Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“Fakat bu sopayla o sopanın arasında pek büyük bir fark var, bu işle o işin arasında pek uzun bir yol var. Bu işin sonunda Allah laneti var, o işin karşılığındaysa vefa vardır, Allah’ın rahmeti saçılır. İnanmayanlar, inatta maymun huyludurlar; huy, adamın içinde afettir. İnsan ne yaparsa, maymun da insandan görür, onu yapar. Sanır ki onun gibi ben de yaptım. O inatçı suratlı aradaki farkı nasıl bilecek?”
Sopadan kasıt Musa Aleyhisselam’ın elindeki asadır. Musa Aleyhisselam’ın elindeki asaya bakınca büyücüler de kendilerine bir asa aldılar. Onlar da kendi asalarını attılar orta yere. Her asa kendince bir büyü yaptı veya Musa aleyhisselam kendi asasını atınca, o büyücülerin bütün büyülerinin hepsini de yaladı yutuverdi. O yüzden Hz. Mevlânâ diyor ki her ikisi de sopadır ama diyor birisinde Allah’ın rahmeti, bereketi vardır, öbürkünde Allah’ın laneti vardır. Allah’ın laneti olan nedir? Büyüdür, büyücülerin sopasıdır. Büyücüler kimlerdir? Şeytanla ahidleşenlerdir. ikisi de insan gibi görünür. Birisi Allah’ın rahmetine garkolmuştur, mümindir. Öbürkü ise şeytanla ahitleşmiştir. Şeytanın memesindedir ağzı. Hani az önce kardeşlikten de laf açıldı ya, Hz. Mevlânâ mesnevîsinde der ki ‘sen der şeytanın memesinden ağzını çek. Senin ağzın şeytanın memesinde iken nasıl seninle kardeş oluruz der. Demek ki herkes insan. Kimisi şeytandan emer, kimisi Peygamber i Zişan Efendimizden, kimisinin rızkı haramdır. O harama dalar, haram yer. Kimisi de helale dalar, helal yer. Helal yiyenden ibadet olur, aşk olur, muhabbet olur, zikir olur. Haram yiyenden de nefsaniyet olur, şeytaniyet olur, gaflet olur, zulüm olur. Haram yiyenler, etraflarına zulmederler.
Helal yiyenler etraflarına rahmet ederler. Haram yiyenler zikir halakasından şeytan görmüş gibi kaçarlar. Helal yeyenler zikir halakasının ortasına oturuverirler. Haramzade olanlar bir velinin, bir mürşidin dairesinden uzaklaşıverirler. Helal dairede duranlar ise o mürşidden can sefası bulurlar. O yüzden helal yeyenler bir gruptur. Haram yiyenler ise bir gruptur. Şeytana tâbi olanlar bir gruptur. Allah’a tâbi olanlar bir gruptur. Hiç müminlerle münafıklar bir olur mu? Hiç müminlerle kafirler bir olur mu? Hiç sahabelerle sahabe olmayanlar bir olur mu? Hiç peygamberlerle peygamber olmayanlar bir olur mu? Hiç Hz. Ali efendimizle, bir başka insan bir olur mu? Hiç Hasan ile Hüseyin efendimizle bir başkası bir olur mu? Olmaz. ikisi de insandır ama birisinin başı arşı ala da dolaşıyordur, öbürkünün başı cehennemin göbeğindedir. ikisi de insandır. Birisinin ayakları cennet i ala da dolaşıyordur, öbürkünün ayakları cehennemdedir. O zaman iki sopa da bir olmaz. iki insan da bir olmaz. Hiç güzel ahlaklı bir insanla, güzel ahlaklı olmayan bir insan bir olur mu? Hiç tahkike erenle taklid ehli bir olur mu? Hiç hikmete ram olmuş, hikmete bulaşmış bir kimseyle hikmetin uzağından yakından uğramamış bir kimse bir olur mu? Olmaz. Allah muhafaza eylesin.
işte inatçılık edenler, inanmayanlar, inatçılık edenler koruk kalanlar, onlar diyor maymun tabiatlıdır. Allah muhafaza eylesin. Huy, adamın içinde bir afettir. Kötü huy, insanın içerisinde bir afettir, taklitçilik, inatçılık, kincilik o kimsenin içerisinde afettir. Dünya sevgisi afettir, makam sevgisi afettir, mal sevgisi afettir. Bunları kaybetmekten korkmak afettir. Allah’tan korkmamak afettir. Allah’a ibadet etmemek afettir. Müminlere laf, dil uzatmak afettir. Müminlere çelme takmak afettir. Müminler topluluğunu karşına almak afettir. Müminler bir yerde toplanmışlar. Sen inat ediyorsun başka bir yerdesin afettir o topluluğa karşı kendine hala da haklı görmek ve o toplulukla mücadele etmek afettir. Dönüp özür dilememek afettir. Dönüp helallik almamak afettir. Dönüp insanlardan helalleşmemek afettir. insanın içerisinde kibir, affettir. Kendini beğenmek, afettir. Ben hiç hata yapmam demek afettir. Benim işte adım hep doğrudur demek afettir. Allah muhafaza eylesin, bazıları vardır ki sadece kendilerini helak etmezler, etrafında ona inanan, saf zümre de helak olur, etrafında onun peşinden giden zavallı insanlar da helak olur.
Bir haber Erzurum’dan: Koyunun bir tanesi, en önde giden, uçurumdan atlamış; bütün sürü atlamış. Müslüman bu değildir. itaat maruhtadır. Yani iyiliktedir. Bir şeyh Efendi, Kur’an ve sünneti, imanların içtihadını söylüyorsa, itaat edilir. Bir hoca efendi, kur’an ve sünnet ve imamların içtihadını söylüyorsa itaat edilir, dinlenir. Bir devlet başkanı, kur’an ve sünnet ve imamların içtihadı neticesinde ona itaat edilir. Bir erkek karısına ve
çocuklarına kur’an ve sünneti söylüyorsa ona itaat edilir. Bir kadın, bir anne çocuğuna kur’an ve sünneti söylüyorsa ona itaat edilir. itaat marufda, yani iyilikte. itaat kur’an ve sünnet dairesinde. Ben size burada kur’an ve sünnetin dışında bir şey söylersem, itaat etmeniz haram. Hatta bu şirk noktasındaysa siz de şirke düşmüş olursunuz. Ömer saparsa, ne yaparsınız bunun da düzeltmesini biliriz. Birisi kılıcını çeker. Din nasihattır. Size birisi yalan yanlış bir şey söylerse, ona itaat edilmez. Şehrim bana tepenin başından atla derse atlarım! Hiçbir şeyh, sana öyle demez. Yalan yanlış laf konuşma. Ben elliye yakın şeyh tanıdım. Hiçbirisinin bir dervişe atla uçurumdan aşağı diyenini duymadım. Ben onsekiz yıl şeyh efendinin bizatihi yanında durdum, Allah rahmet eylesin. Hiç demedi bana Mustafa Efendi, uçurumdan atla oğlum diye. Bana hep kur’an’ı ve sünneti tavsiye etti. Bana helalleri tavsiye etti. Hiç demedi bana oğlum git şarap al, git içki al. Nereden okuyor insanlar bunları bilmem. Hiç demedi bana git faize bulaş diye. Şüphelilerden dahi uzak durmayı tavsiye etti bize. Şüpheli. Onlardan dahi uzak durmayı tavsiye etti. Benim şeyhim atla dese atlarım! Kardeşim, böyle bir soru yok, böyle bir yol yok, böyle bir şey yok. Nereden çıkardın bunu? itaat marufta. itaat iyilikte. O zaman herkesin kafasında bir kavuk olabilir. Sen her kavukluyu doğru zannetme. Herkes oturup kur’an ve sünnetten sana bahsedebilir. Bunu iddia edebilir. Sen ölç, tart, biç, git oku. Aklını kiraya verme. Gönlünü kiraya verme. Verme, incele araştır, bak ne oluyor. Ne gidiyor, ne anlatıyor, ne istiyor? O zaman her sarıklı gördüğünü sufi zannetme. Her beyaz sakallıyı piri fani şeyh zannetme. Her kafasına sarık sarıp benim gibi cübbe giyeni mürşid i kamil görme. Her namaz kılanı, evliyadan sanma. Sen kur’an ve sünnete sımsıkı yapış. Sen kur’an ve sünneti dimdik dur. Sen asla ve asla bu noktada maruf noktasında kal.
işte kötü huylar, kötü ahlak afettir. Kur’an ve sünnetin dışındaki her şey afettir, afet. Ya sen ondan iyi mi biliyorsun, deme. Git bak, araştır. Adama bir şey, kur’an ve sünnet dahilinde bir şey söylüyorsun, adamın şeyhi var. Sen bizim şeyh efendiden iyi mi biliyorsun! Kardeşim senin şeyhini bilmem, ben sana kur’an ve sünneti anlatıyorum. Bizim hocaefendiden iyi mi biliyorsun! Kardeşim, senin hocaefendini tanımıyorum. Kim olduğunu bilmiyorum. Sana kur’an ve sünneti anlatıyorum. Yazmış adam, neden dilinize peleselenk ediyorsunuz. Hiçbir şey istemeyenlerin peşinden gidiniz diye. Dedim ayet i kerime. Dedim incitti mi sizi bu? Siz x kimselere mi laf atıyorsunuz? Kardeşim suizan yapma. Kimseye laf atmıyorum, hiç kimseye. Hiçbir ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayeti kerime. Bütün peygamberler diyor ki bizim ücretimiz Allah’a aittir. Kur’an din adına ücret almamaktan bahsediyor bize. Kur’an! Ayet ikerime. Bizim imanımız bir derecede kur’an-ı
kerim. Ben burda sohbet ediyorum. Ey ümmeti muhammed! Gelin bakalım, burada sohbet var, toplayın paraları! Böyle bir şey benden duyduğunuz zaman bana da itaat etmeyin. Bu kadar basit. Getirin zekatlarınızı bana dediğimde, getirmeyin. itaat etmeyin. Bu kadar basit. Adam kendince ben bunu sohbetlerde çok kullanıyorum diye rahatsız olmuş. Dedim, ümmet ne hale gelmiş. Ayeti kerimeyi söylüyoruz. Rahatsız oluyor insanlar. Dedim toplamayın o zaman, dedim ben de. Madem topluyorsunuz, siz o zaman! E biz onu Allah yolunda harcıyoruz. Sen gördün mü dedim ben, yazdım cevap. Sen gördün mü? Hayır. Neyi savunuyorsun ki dedim bana. Gördüğünü savun. Ben sizden bir gün toplarsam, siz de deki ha topladın sen de! Bitti. Demek ki tarafgirlik insanı helak eder. Doğruyu göstermez insana. Kim ümmeti aldatırsa çarpılır. Eninde sonunda çarpılır o. Kim ümmetin parasını yerse, Cenab ı Hak onu çarpar. Kim ümmetin parasını başka yerlere peşkeş çekiyorsa, Allah onun ümüğünü sıkar. Kim ümmetin parasınyla kâfirlere yardım ediyorsa, Allah onun ümüğünü sıkar. Cenabı Hak onu perperişan eder. Allah onları dağıtır.
Kim yetimin parasını, malını, mülkünü yiyorsa Allah onu dağıtır. Sen ümmetin üzerinden, ümmetin parasıyla, puluyla, malıyla, mülküyle, kâfirlerle ortaklık yapamazsın. Onun hesabını Allah görür. Sen, ben, sohbet ediyorum deyip de sen Allah için yapmış olduğun sohbetlerden para kazanıyorsan, Allah senin ciğerinden çıkarır onu. Sen, ben Allah adına kitap yazıyorum deyip de millete kitabı satarsan, Allah onu ciğerinden çıkarır senin. Sen Hazret-i Mevlânâ’nın ben şu hikayesini işaret ettim. Bu hikayesini kullandım. Sen cayır cayır kitap satarsan, Allah senin ciğerinden döker onu. Sen ümmetten faiz alıyorsan, çoluğunun çocuğunun aklı gider. Allah ondan intikamını alır senin. Sen bir müminler toplumuna zulmedersen Allah senden intikamını alır. intikamını alır senden. Kim kur’an ve sünnetin dışında bir şey yapıyorsa, ondan tövbe etmiyorsa, vermiş olduğu zararı telafi etmiyorsa, Allah onun tâbiri câizse ciğerini yara yara ondan alır. Alır! Allah’a iman edin. Allah’a iman bu! Allah zalimlerin zulmünün intikamını alır. Allah müminleri kandıran, aldatan, parasını pulunu peşkeş çekenden intikamını alır. Allah zikir ehline zulmeden, zikir ehlini inim inim inleten, zikir ehlinin arkasından konuşturanın intikamını alır. intikamını alır! Allah intikam sahibidir. O, müminlerin intikamını ortada bırakmaz. O, velilerin intikamını ortada bırakmaz. O, aşıkların intikamını ortada bırakmaz. O, fukara müminlerin sahibidir. Onların hakimidir. Onların koruyucusudur. Allah onlara zarar verenlerin intikamını alır. Allah intikam sahibidir. Dağıtır inlerine girer Cenab ı Hak, inlerinde dağıtır onları. inlerinde dağıtır! Birbirlerine düşürür Cenab ı Hak. Hiçbir şey bırakmaz.
Geldi bir arkadaş bana, dedim siz 28 Şubat’ta bizi sattınız. Hakkımızı helal etsek dahi dedim, Allah intikam sahibidir dedim. Bizim çektiğimizi Allah gördü mü dedim? Gördü. Bizi sattığınızı da gördü mü? Gördü. Siz evlerinizde, eşlerinizle, çocuklarınılza dedim dedim sıcacık yatarken, biz karakollarda sorgulanıyorduk. Biz iki zikir yapacağız diye dedim toplanıp, sorgu merkezlerine gidiyorduk. Bunu da Allah gördü mü dedim. inanıyorsan gördü, bunun intikamını dedim alacak Allah, alacak! Sen git firavunla ortaklık yap. Ondan sonra bana Musa kesil. Yok öyle şey! Git Nemrutla ortaklık et, ibrahimleri at ateşe, ondan sonra yok öyle şey. Senin beynine bir sivrisinek sokacak o, ondan sonra sen yanıbaşındakine vereceksin balyozu, bana vermeyeceksin. Diyeceksin ki vur kafama. Kafamın içerisinde bir sinek dolaşıyor diyeceksin. Kim vuracak? Yanındaki vuracak senin. Birbirinizi vuracaksınız. Bir başkası gelip vurmayacak. Allah’ın intikamı böyle bir şeydir. Sen o suda boğuluvereceksin sen. Askerlerinle beraber boğulacaksın. Neden? Sen Musa’ya ve Musa’nın etrafındakilere sen bunu yaparsan, Allah seni suda boğulacak. Sen kendini Musa gibi zannedeceksin. Suyun üstüne dalacaksın sen, suyun üstüne dalınca Cenab ı Hak kapatıverecek suyu üstüne. Sen kendini Musa zannedecen çünkü. Firavunken, Musa zannedecen! Sen Nemrutken ibrahim zannedecen kendini. Sen Ebu Cehilken, Muhammed i Mustafa(s.a.v.) zannedecen kendini. Diyecen ki hikmetin sahibi benim, hikmetin sahibinin kim olduğunu gösterecek Allah sana. Seni zelil edecek. Neden? Çünkü içindeki o kötü huylar, içindeki o kötü ahlak, bir afat. Sen dolaşırken afad olarak dolaşıyorsun. Sen dolaşırken melekler sana lanet ediyor. Sen dolaşırken arz lanet ediyor. Bu diyor benim tepemde ne dolaşıyor yarabbi! Bu pislik, bu hain, bu Nemrut, bu firavun, bu kâfirlerle ortak olan, bu kafirlere destek çıkan, bu kafirlerle yan yana olan, benim üzerinde neden dolaşıyor. Lanet olsun ona diyor. Kim? Toprak diyor. Güneş diyor ki yarabbi, bu mendeburu mu ısıtıyorum ben. Gökteki melekler lanet olsun ona diyor. Neden? O müminleri kandırdı. O, müminleri aldattı. O kendini evliyadan gördü. O kendini velilerden gördü. O kendini gitti tahta otutturdu. O kendini gitti padişah zannetti. O gitti müminler topluluğuna savaş açtı. Dikkat edin dostlar! Bizim dinimiz kur’an sünnet, icma i ümmettir. Nedir icma i ümmet? Ümmetin toplandığı yerde toplanmaktadır bizim yolumuz. Ehli sünnet vel cemaat olmaktır. Ehli sünnet vel cemaat ne demektir. Ehli sünnet demek, hukuki demek, Sünni, hukuki demek. Vel cemaat, cemaat toplanmış bir yerde.
Dikkat edin. Bu sohbetime dikkat edin. Bütün ümmet bir merkezde toplanmış. Bütün ümmet, bir yerde toplanmış. ‘Cemaa’, cemaat olmuş. Eğer sen o cemaatten fikir olarak, düşünce olarak, tarz olarak, davranış olarak,
kendini ayırıyorsan, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah desen dahi, helak olacaksın. Niçin? Sen müminler cemaatinden ayrıldın. Kim bizim cemaatimizden bir karış ayrılırsa, helak olur. Hadis-i Şerif. Buradaki cemaatten, tarikat veya x cemaat, y cemaat değil. Müminlerin toplandığı bir yer var. Müminlerin toplandığı bir nokta var. Ama fikirsel olarak ama düşünsel olarak ama içtihat olarak ama hal hareket olarak, kur’an’ın sünnetin dışında, kur’an ve sünnetin içinde. Müminler kur’an ve sünnetin içerisinde bir yerde toplanmışlar, çoğunluk. Ümmetim yanlışta toplanmaz, ümmetim eksikte toplanmaz, ümmetim kur’an ve sünnetin dışında bir yerde toplanmaz, Ümmet marufta toplanır. Ümmet marufta, iyilikte güzellikte doğrulukta toplanmış, ümmetin çoğunluğu bir yerde. Ümmetin çoğunluğu bir yerde dururken sen o çoğunluğa karşı çıkıyorsan cemaatten ayrıldın dikkat edin. Hangi cemaatten? islam cemaatinden ayrıldın. Sen Mustafa Özbağ’dan, ordaki işte mevlevilikten ayrılmışın. Bu mesele değil. Allah yolunu açık etsin. Nereye gidiyorsan git ama ümmet toplanmış bir yerde. Ümmet bir yerde toplanmış. Lailahe illallah muhammeden resulullah diyen samimi müslümanlar bir yerde toplanmış. Sen o toplanılan yerlerden kendi kendine içtihat edip ben onlardan değilim diyorsan, imanına dikkat et. Bunun içtihadı yok. Din ne? Kur’an sünnet, icma i ümmet. Ümmetin toplandığı yerde toplanmak. Siz filmi geriye sarın şimdi yavaş yavaş. Anlayacaksınız siz. Ümmetin toplandığı yerde toplanın. Bunu ister bölgesel bakın, ister cemaatsal bakın. ister mesela Bursa’da oturuyorsun. Bursa’da otururken ümmet bir yerde toplanmış. Herkes bir kimsenin arkasında toplanmış La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyor, namaz kılıyor, oruç tutuyor. Müslüman bir kimse. Sen diyorsun ki hayır, ben bunun peşinden gitmeyeceğim. Ya ümmet toplamış. Hepsi de saf mı bunların. Yok, o gitmeyecek. Dikkat edin, cemaatten ayrılıyor. Sürüden ayrılanı ne kapar, kurt kapar, topluluktan ayrılırsan seni şeytan kapar. Sen inananlar topluluğundan ayrılırsan seni şeytan kapacak. Bunu, ülkesel olarak görün.
Ümmet bu ülkede bir yerde toplanmış. Mısır’da Müslüman Kardeşler toplanmış mi toplanmış. Neydi o darbe edilen cumhurbaşkanları?Mursi. Mursi’yi seçmiş mi ümmet orda. Seçmiş. Ümmet onun arkasında toplanmış mı,mısırdakiler? Toplanmış. Sen Mursi’nin arkasında durmak zorundasın, farz sana. Farz. Farz, farz! Ben içtihat ettim, Sisi’den yanayım. Olamazsın müminsen. Müminsen, olamazsın. Mümin sen olamazsın! 28 Şubat’tan önce herkes Erbakan Hoca’nın peşinde toplandı mı müminler? Toplandı. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, bir tarikata hasbelkader gidenler, herkes arkasında durdu mu? Durdu. Senin de onun arkasında durmam farzdı.Farzdı. Sen, ben içtihat ediyorum. Onun arkasında durmayacağım diyemezsin. Sen kardeşlik
hukukunu, kardeşlik akdini bozuyorsun o zaman. Sen Muaviye gibi oluyorsun, sen o zaman Yezit gibi oluyorsun. Neden? Bir tarafta Ehlibeyt var. Nereye gidiyor sohbet görüyor musunuz? Sen bozamazsın akdini. Kardeş misin? Evet. Toplanmış mı kardeşlerin bir yerde senin? Toplanmış. Sen orada duracaksın. Farz ayın sana. Farz! Bunu bir ülke olarak al, bunu bir cemaat olarak, biz herkes burda bir kardeşin arkasında toplandı. Harika! Sen de o kardeşin arkasında toplanacaksın. Bu da cemaatin farzı. Bu da cemaatin farzı. O yanlış mı? Değil. Toplan arkasında. Bu seni yanlışa götürür. Ne yapıyor? Ümmetten ayırıyor. Hooop! Dur bakalım kardeş! Türkiye’de bütün müslümanlar bir yerde toplanmışlar, sen diyorsun ki ya biz burda toplanmayacağız. Ooo! Nereye gidiyorsun? Beni nereye götürüyorsun? Bütün ümmetin toplandığı yerden beni koparıp nereye götürüyorsun sen? Daha hayırlı bir yere mi götürüyorsun? Beni götürdüğün yeri göster. Götürdüğün yer namaz kılmayansa, oruç tutmayansa, kur’an ve sünnete düşmansa, dur kardeş ya! Beni nereye götürüyorsun sen? Şeyhim, üstadım, pirim, başım gözüm üstünesin ama sen beni firavunun kucağına götürüyorsun. Ben sana geldim, Musa’ya götür diye. Sana firavunu götür diye gelmedim.
Ben sana geldim, beni Muhammed i Mustafa(s.a..v) ile buluştur diye. Beni Ebu Cehil ile buluştur diye gelmedim. Ben geldim, ben burda mevlevilere katılacağım, beni Muhammed i Mustafa (s.a.v) ‘in yolunda buluştur. Beni Muhammed-i Mustafa (s.a.v) ’e götür bana o yolu anlat diye geldim ben. Ya? Ben gelmedim Ebu cehile gitmek için. Sen beni Muhammedi yoldan ayırıp, Ebu Cehil’ e götürüyorsun. Din düşmanına götürüyorsun. Sen beni bu Muhammedi yoldan alıp diyorsun ki gel, burada dinsiz var. Dostlar, bunlar insanın içerisinde yürüyen afettir. Bu düşüncede olanlar yeryüzünde afet taşırlar yanlarında. Dikkat edeceğiz. O zaman bizi peygamberlerin yoluna, o velilerin, o evliyaların, o müminlerin yoluna götürecek o kimse. O zaman biz, müminlerle peygamberlerle beraber olanların yanında olacağız. Ümmetin toplandığı yerde toplanacağız biz., ben geziciler ile biraraya gelemeyeceğim. Onlar benim yoluma gelsinler. Ben onları davet ediyorum. Diyorum ki gelin kardeşler, yakmayın, yıkmayın. Gelin kur’an ve sünneti tanıyın, gelin sünneti tanıyın, gelin Allah’ı tanıyın, Resululünü tanıyın. Muhabbet etmeyi, sevmeyi tanıyın. Gelin namazı tanıyın, orucu tanıyın, gelin kur’anı tanıyın, gelin sünnet i resullahı tanıyın. Yakıp yıkmakla, bu memlekete zarar vermekle siz bir şey elde edemezsiniz. Gelin. Kafirlerle ortak olup, bu memlekete operasyon yapmakla elinize bir şey geçmez. Gelin. Müminlerin, müminlerin, duasını alın. m-Müminlerin yan bakışını alırsanız, Allah da size yan bakar. O zaman kardeş olalım. Gelin, şu kötü afetlerden içinizi atın. Eğer hala da şeytanın memesinde ise ağzınız,
bizim sizlerle kardeşlik hukuku kurmamız çok güç. Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi sen önce ağzını şeytanın memesinden çek. Sen önce şeytandan beslenmeyi durdur. Sen önce şeytani kaosçuların peşinden gitme. Biz seninle kardeş olmaya hazırız.
‘insan ne yaparsa maymunda insandan görür onu yapar, sanır ki onun gibi ben de yaptım. O inatçı suratla aradaki farkı nereden bilecek.’ Taklitçiler, o mürşid i kamillerin yaptıklarını yapmaya çalışırlar. Taklitçiler, veliler gibi caka satmaya çalıştırlar. Maymun tabiatlı onlar. Peygamber zanneder kendilerini maymun tabiatlı onlar. Onlar bir peygambere ümmet olmayı değil, kendilerince maymun iştahlı, peygamber olduklarını zannederler. ismine, adlarına isim takarlar. Biz nebiyiz, biz Resulüz…Onlar maymun ahlaklıdır. inat ederler. Onlara dersin ki son peygamber Muhammed i Mustafa (s.a.v) , ayetle, hadiste sabit. Peygamberlerin sonuncusu. Ben peygamber değilim, nebiyim der bu sefer. Maymun gibi inatçılık yapar. Afatı içerisisinde dolaştırıyor. Ona haber gönderiyorsun. Yapma! Yapıyor. Kendini peygamber görüyor. Ona haber gönderiyorsun. Yapma! Kendini kudretli ve kuvvetli görüyor. Ona haber gönderiyorsun. Yapma! O kendini dinin tek hakimi zannediyor. Afad, dolaşıyor içinde. işte o da maymun suretli, iç olarak. Dışı insan. Siret, içi maymun. Taklid ediyor, peygamber taklidi. Bana da ilham geldi benim de kitabım var diyor. Ayet ayet yazıyor. Diyorsun yapmayın, küfür. Seni küfür ehli görüyor. Sen diyor bizim nebimize, bizim resulümüze itaat etmezsen küfür ehlisin diyor. Cemaati topla, bizim resulümüze itaat et diyor. Diyorsun ya gel, yapma etme, böyle küfre düşüyorsunuz. Asıl kafir sensin diyor. Sen çünkü bizim resulümüzu diyor kabul etmedin. Hatta diyor ondan için deli demişsin diyor, kafir demişsin. Ben kim peygamberlik iddia ederse ya delidir ya kafirdir derim. Kim ben peygamberim, ben nebiyim, ben resulüm diyorsa, ya delidir, ya kafirdir. ikisinden biri. Ama yok, yok! Kim ümmetle çatışırsa kocaman ümmet. Bir yerde toplanmışlar. Bir yerde toplanmış ümmet. Sen onunla çatışıyorsan ne diycem ben sana? Ne diyeceğim! Hz. Ali (r.a) hazretlerine kılıç çekene ne diyeceğiz şimdi biz? Hz. Hasan ile Hüseyin efendimize şüheda şerbeti içiren, Hz. Hüseyin(r.a) hazretlerinin yanında, yetmişiki tane şüheda şerbetini içirenlere ne diyeceğiz biz. Ne diyeceğiz? La ilahe illallah Muhammedun Resulullah deyip namaz kılan, oruç tutan bir kimseye sen kafir dersen, biz sana ne diyeceğiz. Sen çok rahat ağzını doldura doldura La ilahe illallah Muhammeden Resulullah deyip namaz kılan oruç tutan ibadetlerini kendince yerine getirmeye çalışan bir kimseye sen kafir dersen, biz sana ne diyeceğiz kardeş. Sana ne diye, ne diyeceğiz, biz sana ne diyelim, sana ya! Düşünüyorum kendi kendime!
Diyorum ya siz namaz kılanlara kafir mi diyorsunuz? Nereye gidiyoruz biz? Ümmet bir yerde toplanmış. Bunların hepsi de kafir diyorlar. Toplananlar, bir yerde toplanmışlar. Biz sana ne diyeceğiz şimdi? Mailler yazıyorlar. Bir tane iki tane değil. isimsiz şeysiz tehditler gönderiyorlar, mümin bunlar! Videolarımız elinde, elimizde, yayınlayacağız bak işte! Yayınla, ne videon varsa yayınla! Nereden kardeşi? Hangi tehditle? Mümin, mümini tehdit eder mi? Yeni moda çıktı. Numan Kurtulmuş için seks kasedi yapmışlar. Nerede, nasıl hesap vereceksin? Herkes için kasetler dolaşıyor. Nasıl hesap vereceksiniz? Nasıl içiniz el verecek. Ben de yayınlayın diyorum yayınlayın, yayınlayan yok. Geçen gün birine yazdım. Ağzımın vavını mı bozayım dedim yayınlaman için. Kafir diyor adam çok açık. Nereye gidiyoruz! Allah bizi affetsin! Demek ki operasyonlar devam ediyor her taraftan. Satılık kalemşörler, satılık beyinler, satılık insanlar devam ediyor. Böylece bizi susturacaklarını zannediyor, beni yani. Nerelerden emir alıyorlarsa bunlar. Bir yerlerden emir alıyorlar demek ki. Allah muhafaza eylesin!
“Bu buyruğa uyar da yapar, oysa o inadına yapar. İnatçıların başla-
rına toprak saç.”
Birisi kur’an ve sünnete uyar, birisi Allah’ın emirlerine uyar, birisi kur’an sünnet icma i ümmet der, birisi ehl i sünnet vel cemaat der, birisi yarabbi beni peygamberlerin yolunda, o velilerin yolunda, o inam ettiklerinin yolunda eyle der, birisi kur’an’ın, sünnetin, ashabın, pir efendilerin yolundan gider ama birisi de inadından küfrün içine dalar. Birisi heva hevesine uyar ikisi birmiş gibi görünür. Biri buyruğa, Allah’a, Resulüne, itaat ettiğinden yapar. Öbürkü de gösterişten yapar, inadından yapar, müşrikliğinden yapar. Allah muhafaza eylesin.
“Münafık Allah Buyruğuna uyanla beraber namaza durur fakat gös-
teriş içindir bu, yalvarmak için değil.”
Birisi Allah’a kul olduğunu göstermek için namaz kılar. Yarabbi ben sana kulum, sen emrettin, namaz kılıyorum. Sen emrettiğin için oruç tutuyorum. Sen emrettiğin için senin istediğin gibi yaşamaya çalışıyorum. Bu işin en alt zemini. Öbürkü de onların içerisinde bulunmak için bulunur. Münafık, bir düdüklen gider o. Münafık bir sıkıntıda satar seni. Münafık bir küçücük problemde akçakavak yaprağı gibi döner. Siz akçakavak yaprağını bilir misiniz? Karaağaç derler, onların bir tarafı yeşildir, bir tarafı beyazdır yaprakları. Onun ağacı serttir. Yapraklarının bir tarafı beyaz, bir tarafı yeşildir. O rüzgar estiğinde yeşilli beyazlı, yeşilli beyazlı. Ne yeşil, ne beyaz olur. Yeşilli beyazlı rüzgar estiği zaman. Rüzgarın yönüne göre ya
yeşil olur, ya beyaz olur. Çivi çakamazsın o ağaca. Bildiğin çivi çakamazsın. Öyle derler, akçakavak yaprağı gibi rüzgarın estiği yere yöneliyor. Durduğu yerde durmuyor, münafık, istikameti yok. Bir düdük, eve! Birisi höt dese, haydiiii çeker gider o. Korkaktır, münafıklar korkaktır. Gizli gizli iş yapanlar korkaktır. Dini ayan beyan yaşamayanlar ya korkaktır ya sakladıkları bir şey vardır. Bir sohbetin, bir zikrullahın, bir cemaatin, bir caminin kapısı açık değilse, kapısı açık değilse uzak dur ordan. Neden? Orda kirli işler dönüyordur. Orda karanlık işler dönüyordur. Orda akçeli işler dönüyordur. Orda karanlık mahfillerde, karanlık dehlizlerde, karanlık anlaşmalar vardır. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Hazretleri müminlerden bir şey saklamadı. Mescid i Nebevi’nin kapısı sabaha kadar açıktı. Sohbet edilecekse herkese orda, zikrullah yapılacaksa herkes orda, savaşa gidilecekse herkes orda. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri, kapısını hiç bir müslümana kapatmadı. Hangi makam sahiplerine peşkeş çektin kendini? Din açık, açık! Sen dinini anlat. Sen dinini tebli et. Götüreceklerse, götürsünler. Zulme uğrayacaksan, uğra. işkenceye uğrayacaksan uğra, cezaevine atılacaksan atıl. Yerlerde mi süründürecekler, süründürsün.
Davan hak mı? Yürü, madem ki sen hakka inandın, davan hak, satma hak davanı üçe beşe. Satma hak davanı sen. O zengine, o makam sahibine hoşgörüneceğim diye. Münafıklık etme Kim birisi zengin diye onun, onun önünde temenna ederse, dininin yarısı gider. Hadis i şerif. Sen zengin diye ona elini avucunu ovuşturuyorsan, onun önünde temenna ediyorsan sen, dininin yarısı gider. Sufilerin dili keskindir. Neden keskindir? Davaları haktır çünkü, davaları haktır. Hz. Peygamber’e tehdit ediyor Cenab ı Hak. Ey Habibim! Sen olmasaydın, kainatı yaratmazdım. Sevgilim dedi! Sevgilim dedi! ismini ismine kattı ve insanların, yaratılmışların, varlığın en yücesi. iki yay mesafesinde kalan. Ve Allah ona sarktı dedi. Sarktı! Necm suresinde. Ve sen gel, takunyanı al da gel. Senin üzerinden ne varsa ne yoksa sen gel. Ey Habibim ve Cebrail aleyhisselamın Bundan sonrasına benim gücüm yetmez, bundan, buraya kadar ben hiçbir kimseyi çıkarmadım. Buraya kadar çıkardığım bir tek sensin ya Resulallah. Bundan sonrasına da benim gücüm yetmez, benim takatim yetmez, benim sınırım buraya kadar. Sen varlığın en yücesisin. Bundan sonrasını sen kendin gideceksin dedi. O Peygamberi, o peygamberi, o Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’i Allah tehdit etti, tehdit! Dedi ki o zikredenler var ya! Evet. Onlarla beraber nefsini sabra zorla, sen o zikredenlerle beraber otur, sen o fukaralarla beraber otur, sen o dinini yaşamak arzusuyla ciğeri canım canım yanan o can yangınlarının içerisinde dur. Sakın o Mekkeli müşriklerin zenginlerine doğru kafanı çevirme.
Sakın insanların zenginliklerinden dolayı onlara iltimas geçme. Sakın insanların makamlarından dolayı onlara iltimas geçme. Sakın insanların parasından, pulundan, makamından, mevkisinden dolayı onlara iltimas geçme dedi. Kalbini onlara çeviriverir. Tehdide bakın. Kalbini onlardan ediverir. Seni onların güruhunu atıverir. Seni o müşriklerin güruhuna atıverir seni, kafirlerin güruhuna atıverir seni, 28 şubatçılar kucağına atıverir seni, masonların kucağına atıverir seni, kafirlerin kucağına atıverir seni. Atar! Neden? Sen çünkü müslümanların arasında saf yarıyorsun, hainlik yapıyorsun, ihanet ediyorsun sen. Sen münafıklara dost oluyorsun. ihanet ediyorsun. Etme. Müslümanları satıyorsun, satma. Müslümanları hançerliyorsun, hançerleme. Zikir ehlini hor hakir görüyorsun, görme. Velilere düşman oluyorsun, olma. Kendini kibir deryasına atmışsın, atma. Şeytanla kol kola geziyorsun, gezme. Uyan, kendine gel. Allah’ı zikret. Allah’ı tesbih et. Peygambere uy. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallen. Sen hemen yanında namaz durana, hemen iman eden deyip de onun münafıklığını görmemezlikten gelme.
“İnananlar namazda da oruçta da hacda da zekatta da iki yüzlülerle utup utulmadalar. İnananlar sonunda kazanırlar; ikiyüzlüyse sonunda mat olur, gider. İkisi de bir oyunun başında, ikisi de beraber amma Merv’liyle Rey’li gibi hani.”
ikisi de bir oyun. Bu insanlar bu dünyada bir oyunun içinde. Oyunun birisi Haktan yana. Birisi şeytandan yana. Bir oyun oynuyor, birisi Hakkın buyruklarını ezberlemiş. Onun replikleri, Hakkın buyruğu. Birisi Hakkın söylediklerini ezberlemiş. Onları bellemiş. Onun dediği gibi yapıyor. Birisi de aslında kalpten inanmamış, şeytanın dediklerini yapıyor. Birisi iyiler safında, birisi kötüler safında. Her ikisi de oyunda oynaşta ama birisi cennet ehli, birisi cehennem ehli. Her ikisi de bu dünyada yaşıyor ama birinin gideceği yer cennet, birinin gideceği yer cehennem. Sen cennet ehli tarafını seç. Sen Muhammedi tarafa geç. Sen kur’an ve sünnet tarafına geç, sen iman ihlas tarafına geç. Sen memleketini, vatanını sevenler tarafına geç. Sen müminlerin toplandığı yerde toplan, aldanmazsın. Sen ümmet i muhammedin toplandığı yerde toplan. Sen aldanmazsın. Sakın kendi kendine özellik, kendi kendine özerklik, kendi kendine alimlik taslama. Kendi kendine şeyhlik, kendi kendine velilik taslama. Sen o Muhammed i Mustafa (s.a.v) ‘in yolundan gidenlerden eyle inşallah. 290’dan devam edeceğiz. Sürç-i lisan ettiysek affola. Sohbetlerimiz hiç kimsenin şahsına, sohbetlerimiz hiçbir cemaate, tarikata, hiçbir kurum ve kuruluşları hedef alaraktan söylenmiş değildir. Biz kur’an ve sünnet dairesinde kendimizce bildiğimizi aktarıyoruz.
Bizim bir tarafımız varsa benim tarafım kur’an sünnet, vatan millet. Benim tarafım kur’an sünnet, vatan millet. Benim siyasetin de benim hayatım da kur’an sünnet, vatan millet. Başka bir şeyim yok. O yüzden hiçbir kimse ya x kimselere laf söyledi, y kimselere laf söyledi diye kendince yorum yapmasın. Benim yorumum açık. Ben bile bildiğimce anlayabildiğimce kur’an ve sünneti anlatmaya ve aktarmaya çalışıyorum. Allah hepimizi ben de dahil hakkıyla iman edip yaşayanlardan eylesin inşallah.
El Fatiha maassalavat.
https://www.youtube.com/watch?v=-9qFDm72Tlo&list= PLpNiKWHUSB_KF_8QYHQPSQIvh9VWfDcyl&index=45
Kaynaklar ve Referanslar
- Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=-9qFDm72Tlo
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk, Sabır. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı