Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahlâk ve Edep — Sayfa 13

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 13/20

Mahalle derslerinde zikirullah yapılırken ses tonumuzu neye göre ayarlamalıyız?

Orada mahalle dersini yaptıran kimse belli bir ses tonunu verir, herkes o ses tonuna göre yapar. Ama diyelim ki mahalle dersi bir başkasının evinde oluyor; o zaman ev sahibi, nasıl bir ses tonunda olması gerektiğini mahalle dersini yaptıran kimseye söylerse bir problem çıkmaz.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

Erkeğin eşine ve çocuklarına cömertliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bir erkek evin faturalarını ve giderleriyle alâkalı yaptığı ödemelerle ilgili sürekli eşini sıkıntıya sokuyorsa bu eşin tutumu ne olmalı? O erkek dışarıdaki insanlara gayet cömert davranıyor ama eşi ve çocuklarına bu konuda sıkıntı çıkarıyorsa nasıl davranmalı? O erkek İslam hukukunu bilmiyordur, öğrenememiştir. Evlilikte bir erkek evin bütün iâşesini ve bütün giderlerini karşılamak zorunda. "Allah’ın emri bunları yapıyorum" deyip de eş ve çocuklarını sıkıntıya sokmak caiz değil.

Kaynak: 692. Dergah Sohbeti | Kurban İbadeti, Lânetlik Fiiliyat ve Müslümanların Sorumlu

Anda yaşamak nedir?

Sûfî anı yaşar. Bu sûfîlikte bir edeptir, âdâptır, terbiyedir. Ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer, ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer. Ne geçmiş onu Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmaktan, Allah’ı sevmekten alıkoyar; ne de gelecek korkusu, kaygısı alıkoyar.

Kaynak: 693. Dergah Sohbeti | Anda Yaşamak, Narsizm ve Zikrullâhı Yasaklamamak

Asıl Müslümanları bugün eriyip bitiren en önemli şey gelecek kaygısı mıdır?

Asıl Müslümanları bugün eriyip bitiren en önemli şey gelecek kaygısıdır. Ülkede de bu pompalanır. İslam ülkelerinde bir gelecek kaygısı vardır; bizim ülkemizde bu daha fazladır. En az etkilenmesi gereken dervişler olmasına rağmen en fazla Müslümanlar ve dervişler etkilenir. Esnafta gelecek kaygısı daha fazladır. "İş yapamazsam, yanlış yere mal verirsem, dükkan kirasını ödeyemezsem" — bu gelecek kaygısı insanı perperişân eder. Şeytanın vesvesesidir. O yüzden derviş anı yaşar.

Kaynak: 693. Dergah Sohbeti | Anda Yaşamak, Narsizm ve Zikrullâhı Yasaklamamak

İnsanların hukukuna riayet etmek ne demektir?

Allah’ın mahlukatına karşı tevazulu ol. Allah’ın mahlukatına iyilik düşün. Hep iyi olmaya çalış.

Kimseye zarar vermemeye gayret etmek ne demektir?

Kimseye kötülük düşünme. Kimseye zarar vermeyi düşünme. Hiç kimseye zarar vermemeye gayret et. Elini olur olmaz yere uzatma.

Dilini haramdan sakınmak ne demektir?

Dilini olur olmaz şeylere uzatma. Olur olmaz her yere bakacağım. Her şeyi göreceğim diye uğraşma. Gözünü haramdan sakın, dilini haramdan sakın, kulağını haramdan sakın, elini haramdan sakın, ayağını haramlardan sakın, uzuvlarını haramdan sakın, sakın şirke düşme.

Edep neye dayanır?

Senlik bir şey kalmaz. Sen sesi kendinden çıktın zannedersin. Ses senden de çıkmaz. O yüzden marifet kapısının makamının 10 halinden birincisi edep.

Bu edep kimlerin edepidir?

Ama bu edep sufilere ait edep. Allah bize onları yaşayanlardan eylesin.

Haya bir insanın utanma duygusu mudur?

Haya bir insanın utanma duygusu. Böyle ahlaki olarak çekinceli olmak, çekinmek. , asıl benim haya olarak gördüğüm şey insanın haramlara karşı utangaç olması, haramı işlememesi, nefsin çirkinliklerine, nefsin kötülüklerine düşmemek, utanmak tabiri caizse takva ehli olacaksa haya onun başlangıcıdır. O artık böyle göstere göstereyemez.

Kaynak: Takvanın başlangıcı hayadır

Haya yanında ne gibi duygular oluşur?

Haya yanında Allah korkusunu da getirir. Haya yanında Allah’tan utanmayı da getirir. Haya yanında halktan utanmayı da getirir. veya yanında insanın kendisinden utanmayı da getirir. Bunların hepsi de bizim halk atasözü olarak içimizdedir ya. Yani Allah’tan utanmadın insanlardan da mı utanmadın? Hadi Allah’tan utanmadın kendinden de mi utanmadın?

Kaynak: Takvanın başlangıcı hayadır

Haya duygusu insani olarak nasıl işler?

Bunlar halkın içerisinde konuşulur ya. Bunlar ne olmuş oluyor? O kimsenin utanma duygusunun ritmik olarak kendi iç dünyasında çalışması ritmik olarak aslında bu haya duygusu öyle bir duygudur ki ona bir dini terbiye vermesen dahi insani olarak ritmik olarak onun içindedir o yürür. Hani eskiler ar perdesi derdi.

Kaynak: Takvanın başlangıcı hayadır

Kimi de saptırırsa işte onlar hüsrana uğramış kimseler midir?

Yani o kimse saptıysa olmadan oldum dediyse, bilmeden bildim dediyse, kendi heva ve hevesini ilah edindiyse, kendi nefsinin doğrultusunda yürüyorsa, koşuyorsa onların kalpleri vardır fakat anlamazlar. Bakın kalpleri vardır anlamazlar. Kalpleri vardır anlamazlar. Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler Hakkında Yani algılayacak olan, anlayacak olan kalp. Yani kalbi aklın çalışması gerekir. Kalbi aklın çalışmaz ise o kimsede o zaman o kalbi körlerden olur. Gözleri vardır görmezler. Kulakları vardır işitmezler. İşte onlar hayvan gibidir. Hatta daha sapıktırlar. O kimse kalbi körlük yaşıyor. O kimse kalbi perdeleri açılmamış. Hani bir kimse açılmamış. Kendince o müritlik yapma, mürit olma noktasında kendisinde böyle bir şeyin olmadığını biliyor. O üstada intisap etmiş. Ama intisap ettiği üstat kalbi kalbi var ama kalp kör, kalp perdelenmiş, kalp kararmış anlaması mümkün değil. Çünkü sapkınlardan olmuş ve normalde gözleri var görmezler. Yani o kalbin de bir gözü var ama kalbin gözü kapalı. O kimsenin kalbi çalışmadığından dolayı manevi gözü kapalı. Kalbi çalışmadığından dolayı manevi kulağı da kapalı. Onun normalde manevi olarak da işitmesi mümkün değil. Hani bazen size anlatırken diyorum ya hani sen oturursun Zikrullah’a Allah’ı zikretmeye başlarsın işte sen onu mevcut kulağınla duydum zannedersin. Bir ses duyarsın, bakınsın etrafa. O senin manevi kulağının açılmaya yön tuttuğuna işaret. Veyahut da hani biz diyoruz ya o kimse hal gördü veya yakaza oldu. O kimse uyur uyanıklık arasında zikrullah yaparken gözünün önünde bir şeyler cereyan etti. Onun kalp gözü açılma safhasında. Bakın onun kalp gözü açılma safhasında o zaman kalpleri vardır onlar görmezler noktasından çıkıyor o derviş ve kulakları vardır duymazlar. O derviş o halden çıkıyor. Eğer kalbi mühürlendiyse, sapkınlardan olduysa, onda bu tip tecelliler yok. Ve onlar hayvan gibi.

Kaynak: Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır i

Kalbi kör olan kişi nasıl bir durumdadır?

O kimse kalbi körlük yaşıyor. O kimse kalbi perdeleri açılmamış. Hani bir kimse açılmamış. Kendince o müritlik yapma, mürit olma noktasında kendisinde böyle bir şeyin olmadığını biliyor. O üstada intisap etmiş. Ama intisap ettiği üstat kalbi kalbi var ama kalp kör, kalp perdelenmiş, kalp kararmış anlaması mümkün değil. Çünkü sapkınlardan olmuş ve normalde gözleri var görmezler. Yani o kalbin de bir gözü var ama kalbin gözü kapalı. O kimsenin kalbi çalışmadığından dolayı manevi gözü kapalı. O kalbi çalışmadığından dolayı manevi kulağı da kapalı. Onun normalde manevi olarak da işitmesi mümkün değil.

Kaynak: Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır i

Kalbin çalışmadığı durumda ne olur?

O kimsenin kalbi çalışmadığından dolayı manevi gözü kapalı. O kalbi çalışmadığından dolayı manevi kulağı da kapalı. Onun normalde manevi olarak da işitmesi mümkün değil.

Kaynak: Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır i

Manevi kulağı açılmış bir kişi nasıl bir durumdadır?

Hani bazen size anlatırken diyorum ya hani sen oturursun Zikrullah’a Allah’ı zikretmeye başlarsın işte sen onu mevcut kulağınla duydum zannedersin. Bir ses duyarsın, bakınsın etrafa. O senin manevi kulağının açılmaya yön tuttuğuna işaret. Veyahut da hani biz diyoruz ya o kimse hal gördü veya yakaza oldu. O kimse uyur uyanıklık arasında zikrullah yaparken gözünün önünde bir şeyler cereyan etti. Onun kalp gözü açılma safhasında.

Kaynak: Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır i

Biz fukaralığımızdan, biz ekmek kıtlığımızdan, bizim bu noktada zahir olarak herhangi bir eksikliğimizden utanmayız mıdır?

Biz fukaralığımızdan, biz ekmek kıtlığımızdan, bizim bu noktada zahir olarak herhangi bir eksikliğimizden utanmayız. Tüccarların arasında meşhur sözdür bu. Varını veren utanmamış. Varını veren utanmaz.

Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması

Asıl utanmamız gereken yer neresidir?

Asıl utanmamız gereken yer bu. Manevi gözümüz açılmamış. Asıl utanmamız gereken yer bu. Manevi kulağımız açılmamış. Asıl utanmamız gereken yer bu.

Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması

Kalbinin manevi ilimlerden uzak olması neden utanılmalıdır?

Bizim kalbimizde basiret nuru harekete geçmemiş. Asıl utanmamız gereken yer burası. Biz fukaralığımızdan utanmayız. Bizim şataatımız yok, şatafatımız yok.

Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması

Asıl utanılacak olan şey neden kalbinin manevi ilimlerden uzak olmasıdır?

Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi il Hakkında bizim o yüzden bu noktada hamdolsun bir sıkıntımız yoktur. O yüzden bizim normalde asıl utanacağımız bizim asıl utanacağımız manevi olarak bizde hazinenin olmaması. Hazine boş manevi olarak asıl utanmamız gereken bu. Asıl utanmamız gereken yer bu.

Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması

Akıllı kişi artıya eksiye bakmaz neden?

Akıllı kişi artıya eksiye bakmaz. Çünkü o bir ondan eksilirse ihsan etmez. Fazlalaşırsa da şımarmaz.

Kaynak: Allah zulmedenden intikamını alır

Akıllı kişi bir eksilirse isyan etmez neden?

Akıllı kişi bir eksilirse isyan etmez. Akıllı kişi bir artarsa onda şımarmaz, azmaz, sapmaz.

Kaynak: Allah zulmedenden intikamını alır

İşraf edenleri Allah sevmez neden?

Şımarır, israf ederse Allah israf edenleri sevmez. Onun elindeki nimeti alabilir ya da iyice azgınlaşsın, iyice sapsın diye onu mala gark edebilir.

Kaynak: Allah zulmedenden intikamını alır

Sen hanımına yumruk attıysan Allah’ı sevemezsin mi?

Sen hanımına yumruk attıysan sen Allah’ı sevemezsin.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

Sen çocuğunu tekmelediysen Allah’ı sevemezsin mi?

Sen çocuğunu tekmelediysen Allah’ı sevemezsin sen.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

Sen işine sahip çıkmıyorsan Allah’ı sevemezsin mi?

Sen işine sahip çıkmıyorsan Allah’ı sevemezsin sen.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

Adaleti bozuk olan bir devlet ve devlet başkanı yıkılmaya mahkûm mıdır?

Adaleti bozuk olan bir devlet ve devlet başkanı yıkılmaya mahkûmdur. Tarih boyunca bu kanun değişmemiştir: Adalet devleti ayakta tutar, zulüm onu içten çürütür. Ne kadar askeri ya da ekonomik güç olursa olsun zulme dayanan her yapı er ya da geç çöker.

Kaynak: Bir devlet başkanının bir devletin adaleti bozuksa o devlet başkanı da devlette

Devlet başkanlığı ne ile anlam kazanır?

Devlet başkanlığı görkemli camiler inşa etmekle değil, halkın her bireyine adaleti ulaştırmakla anlam kazanır.

Kaynak: Bir devlet başkanının bir devletin adaleti bozuksa o devlet başkanı da devlette

Müslüman toplumların önderlerinden ne beklenir?

Müslüman toplumların önderlerinden beklentisi budur: Hem dünyayı hem ahireti gözeten, hem halkına hem toprağına hem de mazluma karşı sorumluluğunu bilen bir liderlik.

Kaynak: Bir devlet başkanının bir devletin adaleti bozuksa o devlet başkanı da devlette

Gerçek bir Müslüman zulme ne yapar?

Gerçek bir Müslüman zulme seyirci kalmaz. Ama seyirciliği aşmak için önce içimizde ne kadar gerçek bir iman ve eylem gücü taşıdığımızı dürüstçe sorgulamak gerekmektedir. Dualar kabul olsun; ama duayla birlikte elimizden geleni de yapalım.

Kaynak: Orada burada yürüyüş tertipleyeceğinize Gazze’ye yürüyün

Bir çınarın yaprakları her yıl dökülür; ancak Allah o çınara yeniden yaprak verir mi?

Bir çınarın yaprakları her yıl dökülür; ancak Allah o çınara yeniden yaprak verir. Dağıtmaktan elinizde mal azalsa dahi Allah’ın inayeti sizi hiçbir zaman ayaklar altına bırakmaz. Çünkü cömert insan zeytin ağacına benzer: Bakmasanız da yıl boyu meyve verir, yaprağı hiç dökülmez.

Kaynak: Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez

Bir tarif paylaşmak, bilgini dağıtmak, ustalığını ortaya koymak, güzel bir söz söylemek — bunların hepsi cömertlik midir?

Bir tarif paylaşmak, bilgini dağıtmak, ustalığını ortaya koymak, güzel bir söz söylemek — bunların hepsi cömertliktir. Ali İmran’ın 92. ayeti açıktır: ‘Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz.’

Kaynak: Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez

Asıl denklik, iman, ahlak ve takva denkliğidir; bunun dışındaki maddî ya da sosyal denklik ikincil planda kalır mı?

Asıl denklik, iman, ahlak ve takva denkliğidir; bunun dışındaki maddî ya da sosyal denklik ikincil planda kalır.

Kaynak: İnsanlar evlenirkerken denkliği gözardı etmemeli 15.05.25

Bir toplumun ahlaki çöküşü neye bağlıdır?

Bir toplumun ahlaki çöküşü, onun manevi liderliğinin ve rehberliğinin ortadan kalkmasıyla başlar. Kur’an ve sünnetten beslenen gerçek bir dini terbiye olmadan bu tabloyu değiştirmek mümkün değildir.

Kaynak: Halkı Müslüman olan ülkemizde hadsiz hudutsuz çıplaklığa, fuhşa, kumara, içkiye,

Ahlaksızlığa edepsizliğe müsaade edildiğinde o sadece şahsın Hakkında Bu huzursuzluk sadece evlerde değil mi?

Ahlaksızlığa edepsizliğe müsaade edildiğinde o sadece şahsın Hakkında Bu huzursuzluk sadece evlerde değil, sokakta, şehirlerde ve ülkenin genelinde görülmektedir. İnsanlar hiçbir zaman memnun değildir ve her zaman eksik hissedip doyumsuzluk içinde kalmaktadırlar. Zenginliği olsa da fakirliği olsa da bu huzursuzluk ve mutsuzluk tüm topluma sirayet etmiştir.

Kaynak: Ahlaksızlığa edepsizliğe müsaade edildiğinde o sadece şahsın üzerinde durmaz top

Toplumda huzursuzluk ve mutsuzluk neden yaygınlaşmıştır?

Ahlaksızlığa edepsizliğe müsaade edildiğinde o sadece şahsın üzerinde durmaz topluma sirayet eder. Bu huzursuzluk sadece evlerde değil, sokakta, şehirlerde ve ülkenin genelinde görülmektedir. İnsanlar hiçbir zaman memnun değildir ve her zaman eksik hissedip doyumsuzluk içinde kalmaktadırlar. Zenginliği olsa da fakirliği olsa da bu huzursuzluk ve mutsuzluk tüm topluma sirayet etmiştir.

Kaynak: Ahlaksızlığa edepsizliğe müsaade edildiğinde o sadece şahsın üzerinde durmaz top

Bir kişinin karakteri ve güvenilirliği ne zaman ortaya çıkar?

Bir insanın karakteri ve güvenilirliği zorluk anında ortaya çıkar. Savaşta memleketini terk eden, ailede sıkıntı olduğunda giden ya da bir toplulukta zorluk gördüğünde ayrılan kişi tekrar aynısını yapacaktır. Böyle bir kişi ne ailede ne iş yerinde ne de dervişlik yolunda güvenilir değildir.

Kaynak: Mürşid-i kamil dervişlerini Kur’an ve sünnetle nefis mücadelesine çağırır, heva

İnsanın ne olduğu nasıl anlaşılır?

İnsanın ne olduğu ancak sıkıntı, sorun ve baskı anında belli olur. Kalabalık görüntüsü yanıltıcı olabilir; sadece bir sesin çıkması yeterli olur ve çok sayıda insan elini çekip gider. 28 Şubat döneminde birçok şehirden telefonlar gelmiş, halk desteği sorgulanmaya başlamıştır. Fakat Bursa’da böyle bir sıkıntı yaşanmadığı için dersler devam ettirilmiştir. Sıkıntı çekenler ortaya çıkmış ve onlar zaten gidecekleri yolda gitmişlerdir.

Kaynak: Bir insanın, bir yolun hakikati zamanla çıkar meydana

Toplulukta derslerin devam etmesi nasıl sağlanır?

Topluluk olarak kepenk kapanmayıp derslere devam edildi. Ancak bazı şahıslar kendi çıkarlarını düşünerek ayrıldılar. Şeyh Efendi, maaş ve dükkan endişesi duyanlar korktuğu için dersleri terk etmelerinin doğal olduğunu söylemiştir. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda insan kolaylıkla geri adım atar.

Kaynak: Bir insanın, bir yolun hakikati zamanla çıkar meydana

Bir zorluk karşısında insanın tepkisi nasıl olur?

Bir kere yolu terk eden insan, bir zorluk çıktığında bunu tekrarlar. Sıkıntı yaşayan bir adam para kaybetmiş ise, eğer eşi onu bırakmışsa, bundan sonra da seni terk edecektir. Bırakma alışkanlığı, zamana bağlı olarak insanın gerçek yüzünü ortaya koyan bir test haline gelir.

Kaynak: Bir insanın, bir yolun hakikati zamanla çıkar meydana

Bir insanın dimdik yaşamak ne demektir?

Hiç kimseye boyun bükmeden, muhtaç olmadan 64 yaşıma geldim. Rabbime hamdolsun, dimdik yaşattı beni bugüne kadar. Ne bir bürokrat tanırım, ne siyasetçi, ne gizli odaklar. Hiçbir şey tanımam ve hiç kimseye boyun bükmem. Dik bir insan, geçimsiz bir insan, agresif bir insanım ve bu beni Rabbim lütfetti, ailem yetiştirdi.

Kaynak: Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz

Babamın dimdik yaşam tarzı nasıl etki etmiştir?

Bu dimdik yaşama tarzını babamdan öğrendim. Babam hiçbir zaman boyun bükmesini bilmezdi. Hangi durumda olursa olsun, kız evladı, oğlu veya dedem karşısında bile saygı ve dimdiklik kaybetmedi. Bayramında bir kahve içer, selamlaşır ve çıkardı. Babamın bu sert ve dik tavrını, boynunu bükmeme ilkesini bize örnek olarak bıraktı.

Kaynak: Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz

Bir kimse birisinin arkasından iyiliğine konuşabilir mi?

Bir insanın yüzüne karşı methetmek hoş değil. Sünnet-i seniye aykırı. Ama bir kimse birisinin arkasından iyiliğine konuşabilir. Arkasından arkasından bir iyilik gördüyse onun iyiliğini konuşabilir.

Kaynak: Kişinin yüzüne karşı methetmek sünnet-i seniyyeye aykırıdır

Birisinden bir iyilik gördünüz mü?

Birisinden bir iyilik gördünüz. Onu anlatın. Bu cömertliğe karşılık olmuş oluyor. Yani bir kimse bir iyilik yaptı. O iyilik yapana karşılık bir iyilik yapamıyorsunuz. Siz ayniyle veya misliyle ona cevap veremiyorsanız. Hadis-i şerifin metni öyle. Onun ark ki arkasından onun iyiliğini konuşursanız, iyiliğini dile getirirseniz onun size yapmış olduğu iyiliğe iyilikle cevap vermiş olursunuz.

Kaynak: Kişinin yüzüne karşı methetmek sünnet-i seniyyeye aykırıdır

Allah’ı sevmenin nedeni nedir?

Allah’ı sevdiğiniz için de beni seviniz. Yani Allah’ı seven Muhammedi Mustafa’yı da sever. Muhammed-i Mustafa’yı seven de Allah’ı sever.

Kaynak: Müslümanın üzerinde olması gereken üç sevgi, Allah sevgisi, Resulullah sevgisi,

Onu normalde dergahın içerisine de yansıtıyor mu?

Eşler, kadınlar kocalarına itaat etmek ağır geliyor. Onu normalde dergahın içerisine de yansıtıyor. Oysa kocaya itaat de farz. Oysa babaya da itaat faz. Yani bir çocuk babasına itaat etmek zorunda. Ama ne yazık ki çocuklarımız da bunu terk etti ve o itaatsizlik silsilesi İslam toplumunu bozdu.

Kaynak: Allah’a, Resulüne ve kendilerinden olan emir sahiplerine itaatsizlik İslam toplu

Bu ne zamandan beri?

Uzun zamandan beri. Uzun zamandan beri bir itaatsiz bir toplum oluştu. itaat edilmesi gereken yerlere itaat etmeyen ama itaat edilmemesi gereken hatta itaat edilirse küfre insanı düşürecek olan itaat edilirse günah-ı Kebaire sokacak olan, itaat edilirse insanın ahirete helak olacak olan yerlere itaat ediyor. İslam toplumu başında zalim bir devlet başkanı var. Ona itaat ediyor. Mesela başında zalim bir kral var. ona itaat ediyor. Kur’an ve sünnetin dışında bir şey var. Ona itaat ediyor. İslam toplumu bunun farkında değil. kendince zevahiri kurtaracağım diye uğraşıyor. Şöyle oldu da, böyle oldu da, yan yattı da, çamura battı da, şu şöyle oldu da, bu böyle oldu da kendi kendisine cevaz veriyor. Ve bu cevaz vermek insanları farkında değil, gevşetiyor. Müslümanlar gevşek bir Müslüman oluyor ve Bosna’da katliama uğruyor.

Kaynak: Allah’a, Resulüne ve kendilerinden olan emir sahiplerine itaatsizlik İslam toplu

Bu yaz moda neymiş?

Müslümanlar bunları da görmüyorlar. Biz böyle yapa yapa yapa yapa çok olmamıza rağmen denizin üzerindeki köpük misaliyiz. Hiçbir yerde hiçbir ağırlığımız yok. Ve gözümüzün içine baka baka Müslümanlar katlediliyor. Gözümüzün içine baka baka Müslümanların hakkı, hukuku çiğneniyor. Gözümüzün içine baka baka Müslümanlar her yerde, yerlerde süründürülüyor ve Müslümanlar hala da bakın Müslümanlar hala da evlerini değiştirecek, eşyalarını değiştirecek, yazlıya gidecek, kışlıya gidecek, kreasyonlarını değiştirecek. Bu yaz moda neymiş? Bu kış trend neymiş? Nerede tatil yapılırmış? Nerede beş boynuzlu otele gidilirmiş? Onun da hakkı değilmiş mi? Müslümanlar bunları düşünüyor ve bunları ben düşündüğümce kendi kendime deliyim. Ya düşünecek başka bir şey yok. Bunları düşündüğüm zaman üzülüyorum kendi kendime. Diyorum ki İslam dünyası ne hale geldi ve en sıkı durması gereken sufi topluluklar. Sufi topluluklar da bu sıkılıklarını gün geçtikçe kaybediyorlardı.

Kaynak: Allah’a, Resulüne ve kendilerinden olan emir sahiplerine itaatsizlik İslam toplu

İnsanları sınıflara bölme nedir?

İnsanları sınıflara ayırma. İnsanları sınıflara bölme. Bu konuşulur, bununla konuşulmaz deme. Geniş yürekli ol. Geniş yürekli ol. Senin yüreğin İsa kazanı gibi olsun.

Kaynak: Maddi ve manevi herşeyini dağıt, kuru tohum senin yüreğinde yeşersin

O şöyleydi, o böyleydi mi?

Oğlunu kızını atma. O şöyleydi, o böyleydi. Atma dışarı. Al onu yüreğinin içine al. Oğlunsa yüreğini al. Kızınsa yüreğini al. Arkadaşınsa yüreğine al onu. Gelinin yüreğini al. Damadın yüreğini al. İçine al onu. Ayırma. Yeşert onu. Onu yeşert.

Kaynak: Maddi ve manevi herşeyini dağıt, kuru tohum senin yüreğinde yeşersin

İslam’da kadınlara karşı pozitif ayrımcılık var mıdır?

Gerçekten İslam dini normalde pozitif ayrımcıdır kadınlara karşı. Herkes erkeklerinin pozitif ayrımcı olduğunu düşünür. Değil. Yani asıl pozitif ayrımcılık İslam’da kadınadır. Yani birçok hüküm vardır böyle.

Kaynak: İslam’dan irtidat eden kadın ve erkeğin hükmü

Asli ihtiyaç nedir?

Asli ihtiyaç. O yüzden dünyayı bu konuda reddedenlerden değiliz. Allah muhafaza eylesin. Ama aradığını bu fani dünyada arama.

Kaynak: Sen bu cihanı varmış gibi gösterene tabi ol, ona yönel, geçici olan şeyler seni

Toplumu ifsad eden, dervişleri dünyalık olarak gören kimselerin maneviyatı yoktur?

Toplumu ifsad eden, dervişleri dünyalık olarak gören kimsele Hakkında onlar hayvan gibidir. Hatta dağ da şaşkındırlar. Bu toplumu ifsat eden, insanları dünyalık olarak gören, heva ve hevesini ilah edinenler ve insanları saptıranlar, insanları bozgunculuğa uğratanlar, insanların din yolunu saptıranlar ve insanları bu noktada helaka götürenler, bu noktaki ehil olmayan kimseler, Allah muhafaza eylesin. Bunlar Araf 179’daki gibidirler. Bunlarda maneviyat yoktur. Bunların kalpleri, kalp gözleri açık değildir.

Kaynak: Toplumu ifsad eden, dervişleri dünyalık olarak gören kimselerin maneviyatı yoktu

Günahını inkar eden kişi kimdir?

Bir kimse ben günah işlemedim. Bir günaha da bu günah değil diyorsa o şeytanın çocuğudur. O Adem’in çocuğu değildir. Ancak şeytan ve onun çocukları günahı inkar eder. Ben günah işlemedim der. Ancak Adem ve onun çocukları günahlarını itiraf eder.

Kaynak: Ey Ademoğlu, şirk koşmadan bana gelirsen, hataların kadar mağfiretle seni karşıl

Günah işledikten sonra ne yapmak gerekir?

Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve ey rabbim günahımı affet. Cenabı Hak hazretleri de der ki, "Kulum bir günah işledi ve bildi ki günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir rabbi vardır. Affettim" der. Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve "Ey Rabbim beni affeyle" der. >> Bu benim gibi serkeş bir kul. beni affeyle diyor. O da affettim diyor. Sonra onun gözünün içine baka baka yine günah işliyor. Ama diyor ki sen benim rabbimsin. Senden başka ilahım yok. Senden başka Allah’ım yok. Senden başka elimden tutacak olan yok. Senden başka beni kendine çevirecek olan yok. Senden başka bana kapısını aralayacak olan da yok. Ben yetimim, ben garibim, ben kimsesizim. Ben yalnızların içerisinde yalnızım. Senden başka kimim, kimsem yok. Beni affeyle der.

Kaynak: Ey Ademoğlu, şirk koşmadan bana gelirsen, hataların kadar mağfiretle seni karşıl

Günah işledikten sonra affedilme imkanı var mı?

Bu kulluğun zirvesidir aslında kıymetli kardeşler. Beni affedecek olan Rabbim. Mustafa Özbağı’ı affedecek olan rabbimdir. Hiç kimse değil. Eğer bir kulun hakkına tecavüz ettiysem, bir kimseye yanlış yol çarpık bir şey yaptıysam onu tazmin eder. Ondan helallik isterim. Ama öğr türlü günahım da benim, kusurum da benim, hatam da benim, yanlışım da benim, eksikliğim de benim, eğriliğim de benim. Ya Rabbi, hatamla, kusurumla, eksikliğimle, yanlışlığımla, eğriliğimle senin kapına geldim. Başka hiç kimsenin kapısına değil. Beni affedecek olan sensin. Beni affeyle.

Kaynak: Ey Ademoğlu, şirk koşmadan bana gelirsen, hataların kadar mağfiretle seni karşıl

İlmini yaymayan alim cimri midir?

Cömertlik sadece parayla değildir. İlmini yaymayan alim cimridir. Sanatını kalfasına öğretmeyen usta cimridir. Yanında çalışanı tüccar olacak bilgi ve donanıma kavuşturmayan tüccar cimridir.

Kaynak: Bir kimsenin faydasına olan bütün her şey cömertliktir

Farkında olmadan birinin arkasından atıp tutuyoruz, gıybet ediyoruz, kendimizi haklı görüyoruz mudur?

Farkında olmadan birinin arkasından atıp tutuyoruz, gıybet ediyoruz, kendimizi haklı görüyoruz. Dilimizi koruyarak, gıybetten ve dedikodundan sakınarak bu mübarek günleri geçirelim. Çokça tövbe edelim; günahlarımıza yanarak Cenab-ı Hakk’a yalvaralım.

Kaynak: Mübarek Ramazan günlerini çokça tövbe ile zikir ile geçirelim, dilimize de sahip

Bazen görüyorum: sufi duruşlu kimseler boynunu bükmüş, eline tespih almış, ağır adımlarla yürüyor mu?

Bazen görüyorum: sufi duruşlu kimseler boynunu bükmüş, eline tespih almış, ağır adımlarla yürüyor. Bunlar tevazu değil. Ya da kafasına sarık sarmış; ama o sarık onu diğerlerinden üstün gösteriyorsa, içinde kibir oluşturuyorsa, o sarık günahını artırdı. Haydari giymek seni diğerlerinden üstün kılmıyorsa güzel; ama içinde "ben diğerler,den üstünüm" hissi oluşuyorsa kaybettin.

Kaynak: Duruşun ve kıyafetinle kibirlenme, tevazunda riya olmasın

Sakalı sünnet niyetiyle bırakmak doğru mudur?

Sakalı sünnet niyetiyle bırak; başkalarına üstün görünmek için değil. Yolda tevazu ile yürü; ama "vay ne tevazu sahibiymiş" desinler diye yapmacık yürüme. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yolda iki-üç adım önüne bakarak yürürdü. Erkeksen kadınlara, kadınsan erkeklere bakarak yürüme; dost doğru yolunda yürü.

Kaynak: Duruşun ve kıyafetinle kibirlenme, tevazunda riya olmasın

Kıyafetle hava atmak doğru mudur?

Kıyafetle hava atma. Orta giyin; haline göre giyin. Kredi kartından borçlanarak pahalı kıyafet almak için uğraşma. Elbiseni sürünerek yürüme, etrafa elbisenle hava atma. Tevazu, gerçekten içten gelen bir hâldir; yapmacık duruş ve kıyafet oyunuyla elde edilmez.

Kaynak: Duruşun ve kıyafetinle kibirlenme, tevazunda riya olmasın

Cahilane ve boş sözlere katlanmak başlı başına bir sabır maka mıdır?

Cahilane ve boş sözlere katlanmak başlı başına bir sabır makamıdır. Sufi, kendisine yöneltilen anlamsız eleştirileri ve kaba sözleri sabırla karşılar; ona karşı sertlikle değil, teenni ile durur.

Kaynak: Cahilane, boş sözlere sabretmek tevazu değildir

Gerçek tevazu sahibi, cahilane sözlere aynı dille karşılık vermez; bu onun zayıflığı değil, olgunluğunun göstergesi midir?

Cenab-ı Hak Furkan Suresi’nde Rahman’ın has kullarını tarif ederken "cahil kimseler onlara laf attığında selam derler geçerler" buyurur. Gerçek tevazu sahibi, cahilane sözlere aynı dille karşılık vermez; bu onun zayıflığı değil, olgunluğunun göstergesidir.

Kaynak: Cahilane, boş sözlere sabretmek tevazu değildir

İslam birisine eleştiri değil, nasihat eder mi?

İslam birisine eleştiri değil, nasihat eder. Nasihat dilinin nasıl olacağını da Cenab-ı Hak bizzat gösterdi: Hz. Musa’yı Firavun’a gönderirken "Tatlı tatlı anlat benim Rab olduğunu; ola ki hidayete erer" buyurdu. Firav,un’a gönderilen Musa Aleyhisselam bile dilini sertleştirmedi.

Kaynak: Sufilik yolu, gönül kırma yolu değildir, sufinin dili sert olmaz

Kapı eşiğinden içeri girmeden, en yakınınıza karşı mütevazi olmayı öğrenin midir?

Tevazuya en yakın çevreden başlamak gerekir: eş ve çocuklardan. Önce kapı eşiğinden içeri girmeden, en yakınınıza karşı mütevazi olmayı öğrenin. Rabbimiz Kasas Sûresi’nde şöyle buyurur: "İşte ahiret yurdu; biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz." Rabbim bizleri o kimselerden eylesin.

Kaynak: Allah, kibirli kimseyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir

Doğru Müslümanlık ne demektir?

Doğru Müslüman, doğru Müslüman, iyi bir mümin; elinden, dilinden diğer Müslümanlar emin olduğu kimsedir. Doğru mümin etrafındaki hiçbir şeye ve hiç kimseye zarar vermeyendir. Sen elinden, dilinden, gözünden, kulağından, ayağından, sen cinsel organlarından hiç kimseye zarar vermeyeceksin. Doğru müminlik, doğru Müslümanlık budur.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Sufilerin ahlakı neye dayanmalıdır?

Sufilerin ahlakı, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Bu, Hz. Muhammed’in sünnetlerine riayet etmeyi kendilerine yol olarak tutarlar. Gerçek sufilikte şeyhin yolu yoktur. Gerçek sufilikte yol Hz. Muhammed’in yoludur.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Tarikat adabı ne şekilde uygulanır?

Tarikat adabı içerisinde, herkes cuma selamına gelir, herkes öper, cebine harçlık koyar. Derviş şeyhinin cebine harçlık koyar mı? Koyar. Şeyhi fukara-yı sabirindir, koyar. Başka bir yerde gördüm mesela. Herkes geliyor, elinden öpüyor, cumanız mübarek olsun veya geceniz mübarek olsun. Minder var, minderin altına bir şey sıkıştırıyor.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmanın yolu nedir?

İşte Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmanın yolu Muhammed-i Mustafa’ya sallallahu aleyhi ve selleme tabi olmaktır. Sufiler bunu çok önemserler. Tekrar söylüyorum, sufiler bunu çok önemserler ve bu kardeşlere bu söz miras kalsın: Yolunuz Muhammed-i Mustafa’nın ayak izlerini takip etmek olsun. Onun ayak izlerini takip edin. Gerçek sufilik budur. Onun ayak izlerini takip etmektir ve o yüzden ahlakını, ahlakını, yaşamış, görünür, bilinir Muhammed-i Mustafa’nın ahlakına tabi etmektir.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Sufilerin ahlakla ilgili tutumu nedir?

Tekrar söylüyorum, sufiler bunu çok önemserler. Hatta öylesine önemserler ki öylesine önemserler ki bir kısmı yani senin ahlakın düzgün değilse namazın namaz değil, demiş. Ne der Yunus: "Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil. Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil." Bakın, sufi ahlakına bakın. Tirmizi hadis-i şerifinde geçer: "Güzel ahlak nafile ibadetlerinin en üstünüdür." Bir rivayette "Güzel ahlak namaz ve oruçla müsavidir." denktir. O yüzden sufiler için ahlak çok önemlidir.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

Güzel ahlakın ibadetlerle olan ilişkisi nedir?

Tirmizi hadis-i şerifinde geçer: "Güzel ahlak nafile ibadetlerinin en üstünüdür." Bir rivayette "Güzel ahlak namaz ve oruçla müsavidir." denktir. O yüzden sufiler için ahlak çok önemlidir.

Kaynak: Nefes III — 2 Aralık 2017 Sohbeti

İnançlarda taklidin ne anlama gelir?

İnanca sımsıkı bağlı kalmak iki yönlüdür. Bunu Muhammedîler taklidi imanla, tahkiki iman derler. İnsanların büyük bir çoğunluğu kendi imanlarında taklididir.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Taklidin iman üzerindeki etkisi nedir?

Taklit ede ede gelirler. Taklit lazım mıdır, bir noktada lazımdır, bir noktada lazımdır. İbadetlerin zahiriyle alakalı lazımdır, taklidi komple reddetmek değil derdimiz ama felsefi anlamda o kimse de taklitte kalıyorsa orda da sıkıntı vardır.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

İslam’da bir kimse suç işlemişse onu kınamak mı, taciz etmek mi olur?

Bir kimse haram işledi, diye onu taciz etmeyin, onu tahkir etmeyin, yapmayın, oruç tutmuyormuş, midesi rahatsızdır, keyfinden tutmuyordur ya inanmıyordur veyahut da keyfinden tutmuyordur. Sizin ona bir baskı yapmaya hakkınız yok, samimiyetiniz varsa tebliğ edin, nasihat edin.

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Sevgi ne demektir?

Sevgi de bizim sevgilimiz, ah bir anlasanız! Buradaki sevgi, duygudur. Bu duygunun temel olarak sahibi Allah’tır. Sevgi de bizim sevgilimizdir. Allah’ın sevmesi de bizim sevgilimizdir. Bizim sevmemiz de bizim sevgilimizdir. Biz sevmeyi severiz. Sufiler topluluğu sevmeyi severler. Eğer bir sufinin içerisinde, kalbinde bir nefret var ise o henüz daha sufi olmamıştır. Eğer sufinin kalbinde sevgiden başka bir şey kalmaz ve sufiden nefret çıkmaz. O yüzden derim, küfretmek sufinin işi değildir. Kalbi kararan kimselerin işidir. Hakaret etmek kalbi kararan insanların işidir, sevgisizlik kalbi kararan insanların işidir. Sevgisizlik sufinin işi değildir. Allah’ı sevenlerin iş değildir. Allah’ı sevme iddiasında bulunanların üzerinden sevgisizlik akmaması gerekir. Eğer üzerinden sevgisizlik akıyorsa gaflettedir, şeytaniyettir, nefsaniyettir, hızla tövbe etmesi gerekir. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Velinin Allah sevgisini anlarsanız ne olur?

Eğer bu noktada bir velinin Allah sevgisini anlarsanız Allah’a hamd edin. Bir velinin Allah’a olan aşıklığını anlarsanız Allah’a hamd edin. Bu çünkü büyük bir nimettir. Bir velinin sevgisini ve aşıklığını anlamak binlerce cilt kitaba bedeldir. Çünkü onu anlamak Allah’ın sevgisini anlamak, Allah’ın merhametini, rahmetini, lütfunu, ikramını anlamaktır. Çünkü velinin üzerinden tecelli eden sevgi, Allah’ın sevgisidir. Bunu anlayan kimse Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına mazhar olmuş, sıfatlarının tecelliyatını seyreden, hayretten hayrete geçen kimse demektir.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Nefes alıp verme sırasında ne hissedilmelidir?

Nefesini sevdiğine bağlar, o nefes alıp verirken o da nefes alıp vermek ister. Bekler yanında, nefesini tutar, o ne zaman nefes alıp veriyorsa o da o zaman nefes alıp vermeye başlar. O ne zaman ağzına lokma götürürse o da o zaman götürür. O ne zaman çorbadan bir kaşık alıyorsa o da o zaman bir kaşık alır. O ne zaman bir lokma yediyse o da o zaman bir lokma yer. O hangi adımını attıysa o da o adımını atar. O ne düşünüyorsa onun düşüncesine rabıta eder, onun düşüncesini yakalar, onun kalbindekini yakalar.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Ruhani sevgi nedir?

Tabii sevgi nedir? Annenin çocuğunu sevmesi gibidir. Tabii sevgidir; ağacı, böceği, çiçeği sever insan. Tabii sevgidir, adam karısını sever, kadın da kocasını sever. Tabii sevgidir bu. Bu herkes her şeyi sevdiği gibi herkes her şeyi sever. Bu tabii sevgidir, buradan çıkıp ruhani sevgiye yükselmeye başınca seven sevdiğini memnun etmek için uğraşır. Seven sevdiğini memnun etmek, razı etmek için uğraşır. O zaman sevdiğinin halleriyle hallenir, sevdiğinin istediği gibi olur.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Allah’ın ilahi sıfatları nerede tecelli eder?

Ben ilahi sıfatların tecelliyatı olduğumdan beri Onun zuhur yeri, o her daim zuhur eder. Ben her daim Onun zuhurullahı oldum, zuhurulgâhı oldum, tecelligâhı oldum. Neden? Ben Onun sıfatlarıyla sıfatlandım. Burada ilahi nitelikler diye çeviren çevirmiş, buradaki bu Onun ilahi sıfatlarına büründüğümden beri. İlahi sıfatlar. Onun sıfatıyla sıfatlanmak.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Sevgi ve aşk nasıl ifade edilmelidir?

Sevgi ve aşk, Allah’ın sıfatları üzerinde tecelli eden bir durumdur. Birisinin sevdiği kişi, aslında Allah’ın sıfatları üzerinde tecelli eden bir simgedir. Bu nedenle, birisinin sevdiği kişi, Allah’ın sıfatları üzerinde tecelli eden bir simgedir. Sevgi, Allah’ın sıfatları üzerinde tecelli eden bir simgedir ve bu sevgi, Allah’ın sıfatları üzerinde tecelli eden bir simgedir.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

Gönülleri cilalayanlar ne gibi özelliklerde olurlar?

Gönülleri cilalayanlar korkudan da kurtulmuşlardır. Hani velilerin, anlattı ya: “Onlara dünyada da ahirette de mahzun olmazlar, korkuları da yoktur.” dedi ya ayet-i kerime. Renkten de korkudan da onlar kurtulmuşlardır. Her solukta durmadan, dinlenmeden bir güzellik seyrederler. Bilginin şeklini, kabuğunu bırakmamışlardır da gözle görüp inanma bayrağını yüceltmişlerdir. Düşünce gitmiştir de aydınlığa kavuşmuşlardır, varlıklarını boğazlamışlardır da irfan denizi kesilmişlerdir. Herkesin ürktüğü, kaçtığı ölüme bile acı acı gülümserler. Kimsecikler onların gönüllerine bir zarar veremez, sedefe zarar gelir, inciye zarar gelmez.

Kaynak: Nefes III — 30 Nisan 2016 Sohbeti

İnsanlar hem zahir hem batın boyutunda değişken midir?

İnsanlar dış suretlerinde nispeten sabit ve değişmezlerdir ama düşünceleri ve uyanıklıkları düzeyinde an be an sonsuz bir değişme çeşitliliğine maruz kalırlar. İnsanlar onların o Buna yine bir şerh düşmek istiyorum, insanların suretleri de an ve an değişir. İnsanların suretlerinin an ve an değişmesi bir zahir noktadadır; ikincisi de batın, suret değişikliklerini makamsal noktadadır. Diğer göremeyebilirler. Mesela bir kimse zikrullaha başlamazdan önceki manevi sureti ile zikrullahın ortasındaki manevi suretiyle zikrullahın sonundaki manevi sureti değişir o kimsenin. Bir kimsenin zahiri sureti de zikrullahın başı ile ortası ile sonu arasında değişir. Bir kimsenin zahiri sureti an ve an değişir. Bu değişiklik bir önceki andakine benzediğinden dolayı biz onu aynısı zannederiz. Eğer değişmeseydi 50 yıl sonra o kimsenin sureti 50 yıl önceki sureti değildi. Demek ki değişti sureti. An ve an ona yeni elbise giydirildi. An ve an. Kilo aldı, elbise değişiyor hep onun, kilo veriyor, elbise değişiyor, güneşe çıkıyor, elbise değişiyor, gölgeye gidiyor, elbise değişiyor. Bu, işin zahir tarafı. Süt içmeye devam ediyor, süt içerse elbise değişiyor, rengi açılıyor, esmerse daha tatlı esmere dönüyor örneğin. Zeytinyağlı yerse cildi parlamaya başlıyor. Zeytinyağlı yemezse cildi soluyor, cilt pörsüyor. Zeytinyağlı yerse bütün yemekleri yüzü pırıl pırıl, cildi pırıl pırıl oluyor. Zeytinyağlı sabunla yıkanıyor, yüzü ve cildi pırıl pırıl oluyor. Yok o şampuandı, yok bilmem neydi böyle kimyasal maddelerden karışmış kuruşmuş bir sürü ne idüğü belirsiz bir şeylerle yıkanıyor, cildi pörsüyor onun, yaşlanıyor. Bir de cildinde tuhaf kokular oluyor. O kimyasal maddeler kalıyor onda. Kadınlar bunlardan uzak dursunlar. Erkekler de uzak dursunlar. Kadınlar kimyasal maddelerle yıkandıklarından dolayı erkekler bir müddet sonra kadın istemez hale geliyorlar. O kimyasal maddelerin tecelliyatı. Veya erkeler o kimyasal maddelerle yıkanıp temizlendiklerinden dolayı bir müddet sonra kadın da onu istemiyor. Çünkü vahşi kapitalist global dünyaya göre onun çok hızlı çalışması lazım. Sabah işe erken gitmesi lazım. Bütün işini, eforunu sarf edip akşama yorgun dönmesi lazım. Her ikisinin de birbirini görmemesi lazım fazla. Fazla birbirlerini görürlerse o zaman kapitalist dünyanın işine gelmez. Çocuk yapmaya da fırsat olmaması lazım. Çok çalışmaları lazım. Çok. Bir sürü deodorant, bir sürü parfüm, bir sürü böyle koku moku her tarafına sıkması lazım herkesin. Bize o böyle aa ilgi çekiciymiş gibi geliyor o esnada, sonra vücuda zarar geliyor ve o kimsenin fiziki değişiyor mu? Evet. Kadınlar habire saçlarını boyuyor ya. Habire boyuyor, boyadan boyaya geçiyor, boyadan boyaya geçiyor, boyadan boyaya geçiyor, kadının saçının ne renk olduğunu adam da unutuyor. Adam düşünüyor artık, evlenirken- ben bu kadını aldığımda- siyah saçlıydı, şimdi bembeyaz veya sapsarı. Geçen gün gördüm, birisi parlament mavisi boyatmış. Enteresan, rengarenk. Bildiğiniz parlament mavisi. Bir tarafı parlament mavisi yapmış, bir tarafı böyle vişne çürüğü renginde yapmış. Enteresan. Ülkemiz rengarenk. Bunların hepsi de ne yapıyor, onun fizikini değiştiriyor mu? Evet. O yüzden katılmadım buraya çünkü o kimsenin zahir görüntüsü de sabit değil. Mana? O zaten düşünce, hiç sabit değil. Bir kimsenin düşüncesini sabitleyemezsiniz. Sabitleyebilirseniz. Bir de kalbi düşünce vardır, orayı da sabitleyemezsiniz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne buyurdu? "Ya Rabbi, benim kalbimi dininde sabit eyle." Dikkat edin, duaya dikkat edin! Duaya dikkat edin, bize çok büyük bir işaret. Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki "Ya Rabbi, benim kalbimi senin dininde sabit eyle." Dikkat edin son kelimeye! "Senin dininde sabit eyle." Allah’ın dininde. Diyeceksiniz ki bu Allah’ın dininin kitabı ne? Kur’an-ı Kerim. Ama Kuran-ı Kerim’in gerçek manası Allah’ta. Sünnet-i Resulullah’ın gerçek, hakikat manası Allah’ta. Biz zahir bize indirilmiş olan, verilmiş olan Kur’an ve sünnete baktık. Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin duasında enteresan bir ince perde var. Bu, bencesi. Diyor ki "Benim kalbimi senin dininde sabit eyle." Kur’an onun dinine gidilecek bir kapıdır, vesiledir. Sünnet-i Resulullah, Allah’ın dinine gidilecek bir kapı, bir vesiledir. Kur’an ve sünnet bizi Allah’ın dinine götürür. Tekrar ediyorum. Kur’an ve sünnet bizi Allah’ın dinine götürür. O zaman hep beraber dua etmeliyiz. Yarabbi bizim kalplerimizi kendi dininde sabit eyle. Âmin. Burası çok önemli. O zaman bir kimsenin kalbi de değişken midir? Evet. Aklı değişken midir? Evet. Kalbi de değişken midir? Evet. Başka hadis-i şerif: "İnsanların kalpleri Allah’ın iki parmağının arasındadır." O zaman bu, insanların da kalplerinin değiştiğine işaret mi? Evet. O zaman insan hem zahir olarak hem düşünce boyutunda, akli düşünce boyutunda, hem kalbi düşünce boyutunda değişken midir? Evet. Son nefeste imandan küfre düşebilir mi? Evet, değişken çünkü. Son nefeste küfürden imana dönebilir mi? Evet, değişken çünkü sabitlenmiş değil. Bir kimsenin fiziki de sabitlenmiş değil bu manada, değişkenliğe ait ama kadın erkek olacak, erkek kadın olacak değil, bu fıtrata aykırı bir şey. Değişkenlik o kimsenin trafik kazasında kolunun koparılması gibi. Trafik kazasında bir gözünün kör olması gibi. Değişken mi? Evet. İhtiyarlamak değişkenlik mi? Evet. Çocuğun büyümesi değişkenlik mi? Evet. ARABÎ bunu şöyle açıklar: Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem "Allah alemi kendi suretinde yarattı." demiştir. Buraya da şerh düşmem lazım. Buradaki alıntı benim okuduğum gibi değil. Cenâb-ı Hakk alemi Âdem’in suretinde, Âdem’i de kendi suretinde yarattı. Hadis-i kudsi bu. Arabî’nin Füsus’unda da Fütuhat’ında da geçer bu. Arabî bunu Fütuhat’ında kendisi de bunu böyle alır, böyle söyler. Burada çeviri yapan kimse bunu nerden aldıysa burada bir sıkıntı var. Şimdi burada Allah alemi kendi suretinde yarattı, dolaylı bir şekilde evet ama hadis-i kudsinin metni şu: "Allah alemi Âdem’in suretinde, Âdem’i de kendi suretinde yarattı." Âdem’i kendi suretinde yarattı. O yüzden ben insanı büyük alem olarak görürüm. İnsan batın boyutunda değişime maruz kalırken zahir boyutunda sabittir. Yok kabul etmiyorum. Zahir boyutu da sabit değildir. Bu nedenle insan hem değişime hem de sabitliğe sahiptir. Bir veçheyle. An ve an hem değişime hem sabitliğe sabit midir? Evet, ama bu katıldığım şey çünkü bir an üzerinde sabittir, bir an üzerinde değişime tabidir. Ne var ki Hakk, zahir ve batın olarak tanıtılmıştır. Evet. Zahir değişime, batın sabitliğe sahiptir. Bu yüzden batın olan Hakk insanın zahir boyutuyla, zahir olan Hakk insanın batın boyutuyla aynıdır. Bu, denklem olarak evet ama insanın hem zahiri hem batını değişime muhtaçtır, değişir. Cenâb-ı Hakk zahir noktasında değişime, batın yani Cenâb-ı Hakk’ın zatullah noktasında değişimi yoktur. Buna göre insan bir ayna gibidir. Eyvallah. İnsan bir ayna gibidir, değil, aynadır. Gibi değildir, aynadır insan. Buradaki kastım mümin olanlar için geçerli. çünkü hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kati söyledi: "Mümin müminin aynasıdır." gibidir, demedi. Hazreti Muhammed-i Mustafa hazretleri gibidir demediğinden dolayı kati diyorum, mümin müminin aynasıdır. Mümin Allah’ın ism-i şerifidir. "Mümin müminin aynasıdır." deyince, mümin Allah’a baktığında kendisini görür. Cenâb-ı Hakk’ın da Mümin ism-i şerifi bir kulun üzerinde zuhur ettiğinde, tecelli ettiğinde de Allah da kendi ismini kulunun üzerinde tecelliyatını seyreder. O zaman bir kimse Cenâb-ı Hakk’ın Mümin ism-i şerifinin tam tecelliyatıysa diğer müminlere de ayna olur ama her mümin mümine ayna vazifesi görür. O yüzden sufiler derler ki, karşıda gördüğün eksikliklerin hepsi de sende var. Derviş kardeşinin üzerinde ne eksiklik gördüysen sende var. Etrafınızda ne eksiklik gördüyseniz hepsi de sende var. Kimi eksik gördüysen o eksiklik sende var. Mümin böylece kendisini kemale erdirir. Sufiler şeyhlerine bakarlar eksikliklerini görürler kendi eksikliklerini. Şeyhin üzerinde bir eksiklik görüyorsa yine o eksiklik kendisindendir.

Kaynak: Nefes III — 23 Nisan 2016 Sohbeti

Sufi hayata geçmeden önce yaşam tarzınız nasıl idi?

Kendini işe çalışmak için çalışıyorum. Çalışmayı önemsediğim için çalışıyorum, işe de ihtiyacım yok. Kötü örnek olmamak için çalışıyorum. Demesinler, ne işi var adamın ya, diye. Ama dünya imparatorluğu kurmak istemiyorum. Merak etmeyin, plazalar yapmayacağım, merak etmeyin, ben öldükten sonra çil altınlarım kalmayacak sizlere, ben öldükten sonra bilmem hangi bankalarından bilmem hangi hesaplar çıkmayacak. Çocuklarıma da vasiyet ettim, sakın arkamdan para pul aramayın, param pulum yok, dedim. Etrafımdaki birinci derecedeki kardeşlere vasiyet ettim, sakın etrafımdan para pul aramayın, yok, dedim. Dükkanımda bir defterim var, defterimde borcum ve alacağım yazılıydı. Borçlarım kalmadı, bitti geçen hafta itibarı ile, Allah’a hamd ediyorum. Bir iki borcum vardı. Orada alacaklarım var. İster alsınlar, ister almasınlar. İsteyen ödesin, istemeyen ödemesin. Silecek olduklarımı sildim zaten. Onlar farklı. Diyeceksiniz ki, sana yol sordular, sen ne anlattın? Anlattım ki yolum belli olsun.

Kaynak: Nefes III — 25 Mayıs 2013 Sohbeti

Sufi hayata geçmeden sonra yaşam tarzınız nasıl değişti?

Ben tüketici toplumdan rahatsız olan bir insanım. Ben emperyalizmden rahatsız olan bir insanım; ben sömürüden -bunu böyle solcu dili gibi görebilirsiniz-ben sömürüden rahatsız olan bir insanım. İnsanların gidip o lüks alışveriş merkezlerinde öyle bir hayat sergilemelerinden rahatsız bir insanım. Ben sadece ana yolların üzerinde önlerinden geçiyorum o kadar. Korupark dediğiniz yerin önünden geçtim ben. İzmir yolu mecburi istikamet oraya koymuşlar, oradan geçerken Korupark, diye gördüm, bu kadar. İki sefer mi ne, bir Hacı Remzi’yle girdim As Merkez’e, bir de Hacı Erkan’la girdim As Merkez’e. Mecburiyetten girdim. Hacı Erkan’la da girdim, düşeceğim sanki, üstüme üstüme geliyor o koca yer. Erkana tutundum yanımda. Kendimi alıştırmaya çalıştım, alıştırmaya çalıştım, Mustafa Özbağ alış, dedim, ne var bunda, dedim, teskin etmeye çalıştım kendi içimden, yok. Hacı Erkan beni iyi tut, dedim. Üzerime üzerime geliyor her şey. Ben Müslümanların orda boy göstermelerinden rahatsızım. Ben o devasa alışveriş merkezlerinde, devasa otellerde kalınmaya karşıyım kendi içimde. Ben 52 yaşındayım, tatil nedir bilmiyorum. Benim hiç tatilim olmadı. Ben bir haftalığına bir yere gidip, ayaklarımı uzatıp yattığımı hatırlamıyorum. Bir haftayı dolu dolu evde geçirdiğimi hatırlamıyorum ben. Bir haftada 7 gece var, 7 gece evde dolu dolu yaşadığımı hatırlamıyorum sufi hayata geçtiğimden beri. Ondan öncesinde de hatırlamıyorum. Ben haftada 4 gecesi, bu haftanın fazlasıdır çünkü, 3 gece olursa haftanın azı olur 4 gece olursa haftanın fazlası olur. Haftanın 4 gecesi zikre gitmeyen, derse gitmeyen bir kimseyi, ben gitmezsem kendimce günah-ı kebair işlemiş gibi görüyorum. Ben son 10 yıldır oruçsuz bir hafta geçirdiğimi hatırlamıyorum. Oruç beni terk etti. Beni terk etti. Ya ben ona layık olamadım, çekti gitti benden, öyle görüyorum. Diyorum, gitti. Ben ona da layık olamadım. O yüzden hiç yüzüm aydınlanmadı benim. Nasıl bir hafta insanın oruçsuz geçer, bilmiyordum. Şimdi iki üç haftadan beri geçiyor benim de… Demek ki böyle bir duyguymuş… Nasıl geçiyor bilmiyorum ama geçiyor… Bilmiyorum daha ilerde 4’ten 3’e mi inerim, 3’ten 2’ye mi inerim? Şimdi altı yedi şehir gezerken bilmiyorum ki kaç şehre inerim. Korku nedir bilmiyordum ben ya. Şimdi korkuyla yüzleşiyorum herhalde korkuysa bu. İnsanlar göreceklerini görüyorlar. Sufi algı. Sufi algımı onun üzerine koymuşum: ibadet. İbadetsiz bir sevgi, sevgisini ibadetsiz bir tanımlayamıyorum. İbadet bu noktada olmazsa olmaz. İbadetsiz bir Allah tanımlayamıyorum.

Kaynak: Nefes III — 25 Mayıs 2013 Sohbeti

Sufiler kendilerini Hakk’tan ayrı ve müstakil görürler mi?

Sufiler kendilerini Hakk’tan ayrı ve müstakil görmezler hiç. Görmediklerinden dolayı kibirlilikleri yoktur. Hakk’tan ayrı, müstakil görenlerde o yüzden kibirlilik vardır ama biz Hakk’a bağımlıyızdır, sufiler öyle düşünürler. Her an ilme’l yakin noktasında biz Hakk’a bağımlıyız. İlme’l yakin noktasında. Cenâb-ı Hakk çünkü ilm-i ilahisiyle bütün varlık alemini kuşatmıştır. O yüzden bütün varlık alemini kuşattığından dolayı varlık kendi kendisine, ben müstakilim benim Hakk’a ihtiyacım yok, deme lüksüne sahip değildir.

Kaynak: Nefes II — 26 Kasım 2016 Sohbeti

Bir Müslüman olarak nasıl bir insan olmamız gerekir?

Ken bizim önümüze koyacak olduğumuz prototipimiz kim bir Müslüman olarak? Önce bir insan olarak nasıl bir insan olmak isterdiniz? Sufiler bir şeyi kendilerine sorarlar önce. Hani var ya meşhur ya hadis-i şerif "Kendisine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapma" Birincisi biz ideal noktasında kendimizi nasıl bulmak istiyoruz, görmek istiyoruz ve görmek istediğimiz kendimizin prototipi kim?

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Kendimizi nasıl bir prototipe göre şekillendirmeliyiz?

Sakın hiç kimse bana Muhammed-i Mustafa demesin. Bizim içimizdeki arkadaşlar, kardeşler, hepimiz dahiliz buna. Sebep? Biz Muhammed-i Mustafa’yı bu noktada fikir olarak, edebiyat olarak, anlatma olarak prototipimiz, yaşamak olarak değil. Zaten İslam dünyasının kendi içerisinde, İslam dünyasının bizi ilgilendiren sufiler içerisinde en büyük handikap bu. Biz üçyüz tane beşyüz tane hadis-i şerif ezberimizde var ama bunun kaç tanesi bizim yaşantımıza tecelli etti? Bizim hadis veya ayet bilmemiz bizim gerçeğimizi değiştirmiyor. Biz bu ayet veya hadis fıkıh bilgimizle biz neyiz? Ne olmak istiyorduk da ama neyiz? Sıkıntı burada.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

İslam dünyasında neden bir prototip eksikliği vardır?

Zaten İslam dünyasının kendi içerisinde, İslam dünyasının bizi ilgilendiren sufiler içerisinde en büyük handikap bu. Biz üçyüz tane beşyüz tane hadis-i şerif ezberimizde var ama bunun kaç tanesi bizim yaşantımıza tecelli etti? Bizim hadis veya ayet bilmemiz bizim gerçeğimizi değiştirmiyor. Biz bu ayet veya hadis fıkıh bilgimizle biz neyiz? Ne olmak istiyorduk da ama neyiz? Sıkıntı burada. Yoksa ben burada çıkıyorum kale ya Resulullah okuyorum burada, ama ben kendi özel hayatımda, kendi özel yaşantımda birinci dairede ben o prototipin nesini yaşıyorum? Bildiğim hadislerin kaç tanesi hayatıma tecelli ettirdim? Bildiğim ayet-i kerimelerin kaç tanesi hayatıma tecelli ettirdim? İdeal insan tiplemem benim Muhammed-i Mustafa olurken Muhammed-i Mustafa’dan sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden anladığım ne benim? Anladığımla beraber yaşadığım ne? Bu önemli.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Müslümanların kendilerine bir prototip oluşturması neden önemlidir?

Müslümanlar o prototipi kendi üzerlerinde oluşturamıyorlar. Bakın gelen sorulara. Kadın diyor ki, sizin sohbetlerinize geliyor benim eşim, kendi akrabalarına giderken beni de alıp götürüyor harika, orada günler yaşıyoruz ama benim akrabalarım söz konusu olunca hiçbir yere gitmiyor. Buyurun. Biz prototip olarak Muhammed-i Mustafa’yı kendimize örnek almış olsaydık eşimizin akrabalarına da hürmet hizmette saygıda kusur etmezdik. Biz daha birinci dairede kendimizde, kendi evimizde, kendi nefsimizde bu prototipi uygulamakta güçlük çekiyoruz. Kendi arkadaşlarımızın arasında.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

İslam dünyasında edebiyatın yerini alması neden sorun oluşturur?

İslam dünyası bunun edebiyatını yapıyor. İslam dünyası bunun edebiyatını yaptığı müddetçe dağılmaya, yok olmaya, yerlerde sürünmeye mahkûm. Bizim kadınlarımızda da aynı erkelerimizde de aynı. Hepimizin önünde bir prototip var. Kadınların önünde bir prototip: Başı örtülü olacak, uzun bir mantosu olacak, mantoyla yerleri süpürecek. Osmangazi, Yıldırım belediyesine ihtiyaç kalmayacak o kadar takva sahibi olacak yani ama İslam ahlakı ona uğramamış olacak.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

İslam ahlakının uygulanması için ne gereklidir?

Namazı kılacak "Es Selamun aleyküm ve rahmetullah, es Selamun aleyküm ve rahmetullah. Filancanın gelini ne yapmış biliyor musun?" diyecek "Fişmancanın evinden bir adam çıkarken gördüm." diyecek "Fişmancanın evine bir adam girdi kim bu adam ya?" diyecek, başlayacak sarmaya. Ne yaptı? Namaz kıldı. Sağına kime selam verdin diye soracaksın. Ya önce sağına selam verdin.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

İnsanlık boyutuna, ahlaki ve sosyal noktalara ulaşmak neden önemlidir?

İnsanlık boyutuna, ahlaki ve sosyal noktalara ulaşmak, dinin sadece ibadetlerle değil, toplumsal ve ahlaki değerlerle de bağ kurulması gerektiğini vurgular. Bu, İslam’ın sadece namazla abdestle, oruçla bağlanmaması gerektiğini ifade eder.

Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti

İslam dünyasında eleştirel akıl eksikliği nedenleri nelerdir?

İslam dünyası işin kolaycılığını yapıyor. İbadetleri değiştirmeye çalışıyor. Birisi çıkıyor diyor ki: Fazla oruç tutturuyorsunuz bize. Bakın ramazanlarda uğraştığımız şeyler: Oruç fazla tutuyoruz saat olarak, sakız orucu bozar mı, yolda yürürken ağzıma yağmur damlası düşse orucu bozar mı, ruj orucu bozar mı, diş macunu orucu bozar mı, bakmadım sorulara içinde muhakkak vardır.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Dini sevdirme ve Allah’ı sevdirme nasıl sağlanır?

Dini sevdirin, Allah’ı sevdirin, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevdirin. Bunun için önce kendiniz sevin. Namazı sevdirin diyeceğim, önce namazı siz sevin. Namaza akın, namaza koşun. Orucu sevdirin. Önce orucu sen sev. Oruç tutmak için can at, "Aa ramazan geldi mi? Göz açıp kapayınca geldi ya… gene oruç mu tutacağız.." Hayır. "Ay ne kadar güzel ramazan geldi, üç aylar geldi. Harika. Bak bugün Regaip Kandili, herkes oruçlar tuttu, bu gece Cenâb-ı Hakk dualarımızı kabul edecek" Regaip gecesi yapılan duaları Cenâb-ı Hakk geri çevirmez, Şaban’ın 15.gecesi yapılan duaları geri çevirmez. Bakın hadis-i şerif. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı, madem bizim irademiz yoktu, o zaman bizim dua etmemizin bir anlamı yok "Dua edin duanıza icabet ederim" diyor. Anlamı var. Dua edenlerin dualarına icabet edecek. Hususi bir icabet bu. Cenâb-ı Hakk bütün varlığına icabet eder. Bütün varlığa icabet eder, bütün varlığa ilme’l yakindir her şeye yakindir ama bu özel, hususi yakinlik. Ne? Bu geceye has. Diyor ki: bu gece dua edenin duasını kabul ederim. Bu gece. Bu gece özel yakinlik var. Ne? Bunu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri söylemiş.

Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti

Zorlamadan teşvik etme nedir?

Biz insanları zorlamak için burada değiliz. Sufilik gönüllülük esasıdır. Gönüllülük. İsterse koşar adam, isterse çırpınır, Allah’ı isterse sever cüzi iradesinde, istemezse sevmez. Namazı isterse kılar o kimse ona zorla namazı kıldırsanız ne olacak? o kimse namazı zorla kıldıktan sonra ibadetin sevabı yok. Zorla oruç tuttursanız ne olacak ona? Zorla oruç tutturmanın ona bir faydası yok, zorla namaz kıldırmanın ona bir faydası yok, zorla örtmenin bir faydası yok, zorla sakal bıraktırmanın bir faydası yok "Sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." Bu, dinin özü. Biz teşvik etmekle mükellefiz. "Haydi kardeş namaza gidelim, bir seferde olsa Onun huzurunda duralım, ibadeti yapalım." Zorlamak yok. Asla etrafınızdaki hiç kimseyi zorlamayın. Çocuklarınızı zorlamayın, gelinlerinizi zorlamayın, damatlarınızı zorlamayın, eşlerinizi zorlamayın, arkadaşlarınızı zorlamayın, dini sevdirin, Allah’ı sevdirin, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevdirin.

Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti

Ahlakı bir merasim üniforması gibi taşıyan insanın ne olur?

Ahlakını bir merasim üniforması gibi taşıyan insan çıplak dolaşsa yeğdir. Yani ahlakı o kimsenin üzerinde duruyor, içine sinmemiş, kalbine oturmamış, onun düşünesine yerleşmemiş. Düşüncesine yerleşmeyince hiç kimsenin görmediği yerde hırsızlık yapabilir. Etrafında tanıdık bir kimse yoksa yalan söyleyebilir. Yolda bir kadın ona hiç kimsenin olmadığı yerde gel derse gidebilir. Birisi cazip bir teklifle baş başa kaldığında bir haram teklif ederse çok cazip bir şekilde, tanıdık bir kimse yoksa onu kabul edebilir. Onun ahlakı üniforma gibidir.

Kaynak: Nefes — 26 Ocak 2013 Sohbeti

Ahlaksız birinin ahlakı ne gibidir?

Yeni bazı sufi kardeşler vardır, tekkeye geldiklerinde kendilerini çok mazbut, çok makul, çok malum, çok ehil noktaya tutarlar. Bu, terbiyenin başlangıcında normaldir ama bir müddet sonra o makul ve malum adam eve gittiğinde eşine hakaret ediyorsa, eve gittiğinde çocuklarına hakaret ediyorsa, dışarı çıktığında yanı başındaki arkadaşa, yoldaki komşuya, etrafına hakaret ediyorsa onun ahlakı üniforma gibidir. Aslında o ahlaksızdır. Aynı zamanda da münafıktır. Acı bir şey ama öyledir.

Kaynak: Nefes — 26 Ocak 2013 Sohbeti

Ulema ve ümera arasındaki ilişki nedir?

Ulema ve ümera, din ve devlet, İslam’da ayrılmaz ikilidir. Bakın, İslam’da dinle dev-let ayrılmaz bir ikilidir. Bunları ayrıştırmak, bunları ayırmak, bunları farklı farklı odalara hapsetmek mümkün değildir. İslam’da bu mümkün değil-dir. Hiçbir zaman mümkün olmamıştır. Dinle devlet hep iç içe olmuştur İs-lam’da. Zaten Batıyla İslam’ın yol ayrımı, ayrışması bu noktadandır. Yoksa bir İslam’ı, yani kutsal metin olarak kabul ettiğimiz Kur’an’ı ve kutsal me-tin olarak, kutsal metnin açıklaması olarak kabul ettiğimiz hadisleri devlet işinden ayırırsak o zaman din sadece okullarda öğretilen, İmam Hatiplerde, İlahiyatlarda öğretilen, insanların camide mescitte yaşayacağı bir din olacak, ayrıştırırsak. Mesela hukukla alakalı ayetler, hukukla alak ki hadisler, yöne-timde siyasetle alakalı ayetler ve hadisler ne yapacağız? Bunlar âtıl vaziyette duracak ya da daha önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk yıllarında ku-rulduğunda meclisteki tartışmalardan birisi oydu, Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayet-i kerimeleri biz ortadan kaldıralım, Kur’an’ı yeniden basalım veya ge-çenlerde Fransa bunu söyledi ya, Fransa bunu söyleyince ortalık ayağa kalktı, Büyük Millet Meclisinde bu zaten konuşuldu. Fransa devlet başkanı dese ki; ne ayağa kalkıyorsunuz bunu siz kendiniz konuştunuz, kendiniz tartıştınız, kendiniz hala da bunu kendiniz istiyorsunuz, dese söyleyecek bir lafımız yok. O zaman dinle devletin birbirinden ayrılması mümkün değil.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

İslam’ın kavramları, örneğin eşitlik, özgürlük ve adalet, nasıl tanımlanıyor?

İslam’ın kavramları, örneğin eşitlik, özgürlük ve adalet, Kur’an ve sünnet dairesindedir. Eğer Kur’an-sünnet dairesinde bir özgürlük değil ise İslam o özgürlüğü kabullenmez. Bizim önümüze bu kelimeleri koyaraktan farklı taraflara çekiyorlar. Siz şimdi eşitlik ve özgürlük dediğiniz de özgür-lük: Yani bir kimse -çok özür dilerim- olmayan, Cenâb-ı Hakk’ın fıtratına aykırı olan üçüncü cinsiyeti oluşturuyorlar. Özgürlük deyince üçüncü cin-siyet de giriyor. Sınırsız bir özgürlük, sınırsız bir özgürlük deyince insanın istediği her türlü melaneti işlemek giriyor. İslam’da böyle bir özgürlük yok. İslam haramları belirlemiş, sınır çizmiş. Geçen gün bir mail atmış bana bir kimse, işte ben dinimi çok seviyorum ama eşcinselim. Bir başkası mail at-mış, sizin yazınızı okudum eşcinsellerle alakalı, yani bizim de hakkımız değil mi? Veya kimisi daha fazla, daha uzun uzun şeyler yazıyorlar. Yani biz hangi özgürlükten bahsedeceğiz; insanların kendi fıtratını bozduğu, kendi fıtratla-rını yok ettiği, kendi fıtratlarının üzerinde oynandığı özgürlük mü? Özgür-lükten kastımız ne, insanların sapıklıklarını özgür bir şekilde yaşayabilmesi mi? Ben istediğim sapıklığı yapabilirim. Öyle mi? Yani özgürlük dediğimiz de örneğin: Amerika’da herhangi bir kız çocuğunu bir adam onunla cinsel ilişkiye girdiğiyse aralarında kırk yaş yoksa hiçbir suçu, hiçbir cezası olma-yan bir özgürlük mü? Özgürlük dediğimiz de Belçika’daki gibi on üç yaşın-daki bir kızın istediği kimseyle cinsel ilişkiye girme özgürlüğü mü? Özgürlük dediğimiz Hollanda’da on iki yaşındaki bir kızın istediği bir erkekle cinsel ilişkiye girme özgürlüğü mü? Özgürlük dediğimiz Hollanda’da herhangi bir kimsenin bakkaldan sigara alır gibi uyuşturucu alma özgürlüğü mü? Özgür-lük dediğimiz de özgürlükten kastımız ne, hiçbir ahlaki sınır tanımamak mı özgürlük? Bugün Türkiye’ye dayatılan, dünya insanlığına dayatılan bu tip bir özgürlük var. Ahlaki sınırı olmayan bir özgürlük. Kadınların meta gibi satıl-dığı, erkeklerin meta gibi satıldığı, kadın ve erkeklerin bu konuda hiçbir sı-nır tanımadığı bir özgürlük mü? Kelimeler arkasına saklanıyor ve işin en en-teresan noktası üçlü teslis inancı: eşitlik, özgürlük ve adalet lafı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

Bugün asabiyet duygusu insanların bir arada bulunmasına yeterli bir faktör mü?

Bugün asabiyet duygusu insanların bir arada bulunmasına yeterli bir faktör değildir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları