İslam toplumu gün geçtikçe bu itaat mekanizmasını kaybediyor. Allah’a itaat edin demiş. İslam toplumu Allah’a itaat etmiyor. Resulüne itaat edin demiş. İslam toplumu resulüne itaat etmiyor. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin demiş. İslam toplumu itaat etmiyor. Biz neden dağınık parçalanıkız? Allah’a itaat etmediğimizden, resulüne itaat etmediğimizden, bizden olan emir sahiplerine itaat etmediğimizden, heva hevesini ilah edinenlere itaat ediyoruz. Bu isterse siyasetçi olsun, ister bürokrat olsun, ister ticaret ehli olsun, ister zengin olsun, ister fakir olsun, ister annemiz olsun, ister babamız olsun, ister kocamız olsun bizim. Eğer o kimse Kur’an ve sünnet dairesinde değil ise, heva hevesine uyduysa ona itaat olmaz. Ama biz heva hevesini ilah edinenleri itaat etmeye alıştığımızdan bir üstada itaat etmeyi göze alamıyoruz. Nefsimize ağır geliyor.
Allah’a, Resulüne ve kendilerinden olan emir sahiplerine ita Hakkında
Eşler, kadınlar kocalarına itaat etmek ağır geliyor. Onu normalde dergahın içerisine de yansıtıyor. Oysa kocaya itaat de farz. Oysa babaya da itaat faz. Yani bir çocuk babasına itaat etmek zorunda. Ama ne yazık ki çocuklarımız da bunu terk etti ve o itaatsizlik silsilesi İslam toplumunu bozdu. Bu ne zamandan beri? Uzun zamandan beri. Uzun zamandan beri bir itaatsiz bir toplum oluştu. itaat edilmesi gereken yerlere itaat etmeyen ama itaat edilmemesi gereken hatta itaat edilirse küfre insanı düşürecek olan itaat edilirse günah-ı Kebaire sokacak olan, itaat edilirse insanın ahirete helak olacak olan yerlere itaat ediyor. İslam toplumu başında zalim bir devlet başkanı var. Ona itaat ediyor. Mesela başında zalim bir kral var.
ona itaat ediyor. Kur’an ve sünnetin dışında bir şey var. Ona itaat ediyor. İslam toplumu bunun farkında değil. kendince zevahiri kurtaracağım diye uğraşıyor. Şöyle oldu da, böyle oldu da, yan yattı da, çamura battı da, şu şöyle oldu da, bu böyle oldu da kendi kendisine cevaz veriyor. Ve bu cevaz vermek insanları farkında değil, gevşetiyor. Müslümanlar gevşek bir Müslüman oluyor ve Bosna’da katliama uğruyor. Müslümanların kılı kıpırdamıyor. Herkes sazda, cazda, barda, yazlıkta, kışlıkta hayat devam ediyor. Sonuçta Afganistan’da yerle oluyor Afganistan. Müslümanlar yine itaatten, cihattan bir haber kendince kendi dolaplarına, kendi elbise dolaplarına, kendi yiyecek dolaplarına bakıyor. Normalde kendince işine bakıyor, gücüne bakıyor.
Afganistan yerle eksan olmuş, umruna katmıyor ama kafir durmuyor. Müslümanların bu itaatsizliğinden, bu dağınıklığından faydalanıyor. Orada durmuyor. Ardından Irak’ı bombalıyor. Ardından Suriye’yi bombalıyor. Orada da durmuyor. Ardından Filistin’de katliam yapıyor. Bildiğiniz 100 yılın katliamı var. Müslümanlar sessiz, sakin ama Müslümanlar ne yazık ki Kur’an ve sünnete itaat etmediğinden, Kur’an ve sünnete itaat etmediğinden, Kur’an ve sünneti es geçtiğinden bunları da görmüyor. Hatta kendi yaşadıkları ülkelerde, kendi yaşadıkları beldelerde kendi başkanları, devlet başkanları kendi sistemleri Kur’an ve sünnetin dışında bir sürü halt işliyorlar. Müslümanlar bunları da görmüyorlar. Biz böyle yapa yapa yapa yapa çok olmamıza rağmen denizin üzerindeki köpük misaliyiz. Hiçbir yerde hiçbir ağırlığımız yok.
Ve gözümüzün içine baka baka Müslümanlar katlediliyor. Gözümüzün içine baka baka Müslümanların hakkı, hukuku çiğneniyor. Gözümüzün içine baka baka Müslümanlar her yerde, yerlerde süründürülüyor ve Müslümanlar hala da bakın Müslümanlar hala da evlerini değiştirecek, eşyalarını değiştirecek, yazlıya gidecek, kışlıya gidecek, kreasyonlarını değiştirecek. Bu yaz moda neymiş? Bu kış trend neymiş? Nerede tatil yapılırmış? Nerede beş boynuzlu otele gidilirmiş? Onun da hakkı değilmiş mi? Müslümanlar bunları düşünüyor ve bunları ben düşündükçe kendi kendime deliyim. Ya düşünecek başka bir şey yok. Bunları düşündüğüm zaman üzülüyorum kendi kendime. Diyorum ki İslam dünyası ne hale geldi ve en sıkı durması gereken sufi topluluklar. Sufi topluluklar da bu sıkılıklarını gün geçtikçe kaybediyorlardı.
Yeah.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı