Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 80. Beyit Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 80. Beyit Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 1 • 13/55

Mesnevî-i Şerîf 80. Beyit Şerhi Hakkında

80. Beyit Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün çevreyi ateşe salar”

Mesnevi, yetmişdokuzuncu beyit. Yetmişdokuzda mı kalmıştık? Edepsiz yalnız kendine kötülük etmez. Ya? Bütün alemi ateşe salar. Ben diyorum ki iki tane edepsiz olsa, dünyayı ateşe verirler. Dünyadaki bütün olumsuzlukların sebebi edepsizliktir. Benim de başıma bir şey geldiyse, benim edepsizliğimdendir. Başınıza her ne geldiyse edepsizliğinizdendir ve insanlığın üzerinde ne varsa ise edepsizlikten gelir. Edep nedir? Edep bu manada birinci dairede Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmaktır. Bu nedir? Farzları yerine getirmek. Farzları yerine getirmek ne demektir? Farz olan ibadetleri yerine getirip günah ı kebairlerden uzak durmaktır. Günah ı kebairden uzak durmuyorsa o kimse, edep perdesini yırttı, yani edepsiz oldu. Ozaman şer’i manada edepsiz, açıkça, fütursuzca, haram işleyen insan. işte bunlar kendilerini ateşe atmazlar sadece. Ya? Çevreyi de bu alemi de, bu dünyayı da ateşe atar. Edepsiz, yanındakini de edepsiz eder. Siz demirci dükkanına giderseniz is korkarsınız, hadisi şerif. Itırcı dükkanına giderseniz, ıtır kokar sınız, yani koku. Kokucu dükkanına giden, koku üzerinde olur. Demirci dükkanına giden, is üzerinde olur. Sen, günah ı kebait işleyen bir kimsenin yanına gider, onunla hoş sohbet eder, ona tebessüm eder, onunla dost olursan, o edepsizlik sana da bulaşır. Sen hiç günahı kebair işlemeyen, haramlardan uzak duran bir kimseyi dost edinirsen, sana ondan edep bulaşır. Sen edepli olanları kendine arkadaş seç. Sen edepli olanları kendine dost seç. Sen edepte olanları kendine yoldaş seç.

Hani Hz. Ebubekir efendimiz demiş ya, bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim. Pardon özür dilerim, senin dinini söyleyeyim. Kişi arkadaşının dini üzerindedir, hadisi şerif. Arkadaşının dininden kasıt onun ahlakı üzerinedir. Arkadaşının dininden kasıt onun edebi üzerinedir. Yalancı, yalancı ile dost olur; kumarbaz, kumarbazla dost olur. Her akşam içki içen, her akşam içki içenle dost olur. Hırsızın dostu hırsızdır, üçkağıtçının dostu üçkağıtçıdır, dedikoducunun dostu dedikoducudur, iftiracının dostu iftiracıdır. Onlar bulurlar birbirlerini, dükkanda orada burada dergahta, tekkede, camide her yerde bulunur onlar. Onlar iki kişi, üç kişifıs, fıs, fıs otururlar. Habire dedikodu ederler. Şurdan oturur, kapıdan girenin, her girenin dedikodusunu yaparlar.Ben tanımam, o tanır. Caminin bahçesine oturur, bütün cemaatin gıybetin eder.Sen tanımazsın. O tanır herkesi.

Adam oturmuş benim kılık kıyafeti mi takip ediyor, bana dedi ki ya hacı efendi ya dedi, her gün değişik bir kıyafet giyiyorsun dedi. Böyle baktım. Her gün beni takip ettiğini gösteriyor dedim. Kaldı. Mübarek insan dedim ya. Başka takip edecek bir şey bulamadın da benim kılık kıyafetini mi takip ediyorsun. Böyle yaptım, başarılısın ama hiç gözden kaçırmamışsın dedim. Dedikodu merkezi. Adam senin ayakkabını dahi takip ediyor. Bugünkü ayakkabın çok güzelmiş hacı efendi. He yağmur yağınca bunu geydim, sabahkini görmedin ozaman. Demek ki iki ayakkabı taşıyorsun dedi. iki olsa iyi dedim ben. Nasıl dedi? Haleti ruhiyem e göre ayakkabı taşıyorum ben dedim. Araba dolu dedim. Böyle yaptı, senin gibisine denk gelmedim dedi. Daha neler var neler, takip et sen beni dedim. işi ne adamın? Caminin bahçesine oturuyor, çetele tutacak nerdeyse kaç sefer tuvalete girdim diye. Edep edep! Dedikoducu dedikoducu ile arkadaş. iftiracı iftiracı ile arkadaş. Gıybetçi, gıybetçiyle arkadaş. Adam apartmanda bana kaç kişi misafir gelmiş bayramda, onu saymış. Hacı efendi, yaklaşık yediyüz kişi geldi dedi bu bayram size ziyarete dedi, en alt katta oturuyor. Böyle baktım. Maşallah dedim ya numaratör gibisin dedim, ben saymadım sen mi saydın dedim. Numaratör adam. Bayramda kaç kişi geldiğini saymış. Numaratör!

Edep! Edepsiz dünyayı yakar. Edebi yok, memleketi yakar. Edebi yok, ülkeyi yakar. Edebi yok! Edebi yok, aileyi batırır, edepsiz sülaleyi batırır. Edepsiz çoluğunu, çocuğunu helak eder senin. Bir fitne atar orta yere, kadın bir tarafa gider, çocuklar bir tarafa gider, sen bir tarafa gidersin. Ne olduğunu anlayamazsın. Edepsiz yakar ortalığı. Fitneci, gıybetçi, dedikoducu, iftiracı, yakar ortalığı, yakar. Sen orada birisiyle konuşuyorsundur, hasbelkader kadının birisi sana adres sormuştur. Edepsiz hemen telefon açar. Senin adamı gördüm, çarşıda bir kadınla konuşuyordu. Veya senin hanımına hasbelkader adamın birisi arkadaşının kocasıdır, amcasıdır, dayısıdır, selam söyle beyine

demiştir, senin adamın tanıdığıdır. Edepsiz sana telefon açar. Senin aldığın kadını, hanımı gördüm çarşıda bir adamla konuşuyordu. Edepsiz dünyayı yakar. Daha dükkanda bir şey olur, eve telefon açar senden önce, gördü o ya seni, tamam bitti. Gıybetçi gıybetçiyi, dedikodu dedikoducu seviyor. Yakar dünyayı edepsizler. Evet! Bir de yakarlar, bir de bir sigara yakar karşıdan seyrederler, ne güzel yanıyor ya! Kalbinde vicdanında bir korku, kalbinde vicdanında bir üzülme de yoktur. Edebi yok çünkü. Allah muhafaza eylesin.

Edep, nurdan tacimiş insanın başında. islam komple edeptir. Hazreti Mevlana Kur’an, Kur’an tamamı ile edep anlatırlar der. Hz Peygamber tamamıyla edeptir. Tasavvuf tamamıyla edeptir. Sufilik, tamamıyla edeptir, edep. O zaman Allah’tan edep isteyelim, edebe ram olalım, edebe müştak olalım.Edebin peşinden gidelim. Bu ney ile mümkün? Günah ı kebairlere uymakla mümkün. Günah ı kebair lerden uzak durun. Önce dilin afatlarından uzak durun. Diline sahip çıkan, dinine sahip çıkar. Diline sahip çıkamayan dinine sahip çıkamaz. Bu dilinizden yalan, yemin, gıybet, dedikodu, iftira, suizan, bühtan; bu dilinizden boş söz, gaflet söz, küfür, bu dilinizden hakaret çıkmasın. O müminler ki müminlere karşı, müşvik, yumuşak, şefkatli ve merhametlidir. Mümin odur ki dilinden, dilinden müslümanlar emin olur. Mümin odur ki onun elinden, elinden müminler emin olur. Mümin odur ki onun azalarından bütün varlıklar emin olur. Yani haksız yere adam öldürmek, hırsızlık yapmak, üç kağıt beş kağıt etmek, insanların hakkına tecavüz etmek… Elinle, ayağınla, gözünle, kulağınla, dilinle günah ı kebairlerden uzak durmak! Göz harama bakmayacak. Sanane milletin eteğinin kaç santim olduğundan? Sana mahşerde soracak mı Rabbim, kadınların eteği kaç santimdi, baktın mı diye. Efendim biliyor musunuz ne kadar giymiş kısa. Sana ne! Dedim ölçtün mü, arşınladın mı, karışladın mı? Karışlarken nasıl baktın? Edep! Sanane kadının eteğinin yırtmacının kaç santim olduğu? Sana ne elin karısından kızından? Ne yapmaya bakarsın sen!

Allah’ı zikredenin gözü, harama bakmaz. Allah’ı zikredenin dili, haram konuşmaz. Allah’ı zikredenin eli, haramı tutmaz, harama dokunmaz, haram işlemez. Allah’ı zikredenin ayağı, harama gitmez, yapmaz. Allah’ı zikredenin gönlü, suizan etmez. “Ey iman edenler fazlasından! Siz suizanın fazlasından kaçınınız.” Suizan etme, kalbin suizan beslemesin. Allah’ı zikredenin kalbi, ümitsizliğe düşmez. Öyle bir şey olmaz. O zaman zikrimiz kemale ersin. Zikrimiz otursun; dilimize, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza, bedenimize, canımıza, ruhumuza, sırrımızı, yerleşsin, otursun. Zikrullah’ı öyle yapalım.

Zikrullah edep getirir insana. Edep demek, haksızlıkların karşısında hakkını savunmamak demek değildir. Edep demek, vatanını, milletini, dinini,

imanını savunmamak demek değildir. Edep demek, birisi senin dinine hakaret ederken susmak demek değildir. O zayıflıktır, o kimliksizliktir o, kişiliksiz liktir. O edep değildir. Edep, her şeyi yerli yerine koyup, yerli yerinde konuşmaktır. Birisi senin dinine hakaret ederken, susmak edep değildir. Susup, onu susturmamak edepsizliktir. Bir kötülük gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizde, mümkün değilse kalben buğuz ederekten, önlemeye çalışınız.

Müslümanın üzerine farz kötülükleri engellemek. Bir yerde uyuşturucu çetesi var. Telefon aç devlete, burada uyuşturucu satıyorlar okulun önünde de. Falanca, burada uyuşturucu satıyorlar de. Durdur onu. Kadınları kızları tuzağa düşürüyor, bir çete var. Karşında villada, karşında evde bir telefon aç. 155 duruyor. Kardeşim burada kadınları tuzağa düşürüyorlar, satıyorlar burada. Adres filanca. Telefon aç! Yarın öbür gün senin çocuğuna uyuşturucu satarlar. Ben Bayındır’da mahallede annem söyledi Allah rahmet eylesin. Falanca dedi bahçeye esrar ekmiş.Ya neden bir telefon açıp şikayet etmiyorsun. Oğlum başıma iş mi açayım dedi. Ben aradım hemen, tak tak, tak, tak, tak aradım 155’ i. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Ben Mustafa Özbağ. Yeni mahalle gümüş pala caddesi no.20’de oturuyorum. Şu anda annemin yanına geldim. Bizim evin iki sağında esrar yetiştirici birisi varmış, bahçesini esrarla doldurmuş. Tak! Geldiler bir sürü, köklediler. Arıyorlar Mustafa Özbağ kim, benim dedim. Annem otur dedi. Benim dedim bir canım var, esrarkeş vuracaksa vursun. Esrarkeşden mi korkacağım. dedim. Çıktım. Benim dedim Mustafa Özbağ. Şikayet eden de benim. Adam bana baktı ya hocam , ne cesaretlisin. Ne cesaretli olmıycam kardeşim. Bu vatan benim dedim. Bu memleketi dedim, uyuşturucuya, esrarkeşçiye, kokainciye, morfinciye mi bırakacağım dedim. Bırakmayın. Ya ne o, sen jurnalci misin? Ha, jurnalciyim ben.

Bizde böyle bir şey vardır ya, kardeşim dokuz yaşındaki çocuklara okullarda uyuşturucu alıştırmaya çalışıyorlar. Memleketin gençliğini helak ediyorlar. Kafelerde, kafeteryalarda, çay bahçelerinde, topçularda, popçularda, dansçılarda, gece kulüplerinde, uyuşturucuya alıştırıyorlar gençleri, kadınları, kızları. Uyanın, uyanın uyanın! Şikayet edin. Söyleyin, 155’e ihbar edin. Teröristleri ihbar edin. Canınız gidecekmiş, gitsin! Şehit olun! Bu memleket düzlüğe çıkacak. Bu memleket aydınlık yarınlarını görecek. Bu memleket cennet bahçesi olacak. Bu memlekette kur’an ve sünnet hakim olacak. Kur’an ve sünnetin o güzellikleri yaşanacak. Bunu topyekün yapacağız. Hep beraber yapacağız. Nerede bir yanlışlık var, açın telefon şikayet edin. Söyleyin, bitsin yanlışlıklar. Adam gece sarhoş. Herkese küfür ede ede gidiyor.

Aç 155’i ara, ara. Hooooop diye bağırdı mı ara. Kardeşim burda rahatsız ediyor, içmiş rahatsız ediyor.

Adam saçından tutmuş tokatlıyor kadını, gece saat bir. Bir buçuk. Aradım, kadını tokatlıyor burda dedim, müdahale edeyim mi, geliyor musunuz. Çaaaaat geldiler, ben de duruyorum orda. Adam baktı, ben duruyom şimdi. Kolunu indirdi. Ne bakıyorsun dedi, sana ne lan dedim. Kaldı bu. Sarhoştan mı korkacağım dedim. Bakıyorum, ne var dedim. Kadın yalvaran gözlerle bakıyor. Dedim bekle geliyorlar şimdi, pat geldi polis. Benim dedim şikayet eden. Kadını dövüyordu dedim yolda. Dedim gelirim karakola şimdi dedim. Şahitlik ederim, al telefonum bu. Öbürkü bakıyor sarhoş, benim plakayı yazacak. 35 E bilmemkaç. Okudum ben ben kendim yazdım. yaz dedim. Yarın gelmezsen dedim ahım kalır sende dedim. Böyle baktı, istersen açık adres vereyim dedim. Ben meridyenin karşısında dedim, züccaciye işi yapıyom. Daha açık adres vereyim, yukarıda Karabaş ı Veli Tekkesi var. Kime Mustafa Özbağ kim desen gösterirler sana dedim. Sen gel, ne yapacaksan yap bana dedim. Bekliyorum hala daha, bekliyorum hala daha! Birini de öyle bi şey olduydu da, bana öyle dedi. Kapının önünde dedi senin hakkında bildiri dağıtacam dedi, kadınlarla ilişkisi var diyecem dedi. Yapmazsan ahım kalır dedim. Dedim bu elinden bu kadını kırtardım ya ben dedim. Sen gel, yap dedim. Yalnız kendine dikkat et orada bir şey yapacağın zaman dedim. Neden dedi? Tükürükle boğulmayasin orda dedim.

Evet, korkarsanız iyiliği hakim edemezsiniz. Korkarsanız, kötüler hakim olur, o yüzden dedi Hazreti Peygamber “korkaklığın şerrinden sana sığınırım, Ya Rabbi.” Kötülerden ve kötülükten kendiniz yapacaksınız diye korkun ama kötüler ve kötülüklerden korkmayın. Mücadele edin. Yürü mahallenizde iyilik hakim olsun, eviniz de iyilik hakim olsun tekkeninizde, bahçenizde, memleketinizde iyilik hakim olsun. Hiç kimse kötülüğünden ve şerliğinden, sizi durduramasın.

Sufilik bu, ben öyle başka bir sufilik bilmiyorum. Bir yanağını vurunca öbür yanağını da uzatacakmış. Ben o sufilerden değilim. Ben o sufilerden değilim. Öyle benim bir yanağıma vurursan, senin kolunu kıvırır kırar, koluna verir geri gönderirim, gönderirim seni. Mümin, müminlere karşı müşvik ve şefkatlidir. iyilere karşı müşvik ve şefkatlidir. Semazenin eli yukarda durur ya bana soruyorlar boyna. Semazenin eli yukarda, ne manaya geliyor? Kötülüklere vurmak için diyorum ben. Kalıyor şimdi. Hiç böyle bir tarif yok ya, benden şunu bekliyor. Hak’tan alacak, halka verecek.

Ben diyorum ki semazenin eli böyle duruyor, bak diyorum. Osmanlı eli gibi. Böyle el duruyor. Osmanlı Tokatı vurmaya hazır. Eğer kötülük yaparsan öyle bir beynine iner ki senin, yıldızları bile sayamazsın sen. Semazenin eli o

yüzden yukarıda, böyle duruyor. Hazır kıta, hazır kıta o! Kötüler o ele baksın kendilerini hizaya çeksinler. Dinsizler, imansızlar, din satıcıları o eli görsün hizaya çekilsin. Üçkağıtçılar, beş kağıtçılar o eli görsün, hizaya çekilsin. Şer odaklar, teröristler, bu vatana bu millete, bu dine ihanet edenler, ihanet etmek isteyenler, o elduruyor orada bak ha. Alimallah bi indirirse elini, yerle yekzan olursun. O yüzden aklını başına topla, tövbe et, dön geri. Gittiğin o yol düzgün yol değil. O el, o yüzden duruyor böyle. Biz de eğitirken diyoruz ki bak ellerini aç, böyle güzel tut elini. Elma tutar gibi, elma tutar gibi, böyle elini aç. Böyle değil, böyle aç elini. Bu değil, semazenin el tutuşu bu değil. Bu, semazenin el tutuşu değil. El açık, böyle, parmaklar açık. Dikkat et, böyle. Böyle gevşek değil, sıkı. Kimin kalbine de kibir, zul, zulüm, gaflet gelirse, kalbine gelecek olanı da alaşağı edecek. Ha, o el her daim havada kalacak öyle. Tetikte. Sufi uyanıktır. El tetikte! Hangi el? Sağ el. Vurdumu düşürür. Kimi? Kafiri de şeytanı da nefsi de gafleti de. El böyle duracak.

Yok öyle şey, bir yanağını vuracak, öbür yanağını çevirecek. Yapamıycam kardeş ben. Mümin gelsin canımı yesin benim. Mümin gelsin başıma taç edeyim onu. Mümin gelsin, gönlümün sultanı olsun, baş tacı olsun. Baş köşeme otursun, hizmet edeyim ben ona. Ben onun ayağına halı olayım, yolunun tozu olayım ben onun. Mümin o, ona ne demeli, bu el ona merhamet ve şefkat götürür. Bu el onu alır, ilahi aşkı onun gölnüne koyar. El orda duruyor ya, ilahi aşkı alacak, onun kalbine koyacak. Mümin, al! Ama kafir, bana öyle düşmanlık etmeye kalkarsa, bu el onun gaydını büker. O kötü, müslümanlara kötülük yapmaya kalkarsa, bu el onun gaydını büker. Şer, şerlik yapacaksa bu el ona cevabı verir. Ama mümine karşı asla ve kat’a. Ona merhamet, şefkat, yardım, götürür. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden edep nurdan taçtır, edep farzlara sımsıkı yapışmaktır, edep Sünnet i Resulullah’ı sımsıkı tutunmaktır. Edep, Kur’an ve sünneti azı dişlerinle sımsıkı yakalamaktır. Hadisi şerif. Edep odur. Edep, nafilelerle Allah’a yaklaşmaktır. Edep Allah’ı sevmektir. Edep odur. Edebin üç merhalesi vardır. Birinci merhalesi neymiş, farzlara sımsıkı yapışmak. Bu neymiş? Farz ibadetleri yerine getirip, günah i kebairlerden uzak durmakmış. ikincisi, ikinci edebin hali neymiş? Nafilelerle Allah’a yaklaşmak. Bu, en güzel ahlakla ahlaklanmaktır. Edebin üçüncü hali nedir? Allah’ı sevmektir. Nasıl? Gözünün gördüğü ve görmediği her şeyden fazla Allah’ı sevmektir. Edep odur. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Cenabı Hak cümlemize inşallah kendi dostlar halakasına aldığı kullarından eylesin inşallah.

https://www.youtube.com/watch?v=Ke_J7K2pGeQ&list= PLpNiKWHUSB_KF_8QYHQPSQIvh9VWfDcyl&index=14

Kaynaklar ve Referanslar

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı