza Yahudiler o Müslüman erkeği şehit ediyorlar. Tam da ikinde okunca, ikinde okunmuş, ikinin farzı kılınca Cebrail aleyhisselâm geliyor diyor ki intikamını alın. İntikamını alın. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri namazı kıldıracağı zaman ashaba diyor ki böyle bir olay oldu derhal diyor o Müslüman kardeşinizin intikamını alın.

Ashab, tam kılıç yola. Bu esnada rivayetler var. Bir kısmı bineğin üzerinde namazını kılıyor. Farz namazını. Bir kısmı gittiği yerde kılıyor. El hidayede hüküm vardır. Nafilelerin kılınabileceğine dair. Bineğin üzerinde nafilelerinin kılınabileceğine dair el hidayede hüküm var. Nafile kılınabilirler. Bineğin üzerinde. Ama bu hadîs bu meselede farzı da kılan olmuş sahabenin içerisinde. Buradan hareket ederekten bineğin üzerine bir kimse farz namazını kılabilir mi el cevap kılabilir. Ben bir çıt daha ileri gideyim. Bolu’da şeyhler toplantısı oldu. Şeyhler toplantısından çıktık. Ankara eski vaizi şimdi ismi aklıma gelmediği Nakşibendi şeyhi onu aldık arabaya ama fıkıhı çok iyi onun. Bu zaten yıllardır Ankara’da merkez vaizi yapmış.

Nakşibendi şeyhliği yapıyor. Onu Ankara’ya biz evine bırakacağız. Oradan ben de Şeyh Efendi’yi Ankara’dan Nevşehir’e bırakacağım. Bolu’da toplantı bitti. Yolda gidiyoruz. Ben de arabayı kullanıyorum. Ben arabayı kullanıyorum. Ben yastığı namazı okundu gitti namazı kılamadım. Ben yastığı namazını kılacağım arabada. Ben kılıyorum. Normalde o zaman seyahat ederken bir yere yetişeceğim ya ben arabayı kullanırken de kılıyorum namazı. Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin. Arabanın arkasında oturuyor. Ankara’lı Şeyh Efendi de ön tarafta oturuyor. Şeyh Efendi’ye dedim ki efendim müsaade ederseniz dedim Şeyh Efendi’ye bir soru soracaktım. Sor Mustafa Efendi dedi ona, bana. Döndüm dedim efendim bir sorum vardı.

Buyurun Mustafa Efendi dedi. Dedim ki bineğin üzerinde namaz kılınabileceğine dair fetva var. Var dedi. Dedim bir kimse nafileyi de farzını da kılabilir değil mi dedim ben? Evet dedim. Peki dedim atın üstünde namaz kılan bir kimse menziline doğru gidiyor mu? Geçmiş dönemde at veya devenin üzerinde. Dedim o kimse atın çilbirini dedim yönünü dedim ben. Yol istikametinde döndürüyor değil mi dedim ben? Evet dedi. Peki bir kimse dedim hem araba kullanıp hem de namazını kılabilir mi o zaman dedim. Abdullah Efendi dedi Şeyh Efendi’ye. O da buyur efendim dedi tamam. Bu senin de bir Mustafa Efendi çok zeki ya dedi. Öyledir onun fıkıhı iyidir efendim dedi ona. Evet Mustafa Efendi fetva veriyorum dedi.

Bineğin üzerinde dedi bir kimse namazını böyle kılabilir iman ile dedi. Yapabildiklerini yapar dedi yapam. Ben biraz daha tabi tefaratla anlattım dedim İstanbul’a gidiyoruz. İstanbul’da dedim bir giriyoruz öbür taraftan çıkınca kadar namaz vakti geçiyor dedim. Veyahut bir kaza oluyor hiçbir yere kımıldayamıyorsun dedim. Bineğin üzerinde namazını kılarken arabalar yürümeye başladı ne yapacaksın? Araba yürüyecek. Fites takacaksın. E gazda devre yapacaksın dedi kılına bilinir. Mesela anlaşıldı. Bu yeğeni ile alakalı yazı yazan kardeş nerede? Gel. Kalem var mı yanında? Kalemlerin arkadaşı varsa. Tamam. Fala minnehu La ilaha illAllah Fatiha. Fala minnehu Restur.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Hamd, Kâbe, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı