Yunus Emre “Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil” demiş. O yüzden sufilik yolu gönül kırma yolu değildir; incitme yolu da değildir. Doğruyu söyleyeceksin, ama doğruyu dahi doğru bir şekilde söyleyeceksin. İncitmeden, kırmadan, eleştirmeden doğruyu söyleyeceksin.
Sufilik yolu, gönül kırma yolu değildir, sufinin dili sert o Hakkında
Bugünün insanlarının dili mümin dili değil. Televizyon kültürü eleştirmeyi sanki dinin emriymiş gibi dayattı. Oysa İslam birisine eleştiri değil, nasihat eder. Nasihat dilinin nasıl olacağını da Cenab-ı Hak bizzat gösterdi: Hz. Musa’yı Firavun’a gönderirken “Tatlı tatlı anlat benim Rab olduğunu; ola ki hidayete erer” buyurdu. Firavun’a gönderilen Musa Aleyhisselam bile dilini sertleştirmedi.
Sufiler arasında dil çok önemlidir. Doğruyu söylerken kibirlenerek söyleyen, tepeden bakan, birisine bir şey anlatırken kendini üstün gören kimse yola girecek olanları kırıyor, incitip uzaklaştırıyor. Tarih boyunca böyle davrananlar, tepeden davrananlar bir çiçek bile büyütememişler; sebep dilleri ve kibirlilikleri.
Bir de dervişler arasında kendini makam sahibi sanan, etrafına ahkam kesen kimseler olur. Sufilik bunu kaldırmaz. Bir müddet sonra o dile sahip olan kimse dergahın içinde yalnızlaşır ve bir gün kendisi çıkıp gider. “Beni kimse sevmiyor” der; seni kimse sevmez, sebep dilindir. Çünkü kimseyi incitmeden, kimseyi kırmadan yürümek sufi ahlakının özüdür.
Kaynakça
- Tâhâ Suresi, 44. Ayet: “Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır ya da korkar.”