Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Allah’ın İsim ve Sıfatları — Sayfa 6

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Allah’ın İsim ve Sıfatları(673) — Sayfa 6/7

Allah’ın kudretinin sınırsızlığı nasıl açıklanmaktadır?

Allah’ın kudretinin sınırsızlığı, bir şeye sığmaz, anlatılmaz, niteliği bilinmez, niceliği bilinmez, dillerin anlatabileceği bir şey değildir. Ancak o yaşanır, bir haldir, bir tecelliyattır. Bir şimşeğin çakması gibi görüp görmediğin belli değildir. Duyup duymadığın belli değildir. Eser vurur, yıkar. Hani dedi ya Musa aleyhisselam, ben göremeyecek miyim? Dayanamazsın dedi. Şu dağa bak dedi. Dağa baktı, Musa bayılıverdi. Ne gördüğünün farkına varamadı. Hayretten bayıldı. Hayretinin neye bağlı olduğu da belli değildi. Çünkü hesaba kitaba sığmayan, akla, mantığa idrake sığmayan bir şey.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi

Allah’ın kudretinin anlatıldığı bir dizi beyitlerin şerhi nedir?

Allah’ın kudretinin anlatıldığı bir dizi beyitlerin şerhi, Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi olarak adlandırılır. Bu metin, Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin bir sohbetinden yazıya aktarılmıştır. Bu metin, Allah’ın kudreti ve tecellileri, imanın ve ibadetlerin önemini, zikirin ruhun temizlenmesindeki rolünü, kalbin tenvir edilmesi ve temizlenmesi, sevgi ve aşkın ruhun yenilenmesindeki etkisini, kaderin ve Allah’ın kudretinin anlatıldığı bir dizi beyitlerin şerhini içerir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi

Allah, müminleri kandıran, aldatan, parasını pulunu peşkeş çekenden ne yapar?

Allah onların intikamını alır. Allah müminleri kandıran, aldatan, parasını pulunu peşkeş çekenden intikamını alır. Allah zikir ehline zulmeden, zikir ehlini inim inim inleten, zikir ehlinin arkasından konuşturanın intikamını alır. intikamını alır! Allah intikam sahibidir. O, müminlerin intikamını ortada bırakmaz. O, velilerin intikamını ortada bırakmaz. O, aşıkların intikamını ortada bırakmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 280-289. Beyitler Şerhi

Allah intikam sahibidir mi?

Allah intikam sahibidir. Dağıtır inlerine girer Cenab ı Hak, inlerinde dağıtır onları. inlerinde dağıtır! Birbirlerine düşürür Cenab ı Hak. Hiçbir şey bırakmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 280-289. Beyitler Şerhi

Allah’ın kerem sahibi olması ne anlama gelir?

O öyle değil ama. O kerem sahibi. Ya Rabbi dediğinde buyur diyor. Allaaaah diyorsun. Buyur kulum diyor. Ya Rabbi. Halim sana malumdur. Zalimlerin elinde kaldım. Ben onları şikayet edecek dilin dahi yok. Şikayet diye dahi edemiyorum. Halim sana malumdur. Ben senin kapında durmak istiyorum. Ben senin dizinin dibinde oturmak istiyorum. Ben gözlerimi gözlerine raptetmek istiyorum. Ben, yüreğimde sen misafir ol istiyorum. Elim senin elin olsun, ayağım senin ayağın olsun, ayağım sana koşsun, elim sana koşsun, dilim sana koşsun, gözüm sana koşsun. Onu istiyorum. Kerem sahibidir, bir adım gelene on adım gelirim diyor. Kerem sahibi. On adım gelene yüz adım gelirim diyor. Kerem sahibi! Bana yüz adım gelene koşarım diyor. Kerem sahibi! Ben her gece yarısından sonra dünya semasına tecelli ederim. Derim ki yok mu rızık isteyen, rızkını artırayım. Yok mu derdine derman isteyen, derdine derman olayım. Yok mu borçlu olan, borcuna eda olayım. Yok mu sıkıntısı olan. Sıkıntısını ortadan kaldırayım. Yok mu beni benden isteyen. Kendimi ona sunayım der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Güneşin eşi benzeri olup olmadığı?

Güneş, bu samanyolunun içerisinde tektir, eşi benzeri yoktur, eşinin benzerinin olması da mümkün değildir. Belki de samanyolunun dışında binlerce güneş vardır ama insanoğlu için samanyolunda yaşayan insanlar için güneş tek. Dünyada yaşayanlar için güneş tek, eşi ve benzeri yok dünya çevresinde. O zaman bu güneşin eşidinin var olduğunu düşünmek, bu manada mümkün değil ve mümkün olmayan bir şeyi düşünmek de mümkün değil. Düşünürse o kimse ham hayale kapılmış gitmiştir. O kimse kendi heva ve hevesine kapılıp gitmiştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 124-130. Beyitler Şerhi

İçimizdeki güneşin ne anlama geldiği?

İçimizdeki o güneş, bütün ikimizin her şeyini sarıp sarmalamıştır. Nasıl dışarıdaki Güneş bütün dünyayı ve gezegenlerin etrafında peyk edip döndürüyorsa, nasıl dünyada bu noktada güneşin bir bucağı gibi ise nasıl ay, nasıl Merih nasıl büyük gezegenler, oniki tane gezegen o güneşin etrafında peykse, nasıl o güneşin etzerinde sayamadığımız milyonlarca, milyarlarca yıldız hepsinin de enerjisini, hepsinin de aydınlığını o güneşten alıyorsa, işte insan dediğimiz varlığın da içinde öyle bir güneş vardır ki Hz Mevlana’dan anladığım bu benim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 124-130. Beyitler Şerhi

Allah tektir ve benzersiz midir?

Allah, Allah, tektir, hiçbir yerde eşi benzeri yoktur. Hiçbir yerde ve hiç bir şeye benzemez. O eşsiz ve benzersizdir. Benzettiğin her şey o değildir ve o benzemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 120-124. Beyitler Şerhi

Allah’ın bilinmekliği nedir?

Allah bir şeyi hani bir kimsenin veya bir şeyin Allah’a hulûl etmesi birleşmesi ve ayrışması bu ayrı bir mesele. Bu konuyu biraz daha böyle temelinden alayım istedim. Hakkınızı helal edin. Cenab-ı Hak bilinmekliği istedi. Bilinmekliği isteyince Cenab-ı Hak bir Âdem yaratmak istedi. Bilinmekliği isteyince. Bu Âdem, yaratılanların sonuncusu bu manada ama başlangıçta hiç bir şey yok iken kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Hiçbir şey yok iken kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Bunun da altını orasını çizeyim. Biz ruhunun ve nurunun ne olduğunu da bilmiyoruz. Eğer biz buna ruhunu ve nurunu şuna benzer veya bu dediğimizde buna da bizim ayağımız yere sağlam basmaz ve Cenâb-ı Hak Bakara ayet 30: ‘Meleklere dedi ki ben yeryüzünde bir (buranın altını çizelim) halife yaratacağım.’ Bakın yeryüzünde halife yaratacağım dedi.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah’ın yaratması hakkında ne söylendi?

Ben bunu kıyametten de öteye taşıyorum çünkü hiç bir zaman Allah’ın yaratmasının sonu yoktur. Öyle olunca o isimlerinin öğretilmesi ona sıfatsal tecelliyatların da sonu yok. O yüzden aşığın, aşığın yolunun sonu yoktur dememin sebebi bu. Bir tarikat öğretisinin sonu vardır, fıkıh öğretisinin bir şekilde sonu vardır. Sufilikte, âşıklıkta son yoktur ve Cenab-ı Hak kıyamete kadar değil her daim ebedi olarak yaratacak. Her daim bir şeyler yaratacaksa her daim Allah’ın bilinmekliği de devam edecek. Allah’ın bilinmekliği devam edecekse bu sonsuz demektir ve Cenab-ı Hak Âdem’e bütün isimlerini öğretti. O zaman Cenab-ı Hak insana bitmek tükenmek bilmeyen hazinelerini açtı. Allah’ın hazinelerinin sonu yoktur, bitmek tükenmek bilmez. Biz bunun tamamını ilim olarak atfetsek, ilme atfetsek Allah’ın ilminin başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. O zaman başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoksa o zaman bir insan-ı kâmilin o ilmi öğrenmenin veya yaşamanın da sonu yoktur. Hani bir kısım insanlar derler ya yani bu kemale erdi. Ben hep bunlara böyle temkinli ve tedbirli yaklaşırım. Nerenin kemaline erdi? Sonsuz bir ilmin sahibi olan Allah’ın kulunun ilminin bir sonu olabilir mi?

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah’ın zatı nedir?

Allah’ın zatı yaratılmış olan her şeyden münezzehtir. Allah’ın zatı yaratılmış olan her şeyden münezzehtir. Yani hiçbir zaman biz onu böyle Allah muhafaza eylesin farklı bir noktada koymayız ve ama Allah tanınmak için bilinmek için tanınmak ve bilinmek için bitmek tükenmek bilmeyen bir yaratma içindedir. Bitmek tükenmek bilmeyen bir yaratma içindedir ve o yaratma içerisinde Allah bitmek tükenmek bilmeyen ilmini de izhar eder. Çünkü her yaradılanın üzerinde birçok ilim tecelli eder.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah, insan-ı kâmile ilham ederken nasıl bir ilim verir?

Varlık olarak nasıl arıya vahyetti ise yani arı ona ne yapması gerektiğini ilim olarak ona verdiyse ve ilmi onun içerisine yerleştirdi ise ve arı lavralıktan direkt kanatlandığı anda o ilimle ne yapması gerektiğini otomatiğe alıp yapması gerekeni yapıyorsa Allah varlık âleminde hiçbir şeyi boş bırakmamıştır.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

İnsan-ı kâmil, Allah’ın sıfatlarına nasıl tecelli eder?

O az önceki balık misali artık o ne tarafa dönerse dönsün Allah’ın sıfatlarının ve ilminin güzelliklerini, hayretini, Allah’ın ilminin yüksekliğini, derinliğini, genişliğini her daim, her daim bununla hemhal olduklarından dolayı artık onların ne gündüzleri ne geceleri, bakın ne gündüzleri ne geceleri, bir fark yoktur. Onların uykusu da uykusuzluktur. Onlar tecelliyat olarak gece de devam ederler tecelliyatlarına. Yakazada sayıklarlar, yok bir şeyler görürler, bir şeyler yaparlar ve bu hal böylece onlarda devam eder.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah, bir şeyden ayrılmaz mı?

Allah hiçbir şeyle hiçbir şeyle bitişmez, birleşmez. Eski dilde hulul ve şunu da unutmayın, hiçbir şeyden de ayrılmaz. Allah hiçbir şeyle bitişmez ve zaten sonradan bir bitişme, sonradan bir birleşme de söz konusu değildir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah, kuluna nasıl bir lütfu nasip eder?

Kula düşen vazife, çalışmak, gayret etmek, mücadele etmektir ama bu Allah’ın kuluna lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Bu nasıl hani Cenab-ı Hak bu ilmi Kuran-ı Kerim’in’de Hızır’a verdiyse bu aynı ilimdir. Hızır’ın ilmi ile bir insanı kâmilin ilmi bu manada aynı kanaldan gelir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah, bir şeyi nasıl yaratır?

Allah bir şey verecekse de gayret etmeden verir. Ol der olur. Allah’ın çalışmasına ihtiyaç yoktur. Gayret etmesine ihtiyaç yoktur ve o şimdi yakînliğe geleceğim. O her şeyle her an beraberdir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah, her şeyi nasıl kuşatır?

Allah bir şey olması için oluşması için de gayret etmez. Sen insansın, gayret edersin. Allah gayret etmez. Allah bir şey verecekse de gayret etmeden verir. Ol der olur. Allah’ın çalışmasına ihtiyaç yoktur. Gayret etmesine ihtiyaç yoktur ve o şimdi yakînliğe geleceğim. O her şeyle her an beraberdir. Allah bir şeye özel olarak yakî, nlik kurmaz. Uzak olan bizleriz. Perdeli olan da bizleriz. O eyvallah, hani şimdi hadis-i kutsiye atfedelim bir adım gelene on adım gelirim.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak

Allah’ın zatı, sıfatları ve fiilleri tevhidin içindedir mi?

Biz Cenab-ı Hakk’ın bütün fiillerini zatına bağlarız ve zatından ayrı görmeyiz onları. Öyle olunca, bu söz konusu olan fiilleri tanım bakımından sıfat kavramının içerisinde mütalaa ederiz biz. Yani Allah’ın sıfatları dediğimizde Cenab-ı Hakk’ın bütün fiiliyatları onun içindedir. Sıfatlar da Allah’ın zatının içindedir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Birliğe Yönelmek

Allah’ın fiilleri ve sıfatları tevhidin dışında mıdır?

Biz fiiliyatları veya sıfatları tevhidin dışında düşünmeyiz. Allah zat olarak ebedi ve ezelidir ve fiilleri ile tanınır, bilinir. Fiilleri Allah’ı birlemenin dışında değildir. Allah’ı birlemenin içindedir. Biz Cenab-ı Hakk’ın bütün fiillerini zatına bağlarız ve zatından ayrı görmeyiz onları.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Birliğe Yönelmek

İsmi Azam nerede yer alır?

Ali İmran ayet 1 ve 2: ‘Elif lam mim. Allah, ondan başka ilah yoktur. O Hay ve Kayyumdur.’ Bu iki ayeti kerimeyi özellikle aldım bu geceki derse. Çünkü hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretleri buyurdu ki: ‘İsmi Azam, bu iki ayeti kerimededir. Birincisini okudum. Neydi? Bakara 163: ‘İlahınız bir tek ilahtır, ondan başka hiçbir ilah yoktur. Odur rahman ve rahim olan’, ikinci ayeti kerime: ‘Elif Lam Mim Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyum.’ Bunu okuyan bir kimse Hz. Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi vessellem hazretlerinin hadisi şerifince o ismi azamı okumuştur.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Birliğe Yönelmek

Bitkilerin yaratılışına dair ne söylendi?

Çünkü bitkiler olarak da daneyi, tohumu yaratan yine o. Ayet-i kerimede diyor: ‘Allah daneyi ve çekirdeği çatlatıp yarandır’ (Enam-95). O zaman biz dünya üzerindeki hayvanlardan tutun bitkilerden tutun uçanından tutun yüzeninden tutun görünenden görünmeyenden her şeyine baktığımızda bu üç ana unsuru hiç unutmayacağız. Yaratıcı Allah’tır, Allah’tan başka yaratıcı yoktur ve yarattığı her şey bir düzen, bir hesap, bir kitap üzerine yaratır, mükemmel yaratır ve yarattığı her şey güzeldir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek

Allah ne tür bir ilahdır?

Allah dostludur. Allah on velisidir. Tek başına yaşar. Tek başına ölür. Onun bunun benden hikahesini çok teccinin diyeceksiniz. İçim acıtıyo, çünkü yanında bir tek hizmetçisi, kefendi onu bir iki dalı birleştirir ortasına bir çaput koyar. Ona der ki ben ölünce ne buluyorsan onunla kefendi. Yolun ağzına kadar götürder. Muhakkaki Allah’ın dostları gelir. Benim cenaze namazımı kıllardır. Onun cenaze namazında gidin mesut kıldırır.

Kaynak: Mevlana’yı Anma – Regaib Kandili Sohbeti – 25.12.2025

Allah’a aşık olanlar ne yaparlar?

Allah’a aşık olanlar Resûlullah’a aşık olanlar Allah yoluna revan olanlar, ve her türlü zorluğa rağmen her türlü kınanmak her türlü hukuksuzluğa her türlü haksızlığa her türlü zulme her türlü alye dalye rağmen bir kimse la ilahe illallah Muhammedin Resûlullah deyip Allah yoluna revan olduysa makamını düşünmedi isse mevkisini düşünmedi isse parasını düşünmedi isse malını mülkünü düşünmedi isse bugün insanların ü kuruş para için yalaka oldu hukuktan. Vazgeçti adaletten. Vazgeçti namusundan. Vazgeçti bir zaman da bugün insanların bir makam için her.

Kaynak: Regaib Kandili Sohbeti – 02.01.2025

Allah yolunun delisiyle yol gidilir mi?

Allah yolunun delisiyle yol gidilir. Çünkü öbürkü hesap eder malını hesap eder parasını hesap eder rahatını hesap eder, evet o hep hesap eder hesabın içindedir o boyna hesap eder bana hesap eden bir zengin hesap eden bir makam sahibi hesap eden kendini bir zanneden lazım değil ben öyle bir kimseyle dostluk edeceğime hesapsız kitapsız nedensiz niçin. Insiz makamsız mevkisi yol gidenlerle arkadaşlık dostluk kurmak ister onlarla yol. Gitmek isterim, çünkü hesap ediyorsa bir kimse o hesabına bir gün sen uymazsan. Seni bırakır gider bir gün hesap uymaz onun. Çünkü hesap uymayınca o bırakır gider hesabı, yoksa saymasını bilmiyorsa benim gibi sayma özürlüye bir sıkıntı yaşanmaz, evet buradasınız hepinize teşekkür ediyorum şimdi az önce masada bağıracak deli miyiz diye, ama böyle spontane gelişmediği için akılla alakalı olduğu için bağırmadım bağırırsam da beni affedin bugün regayip. Kandili şöyle bir size içinizi karartacak bir giriş hazırladım, evet içimiz kararacak biraz o karanlığı görelim istedim.

Kaynak: Regaib Kandili Sohbeti – 02.01.2025

Allah’ı az zikretmenin tehlikesi nelerdir?

Allah’ı az zikreden kimsenin üzerinde dedikodu, gıybet, iftira ve zulüm birikir. Az zikrettiği için diline şeytan hâkim olur, kulağına, gözüne, kalbine hâkim olur. Az zikrettiği için feraset kalmaz; deccale karşı savunmasız olur. Allah’ı çok zikredense kalbine bir bekçi yerleştirir; o bekçi onu sevk ve idare eder, doğruya yönlendirir. "Allah’ın zikrinden kalpleri katılaşmış olanların vay haline; onlar apaçık bir sapıklık içindedirler." (Zümer, 39/22). Zikrullahı terk edip de geri dönersen bil ki kalbin katılaşmaya başlamıştır. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: f8LQG0 439. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Allah’ın varlığı ve yaratılmış varlıklar arasındaki ilişki nedir?

Yaratılmış olan, Allah’ın var etmesiyle anlık var olur, yok etmesiyle yok olur. Bu varlık-yokluk denkleminin dışına çıkması mümkün değildir.

Kaynak: Sen bu alemi hayal üzere yürür gör

Allah’ın ezelî ve ebedî varlığı ne anlama gelir?

Allah Celle Celâlühü ise hem ezelî hem ebedîdir. Yaratılmış her şeyin başlangıcı ve sonu vardır; Allah Celle Celâlühü ise hem ezelî hem ebedîdir.

Kaynak: Sen bu alemi hayal üzere yürür gör

Senin hakîkî bir varlığın da yoktur; sen kendi kendine hakîkî bir varlık mısın?

Allah yaratmış olduğu her şeyi kendi ilm-i ilâhîsinden "ol" diyerek yaratır.

Kaynak: Allah yaratmış olduğu her şeyi ilmi ilahisinde ol diyerek yaratır ve onun hakiki

Kışın ağaçlar yapraklarını döker, her şey kurur gibi görünür; ancak Cenâb-ı Hak baharda onları yeniden diril midir?

Kışın ağaçlar yapraklarını döker, her şey kurur gibi görünür; ancak Cenâb-ı Hak baharda onları yeniden diriltir. Âyet-i kerîmede "Allah’ın rahmetinin izlerine bak: ölümden sonra yeryüzüne nasıl hayat veriyor" buyrulur (er-Rûm 30/50). Ruhta da böyledir: günahlarla kendini öldüren kimse tövbe suyu ve zikrullah ile yeniden dirilir. Gecenin en karanlık noktası aydınlığın başlangıcıdır; kış ölümdür, bahar ise yeniden doğuştur.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’a yaslanır ona dayanırsan sana ummadığın yerden güzellikler nasib e

Allah’ın yaratmasında hiç bir şey hiç konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi ‘nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette midir?

Allah’ın yaratmasında hiç bir şey hiç konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi ‘nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır. Allah’ın yaratmasında hiç bir şey hiç Hakkında O kelam sahibi Allah bulut kulağına bir şey okur. Gözünden misk gibi yaşlar akar. Yani o eee Allah buluta bir şey söyler. Yani ayet-i kerime nebe ayet 14. Yağmaya hazır bulutlardan bol sular indirdik. Yani yağmur yağdıran Allah’tır. Ve Allah o bulutun kulağına bir şey söyler. Yani la faili illallah. Bütün fiiliyat Allah’a aittir, ve bütün her şey onun ol demesine bakar. Allah bir şeye ol dediğinde o olmaya devam eder. Bunun için herhangi bir kuvvete, kudrete, herhangi bir eşyaya ihtiyaç yok.

Kaynak: Allah’ın yaratmasında hiç bir şey hiç bir şeye bağlı değildir

Zaman mahluk değildir ifadesi ne anlama gelmektedir?

Zaman mahluk değildir. Yaratılmış değil. Doğru. Yani zaman yaratılmış değil derken sıfatı olarak yaratılmış. Allah’ın sıfatları o zaman yaratılmış değil.

Kaynak: Zaman mahluk değildir

Allah’ın sıfatları yaratılmış mıdır?

Değil. O zaman ayet-i kerimede geçen onun zatından başka her şey helak olacaktır da sıfatlar bunun içerisinde değil tabii.

Kaynak: Zaman mahluk değildir

Yaratma eylemi kimin fiiliyetidir?

Yaratma eylemi, fiili Allah’a aittir. Ve Allah bir nesneyi yaratıyorsa onu bir hesap kitap üzerine yaratır. Onu eksik, ve noksan yaratmaz.

Kaynak: Allah yarattığı her şeyi mükemmel ve güzel bir şekilde yaratmıştır

Yaratılmış olan her şeyin eksikliği veya noksanlığı var mı?

Hiçbir şey hakîkatinde çirkin yaratılmadı. Hiçbir şey hakîkatinde eksik yaratılmadı. Mükemmel yaratıldı. Öyle olunca bu alemde veya başka bir alemde hikmetsiz, boşa yaratılan, eksik yaratılan, çirkin yaratılan hiçbir şey yok.

Kaynak: Allah yarattığı her şeyi mükemmel ve güzel bir şekilde yaratmıştır

Allah’ın yarattığı her şeyin ne anlama gelir?

Demek ki gökyüzünde, yeryüzünde, ve denizlerde, ve gezegenler her şey size rağm edilmiş. Çünkü onun halifesisin.

Kaynak: Bu alemde Allah’ı tanıma ve bilme yolunda yürüyorsak ölümden sonra da o yürüyüş

Allah’ın laboratuvarları ne anlama gelmektedir?

Allah’ın laboratuvarları, dünya üzerindeki tüm laboratuvarları temsil eder. Allah, bu laboratuvarları iyiliğe ve güzelliğe doğru yönlendirir. Siz o laboratuvarları yanlış diye zulme ve isyan yönlendirirseniz, o laboratuvarlar od yönlendiren insanla şu anda makus olur onların ahiretlerini.

Kaynak: TE Hastalığı verende sevk edende Allah

Allahı neden sevmeliyiz?

​ ​ konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Allahı neden sevmeliyiz? ​ ​ soh b eti için sitemizi takip edebilirsiniz.

Kaynak: Allahı neden sevmeliyiz?

Nedensiz, niçinsiz, nasılsız seven varsa o da Allah’ mıdır?

Nedensiz, niçinsiz, nasılsız seven varsa o da Allah’tır

Kaynak: AXg Nedensiz niçinsiz nasılsız seven varsa o da Allah 7.1.23

Allah katında hiçbir şey iki damla, ve iki izden daha sevimli değil midir?

Allah katında hiçbir şey iki damla, ve iki izden daha sevimli değildir. Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası, ve Allah yolunda dökülen kan damlası, iki iz ise Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi, ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten alınan yorgunluk izleridir.

Kaynak: Allah katında hiç bir şey iki damla ve iki izden daha sevimli değildir 02.09.23

Allah’ı sevmenin delili nedir?

Allah’ı sevmenin delili Kur’ân’da açıkça belirtilmiştir: "Ey Muhammed! De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Âl-i İmrân 3/31). Demek ki Allah sevgisinin somut delili Resûlullâh’a uymak, Sün’tet-i Seniyyeye tâbi olmaktır.

Kaynak: Allah Kur’an ve sünnet i seniyyenin dışındaki hiç bir şey sevmez 30.09.23

Müminler Allah’ı en çok sevenlerdir mi?

Kur’ân-ı Kerîm’de, "Müminler, Allah’ı en çok sevenlerdir" buyurulur (Bakara 2/165). Allah sevgisinin ölçüsü; O’na îmân etmek, O’na itaat etmek, ve rızâsını kazanmak için Allah’ı her şeye tercih etmektir. Bir mü’minin Rabbini darlıkta, sıkıntıda, bollukta ve ferah anında her hâlde sevmesi gerçek sevginin alâmetidir.

Kaynak: Allah Kur’an ve sünnet i seniyyenin dışındaki hiç bir şey sevmez 30.09.23

Allah’ı sevmenin bedeli nedir?

Sevginin bedeli Kur’ân ve Sünnet’e tam teslimiyet ve haramdan uzak durmaktır.

Kaynak: Allah Kur’an ve sünnet i seniyyenin dışındaki hiç bir şey sevmez 30.09.23

Vakār, Cenâb-ı Hakk’ın hangi ismin tecellîsidir?

Vakār, Cenâb-ı Hakk’ın "el-Azîz" isminin tecellîsidir; tevâzu ise "el-Halîm" isminin yansımasıdır.

Kaynak: c Derviş dediğin vakar abidesidir, yürüdüğü zaman alem yürür arkasından

Hz. Âdem’e Esmânın Öğretilmesi ile ilgili ne söylenmektedir?

Cenâb-ı Hak, Bakura Sûresi 31. Âyette buyurmuştur: "Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti; sonra onları meleklere göstererek "Eğer doğru söylüyorsanız şunların isimlerini bana bildirin" dedi." Âdem evlâdına esmâsını bizzat göstermiş, diğer mahlûkāta ise esmâ Hz. Âdem’den açılmıştır.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’ın mürşid ve ilim sıfatı Muhammed-i Mustafa’nın üzerinden tecelli e

İlâhî isimlerin tecellîsi ile ilgili ne söylenmektedir?

Bu âyet, insanın yaratılış gāyesinin, ve üstünlüğünün temelini ortaya koymaktadır. İlâhî isimlerin tamamı insanda tecellî etmiştir. Melekler dahil hiçbir mahlûk bu isimlerin tamamına mazhar olamamıştır.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’ın mürşid ve ilim sıfatı Muhammed-i Mustafa’nın üzerinden tecelli e

Arabi’ye göre insanın Allah’ın suretinde yaratılması ne anlama gelmektedir?

Arabi’ye göre insanın Allah’ın suretinde yaratılması, Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak insanın yaratıldığını ifade etmektedir. Bu, insanın Allah’ın sıfatlarının bir arada bulunduğu bir varlık olarak, hem kendisi hem de Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği bir varlık olarak görülmesini sağlar.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’ye göre insan-ı Kamil nedir?

Arabi’ye göre insan-ı Kamil, insanın tüm kemali ve olgunlaşmış hali olarak ifade edilmektedir. Bu kişi, Allah’ın sıfatlarının tamamının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülür. İnsan-ı Kamil, Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak, hem kendisi hem de Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği bir varlık olarak görülür.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’ye göre Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlık nedir?

Arabi’ye göre Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlık, insanın yaratıldığı ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülür. Bu varlık, hem kendisi hem de Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği bir varlık olarak ifade edilmektedir. Bu durum, insanın Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülmesini sağlar.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’ye göre Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlık hangi kavramla ifade edilmektedir?

Arabi’ye göre Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlık, ‘cemiyet’ kavramıyla ifade edilmektedir. Bu kavram, insanın üzerinde toplanmış olan tüm sıfatların ve isimlerin bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülür. Bu durum, insanın Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıtiatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülmesini sağlar.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’ye göre insan-ı Kamil ile Allah arasındaki ilişki nedir?

Arabi’ye göre insan-ı Kamil, Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak görülür. Bu durum, insan-ı Kamilin hem kendisi hem de Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği bir varlık olarak görülmesini sağlar. Bu ilişki, Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak insanın yaratıldığını ifade etmektedir.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’ye göre insanın Allah’ın suretinde yaratılmasıyla ilgili hangi kavramlar ele alınmaktadır?

Arabi’ye göre insanın Allah’ın suretinde yaratılmasıyla ilgili ele alınan kavramlar, ‘cemiyet’, ‘insan-ı Kamil’, ‘Rahman sureti’ ve ‘Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlık’ kavramlarıdır. Bu kavramlar, insanın Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak yaratıldığını ifade etmektedir.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

İnsanın ilâhî olması ve ilâhî emirleri anlaması, uygulaması için ne şarttır?

Arabi hakkın alemdeki tecellisiyle Hz Adem’in Cemiyeti arasında da bir irtibat kurarak kurarak hakkın alemde Tıpkı Adem’i tecellisi gibi onun istediği miktarda gerçekleştiğini belirtmektedir bu konuda İbn arabinin kullandığı kavramlardan birisi de nüsha kavramıdır nüsha Buna göre insan iki suretten oluşan bir nüsa olup Bunlardan birincisi hak İkincisi ise alemdir Hz Adem’in maddi olan Zahir yapısı Alem, ve onun Suretler nen manevi olan batını yapısı da hakkın suretidir, ve ona ruh üflemesinden ortaya çıkmaktadır füsus sayfa 56 Elf Fatiha melat Amin Hakkınızı helâl edin gerçekten sabırla dinlendiriniz ağır bir konuydu.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

İnsanın ilâhî isimleri taşıma potansiyeline sahip olup olmadığı?

Her insan bütün ilâhî isimleri taşıma potansiyeline sahiptir, ama her insan böyle midir Hayır arabiyi tanımlamaya çalışanlar en büyük handikaplar birisi budur Arabic ilerin yaptığı hatalardan birisi budur Türkiye’mizde bir kısım melamilerin yaptığı hatalardan birisi de budur ahlâki eksiklikleri üzerinde açıkça Ayan Beyan sergilenen kimseleri de Allah’ın ilâhî sıfatlarının tam olarak Cem edildiği veya üzerinde tecelli ettiği yer olarak görünmesidir.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Allah’ın sıfatlarının bir kimsenin üzerinde tecelli ettiği zaman o kimse toplumun dini ile nasıl ilişkilidir?

Toplum bu dini toplum bu dini bulunca karşısındaki kimseye de bu dini oturtur, ve birisi Allah’ı tanıma Allah’ı bilme noktasında hareket etmeye başladığında onun davranışı algısı yürüyüşü toplumun güdüsünün dışına çıkıyor toplumun güdüsünün dışına çıkınca biz o.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Allah’ın bilgisinin ve emanet teklifinin hikmeti nedir?

Kabul etmeyeceğini biliyordu bile bile onlara teklif götürdü teklif etti Bundaki Hikmet ne olabilir hepsinin de aklı var Onlar Kıyamet olduğunda Mahşer toplandığında her birinin kendine ait kendine münhasır ruhları, ve akılları olduğunda şunu diyebilirler ya rabbi Bu emaneti bize verseydin Biz Bu emaneti en iyi şekilde yerine getirenlerden olurduk dememeli için Cenâb-ı Hak bütün varlık âlemine teklif etti, ama kabul etmeyeceklerini de biliyordu bu Allah’ın bilgisinin sonu yoktur Allah her şeyi bilir bu ayrı mesele Tamam teşekkürler, ama şehadet.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 4-Muhâlefetün li’l havâdis nedir?

Cenâb-ı Hakk’ın zâtî sıfatlarının dördüncüsü: Muhâlefetün li’l-havâdis, yani sonradan olan şeylere benzememek. Allâh’ın hâricinde her şey sonradan olmuştur. Allâh’ın hâricindeki her şey sonradan olmuştur, ve Allâh sonradan olandan hiçbirisine benzemez. Allâh neye benzer? Allâh Kendine benzer. Kendisinin ne olduğunu bilmiyoruz.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 4-Muhâlefetün li’l havâdis, 5-Vahdâniyyet, 6-Kıyâ

Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 5-Vahdâniyyet nedir?

Beşincisi: Vahdâniyyet. Yani Allâh’ın zâtında, sıfatlarında, ve fiillerinde tek olması, eşi, ve benzerinin olmaması. Cenâb-ı Hak zâtını paylaşmaz, sıfatlarını paylaşmaz, yaratmasını paylaşmaz. Her şeyde tektir: fiillerinde tektir, sıfatlarında tektir.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 4-Muhâlefetün li’l havâdis, 5-Vahdâniyyet, 6-Kıyâ

Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 6-Kıyâm bi-Nefsihî nedir?

Altıncısı: Kıyâm bi-nefsihî. Allâhü Teâlâ kendi zâtıyla kâimdir, hiçbir şeye muhtâç değildir. Bütün varlıklar O’na muhtâçtır, O hiçbir varlığa muhtâç değildir.

Kaynak: Cenâb-ı Hakk’ın zati sıfatları 4-Muhâlefetün li’l havâdis, 5-Vahdâniyyet, 6-Kıyâ

Allah’ın sıfatına muhabbet ettiğinde ne olur?

Allah’ın sıfatına muhabbet etti. Allah’ın sıfatına muhabbet etince muhabbet sevme direk. Allah’ın zatına at olundu.

Kaynak: s54 Zatî aşk tevhidin zirvesidir 4.2.23

Allah’ın cömertliği nedir?

Yani o öylesine veriyor, öylesine veriyor ki Cenabı Hak o verdikçe Allah ona daha yenisini, daha cedidini, daha derinini, daha genişini veriyor. Eğer o vermemiş olsa, ihsan etmemiş olsa ki böyle bir şey mümkün değil. O zaman Cenab-ı Hakk’ın ona karşı olan cömertliği de kesilecek.

Kaynak: Cömertlik etmek, insanların hizmetine amade olmak hak dostlarının fıtratı hükmün

Allah’ın Sıfatlarının Tecelliyatına Âşinâlık nedir?

Gerçek sır şudur: Allah’a hakkel yakîn noktasında yakîn sahibi olmak; Cenâb-ı Hakk’ın esmâ ve sıfatlarının tecelliyatına âşinâ olmak. Bu hâl tamamen şahsîdir, anlatılamaz; her an değişkendir, çünkü izafîdir. Her an tenzih edildiğinden her an yeniden açılır. Allah’ın ef’âl ve sıfatlarının tecellyiatını seyredip hayrete düşmek — ve bu hayretin sürekli artması — hakkel yakîn makamının alametidir.

Kaynak: Sufilik hal işidir. Kal işi değil. Ne lâzım! Manâ lazım

Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak ne demektir?

Âl-i İmrân Sûresi 102-103. Âyetlerinde Cenâb-ı Hak, "Ey îmân edenler! Allah’tan nasıl korkmak lâzımsa öylece korkun, ve her hâlde Müslüman olarak can verin. Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ve sakın ayrılığa düşmeyin" buyurmaktadır. Bu âyet-i kerîmede geçen "Allah’ın ipi" tâbirinden kasıt, Allâhu a’lem, Allah’ın dîni, yani Kur’ân, ve Sünnet’tir.

Kaynak: (NASİHAT/5) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 08.06.2023

Allah’ın ipine sarılmak için hangi mertebe gereklidir?

Burada üç mertebe söz konusudur. Avâm mertebesinde olan kimse Allah’ın ipine, yani Kur’ân, ve Sün,net’e sımsıkı sarılır. Havâs mertebesinde olan kimse ise bunun ötesine geçerek Allah’tan hakkıyla korkmaya başlar. Hassu’l-havâs mertebesinde ise kul, doğrudan Allah’a sarılmış, O’nun rızâsında fânî olmuş hâle gelir.

Kaynak: (NASİHAT/5) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 08.06.2023

Allah’ın vechini ve cemalini dilemek ne ifade eder?

Allah’ın vechini dilemek onu istemek Allah’ın cemalini dilemek onu istemek. Öbürkü de ne işte kalbini Allah’ı zikretmekten uzaklaşmış olanlar Allah’ın zikrinden uzaklaşanlar.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın cemalinde fena olmak ne anlama gelir?

Allah’ın cemalinde fena olmak bir kimse emmare levvame mülhime mutmainne radiye mardiye safiye. Bu normalde bunları geçer. Aynı zamanda da kalbi makamlar dediğimiz o kalbi makamların sonuncusunda o kimse. Cenabı Hakk’ın cemalinde fena olur.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın cemalinde fena olmayanlar için ne söylenir?

O son perdeyi tamamlamamış son hadde son redde gelmemiştir cemalinde fena olanlar, ancak olurlar. O yüzden cemalinde fena olmayanlar için önlerinde yol vardır onlar şeyhlik de yapsalar mürşitlik de yapsalar. Eğer. Cenabı Hakk’ın cemalinde fena olmadılar İsa onlar eksiktir. Çünkü. Hz Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerine Cenâb-ı Hak diyor ki o. Cemali isteyenlerle beraber ol o. Cemal şmek isteyen. Cemal fena olmak isteyenlerle. Beraber ol onlardan gözünü ayırma.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın cemalini dilemek ne ifade eder?

Allah’ın cemalini dilemek onunla cemal şme dilemek. Öbürkü de ne kalbi zikrullahtan uzak olanlar kalbi. Zikrullah la haşır neşir olmayanlar dünya sevgisine kendisini kaptıranlar diyor ki bunlardan da ne uzakt bunlara da gönlünü çevirme bu meallerden örnekler aldıydım vakti doldurmayın şimdi sabah akşam rablerinin rızasını, ve cemalini müş etmeyi dilerek ona yalvaranlar la beraber. Sen de sabret. Demek. Ki Allah’ı zikreden işte hamd eden. Şükreden. Tekbir eden tespih eden bunların hepsiyle. Sen beraber ol bakın hepsiyle, ve sabah akşam eden. Çünkü sabah akşam niyaz eden dua. Cenabı Hakk’ın cemalinde. Fani olmak isteyenler bunun. Sufi dili bu Allah’ın cemalinde. Fena olmak bu seyri sülukun son perdesidir Allah’ın cemalinde fena olmak bir kimse emmare levvame mülhime mutmainne radiye mardiye. Safiye. Bu. Normalde bunları geçer.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın cemalinde fena olmak ne ifade eder?

Allah’ın cemalinde fena olmak bir kimse emmare levvame mülhime mutmainne radiye mardiye. Safiye. Bu. Normalde bunları geçer. Aynı zamanda da kalbi makamlar dediğimiz o kalbi makamların sonuncusunda o kimse. Cenabı Hakk’ın cemalinde fena olur.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın cemalini isteyenlerin Allah’ın zikrinden vazgeçenlerden ne deneceğini?

Zikri terk edenler var ya evet diyor ki sakın onların sözlerine bakma sakın onlara itaat etme sakın onların sözüyle lafıyla hareket etme sakın onlara yönünü çevirme. Sakın gözünü onlara çevirme asla. Normalde. En 52 ayette de aynı var. O da onda da öyle rablerinin cemalini isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovayım deme sana onların hesabından bir yok sen in hesabından da onlara bir yok ki bi çareleri kovup da zalimlerden olacaksın ayeti var bu konuda. Ayriyetten. E demek ki o zaman. O Allah’ın cemalini isteyen gece gündüz. Cenabı haka dua eden Allah’ı zikredenlerden gözünü çevirme gözünü dünyaya tapmış dünyayı kendisine ilah edinmiş heva. Hevesini kendisine ilah edinmiş dünyanın içerisinde kendince kendine güç kuvvet. Kudret sahibi gören zavallılara diyor ki. Sen onlara uyma onlara bakma onlara da itaat etme. Onlar şöyle olacak güzel olacak dese dahi sen onlara itaat etme ya sen.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah’ın zikrini terk edenlerin sonu ne olur?

Eğer bununla alakalı tövbe edip geri dönmezse Cenâb-ı Hak Allah’ı zikir meclisinden onu uzaklaştırır. Çünkü Allah’ın zikir meclisini, ancak temizler devam ettirebilir kibirlenenler tepeden bakanlar küstahlar kendini bir zannedenler. Sufi topluluğun içerisinde barınamaz bir gün gelir öyle bir gaflete düşerler öyle bir hıyanete düşerler öyle bir zulüm. Yaparlar, ve onların o olur o dergahta sonları olur benim 3536 yıllık 37 yıllık. Sufi hayatımda bunların çok örnekleri vardır. Sen Allah’ı zikredenleri sabah akşam Allah’a dua edenleri, ve bu cemalini istemek seyri.

Kaynak: (NASİHAT/22) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 25.04.2024

Allah Resulü hiç bir zaman kafir bir hayatın zerresini dahi yaşamadı mı?

O hiçbir zaman kâfir bir hayâtın zerresini dahî yaşamadı.

Kaynak: Allah Resulü hiç bir zaman kafir bir hayatın zerresini dahi yaşamadı 12.1.23

Kafirin kalbi zikre düşman mıdır?

Kafirin. Kalb ne zikre düşman kafirin kalbi zikrullah’a düşman zikir halakas düşman Allah’ı zikredenler. Düşman bu kafir kalbi, ve o kafirlerin kalpleri de tövbe edip geri dönmez derse onlar da kendi içlerinde kafirlik şedit deri var, mesela bir kısmı için Cenâb-ı Hak ayeti kerimede diyor ki onlar hani tövbe eder geri dönerlerse Allah onları affeder. Eğer geri dönüp. Affet aff ol olanlar da var. Onlar kafirlik derinde o kadar şedit o kadar şedit şeyler yapmışlar ki hani ayeti kerimede onların gözleri.

Kaynak: Kafirin kalbi zikre düşmandır ve bir takım putları rablerine denk tutarlar 22.02

Kafirin kalbi zikre düşman olmasının sebebi nedir?

Ondan sonra hani kördür görmezler kulakları sağırdır duymazlar onların kalpleri mühürlenmiştir der onlar kafirlik derinde şedit olanlar şedit bir şekilde küfrün içerisine girenler, ve Ümmeti Muhammed’e Müslümanlara zulmedip ümmeti Muhammed’i Müslümanlara zulmettiği zulümlerinden şedit liğe çıkan kimseler Allah muhafaza eylesin işte la ilahe illallah diyenlere düşmansa bir kimse, evet o kafirin taken isidir la ilahe illallah, yani Allah’tan başka ilah yoktur dediği halde ona düşmanlık yapıyorsa bir kimse.

Kaynak: Kafirin kalbi zikre düşmandır ve bir takım putları rablerine denk tutarlar 22.02

Kafirlerin Allah’a ne gibi şeyleri denk tuttukları söylenmektedir?

Enam ayet bir kafirler bir takım putları rablerine denk tutarlar. Demek ki kafirler ne yapıyormuş bir takım putları Allah’a denk tutuyor. Daha doğrusu kendi Rab anlayışlarına göre kendi rablerine diyor, çünkü denk tutuyorlar O zaman o kafir ne yapıyor senin zikrine senin imanına. Senin hamdine şükrüne normalde karşı bir de sen onun yanında.

Kaynak: Kafirin kalbi zikre düşmandır ve bir takım putları rablerine denk tutarlar 22.02

Kafirlerin Allah’ı zikredince ne hissettikleri anlatılmaktadır?

Allah’ı zikredince onun ne yapıyor o artık nefret ediyor, ama onun istediği bir şeyi zikredersen ayeti kerimenin sonu öyle ya hani onların putlarını zikredersen put Bu normal işte lat uzza menat putu zahiri put da olabilir veyahut da güç veya para veyahut da, evet bunlar da hepsi de kalbi putlardan.

Kaynak: Kafirin kalbi zikre düşmandır ve bir takım putları rablerine denk tutarlar 22.02

Bu sırrı açığa çıkarmak, insanları hayrette bırakmak mıdır?

Allah’ın sıfatlarıyla ilgili konuşulmaya çalışılır; ama Hakk’ın, bir kimsenin kalbine verdiği özel ilham, o kimsenin kalbinde kalması gerekirken dışarıya vurulunca "fecir" sahibi olunmuş olur. Bu sırrı açığa çıkarmak, insanları hayrette bırakmaktır.

Kaynak: 32. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın bilinmezliği ile bilinirliği arasındaki fark nedir?

Allah’ın bilinmez olan zâttır; biz zatını tanımaya çalışmaktan menedildik. Ama Allah sıfatlarıyla tecelli etmekte ve bu tecelli bilinebilir. Bilinirliğinin sonu yoktur; Allah’ı tanımak sonsuz bir yolculuktur.

Kaynak: 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın herhangi bir sıfat tecellisine mazhar olmamış kimse ne yapar?

Allah’ın herhangi bir sıfat tecellisine mazhar olmamış, hayret makamında bir şeyler görmemiş kimse, kendi hayaline âşık olur. Bu bir yanılsamadır; gerçek aşk, gerçek tecellinin ardından gelir.

Kaynak: 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Hz. Pir’in Raad suresine atıfta bulunduğu ayetin içeriği nedir?

Raad Suresi 33. ayet: "Herkesin yaptığını gözeten Allah, hiçbir şeye benzer mi? Onlar Allah’a ortak koştular, de ki: Onları isimlendirin." Yani yeryüzünde Allah’ın bilmediği bir şey mi var? Kuru sözlerle mi Allah’a ortak koşuyorsunuz? Bu ayet, şirkin özünü ortaya koymaktadır.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Müşrik kendi zihninde bir ilah tasavvur etmiştir. Bu durumu nedir?

Hz. Pir burada Raad suresine atıfta bulunuyor: "Ey Habibim, onları gerçek isimleriyle çağırın" diyor. Yani kulun tapındığı şeyin arkasındaki gerçek ismi görebilmek gerekiyor; sadece surette kalmak delalet olur.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ı bir surete hapseden cahil kullar ne derler?

Allah’ı bir surete hapseden cahil kullar, "Biz bu suretlere Allah’a yaklaşmak için taparız" derler.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Tabiatın işleyebilmesi için ne gerekir?

Arkasında bir irade, bir ilim ve bir kudret olmadan işleyemez.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

İnsanın yaratılışıyla ilgili bir bilgi edinmek için ne gerekir?

Allah insanı yarattı ve ona din verdi. Tabiat bunu öğretmiyor; Allah insanı yarattı ve ona din verdi.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah anlayışının doğru olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

Bir sıvının su olup olmadığını anlayabilmek için suyun rengini, tadını ve kokusunu bilmemiz gerekir. Suya benziyorsa, su kokuyor ise, tatsızsa su diyebiliriz. Aynı şekilde bir Allah anlayışının doğru olup olmadığını anlamak için o anlayışın ölçütlerini bilmek gerekir.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

İlahın sıfatlarını saymaktan kaçınanlar neden bu şekilde davranır?

İlahların yönlerini ve sıfatlarını saymaktan usananlar bir noktada durup "bu Allah’tır" diyor; kendi dairesinde bu doğrudur, söyleyecek söz yok. Ama Nuh aleyhisselamın kavminde de böyle bir durum yaşandı: herkes bir sıfatın ucundan tutmuş, o sıfatı tüm hakikat sanmıştı.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın yaratıcılık sıfatları ile varlıklar arasındaki ilişki nedir?

"Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayeti de böyledir: imgeden çıkıp evrensel bir hakikate ulaşmak mümkün. Onlar da senin gibi ibadet ediyorlar; varlığın tamamı aynı anda ibadet hâlindedir. Bu, metafizik ile rasyonelin kesiştiği bir noktadır.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatları hükmüne koyulan varlıkların anlamı nedir?

Ahmet’i, Mehmet’i, üstadımızı, dostlarımızı Allah’ın sıfatları hükmüne koyduğumuzda bu yanlış olur mu? Hayır; çünkü her şeyi Allah’ın yaratıcılık sıfatlarının üzerine tecelli ettiği varlıklar olarak görmek, tevhid anlayışının derinleşmesidir.

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın doldur ve boşalt etmesi ne anlama gelir?

"Allah doldur, Allah boşalt" diyoruz; ama bizi dolduran biri yok mu? İşte bu soruyu sormak bile başlı başına bir farkındalıktır. Bizim sadatlarımız bize bakıyor mu? Evet, bakıyor. Ama biz ne kadar bakıyoruz?

Kaynak: 29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın zât sıfatları nelerdir?

Allah’ın zâtî sıfatlarından altısı hiçbir yaratılmışta bulunmaz: Vücûd (mutlak varlık), Kıdem (ezelîlik), Bekâ (ebedîlik), Vahdâniyet (birlik), Muhâlefetün li’l-havâdis (hiçbir şeye benzememek) ve Kıyâm bi-nefsihî (varlığının kendinden olması).

Kaynak: 25. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatlarının istidadı ve tenzih-teşbih dengesi nedir?

Cenâb-ı Hak’kın her sıfatının kendine özgü bir istidadı, kendine ait bir görevi ve işlevi vardır. Sıfatlar bu istidatları çerçevesinde tecellî eder; hiçbir sıfat kendi istidadının dışına çıkmaz. Allah’ın sıfatlarının istidadında kötülük, yanlışlık ve eksiklik yoktur; bu temel gerçeği kavramayan kimseler tenzihi ya da teşbihi ifrata götürerek ciddi hatalar işlemiştir.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatlarının istidadında kötülük, yanlışlık ve eksiklik var mı?

Allah’ın sıfatlarının istidadında kötülük, yanlışlık ve eksiklik yoktur; bu temel gerçeği kavramayan kimseler tenzihi ya da teşbihi ifrata götürerek ciddi hatalar işlemiştir.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatlarının istidadı ve teşbihi ifratı neden hatalıdır?

Kelâmcıların hatası şuradaydı: akıllarını ilâhî akla, yani vahye bağlamayıp kendi sınırlı akıl yürütmelerine dayanarak Allah’ın sıfatlarını tanımlamaya çalıştılar. Akıl üçe ayrılır: vahye bağlı akıl, kalbî akıl (ilham) ve hevâya tâbi akıl. Hevâya ve şeytana bağlı akılla yürüyenler, tenzihte ya da teşbihte ifrata giderek kimi zaman şirk noktasına kadar sürüklendiler.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatlarının istidadının sınırı var mıdır?

Cenâb-ı Hak’kın sıfatlarının istidadına tam bir sınır çizmek mümkün değildir. Biz ancak o sıfatların bizim üzerimizdeki tecellîsi kadar bilebiliriz. Sınır çizememek aynı zamanda sıfatları tam tanıyamamak demektir; bu da Allah’ı tam tanımaya yönelik yolculuğun sonsuzluğuna işaret eder.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Bir kimse başka bir kimsenin üzerindeki esmâ ve istidatları kavrayabilir mi?

Evet, esmâ ilmine sahip olan bir kimse karşısındakinin istidadını müşahede edebilir. Bu lütuf bir şahsa verilmişse o kişi, başkasının istidadını açma ve geliştirme hususunda vesile olabilir. Ancak bu bilgi hiçbir zaman Allah’ın zâtî ilmiyle kıyaslanamaz; ölçülü ve sınırlı bir bilgidir.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın isimleri aynı isim farklı biçimlerde tanımlanabilir mi?

Evet. Allah’ın aynı ismi farklı kişilerde farklı boyutlarda tecelli eder; herkes kendi kapasitesine ve istidâdına göre o tecelliyâttan bir şeyler alır. Bu yüzden aynı ismin farklı felsefi tanımları mümkündür; önemli olan, o tecelliyâtı yaşamak ve farkında olmaktır.

Kaynak: 19. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Kâinattaki her zerrenin tecelliyâtında Allah’ın sıfatları zuhur eder denildi; şeytanın şeytanlık yaparken de Allah’ın sıfatları zuhur eder mi?

Cenâb-ı Hak insanları ve cinleri serbest bırakmıştır. Levh-i mahfûzda neyi seçecekleri yazılıdır; ancak bu cebir değildir. Şeytanın işlediği kötülükler Allah’ın iradesiyle değil, kendi tercihleriyle ortaya çıkar. Allah’ın tecelliyâtının önüne geçmek mümkün değildir; ancak kul hür iradeyle tercihini kullanır.

Kaynak: 19. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın bağışları ve ihsanları doğrudan Zât’tan mı yoksa ilâhî tecellî aracılığıyla mı meydana gelir?

Allah’ın bağışları ve ihsanları, doğrudan Zât’tan değil, ilâhî tecellî aracılığıyla meydana gelir.

Kaynak: 14. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın sıfatları ve isimleri birbirinden ayrı mıdır?

Allah’ın sıfatları, isimler aracılığıyla tecellî eder. Zât’tan esma ve sıfatları ayırmak mümkün değildir; bunlar birbirinden ayrı değil, birbirinin içindedir. Ancak idrak kolaylığı açısından zât, esma ve sıfat olarak ele alınır.

Kaynak: 14. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Rahman ismi diğer isimleri kuşatır mı?

Rahman ismi, diğer bütün isimleri kendi şemsiyesi altında toplar. Hakk’ın rahmeti, gazabını geçmiş ve kuşatmıştır; dolayısıyla Rahman isminin tecellîsi, diğer tüm isimlerin tecellîlerini içerir.

Kaynak: 14. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Allah’ın âlemlerden müstağnî olması nedir?

Varlığın temel hakikati şudur: Bütün âlem Allah’a muhtaçtır, hiçbir varlık O’ndan müstağnî değildir. Allah ise âlemlerden müstağnîdir. Ankebût 6. âyette bildirildiği üzere Allah âlemlerden müstağnîdir; yaratılan her şey ise zerresinden küresine O’na muhtaçtır. Muhammed 38. âyette şöyle buyurulur: ‘Ey insanlar, siz Allah’a muhtaçsınız; Allah ise zengindir ve hamde lâyıktır.’ Bütün yeryüzü halkı toptan nankörlük etse O’ndan bir şey eksilmez; bütün insanlar O’na iman etse O’nun fazl ve keremi artmaz.

Kaynak: 8. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları