Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 780-782. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 780-782. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 13/46

Mesnevî-i Şerîf 780-782. Beyitler Şerhi Hakkında

780-782. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce firavun, firavuna

uyanlarla boğulmuş.”

Yani bu nefsi terbiye etmezsen eğer sen bu nefisle yaka paça olmazsan, sen bu nefsi altetmekle uğraşmazsan, sen bu nefsi, bu terbiye yoluna sokmazsan, sen bu nefisle cihad noktasında durmazsan, Hz.Pir diyor ki bu nefsin her anda hilesi vardır. Her hilesinde yüzlerce firavun vardır. Firavuna uyanlarla boğulmuş. Bunların hepsi de ne olmuş? Firavun’a uyanlarla boğulmuş. Firavun gibi bu nefsine uyan kimse. Firavun’u dışarda arama. Terbiye etmezsen, Firavun senin içinde. Terbiye etmezsen, sen firavunla dost olmuşsun. Firavun’la yaşıyorsun. Firavun nasıl boğuldu, helak olduysa senin de boğulup helak olman şaşılacak bir şey değil. O zaman bu nefisle mücadele edeceksin. Bu nefisle mücadele edersen, bu yolu tamamlarsan, o zaman Firavun ve Firavunlaşmışlıktan uzak olacaksın.

“Musa’nın Allah’ına ve Musa’ya kaç.”

Sen bu nefisten kurtulmak istiyorsan, sen Musa’ya ve Allaha kaç. Eğer sen Allah’a koşmazsan, eğer Allah’a kaçmazsan, eğer Allah’a doğru yürümezsen, sen Firavun’dan başka bir şey değilsin. Adının ne olduğu önemli değil. Sıfatının ne olduğu önemli. Cinsinin ne olduğu önemli değil. Senden çıkan fiiliyat önemli. Senden çıkan fiiliyat önemli. Eğer normalde Allah’a koşup gerçekten uyarıcılara yani peygambere uymazsan, senin boğulman mukadderat. Musa’nın Allah’ına ve Musa’ya kaç. Musa o günün peygamberiydi. Neydi? Bir Yahudi zalim bir padişahın hikayesini anlatıyordu. O hikayede diyor ki sen Musa’ya ve Allah’a kaç. Ehad ve Ahmet’e yapış ey kardeş.

“Ehad ve Ahmed’e yapış ey kardeş. Ten Ebu Cehilinden kurtul.”

Ehad, Allah. Sen diyor Allah’a ve Ahmed’e ve peygambere yapış. Size iki şey bıraktım. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa, kurtuluşa erer. Birisi Allah’ın kitabı Kur’an, öbürkü de benim sünnetimdir. Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretleri söylüyor 840 yıl önce. Ehad ve Ahmed’e yapış, ten Ebu Cehilinden kurtul. Ten Ebu Cehil’i dediği ne? Sen kendi varlığından kurtul, varlığından geç. Hiçliğe doğru yürü. Şu topraktan ve sudan yaratılmış olan vücudunu geç. Bu vücudu Kur’an ve sünnete sabitle. Bu varlığını Kur’an ve sünnete sabitlemezsen, necasetten ibaret. Senin bu varlığın topraktan ibaret. Sen bu toprağa hayat vereni tanı. Sen bu toprağa can üfleyeni tanı. Sen bu toprağa ruh üfleyeni tanı. Sen bu toprağa can üfleyip ruh üfleyip, ete kemiğe büründüreni tanı.

Sen onu tanımazsan, sen Firavun’la beraber boğulanların içerisinde yürüyeceksin, gideceksin. Sen bu nefisle mücadele etmezsen, sen nefsine dur demezsen, sen nefisle mücadelede geri adım atar, nefsinle mücadele etmez, nefsin neyi emrederse onu yaparsan sen Firavunlaşıp gideceksin. Sen Ebu Cehilleşip gideceksin. Ebu Cehil olacaksın. Ebu Cehil olacaksın! Sen Ebu Cehil’i 1400 yıl öncesinde arama. Kim Kur’an ve sünnete tabi olmaz, uymazsa, Ebu Cehil o. Bugünün Ebu Cehil’i. Sanki o Ebu Cehil cehenneme odun taşıyacak, odun olacak da sen olmayacak mısın? Her günün Ebu Cehil’i var. Her zamanın Ebu Cehil’i var. Kim Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmazsa, Ebu Cehil, başka bir şey değil. işte hazreti Pir diyor ki sen Allah’a ve peygamberine yapış. Sen başka yerlerde dolaşma. Din, Kur’an ve sünnetdir. Kur’an ve sünnete uymayan herhangi bir şey dinden değildir. Kur’an ve sünnete uymayan herhangi bir fiiliyat, dinden değildir. Sen hayat yaşayacaksan, Kur’an ve sünnet dairesinde yaşa. Kur’an ve sünnet dairesinde kendini muhafaza et, tut. Asıl nefis mücadelesi bu. Allah muhafaza eylesin. Zariyat, ayet 50-51: ‘Ey insanlar! Allah’a koşun. Ey insanlar Allah’a koşun. Şüphesiz ben Allah tarafından sizlere gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Şüphesiz ben Allah tarafından size gönderilmiş olan apaçık bir uyarıcıyım.’ Bu uyarıcı kim? Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem . Bu uyarıcılar kim? Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden giden, onun halifeleri. Biz, o apaçık Kur’an’ı ve sünneti tebliğ eden, nasihat eden o uyarıcılara biz uymak zorundayız. Allah bizi onlardan eylesin.

Evet! işte böyle onlardan önceki ümmetlere hiçbir peygamber gelmemiştir ki ona sihirbaz veya deli dememiş olsunlar. Bu uyarıcılara, bu peygamberlere tarih boyunca hep ne demişler? Deli demişler, sihirbaz demişler. O yüzden Allah’ı öyle zikredin ki dışardan görenler size deli olmuş desinler.

Hiçbir peygamber yoktur ki kendi ümmetleri onları sihirbazlıkla ve delilikle yaftalamamış olsun. Çünkü insan nefsi hak ve hakikati kabullenmek istemez. Ona hak ve hakikati anlatınca o der ki siz sihirbazsınız. Neden sihirbazsınız der? Onun üzerinden mucizeler çıkar peygamberlerin. Neden sihirbazsınız der? O velilerin üzerinden keramet zuhur eder ve onlar derler ki siz sihirbazsınız, siz büyücüsünüz. Sebep? Onlar çünkü sihirbazlara ve büyücülere inanırlar. Harikulade hallerin sihirbazlardan ve büyücülerden çıkacağına inanırlar çünkü. Allah’ı unutmuşlardır. Allah bizi muhafaza eylesin. Ayet 53, yine Zariyat suresi: ‘Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi etmişlerdir? Hayır. Onlar azgın bir kavimdir.’ Kur’an ve sünneti kabul etmeyen, hak ve hakikati kabul etmeyen insanlar, azgın insanlardır, sapık insanlardır. Bunlar yoldan şaşmış, delalete uğramış insanlardır. Bir yerde Kur’an ve sünnetin disturu var ise, Kur’an ve sünnetin ölçüsü var ise ve insanlar o Kur’an ve sünnet ölçüsünden bile bile uzaklaşıyorlarsa, onlar azgınlık yapıyorlar. 54. ayet: ‘Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.’ O hani Kur’an ve sünnete düşmanlık eden, imana, islam’a, hakikate düşmanlık eden, o Nuh’un kavmi gibi Kur’an ve sünnetten bir şey söylediğinde onlar nasıl kulaklarını tıkıyorlardı, başlarını, gözlerini, örtüyorlardı, dinlemek istemiyorlardı. Ey Muhammed! Senin de ümmetin denilen, senin zamanında da senin getirmiş olduğun Kur’an ve sünneti dinlemek istemeyecekler. Senin getirmiş olduğun hakikati hikmeti. Çünkü her peygambere kitap ile beraber hikmet verilmiştir.

Hikmet nedir? Sünnettir. Senin de zamanında senden sonra da senin ümmetinin içinden hatta, bir kısım insanlar çıkacaklar ve bunlar senin getirdiğin Kur’an’ı kabul etmeyecekler. Kimisi tarihselcilikten bahsedecek. Kimisi geçmiş ümmetleri bahsediyor, 1400 yıl öncesinden bahsediyor diyecek. Kimisi bu ayetlerin bir kısmı değiştirilmeli diyecek. Kimisi bu ayetler yanlış yazılmış olabilir diyecek. kimisi Kur’an’ın üzerinde şüphe uyandıracak sözler ve hareketler yapacak. Kimisi sünnet-i seniyyeyi inkar edecek. Tertemiz sünneti seniyye yolunu tahrif etmeye, tertemiz sünneti seniyye yolunu bozmaya çalışacak. Alacak bir şişe deve sidiği, işte sizin hadis dediğiniz bu diyecek. Çıkacaklar, adına Profesör denilen, din alimi denilen araştırmacı ddnilen, hoca hacı denilen, şeyh denilen, üstad denilen kimseler çıkacaklar, sünneti seniye ile alay edecekler, sünneti seniyyeyi tahrip edecekler, sünneti seniyye yolunu bozmaya çalışacaklar. Kur’anın tertemiz yolunu ve anlamını bozmaya çalışacaklar. Geçmiş ümmetlerde yaptıkları gibi. Bunların soyu, bunların soyu soysuzluğa dayanır. Soysuz! Bunların soyu Kabil’e dayanır. Bunların soyu Kabil’e dayanır, şitin kılıç artığı bunlar. Şit’in kılıç artığı. Şit(a.s.) çünkü Habil’in intikamını aldı. Şit Aleyhisselam, Adem

Aleyhisselam’ın öğretisi ile ne yaptı? Kardeşi Kabil muhteşem villalar, muhteşem şehirler kurdu, zulmetti, zalimlikle şehirler kurdu, zalimlikle insanları topladı, esir aldı, köleleştirdi ve şehirlerde zalimlik hükmediliyordu, küfürlük hükmediliyordu. Cenabı Hak Adem’in üzerinden Şit’e peygamberlik verdi. inananlarla beraber, bir avuç inananlarla beraber, Babil’in şehirlerine gitti. O şehirleri fethetti, köleleri kurtardı, esirleri serbest etti. O zulüm padişahlığını, o zalim iktidarı yerle bir etti Şit. Ondan sonra o Şit’tin kılıç artıkları, dünya üzerinde küfre devam ettiler. Ne zamana kadar? Nuh’a kadar. Nuh Aleyhisselam zuhur etti. Nuh Aleyhisselam’a Cenabı Hak peygamberlik verdi. Bunlar azgınça azdılar, azdıkça azdılar, Nuh’u dinlemediler. Gözlerini kapattılar, kulaklarını tıkadılar, Nuh’la alay ettiler, sen sihirbazsın, sen delisin, sen kafayı yedin, sen kafayı üşüttün dediler. Çocuklarının ellerinden tuttular, Nuh’u gösterdiler yolda. Dediler ki sakın ha onunla konuşmayacaksın. Onunla konuşursan seni evlatlıktan men ederim. Zenginlere dediler ki sakın ha bu Nuh’un peşinden gitmeyeceksiniz. Bu Nuh’un peşinden giderseniz sizinle ticareti keseriz. Sakın ha bu Nuh’la kimse alışveriş etmeyecek, kimse bununla beraber olmayacak, kimse bununla aynı yolda gitmeyecek, yoksa onu yerle yeksan ederiz dediler.

Bunlar Şit’in kılıç artığıydı ve Nuh dayanamadı. O kadar baskı, o kadar zulüm, o kadar sıkıntı, en sonunda dedi ki Yarabbi! Hiç kafir kalmayıncaya kadar bunların hepsini helak et ve Cenab ı Hak hepsini helak etti. Bunlar sonra Hud’a doğru gene azdılar. Bunlar Kabil’in çocukları. Hud’da bir afad daha geldi. Hud’la bir afad daha geldi. Bunlar azgınlıklarına devam ettiler. Ne zamana kadar? Hala daha devam ediyorlar. Bunlar azgın, sapkın, delalete dalmış insanlar. Bunlara insan demek dahi mümkün değil. Ayet-i kerimede hayvandan daha aşağı bir mahluktur diyor, onlar o haldeler. işte hani o rahmet Peygamberine Cenabı Hak diyor ki, Ey Muhammed! (Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e) Sen onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin. Sen tebliğini yaptın, sen anlattın, sen koşturdun, gayret ettin, bir Peygamberin yapabileceğinin en zirvesinde olanı yaptın. Artık bu Ebu Cehillerden Utbe’lerden, Şeybe’lerden sorumlu değilsin. Kur’an ve sünnete iman etmeyenlerden sorumlu değilsin ve onlardan yüz çevirdiğin için de kınanacak değilsin. Seni ne Allah, ne melekler, ne de yer yüzündeki insanlar seni kınamıyacaklar. (55. ayet.) Sen hatırlat çünkü hatırlatma müminlere fayda verir. Kime hatırlatacağız? Müminlere hatırlat diyor. Neden? Müminler Çünkü iman ettiler iman ettikleri için iman ettikleri hususları yapmaları gereken kaideleri unutabilirler. insan çünkü, sen onlara hatırlat.

Kardeşler, farzlara sımsıkı yapışın, sünnetlere sımsıkı yapışın. Allah’ı sevin. Buna böyle devam ederim ya her derste söylerim ya hatırlat diyor Hz.

Peygamber’e. Çünkü diyor müminlere mutlaka fayda verir. O nefsi azgınlaşan, Firavunlaşan, o vahşileşen, o yırtıcı hayvanlara benzeyen, o helali haramı tanımayan, insanların namuslarını, şereflerini hiçe sayan, insanların insanlık haysiyetlerini hiçe sayan, o azgınlaşmış, o nefsini ilahlaştırmış, o nefsini tağutlaştırmış olanlar var ya, evet, onlardan yüz çevir. Sen müminlere hatırlat, müminlere. Allah bizi onlardan eylesin. 56. ayet: ‘Ben cinnileri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben cinnileri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.’ Yaratılış gayemiz, Allah’a kulluk etmek. Yaradılış sebebimiz, Allah’a kulluk etmek. O yüzden burda bir kimse nefsini Allah’a kulluk etmeye zorlayacak, o hayvanlığı isteyen, vahşiliği isteyen, haramı isteyen, heva heves isteyenlerin önüne kulluğu koyacak. Çünkü Allah’ın bizi yaratma sebebi sadece ve sadece ona kulluk edelim diye, yaratma sebebi bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefsi mücadele etme, onun üzerinde riyazat etme, onun üzerinde durma bu açıdan çok önemli. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Bir beyit, işim bitti. Hz Mevlânâ diyor, toprak ol, toprak gibi, toprak ki gül bitsin. Çünkü gülü topraktan başka bir şey göstermez. Nefsi safiyenin sonu da budur. Toprak olmak. Alah bizi toprak olanlardan eylesin inşallah. Evet. ‘O Yahudi padişahının küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocuğu ateşe atması. Çocuğun dile gelerek halkı ateşe atılmaya teşvik eylemesi.’ burdan devam edeceğiz. O Zinuas, Zinuas’ı hatırlayalım, ondan sonra kapatalım. Ne yapmıştı o Yahudi padişah? isa’ya inananlara zulmediyordu. Şehrin içerisine hendekler kazdı, çukurlar kazdı. Onların içerisini yakacak odun, çalı çırpı, ne bulduysa hepsini doldurdu ve inananları onun içine atıyordu. Evet, konu burdan gelmişti. inşallah Allah’tan bir şey gelmezse, önümüzdeki hafta burdan devam edeceğiz. Geceniz hayır olsun. El-Fatiha messelavat.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluÅŸu.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
  • Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
  • Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeÅŸlik rivayetleri.
  • Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
  • İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin ÅŸerhi.
  • KuÅŸeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı