Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahlâk ve Edep — Sayfa 16

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 16/20

Din adamlarının itibar kaybı neden olur?

Bunlar da kendi kendilerini bozdular. Hepsi de böyle tevafuken, bozuklukta birleştiler ve böylece toplumun nezdinde değer kaybettiler. Toplum nezdinde değersiz. Kimler? Alimler, şeyhler, hocalar, din adamları, toplum nezdinde itibarsızlaştırıldılar. Yol gösterici hükmünde olan kimseler ne yazık ki itibarsızlaştı. Farkında değil toplum. Böylece din, itibarını yitirdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 755-756. Beyitler Şerhi

Kötülük ve iyilik miras olarak nasıl aktarılır?

Eğer bir kimse tövbe ederse, geri dönerse o kimse iyilik mirası bırakacak ama tövbe etmez, geri dönmezse o kimse kötülük mirası bırakacak. Ya o kötünün elindekini alacaksın, onu tanzim ve tamir edip iyiye sevk edeceksin ya da o kimse miras olarak hep kötülük bırakaraktan gidecek. Bu iyiler ve kötüler kıyamet kopuncaya kadar birbirlerine hiç karışmayacaklar. Birbirlerinin içine girmeyecekler ama biz bunlara baktığımızda dışarı çıkacağız, toplumu analiz ederken, bakarken insanların kendi içerisinde hayatı yaşadıklarını göreceğiz. iyisi de o toplumun içerisinde yaşayacak kötüsü de o toplumun içerisinde yaşayacak ama asla birbirlerine karışmayacaklar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 746-749. Beyitler Şerhi

Kötülük ve iyilik nasıl birbirlerine karışmaz?

Kötülüğün içerisine de iyilik karışmaz. Bir kimse örneğin kötü ise o kötü olan o kimseden kötülük sudur eder.iyi ise o kimseden de iyilik sudur eder. Kötü bir kimseden zaman zaman iyilik sudur ediyormuş gibi görünür kötü bir kimseden ama o aldatıcı fecir gibidir. Hani o böyle güneş doğuyormuş gibi görünür ya aldatıcı fecirdir o, bu da onun gibi bir şeyler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 746-749. Beyitler Şerhi

Zulüm ve haksızlık birleştiğinde ne olacağı nedir?

Bir toplumda adalet yoksa, batmaya mahkumdur. Bir evde adalet yoksa, batmaya mahkumdur ev, dağılmaya mahkumdur. Bir yerde zulüm var ise orası eninde sonunda batar. Bu ister cemaat, ister tarikat, ister aile, ister devlet… değişmez bir şey. isterse birey. Zulüm ve haksızlık birleştiyse, batarsın. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745-746. Beyitler Şerhi

Haram paranın infak edilmesinin sonuçları nedir?

Haramdan kazandığı parayı infak ettiğinde, asla bereketi olmaz. Haram paranın infakı olmaz. Faizden kazandığın parayla infak edemezsin. Zulümle, haksızlıkla, gaspla ele geçirdiğin bir paradan sen asla hayır bekleme. Asla hayır bekleme. Allah muhafaza eylesin. Sadaka olarak verirse, kesinlikle kabul olunmaz. Dünyada bıraktığı takdirde onu ateşe daha da yaklaştırır çünkü Allah kötüyü kötü ile silmez. Kötüyü iyiyle siler. Zira pislik, pisliği temizlemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745-746. Beyitler Şerhi

Din ve millet duygusu arasındaki ilişki nasıl açıklanıyor?

Bizi yıkılmaz kılan, bizi dimdik ayakta tutan bu iki duygudur. Din ve millet olma, din Kur’an sünnet imamların içtihadıdır. Bizim bu dini duygumuzu, inancımızı, bizim bu dini aklımızı bozmaya çalışan hangi mezhepten, hangi mezhep adı ne olursa olsun, hangi meşrep, hangi tarikat, hangi hoca efendi, hangi hacı efendi, hangi alim, hangi kim neyse eğer bizim bu din inanışmızı bozmaya çalışıyorsa, vallahi de billahi de tillahi de hem o kafirdir hem de millet düşmanıdır. Bunu ister bilerek yapsın, ister bilmeyerek yapsın, o bir tekkeyse ingiliz bozulmasıdır. O bir cemaatse CIA’nın kurduğu bir cemaattir. O bir topluluksa KGB’nin kurduğu bir topluluktur. Eğer o silahlı bir örgüt ise onun arkasında muhakkak, muhakkak dünya emperyalist güçleri vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi

Müminin vasfı nedir?

Mümin olmanın birinci derecede vasfı, özelliği, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Müminler birbirlerinin dostu ve kardeşidir mi?

Mümin erkekler ve mümine hanımlar da birbirlerinin dostu ve kardeşidir. iyiliği emreder, kötülüğü yasaklarlar, namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler. Allah’a ve peygamberine itaat ederler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Müminin cihadı nedir?

Mümin de cihad şuuru vardır. Mümin, kendisi için yaşamaz. Mümin, kendisini geçmiştir. Mümin, kendi kurtuluşu için mücadele eden kimse değildir. Mümin, bütün insanlığın kurtuluşu için mücadele eden, bütün insanlığa iyiliği, doğruluğu, güzeli, tadı götürmeye çalışan kimsedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

İyi insanlar etrafına ne saçarlar?

İyi insanlar etrafına mutluluk saçarlar. Güzel insanlar etrafına güzellik saçarlar. Bir kimse agresif, sinirli, sert, katıysa etrafına agresif, sinirlilik, katılık, saçacaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Kötülerle beraber olan kişi ne olur?

Kötülerle beraber olan, kötülerden sayılır. iyilerle beraber olan iyilerden sayılır. Bakın, bunun ortası yoktur. Bir fiiliyat olarak, bir düşünce olarak, bir fikir olarak ya iyi bir şey düşünmüşsündür ya da kötü bir şey düşünmüşsündür. Fiiliyat olarak ya iyilik yapmışsındır ya da kötülük yapmışsındır. ikisinin ortası yoktur. Ya iyidir, ya kötüdür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Zarar vermemek ne tür bir ibadettir?

Zarar vermemek, bir haramı işlememek ibadettir. Haram işlemezsiniz, haram işlemediğiniz müddetçe, ibadet etmiş sayılırsınız. Bir de farzları yerine getirirseniz, muhteşem bir insan olursunuz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Haram işlerinin etkisi nasıl olur?

Haramlar vardır ki bir başka kimseyi ilgilendirir. ikinci şahısları, üçüncü şahısları, dördüncü şahısları. Haramlar vardır ki devleti ilgilendirir. Kamunun işi ilgilendirir. Bakın haramlar farklı farklıdır. Siz devletin üzerinden bir haram işlersiniz, bütün milletin helalliğini almamız gerekir. Bakın bütün milletin helalliğini almanız gerekir ama bir de bireye karşı haram işlersiniz. O bireyle helalleşirsiniz. Bunda diğerlerinin hakkı yoktur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Kötü örnek olmak ne tür bir günahdır?

Kötü örnek olmak da günah ı kebairdir. Mümin iyi örnek olmak zorundadır. O zaman biz eğer sadıklarla beraber olursak, kötülerle beraber olmazsak, sadıklarla, iyi insanlarla Allah’tan korkanlarla beraber olmaktan dolayı biz onlardan sayılırız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

İyi arkadaşlarla beraber olan kişi ne olur?

İyi arkadaşlarla beraber olan, kendisinin üzerinden misk kokusu yayılacak. Kötü arkadaşlarla beraber olan, sanki demirci dükkanına gitmiş gibi is kokacak. Buna benzer, bu manada yine bir hadis i şerif var ya, işte, kokucu dükkanına giden mis kokar, demirci dükkanına giden is kokar, diye.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Kötülüklerin işlendiği bir yere giderseniz ne olur?

Eğer kötülüklerin, kötülüklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak size kötülük bulaşacaktır. Eğer iyiliklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak ki size iyilik bulaşacaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Tövbe eden bir kişi ne yapmalıdır?

O günahkar kimse, o iyilerin yaşadığı şehre doğru yol almaya başlayınca yolda öldü. Ecel onu yakaladı yolda. Ölünce, iyiler dediler ki bunun yönü bize aitti. Biz bunu iyiler şehrine defnedeceğiz. Kötülerin şehrinde yaşayanlar dediler ki bu bize aitti. Bu bizdendi. Biz onu, kötülerin şehrine defnedeceğiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

İyi olmaya karar verdiğinizde ne olur?

İyi olmaya karar verdiğinizde, iyi olmaya karar verdiğinizde muhakkak Cenab ı Hak sizi iyilere ve iyiliklere yaklaştıracaktır. Eğer kötülüğe ve kötülere, kötülerle beraber olmaya devam ederseniz, Cenabı Hak sizi kötülüğe ve kötülere yaklaştıracaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Dostunun dini ne kadar önemlidir?

Kişi dostunun dini üzeredir. O halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin. Senin dostun kim? Senin dostun kim ise ahlakın da ondandır. Sakın deme bana, benim ahlakım farklı diye. O senin dostun mu? Evet. Dost dostu arar, sorar, beraber olmaya çalışır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Kalbinde maraz olanlar ne yapar?

Kalbi marazlı olanlar kalbi marazlı olanları sever. Kalbinde maraz mı var? Evet. Kalbinde Maraz olanlarla arkadaş olur. Kimde ne var ise kalbinde onu sever. Onun yanında rahat bulur, huzur bulur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Kendini kıymetli hisseden kişi ne yapar?

Sakın kendini çok kıymetli görüp ben kıymetsizlerin içindeyim deme. Sevdiğini söyle bana. En çok anlaştığın kimseyi söyle bana. Beraber gezdiğin, dolaştığın, yol yürüdüğün, kimseyi söyle bana. Senin neye layık olduğun o. Başka bir şey arama. Herkes bu manada birbirini bulur, birbirini!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

İnsanın manası nedir?

O kimsenin ilmi, aklı, fikri, düşüncesi, o kimsenin duyguları, iç alemi, o kimsenin manasıdır, içidir. insanlar genelde ilk bakışta, insanların büyük bir çoğunluğu karşıdaki kimsenin suretine göre hükmeder, suretine bakar. Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretleri de bir kimse bir topluluğa girdiğinde kıyafetiyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır der. Bir kimse bu noktada ya işte önemli olan, insanın manası, suret önemli değil, kılık kıyafet önemli değil, doğru bir düşünce değildir bu. Sufiler buna katılmazlar. Sadece suret yetmez. Mana da gerek ama o manaya da bir suret gerek. Suretsiz de mana bir anlam ifade etmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

İslam ahlakı çalışanlara ne tür yükler getirir?

Sen bir tane tuğlayı kırığı ver, kırmayacaksın. O demir parçası atıver, atmayacaksın. Orda çalışıyorsan, titiz bir şekilde çalışacaksın. işyerinin malını, parasını, pulunu, heder etmeyeceksin, çalıştığın yerde zamandan hırsızlık yapmayacaksın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Çalışanların işyerinin malına zarar vermesi ne demektir?

Sen bir tane tuğlayı kırığı ver, kırmayacaksın. O demir parçası atı, atmayacaksın. Orda çalışıyorsan, titiz bir şekilde çalışacaksın. işyerinin malını, parasını, pulunu, heder etmeyeceksin, çalıştığın yerde zamandan hırsızlık yapmayacaksın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

İslam ahlakına göre çalışanların işyerinde hırsızlık yapması ne demektir?

Sen kendi kafadan çalıştığın yerde nafile namaz kılamazsın kardeşim, sen çalıştığın yerde hani biz fıkıh dilinde nafiledir o, öğlenin ilk sünnetini kılamazsın. Patronundan izin alacaksın. Farzlar için izin almana gerek yok ama sünnetler için nafileler için izar alacaksın. Devlet dairesinde çalışanlar izin alamazsınız. Başınızdaki müdür de size izin veremez. Onun da hakkı yok bu konuda. islam böyle ince düşünür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Edepli davranışlar neden önemlidir?

Dergahta nasıl edepliysen evinde de edepli olacaksın. iş yerinde de edepli olacaksın. Sokakta da edepli olacaksın. Dükkanında da edepli olacaksın. Gelene gidene de edepli davranacaksın. Sokakta kediye bile de edepli davranacaksın. Sokakta taşa toprağa bile edepli davranacaksın. Her şeye edepli davranacaksın. Bileceksin ki edepsizlik şeytandandır. Bileceksin ki edepsizlik şeytandandır. Her halin edebe uygun olacak. Annene babana edepsiz davranmayacaksın. Eşine edepsiz davranmayacaksın. Çocuklarına edepsiz davranmayacaksın. Sokaktaki insanlara edepsiz davranmayacaksın. Komşularını edepsiz davranmayacaksın. Bileceksin ki bu yol edep yolu. Bileceksin ki bu yol güzel ahlak yolu. Bileceksin ki bu yol üstün ahlaklı olma yolu. Bunu kafana sokacaksın. Buraya geldiğinde vay ne güzel sema izliyoruz ya, atalım bacak bacak üstüne de! iyi, bir nargilen eksik senin. Sen de oturduğun yerde Allah diyeceksin. Yanındakinle konuşmayacaksın, yanındakinle sohbet etmeyeceksin. Sohbet edeceksen yanındakinle mahvel orda, mahvele git, soh b et. Dedikodu yapacaksan mahvel orda veya işte neresiyse. Gıybet edeceksen bak ya, bak işine, nerde gideceksen git.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Edepsizlik ne gibi sonuçlara neden olur?

Adamın gözünün önünde cinayet işleniyor, hareket eden yok. Gözünün önünde zina işleniyor, hareket eden yok. Gözünün önünde her türlü melanet işleniyor, kimse kimseye karışmıyor. Utanma da kalmadı. Utanmıyor da kimse. Utanma duygusu kalmadı! Utanma duygusu kalmadı! Hani meşhur Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sözü var ya ‘utanmazsan istediğini yap’ diye, utanmıyor, herkes istediğini yapıyor şu anda. Sebep? O utanma duygusunu işleyecek maneviyat kalmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

İnsanın ahlakı nasıl yaratılmıştır?

Bir kimsenin burnu ensesinde gördünüz mü hiç? Fıtrat bu. Ya ben çok sinirliyim yaradılışım böyle. Öyle değil! Sinirlenmek şeytandan. Ancak gavurlara sinirlene bilirsiniz, o da savaş esnasında. Ancak Allah’ın yasak ettiği haram şeylere sinirlenebilirsiniz. Bir kimse sinirleniyorsa, öfke şeytandan. Şeytan ona galip gelmiş. Ya onun huyu böyle işte, birden parlıyor, bir tokat vuruyor. E, benim de huyum öyle olsa ben de birden parlayıp kafasına bir balta mı vurmam lazım? Ben onun kafasına bir bal, vurur yararsam kafasını, suçsuz mu olacağım? Ya işte Mustafa Özbağ dengesizdir, böyle aniden bir adamın kafasına Balta vurur. O yüzden suçu yok onun, yaratılışı böyle midir diyeceğiz? Toplum içersinde böyle değil mi? Ya işt o da öyle yaratılmış canım, çok sinirli. O da öyle yaratılmış canım, çok aceleci.‘Acelecilik şeytandan’ dedi hadis i şerifte. Ayet-i kerimede de ‘o insanoğlu acelecidir’ dedi. Başka ayeti kerimede de bu insanoğlu dedi hemen cezanın gelmesini ister. Allah ise teenni sahibidir dedi. Acele etmiyor. Cenab ı Hak yaradılışta da diyor ki Allah teenni sahibidir, isteseydi bir günde, bir anda yaratırdı ama Allah diyor varlığı altı günde yarattı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 610-619. Beyitler Şerhi

İnsanın ahlakı nasıl değişebilir?

Cenab ı Hak onu sureten değiştirebilir mi? Evet. Hani bir kısım insanları maymuna çevirdi ya, tabi bu ayet i kerimeler değişik manalarda tevil edilebilir. Bu maymuna çevrilenler sureten mi sireten mi çevrildi? Bunlar ayrıca konuşulması gereken şeyler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 610-619. Beyitler Şerhi

Edeb ve itaatin önemi nedir?

Edeb ve itaat, Allah’a olan bağlılığı ve onun emirlerini yerine getirmeyi ifade eder. Edeb, bir ustanın yanındaysan onun yanında edeple oturmak, bir öğretmenin yanındaysan onun yanında edeple oturmak anlamına gelir. İtâat, Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve onun çizmiş olduğu istikamette yürümek anlamına gelir. Edeb ve itaat, insanın Allah’a olan bağlılığını ve onun emirlerini yerine getirmeyi sağlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi

Neden bir şeyh efendine hizmet etmek büyük kıymet sayılır?

Hacca gidiyormuş ya. Hacca giderken başka bir arkadaşı şeyh efendiye uğramış. Allah’ı zikretmişler, bir gece misafir olmuş. işte yolcu çıkacak, demiş efendi, yalnız gidiyorsunuz. Demiş bizim bu çömezi yanınıza alsanız, size hizmet etse. O zamanlar böyle bir şeyhe hizmet etmek büyük kıymet.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 589-595. Beyitler Şerhi

Neden üniversitelerdeki profesörlerin arkasındaki kimselerin saygısı yoktur?

O üniversitedeki profesörleri gördüm ben. Dedim ki ya biz vallah da billaha de şeyh efendiye dedim gereği gibi, biz gereyi gibi ona kıymetli davranamıyorum dedim ama bizi öylesine korkutmuşlar, öylesini bizi geri püskürtmüşler ki biz şeyhimizin yanında sokakta giderken böyle elimizi bağlamamız, milletin tuhafına gidiyor. Lan ne elinizi bağlıyorsunuz! Ulan gidin bir Ege Üniversitesine. Ege Üniversitesine bir tıp fakültesine gidin. O tıp fakyültesindeki profesörleri bir görün. O profesörlerin arkasındaki koca koca doçentleri, doçent yardımcılarını, asistanlar zaten adamdan, insandan değil zaten. O doçent filan böyle şey ne o, emir eri onun. Bildiğiniz emir eri. Koca doçent, emir eri onun. O doçent yardımcıları, o asistanlar, talebeler zaten şey ya, çok affedersiniz ama koyun sürüsü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 589-595. Beyitler Şerhi

Ferasetsiz bir kimse, bir kimsenin işinden feragat ettirip de bir iş yaptırmaya kalkarsa ne olur?

Adamı işinden edersin. Yapamayacak onu, ona bir şey söylemezsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Sufi eğitimden uzak kalmanın sonuçları nelerdir?

Sevgisiz bir toplum, saygısız bir toplum, eğitimsiz bir toplum, kültürsüz bir toplum, sevgisiz bir dindarlık. Sevgisiz bir dindarlık, saygısız bir dind, seviyesiz bir dindarlık! Bunla karşı karşıyayız. Ölçüsüz bir dindarlık! Bunla karşı karşıyayız. Kör, kulak sağır. Nefis terbiyesi yok. Nefis terbiyesi yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Ahmak nedir?

Pozitif aklını çalıştırmayan insanlar, pozitif aklını.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Ahmakla yol gidilmez mi?

Ahmakla yol gidilmez. Ahmaktan dost olunmaz. Ahmaktan kardeş edinilmez. Ahmakla yan yana savaşılmaz. Ona kafana kaldırma dediğin yerde kafasını kaldırdı, mermiyi yer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Gönül huzuru nasıl sağlanır?

Gönül huzuru, gönül, bütünü, namazda gönül huzuru aranırsa, oruçta da gönül huzuru aranır. ibadetlerde gönül huzuru aranır. Zikrullahta gönül huzuru aranır. Sohbette gönül huzuru aranır. Sen her demde gönül huzurunu hep muhafaza et. Bu neryle mümkün? Bu senin hayatında edeplere riayet etmenle mümkün. Bu ne ile mümkün? Senin kur’an’ını, dinini, imanını, düzgün yaşamanla mümkün. Eğer sen düzgün yaşamazsan, gönül huzuruna erişemeyeceksiniz. Gönül huzuruna erişmen gerekir. Gönül huzurunla yaşaman gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi

Öfke, kin ve garez insanı nasıl etkiler?

Öfke, kin ve garez insanı batırır. Bu duygular, doğruyu göremez, karar veremez, iyiliği yapamaz. Öfke ile karar alma, batarsın. Öfke ile bir söz söyleme, batarsın. Öfke ile bir davranış içerisinde bulunma, isabet edemezsin. Bu duygular, insanın kalbinde yüzlerce perde örer ve Allah’ın koyduğu nuru örter. Bu durum, insanın manevi hastalıklarına ve metafizik hastalıklara neden olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 325-338. Beyitler Şerhi

İslamda sakal ve bıyık nasıl olmalı?

O sureten dindar, sureten sakalı çok güzel, sureten bıyığı çok güzel. Böyle şey kaytanbıyık. Var ya hani, islami bıyık diyorlar ya böyle incecik bırakıyorlar ya, bööylee yapıyorlar ya.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 325-338. Beyitler Şerhi

Dünyalık nimet ne demektir?

Kime diyor Cenab ı Hak, dünyada bu üç şeyi verirse, dünyalık nimeti tamamdır onun. Salih bir kadın, kocasının emirlerini dinleyen ve kocasının akrabalarına ve misafirlere hizmet eden kadın, salih araba menziline hızla ve güvenle götüren araç, salih ev evde misafirlerin rahat edebileceği, eşinin ve çocuklarının rahat edebileceği bir ev. Bu üçü diyor bir insanın üzerinde varsa, dünyalık olarak nimeti tamamdır onun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi

Dünya ve din duyguları arasında nasıl bir fark vardır?

Dünya duygusu bu dünyanın merdivenidir. Din duygusuysa gönlün merdiveni. Bu duygunun sağlığını hekimden arayın. O, duygunun sağlığını sevgiliden. Bir duygunun sağlığı, bedenin sağlamlığındandır, o duygunun sağlığıysa bedenin yıkılmasındandır. Can yolu kesin olarak bedeni yıkar, o yıkıntıdan sonra da yapar, düzer, koşar onu. Altın definesini çıkarmak için yıkmıştır evi, o defineyle de evi daha sağlam yapar. Suyu kesmiş, arkı temizlemiştir. Ondan sonra da arka, içilecek su salmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 297-309. Beyitler Şerhi

Dünya sevgisi ve din duygusu arasındaki fark nedir?

Dünyayı sevmek, bu dünyanın merdivenidir. Bir kimse dünyayı severse, o dünya sevgisi ona merdiven olur. Dünyaya sahip olur o, dünya olarak. Hoş ne kadar sahibi olursa olsun, sonunu bulamaz da ama dünya onu cezbeder. O dünya sevgisi, ona dünyayı buluşturur. Ahiret ise öbür tarafadır. O da diyor gönlün duygusudur, gönlün merdivenidir. Siz gönül merdiveni ile yürüyün. Dünyayı isteyenler? Dünya sevgisi onlara merdiven olacak. Allah’ı isteyenler, Allah’ı sevme, onlara merdiven olacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 297-309. Beyitler Şerhi

Kötü huy, insanın içerisinde bir afettir mi?

Kötü huy, insanın içerisinde bir afettir, taklitçilik, inatçılık, kincilik o kimsenin içerisinde afettir. Dünya sevgisi afettir, makam sevgisi afettir, mal sevgisi afettir. Bunları kaybetmekten korkmak afettir. Allah’tan korkmamak afettir. Allah’a ibadet etmemek afettir. Müminlere laf, dil uzatmak afettir. Müminlere çelme takmak afettir. Müminler topluluğunu karşına almak afettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 280-289. Beyitler Şerhi

Şehvet, hırs ve tamah neden zararlıdır?

Şehvet, hırs ve tamah, insanın ruhunu ve aklını bozar. Bu üçlü, kalbin, başın ve aklın selametine engel olur. Şehvet, sadece cinsellik değil, maddi kazanç arayışı da içerir. Hırs, insanı batırır; tamah ise insanı kuru zana düşürür. Bu üçlü, insanı kör ve sağır yapar, onun gözünü ve kulağını perde bürür. Bu yüzden bu kelimelerden arınmak gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi

Allah’a yakın olmak isteyenlerin görevleri nelerdir?

Allah’a yakın olmak isteyenler, hem bireyin hukukunu hem toplumun hukukunu korumak zorundalar. Farz. Biz müslümanız. Bir başkasının malını cebellez edemeyiz. Biz müslümanız. Biz devletin parasını biz çarçur edemeyiz. Biz müslümanız. Belediyenin parasını çarçur edemeyiz. Biz müslümanız. Yetimin hakkı var deriz onda, çar çur edemeyiz. Biz müslümanız. Toplumun, kamunun bunda hakkı var deriz. Müslümanız biz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 228-229. Beyitler Şerhi

Kurban kesmemizin kastı ne olur?

Kurban kesmemizin kastı da bu. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Eğer o kurbiyeti, o yakınlığı sağlarsak Hz. Mevlana’nın değimi, gibi Ahmet gibi ebede dek o dostla sohbet eder. Allah biz onlardan eylesin. Selamünaleyküm.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 228-229. Beyitler Şerhi

Aşık kimdir ve ne gibi özellikler taşır?

Aşık, bilgili, iş bitirici, her şeyi yerli yerinde yapan bir kişidir. Aşık, otomatik zeka, âşık otomatik fikir. Herkesin aklından fazladır aşığın aklı. Herkesin fikrinden fazladır aşığın fikri. Herkesin zikrinden fazladır aşığın zikri. Herkesin edebinden fazladır aşığın edebi. Herkesin namazından daha derinlemesinedir aşığın namazı. Herkesin orucundan daha derinlemesinedir aşığın orucu. Aşık dünyada zikretmez, dünyada namaz kılmaz. Aşık dünyada oruç tutmaz. Aşığın yeri dünya değildir, vurur ayağını yere, göklere sıçrar o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 186-190. Beyitler Şerhi

Emin insan nedir?

Emin insan, Allah’ın sıfatlarından bir sıfattır. Bütün peygamberler, emin insanlardır ve islam aleminin en önemli özelliği eminliktir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Eminlik neden önemlidir?

Eminlik, medeniyetin temel unsurlarından biridir. Medeniyet, güzel ahlaktır. İslam dünyasında, güvensizlik söz konusu değildir. Güvene dayalıdır. Şüphelinin üzerine kurulu değildir İslam. Güvenin üzerine dayalıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın sözü ne kadar değerlidir?

Emin bir insanın sözü, gönüller kabullenir. O söze güven duyar, o söze inanır. Çünkü o kimse emin insandır. Emin insanların vermiş oldukları sözleri gönüller kabullenir. O çünkü emindir çünkü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin olmayan bir insanın sözü ne anlama gelir?

Emin olmayan bir insanın sözü, akıp giden bir zahmettir, bir eziyettir. Bir kimse, bir suç işlese Hicaz bölgesine gitse Hic, orada o kimseye siz bir ceza veremezsiniz. Hicaz bölgesinden çıktığı anda cezalandırırsınız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın davranışları nasıl olmalıdır?

Emin bir insanın davranışları, herkesin güvenini kazanmalıdır. Herkes bilsin ki onun ağzından bir söz çıkarsa, sözünü yerine getirir. Herkes bilsin ki yapacağım dediğinde yapar doğru olan bir şeyi. Herkes bilsin ki yapmam dediğinde yapmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın toplumda ne kadar etkisi vardır?

Emin bir insanın toplumda etkisi, güven vererek, ahlakla kurulan medeniyetin temel unsurlarından biridir. İslam topluluğunda böyle bir şeyin olmaması gerekir. Yapanlar hayvan suretindedir. Sireti hayvandır onlar. Sureti insan, sireti hayvan!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın toplumda nasıl davranması gerekir?

Emin bir insanın toplumda davranması, herkesin güvenini kazanması gerekir. Herkesin güvenini kazanması, toplumda medeniyetin kurulmasını sağlar. İslam topluluğunda böyle bir şeyin olmaması gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın toplumda ne kadar güvenilir olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Emin bir insanın toplumda ne kadar güvenilir olduğunu, herkesin ona güvenmesi, ona inanması, onun sözünü kabul etmesiyle anlayabiliriz. Bu ne ile mümkün? Bu güzel ahlakla mümkün.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın toplumda nasıl bir rol oynadığını nasıl anlayabiliriz?

Emin bir insanın toplumda nasıl bir rol oynadığını, onun toplumda güven vermesi, toplumda ahlakla kurulan medeniyetin temel unsurlarından biri olmasıyla anlayabiliriz. İslam topluluğunda böyle bir şeyin olmaması gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Emin bir insanın toplumda nasıl bir etkisi vardır?

Emin bir insanın toplumda etkisi, toplumda medeniyetin kurulmasını sağlar. İslam topluluğunda böyle bir şeyin olmaması gerekir. Yapanlar hayvan suretindedir. Sireti hayvandır onlar. Sureti insan, sireti hayvan!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 180-185. Beyitler Şerhi

Gönül yaralarını nasıl tedavi edebiliriz?

Gönül yaralarını tedavi etmek için, Muhammed i Mustafa, Yusuf, Yunus, İbrahim, Musa, Hz. İbrahim Ethem, Abdulkadir Geylani, Ahmet Er Rufai, Hz. Mevlana, Şemsi Tebrizi gibi şerif kişilerin ahlakına ve imanına uygun davranmak gerekir. Bu kişilerin ahlakıyla gönüllerin tedavi edilmesi gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 151-159. Beyitler Şerhi

Yakın olmanın adabını bilmeden yakın olmanın sonucu nedir?

Herkesin işi değildir. O yüzden insanlar, bir şeyi dilerken haddini bilecek. Bir şeyi isterken haddini bilecek. Bir şeyi özlerken, haddini bilecek. Sen özlüyorsun ama özlediğine uygun ne kadar davranıyorsun? Sen diliyorsun ama dilediğine yakın olmak için ne veriyorsun, ne yapıyorsun?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 140-143. Beyitler Şerhi

Nankörlük, edepsizlik ve küstahlık neden Allah’ın nimetlerini kaybetmeye neden olur?

Küstah hep edebi terk edendir. Kibirliler edebi terk edenlerdir, nankörler edebi terk edenlerdir, vefasızlar edebi terk edenlerdir, onlar edebi terk ederler. Sen edebi terk edersen sana nimet kesilir. Sen edebi terk edersen, sen nail olduğun güzellikleri kaybedersin. Sen edebi terk edersen, sana Allah’ın bahşetmiş olduğu şeyleri Cenabı Hak senden alır gider. Aslında onu senden alıyorsa, seni sevdiğindendir yine. Sana şefkat tokatındandır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Nankörlük ve vefasızlık Allah’ın nimetlerini nasıl etkiler?

Diyor ki, ey ahmak kulum. Ben sana merhamet ettim, ikram ettim, ihsan ettim. Sana sundum nimetlerimi, ama sen nimetlerime karşı nankörlük ettin. Sen nimetlerime karşı hainlik ettin, sen nimetlerime karşı vefasızlık ettin ve böylece bana nankörlük etmiş oldun. Bana vefasızlık yapmış oldun. Bana hainlik etmiş oldun. Senin elinden bu vermiş olduğum nimetleri, ben şimdi aldım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Haramlardan uzak durmak ne anlama gelir?

Haramlardan uzak durun, haramlara yanaşmayın, haramlara ilişmeyin, onlara yaklaşmayın! Helal daire hepinize yeter. Hepinize de yeter, hepimize yeter. O yüzden haramla iştigal edenin, edebi yoktur. O edep perdesini yırtmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Edebini nasıl korumalıyız?

Dilin edebini takının, haram konuşmayın. Gözün edebini takının, harama bakmayın. Kulağın edebini takının, haram işittirmeyin. Elin edebini takının, harama elinizi uzatmayın. Ayağınızı edeplendirin, harama doğru yürütmeyin. Kalbinizi edeptendirin, Kalbinizde hep Allah sevgisi olsun. Kalbinizde hep Muhammed’i Mustafa (s.a.v) hayali olsun. Kalbinize başka bir hayal dokunmasın. Kalbinize başka bir sevgili dokunmasın. Kalbinizde bir sevgi olacaksa o Allah olsun. Kalbinize bir hayal olacaksa, o Muhammed i Mustafa (s.a.v) olsun. Gözünüzü ona dikin. Gözünüzü Muhammed-i Mustafa (s.a.v) ‘e dikin, edebin en alası odur. Gözünüzü Allah’a dikin. Edebin en kutsalı ve makbulü odur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Edepsizlik neden dünya ve çevreye zarar verir?

Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün çevreyi ateşe salar. Ben diyorum ki iki tane edepsiz olsa, dünyayı ateşe verirler. Dünyadaki bütün olumsuzlukların sebebi edepsizliktedir. Benim de başıma bir şey geldiyse, benim edepsizliğimdendir. Başınıza her ne geldiyse edepsizliğinizdendir ve insanlığın üzerinde ne varsa ise edepsizlikten gelir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80. Beyit Şerhi

Edepsizlik neden aile, toplum ve ülkeye zarar verir?

Edepsiz, aileyi batırır, edepsiz sülaleyi batırır. Edepsiz çoluğunu, çocuğunu helak eder senin. Bir fitne atar orta yere, kadın bir tarafa gider, çocuklar bir tarafa gider, sen bir tarafa gidersin. Ne olduğunu anlayamazsın. Edepsiz yakar ortalığı. Fitneci, gıybetçi, dedikoducu, iftiracı, yakar ortalığı, yakar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80. Beyit Şerhi

Edebi gözetmek için ne yapılması gerektiğini söylüyor?

Allah’tan yardım dileyelim. Yarabbi, bizi Muhammed i Mustafa (s.a.v)’in edebiyle edeplendir. Bizi, Muhammed Mustafa (s.a.v) ‘in ahlakıyla ahlaklandır, bizi Muhammed i Mustafa’(s.a.v)’in hayasıyla hayalandır. Bizen Kur’an ahlakı nasib eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi, Ümmet i Muhammed’e Muhammed aşkı nasib eyle. Allah’tan hergün edep ve haya dileyin. Her gün her namazdan sonra Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem Hazretlerinin ahlakına ram olun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Ahlaksız bir milletin sonucu ne olur?

Ahlaksız bir millet batmaya mahkumdur. Edebi ve ahlakı bilmeyen bir aile, batmaya mahkumdur. Edebi ve ahlakı bilmeyen bir genç, batmaya mahkumdur. Osmanlı o medeniyetini, ahlakın üzerine kurdu. Güzel ahlakın üzerine kurdu. Bakın, siz ekonomik olarak çok rahata ulaşabilirsiniz, memleketimiz ihracat şampiyonu olabilir, memleketimiz büyümeleri katlayabilir, memleketimiz askeri, siyasi ekonomik olarak çok güçlenebilir. Eğer ki o memleketin insanları, milleti, ahlakını üst seviyeye getirmezse, vallahi de batar billahi de batar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Dinî değerlerin korunması için ne yapılması gerektiğini söylüyor?

Müslümanlar gevşemeyin, paraya, pula ram olmayın, makama şöhrete ram olmayın. Düşmeyin, düşmeyin! Dinimize, sımsıkı yapışın. Azı dişlerinizle diyor Hazreti Resulullah. Azı dişinizle dininize, sımsıkı yapışın. Aldanmayın. Uhud’da Müslümanların bozguna uğramasının sebebi, ganimete düşmeleri. Ganimetin peşine düştüler, Hazreti Muhammed Mustafa(sav)’in emrini unuttular. Ganimetin peşine düşenler, Hz Muhammed i Mustafa(sav)’in ahlakını unutanlar, onun sözlerini unutanlar, Kur’an’ın hükmü unutanlar, ganimeti görünce dinini unutanlar helak olursunuz, batarsınız, yok olursunuz, çürürsünüz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Edebi ve ahlakı bilmeyen bir aile ve genç ne sonucu çeker?

Edebi ve ahlakı bilmeyen bir aile, batmaya mahkumdur. Edebi ve ahlakı bilmeyen bir genç, batmaya mahkumdur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Edebül Müfred kitabını kimler okumalı?

Herkesin o kitaptaki hadisleri kendi üzerinde uygulaması lazım. çocuklarımıza ingilizce kursu aldırırken yanında Edebül Müfredi de okutun. Çocuklarımız da matematik kursu verdirirken yanında Edeb, Müfredi de okutun. Çocuklarınıza baledir, fülüttür, kemandır, sazdır, danstır kursunu verdirinceye kadar Edebül Müfred’i okutun. EvinizdeEdebül Müfred’i okuyun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Edebül Müfred kitabını kimden almak gerekir?

Parası olmayanlar gidin bu kardeşten Edebül Müfred’i alın. Allah için, bu sohbeti dinleyenler herkese söylüyorum evinizde edebül müfred yoksa bu kardeşin kitapçı dükkanından gidin alın, benim hesabıma yazdırın. Allah için söylüyorum size ne olursunuz edepsiz bir millet, batmaya mahkumdur. Ahlaksız bir millet batmaya mahkumdur. Edebi ve ahlakı bilmeyen bir aile, batmaya mahkumdur. Edebi ve ahlakı bilmeyen bir genç, batmaya mahkumdur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 79. Beyit Şerhi

Bak Hazreti Mevlana diyor ki namaz kıldı padişah mıdır?

Edepsizin dini yoktur. Bunu bil. Dini olmaz edepsizin. Otur Allah’ı düzgünce zikret perden açılsın. Tövbe et, perden açılsın. Bak Hazreti Mevlana diyor ki namaz kıldı padişah. Ne için, cariyeciği hasta oldu, cariyeciğinin hastalığının şifa bulması için. Ey! Neyi sevdin de onun için ağladın? Eğer sevdiysen, onun için ağladıysan, o sevdiğin senin. Hani gelmiş sufinin birisi. Üstadına demiş ki efendim sultanım, ben aşığım. Neye oğlum demiş. Ayşe’ye efendim, Ayşe’ye aşığım demiş demiş. Gir evladım, çilehane burada. Girmiş derviş çilehaneye. Demiş efendim, zikrim ne, Ya Ayşe oğlum demiş. Kapatmışlar çilehalenin kapısını. Ekmek yok, su yok. Derviş başlamış, Ya Ayşe, ya Ayşe, ya Ayşe, ya Ayşe, ya Ayşe, ya Ayşe, ya Ayşe… Sabah namazı olmadan kapıyı tıktıklamış birisi. Tık tık tık, gelmiş açmış kapıyı. Bir bakmış ki Ayşe kapının önünde. Tak ,üstadı da gelmiş. Evladım Ayşe’yi sevdin, Ayyşe’yi istedin, Ayşe geldi demiş. Allah’ı sevseydin, Allah’ı isteseydin, o gelecekti demiş! Derse bak, derse bak! O yüzden derim ben. Sen sevginde yalancısın, kimi seviyorsan sev.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 58-66. Beyitler Şerhi

İnsanları bir görmek ne demektir?

Tüm insanları bir görmek yani insan insandır, birinci derecede Allah’ın kuludur. Cenab-ı Hak kâinatı sevmiş olduğu bu varlığın, bu varlığın yüzü suyu hürmetine kâinatı yaratmıştır. O yüzden insanın hepsi de insan olarak değerlidir, makbuldür. Bir sefer insan olarak bu makbuldür. Bu din, dil, ırk, renk hiçbir şey ayırmaksızın bütün insanlar insan değerinde makbuldür. Ehl-i sufi bu meseleye özellikle üzerinde itina ile durur. Ehl-i sufi de ırkçılık kesinlikle yoktur. Müslümanlar zaten ırkçı olmaları mümkün değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretlerinin bu manada hadisi şerifi mevcuttur: ‘Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur’ diye.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

Zan nedir ve zan yapmanın zararı nedir?

Sakın zanna yer vermeyin, zan, yani suizan. Kendi kendine oturup Erdoğan bunu böyle yapıyor mudur acaba ya? Zan! Ya Lütfü usta acaba böyle böyle mi yaptı ya? Zan! Hani o şahsın üzerinde kötü düşünme. O şahsın üzerinde onun istemediği, sevmediği bir şey düşünme ve bunun biraz daha ilerisi iftiraya götürüyor, gıybete götürüyor, dedikoduya götürüyor.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

Zan yapmanın zararı nedir?

Zira zan sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. ‘Ey Allah’ın kulları! Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun.’ Bakın bu hadisi şerif, toplumun kendi içerisindeki sosyal ve insani hastalıklarını anlatıyor bize. Bir; suizana düşme, bir başkasının üzerinde zan besleme.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

Rekabet ve haset neden zararlıdır?

Yok rekabet edeceğiz illaki. Yani bizde böyle bir hastalık var, kendimiz değiliz. Bakın kendimiz değiliz. Bu ticarette, bu aile hayatında, bu her yerde var bu. Bir kimseye Allah, Cenab-ı Hak nasib ediyor, bir ev alıyor, o da alacak aynı evi. Ya bırak, rekabet etme. Sen kendi haline göre yaşa. Birisi bir araba alıyor, Allah mübarek etsin de. Haset etme, dua et ona. Allah yolunda hizmette kullanırsın de. Yok! O almış, o da alacak. Allah muhafaza eylesin. Haset arkasından geliyor.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

İnsanlar arasında barış ve kardeşlik nasıl sağlanmalıdır?

Sufi birbirine ihanet etmez. İhanet etme, ihanet büyük hastalıktır. İnsanın ne kardeşini bırakır ne evlatlığını ne anne babalığını bırakır. İhanet ağır bir vakadır. İhanet ağır bir vakadır. O yüzden kardeşlerinize ihanet etmeyin. Onlara sırtınızı dönmeyin. Allah muhafaza eylesin. Ona zulmetmez. Sufi kardeşine zulmetme. Müslümanlara zulmetme. İnsanlara zulmetme. Allah muhafaza eylesin. Yapma, bu senin yolunu engeller. Bu senin bütün her şeyini engeller. Allah sana merhamet etmez. Allah sana rahmet etmez. Allah sana yardım etmez. Sonra kendi kendine dersin ki ben neden böyle oluyorum. Kendine bak. Bu sıraladığım hastalıklardan senin üzerinde bulunmasın. Sıraladığım hastalıklar senin üzerinde bulunursa Cenab-ı Hak sana merhamet etmez. Allah sana yardım etmez. İnsan yokuş yukarı çıkarken Allah ona yardım ederken sen düz yolda giderken ayağını taş alır senin. Kimseyi suçlama, kendine bak, kimseyi suçlama kendine bak! Herkes kendi nefsine baksın. Herkes! Bu konuda kimsenin kimseye söyleyecek bir söz yok. Herkes otursun kendine baksın. Allah muhafaza eylesin. Onu mahrum bırakmaz. Onu tahkir etmez. Mahrum bırakma. Birisine yardım edeceksin o sende var, mahrum etme. Var olanı paylaş ama fikir ama akıl ama tecrübe ama para ama çevre onu paylaş, mahrum etme. Birisi naçar kalmış, elini uzat, dilini uzat, dua et, yardımcı ol, yanında dur. Yanında dur, seni hissetsin. Seni hissetsin; kardeşliğini hissetsin, dervişliğini hissetsin, sufiliğini hissetsin. Desin ki ya kardeşim var benim, arkadaşım var benim, dostum var benim, eşim var benim, çocuğum var benim.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

Hz. Ayşe annemizin hayvana yumuşak davranması neden önemlidir?

Oruç tuttunuz, asla kötü bir şey söyleyemiyorsunuz, oruçlusunuz çünkü. Kavga edemiyorsunuz, tartışamıyorsunuz, kötü söz söyleyemiyorsunuz etrafınızdaki hiç kimseye. Rabbim bizi onlardan eylesin. Hz. Ayşe annemiz hırçın bir deveye biner. Hırçın bir deveye binince onu sakinleştirmek için ileri-geri yapmak ister. Allah Resûlü der ki ‘Ey Aişe! Hayvana yumuşak davran. Çünkü o yumuşaklık nerede bulunursa orayı güzelleştirir. Yumuşaklığın bulunmadığı her davranış çirkindir.’ Bakın, öyle bir peygamber ki kendi bineğine dahi yumuşak davranmayı tavsiye ediyor.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek

Yaratılan her şeyin iyi davranılması neden önemlidir?

Sufi kardeşler, derviş kardeşler; bakın kendi bineğine dahi yumuşak davranmayı öğütleyen bir peygamberin ümmetiyiz. Söz muhteşem, ‘yumuşaklığın bulunmadığı her davranış çirkindir, yumuşaklık nerede varsa da orayı güzelleştirir.’ Allah bizi yumuşak huylulardan eylesin ahlaki olarak. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Yine Müslim’de ve Tırmizi’de geçen bir hadisi şerif: ‘Allahu Taala her varlığa iyi davranılmasını emretmiştir. Öyleyse canlı bir varlığı öldürmeniz gerektiğinde bu işi ona eziyet vermeden güzel bir şekilde yapın. Bir hayvanı boğazlayacağınız zaman yine ona eziyet vermeden güzel bir şekilde kesin. Bu işi yapacak olan kimse bıçağını iyice bilesin, hayvana acı çektirmesin.’

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek

İnsanların kusurlarını araştırmak ve konuşmak neden bir günahdır?

O yüzden normalde insanlar o ayıpları araştırıp o ayıpların üzerinde tesis ediyor. Şimdi bir kimse kızını verecek bir yere, onu araştırsın, o hak veyahut da bir yerden kız alacak, onu araştırsın, bu hak ona ama üzerine farz mı vacip mi, ne yapmaya insanların ayıplarını, kusurlarını araştırırsın! Ama bu ne yazık ki şeytanın dürtüklediği büyük hastalıklardan birisi. Öyle devam ettiği müddetçe de o kimse dedikodudan gıybetten, bühtanden, suizandan daha ileri büyük günahı kebairden, iftiradan geri dönemiyor. Hatta doğruysa gıybet ediyor, doğru değilse iftira ediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden insanların ayıplarını araştırmayacağız bir, ikincisi etrafımızdaki insanların kusurlarını görmeyeceğiz. Hani hatasız dost arayan dostsuz kalır. Hz. Mevlana Celaleddini Rumi Hazretlerinin ‘insanların ayıplarını, kusurlarını örtmekte gece gibi ol.’ Biz bunları ne yazık ki Allah muhafaza eylesin bunlardan uzak duruyoruz. Tırmizi’de geçiyor hadisi şerif: ‘Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, ayıpladığı şeyi yapmadan ölmez.’ O zaman insanların hatalarını, kusurlarını araştırma. Onun hatasını, kusurunu, ayıbını gördün, eğer onu normalde gördükten sonra bu da yapılır mı dedin, ayıpladın onu, o ayıpladığınız şeyi sen yaşamadan ölmüyorsun. Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretlerinin söylediği haktır. Çünkü ayet-i kerimede Cenab-ı Hak onun için ‘o heva ve hevesinden konuşmaz’ buyurdu. Öyle olunca sen din kardeşinin bir suçundan dolayı onu ayıpladın, o senin üzerinde yaşanmadan sen ölmeyeceksin. Eğer bunu yaşamasan dahi mahşere gittin, mahşerde o kardeşin seni affetmedikçe sen cennete gitmeyeceksin. Onun karşılığı kadar ne kadarsa senin sevabını alacak, bu da başka hadis-i şerif, yetmedi o kimseye verilecek, yetmedi onun günahından alacaksın, cehennemde yanacaksın, ondan sonra cennete gideceksin. Allah muhafaza eylesin. Ebu Hureyre’den naklediliyor. Muharrem, Müslim, Ebu Davud, Tırmizi, İbn-i Mace bunları nakletmiş. ‘Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örtecek.’ O zaman siz bir kimsenin ayıbını örttünüz, Allah da sizin ayıbınızı örtecek.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek

İnsanların kusurlarını gizlemek neden bir iyi davranıştır?

Sen bir kimsenin ayıbını örttün, görmemezliğe geldin, Allah da mahşerde senin kıyamet gününde ayıbını örtecek. Eğer sen o ayıbını insanların içerisinde deşifre etmediysen. Hani bir de o da var, yani sen işlemiş olduğun bir günahı insanlara aktarmayacaksın. Gizliden bir günah işlemişsin, bir hata yapmışsın, bir yanlışlık yapmışsın, sen biliyorsun, Rabbin biliyor. Bunu kalkıp da ertesi gün bir başkasına anlatmayacaksın. Bir hata işledin, bir kusur işledin, bir mahremiyete dokundun kendince bunu bir başkasına aktarma. Bir başkasına bunu anlatma. Sen de ki bu bu benim eşim, yani karından için söylüyorum veya bu benim eşim kocadan için söylüyorum veya bu benim kardeşim bu benim arkadaşım bu benim can dostum bu benim her şeyim. Ben ona anlatırım ya, ondan saklı bir şeyim yok. Anlatma canım kardeşim! Bugünün insanı tabiri caizse nerde seni satacağı, nerde gevşeklik yapacağı belli değil. Seninle menfaati çatıştığı anda senin mahremini bir başkasına anlatabilir. Senin açığını eline geçirdim diye düşünür, kalkar bir başka yerde bunu anlatır. Bugünün insanı ne yazık ki böyle bir omurgasız yani onunla kan düşmanı olsan dahi onun sırrı bende, benimle beraber ebediyete gider diyecek insan çok az. O yüzden hatalarınızı, kusurlarınızı, eksiklerinizi, noksanlıklarınızı, ayıplarınızı saklayın, anlatmayın hiç kimseye. Bunu bir başkasına anlatmak size bir fayda sağlamaz. Anlattığınız kimse sizden çok çok bilgili, çok çok kemal ehli bir kimse mi? Anlatma! Benim meşhur tarzım vardır, sözüm vardır. Ben derim; bir dervişin, bir sufinin anlatacağı bir kapı vardır, o da üstadıdır. Üstadı da sır ise! Bazı üstatlar vardır sır değildir. Lütfü ustanın derdini işte koca ustaya anlatır veyahut da koca ustanın derdini Lütfü’ye anlatır, ondan alır, onu anlatır, ondan alır ona anlatır, ona da laf söylenmez. Yok, bir üstad dedin mi o sırdır. Kimsenin derdini kimseye anlatmaz. Kimsenin açığını kimseye anlatmaz. Böyle ise ona anlatılır. Öbür türlü hiç kimseye anlatılmaz. O benim kardeşim. Kardeşliğine devam et kardeşim, sen açığını anlatmak zorunda değilsin veya bazı aileler vardır, ailenin içinde bir şey yaşanır, o yaşanan şeyi git Bursa’nın öbür mahallesinden dinle. Değil, orada kalmalı o. Orda kalmalı. Onu anlatmamalı. Orda durmalı. Aile içinde mesele hallolmalı. Onu dışarılara aktarmak hoş değil. ‘İşlediği günahları açığa vuranlar dışında’, bakın dikkat edin, hadisi şerife: ‘İşlediği günahları açığa vuranlar dışında ümmetimin tamamı affedilmiştir.’ Bu hadisi şerif muhteşem: ‘Bir adamın gece kötü bir iş yapıp Allah onu örttüğü halde sabahleyin kalkıp ey falan, ben dün gece şöyle şöyle yaptım demesi açık günahlardandır. Oysa o kişi Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.’ (Buhari, Müslim.) O zaman sen, kendi ayıbını kendin faşetme. Kendi ayıbını sen kendin anlatma. Büyük veliler, büyük mürşitler, kendi yaptıkları hataları anlatmışlar, ölçü olsun diye. Bakın, biz tecrübe ettik, biz böyle böyle hata yaptık, böyle böyle yanlış yaptık, böyle yaptık, bu tecrübesini aktarmak için. Onlar Rablerinden bir hüccet almışlardır. Onlara korku yoktur, hüzün de yoktur, dünyada da ahirette de. Onlar mahzun olmazlar, mahcup olmazlar. Onlar müjdelenmiş. Sen kendini onlarla bir tutma. Sen müjdelenmişlerden değilsin. Daha dünyadayken o müjdeyi almadın sen. O yüzden sen onu kendine ölçü edin. ‘Ya şeyh efendi anlatıyordu, o da zamanında böyle yapmış.’ Bu sana ölçü değil. Sen anlatma. Sen anlatma. Sen açığa çıkarma. Allah seni örtmüş, sen o örtünün altında kal tövbe et. Allah’ın örtmesini de kendini ölçü bilme, seni gaflete götürmesin o. Cenab-ı Hak onu faşedebilir. Tövbe et, dön geri. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde insanların ayıplarını yüzüne vurmak hoş değil. Ayıplarını da araştırmak hoş değil. Ayıplarını da o kimselerin görmek hoş değil. Bu da hoş değil. O zaman sen kardeşine karşı suizan da beslemiyorsun. Görmedin, dua ediyorsun. Gördün ya da dua ediyorsun. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek

İnsanların kusurlarını gizlemek ve anlatmamak neden bir iyi davranıştır?

Bir başkasına bunu anlatma. Sen de ki bu bu benim eşim, yani karından için söylüyorum veya bu benim eşim kocadan için söylüyorum veya bu benim kardeşim bu benim arkadaşım bu benim can dostum bu benim her şeyim. Ben ona anlatırım ya, ondan saklı bir şeyim yok. Anlatma canım kardeşim! Bugünün insanı tabiri caizse nerde seni satacağı, nerde gevşeklik yapacağı belli değil. Seninle menfaati çatıştığı anda senin mahremini bir başkasına anlatabilir. Senin açığını eline geçirdim diye düşünür, kalkar bir başka yerde bunu anlatır. Bugünün insanı ne yazık ki böyle bir omurgasız yani onunla kan düşmanı olsan dahi onun sırrı bende, benimle beraber ebediyete gider diyecek insan çok az. O yüzden hatalarınızı, kusurlarınızı, eksiklerinizi, noksanlıklarınızı, ayıplarınızı saklayın, anlatmayın hiç kimseye. Bunu bir başkasına anlatmak size bir fayda sağlamaz. Anlattığınız kimse sizden çok çok bilgili, çok çok kemal ehli bir kimse mi? Anlatma! Benim meşhur tarzım vardır, sözüm vardır. Ben derim; bir dervişin, bir sufinin anlatacağı bir kapı vardır, o da üstadıdır. Üstadı da sır ise! Bazı üstatlar vardır sır değildir. Lütfü ustanın derdini işte koca ustaya anlatır veyahut da koca ustanın derdini Lütf, Lütfü’ye anlatır, ondan alır, onu anlatır, ondan alır ona anlatır, ona da laf söylenmez. Yok, bir üstad dedin mi o sırdır. Kimsenin derdini kimseye anlatmaz. Kimsenin açığını kimseye anlatmaz. Böyle ise ona anlatılır. Öbür türlü hiç kimseye anlatılmaz. O benim kardeşim. Kardeşliğine devam et kardeşim, sen açığını anlatmak zorunda değilsin veya bazı aileler vardır, ailenin içinde bir şey yaşanır, o yaşanan şeyi git Bursa’nın öbür mahallesinden dinle. Değil, orada kalmalı o. Orda kalmalı. Onu anlatmamalı. Orda durmalı. Aile içinde mesele hallolmalı. Onu dışarılara aktarmak hoş değil. ‘İşlediği günahları açığa vuranlar dışında’, bakın dikkat edin, hadisi şerife: ‘İşlediği günahları açığa vuranlar dışında ümmetimin tamamı affedilmiştir.’ Bu hadisi şerif muhteşem: ‘Bir adamın gece kötü bir iş yapıp Allah onu örttüğü halde sabahleyin kalkıp ey falan, ben dün gece şöyle şöyle yaptım demesi açık günahlardandır. Oysa o kişi Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.’ (Buhari, Müslim.) O zaman sen, kendi ayıbını kendin faşetme. Kendi ayıbını sen kendin anlatma. Büyük veliler, büyük mürşitler, kendi yaptıkları hataları anlatmışlar, ölçü olsun diye. Bakın, biz tecrübe ettik, biz böyle böyle hata yaptık, böyle böyle yanlış yaptık, böyle yaptık, bu tecrübesini aktarmak için. Onlar Rablerinden bir hüccet almışlardır. Onlara korku yoktur, hüzün de yoktur, dünyada da ahirette de. Onlar mahzun olmazlar, mahcup olmazlar. Onlar müjdelenmiş. Sen kendini onlarla bir tutma. Sen müjdelenmişlerden değilsin. Daha dünyadayken o müjdeyi almadın sen. O yüzden sen onu kendine ölçü edin. ‘Ya şeyh efendi anlatıyordu, o da zamanında böyle yapmış.’ Bu sana ölçü değil. Sen anlatma. Sen anlatma. Sen açığa çıkarma. Allah seni örtmüş, sen o örtünün altında kal tövbe et. Allah’ın örtmesini de kendini ölçü bilme, seni gaflete götürmesin o. Cenab-ı Hak onu faşedebilir. Tövbe et, dön geri. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde insanların ayıplarını yüzüne vurmak hoş değil. Ayıplarını da araştırmak hoş değil. Ayıplarını da o kimselerin görmek hoş değil. Bu da hoş değil. O zaman sen kardeşine karşı suizan da beslemiyorsun. Görmedin, dua ediyorsun. Gördün ya da dua ediyorsun. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek

Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü konusunu ele alırken ne anlatılmaktadır?

Dört Kapı Kırk Makam/ Marifet Kapısı (Hoşgörü Makamı) konusunda, hoşgörü kavramının dinin çerçevesinde nasıl anlaşıldığı ve uygulanması gerektiği tartışılmaktadır. Hoşgörü, insanlarla olan ilişkide dengeli davranmak, kabullenemeyeceğimiz şeylere karşı sabırlı ve anlayışlı yaklaşmak anlamına gelmektedir. Bu kavram, dini ibadetlerde, dini meselelerde ve bireysel ilişkilerde uygulanmalıdır. Hoşgörü, Allah’ın lanetlediği veya haram olduğu şeylere karşı da uygulanamaz.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Hoşgörü kavramı dinin çerçevesinde nasıl tanımlanmaktadır?

Hoşgörü kavramı, dinin çerçevesinde bir kimsenin, insanlarla olan ilişkide dengeli davranmak, kabullenemeyeceğimiz şeylere karşı sabırlı ve anlayışlı yaklaşmak anlamına gelmektedir. Din söz konusu olunca, hoşgörü, dini ibadetlerde, dini meselelerde ve bireysel ilişkilerde uygulanmalıdır. Hoşgörü, Allah’ın lanetlediği veya haram olduğu şeylere karşı da uygulanamaz.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Din içerisinde hoşgörü kavramı nasıl uygulanmalıdır?

Din içerisinde hoşgörü kavramı, Kur’an ve sünnet dairesinde olmalıdır. Hoşgörü, Allah’ın lanetlediği veya haram olduğu şeylere karşı uygulanamaz. Dinin suç saydığı şeylerin hoşgörü ile karşılanması mümkün değildir. Hoşgörü, dini ibadetlerde, dini meselelerde ve bireysel ilişkilerde uygulanmalıdır. Devletin hoşgörüsü, bireysel hoşgörüsünden farklıdır. Devlet, sapkınlıkları önlemekle mükelleftir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Bir Müslüman, diğer Müslüman’a dini meseleleri dayatma hakkına sahip midir?

Bir Müslüman, diğer başka bir Müslüman’a dini meseleleri dayatma hakkına sahip değildir. Bir mümin sadece nasihat eder, zorlayamaz. Din, insanların bir başkasına baskısıyla veya zorlamasıyla yaşanacak bir olgu değildir. İslam dini, bir insanın muhabbetiyle, sevgisiyle ve inancı ile yaşanacak bir dindir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Hoşgörü kavramı, kâfirlere karşı nasıl uygulanmalıdır?

Hoşgörü kavramı, kâfirlere karşı bireysel davranış olarak uygulanmalıdır. Bir Müslüman’ın, kendince etrafındaki olaylara, hadiselere, arkadaş, eş ve çocuklarına, akrabalarına karşı hoşgörülü davranması gerekir. Ancak, devletin hoşgörüsü farklıdır. İslam devleti, kâfir topluluklarıyla mücadele edecek ve onlarla savaşacak. Devlet, sapkınlıkları önlemekle mükelleftir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Din içerisinde zorlama yapmanın örnekleri nelerdir?

Din içerisinde zorlama yapmanın örnekleri, bir Müslüman’ın diğer Müslüman’a dini meseleleri dayatması, bir kadının başını zorla örtmesi, birisine zorla sakal bıraktırılması, birisine herhangi bir dini ibadeti zorlamasıdır. Bu tür zorlamlar, İslam dini için uygun değildir. İslam dini, insanların bir başkasına baskısıyla veya zorlamasıyla yaşanacak bir olgu değildir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Din içerisinde zorlama yapmanın sonuçları nelerdir?

Din içerisinde zorlama yapmanın sonuçları, İslam dini için uygun olmayan davranışlardır. Zorlama, bir kimsenin nefsi kabul etmesini engellemekle değil, onun hidayetine sebep olmakla ilgilidir. Zorlama, bir üstat veya mürşitin görevi değildir. Din, insanların bir başkasına baskısıyla veya zorlamasıyla yaşanacak bir olgu değildir. İslam dini, bir insanın muhabbetiyle, sevgisiyle ve inancı ile yaşanacak bir dindir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü nedir?

Bir başkasının bana emretmesini, emrini yerine getirmek zorunda değilim. Bana emretmesin zaten kimse. Kimse kimseye emretmesin. Bakın kimse kimseye emretmesin. Nasıl ki sen öğüt ver çünkü sen ancak öğüt vericisin, onlar üzerinde, zorlayıcı bekçi ve gözetleyici değilsin. Bitti! Kimse benim başımda gözetleyici olmasın. Kimse benim başımda bekçilik yapmasın. Kimse bana da bir şeyi zorlamasın.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

İslam dininin hoşgörüsü neden muhteşemdir?

Bu ayeti kerime böyle çok hoşuma gider benim. Bu kendimce derim ki İslam dininin ne kadar muhteşem bir hoşgörüsü var ve ne kadar hürriyetçi. Peygamberine diyorsa zorlama, zorlamayacaksın, zorlamayacaksın. Sen bekçi de değilsin onların başında, gözetleyici de değilsin. Bitti mesele. O zaman gönüllülük var, o zaman zorlamak yok, o zaman bekçilik yok, o zaman bir kimseyi bıktırmak yok.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Zorlama neden yasaktır?

Zorlama kimseyi. Hayır! Benim ağzımdan çıkmayan bir şeyden de zorlama. Ben zorlamıyorum kimseyi, sen nasıl zorlarsın? Zakirler dahil buna, çavuşlar dahil. Kimseyi zorlamasın kimse! Allah muhafaza eylesin. Gönüllülük! ‘Sevdirin, nefret ettirmeyin.’ İnsanların özel hayatlarına karışmayın, zorlamayın insanları. Zorlamayın! İlla ki zorla filanca yere derse gidecek. Yok, gitmeyecek ya, kime ne!

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Dervişlerin derslerine kimse zorla gitmek zorunda mıdır?

Sen ders alacak olanın gözünü korkutma, korkutma! Sen derviş olmaya aday olacak olan insanın gözünü korkutma ve ona yanlış şeyler söyleyerekten de onun yolunu çarpıtma, onun yolunu kesme. Bırak herkes yolunu bulur. Su akar yolunu bulur. Bırak, herkes kendince kendi rengince derviş olur. Sana tebliğ etmek, sana nasihat etmek düşer. Sen onu zorlama.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Hoşgörülü davranmanın önemi nedir?

Allah muhafaza eylesin. O yüzden hoşgörülü olma, etrafındaki insanların hatalarını kusurlarını örtme, onların yanlışlıklarını eksikliklerini nasihat ederekten onlara tatlı tatlı anlatma, hoşgörülü olma. Onun kendince kültürü öyledir. Onun kendince parası o kadardır. Onun kendince gördüğü o kadardır. Onun kendince kendisine biçtiği şey o kadardır. Hoş görülü olma, onun kendi bireyin kendi hayat standardına karşı hoşgörülü olma.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Dini ibadetlerde zorlama yasak mıdır?

Biz ancak nasihat ederiz. Ancak öğüt veririz onlara ancak tebliğ ederiz, zorlayamayız. Dini ibadetler açısından da zorlayamayız. Sufilik adabı erkanı içerisinde de zorlayamayız ve bir şeyi de zorlaştırmayız din adına.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Hoşgörülü olmanın temel prensibi nedir?

‘Sevdirin, nefret ettirmeyin.’ Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz Kur’an sünnet dairesinde. Allah muhafaza eylesin. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Sen biliyor musun bu dervişlikte ne zorluklar var. Sana mı düştü zorluğu anlatmak. Sana ne? Belki de onun yolu kolay olacak. Seninki zor oldu, onun kolay olacak. Sen ne zorluk çektin ki! Neden insanın gözünü korkutuyorsun? Neden sen hoşgörülü davranmıyorsun, toleranslı davranmıyorsun? Neden karışıyorsun etrafına?

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Dervişlikte zorluklar neden vardır?

Sen biliyor musun bu dervişlikte ne zorluklar var. Sana mı düştü zorluğu anlatmak. Sana ne? Belki de onun yolu kolay olacak. Seninki zor oldu, onun kolay olacak. Sen ne zorluk çektin ki! Neden insanın gözünü korkutuyorsun? Neden sen hoşgörülü davranmıyorsun, toleranslı davranmıyorsun? Neden karışıyorsun etrafına?

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü konusunu tartışılan metnin nedir?

Metin, sevgi ve hoşgörü konusunu tartışıyor. Sevgi olmadan maneviyat olmaz, sevgi ile yoğrulacak olan bir kişi, hoşgörülü olur. Sevmezse o kimse hoşgörülü olmaz. Sevdirin. Sevdirin. Her ne işleyecekseniz din adına, sevgiyle olsun. Her ne yapacaksanız sufilik adına, sevgiyle olsun. Evinizde eş ve çocuklarınızla kadın erkek herkesi ilgilendiriyor her ne yapacaksanız, sevgi ile yapın. Sevgi ile…Ben acizane sevgiden daha keskin bir iksir ve ilaç görmedim. Daha keskinini görmedim. Sevgisizlik insanı helak eder. Sevgi insanı insan-ı kamil eder. O yüzden sevgi ile görün ve sevemeyen bunu anlayamaz. Sevmeyen bunu anlayamaz. O yüzden severse bir kimse hoşgörülü olur.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Sevgi olmadan maneviyat olmaz mı?

Olmaz! O kimse dini sevecek, zikrullahı sevecek, namazı sevecek, orucu sevecek, şeyhi sevecek, dervişleri sevecek… Sevecek! Sevgi ile yoğrulacak o. O yüzden ne erkekler ne kadınlar eşlerinizi zorla dergaha getirmeyin, nefret ettirmeyin. Zorla bir şey yaptırmayın. Çocuklarınıza da zorla bir şey yaptırmayın.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Cömertlik, ilim ve sanat ile nasıl ilişkilidir?

O zaman bir kimsenin faydasına olan bütün her şey, cömertliktir. ‘Sizin en hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır.’ O zaman ne ilmin var ise ne becerin var ise ne sanatın var ise hangi özelliklere sahip isen bunu yaymak, bunu insanlara faydalı hale getirmektir cömertlik. Evet, o kimsenin parası var, o kimse parasıyla cömertlik yapar. Onun sanatı var, o sanatıyla cömertlik yapar örneğin. Onun ilmi var, o ilmi ile cömertlik yapar. Herkesin kendince cömertlik yapacağı bir alan vardır muhakkak.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları