Allâh’ın Yaratmasında Hiçbir Şey Hiçbir Şeye Bağlı Değildir
Allâh’ın yaratmasında hiçbir şey hiçbir şeye bağlı değildir; O dilediğini dilediği şekilde yaratır. Bu, tevhîdin temel meselelerinden biri. Allâh sebepleri kullanır; ama sebebe bağlı değil. Eğer dilerse, sebepleri kaldırabilir. Hz. İbrâhîm ateşe atıldı; ama ateş yakmadı — sebepler işlemedi. Bu, Allâh’ın kudretinin sınırsızlığını gösterir.
Sebep-Sonuç — Allâh’ın Tertibi
Sebep-sonuç kanunu Allâh’ın bir tertibidir. Allâh kâinâtı bu kanun üzere yaratmıştır. Su soğutur, ateş yakar, taş düşer — bunlar normal işleyiş. Ama Allâh dilerse — bu kanunları kaldırabilir. Çünkü kanunlar Allâh’ı bağlamaz; O kanunları bağlar.
Mucîzeler — Sebep Kaldırma
Mucîzeler Allâh’ın sebepleri kaldırmasıdır. Hz. İbrâhîm’in ateşi: Ateş yakmadı. Hz. Mûsâ’nın asası: Yılan oldu. Hz. İsâ’nın doğumu: Babasız. Hz. Muhammed’in Mi’râc’ı: Tek bir gecede. Bütün bu mucîzeler sebep kaldırmadır. Allâh dilediğinde sebebi kaldırır; sonuç başka olur.
Modern Bilim — Sebepler İle Çalışır
Modern bilim sebepler ile çalışır. Belli sebep — belli sonuç. Bu yaklaşımla bilim büyük ilerleme kaydetti. Ama bilim sebepleri Allâh’ın tertibi olarak görmüyor; doğanın kanunu sayıyor. Bu, eksik bir bakış. Mü’min sebepleri Allâh’ın bir lutfu olarak görür; ve gerektiğinde kaldırılabileceğini bilir.
Mü’minin Tevekkülü — Sebepleri Aşan
Mü’minin tevekkülü sebepleri aşar. Sebepleri tutar; ama bağlı kalmaz. «Allâh dilerse sebepler işlemeyebilir» bilinci ile yaşar. Hastalıkta doktor; ama şifâ Allâh’tan. Çalışmada gayret; ama rızık Allâh’tan. Bu denge tevekkülün özüdür.
Allâh’ın Mutlak Kudreti
Allâh’ın kudreti mutlaktır. «Allâh her şeye kâdirdir» (Bakara 20). «Kâdir» — gücü yeten. Allâh her şeye gücü yeter; sınır yok. Bir şeyi olmasını istediğinde «Ol!» der; o da olur. Sebebe gerek yok. Bu kudrete inanmak mü’minin temel imânı.
Modern Mü’min — Sebep Kültüne Karşı
Modern mü’min sebep kültüne karşı uyanık olmalı. Modern dünyâ «sebep yok ise sonuç yok» düşüncesine bağlanmış. Bu, Allâh’ın kudretini sınırlama. Mü’min bu sınırlamaya kapılmamalı. Sebepleri tutar; ama Allâh’ın kudretine ana güveni vurur. Bu, hem akıl hem mâneviyât gereği.
Niyâz — Allâh’ın Kudretine İnanan Bir Mü’min
Niyâz: «Yâ Rab, beni Senin kudretine sınırsız inanan bir mü’min eyle. Sebep-sonuç kanunlarını Senin tertibin olarak görmemi nasîb et. Mucîzelerine, kudretine, Senin ‘Ol’ deyişine inanmamı sağla. Modern sebep kültüne karşı uyanık tut. Senin kudretine güvenerek tevekkül etmemi nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi kudretine inanan mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Kudret, Sebep, Mucîze. → Tasavvuf Sözlüğü