Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Zikir Halkalarının Fazileti

"Ey iman edenler, iman ediniz" âyetinin detaylı tefsiri, içimizdeki kutsallar ve ilâhlar, kapitalizm ve tüketim toplumu eleştirisi, sûfî hareketinin Ashâb-ı Suffa'dan başlayan tarihçesi, Hallâc-ı Mansûr ve Nesîmî, namus-iffet bilinci, zikir halkalarının cennet bahçesi olması.


1. Bölüm

Selamun aleyküm Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah Şu mikrofonu da verin de problem enşanmasın Camilerde görev yapmakta olan imam abilerimiz var onları dergamıza davet ediyorum onlar bu durumun etik olmadığını düşünüyorlar nefislerine ağır geldiği için mi böyle söylüyorlar Allâh’a zikretmek etik gelmiyorsa bir insana ona söyleyecek bir laf yok öyle diyeceklerine bir tarikata bir cemaate mensubiyet söz konusu olmasın böyle anlaşılmasın o yüzden bir dergaha mensubiyet olursa cemaatin içerisinde farklı algılanabilir anlaşılabilir eyvallâh ama zikir alakasına normalde katılmamız etik değil denilince evde namaz kılmakla ulu camide veya mescidi aksada namaz kılmanın sevap derecesinden bir farkı var mıdır üç mescitte sevap tarafından farklıdır ve seyahat olarak da üç mescide seyahat edilebilir bu fazilet derecesine göre sıralanacaksan birinci derecede beytullah ikinci derecede medine-i münevvere üçüncü derecede de mescide aksa bu üç mescit o yüzden bu manada rivayetler değişiktir ama mescide aksada bir rekat namaz 500 rekata medine-i münevvere de 1000 rekata beytullah da 2000 rekata beytullah da 2000 rekata diye böyle değişik rivayetlerde değişik sayılar var bu şekilde bedeldir sevabı daha fazladır diye rivayetler var önemli olan bir kimsenin cemaati takip etmesidir farz namazlarını cemaatle kılmasıdır bunu böyle söylüyorum bunu uygulayabilen bir kimse tam manasıyla uygulayabilen bir kimse değilim yapmadıklarınızı tavsiye edicilerden olmayınız âyet-i kerimesi mucibince bunun da altını çizeyim ben beş vakit namazı cemaatle kılabilen bir kimse değilim ama normalde bir kimse cemaatle namazı kılarsa muhakkak ki evde kıldığı namazdan çok daha faziletlidir ümmetin en büyük handikaplarından birisi cemaat bilincini kaybetmesidir normalde diyeceksiniz ki biz burada da toplanıyoruz bir cemaat bilinci var eyvallâh ama bu yeterli değil insanların camilerde, mescitlerde bir ve beraberliğini koruması camilerde daha fazla olması, camilerin bu noktada daha işlevsel hale gelmesi lazım ne yazık ki bu noktada sıkıntılıyız, Cenâb-ı Hak inşâAllah bizleri bu idraka sevk etsin ey iman edenler, iman ediniz, ayetini açıklar mısınız? bir kimse iman etmiştir, onun imanı aynı noktada durmaması gerekir kemale ermesi gerekir, olgunlaşması gerekir bu olgunlaşma, bu kemale erme her an, her nefes, her gün, her yıl o kimsenin konumuna göre olgunlaşmada kemale ermede imanı onun hareketli halde olması lazım o yüzden ey iman edenler, iman ediniz, imanızı tazeleyin günahı kebaire giriyorsunuz, yanlışlıklara giriyorsunuz, eksikliklere düşüyorsunuz imanınızı hem lafız olarak hem hal olarak tazeleyin lafız olarak tazelemek bu normalde lafız olarak tazelemek bunu normalde bir de akil olarak tazelemek var akil olarak tazelemek ne demek? bir kimse felsefe olarak, inanç olarak Allâh’tan başka bir Rab’be Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden başka bir peygambere bu noktada diğer peygamberlerde dahil peygamberlere iman etmesi ve Kur’ân-ı Kerim’i kendisine kitap olarak görmesi Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışması, hayatını buna göre idame ettirmesi, fikri planda bu işin hakikat planı var bir de hakikat planı ne?

Allâh’tan başka büyük yok Allâh’tan başka ilah yok burası sıkıntılı zaten ümmet için burası problemli ümmetin içerisinde öyle eksiklikler, öyle noksanlıklar, öyle yanlışlıklar var ki ümmet yalnız Allâh’a iman ettiğini beyan ediyor bu noktada onların beyanlarını kabul etmeme gibi bir şansım yok benim ama velakin burası sıkıntılı Allâh’tan başka kanun koyucu, Allâh’tan başka kudretli olanlar Allâh’tan başka kuvvetli olanlar Allâh’tan başka normalde sevgi idare elinde tutanlar ya normalde biz baktığımızda aslında farkında olarak veya olmayarakta bizde bir sürü kutsallar var o kutsallar manzumesinin üstünde en kutsalı biz Allâh olarak görüyoruz belki de oysa ne kadar kutsallar manzumesi varsa hepsini elimizin tersiyle itip kutsallar manzumesini yıkıp ne kadar var ise onun hepsinin üzerine Allâh’ı koymamız lazım bizdeki sıkıntı bu ümmeti Muhammed’deki sıkıntı bu X devletin padişahı, X devletin halifesi, X devletin devlet başkanı bir bu noktada bizim nazarımızda kutsal X siyasetin lideri, X cemaatın lideri, X tarikatın şeyhi bizim için kutsal biz mesela X firma kutsal, X firmanın sahibi kutsal X devletin filancı organı kutsal aslında biz bunu böyle kutsal olarak görmüyoruz zahir olarak ama kendi iç alemimizde biz onları kutsallaştırıyoruz kutsal onlar öylesine kutsal ki o kadar o kutsalların üzerinde o kutsilerin üzerine Allâh’ı tutturuyoruz ümmet umar hata yapmış olabilirim hakkınızı helal edin böyle de olmayabilir benim kendimce kendi düşüncem kendi içtahım bizde adetler kutsal, gelenekler kutsal görenekler kutsal sülale kutsal ne derler kutsal bunların hepsi biz dinimizin emrettiğini çıplak bir şekilde yaşayabilen bir topluluk değiliz bizim önümüzde o kadar kutsallar var ki o kadar çok kutsallar var ki onları biz böyle kenara itmekte zorlanıyoruz itemiyoruz zaten bu sadece eş, çoluk, çocuk, anne, baba, akraba, sülale, mahalle bunlar değil bunlar da var işin içerisinde siz dinin herhangi bir emrini mahalle ne der, annem ne der, babam ne der, eşim ne der, çocuklarım ne der arkadaşlar ne der, iş çevrem ne der diye düşündüğünüz anda herhangi bir hükmünü yaşama geçirme kendi üzerinize hayata geçirme de sizi arkadan kasan sizi bu noktada çeken sizin paçanızdan aşağı doğru çeken ve sizin kendi fikri planınızda ya ben bunları da gözetmek zorundayım dediğiniz bir şey var ise o sizin kutsalınız o sizin ilaheniz içinizde içinizde biriktirdiğiniz büyüttüğünüz ilaheniz beni namaz kılarken görürlerse işten atarlar beni namaz kılarlarken ticaretim benim sıkıntıya uğrar ben normalde Allâh’ı zikrettiğimi beyan edersem veya böyle bir şeyin içerisinde göründüğümü gösterirsem benim hakkımda böyle bir sıkıntı doğar ben böyle böyle bir şey yaparsam böyle olur ben böyle yaparsam böyle olur diye kendi içimizden bizim ilahelerimiz varsa bu kuruntumuz olabilir bu takıntımız olabilir adamın kuruntusu Kur’ân ve Sünnet’in üstünde adamın takıntısı Kur’ân ve Sünnet’in üstünde adamın bir adeti Kur’ân ve Sünnet’in üstünde adamın bir geleneği Kur’ân ve Sünnet’in üzerinde adamın herhangi bir şeysi Kur’ân ve Sünnet’in üzerindeyse ve onu o şey Kur’ân ve Sünnet’i ikinciye itiyorsa onun kutsalığı iman et bu çok sıkıntılı bir durum bakın çok sıkıntılı bir durum ilmi saklamak zorunda kalıyoruz insanlar kendilerini küfür ehli görüp dinden çıkacaklar şu sarığı küçümsemesi dahi küfür o kimsenin sarığı küçümsemesi lafla mimikle herhangi bir hareketle çünkü müteşabih bir şekilde Sünnet bir kişilik iki kişilik değil bütün Bedir Harbindeki bütün ashab sarık sardı o sarığı küçük görmek sarığı küçümsemek dahi küfür dinle dinle alakalı herhangi bir şeyi küçük görmek küfür ve normalde biz dinle ve dinle alakalı bir şeyi herhangi bir dünyevi bir meseleden dolayı dinle dinle alakalı bir şeyi ikinci derece koyduğumuz anda biz gittik ey iman edenler iman ediniz neden? sen bir şeyi ilahileştirdin bankasız ticaret olmaz ilahileştirdin faizsiz ticaret olmaz ilahileştirdin bu düzende bundan başka bir türlü olmaz ilahileştirdin düzene sen gittin Kur’ân ve Sünnetin kendisine dost edinmediğin bir şeyi kendine dost edindin ilahileştirdin ancak harp noktasında harp utadır harp halindeyse hile yapabilirsin devürtülü ilahileştirdin bu mesele ümmeti Muhammed’in içerisinde şu anda konuşulan bir mesele değil tıplak bir şekilde konuşulması zor olan bir mesele ey iman edenler iman ediniz siz normalde baktığımızda bizim ekonomimizin hukuku başka yerden medeni hukukumuz başka yerden ceza hukukumuz başka yerden sosyal hukukumuz başka yerden adetlerimiz, geleneğimiz, göreneğimiz devşirilmiş başka yerden hayat standartımız devşirilmiş başka yerden bizim iş standartımız devşirilmiş başka yerden bana söyleyebilir misiniz bu ülkede İslâm olan herhangi bir şeyi bunlar insanların konuşmaktan korktuğu şeyler korktuğunuz anda imanınız gidiyor bunu bilen bir kimsenin konuşmaması konuşmaması dahi köfürdür söyler misiniz bana Türkiye Diyanet Vahkı’nın parası nerede tutuluyor faizde mi tutuluyor, faizsiz mi tutuluyor çok basit söyler misiniz bana Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi faizde mi tutuluyor, faizsiz mi tutuluyor söyler misiniz bana bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı dahi almış olduğu maaşlar faizden, genel evinden, oradan buradan alınan vergilerden olmuyor mu bana bu ülkede İslâm olarak bir şey gösterir camilerin zahirini söylemeyin bana iki tane duvar çevirirsin orasıda cami olur aha buraya da çevirirsin burada da beş vakit namazı kılarsın burasıda mescid olur camilerin dört tane duvarı ve minaresi sizi aldatmasın evet bu bir ölçüdür hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yeni beldelere gittiğinde bakardı orada eğer orada mescid varsa minare varsa orada namaz kılınıyorsa orayı İslâm olarak hükmederdi ve oraya saldırı yapılmazdı oraya herhangi bir şey yapılmazdı bu manada mescidlerin olması minarelerin olması o bölgenin o köyün o şehrin İslâm olduğunun göstergesidir harpte bu öyledir ama bana söyler misiniz sizin şehir yapılanmanız İslâmî mi evlerdeki yapılanma İslâmî mi sizin mimarınız İslâmî mi sizin ekonominiz İslâmî mi sizin normalde belediyelerin iş ve işlemleri İslâmî mi hastaneleriniz İslâmî mi sizin normalde yargı sisteminiz İslâmî mi adalet sisteminiz İslâmî mi eğitim sisteminiz İslâmî mi bunları kim konuşacak maliye sisteminiz İslâmî mi ülke müslümanları olarak lâ ilâhe illâllah muhammadan resûlullâh dediğimiz müddetçe bizler müslümanız ama imanımız ne kadar kemale ermiş ne kadar ermemiş bu ayrı mesele bende de bu kemalatı ölçecek parametre yok ben onun sahibi değilim onun sahibi Allâh ben bu ayetten anladığımı aktarıyorum size bu ağır bir mesele bunu konuşurken dizlerimin bağı çözülüyor ağır bu kolay bir mesele değil biz gün içerisinde Allâh’ın haricinde evet itaat edilecek bir şey yok böyle iman ediyoruz ama Allâh düşmanlarına ne kadar itaat ediyoruz acaba Allâh’ın hukukunun Kur’ân ve sünnetin dışında neleri kabul edip neleri baş tacı ediyoruz bunları tefekkür etmek lazım düşünmek lazım bunları tefekkür edip düşünmesi için bilgiye ihtiyacı var ya da kalbi bilgiye ihtiyacı var Allâh bizi iman edenlerden eylesin amin melametiler hakkında bir yazı okudum ancak çok konuya açıklık getiremedim bir sûfî ile melameti arasındaki fark nedir her sûfî grubun her sûfî anlayışın ve yaşantının kendine ait bir hali bir disturu kendine ait Kur’ân ve sünnet tarihinde kaideleri vardır bunlar genelde hem yoldan etkilenirler hem de üstattan etkilenirler bu yolu yorumlayan üstad ile alakalıdır biraz daha melamet bu sûfî hareketin, zuhdi hareketin tarikatlaşmazdan önceki sûfî hareketin içerisinde bir ayrı tat bir renk bir zevk olarak zuhur etmiş tarikatlaşma diyorum ne zaman ki sûfî hareket sûfî yol bir belli mekana belli bir mekana ne zaman ki belli bir kisveye belli bir renge belli böyle ritmik ritüellere bürünmüş bu benim kendi şahsi kanadım sûfî hareket yozlaşmış benim kendimce bu düşüncelerim kabul etmeyenler kabul etmezler bu Mustafa Özban kendi şahsi fikri yozlaşmış asıl çizgisinden asıl kendi dairesinden koparılmış kopmuş çünkü sûfî hareketler kendi içerisindeki bulunduğu zalim yönetimlerle devletlerle devlet başkanlarıyla çatışmış hep merkezi oturmuş oligarşik otorite ile çatışmış hep bu merkezi oligarşik otoritenin içerisinde yahudilikten ve hristiyanlıktan geçme din adamları kategorisindeki hahanlaşmış ve bu acı şeyler bunlar hahanlaşmış ve papazlaşmış İslâm oligarşisi ile de çatışmış sûfîler sûfîler çatış çatışa gelmişler o yüzden hallacı mansur asılmış kanı dökülmüş o yüzden derisi yüzülmüş o yüzden hallacı mansur asılmış kanı dökülmüş o yüzden derisi yüzülmüş seyyid nesiminin o yüzden hazreti Hüseyin’den itibaren radıyallâhu anh hazretlerinden itibaren kanı dökülmüş şehit edilmiş sürgün yemiş sûfîler o büyük sufilere baktığınızda sürülmüşler kendi bulunduğu yerlerinden kimisinin boynuna bir fetva asılmış hiçbir şehre girmemesi için o fetva ile şehir şehir dolaşmışlar şehirlerin kenarlarına gitmişler kimisi sürgün yemiş o şehirden o şehire o şehirden o şehire bu sûfîler hakikatin erleri olmuşlar hakikatin erleri olunca bunlar padişahlara makama mevkiyemallah mülke eğilmemişler bunlar tıplak kuran sünnet ve Allâh’ın vehbi ilim dediğimiz ilmi ledüne tabi olmuşlar ve böyle hayatlarını yaşamışlar böyle olunca yaşadıkları her devirde yaşadıkları her toplulukta insanların arasında farklı görülmüşler kimisine ağır gelmiş bunlar onlarla dost olmak için mangal gibi yürek gerekmiş sebep birisi haramla iştigal ediyor onun yemeğini yememişler açıktan birisi bürokrasi bürokraside kayırmacılık yapıyor ona selam vermemişler onun yemeğini yememişler onun ipini pazara çıkarmışlar birisi dönemin siyasetçisi onun ipini pazara çıkarmışlar sen demişler rüşvet alıyorsun hırsızlık yapıyorsun yan kesicilik yapıyorsun halkı soyuyorsun soğana çeviriyorsun zulmediyorsun diye onların iplerini pazara çıkarmışlar böylece bunlar bürokrasiler ve devlet tarafından hiç sevilmemiş Harun Reşit örneğin Harun Reşit hutbede biz bunu şimdi bir menkıbe gibi anlatıyoruz Harun Reşit zamanın en bu noktaki debdebeli kuvvetli padişahı halifesi çıkıyor hutbeye elhamdülillahi rabbil alemin diyor kardeşi kim Behlül Dâne elhamdülillahi rabbil alemin deyince kalkıyor hayır diyor elhamdülillahi rabbil müminin Harun Reşit bakıyor kim kardeşi kim meczup Allâh dostu Hak dostu bakın Harun Reşit de Müslüman Harun Reşit de la lâ ilâhe illâllah resûlullâh demiş tekrar hutbeyi baştan oluyor hamdeleden elhamdülillahi rabbil alemin diyor kalkıyor kenara hayır diyor elhamdülillahi rabbil müminin üçüncüsünde de aynı olunca Harun Reşit bakıyor geçit yok kimden Behlül Dâne’den o da orada duruyor diyor ki kardeşim derdini söyle ki diyor meseleyi söyle ki ben hutbeye gireceğim cuma kılınca halife cuma kılacak ya çıkıyor kalkıyor ayağa eğer diyor Allâh alemlerin Rabbiyse bu kıtlık zamanında sen neden diyor müslümanlara bir teneke buğday verdin de gayri müslümlere yarım teneke buğday verdin dikkat et sen diyor madem alemlerin Rabbin sen neden onlar da açlık çekiyor onlar da yokluk çekiyor onlar da kıtlık çekiyor sen neden gayri müslümlere yarım teneke buğday veriyorsun diyor şimdi böyle sûfîler kaldı mı tamam bu sûfî hareket bu zühti hareketin sufileşmesidir zaman içerisinde başlangıcı züht hareketidir bu bu züht hareketini kendisine Destûr alırlar bu züht hareketi ne zaman başlamıştır bunun temeli hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında atılmıştır kimle ashabı sufayla ashabı sufa dünyaya meyletmeyen dünyanın metasına gözünü çevirmeyen kimseler asıl züht hareketinin çekirdeği bunlardır sonra bu devam eder bu hareket devam eder bu hareket ashabı sufadan sonra elden ele dilden dile gönülden gönüle bu ta ikinci yüzyıla üçüncü yüzyıla devşirilir bunların ebuzeri gifari benim çok hayranlık duyduğum pirlerinden birisidir zühti hareketi bunlar biz böyle ben kendi nefsim için söyleyeyim yıllardır böyle ya biz bir hırkacı bir lokmacı değiliz muhabbeti vardı ya bizi böyle aşağılayarak bizi dünyaya çevirdiler çünkü biz bir lokma bir hırke devam edersek kapitalist sistemin çarkına çomak sokacağız tüketmeyeceğiz bizi tükettiriyorlar şimdi o kadar çok mal üretiyorlar ki o kadar çok üretim var ki bu üretimin tüketilmesi lazım bu üretimin tüketilmesi için İslâmî hayatın dejenere edilmesi lazım İslâmî hayat dejenere olması lazım ki bütün müslümanlar bir buçuk trilyon bir buçuk milyar insan tüketsin bir buçuk milyar insan avrupalıların o gavurcukların istediği gibi tüketmiyorlardı ne zaman ki Osmanlıyı devşirmeye başladılar Osmanlı o devşirilmenin neticesinde o tüketim ekonomisine teslim oldu tüketim ekonomisine teslim olduktan sonra Osmanlı tamamiyetle teslim oldu Osmanlı tamamiyetle teslim olduktan sonra İslâm dünyasını tüketim ekonomisinin içine soktular kapitalizmin tek işi vardır üretir ve tükettirir üretmekle kalmaz sana tükettirir sana o bozuk salçasını yedirir sana o bozuk mallarını yedirir ambalajını cıvıl cıvıl yapar kımıl kımıl yapar sen ambalajına bakaraktan yersin onu hepsini de yiyemezsin alırsın açarsın bir kısmını yersin ertesi gün bozulur o sen onu ertesi gün atmak zorunda kalırsın sen onun çocuğunda senin o cıvıl cıvıla kımıl kımıla kana sen de çocuğuna kanmışındır çünkü çocuklarımız ne yazık ki bu son yüzyılın padişahlarıdır kadınlarımız son yüzyılın padişahlarıdır evleri beğenmezler koltukları beğenmezler eşyaları beğenmezler beğenmezler de beğenmezler en fakirinden en zenginine kadar erkeklerimiz de kadınlaşmıştır farkında değildir erkekler erkeklerimiz de fikri olarak kadınlaşmıştır erkeklerimiz de fikri olarak kadınlaştırılaraktan aynı şekilde erkekler de devam eder aynı şeye ve biz çekirdek aile olarak ailecek tüketeriz her şeyimizi tüketeriz biz öylesine tüketeriz ki eşimizi de tüketeriz çocuğumuz da tüketeriz karımızı da tüketeriz annemizi babamızı akrabalarımız da tüketeriz tüketeriz biz tüketim toplumu her şeyi tüketeriz kelimeleri tüketeriz cümleleri tüketeriz harfleri tüketeriz bizim önümüze gelen her şeyi tüketeriz tüketecek bir şey bulamazsak kendimizi tüketeriz bu vahşi kapitalist sistemi böyle bir sistemdir İslâm dünyasını şu anda sömürüyorlar yiyorlar komple komple yiyorlar içeriden dışardan herkes yiyor Osmanlı’nın son 150 senesi 200 senesi Cumhuriyet’in 100 senesi bütün Osmanlı’dan kalan bütün ülkelerin yer altı zenginlikleri yer üstü zenginlikleri bütün her şeyi sömürülüyor ve yeniliyor tüketiliyor tüketiliyor ve ne yazık ki Müslümanlar bunları kendilerine devşiremiyorlar kendi yer altı zenginliklerini kendilerine devşiremeyen Müslümanlar var bunlar neden ey iman edenler iman ediniz sırrına kavuşmak istemiyorlar çünkü bunlar gerçekten iman etmiş insanlar değil her şeyde İngiliz kraliçesinin maskotu her yerde Osmanlı’dan kalan bütün ülkelerin kurulan ülkelerin başında İngiliz kraliyet ailesinin maskotu vardır nikahı İngiliz kraliyet ailesine de bacakları Amerikaya’dır ağır oldu ama öyledir nikahı İngiliz kraliyet ailesine aittir Kanada’da vali vardır İngiliz kraliyet ailesinin valisi vardır Kanada valisini tanırsınız Türkiye valisini tanımazsınız Irak valisini tanımazsınız, Suriye valisini tanımazsınız, Mısır valisini tanımazsınız, Suud valisini tanımazsınız, Ürdün, Katar, Bahri, Birleşik Amerika, Birleşik Araba Emirlikleri, Katar, ne başka ne var orada Dubai, Kuwait bunların valilerini tanımazsınız ama hepsinde birer tane kraliyet ailesine ait vali vardır atanmış validir atanmış vali kraliçeye devamlı ne yapar şey verir ne o rapor verir ve kraliçeye her bütün devletlerden kraliçenin payı gider bütün bu devletlerin hepsine de Osmanlı yıkıldıktan sonra birer tane merkez bankası kurulmuştur merkez bankalarını kuralan İngiliz sermayesidir ve İngiliz sermayesi ortaktır hepsine de görüntüde Ahmet’tir, Mehmet’tir, Hüseyin’dir senden benden gibidir cuma namazını senden beraber namaz kılar ama İngiliz kraliyet ailesi nedir o da oradaki para ve bütün devletler faizle iştigal eder ve devlet kendi halkından faiz alır oraya verir onların paralarını çalıştırır her taraf aynıdır hadi gelin iman edelim biz şimdi biz de deriz ki ya şöyle savaştık böyle savaştık yeğendik kurtardık ülkemizi elhamdülillah acı tablo bu bunu da konuşacak insan yok siz isterseniz yedi ay no 450 değil 650 milletvekili çıkarın, hepiniz de yapabilirsiniz siz isterseniz yedi ay no 450 değil 650 milletvekili çıkarın hepsini de Türkiye’de örneğin X bir parti çıkarsın onlar da vatan, kuran, sünnet, din, iman olarak çıksın değiştiremezler sistemi ayasofya açamıyor belki bir kanun maddesini değiştirecek ama biz kudüsü kurtarmaya gideceğiz ayasofyayı kurtaramayan bir zihniyet kudüsü kurtaracak öyle mi ayasofyada cuma kılamayan kudüs de mi cuma kılacak elini kolunu sallaya sallaya medineye münevvereye gidemeyen kudüsü mü kurtaracak bu İslâm toplumu olarak söylüyor elini kolunu sallaya sallaya kabeye gidemeyen bir Müslüman topluluk kudüsü mü kurtaracak ya sen önce kendi beytullahına sahip değilsin kendi medineye münevverene sahip değilsin sen elini kolunu sallaya sallaya Allâh’ın emri olan beytullahını ziyaret edemiyorsun nereden özgür senin ya bizim neremiz Müslüman neremiz mümin Allâh’ınızı seversen elimizi kolumuzu sallaya sallaya medineye münevvereye gidemiyoruz neremiz Müslüman mizim siz elinizi kolunuzu sallaya sallaya ecdat yadigarı ayasofyada cuma kılamıyorsunuz kimsenin de umrunda değil zaten e iman edenler iman ediniz hadi gelin iman edin derdim çok kısa keseyim bayındır havası olsun hakkınızı helal edin ümmetimin üstün olan kimseleri aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenleriniz evet iffeti muhafaza etmek bir kimsenin kendi namus şerefini muhafaza etmesidir iffetini muhafaza etmesin eğer bir kimsenin namus şeref haysiyeti ayaklar altına alınıyorsa bu aşk değildir tanıdığınızı söylediği ramazan ayhan selam saygı ve hürmetlerini size iletmemi söyledi size çok yakın olan mustafa çaltılının arkadaşı yıldırım ilçesinde iki dönem meclis üyeli ve il yönetiminde çalıştığını söyledi hakkınızı helal edin ve aleyküm selâm bu Allâh’ı zikretmekle alakalı toplanmanın faziletiyle alakalı son üç tane hadisimiz kalmış onlar da okuyalım bir dahaki aya haftaya özür dilerim insanın Allâh’ı zikretmeksizin ve peygamberi Muhammed sallallâhu aleyhi ve selleme salavat getirmeksizin bir mecliste oturması Allâh izin verirsin inşâAllah oraya geleceğiz sonra bu konuyla alakalı Allâh’ı zikretmek için toplanmakla toplanma konusuyla alakalı tergip ve terhibden on ikinci hadîs mutlaka Allâh-u Teala kıyamet gününde yüzlerinde nur olan bir takım kavimleri inciden minberler üzerinde diriltecektir insanlar onlara imrenirler onlar peygamberler ve şehitler değillerdir buyurdu peygamber sallallâhu aleyhi ve selleme bir bedevi diz çöküm ya Resulallah onları bize açıkla bilelim dedi onlar çeşitli kabilelerden ve çeşitli memleketlerden Allâh için sevişenler ve Allâh’ı zikretmek için toplanıp onu zikredenlerdir buyurdu böyle kavim diyor burada başka hadislerde toplananlar ondan sonra başka bir yerde böyle kavim olarak nitelendirmiyordu ama küçük topluluklar olarak nitelendiriyordu ama bunlar normalde şimdi kavim dedi bu hemen hemen tahmin ediyorum bu bir sefer veya iki sefer olmuş olan şeyler değişik rivayetlere göre lafızlar değişiyor ama ana tema şu bu insanların en önemli iki özellikleri var birbirlerini Allâh için seviyorlar ve toplandıklarında Allâh’ı zikrediyorlar bunlar kıyamet gününde yüzleri nurlu bir şekilde nurdan kürsülerin üzerinde hayk olacaklar ve peygamberler ve şehitler bunlara gıpta ile bakacaklar bakın Allâh için birbirlerini sevip toplandıklarında Allâh’ı zikredenlerin enteresan müjdesi şu bir peygamberler ve şehitler onlara gıpta ile bakacaklar çünkü mahşerin en bu noktada rahatı peygamberler ardından şehitler bunlara çünkü hesap yok peygamberler zaten seçilmişler bunların bir hesabı kitabı yok insanlar oluk oluk bölük bölük o mahşerin sıkıntısından peygamberlere müracaat ediyorlar var ya uzun bir hadîs insanlar giderler Adem’e sırasıyla o İbrahim’e İbrahim Musa’ya Musa İsa’ya ve hepsi de toplanırlar en son Muhammed Mustafa’ya toplanırlar sallallâhu aleyhi ve sellem bütün mahşer halkı şefaat için ve o bütün mahşer halkının şefaatçisidir secdeye kapadır ikinci mahşerin önemli insanları Allâh yolunda şehit edilenlerdir şehitlerin en faziletlisi Kur’ân ve sünnet için dini mübini İslam’ın ayakta durması için şehit olanlardır bunlar şehitlerin ekberidir en büyüdür ondan sonra hastalıktan dolayı şehit olanlar ondan sonra malını korumak için şehit olanlar ondan sonra ırzını namusunu korumak için şehit olanlar fazilet olarak sıralamada hata yapmış olabilirim bunlar ordundan gelir fazilet sıralaması bir kimsenin malını korurken de öldürülmesi o kimseyi şehit eder bir kimseyi namusunu korurken öldürülmesi o kimseyi şehit eder erkekler kadınlar namuslarınızı korumak için ölünceye kadar mücadele etmekle mükellefsiniz sizin evinize birisi tasallutta bulunursa bu mücadeleyi yapmakla yükümlüsünüz bu mücadele farz bu mücadele esnasında öldürülürseniz şehitsiniz eşinizin kızınızın oğlunuzun kendinizin namusunu korumak için koruma noktasında öldürülürseniz şehitsiniz öyle ne yapalım yapacak bir şey yoktu bize tecavüz etti gitti yok kadınlar bu konuda kendilerini korumak için kendilerini yetiştirmeliler çocuklarını bu konuda korumak için yetiştirmeliler kızlarınızı korumak için bu konuda yetiştirin sana hiç bir yabancı erkek dokunmayacak sana hiç bir yabancı erkek ilişmeyecek bir yabancı erkek senin yanağını ellerse sen onun kolunu koparacaksın bir yabancı erkek senin başını okşarsa onun kolunu koparacaksın kız çocuklarınızı eldek yetiştirmeyin yetişkin kızlar yetişirken onları koruyun muhafaza edin yabancı erkekler onlara fazla dokunmasın bu konuda dokundurtturmayın erkek çocuklarınızı dokundurtturmayın erkekler de dokunmasın onlara öyle yok kesme alacakmış yok öyle okşacakmış dokundurtturmayın bir namus bilinci bir dokunmama bilinci oluşturun çocuklarınızın üzerinde eşinizin üzerinde hakimiyet kurun erkekler sana benden başka hiç kimse dokunmayacak buna müsaade etmeyeceksin kim olursa olsun yok teyzinin oğluymuş yok halanın oğluymuş yok amminin oğluymuş yok komşunun oğluymuş yok sınıf arkadaşıymış yok okul arkadaşıymış sana hiç kimse dokunmayacak benden başka hiç kimse sana dokunmayacak bitti namus anlayışı tokalaşmak zorunda değilsin hiç kimseyle tokalaşmayacaksın ya müdür bey elini uzatıyor bir sefer elini uzatır ikincisinde uzatamaz ya başımızdaki amir elini uzatıyor uzatmasın bir sefer uzatır ikincisinde uzatmaz der ki bu ya bu kadın hodulun teki uzatmıyor elini kimseye der bitti bitti yerleşecek oturacak dokunmayacak hiç kimse sizin mahreminize sizin kadınıza hiç kimse dokunmayacak sizin kadınıza hiç kimse laf söylemeyecek sen evlendin mi evlendin bu karı senin mi senin senden başka o kadına hiç kimse laf söylemeyecek hiç kimse annenmiş babanmış dayınmış amcanmış halanmış yok teyzenmiş lan bu hatun orta yer malı mı senin hanımın bu kimseye laf söylemeyecek sen dikileceksin kimin bu kadınla bir işi varsa ben kocasıyım burdayım diyecek kendi annesi babası dahil benim kızım değil mi değil benim karım şimdi benim yeğenim değil mi değil benim karım şimdi konuşamazsın ona sen ona laf söyleyemezsin sen ona bağırıp çağıramazsın sen ona gözünün üstünde kaşın var diyemezsin ne diyeceksen bana söyle bu namus iffet anlayışı bu şeref haksiyet anlayışı herkes duracak Allâh rahmet eylesin babamı çok takdir ederim bu konuda iki de bir de söylerim ya Allâh affetsin ben kendim onun gibi değilim mesela onun kadar olamadım ben bu konuda on numaraydı adam ne bize ne anneme birisi kalkacak gözünün üstünde kaşı var diyecek onun söylediğine söylemişine yüz bin pişman eder biraz argo biraz böyle edep dışı ama anlamıyor insanlar başka türlü bir değişim bu tarafı var biz edep ettikçe bizi böyle şey zannediyorlar pısırık bir şey zannediyorlar evet namusumuzu korumakta edebiliyiz ama korucaz şehit olur insan gün geçtikçe bu erdenlilik bunlar kayboluyor ortalıkta farkında mısınız kızlar erkekler çok rahat birbiriyle sarmaşıyorlar dolaşıyorlar elleşiyorlar rahat herkes bir şey yokmuş gibi ben bazı esnafları görüyorum kadınların sırtına vuruyorlar görüşürüz abla bu ne kadına ne dokunuyorsun sen kadınlar dalışmış böyle birisi omuzuna dokunuyor birisi koluna dokunuyor görüyorum ben böyle birisi böyle kadının koluna almış böyle böyle şey yapıyor konuşuyor ya okusuyor o koluna böyle kadında bir şey demiyor neden bu algı kayboldu kadının namussuzluğundan iffetsizliğinden değil bilmiyor öğretilmedi öğretilmedi herkes herkesin karısına laf söylüyor herkes herkesin çocuğuna istediği lafı söylüyor ya durun ya bu ne ya herkes herkesin karısının arkasından istediği gibi dedikodu ölüyor gıybet ediyor durun ya durun kardeşim ya durun durdurun da milletin eder çivisi kalmadı milletin terbiye çivisi kalmadı milletin namusunu diline doluyor konuşuyor boyuna kimsede dur demiyor dervişlik sünepelik değil dervişlik soysuzluk değil değil benim dervişliğim öyle değil namusumuzu koruruz karımızı koruruz çoluğumuzu çocuğumuzu koruruz dergamımızı koruruz şehit oluruz korurken de eyvallâh şehitliğin en faziletlisi Kur’ân ve sünnet yolunda canı teslim etmek ne fazileti öyle değil mi peygamberlerden sonra derecesi evet ama peygamberler de onlar da gıpta ile bakacaklar ya bunlar kim hatta başka bir rivayet de öyle diyordu ya bunlar hangi peygamberlerden peygamber değil bunlar hangi şehitlerden şehit de değil ya bunlar kim bunlar dünyadayken Allâh için birbirlerini sevip toplandıklarında Allâh’ı zikredenler Allâh için birbirimizi seveceğiz toplandığımızda da Allâh’ı zikredeceğiz fıkıh öğreneceğiz kelam öğreneceğiz hadîs öğreneceğiz tefsir öğreneceğiz oturacağız lâ ilâhe illâllah diyeceğiz Allâh’ı zikredeceğiz Cenâb-ı Hak bizi onlardan eylesin herhangi bir cemaat 13. hadîs Allâh’ı zikretmek için oturursa mutlaka melekler onları kuşatır rahmet kendilerini kaplar üzerlerine huzur iner ve Allâh onları katında bulunan meleklere ana Allâh bizi bunlardan eylesin yine Enes mi Malik nakletmiş Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki cennet bahçelerine uğradığınızda otlayınız buyurdu ashab cennet bahçeler nedir diye sorduklarında zikir halakalarıdır buyurdu neymiş zikir halakaları dikkat edin zikir halakaları demek ki zikir ne şekilde yapılacakmış halaka şeklinde ya nereden çıkardınız bunu böyle yuvarlak halaka şeklinde toplanıyorsunuz aha siz hadîs zikrullahın yapılış şekli nasıl olacakmış zikir halakaları bir hadîs şerifte ne diyor o olgunlaşmış buğday başaklarını rüzgarın salladığı gibi siz de Allâh’ı zikrederken sallanın demek ki sallanmamızın şekli nasıl olacakmış böyle olacakmış önümüzdeki hafta insanın Allâh’ı zikretmeksizin ve Peygamber Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine salat ve salavat getirmeksizin bir mecliste oturmaması ile alakalı hadisten devam edeceğiz inşâAllah Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha Âmîn


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Halife, Muhabbet, Aşk, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı