Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

656. Dergah Sohbeti — Dijital Çağ, Cihat ve Ticaret, Haramların Yayılması ve Diyanet Meselesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 656. Dergah Sohbeti — Dijital Çağ, Cihat ve Ticaret,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Âmîn. Rabbim, ayınızı, yılınızı, gününüzü hayırlı eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Âmîn. Hakkı, hak bilip hak yolunda mücadele eden, batıl, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmîn. Rabbim, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i emperyalistlerin baskısının altından zulmünden, deccaliyetin zalimliğinden, zulmünden bizleri muhafaza eylesin. Âmîn. Nerede Müslümanların kanları dökülüyorsa, nerede Müslümanların şerefleri, haysiyetleri ayakları altına alınıyorsa, Cenâb-ı Hak hepsini de o zalimlerin elinden kurtarsın. Âmîn. Rabbim, Müslümanlara zulmeden her kim varsa hepsini kahre perişan eylesin.

Âmîn. Devletlerini dağıtsın. Âmîn. Güçlerini yerle yeksan eylesin. Âmîn. Bizleri de Kur’ân ve sünnet yolunda cihâd eden kullarından eylesin. Âmîn. Ejmeyle. Hepimiz artık ceplerimizde bize ilâhecilik taslayan cisimler taşıyoruz, cep telefonları. Ticaretimizin büyük bir kısmı bu cihaz üzerinden gerçekleşiyor. Bizim nerede olduğumuzu ve ne yaptığımızu ve ne konuştuğumuzu, ilgi alanımızı, her şeyimizi üzerinde bulunan kamera sayesinde görüyor, duyuyor, biliyor. Bu dijital sistemin kendi kuralları var. Bize doğru olanı, yanlış yanlış olanı doğru gösteriyor. Paylaşmamızı istemediği bir şeyi yayından kaldırıyor. Dijital kelimesi kelime yapısı itibariyle Deccâl kelimesine de benziyor. Dijitalizm, deccalizm midir, Deccâl nedir? normalde şimdi cep telefonunu, bineşli kullanırsan ne alakası var bu sıraladığınız şeylerle? başka bir şey kalmadı mı?

Dünya üzerindeki İslam devleti yok. E buyurun İslam devleti için çalışın. E siz normalde dünya üzerinde İslami bir ticaret sistemi yok. Buyurun İslami ticaret sistemi kurun. kendi evimize, kendi evimizdeki televizyona, bilgisayara, elimizdeki cep telefonuna. Biz söz geçiremiyorsak, biz söz geçiremiyorsak, o zaman bir başkasının suçlamanın bir anlamı yok. Müslümanların en büyük kolaycılığı bu. Bütün evimizin kolaycılığı bu. Bir şey varsa biz hemen suçu üstümüzden atıyoruz. biz ne kadar İslamız, biz ne kadar İslami noktada duruyoruz, nereye kadar İslami bir mücadelenin içindeyiz? biz cebimizdeki cep telefonuna yeniliyorsak neyle uğraşacağız ki biz? Evet cep telefonu bu noktada ne o, iletişimle alakalı güzel bir şey.

Bunda bir sıkıntı yok. Doğru yerde doğru noktada kullan. Ona bakarsan bıçakla adam öldürüyorsun. Aynı zamanda da kurban kesiyorsun. Aynı zamanda da et sebze kesiyorsun. Ama aynı zamanda da nerede Malatya’da mı Elazığ’da mı nerede bir yerde adam çekmiş uyuşturucuyu. Dört kişi öldürdü, bir sürü insanı da yaraladı. Neyle? Bıçakla. Şimdi bizim alet edevat takım taklavata karşı düşmanlık doğru bir nokta değil. Sen düşmanın silahından daha üstün bir silah üret, onu kullan. Müslümanlar olarak da cep telefonunu kullanmamak değil cihâd. Cep telefonunu doğru yerde kullanmak cihâd. Bilgisayarı kullanmamak cihâd değil. Bir de eleştirirken öyle diyorlar ya, cebinde cep telefonu var. Ne olmuş cebinde cep telefonu varsa?


2. Bölüm

Cep telefonu benim imansızlığımın işareti mi? bir şey olduğunda sanki İslam, Müslümanlar veya İslam teknolojiye karşıymış gibi bir tavır alıyorlar. Ondan sonra cebinde cep telefonu var. Var. Bilgisayar var. Sen onu ilahlaştırdıysan kabahat senin. Daha ilerisini söyleyeyim. Müslüman ya cihâd eder ya ticaret eder. İkisinden başka bir şey yapmaz. Nasıl basbayağı? Müslümanın geçimi bir cihattandır, iki ticarettandır. Müslüman ziraatten geçinmeyi düşünmez. Müslüman sanatkârlıktan geçinmeyi düşünmez. Müslüman geçinmenin birinci derecede cihattan geçtiğini bilir. Cihattır. Senin peygamberin peygamberlik ilan edilince kadar ticaretten geçindi. Peygamberlikten sonra Mekke’den Medine’ye hicret edince, Medine’de sadece cihattan geçindi.

Hiç ticaret yapmadı. Medine’ye münevverdi hiç ticaret yapmadı. Sahabelerin içerisinde ticaret yapanlar var mıydı? Vardı. Ama sahabelerin içerisinde hiç ticaret yapmayan, hiç ziraat yapmayan, hiç deve gütmeyen, hiç hurma bahçeliği olmayan, sadece ve sadece geçimi ganimetten olan sahâbeler vardı. Tabiri caizse geçimleri kılıçlarındandı. Buyurun, İslam dünyası. Hadîs-i şerifler var. Ne zaman siz ineğin kuyruğundan tuttuğunuzda kıyameti bekleyen, helak oldunuz, ne zaman sabanı tuttuğunuzda helak oldunuz diye hadîs-i şerifler var. Bakın hadîs-i şerifler var. İneğin kuyruğundan tutmayacaksın, sabanın sapından tutmayacaksın. Hadîs-i şerifler var. Hanefiye göre en evla geçim cihattan birinci derecede, ikincisi ticaretten.

Buyurun. Hadi cihâd edin, ganimet mal olun. Kimle cihâd edeceksiniz? Önce nefsiniz dedim. Cihâd edecek Müslüman kaldı mı memlekette? Kalmadı. Acı şeyler bunlar. Nereye edeceksiniz ki zaten? Hepimizi uyutmuşlar, hepimizi pısırık hale getirmişler, hepimizi pert hale getirmişler. Vermişler her türlü ilacı bize. Biz normal Allâh’a fesin hanımına, kızına, oğluna söz geçiremeyen bir nokta değil şu anda. Acı şeyler bunlar. Sokaklar çıplaklıktan geçilmiyor. Yürüyemezsiniz caddede. Kafanızı nereye çevireceğinizi şaşırırsınız. Yere baksan Hussisi önüne dikilir birisi bana çarpsın da laf söyleyeyim diye. Yere de bakamıyorsun. Yere de bakamıyorsun. Yere de bakamıyorsun. Çarpacaksın çünkü birisine. Allâh bizi affetsin. biz asıl sıkıntıyı görmekten uzarız.

Çünkü onunla mücadele edebilecek cesaret, onunla mücadele edebilecek stratejimiz yok. Bugün çıplaklıkla, faizle, fuhuşla, haramla, kumarla mücadele edecek bir durumumuz var mı? Yok. Yok bakın, yok. Meydanda. her gün batmaya devam ediyoruz. Ben bazen diyorum ya, İslami kesim. İyi, 20 yıl önceki örtünme var mı? Yok. İslami kesim olarak nitelendirdiğimiz muhafaza kesime benim bu söylediğim. 20 yıl önceki tesettür var mı? Yok. 20 yıl önceki İslami anlayış var mı? Yok. 20 yıl önceki İslami anlayış var mı? Yok. 20 yıl önceki İslami duyarlılık var mı? Yok. 20 yıl önceki haram duyarlılığı var mı? Yok. 20 yıl önce lüksdür, şataattır, şatafattır, gösteriştir bu duyarlılık var mı? Yok. Yok. Acı şeyler.


3. Bölüm

Allâh bizi affetsin. Eşimle dışarıda gezerken haç işareti gördük. Ben antikamım diye dokununca şaka niyetli, kâfir oldu dedi. Ben bu durumun sıkıntılı olduğunu, tecrübe-i iman tecrübe nikah gerektiğini söyledim. Böyle bir şeyden haberinin olmadığını söyledi. Bilmeden söylediğini bilirdi. Bu durumda hüküm nedir? Bilecek efendim. Dînin hükümlerini bilecek. Dînin hükümlerini bilecek. Evet şakadan da olsa bir kimseye kâfir oldun demek. Allâh muhafaza eylesin. İnsanı küfre götürür. Küfre gidince tecrübe-i iman tecrübe nikah gerekli o kimseye. Allâh bizi affetsin. Bir iki soru alabiliriz. Efendim Müttesir Suresi 3. ayette diyor ki, siz Rabbinizin büyüklüğünü anın diyor. Allâh’ın büyüklüğünü nasıl bilebiliriz ve nasıl dile getirebiliriz?

Allahu Ekber. Tabi çıkıntının birisi de yazmış. Allahu Ekber. Noh Kur’ân’da yok demiş. Bana yazmış birisi de. Dedim sen namazını oku. Allâh’ın büyüklüğünü nasıl bilebiliriz ve nasıl dile getirebiliriz? Allahu Ekber. Namazı kılarken de Allahu Ekber demiyorsundur o zaman dedim. Cevap vermedi, yürüdü gitti. Şimdi bu normalde peygambere hitap edilen âyet-i kerime. Çünkü o âyet-i kerime de diyor ki kalk Allâh’ın büyüklüğünü zikret, söyle. Öyle değil mi? O âyet-i keriminin devamı bu. O zaman bunu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bu âyet-i kerime inince Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri direkt ritmik olarak Allahu Ekber diyor. Allahu Ekber onun böyle zikretmesi Allâh en büyüktür manasında bunu söylüyor.

Şimdi bunun normalde nasıl bir kimse Allâh’ın büyüklüğünü, Allâh’ın büyüklüğünü nasıl idrak edebilir? Bir kimse bu noktada kendi bilgisi dahilinde o büyüklüğü idrak edebilir. Bunun bir zahir bilgisi var. Zahir sıfatların tecelliyatını öğrenebildiği kadar. Bir de bunun kalbi bilgisi var. Onun kalbinin aldığı tecelliyata bağlı. Şimdi Allâh’ı en fazla bilen Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o miraçta o ne kadar bu konuda Allâh bilgisi ona ulaştıysa onun ulaştığı noktayı da kestirebilmemiz mümkün değil. O yüzden buradaki Allâh’ın büyüklüğünü idrak etmek kişinin Allâh bilgisi ile alakalı. Burada birisine desek ki Allâh’ın büyüklüğünü nasıl hissedebilirsin? Herkes bir şey söyler. Ama buradaki şey şu.

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu benim anladığım tavrı şu. bunu kelimelerle, lafızlarla bunu anlatmaya kalkmak, Allâh’ın büyüklüğünü anlatmaya kalkmak bu noktada yetersiz. Bunun yine Cenab-ı Hakk’ın Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine vahyetmesi ile bir tek kelimede toplanmış Allahu Ekber. Kişiden kişiye değişir mi o zaman? Anlamı, anlamı, anladığı değişir. Anladığı değişir. Allahu Ekber’den o kimsenin anladığı değişir. Allâh’ın Allâh’lığı değişmez. mesela birisi bir bardak kadar seviyor, birisi bir kova kadar seviyor. Haşa demez mi, daha büyük Allâh, sen bunu yanlış biliyorsun demek. Doğru değil, doğru değil. Kabuk onun için bardak kadardır, bir damla fazla koysan taşar onunla.


4. Bölüm

Nereden bileceksin? Bir sorun daha var efendim. Resûlullâh Efendimiz diyor ki, siz de daha önceden söylemişsiniz bu hadîs-i şerifi. Ruhlar âleminde birbirini sevenler, bu dünyada da birbirini severler. Biz, siz bizi sevdiğiniz için mi buradayız? Biz sizin hayaliniz miyiz burada? Bunlar boş muhabbet. Kim kimi sevdi, Allâh sevdirdi. Boş muhabbet. Kim kimi sevdi, Allâh sevdirdi. bunu böyle, bunu çözümleyince elimize bir şey geçecek mi? Hiçbir şey geçmeyecek. burada bunu böyle, bunun üzerinde bazıları üzerinde bir sürü sözler söylemişler. Mürşid-i Kamil onları sevdiği için onlar onu sevdi. Kimisi demiş, o onu öyle olduğu için sevdi, o onu öyle olduğu için sevdi. Şimdi bir şey söyleyeceğim, herkes batçak söylemek istemiyorum.

Mürşid-i Kamil’in sevgisini kim kaldıracak? Kim çekebilecek onu? Bu aslında ayrı bir kibir. o kimse kendinde bir şey gördü, Mürşid-i Kamil beni sevdiği için ben onu sevdim. Kimsin sen ya? Veya Mürşid-i Kamil seni sevdiği için sen onu seviyorsun. Mürşid-i Kamil’e dönüm söylüyorum ona. Sen kimsin kardeşim ya? Ruhlar aleminde, Cenâb-ı Hak insanların birbirlerini sevdirmiş, birbirlerini sevdiği için burada da insanlar birbirlerini seviyorlar Allâh için. Bunun altını üstünü kurcalamak, ruhlar alemine dönecek. Dön bakalım ruhlar aleminden haberin varsa, orada kim kimin etrafında toplanmış biliyor musun? O Mürşid-i Kamil’e sormalı. Sen kimseni sevdi de Mürşid-i Kamil oldun, kendinden bir şey görme.

O zaman bunu bir silsile silsile gittiğimizde hiç kimsenin söyleyecek bir lafı yok. onun şeyhini de birisi sevdi, onun şeyhini de birisi sevdi, onun şeyhini de birisi sevdi, onun şeyhini de birisi sevdi. Şimdi sıraladığımızda Hz. Muhammed’i Mustafa’ya kadar dayandı mesela. Bu mana da Hz. Muhammed’i Mustafa’ya dayanıyorsa bütün hepsi de hiç kimsenin birbirine laf söyleyecek noktası yok. Herkes otursun işini yapsın. Evet. İnsanlar bir üstadın, bir Mürşid-i Kamil’in halakasında oturduğunun hamdini nasıl icra ederiz diye onu düşünsün. Ama şu var, o beni sevdi, ben buradayım, sanki sorumluluktan kurtuldu. sen sevdiğin için buradayız biz. Eee bütün iş sende o zaman, bizde bir iş yok. Efendim hadîs-i şerifte Allâh’ın 100 rahmeti vardır.

Bir tanesinin yeryüzüne indirilmiştir, 99’u kendisindedir. Buradaki verilen sayı haşa Allâh’ı sığırlamak olmaz mı? O zaman için Arap dünyasında orada meseleyi anlaşılması için böyle sayısallar konuşulmuş. işte 100 en büyük rakam, ondan sonra mesela 1000 en büyük rakam, örneğin, sonra onun katları söylenmiş hep. Bak, en büyük rakam 1000. 1000’in katları var sonra. Bu normalde Cenab-ı Hakk’ın rahmetini sayıya bölmek mümkün değil, müteşabih bir mesele. O yüzden Allâh’ın 100 rahmeti var dediğimizde bu böyle insanların anlayabilmesi için konuşulmuş bir söz. Cenab-ı Hakk’ın rahmeti sonsuzdur. Teşekkür ederim efendim. Efendim, kötülük ve iyilik iki zıt kavram fakat birbirini kıymetlendiren kavramlar daha doğrusu iyiliği kıymetlendiren kötülük.


5. Bölüm

Kötülüğün yayılımı bulaşıcılığı noktasında iyilikle kıyasladığımızda kendi üzerimizden de örnek verirsek kötülüğü çok çabuk işleyebiliyoruz. Hiç hesapsız fakat iyiliği işlerken, hayrı işlerken bu noktada aynı kuvvette aynı şeyde olamıyoruz. tezimiz yanlış olmasın bu muhakkak ki nefistendir buyurduğunuz gibi. Lakin biz bu çıkışımızı, bu ayrımı nasıl kendi içimizde çözebiliriz? Cehennemlik olanlar kötülükleri çok rahat işlerler, kötülüğe aşinadırlar. Cennetlik olanlar da cennetlik amelleri çok rahat işlerler, cennetlik amellere aşinadır. Bir cehennemlik bir kimseye cennetlik bir amel işlemek çok zor gelir, zorlanır o. Cennetlik amel işlem bir kimseye de cehennemlik amelde zorlanır. Tabirci ay ise patinas eder.

O yüzden ama cennetlikler cehennemliklerden her zaman için çok azdır, çok azdır. Çok azdır çünkü çok azınız iman ederler âyet-i kerimede. Öyle olunca biz etrafımızdaki kötülüklere bakarız. kötülüğün gerçekten çok hızlı yayıldığını, hızla kötülüğün yürüdüğünü görürüz. Bu insanın bireyin kendi nefsinde, ailesinde, sokakta bu her yerde aynıdır. Çok hızlı yürür kötülük insanda. Çünkü bütün şartlar kötülüğü işlemeye müsaittir, kötü olmaya müsaittir. Büyük şartlar. Öyle bir zamanda yaşıyoruz şu anda. normalde bir kimse örneğin kumar oynasa ondan sonra hiç kimse onu kerih görmez. Hele yeni başlamış, İstanbul’da duydum onu da cep telefonlarda yeni bir kumar türü varmış. Ne şeker mi dediler, ne dediler ona?

Bilenler elini kaldırsın. Soracağım çünkü ne o? Kumar türü. İnternetten oynanıyor. Oynanıyor efendim. Böyle yazılım üzerinde. Nasıl bir mezhebe? Bu kol çekme makinasının birebir aynısı gibi. Oradan par yıkıyorsun. Algoritma sizi iki önde kazandırmaya çalışıyor. Sonrasında ütüyor. Kimi? Oradan birisi el kaldırmış. Sen söyle. Sağlayın söyledikleri söyleyecektim aşağı yukarı. Sisteme ulaşmak çok basit. Siz sisteme dahil olun diye size önce bonus veriyor. Sizi dahil ediyor bir şekilde. Sonra dediği gibi ufak miterlerde sizi kazandırıyor. Sonrası götürüyor. Evet. Mesela bunu bana İstanbul’da sohbet ederken Ahmet Eczar’la falan arkadaşlarla orada. Ben böyle ağzım açık dinledim. Ondan sonra dediler ki bütün cep telefonlarında çok rahat bir şekilde indirilip oynanıyor dendi.

Ondan sonra hatta böyle daha ileri söylüyor. Hiç umudunuz insanlar oynuyor dedi. Ondan sonra ben bunu böyle laf şimdi buraya gelince arkadaşları uyarmış olayım. Sakın ha! Böyle bir uygulama filan çocuklarınızın telefonlarında, etrafınızdakilerin telefonlarında var ise onu kısa yoldan döndürün geri. Kısa yoldan. Allâh muhafaza eylesin. Şimdi haramı işlemek çok basit veya harama gitmek çok basit. Normalde geçen bir kardeşlerden, bayan kardeşlerden birisi bir ilaç sordu bana. Onu bizim Ömer’e yönlendirmiştim. Ben ona kırık çıkakçı diyorum, orta bediste Ömer’e. Dedim git bir o baksın. Ömer bir tane ona bir ilaç yazmış demiş bu en düşük dozda. Böyle demiş kas gevşetici bu. Ondan sonra bunu kullanabilirsin filan demiş.


6. Bölüm

Kardeş dedi ki böyle bir şey bana yazdı. Ne yapayım dedi. Ben dedim ver bakayım. Yazdım. Onun yüksek dozdaki yorumlar İstanbul’da adrese teslim uyuşturucu olarak kullanılıyor. Sonra baktım İstanbul’da adrese teslim esrar, adrese teslim uyuşturucunun her türlüsü. Bildiniz Telegram’da sayfa kurmuş adam. Adrese teslim. Ya onları ben görüyorsam, örneğin devletin güvenlik kuvvetleri de görüyordur. Polisi jandarması da görüyordur. Hayret ettim dedim ya nasıl böyle rahat bir şekilde ilan vermişler, reklam vermişler. adam dese ki şu adrese şunu getirin kuryeyle geliyor bir de. O saatten sonra kuryelere de böyle şey gözüyle bakmaya başladım. şüpheyle bakmaya başladım. Mesela bir tane Trento yazan koşturuyor ve hatta go getir veya bilmem ne bir sürü kurye var.

Şimdi harama ulaşmak o kadar basit ki bu zamanda. Haram o yüzden hızla yayılıyor. Hızla yayılıyor ve önü alınamaz bir şekilde yayılıyor. Bakın önü alınamaz bir şekilde yayılıyor. Ben böyle gerçekten bu konuda hayretler içindeyim. Hayretler içindeyim. Hayatım boyunca ümitsizlik nedir böyle kalbime dokunmadı. Dokunmasın diye kendimi muhafaza etmeye çalışıyorum. Ümitsizlik dokunmasın diye. Gerçekten çok zor. Ve bir de bu kadar haram oluk oluk işlenirken oluk oluk haram oluk oluk işlenirken acı bir şey. Biz geçen hafta Cumartesi aşureyi iptal ettik. 7-8 tane polis arabası gelmiş oraya. aşure var diye oraya gelmiş. 7-8 tane vardı değil mi? Orada gördüğümüz. Bir de çevrede olanlar vardır. Kendi kendime düşündüm.

Altı üstü bir kap aşure dağıtacağız. Aşure ya aşure. Bunu kabullenemiyorum böyle kendi içimde. Bakın bunu kabullenemiyorum. Halbuki biz kendi içimizde Cafer ile böyle bir istişare ettik ondan sonra. Dedim Cafer orada uğraşmayalım. Sıcak toz toprak kadın çoluk çocuk dedim sıkıntı oluyor. Dedim düğün salonunda yapalım. biz Cenâb-ı Hak bize isabet ettirmiş. biz bir de yayınladın bir de iptal edilmiştir. Düğün salonunda olacak dedim. Yine de bir kafalarında bir soru işareti var. 7-8 tane polis arabası orada. Polisler orada. Ve söylüyoruz aşure yapılmayacak diyoruz. geldiğimiz noktaya bakın. bir topluluk var aşure dağıtacak. Olanca polisi yığıyorsun oraya. Ya memlekette kan gövdeye götürüyor. Memlekette haram oluk oluk akıyor.

Her yerde oluk oluk haram akıyor. Hem de gayrı meşru bir haram akıyor. haramın bir de meşrusu var ya. Haramın meşrusu ne? Çok affedersiniz. bilmem ne evleri. Onu meşru hale getirmiş. Ne? devlet kumar oynatıyor. Ne? Milli piyango. Yok sportoto, yok loto, yok şusu, yok busu bir sürü şey daha arttı. bu illegal haram. Pardon. Legal haram. Bunlar legal haram. devlet bildiğiniz kumar oynatıyor. Bildiğiniz kerhane işletiyor. Devlet. Devlet bildiğiniz genel evinde kerhanede kendi vatandaşın etini satıyor. Bu vergisi ödenmiş legal haram bunlar. Görmüyor kimse görmek istemiyor. Konuşmak istemiyor bunu. Dilek getirmek istemiyor. Oteller ona kaza, randevu evleri ona kaza, gece kulüpleri ona kaza, meyhaneler ona kaza, barhaneler ona kaza.


7. Bölüm

Bunu ne devlet görmek istiyor ne de çok özür dilerim. Ben müslümanım diyenler görmek istiyor. Ama burada şimdi birazdan Allâh diyeceğiz. Başlıyorlar bu peygamber böyle yaptı mı? İslam’da bu var mı? Ulan İslam’da kerhane yok, İslam’da meyhane yok, bar yok, saz yok, caz yok, faiz yok, çıplaklık yok. Ulan sen bunlara ne konuşmuyorsun? Konuşmuyor. Konuşamaz ki. Buna laf söyleyemez. Çünkü gider oradan birisi bir şikayet eder, gidecek savcının önüne. Konuşamaz ki. Eşcinseller yürüyor. Bir şey yapabiliyor musunuz? Hayır. Her yerde istedikleri gibi boy gösteriyor. Bir şey yapabiliyor musunuz? Hayır. Bakın haftalardır it peresti, iç savaş çıkarız diyorlar köpek yüzünden. Ya bunu açıklıyorlar iç savaş çıkarırız diyorlar.

Ya bu nasıl bir algı? Bir şey diyebiliyor musunuz? Devlet bir şey diyor mu? Bak çok basit ya. Çok basit. Bu it perestler iç savaş çıkarırız diyorlar ya bu kadar basit açıklama yapıyorlar her yerde. Ama hiç kimse hiçbir şey diyemez. Ama iki Müslüman bir şey yapacak. aşurede atacak ya aşure ya. Ya hafızalam almıyor. Almıyor bunu, hafızalam almıyor bunu. sen emniyeti oraya yıkıyorsun. Hafızalam almıyor bunu. sen emniyetini oraya yıkıyorsun. Hafızalam almıyor bunu. Ya memleket elden gitmiş. benim yıllardan beri söylediğim şey. Haramların hepsi de serbest ve legal hale gelmiş. Ne kadar haram varsa. Hukuk buna göre düzenlenmiş. Allâh’ın ne kadar emri varsa hepsi de yasaklanmış. böyle aman bir de başımıza iş açmasınlar diye göstermelik camileri açık bırakmışlar.

Koca Diyanet İşleri Başkanı kendi yazdırmış olduğu tefsirden haberi yok. Anne açıkladı ya İsa Aleyhisselâm öldü diye. Artık onu da gizli kameraya aldılar herhalde. Dışarı çıkıp da tabi onu diyemiyor şimdi savunamıyor da. Böyle deyince bütün Ehli Sünnetin komple düşüncesini reddiye çıkmış oluyor. Birkaç gündür bakıyorum acaba hangi âlim kalkacak buna bir laf söyleyecek öyle ya bir şey diye. Hangi ilahiyatçı kalkacak bir şey söyleyecek diye bekliyorum. Sayın Başkan dilin sürçtü herhalde. Bak bu Âyet-i Kerimeyi 1400 yıldır böyle anlamış Müslümanlar. Bunu diyen bir kimse çıkmadı. Yanlış başkanın konuştuğu. Yanlış Âyet-i Kerimeyi yorumlaması yanlış. Âyet-i Kerimeyi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadislerinin üzerinden yorumlayacak hiçbir şey bilmiyorsa.

Gidecek Hz. Peygamber bu Âyet-i Kerimeyi nasıl yorumladı diyecek. Bakacak ona göre konuşacak. Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadislerinde ölmedi, göğe kaldırıldı ve tekrar yeryüzüne indirileceği dair. Bu kadar. Şimdi bu konudaki hadislerin hepsini de inkar etmiş oldu. Ülke bu. Bakın ülke bu. Ülkenin Diyanet İşleri Başkanlığı da bu. Eftal zikir falemen hu. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha ma salavat Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Silsile, Muhabbet, Hayret, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı