Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahlâk ve Edep — Sayfa 12

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 12/20

Kurban kesim adabı ve hisseli kurban meselesi nedir?

Kurbanla alakalı önemli hükümler: Kurban sahibi kurbanın derisini, ayağını, kellesini satamaz; kesim parası karşılığı olarak da bırakamaz. Hisseli kurban kesecek olanlar hissedarların birbirlerini tanımaları gerekir. Birisi sırf et için kurbana niyet ederse diğer hisselilerin de kurbanları bozulur. Kurbanının başında bulunmak kurbanın sünnetlerindendir — kadınlar dahil. Yapabiliyorsa kendisinin boğazlaması kurbanın sünnetlerindendir. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem son sene hariç kurbanlarını kendisi boğazlamıştır. Hz. Ayşe annemize ‘kurbanının başında bekle’ diye buyurmuştur. Kurban Hanefîlerce zekât veren kimselere vacip bir ibadettir. Derviş kardeşler kurban bayramının birinci günü kendi kurbanlıklarını alsınlar, kurban kesim yerlerine gitsinler, orada hizmet etsinler, kurban kesmeyi, yüzmeyi, parçalamayı öğrensinler. Birkaç yıl alıştırdıktan sonra kasap olarak hacca da gidebilirler. Kasaplar haç için para vermiyorlar, bu büyük bir kolaylıktır.

Kaynak: 506. Dergah Sohbeti — Bilgi Dereceleri, Dilin Afatı, Ahlak ve Kurban Adabı

506. Dergah Sohbeti — Bilgi Dereceleri, Dilin Afatı, Ahlak ve Kurban Adabı nedir?

Kurban: Ehven-i Şer: Zararın Azını Seçmek. Evde Heykel, Biblü ve Resim Bulundurma Meselesi. Devir İskat Meselesi. Bilenlerle Bilmeyenler Bir Olur Mu? — Bilgi Dereceleri. Hikmet Kavramı ve Harabat Ehli. Dilin Afatı ve Ahlakın Önemi. Mescid-i Haram’da Gözlem. 15 Temmuz Sonrası Değerlendirmeler. Derviş-Zâkir İlişkisi: Kur’an ve Sünnet Dairesinde Tâbiyet. Bir Kimseyi Yüzüne Karşı Övmek. Vesvese (Obsesif Kompulsif) Rahatsızlığı ve Tedavisi. Kurban Kesim Adabı ve Hisseli Kurban Meselesi.

Kaynak: 506. Dergah Sohbeti — Bilgi Dereceleri, Dilin Afatı, Ahlak ve Kurban Adabı

511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muhtaçlık nedir?

Tövbe: Giriş ve Selamlama

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin. Gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin inşallah.

Cünüp İken Yeme-İçme Meselesi

Cünüp iken bir şey yenilip içilir mi sorusuna cevap olarak; zaruret olmadığı müddetçe bir şey yenilip içilmemesi evladır. Ama bir şey yenilip içilecekse en azından abdest alır gibi yapmak, üzerindeki necasetleri temizleyip varsa ondan sonra abdest alır gibi yapmak gerekir. O da mümkün değilse en azından ağzını çalkalayarak yemeyi öngörmüşler sufiler.

Cennet Makamları ve Dereceleri

‘Mutlu kılınanlar ise cennettedir. Rabbinin dilediği hariç gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir ikramdır.’ (Hud Suresi, 11/108) Bu ayete göre cennetin üstünde makamlar var mı sorusu sorulmaktadır.

Cennetin üzerinde bir makam denildiğinde bu, cennetin üzerinde farklı bir olgu varmış gibi algılanır ki bu sıkıntılı olur. Cenn,etin içerisinde kendine göre cennetliklerin dereceleri vardır. Bu cennetliklerin derecelerinin en üst katında olanlar, yani sekizinci katta olanlar veya diğer katlarda olanlar, kendi katlarında sonsuz nimetlere gark olunurlar. Orada nimetin sonu yoktur.

Beşinci kat cennette olan beşinci katta sonsuz nimetlenir. Altıncı katta olan altıncı katta, yedinci katta olan yedinci katta, sekizinci katta olan sekizinci katta sonsuz nimetlenir. O kimse cennetin hangi katına gittiyse orada sonsuz bir nimet ile karşılaşır.

Cennetin üstünde bir makam dendiğinde bu, ayet ve hadisin dışına doğru insanı taşırır ki bu bizim işimiz değil. Bir kısım ehl-i tasavvuf kendi zevkinden cennetin üstünde bir makama ulaştığını düşünebilir. Bu zevk-i sahip hoşluğudur. Zevk-i hakikide olanlar Kur’an ve Sünnetin dışına taşmazlar.

O sonsuz nimetten anlaşılması gereken şey; Cenab-ı Hakk’ın cemalullahında sonsuz tecellilere ram olmaktır. O’nun sonsuz cemal tecellilerini, sonsuz celal tecellilerini, sonsuz ehadiyet noktasındaki tecellilerini seyran etmek ve o haliyle halletmektir. O sonsuz nimet asıl benim anladığım budur. Allah bizi o sonsuz nimetle nimetlenenlerden eylesin. Amin.

İçki İçenlerin Hasta Ziyareti Meselesi

Hadis ve Bağlamı

‘İçki içen kimseler hasta oldukları zaman onları ziyaret etmeyin.’ Abdullah bin Amr’ın sözüdür. (Edebü’l-Müfred, 539. hadis) Bu hadisi anlayamadık, fasıklar Müslüman değiller mi diye sorulmaktadır.

Hadis Dereceleri

Hadisler kendi içerisinde sınıf sınıf, derece derecedir. Bunların en önemli derecesi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıkan kutsi hadislerdir. İkincisi direkt Hz. Peygamberin söylediği sözlerdir. Üçüncüsü birisi yanında bir şey söylemiş, ona ses çıkarmamış, duymuş ama müdahale etmemiştir (takriri sünnet). Dördüncüsü ashabın büyüklerinin söylediği sözlerdir.

Edebü’l-Müfred’te edeble alakalı meseleler olduğundan ashabın büyüklerinin sözleri de vardır. Bu hadis kitaplarında geçer bunlar ama bunlar üzerinde kati bir şekilde bununla amel edilecek noktası çıkmaz. Çünkü ameli söz konusu ise birinci derecede ayet-i kerime, ondan sonra hadis-i kutsi ve hadis-i şeriflerdir. Eğer bunlarda bir şey bulamazsak ashabın sözlerine bakarız. Ashabın sözlerinde bir şey bulamazsak o zaman tabiine, tebea-i tabiine bakarız. Bu yol silsile böyledir.

Hasta Ziyareti Hükmü

Buradaki sözün sahibi Abdullah bin Amr’dır. Normalde bununla bir kimse amel etse bir şey kaybetmez. Ama o kimsenin niyeti, o içki içene tebliğ etmekse, ona nasihat etmekse; ‘Bak bu içkiden dolayı sen hasta oldun, bu hastalıktan bir ders al, artık bundan tövbe et’ deyip nasihat bulunmaksa, bu nur üstüne nurdur.

Çünkü aksi takdirde her günah-ı kebair işleyen hasta olduğunda ziyaretine gidilmez hükmü çıkarılabilir. Bu tehlikeli bir şey olur. Bir kimse içkiliydi, trafik kazası geçirdi, ziyaretine gitme. Kumar oynuyordu, orada kalp krizi geçirdi, ziyaretine gitme. Yalan söylüyordu, o esnada hasta oldu, ziyaretine gitme. Ve kimin üzerinde günah-ı kebair yok ki? Bir tek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu manada hatasız kusursuzdur.

Hadis-i Kutsi: Hasta Ziyareti

Hz. Musa’ya Cenab-ı Hak buyurdu: ‘Hastalandım, beni ziyarete gelmedin. Karnım acıktı, beni doyurmadın. Çıplaktım, beni giydirmedin.’ Devamında: ‘Eğer bir hastayı ziyarete gitmiş olsaydın, yanında beni görürdün. Eğer bir açı doyurmuş olsaydın, beni doyurmuş gibi olurdun. Eğer bir çıplağı giydirmiş olsaydın, beni giydirmiş gibi olurdun.’ (Müslim, Sahih, Kitabü’l-Birr ve’s-Sıla)

O zaman dikkat edin; Allah’ın hoşuna giden şeyler: etrafındaki insanların eksiğini gediğini gideren, açsa doyuran, çıplaksa giydiren, hastaysa ziyaret eden, onların sıkıntılarını kendisine sıkıntı eden, onların dertlerini kendine dert eden, etrafındaki insanların mutlu olması için mücadele eden kimselerdir.

Hz. Peygamber’in İsmet Sıfatı

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde zelle dahi yoktur. Tertemiz, pırıl pırıl, bembeyaz; lekenin, lekesininin noktası bile yoktur. Bunu hayal bile etmeyin, düşünmeyin bile. Kim Hz. Peygamberin üzerinde hata vardı derse; tecdid-i iman, tecdid-i nikah gereklidir ona.

O bu aleme doğduğundan itibaren, çocukluğu dahil zerrece hiç hatası olmadı. Diğer peygamberlerin içerisinde küçük hatalar olmuştur; zelle, hata da değil onlar aslında. İslam fıkıhçıları bunu zelle olarak tavsif etmişlerdir. Mesela Yunus aleyhisselamın kendi kavminden ümidini kesip, bunlar hidayete ermeyecekler herhalde deyip kendi başına hicret etmesi küçük bir zelledir. Ama Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde bu dahil olmamıştır.

Tövbe ve Günlük Vird

Ümmetiyle alakalı hadis-i şerif nettir: ‘Hiçbiriniz yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun.’ O yüzden sufiler birisinin günahına bakmazlar. Sebep? Kendisinin üzerinde muhakkak bir günah dolaşıyordur. Kendisinin üzerine muhakkak bir günah bulaşmıştır.

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor: ‘Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir.’ (Tirmizi, Sünen, Kitabü’d-Daavat; İbn Mace, Sünen, Kitabü’z-Zühd)

O yüzden sufiler muhakkak her günün bitiminde; akşam namazında gün biter, İslami olarak günün bitimi akşam namazıdır, akşam namazından sonra yatmazdan önce muhakkak en az 70 kez, bir rivayette 10,00 kez tövbe ederler. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ‘Ben günde en az 70 kez, bir rivayette 100 kez Allah’a tövbe ederim’ buyurmuştur.

‘Allah tövbe edip temizlenenleri sever.’ (Bakara Suresi, 2/222) ‘Allah tövbe edenlerin tövbelerini kabul edendir.’ ‘Kim tövbesinden geri dönerse onu affedecek olan bir Rab bulur.’ Bu ayet-i kerimelerin ışığında tövbenin de avamı, hası ve hasü’l-hası vardır.

Günlük Vird ve Halaka-i Zikrullah

Sufiler her akşam namazından sonra muhakkak günlük tövbelerini, virdlerini, zikirlerini yaparlar. Akşam namazından sonra; mümkünse akşam namazından bir dakika sonra, akşam namazına kadar günün herhangi bir zamanında virdini çekerler, günde bir virde olanlar.

İki virde olanlar; sabah namazından akşam namazına kadar gündüz virdi, akşam namazından sabah namazı vaktine kadar da gece virdini çekerler.

Cenab-ı Hak hadis-i şerifte buyurdu: Allah meleklerine emreder, ‘Bekleyin, sabredin. Kulum günah işledi ama onu asıl deftere geçirmeyin daha.’ Asıl deftere geçirmeden mühlet tanır. O mühlette o kul tövbe ederse, Cenab-ı Hak onun o gününü günah işlememiş olarak yazar. Çünkü tövbe etti.

Perşembeden perşembeye haftanın bir günü zikrullah halkasına oturacak derviş. ‘O halkadan af olmuş olarak kalkınız.’ Bir rivayette ‘annesinden doğduğu gün gibi,’ bir rivayette ‘af olmuş olarak kalksın.’ Muhakkak sufiler, kardeşler en az haftanın bir günü halaka-i zikrullaha oturacaklar.

Şeyhlerin Masumiyet Meselesi ve Şia Eleştirisi

Bir kısım sufiler şeyhlerinin hatasız, kusursuz, günahsız olduğunu söylerler. Bu yanlıştır. Bu Şia’dan gelen bir düşüncedir. Şia düşüncesinde imamların masumiyet karinesi vardır. Bizim yolumuzda asla böyle bir şey düşünmek, böyle bir şey söylemek caiz değildir.

Üstadımızı öveceğiz, üstadımızı methedeceğiz, belli bir noktada göreceğiz. Ama insanların gözünde ona belli bir nokta, belli bir kisve, belli bir makam peyda etmek için Kur’an ve Sünnetin dışında düşünmek, Kur’an ve Sünnetin dışında bir şey söylemek caiz değildir. Bizim yolumuz Kur’an’a, Sünnete, imamların içtihatlarına uyacaktır.

Abdullah Efendi’nin hiç hatası kusuru yok muydu diye soruyorlar. Kardeş, benim yanımda denk gelmedi. Sen git araştır, bul. Biz görmedik, bizim yanımızda olmadı. Başka bir yerde olmuştur. Hatası kusuru var mıydı? Vardır kardeşim. O da her gün vird çekerdi, o da her gün tövbe ederdi. Cenab-ı Hak da her gün onu temizlemiştir muhakkak. Cenab-ı Hak katına, huzuruna temiz almıştır.

Ben her sufi kardeş için, ‘Cenab-ı Hak kendi katına temiz almıştır’ diye düşünüyorum. Her gün tövbe eden, her gün vird çeken, her gün zikreden, haftanın bir günü dersi takip eden, Kur’an ve Sünneti yaşamaya çalışan bir kimsenin üzerinde hüsn-ü zan beslerim.

Güzel Ahlak ve İnsanlara Muamele

Hac ve Güzel Ahlak

Kabe’ye gidiyorsun, Kabe dolu. Medine-i Münevvere’ye gidiyorsun, Medine-i Münevvere dolu. Kabe’de adım atacak yer yok, tavaf edecek yer yok. Öylesine dolu, hıncahınç dolu. Ama güzel ahlaklı olan çok az.

Namaza ne kadar ehemmiyet veriyorlar, harika. Ama gayri ihtiyari orada olmayacak bir yerde namaza duran kimseye o kadar sert davranıyorlar ki. Namaza o kadar itina eden bir kimse Kabe’nin içerisinde tükürüyor. Güzel ahlak terk edilmiş, unutulmuş, bırakılmış.

Müslüman’ın Emin Olması

Hadis-i şerif: ‘Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir.’ (Buhari, Sahih, Kitabü’l-İman; Müslim, Sahih, Kitabü’l-İman) Biz eminlik olarak bunu sadece emanet para olarak almışız. Yok kardeş; emin ne? Dilinden emin olacak insanlar senin. Bunun birincisi de gıybet etmeme, dedikodu etmeme, iftira etmeme. Kırma, incitme.

Yanlış yaptı, yaptı ya. Sen niye sert konuşuyorsun? Hani affetmektir özelliğimiz? Hani sufinin en önemli erdemliliği oydu ya. Sana hata yaptı, harika ya. ‘Affettim’ diyemiyor musun? Hatasını anladı, geldi, ‘Kardeşim özür dilerim.’ Bitti. Orada bitecek.

Anne-Baba Hakkı

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cihada gidecek bir kimseye dedi ki: ‘Arkanda senin yaşlı annen baban var mı?’ ‘Var ya Resulallah.’ ‘Senin yaşlı annene babana bakman bu yapacağımız cihaddan daha evladır.’ buyurdu. (Buhari, Sahih, Kitabü’l-Cihad; Müslim, Sahih, Kitabü’l-Birr ve’s-Sıla)

Bir kimsenin yaşlı annesine babasına hürmet etmesi, hizmet etmesi, bakması; düşmanla yaka paça olup can alıp can vermekten kıymetli addedildi. Sebep? Din insanı yaşatır. Din toplumu yaşatır. Din etrafına faydalı olmayı emreder. İslam dini toplumla yaşanan bir dindir. Tek başına dervişlik yapmanın bir anlamı yoktur.

Eş Hakkı ve Komşuluk

Hadis-i şerifte Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu: ‘Hangi kadın kocasının rızasını alır da ölürse cennet ona vaciptir. Hangi erkek eşinin razılığını alır da ölürse cennet ona vaciptir. Hangi komşu komşularından razı olarak ölürse, komşuları ondan razı ise Cenab-ı Hak; onu cennetime alırız buyurur.’

Etrafınızdaki arkadaşlarınız sizden razı olmalı. Eğer etrafınızdaki arkadaşlarınız sizden razı değilse dervişliğinizi sorgulayın. Eğer etrafınızdaki kardeşleriniz sizin iyiliğinizi etrafta konuşmuyorlarsa dervişliğinizi sorgulayın.

Kişinin Cinsel Organına Dokunması ve Abdest Meselesi

Kişi kendi cinsel organına eli değdiğinde abdesti bozulur mu sorusuna cevap olarak; Hanefi mezhebine göre abdesti bozan hallerin içerisinde bu yer almaz. Ama Türkiye’de çeşitli fetvalar duyulmaktadır.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Cünüp iken bir şey yenilip içilmeli mi?

Cünüp iken bir şey yenilip içilir mi sorusuna cevap olarak; zaruret olmadığı müddetçe bir şey yenilip içilmemesi evladır. Ama bir şey yenilip içilecekse en azından abdest alır gibi yapmak, üzerindeki necasetleri temizleyip varsa ondan sonra abdest alır gibi yapmak gerekir. O da mümkün değilse en azından ağzını çalkalayarak yemeyi öngörmüşler sufiler.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Güzel ahlak ve insanlara muamele nedir?

Hac ve Güzel Ahlak

Kabe’ye gidiyorsun, Kabe dolu. Medine-i Münevvere’ye gidiyorsun, Medine-i Münevvere dolu. Kabe’de adım atacak yer yok, tavaf edecek yer yok. Öylesine dolu, hıncahınç dolu. Ama güzel ahlaklı olan çok az.

Namaza ne kadar ehemmiyet veriyorlar, harika. Ama gayri ihtiyari orada olmayacak bir yerde namaza duran kimseye o kadar sert davranıyorlar ki. Namaza o kadar itina eden bir kimse Kabe’nin içerisinde tükürüyor. Güzel ahlak terk edilmiş, unutulmuş, bırakılmış.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Müslüman’ın emin olması nedir?

Hadis-i şerif: ‘Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir.’ (Buhari, Sahih, Kitabü’l-İman; Müslim, Sahih, Kitabü’l-İman) Biz eminlik olarak bunu sadece emanet para olarak almışız. Yok kardeş; emin ne? Dilinden emin olacak insanlar senin. Bunun birincisi de gıybet etmeme, dedikodu etmeme, iftira etmeme. Kırma, incitme.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Anne-baba hakkının önemi nedir?

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cihada gidecek bir kimseye dedi ki: ‘Arkanda senin yaşlı annen baban var mı?’ ‘Var ya Resulallah.’ ‘Senin yaşlı annene babana bakman bu yapacağımız cihaddan daha evladır.’ buyurdu. (Buhari, Sahih, Kitabü’l-Cihad; Müslim, Sahih, Kitabü’l-Birr ve’s-Sıla)

Bir kimsenin yaşlı annesine babasına hürmet etmesi, hizmet etmesi, bakması; düşmanla yaka paça olup can alıp can vermekten kıymetli addedildi. Sebep? Din insanı yaşatır. Din toplumu yaşatır. Din etrafına faydalı olmayı emreder. İslam dini toplumla yaşanan bir dindir. Tek başına dervişlik yapmanın bir anlamı yoktur.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Eş ve komşuluk ilişkileri nedir?

Hadis-i şerifte Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu: ‘Hangi kadın kocasının rızasını alır da ölürse cennet ona vaciptir. Hangi erkek eşinin razılığını alır da ölürse cennet ona vaciptir. Hangi komşu komşularından razı olarak ölürse, komşuları ondan razı ise Cenab-ı Hak; onu cennetime alırız buyurur.’

Etrafınızdaki arkadaşlarınız sizden razı olmalı. Eğer etrafınızdaki arkadaşlarınız sizden razı değilse dervişliğinizi sorgulayın. Eğer etrafınızdaki kardeşleriniz sizin iyiliğinizi etrafta konuşmuyorlarsa dervişliğinizi sorgulayın.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muhtaçlık konusunu ele alıyor mu?

Eğer etrafınızdaki arkadaşlarınız sizden razı değilse dervişliğinizi sorgulayın. Eğer etrafınızdaki kardeşleriniz sizin iyiliğinizi etrafta konuşmuyorlarsa dervişliğinizi sorgulayın.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Amelî münâfıklığın alâmetleri nelerdir?

Amelî münâfıklığın üç alâmeti: söylediğinde yalan söyler, emânete hıyânet eder, sözünde durmaz (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107). Bu üçü aynı anda bir kimsenin üzerinde bulunursa o amelî münâfıktır; yine de yüzüne münâfık demek uygun değildir.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Yalan söylemek büyük günah-ı kebâirden midir?

Yalan söylemek büyük günah-ı kebâirdendir. Yalan söyleyen bir kimseyle hayata devam etmek zordur. Nişanlı, eş veya yakın birinin sürekli yalan söylemesi durumunda karar kişinin kendisine âittir; ancak yalan söylemek münâfıklığın alâmetlerindendir (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107). Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 515. Dergah Sohbeti — Zikrullah, Sema, Sûfîlik ve Ortadoğu Siyâseti

Dili korumak, imânın tadını almanın yolu muştur?

Dili Korumak: İmânın Tadını Almanın Yolu Güzel ahlâkın en temel noktası: ‘Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir. Mümin odur ki diğer insanlar canlarından emindir’ (Buhârî, Îmân 4; Müslim, Îmân 64). Bir başka hadîs-i şerîfte: ‘Sizin en hayırlınız etrafına hiç zarar vermeyeninizdir.’ Bir başka rivâyette: ‘İki dudağının arasını ve iki bacağının arasını muhâfaza edene cennet yakındır.’ Hatta başka bir rivâyette: ‘Bu ikisini korumaya söz verene ben de cennet sözü veririm’ (Buhârî, Rikâk 23).

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Amelde asıl olan nedir?

Bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur: ‘Allah yazmaktan usanmaz, siz amel etmekten usanırsınız’ (Buhârî, Îmân 16; Müslim, Münâfikîn 78). Asıl olan çok ibâdet etmek, çok rabıta etmek değil; farzları yerine getirip güzel ahlâkla ahlâklanmaktır. Asıl olan insanlara hizmet etmek, iyilik yapmak, dilini korumak, gözünü korumak, kulağını korumak, organlarını haramlardan korumaktır.

Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe

Dilini ve gözünü korumak neden önemlidir?

Ümmetin en büyük hastalığı dil ve gözdür. Birincisi harama bakmak, ikincisi dili muhâfaza edememek. Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir. ‘Gel zinâ yap’ desen kimse yapmaz; çünkü bu büyük günahın ağırlığının farkındalar. Ama gıybet etmek zinâdan seksen kat daha ağır bir günahtır ve insanlar bunu hiç çekinmeden yapıyor.

Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe

Disiplin ve İstikamet nedir?

Disiplin ve İstikamet: Dervişliğin Temeli İş hayatında ve çıktığımız bu manevî yolda kimi zaman gevşeklik gösteriyoruz. Bu durumdan nasıl kurtuluruz? Hayat disiplinden ibarettir bu manada. Eğer bir kimse kendince kendisini disiplin edemezse hiçbir konuda istikamet sahibi olamaz. Sûfîlik de disiplin isteyen bir şeydir. İslâm disiplin isteyen bir şeydir.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Oruç ve devamlılık ölçüsü nedir?

Oruç ve Devamlılık Ölçüsü Sahabeden bir kimse: "Benim oruçla alakalı gücüm yeter Ya Resulallah." Peygamber Efendimiz: "Ayın başında, ortasında, sonunda tut. Ya da 14-15-16’sında tut." "Fazlasına gücüm yeter Ya Resulallah." "Pazartesi-perşembe tut." "Fazlasına gücüm yeter." "O zaman bir boş bir dolu yap; bu da Davud kardeşimin orucudur. Ama bundan daha fazlası yoktur." O sahabenin yaşlanınca söylediği söz: "Keşke ısrar etmeseydim. Sünnet-i Resulullah’ın kolay tarafında devam etseydim." Ömür boyu tutsaydın; o istikamet sahibidir.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Dervişlikte disiplin programı nedir?

Dervişlikte Disiplin Programı Mesela bir kimse dergâha gelir, ilk etaplarda coşar. Dersler, zikirler, tesbihatlar, rüyalar… Coşuyor. Ama onun uzun müddet götürmesidir önemli olan. Hadis-i şerifte: "Allah yazmaktan bıkmaz, ama siz amel etmekten bıkarsınız." Orta yolu takip et ama disiplinli ol.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Günlük hayatta disiplin: esnaf ve aile düzeni nedir?

Günlük Hayatta Disiplin: Esnaf ve Aile Düzeni Esnaf adam sekiz buçuktan sonra dükkân mı açar? Saat sekizi yirmi geçiyor, adamın dükkânının önündeyim, adam yok dükkânında. Telefon açtım: "Öldün mü yoksa?" "Yok efendim de işte…" Dedim: "İflas etmediğine dua et. Dükkânın var. Kaçta açıyor esnaflar? Sekiz buçukta. Sen sekizde git aç. Onlar sekiz buçukta gelsinler temizlik yapayım diye uğraşırken senin sekiz buçukta işin bitmiş olsun."

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Arkadaşlık adabı ve kıyas yasağı nedir?

Arkadaşlık Adabı ve Kıyas Yasağı Soru: "Arkadaşlarımla belli bir süre sonra sürekli kıyas noktasına geliyorum: senin evin böyle benimki değil, senin eşin böyle benimki değil. Bu da soğumama sebep oluyor." Geri dönmek meseleyi çözmez. Siz geri dönmeden, yarışmadan arkadaşlık kuracaksınız. Güzel ahlaklarınızı, iyi ahlaklarınızı sergileyin. Geri çekilecek olan, o ahlaka uymayan insanlar sizden geri çekilsin.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

İstememenin fazileti: dervişliği istismar etmemek nedir?

İstememenin Fazileti: Dervişliği İstismar Etmemek Soru: "İmkânı olduğu halde sürekli bir şeyler isteyen insanları nasıl uyarabiliriz?" Mümkün olduğunca hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Hele dervişliğinizi kullanarak hiç istemeyin. Kadın erkek, derviş kardeşlerinizin karşısında bir şeyi istemeyin. Bu sadece çavuşlar, zakirler için geçerli değil; herkes için geçy. Andırmayacaksınız, uldurmayacaksınız. "Vay sizin buranın kebabı güzelmiş, kebap canım istedi." "Vay sizin şuranın halısı güzelmiş, bizim evde yok ama…" Bunlar yanlış. Umdurma, andırma.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Lastik hikâyesi: dervişliği istismar eden nedir?

Lastik Hikâyesi: Dervişliği İstismar Eden Yaşadığım bir olay: Birisi Şeyh Efendi’yi götüreceğim dedi. İki lastik istedi, dörde çıktı. Dört tane lastiğini değiştirdik gönderdik. Sonra tekrar geldi, yine bir mevzu oldu. Dedim: "Şeyh Efendi’yi bırak buradan git, sana son kelam; yoksa dervişliğinin de sonu olacak." Götürdü, iki gün sonra Şeyh Efendi tekrar çıktı. Oradan telefon açıyor: "Abi sen bulunduğum yere gelme, döverim dedin. Ben şimdi Şeyh Efendi’yi İzmir’e getireceğim." "Vallaha da billaha da döverim seni."

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Kimseden bir şey istememe prensibi nedir?

Kimseden Bir Şey İstememe Prensibi Kızına mı gittin? Git, ziyaret et: "Selâmün aleyküm, selâm. Ben ziyaret ettim, gidiyorum." "Ya kal işte!" Feryat etsinler senin arkandan, kalma. Annene babana mı gittin? "Gördüm, ziyaret ettim." Hiç kimseye "kalabilir miyim" deme, "yemek yiyelim" deme, "karnımız acıktı" deme, "hadi bir çay söyleyin" deme. Adamın cebinde parası var mı yok mu nereden biliyorsun?

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Hallâc-ı Mansûr meselesi ve kaynak eleştirisi nedir?

Hallâc-ı Mansûr Meselesi ve Kaynak Eleştirisi Hallâc-ı Mansûr’u bu kadar okuyacağınıza on tane hadis-i şerif okusaydınız kemale ererdiniz. Tekrar tekrar söyleyeceğim: on tane hadis-i şerif ezberleyip onunla amel etseniz kemale erersiniz. Hallâc-ı Mansûr’un yazdığı bir kitap yok. Hallâc-ı Mansûr’un dilinden kaleme alınan sahih bir eser yok. Herkes oturuyor kendi kafasına göre konuşturuyor. Herkesin kafasına göre Atatürk konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Hacı Bektaş Veli konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Hazreti Mevlânâ’yı konuşturduğu gibi. Hazreti Mevlânâ’nın Mesnevî’si meydanda, Dîvân-ı Kebîr’i meydanda, mektupları meydanda. Hallâc-ı Mansûr’un yazılı bir eseri yok; nereden çıkardın bu sözleri?

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

523. Dergâh Sohbeti — Cezaevi Açıklaması, İtikâf Hazırlığı ve Ramazan Ahlâkı nedir?

İtikâf: Cezaevi Dönüşü: Açıklama ve İbret

Şunu bilmenizi istiyorum: bu ceza aldığım söz konusu olan 2005 ve 2006 yıllarına ait herhangi iddia ettikleri gibi naylon fatura yok. Bununla alakalı uğraşan arkadaşlar bunu yakinen biliyorlar. Mahkeme en sonunda kendisi beyan etmek zorunda kaldı; 2005 ve 2006 yıllarında böyle bir fatura yoktur dedi. Ama biz sonuçta altı aylık cezayı yattık.

Bunlarla hiç tartışmayın, atışmayın. Bırakın millet ne söylüyorsa söylesin. Düstur şu: Müslüman odur ki elinden ve dilinden insanlar emindir. Mümin odur ki insanlar onların canlarından emindir. Sûfî insan kınanmayı göze almış bir insandır. Sûfîlik yolu kınanmayı göze alınma yoludur. Âyet-i kerîmede: "O iman edenler kınanmaktan korkmazlar." Namaz kıldın diye kınanırsın, zikrettin diye kınanırsın, bir üstâda bağlandın diye kınanırsın.

İmanı yaşayan insan hem kendi gönül dünyasında hem de o gönül dünyasının buluşturduğu insanların içerisinde cennet hayatı yaşar. Dışarısı cehennem hayatı gibidir. Bir kimse dünyada cennet hayatı yaşıyorsa cehennem kokusu ona yoktur. Burada olmayan orada da olmaz.

Cezaevi ve İtikâf Benzerliği

Askerlik insanı olgunlaştırdığı gibi cezaevinin de insan üzerinde muhakkak bir katkısı var. Küçücük bir yaşam dairesinde yaşamını nasıl zenginleştirebilir, nasıl derinleştirebilir, bâtınî olarak nasıl genişletebilir; bunun tecrübesini ekmek için hoştur. Cezaevindeyken kendi kendime dedim: Mustafa Özbağ itikâftasın, çok yiyor musun hayır, çok uyuyor musun hayır; itikâfta kal.

İtikâf Hazırlığı: Ramazan’ın Son On Günü

Ramazan geliyor; ramazanın son on gününde şimdiden itikâf hazırlığı yapın. Camilerde mescitlerde itikâfa girin. İtikâf boyunca dünya kelâmı konuşmadan, çok az yiyerek, hayvansal gıdalardan uzak durarak, yağsız tuzsuz lezzetsiz yemekler yiyerek oruç tutulur.

İlk üç gün günlük virdin haricinde yetmişer bin tevhid. Üçüncü gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görürse, sesini duyarsa, onunla alakalı bir işaret görürse; dördüncü gün günlük virdin haricinde on bin salatü selâm. Beşinci gün yüz bin Lafse Celâl. Altıncı gün yetmiş bin tevhid. Yedinci gün yüz bin Laf, Lafse Celâl. Sonra tevhid ve Lafse Celâl olarak on günlük itikâf bitirilir.

Her beldede ders yapılan yerde bir derviş kardeş itikâfa girer; bayanlardan da erkeklerden de. Bayanların itikâf mahalli evleridir. Şeyh Efendi’den kalma dergâh geleneğidir bu.

Türkiye’de Suç Gerçeği ve Sûfî Terbiye İhtiyacı

Cezaevlerinden sorumlu en yetkili kimseye sordum: denetimli serbestlikten önce iki yüz on beş bin kişi vardı tutuklu hükümlü olarak. Denetimli serbestlik çıktı; bir buçuk yıl içerisinde denetimli serbestlikte otuz sekiz bin kişi var ve hükümlü sayısı yine iki yüz on sekiz bine geldi. Kırk binde denetimde var; iki yüz altmış bin kişi şu anda hâlihazırda hükümlü.

Seksen beş milyon nüfusa Avrupa standartlarında seksen beş bin kişi hükümlü olması lazım; bunun dört katı hükümlü var. Mevcut bugünkü sistem suç ve suçlu üretiyor, bunu terbiye edemiyor, ıslah edemiyor, önüne geçemiyor. İslâm dünyasının hızla sûfî terbiyeye ihtiyacı var; hızla tekkelerin, dergâhların güncellenmesi, işlevinin arttırılması ve yaygınlaşması lazım.

Tekkelerin Bozulması ve Atanmış Şeyhler

Yoldan gelene değil belden gelene baktılar. Atanmış bir memur koydular; kimisi belden geleni koydu, kimisi de atanmış memuru koydu. Adamın babası şeyh, dedesi şeyh; onun doğan çocuk şeyh, torun şeyh; büyük handikap. Oğlu şeyh olur mu? Olur kardeşim, olmaz değil, bu kapı kapalı değil; yetişirse, çalışırsa, Allah ona verirse olur. Ama dergâhın yanına otel, yanına lokanta, yanına kıraathane, yanına alışveriş dükkanları; bir tane hac ümre şirketi, bir de market… Bu ne?

Zekât parasıyla okul yapamazsınız, Kur’ân kursu yapamazsınız, inşaat yapamazsınız, arsa alamazsınız, şirket kurup araba alıp satamazsınız. Zekât birinci derecede fukaranın hakkıdır. Sen zekât parasıyla beş yıldızlı okullar, yurtlar yaptıramazsın. Zekât parasıyla beş yıldızlı otelde iftar veremezsin.

Müslümanların Birbirlerine Düşmanlığı

Herkes hatayı kusuru kendinde arasın. Herkes evinin önüne süpürse şehir tertemiz olur. Müslümanlar meşrep savaşları yapıyorlar: yok elini kulağına götürdün, yok ayağını on santim fazla açtın; bırakın! Gayrî müslimlerin o deccal güçlerinin istediği bu: Müslümanları birbirlerine kırdırıyorlar.

Hiçbir cemaate, hiçbir tarikata laf atmayın. Allah diyen bir toplulukla uğraşmayın. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah diyen bir kimse Müslümandır; eksiklikleriyle, noksanlıklarıyla, günahın dibine batsa dahi. Tekfir etme hiç kimseyi. Doğruyu söyle, hakikati söyle, Kur’ân ve Sünnetin doğrusunu ve hakikatini haykır; ama şahısların eksik ve noksanlıklarını diline düşürme.

Fenâ fi Derviş: Kardeşte Fânî Olmak

Sûfî birinci derecede kendi kardeşinde fenâ olur; ona biz sûfî dilinde fenâ fi derviş deriz. Bunun en alt zemini: senin kardeşlerinin senin elinden dilinden emin olmasıdır. Bunun fenâ olma yolu: "Sizin en hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır." Kardeşlerine hayırlı olma, kardeşlerini kardeş gibi tutmak. Komşusu açken tok yatan bizden değildir; sen kardeşini görüp gözetmekle mükellefsin.

Ramazan Hadîsleri ve Oruç Ahlâkı

Ebû Hüreyre radıyallahu anh hazretleri naklediyor, hadîs-i kudsî: "Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir, yalnız oruç hariç; çünkü o benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır; sizden biri oruçlu halde olduğu günde edebe aykırı kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Şahit biri ona kötü söyler veya kendisiyle dövüşürse ‘ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin." İki sefer söylenecek; üç değil.

"Muhammed’î irade ve kudretiyle yaşatan Allah’a yemin ederim ki oruçlunun ağzının kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir." O yüzden ramazanda oruçluyken ağzınızın kokusunu gidermeye çalışmayın; oruçlunun ağız kokusu misken-ber gibi gelir. Ama oruç kokusundan başka gıybet kokusu, dedikodu kokusu, küfür kokusu olmasın.

Oruçlunun İki Sevinci

"Oruçlu için ferahlanacağı iki sevinç vardır: bir, iftar ettiği zaman sevinir. İki, Rabbine kavuştuğu zaman." İftardan hemen önce yapılan dualar geri çevrilmez; dua edin. Medîne-i Münevvere’de Ramazan ümresine gidenler bilirler; iftar vakti cennet kokusu olur.

Orucu Bozan ve Bozmayan Durumlar

Uykudayken ihtilâm olursa, bir kadına bakıp boşalırsa, yağ sürünürse, kan aldırırsa, sürme sürünürse veya eşini öperse orucu bozulmaz. Ama dikkatli olun; arkasını getirirseniz orucunuzu bozarsınız.

İrâdesi dışında kusarsa orucu bozulmaz; kusmak için parmak atarsa o zaman oruç bozulur. Kasten ağız dolusu kusarsa orucu bozulur ve kaza etmesi gerekir.

Eşiyle önden veya arkadan kasten ilişkiye girerse veya gıda maddesi olan bir şeyi yer veya içerse ya da onunla tedavi olursa orucu bozulur; hem kaza hem kefaret gerekir. Eşiyle ilişkiye girmeden boşalırsa sadece kaza gerekir, kefaret gerekmez.

Önünde O Yürüyormuş Gibi Yaşa

Size tavsiyem şu: önünüzde Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem yürüyormuş gibi yürüyün. Evinize girdiniz; o gelecek diye düşünün. Evinizi öyle yaşayın ve yaşatın. Aşkla bir kimse salatü selâm getirirse Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem onun ağzından daha çıkarken o da ona salatü selâm getirir.

O zaman evinde Muhammedî koku olsun; ona göre yaşa. Sokakta da öyle yaşa, iş yerinde de öyle yaşa.

Kaynak: 523. Dergâh Sohbeti — Cezaevi Açıklaması, İtikâf Hazırlığı ve Ramazan Ahlâkı

Güzel: Giriş — Dua ve Selamlama Selamün aleyküm müdür?

Güzel: Giriş — Dua ve Selamlama

Selamün aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü hayırlı eylesin. Son nefeste cümlemize iman nasip eylesin. Her daim kendisini zikreden, kendisine kulluk eden, kendisine tövbe eden hakiki müminlerden eylesin inşallah.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Kibirlenene Kibirlenmek — Sufi Terbiye Yönte mi?

Kibirlenene kibirleniniz. Karşınızdaki size kibirlilik yapıyor; ona tevazu gösterirseniz daha da firavunlaşacak. Ona kibirleneceksiniz ki kibrin ne olduğunu görecek; olaki tövbe eder. Ama öyle kimse de vardır ki siz tevazu gösterirseniz doğruyu bulur. Burada vakaya göre iştihad etmek lazım.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Vicdan azabının ilacı Allah’ı çokça zikredip tövbeye devam etmek midir?

Vicdan azabının ilacı Allah’ı çokça zikredip tövbeye devam etmektir. Ne zaman o kimse o günaha hiç dönmedi — bir yıl, beş yıl, on yıl — kalbindeki o siyah leke ne zaman geçti, o zaman geçecek.

Yalnız "vicdanım rahatlandı, temizlendim, tertemizim" noktasına getirmeyin kendinizi. O acıyı hissedecek insan. Bu acıyı hissediş inşallah Allah’ın onu tövbenin hakikatine götürecek. Her canımızı acıttığında tövbe edeceğiz, secdeye gideceğiz, aman diyeceğiz.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

İsa aleyhisselama giden mürted olduğu gibi, büyüğü bırakıp küçüğe gitmek de sıkıntılı mıdır?

Bir kimse bir dergâhtan ayrılır, başka bir dergâha gider, orada sımsıkı durur — bunda sıkıntı yok. Ama gittiği yer gerçekten bir mürşid-i kâmilin dergâhı olmalı. Güneşi bırakıp aya gitmek, ayı bırakıp yıldıza gitmek — Hz. Muhammed Mustafa’yı bırakıp Hz. İsa aleyhisselama giden mürted olduğu gibi, büyüğü bırakıp küçüğe gitmek de sıkıntılıdır.

Hadîs-i şerif: "Şehre göçen insan bir daha köye göçemez." Gittin bir dergâha bağlandın, hakkını vereceksin. Hakkını vermezsen nimete nankörlük etmiş olursun; Allah elinden alır. Küstahlık yapma hiç kimseye; bilgeçlik taslama.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine zina ettiğini itiraf eden kadın geldi mi?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine zina ettiğini itiraf eden kadın geldi. Hz. Peygamber "Git" dedi. Kadın tekrar geldi, karnında çocuk taşıdığını söyledi. "Doğur, gel" dedi. Doğurdu, geldi. "Emdir çocuğunu" dedi. İki buçuk yıl emdirdi, tekrar geldi: "Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber akrabalarına haber gönderdi: "Aklî dengesinde bir problem var mı?" diye. Problem yoktu; kadın recmedildi.

Sahâbeler kerih bakacak oldu. Hz. Peygamber: "Hayır, ona kimse kerih bakmasın. Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın" buyurdu. Namazını kendisi kıldırdı.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Evli bir erkeğin veya bayanın lisedeki arkadaşlarıyla, karşı cinsle samimi konuşması uygun değil midir?

Evli bir erkeğin veya bayanın lisedeki arkadaşlarıyla, karşı cinsle samimi konuşması uygun değildir. Boşanma hakkı doğurmaz ama edebe mugayirdir; erkekler de kadınlar da uzak durmalıdır.

Bazı derviş kardeşler kadınlarla fazla haşır neşir — "Yol anlatacağım, âyet-hadis paylaşıyorum" diye. Yapma kardeşim! Eşin rahatsız oluyor, etrafın rahatsız oluyor. Telefonunda bir sürü kadın, her gece mesajlaşacak — yapma. Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma; erkeğim diye ortanın tozunu dumanını katma.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Insanlar ne hâle geldi?

Bekarlar su salmayın iki tarafa. Evleneceksiniz, düzgün evlenin. Çok basit: "Ben seninle evlenmek istiyorum, sen de kabul edersen evlenelim." Bu kadar basit. Anne-baba çocuğunu evlendirmek zorunda. Ama Boy 1.70’den aşağı olmayacak, 70 kilodan fazla olmayacak, buğday tenli ama biraz açığı, mavi gözlü, çalışan, maaşı düzgün, ailesinin malı mülkü yerinde olacak… Dedim: "Oğlum fabrikalar iflas etti, böyle bir şey yok. Zaten bulursam ben varım." Fabrikaya sipariş mi veriyorsun evlenecek? Hadîs-i şerif: "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz." Bir kimse birini istiyor mu? Evet. Evlendir kardeşim, zora sokma. Olumsuzluklar varsa anlat; evlenmek istiyorsa Allah yolunu açık etsin.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: "Kadınlar size Allah’tan birer emanettir." Allah’ın emanetini nasıl ayaktan atacaksın, nasıl aç bırakacaksın?

Hz. Emaneti yemeyeceksin yedireceksin, içmeyeceksin içireceksin, giymeyeceksin giydireceksin. Sen ağıracaksın onu güldüreceksin, sen üzüleceksin onu sevindireceksin, sen kıracaksan onu kırmayacaksın. Emaneti yerli yerinde kullanmamak, emanete hıyanet etmek — münafıklık alametidir. Hz. Peygamber uzun müddet kadınların dövülmesini yasakladı. Hz. Ömer radıyallahu anh geldi: "Ya Resulallah, şu yasağı kaldır artık; kadınlar kral kesildi başımızda" dedi. Hz. Peygamber tebessüm etti, kaldırdım dedi.

Kaynak: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Eşe hakaret etmenin hükmü nedir?

Bir kadına hakaret ediyorsa bir erkek, onun ahlâk seviyesi aşağıdadır. Eğer kadına bir başkasının yanında hakaret ediyorsa, onun ahlâkî seviyesi çift kat aşağıdadır. Sokakta, caddede, bir dükkânda herkesin anlayacağı şekilde hakaret ediyorsa adam cahilin tekidir. Yüz çevireceksin öylesinden.

Kaynak: 534. Dergâh Sohbeti — Antidepresan Bağımlılığı, İstigâse Tartışması ve Sûfîlerin

İki kişinin arasına oturma adabı nedir?

Abdullah bin Amr’dan: Resûlullah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin izin almadan iki kişinin arasına oturması helâl olmaz." İki kişi sohbet ederken onun arasına oturmak edebe aykırıdır. "Biriniz oturduğu yerden kalkıp geri geldiği zaman o yere öncelikle hak sahibidir." Bir yerde oturuyorsunuz, dört beş arkadaş sohbet ederken birisi lavaboya gitti. Hemen onun koltuğuna birisi geçip oturmaz. O kimse lavabadan gelir, aynı yerine oturur.

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

Öfke yönetimi ve kötü ahlâk nasıl açıklanır?

Alınganlık sinirliliği getirmez. Alınganlık çekingenlik getirir. Alıngan bir laf söylemez. Çevresiyle arası bozuk olan kişi kötü ahlâklıdır. Bir kimsenin eşiyle, çocuklarıyla, kayınvalidesiyle, kayınpederiyle arası bozuksa ahlâkı kötüdür. Öfkelenmek Kur’ân ve Sünnet tarihinde caizdir. Kâfire öfkelenmek, yanlışlığa öfkelenmek, müşriklere öfkelenmek, Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir şeye öfkelenmek farzdır. Biz öfkemizi kanalize ederiz. Allah düşmanlarına kanalize ederiz. Mümin kardeşlerimize öfkelenmeyiz. Eşimize, çocuklarımıza, annemize, babamıza öfkelenmeyiz. Bir kimsenin eşine öfkelenmesi şeytandan. Olur olmaz çocuklarına öfkelenmesi şeytandan. Mümin kardeşlerine öfkelenmesi şeytandan. Müslümanlar birbirleriyle uğraşıyorlar. Aslında uğraşması gereken yerle uğraşmıyorlar.

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

İki kişinin arasına izinsiz oturmanın hukuki durumu nedir?

Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Âdâb, Hadis No: 2177 — "İki kişinin arasına izinsiz oturmanın helâl olmaması"

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

Namus ve iftet bilinci nedir?

Şehitlik derecelerinden: Bir kimsenin namusunu korurken öldürülmesi o kimseyi şehit eder. Erkekler ve kadınlar, namuslarınızı korumak için ölünceye kadar mücadele etmekle mükellefsiniz.

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Kız çocuklarını nasıl yetiştirmek gerekir?

Kız çocuklarınızı el üstünde yetiştirmeyin derken; çocuklarınızı namus bilinci ile yetiştirin. Sana hiçbir yabancı erkek dokunmayacak diye öğretin. Erkek çocuklarınızı da dokundurtmayın. Bir namus bilinci, bir dokunmama bilinci oluşturun.

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Güzel ahlâk, doğuştan mı yoksa sonradan mı kazanılır?

Güzel ahlâk fıtrî de olabilir ama sonradan da kazanılır. Bazıları vardır fıtrîdir, yaratılıştadır. Cenâb-ı Hak onları kendine seçmiştir. Birinci derecede peygamberlerdir. Onlarda güzel ahlâk fıtrîdir.

Kaynak: 541. Dergâh Sohbeti – Kötülüklerle Mücadele, Uyuşturucu Meselesi ve Her Halükârd

Kadına mağlup olmak nedir?

"Görünüşte su nasıl ateşten üstünse sen de kadından üstünsün. Fakat hakikatte ona mağlupsun. Onu istemedesin." Hepimiz kadınlarımıza karşı mağlubuz. Atamız Âdem aleyhisselâm’a Havvâ Hanımımız "Gel" dedi. O da arkasından tıpış tıpış gitti. "Ye" dedi, yedi. Erkekler kendilerince erkeklik yaparlar ama kadına mağlup dururlar.

Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik

Dergâhta eleştiri yerine hizmet etmek nedir?

Bana zaman zaman "Bu kimseyi dergâhtan neden atmıyorsun?" diye yazanlar var. Dedim: Gel, sen otur at. Sen bir dergâh, Allah’ın izniyle Cenâb-ı Hak sana bahşetsin. Çalış, çabala. Rabbim sana bir dergâh nasip etsin. Sen at. İşte küfür ettin de at, hanımına hakaret ettin de at, iki kişinin arasını bozdun de at. At herkesi sen. Senin dergâhın kalem gibi olsun. Aç evini, milleti davet et. Artık nasıl yapacaksan başla koşmaya. Kadını erkeği, evinizi kullaha açtığınızda yasaklayan mı var? Aç evini. Apartmanında hanımları topla, arkadaşlarını topla, komşularını topla. Oturun, yapın ders. Herkes yapsın. Bütün Türkiye’de. Engelleyen yok ki.

Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik

Ahitleşme ve söz verme konusunda ne söylenmektedir?

Herkes karısının ve kocasının arkasından dedikodu, gıybet, iftira, hoşuna gitmeyecek sözleri söylememeye ve dinlememeye söz veriyor mu? Eğer yapamayacaksanız söz vermeyeceksiniz; ama söz verdiyseniz sözünüzde duracaksınız.

Kaynak: 546. Dergah Sohbeti — Bühtan, Karı-Koca Arasını Bozmak ve İblis’in En Sevdiği Fi

Erdemli olmanın göstergesi nedir?

Erdemli olmanın, faziletli olmanın göstergesidir: önce düşünüp sonra konuşmak. Erdemli olanlar, faziletli olanlar, akıllı olanlar, âkil olanlar önce düşünürler sonra konuşurlar. Erdemsizler, cahiller, hayvânî noktada duranlar önce konuşup sonra düşünürler; o zamana kadar da zaten kabak yarılır.

Kaynak: 552. Dergah Sohbeti — Şirk: Günâh-ı Kebâirlerin En Büyüğü ve Dilin Tehlikesi

Dervişlik ahlâkı nedir?

Dervişlik bir kimsenin eşinin — karısının veya kocasının — dedikodusunu dışarıda yapmak değildir. Dervişlik çocuklarının, damatlarının, gelinlerinin dedikodusunu yapmak değildir. Dervişlik milletin eşinin annesine babasına küfür edip hakaret etmek değildir. Dervişlik her an disiplinli olmak, her an kendini dirî tutmak, her an ahlâkını güzelleştirmede gayret etmek, her an kendi dairesinde Kur’ân ve Sünnet dairesinde yaşamaya çalışmaktır. Bizim anladığımız dergâhta dervişlik, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlâkıyla ahlâklanmaktır.

Kaynak: 552. Dergah Sohbeti — Şirk: Günâh-ı Kebâirlerin En Büyüğü ve Dilin Tehlikesi

Mümin, devlet başkanını korumakla mükellef midir?

Hazreti Osman efendimiz muhasara altında alınmış, aç, susuz, oruçlu iken şehit edildi. Muâviye tam teçhizatlı beş bin asker gönderiyor Medine’ye ama Medine’nin dışında konuşlanıyorlar. Bütün Medineliler suskun. O muhasarayı cesaretiyle, şecaatiyle, dirâyetiyle yaran Hazreti Ali efendimiz oldu. Mümin, devlet başkanını korumakla mükelleftir. Mümin, ailesini korumakla mükelleftir. Dervişsen dergâhını, şeyhini, zâkirini, çavuşunu, derviş kardeşini korumakla mükellefsin. Bir Müslümanın namusunu, şerefini, ırzını, haysiyetini arkasından korumak, kollamak — kim bunu yaparsa Allah da o kimsenin namusunu korur.

Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys

Gıybet ve etini yemek nedir?

‘Ben onu aslında çok severim ama…’ — bir kimse böyle derse arkasından ya gıybet gelecektir, ya dedikodu gelecektir, ya iftira gelecektir. Başka bir şey bekleme. ‘Çok seviyorum ama’nın arkası budur. Çok seviyorum dediğin adamı gıybet ettin; etinden bir parça kopardın yedin. Dudakların kenarında çok seviyorum dediğin adamın kanı akıyor; ağzın leş gibi kokuyor. O esnada yüzü şeytan yüzüne dönüyor.

Kaynak: 559. Dergah Sohbeti — Gizli Şirk ve Riyâ, Sûfîlerin Vartaları, Gıybet, Mümin Kim

Kötüyü seven, kötülüğü işlemiş gibidir ne anlama gelir?

İyi bir kimseyi seven, o amelleri işlemese dahi ondan hayır ve sevap yazılır. Aynı şekilde kötüyü seven, kötüyü metheden kimse de o kötülüğü fiilen icra etmese dahi o kötülüğü yapmış gibi günâh-ı kebâire girer.

Kaynak: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Bab

Seven ne yapmaz?

Seven haram işlemez. Seven namazı hiç terk etmez. Seven orucunu tam tutar. Seven Allah’ın zikrini hiç bırakmaz. Seven haramların ve farzların haricine hiç çıkmaz, harama hiç dalmaz. Seviyorsa bir kimse farzlardan tâviz vermez. Seviyorsa bir kimse haramdan mümkün olduğunca kaçmaya çalışır. Bir kulun farzları yerine getirmesi Allah’ın çok hoşuna gider.

Kaynak: 577. Dergâh Sohbeti — Dârü’l-İslâm ve Dârü’l-Harp, Faiz Meselesi, İbn Ömer Hadîs

Dünyada garip gibi olmak ne anlama gelir?

Dünya senin dinini yaşamana engel olmasın. Dünya senin mâneviyâtı yaşamana engel olmasın. Dünya senin âhiret ibadetlerine engel olmasın. Dünyaya ve dünyanın içindekilere takılıp da âhiretlik işlerini terk etme. Dünya ve dünyanın içindekilere bakarak Allah ve Resûlü’nün sevgisinden ve yolundan uzaklaşma.

Kaynak: 577. Dergâh Sohbeti — Dârü’l-İslâm ve Dârü’l-Harp, Faiz Meselesi, İbn Ömer Hadîs

Fıtratı bozmak ve fıtrata döndürmek arasındaki fark nedir?

Bir kimse bir rahatsızlığından dolayı yüzünde, elinde, kolunda, fıtratında bir değişiklik olmuşsa, onu fıtratına geri döndürmek câizdir. Yüz felci sonrası göz kapağı düşmesinin düzeltilmesi gibi. Fıtratı bozmak ise haramdır: dövme yaptırmak, güzellik uğruna dişleri sivretmek, yaşlılıkta germe operasyonları gibi.

Kaynak: 578. Dergâh Sohbeti — Fıtrat, Sigara Haramlığı, Tokalaşma Hadîsleri ve Dervişler

Bu sohbetimizde cemaatten gelen güncel sorularla başlayacağız; ardından Allâh’ın kulu sevmesi hadîsini midir?

Bu sohbetimizde cemaatten gelen güncel sorularla başlayacağız; ardından Allâh’ın kulu sevmesi hadîsini, farzların ve nâfilelerin Allâh sevgisindeki yerini, güzel ahlâkın nafile ibâdetlerin en büyüğü olduğunu ve dervişlikte dil edebi ile birbirini Allâh için sevme meselesini ele alacağız.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Allâh bir kulu sevdiğinde ne olur?

Ebû Hureyre radıyallâhu anh hazretlerinden rivâyetle Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allâh bir kulu sevdiği zaman Cebrâîl aleyhisselâmı çağırır ve ‘Ben falanı seviyorum, onu sen de sev’ der. Cebrâîl de onu sever. Sonra gök ehline seslenerek ‘Allâh falan kimseyi seviyor, onu siz de sevin’ der. Gök ehli de sever. Sonra onun sevgisi yeryüzünde halk arasında da yayılır.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Allâh’ın kulları görüldüğünde Allâh hatıra gelir mi?

Hadîs-i kudsîde ‘Allâh’ın öyle kulları vardır ki onlara bakıldığında Allâh hatıra gelir’ buyurulmuştur. Bir kimseye baktığınızda Allâh hatıra geliyorsa o, Allâh’ın sevdiği kullarından bir kuldur. O kimsenin Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışıp Allâh’ı sevmesi gerekir.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Birbirini Allâh için sevmek ne demektir?

Hadîs-i kudsîde buyurulmuştur: Onlar bir kavimden olmadıkları hâlde, birbirlerinden menfaatleri olmadığı hâlde Allâh için birbirlerini severler ve toplandıklarında Allâh’ı zikrederler. Müminlerin birbirlerini olan sevgilerinin temel noktası budur.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

İlim ve zikirin birlikte yapılması neye benzer?

Biz hem sohbet ederiz — sohbetimizin ana temeli Kur’ân ve sünnettir — hem de Allâh’ı zikrederiz. İki işlevi birden yaparız, iki kanatlı kuş misali. Bazı topluluklar sırf ilim öğrenmek için toplanırlar; câizdir, güzeldir, ama bir kanadı eksiktir. O eksik kanat Allâh’ı zikirdir.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Farzları yerine getirmek Allâh sevgisinin şartı mıdır?

Kim farzları yerine getirirse Allâh’a en sevgili, en güzel, en iyi bir işi yapmış olur. Nâfilelerle yaklaştıkça yaklaşır ve Allâh onu sever. Allâh’ın bizi sevmesinin belirli kriterleri vardır; en önemlisi Allâh’ın farzlarını yerine getirmemizdir.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Haramlardan uzak durmak neden önemlidir?

Sûfî kardeşler haramlardan uzak bir hayat yaşayacaklar: dilin haramlarından, gözün haramlarından, burnun haramlarından, kulakların haramlarından, elin ayağın haramlarından, cinsel uzuvların haramlarından ve kalbin haramlarından uzak duracaklar. Namazı kasten terk etmek en büyük günâh-ı kebâirdir. Orucu kasten terk etmek, tesettürü terk etmek, hac farîzasını yerine getirmeye muktedir olduğu hâlde kasten getirmemek, zekât vermemek — bunlar ibâdetlerdeki haramlardır.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Güzel ahlâk nâfilelerin en büyüğü müdür?

Nâfilelerin en güzeli, en iyisi, en tatlısı güzel ahlâktır. Allâh’a yaklaştıran en güzel amel nedir? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu: Güzel ahlâk. Gece namazından dahi kıymetlidir; nâfile namazlardan, nâfile oruçlardan kıymetlidir.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Dervişlikte dil edebi ne demektir?

Diline sâhip çıkacaksınız. Eşinizi, çocuklarınızı, kardeşlerinizi, etrafınızı dilinizden koruyacaksınız. Eğer kardeşleriniz sizin dilinizden emîn değilse, dervişlik noktasında yol alacak çok yolunuz var daha.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Boş konuşmalardan ve gıybetten uzak durmak neden önemlidir?

Birbirinize yanlış kelimeler kullanmayın. Boş konuşmalarda bulunmayın. Gevşek konuşmalar yapmayın. Evlilik üzerine, ticaret üzerine, arkadaşlık üzerine, dervişlik üzerine, Allâh’ın dostları üzerine gevşek konuşmalar yapmayın. Bilemezsiniz; birisinin gönlünü incitirsiniz, o esnada onun gönlü Allâh’ın gönlü olmuştur.

Kaynak: 581. Dergâh Sohbeti — Allâh Sevgisi, Farzlar, Güzel Ahlâk ve Dervişlikte Dil Ede

Dergâh Hiyerarşisi ve Adâb-ı Erkân Nedir?

Dergâhın bir oturma hiyerarşisi vardır, zikrullah hiyerarşisi vardır. Zâkiri var, çavuşu var, vazifeleri var. Herkes ona uysun. ‘Ben gider en öne otururum’ yok. Kimse yolun adâbını, erkânını, hiyerarşisini bozmayacak. Burası nefis terbiye yeri. Ya tâbi olursun, uyarsın. Ya da çeker gidersin. İkisinden biri. Zâkirlerimizin arkasından gıybet ve dedikodu edecek olanlar tövbe etsinler; derslerini alıp gitsinler ya da tövbe etsinler kalsınlar.

Kaynak: 587. Dergâh Sohbeti — Allah’ın Sıfatları, Dua, Şeyhlik ve Dergâh Adâbı

Okumak mı, yaşamak mı? Ümmetin en büyük sıkıntısı nedir?

Okumak mı, Yaşamak mı? Ümmetin En Büyük Sıkıntısı Sahabe bilmiyordu ama yaşıyordu. Meşhur rivayette bir sahabenin hıfzında iki veya üç ayet vardı; Hz. Peygamber onu bir kadına bu ayetleri öğretmesi karşılığında mehir olarak nikahladı. Sahabe üç ayet bilmiyor; bizde hafızlar dolu ama bu ümmet ne halde? Her tarafta dini sohbet var, televizyonlarda, radyolarda. Bu kadar din anlatılan bir ülkede on beş yılda fuhuş yüzde bin yedi yüz seksen dört artmış. Uyuşturucu on yılda yüzde dört yüz otuz beş artmış. Herkes okuyor ama yaşamıyor. "Okuyun, okuyun, okuyun" diyorlar. Yaşayın diyen yok. Kitap yüklü eşekler olmayın. İmam Hatip mezunları namazı terk etmiş, ilahiyat fakültesinden mezun olanlar namazı terk etmiş, Diyanet’teki imamlar namazı terk etmiş. Ne okuması?

Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak

Yaşlılara Saygı ve Sufi Ahlakı Nedir?

Saçı sakalı ağarmış Müslümanlara, bize kırıcı bir söz söyleseler dahi sufi ahlakına göre saygı gösteririz. Nefsimize "bu lazımmış" deriz, sinemize çekeriz. Yaşlı bir kimse ahlaken düşük seviyede bir laf söylüyorsa "maa selam" eder, yürür gideriz. Onunla tartışmaya, kavga etmeye gerek yoktur. Sufi ahlakı, karşıdaki kimse Müslümansa, müminse, aynı dergah içindeyse onunla çekişmeye gerek duymaz.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Vücut Temizliği, Ağız Kokusu ve Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar Nedir?

İş yerinde veya evlilikte bir kimsenin vücudunun kokması ciddi bir meseledir. Bir kimse sabahtan kokuyorsa bu ter kokusu değildir. Bazı insanların hormonal bir bozukluktan dolayı vücutları kokar. Bu erkeklerde de kadınlarda da vardır. Ter kokusu duş alınca geçer, üst baş değiştirilince geçer; ama sabahtan kokan kimsenin teninde bir rahatsızlık vardır ve tedavi olması lazımdır.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Kadınla konuşma adabı nedir?

Bir bayan içinde bir kötülük olmadan karşı cins biriyle konuştuğunda, erkek art niyetli düşündüğünde, bayan onu günaha teşvik etmiş gibi olur mu? Siz karşı tarafla zorunluluk hallerinde konuşun. Gereksiz samimiyetten kaçının.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî çıksa ne olacak?

Halimize hamd edip bulunduğumuz yerde Allah için çalışanlardan olalım.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Kibirli bir kişi nasıl kurtulur?

"Kimseyi anlamak, dinlemek, derdine ortak olmak ve sevmekten uzağım, sevgisizim, kibirliyim, yalnızım, mutsuzum. Bu hâlimden nasıl kurtulurum?" Yapmayın, bu tam bir Firavun hâli. Kanatlarınızı yere indirin, toprak olun. Dervişleri sevin, Allah’ı zikredenleri sevin. Şurada Allah’ı zikreden bir kimseye tepeden bakıyorsanız cennetin kokusunu alamazsınız.

Kaynak: 600. Dergâh Sohbeti – Tebük Gazvesi, Kabız-Bast Hâli, Helallaşma ve Dergâhta Seb

En yüksek, en şedîd sevginin en yüksek derecesi Allah’a mıdır?

"Allah sevgisi, peygamber sevgisi, üstadın sevgisi; bu sevgilerin hepsinin bir arada cem olması nasıl mümkün olur?" Sevgi tektir ama sevecek olduğu yere göre şiddeti değişir. Âyet-i kerîmede "O mü’minler Allah’ı çok şedîd bir sevgiyle severler" buyurulur. En yüksek, en şedîd sevginin en yüksek derecesi Allah’adır.

Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş

Nûh aleyhisselâmın tûfanını yaşasaydı ne olurdu?

Hal görmek sadece Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’ni görmekle, şeyhini görmekle kalmıyor. Gecenin yarısında bir yerde tecâvüze uğrayan mü’min bir kızın feryatlarını duysaydı? Suriye’de, Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Filistin’de gavurlar tarafından zulme uğrayan kadınların feryatlarını duysaydık ne olurduk? Açlıktan inleyen bir çocuğun sesini duysaydık ne olurduk?

Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş

Gizli şehvet ve dijital ortamlar arasında nasıl bir ilişki vardır?

Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların kendi içlerinde gizli şehvet olduğundan bahseder. Bir kimse dışarıda bir şey yapmıyor ama kendi iç dünyasında, kapalı devrede gizli şehvetini ortaya çıkarıyor. Bu, o kimsenin ahlâkının bozulmaya yüz tutabileceğine işarettir.

Kaynak: 603. Dergâh Sohbeti – Gizli Şehvet, Evlilik Teşviki, Gönül Yarası ve Sevgide Şik

Suud hükümeti Türklere karşı neden bu kadar katı?

Ömre esnasında bir tanıdığımızın sırtında Türk bayrağı olduğu için sorguya çekmişler. Sevmiyorlar Türkleri. 400-500 yıl Türkler orayı idare etmişler, Ümmet-i Muhammed’e hizmet etmişler. Irkçı bir yaklaşımla Türklere karşı düşmanlar. O yüzden bu tip şeyler normaldir.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Zulümle mücadele etmeyen kimse, zulme dolaylı olarak yardımcı olmuş olur mu?

Zulümle mücadele etmeyen kimse, zulme dolaylı olarak yardımcı olmuş olur. Bir kötü ahlakla mücadele etmeyen, göz göre göre susan, o kötü ahlakı desteklemiş olur.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Mümin nerede bir adaletsizlik varsa ona karşı durandır; mümin namaz kılma makinesi değil midir?

Mümin nerede bir adaletsizlik varsa ona karşı durandır; mümin namaz kılma makinesi değildir.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Bu zamanın büyük hastalığı: anneler-babalar çocuklarını evliliğe teşvik etmiyorlar, gençler evlenmeye sıcak bakmıyorlar, ama gidip zina yapıyorlar mı?

Zina Hastalığı ve Evlilik Çağrısı 29 yaşında bekâr bir genç, zaaflarına karşı gelemiyorum diyor. Hızla evleneceksin! Bu zamanın büyük hastalığı: anneler-babalar çocuklarını evliliğe teşvik etmiyorlar, gençler evlenmeye sıcak bakmıyorlar, ama gidip zina yapıyorlar. İslâm toplumunun en büyük hastalıklarından birisi hâline geldi zina: 10 yılda %2700 artmış.

Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D

Kadınlarda akıntı ve abdest meselesi nedir?

Günümüzdeki tıbbî verilere göre sağlıklı her kadından beyaz ve kokusuz bir akıntı salgılanması normal kabul edilmektedir. İmam Mâlik’in bu konuda fetvası var ve çalışan bayanlar için bu fetva kullanılabilir. Biz kardeşlere diyoruz ki: Vücudunuzdan bir şey çıkıyorsa, akıyorsa, mümkünse abdestinizi alın. Çünkü o akıntıyı tespit etmesi-etmemesi, nefsine uydurması-uydurmaması sıkıntılı bir durumdur.

Kaynak: 611. Dergâh Sohbeti – İtikâf Adabı, Şeyh Vefatında Yapılacaklar ve Oruç Gayreti

Hizmetin mertebeleri nelerdir?

Hizmet birinci derecede Allah’adır: Kişi kendi nefsinde farzları yerine getirir, Allah’ın emirlerini nasihat ve tebliğ eder. İkinci derecede Resulullah (s.a.v.)’adır: Sünnetleri yaşar, onun ahlâkıyla ahlâklanır, sünnetleri nasihat eder. Üçüncü derecede insanlara ve etrafınadır: Bilgisini, fikrini, parasını, sağlığını insanlara faydalı olma noktasında harcar.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Hizmet eden kimdir?

Hastaların hastalığıyla, yetimlerin yetimliğiyle, açların açlığıyla, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarıyla ilgilenen insan hizmet edendir. Hizmet eden, emreden kimse değildir.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Sûfî Ahlâkında emretmek var mı?

Bizim topluluğumuzda emretmek yoktur, hizmet etmek vardır. Zorla birisine bir şey yaptırmak yoktur. İnsanlara tepeden bakmak, kırmak, incitmek, sert davranmak, emirler yağdırmak yoktur. Bağırıp çağırmak yoktur. Kimsenin kimseye bağırmaya hakkı yoktur. Kimsenin kimseye emretmeye hakkı yoktur. Kimsenin kimseyi ötekileştirmeye, eleştirmeye hakkı yoktur.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Küçük krallıklar kurmak ne zararlıdır?

Küçük krallıklar kuran tarikatlar, cemaatler, siyasiler, topluluklar ve aileler büyüyemezler, geleceğe taşıyamazlar. Kısır bir döngünün içinde dar bir dairede dönerler. "Üstün olan takvâca üstün olandır" hadis-i şerifini unutmamalıyız. Hiçbir kimsenin insanların dinî duygularını istismar ederek küçük krallıklar kurmaya hakkı yoktur.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

İslam dünyasında köreşeklik ne demektir?

İslam dünyası köreşek gibi tutulduğundan, yönlendirilmeleri ve yönetilmeleri kolaydır. Mezhepleri, meşrepleri, tarikatları, cemaatleri, siyasi oluşumları — büyük çoğunluğu köreşek oynuyor. Çünkü yönlendirmeleri ve yönetilmeleri kolay olsun diye böyle tasarlanmış.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Türkiye Müslümanları köreşeklikten nasıl kurtulabilir?

Köreşeklikten kurtulabilecek en yakın aday Türkiye Müslümanlarıdır. Ancak Türkiye’nin en önemli ana omurgası olan tarikatlar ve cemaatler de köreşekliğin en kör noktasındadır. İslam’ın ana omurgası tevhid ve fıkıhtır; ama kimse tevhidi konuşamıyor çünkü yeterlilikleri yok, cesaretleri yok. Fıkıh cesaret ister; çünkü sistem İslam değilse, İslam’ı haykıran her şey düşmanlaştırılır.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Dergâhta hizmet adabı nedir?

Dergâhta veya tekkede bir hizmetin ucundan tutan kimse tevazusundan ve güler yüzlülüğünden taviz vermez. Çay dağıtıyor, kimseye tepeden bakmaz. Yemek yapıyor, kimseye sert davranmaz. Pilav dağıtıyorsun diye milletin başına kalkma, bir çay veriyorsun diye insanların gözünü çıkarma.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Erkekler ve bayanlar arasında nasıl bir ahlâk vardır?

Erkekler eşlerinize sert davranmayın. Bayanlar eşlerinize sert davranmayın. Anne babalar çocuklarınıza sert davranmayın. Çocuklar anne babalarınıza sert davranmayın. Bu damarı kesin. Bu damar doğru damar değildir, bu ne erkeklik ne de dervişliktir. Güzel ahlâk Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın izinden yürümektir.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Halaka kurulduğunda hukuk ve hükmü nasıl değişir?

Zikrullah halakası kurulduğunda zâhir hüküm kalkar, bâtın hüküm işler. Orada takvâ var, ihlâs var, samimiyet var. En arkada oturan en öndekiymiş gibi olabilir; en öndeki kibrine kapılırsa en arkadaymış gibi olabilir. Halaka kurulduğunda kim neredeyse orada önemli olan batınî makamdır.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Ders bırakıp gidenler nasıl geri dönüş yapar?

Bir kimse dersini bırakıp gittiyse, hiçbir çavuş veya zâkir ona dersi geri iade etmeyecektir. O kimse dersini tekrar geri alacaksa bu fakirden alacaktır. Yolu açıktır: Allah’a yalvarsın, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e tevessül etsin. Ben rüyamda görürsem — pîr efendiler ver derse, şeyhim ver derse, sahabe efendilerimiz ver derse, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ver derse — o dersi seve seve veririm.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Hizmet: Hizmet Nedir?

Sûfî Ahlâkında Hizmetin Yeri Hizmetin Tanımı ve Mertebeleri Hizmet, sûfî dilinde insanlara faydalı olmak, bir şeyin eksiğini gediğini tamamlamak, yapılması gereken bir şeyi yapmaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, VI/58) Hizmet birinci derecede Allah’adır: Kişi kendi nefsinde farzları yerine getirir, Allah’ın emirlerini nasihat ve tebliğ eder. İkinci derecede Resulullah (s.a.v.)’adır: Sünnetleri yaşar, onun ahlâkıyla ahlâklanır, sünnevleri nasihat eder. Üçüncü derecede insanlara ve etrafınadır: Bilgisini, fikrini, parasını, sağlığını insanlara faydalı olma noktasında harcar. Hendek Savaşı’nda Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hizmeti Hendek Gazvesi’nde üç Yahudi geldi ve buranın emîrini sordu. Hazreti Peygamber (s.a.v.) su dağıtıyordu sahabeye. Hizmet edene sordular: "Buranın seyyidi kim?" O da buyurdu: "Ümmetine hizmet eden." Hastaların hastalığıyla, yetimlerin yetimliğiyle, açların açlığıyla, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarıyla ilgilenen insan hizmet edendir. Hizmet eden, emreden kimse değildir. Sûfî Ahlâkında Emretmek Yoktur, Hizmet Vardır Bizim topluluğumuzda emretmek yoktur, hizmet etmek vardır. Zorla birisine bir şey yaptırmak yoktur. İnsanlara tepeden bakmak, kırmak, incitmek, sert davranmak, emirler yağdırmak yoktur. Bağırıp çağırmak yoktur. Kimsenin kimseye bağırmaya hakkı yoktur. Kimsenin kimseye emretmeye hakkı yoktur. Kimsenin kimseyi ötekileştirmeye, eleştirmeye hakkı yoktur. Şeyh hizmet etmek için vardır, üstad hizmet etmek için vardır, emretmek için değil. Nâkip, nügebba hizmet etmek için vardır. Birisine emrediyorsan kaybettin. Birisinin gönlünü kırıyorsan kaybettin. Birisine ters davrandıysan kaybettin. Sert davranma, tepeden davranma kimseye, buna hakkın yok. Küçük Krallıklar Kurmak ve Köreşeklik Tehlikesi Küçük krallıklar kuran tarikatlar, cemaatler, siyasiler, topluluklar ve aileler büyüyemezler, geleceğe taşıyamazlar. Kısır bir döngünün içinde dar bir dairede dönerler. "Üstün olan takvâca üstün olandır" hadis-i şerifini unutmamalıyız. Hiçbir kimsenin insanların dinî duygularını istismar ederek küçük krallıklar kurmaya hakkı yoktur. İslam Dünyasında Köreşeklik İslam dünyası köreşek gibi tutulduğundan, yönlendirilmeleri ve yönetilmeleri kolaydır. Mezhepleri, meşrepleri, tarikatları, cemaatleri, siyasi oluşumları — büyük çoğunluğu köreşek oynuyor. Çünkü yönlendirmeleri ve yönetilmeleri kolay olsun diye böyle tasarlanmış. Köreşeklikten kurtulabilecek en yakın aday Türkiye Müslümanlarıdır. Ancak Türkiye’nin en önemli ana omurgası olan tarikatlar ve cemaatler de köreşekliğin en kör noktasındadır. İslam’ın ana omurgası tevhid ve fıkıhtır; ama kimse tevhidi konuşamıyor çünkü yeterlilikleri yok, cesaretleri yok. Fıkıh cesaret ister; çünkü sistem İslam değilse, İslam’ı haykıran her şey düşmanlaştırılır. Dergâhta Hizmet Adabı ve Güzel Ahlâk Dergâhta veya tekkede bir hizmetin ucundan tutan kimse tevazusundan ve güler yüzlülüğünden taviz vermez. Çay dağıtıyor, kimseye tepeden bakmaz. Yemek yapıyor, kimseye sert davranmaz. Pilav dağıtıyorsun diye milletin başına kalkma, bir çay veriyorsun diye insanların gözünü çıkarma. Erkekler eşlerinize sert davranmayın. Bayanlar eşlerinize sert davranmayın. Anne babalar çocuklarınıza sert davranmayın. Çocuklar anne babalarınıza sert davranmayın. Bu damarı kesin. Bu damar doğru damar değildir, bu ne erkeklik ne de dervişliktir. Güzel ahlâk Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın izinden yürümektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: "Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine söz ver, ben sana cenneti söz vereyim." (Ebu Dâvud, Zekât, 27; Nesâî, Bey’at, 16) Hizmet budur. Halaka Kurulduğunda Hukuk ve Hüküm Değişir Zikrullah halakası kurulduğunda zâhir hüküm kalkar, bâtın hüküm işler. Orada takvâ var, ihlâs var, samimiyet var. En arkada oturan en öndekiymiş gibi olabilir; en öndeki kibrine kapılırsa en arkadaymış gibi olabilir. Halaka kurulduğunda kim neredeyse orada önemli olan batınî makamdır. İçinizden öyleleri var, en arkada hiç kimsenin umurunda değil; ama zikrullahda başka yerde görünüyor. Kendisinin dahi haberi yok halden. Zâhiren burada değil kendisi, ama mânen burada, hem de nasıl burada. O yüzden halaka kuruldu mu sistem ve düzen değişir; kimsenin elinde değildir bu. Ders Bırakıp Gidenler ve Geri Dönüş Usulü Bir kimse dersini bırakıp gittiyse, hiçbir çavuş veya zâkir ona dersi geri iade etmeyecektir. O kimse dersini tekrar geri alacaksa bu fakirden alacaktır. Yolu açıktır: Allah’a yalvarsın, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e tevessül etsin. Ben rüyamda görürsem — pîr efendiler ver derse, şeyhim ver derse, sahabe efendilerimiz ver derse, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ver derse — o dersi seve seve veririm. Allah tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. O kimseyi Cenab-ı Hak affetmiştir; ben affetmez demiyorum. Ama dergâha yeniden girip girmemesi ayrı bir meseledir. Herkes oturduğu yere otursun. Bu dergâh işi imtihan işidir. Sen nefsine uyma, dersine devam et, hizmetine ve koşuşturmana devam et.

Kaynak: 615. Dergah Sohbeti – Hizmet Ahlâkı, Küçük Krallıklar Tehlikesi ve Halakada Deği

Nâmahrem İlişkilerde Ölçü nedir?

Mahrem olmayan kadın veya erkek bu noktada halvet etmesi yasaklanmıştır. Kadının mahrem olmayan bir erkeğe dokunması, böyle birbirlerine ilişmeleri câiz değildir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey: halvet edilmeyecek, baş başa kalınmayacak. Bir evde, bir kadın, bir erkek — gözlerden uzak, kimsenin duyamayacağı bir yerde baş başa kalınması câiz olmaz.

Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe

Sinirlenmek ne zaman Allah için olur?

Allah sinirlenmeyi insana Allah için olması için vermiştir. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, dervişlere karşı sinirlenilmez. "Benim huyum böyle ama hemen geçer" deyip insanlara sert davranmak dervişlik değildir. Ahlâksızlığın adı sinir olmuş, ahlâksızlığın adı öfke nöbeti olmuş; bunlar mazeret değildir.

Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı

Cezâkallâhü Hayren Kendisine bir iyilik yapılan kimsenin, iyilik yapana "Cezâkallâhü hayren — Allah seni hayırla mükâfatlandırsın" demesi sünnet midir?

Cezâkallâhü Hayren

Kendisine bir iyilik yapılan kimsenin, iyilik yapana "Cezâkallâhü hayren — Allah seni hayırla mükâfatlandırsın" demesi sünnettir. İyiliğe karşılık teşekkür etmek, iyilik yapan kimsenin arkasından onu övmek, gıyabında iyiliğini konuşmak, misliyle karşılık vermek; bunların hepsi sünnettir.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Nankörlerin Mahşerdeki Duru mu?

Nankörler mahşer yerinde ayrı bir bayrak altında toplanırlar. Livâü’l-hamd sancağının altında toplanmazlar. Faizciler ayrı toplanır, zinacılar ayrı toplanır, nankörler ayrı toplanır. Herkes kendisinde baskın olan amel ne ise o baskın amele sahip olanlarla beraber toplanır. Namaz kılanlar kendi gruplarıyla, oruç tutanlar kendi gruplarıyla, Allah’ı zikredenler bütün sevapları aldı götürdü.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

İkisi beraber savaşta cihat ediyor ama birisi zikrediyor; zikredenin fazileti zikretmeyenden fazla mıdır?

Hz. Ömer Efendimiz, Hz. Ebû Bekir Efendimiz’e dedi ki: "Allah’ı zikredenler bütün sevapları götürdü." Hz. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem de tasdik etti: Namaz kılanların en faziletlisi Allah’ı zikredenler, oruç tutanların en faziletl ki Allah’ı zikredenler, cihat edenlerin en faziletlisi Allah’ı zikredenler. İkisi beraber savaşta cihat ediyor ama birisi zikrediyor; zikredenin fazileti zikretmeyenden fazla.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Cenâb-ı Hak tokadı vurduğunda "biz nereden tokadı yedik" diye tekrar geliyorlar mı?

Yolun başında cemaatleri dolaşmış, tarikatları dolaşmış, tekkeleri dolaşmış; "bize oy verin" demiş. İktidara geldikten sonra dolaştığı yerlere savaş açmış. Kim onlara küfrediyorsa onları kendi safına katmış. Cenâb-ı Hak tokadı vurduğunda "biz nereden tokadı yedik" diye tekrar geliyorlar. Bunlar tecrübe ile sabittir; nankörlerden olmayalım.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Gıybet nedir ve neden ciddi bir günahdır?

Alkol içeni çok büyütüyoruz da gıybet edeni büyütmüyoruz. Alkol içenin sarhoşluğunu gördüğümüz için gözümüzde çok büyütüyoruz. Ama gıybet etmek, zina etmekten 33 derece daha ağır günahtır. Bir kimse bir yanlışlık yaptı diye üzerinde konuşmak gıybettir.

Kaynak: 655. Dergah Sohbeti — Radikal Kararlar, Nefis Mücadelesi, Gönül Birlikteliği ve

Sertlik ve Kabalık nedir?

Sertlik ve Kabalık

Cenab-ı Hak Peygamberine ne diyor? "Eğer sen sert, kaba birisi olsaydın etrafında hiç kimseyi bulamazdın." Sert sen, kaba sen — etrafında hiç kimse durmaz. Eş de durmaz, çocuk da durmaz. Sert sen, kaba sen — esnaflık da yapamazsın, hizmet de edemezsin dergâhta. Çavuşluk da edemezsin, zakirlik de edemezsin, şeyhlik de yapamazsın.

Kaynak: 661. Dergah Sohbeti — Mücahede, İstihraç ve İslam Dünyasının Durumu

İffetini koruyan erkekler ve kadınlar nelerden bahsedilmektedir?

9. İffetlerini Koruyan Erkekler ve Kadınlar

İffet sadece cinsel suçlardan korunmak değildir. Hadîs-i şerîfte bir kimsenin küçük çocuğu için, yaşlı anne babası için veya nefsinin iffetini korumak için çalışması "Allah yolundadır" olarak nitelendirilmiştir. Nefsinin iffetini korumak; namuslu bir hayat yaşamak, kimseden bir şey istememek, kendini ayağa düşürmemek, dilenmemektir.

Kaynak: 670. Dergah Sohbeti — Ahzâb 35: İslâm’ın On Temel Vasfı ve Zikrullah

Kalbin ürpermediği bir kimse ne yapmalıdır?

Kalbi ürpermenin kimse kendi kendini analiz etmelidir: Eşime nasıl davranıyorum? Çocuklarıma zulmediyor muyum? Anne-babama karşı hâlim nasıl? Çünkü sûfîlik güzel ahlâktan, iyi ahlâktan, ince ahlâktan geçer.

Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So

Telefon bağımlılığı ve gafletin İslam’a ne zararları vardır?

İnsanlar telefona ayırdıkları zamanın yüzde yirmisini zikrullaha ayırsalar Allah’a dost olacaklar. Telefona ayırdıklarının yüzde yirmisini eşlerine, çocuklarına ayırsalar hayatları değişecek. Havaalanlarında, otobüslerde, evlerde — yanı başındaki insanlara bakmadan telefona gömülen bir toplum, Allah’ı unutmuş bir toplumdur.

Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So

İnsan fıtratı günah işlemeye ne şekilde meyillidir?

İnsan fıtratı hata yapmaya, günah işlemeye, yanlışlık yapmaya ve zulmetmeye meyillidir. Peygamberler (a.s.) dışında hiç kimse günahsız değildir; diğer peygamberler bile küçük zellelere düşmüşlerdir. Dervişler, şeyhler dahil herkes için bu geçerlidir.

Kaynak: Günah Sonrası Zikrullah, Savrulmamak ve Beklentisizlik — 675. Dergâh Sohbeti

Müslümanların pasifliği ve öz eleştirisi nedir?

Müslümanların zulme uğramasının sebebi, Allah’ın müsaade etmesi değil, Müslümanların kendi zaaflarıdır: Cihat ruhunun kaybı, ölmeyi göze almamak, kendi içlerindeki zalimleri görmemek ve onlarla iş tutmak. Hazreti Peygamber (s.a.v.) zalimlere boyun eğmedi, kâfirlerle kol kola girmedi, ümmetine de kâfirleşmeyi yasakladı.

Kaynak: Takva, Evlilik Hukuku ve Toplumsal Öz Eleştiri — 676. Dergâh Sohbeti

Kardeşini koru, dergâhını koru neden önemlidir?

Derviş kardeşini koruyacaksın. Dergâhlar, tekkeler, cemaatler kardeşlerini korumaktan geçer. Kardeşinin eşini, çoluğunu, çocuğunu koruyacaksın. Özel meselelerini, şahsî meselelerini ortaya çıkarmayacaksın — o dergâhın namusudur. Bay ve bayan zakirler: hepsi Allah’tan emanettir. Koruyamıyorsan "görevimden affımı istiyorum" diyeceksin. Orada her kim gelse diyecek ki: "Ben emin yerdeyim. Namusum, şanım, şerefim, haysiyetim emin yerde."

Kaynak: 680. Dergâh Sohbeti — Sebaat, Sabır ve Zikrullah: Enfâl Sûresi 45. Ayet Tefsiri

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları