Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Allah’ın İsim ve Sıfatları — Sayfa 7

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Allah’ın İsim ve Sıfatları(673) — Sayfa 7/7

Allah’ın bilgisinin Adem’e verildiği?

Cenâb-ı Hak, Adem’e yalnızca isimlerin kendisini değil, sıfatların tecelliyâtını anlama metodunu öğretti. Bu metodik bilgi, insan-ı kâmilin en temel hazinesidir. İnsan-ı kâmil, kendi zamanında ve kendi perdesinde Allah’ın sıfatlarının tezahürünü okuyabilecek bir şablona, kök bilgiye sahiptir. Bu bilgi, sonsuz bir nitelik taşır; Allah’ın isimleri sonsuzdur. Ancak Adem’e Allah’ın bilgisinin tamamının verildiğini söylemek, Adem’i Allah’la eşit kılmak demek olur ki bu küfürdür. Öğretilen şey, Allah’ın zâtî bilgisi değil; sıfatlarının tecelliyâtını anlama metodudur.

Kaynak: 8. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ı yaratmaya muhtaç olmadığı hâlde neden yarattı? Bilinmek istedi deniyor ama bu bir ihtiyaç değil midir?

Hadîs-i Kudsî’nin metni tam olarak ‘bilinmek istedim’ değil, ‘bilinmekte sevdim’ ya da ‘bilinmiş olmayı sevdim’ şeklindedir. Bu iki ifade arasında ince ama önemli bir fark vardır. ‘Bilinmek istedim’ ifadesi bir ihtiyaca işaret edebilirken, ‘bilinmeyi sevdim’ ifadesi sevgiye işaret eder. Dolayısıyla âlemin ve insanın yaratılmasındaki temel unsur ihtiyaç değil, sevgidir; aşktır. Kaldı ki âyeti kerîmede ‘Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever’ buyurulmuştur; sevgi olmadan hiçbir şey oluşmaz.

Kaynak: 8. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatlarından gadap ve Celâl sıfatı varsa, bu sıfatlar için zemin oluşturan varlıklar neden yaratılmıştır?

Allah’ın tüm sıfatları güzeldir. Gazap sıfatı da Celâl sıfatı da güzel olan Allah’tan sudûr eder. Cennetle cehennem, bu iki sıfatın varlık âlemindeki farklı tecelliyâtlarını taşır. Her varlık kendi istidadına göre bu sıfatların hangi tecellisine zemin olacağını belirlemiştir. Kahhar esmasının tecellisi, Celâl sıfatının tezahürüdür; Rahim ve Cemîl esmasının tecellisi ise Cemâl sıfatının tez<PASSWORD>.

Kaynak: 7. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın Evveliyeti, Âhiriyeti ve Âlemin Ezelîliği Meselesi nedir?

Cenâb-ı Hak Hadîd 3. âyette şöyle buyurur: ‘O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır; O her şeyi bilendir.’ Bu dört ismin birlikte zikredilmesi son derece mânâlıdır: Evvel demek başlangıcı olmayan demek, âhir demek sonu olmayan demek; zâhir hem görünen hem bölünebilen, bâtın ise hem görünmeyen hem gizlidir. Cenâb-ı Hak bunların tümünü aynı anda taşır.

Kaynak: 6. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın Sıfatlarının Ezelîliği ve Âlemin Yok Olmayışı nedir?

Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları sonsuzdur ve yok olmaz. Allah’ın âyetlerinin yok olması mümkün değildir; Allah’ın sıfatlarının sona ermesi de böyledir. Bu inanç, tevhîdin temel gereğidir. Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları bu âlem üzerinde tecellî ederken, bu âlemi bir gün söndürüp yok etmek mümkün değildir; çünkü O’nun âyetlerini yok edecek hiçbir kuvvet yoktur.

Kaynak: 6. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın İki Eliyle Adem’i Yaratması: Cemâl ve Celâl Sıfatları nedir?

Cenâb-ı Hak, İblîs’e şöyle sordu: ‘İki elimle yarattığım bu mahlûka secde etmekten seni alıkoyan nedir?’ (Sâd 75) İbn Arabî, buradaki ‘iki el’ ifadesini Cemâl ve Celâl sıfatlarına işaret olarak değerlendirir. Adem, hem Cemâl sıfatının hem de Celâl sıfatının tam anlamıyla üzerine döküldüğü varlıktır.

Kaynak: 6. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Âlemin Allah’ı Bilemeyeceği Hakikati nedir?

İbn Arabî’nin en kritik tespitlerinden biri şudur: Âlem, Hakk’ın kendi nefsini bildiği gibi Hakk’ı bilemez. Âlem, Allah’tan sudûr etmiş olsa da Allah’ı kendi nefsini bildiği gibi idrak edemez. Allah’ı en fazla, en güzel bilen, mahlûklar içinde Hz. Muhammed Mustafa’dır; velîler ise O’nun izinde ilerledikleri ölçüde bu bilgiye yaklaşabilirler.

Kaynak: 6. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Cenâb-ı Hakk’ın zâtı ve sıfatlarıyla tanınması nasıl açıklanır?

Cenâb-ı Hak, kendi küllî emirlerini kendi sıfatlarının üzerinde tecellî ettirir. İlm-i ilâhîde var olan her şey, bu sıfatların tecelliyâtı üzerinden zuhûr eder. Küllî irade de sıfatların tecelliyâtından ibarettir.

Kaynak: 5. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

İnsanın sıfatlarla tanınması ve varlığın anlam kazanması nasıl açıklanır?

İnsanın gönlü, Allah’ın sıfatlarıyla tecellî ettiği en önemli mahaldir. Kalbimize ilhâm yoluyla gelen bilgi, Hakk’ı tanımanın en sağlam yoludur. Peygamberlerin kalplerine vahiy ile bildirilen hakikatler, insanlığa en keskin ve en sağlam yolla aktarılmıştır.

Kaynak: 5. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Varlığın yok hükmünde oluşması ve Hakka nispet edilmesi nasıl açıklanır?

Varlığın gerçek sahibi Allah’tır. Yaratılmış olan her şey Allah’a muhtaçtır; ayakta tutan Allah, ayakta tutulan ise bu yaratılmış varlıklardır. ‘Lâ fâile illallah’ — Allah’tan başka fail yoktur; yaratan, döndüren, ayakta tutan yalnızca O’dur.

Kaynak: 5. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın 11 milyon yıllık evren yaratışında hiçbir teknoloji ve hiçbir akıl O’nun kudretini tam kavrayamaz mı?

Allah’ın 3 milyon yıllık evren yaratışında hiçbir teknoloji ve hiçbir akıl O’nun kudretini tam kavrayamaz. O yüce Allah’ın yaratma sanatı sonsuz ve eşsizdir.

Kaynak: 4. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Bir kimse Allah’ı dost edinirse şu gerçeklikler ortaya çıkar: peygamberler de onun dostu olur mu?

Bir kimse Allah’ı dost edinirse şu gerçeklikler ortaya çıkar: peygamberler de onun dostu olur, Allah’ın kitapları da onun dostu, Allah’ın velileri de on, mü’minler de onun dostu, dervişler ve sûfîler de onun dostu, Allah’ı zikredenler de onun dostu olur.

Kaynak: Kim sana dost göründü Allah’ın dostları mı, Allah’a düşmanlık edenler mi?

Allah’ı zikredenlerle değil de Allah’a küfredenlerle hareket eden kimse nerededir?

Allah’a dost olanları bırakıp Allah’a düşmanlık edenlerin yanında yer alan kişi hangi yoldadır?

Kaynak: Kim sana dost göründü Allah’ın dostları mı, Allah’a düşmanlık edenler mi?

Allah’ın kıskançlığı nedir?

Allah kıskançtır; müminin gönlünde kasten ya da bilmeden yaptıklarından dolayı O’na yalvar yakar ve geri dön. Allah’ın yasakladığını işlemesinden hoşlanmaz.

Kaynak: Allah için sever Allah için dostluk kurarız, Allah için olan sevgimizi asla kayb

Allah dostları kimlerdir?

Ben. Yunus. Suresi 62 ayeti kerimede. Yüce. Allah buyuruyor ki. Allah dostları üzerine ne korku vardır ne de onlar. Mahzun olurlar ayeti kerimede kastedilen. Allah’ın dostları kimlerdir, ve bu korkuyla. Mahsun’u tane minik hangi alem için geçerlidir bunlar normal. Yunus. Suresi bu velilerle alakalıdır kimler velidir bir iman eden. Salih ameller işleyen. Allah’ı çok seven kimseler. Veli hükmündedir ler, ve bunlarda korku yoktur. Evet bunlar dünyada zalimlerden. Dünyada hainlerden dünyada herhangi bir şahıstan kimseden. Korkmazlar. O yüzden onların üzerinden bir korku yoktur. Zalim. Bir kimseden onlar. Korkmazlar zulmedenlerden onlar. Korkmazlar. Hz. Hüseyin’in yolundan gidip. Hüseyin c a. Zalimlere karşı mücadele ederler. Zalimlere karşı dikilir en iyi korku yoktur onlar dünya hayatında rızık endişesi yaşamazlar nefes endişesi yaşamazlar dünya endişelerden uzak.

Kaynak: Allah dostları kimlerdir?

Allah dostlarının vasıfları nedir?

İbn Abbâs radıyallâhu anhumâ rivâyet ediyor: Bir adam "Ey Allah’ın Elçisi, Allah’ın dostları kimlerdir?" diye sordu. Efendimiz şöyle buyurdu: "Görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir.".

Kaynak: Allah dostlarının vasıfları

Allah dostlarının en önemli özelliği nedir?

Demek ki Allah dostlarının en önemli özelliği, görüldüklerinde Allah’ın hatırlanmasıdır. Onlar aynı zamanda gördüklerinde Allah zikredilen kimselerdir.

Kaynak: Allah dostlarının vasıfları

Allah katında kimler üstün olur?

Allah katında üstün olan takvaca üstün olandır. Allah katında zenginler üstün değildir. Allah katında bürokrata sahip olanlar üstün değildir. Allah sizin mesleğinize bakmaz. Allah sizin ne iş yaptığınıza bakmaz. Allah sizin takvanıza bakar.

Kaynak: Kalbinde zerrece kibir bulunan cennete giremez

Allah’ın hicaplı, perdenin arkasından vahyetmesi nedir?

Bizim ikinci vahiy neydi bir sütrenin arkasından bir Perdenin arkasından vahiy alınması Bun da ölçüsü delili ne Musa Aleyhisselamın turri sinada Cenabı Hakk’ın vahyine Mazar olması Kasas ayet 29 Musa hizmet suresini doldurunca ailesiyle birlikte Mısır’a doğru yola çıktı tur tarafında bir ateş gördü ailesine Siz burada durun Ben bir ateş gördüm belki size Ondan bir haber getiririm veya ateşten bir kor getiririm de ısınırsınız dedi ayet 30 Musa ateşin yanına gelince Mukaddes yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle nida edildi Ey Mus, Ben alemlerin rabbi olan Allah’ım elçis Cebrail isiz rüyasız direkt hitap Ey Musa Ben alemlerin rabbi olan Allah’ım bakın burada bir sıfat konuşulmuyor Ben Semi olan Allah demiyor alemlerin rabbi olan Allah’ım 31 ayet asanı bırak Musa asasını yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan kaçtı tekrar şöyle nida edildi Ey Musa dön Korkma, çünkü sen emniyette olanlardan elini koynuna sok kusursuz pırıl pırıl parlayan Bembeyaz bir el çıksın korkudan dolayı uzattığın ellerini kendine çek bu asa, ve elin firavun, ve adamlarına göstermen için rabbinden sana verilen iki mucizedir Şüphesiz ki onlar hak yoldan ayrılmış Fasık bir kavimdir o zaman ne yaptı Hazreti Allah Celle celalühu rüyada değil direkt bir Perdenin arkasından bir Perdenin arkasından Hazreti pirin hicap, ve hicapsız dedi ya hicap bu ne oldu hicap oldu Perdenin arkasından konuştu.

Kaynak: Allah’ın hicaplı, perdenin arkasından vahyetmesi

Fussilet Sûresi 12 nedir?

Fussilet Sûresi 12. âyette Cenâb-ı Hak buyurur: ‘Allah gökyüzünü iki günde yarattı, her semâya kendilerine ait hususları vahyetti.’ Bu âyet, yedi kat semânın her birinin ayrı bir varlık ve görev dünyasına sahip olduğunu ortaya koyar.

Kaynak: Göğü kudret ve kuvvetiyle tutan Allah göğe vahyeder

Her semâda ayrı varlıklar, ayrı melekler, ayrı görevler ve ayrı zikirler mevcut mudur?

Her semâda ayrı varlıklar, ayrı melekler, ayrı görevler ve ayrı zikirler mevcuttur. Birinci semâda yaşayan varlıklar ayrıdır; ikincisinde ayrı; üçüncüsünden yedincisine kadar her kat tamamen farklı bir âlemdir. Aynı şekilde cinler yedi kavim olup göklerde de yaşama merkezleri mevcuttur. Cennet sekiz kattır; peygamberler ve büyük şehitler özel makamlara yerleştirilmiştir.

Kaynak: Göğü kudret ve kuvvetiyle tutan Allah göğe vahyeder

Bu mânevî hakikat, Allah’ın velilerine göklerin kapılarını açmasının ne anlama geldiğini göstermekte midir?

Birinci kat semâya çıkan kimse bir daha dönmek istemez; ‘Ya Rabbi, canımı bir daha al; bu dünyanın necasetinden kurtar’ diye yalvarır. Bu mânevî hakikat, Allah’ın velilerine göklerin kapılarını açmasının ne anlama geldiğini göstermektedir.

Kaynak: Göğü kudret ve kuvvetiyle tutan Allah göğe vahyeder

Cenâb-ı Hakk’ın birine bin vermesi ne anlama gelir?

Allah yolunda çalışan, ve koşturan bir kimseye birine bin verir, birine sayısız verir. Sen yüzde beşe, yüzde ona çalışırsın; ama Allah’ın hesâbı başkadır. Kur’ân-ı Kerîm’de buyurulmuştur: "Allah yolunda mallarını infâk edenlerin durumu, her başağında yüz tâne olmak üzere yedi başak veren bir tânenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir.".

Kaynak: 6. Cömertlik 4 kapı 40 Makam

Allah (CC) Hazretlerinin cennet halkına tecelli etmesi nedir?

Allah (CC) Hazretlerinin cennet halkına tecelli etmesi cenab-ı hak Cennet altına ilk tecelli ettiğinde kendi keyfiyetine göre tecelli edecek bu keyfiyet bizim algılarımızın, ve bizim Aklımızın üstünde bir keyfi Bu keyfiyetin keyfi diyorum bu Allah’ın kendi keyfiyeti bi hangi suret üzerine tecelli eder suresizmi tecelliden ol keyfiyet onay, ama burada Allah’ı tanıyanlar cenab-ı hak ister zati tecelli yata ister sıfat saf tecelli Ya da nasıl tecelli derse etsin bu fiyat noktasında Dünya üzerinde Allah’ı tanıyanlar Ordu dahil tecellide tanıyacaklar, ve Secde gidecekler bu bizim Rabb’imiz diyecekler, ama bir kısmı tereddüde te-xc gitmeyecek Onlar bu da tereddüt edenler bir kısmı teredd ki de kalmayacak Bu bizim Rabb’imiz değil gidecek onlar bu dünyada tanımayanlar, ama cennetlik olanlar yine sonra cenab-ı Hak bir daha tecelli çek o zaman Herkesin kendi anlayışına göre herkes anlayacak Allah’ı sanacak, yani şahısların idrak lerine göre şahısların tanımlanan tanımlamalarına göre ikinci tecelliyat olacak bu Tabi o kimsenin algısıyla alakalı o kimsenin anlaması ile alakalı o kimsenin maneviyatı ile alakalı o kimsenin tanımasıyla alakalı bu o zaman kendi Tabiri caizse hani Bir Ben Bir Allah var bu şeksiz Şüphesiz bir de insanların kendilerince iman ettiği repleri var, ama bu tanımlama o kimsenin kendisine ait ben Ahmet, ama Allah’a hüsn-ü Zan beslediğimiz Hüsnü zannı meslek, ve bu noktada Biz Allah’ı tanımlamada kendi idrak imiz dairesinde tanımladık o zaman Hepimizin bir rap anlayışı çıktı, ama hepimiz bilebildiğimiz görebildiğimiz tanıyabildiniz kadar bir rap anlayışımız çıktı O bizim idrakimize alakalı tanımamıza tanımlamamız alakalı.

Kaynak: Allah (CC) Hazretlerinin cennet halkına tecelli etmesi

Allah’ın sevgisi ne kadar büyük?

Allah’ın sevgisi 100 ise bunun bir tanesini mahlukatın üzerine dağıtmıştır. 99’u tabiri caizse kendi uhesinde kalmıştır.

Kaynak: Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı her şeye karşı m

Hz. Muhammed Mustafa’nın âlemlere rahmet olarak gönderildiğine dair ne söylendi?

Hz. Muhammed Mustafa, kendisinden önce gelen peygamberlere nazaran en üstün seviyede, en faziletli derecede yaratılmış, ve bütün âlemlere rahmet olarak yeryüzüne fizyolojik olarak gönderilmiştir. Ondan öncesinde Cenâb-ı Hak varlığın tamamında ilk yarattığı kendi rûhundan, ve nurından Hazreti Muhammed Mustafâ’nın rûhâniyetini, ve nuraniyetini yaratmış, ve o rûhâniyetten, ve nuraniyetten bütün varlık âlemini yaratmış. Bütün varlık Hazreti Muhammed Mustafâ’nın rûhâniyetinden, ve nuraniyetinden yaratılmış, ve âlemlere rahmet olarak yaratılmış.

Kaynak: Mevlid Kandili Sohbeti

Kafirlerin de Hz. Muhammed Mustafa’nın rahmeti içinde bulunduğu neye dayanmaktadır?

Kafirlerin de Hz. Muhammed Mustafa’nın rahmeti içinde bulunduğu, bu yüzden helâk olmamalarının sebebinin Hz. Muhammed Mustafa’nın âlemlere rahmet olarak gönderilmesi olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum, Nûh’un duâsına verilen cevapla ilişkilendirilerek, kafirlerin helâk olmamasının bu rahmetin varlığından kaynaklandığı ifade edilmektedir.

Kaynak: Mevlid Kandili Sohbeti

Hz. Muhammed Mustafa’nın âlemlere rahmet olarak gönderilmesinin sonuçları nelerdir?

Hz. Muhammed Mustafa’nın âlemlere rahmet olarak gönderilmesinin sonuçları arasında, dünya çirkinleşmesine rağmen helâk olmamış kafirlerin, çocuklarının bakireliklerinin kaybedildiği toplumlarda helâk olmamış kişilerin, uyuşturucu meselelerinde cezalandırılmamış suçluların ve toplumda başı dik dolaşanlar gibi birçok durumlar yer almaktadır. Bu durumların sebebinin, Hz. Muhammed Mustafa’nın âlemlere rahmet olarak gönderilmesi olduğu ifade edilmektedir.

Kaynak: Mevlid Kandili Sohbeti

İsra ve Miraç hem ruhen oldu hem de bedenleen oldu mu?

İsra ve Miraç hem ruhen oldu hem de bedenleen oldu. Ve Allah kulun Muhammed’ini akıldan uzak, ruhtan uzak, sırdan uzak, bizim binti dağırcılığıdan uzak kendi karşısına aldı, ve iki da miktara kadarlaştı, ve ona sandı. Ona kıymet verdi. Ona seğer verdi. Onu yüceler yücesine çıkardı. O da sattı. Habiri cisim lütfetti, ikram etti, ihsan etti. Hz. Muhammed Mustafa’ya varlığın bütün derecelerini gösterdi. Her şeyi ona, her şeyi. Cebrail Aleyhisselam’a anlattırdı, ve varlık dediğimiz sonuldu. Varlığın kokusu kanun olmazdı. Sol buahrın kokusu. Hzreti. Cebrail değil. Sol vahrın kokusu oydu. Yaratılmış varlıkların içerisini de son meraleyle ve. Cebrail Aleyhisselam dedi ki, "Ey. Muhammed, benim vazifem buraya kadardı. Hiçbir peygamberin varlık aleminde hiçbir şeyin ulaşılamayacağı noktaydı. Cebrail Aleyhisselam’ın geldiği o nokta. Benim vazifem.

Kaynak: Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sırrın ötesinde kendine yaklaştırdıkça ya

Allah’ın görülmezliği konusunda ne söylenmektedir?

Ha bakmayın siz bu son dönem Allah’ın görülmezdi denilenlere. Y biz Allah görünür dedik bir de mahkemeye çıktık. Dediler ki Allahlık iddia ediyor. Hala daha video dolaşıyor ya ortalıkta. Ama Diyanet mahkemeye verdi. Allahlık iddia ediyor diye. 9 sayfa ben de cevap yazdım. Allah’ın görülebileceğine dair hadislerle Diyanetin kendi İslâm ansiklopedisinden alıntılarla bir daha hakime dedim Diyanet kendi bastırdığı kitaptan haberi yok dedim. Kendileri oturup kendi bastırdıkları dedim müftüler kendi bastırdıkları kitabı bile okumamışlar dedim.

Kaynak: Akıl kılavuzdur ama ilahımız değildir

Allah sadece kalpten yapılan tövbeleri kabul eder mi?

Ama hadis-i şerifte de diyor ki Allah sadece kalpten yapılan tövbeleri kabul eder.

Kaynak: Tövbemiz tövbeye muhtaç olmasın

Allah’ın zâtı, ve sifatları ile ilgili küfür sözleri nelerdir?

Allah-ü Teâlâ’yı, lâyık olmayan bir sıfatla vasıflamak, küfürdür. Allah’ın isimlerinden birisi ile alay eden kimse, kâfir olur.

Kaynak: ELFÂZ-I KÜFÜR

Allah’ın zâtı ve sifatları ile ilgili küfür sözlerinin örnekleri nelerdir?

2- Allah’IN ZÂTI, ve SIFATLARI ile İLGİLİ KÜFÜR SÖZLERİ. ● Allah-ü Teâlâ’yı, lâyık olmayan bir sıfatla vasıflamak, küfürdür . Allah’ın isimlerinden birisi ile alay eden kimse, kâfir olur . Allah’ın emirlerinden biri ile alay eden kimse, kâfir olur . ● Allah-ü Teâlâ’nın va’d, ve va’îdini inkâr eden kimse, kâfir olur . Allah’a ortak koşan veya "O’nun çocuğu var" diyen veya "Onun karısı var" diyen; veya Allah’a cehl/câhillik isnâd eden; veya Allah’a acz/acizlik isnâde eden; veya Allah’a noksanlık isnâd eden kimseler, bu gibi sözleri söylemekle kâfir olurlar . ● "Allah-ü Teâlâ’nın, kendisi hikmet olmayan bir işi yapması câiz olur" veya "Allah, küfre râzı olur" diye itikâd eden kimse kâfir olur . «el-Bahrü’r-Râik» ‘te de böyledir. ● Bir kimse "Allah-ü Teâlâ, şöyle emretmiş olsaydı; yapmazdım" dediği zaman, kâfir olur . «Kâfî» de de böyledir. ● «Tahyir» İsimli kitapta şöyle denilmiştir: "Kur’ânda bulunan el, ve yüz kelimeleri, Allah-ü Teâlâ için uzuv değildir. Bunları, Farsça olarak, Allah-ü Teâlâ’ya ıtlâk etmek câiz olur mu?" Bazı âlimler: "Söyleyen, âzâ olarak itikâd etmezse, ıtlâkı câiz olur" demişler; âlimlerin ekserisi ise: "Câiz olmaz" demişlerdir. İtimad da, bu kavil üzerinedir. «Tatarhâniyye» de de böyledir. ● Bir kimse: "Filân adam, benim gözümde; Allah’ın gözünde olan, yahudi gibidir" dese; kâfir olur . Âlimlerin cumhuru, bunun üzerinedirler. Ancak, "O sözü ile, o şahsın işinin çirkinliğini kastediyorsa, kâfir olmaz" denilmiştir. « Fusûlü’l-İmâdiyye » de de böyledir. ● Bir kimse, ölen bir şahıs için: "Allah’a lazımmış" dese; kâfir olur . «Hulâsa» da da böyledir. Bir kimse: "Bu iş, Allah için vuku’ buldu." demiş olsa; kâfir olmaz. Fakat bu söz, şen’î (=çok çirkin) bir sözdür. «Hizânetü’l-Müftîn» de de böyledir. ● Bir kimse, hasmına: "Seninle olan işimi, Allah’ın hükmü ile yaparım" der; o da: "Ben, Allah’ın hükmünü bilmem" veya "Burada, Allah’ın hükmü geçmez" yahut: "Burası, hüküm yeri değildir" veyahut da: "Burada hükmetmek, doğru olmaz" yahut: "Burada ifrit hükmeder" demiş olsa; bunların hepsi de, küfür olur .

Kaynak: ELFÂZ-I KÜFÜR

Allah-ü Teâlâ’yı, "Yukarıda" veya "Aşağıda" diye vasıflandıran kimse kâfir olur mu?

Allah-ü Teâlâ’yı, "Yukarıda" veya "Aşağıda" diye vasıflandıran kimse, kâfir olur . «el-Bahrü’r-Râik» ‘te de böyledir.

Kaynak: ELFÂZ-I KÜFÜR

Allah-û Teâlâ (C.c.) , Hz. Yûsuf’un (A.s.) şirk yönetiminde iktidar sahibi olmasını nasıl nitelendiriyor?

Allah-û Teâlâ (C.c.) , Hz. Yûsuf’un (A.s.) şirk yönetiminde iktidar sahibi olmasını bir rahmet olarak nitelendiriyor.

Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?

Allah mekanda münezzeh olduğu halde Haz Musa Aleyhisselam’ yaşlı kılında gözükmesini nasıl anlamamız lazım?

Allah’ın görülmesi sıfati tecelliyattır Hakkında Cenabı Hak sıfatsal olarak her türlü şeyde görünür. Bundan sıfati tecellidir. Sıfati tecelli de öyle görünür. Hatta melek dahi öyle görünse meleğin öyle görünmesi de sıfati tecelliyattır. O yüzden bunda bir sıkıntı yok.

Cenâb-ı Hakk. Musa’nın annesine vahyetti mi?

Cenâb-ı. Hakk. Musa’ya diyor. Direkt dilediğin. Sana verildi ayet 37 biz sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk 38 Hani bir zaman biz annene bazı hususları vahy etmiştik 39 ona şöyle demiştik ki. Musa’yı. Sandığa koy. Nil nehrine bırak. Nehir onu kıyıya vursun. Onu benim de onun da düşmani olan biri alsın seni sevimli kıldım ki muhafaza altına yetişin demek. Cenâb-ı. Hakk. Musa’nın annesine vahy etmiş bir de. Musa’ya diyor ki dilediğini sana verdim. Daha önceden de seni böyle yapmıştım dilediğini verdi ne yaptı. Musa selamın. Cenâb-ı. Hakk’tan özel isteğiydi. Harun’u kendisine halife edilmesi, ve ona peygamberlik verilmesi.

Cenâb-ı Hakk. İbrahim’in annesine vahyetti mi?

Cenâb-ı. Hakk ne yapıyordu. Nemrut bütün erkek çocuklarını kılıçtan geçiriyordu ne yaptı. İbrahim’in annesine de vahyetti doğar doğmaz onu şu anki hani insanların. Turistik ziyaret yaptığı o mağaraya götürdü onu oraya bıraktı. Onu. Allah’ın vahy etmesiyle yaptı ve. Gece gider. Onu emzirir gündüz hiç gidemezdi. Allah. İbrahim’in annesine de vahyetti ve. Musa’nın da annesine vahyetti ve. Cenâb-ı. Hakk. Meryem’e de vahyetti bazen.

Meryem’e vahyetti mi?

Meryem’e vahyetti. Meryem’e nasıl davranacağını da vahyetti harf harfine vahyetti e. Meryem bir böyle hurma ağacın kuru bir hurma ağacı kuru dalında bu dağında yeşillik yok dalında bu dağında bir meyve de yok. Kupkuru bir hurma ağacı kupkuru onun. Dalını sallıyordu sallayınca da hurmalar dökülüyordu tazecik, ve onunla rızıklanmak.

Kelamcılar kelimelerin manaları üzerinde çokça dururlar. Allah’a nispet edilmeyen sıfatlar var mıdır?

Evet. Ehl-i Sünnet kelamcıları ve Mâturîdîler, kötü sıfatları Allah’a nispet etmezler. Örneğin zina ya da eşcinsellik gibi sıfatları Allah’a nispeatedmezler; çok ince bir perdeden girerler. Nitekim Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede "iyilikler Rabbinizdendir, kötülükler ise nefsinizdendir" buyurur.

İnce perdeden konuşan sûfîler de kötü sıfatları Allah’a nispet etmezler. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Bu incelikten uzak olan bazı gruplar ise kötü sıfatları da Allah’a nispet ederler. Oysa Cenâb-ı Hak birçok âyet-i kerîmede iyiliklerin Allah’a ulaşacağını, kötülüklerin ise Allah’a ulaşamayacağını beyan etmiştir. Öyleyse kötü sıfatlarla Allah’a nispet edilmez.

Ezelî ve ebedî olmayanlar Allah’a nispet edilmez; hem ezelî hem ebedî olan sıfatlar ise Allah’a nispet edilir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Bunu ileriki sohbetlerde daha ayrıntılı ele alacağız.

Allah’ın rızıklandırmasına mazar mı?

Bütün mahlukat Allah’ın rızıklandırmasına mazar. Cansız bir varlık yok. Her bir varlık Allah’ın rızkıyla hayatına devam eder, yaşar. Ve Cenabı Hak bütün varlığın tamamını kendisi rızıklandırır kendi hazinesinden.

Allah’ın rızık verdiği varlıklar nelerdir?

Yeryüzünde kımıldayan hiçbir varlık yoktur ki onun rızkı Allah’a ait olmasın. Allah her canlının hayatını geçireceği yeri de, öleceği yeri de bilir. Bütün bunlar apaçık kitaptadır.

Senin rızkını ne zaman üzerine almıştır?

Sana vahyeden Allah senin rızkını da üzerine almış. Senin rızkını üzerine almış.

Allah’ın yarattığı varlıklar içinde, kendi ruhundan ruh üflediği tek varlık nedir?

Allah’ın yarattığı varlıklar içinde, kendi ruhundan ruh üflediği tek varlık insandır.

İnsanı Allah ne şekilde yarattı?

Allah’ın bizatihi kendi iki eliyle yarattığı, onu yapıp ruhundan kendisine üflediği, dikkat et seni kendisini tanısın, bilsin diye yarattı.

Allah ne şekilde insanı tanıttı?

Göklerde ve yerde bütün varlıkları onun için yarattı ve bütün varlıklara insanı tanıttı. İnsan göklerde ve yerde ne kadar yaratılmış mahluk varsa Allah tarafından tanıtılmış bir mahluk.

Allah’ın rızıkla alakalı delilleri nerede görülebilir?

Cenab-ı Hak hem içsel alemde hem dışsal alemde ayet-i kerimeleri ve kendi bilinmekini insanların önüne attı ve aynı zamanda da insanların bütün rızıkla alakalı şüphelerini, rızıkla alakalı endişelerini Cenab-ı Hak kendi üzerine aldı. Şimdi bir ayetlerini maddi manevi size açıkladı ve delillendirdi kendisinin var olduğunu.

Allah’ın rızıkla alakalı delillerini göstermesinin amacı nedir?

Cenab-ı Hak rızkı kendi üzerine vacip kılmıştır. Hem manevi rızkı vacip kılmıştır. Hem de maddi rızkı kendi üzerine Cenabı Hak vacip kılmıştır. O zaman manevi rızık olarak kim bana bir adım yaklaşırsa Allah ona 10 adım yaklaşır. Kim 10 adım yaklaşırsa Allah ona 100 adım yaklaşır. Kim ona 100 adım yaklaşırsa 100 adım yaklaşırsa Allah ona koşarak gelir. O zaman bu bir maddi manevi rızıkla alakalıdır. Bir kimsenin Allah’a yaklaşması onun maddi manevi rızkına kefildir.

Allah’ın mahlukatına tevazulu ol, ilahlık taslama nedir?

Bütün mahlukat Allah’ın ailesidir. O yüzden hiçbir şeyi hor görme. Hiçbir kimseyi ve hiçbir şeye zulmetme. Ve bütün mahlukatın rızkı Allah’a aittir.

Allah’ın yaratmasında herhangi bir kuvvete, kudrete, herhangi bir eşyaya ihtiyaç var mı?

Allah bir şeye ol dediğinde o olmaya devam eder. Bunun için herhangi bir kuvvete, kudrete, herhangi bir eşyaya ihtiyaç yok.

Yağmur yağmamasına rağmen toprak bereketli olabilir mi?

Bereket toprağın bir üretip üretmemesinde, büyütüp büy’tmemesindedir. normalde çok yağmur yahabilir. Yağmur yağdı diye toprak hemen bir şeyler oluşacak diye beklemeyin. Yağmur yağmasa dahi toprak veriyorsa o zaman bereketle veyahut da Cenabı Hak yağmur yağdırmadan topraktan bütün her türlü bitkiyi, her türlü meyveyi büyütür mü? Yağmura ihtiyacı yoktur Allah’ın. Toprağa bir verdirecekse verdirir. Yağmur veya toprağın kendi içerisindeki mineraller sebeptir. Cenabı Hak yağmursuz da topraksız da normalde bize bir şeyler verir mi?

İnsandan Allah doğmaz dendiğinde bu ne anlama gelir?

Allah hâşâ doğmamış ve doğurmamıştır. Ancak insanın Allah’ın isim ve sıfatlarına ayna olması, onları yansıtması ayrı bir hakîkattir. Ayna olmak ile özdeşleşmek birbirinden farklıdır; kul kul olmaktan çıkmaz, fakat ilâhî sıfatların tezahür yeri olabilir.

Aysü ismi neden ilahi güzellik olarak kabul edilir?

Aysü ilahi güzellik. Bir baştan baktığınızda cemalullah yani Cenabı Hakk’ın celal ve cemal tecelliyatı.

Aysü ismi ne anlama gelir?

Aysü aşırı derecede güzel demek. aşırı derecede yani o aklın üstünde bir güzellik.

Meleklerin cinsiyeti var mıdır?

Meleklerin üzerinde cinsiyet atfedilmez. Çünkü melekler cinsiyetsizdir.

Cömertlik yapmak kimlere ait?

Allah yolunda koşana. Allah için yapana. Allah için yapana. Bir de kimlere cömertlik yapacağız? Onu da şimdi sıralayacağız. O yüzden hani eee zekat veren, sadaka veren, hayır hasenet eden bu konuda bilfiil kendisi yapsın veyahut da aracılığı yapsın. Bu konuda birisinin aracı olması dahi o kimse Allah’ın eli oldu. Cömert kimse Allah’ın elidir. Bir kimse o cömertliğe hizmet ediyor. Allah’ yangın eli oldu. Şimdi bizde bir ekip var. Örneğin işte onlara diyorum ki ben Allah razı olsun hepsinden de. diyorum. Geceleri dağıtın. Kimse bu konuda bilmesin, anlamasın.

Allah’ın insana vahyetmiyormuş, bu kapı kapatılmıştır. Neden?

Bu kapı kapatılmıştır ve bunun nedeni çok derin bir sırdır.

Allah kullarına sınır çizer mi?

Allah kullarına sınır çizer. Çünkü Adem’e de sınır çizmişti. Bunu böyle illaki ağaçtı, yok meyveydı yok daldı, çiçekti, budaktı yok bir yerde olarak görmeyin. Cenab-ı Hak sınır çizdi Adem’e. Dedi ki, "Bu sınırdan öteye geçme."

Allah’ın lütufu ne demektir?

O Allah ki kullarının hem tövbesini hem duasını kabul eden Allah’tır. Hani Cenab-ı Hak Adem’i yarattı da Adem’e demişti ki işte şu bölgeye yaklaşma veya şu ağaca yaklaşma veya şu bitkiye yaklaşma. Burası çok önemli değil benim için. Cenab-ı Hak bir emir vermişti onlara bir sınır çizmişti.

Adem ve Havva’nın tövbesi kabul edildi mi?

Adem ve Havva Cenab-ı Hakk’ın lütufu, ikramı, ihsanı öğretmesi ile Araf suresi ayet 23’teki duayı yaptılar, tövbeyi yaptılar. Ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka zihan edenlerden oluruz.

Allah ne yapar?

Allahu. Teala insanları tecelli eder de müminlere mağfiret eder. Kafirlere mühlet verir. Ve dikkat edin ve kin tutanları da bu hallerinden vazgeçinceye kadar kinleriyle başa bırakır.

Allah’ın varlığı ve varlık âlemini nasıl değerlendirmektedir?

Bütün varlık âlemini bu pencereden değerlendirmek gerekir. Allah onları yüksek mertebelerinden indirdi; ne kadar ki her şey Allah için, Allah ile ve Allah’tadır.

Allah lafzı, sıfatların hepsini kendinde toplayan isimdir mi?

Allah lafzı, sıfatların hepsini kendinde toplayan isimdir. Hz. Pir’in başından beri dediği şudur: "Allah bilinmezdi." Ama bir hadis-i şerîfte buyurulur: "Ben bilinmez bir hazineydim, bilinmek istedim." Bilinmek isteyince Allah’ın Allah olduğu meydana çıktı.

Allah’ın kuluna ne demiştir?

Allah, o kuluna dedi ki: "Ben dilim, sen vücutsun. Ben senin his, memnuniyet ve gazabındayım. Benimle gören sensin, bizzat sahip olan da sensin." İşte bu, kulun Allah’ta fânî olmasının ifadesidir.

>> Sıfatı olarak öyle mi?

Zaman mahluk değildir Hakkında Çünkü zaman Allah’tır. Yoksa bu zat olarak değil. Gene >> sıfatlarını zatından ayıracağız mı? Bizim algıladığımız zamanla Cenab-ı Hakk’ın bize hadis-i kutside beyan ettiği zaman aynı merhumlar değil. Bizim algıladığımız zaman dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü. güneşin etrafında dönüşü. Bizim dünyaya anne karnından çıkışımız ve ölüşümüz veya gece, gündüz, gün, ay, yıl bizim anladığımız zaman eee merhumu bu. Allah’ın bahsettiği siz zamana sövmeyiniz. Zaman Allah’tır dediği sıfatlarının üzerinden Allah şudur deme lüksüne sahip değiliz. Zaman sıfatı buna taalluk eder deme lüksü nadir. Onun üzerinde fikirler üretebiliriz ama şu deme lüksüne sahip değiliz. Çünkü hadis-i kutsi kesin net zaman Allah’tır. Öyle olunca biz zaman sıfatının üzerinde daha doğrusu zaman merhumunun üzerinde konuştuğumuz her ertesi gün yalan. Bu zamana sövmeyin hadis-i şerifi o zaman. Şimdi zamana sövmek ne demek? bu ana küfretmek anlamında mı >> bu? >> Bu zamana lanet olsun gibi bir laf >> gibi . Cenabı Hak diyor ya bu zamana and olsun diyor. Allah zamana yemin ediyorsa asra yemin olsun. Sonuçta zaman zamana yemin ediyorsa zamanın üzerine yemin ediyorsa kendi üzerine yemin ediyor demektir. Bu zaman bizim bildiğimiz öğrendiğimiz zaman kavramını geriye doğru sardığımda benim geldiğim nokta gene şurası oluyor. Bilinmekli istedi ve bir yaratılmış. >> Ama orada bilinmezken zaten >> sen yaratılmışın zamanını yürüyorsun. Ama nasıl >> yaratılmışın, yaratılmış olan varlığın üzerinde yürüyorsun. Yaratılmış varlığın üzerine başlayınca varlığın bir başlangıcı var. Sen varlığın başlangıcına doğru yürüyorsun. Bu bir sıkıntı değil. Bizim konuştuğumuz bu zaman değil. >> Zaman mahluk değil. >> Zaman mahluk değil. >> zaman yaratılmış değil derken sıfatı olarak yaratılmış. Allah’ın sıfatları o zaman yaratılmış değil. O zaman ayet-i kerimede geçen onun zatından başka her helak olacaktır da sıfatlar bunun içerisinde >> değil tabii.

Allah’ın manası nasıl anlatılır?

Zaten buna bakarsan hiçbir dile hakaret değildir. Ahsen-i takvim ilâhî bir kelamdır. O ilâhî kelamın, ancak o kimse manasını anlayabilir. Atten maksat manada gizlidir. Sözde değildir. Söz gelir geçer. Mana hakîkat kalıcıdır. Ve ne yazık ki insanoğlu hakîkatten uzaklaştı, ve gönüller hakîkate kapandı. Gönüller hakîkate kapanınca sığ sözlerin arkasına saklandı insanoğlu. Ve dini de sığ sözlerle anlamaya çalıştı ki en büyük handikap bu. Oysa din manadı, Kur’ân bir manadı.

Allah’ın ruhundan üflediği kişi kimdir?

Cenâb-ı Hak kendisini bir kimseye tanıtmazsa o kimsenin ahseni takvimi anlaması mümkün değildir. Allah bir kimsenin gönlünü ferasete açarsa, ancak o kimse ahseni takvimi manasını anlayabilir. Ancak o kimse o zaman Kur’ân’ın manasına ulaşabilir. O da kendi zaviyesinden, kendi kalp dünyasından, kendi kalbine gelen tecelliyât kadar. Ama o orada bitmez, bitmek, tükenmek bilmeyen bir ilmin kapısında durmaktır mana. Ve Cenabı Hak insanı, Adem’i yarattı, ve ona kendi ruhundan üfledi.

Allah’tan korkmak metedilmiş midir?

Ama öbür türlü Allah’tan korkmak metedilmiş. Bir kimse Allah’tan korkarsa ala başka bir şeyden korkmasına gerek yok. Ama eğer Allah’ın haricinde işte karanlıktandı, şundandı, bundandı korku perdesi yırtılırsa o sıkıntılı. Onda bir bir müddet sonra vesvese olmaya başlar.

Allah’tan korkmak ne demektir?

Allah’tan korkmak iyi bir şeydir. Bir tek Allah’tan korkmak iyidir zaten. Yoksa diğer korkuların hepsinin şerrinden Allah’a sığınırım diye peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dua etmiş. O yüzden korkmaktan, korkaklıktan Allah’a sığınırız bu manada.

Allah kullarına karşı ne gibi lütufkardır?

O kullarına karşı hep lütufkardır. O kullarına karşı hep merhametli. O kullarına karşı hep kucak açıcı.

Allah’tan ne isteyebilir bir mümin?

O yüzden bir kimse Cenab-ı Hak’tan ne istiyorsa bu fakirin tabiriyle annenizden, babanızdan, kocanızdan, eşinizden, çocuklarınızdan rahat isteyemezsiniz ama Allah’tan rahat bir şekilde peynir ekmek ister gibi isteyebilirsiniz.

Allah’ın rububiyet sıfatı nedir?

Allah rububiyet sıfatı da dahil hiçbir sıfatını paylaşmaz. Rablik sıfatı da rububiyyettir.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları