Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette Dürüstlük

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Gündüzlerinizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Allâh Ramazan ayınızı mübarek eylesin. Gecelerini ihya edenlerden, gündüzlerinde oruçlu geçirenlerden eylesin. Ömre esnasında bir tanıdığımızın sırtında Türk bayrağı olduğu için sorguya çekmişler. Suud hükümeti Türklere karşı neden bu kadar katı? Sevmiyorlar Türkleri. sonuçta 400-500 yıl Türkler orayı idare etmişler. Ümmeti Muhammed’e hizmet etmişler. Irkçı bir yaklaşımla Türklere karşı düşmanlar. Suud’un o devlet erkânı ne yazık ki Türklere karşı düşman. O yüzden bu tip şeyler normal. Bütün günahlarda ve de inatla küfre giden yol var mıdır? Normalde evet bir kimse günahta ısrar ederse Allâh muhafaza eylesin.

Biz ona küfür ehli diyemeyiz ama küfre düşmeye yakın yola girer. Küfre giden yol var mı? Bir kimse inkâr noktasında varsa küfür ehli olur, küfre yaklaşmış olur. Allâh muhafaza eylesin. İnkar ederse küfre düşmüş olur. Ama âyet-i kerimenin birisine ama mütevatir bir hadîs-i şerifi inkar ederse ama helallardan birisine haram görürse ama haramlardan birisine helal görürse küfür. Allâh muhafaza eylesin. Geniş bir konu. Peygamber Efendimiz yediği zehirli et yüzünden mi vefat etti yoksa zehri tamamen vücudu attı ateşten mi vefat etti? Bizi aydınlatır mısınız? çok ateşli olduğu kesin, çok ateşli olduğu için ateşinden dolayı bayıldı da kesin. Ateşinden dolayı bayılınca normalde soğuk suyla yıkadıkları, başından aşağı su döktükleri, defallarca abdest aldığı bunlar da kesin.

Ama bir rivayet var, Hz. Aişe annemiz naklediyor. Ona diyor ki benim ölüm sebebim o Yahudi kadının yedirdiği zehirli ettir diyor. O yüzden ölüm sebebi o ateşli hastalık mıdır yoksa zehirli et midir kesin bir nokta yok. Tuvalete girip temizlendikten sonra abdest alıp akıntı gelince abdest bozulur mu? Evet. Vücudunuzdan herhangi bir akıntı çıksa önünüzden arkanızdan veyahut da vücudunuzun herhangi bir yeri aksa özürlü olmadığı müddetçe abdest bozulur. Belediyenin yol kenarındaki otopark uygulamasında ücreti vermemekle hakka girmiş olur muyuz? Bu para otopark sisteminin haricinde belediye ve resmi hiç bir kurumda borç gözülmüyor. Darül Harbe görevi, Darül İslam’a görevi. Sabretmek için sabrettiğimiz eylem üzerinde düşünüp onu çekmemiz mi gerekir?

Yoksa işimizi Allâh’a bırakıp o olay üzerinde düşünmememiz daha mı doğru? Sabır ibadettedir. Sabır başımıza gelen bizim elimizin ürünü olmayan dışarıdan başımıza gelen herhangi bir müsibete karşı metanetli davranmak onunla mücadele etmektir. Sabır nefisle mücadelede muhkim durmaktır. Sabır ibadette muhkim durmaktır. Sabır, Kur’ân ve Sünnet dairesine muhkim durmaktır. Zalimin zulmüne karşı veyahut da kafirin küfrüne karşı mücadele edilir. Bir kötülükle mücadele edilir, bir yanlışlıkla mücadele edilir. Birisinin heva hevesiyle mücadele edilir. Bir kimse heva hevesinden size bir şey yapmaya çalışıyor. Onunla mücadele edilir. Kur’ân Sünnet’in dışında bir şey var. Onunla mücadele edilir. Ümmet-i Muhammed benim tespit ettiğim kadarıyla sabırla alakalı meseleyi acizlikte kullanıyor, zayıflık olarak kullanıyor. bir şeye gücü yetmiyor, onunla mücadele etmeye gücü yetmiyor, onunla Kur’ân Sünnet dairesinde savaşmaya gücü yetmiyor.


2. Bölüm

Kendinde o gücü görmüyor, diyor ki ben buna sabrediyorum. Bu doğru bir yaklaşım değil. Çünkü nerede bir zulüm varsa biz o zulümle mücadele etmekle mükellefiz. Nerede bir haksızlık varsa biz o haksızlıkla, savaşmakla mükellefiz. Nerede birisinin hakkına riayet edilmiyorsa, hakkı yeniliyorsa biz onunla mücadele etmekle mükellefiz. Bir erkek eşine zulmediyorsa, o eşine karşı mücadele etmekle mükellef. Bir anne baba çocuğuna zulmediyorsa, o çocuk anne babasıyla mücadele etmekle mükellef. Nerede bir zulüm varsa zulümle mücadele etmek Müslümanların boynunun borcu. Nerede bir haksızlık varsa Müslümanların mücadele etmesi boynunun borcu. Nerede bir hukuksuzluk varsa, nerede bir adaletsizlik varsa iman ehlinin yerinde durması mümkün değil.

Onunla mücadele etmesi farzayın. Eğer normalde zulümle mücadele etmezse bir kimse onun namaz kılması, onun kendisini kurtarmaz. Çünkü zulümle mücadele etmeyen kimse zulme dolaylı olarak yardımcı olmuş olur. Bir haksızlıkla mücadele etmeyen bir kimse dolaylı olarak haksızlığa yardımcı olmuş olur. Bir kötü ahlakla mücadele etmeyen bir kimse göz göre göre kötü ahlaka karşı susuyorsa, o kötü ahlakı desteklemiş olur. biz bunları unuttuk. Bize din olarak namaz kıl, oruç tut, başını ört, sakal bırak, cübbe giy, şalvar giy, yürü. Evde haksızlık varmış, sokakta haksızlık varmış, iş yerinde haksızlık varmış, yönetimde haksızlık varmış. Bir yerlerde hukuksuzluk kol geziyormuş, bir yerlerde insanlar haksız, hukuksuz, adaletsiz bir şekilde insanların malına, canına, namusuna, şerefine, haysiyetine kast ediyormuş.

Biz bunlarla mücadele etmeyi kendimize şiar edinmedik. Bizi uyuttular. Şimdi ben böyle konuşunca herkesin okları benim üzerime geliyor. Risale okuttular, risalelerle okuttular. Süleyman İlmi Tunal dediler, Süleyman İlmi Tunanın normalde ne yaptığını görmeden öyle uyuttular. Tarikat dediler, tarikatla uyuttular. Şeyh Efendi dediler, şeyh ile uyuttular. Cemaat dediler, cemaatle uyuttular. Parti dediler, parti ile uyuttular. Uyu bebek uyu, uyu bebek uyu, uyu bebek uyu. Yüzyıllardan beri biz uyuyoruz biz. Yüzyıllardır uyuyoruz biz. Şimdi risalecisi kızacak bana, refahcısı kızacak, particisi, porticisi, cemaatçısı, tarikatçısı kızacak bana şimdi. Kızın nereye kadar kızıyorsanız kızın. Bir haksızlık için, bir haksızlık, bir hukuksuzluk için, bir adaletsizlik için, bir zulüm için hiçbir şey yapmıyorsanız yemin ediyorum vallahi de billahi de siz Müslümanların yüz karasısınız.

Yüz karasısınız. Siz normalde İngilizlerin peşine gitmiş İngiliz soytarısınızsınız. Ben böyle söyleyince canları sıkılıyor. Canım kardeşler, Müslüman, mümin nerede bir adaletsizlik varsa ona karşı durandır. Mümin nerede bir haksızlık varsa ona karşı durandır. Mümin nerede bir hukuksuzluk varsa ona karşı durandır. Müminin vasfıdır bu. Mümin namaz kılma makinesi değildir. Yahudi, Ben-i Kurayza Yahudisinin birisi Müslümanın başının örtüsünü çekti kadının. Yanındaki Müslüman da normalde ona müdahale etti. Müdahale edince o Yahudi, o Müslümanı katletti. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ikindi namazı girmişti. Ezan okunmuştu. Namazı kıldırmadı mescitte. Dedi ki kardeşinizin intikamını alın önce.


3. Bölüm

Kardeşinizin intikamını alın önce dedi. Önce kardeşinizin intikamını alın dedi. E biz kitap okuyalım. Dünya hallolacak. Biz oturalım hep beraber zikredelim. Dünya hallolacak. Bir şeyh’e intisap ettik ya dünya hallolacak. Oooo sen hiç önemli değil. Her şey olur. Bir partiye intisap ettik ya dünya hallolur. Her şey hallolur. Yok. Şu içinde bulunduğum topluluk dahi. Eğer kendi içerisinde adaletsizlik varsa, hukuksuzluk varsa, zulüm varsa ve oradaki bir derviş kardeş burada adaletsizlik var zulüm var, hukuksuzluk var deyip de bunu yapan kimseyi nasihat etmiyorsa, ona irşad etmiyorsa, ona bu noktada dur yapma demiyorsa biz burada hiçbir şey öğretmemişiz ona. Bize de yazdıklar olsun. Biz, birisi bize bir haksızlık yapıyor.

Hayır sabrediyoruz diyor. Sabır o değil. Sabır o değil. Sabır size birisi hata yaptı, size birisi yanlışlık yaptı. Ona ceza vermeye muktedirsin. Onun boğazını sıkmaya muktedirsin. Ona diyorsun ki bir daha yapma bak senin boğazını sıkarım aslında ben. Ama sıkmıyorum sabrediyorum bir daha yapma bunu. Sabır o. Ama biz de öyle değil ki. Bizim eşlerimiz bizim zulmemize karşı çıkmış olsa biz boşarız onları. Biz de zalimiz çünkü. Bizim çocuklarımız bize normalde dese ki ya bu konuda haksızlık var evlatlıktan reddederiz. Biz de zalimiz çünkü. Bizim içinde bulunduğumuz topluluktan bir kimse gelse ya burada haksızlık yapıyorsunuz dese biz onu dergahtan kovsak biz de zalimiz. Onu ötekileştirsek ötelesek onu.

Normalde onu biz böyle sanki hastalıklıymış gibi halakanın dışında tutsak biz de zalimiz. Bize nasihat etse bir kimse biz onun nasihatinden canımız sıkılsa biz onu bir çıt ileri doğru içsek biz de zalimiz. O yüzden sabır namazda ibadette güzel ahlakta nefisle mücadelede küffarla cihâd etmekte dimdik durmak. Sabır verdiğin sözde dimdik durmak sözünü bozmak. Yoksa bir zalim zulmediyor ona karşı mücadele etmekte sabırlı davranmak. Onun zulmüne sessiz kalmak değil Allâh muhafaza eylesin. 29 yaşında bekar bir gencim merhamet sahibi bir insanı fakat zaaflılarıma karşı gelemiyorum ve zina ediyorum. Bundan kurtulmak için ne yapmalıyım? Hızla evleneceksin. Bu zamanın büyük hastalığı kadınlarda da var erkeklerde de var anne babalarda da var.

Bir anneler babalar evlenme çağına gelmiş olan çocuklarına evliliğe teşvik etmiyorlar. İki evlilik çağı gelmiş olan erkek ve bayanlar evlenmeye sıcak bakmıyorlar. Ama gidip zina yapıyorlar kadını da erkeği de. İslam toplumunun en büyük hastalıklarından birisi haline geldi zina. 10 yılda %2700 artmış. 10 yılda %2700 artmış zina. Bu büyük hastalık. önceden şöyleydi belli bir kesim bu işle iştigal ederdi flört de onlar için sevgiliydi. Çağdaşlıktı ilericilikti normaldi. Şimdi her tarafa bulaştı. Şimdi hiç kimsenin birbirine söyleyecek bir sözü yok. Şu anda toplum olarak hiç kimsenin birbirine söyleyecek sözü yok. Bu hastalık herkesin içine dışına altını üstünü getirdi. Acı bir şey Allâh muhafaza eylesin.


4. Bölüm

Ne bayanlar evlenmeyi düşünüyorlar. Ne erkekler evlenmeyi düşünüyorlar. Ne de anne babalar çocuklarını evlendiriyorlar. Onun armudun sapı var, üzümün çöpü var. Ben ona mı layıkım, o bana mı layık, ben ona mı layık, o bana mı layık. Ben böyle bir kızla mı evleneceğim, yok ben böyle bir kadınla mı evleneceğim, yok ben böyle bir adamla mı evleneceğim. Evlenecek olduğu adamın arabası düzgün olmalı, markalı olmalı, evi düzgün olmalı. Böyle milyonluk evlerde oturmalı. Herkes böyle bir havayı uçuyor. Herkesin kendisine göre bir hayat standartı var. Herkesin kendisine göre bir hayat standartı var. O hayat standartını yakalamalı. Ne oldu sonuç? Sonuç zina. Allâh muhafaza eylesin. Özgüven nedir, nerede, nasıl kullanılır, dervişin edebi nasıl olmalıdır.

Özgüven bir kimsenin Kur’ân Sünnet dairesinde Allâh’a güvenip bir iştinin altından kalkabileceğine dair makul, malum noktadaki kendine olan güvenilir. Bu olması gerekir mi? Evet. Ama bu Allâh’a yaslanarak, Allâh’a dayanarak, Allâh’a dayalı bir özgüvendir. Öbür türlü Allâh’a dayalı bir özgüven olmazsa o şirk olur zaten. Allâh muhafaza eylesin. Bir Müslüman kendince kendi malumunu ve makulünü tespit edip, iştahat edip kendi üzerinde özgüven sahibi olmalı. Dervişin edebi nasıl olmalı? Bir kelime ile haddini bildirme edep gelir. Edep Kur’ân ve Sünnet’e bağlı kalmaktır, haramları işlememektir. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’e bağlı kalıyorsa, haramları işlemiyorsa, Allâh ona ince bir ahlak sahipliği verir.

Allâh lütfeder ona. Sen günah-ı kebalilerden uzak durmaya gayret et, haramlardan kaçmaya gayret et. Allâh senin ince işlerini halleder. Sen farzları, vaciplerini yerine getirmeye çalış. Allâh sana nafileyi, gönlüne sevgisini koyar. İnşâAllah. Türkiye’de siyaset ve dava ne zaman çıkarsız, menfaatsiz yapılır? Yapılmaz. Bu öğreti yok çünkü. bu öğretinin olması çok zor bir şey. ne siyaset, ne tarikat, ne cemaatler, bunlar bu noktada menfaat ne yazık hepsinin içine girmiş vaziyette. İşin içerisine akçe girdi mi ben yıllardan beri bunu söylerim. Doksandan beri burada dinleyen arkadaşlar var. Yıl 2019 olmuş. 29 yıl. 29 yıldır anlatırım ben. Derim ki aranıza akçeyi sokmayın. Asla parayla işiniz olmasın. 29 yıldır bağırırım ben bunu.

Ben kendi kendime bazen düşünüyorum, diyorum Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum diyorum ben. Aramıza akçe girmiyor. Bu çünkü ne zaman bir cemaatin, bir tarikatın, bir topluluğun içerisine akçe gir diyor, akçe orayı bozuyor. bir şeyden para kazanmaya başlıyorsunuz, bozuyor orası. bu cemaatın üzerinden, tarikatın üzerinden, partinin üzerinden bozuyor. şu hale geldi ümmeti Muhammed, bilhassa Türkiye’deki Müslümanlar şu hale geldi. işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız, anlat kızım melahat haline geldi. Neden? bozulmayanı görmedik. Ben 58 yaşındayım, 26 yaşında dinle iştigal etmeye başladım. Ben 26 yaşından itibaren bozulmayan bir cemaat, bozulmayan bir tarikat, bozulmayan bir topluluk görmedim paradan.


5. Bölüm

Ona elini uzatan bir kimse bozuluyor. Ona elini uzatan bir kimse bozuluyor. Bozuluyor. Dervişlerden para toplayanlar, cemaatinden para toplayanlar, etrafından para toplayanlar. Birbirlerinden böyle, birbirlerinden para toplayanlar, birbirlerinden para alanlar, bozulmaya mahkumlar. Ama bizim insanımız da o hale gelmiş, şu noktada, bu değirmenin suyu nereden geliyor? muhakkak orada bir değirmenin suyu olmalı, bu su nereden geliyor? Bir ara ben İran’la para alıyordum. İran olmadı, tutmadı, ondan sonra Kuvvet oldu. O da tutmadı, Libya oldu. O da tutmadı, Suud oldu. O da tutmadı, şimdi bir türlü hesabı kitabı karıştırıyorlar. Bu adama bu para nereden geliyor diye. senin çalıştığını, senin çabaladığını, senin ticaret yaptığını, battığını, çıktığını, koşuşturduğunu hala da ticaret yaptığını görmek istemiyor senin.

O kendince şöyle düşünüyor, ya bunun birisi bir destek veriyordur. Bizim insanımız böyle ama. onun için çünkü parasız bu işlerin dönmesi mümkün değil. Muhakkak para toplanması lazım. Muhakkak Şeyh Efendi’ye birileri veriyordur. ona birileri para veriyordur. Öyle kafasında herkesin. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde o menfaat girdiği müddetçe de istikamet bozuluyor. Çürüme başlıyor, bozulma başlıyor. Herkes gözünü o paradan nemallandırmaya çalışıyor. Bakıyor orada nemalanacak bir şey var mı diye. Bu ama küçük dairede olsun ama büyük dairede olsun. Sonra bu iş büyüyor. O parayı ne yapacaklar? Gazete kuruyorlar, televizyon kuruyorlar, dergi kuruyorlar, televizyon. Ondan sonra şey kuruyorlar, ömre, haç, organizasyon kuruyorlar.

Öyle olunca da o şirketleri birine mi devredecek? Yok, ne olacak? Babadan oğula devrilir. Şirketlerin başında Şeyh Efendi vefat ettiği zaman da o olan şirketlerin başında Şeyh de o. Şirketlerin genel müdürü de o. Artık ticaret mi yapıyorlar? Yoksa tarikatçılık mı oynuyorlar? Ne oynuyorlarsa oynuyorlar. Bunu cemaatler yapıyor, tarikatlar yapıyor, bunu hepsi de yapıyor. Birisinin biz yapmıyoruz deme lüksü yok. Herkes Fethullah Gülen cemaatine laf söylerdi, şöyle para topluyorlar, böyle para topluyorlar, şöyle kurban alıyorlar, şöyle et kesiyorlar, şöyle himmet topluyorlar. Hepsi de yapıyor şimdi bunu. Ben buradan söylüyorum, belli tarikatlar var. Kendi içlerinde zekat memuru tayin etmişler. Adamlar hem cemaatlerinin içinden hem de dışarıdan zekat topluyorlar.

Bildiğiniz zekat memuru. Devlet araştırmıyor onları. Onlarla bir işleri yok. Ama geliyor bizim içimizdekilere soruyorlar. Mustafa Özbah sizden borç para alıyor mu, sizden para alıyor mu? Onlarla bir işleri yok. Ama geliyor bizim içimizdekilere soruyorlar. Mustafa Özbah sizden borç para alıyor mu, sizden para alıyor mu? Sizden para topluyor mu, ne yapıyor, ne ediyor? Kim onu finans olarak destekliyor? Ben arada boşuna mı soruyorum benden alacağı olan var mı? Bana böyle meccanen para veren var mı diye? Varsa söylemiyorsa hakkım helal değil diye boşuna mı söylüyorum? O soruşturuyor onu, soruyor. Sorsun bizim rahatsızlığımız yok. Bizi sorduğu kadar başkalarını da sorsunlar. Ama herhalde yukarılardan, tepelerden birilerinin birisi siyasi hesapları var demek ki onlara sorgu sual yok.


6. Bölüm

Bakın kıymetli kardeşler, bu size ölçe olsun. Öleceğiz gideceğiz bu dünyadan. Din eşittir, din eşittir, Allâh’tır. Dinin karşıtlığında, din eşittir, Allâh’tır. Din eşittir, din eşittir, Allâh’tır. Dinin karşıtlığında başka bir şey yoktur. Eğer var ise, Allâh affetsin o din değildir. Bakın o din değildir. Eğer bir kimse tarikatını, cemaatini, partisini, purtisini, osunu, busunu, her şeyini, yolunu, yordamını karşılığında bu dünyayı ilgilendiren bir menfaati var ise zerrece onun yolu yol değildir, istikametsizdir. Bu ne olursa olsun. Bakın bu ne olursa olsun. Onun karşılığı Allâh olacak. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Adam sana sohbet ettiğinden ücret alıyorsa, sikrettirdiğinden dolayı ücret alıyorsa ben burada sohbet ettim deyip akşam yemeği bekliyorsa biz buraya zikrullah’a geldik deyip de senden bir çay bekliyorsa o kimse Allâh için orada değil.

Bir bardak su dahi bekleme. Bir bardak su dahi bekleme. Bırak yemeği, içmeği bilmem neyi. Bir bardak su dahi bekleme. Bekliyorsan, sen Allâh için orada değilsin. Zakir, Çavuş, Nakip, Nugaba, Şeh. Birisi benim ayakkabımı baksın diye, ayakkabımı kaldırsın diye bekliyorsan birisi senin cübbeni tutsun diye bekliyorsan birisi sana hürmet etsin, hizmet etsin, saygıda bulunsun diye bekliyorsan birisi sana temanna etsin, sözünü dinlesin sana itaat etsin diye bekliyorsan yolun yol değil. Yolun yol değil. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. bazen zaman zaman söylüyorum ya onlar Allâh için toplanırlar. Birbirleriyle akrabalıkları yoktur. Aynı kavimden değildirler. Birbirlerinden menfaatleri de yoktur.

Bakın birbirlerinden menfaatleri de yoktur. Onlar Allâh için birbirlerini severler ve toplandıklarında Allâh’ı zikrederler. Onlar hiçbir gölgenin bulunmadığı arşalanın gölgesinde gölgelenecekler. Hadisi kutsi. Ben yıllardan beri bunu söylerim bu hadisi kutsiyi telaffuz ederim. Kıymetli kardeşler kendinizi buna odaklayın. Bir, bizim bir akrabalığımız yok zahir noktada. İki, bizim bir menfaatimiz yok zahir noktada. Olmamalı. Üç, biz birbirlerimizi Allâh için sevmeliyiz. Dört, toplandığımızda Allâh’ı zikretmeliyiz. Gözümüzü arşalanın gölgesinde diktiysek biz bu hal ile halleneceğiz. Kardeşler birbirlerini Allâh için severler kendilerinden bir şey yaparlar. Buna söylenecek laf olmaz. Burada istemek yoktur.

Yoksa birbirini sevmiş birbirine yardımcı olmuş birbirine destek olmuş kendilerinden sen istemeyeceksin. Sen gözünü ona dikmeyeceksin. Allâh razı eylesin. Bizler menfaat ve günlük çıkarları düşündüğümüzden sonraki nesilden mesul müyüz? Mesulüz. Neden söylüyoruz tertemiz bir yol bırakalım gelecek nesillere diye? Menfaatin konuşulmadığı, paranın konuşulmadığı Allâh sevgisinin konuşulduğu bir yol bırakalım. Tabi sorumluyuz. Bizlerin siyaset yapmamız uygun mudur? Ben isterim ki siyaset yapanlar namuslu, dürüstlü, şerefli, haysiyetli insanlar siyaset yapsın. Ben isterim gerçekten bunu ciddi bir şekilde söylüyorum. Çalmayacak, çırpmayacak, hırsızlık yapmayacak kayırmayacak, aldatmayacak adaletli davranacak hak ve hakaniyeti önde tutacak kimselerin siyaset yapmalarını isterim.

Peki, söyleyin bu ortamda böyle bir kimse yapabilir mi? Siz kendi kendinize cevap verin. Önce bunu isteyen insanlar böyle namuslu, dürüstlü, haysiyetli, şerefli insanların siyaset yapmalarını istemezler ki nasıl iş gördürecekler? Nasıl lana verirli, dara verirli işler yapacaklar? Çok namuslu, şerefli, haysiyetli bir kimse ihalelerde üçkağıtçılık, beşkağıtçılık yapar mı? Yapmaz. Parayı peşkeş çeker mi bir yerlere? Çekmez. Yolsuzluk, usulsüzlük, haksızlık, hukuksuzluk yapar mı? Yapmaz. Kim ister onu? Bir parti, A parti, B parti olarak konuşmuyor ama bütün hepsi için konuşuyor. Böyle bir şey yapacak olan kimse dergahlara girip şey efendilere sormalı. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Bana en çok güvendiğin haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik yapmayacak bir dervişi bana öner.

Terbiye’den geçmiş, tedrisattan geçmiş bir kardeş bana öner. Olur. Gelsinler verelim. Bakın gelsinler verelim. Ama biz deriz ki bu arkadaş Kur’ân ve Sünnet’e tabi olur. Bu arkadaş harama, yanlışa, eksikliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğe, ona buna ıvra zıvra kalmaz. El kaldırmaz. Böyle bir şeyde gözüyle şahit olursa bununla mücadele eder. Gelsinler verelim. Hangi partiden isterlerse hangi partiden isterlersem, ciddi ciddi söylüyorum bunu. Gelsinler biz veririz arkadaşı onlara. Kendimizi geri çektikçe meydan onlara kalıyor. Bunun için mücadele etmeli miyiz? E ne yapalım biz de şimdi çıkıp da meydana siyaset yapacağız deyip de o karanlık mecraya doğru biz de kulaç mı atalım? Ne yapalım bir parti mi kuralım?

Allâh bizi affetsin. Günlük biridimi çekerken bilhassa tevhid çekerken felak ve nas sureleri okurken fenalaşıyorum. Miğdem bulanıyor. Vücudumun her yeri titriyor. Halsizleşiyorum. Bu durum son iki aydır var. Konu ile ilgili ne yapabilirim? Devam et okumaya. Allâh bizi affetsin. Cenâb-ı Hak günahlarımıza muafiret eylesin. Ümlutlarımıza nail eylesin. Korktuklarımızdan hepsi muhafaza eylesin. Ümmet-i Muhammed’i hak ve hakikatte birleştirsin. Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Sabır, Hamd, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı