Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmetin Birliği

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Ümmet-i Muhammed’e birlik ve beraberlik ihsan eylesin inşâAllah. Yakın arkadaşım benden para istedi. Ben olduğu halde yok dedim. Sonradan var diyemedim. Günahı var mıdır? Evet. Yalan söylemiş oldun. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak var etmiş. Sen onu göz göre göre yok dersen yalan söylemiş oluyorsun. Allâh’ın verdiği nimeti örtmüş oluyorsun. Nankörlük yapmış oluyorsun. Öyle diyeceğine veremeyeceğini söyle. Mürşid mi müridi arar? Mürşid mi mürşidi arar? Ankara’daki arkadaşım sormamı istedi. Bazıları vardır böyle kendi kendilerini naz niyaz ederler.

Mürşid müridi aracak derler. Onlar öylesine kendilerini iyi mürit görürler ki ne yazık ki kendilerindeki küstahlığı, kendilerindeki kibri görmezler. Allâh affetsin. Bunları hep böyle karşılaşmışımdır ben. Onlar böyle bir mürşid gelecek onlara. Onlar kıymetli müridler çünkü. Öylesine ki aranıp da bulunulmayacak müridlerden. Onlar muhakkak kısmeti var, nasibi var. Kısmeti nasibi gelecek. Bulacak onu. O çünkü cevher okyanusun içinde bir inci. mürşid neymiş canım mürşid ayak takımı. Dolaşsın arasın o müridi arasına. Hemen buna da işaret Şemsettin-i Tebrizinin Hz. Mevlânâ Celalettin Rumu Hazretlerine gelmesini bağlarlar. Şemsettin-i Tebrizî Hazretleri, Hz. Mevlânâ Celalettin Rumu Hazretlerine geldiğinde Şemsettin-i Tebrizî Hazretleri şeyhtir.

Hem babasından icaz etti hem babasının halifesinden icaz etti. Ve Şemsettin-i Tebrizî Hazretleri manevi emirle geldi ona. Ama herkes kendini Mevlânâ görür. Bir şemsi gelip onu bulacak, uçuracak onu. Ama o kimse ben Mevlânâ mıyım diye bakmaz. O kimse ben ne kadar dervişim diye bakmaz. Ben ne kadar sûfî’yim diye bakmaz. Ben ne kadar derviş adayım diye bakmaz. Ben ne yapıyorum diye kendi kendini incelemez. Ben neredeyim diye kendi kendini tefekkür etmez. O yüzden onlara göre bir kısım bu kimselere göre mürşid müridi arayacak. Onlar aramayacaklar Allâh affetsin. Resmi ve dini nikah olarak boşanılan kadından kadın başka biriyle evlenmeden aynı kadın ile tekrar nikah kıyılır mı? Hanefi’ye göre bir erkek bir kadını üç talak üzerine boşar ise resmisini karıştırmayın.

Resmisi dini bir ibadet değildir. Resmisinin dini bir hükmü yoktur. Bizim çünkü evlilik, boşanma bu tip işler İsviçre medeni kanunundan ayrılmadır. Alınmadır. Almışlar İsviçre medeni kanunda ne varsa hepsini de alıp getirmişler buraya koymuşlar bu kadar. bu bizim için bizim toplumumuz için bizim toplumun örfe adet gelenek göreneğine inançlarına uyar mı uymamışlar, uymaz mı bakmamışlar. Bunu yaparlarken de böylece çağdaşlaşacaklarını böyle batılılaşacaklarını böyle batıya benzeyeceklerini düşünmüşler almışlar getirmişler. O yüzden resmi evlenme aktidir o nikah değildir. Türkiye layık demokratik sosyal hukuk devleti olduğunda dini termolojileri aslında kullanması uygun değildir, layıklığa aykırıdır.


2. Bölüm

O yüzden resmi evlenme akti dini evlenme nikahı değildir. Kim öyle söylerse suç işlemiş olur aynı zamanda da. Layıklığa aykırı hareket etmekten savcının önünde nefeslenir. Savcı iyi bir kimse ise bir çay içirir ona ondan sonra başlar sormaya Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse dini olarak bir kadını üç talak boşar ise, bir dini bilen bir kimse ise üç talakı birden verirse üç talak da geçerli olmuş olur. Cahil, dinden, diyanetten uzak öğrenmemiş, öğretilmemiş. Çünkü Türkiye İslami bir eğitim alınan bir ülke değil. Dini bir eğitim olmadığından ve insanlar dini bir eğitim almadıklarından dolayı din cahili. Televizyonlarda sosyologlar konuşuyor, televizyonlarda ekonomistler konuşuyor dinle alakalı.

Televizyonlarda siyasetçiler konuşuyorlar dinle alakalı. Televizyonlarda medreseden yetişmiş düzgün âlimler konuşmuyor. Televizyonlarda düzgün icazetli şeyefendiler konuşmuyor. Basın yayın organlarında Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlı ehli sünnet imamlar, ehli sünnet müftüler, ehli sünnet şeyefendiler, ehli sünnet âlimler konuşmuyorlar. Habire muska satıyorlar, yok cincilik yapıyorlar, yok ne o, zemzem suyundan yıkanmış kefen satıyorlar. Tuhaf tuhaf şeyler satıyorlar dini kanallarda. baktığınızda orada Kur’ân ve Sünnet’e uygun kaç kişi var? O yüzden insanlar dinlerini bilmiyorlar, din cahili. E din cahili olan insanlar o kızgınlıkla böyle ben senin üç talak da boşadım dese cehaletinden dolayı bir talak sayılır yine o.

Çünkü aşere-i mübeşerreden ve ashabı Resûlullâh’tan büyük bir kısmı bir seferde üç talakın verilmeyeceğini, kızgınlıkla o üç talak da dese bir talak sayılacağına dair fetva veren. Hz Abbas da bunların içerisinde, Olu Abdullah bunların içerisinde bunun gibi. O yüzden bu tip İslam’ın öğretilmediği yaşanmadığı yerlerde bilmeyenler bu fetva üzerinden evliliklerini kurtarma açısından uygulanabilir. Ama öbür türlü dini biliyorsa bir kimse, o hepsini üçünü de bir talak da verirse uygun boşama değildir. Sünnete uygun boşama değildir ama bir kısım sahâbeler bunun da sünnete uygun olduğunu, üç talakı birden verip sonra iddetlerini beklettikleri olan da bunlar da var. Ama sonuçta dini bilen bir kimse üç talak verirse mesele hallolmuş oluyor.

Kutlu Doğum Haftası tarih tartışmaları ve kesinleşen tarih hakkında yorumunuz nedir? Kredi kartı taksitleriyle, ömre ve hac yapılır mı? Bunlar Kutlu Doğum Haftası tartışılır. Normalde bir şeyin arkasından biz tabiri caizse dananın arkasında buzağı aramayı severiz biz. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri normalde kutlanıyordu. Aslında evet yapılsa hoş olurdu. Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin kandilini döndürmek öyle devam. Biz birkaç sefer bunu Cafer ve yakın dairedeki arkadaşlar biliyorlardı. Niyetlendik biz birkaç sefer Kutlu Doğumu kandilde yapalım ondan sonra diye. Ama arkadaşlar böyle biraz daha şey dediler kandili tek yedek kandil gibi yaşayalım biz kapalı spor salonunda yapmayalım dediler öyle devam ettik.


3. Bölüm

O yüzden Kutlu Doğum Haftası tartışmalarına herkes bir şey söylüyor bir şey söylememize gerek yok ama kandil günü yaparlarsa hala olur. Kredi kartı taksitiyle ömre ve hac yapılır mı? Normalde taksitle ömre ve hacca gidilir. Bir kimsenin manevi ilişkisinin kesildiğini kişi nasıl anlayabilir? Üstat o kişiye açık açık bildirir mi? Dersini iade edip sizden tekrar ders almak isteyenler sizi hala rüyasında gördüklerini söylüyorlar ama dersi değiller. Manevi bağı kesildiği halde rüyada neden gördüm? Sadece bağı olanlar görebilir diye düşünüyordum bu düşünceye yanlış. Normalde bir kimsenin manevi bağının kesilmesi iki şekilde olur. Bir yok kimse kendi kendisine der ki ben dersi bıraktım bundan sonra benim bu dergahla hiçbir bağım yoktu.

İki ya da üstad der ona senin bundan sonra bu dergahla hiçbir bağın yok. Manevi bağın kesikliği budur. Bir o kimse derviş adayı kardeş der ki bundan sonra benim bu dergahla bir bağım kalmadı ben dersi bırakıyorum dergahı bırakıyorum. Allâh yolunu açık etsin. İki üstad der ona bir başkasına veya kimse der ki bu dergâh gelip gitme burayla bir bağım kalmadı. Bağım kesilmesi budur. Öbür türlü bir kimse yapmış olduğu hatalardan, kusurlardan, yanlışlıklardan, eksikliklerden dolayı manen kendisinde bir düşüş hissedebilir. Bu onun kendisiyle alakalıdır. Veyahut da o üstadının nazarından düşecek bir fiiliyat bir iş yapmıştır. Üstadının nazarından düşecek bir iş bir fiiliyat yapınca da o kimsede manevi bir düşüş olur.

Bu da mümkündür. Bu manevi düşüşü o derviş hissediyorsa tövbe edecek hatasına, kusuruna, günahına. Gidecek üstadıyla helallaşacak mesele bitecek. Şimdi dersini iade edip sizden tekrar ders almak isteyenler sizi hala rüyasında gördüklerini söylüyorlar ama dersli değiller. Görebilirler herkes rüyasında görür. Rüyasında görürler, başka dergahtan da görürler, başka şehler de görürler. Rüyasında görür, rüyası sahi midir? Sahittir. ders almak istiyor tekrar, tekrar rüyasında görüyor. Biz yolun başında bütün kardeşlere söylüyoruz. Arkadaşlar, kardeşler, bu dergahı terk ettiğiniz müddet, terk ettiğiniz anda bir daha bu dergâh geri dönüşü yok. Açık, yol belli. Ancak diyorum, ben Hz. Peygamber efendimizi görürsem, peygamberleri görürsem birbirisini, sahabelerden birini görürsem, sonradan bunu ilave ettim.

Pir efendilerden birisini görürsem, ona ders ver derlerse ben ona ders veririm. Sufilikte babalı oğlanın sözü bir yere kadar geçerli. Sufilikte hiç kimsenin sözü katli, kesin, böyle olacak diye bir kaide yok. Böyle düşünen insan yanlış düşünür zaten. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini bir kimse rüyasında görse, itaat edin demiş Rehabibine. Onu rüyasında görünce hayır ya Resulallah ben ona ders vermem mi diyeceğim? Ben kendi nefsim için söylüyorum. Veya hatta Adem aleyhisselamla her ikisinin arasında geçmiş bütün peygamberler var. Birisi bir şey söylese bizim hayır deme lüksümüz mü var? Veya hatta sahabelerden birisi söyledi veya pir efendilerden birisi söyledi. Bizim onlara hayır deme lüksümüz yok, benim yok.


4. Bölüm

Bir başkası diyorsa beni de ilgilendirmez. Böyle bir şey rüyamda görürsem, halimde görürsem veririm dersini, ne vermeyeceğim. İsterse benim annemi yarsın o kimse, isterse benim başımı gözümü çıkarsın. İsterse kolumu kanadımı kırsın benim. Böyle bir rüya gördükten sonra hiç şeksiz şüphesiz veririm. Rüyamda kendim rüyamda birisinin bir şey verildiğini göreyim hiç tereddüt etmem. Bakın hiç tereddüt etmem. Birine çavuşluk verilmiş, birine zakirlik verilmiş, birine nakiplik, birine nükabbalık, birine halifelik, birine şehlik ver demişler. Bunun altını çizerekten söylüyorum. Uyandığım anda telefonunu biliyorsam kaldırın telefonunu, sana şunu verdiler bu gece mübarek olsun. Dersde de ilan ederim, derim çıkarım işin içinden.

Ya bunu ben bekleteyim biraz daha pişsin, yok ersin, yok olgunlaşsın, üç ay sonra söylerim, beş ay sonra söylerim. Bende yok böyle bir şey. Ben zikrullah alakasında göreyim, zikrullah alakasında söylerim. Gözünüzün önünde ben yarın ne olacakmış diye düşünmem. Ben o esnada gördüm onu gördüm, anında veririm orada. Anında orada. Yarını bekletmek manevi sorumluluktur. Beni ilgilendirmez. O yüzden dersini iade eden kardeşler, derslerimize gelirler giderler, zikirlerimize gelirler giderler. Bizim bu noktada bazılarının dersini alıyorum, diyorum ki gelme kardeşim, gelme dediklerim gelmeyecekler. Şimdi sohbeti dinliyor herkes. Benim dilimden ona gelme dediysem gelmeyecek o. Veya kimisini mesela diyorum ki sen tekkeye çıkmayacaksın, çıkmayacaksın.

Bunun altını tekrar bir daha çizeyim, böyle söylediğim kimselere birileri şefaatçi olmaya kalkmasın onların da başlarını yakarım. Adam kıymet bilmiyor çünkü. Kıymet bilmiyorlar. Değer vermiyor adam, değer görmüyor, değer bilmiyor. Allâh muhafaza eylesin. Benim derdim kendimle alakalı değil. Benim derdim bir dergâh var, bir dergâh kuruluyor. Biz yolun temelini, çatısını, duvarını sağlam arayalım. Yol geçen anı gibi olmasın. ben dersi iade etmedim de, rüyamda hep görüyorum da, e biliyorum. ders alacağım. E vermeseydin, ben mi senin dersini geri aldım? Yok oradaki Zakir’e canı sıkıldı, yok oradaki Çavuş’a canı sıkıldı. Yok orada bir hadise oldu, o hadise onun keyfine göre olmadı. Sen nereye geldin?

Dervişlik yapmaya geldin. Adam kafasına göre Zakir arıyor. Zakir ona uyacak. O böyle yapalım diyecek, öyle olacak. Şu şöyle yapalım diyecek, öyle olacak. İyi kardeş, Zakir’i istişare etsin, tamam. Sana mı uyacak? Adam kafasına göre şey arıyor. Şeyh onun kafasına göre yapacak. Onun gözüne bakma, bunun gözüne bak. Ona yakın durma, buna uzak dur. Ha böyle yapmaya kalkan edepsizler de var. Bu ne ya? Bizim edebimiz, bizim yumuşak huyluluğumuz. Bu ne ya? Bizim edebimiz, bizim yumuşak huyluluğumuz. Yanlış anlaşılıyor herhalde. Herhalde başka bir şey görülüyor galiba. Kimi Zakir yönetmeye kalkacak, kimi şeyh yönetmeye kalkacak. Kimisi peygamber yönetmeye kalkacak. Kimisi Allâh’ı yönetmeye kalkacak. Bu ne?


5. Bölüm

Sûfîlik, dervişlik. Adı ne? Dervişlik. Ondan sonra, yönetemedi ya. hakkınızı helal edin, ben gidiyorum. Allâh yolunu açık etsin. Ee, iki hafta sonra? Hakkınızı helal edin. Ben size gidiyorum dedim ama ee? Ben gitmek istemiyorum. Yürü git bak işine. Bana karım gidiyor mu dediyse, ben dedim ki Allâh yolunu açık etsin. Bir daha dönme mecesine git. Bana çocuğum diyecek, bana çocuğum. Bana ben gidiyorum diyecek, derim ki dönme bir daha. Bir daha dönme. Ben gidiyorum dersem, bir daha dönmem. Ben de gidiyorum dersem, dönmem bir daha. Sûfîlik, yol. Yol. Sûfîlik, yol. Yol geçen anı değildir. Adabı, erkanı, disturu, desturu olan bir şeydir. Adam birine canı sıkılacak, gidecek, ondan sonra on gün sonra gelecek.

Yok öyle bir şey. Allâh rahmet eylesin. Bunu örnek olarak görüyorum. Şey efendinin zamanını veya şey efendiyi eleştirmek için veya hatta onu küçümsemek için değil. Adam dersi bırakır giderdi. Aradan iki ay geçerdi. Gelirdi gene bana, ben ders alacağım. Ben sana ders vermem kardeşim. Birisi gitti mi ders vermem ona. Şey efendiyi beklerdi. Şey efendiyi gelince herkes sıraya girerdi ders almak için. Onlar da sıraya girerlerdi. Bir de alırlar, yandan bana bakarlardı. bak sen vermedin, biz aldık şey efendim. İyi, aldın. Üç ay sonra bir daha giderlerdi. Bir de söylerlerdi, efendim baba ondan sonra biz Mustafa abiye gittik de ondan dersini dedik de, o vermedi de. O da derdi vermez Mustafa Efendi oğlum.

Ben söylüyordum ona, ben vermem efendim. Ben diyordum. Ha kendisi veriyordu dergahının keyfini. Veriyordu. Adam üç ay sonra bir daha gidiyordu. Ben demiyordum ona bu adam gitti diye. Telefon açıyordu bir de giderken. Efendim ben sizin derganızı bırakıyorum. İyi. Adamın dergahı bırakma sebeplerinden birisi unutmam. Sabah namazından sonra rabıta yapmış. Rabıtasında şey efendi ona cevap vermemiş. Görmüş. Soru sormuş. Soruya cevap vermemiş. Benim soruma cevap vermedi diye bıraktı. Böyle baktım ona dedim sen harbiden hudumuşsun dedim. Ya bir dergâh düşün o dergahta adam sabah namazından sonra ders yaparken rabıta edecek. Şeyhini görecek ona soru soracak soruya cevap almadım diye bırakıyor dergahı.

Kendini nerede görüyor görüyor musun? Kibir nasıl bir şey insanda. Kibir böyle bir şeydir. Gizli girer insana. Umulmadık bir yerde böyle tingir tepede tangadak düşürür adamı. Dedim tamam. Tamam ben senin dersini aldım. Allâh yolunu açık etsin dedim. Ben dedi ondan sonra Abdullah Gürbüz’e de telefon açacağım dedim. He aç dedim telefon. Söyle. Tabii küstahlık böyle bir şeydir. İllaki kılıcın altına boynunu uzattırır insana. Arıyor böyle böyle diyor. Ben diyor Mustafa abiye de söyledim dersi bıraktımı diyor. Dersinizi bırakıyorum. Bana cevap vermediniz. Ne dedi diyor Mustafa abin dersini aldım dedim. Aldık dedi diyor. Aile olmuş diyor odana. Kapatıyor telefonu. Bu adam üç ay sonra dört ay sonra tekrar geldi. ders istiyor bana.


6. Bölüm

Dedim vermem. Şey efendi gitti. Şey efendi verdi. Üç ay sonra bir daha gitti. Mustafa efendi dedi bu adam yine gitti ha dedi. Gitti efendim dedim ben. Ben gittiğini söylemedim. Allâh Allâh dedi. Oğlum ne oluyor dedi. Dikiş tutmayan hatunlara benziyor efendim dedi. Bu nasıl laf Mustafa efendi dedi. Dedim efendim bir hatun gider. Hatun gittikten sonra dedim oğlan tarafı anası babası giderler yalvarırlar yakarlar onu getirirler dedim ben o bir daha gider. Sen o yüzden mi vermiyorsun hiç dedi. Ben vermem efendim dedim. Birisi gitti mi dedim ben vermem. Son dönem normalde ölmezden dört beş yıl önce bana şunu dedi. Mustafa efendi sen doğru yapıyormuşsun oğlum dedi. Çünkü o gelenler hep gidiyor gene.

Allâh muhafaza eylesin. Burada şunu daha bir tane de bir şey daha söyleyeyim. Bizim dergahta ders yaptıran kimselerin dergahta birisinin dersini alıp gönderme hakkı yoktur. Bizde bir tek bu hak üç kişidedir. Ben Adnan’a Hüseyin’e bir de Cafer’e söylemişimdir bunu. Bir problemli bir şey var sıkıntılı bir şey var. Bana danışmanıza gerek yok. Adamın dersini alın gönderin. Geri kalan hiç kimse de böyle bir şey yoktur dergan içerisinde. Bunu geçen gün birisi böyle bir arkadaşın babası geldi dükkana. İsim verdi filanca dedi benim oğlunun oğlanın dedi dersini almış dergahtan dedi göndermiş. Dedim ki buna o isim verdiği kimseye de kastederekten söyledim. Dedim o kardeşim böyle bir hakkı yok. Böyle bir şey diyor.

Bu dergahta dedim bizim dergahta üç kişinin böyle bir hakkı var dedim. Dördüncü kimsenin hakkı yok dedim. Hiç kimse dergahtan bir kimsenin dersini alıp senin dersini aldım. Gönderiyorum bu dergahla bağın kesildi diyemezdim. Adam durdu şimdi. Dedim bunu yapan arkadaş her kim yaptıysa dedim. Bana ismini vermedi zaten dedim. Küstahlık yapmıştı. Ama bilerek ama bilmiyor. Sonra ismini de verdi. Dedim o arkadaş böyle bir şey yapmazdı. Böyle bir şey yapan varsa bir dedikodu değilse bu. Yapan varsa bunu telafi etsin şimdiden. Sadece bağlı olanlar görebilir diye düşünüyordum. Bu düşünce yanlış mı? Evet. Ben bir eğitim kurumunda yöneticilikten ayrıldım ve şimdi yeniden bir eğitim kurumuna ortak olmak için karar verme sürecindeyim.

İlkinde yaşadığım sıkıntılardan dolayı yeniden problem yaşamak istemediğimden cesaret edemiyorum. Bana nasihatiniz olursa çok sevinirim. Sıkıntısız hiçbir iş yoktur. Problemsiz hiçbir iş yoktur. Sıkıntısız iş gider bir yerde çalışır adam. Maaşı belidir. İşini düzgün yapar. Maaşını alır gelir. Bazen maaşını da alamaz. Orada da sıkıntı yaşanır. Problem olur. Dünya problemsiz yaşanmaz. Hele dervişse o kimse sûfîlik yolunda ise problem yaşar. Problem yaşamadan bir dünya problem yaşamadan bir iş kurmak problem yaşamadan evlenmek problem yaşamadan evliliği yürütmek, problem yaşamadan çocuk olması, çocuğu problemsiz büyütmek mümkün değil. Bu mümkün değil. Muhakkak ki problem yaşayacak insanlar. İmtihan yaşayacaklar.


7. Bölüm

Nefis meratiplerinin emmare levvame mutmayine bunları geçerken bir mürşid-i kamilin hikmeti nelerdir? Mutmayideki ince çizgi nedir? E bunlar normalde emmare de levvame de mutmayine de nefsin bir sürü oyunu vardır. Bu nefsin oyunlarının o kimse üstadının sohbetiyle nasihatiyle geçer. Bu işin zahir tarafı var. Bir de işin batın tarafı var. O kimse rüyasında halinde o zikir talimi yapılır. Söylenecek olanlar söylenir. Esması varsa esması verilir. Bunların hepsi de bir üstadın nezaretinde olması gereken şeyler. Soru bir Müslümanlar neden birleşemiyorlar? Kafirler ise anında birleşiyor. Ve bunun sorumlusu Müslümanların başındaki cahil alimlerden cahil şeyhlerden cahil siyasetçilerden cahil yöneticilerden bunun sorumlusu bunlar.

Alimler cahil olunca şeyhler cahil olunca yöneticiler siyasetçiler cahil olunca ümmeti Muhammed ne yapsın ki? Ümmeti Muhammed’in yapacak bir şeysi kalmıyor. Ve bu cahil ehliyetsiz rahatına düşkün keyfine düşkün lükse sefatı düşkün siyasetçi âlim şeyh üçgeninden ne çıkacak ki? Başka bir şey ne beklenecek ki? Bunun içerisinde lüks ve sefatı düşmüş iş adamları ekonomiyi elinde tutan Müslümanları da eklerseniz başka bir şey beklenmez. Alimler ya medresede medreseden dışarı çıkmıyorlar üç tane beş tane öğrenci edinmişler orada onları öğreteceğiz diye uğraşıyorlar dışarıda halk ne halde onların farkında değiller onlar da yemelerine içmelerine rahatlarına bakıyorlar cahil şeyhler de öyle cahil âlimler de öyle adı âlim ama cahil toplumun hangi noktada olduğunu bilmiyor siyasetin hangi noktada olduğunu bilmiyor ticaretin hangi noktada olduğunu bilmiyor halktan uzak toplumdan uzak her şeyden uzak cahil şeyhler de öyle onlar da şatahat yapacağız şatafat yapacağız diye uğraşıyorlar tebliğ için dolaşmıyorlar dolaşmaya kalkarlarsa dünyanın parasını toplatıyorlar her gittikleri yerde kendilerine han hamam yaptırıyorlar yılda dört beş sefer tatile çıkıyorlar yok bir İtalya tatili yok İngiltere tatili yok bilmem ne adaları tatili ne bunlar şey bir yere gidecekler on tane araba korumalar ayrı zırhlı araçlar ayrı gittikleri yerlerde beş yıldızlı otellerde bilmem nelerde kalmalar lüks villalarda kalmalar e ne olacak ki ne bekliyorsunuz ki e millet de parasını pulunu topluyor nerede şatafat var şatahat var onlara topluyor hala da millet gidiyor onlara kurban vereceğiz himmet vereceğiz para vereceğiz hala da onlara han hamam yaptıracağız diye uğraşıyor bu ümmet uyanmıyor ki e bu ekonomicisi siyasetçisi âlimi şeyhi ümmeti uyarmakta istemiyorlar zaten e siyasetçiye oy verirsen şeyhi cebine gider parayı indirirsen yok şeyin ne o alimin altına arabayı çeker ona da parayı indirirsen hala müritsin hala öğrencisin hala iş adamı öyle devam ediyorlar hayatlarına nereye birleşecek suudi arabistanın başındaki yönetim mi birleştirecek müslümanları katarın başındaki yönetim mi yemenin başındaki yönetim mi suudanın başındaki yönetim mi mısırın başındaki yönetim mi birleştirecek müslümanları iranın başındaki yönetim mi müslümanları birleştirecek bahriye’nin dubai’nin başındaki yöneticiler mi müslümanları birleştirecek bu siyasetçiler asetçiler bu küçük kralcıklar, küçük tanrıcıklar mı birleştirecek Müslümanları?

Hangi âlim Müslümanları birbiri birleştirecek? Kendisinden olmayanı küfürle itham eden birbirini öldürmeye fetva veren, birbirlerini katletmeye fetva veren âlimler mi ümmeti birleştirecek? Hangi şehler birleştirecek ki kendi derganın dışındaki dergalları küfürle itham eden kendisi kendisini sadece kutup görüp başka şeyhleri parya gören hepsine dil uzaktan laf söyleten sefaata düşmüş, rahata düşmüş, düşmüş, uykuya düşmüş. Bu şehler mi birleştirecek ümmeti Muhammed’i? Hangi zakirler birleştirecek? Kendisinden başka zakir tanımayan, öbür zakir kardeşleriyle konuşmamayı yeğleyen, birbirinin eksiklerini, giderlerini, gideceklerine, birbirlerine hiç tanımamazlıktan gelenler mi birleştirecekler? Hangi çavuşlar birleştirecek ümmeti Muhammed’i?

Kendisinden başka hiçbir şey görmeyen bağnaz insanlar mı birleştirecek? Beş altı tane kadın bir araya geldiğinde birbirlerini dinlemiyorlar. Bunlar mı birleştirecekler Müslümanları? Beş altı tane Müslüman bir araya geliyor, birbiriyle birleşmiyor. Dedikodudan başka bir şey yapmıyor. Bunlar mı birleştirecekler Müslümanları? Üç kişi ders yapacaklar, bir araya geliyorlar, üç kişi birleşemiyor. Bunlar mı birleştirecekler ümmeti Muhammed’i? Birbirine laf sokacağım, laf sokuşturacağım diye uğraşan Müslümanlar mı birleşecek? Acı halimiz bizim. O ondan konuşmaz, o ondan konuşmaz, o onu dinlemez, o onu dinlemez. Bunlar mı birleştirecek ümmeti Muhammed’i? Abiciğim sen onu dinleme, beni dinle. Bıraksana.


8. Bölüm

Bunlar mı birleştirecek ümmeti Muhammed’i? Birleştiremezler. Birleştiremeyiz. Suçu başkasının üzerine atıp da kendimizi kenara çekmek yok. Birleştiremeyiz. Birleştiremeyiz. Biz bizim yanımıza daha fazla el avuç oluşturan kimseyi böyle yanımızda taşıdığımız müddetçe birleştiremeyiz. Biz emanet ehline vermediğimiz müddetçe birleştiremeyiz. Biz kardeşlik hukukunu tesis etmedikten sonra birleştiremeyiz. Biz karnımızdan hesap gördüğümüz müddetçe birleştiremeyiz. Biz kalbimizi çalıştırmayı değil karnımızı çalıştırmayı biliyoruz. Karnını çalıştırınca gıybet dedikodu iftira suyuzandır. Yükselir. Karnından konuşmak derler ya. Kalbini çalıştırırsan kalbinden konuşursan Allâh’ın rahmeti nuru fışkırır. Biz onu beceremiyoruz.

Karnımızdan konuşuyoruz hep. Bunlar mı birleştirecek? Biz mi birleştireceğiz? Hiç kimse kusuru suçu dışarıda görmesin. Biz önce kendimiz birleşemiyoruz. Kendi içimizde. Eşiyle, çocuklarıyla, damadıyla, geliniyle birleşemeyen kendi derviş kardeşiyle, arkadaşıyla birleşemeyen ümmeti Muhammed’i mi birleştirecek? Dinimize göre mihir ile nikah olurken bu nafaka sistemini bugünkü düzen mi getirdi? Buna çok merak ediyorum. Acaba zulüm mü oluyor yoksa diye ne buyurursunuz? E normalde nafaka sistemini evet bu düzen getirdi de biz çok düzgün Müslümanız da biz çocuklarımızın bakımını kendi üzerimize mi aldık ki? Erkekler çok düzgün Müslümanlar mı? Boşadıkları eşlerinin yanında bırakmıyorlar mı çocuklarını?

Çocukları orada bırakıp eşini zor durumda bırakmıyor mu? Müslüman erkekler. Müslüman erkekler çocuklarının iha şeylerini üzerine mi alıyorlar? Soruyorum çocukları ne yapacaksınız diyorum. Anlaştık annesi götürecek. Ben diyorum ki annesi neyle bakacak bu çocuklara? Annesi götürecek neyle bakacak annesi bu çocuklara? Bir tane iki tane üç tane çocuğu annesine bıraktı. Neyle bakacak? Bunu düşünen kaç tane Müslüman erkek var? Ya ben bunu annesine bırakırsam annesi bunu neyle bakacak? Bakması mümkün mü değil. Kim bakacak buna? Annesinin babası bakacak. Bakması mümkün mü değil? Neyle bakacaklar bunlar? Bunu düşünen kaç tane Müslüman erkek var? Devlet beş yüz lira nafaka bağlamış. Çocuk için. Çocuk için.

Kadın demiş ki ben istemiyorum. Çocuk için beş yüz lira nafaka. Adam o beş yüz liraya ödememiş. Ardından hapis cezası çıkmış. Böyle sakalı ne kadar güzel sünnet sakalı. Üzerinde cübbe başında beyaz sarık. Ceza evinde. Adap orada. Suçun ne diye sorulmuyor. Kızgınlıkla söylüyor suçunu. kadın onu içeri attırmış. Dedim kime kızıyorsun? Durdu. Bu çocuk senin değil mi? o Allâh affetsin içimdekini söyleyeyim söylemek istemiyorum. Beyaz sarıyla, sakalıyla, cübbesiyle ne işi var bu adamın burada dedim hani. Böyle üç beş liraysa gitsin yatıralım gitsin. Yatıracağım gidecek ki yani. Ben o benim düşüncem o. Ama Allâh onun içini okutturacak ya bana. Dışarı çıkarttıracak ya adam. Aa dedim ya senin çocuğun değil mi bu?


9. Bölüm

Bu senin çocuğun değil mi? Benim. Sen bir daha evlendin tabii değil mi dedim ben? Evet dedi. Dedim kim bakacak bu çocuğa? Ses yok. Bir de dedim lanet okuyorsun şimdi kızıyorsun. Bu mu İslam? Bu mu sakal bırakmak? Bu mu sarıkla dolaşmak? Bu mu sohbet senin çocuğuna bir kadın bakacak. Senin boşadığın kadın bakacak. Nereden bakacak? Nasıl bakacak? Ne? Müslüman. Müslüman. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Kabe imamı Südeysi’nin Allâh’a hamdolsun ki Amerika’yla birlikte dünyayı yönetiyoruz açıklaması hakkında görüşleriniz nelerdir? Hayaller yaşayan müziksiz dans eder. Ay ışığında olursa daha romantik olur. Şimdi ne hangi şartlar Hangi şartlarda bunu söyledi? Bilmiyoruz ki. Zalim bir yöneticinin elinde yönetimin elinde böyle bir şey baskıyla söylediyse söyleyecek bir lafımız kalmaz. bir kimse o zaman dinden geri dönse dahi söylenecek laf kalmıyor.

Yoksa böyle bir açıklama için biz ona bir laf söyleyelim. Bunları da unutmayın. Bir kenara yazın. bir kimse böyle bir laf söylüyor. belki de başka altında söylüyor. Mehmet Kutluların kız çocuğu Eroin komasından öldü. Altın uğruş. Başında örtü, sırtında manto. Biz ne olduğunu bilmiyoruz. O kız çocuğu böyle bir şey kullanıyor muydu, kullanmıyordu, bilmiyoruz. Ama Kutlular sonra yirmi sekiz Şubatçı oldu, çıktı. Sesli soluğu kesildi. Bilmiyoruz. Bakın bilmiyoruz. bir âlimi uyuturlar, bir ilaç verirler. Yanında bir kadınla fotoğrafını çekerler, yayınlarlar. Bilmiyoruz. Tehdit ederler. Şantaj ederler. Halkın önünde küçük düşürücü bir şey yaptırırlar. Bilmiyoruz. Bakın bilmiyoruz. Allâh muhafaza eylesin.

Âmîn. Halkın içinde eziyetlere katlanmak durumuna insanların içinde kıymetsizleşmekle dahil midir? Evet. Sabah akşam tevazu içinde yalvararak ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini ansakın gafillerden olma. Bu ayetin üzül sebebi nedir efendim? E demek ki normalde sabah akşam Allâh’a öyle yalvarılacak inşâAllah. Hemen bir hadîs okuyalım. Ibn-i Abbas şöyle rivayet etmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Abdullah bir rivaya vurdu. Arkadaşlarına vaaz ediyordu. Hazreti peygamber onlara siz Allâh’ım bana sizinle sabretmemi emretti kimseler buyurdu. Sonra şu mahalledeki âyet okudu. Sabah akşam Rablerinin rızasını dilerek ona yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma.

Bizi zikretmesini unutturduğumuz heva ve hevesine uymuş, haddi açmış kimselere boyun eğme. Biliniz ki bu Normadi Kevf Suresi âyet yirmi sekiz. Biliniz ki sizin bu toplumunuz zikir için oturursa meleklerden bir topluluk da onlarla beraber oturur. Onlar Allâh’ı tesbih ederlerse melekler de tesbih ederler. Onlar Allâh’a hamd ederlerse melekler de ona hamd ederler. Onlar tekbîr getirip Allâh’ı yüceltirlerse melekler de tekbîr getirirler. Sonra Allâh’ın yüce katına çıkıp o kulların halini en iyi bildiği halde ey Rabbimiz kulların seni tesbih ve tenzih ettiler. Biz de tenzih ettik. Onlar sana tekbîr getirdiler. Bu sebeple biz de tekbîr getirdik. Onlar sana hamd ettiler. Biz de hamd ettik derler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak ey meleklerim sizi şahit tutuyorum ki ben onları bağışladım buyurur.

Melekler içlerinde çok günahkar, filan ve filan var derler. Allâh’ı Teala’da onlar öyle iyi kimselerdir ki kendileriyle arkadaşlık yapan kötü olmaz buyurdu. Teberhane. Allâh bizi zikredenlerle beraber olanlardan eylesin. Âmîn. Ali bununla alakalı sana zaten müsaade etmiştim semazenlerin üzerinde. Bunu hatırlıyorum. Bu ders almayla alakasının ki semazenlerin üzerindeydi. Bunu hatırlıyorum. O şey olmuş oluyor. Ne o? Daha noktasal olmuş oluyor. O yüzden umuma ait değil yani. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammedün Resûlullâh cemiyen enbiya-yüvel mursaliyye vel hamdü lillahi rabbil alimim. el-Fâtiha. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Sünnet, Şeyh, Râbıta, Hamd, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı