Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Allah’ın İsim ve Sıfatları(673) — Sayfa 5/7
Allah’ın yaratmasıyla ilgili bir sıfatı neden belirtiyoruz?
Demek ki o yaratırken örneksiz yaratıyor. Bir üstada, yani bir öğreticiye, bir yol göstericiye bu konuda bir mihmandara ihtiyacı yok.
Allah’ın yaratmasıyla ilgili bir örnek verir misiniz?
Bakın bir insanın örneği yok. Cenab-ı Hak o kadar bugün diyelim ki yedi milyar insan var, yedi milyar insanın hepsi de kendine münhasır ve Adem’den itibaren, ilk Adem’den itibaren ne kadar insan gelip gittiyse hepsi de kendine münhasır, hepsi de özel, bakın hepsi de özel. Bir benzeri yok. Bir kopyası yok. Bir benzeri yok, bir kopyası yok. Şurdan kopya çekerekten yaratılmış yok.
Mahlukatın rızığı kimin elindedir?
Hepsinin dayandığı, hepsinin yaslandığı, hepsinin bu konuda elini altında tutan Allah’tır celle celalühu. Devam ediyor Hz. Pir ondan başka bütün mahlukat hem sanatında, hem sözünde üstada tabidir, örneğe muhtaçtır. Allah’ın bir şeyde örneğe ihtiyacı yoktur.
R meleğinden kafirine kadar değişik bir çok yaratıklara varıncaya kadar hepsini de rızıklandıran nedir?
Allah’tır ve hepsinin dayandığı, hepsinin yaslandığı, hepsinin bu konuda elini altında tutan Allah’tır celle celalühu. Devam ediyor Hz. Pir ondan başka bütün mahlukat hem sanatında, hem sözünde üstada tabidir, örnege muhtaçtır. Allah’ın bir şeyde örneğe ihtiyacı yoktur. Adem’i yaratırken örneğe ihtiyacı yoktu ve melekler şaşkın şaşkın ne oluyor diye bakıyorlardı. Melekler şaşkın şaşkın ne oluyor diye bakıyorlardı ve Cenab-ı Hak Adem’i yaratırken çamurdan, melekler gelip bakıyorlardı. Hani bu ne olacak diye. Hatta Cenab-ı Hak bunu Kuran’ında beyan eder ya, şeytan geliyordu yani Adem’in o topraktan yaratılmış olan o protipine vuruyordu, tık tık tık diye ses geliyor diyor ya, testi gibi ses geliyordu diyor. Tabi bunu zamanın şeyhlerinden Ahmet Özhan kabul etmiyor tabi de, o da bu ayeti kerimeyi inkâr ediyor. Adam diyor, biyoloji okumuş diyor, matematik okumuş diyor, şunu okumuş, bunu okumuş diyor, söylüyor. Tabii bizde de bir sürü okumuş var, bir sürü üniversite mezunu var, hepsinin de kafası çok çalışıyor, yukarda aşağıda, o da onlara yönelik söylüyor. Diyor ki adam biyoloji okumuş diyor, matematik okumuş, kimya okumuş diyor siz ona diyorsunuz ki diyor işte Adem kuru testiden yaratıldı, küt küt küt ses geliyordu. Böyle şey olmaz diyor. Yeniden bunun diyor değiştirilmesi lazım. Tabi! Ayetleri değiştirecek. Yani adam koca şeyh olmuş şimdi atanmış, seçilmiş. Atanmış demeyelim de seçilmiş, ondan sonra, yani onun böyle bir şeyler söylemesi lazım ki insanlar şeyh diye kabul etsin. Tabi! Cumhurbaşkanının danışmanlarına varıncaya kadar! Oysa ayeti kerime de Cenab-ı Hak diyor ki ben onu normalde balçık, topraktan yarattım diyor, bir de pişirdim onu diyor. Şeytan da geliyor vuruyor böyle, tık tık tık, ses geliyor. Kuru, kuru testi gibi. Şimdi, onun bir örneği var mı daha öncesinden? Yok.
Allah’ın intikamı nedir?
Allah’ın intikamı, zikredenlerle alakalı. Dilini koru. Allah’ı zikrediyor. Bırak ya! Sana ne! Allah muhafaza eylesin. Hani ben bazen derim ya, Allah’ı zikredenlerle uğraşmayın. Onlara bir laf söyleme, cedelleşme kardeşim ya! Bırak, nasıl zikrediyorsa zikretsin. işte sema ederekten zikir var mı! Sana ne ya! Sen yapma ya! Sana mı sorduk? Yapma sen. Böyle zikir var mı? Yapma sen ya! Var. Sen olmadığını ispat et diyorum. Biz yapıyoruz, sen olmadığını ispat et. Onlar tabii bizi sazan zannediyor. O zannediyor ki bir laf attı orta yere, ben hadiiii, onu ispat için uğraşacağım. Geç lan, dünkü çocuksun sen daha! Diyorum sen bir ayet hadis getir olmadığına dair, yasaklanan bir tane hadis getir, yasaklanan bir tana ayet getir, e biz de yapmayalım ya, bırakalım hadi. E senin heva hevesine tabi olacak değilim ya! Çok basit. Dervişlerle uğraşmayın dediğim o. Allah’ı zikredenlerle uğraşma. Allah’ı zikredenleri Allah sever. Zikredeni Allah sever. Sen zikredenle uğraşma, helak olursun. Allah’ın intikamı böyle şimşek hızıyla gelir. Zikredenlerle alakalı.
Cehalet ve ilim Allah’ın hangi durumlarını temsil eder?
Cehil yani cehalet Allah’ın zindanı, ilim ise onun bağı bostanı. ikisi de Allah’ın.
Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği neye göre anlatılmaktadır?
O yüzden biz asla ve asla varlığı ve varlığın içindeki insanları, Allah’ın bir parçası olarak gören bir sufi anlayışına sahip değiliz. Hepsi ‘O’ndandır, eyvallah! Bunu kabul ederiz, buna inanırız, hepsi ve her şey, ne var ise her şey ondandır. ‘La faile illallah’, ‘Allah’tan başka fail olan yoktur’, eyvallah! Ama hepsi de birer sıfatların tecelliyatıdır. ‘Elif gibiyiz. Elifinse esasen hiç ama hiç bir şeyi yoktur.’ Elif nedir? O zaman elif gibiyiz dediğinde, o zaman elif düpdüzgün, doğru bir şeydir. Yani bu düpdüzgün, doğru olan bir şeyin en güzeli şu, elifinse esasen hiç ama hiç bir şeyi yoktur. Hani önce diyor ya biz bu âlemde neyiz, bu karmaşık âlemde? Biz bu karmaşık âlemde neyiz, önce onu soruyor. Ondan sonra diyor ki elif gibiyiz. O zaman elif olmanın sırrına ulaş. Bu, bu fakirce, öyle söyleyeyim, üzerinde hiçbir şey yok ise senin de üzerinde hiçbir şey yok. Sen o zaman kendine ait bir şey görme. Çünkü Cenab-ı Hak ayet-i kerimede dedi ki ‘iyilikleri Rabbinizden görün’. Kendine ait bir şey göreceksen sen yapmış olduğun yanlışlıkları ve eksiklikleri gör. Onlara tövbe et. Senin üzerinden bir hayır hasenat, iyilik, senin üzerinden bir güzellik çıkıyorsa bu Cen, Hakkındır, bunu kendine mal etme. Allah’ın lütfu ikramı, Allah’ın sana olan muhabbetindendir. Allah seni sevmiş ki seni iyi işlerde kullanıyor, seni hayır hasenatta kullanıyor.
Allah’ın bilmesi ve alimliği neden önemlidir?
Cenab-ı Hak birçok ayeti kerimede kendisini bilen olarak nitelendiriyor. Allah alimdir, hakimdir. Allah âlimdir, kudret sahibidir. Birçok ayeti kerime var Allah’ın alimliği ve bilmesi ile alakalı. Adam koca profesör, diyor ki Allah kulunun bir nefes sonra ne yapacağını bilmez haşa! Allah bilir. işte edep, Allah’ı noksan sıfatlardan da ne yaparız? Tenzih ederiz. Cenab-ı Hak’ın üzerine de noksan sıfat atfetmeyiz, atfedilmez. Atfeden kimse küfre düşer, şirke düşer. Allah muhafaza eylesin. işte Adem aleyhisselam da diyor ki ben edep ettim, senin üzerinde bir noksan sıfat, senin üzerinde bir noksanlık atfetmedim.
Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanı ne anlama gelir?
Evet, Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanı başınızdan aşağı inmiş sizin. Ancak temizler halakayı zikrullahta durabilir çünkü. Ancak temizler ancak temiz olanlar mürşidi kamillerin dervişi olabilir. Ancak temiz olanlar o yolda yürüyebilir. Ancak temiz olanlar Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’i rüyalarında görürler, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar sahabeleri rüyalarında görürler, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar mürşidi kamilleri rüyalarında, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar halakayı zikrullahta ölünceye kadar dururlar. Bu temizlere aittir. Temiz olmayanların temizlerin yanında işi yoktur.
Allah’ın yaratması ve insanın fiilleri arasındaki ilişkiyi nedir?
Bizim işlerimiz Allah işinin eserleridir. Allah’ın yaratması, bizim yaptığımız işleri meydana getirmektedir. Biz kalp atışımızı kendimizce kendimiz dizayn edemiyoruz, damarlardaki kanın dolaşmasını kendimiz dizayn edemiyoruz. Güneşin doğması, batması, dünyanın dönmesi… Bunları biz kendimiz dizayn edemiyoruz, kendimiz düzenleyemiyoruz. Bunlar cebri olarak Cenab-ı Hakk’ın işleri. Bunda kulun bir insiyatifi yok.
Allah’ın yaratma ve idare etme yetkisi nedir?
Allah her şeyin yaratıcısıdır ve o her şeyi idare edendir. Yaratmak da emretmek de Allah’a aittir. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. Yaratmak ve emretmek. Bunun ardından ne oldu? Bir de emretmek ilave oldu. Yani bir başkasının emretmeye gücü kuvveti yok, bir başkasının bir şey emretme hakkı yok. Bir tek emredici var o da Allah. Eğer birileri kuran ve sünnetin dışında bir şey emrediyorlarsa söylüyorlarsa ilahlık taslıyorlar veyahut da sen ancak Kur’an ve sünneti tebliğ edebilirsin, nasihat edebilirsin. Emredemezsin. Emreden kim? Allah.
Yaratma işi kimin ait?
Yaratma işi Allah’a ait. Burda normalde kulun istemesi, bir şeyi kesb etmesi var. Mümin, ayet 62: ‘Biz herkesi ancak gücünün yettiği ile mükellef kılarız.’ Mükellefsiniz. Neyden? Gücünüzün yettiğinden mükellefsiniz. Yani bir fiilin üzerinde o Allah yaratıyor ama sizin de istemeden onu böyle talep etmekten, onu işlemekten mükellefliğiniz var. Allah da sizin mükellefliğinizi dizayn etmiş. Belirli bir yere kadar mükellefsiniz. Bu belirli yer ne? Gücünüzün nisbetinde, gücünüzün nisbetini geçen bir şeyden mükellef değilsiniz. Güç yetirebildiğinizden mükellefsiniz. E mükellefseniz, o zaman Cenab-ı Hak bu noktada yaptığınız işin üzerinde sizin de bir payınız var. Sizin de biz onun üzerinde bir tabiri caizse kuvvetiniz var. Öyle söyleyelim. Allah’ın size bahşetmiş olduğu kendi kudretinden verdiği bir kudretiniz var sizin ve siz o size verilenden mükellefsiniz. Burda en ince nokta bu, mükellefsiniz.
Allah her şeyi bilir mi?
Allah bütün her şeyi ihata etmiştir. Gücüyle, kuvvetiyle, kudretiyle, bilgisiyle, ilmiyle, bütün sıfatlarıyla Cenab-ı Hak bütün her şeyi kuşatmıştır. Her şeyi. Onun kuşatmadığı hiçbir şey yoktur, onun uzak durduğu hiçbir şey yoktur. Onun bilmediği hiç bir şey yoktur. Özellikle bilmediği hiçbir şey yoktur. Bunu özellikle söylüyorum. Hani bir profesör var ya, çıktı ne o, Abdülaziz Bayındır, Allah bir an sonra kulunun ne işleyeceğini bilmez dedi televizyonda, bunu normalde internette de görebilirsiniz. Allah bütün her şeyi ezeli olarak bilir, ebedi olarak da bilir. Allah’ın bilgisi hem ezelidir hem ebedidir, Allah bir şeyi ezeliden bilir. Ezel ne? Başlangıcı olmayan şey. Ebed ne? Sonu olmayan şey, sonu olmayan. Allah’ın başlangıcı yoktur. Allah’ın sonu da yoktur. O yüzden Allah’ın ilmi de başlangıçsındır. Allah’ın ilmi aynı zamanda da sonsuzdur. Allah’ın bilmesinin de bilmesinin de başlangıcı yoktur, başlangıcı yoktur ve Allah her şeyi bilir. Allah şunu bilmez, Allah bunu yapamaz, Allah bunu görmez demek küfürdür. Allah’ın bilgisinin üzerinde şek ve şüphe küfürdür, tecdidi iman, tecdidi nikah gereklidir. O yüzden Allah her şeye muhittir, yani her şeyi sarıp sarmalamıştır. Her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. Kudretiyle, kuvvetiyle, yaratmasıyla, bilmesiyle, ilmi ile, ezeli olması ile ebedi olması ile Allah her şeyi bilen, gören duyan ve işitendir ve her şeyi de yaratandır.
Arş-ı ala nedir?
Peki arş-ı ala ne? Allah’ın istiva ettiği yer, biz istivadan ne kastettiğini bilmiyoruz ama ne diyor Cenab-ı Hak? ‘Allah yerleri gökleri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattı. Sonra da O arşa istiva etti’ Sizin diyor, onun dışında bir veliniz ve şefaatçiniz çoktur. Artık o ruh arşa doğru yükselecek. Burayı iyi dinleyin, sufinin ruhu arşa doğru yükselecek. Ne ile yükselecek? Zikrullah ile Allah sevgisi ile haramlardan uzak durma ile üstadının çizdiği yolda yürüyerekten bu olacak ve arşa istifa ettiyse Cenab-ı Hak biz bu konuda aklımız yok bizim. Biz Cen,ab-ı Hakk’ın arşı istivası ile alakalı akıl yürütemeyiz, müteşabih bir mesele. Aslında orada tabii bazı ayeti kerimelerde Allah yerleri, gökleri, her şeyi arasındakileri yarattı, arşı da istiva etti der. Bazı ayeti kerimelerde de Rahman arşı istiva etti der. Bazen Cenab-ı Hak ayeti kerimeler de Allah ismini söyler, bazı ayeti kerimelerde Rahman ismi şerifini söyler. Arştan burda kasıt yükseklik manasındadır ya, bu bildiğimiz yükseklik manasında kullanmayın bunu ama arş, arş-ı alâ, Allah’ın istiva ettiği, Cenab-ı Hak burda neyi nasıl kastetti, neyi nasıl söyledi müteşabih. Bunun üzerinde fikir yürütmek yok. Bu ancak herkesin yaşadığı halle anlaşılacak bir şey. Seyri sülukta artık beşinci makamdan yukarı doğru çıkma hali. Burası beşinci makamdan yukarı, böyle tabiri caizse hani böyle bazı şeyler var ya, Yunus ne diyorsunuz o göstergelere böyle kırmızı, siyah, beyaz inip çıkıyor? Grafik. Hani o böyle grafiklerde bir zirve yapan böyle aşağı inen şeyler olur ya enflasyonda mesela işte, geçen sene ile bu seneyi şey yapsanız zirve yaptı, değil mi? Yukarı doğru çıktı. Birden aşağı indiğini düşün, tak aşağı indi. işte on puan, yirmi puan birden aşağı indi, grafik aşağı indi. Bu, beşinci makamın sonunda böyle olur. Beşin sonunda. Açık açık konuşuyorum bunları ki bir kimse kendi kendisini, kendisini dev aynasında görmesin. Kendisini dev aynasında görüp kellesini aldırmasın.
Allah’ın ilmi ve hikmeti her şeyi nasıl etkiler?
Varlığın üzerindeki küçücük zerre dahi Allah’ın ilim ve hikmetine bağlıdır. Allah’ın ilim ve hikmetine bağlı olmayan hiçbir şey yoktur.
Allah’ın hikmeti nasıl açıklanır?
Cenab-ı Hakk’ın hikmeti ilahiyesi, ilm-i ilahiyesi insanların görüş ve düşüncelerine göre yazılmış değildir. O mutlak kader, o bilinmeyen Allah’ın ilmi ilahisinde duran, bakın burası levh-i mahfuzun üstüdür. O mutlak kader, Allah’ın ilmi ilahiyesinde duran o kader ne, o bilinmez. Ordan ne tecelli eder bu bilinmez.
Allah’ın takdiri ve kudretiyle yaratılan her şey nasıl değerlendirilmelidir?
Senin bakır gördüğün altın olur, senin teneke gördüğün, teneke gördüğün zümrüt olur, senin adi bir taş olarak gördüğün şey, bir bakmışsın ki elmas kolye olur. O yüzden bu nasıl, neden olur deme. Ne olmuş? Elmas kolye olmuş, razı ol. tabii ol. Ne gümüş? Altın olmuş, altın olduysa razı ol, tabii ol.
Allah her şeye ne gibi bir şekil vermiştir?
Cenab-ı Hak her türlü şeye, her şeye bir şekil veriyor, takdir etmiş. Hayvana hayvan şekli vermiş ve ona öğretmiş hayvanlığı öğretmiş, bitkiye bitki şekli vermiş, hangi bitki verdiyse ve ona bitkiliği terbiye etmiş. Onu kendi ayan-ı sabitesindeki hakikatini ona terbiye etmiş ve Cenab-ı Hak hiçbir şeyin terbiyesini eksik bırakmamış, bütün her şeyin terbiyesi tam, bunda hiçbir şek şüphe yok.
El-Mudil ismi şerifi ne yapar?
El-Mudil ismi şerifi de delalette olanları, delalette terbiye etti, delalete doğru götürdü onları. O da vazifesini yerine getirdi. O da vazifesini yerine getirerekten o delalete gidenleri terbiye edip bir güzel cehennemlik etti onları. Evet, o da vazifesini yerine getirdi.
Allah’ın zahir ve batın gözleriyle görülebilmesi nedir?
Allah zahir her şey ile görünüyor, bütün sıfatlarıyla her an görünmekte. Her an! Şimdi burda bütün herkes var mı? Var. Birisi iki parmağı ile iki gözünü kapatsa var olanı görebilir mi? (Göremez) Efendim? (Göremez) Neden? Efendim? (Gözünü kapattı.) Zahir gözüyle görenler göremezler, doğru ama o kadar çok böyle kesin, kati söylediniz ki göremezler diye, biriniz demedi hani kalp gözü de var, onunla görür demedi. Ne imtihan değil mi! kimsenin aklına gelmedi. Ben dedim ki bunca insan içerisinden birisi çıkar bunu söyler diye düşündüm.
Kâfirlerin Allah’ın sıfatsal boyutunu ve tecelliyatını neden tanımadıklarından dolayı mühürlenmişlerdir?
Kâfirlerin, Allah’ın sıfatsal boyutunu ve tecelliyatını, Allah’ı tanımadıklarından ve göremediklerinden dolayı mühürlenmiştir. Devam ediyor ayeti kerimeler:‘Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akledemezler’, bakın kördürler. Kör neydi? Gözle alakalı. Akledemezler, kalple alakalı, akılla alakalı. Demek ki onların akılları da örtülü.
Kâfirlerin kalpleri neden mühürlenmiş olur?
Allah’ın sıfatsal boyutunu ve tecelliyatını, Allah’ı tanımadıklarından ve göremediklerinden dolayı mühürlenmiştir. Devam ediyor ayeti kerimeler:‘Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akledemezler’, bakın kördürler. Kör neydi? Gözle alakalı. Akledemezler, kalple alakalı, akılla alakalı. Demek ki onların akılları da örtülü.
Allah’ın görünür olması nedir?
Allah’ı zikrediyoruz, o da bizi zikrediyor. Onu tanıtıyoruz, o da bizi tanıtıyor. Biz onu tanıyoruz, o da bizi tanıyor, tanıtıyor. Biz burda insanlara onu tanıtıyoruz o da meleklere tanıtıyor, o da arş-ı alanın meleklerine tanıtıyor, kürsünün meleklerine tanıtıyor. Siz burda onu zikrediyorsunuz, o da sizi meleklerinin huzurunda zikrediyor.
Allah’ın yaratma gücü nedir?
O her şeyi her an yeniden yaratır. O her şeye yeniden hayat verir. O her şeyi yeniden sonlandırır, yeniden hayat verir sonlandırır, yeniden hayat verir. Onun kudretiyle uğraşacak olan hiçbir şey yoktur. Onun kuvveti ile baş edecek olan hiçbir şey yoktur.
Allah’ın kaderi ve kalem nedir?
Kalem onun, kader onun. Yazan o, silen o, bozan o! Kimin elinde kalem var Allah’tan başka? Kimin kitabı var Allah’tan başka? Kimin cenneti var Allah’tan başka? Kimin cehennemi var Allah’tan başka? Kimin kabri var Allah’tan başka? Kim yaratıyor Allahtan başka? Kim dizayn ediyor, kim düzen veriyor Allah’tan başka? Kim?
Allah’ın görünmezliği nedir?
Allah görünmez diyenler kör ehlidir. Allah görünmez diyen küfür ehlidir. Kâfirin ta kendisidir. Allah görünmez diyen kâfirin ta kendisidir. ilan ediyorum, yazın her yere: Allah görünmez diyen kâfirin ta kendisidir.
Allah’ın meleklerle olan ilgisi nedir?
Siz burda onu zikrediyorsunuz, o da sizi meleklerinin huzurunda zikrediyor. ‘Ey melaikelerim! ‘Onlara’ diyor ‘kadın verdim, çocuk verdim, adam verdim, mal verdim, mülk verdim, şeytan verdim, vesvese verdim, cinni taifesini verdim, hepsini de geçtiler, beni zikrettiler’ diyor. ‘Onlara dua edin’ diyor, melekler dua ediyorlar.
Allah’ın zikrinin önemi nedir?
Yine başka bir ayeti kerimede:‘Ey iman edenler! Allah’tan korkarsanız o size iyi ile kötüyü ayırt edecek güç verir’(Enfal Suresi, ayet 29). Eğer o zaman Allah’tan korkarsanız iyi ile kötüyü ayırt edecek Allah size bir güç verecek. iyi ile kötüyü ayırt edecek Allah size bir bilgi verecek. iyi ile kötüyü ayırt edebilecek Cenab-ı Hak sizin kalbinize bir feraseti indirecek ama Allah’tan korkarsanız olacak bu. Yani haramlardan uzak durursanız, Cenab-ı Hakkın emirlerini yerine getirirseniz bu olacak. Bunlar olmadan senin kalbin çalışır mı? Çalışmaz. Sen farzları yerine getireceksin, haramlardan uzak duracaksın, sünnet-i seniyyeyi işleyeceksin, Allah’ı zikredeceksin. Allah’ı çokça zikredeceksin bir de az da değil, çokça zikredeceksin.
Müslümanların Allah’ın zikrinden uzak kalmasının nedenleri nelerdir?
Müslümanlar Allah’ın zikrinden uzak olduğundan dolayı iki yakaları bir araya gelmiyor. Müslümanlar Allah’ın zikrinden uzak olduğu için haramı haram olarak bilmiyorlar, helali helal olarak bilmiyorlar. Şüphelileri bilmiyorlar çünkü kalpleri çalışmıyor. Kalplerinde bir nur yok, kalplerinde bir feraset yok kalplerinde bir ne yazık ki karanlığı aydınlatacak Allah’ın nuru yok, ışığı yok. Sebep? Haramlardan. Sebep? Farzları yerine getirmemekten. Sebep? ibadetleri yerine getirmemekten.
Müslümanlar Allah’ın zikrinden uzak olduğu için haramı haram olarak bilmiyorlar mı?
Müslümanlar Allah’ın zikrinden uzak olduğu için haramı haram olarak bilmiyorlar, helali helal olarak bilmiyorlar. Şüphelileri bilmiyorlar çünkü kalpleri çalışmıyor. Kalplerinde bir nur yok, kalplerinde bir feraset yok kalplerinde bir ne yazık ki karanlığı aydınlatacak Allah’ın nuru yok, ışığı yok. Sebep?
Allah’ın ilmi ilahisinden bir lütuf, bir ikram, bir ihsan ne demektir?
Allah’ın ilmi ilahisinden bir lütuf, bir ikram, bir ihsan, bu iyilik, bu güzellik, bu tatlılık, bu özün sağlamlığı, bu kanın sağlamlığı, bu sütün sağlamlığıdır. Bu, Cenab-ı Hakk’ın ilmi ilahisinden bir lütuf, bir ikram, bir ihsan olarak kabul edilir. Bunun hamdini yapmak gerek, bunun teşekkürünü yerine getirmek gerek.
Allah’ın kudreti ve kuvveti nasıl açıklanmaktadır?
“Önüne geleni kırma, ağaçları kökünden dibinden söküp çıkarana sa- Yani öyle bir yere sataştım ki öyle bir yerle karşı karşıya kaldım ki ağaçları kökünden çıkarıp önüne katıp götürüyor. Bu ne? Allah’ın kudreti, kuvveti. Ölümle yüzleşme.
Allah’ın yaratmış olduğu her şeyin nasıl olduğunu anlatır mı?
Cenab-ı Hak her şeyi bir ölçüye göre yaratmış. Cenab-ı Hak her şeyi yazmış, silecek olan kim? O. Yazdığını değiştirecek olan kim? O. Belayı def edecek olan kim? O. Hastalığa şifa verecek olan kim? O. Derdimize derman olacak olan kim? O. Bizi yeniden dizayn edecek olan kim? O. Duamızı kabul edecek olan kim? O. Cennet onun, cemalullah onun, cehennem onun, hesap onun, kitap onun, mahşer onun. Biz de onunuz, dünya da onun, her şey onun. istediğini hayra yönlendirir. Bütün dünya ayağa kalksa, bütün dünya senin hayrını önlemeye çalışsa, o hayrı istediyse senin üzerinde, senin yolunu açar. Seni hayır yolunda koştutturur. Hiç kimse sana mani olamaz. Sen yeter ki hayırda koşmaya kendin kasteyle, niyet et. Sen yeter ki Kur’an ve sünnet dairesinde yaşama ve yaşatma mücadelesi vereceğim de, niyet et. Senin önünü açacak olan Allah’tır. Hiç kimse senin önünü kapatamaz. Ancak senin hataların, yanlışlıkların, eksikliklerin, noksanlıkların senin önünde engeldir. Sen onlara tövbe et. Önündeki engelleri kaldır. Allah bizi onlardan eylesin inşallah.
Allah, insana neye göre bir ad koyar?
Allah, insana akıbetine göre bir ad koyar, halkın taktığı ödünç ada göre değil.
Allah’ın adaleti ve keremine dair ne söylendi?
Allah şirke düşenleri ve orda vefat edenleri ebediyen cehenneme kor. Allah’ın affı, mağfireti geniştir ama tövbe edenleri Cenabı Hak affeder. Allah’ın affı mağfireti geniştir. iman edip salih amel işleyenleri Allah affeder ve Cenab-ı Hak hiçbir şeyde adaletsizlik yapmaz. Hiçbir şey de. Casiye ayet 22: ‘Allah gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Taki her nefis zulme uğratılmaksızın kazancına göre karşılık görsün.’ Allah hiçbir varlığın, hiçbir perdesine, Allah varlık perdesindeki hiçbir surete bürünmüş ruha zulmetmez. Sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır. Yani siz kötülük yaparken Allah’tan iyilik beklemeyin. Zerrece kötülük işleyen cezasız kalmaz. Kötülükten dön. Kötülükten tövbe edip geri dön.
Allah ne şekilde adalet gösterir?
Sen haramın içerisinde yüzerekten Allah’tan kerem bekleme. Yok! Cenab-ı Hak her şeyi hak üzerinde yaratır ve her şeyde zulme uğratmaksızın verir erkesin hakkını hukukunu. Kimse kimsenin hakkını hukukunu yiyip içemez bu manada. Allah adalet sahibidir ve aslan ona dedi ki: ‘Aslan ona dedi ki ben insanların konumuna boyuna göre elbise biçerim. Onun tartısında noksanlık yoktur. Onun ölçüsünde noksanlık yoktur.’ Allah muhafaza eylesin. “Tavşan.
Allah’ın zıtlıkları neden önemlidir?
Allah’ın sıfatları da aynı. Allah’ın daraltan sıfatı da var, genişleyen sıfatı da var. Allah’ın öldüren sıfatı da var dirilten sıfatı da var. Bakın sıfatlarında dâhi zıttık var. Eğer sıfatlarında zıtlık olmamış olsaydı biz Allah’ı tanımlamakta da güçlük çekecektik. Allah’ı tanımlamakta güçlük çekmediğimiz nokta çünkü sıfatların da zıtlıklarla tecelli etmesi.
Allah’ın zatı neden gizlidir?
Hak’kın zıddı olmadığından gizlidir. Bir şey var, onun zıttı yoktur, o da Allah’ın zatıdır. Allah’ın zatının zıttı olmadığından dolayı, Cenab-ı Hakk’ın zat-ı gizlidir, tefekkürden, düşünmekten de uzaktır. O yüzden Cenabı Hakkın zatı düşünülmez. Sebep? Çünkü zıttı yok, kıyaslanacağı bir şey yok. Zıttı yok, kıyaslanacağı bir şey yok! O yüzden Cenabı Hak zat noktasında batındır, saklıdır, gizlidir, bilinmezdir. Zat noktasında sıfatlarıyla bilinir. Zat noktasında bilinmezliktedir. Allah bilinmez idi. Daha öncesi ne? Cenab-ı Hak hiçbir şey yok iken o var idi ve bilinmez idi ve Allah bilinmekliği istedi ve Allah bir şey yarattı. Bilinmekliği istedi ve bir şey yarattı. Ondan öncesi? Yok. Çünkü bilinmiyor. Zat olarak da bilinmiyor. Cenab-ı Hakkı zat olarak bilmemiz mümkün değil.
Allah’ın nurunun zıddı nedir?
Allah’ın nurunun zıddı yoktur. Hakkın nurunun dediği, Cenab-ı Hakkın zat-ı ulûhiyeti. Bunun zıttı yok. Zıddı olmadığından dolayı açıkça görünmüyor.
Allah’ın nuru ile diğer nurlar arasındaki ilişki nedir?
Bu üçünün bizde tecelli ettikten sonra da yetiyor mu? Yetmiyor. Neden? Bunların hepsinin de çalıştığı düzlem Allah’ın nuru çünkü. Eğer Allah’ın nuru olmamış olsa, bunları aynı düzlemin içerisinde çalışması mümkün değil. “Fakat senin aklın renkler içinde kaybolduğundan dolayı, o renkler senin nurunu görmene engel oldu” Ama biz şimdi dünyanın şatafatına, şatahatına, biz onun renklerine baktık. Rengi vereni değil, rengi göstereni değil, rengi yaratanı değil veyahut da gecenin ardından gündüzü getireni değil, bunları biz normalde mevcut gördüklerimizin içinde kaybolduğumuzdan dolayı, o gördüğümüzün arkasında, perdenin arkasını göremedik, gaflete düştük. O renkler bizi aldattı. Gördüklerimiz bizi aldattı, gördüklerimizin arkasındaki faal olan Allah’ı görmekten uzak olduk. Bu akıl bizi bunları gördükten sonra Rabbimize yaklaştıracağına, Cenab-ı Hakka vuslat kapısını açacağına, biz bunları, bu renklerle biz hemhal olduk. Dünyanın geçici renklerine aldandık. Etrafımızdaki geçici renklere aldandık. Gördüklerimize baktık aldandık ve böyle olunca akıl zahire göre hükmetti. Zahiri görünce kendi manasını unuttu. Kendisinin ne olduğunu unuttu. Kendisinin ne olduğunu kendi manasını unutunca da gaflete düştü. “Gece olunca o renkler örtüldü. O vakit rengi görmenin nurdan olduğunu görüp anladın. Harici nur olmadıkça, rengin görünmesi mümkün değildir. İçteki hayal rengi de böyledir.” Gece olunca maddi nur ortadan kalktı. Gece oldu çıktık dışarı şimdi, çok karanlık bir yerde olmuş olsak, hani derler ya göz gözü görmüyor diye, hiç kimse hiçbir şey görmez. Hatta öyle bir karanlık olur, yıldız da olmaz, ay da olmaz. Zifiri karanlıkta ıslık çalmaya başlarız korkumuzdan, karanlık korkutur insanı. Allah muhafaza eylesin, o korkaklığın şerrinden de Allah’a sığınırım değilmiş ya o yüzden dedim Allah muhafaza eylesin diye. O yüzden o harici dediğimiz o maddi nur olmayınca bir şey görmek mümkün değil. Yani vücudun haricindeki olan maddi nur, eğer yoksa tecelli etmeyecekse, o zaman bizim herhangi bir şeyin rengini görmemiz, bir renk görmemiz mümkün değil. Aynı şey vücudumuzun için diyor ya içteki hayal rengi de böyledir. O zaman insanın vücudunun içindeki rengi de hayalin, hayalini iç rengini görmesi için de nur lazım. O da bizim iç nurumuz. Onun da değişik tecelliyatları var mı? Evet. Eğer onun farkına varmaz isek o zaman biz iç âlemimizden de neyiz? O zaman iç âleminizin farkında değiliz. iç âlemimize körüz. Biz kendi iç âlemimizde, ruhumuzdan haberimiz yoksa nefsimizden haberimiz yoksa aklımızdan da haberimiz yok ise o zaman biz iç âlemimizden de körüz. O zaman bizi biz yapan hem dış âlemimiz, hem de iç alemimiz dış alemde güneş olmazsa veya bir aydınlatıcı bir elektrik argüman olmaz ise bizim renkleri görmemiz, insanları görmemiz mümkün değil. iç dünyamızda da eğer ki biz içimizden habersizsek, iç dünyamızdaki ruhumuzdan, nefsimizden, canımızdan haberdar olmamız mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden içteki hayal rengi de böyle yani bizim içimizde nasıl? Böyle. Eğer içimize bir güneş doğmadıysa içimizdeki güneşi tanımıyorsak, içimizdeki güneşi bilmiyorsak, o zaman biz kendi iç âlemimize de neyiz? Körüz.
Allah’ın zatı sırdır neden?
Allah’ın zatı sırdır örneğin. Neden? Onun hakikati, onun gerçeği zat olarak bilinmiyor. Örnekliyoruz bunu şimdi. O yüzden normalde genelde bir başkasının öğrenilmesi istenilmeyen şeyler, sır manasında alınmış. Bu sırrı da konuşan kimse işte ifşa eder. Ondan sonra insan olarak bilinmiş, sırrı tutmayan, sırdaş değil. Sır ehli değil ama öbür türlü işte eğer sırrı tutuyorsa, sırri, sır ehli veya işte bu iyi bir dost, vefalı.
Sır tutan bir kimse ne tür bir dosttur?
Bir kimsenin sırrını meydana çıkarmayan, sırrını ifşa etmeyen veya bir kimse bir şeyi gizlediyse, o gizlediği şeyi meydana çıkarmayan insan da vefa ehli, dost kimsedir. Eğer bir kimse bir kimsenin sırrını meydana çıkarıyorsa, onu insanlara aktarıyorsa, o vefalı dost kimse değildir. Hatta bir kimsenin ayıbını bir kimse meydana çıkarıyorsa onu ifşa ediyorsa o sır bir kimse değildir. Bu yalnız böyle dostluklar arasında, arkadaşlıklar arasındadır.
Allah, meleklerin adlarını Adem’e öğretti mi?
Adem’e isimleri öğretti ve Cenab ı Hak ona, Adem’e isimleri öğretti ve Adem’i normalde meleklere göstererek dedi ki eğer sadıklardan iseniz, bunların adlarını bana söyleyin dedi. Yani eşyanın isimlerini ama hiçbirisi de eşyanın isambilrini söyleyemediler. Hepsi de lal kaldılar.
Allah, meleklerin neyi bilmesine izin verdi?
Cenab ı Hak dedi ki: ‘Size demedim mi ben göklerin ve yerin gizliliklerini muhakkak bilirim ve sizlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim.’ buyurdu. Bakara 31, 32, 33. Kıymetli dostlar, işte Cenab ı Hak bütün gizli açık ne varsa, herşeyi bilir. Gizli açık ne varsa herşeyi bilir ve Cenab ı Hak bütün eşyanın hikmetini, bütün eşyanın özünü, eşyayı, Adem’e tanıttı.
Allah, Adem’e ne öğretti?
Cenab ı Hak Adem’e öyle bütün isimleri öğreritince, Adem bütün eşyayı, isimleri ile beraber meleklere tanıtmaya başladı ve meleklere söyleyince Cen,ab ı Hak dedi ki: ‘Size demedim mi ben göklerin ve yerin gizliliklerini muhakkak bilirim ve sizlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim.’ buyurdu. Bakura 31, 32, 33. Kıymetli dostlar, işte Cenab ı Hak bütün gizli açık ne varsa, herşeyi bilir. Gizli açık ne varsa herşeyi bilir ve Cenab ı Hak bütün eşyanın hikmetini, bütün eşyanın özünü, eşyayı, Adem’e tanıttı.
Allah’ın zenginliği ve insanın zenginliği arasındaki fark nedir?
Yani zengin olan Allah. Sen kendinde bir zenginlik görürsen, bu sefer de sanki bu Cenab ı Hakkın karşısında bir küstah, bir kibirlilik olmuş oluyor. Allah muhafaza eylesin ve öyle olunca da sen dünya denizine batıyorsun çünkü sebep? Sen çünkü kendinde dünya ile alakalı, kendini bir şey zannettin ama Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ‘El Fahri fakr’ demiş. ‘Ben fakirlerle beraberim.’ Yine ayet-i kerimede Cen,ab ı Hak işte ‘hepiniz fakirsiniz, Allah ganidir’ demiş. Böyle olunca o denizin üstünde duruyor yani dünya denizine batmıyor.
Cebrail Aleyhisselam’ın şekline ve şemaline şeytan girebilir mi?
Cebrail Aleyhisselamın şekline ve şemaline asla ve asla şeytan giremez. O yüzden bir kısım ne yazık ki cahiller Cebrail aleyhisselamın da şekline şemaline işte şeytan bürünebilir diye, ne yazık ki cahilce sözler kullanıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Cebrail aleyhisselamın şekline ve şemaline asla ve asla şeytan giremez.
Allah’ın tecelliyatları nedir?
Cenab ı Hakkın sıfatsal boyutlarını ama Cenabı Hakkın kelamını ama Cenabı Hakkın bir tecelliyatına mazhar oldular. O tecelliyatına mazhar olunca, her daim onu arzular onu ister oldular. Çünkü orda dilsiz, dudaksız, harfsiz, sohbet etme, cemal ile cemalleşme Allahualem vardı ve orda eğer öyle bir hal yaşadılarsa, her daim insanlar o hali yaşamak istediler.
Allah’ın lütfu ve ikramı nasıl tecelli eder?
Allah’ın lütfu ve ikramı, zikretme ve tesbih etme eylemlerinin karşılığı olarak tecelli eder. Bu lütf ve ikram, sudan ve topraktan yaratılmış bir bedenden çıkan bir nefesle cennet ağaçlarını oluşturur. Bu ağaçlar, cennet yolunu açar ve kişinin cennette meyve yeme imkanı sunar.
Ayet-i kerimede isra ayet 44’de Cenabı Hak ne buyurur?
Ayet-i kerimede isra ayet 44’de Cenabı Hak buyurur ki: ‘Yedi gök, yer ve onlar da bulunan varlıklar, Allah’ı teşbih ve tenzih ederler. Aslında hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah’ı tesbih etmesin. Ne var ki siz onların teşbih ve tenzih etmesini anlamazsınız. Şüphesiz ki Allah çok yumuşak davranan ve çok affedendir.’
Göktekilerin varlık noktasında ne gibi bir durumu vardır?
Demek ki bir gök halkı var, gökte yaşayanlar var, meleklerin cinnilerin haricinde, gök halkı var. Melekler var, cinniler de var. Bunların hepsi de ve gökte ne var ise varlık noktasında bir gezegende dahil buna, zerresinden kürreye kadar her şey, Allah’ı zikrediyor ve baktığınızda bir teşbih var, benzetme ve bir de tenzih var, reddetme ve bütün bu varlıklar, Allah’ı zikrederken, hem teşbih ediyorlar, hem de tenzih ediyorlar.
Teşbih ve tenzih ne anlama gelir?
Teşbih, benzetme. Tenzih, benzettiğin şey değildir. ikisinin arasında bir hayal perdesi vardır. Teşbih ve tenzih, ben sarkaç saatin sarkacına benzetirim. Tik tak tik tak.Teşbihte durursan, kabz hali olursun, ilerleyemezsin. Tenzihte durursan, yine kabz hali olur, yine ilerleyemezsin. Teşbih, tenzih, teşbih, tenzih.
Teşbih ve tenzihin insan üzerindeki etkisi nedir?
Teşbih ve tenzih, Allah’ı tanıma, bilme dairesidir. Göktekiler marifetullaha erişmek için gayret gösteriyor çünkü teşbih ve tenzih, insanı marifetullaha götürür.
Yedi göğe ve yerin içindekilere bakıldığında ne gözlemlenir?
İşte yedi göğe baksanız yedi göğü dolaşsanız, göktekileri görseniz ve göktekileri duysanız hepsini ayrı bir teşbihte görürsünüz ve aynı zamanda da ayrı bir tenzihde görürsünüz.
Cenabı Hak, mükevvenatı nasıl tutar?
Cenabı Hak bütün mükevvenatı kendi külli iradesi altında tutar. O külli irade teşbihle ve tenzihle ayakta durur ve ateş diyor ki Hz.Pir malum, ateşi konuşturmuştu.
Ateş, Allah’ın emrinde nasıl bir durumdadır?
Ateş diyor ki Hz.Pir malum, ateşi konuşturmuştu. Ateş diyor ki rüzgar, toprak, su, ateş, hepsi de Allah’ın emrindedirler ve benimle, seninle ölüdürler. Ölü onlara hayat veren, onları canlı kılan Allah’tır.
Allah’ın kudreti ve kuvveti ne anlatılmaktadır?
Cenabı Hak bana yak dediğini yakarım. Cenabı Hak, bana yakma diyorsa, izin vermiyorsa, ben ateşim ama ben yakamam diyor. E diyor Allah da kudrette Türklerden, Türkmenlerden aşağı değil ya diyor. Yani o Türkmenler dahi dostu düşmanı ayırıyorsa, o Türkmen köpeği dahi dostu düşmanı ayırıyorsa, Allah kendisine dost olanı düşman olanı, ayırt edemeyecek noktada mı? Cenabı Hak da ne yapar? Bütün mevcudata hükmeder. Ateşte onun emrindedir. Onun yak dediğini yakar, yakma dediğini yakmaz. Bakara, ayet 116: ‘Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Hepsi ona boyun eymektedir. Senin gözünün gördüğü görmediği her ne var ise hepsi de Allah’ındır. Malikül mülk olan Allah’tır. O, mülkünü kudretiyle, kuvvetiyle, hakimiyetiyle zabtu rabt altına da altına alan da Allah’tır. O taşa da toprağa da ateşe de suya da buluta da sözünü geçirendir. Cenabı Hak bu noktada mükavenatta hiç bir zerre yoktur ki onun üzerine hükmü olmasın. Hiçbir zerre yoktur ki ona emretmemiş olsun. Hiçbir zerre yoktur ki Allah onu sevk etmemiş olsun. Her şey Cenabı Hakkın kudret ve kuvvet elinin altında. Ateş de cehennem de cennet de güneş de ay da rüzgarlar da bulutlar da Allah’ın kudret ve kuvvet emrinin altında gözünüzün gördüğü meyveler de ağaçlar da bitkiler de hepsi de Allah’ın kudret ve kuvvet elinin altında.
Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu ne yapar?
Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu temiz kişileri ta’netmeye meylettirir.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Allah’ın tehdit ederken neden sevgi dilini kullanır?
Allah tehdit eder, peygamberini bile tehdit ediyor. Neden? Tehdit bir sevgi dilidir aynı zamanda, sevgi dili. Peygamberine diyor sakın ha! Onlara gönlünü çevirirsen seni, sizi o tarafa çeviriveririz. Kime? O heva ve hevesini ilah edinmiş, malla mülkünü kendisine ilah edinmiş, şeytanın ve nefsini kendisine ilah edinmiş, ona diyor gönlünü çevirirsen, ona gözünü çevirirsen, seni onlardan ederiz.
Allah’ın zatı için nefis kelimesi nasıl kullanılır?
Cenabı Hak da hani Allah manasında kullanılır dedim ya. Bunu böyle kendi kendiniz a böyle şey olur mu demeyin. Bunlar ayetlerle sabit. Cenabı Hak da mesela işte kendince kendisini nefis olarak tarif ettiği yerler var. Taha ayet 41: ‘Seni kendi nefsim için ayırdım.’ Bunu normalde kime söylüyor? Musa’ya diyor. Seni kendi nefsim için ayırdım yani onu peygamber olarak seçti. Bütün peygamberleri kendi nefsi için seçti. Kendisini tanıtsınlar, kendisini bildirsinler diye seçti ve kendi nefsi için seçti Peygamberleri, kendisi seçti. ‘Ayetlerimize iman edenler sana geldiği vakit şöyle de, Selamünaleyküm. Rabbiniz size rahmet etmeyi kendi üzerine, nefsine almıştır.’(Enam 54). Yani burda Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine diyor ki sana iman edenler geldiğinde deki Selamünaleyküm. Önce onlara selam ver ve de ki Rabbiniz size rahmet etmeyi, kendi nefsinizin üzerine aldı.
‘O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah’ın gayrısından çevirmiştir. O nurun saçıcısı, o nurun dağıtıcısı, o nurun sahibi kim?
Hz. Allah Celle Celalühü. Onu bulan, onunla hemhal olan, onun yoluna giren, yüzünü başka bir yere çevirmez.
Allah’ın nurunun iki parmağı arasındadır ne demektir?
Yani bu galip nur, bu noksanlıktan ve karanlıktan emin olan bu kimseler, Allah’ın nurunun iki parmağı arasındadır. Bu büyük zatlar, bu pir seviyesindeki kimseler, genelde Cenabı Hak’kın her şeyiyle üzerinde tasarruf ettiği kimselerdir.
Allah’ın iki eli ne anlama gelir?
Allah’ın iki eli dediğimizde Cenabı Hakkın iki sıfatı tecelli etmiş olabilir. Rahman ve Rahim ismi şerifinin tecelli etmesi gibi. Böyle olunca, o zaman Allah’ın iki eli, Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatlarının tecelliyatıdır.
Allah’ın kudreti ve hikmeti nedir?
‘Ey Muhammed de ki, ey mülkün sahibi Allah’ım! Mülkü dilediğine verir, dilediğinden de o mülkü alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz ki sen, her şeye kadirsin.’ Ali imran, ayet 26. Bir kimse böyle olduysa, onu hasislenme. Onu bu hale Allah getirmiştir. Dilediğine verir. Dilediğine hikmeti verir. Dilediğine veliliği verir. Dilediğini peygamber yapar. Yapmış. Sen neden o veli oldu, ben olmadım diye hasislenme. Neden o evliya oldu, ben olmadım diye hasislenme. Sen çalış gayret et. Yürü sen.
Allah’ın yardım etmesi ve engellememesi nedir?
Allah sana yardım edecekse diyor bütün insanlar onu engellemeye kalksa, onu engelleyemez. Allah sana yardım etmeyecekse, bütün insanlar sana yardım etmeye çalışsa, hiçbir kimsenin yardımı sana dokunmaz. Dokunmaz, edemezler. Yardımın, gerçeği, hakikati, sahibi Allah’tıt. ‘iyya kenabüdu ve iyya kenestain’ ancak sana ibadet eder ancak senden yardım dileriz. Cenab-đı Hak sebepler dairesinde insanların üzerinden yardım ettirir ama onun arkasında gerçekte Allah vardır.
Allah’ın veli ismi şerifi nedir ve ne anlama gelir?
Allah’ın veli kulları diyoruz. Ayetle sabit, hadis-i şeriflerle sabit, imamların iştihatlarıyla sabit. Bu veli kullar, bu Allah’ın mürşitleri, bu Allah’ın velileri, bunlar her daim kıyamete kadar var olacak olan kimselerdir. Cenab ı Hakkın el veli ismi şerifi vardır. Cenab ı Hak, sıfatsal olarak bütün sıfatları tecelli etmek mecburiyetindedir, cebridir. Allah’ın bir sıfatı yarına saklanmaz. Cenab ı Hak bütün sayısız, sonsuz nimetleri ile ve sıfatlarıyla ve isimleri ile tecelli eder, herdem. O zaman el Veli ismi şerifi de Cenab-ı Hakk’ın sıfatıdır. O da tecelli ede, o da müminlerin, Allah yolunda koşan, Allah yolunda gidenlerin üzerinde tecelli eder ve işte o veliler, o mürşitler, o aktaplar, o normalde kutuplar çünkü bu isimler, hadis-i şeriflerde geçen isimler. Hem imam ı Hambel’den hem imam ı Tirmizi’den, hem imam Malik’ten, hem Ebu Nuaym’dan, Kütüb-i Sitte’de bu hadisler mevcut. Neden hadisleri inkar ediyorlar? Çünkü bu hadislerde var. Ebdallar, Aktaplar, kutuplar, hadislerde geçiyor. Bunlar hadislerde geçiyor. O yüzden hadislerin hepsini inkar ediyorlar. O yüzden hadis düşmanlığı var. O yüzden sufi düşmanlığı var. Yaşayamıyor ya! Yaşayamıyor!
Allah’ın zatullahı nedir?
Allah’ın zatullahı batındır. Zatullahı bu noktada direkt olarak tanımlamak ve tanımak mümkün değildir. O yüzden zatullahı tefekkür etmek haram kılınmıştır. Hadis-i Kutsi de Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, Allah’ın zatullahının tefekkür edilmesini yasaklamıştır ama Cenab ı Hak sıfatlarıyla zahirdir ve Cenab ı Hakpeygamberinin üzerinde bütün sıfatsal tecelliyatı ile tecelli etmiştir, bütün varlığın içerisinde Allah’ı en iyi tanıyan bilen Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’dir.
Allah’ın adetullahı nedir?
Cenab ı Hakkın âdetullahı, Cenab ı Hakkın sünnetullahı, söyleyecek olduğu lafızları, bir peygamberlerin dilinden iki velilerin dilinden, üç bütün mükevvenatın dilinden söyler. Çünkü ayet i kerimede Allah arıya da vahyeder der. Cenab ı Hak, varlıktaki, varlıktaki bütün zerreye ilham eder. O zaman peygamberlerin dilinden düşen, Allah kelamıdır. Hz. Allah Kur’an-ı Kerim’de habibini kastederekten, ne söylediyse, heva ve hevesinden söylemedi. Benim emrimi yerine getirdi, söyledi diyerekten peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hem söylediklerini, hem de yaptıklarını kendi üzerine almıştır ve Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) de beni Rabbim terbiye etti ve ne güzel terbiye etti diyerekten kendisinin terbiyesini de Cenab-ı Hakk’a atfetmiştir. O yüzden onun üzerinden her ne çıktıysa, Cenab ı Hakk’ın tecelliyatıdır. işte Allah’ın adetullahı budur.
Allah, varlığı altı günde yaratmıştır mı?
Cenab ı Hak yaradılışta da diyor ki Allah teenni sahibidir, isteseydi bir günde, bir anda yaratırdı ama Allah diyor varlığı altı günde yarattı.
Allah, melekleri ve şeytanı nasıl yaratmıştır?
Cenab ı Hak şeytanı şeytan yaratmış, insanı da insan. O yarattı. Meleği melek yarattı, şeytanı şeytan yarattı. Ayet i kerimede de diyor ya o diyor melek değildi, şeytandı.
Allah’ın sıfatları ve tecelliyatları neden önemlidir?
Allah’ın sıfatları ve tecelliyatları, onun varlığının ve kudretinin kanıtlarını oluşturur. Bu sıfatların tecelliyatında noksanlık, eksiklik, yanlışlık veya fazlalık mümkün değildir. Allah’ın sıfatlarının tecelliyatında eksiklik görmek, insanı küfre götürür. Bu nedenle, Allah’ın sıfatları ve tecelliyatları, onun mutlak varlığını ve kudretini ifade ederken, aynı zamanda insanın ona olan bağlılığını ve itaatini de çağrıştırır.
İnsanlar, Allah’ın kudreti ve yaratmasıyla var olduklarından, ona olan bağlılık ve itaatin önemini anlayarak, kendi kendini üstün görme ve kibir gibi midir?
Allah, topraktan insan yarattı ve bu yaratma süreci, teknolojik imkanlarla da benzetilebilir. Allah’ın kudreti, insanın kendi kendine yaratma imkanına sahip olmadığını gösterir. İnsanlar, Allah’ın kudreti ve yaratmasıyla var olduklarından, ona olan bağlılık ve itaatin önemini anlayarak, kendi kendini üstün görme ve kibir gibi durumlardan uzak durmalıdır.
Allah’a dönmek ne demektir?
Yönünü Allah’a döndür, vecheni Allah’a döndür. Yolunu Allah’a döndür. Kalbini Allah’a döndür. Gözünü, kulağını, azalarını Allah’a döndür. Dönüşün ona olacak. istesen de onu olacak istemezsen de onu olacak. Cennetlik de olsan onu olacak cehennem de olsan ona olacak.
Allah’a yaklaşma ne demektir?
Allah’a öylesine yakinlik, öylesine yakinlik, öyles, yakinlik peyda et ki velev ki sen bir anlık gaflete düşsen, harama bakacak olsan, Cenab ı Hak alemini değiştirsin senin. Kendi muhafazasına alsın. Kendi korumasına alsın. Katından korusun seni. Katından muhafaza etsin ama bu kalbin zikrullahı ile senin Allah yolunda koşmanla, senin ona doğru koşman ile alakalı. Ona koş. Her halinle. O zaman o senin gören gözün, duyan kulağın, tutan elin olacak ama sen ona koşmazsan, bunlardan haberdar olmayacaksın ve Cenab ı Hak seni rahmetine barındırmayacak.
Allah’ın her varoluşa yakınlığı ne anlama gelir?
Allah bütün varoluş noktasında kün dedi var etti her şeyi ve varettiği herşeye kudretiyle, kuvveti ile ilmiyle, alimliği ile her şeyiyle yakın. Bu manada Allah’ın yakın olmadığı hiç bir şey yok. Sizlere de bu manada aynı şekilde ilmel yakinde yakın. Size şah damarınızdan daha yakın. Bu ilmel yakin. Bu hususi bir yakinlik değil. Bu hususi bir yakinlik değil. Aldanma! Allah bize şah damarımızdan daha yakın farkında mısın? Bana dedikodu yapma. Bana ezbere konuşma. O kur’an ayetini ben de biliyorum senin kadar. Allah herşeye şah damarından yakın. Sen nerdesin? Edebiyat! Kullarına şah damarından yakın.
O kimse Allah’tan korkmaya başlar mı?
O kimse Allah’tan korkmaya başlar. O kimse Allah’tan uzaklaşma korkusu yaşamaya başlar. Önce Allah’ın azabından korkar. Önce Allah’ın cehenneminden korkar. Bir müddet sonra onun korkusu renk değiştirir. Artık Allah’tan uzak düşme korkusu o sevgilinin kaşının çatılma korkusu yaşamaya başlar ve o korku onun can eminliği olur ve o kimse kendince öylesine korkar ki kılı kırk yarar.
Allah’ın lütfu ne zaman kırılmış, dökülmüş gönülleri alır katına?
Padişahın lütfu ancak kırılmış, dökülmüş, gönülleri alır katına.
Allah nedir?
Sınırsız olan Allah’tır. Sınırsız olan Allah’tır. Sınırsız olan, Allah’ın tecelli ettiği yerdir. O da nedir? Gönlünüzdür. ‘Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım’ demesi, mü’min kulunun kalbinin sınırsızlığına işarettir.
Allah’ın kudretini nasıl açıklıyor?
İşte öyle her şeye gücü yeten Allah’la pençeleşmeye girmişti ki alem gibi yüzlercesini bir solukta yoktan var edebilir. Hz. Mevlana tesbih sanatını gösteriyor. Diyor ki Allah bu alemi düşünün, yaşadığınız alemi düşünün. Bunca yaşadığınız âlemler gibi yüz binlerce, trilyonlarca, milyonlarca, milyarlarca alemi Allah her an, her nefeste yok edip her nefeste var eden öyle bir kudretli, öyle bir kuvvetli Allah. Sen kiminle pençeleşiyorsun, savaşıyorsun. Sen kiminle dövüşüyorsun. Sen kiminle mücadele ediyorsun. Tabii insanoğlu öylesine cahil, öylesine gafildir ki kiminle pençeleşip kiminle savaştığının farkında değildir.
Allah’ın intikamını nasıl açıklıyor?
Cenabı Hak ‘kim benim velilerime savaş açarsa, ben de onlara savaş açarım. Ben onlara savaş açarsam, yırtıcı hayvanın avindan intikamını aldığı gibi ben de ondan intikamımı alırım’ diyor. Bakın, Cenab ı Hak veliyi kendi emanına almış. Kim bir Allah dostuna, bir veliye savaş açarsa, Cenab ı Hak alacak intikamını. Onun intikamı şedittir. Ayet-i kerimede der ki Allah’ın intikamı şedittir. insanların intikamına benzemez. Zalim bir hükümdarın intikamına benzemez onunki. Zalim bir devletin intikamına benzemez onun intikamı. Onun intikamı, yeryüzündeki şeditlerin en şedididir. Aklın hayalin almaz onun intikam alış şekline ve şiddetliğine.
Allah’ın kudretini nasıl gösterdiği?
Eğer gözüne görüş gücü verdi mi gözünde bu alem gibi yüzlerce alem peydahlanır. Cenab ı Hak senin gözüne bir görüş gücü verirse yani kim farzları yerine getirir, nafilelerle Allah’a yaklaşır Allah’ı severse, Allah da onu sever. Allah onu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, konuşan dili olur. O Allah’la görür. Hadis i Kutsi ya, işte Allah sana öyle bir görüş gücü verirse aynı anda senin gözünde yüzbinlerce alem seyran olur. Sen bir anda yüz binlerce perdede yüz binlerce alemi seyran edersin. Bir anlık bakışta, bir anlık tecelliyatta, bir ömür boyu anlatsan kitaplara sığmayacak ilm ü ledün sana peydah olur. Şimşek gibi kalbine çakar, sen bir ömür boyu değil ebediyyen anlatsan bitiremezsin. Ebediyyen anlatsan bitiremezsin. O senin gözünden tecelli ederse sen bir anda sayısız, milyarlarca alemi seyran edip milyarlarca aleme bir anda aşina olursun.
Allah’ın kahri (kınama) ile ilgili ne söylenmektedir?
Allah’ın kahrına sebep olacak haramlar işler. Haramdan da geri dönmez. Bir de yapmış olduğu haramı haklı göstermeye çalışır. Ya, haram! Konuştuğun haram, konuştuğun kur’an ve sünnetin dışında söylediğin, sünnet ve sünnetin dışında veyahut da kızdığın şey, nefret ettiğin şey, Allah’ın sevdiği şey. Sen Allah’ın ve Resul’ünün sevdiği bir fiiliyatı, bir hali, bir hareketi, bir doğruya kızarsan, Cenab ı Hakkın kahır esması senin üzerinde tecelli eder. Sen neden böyle oldu deme? Sebep sensin. Sen haramı helal gördün. Bir yerde birisi bir helal işliyordu, ibadet ediyordu, kur’an ve sünnet ona müsaade etmişti. Sen onu kerih gördün. Onu kerih görmekle aslında kibirlilik yaptın. Kime karşı? Allah’a karşı. Farkında değilsin. Birisi Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetini işliyor, onun sünneti dairesinde sen ona tepeden bakıyorsun, kerih görüyorsun. Farkında değilsin veya bile bile yapıyorsun. Tövbe et, sufiler günde yüz kez neden tövbe ederler? Hz. Muhamme i Mustafa (s.a.v) , günde yüz kez tövbe etmiş sallallahü ve sellem . Sendeki bu kibirlilik ne? Sendeki bu körlük ne? Sendeki bu aymazlık ne? Sen kendini ne zannettin? Hz. Muhammed i Mustafa (s.a.v) ’in günde yüz kez tövbe ettiği bir dünyada, sen tövbe etmeden nasıl yaşarsın?
Allah’ın sıfatlarının tecelliyatını anlayabilmek ne gibi bir etki yaratır?
Bu sıfatların tecelliyatını izleme, seyretme, içinde yaşama. Bu, o insanı halden hale, coşkunluktan coşkunluğa, hayretten hayrete taşır. Böyle olunca, buna ne gönül dayanır, ne can dayanır. Tarumar olur ortalık.
Allah’ın varlığına karşı varlık iddiası yapmak ne anlama gelir?
Allah’ın varlığının karşısında sen varlık iddiasında bulunma, küstahlık yapma. Allah’ın önünde kendini fasulye gibi nimetten sayma. O zaman asla sakın ha, varlık iddiasında bulunma. Allah muhafaza eylesin.
Allah’ın keremiyle deniz ne gibi bir duruma gelir?
Nice bağış yağmuru yağdı da bu yüzden deniz, inciler saçan bir hale geldi.
Allah’ın keremiyle bulut ne öğrendi?
Nice kerem güneşi parladı da böylece bulut da cömertliği öğrendi, deniz de.
Varlık âlemindeki her şey neye secde etmelidir?
Varlık âleminde varlığa dönüşmüş her ne var ise cismaniyete ve unsuriyete dönüşmüş, elbise giymiş her ne var ise ‘kün’ lafzıyla ayağın ı sabiteden sudur eden her ne var ise onun zat ı uluhiyetinden sudur eden her ne var ise her an ona secde etmede. Çünkü hayatı ona bağlı, rızkı ona bağlı, geleceği ona bağlı, her şey ona bağlı. Bütün zerreler ve kürreler secde etmede.
Secde, Allah’a olan bağlılığın ne ifade eder?
Çünkü hayatı ona bağlı, rızkı ona bağlı, geleceği ona bağlı, her şey ona bağlı. Bütün zerreler ve kürreler secde etmede. Senin secden, senin secden eğer bu secdedense, kurtuluşa erdin ama senin secden sadece namazdaki secde noktasında kaldıysa ve namazdaki secdeni dahi anlayamadıysan varlığın secdesine münhasır, varlığın secdesine paralel o idrakin yok ise ve varlığın secdesinin üstüne çıkmadıysa secden vallahi taş senden daha kıymetli. Vallahi ağaç senden daha kıymetli. Vallahi denizin içerisindeki küçücük bir yosun senden daha kıymetli. Çünkü o cebri de olsa Allah’a her an secde etmede. Ama sen insansın. Halife olman için, halifeden sayılman için senin idrakin, varlığın idrakinden üstün bir idrake çıkıp her an, her halinle, her zerrenle, fikrinle, düşüncenle, kalbinle, içinde devam eden nefsinle, sırrınla, her an Allah’a secde etmelisin. O zaman varlıktan, varlığın üzerinde bir secde halini yakalarsın.
İnsanın secde halinde olması ne anlama gelir?
O kul, her daim secde halinde. Yürürken de secde ediyor, sohbet ederken de secde ediyor, tebessüm ederken de secde ediyor, yemek yerken de secde ediyor, yolda bakınırken de secde ediyor, aleme bakınırken de secde ediyor. Onun her hali secde hali. O bizim gibi değil. Beş vakit namazın arasında böyle tavukların yem yediği gibi guruk guruk Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber. Öyle değil onun secdesi. O öyle bir secde ediyor ki onun secdesine varlık hayran. O öyle secde ediyor ki melekler onun secdesine hayran.
Meleklerin insana secde etmesi ne anlama gelir?
Hayır, insan meleği taklid etmez. Melekler insanları taklid eder. Çünkü üstün olan insandır. Nefsi natıkadır, insan ı kamildir, halifedir varlığın üzerinde insan, Allah’ı bilen tek varlıktır, bilme noktasında olan tek varlıktır. En fazla bilen, en büyük varlıktır insan. Nasıl meleği taklit edermiş! O, insanın süprüntüsü olan, bir melekle bir irtibata geçsem diye düşünür. O insanın süprüntüsüdür. O dervişin süprüntüsüdür o. Kalkıp ah bir melek görsem rüyamda der. Sen rüyanda üstadını gör, alemleri seyran et. Sen melekle ne işin var senin! Ne yapabilir sana? Senin elinden tutup götürebilirmi? Ha Cebrail Aleyhisselam geldi ya Muhammed-i Mustafa(s.a.v.)’in önüne. Ona hizmet etti hizmet! Cebrail Aleyhisselam Muhammed-i Mustafa(s.a.v.)’e hizmet etti. Cebrail Aleyhisselam, Muhammed-i Mustafa(s.a.v.)’e yol gösterecek. Muhammed i Mustafa(s.a.v.), ona tırnağını göstersin, Cebrail diye bir şey kalmaz orta yerde. Cebrail diye bir şey kalmaz!
Hz. Mevlana’nın varlığa tecelli etmesi ne anlama gelir?
Varlığa tecelli eden, elbise giyen her ne var ise her daim Allah’a secde etmede. Ona muhtaç varlığın her anı. Ey insan! Ey insan! Sen de o secde ile secdelenmeden, göçüp gitme bu dünyadan. Sen de öyle bir secde yakala ki varlıkta kendinden geçsin, sen de kendinden geç. Sen de öyle bir secde yakala ki etrafındaki melekler de kendinden geçsin, sen de kendinden geç. Öyle bir secde yakala ki etrafındaki melekler sarhoş olsunlar, bir daha ayılmasınlar. Öyle secde yakala ki hani demiş ya Süleyman Çelebi: ‘Bir kez aşk ile Allah derse o lisan, dökülür cümle günahlar misli hazan.’ Öyle bir secdede öyle bir Allah de bütün alem senin önünde el pençe dursun. Desin ki öyle Allah dedi ki bu alemde böyle Allah diyen duyulmadı. Bu alemde! işte Hz. Mevlana diyor ki o cömertliğin kapısıdır, o bütün her şeye hayat verendir. Her şeyi dizayn edendir, her şeyi inşa edendir. Her şeyi yeniden var edendir. Her şeyi yıkar. Yıktığı gibi var eder. Her şeyi yakar, yaktığı gibi yeniden var eder ve bütün varlık ona muhtaçtır ve seni alır Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretleri, varlığa secde etmeden, varlığın sahibine secde etmeye götürür.
Allah’ın gölgesi ne demektir?
Allah’ın gölgesi, Allah’ın kuludur. O, sadece Allah’a kulluk eder.
Allah’ın gölgesi neye benzer?
Allah’ın gölgesi, Allah’ın kuludur. O, masonların, siyonistlerin kulu değildir, o partinin purtinin kulu değildir. O şahısların kulu değildir. O herhangi bir hizbin kulu değildir. O şunun bunun kulu değildir. O paranın, o dünyanın, o şanın, o şöhretin, o hevesin, o nefsin kulu değildir. O Allah’ın kuludur.
Allah’ın veli kulu nedir?
Her zaman Allah’ın kırk tane veli kulu vardır, yaşarlar. Sen sakın yok deme. Allah’ın veli kulu bu zamanda yok dersen, tecdidi iman tecdidi nikah gerekli. Bu zamanda veli mi varmış diyen bir kimse, küfre düşer. Allah’ın El Veli ism i şerifi var. O ism i şerif, o sıfat, birisinin üzerinde, birilerinin sende tecelli edecek. Bu zamanda yok dersen sen körlerdensin sen! Gözün kör olmuş senin, kulağın sağır kalbin mühürlenmiş senin. Tövbe et. Bu zamanda yok dersen tecdidi iman, tecdidi nikah gerekli. Kendin gibi görüyorsun, sen müşriksin ya, herkesi müşrik görüyorsun. Sen körsün ya herkesi kör görüyorsun. Sen sağırsın ya manevi bunlar, sen de herkesi sağır zannediyorsun.
Allah’ın yeryüzünde direkleri nelerdir?
Ayet-i kerimede ‘Allah’ın yeryüzünde direkleri vardır’ ayeti kerimesini Hz. Abbas Efendimiz diyor ki bunlar yeryüzünde Cenab ı Hakk’ın dinini bunlarla muhkem tuttuğu, dinini ayakta tuttuğu kimselerdir.
Allah’ın dinini ayakta tutan kişiler kimlerdir?
Allah’ın yeryüzünde gerçek dinini yaşama ve yaşatması mücadelesi veren, ilim insanları, askerler, devlet başkanları, valiler, Allah yolunda çalışan, Allah yolunda koşturan, Allah için seven, Allah için koşan, Allah için veren, Allah için namaz kılan, Allah için zikreden, Allah için oruç tutan nice Ashab ı Kehf vardır.
Allah’ın yeryüzünde dinini ayakta tutan kişilerin sayısı ne kadardır?
Allah’ın yeryüzünde gerçek dinini yaşama ve yaşatması mücadelesi veren, ilim insanları, askerler, devlet başkanları, valiler, Allah yolunda çalışan, Allah yolunda koşturan, Allah için seven, Allah için koşan, Allah için veren, Allah için namaz kılan, Allah için zikreden, Allah için oruç tutan nice Ashab ı Kehf vardır. Yeryüzünde Allah’ın dinini ayakta tutan Ashab-ı Kehf gibi Allah’ın velileri, dostları vardır.
Allah’ın eli ne şekilde yazılmıştır?
Allah’ın eli, kalemdeki yazıların kaynağıdır. Kalemdeki elin görünmemesi durumunda da elin varlığını kabul etmek gerekir. Bu elin var olduğunu kabul etmek gerekir çünkü kalemdeki yazılar Allah’ın elinden gelmektedir. Bu durumda, kalem kendi kendine yazdığını düşünmek yerine, Allah’ın elinden geldiğini kabul etmek daha doğru olur.
Kalemdeki elin görünmemesi neden önemlidir?
Kalemdeki elin görünmemesi önemlidir çünkü bu durumda elin varlığını kabul etmek gerekir. Bu elin var olduğunu kabul etmek gerekir çünkü kalemdeki yazılar Allah’ın elinden gelmektedir. Bu durumda, kalem kendi kendine yazdığını düşünmek yerine, Allah’ın elinden geldiğini kabul etmek daha doğru olur.
Allah’ın kudreti ve tecellileri nasıl anlatılmaktadır?
Allah’ın kudreti ve tecellileri, bir şeye sığmaz, anlatılmaz, niteliği bilinmez, niceliği bilinmez, dillerin anlatabileceği bir şey değildir. Ancak o yaşanır, bir haldir, bir tecelliyattır. Bir şimşeğin çakması gibi görüp görmediğin belli değildir. Duyup duymadığın belli değildir. Eser vurur, yıkar. Hani dedi ya Musa aleyhisselam, ben göremeyecek miyim? Dayanamazsın dedi. Şu dağa bak dedi. Dağa baktı, Mus, bayılıverdi. Ne gördüğünün farkına varamadı. Hayretten bayıldı. Hayretinin neye bağlı olduğu da belli değildi. Çünkü hesaba kitaba sığmayan, akla, mantığa idrake sığmayan bir şey.