Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 1 • 51/55

Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi Hakkında

381-389. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“A benim canım, önce farenin zararını gider de ondan sonra yığmaya

Burayı okuduyduk herhalde, öyle değil mi? Evet önce farenin zararını gidermek, ibadet ederken insanlar, iyi ameller işlerlerken, o kimsenin üzerinde tesiri kalmaması, o kimsenin üzerinde herhangi bir şeyin tesir etmemesi, o kimsenin üzerinde bir şeyin kalmaması, bir imanının kemale ermediğinden olabilir. Yapmış olduğu günah ı kebair, devam ediyorsa, bir günah ı kebaire, o yüzden o günah ı kebaire devam ettiği için bir taraftan toplayıp bir taraftan gidebilir. Gidiş olan her yer fare deliği, fare alıp götürüyor onu. O zaman önce o gideri kapatmak lazım. Bu ticarette de aynıdır. Evin içinde de aynıdır. Bir kimse giderlerini kısar iktisat ederse, iktisat eden zengin oldu. iktisat eden zengin olur. Sen bugün beş lira kazanır beş lira harcarsan, sende bir şey birikmez. Sen beş lira kazanıyorsan, dört lira harcayacaksın, üç lira harcayacaksın. Bir başkasının nefsini de düşüneceksin. Birinci derecede çoluğunu çocuğunu düşüneceksin. iktisat edeceksin. O iktisattan asla şaşmayacaksın. Çünkü senden, senden bekleyenler var. Sorumlulukların var. Aynı şekilde manevi olarak da iktisat edeceksin. ibadetini edip yalan söylemeyeceksin, yemin etmeyeceksin, gıybet etmeyeceksin, dedikodu etmeyeceksin. Bu noktada serkeşçe harcamayacaksın. Oruçlusun, gıybet etme. Oruçlusun dedikodu etme. Oruçlusun, dilini muhafaza et. Sen dilini muhafaza etmezsen, orucun sende bir etkisi kalmayacak. Alacak götürecek, açlık kalacak sana. Açlık kalmaması için sen bu noktada iktisat et. iktisat et ki sana kalsın bir şeyler. Devam ediyoruz:

“O gönüllere gönül kesilenin haberlerinden birini duy. Hani ‘namaz

ancak gönül huzuruyla tamamlanır’ der.”

Bu hadisi şerifin bir kısmıdır. Namaz gönül huzuru ile tamamlanır. Yani senin gönlünde çıfıt çarşısı olmayacak. Sen namazdayken alıp satmayacaksın, namazdayken kavga etmeyeceksin, namazdayken birilerine laf yetiştirmeyeceksin, namazdayken sen kafan başka işlerle gönlüm başka işlerle oluşmayacak. Sen namazdayken kafan namazın dışında başka işler bitirmeyecek. Fabrika kurup, malı üretip, ihracat ithalat yapıp, çok zengin olup, uçaklarda gezmeyeceksin namazda. Namazda gönül huzuru gerek. Yaptığın yanlışlıklar gelmesin namazda. Yapma yanlışlık. Birisinin parasını tırtıkladığın namazda aklına gelmesin, yapma öyle bir şey. Birinin kalbini kırdıysan, birinin gönlünü kırdıysan, birini inciddiysen, namazda aklına gelecek bunlar. Bir gönül kırdıysan namaz namaz değil, kırma gönül. Kimseyi incitme. Kimseye zulmetme, edebe riayet et. insanlara zulmedip namaza durduğunda o namaz sonuçta taşın üstünden akıp giden su gibi olacak. O kimseye bir etkisi, bir faydası olmayacak. Allah muhafaza eylesin.

Gönül huzuru olacak. Gönül ,bütün, namazda gönül huzuru aranırsa, oruçta da gönül huzuru aranır. ibadetlerde gönül huzuru aranır. Zikrullahta gönül huzuru aranır. Sohbette gönül huzuru ararnır. Sen her demde gönül huzurunu hep muhafaza et. Bu neryle mümkün? Bu senin hayatında edeplere riayet etmenle mümkün. Bu ne ile mümkün? Senin kur’an’ını, dinini, imanını, düzgün yaşamanla mümkün. Eğer sen düzgün yaşamazsan, gönül huzuruna erişemeyeceksiniz. Gönül huzuruna erişmen gerekir. Gönül huzurunla yaşaman gerekir. Gönül huzurunla yaşayacaksan, günah ı kebairlerden uzak durup, haramlardan uzak durup, zulümden edepsizlikten uzak durup, hayatını gönül huzuruyla yaşayacaksın. Hani derler ya anlım açık diye. Anlı açık dolaşacaksın, gönül huzuruyla. Bu ne ile mümkün? Bu Allah’a karşı olan vazifelerini yerine getirme, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı vazifelerini yerine getirme, bu günlük hayattaki vazifelerini yerine getirme ile alakalı. Edebe erkana riayet etmekle alakalı.

O zaman o kimsenin gönlü huzur içerisinde olacak. Namazda huzurullahı yakalayacak. Çünkü namaz çok önemli. Namaz o kadar önemli ki namaz mükaşefedir bir taraftan. Namaz bin bir taraftan miraçtır, namaz bir taraftan seyri sülüktur, namaz bir taraftan meleklerle selamlaşmadır, namaz bir taraftan müminlerle selamlaşmadır, namaz bir taraftan bütün ümmeti Muhammed’le dualaşmadır, namaz bir taraftan Allah’la konuşmadır, namaz bir taraftan Allah’la alışveriştir. Namaz, namaz dinde yıkılan son kale demiş Hz. Peygamber Efendimiz. O zaman o namazın gönül huzuru içerisinde olması gerekir. Yalan yavşak namaz kılınmayacak. Yalan yavşak namaz

kılınırsa, yalan yavşak kalır. ibadetler yalan yavşak yapılmayacak. Oruç tutmuşsun, ramazan geliyor, orucun tadını çıkar. Orucun adabına uy, orucun erkanına uy. Dilini muhafaza et, gözünü muhafaza et, elini ayağını muhafaza et, uzuvlarını muhafaza et. Orucu ıhlamur gibi tut, muhallebi gibi oruç tut. Aman, melekleş orucu tutarken. Hatta melekleri gör, tebessüm et. Bunların orucu yok de, o yüzden bunlar bize yetişemez de. Öyle yürü ki melekler senin arkandan yetişemezsinler.

Öylesine oruç tut, öylesine namaz kıl, öylesine namaz kıl ki namaz beklesin seni bir dahaki namaza kadar. Namaz seni beklesin. Hani ribat odur ki bir kimse namazını kılar, diğer namaza niyet eder o ribattır diyor Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri. Sen öyle bir namaz kıl, namaz seni beklesin. Desin ki ya beni öyle bir kimse kılacak ki şimdi, Cenabı Hak öyle bir kimseye beni nasip etmiş ki Cenabı Hak beni öyle birisine vermiş ki ben onunla daha da kutsallaştım, daha da mübarekleştim. Ben onunla Allah katına, Allah’ın katına çıkabildim. Çünkü namaz dosdoğru kılınırsa Allah’ın katına çıkar. Allah’ın katına çıkan namaz bu noktada kendi içerisinde de o Cenab ı Hakka hamd eder ve kendisini kılana dua eder çünkü o Allah’ın katına çıkma şerefine ulaştı. Bu ne muhteşem bir şeydir.Veya sen öyle zikrullah yap ki senin yaptığın zikrullah Allah’ın katına çıksın, yolda kalmasın. O ne muhteşem bir zikrullahtır ki sahibine dua eder. Der ki Ya Rabbi onu affet çünkü o öylesine beni zikretti ki, ben senin katına çıktım. O beni öylesine, tesbih etti öylesine tesbih etti ki Ya Rabbi ben senin huzurullahına çıktım. Hatta hadis i kutsi de der ki, Allah bildiği halde sorar. Ne istiyor? Melekler derler ki diyor, cevabı sorarlar ona, ne istiyorsun? O der ki beni zikredenin affolmasını istiyorum. Melekler derler ki diyor Ya Rabbi sana malumdur ama kendisini zikredenin af olmasını istiyor. Cenab ı Hak der ki ey melaikelerim, şahid olun. O beni zikrettiği anda, o kulum beni zikrettiği anda, ben onu affetmiştim. Çünkü öyle bir zikrullah etti ki adabına erkanına uygun, edebine uygun zikretti. Öylesine zikretti ki zikirden başka bir şey kalmadı, kendisi kalmadı. Öylesine bir Allah dedi ki kendisini de yaktı alemi de yaktı. Öylesine bir namaz kıldı ki kendisi kalmadı ortada, namaz kaldı. Öylesine dua etti ki kendisi kalmadı ortada, dua kaldı. Öylesine kur’an okudu ki kendisi kalmadı ortada, kur’an kaldı. Ne kadar okuduğun değil, ne okuduğun da değil. Nasıl okuduğun. Ne kadar okuduğun değil, ne okuduğun da değil nasıl okuduğun önemli.

Size ism-i azamı verseler, sen ism-i azamı böyle kaale almadan okursan, bir işe yaramaz. Herkes ismi Azam’ın peşinde ya. ismi azam sensin. ismi azam sensin. Sen öyle ol ki sen öyle ol ki sen Allah’la yüzleş. Sen öyle ol ki Cenab ı Hak buyur kulum desin sana. Sen öyle ol ki Allah vaad etmiş. Benim

öyle kulların var ki bir şeye ol deseler o olur diyor. Ol deseler, Allah’ın öyle kulları var ki bir şeye ol dese olur diyor, olur. Hasret Ömer efendimiz diyor ki Allah’ın öyle kulları vardır ki onlar yağmur yağ deseler yağar. Onlar ism i azam olmuş kendileri. O zaman sen öyle ol, ism-i azam ol sen, ism-i azamın peşinde koşma, sen ism-i azam ol. Sen öyle ol, Allah’ın sıfatı senin üzerinde tecelli etsin. Sen öyle ol ama sen öyle olmadıktan sonra neyi ne kadar zikrettiğin önemli değil. Benim gibi kuru bir tahta olsan, yetmişbin kez günde Allah desen neye yarayacak. Kuru tahta. Hani Yunus der ya sen kara bir taşsın denizin içinde olsan da su almazsın ki der. Sen bir kara taşsan, denizin içine düşsen ne olacak ki, taş taştır. Su almayacak.

Sen kendini taşlıktan çıkarmaya gayret et. Gönlünü taş etme, zulmetme, zalimlik etme. Zulmedersen, zalimlik edersen, edebe riayet etmezsen, gönlün taş kesilir senin, gönlün taş kesilir! O zaman zulümden, adaptan, erkandan, dikkat et, zulümden uzak dur, adap ve erkana da dikkat et, riayet et. Öyle küstahlık etme, öyle serkeşlik etme, öyle bir büyük zatın lafını alıp da kendi kendini böyle bir şey zannetme. Vardır ya öyleleri. Beyazıt ı Bestami’nin lafını diline dolamıştır. Beyazıt mı oldun? ibrahim Ethem Hazretleri’nin bir sözünü diline dolar, ibrahim Ethem mi oldun? ibrahim Ethem attı iğnesini, balıklar getirdi. Senin iğneni getiren var mı? Onun lafınlan caka atma. Senin iğnen de varsa, balık senin iğneni getiriyorsa, ooo öpelim seni, başımıza taç edelim. Başkasının lafıyla kendine ahlam kesme, yok! Vardır öyleleri. Öyle o lsen. Sen öyle ol. Yağmur yağ de yağsın yağmur. Biz de bereketlenelim senden. Biz de bereketlenelim. Öyle birinin sözünden kalkıp da kendini o noktada koyma. Serkeşlik bunlar, küstahlık bunlar, edepsizlik bunlar. Kendini veliler sınıfına koyma, edep et. Kendini peygamberlerin sınıfına koyma edep et. Kendini iyilerin sınıfına koyma, edep et. Tevazu göster, eksik gör kendini. O gönül huzurunu yakalayana bu. Sen Yunus mu oldun? Yunus oluncaya kadar onsekiz yıl tekkenin kapısında yatmış. Sen onsekiz yıl bir tekkenin kapısında yat. Sen olduysan, o zaman çık, senin oldum demene gerek yok, senin Yunus olduğunu rüyasında görür millet. Gelirler sana, evet! Allah muhafaza eylesin. O gönül huzurunu yakala. Allah muhafaza eylesin.

“Ambarda hırsız bir fare yoksa, peki, kırk yıllık kulluk buğdayı nerde,

E ambarda bir fare yok ambarda fare yoksa yirmi yıllık dervişliğin nerde? Ambarda bir fare yoksa benim gibi otuz yıllık dervişliğin nerde? Ambarda fare yoksa elli yıldan beri ben bu dergahta dervişim de nerede? Ambarda fare var, ambarda fare var. Sen önce o farenin deliğini tıka. Sen önce o fareyi çıkar ambardan. Sen önce o ambardaki farenin bağından kurtar kendini.

Fare sana bir bağ atmış. Fare sana bir bağ atmış, o küçücük fare olarak gördüğün şey senin kazandığını yiyip bitiriyor boyna. Sen bir çengel yemişsin, bir bağ yemişsin sen. Oturmuş fare senin üstüne, fare deveye bir çengel atmış oturmuş. Fare devenin üzerine kaykılmış duruyor. Bıyık buruyor devenin üstünde. Neden? Gaflette deve çünkü, deve gaflette! Farenin çengelini yemiş oturmuş. Deve gaflette! Allah muhafaza eylesin.

“Her günün parça parça meydana gelen gerçekliği neden ambarımızda

Her gün sen parça parça ibadetler ediyorsun. Beş vakit namaz kılıyorsun. Günlük ders çekiyorsun. Zikrullah yapıyorsun. Kendince ibadet noktasında bir şeyler yapıyorsun ama bir yerden gedik var, bir yerden açık var. Gidiyor.

“Çakmaktaşından, birçok kıvılcımlar sıçradı; o yanmış yakılmış gönül hepsini de kabullendi fakat karanlıkta gizlenmiş bir hırsız var ki o kıvılcımlara parmak basmada.

Böyle küçük kıvılcımlar oluyor gönülde. Namaz kılıyorsun bir böyle kıvılcım çıkıyor, bir anlık aydınlanıyor. Bir ibadet ediyorsun. Bir anlık aydınlanıyor. Bir Allah diyorsun, bir anlık aydınlanıyor. Bir kıvılcım çakıyor kalbinde. Kıvılcım, çakmak taşının kıvılcımı. Devamiyet yok, zaman zaman. Uğraşırsın ya çakmak taşıyla kıvılcım çıksın diye. Çat çat çat çat uğraşırsın, dört beş vuruşta bir kıvılcım çıkar. Beş altı vuruşta, on vuruşta bir kıvılcım çıkar. Çakmak taşı bu. Bu normalde beş altı , on vuruşta bir taş çıkıyor. Senin de günlük namaz kılıyorsun, işte bir Allah diyorsun, bir kıvılcım çıkıyor. Devam ediyor:

‘Fakat karanlıkta gizlenmiş bir hırsız var ki o kıvılcımlara parmak bas-

O gönlünde yanan o anlık kıvılcımlara bir karanlıkta birisi var, o daha kıvılcım çıkarken parmağını basıyor, söndürüyor, aydınlanmıyor gönlün. Ya diyorsun ki ya ben de namaz kılıyorum, daha namaz kılarken, kıvılcım çakarken kalbindeki fareler, o kıvılcıma parmak basıyor. Ya benim neden kalbim ilham almıyor? Kıvılcıma rağmen senin kalbine parmak basan birisi var. Kin var, kibir var, tevazu yok. Büyüklenme var, kendini beğenme var, başkalarını hor hakir görmek var. Cimrilik var, edepsizlik var, hayasızlık var, ona buna laf uzatmak var, ona buna dil uzatmak var. Suizan var, bühtan var, haram var. Sen kıvılcım çakıyor ama, o kıvılcımın arkası yok. Bir gönül aydınlanacak, ama içerde karanlık, paralel bir güç var. Oturmuş yerleşmiş paralel güç. Daha kıvılcım çıkarken, parmak basıyorlar. Aydınlanmıyor kalbi, gönlü aydınlanmıyor. içerde karanlık. Bu ne? insanın kötü nefsi. Bu insanın kötü nefsi. Haramlardan uzak olmamak. Edebe riayet

etmemek. ince eleyip sık dokumamak. Diline geleni söylemek. Hani Yunus der ya, ‘ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.’ Bana söylemiş. Tevazu etmiyorum ha, bana söylemiş. Eline geleni ye, diline geleni de. Ha o bırak canım, o öyledir. Ha o mu, ya onun neleri var bir bilsen. Neleri var? Gel bir anlatayım,oooo. Gitti! Karanlık güç devrede, nefis devrede.

Sen uyursun nefis uyumaz. Hani su uyur, düşman uyumaz derler ya, su uyur nefis uyumaz. Su sakinleşir nefis sakinleşmez. Düşmanlık, düşman sakinleşmez hiç. Nerde düşman varsa, nefsin düşmanın senin. Mücadele edip onun üzerine oturuncaya kadar sen mücadele edeceksin. O var ya böyle hani kovboy filmlerinde deli beygirler var. Kovboylar binmek için uğraşıyorlar ya, nefis onun gibi bir şeydir, dizgine girmek istemez. Sen maharetini göstereceksin, bineceksin beygirin tepesine, nefissiz hayat yok. Çünkü seni menziline götürecek olan, yine o nefis ama sen dizgini gevşet, anında atar seni üstünden. Yemini vereceksin, suyunu vereceksin, bir güzel tımarlıycan onu. Lazım sana ama gemi de takacaksın ona. Gemi takmazsan seni üstünden atar. Senin istikametine gitmez. Senin istikametinde gidecek. O zaman nefis atına bin. Gemi tak üstüne ve onu seyri sülük a götür. Onu kur’an ve sünnete sür. Onu Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin izine sür. Onu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoluna sür. O yoksa seni helak eder. Yoksa seni perişan eder. Allah muhafaza eylesin.

işte o karanlıkta gizlenmiş hırsız, alacak götürecek, aydınlanmasını istemiyor. Orası aydınlanırsa, hırsız görülecek çünkü. Hırsız tanınmak istemiyor. Bir yerde odanın içerisinde birisi dolaşıyor, bir tıkırtı var. Ev sahibi gördü. Işığı yakarsa hırsızın kim olduğunu görecek. Işığı yakmazsa hırsızı görebilecek mi? Hayır. Hırsız ne yapar önce? Görünmemek için şalteri kapatır. Hırsız görünmeyecek çünkü. Şalteri kapatır ki görünmesin kendisi. Ev sahibi tanıyacağım diye uğraşır hemen illaki. Neden? Karanlıkta körsün. Karanlıkta körsün. Hırsız? O kör değil. imtihan bu! Gönlünün aydınlanması lazım. Kalbinin aydınlanması lazım. Bu ne ile mümkün? iman, ondan sonra farzları yerine getirme, ibadet. Haramlardan uzak durma. Nafilelerle Allah’a yaklaşma ve Allah’ı sevme. Bunlar senin üzerinde bulunacak. Bunlar senin üzerinde bulunursa, gönlün aydınlanacak o zaman. Öbür türlü gönlün karanlıkta. Karanlıkta olunca, habire hırsız senin kazandığını götürecek. Kazandığını götürecek. Yok bir şey. Allah bizi affetsin.

“Gökyüzünde bir ışık bile parlamasın diye o kıvılcımları bir bir sön-

Demek ki bir ışık parlamasın diye ne yapıyor? Bir bir söndürüyor. Gökyüzü bir kimsenin bu noktada kalbidir, aklıdır. Kalbidir, aklıdır! Nefis hep bunları köreltmeyi ister.

“Yardımların bizimle oldukça, o aşağılık hırsızdan korkar mıyız hiç?”

Allah’ın yardımı olunca ne olur? O hırsızdan kurtulunur, korkulmaz.

“Bir adımla binlerce tuzak bile olsa, sen bizimle olduktan sonra, hiç

Demek ki Allah’la yakın olursa insan ne yapacak? O hırsızların tuzağından kurtulmuş olacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab ı Hak umduklarımıza nail eylesin. Korktuklarımızdan hıfz-ı muhafaza eylesin, âlem-i islâma birlik beraberlik nasip eylesin. Cenabı Hak inşallah memleketimize de yardım etsin, memleketimize dirlik birlik nasip eylesin, memleketimizi idare edenleri hayırlı eylesin, idare edenlere de hayırla idare etmeyi nasip eylesin.

El Fatiha maassalavat

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Hamd, Tesbîh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı