Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 15/20
Dünya sevgisi neden manevi incilerin tecelli etmesine engel olur?
Kalbinde dünya sevgisi var ise senin kalbine manevi inciler tecelli etmez. Orda feraset nuru olmaz, oraya feraset nuru orda tecelli etmez. Tirmizi’de geçiyor, hadisi şerif, diyor ki: ‘Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak insanı cehenneme götürür.’ Demek ki dünya malından ayrılınca üzülynk, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak insanı cehenneme götürür. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dünya sevgisi, Hz. Mevlana der ki Mesnevi’de: ‘Bizde almak satmak yasaklanmadı, bize yasaklanan dünya sevgisi’ der. Bize yasaklanan dünya sevgisi. işte hadisi kutside de Cenab-ı Hak buyuruyor ki: ‘ Ey dünya (bu çok hoş), ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol, bana hizmet edene hizmetçi ol. (Cenab-ı Hak dünyaya söylüyor bunu). Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol, sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun. Muhteşem bir şey, ey dünya bana hizmet edene sen hizmetçi ol, sen Allah’a hizmet ediyorsan dünyada sana hizmetçi olacak. Bunda şek şüphe etme, dünya senin peşinden koşacak, şunu yakalayalım da benden faydalansın diye. Senin gelecek, önüne gelecek.
Allah yolunda koşturmayanlar ne tür bir durumdadır?
Allah yolunda koşturmayanlar, Allah yolunda cihat etmiyorsa Allah yolunda davranmıyorsa, koşmuyorsa o çok ağlayacak, az gülecek.
Dinlemek neden şarttır?
Bir üstat konuşurken herkes pür dikkat onu dinler. Bakın, onu dinler. Orda konuşmak adaba, erkana riayet etmemek, büyük edepsizliktir. O adaba uymayan da o yeni gelmiştir, hamdır daha pişmemiştir ya da saygısızdır, bildiğiniz saygısızdır, dervişin küstahıdır, dervişin saygısızıdır o. Orda dinlemek çünkü şart.
Mürşid-i Kamil’in huzurunda ne yapılması gerekir?
Mürşid-i Kamil’in huzurunda da susmak, ondan sonra, onun huzurunda edepli davranmak, onun huzurunda can kulağıyla sohbeti dinlemek gerekir. Böyle yapmayanlar yolun adap ve erkanına uymamıştır.
Dinleme neden önemlidir?
Dinleme, konuşmaya başlamak için gerekli olan ilk adımdır. Kulak vermezsen, manasız sözler söyler ve konuşmaz. Dinlemeden konuşulan sözler, anlamsızdır. Dinlemeden konuşulan sözler, etrafında konuşan bir ortamda konuşmaz. Dinlemeden konuşulan sözler, etrafa yalakalık yapar. Dinlemeden konuşulan sözler, dervişlerin terbiyesizliği ve edepsizliği yaratır.
Dinlemeden konuşan bir çocuk ne gibi sorunlar yaşar?
Dinlemeden konuşan bir çocuk, manasız sözler söyler. Konuşulmayacak yerde konuşur. Konuştuğu da bir işe yaramaz. Dinlemeden konuşan bir çocuk, dangalozluk yapar. Etrafa kendi kendini güldüreceğim diye uğraşır. Etrafa yalakalık yapacağım diye uğraşır. Dinlemeden konuşan bir çocuk, terbiyesizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir çocuk, edepsizlik yapar.
Dinlemeden konuşan bir derviş ne gibi sorunlar yaşar?
Dinlemeden konuşan bir derviş, terbiyesizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, densizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, derviş adabını ihlal eder. Dinlemeden konuşan bir derviş, üstadına itaat etmez. Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir. Dinlemeden konuşan bir derviş, dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür.
Dinlemeden konuşan bir derviş nasıl cezalandırılır?
Dinlemeden konuşan bir derviş, onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemediği için langur lungur konuşur. Dinlemediği için densizlik yapar. Dinlemediği için terbiyesizlik yapar. Dinlemediği için edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir.
Dinlemeden konuşan bir derviş neden dervişin en tehlikelisidir?
Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir çünkü onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemediği için langur lungur konuşur. Dinlemediği için densizlik yapar. Dinlemediği için terbiyesizlik yapar. Dinlemediği için edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür. Dinlemeden konuşan bir derviş, üstadına itaat etmez.
Dinlemeden konuşan bir derviş nasıl bir ceza alır?
Dinlemeden konuşan bir derviş, onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemediği için langur lungur konuşur. Dinlemediği için densizlik yapar. Dinlemediği için terbiyesizlik yapar. Dinlemediği için edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir. Dinlemeden konuşan bir derviş, dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür.
Dinlemeden konuşan bir derviş neden dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür?
Dinlemeden konuşan bir derviş, dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür çünkü onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemediği için langur lungur konuşur. Dinlemediği için densizlik yapar. Dinlemediği için terbiyesizlik yapar. Dinlemediği için edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, üstadına itaat etmez. Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir.
Dinlemeden konuşan bir derviş neden üstadına itaat etmez?
Dinlemeden konuşan bir derviş, üstadına itaat etmez çünkü onca yılın, onca yıldır bir şey almadığını gösterir. Dinlemediği için langur lungur konuşur. Dinlemediği için densizlik yapar. Dinlemediği için terbiyesizlik yapar. Dinlemediği için edepsizlik yapar. Dinlemeden konuşan bir derviş, dervişin en tehlikelisidir. Dinlemeden konuşan bir derviş, dergâhı götürürken densiz bir adam olarak görülür.
Yirmi yıllık derviş ne demektir?
Yirmi yıllık derviş, oturduğu zaman lök gibi oturmalı. Demlenmiş, demlenmiş sade kahve gibi olmalı o.
Dinlemek ve nasihat etmek arasındaki ilişki nedir?
Dinle kardeş, dinle! Nefsini dinleme, heva hevesini dinleme, şeytanı dinleme, şeytan kulağını şeytana dayayanları dinleme. Kulağını nefsine dayayanları dinleme. Kulağını heva hevese dayayanları dinleme. Kimi dinle? Kulağını Kur’an ve sünnete dayayanları dinle. Kimi dinle? ilmü ledünden konuşanları dinle. Kimi dinle? Hak ve hakikati sana tebliğ eden, nasihat edeni dinle. Nefsine düşenleri değil. Kuran’ın tabiriyle ‘gördün mü heva ve hevesini ilah edineni’, heva ve hevesini ilah edinenleri dinleme. Allah muhafaza eylesin çünkü o, dinlersen eğer bunları, o heva ve hevesini ilah edineni, kemale ermemiş olanı, şeytanı dinleyenleri dinlersen, manasız sözler söylersin. Onları dinlersen senin lakırdının ipi sapa gelmez. Senin sözlerinin bir ölçüsü olmaz. Sen dengesiz konuşuyorsun. Allah muhafaza eylesin. Dengeli konuşabilmek için önce dinlemek gerekir. Düzgün konuşabilmek için önce dinlemen gerekir. Dinlemezsen, düzgün de konuşamazsın. Allah muhafaza eylesin.
Kendini kör edenlerin durumu nedir?
Allah muhafaza eylesin Hele körlükleri yanında bir de basiretsiz olurlarsa! Yani hem kör yani hakikati görmüyor hem de basiretsiz, hakikati anlamıyor, basireti yok, kulağı sağır. Onlara dinletmen, onlara senin bir şey anlatmam mümkün değil. Onlar çünkü kendi kendilerini bataklığa çekmişler. Kendi kendinin kulağını sağır etmiş. Kendi kendinin gözünü perdelemiş, gözünü kör etmiş ve kendi kendine sonunda ne yapmış? Kalbini mühürlemiş. 44. Ayet: ‘Allah insanlara zulmetmez fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler’. Allah kimseyi manevi olarak kör yaratmaz. Allah kimseyi manevi olarak sağır yaratmaz. Allah kimseyi manev, olarak basiretsiz yaratmaz. Kullar kendi yaptıklarıyla kendilerini sağır, kör ve kalbi çalışmayan, mühürlenmiş, basiretsiz yaparlar. Kendi kendilerine zulmederler. Kendi kendine, herkes kendi kendine zulmeder. Allah muhafaza eylesin çünkü Allah hiç kimseye bu manada zulmetmez. Başka bir ayeti kerime, ‘Allah kullarına zulmetmez der.’ Başka bir ayeti kerimede direkt söyler, Allah kullarına zulmetmez. O zaman o insanlar kendi yaptıklarıyla, kendi işledikleriyle, kendi söyledikleriyle, kendi kendilerine zulmetmiş olurlar. Sözün başında dedik ya, kimseye kızma, senin önünde senin yaptıkların var. Senin önünde senin yaptıkların var.
Dilin sivri olmasının etkisi nedir?
Neden? Dilin sivri. Neden? Dilin hakaret ediyor insanlara. . Neden? Ahlakın düzgün değil, insanlara tepeden davranıyor. Ya işte şöyle… Dedim daha söyleyeyim mi? Söyle dedi. Cimrisin dedim. Dervişlerin dedim manevi hususiyetidir. Bakın, bunu hiçbir zaman unutmayın. Dervişlerin bir manevi frekansı vardır. Dervişler tepeden konuşan, tepeden konuşan, kaba konuşan, dangolozluk yapan, diline sahip çıkmayan, olur olmaz insanları kıran, satan, döken, dervişlerin parasına, malına, varlığına göz diken ve cimri. Dervişler o kimseleri sevmezler. Bu frekans ayarıdır. Bu frekans ayarıdır, kimseye kabahat bulma.
Firavunlar neden iman ettiğini kabul edenlere çaprazlama parmaklarını kestirmeye başladılar?
Bir kafir insan bir Müslümana, bir iman eden mümine tevazulu davranırsa Cenab-ı Hak ona iman nasip ediyor ama bir Müslüman’a içinde kin beslediysen içinde düşmanlık beslediysen bil ki o Müslümana dininden dolayı beslemiş olduğun kin ve nefret seni cehennemlik edecek.
Musa’ya tevazulu davrananlar neden iman edenlere iman nasip etmiş olabilir?
Allah onları islam’la şereflendirdi diyor. Bakın, bir kafir insan bir Müslümana, bir iman eden mümine tevazulu davranırsa Cenab-ı Hak ona iman nasip ediyor ama bir Müslüman’a içinde kin beslediysen içinde düşmanlık beslediysen bil ki o Müslümana dininden dolayı beslemiş olduğun kin ve nefret seni cehennemlik edecek.
Nefis ile mücadele etmek neden önemlidir?
Nefis ile mücadele ederse nefsiyle mücadele ettiğinde etrafa faydası olur. O zaman heva hevesine uyanlar etrafa zarar verdi, heva hevesine uymayanlar şeytana uymayanlar etrafına ne yaptı? Faydalı oldu. Onun sözü geçti, geçer akçe oldu. Tesir etti, nefsine uyanın sözü tesir etmedi.
Dünya sevgisi neden zararlıdır?
Dünya sevgisi seni körleştirir. Seni Allah sevgisi de körleştirir, seni peygamber sevgisi de körleştirir, seni mürşidi kamil sevgisi de körleştirir ama seni dünya sevgisi de körleştirir, kadın sevgisi de seni körleştirir, haram kadın, makam sevgisi de seni körleştirir, mevki sevgisi de seni körleştirir. Çünkü neyi çok seversen kör olursun. Ondan başka bir şey görmezsin.
Dünya sevgisi ne yapar?
Dünya sevgisi seni körleştirir. Dünya sevgisi senin kalbine oturur, yerleşir, senden ne gittiğini görmezsin. Her şeyi bırakır her şeyden geçer o dünyayı elde etmek için koşarsın.
Sohbet ederken dilin kullanılmasında nelere dikkat edilmelidir?
Bir konuşan var. Hani sözü söyleyen var, bir de dinleyenler var. Yani sözü söyleyen kimse sözünü tartarak söylemeli. Sebep? Bu bakış açısıyla karanlığa, meçhule söylüyor çünkü. Karşıdaki kimsenin algısı ne, karşıdaki kimse o gün ne yaşadı, dine bakış açısı, dindarlara bakış açısı, sufiliğe bakış açısı, şeyhe bakış açısı, sufinin içindeki hal ve hareketlere bakış açısı…Baktığınızda aslında her konuşmacı, her söz söyleyen, bilhassa topluma hitap ediyorsa karanlığa konuşuyor, meçhule konuşuyor çünkü karşısındaki topluluğun algı seviyesi, anlama seviyesi, idrak seviyesi, istidat seviyesi, hepsi de birbirlerinden farklı.
Mahremiyetin ne demektir?
Mahremim dediği ne? Korunan, muhafaza edilen, saklanan, kıymetli. Hani önceden erkekler eşlerini mahremim olarak nitelendirlerdi. Mahremim dediği zaman tabii şimdi öyle adam da kalmadı öyle kadın da kalmadı hepsi Çanakkale’de kalmış onların.
Aile içi davranışlarla ilgili ne tür kurallar verilmektedir?
Ailenin sırrı ailenin içinde kalsın. Mahremiyet gözet. Ulu orta birine anlattın da ne oldu, bir şey mi oldu. Anlatma asla. O sende kalsın. O sende kalsın ki o mahreminin sırları başka bir yere dökülmesin. Yatak odanı anlatma. Erkekler, kadınlar! Bu en büyük günahı kebairlerden birisi. Yatak odasında ne yaşadın yaşadın, orayla alakalı hiç kimseye hiç bir şey anlatma.
Takva sahibi bir kimse nasıl davranmalıdır?
Yani amellerini, taahhüdlerini, dünyalık şaibelerden koruyor. Onlar ki, bakın bunları tarif ediyor, Allah resulü(s.a.v.): ‘Onlar ki ortadan kayboldukları vakit, gözler onları aramaz. Ortaya çıktıkları vakit göze batıp bilinmezler. işte karanlıkların aydınlığı ve hidayetin imamları bunlardır.’
İnsanlar arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır?
Kim bir adım gelirse Allah ona on adım gelir. Kim Allah’a on adım gelirse Allah ona yüz adım gelir. Kim Allah’a yüz adım gelirse Allah ona koşar. Demek ki şeker getirene Cenab-ı Hak badem şekeri hediye ediyor, bir üstünü hediye ediyor, mislini veriyor sana. Sen tövbe ediyorsun, ‘Ya Rabbi beni affeyle’ diyorsun, en az senin bin günahını affediyor, sayısız günahını affediyor, en az bire on veriyor, bire on veriyor en az. Demek ki şeker getirilerine badem şekeri veriyor. Tatlı konuşursan Cenab-ı Hak sana tatlı verir. insanlarla iyi görüşürsen, yumuşak huylu olursan yumuşaklık, yumuşak huyluluk görürsün; sert konuşursan, sertlik görürsün. Ters konuşursan, terslik görürsün. Kibirlenirsen, hadisi şerif, insanlar da sana kibirlenir. Neden insanlar bana kibirleniyor diye başkasına sorma, kendine sor. Neden insanlar beni dinlemiyor, başkasına sorma, kendine sor. Neden insanlar bana itaat etmiyor, başkasına sorma, kendine sor. Bunu hep kendine sor, kendinle hesaplaş.
İnsanlar arasında nasıl bir tutum sergilenmelidir?
O yüzden merak etme dedim. Allah seni asla dedim rezil rüsva etmeyecek. Dedim senin de evlatların sana bakacak. Hani meşhur kıssa ya, demiş evladım, şu ağacın dibine bırak beni. Neden baba demiş. Oğlum ben de vakti zamanı geldiğinde babamı buraya bırakdıydım demiş. Sen de beni oraya bırak. Çocuk o zaman anlamış, ha demiş ki babam dedemi buraya bırakmış. Ben de babamı buraya bırakıyorum. Dönmüş, sırtında babası, dönmüş geriye, zinciri kırmış orada. Sen iyilik yap, zinciri kır, sen tövbe et, zinciri kır, sen Ademiyet faslına geç, zinciri kır. Sen hürmet et, zinciri kır. O kötü zinciri kır. O nefsaniyet zincirini kır. O şeytaniyet zincirini kır. Kır o zinciri. Annen baban ne yaptıysa yapmış. Yanlışsa annenin babanın yolu, takip etme, o zinciri kır orda. Bakın takip etme, o zinciri kır. Sen doğru yolda yürü, sırat-ı müstakimde yürü ve insanlara şeker gibi davran, tebessümlü ol, güler yüzlü ol. Kaba konuşma, sert konuşma, tepeden konuşma, kibirlenme. insanlara iyilik yap, etrafına iyilik yap, etrafına toleranslı davran. Allah seni sevsin. Bunların hepsini de Allah için yap. Allah’ı sev. Allah’ı sev, nefesini Allah için alıp vermeye gayret et. Bir iş yapacaksın, Allah için yap. Sohbet edeceksin, Allah için yap Mustafa Özbağ. Zikrullah yapacaksın, Allah için yap Mustafa Özbağ. Çay dağıtacaksın, Allah için çay dağıt Mustafa Özbağ. Bir yere gideceksin, Allah için yap. Allah’la aranı düzelt. Allah’la aran düzelirse merak etme, mahlukatı ile de aran düzelir. Allah ile aran, bozuk mahlukatı ile aran düzgün olsa ne olacak ki! Allah’la aran düzgün, mahlukatla bozuk olsa ne olacak ki! Sen Allah’la aranı düzelt. Allah için yap bunu. Öyle yaparsan Allah senin birine on verir. Senin onuna yüz verir, senin yüzüne bin verir, senin binine milyar verir, milyon verir. Sen Allah’la aranı düzeltmeye bak.
Kendini günahsız sanan birinin durumu nedir?
Kimse kimsenin günahını yüklenici değil, kimse kimsenin günahını üzerine alıcı değil. Allah da kimsenin günahını herhangi bir kimsenin günahını başkasına yazıcı da değil. O yüzden senin elinin ürünü, sen o günahı işledin, sen dilinle nemmamlık ettin, sen dilinle gıybet ettin, sen dilinle dedikodu ettin, sen dilinle eşini kırdın, sen dilinle eşini üzdün, sen dilinle çocuğunu kırdın, incittin, üzdün, sen diline sahip çıkamadın, sen diline sahip olamadığın için kalkıp da başkasını günah keçisi yapma. Bir başkasının üzerine atma. Deki ben nefsime zulmedenlerden oldum. Sen yoksa öbür türlü günahı bir başkasının üzerine yüklemeye kalkar, günahları bir başkasının üzerine atmaya kalkarsan bunun sonu yok. Allah muhafaza eylesin.
Tövbe etmek nedir?
Tövbe etmek; ‘Allah’a samimiyetle tövbe edin. Rabbim kötülüklerinizi siler’ der Ayet-i kerimede. Tahrim 8: ‘Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.’ Hadisi şerif: ‘Allah tövbe edenleri sever.’ Ayeti kerime.
Hasın tövbesi nedir?
O kimse gafletine tövbe etmeye başlar. Bu da hasın tövbesidir.
Hasü’l hasın tövbesi nedir?
O bir an gözünün önünden sevgilisi giderse ona tövbe eder. Bu da hasü’l hasın tövbesidir.
Dilinden emin olmak ne demektir?
Dilinden emin olacak. Sen gıybet etmeyeceksin, dedikodu etmeyeceksin, iftira etmeyeceksin. Dilinden emin olacak.
Nefisle mücadele eden bir kimse ne yapmalıdır?
Nefsiyle mücadele ederse o kimse peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ile beraber, eğer o Peygamber sallallahü ve sellem ile beraber olacaksa nefsiyle mücadele edecek. Eğer nefsiyle mücadele etmiyorsa o Peygamber sallallahü ve sellem ile beraber değil çünkü onun meşhur hadisleri: ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.’Güzel ahlak ne? Nefis terbiyesi. Nefsini terbiye edeceksin. Çok zikrettin, nefsini ter, terbiye etmedin, olmadı. Hem çok zikredeceksin hem nefsini terbiye edeceksin.
Şımarıklık ne demektir?
Şımarma! Allah’ın hiç hoşuna gitmeyen şey şımarıklık, nimete şımarıklık.
Kadının özü sağlam olmak ne demektir?
Kadının özü sağlam olmak, kadının karakterinin sağlam, kimliği ve kişiliğinin sağlam olması anlamına gelir. Paraya, makama, mevkiye, adama, çocuğa ve hiçbir şeye bozulmaz. Kadının hası, kadının özü, kadının eridir. Bu kadın, bataklığın içinde olsun da onu al koluna tak hatun diye gezdir, yedi âlem tanısın onu. Hiç bir şey olmaz!
İnsan kibirliyse etrafına nasıl bakar?
Eğer kibirliysen etrafına kibir gözlüğü taktıysa kibirle bakar.
Nefsini bilen Rabbini bilecek mi?
Nefsini bilen Rambil bilecek. Allah bir kulunun hayrını, iyiliğini isterse ona kendi içinden bir nasihatçi nasip eder böylece ona iyilikleri emreder ve onu haramlardan da sakındırır, kendi içinde.
Bir başkasının eksikliğini görmek ne anlama gelir?
Eğer kalbindeki o ses çalışmış olsa senin eksikliklerini senin önüne koyacak. Bakın, senin eksikliklerini senin önüne koyacak ama senin kalbin çalışmadığından dolayı sen başkalarının eksiklikleri ile uğraşıyorsun, başkalarının hatalarını kusurlarını gösteriyor nefis sana.
Birbirlerinin hatalarını araştırmak ne anlama gelir?
Birbirlerinin hatalarını ve kusurlarını araştırmayınız. O zaman birbirinin hatasını, kusurunu araştıran kör gözlü.
Müminler birbirlerinin hata ve kusurlarını araştırmayacaklar mı?
Müminler birbirlerinin hata ve kusurlarını, birbirlerinden araştırmayacaklar. Eyvallah! Bakmayacaklar. Eyvallah!
Kendi utanç verici halini görmeyen kişi ne yapar?
Kendi utanç verici halini görmeyip başkasındaki aynı kusuru görmesi. Kendisi gıybet ediyor bir başkasının gıybetini görüyor. Kendisi iftira ediyor, bir başkasının iftirasını görüyor.
Kendini hatasız, kusursuz görmeyen kişi ne yapar?
Kendisini çok iyilerden görmesin. Kendini hatasız, kusursuz görmesin. Kendini yanlışsız, eksiksiz görmesin.
Cahil insanlar ne yaparlar?
Cahil insan, namaz kılmaz. Cahil insan, oruç tutmaz. Cahil insan, Allah’ı zikretmez. Cahil insan, haramlara dikkat etmez, cahildir o. Cahil insan, farzlara riayet etmez. Cahil insan sünnet-i seniyye nedir bilmez, cahil cahil! Cahil insan, ne Allah tanır, ne peygamber tanır. Cahil insan, ne din tanır ne diyanet tanır. Cahil insan, ne anne tanır ne baba tanır. Cahil insan, ne büyük tanır, ne küçük tanır. Cahil! Cahil! Cahil insan.
Din düşmanları ne tür insanlardır?
Din düşmanı demek kara cahil bir insan demek. Ayeti kerime: ‘Siz o cahilleri gördüğünüzde onlardan yüz çeviriniz.’ Çünkü o kara cahilden yüz çevirmekle emrolundun. Kapkara, kara cahil! Cahille oturursan sana cahillik sıçrar, cahillik sıçrar! Oysa bizim insanımız enteresan, onlar da cahil olduğundan o kara cahilleri kendilerine dost tutarlar. Alkışlar insanlar o kara cahilleri.
Müslümanlar ne şekilde davranıyorlar?
Müslümanlar müşriklerin önünde el pençe! Tamam efendim! IMF’de, Birleşmiş Milletlerde, Avrupa Birliğinde, her yerde, Müslüman’ın adı yok. Müslümanların kendi memleketlerinde dahi adı yok ki başka yerde olsun. Allah muhafaza eylesin! O yüzden onlar Allah’ın nuruyla bakmıyorlar. Onlarda cehennem ateşi hâkim.
Müminin kusuruna ne yapılmalıdır?
O zaman müminde bir kusur gördün, önce kendi nefsine vur. Kendi nefsinde yok ise o kardeşine nasihat et. Sebep? O kardeşinin hakkı bu. Müminin mümin üzerindeki hakkı, kendisine nasihat edilmesi. Mümin müminin aynasıdır.
Müminin kendisine nasihat edilmesi neden gereklidir?
Müminin mümin üzerindeki hakkı, kendisine nasihat edilmesi. Mümin müminin aynasıdır.
Müminin noksanlıklarını tamamlamak için ne gereklidir?
Bunun için de ne lazım? Onun eksik ve kusurlarını, noksanlıklarını tebliğ edecek bir mürşit lazım.
Adalet ne yapar?
Doğru adalet zalime gerekli olan cezayı verir. Kim bir kötülük yaparsa adalet o kötülüğünün karşısında onun cezasını vermeli. Bir de hak ettiği cezayı vermeli ki adalet adalet olsun ve bir de adalet gecikmeden verilmeli ki o zaman adalet adalet olsun. Doğru adalet uygulanmıyorsa orası zulümle idare ediliyordur. Zulümle idare edilen yerler de batmaya, dağılmaya mahkumdur.
Adaletin eksikliği neden toplum için tehlikelidir?
Sufiler ne kadar ahlakı umdeleri ayakta tutup insanların ahlakını düzeltmek için uğraşırlarsa uğrasınlar eğer devletin adalet sistemi, bu güzel ahlaki sistemi ceza yöntemi ile desteklenmezse bir sonuç elde edilmez ve sokaklar güvenli olmaz, şehirler güvenli olmaz, toplum güvenli olmaz. Çünkü adalet tecelli etmiyor.
Merhamet etmek ne anlama gelir?
Merhamet et canım kardeşim. Zayıflara merhamet et, fukaralara merhamet et, kimsesizlere merhamet et, senden yardım isteyenlere merhamet et, sufi kardeşlerine merhamet et, etrafına merhamet et. Annene babana merhametli davran, eşine merhametli davran, çocuklarına merhametli davran, arkadaşlarına merhametli davran. Kimseye tepeden bakma, merhametli davran.
Dosdoğru olmanın ne anlama gelir?
Dosdoğru ol kardeşim ya! Dosdoğru ol, dosdoğru ol! Kimsenin parasında, pulunda, malında, mülkünde, gözün olmasın. Dosdoğru ol. Devlet ihalelerini dosdoğru yap. Belediye ihalelerini dosdoğru yap. Dosdoğru ol. işçinin hakkını dosdoğru ver. Çalışanların hakkını gözet, dosdoğru ol. Kimseyi aldatma, kandırma. Dosdoğru ol. Dervişliğin de dosdoğru olsun, şeyhliğin de dosdoğru olsun, müritliğin de mürşitliğin de dosdoğru olsun. Yapma! Dosdoğru ol. Sadece kendine yapmıyorsun, kocaman bir islam dünyasına yapıyorsun. Kocaman bir yola yapıyorsun. Dosdoğru ol!
İnsanın yüzüne bakarak ne tespit edilebilir?
İnsanın yüzüne bakarak bir kişinin karakterini tespit edilebilir. Bu konuda Erzurumlu İbrahim Hakkı’nin Marifetname’sinin son kısmı vardır. Ben yine yeni Müslümanım, o zaman Marifetname çok meşhur. Evlenecek olan kızlar, erkekler de Marifetname’nin son sayfasında işte alnı şöyleyse şöyle olur, kaşı böyleyse böyle olur, yok dudakları inceyse böyle olur, yok yüzü şöyleyse ablak olur, yok kulakları böyleyse akıllı olur, yok kafası kellesi kocamansa akıllı olur, yok küçükse küçük beyinli olur gibi Erzurumlu İbrahim Hakkı’nin Marifetnamesinin arkasında böyle bir insanın yüz hatlarına, el hatlarına, vücut hatlarına göre huy, karakter betimlemesi vardı.
İnsanları nasıl ayırt ederiz?
O zaman insanları da ayırt ederken ne yapıyorsun? Sözünden ayırt ediyorsun. Kalp dükkânsa, dil tüccar. Hz. Mevlana: ‘Denizin içinde ne varsa kıyıya o vurur.’ der. Yani, denizin içinde ne varsa kıyıya o vurur, der. Bizde eski tabirler vardır ya, testide ne varsa sızıntısından o çıkar. Sen testiye yağ koyarsan su sızmaz. Testiye su koyarsan, yağ sızmaz. Bir kimsenin gönlünde hikmet varsa hikmet akar. Bir kimsenin gönlünde kin varsa kin akar. O dil, şaşar onun. Dil döner dolaşır, bir müddet konuştuktan sonra kalptekini orta yere koyar. Kalptekini orta yere koyar. O yüzden kalp dükkân, dil tüccar.
İnsanların fikirlerini nasıl ifade ederler?
Hani Hz. Pirin yine bir sözü vardır ya: ‘insanlar kıyafetleriyle karşılanır, ağırlanır ama fikirleriyle sözleri ile uğurlanır.’ Kıyafeti ile karşılarsın. Oh, ne kadar güzel. Kelle kulak yerinde, takım elbisesi harika, biraz konuştuğunda ohooooo! Allah muhafaza eylesin. Demek ki fikri ile uğurlanacak o kimse. Bu fikri ifade eden ne? Dil. Dil bir kimsede çok kuvvetliyse, belagati kuvvetliyse seni aldatabilir. Bundan da aldanma. Hani insanlar seni beğensin diye konuşanlar vardır. Onlara da aldanma.
Yumuşak dili olanlar nasıl davranır?
Yine bir hadis-i şerif daha var, ahir zamanla alakalı: ‘Öyle gençler çıkacak ki diyor onların dilleri yumuşak olacak. Onlar kuzu postunda kurt gibidirler.’ diyor. Demek ki her dili yumuşak olan da her dili yumuşak olan da seni aldatmasın. Aldanıyoruz biz. Aman ne yumuşak dilli ne yumuşak dilli, bal akıyor dilinden! Gittim görüştüm, Kuran ve sünnetin dışında. Dedim canım kardeşim, bu adam Kur’an ve sünnetin dışında. Yumuşak yumuşak konuşuyor, sapkınlık size dedim zerk ediyor. Yumuşak yumuşak konuşuyor ama sapkınca şeyler söylüyor. Zaten devamlı yumuşak konuşuyorsa bir kimse din adına sapkınca şeyler söylüyordur.
İnsanların üslubu neyi ifade eder?
Yine eskilerin deyimi, not almışım: ‘Üslubu beyan ayniyle insandır.’ Yani nedir? Bir kimsenin üslubu, bir kimsenin konuşması, o kimsenin kendisidir. Allah bizi güzel ahlaklılardan eylesin.
İnsanların ahlakı nasıl değerlendirilir?
Birisi gelip seninle beraber namaz kılabilir. Onun muamelesine bak. Birisi gelir, buraya gelir, buraya intisap eder, burda derviştir hala. Harika sen onun muamelesine bak. Erkekse evde eşine ve çocuklarına nasıl davranıyor, muamelesine bak. Kadınsa evde eşine, kocasına ve çocuklarına nasıl davranıyorlar, onun muamelesine bak. iyi insan, iyi insan evde de iyidir, iş yerinde de iyidir, sokakta da iyidir, dergâhta da iyidir, tekkede de iyidir, her yerde iyidir. O iyi insandır.
İyi insan nasıl davranır?
Herkes edepli burada, herkes iki dizinin üzerine oturuyor, sohbet dinliyor. Harika! Evde ne yapıyor? Evde eşi ona öte git deyince ana avrat sövüyor mu sövmüyor mu? Çocuk bir hata yaptığında çocuğu perperişan ediyor mu etmiyor mu? Evde ne yapıyor. Bayan kardeşler, burda dervişler, yan yana geldiklerinde ne yapıyorlar? Birbirleriyle didişiyorlar mı? Evde çocuklarına nasıl davranıyorlar, eşlerine nasıl davranıyorlar? Kadınların en büyük imtihanı kayınvalidelerine nasıl davranıyorlar. ikinci büyük imtihan görümceleri, görümcelerine nasıl davranıyorlar? Onun ahlakının aynası. Erkekler için de aynı.
Mahremlik dili nedir?
Mahremlik dili, birbiriyle mahrem olmuş, tanışmış muhabbet etmiş, iyice birbirlerini tanıyorlar, onların dili ne oluyor? Bambaşka bir dil, daha samimi oluyor ama diyor, gönül birliği dil birliğinden daha iyidir. Gönül birliği ne? insanın birbirlerine muhabbet beslemesi, birbirini sevmesi ve gönül birliği, aynı hedefe koşmak, aynı felsefeye sahip olmak, aynı fikre sahip olmak, aynı heyecana sahip olmak, aynı hemen hemen birbirine yakın duyguları beslemek. O duygu coşkunluğunu veya o duygu dinginliğini tatmak, aynı gönülden gönüle hani bir yol vardır derler ya, iki gönülün birleşmesi, iki gönülün birbirinden manevi olarak birbirini tanıması, birbirini sevmesi, birbirine muhabbet beslemesi ve bu çoğaldığı zaman gönül birliği oldu.
Gönül birliği nedir?
O duygu coşkunluğunu veya o duygu dinginliğini tatmak, aynı gönülden gönüle hani bir yol vardır derler ya, iki gönülün birleşmesi, iki gönülün birbirinden manevi olarak birbirini tanıması, birbirini sevmesi, birbirine muhabbet beslemesi ve bu çoğaldığı zaman gönül birliği oldu.
Gönül birliği nasıl sağlanır?
O zaman o gönülden gönüle olan yolu bulmak, bulabilmek, o bağlantıyı kurmak, o frekansı ayarlamak, müridin mürşidiyle gönül birlikteliğini sağlaması. O zaman mürşidin kalbindeki ilham, müridin kalbine de gitti. O zaman mürşidin kalbindeki zikrullah veya tecelliyat, müridin de kalbine gitti. Eğer o gönül birliğini sağladıysa, o gönül birliğini sağlayamadıysa, o zaman normalde dil birliği oldu, fikir birliği oldu ama aynı şekilde de hal birliği olmalı yani zikrullahta üstadın gördüğü hali o da görecek. Belki de bazı şeyler derece açısından mümkün olmayabilir ama bazı şeyleri görebilmeli. Hal birliği, hal olarak, hal birliği veyahut da bir derviş kardeşinin gördüğü hali görmek, hal birliği. Sufilik budur. O görüneni, onun gördüğü hali sen de görürsün, aynı hali yaşarsınız ve birbirinin haberi olur aynı hali yaşamaktan. Gönül birliği, bakın gönül birliği, önemli olan bu neymiş? Gönül birliğiymiş.
Edeb ve saygı ne anlama gelir?
Her şeyde edep, edebe riayet etmiyorsa bir kimse o zaman o kesilmeyi, kafasının koparılmasını hak ediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden büyük büyüklüğünü bilecek, küçük küçüklüğünü bilecek, çocuk çocukluğunu bilecek, anne baba babalığını bilecek, mürit müritliğini bilecek, şeyh şeyhliğini bilecek, zakir zakirliğini bilecek. Herkes edep dairesinde hayatına devam edecek.
Düşüncenin temiz tutulması neden önemlidir?
Hukuku o yüzden fiiliyata göre ceza verir veya ödüllendirir. Ağzından çıkması lazım sabahtan akşama kadar günahı düşünse o kimseye günah işledi de ceza kesemez islam. Sufiler der ki düşünceni temiz tut. Sen düşündüklerinden de sorumlusun. Bu, sufi hukukudur. Sufi, düşüncesini temiz tutar. Haram düşünmez. Sebep? Fiiliyat, düşünceden çıkacak çünkü bak fiiliyat düşünceden çıkacak. Fiiliyat düşünceden çıkacağı için düşünceyi temiz tut.
Düşüncenin temiz tutulması için ne yapılmalıdır?
Samimi ol, ihlâslı dur, fitne fücur düşünme, yalan düşünme, gıybet düşünme, dedikodu düşünme, suizan düşünme, haram işlemeyi düşünme, yanlış bir şey düşünme. Düşünceyi temiz tut. Düşünceyi temiz tutamazsan her an kirlenebilirsin. Düşünceyi diri tut. Düşünceyi berrak tut. Neyle berraklaşacak? Zikir ile. Ne ile berraklaşacak? Aşk ile! Aşk ile berraklaşacak. Yoksa düşünce dondu, kirlendi, aktif değil, aktif değil. Sev canım kardeşim, Allah’ı sev, Resulunu sev. Aktif ol. Seni aktifleştirecek olan ilahi sevgidir.
Düşüncenin temiz tutulmasıyla ilgili ne söylenmektedir?
Seni aktifleştiredecek olan Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, Sünnet-i Seniyyedir? Kuran’dır, namazdır, oruçtur, zikirdir, yardımlaşmadır, cömertliktir. Seni aktifleştirecek olan kardeşliktir. Sımsıkı tutunmaktır, yolundur. Sen bir adım uzaklaştığında, yüz bin, yüz bin perden kapanır. Bu öyle değil. Aktifleştireceksin. O yüzden düşüncede, düşüncede tilkiler dolaşmasın. Düşüncede, düşüncede Allah ve Resulü tecelli etsin. Sen düşünceni temiz tut. Sen sırtlanları dolaştırma kafanda. Sen tilkileri dolaştırma kafanda. Sen çok af edersin köpekleri dolaştırma kafanda. Sen itleri dolaştırma kafanda. Düşünceni temiz tut. Kalbini temiz tut. Gönlünü temiz tut.
Gönlün temiz tutulmasının önemi nedir?
Hiçbir yere sığmayan, senin gönlüne tecelli edecek, oraya sığarım dedi. Gönlünü temiz tut. Gönlünü berrak eyle. Gönlünü berrak eyle. Gönlünü berrak eylersen o zaman senin her şeyin temiz olacak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden her şey insan üzerinde düşünceden çıktı. Eğer söze gelmemiş olsaydı, biz düşünceyi bilemeyecektik. Eğer sedaya gelmemiş olsaydı düşünceyi bilemeyecektik. Hz. Pir diyor ki ‘o düşünce denizi nerede? Onu bilemezsin.’ Bu bir kendi düşünce denizin var değil mi? Bir de ne var? Kendi düşüncen, düşüncen, kendi iraden. Asıl düşünce denizi ne? Külli irade.
İnsanın varlık iddiası nedir?
Bakın, bir dalgadan ibaretsin. Dalga, denizin içerisindeki bir dalga. Varlığı komple hayal üzerinde yürür gör dediydi Hz. Pir, o hayal üzerinde yürürken, sen de o hayalin bir dalgasısın. Burdan ışık geliyor, devamlı geldiğini görüyorsun. O ışığın, bir şeyi, küçücük bir hücresisin sen ve o küçücük hücreler birleştiği için bizde ışık kümesi gibi görünüyor.
Kâinatın içinde insanın varlık değeri nedir?
Sen kendi kendini varlık iddiasında bulunduracaksın ve varlık iddiasında bulunduğun müddetçe de sen hiçbir şeysin. Bakın, hiçbir şeysin. Kocaman bir deniz düşünün. Denizin üstünde bir hücre düşünün. Onun varlık iddiası olabilir mi? Olamaz.
Ahmak kimdir?
Ahmak kimmiş? Nefsini, hevasına tabi tutanlar. E şimdi münafığa, kâfire ahmak diyoruz biz, vay nasıl ahmak dersin veya Kur’an ve sünnetin dışında düşünen, davranan bir kimseye ahmak diyorsun, ya nasıl, sen insanlara hakaret etmiyor musun? Ben hakaret etmiyorum canım kardeşim. Kur’an ve sünneti kendisine düstur etmeyen, ahmağın ta kendisidir. Kur’an ve sünneti seniyyenin dışına çıkan bir kimse, ahmağın ta kendisidir.
Müslümanların birbirlerine karşı duyguları nedir?
Müslümanlar birbirlerini korumuyorlar, birbirlerinin kuyularını kazıyorlar. Müslümanlar birbirlerini sevmiyorlar. Müslümanlar gidip gavurcukları seviyorlar. Akıllarını, namuslarını şereflerini, haysiyetlerini gavurcuklara teslim etmişler, kültürlerini gavurcuklara teslim etmişler ve gavur gibi yaşamaya, gavur gibi düşünmeye başlamışız biz.
Dünya sevgisi ve Allah sevgisi arasındaki fark nedir?
Dünya sevgisi ve dünyaya olan aşıklığı onun normalde oluşmuyor. O Allah’a aşık oluyor, Resulüne aşık oluyor. Bütün dünya onun mülkü olsa bu mülk onun gözünde hiçbir şey değildir. O kimse Allah sevgisi ile tanıştı, o kimse Resulullah sevgisi ile tanıştı, o kimse Allah dostlarının sevgisi ile tanıştı, o kimse zikrullah sevgisi ile tanıştı, o kimse farzların sevgisi onda oluştu, nafilelerin sevgisi oluştu. Öyle olunca bütün dünya onun mülkü olmuş olsa, bütün dünya kadar onun malı olsa, zenginliği olsa, o asla dünya sevgisi onun kalbinde oturmadığından, yerleşmediğinden dolayı, o dünya üzerinde yüzmeye devam etti, batmadı.
Dünya sevgisi ve hidayet arasındaki ilişki nedir?
Bir kimsenin kalbinde dünya sevgisi var ise o kimsenin hidayeti mümkün değildir. Ayet i kerime buymuş incildeki. Böyle kaldım, dedim ki ya bu muhteşem bir şey. Aynı şey dedim hani Cenab ı Hakkın kudretiyle, kuvveti ile alakalı, sufiler söyler. Bir deve iğne deliğinden geçer mi, el-cevap Allah isterse geçer der dedim sufiler. Tabi, enteresan bir şeydi yani ordaki o okunulan şey. Bir kimsenin kalbinde dünya sevgisi var ise o kimsenin hidayeti mümkün değildir. O günkü okuduğumuz incil’e göre. E tabii şimdi, az önceki hadis i şerifte de vardı ya, dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır diye. Aynı şey.
Mal sevgisi ve mevki sevgisi neden müslümanları zararlıyor?
İki kurt karşılığında da kurdun karşılığında bir mal sevgisi, bir de mevki makam sevgisi. Bakın kıymetli dostlar, müslümanı yıkan en önemli iki unsurdan birisi bu. Mal sevgisinin sonu yok. Mevki, makam sevgisinin sonu yok yani o hadis-i şerif meşhur ya ‘vadi dolusu altını olsa ikincisini ister insanoğlu’diye. işte bu, o kimsenin komple dinini ifsad ediyor. Mal sevgisi ve makam sevgisi ve ne yazık ki tabii yaş geçtikçe, günler geçtikçe, hayatı yaşadıkça insan tecrübe sahibi oluyor ve yaş oldu ellidokuz, bakıyoruz geriye doğru ve yıkılanların müslümanların, müminlerin, sufilerin, ehl i cemaatin, ehl i siyasetin, bütün müslüman topluluğun yıkıldığı iki şey var. Bir mal sevgisi, iki mevki, makam sevgisi.
Makam sevgisi neden insanı helak eder?
Bu manevi makam sevgisi de insanı helak eder, perişan eder. O yüzden tüm sufi kardeşlerime tavsiyem, makam düşünmeyin. Hizmet edin, koşturun. Allah’ını sevin, Resul’ünü sevin, sana şeyh deseler ne olacak demeseler ne olacak? Sana halife deseler ne olacak demeseler ne olacak. Sana nakib, nükebba deseler ne olacak, demeseler ne olacak. Kabre girdiğinde bunlar seni kurtarmayacak. Kabre sen iyi amel taşımaya çalış. Sen kabre güzel ameller taşımaya çalış. Sen Allah’a dostluk kurmaya çalış. Allah’la dost olmanın yoluna gir sen.
Dünya sevgisi neden kötülüklerin başıdır?
Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır diye. Aynı şey. Bu bir kimse dünyaya muhabbet ediyorsa, dünyayı seviyorsa, Allah muhafaza eylesin, başka bir hadis-i şerifte diyor ki ‘iki kurdun bir bahçeye gelip yemesi ve orayı ifsad etmesi, mal ve mevki sevgisinin, müslüman kişinin dinine verdiği zarardan daha zararlı değildir. Bakın iki kurt karşılığında da kurdun karşılığında bir mal sevgisi, bir de mevki makam sevgisi. Bakın kıymetli dostlar, müslümanı yıkan en önemli iki unsurdan birisi bu. Mal sevgisinin sonu yok. Mevki, makam sevgisinin sonu yok yani o hadis-i şerif meşhur ya ‘vadi dolusu altını olsa ikincisini ister insanoğlu’diye. işte bu, o kimsenin komple dinini ifsad ediyor. Mal sevgisi ve makam sevgisi ve ne yazık ki tabii yaş geçtikçe, günler geçtikçe, hayatı yaşadıkça insan tecrübe sahibi oluyor ve yaş oldu ellidokuz, bakıyoruz geriye doğru ve yıkılanların müslümanların, müminlerin, sufilerin, ehl i cemaatin, ehl i siyasetin, bütün müslüman topluluğun yıkıldığı iki şey var. Bir mal sevgisi, iki mevki, makam sevgisi.
Dünya sevgisi neden bir sorun olarak eleştiriliyor?
Mal sevgisi olmasın, makam sevgisi olmasın, mal ve makam sevgisi, hem sufileri hem müslümanları, müminleri, perperişan ediyor, helak ediyor. Bakın dünya üzerindeki müslümanlar, bir türlü birlik ve beraberliği yakalayamıyorlar. Dünya üzerindeki müslümanlar, değişik makamları ucundan tutuklarında ne yazık ki bozuyorlar. Ne yazık ki o bozulmaktan dolayı bütün müslümanlar acı çekiyor, sıkıntı çekiyor. Bir müslüman bozuluyor, sadece kendine bozulmuyor. Bir şeyh efendi bozulunca, sadece kendine bozulmuyor. Bir zakir bir nakib, bir nükebba bozulunca, sadece kendine bozulmuyor. Yola da zarar getiriyor, yola da laf getiriyor. Allah muhafaza eylesin. Yani o yüzden belki de helal ona ama o helal olan şeyi yaparken dahi dikkatli olunmalı, ölçülü olmalı. Allah muhafaza eylesin.
Dünya sevgisi neden hastalıkların başı olarak görülüyor?
Bütün hastalıkların başıdır dünya sevgisi. Yani zinanın, kumarın, içkinin haramların ve haram olan hırsızlık, arsızlık, ursuzluk…hepsinin de sebebi dünya sevgisidir. Allah muhafaza eylesin.
Sözün temizliği ve onun Allah’a nasıl ulaşması konusunda ne söylendi?
Sözlerin temizleri bizden çıkarak ona yükselir, ondan başkasının bilmediği yere kadar varır. Nefeslerimiz temizlik sebebiyle bizden hediye olarak beka yurduna yücelir. Sonra ululuk sahibi Allah’tan ancak rahmet olarak sözlerimizin mükafatı iki misli bize gelir. Hani Bakara ayet 112: ‘Hayır hayır, kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah’a tertemiz döndürür ve teslim ederse işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerdir.’ işte bu sözlerin temizleri, sözün temizi, sözün güzeli, bizden çıkar, Allah’a yükselir. Sözün temizi nedir? Kur’an’dır. Sözün temizliği zikirdir. Sözün temizi iyiliktir, nasihattır. O zaman sözün temizi bizden çıkar, nereye gider? Hiç kimsenin bilmediği, Allah’a doğru yükselir ve hiç bir iyilik ortaya koyarsa ona o iyiliğin on katı vardır. Kim bir iyilik ortaya koyarsa. Kim de bir kötülük işlerse, sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmaz. O zaman siz bir iyilik yaptığınızda, bunun en az sevabı on iyilik karşılığıdır. Allah bire on verir, bire yüz verir. Bire yedi yüz verir. Cenab ı Hak isterse bire ondan aşağı vermez ama, birebir vermez. Onun âdetullahı değildir bu. Allah en az verirse bire on verir. En az verdiğidir o. Bazı hadis i şeriflerde bire yüzdür. Bire bindir. Bire sayısızdır. Keyfiyeti Allah’a aittir ama en azı biri ondur. Öyle olunca, o iyilikler o zaman ona doğru gider.
İyilik yapmanın ve Allah’a ibadet etmenin ne kadar değerli olduğu söylendi?
Allah’a ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez. Bakın Allah’a ibadet edin, ona ortak koşmayın. Bakın ibadet edecek, ona ortak koşmayacak, ondan sonra önce neye anneye babaya, sonra akrabaya, sonra yetimlere, yoksullara, sonra akraba olan yakınlara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşlarına, yolda kalanlara, sahip olduğunuz elinizin altındaki kölelere, iyilik yapın, iyilik yapın ki Allah sizi cennetine alsın, iyilik yapın ki Cenabı Hak size merhametetsin. iyilik yapın ki Cenabı Hak size misliyle versin, arttırsın da arttırsın, arttırsın da arttırsı ve siz bir nefesle, bir nefeste cenneti kazanın. Nefes, yani bir kimsenin oturup abdestini alıp la ilahe illallah demesinin hiçbir ağırlığı yok. Allah’ı zikretmesinin hiçbir ağırlığı yok. Hani mali ibadetler vardır. Hani iyilik yapın diyor ya etrafınızdaki kimseye, anneye babaya iyilik yapın. Bunun mali olanı var, fiziki olanı var. Fiziki olanı ne? Annenin babanın elinden tut. Annen baban düşkün olduysa, hastalandıysa, ihtiyarladıysa, git bakımını yapabiliyorsan bakmaya, onlara yardımcı olmaya gayret et. Bu nedir? Bu fizikidir. Mali nedir? Annenin babanın harçlığa ihtiyacı varsa, git ona harçlık ver. Onlara bakmaya çalış. Aynı şekilde mesela bir kimsenin akrabalarına da onlara git bulunabiliyorsan mali olarak yardımda bulun. Değil, öbür türlü, fiziki yardımda bulun herhangi bir ihtiyacı olan bir kimsenin, ihtiyacını gör. Komşularının ihtiyacını gör. Yakın dairedeki arkadaşlarının ihtiyakını gör. Yakın dairedeki arkadaşına kötülük yapma, zulmetme, onlara yardım etmeye çalış. Onların elinden tut. Onlara destek olmaya çalış. Hiç olmazsa iyiliği nasihat et onlara. Hiç olmazsa onları tebessümlü davran, güzel ahlaklı ol, iyi ahlaklı ol. Sizin en faydalınız etrafınıza en fazla faydası dokunanınızdır. En fazla faydan olması için gayret et. Sizin en faydalınız, en iyiniz etrafınıza hiç zarar vermeyeninizdir. Etrafına zarar vermemeye gayret et.
Toplumda ahlak ve hukukun bozulması hakkında ne söylendi?
Yani mahallede bir cenaze oluyor, mahallede bir cenaze olunca hiç kimsenin umrunda değil. Herkes yine vur patlasın çal oynasın, hayatına devam ediyor. Bu Hale geldik biz. Yani bir tarafta deprem oluyor ve öbür tarafta şarkılar, türküler, dansözler, sazlar, cazlar devam ediyor ve deprem zamanında deprem günü ve bu ülkede yaşanıyor bunlar ve deprem olmuş televizyonlar hiçbir programını aksatmıyor. Bir tarafta bir şehit cenazesi oluyor, programlar hiçbir şekilde, hiçbir programı aksatmıyor. Bir tarafta yangın var. Bir tarafta millet oynuyor, gülüyor. Bir tarafta perperişan ortalık, bir taraf oynuyor gülüyor. Bu hale geldik, Allah muhafaza eylesin. O yüzden kardeşlik hukukumuz, milleti millet eden, toplumu toplum eden bütün hukuklar yerle bir oluyor artık bir taraftan hani müminler bir vücut gibidir. Bir tarafları ağrırsa bir tarafı sızlarsa bütün vücud o acıyı, sıkıntıyı hisseder hali kalmadı. Ümmeti Muhammed’in bir tarafında bir zulme uğramışlar, bombalar başlarında patlıyor, ümmeti Muhammed’in bundan haberi yok ve biz de şöyle Ümmeti Muhammed’te şöyle bir hal var. Sanki din Arapların, başka kimsenin değil. Din Arapların değil canım kardeşim, din inananların. Yani işte Arap dünyası bu meseleye baksın. Canım Kardeşim Arap dünyası iki yakasını bir araya getiremiyor. Din arapların değil, din iman edenlerin. O yüzden dünyanın neresinde bir zulüm varsa, neresinde bir haksızlık, arsızlık, uğursuzluk var ise biz onunla mücadele etmek zorundayız. Biz onunla mücadele etmekle mükellefiz. O yüzden Filistin kan ağlıyor. Ümmet denizlerde cirit atıyor. Doğu Türkistan kan ağlıyor. Ümmet vur patlasın, çal oynasın devam ediyor. Irak’ta, Suriye’de ümmet kan ağlıyor ve askerlerimiz PKK’nın peşine takılmış dağlarda bayırlarda PKK peşinde, millet vur patlasın çal oynasın öyle devam ediyor. Bu hale geldik. O yüzden kıymetli dostlar veyahutta topluma bakıyorsunuz işte annesi felçli, işte götürmüş bir bakımevine koymuş, kendisi başka ülkede yaşıyor adam. Başka yerlerde yaşıyor. Annesi ile ilgilenen yok. Annesine bir şey söyleyen yok. Annesine bir şey diyen yok veya babası hasta, annesi zor zor bakıyor dedim ki kadına oğlun yok mu senin? Var dedi. Kaç tane dedim ben? iki tane, hayırsız dedi. Bak gelmiyorlar bile, sormuyorlar bile dedi. E dedim baba? Baba felçli, kimse ilgilenmiyor ve hatta anne felçli, yaşlı bir baba var evde. Kocası var, ona bakacağım diye uğraşıyor. Yok, kimse ilgilenmiyor. Evlatlar bihaber her şeyden. Bakın, bihaber. Bir de çocuklarla konuşuyor. işte telefonunu alıyorum bazen, telefon açıyorum. Yavrum bak, anneniz şöyle, anneniz böyle. Oooooo! Onlar hepsinden fazla haklı. Anlatmaya başlıyorlar. Allahımm diyorum ya! Ne hale gelmiş bu insanlar. Haklı, çok haklı hem bide ve çocuklar anne babalarından çok fazla haklı. Nedense o hale geldi herkes. Allah muhafaza eylesin.
Kalbin temiz olmasının ne gibi etkileri vardır?
Eğer kalbinizi temiz tutmazsanız, kalp ne ile temiz olur? iman ile ihlas ile samimiyet ile tevhid ile zikrullah ile temiz olur. Omo ile yıkanacak değil! Ha benim kalbim temiz, o yüzden namaz kılmama gerek yok veya namaz kılanları görüyoruz canım, benim kalbim temiz. Otur oturduğun yere! Onun kalbi temizmiş! Senin kalbin tem,iz olsa namaz kılardın. Senin kalbin temiz olsaydı, haram işlemezdin. Senin kalbin temiz olsaydı, Allah’ı zikrederdin. Senin kalbin temiz olmuş olsaydı kalbine ilham gelirdi senin! Senin kalbin temiz değil. Temiz kalbe ilham gelir. Eğer ilham gelmiyorsa, o kalp temiz değildir. Bakın o kalp temiz değildir.
İnsanlar nasıl dini bir perdede yaşamalıdır?
Hem ibadet noktasında, hem ahlak noktasında, hem de şüphelilerden kaçmak, haramlardan kaçmak noktasında, dini ince bir perdede yaşamaya çalış.
İnsanlar nasıl haramlardan kaçmalıdır?
Haramdan gözünü uzak tutun diye ayet var dedim. ‘inanan kadınlar ve inanan erkekler gözlerinizi haramdan uzak tutun.’ Gözünü haramdan uzak tut. Elin kadınına kızına ne bakıyorsun sen! Neresi açık saçık sana ne! Sen gözünü çevirmeden yürü. Ondan sonra bizim halimiz neden açılmıyor efendim. Açılmaz. Gözünü haramdan koru, dilini haramdan koru, kulağını haramdan koru, elini haramdan koru, ayağına haramdan koru, kalbini kalbini haramdan koru, koru haramdan aklını haramdan koru. Haramdan koru! Haramın içerisinde vıcık vıcık olma! Bir yakışıklı delikanlı sen değilsin. Bir güzel bayan sen değilsin. Allah ne güzellikler yaratmış. Kendini yakışıklı görüyorsan, Yusuf’u düşün. Kendini güzel görüyorsan, Züleyha’yı düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Fatıma’yı düşün. Sen kendinci güzel görüyorsan, Hazreti Hatice’yi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Ayşe annemizi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hacer annemizi düşün. Sare annemizi düşün. Kendini güzellik kraliçesi görme. Tevazu göster, yapma. E kendini yakışıklı görüyorsun, Yusuf da mı aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.) de mi aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Ali efendimiz de mi aklına gelmedi. Yemin ediyorum vallahi de billahi de tillahi de Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin suretinden bir parça görseniz, yakışıklıyım diye düşünemezsiniz. Kafanızı kuma gömersiniz. Hz. Hüseyin efendimizin gözlerine bakamazsınız. Vallahi bakamazsınız, billahi bakamazsınız. Utanırsınız kendinizden bakamazsınız. Kendinizi bir şey zannetmeyin. Bayanlar, Hz. Fatımatü’z Zehra’nın gözünü dahi göremezsiniz, göremezsiniz. Görseniz kendinizden geçersiniz. Kendinizi asla güzel dahi görmezsiniz. Ölünceye kadar kafanızı kuma sokarsanız, kafanızı kumdan dışarı çıkarmazsınız. Bırakın gözünü, serçe parmağını gösterse, biz güzeliz demezsiniz. Biz güzeliz demezsiniz. Allah muhafaza eylesin. Haramdan uzak tutun kendinizi. Öyle hem kendinizi de aklınızı da harama düşürmeyin, kalbinizi de harama düşürmeyin, gözlerinizi de harama düşürmeyin. Elinizi, ayağınızı harama düşürmeyin. Bırakın kim neyini sergiliyorsa sergilesin, siz Allah’ı zikredin, yürüyün. Allah’ı zikredin yürüyün. Allah’a hamd edin yürüyün. Allah size verir merak etmeyin. Allah size verir. Siz gözünüzü harama yumarsanız, Cenabı Hak gözünüze helalin en güzelini verir size. Rabbim bize helalleri yaşayanlardan eylesin inşallah.
İnsanlar nasıl haramdan korunmalıdır?
Haramdan gözünü uzak tutun diye ayet var dedim. ‘inanan kadınlar ve inanan erkekler gözlerinizi haramdan uzak tutun.’ Gözünü haramdan uzak tut. Elin kadınına kızına ne bakıyorsun sen! Neresi açık saçık sana ne! Sen gözünü çevirmeden yürü. Ondan sonra bizim halimiz neden açılmıyor efendim. Açılmaz. Gözünü haramdan koru, dilini haramdan koru, kulağını haramdan koru, elini haramdan koru, ayağına haramdan koru, kalbini kalbini haramdan koru, koru haramdan aklını haramdan koru. Haramdan koru! Haramın içerisinde vıcık vıcık olma! Bir yakışıklı delikanlı sen değilsin. Bir güzel bayan sen değilsin. Allah ne güzellikler yaratmış. Kendini yakışıklı görüyorsan, Yusuf’u düşün. Kendini güzel görüyorsan, Züleyha’yı düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Fatıma’yı düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hazreti Hatice’yi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Ayşe annemizi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hacer annemizi düşün. Sare annemizi düşün. Kendini güzellik kraliçesi görme. Tevazu göster, yapma. E kendini yakışıklı görüyorsun, Yusuf da mı aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.) de mi aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Ali efendimiz de mi aklına gelmedi. Yemin ediyorum vallahi de billahi de tillahi de Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin suretinden bir parça görseniz, yakışıklıyım diye düşünemezsiniz. Kafanızı kuma gömersiniz. Hz. Hüseyin efendimizin gözlerine bakamazsınız. Vallahi bakamazsınız, billahi bakamazsınız. Utanırsınız kendinizden bakamazsınız. Kendinizi bir şey zannetmeyin. Bayanlar, Hz. Fatımatü’z Zehra’nın gözünü dahi göremezsiniz, göremezsiniz. Görseniz kendinizden geçersiniz. Kendinizi asla güzel dahi görmezsiniz. Ölünceye kadar kafanızı kuma sokarsanız, kafaniza kumdan dışarı çıkarmazsınız. Bırakın gözünü, serçe parmağını gösterse, biz güzeliz demezsiniz. Biz güzeliz demezsiniz. Allah muhafaza eylesin. Haramdan uzak tutun kendinizi. Öyle hem kendinizi de aklınızı da harama düşürmeyin, kalbinizi de harama düşürmeyin, gözlerinizi de harama düşürmeyin. Elinizi, ayağınızı harama düşürmeyin. Bırakın kim neyini sergiliyorsa sergilesin, siz Allah’ı zikredin, yürüyün. Allah’ı zikredin yürüyün. Allah’a hamd edin yürüyün. Allah size verir merak etmeyin. Allah size verir. Siz gözünüzü harama yumarsanız, Cenabı Hak gözünüze helalin en güzelini verir size. Rabbim bize helalleri yaşayanlardan eylesin inşallah.
İnsanlar nasıl harama düşmemelidir?
Haramdan gözünü uzak tutun diye ayet var dedim. ‘inanan kadınlar ve inanan erkekler gözlerinizi haramdan uzak tutun.’ Gözünü haramdan uzak tut. Elin kadınına kızına ne bakıyorsun sen! Neresi açık saçık sana ne! Sen gözünü çevirmeden yürü. Ondan sonra bizim halimiz neden açılmıyor efendim. Açılmaz. Gözünü haramdan koru, dilini haramdan koru, kulağını haramdan koru, elini haramdan koru, ayağına haramdan koru, kalbini kalbini haramdan koru, koru haramdan aklını haramdan koru. Haramdan koru! Haramın içerisinde vıcık vıcık olma! Bir yakışıklı delikanlı sen değilsin. Bir güzel bayan sen değilsin. Allah ne güzellikler yaratmış. Kendini yakışıklı görüyorsan, Yusuf’u düşün. Kendini güzel görüyorsan, Züleyha’yı düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Fatıma’yı düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hazreti Hatice’yi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hz. Ayşe annemizi düşün. Sen kendini güzel görüyorsan, Hacer annemizi düşün. Sare annemizi düşün. Kendini güzellik kraliçesi görme. Tevazu göster, yapma. E kendini yakışıklı görüyorsun, Yusuf da mı aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.) de mi aklına gelmedi. Kendini yakışıklı gördün, Hz. Ali efendimiz de mi aklına gelmedi. Yemin ediyorum vallahi de billahi de tillahi de Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin suretinden bir parça görseniz, yakışıklıyım diye düşünemezsiniz. Kafanızı kuma gömersiniz. Hz. Hüseyin efendimizin gözlerine bakamazsınız. Vallahi bakamazsınız, billahi bakamazsınız. Utanırsınız kendinizden bakamazsınız. Kendinizi bir şey zannetmeyin. Bayanlar, Hz. Fatımatü’z Zehra’nın gözünü dahi göremezsiniz, göremezsiniz. Görseniz kendinizden geçersiniz. Kendinizi asla güzel dahi görmezsiniz. Ölünceye kadar kafanızı kuma sokarsanız, kafanızı kumdan dışarı çıkarmazsınız. Bırakın gözünü, serçe parmağını gösterse, biz güzeliz demezsiniz. Biz güzeliz demezsinin. Allah muhafaza eylesin. Haramdan uzak tutun kendinizi. Öyle hem kendinizi de aklınızı da harama düşürmeyin, kalbinizi de harama düşürmeyin, gözlerinizi de harama düşürmeyin. Elinizi, ayağınızı harama düşürmeyin. Bırakın kim neyini sergiliyorsa sergilesin, siz Allah’ı zikredin, yürüyün. Allah’ı zikredin yürüyün. Allah’a hamd edin yürüyün. Allah size verir merak etmeyin. Allah size verir. Siz gözünüzü harama yumarsanız, Cenabı Hak gözünüze helalin en güzelini verir size. Rabbim bize helalleri yaşayanlardan eylesin inşallah.
Zulüm ve adalet ne anlatılmaktadır?
Hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hiç kimse sözünü ve ahdini bozmasın. Sözünü ve ahdini bozanlar, iki yakaları bir araya gelmez. Sözünden geri dönenler, iki yakaları bir araya gelmez. Masumları, kimsesizleri, dul ve yetimleri aldatan, kandıran, onları yüzüstü bırakan, iki yakası bir araya gelmez. Yetimlerin mallarını devşirmeye çalışan, onların malını ucuz fiyata kapatmaya çalışan, iki yakası bir araya gelmez. Sokakta kediye köpeğe eziyet eden, hayvanlara eziyet eden, dilsiz mahlukata eziyet edenin, iki yakası bir araya gelmez. Yanında çalışanın hakkını, hukukunu korumayan, yanında çalışan kimsenin maaşını düzgün vermeyen, onun hakkına hukukuna riayet etmeyen, iki yakası bir araya gelmez. Adaletle hükmetmeyen hakimler adaletle insanları sevk etmeyen valiler, adaletle insanları sevk etmeyen kaymakamlar, mülki amirler, müdürler, amirler, eğer adaletle hükmetmezler, adaletle sevk ve idare etmezler, insanların arasında ayırmacılık, kayırmacılık yaparlarsa iki yakaları bir araya gelmez. Allah’ın lanetlediği fiiliyatları üzerinde bulunanlar, şimdi adına eşcinsel dendi, siz onun adını biliyorsunuz, bunlar, bunlara yumuşak görünenler, bunlara hoşgörüyle davrananlar, lgbt’li bilmem ne, harf kalmadı. Bu bir sürü harf kalabalığı olan, bunlara yumuşak görünen, bunlara saygı duyan, bunlar da olması lazım diyen, bunlar da bunun özgürlüğü diyenlerin, iki yakaları bir araya gelmez. Allah’ın lanetlediği işleri ve fiiliyatları yapanlar ve bunları destekleyenler, bunların iki yakaları bir araya gelmez. Müminlerden faiz alan, müminlere faizcilik yapan, iki yakaları bir araya gelmez. Oğlancılık yapan, lezbiyenlik yapan, oğlan oğlana cinsel ilişkiye giren, erkek erkeğe cinsel ilişkiye giren, bu pislikler, bunlar asla iki yakaları bir araya gelmez. Bunları destekleyen, bunları alkışlayan, bunların peşine gidenlerin iki yakaları bir araya gelmez. Tövbe etmezlerse gelmesinler inşallah zaten. Bunlar tövbe edip dönmezlerse, Allah iki yakalarını bir araya getirmesin inşallah çünkü bunlar Allah’ın lanetlediği fiiliyatlar. Namazı kasten terk edenler, iki yakaları bir araya gelmez. Orucu kasten terk eden, oruç tutmaya muktedir olduğu halde tutmayan, iki yakaları bir araya gelmez. Hacca gitmeye muktedir iken hacca gitmeyen, iki yakaları bir araya gelmez.
Müminlerin göz bağı nedir?
Hakikati göremez o kimse. Hakikati göremeyen herkesin gözü bağlıdır. Müminin gözü, hakikati görmekten uzak ise manevi körlerdendir. Göz bağıdır. Nedir göz bağı mümin için? Heva hevestir. Mümin için gözbağı, günahı kebairlerdir. Haramlardır. Mümin için göz bağıdır, dünyanın şatafatı, dünyanın tantanası. Mümin için göz bağıdır, güç, kuvvet. Mümin için göz bağıdır, dünyanın içerisindeki neşe, zevk. Bunlar müminler için göz bağıdır ve o kimse doğruyu göremez. O kimse hakikati bulamaz. O gözündeki perde kalkmadıkça, o kimse hakikate koşamaz.
Göz bağı nasıl açılır?
Bunu açacak olan, bunu açtıracak olan, iman etmek, iyi amel işlemek, Allah’ı sevmek, onu zikretmek, o bağı çözer. Yoksa herkesde o gözbağı bir şekilde vardır.
Mümin bir kimse insanların ayıplarını örtmeye çalışır mı?
Evet. Bir kimse etrafındaki insanların, gördüğü kimselerin ayıplarını örtüyorsa, o mümindir.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Müslümanlar birbirlerinin ayıplarını araştırır mı?
Müslümanlar, işlerini güçlerini bırakmışlar, birbirlerinin ayıplarını araştırıyorlar.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
İnsanın ar perdesi ne demektir?
İnsanın bir ölçüsü vardır. Bir sınırı vardır ya. Ya bunu da bu yapılmaz, bu yapmamak lazım. Hani derler ya ar perden mi patladı diye, ar perdesi patlamış utanmıyor. Şimdi utanmayınca insan, istediğini yapar. Utanmıyor çünkü. O utanma duygusunu kaybetmiş, utanma duygusunu kaybeden insandan kork.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
İnsanın ar perdesi yırtıldığında ne olur?
İnsanın ar perdesi yırtıldığında o kimseden her şey beklenir, manasında bir hadisi şerifi vardı. insanın böyle bir ar perdesi, bir namus perdesi, bir şeref perdesi, bir ahlak perdesi vardır. insanın bir ölçüsü vardır. Bir sınırı vardır ya. Ya bunu da bu yapılmaz, bu yapmamak lazım. Hani derler ya ar perden mi patladı diye, ar perdesi patlamış utanmıyor. Şimdi utanmayınca insan, istediğini yapar. Utanmıyor çünkü. O utanma duygusunu kaybetmiş, utanma duyg, kaybeden insandan kork.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
İftira atmanın sonucu nedir?
İftira attığın için mahşerde o seni affetmedikçe, o seni affetmedikçe, sen o iftiranın suçunun cezasını çekeceksin. Ancak o affettiğinde cezadan kalkacak. Yoksa sen o suçunu cehennemde çekeceksin. Ondan sonra cennete gideceksin.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Müminlerin ne yapmaları gerekir?
Müminlerin La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseden faiz almasınlar. Açıktan fuhuş işleyenler, açıktan fuhuşta iştigal edenler, Allah’ın laneti üzerlerinedir. Açıktan eşcinsellik yapanlar, Allah’ın laneti onların üzerinedir.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Güzel ahlak ne demektir?
Güzel ahlak, insanların arasında benimle olan hukukun o senin .O yüzden güzel ahlak, namusuna şerefine, haysiyetine düpdüzgün hareket etmek, yamulmamak, yıkılmamak, gevşemek, yavşamamak, güzel ahlak sahibi olmak, nafilelerle Allah’a yaklaşmak.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Güzel ahlakla Allah’a nasıl yaklaşılır?
Güzel ahlakla, Allah’a yaklaşır insan, güzel ahlakla. Güzel ahlakın numunelerini de üzerinde görün, görünsün senin üzerine ama istikametle, sen bunu özünden yap.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Fakir ve sufi arasındaki fark nedir?
Fakir, sufi manada akçesi olmayan değil. Fakir, akçesi olup da kendisini fukara gören, öyle yaşayan kimse. Gösterişten uzak, şatahatten, şatafattan uzak, kibirlilikten uzak insanlar.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi
Müslümanların dilinde ne tür davranışlar yer almalıdır?
Müslümanların dilini düşünün siz. Kendi dilimizi düşünün. Etrafımıza nasıl konuştuğumuzu düşünün, nasıl anlattığımızı düşünün. Hakaret etmek, küfretmek, yüksek tepeden konuşmak, kibirli davranmak, sen bilmezsin noktasında insanları görmek ve kendini çok bilgiç görmek. Dil, öyütçünün ihtiyacı olan dil. Hikmetle ve güzel öğütle tebliği et.
Nefsi nasıl muhafaza etmeliyiz?
Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefsi mücadele etme, onun üzerinde riyazat etme, onun üzerinde durma bu açıdan çok önemli.