Hastalığı Verende Sevk Edende Allâh’tır
Hastalığı verende, sevk edende Allâh’tır. Yâ’nî hastalık tesadüf değil; Allâh’ın bir takdiri. Mikrop, bakteri, genetik faktörler — bunlar görünür sebepler; ama asıl sebep Allâh’ın irâdesi. Aynı şekilde şifâ da Allâh’tan. İlâç, doktor, tedâvi sebepler; ama asıl şifâ Allâh’tan. Bu inanç mü’mini hastalıkta ve sağlıkta huzurlu tutar. Mü’min sebeplere yapışır; ama gerçek Sebep’in Allâh olduğunu unutmaz.
Hastalık — Allâh’ın Takdiri
Hastalık Allâh’ın takdiridir. Hz. İbrâhîm aleyhisselâm «Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur» (Şuarâ 80) demiştir. Burada hastalığı kendisine atfetti edeb olarak; şifâyı Allâh’a. Hakîkat: Hastalık da Allâh’tan, şifâ da. Mü’min bu hakîkati bilerek hastalığı kabûl eder; isyân etmez. Bir takdir olduğunu bilir; ve takdire râzı olur. Bu rızâ mâneviyâtın yüksek mertebelerindendir.
Hastalık — Günahların Kefâreti
Hastalık günahların kefâreti olabilir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem «Bir mü’mine gelen her sıkıntı, hastalık, üzüntü, hattâ batan diken bile onun günahlarına kefâret olur» buyurmuştur. Yâ’nî mü’min hastalıkla günahlarından arınır. Bu, hastalığa olumlu bakmayı sağlar. Mü’min hastalıkta isyân etmez; sabreder; ve günahların affedildiğini umar. Bir gün sürerse — bir günlük günahlar; bir hafta sürerse — bir haftalık. Bu hesâb mü’mini cesâretlendirir.
Şifâ Allâh’tan — Sebepler Vâsıtadır
Şifâ Allâh’tandır; sebepler vâsıtadır. Doktor sebep; tedâvi vâsıta; asıl şifâ Allâh’tan. Mü’min doktora gider; tedâviyi alır; ama şifâyı Allâh’tan bekler. Bu denge şifânın gelmesini kolaylaştırır. Sâdece doktora güvenmek de eksik; sâdece dua etmek de eksik. İkisi birlikte: Sebepleri tutarak; netîceyi Allâh’a havâle ederek. Hz. Peygamber «Deveyi bağla, sonra tevekkül et» buyurmuştu. Tedâvide de aynı: Tedâvi al, sonra Allâh’a tevekkül et.
Tedâvi — Sünnete Uygun
Tedâvi sünnete uygundur. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hastalandığında tedâvi yapardı; sahâbe de tedâvi yapardı. «Her hastalığın bir şifâsı vardır; Allâh hastalığı da şifâyı da yaratmıştır» buyurmuştur. Yâ’nî tedâvi aramak sünnet. Mü’min «Allâh şifâ verirse verir, doktora gitmeye gerek yok» dememeli. Sebepleri tutarak şifâ aranır. Bu, hem dînî hem akl-ı selîm gereği. Modern tıp Allâh’ın bir nimeti; mü’min bunu doğru kullanmalı.
Sabır — Hastalıkta Esas
Sabır hastalıkta esastır. Mü’min hastalıkta sabreder; isyân etmez; şikâyetçi olmaz. Bu sabır günahların affına vesîle. Hz. Peygamber «Sabredeni Allâh sever» (Âl-i İmrân 146). Hastalıkta sabreden mü’min sevap kazanır; ve mertebesi yükselir. Sabırsız mü’min bu fırsatı kaçırır; hattâ isyân ederse günah da kazanır. Bu yüzden mü’min hastalıkta dilini koruyacak: «Niye ben?» değil, «Elhamdülillâh» diyecek. Hz. Eyyûb aleyhisselâm uzun yıllar sabretti; mertebesi yükseldi.
Hastalığın İmtihân Yönü
Hastalığın imtihân yönü vardır. Allâh kullarını sağlık ve hastalıkla imtihân eder. Sağlıkta şükür; hastalıkta sabır. Mü’min iki hâlde de imtihânı geçer. Sağlıkta nankör olan, hastalıkta isyân eden imtihânı kaybeder. Hastalık iyi bir imtihân fırsatı. Mü’min onu değerlendirmeli. Bu imtihân hayât boyu sürebilir; ve mü’min sürekli geçmeli. Hayât boyu imtihân; ölümden sonra hesâb. Mü’min bu sistemi anlayarak hastalığa olumlu bakmalı.
Hastaları Ziyâret — Sünnet
Hastaları ziyâret sünnettir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem «Hastayı ziyâret edin» buyurmuştur. Mü’min kardeşi hastalandığında ziyâret etmek; gönlünü almak; duâ etmek — bu sünneti yaşatır. Modern dönemde bu sünnet ihmâl ediliyor; insanlar hastane ziyâreti yapmıyor; sâdece mesaj gönderiyor. Halbuki yüz yüze ziyâret çok değerli. Mü’min bu sünneti canlandırmalı; hastayı yalnız bırakmamalı.
Hasta İçin Duâ — Mü’minin Vazîfesi
Hasta için duâ mü’minin vazîfesidir. Hz. Peygamber hasta için «Allâh seni şifâ versin» diye duâ ederdi. Mü’min ziyârette duâ eder; kendi duâlarında hastaları hatırlar. Bu duâlar şifâya vesîle. Hasta da kendisi için duâ eder; mü’min kardeşler için de. Bu karşılıklı duâ ümmet bağını kurar; ve şifâlar çoğalır.
Hastalıkla Mâneviyât Birleşince — Yükseliş
Hastalıkla mâneviyât birleşince mü’min yükselir. Mü’min hastalıkta sabırla, duâ ile, mü’min kardeşlerini hatırlayarak, günahlardan arınarak yaşar. Bu süreç onu Allâh’a yaklaştırır. Hastalık olmadan mü’min belki bu mertebeye yıllarca varamazdı. Hastalık bir lift gibi onu yukarıya çıkarır. Hz. Peygamber «Allâh bir kulunu severse onu sınâr» buyurmuştur; hastalık da bir sınâma türüdür.
Modern Mü’min — Hastalıkta Doğru Tavır
Modern mü’min hastalıkta doğru tavrı öğrenmelidir. Modern tıbba güvenmek — sünnete uygun; ama sâdece tıba güvenmek eksik. Allâh’a tevekkül etmek — şart; ama tedâviyi reddetmek yanlış. İkisi birlikte: Tedâvi al + Allâh’a tevekkül et + sabırla bekle + günahlardan arın. Bu denge mü’mini hastalıkta doğru istikâmete getirir. Modern «tıp her şeydir» veya «sâdece duâ yeter» yanılgıları dengeli yaklaşımla aşılır.
Niyâz — Hastalıkta Sabır İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni hastalıkta sabreden, sağlıkta şükreden bir mü’min eyle. Hastalığın Senden geldiğini, şifânın Senden olacağını bilen bir kul yap. Tedâviyi sünnete uygun aramayı; ama şifâyı Senden beklemeyi nasîb et. Hastalıkta günahlarımdan kefâret edilmemi nasîb et. Hasta mü’min kardeşleri ziyâret etmemi, onlar için duâ etmemi sağla. Hastalığı mâneviyât yükselişi olarak değerlendirmemi nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi hastalıkta sabreden mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Hastalık, Şifâ, Sabır, Tevekkül. → Tasavvuf Sözlüğü