Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

510. Dergah Sohbeti — Ölülere Kur’an Okunması, Organ Bağışı, Karabasan ve Kurban Hükmü

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 510. Dergah Sohbeti — Ölülere Kur'an Okunması, Organ…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüz hayırlı olsun. Ayınız, yılınız, emriniz hayırlı olsun inşâAllah. Ölülerin arkasından Kur’ân okunur mu? Okunur. Okuduğumuz Kur’ân ölüye ne gibi faydası olur? Rahmet olur, bereket olur, lütuf olur, ikram olur, ihsan olur, af olur inşâAllah. Arkadaşım sahâbe ve Peygamber Efendimiz okumamıştır diyor. Yalan söylüyor, kocaman bir yalancı o. Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür edin. Yalan söylüyor, kocaman yalancı. Hadisleri inkar eden, ashabın yolunu inkar eden bir kimse o. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri her Perşembe Uhud şehitliğine gider, ziyaret ederdi. Cumaları da cuma günü cuma namazından sonra Medine Minevre’de gider, Cennet-i Baki’yi ziyaret ederdi.

Ve orada onları okurdu. Arkalarından onların onları dua ederdi. Sahâbe de okurdu. Okumadı diyenler hadîs inkarcıları, sünnet inkarcıları. Uzak durun onlarla ya da çatır çatır mücadele edin. İlminiz varsa oturun, deyin ki var bunlar böyle diye, var değil. İlminiz varsa. İlminiz yoksa dinlemeyin. Ama deyin ki sen hadisin inkarcısın. Böyle böyle diye diye milleti Kur’ân’dan uzaklaştırdılar. Böyle söyleye söyleye Kur’ân-ı Kerim okumasını bilen yok şimdi. Böyle diye diye nereye ait olduğunu bilmiyor insanlar. Gidecek mezarlığı ziyaret edecek. Gidecek orada üç ihlas bir fatiha okuyacak hiçbir şey bilmiyorsa. Ya ölünün arkasından Yasin okunur mu? Okunur kardeşim. Kur’ân-ı Kerim Yasin de okunur. Ya ölünün arkasından siz ticaret ayetleri okuyorsunuz.

Evet ticaret ayetleri de okuruz biz. Kutsal kitabımız bizim. Ölüye de diriye de ticaret ayeti okuruz. Sana ne? Sana ne? Senin dansına karışan var mı? Valsine karışan var mı? Senin gayri İslam’ın hayatına karışan var mı? Senin içkine kumarına karışan var mı? Bunlara da söyleyenlerin hepsi de büyük bir çoğunluğu. Namazdan haberi yok adamın. Namaz yok, abdest yok, oruç yok, hadîs yok, sünnet yok, hiçbir şey yok. Kim söylüyor bunu? Bunlar söylüyor. Bir de kim söylüyor? bu Vehhâbî selefi takımı söylüyor. Vahabi selefi takımı. Selefilik ayrı bir şeydir. Allâh’ın izniyle affetsin. Abdülmelik isimli kardeşimizin size selamı var. Ve aleyküm selâm. Muhyiddin el-Arabi hakkında bahsedebilir misiniz? Görüşlerimiz nelerdir?

Haydi bir Çanakkale Üniversitesi’nin bünyesinde bulunan eski kilisede Arabi sohbetler oluyor. Olumsuz görüşümüz düşüncemiz olmuş olsa. Böyle sıra hem bir de kaç hafta olduğu Halit Hoca? 49 ay. 49 ay olmuş. Arabi mi konuşuyor? 26 aydır arabi konuşuyormuşuz oradan. Küfrüne fetva verenlere katılmıyorum. Birisinin hemen küfrüne fetva vermek kolay bir şey. Otur, varsa kafanın almadığı, aldığı bir şey yaz risale olarak karşısında. Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh diyen kimsenin direkt küfrüne fetva vermek hoş değil. Organ boğuşunu dinimizdeki yeri nedir biraz bahseder misiniz? Eğer varsa boğuşlanacak bir şey, boğuşlayalım. Ama ölmeden önce alıyorlar ya organları, biz oraya şart düşüyoruz. Son nefesini alıp verirken, kalbi çalışırken bir kimsenin öldüğüne kim hükmedecek?


2. Bölüm

Dinen kim hükmedecek? Mevcut hukuk açısından kim hükmedecek? Adam makineye bağlı, makineye bağlı. Kalbi çalışıyor mu? Evet. Henüz daha ruh var mı onda? Evet. Can var mı onda? Evet. Öldüğüne dinen kim hükmedecek? Öldüğüne bir de mevcut hukuk, TC hükümeti açısından kim hükmedecek? Hükmedecek olsan olalım gelsin beri ya. Ne? bir gün camide cuma hutbesinde okuyor imam. hükmen, öldüğüne hükmedilince ben camide sesimi yükselttim dedim hocam öldüğüne kim hükmedecek? Oradan hutbe okuyon. Tekrar söylüyorum. Makineye bağlı olduğu halde yaşayan bir kimsenin öldüğüne hükmedecek olan kim? Çatımıza köpek almayı düşünüyoruz, bunun dinimizce hükmünü öğrenmek istiyoruz. Yatak odasına dalabilirsiniz bir sıkıntı yok.

Öyle insanlar kucağında taşıyorlar şimdi. Eğer hırsız girme ihtimali varsa çatıda ancak o zaman alabilirsiniz. Çünkü normalde bir kimsenin köpek besleyebilmesi için çoban olması lazım, hırsızlığa önlem olması lazım, taruklarına ilgilenmesi lazım. Millet şehrin göbende oturuyor, balkonunda köpek bakacağım diye uğraşıyor. Hav sabaha kadar. Yok çatısında köpek bakacağım diye uğraşıyor. Kardeşim köyde yaşan, sana köyden yer de vermezler, verir misiniz muhtar köyden ölü bir kimseye? Yabancıya vermiyorlar. Yabancıya vermiyorlar. Klişe halinde yabancıya vermiyorlar. O yüzden ben de bir şey istemiyorum artık. Şehrin içerisinde, evlerin içerisinde köpek bakacağız diye bakıyorlar. Bir aç insanı doyuramayan, bir çıplığa giydiremeyen, bir yetimi görüp gözetemeyen, insanlar köpek besleyeceğim diye uğraşıyor.

Bir de köpek sevgisini kutsallaştırdılar. İnsan sevmeyen köpek seviyor. Annesini sevmiyor, babasını sevmiyor, kardeşini sevmiyor, çocuklarını sevmiyor. Torunlarını sevmiyor, köpeği seviyor. Ağlıyor bir de onun başında. Doktorlar bu tip psikolojik problemlerle ilgileneceğine, benim şizofren olduğuma karar vereceğim diye uğraşıyor bizim doktor. Kararımı değiştim mi doktor üzerimdeki? Evet sağlıklısı. Evet evlerinde böyle köpek besleyenler gerçekten psikolojik ve psikolojik problemi olan kimseler. Tedavi görmeleri lazım. Onların oturacağını böyle yapıp çocukluğuna ince. Başka çaresi yok. Kur’ân-ı Kerim’in Arapça manasını az çok biliyoruz. Peki Kur’ân-ı Kerim’in hakikati manası nedir? MâşâAllah sen az çok manasını biliyorsan çok çok iyisin.

Karabasan olayını açıklar mısınız? Sebebi cinler midir? İnsan vücuduna fiziksel zarar verebilir mi? Uyandığında kolunda diş işlerinin olduğunu fark etmiş. Bu böyle şehir efsanesi gibidir bunlar. Diş izi fark eder, renk fark eder bunu yapanlar gerçekten bunu gördüklerini de söylerler. Bu böyle şey değil böyle nasıl söyleyeyim böyle abartısız bunu söylerler yaşamış gibi. Öyle mi doktor? Gerçekte var mıdır böyle şeyler? Al mikrofonu eline bakalım nasıl bir pis işik bir durum bu anlat bakalım. Öncelikle bunun bir fizyolojik boyutu var. Normalde biz sabahleyin bizim uyanmamızı sağlayan ve geceleyin uyumamızı sağlayan bir mekanizmamız var. Şöyle ki normalde biz uyuduğumuz zaman bütün kaslarımız inaktif hale gelir etkisiz hale gelir.


3. Bölüm

O bilinç onu kapatır ki olur da rüyamızda gördüğümüz şeyleri yapmaya kalkmayalım diye. Uyanırken de tam beyin uyanma aşamasında kendi bu kasların üzerindeki baskıyı kaldırır. artık bu noktada hareket edebilecek duruma geliriz. Bazen çok çok nadiren de olsa bazen bu ikisi arasındaki ilişki normalde böyle çok milisaniyeler kadar çok kısadır. Bazen bu uzay beyin uyanır ama o sıra daha o kasların üzerindeki o baskı kalkmamıştır. Kalkmadığından dolayı kişi hareket edemez hale gelir. sanki böyle üzerinde birisi oturuyormuş gibi o noktada hiç kolunu kıpıldatamaz bacağını kıpıldatamaz sıkışır kalır. Bu da sanki göğsün üzerinde bir ağırlık varmış gibi birisi varmış gibi. Bu da alışık olmadığı bir durum olduğu için zaten onda böyle paniklemeye sebep olur.

Aynı zamanda artık hayatı boyunca izlediği filmlerden gördüğü şeylerden düşündüğü şeylerden duyduğu şeylerden neyse hop psikolojik boyutu devreye girer. Bu seferde halüsinasyon şeklinde tam halüsinasyon olmasa da bir şeyler gördüğünü iddia edebilir bir şeyler duyduğunu iddia edebilir. Bu kısa bir süredir mesela hiç kimse bir saat yürüdü diyemez. Çok kısa bir süredir bu ama o kısa sürede yine ona çok uzun bu noktada gelebilir. Bu işin fizyolojik boyutudur. İkincisi eğer ki kişinin kendi zaten psikolojik problemleri varsa sağlıklı bir psikolojiye sahip değilse zaten rüya gerçek hayal çizgisi biraz karıştıysa yine sabahleyin özellikle uyanma vaktinde ki bunların öyküsü genelde sabahleyin uyanma vaktindedir.

Yine bunlarla karşılaşabilir. Bu da bu noktada işin iki tane boyutudur. böyle karabasan denilen bir şey yok. Böyle bir şey yok. Böyle bir varlık var mı? Böyle bir varlık bizce yok. Tıp ben yok. Ali Hoca tatlı tatlı tebessüm ediyor da varmış gibi söylüyor Halit Hoca. Bilmiyorum. Hala yine gider. Şimdi artık biz bir de Ruman Mahallesi’nde olalım. Hocam bunlar geldi. Hocam şunlar geldi. Hocam mezarlık tam bunlar geldi. Bunlar gitti artık yani. Gelen giden çok sessiz yani. Gelen giden çok sessiz yani. Ben direceği söyleyeyim. Herkesin var gördüğünü yok görecek noktada değilim. Bir şey, bir kimse için varsa hakikaten ona vardır. Ama ben kendi kullandığım ilaçı söyleyeyim. Sana da mı gelen giden oluyor?

Ben duanızla müdahale ediyorum etrafa babacığım. Ben üstadım Mustafa Efendi Hazretleri’ne söylerim seni dediğim zaman. Benim ortalık açılıyor. Şeyi de söylüyorum. Geldim mi? Hocam onlarda he de yok. Hocam ne oldu? bizim kız bağırıyor, çağırıyor, çığlık atıyor. İyi tamam. Babayı arıyorum. Böyle böyle diyeyim oğlumu. Uygun, elhamdülillah. Bak diyorum bir daha gelirse sen üstadım Mustafa Efendi Hazretleri’ne söylerim dediyorum. Orhan Hacı duymasın bunu. Hele bir de halit söylüyor bunu. Zaten bir daha şu da olmuyor. Adama bir daha gelip onun o şeyi söylemesine fırsat da olmuyor yani. o hiçbir zaman söyleyemiyor. Üstadım Mustafa Efendi Hazretleri’ne söylerim diye. Çünkü oradan oradan duyunca bile kaçıyorlar.


4. Bölüm

Sen şimdi internete yayınlanıyor. Bütün Türkiye sana gelecek seni. Bizde sizin. Yok sana öyle söylüyorum. Tamam. Ve anneannem de öyle mesela. Anneannem 83 yaşında. 86 yaşında. Pardon 80 yaşında. Dedem vefat ettiğinden beri 25 senedir. Ona dedim. Geldiler mi geliyorlar diyor. Bazen diyor şöyle yapıyorlar. Böyle yapıyorlar. Sen dedim Üstadım Mustafa Efendi Hazretleri’ne söylerim. De onu dedi. Tamam dedi. Hiç de reddetmiyor yani. Tamam. Bir daha ne gelen var ne giden şimdi. Anneannem rahat rahat yatıyor evlenmiyor. Ciddi ciddi ilaç onlar. Onu duydular mı da tamam. Zaten ilk kendi gönüllerinde işi. Yakıp yıkıyorlar. O yüzden ben. Karabasan her türlü. Karabasan. Akbasan kırmızı basan. Kabul ediyorum.

Onların gönüllerine göre eğer. Bu ama gerçekten üstadı seviyorsa. Söylesin yoksa ters tepebilir yani. Onlar bunu görüyorlar. Sevdiğinin ismini söyle. Açılır ortalık diye. Bu benim kişisem formülüm yani. Herkeste olacak diye de bir şey yok. Allâh korusun. Ters tepebilir yani. Eyvallâh. Allâh razı olsun. Allâh’tan bizim için Olmasını istediğimiz bir duayı Sık sık ve ısrar ederek istemek Allâh’ın takdirine ve bize verilen Nasip’e karşı gelmek olur mu? Hiç değil demişler nabak vereyim. Dua ederseniz Duanızı kabul ederim. Beni zikrederseniz ben de sizi zikrederim. Siz fakirsiniz ben zenginim. Benden isteyin de bir şey isteyin. Kurban bayramı birinci gün veya son günü eline nisap miktarından fazla para geçen kişinin borcu yoksa kurban kesilmesi vacip mi?

Yoksa bir yıl beklemesi mi gerek? Normalde o kimse vacip olması için nisap miktarı para geçen kişinin borcu yoksa kurban kesilmesi vacip mi? Yoksa bir yıl beklemesi mi gerek? Bir yıl beklemesi mi gerek? Normalde o kimse vacip olması için nisap miktarı paranın bir yıl beklenmesi gerekir. Hanefi’ye göre. Hanefi’ye göre bir kimsenin nisap miktarı parası var ise ona vacip olur. Ama para eline geçer geçmez nasıl zekat ona farz olmuyorsa paranın bir yıl elinde beklemesi gerekiyorsa Kurban da aynı. Ama bir kimse şunu böyle yapabilir. Para eline geçer geçmez nasıl zekatını verebilirse. Para eline geçti zekatını verebilirse. Para eline geçince de kurbanını kesebilir. Yalnız bu esnada kurban alırsa kurbana bir zarar gelmiyor.

Sünnet nafile bir ibadet için gerekli değildi onun için vacip değildi ama sünnettir. Nafile bir ibadete kalkışta artık ona o zaman vacip olur. Yoksa bir yıl beklemesi mi gerek? Bazı kişiler şöyle diyor sünnettir kesmesen de olur. Bu taz bir söylem sünneti hafife almış olur mu? Oysa ki biz Kur’ân-ı Kerim ayetlerine göre sohbetlerimizden sünnet ver. Hadîs-i şeriflere göre amel etmek mecburiyetinde farz olduğunu anlamıştık. Biz mi yanlış anladık? O kişilerin ifade şekli mi doğru? Bu noktada bir kimse zekat ödüyorsa ona vacip. O yüzden onun beklemesine gerek yok. Ama para eline yeni geçtiyse nasıl zekat verebilirse kurbanını kesebilir. Ama bu sünnet oluyor. Şimdi burada bir özür yazısı var ama özür dileyenin kim olduğu belli değil.


5. Bölüm

Hakkınızı helal edin. böyle özür yazıları var. Okuyacağız şimdi bir de uzun burası bu kadar. Altında ad, sohbet yok kim kimden özür dilemiş belli değil. Cami imamın sohbetinde kurban parası ödenmeden önceden anlaşmak kaydı ile kesildikten sonra kaç kilogram geldiyse anlaşılan kilogram fiyatı üzerine kesilmesi cahil olduğunu söyledik. Onun hakkında bizlere aydınlatır mısın? Biz bilmiyoruz bunu. Bir tane kurban aldı. Kurbanın kilogram fiyatı belli. Dedik adam kargas olarak keseceğim kurban seni. Kaç kilo geldi kargası? 50 kilo geldi. 50 kilo üzerinden parasını verdim. Bu farklı bir şey. Kilogram fiyatı belli. Bunun kastetiyse bu tamam. Mübarek insanlar bu kadar uzun uzun sorular yazmayın diyorum.

Aman. Kusura bakmayın. Tanrı için bilmek yaratmaktır. Fütüat hak yolcusu ilahi isimler ekran devrildi. Bu düşünce doğru ise o her türlü yaratmayı bilir. Ayetinden yola çıkarak Allâh’ın imminde hiçbir şey gizli kalmaz mı? Ayağını sabit olan her şey varlık sahasına iner mi? Allâh tüm bu yaratılı çeşitlerini hayat mı duracak mı? Ayağını sabit eden her şey varlık sahasına incek diye bir kaide yok. Allâh’ın ilminde hiçbir şey gizli değildir. O her türlü yaratmayı bilir. Allâh için bilmek yaratmaktır dediğimizde Cenâb-ı Hak bütün bildiğimi yaratır manası çıkar. Bu hadde aşar o zaman. Allâh tüm bu yaratılı çeşitlerini hayat bulduracak mı? Zaten kül ol hükmüne girdi ise hayat bulmuştur o. Millik köye kurulmuş.

Kimin bu soru? Millik köye kurulsa herkes bir evlat feda etse, eğitim alsalar zor gün de, devletin desteği olsalar iyi olmaz mıymış? Soru kimin? Yazıyı tam anlayamadık. Yazıyı tam anlayamadık. Kuvvayı milliye kurulsa. Var zaten, kurulmasına gerek var mı ki? Bak millet evlatlarını feda etti. Bütün Türkiye kendini feda etti. Var hamdolsun. Allâh’a izin verirsen inşâAllah. Pazarın gece yoluna çıkıyoruz haç için. Şimdiden söyleyelim haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşâAllah. Kurbandan ne olur Ramazan’ın hemen peşinden geleceğiz büyük bir ihtimalle. İnşaAllah. Son aldığımız haberlere göre otel iyiymiş, güzelmiş, yakın yerdeymiş iken. İnşaAllah. Cenâb-ı Hak bu sene de nasip ederse gidip geleceğiz inşâAllah.

O yüzden haklarınızı tekrar tekrar helal edin inşâAllah. Bizden yana da helal olsun. Allâh hepinize de tekrar tekrar nasip eylesin inşâAllah. Söz ver dedim her sene gideceğim diye Allâh sözümü yerine getirmeye de bana gayret kuvvet versin. İnşaAllah bana da dua edin. Cenâb-ı Hak sözümü yerine getirmeye de inşâAllah. Ne zamanki dervişler haç yapmaktan intijav etti. Hiç kimse kalmadı. O zaman herhalde biz de gitmemiz gerek kalmayacak. O zaman diyeceğiz ki dervişler gitmiyorlar. Allâh’ıma eyur versin eşşama. Sevindim arkadaşlar adına da tabi otel yakınmış anon sona. Hem de güzelmiş iyiymiş her şey. Oradan bizim Yûnus konuşmuş herhalde. Gayet iyiymiş Allâh razı olsun hepsinden de. Bizimki de ertelendi normalde.

Cevdetin çıkmamıştı. Ertanın çıkmamıştı. Başka sona bizim Ceviller nerede? Geldiler mi? Kimse gelmedi mi İzmit’ten? Gelecekler mi? Onlar da ertelediler. Böylece onlarla beraber inşâAllah. Pazartesi sabah saat 10’muş galiba. Çok 10 mu? Allâh izni verirse Sabiha Gökçen’den mi? Sabiha Gökçen’den pazartesi sabah saat 10’da gidiyormuşuz. Lastikçi geldiğine göre gerisi de geldi demek ki. Ekip tamam mı? Kaç kişi geldiniz? Tamam Cevdet’te emanetleriniz var. Tamam unutmayın inşâAllah. Fatiha. Fatiha. Tamam.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: İhsân, Kalb, Sünnet, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı