Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahlâk ve Edep — Sayfa 10

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 10/20

Kadın-Erkek Halveti Meselesi nedir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin döneminde kadınla erkeğin halveti ayet ve hadislerle yasaklanmıştır. Halvet; nikâh düşen bir kadınla bir erkeğin, hiç kimsenin görmeyeceği ve duymayacağı bir yerde, yanlarında başka bir kimse olmaksızın baş başa kalmalarıdır. Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki: ‘Haram düşen erkekle kadın baş başa kalırsa üçüncüsü şeytandır.’

Kaynak: 320. Dergah Sohbeti: Halvet, Çok Evlilik, Gıybetin Tehlikesi ve 28 Şubat Dersler

Ahlâkı güzelleştirmenin yolu nedir?

Ahlâkı güzelleştirmenin yolu basittir: Haram işlemeyin ve kimseye zarar vermeyin. En yaygın haramlardan olan gıybet, dedikodu, iftira, insanların namusuna laf söylemek, faiz yemek gibi günahlardan uzak durmak yeterlidir.

Kaynak: 320. Dergah Sohbeti: Halvet, Çok Evlilik, Gıybetin Tehlikesi ve 28 Şubat Dersler

Mekke ve Medine’nin korunması meselesi nedir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşi Hz. Hatice validemizin evi umumi tuvaletlere yer açmak için feda edilmiş, Hz. Ebu Bekir’in evinin yerine otel yükselmiş durumdadır. Mekke ve Medine giderek bir eğlence parkına dönüşmektedir.

Kaynak: 320. Dergah Sohbeti: Halvet, Çok Evlilik, Gıybetin Tehlikesi ve 28 Şubat Dersler

Gıybetin tanımı nedir?

Gıybet illâki bir kimsenin arkasından bir şey konuşmak değildir. Birisinin hakkında konuşulurken, o kimsenin yüzünü ekşitmesi, mimiklerini değiştirmesi, onu küçültmesi, alçaltması da gıybettir. Olanı konuşmak gıybettir; olmayanı konuşmak iftira eder.

Kaynak: 325. Dergah Sohbeti — Giybet, Laf Tasima ve Nefisle Mucadele

Aklın ifratta kullanılması ne anlama gelir?

Aklın ifratta kullanılması şeytanın hâlidir. Şeytan da kendince Hz. Âdem aleyhisselâmın yaratılışıyla kendi yaratılış cevherini kıyaslayarak "ben ondan hayırlıyım" demiştir. Akıl edeb dairesinde işe yarar; edeb dairesinde makul ve malûmdur. Akıl edeb dairesinden çıkarsa hem kendisinin hem de sahibinin başına iş açar.

Kaynak: 325. Dergah Sohbeti — Giybet, Laf Tasima ve Nefisle Mucadele

Sâdık kimse nedir?

Sâdık kimse bugünkü anlamda Kur’an ve Sünnetin hâkim olması için mücadele eden, üzerinde vazife alan ve o vazifenin peşine düşen insandır.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Sâdık kimse nasıl bir mücadele eder?

Eğer bir kimsenin böyle bir mücadelesi yoksa, ilâhî hakkı etrafına ve yeryüzüne hâkim kılma noktasında bir derdi yoksa, sâdıkliğinden şüphe edilir. Sâdık kimse bir gönüle daha girmek, bir kimseye daha müjdeyi ulaştırmak, bir kimsenin daha Allah demesini istemesi için günde halden hale girer.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Münâfık kimse nasıl tanımlanır?

Münâfık ise yalancıdır; gözlere iş yapan, iki yüzlü, tam inanmamış, kendine dahi saygısı olmayan kimsedir.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Dert insanı neye çevirir?

Dert İnsanı İmdâda Yetiştirir. Bir kimsenin bir derdi varsa, o derdin önünde dere tepe düz gider. Dişleri misfaklamak güzel bir sünnettir ama bir kimseye Kur’an ve Sünneti ulaştırmak misfaklamaktan daha evlâdır.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Sâdık kimse nasıl bir dert taşımalıdır?

Sûfînin derdi olmalı ve o dert İslâm, Kur’an ve insan olmalıdır.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Üstada ulaşma konusunda kuruntular neden ortaya çıkar?

Müminler bazen üstadına ulaşma konusunda kuruntulara kapılırlar: ‘Anlatsam ne düşünür acaba? Beni siler mi? Mevkimi kaybeder miyim?’ Bunların hepsi kuruntudur.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Hastalığı itiraf etmek ve şifasını bilmek neden önemlidir?

İnsanlar kendi hastalıklarını söylemek istemezler; kendi kendine tedavi etmeye çalışırlar. Ama bir kimse gelip üstadına ‘Ben hırsızım, bu hırsızlıktan kurtulamıyorum’ dese, Cenab-ı Hak o hastalığına bir şifa verir. Önemli olan hastalığından kurtulmayı istemesidir.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Hak ve hakikat nereden gelirse gelsin kabul edilmelidir?

Eğer sen nefsinden değil de hak ve hakikatten konuşursan köpekler bile senin önünde diz çöker. Dağdaki ayılar seni dinlemeye gelirler. Otur dağ başında zikrullah yap; börtü böcek, kurt, köpek, çakal, tilki hepsi etrafında toplansın, seninle beraber zikrullah yapsın.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Nefsine uyanı neden bir hayvandan daha aşağı mahmul kabul edilir?

İnsanın nefsine uyanı gelip sana tabi olmaz. Nefsine uyan, hayvandan daha aşağı mahlûk olur.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Nefsine duran kimse neden insân-ı kâmil seviyesine çıkabilir?

Ama nefsine duran, bir anda insân-ı kâmil seviyesine çıkabilir. Hazreti Mevlânâ der ki: ‘Sakın o padişahın huzuruna çıkmaya yüzümüz var mı deme; o padişahlar öyle lütfederler ki hiç huzura alınmayacak olanı dahi huzura alırlar.’

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Hak ve hakikati tanıyan kimse nasıl bir davranış sergiler?

Hazreti Ebu Bekir Efendimiz kulağını açtı, ne söylendiyse almış kabul etmiştir. Hazreti Ali Efendimiz çocuk yaşta hak ve hakikati tanıdı. Musa aleyhisselâm ateş yanan ağaçtan gelen sesi ‘Sen Rabbimin sesi değilsin’ demedi. Hak ve hakikat nereden gelirse gelsin kabul edin.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

28 Şubat döneminde dâvâ aşkı nasıl bir durum oluşturur?

28 Şubat’ta herkes zikrullah halkalarını tatil etti, ders yerlerinin kapısına kilit vurdular, evlerinde dahi ders yapamadılar. ‘Toplanın, üç sefer de olsa Lâ ilâhe illallah deyin, dağılın’ dedim. Beni şeyhime şikâyet ettiler. Çileyi yoksa aşıklık hoşuna gelir insana. Âşığın aşıklığı çilede meydana çıkar. Bir yolda zorluk yoksa herkes koşar.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Cinni taifesini kullanmak ve yolun sapkınlığı neden tehlikeli?

Cinni taifesine tam olarak hükmeden bir tek Süleyman aleyhisselâm vardır. Bazı büyük velilere cinni taifesinden hizmetkârlar verildiği görülmüştür. Ancak veli görüntüsü çizen bazı kimseler cinni taifesini kullanarak insanları aldatırlar.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Cinni taifesiyle irtibat kurmanın tehlikeleri nelerdir?

Beşinci makamda seyir-i sülûk esnasında cinni taifesi dervişlerle irtibata geçebilir. Kendilerini tanıtır, vazifeli olarak tayin edildiklerini söylerler. Ama bu yola tevessül eden sapıtır. Cinni taifesi kulağına fısıldar: ‘Bunun şu hastalığı var, şu düşüğü var.’ Sen de o bilgiyi söylersin; insanlar seni ilahlaştırır. Ama o cinni bir gün seni aldatır, kandırır.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

Kalbinden gelen hakikat pınarına bakmak neden önemlidir?

Kalbinden gelen hakikat pınarına bak. Kalbin hakikati nasıl akar? Allah’ı seversin, zikredersin, üstadına tam bağlanırsın, şeksiz şüphesiz yürürsün. Kalbine hakikat pınarı üstadının sesinden gelir. Bu sağlam yoldur.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak nedir?

Cinni: Sâdık Kimse: Günde Kırk Sefer Halden Hale Döner. Cüneyd-i Bağdat Hazretleri ‘Sâdık kimse günde kırk defa halden hale döner durur; münâfık ise kırk sene ızdırapsız olarak kaldığı yerde kalır’ buyurmuştur. Sâdık kimse bugünkü anlamda Kur’an ve Sünnetin hâkim olması için mücadele eden, üzerinde vazife alan ve o vazifenin peşine düşen insandır. Eğer bir kimsenin böyle bir mücadelesi yoksa, ilâhî hakkı etrafına ve yeryüzüne hâkim kılma noktasında bir derdi yoksa, sâdıkliğinden şüphe edilir. Sâdık kimse bir gönüle daha girmek, bir kimseye daha müjdeyi ulaştırmak, bir kimsenin daha Allah demesini istemesi için günde halden hale girer. Ümmetin herhangi bir köşesinde parmağına bir iğne batsa ve o kimse bunu hissetmiyorsa, sâdıkliğinden şüphe edilir. Dert İnsanı İmdâda Yetiştirir. Bir kimsenin bir derdi varsa, o derdin önünde dere tepe düz gider. Dişleri misfaklamak güzel bir sünnettir ama bir kimseye Kur’an ve Sünneti ulaştırmak misfaklamaktan daha evlâdır. Sarık sarmak harika bir sünnettir ama bir kimseyi Allah’a âşık etmek sarık sarmaktan daha önemlidir. Münâfık ise yalancıdır; gözlere iş yapan, iki yüzlü, tam inanmamış, kendine dahi saygısı olmayan kimsedir. Sûfînin derdi olmalı ve o dert İslâm, Kur’an ve insan olmalıdır. Üstada Ulaşmak ve Kuruntular. Müminler bazen üstadına ulaşma konusunda kuruntulara kapılırlar: ‘Anlatsam ne düşünür acaba? Beni siler mi? Mevkimi kaybeder miyim?’ Bunların hepsi kuruntudur. Telefonum şarjı bitince ancak kapanır; yılda iki üç sefer denk gelirse gelir. Her perşembe buradayım, her cumartesi tekkede. Herkes görüşür, herkes hastalığını anlatabilir. Hastalığı İtiraf Etmek ve Şifasını Bilmek. İnsanlar kendi hastalıklarını söylemek istemezler; kendi kendine tedavi etmeye çalışırlar. Ama bir kimse gelip üstadına ‘Ben hırsızım, bu hırsızlıktan kurtulamıyorum’ dese, Cenab-ı Hak o hastalığına bir şifa verir. Önemli olan hastalığından kurtulmayı istemesidir. Sohbetler hastalıklara şifadır. Perşembe veya cumartesi sohbetini dinlemiş bir kimse hastalığına oradan şifa bulacaktır. Dergâhımızdan ders alıp dersini çeken, zikirlere gelen bir kimse hastalığının ne olduğunu da bilir, şifasını da bilir. Mesele tembellik ve nefsine aşırı güvendir. Hak ve Hakikat Nereden Gelirse Gelsin. Eğer sen nefsinden değil de hak ve hakikatten konuşursan köpekler bile senin önünde diz çöker. Dağdaki ayılar seni dinlemeye gelirler. Otur dağ başında zikrullah yap; börtü böcek, kurt, köpek, çakal, tilki hepsi etrafında toplansın, seninle beraber zikrullah yapsın. İnsanın nefsine uyanı gelip sana tabi olmaz. Nefsine uyan, hayvandan daha aşağı mahlûk olur. Ama nefsine duran, bir anda insân-ı kâmil seviyesine çıkabilir. Hazreti Mevlânâ der ki: ‘Sakın o padişahın huzuruna çıkmaya yüzümüz var mı deme; o padişahlar öyle lütfederler ki hiç huzura alınmayacak olanı dahi huzura alırlar.’ Hak ve hakikati tanımakta Hazreti Ebu Bekir Efendimiz kulağını açtı, ne söylendiyse almış kabul etmiştir. Hazreti Ali Efendimiz çocuk yaşta hak ve hakikati tanıdı. Musa aleyhisselâm ateş yanan ağaçtan gelen sesi ‘Sen Rabbimin sesi değilsin’ demedi. Hak ve hakikat nereden gelirse gelsin kabul edin. 28 Şubat Döneminde Dâvâ Aşkı. 28 Şubat’ta herkes zikrullah halkalarını tatil etti, ders yerlerinin kapısına kilit vurdular, evlerinde dahi ders yapamadılar. ‘Toplanın, üç sefer de olsa Lâ ilâhe illallah deyin, dağılın’ dedim. Beni şeyhime şikâyet ettiler. Çileyi yoksa aşıklık hoşuna gelir insana. Âşığın aşıklığı çilede meydana çıkar. Bir yolda zorluk yoksa herkes koşar. Dâvâsı İslâm olan kimse için yatak diken gibi gelir, yediği yemek zehir gibi gelir. Sahabe yatakta ölüyorum diye yüzlerini duvara çevirmişlerdir. Sâdık kimse derdiyle kıvrılır; dâvâ haksa canını verir. Cinni Taifesini Kullanmak ve Yolun Sapkınlığı. Cinni taifesine tam olarak hükmeden bir tek Süleyman aleyhisselâm vardır. Bazı büyük velilere cinni taifesinden hizmetkârlar verildiği görülmüştür. Ancak veli görüntüsü çizen bazı kimseler cinni taifesini kullanarak insanları aldatırlar. Cinni Taifesiyle İrtibat Kurmanın Tehlikeleri. Beşinci makamda seyir-i sülûk esnasında cinni taifesi dervişlerle irtibata geçebilir. Kendilerini tanıtır, vazifeli olarak tayin edildiklerini söylerler. Ama bu yola tevessül eden sapıtır. Cinni taifesi kulağına fısıldar: ‘Bunun şu hastalığı var, şu düşüğü var.’ Sen de o bilgiyi söylersin; insanlar seni ilahlaştırır. Ama o cinni bir gün seni aldatır, kandırır. Kalbinden gelen hakikat pınarına bak. Kalbin hakikati nasıl akar? Allah’ı seversin, zikredersin, üstadına tam bağlanırsın, şeksiz şüphesiz yürürsün. Kalbine hakikat pınarı üstadının sesinden gelir. Bu sağlam yoldur. Geri kalanı sağlam yol değildir. Bir kimseye Fâtiha-i Şerîfe okuduğunda şifa olacağını bilsen bile, o kimse bununla seni ilahlaştıracaksa okuma. Kur’an ve Sünnete sımsıkı yapışın. Sizi sûfî görmesinler, tasavvuf ehli görmesinler; eksik ve noksan görsünler. Şatahata düşmeyin, şatafata düşm nadir. Bir kişiye Allah dedirtmeye bakın. Hizmet edin Allah için.

Kaynak: 327. Dergâh Sohbeti — Sâdıklık, Dâvâ Aşkı ve Cinni Taifesinden Sakınmak

İyilik Ahlâkı nedir?

İyilikler gizli yapılır, kimseye gösterilmeden yapılır. İyilik yaptığın kimseyi incitmezsin, acıtmazsın. Nefsine uyduğu zaman insanın en rahat eleştireceği, en rahat hançerleyeceği kimse derviş kardeşleridir. İyi insanlar en rahat eleştirilir, arkalarından en rahat konuşulur. Toplumumuzda kötüye karşı daha fazla saygı ve hürmet varken, iyi insanlar basit görülür.

Kaynak: 330. Dergâh Sohbeti — İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti

İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti nedir?

Ahlâkı: İyilik Yüze Vurulmaz: Riya ve Derviş Ahlâkı. Bir kimse bir iyilik yapar da o iyiliği birisinin yüzüne vuruyorsa, o kimse riya yapıyor demektir. Herkesin içinde birisine iyilik yaptığını göstermek, anlatmak riyadan başka bir şey değildir. Bunu arası bozulunca karşısındaki kimseye ‘Ben sana şöyle yapmadım mı, böyle yapmadım mı?’ demek ise meselenin çığırından çıktığına işarettir. Bu insan ahlâkı değildir, mümin ahlâkı değildir, derviş ahlâkı ise hiç değildir. İyilikler gizli yapılır, kimseye gösterilmeden yapılır. İyilik yaptığın kimseyi incitmezsin, acıtmazsın. Nefsine uyduğu zaman insanın en rahat eleştireceği, en rahat hançerleyeceği kimse derviş kardeşleridir. İyi insanlar en rahat eleştirilir, arkalarından en rahat konuşulur. Toplumumuzda kötüye karşı daha fazla saygı ve hürmet varken, iyi insanlar basit görülür. Hazreti Peygamber’in Yüzünü Tasvir Etmek. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin yüzünü tasvir etmek, resmini çizmek, sinema filminde birisini onun yerine oturtmak haramdır. On Emir filminde Hazreti Musa aleyhisselâmın yüzü gösterilmişken, Çağrı filminde Peygamber Efendimizin yüzünün gösterilmemesinin sebebi budur. Hazreti Peygamber’in cemâl-i şerîfi hiç kimsenin cemâline benzemez. Dua ve Vesile Meselesi. Dualarımızda Allah’ın dostlarını, velileri vesile kılarak ‘Onların yüzü suyu hürmetine’ diyerek istemek caizdir. Hazreti Ömer radıyallahu anh bir yağmur duasına çıkarken Hazreti Peygamber’in amcası Abbas’ı yanına almış, onun ellerini semaya doğru açtırarak ‘Ya Rabbi, aramızda Peyyamet’inin amcası var, onun yüzü suyu hürmetine bize yağmur ver’ demiştir. Daha o bölgeden ayrılmadan yağmur yağmaya başlamıştır. Bir kimsenin birinden dua istemesi de caizdir. Hazreti Peygamber, sahabe-i kirâma ‘Siz günahsız ağızlarla dua edin’ buyurmuştur. Birbirine yapılan dua günahsız ağızlarla yapılmış dualardır. Ayrıca Hazreti Peygamber, umreye giden Hazreti Ömer Efendimize ‘Ya Ömer, oraya gittiğinde beni de hatırlar mısın, bana da dua eder misin?’ demiştir. Başkasından dua istemek sünnet-i Resulullah’tır. Bazıları vesileyi caiz görmezler; bunlar genelde Vehhâbî anlayışındandır. Niyetin Önemi: Her Amelin Özü. Hanefiler, ‘Ameller niyetlere göredir’ hadis-i şerifini ölçü alarak her ibadette niyeti şart koşmuşlardır. Bir kimse yatarken, otururken, yemek yerken, yürürken, derse giderken her yaptığı şeyde niyet ederse o ameli ibadete dönüşür. Su içerken şifa niyetine içersen şifa olur, yemek yerken ‘Senin yolunda koşuşturacak güç kuvvet ver’ niyetiyle yersen o yemek sana Allah yolunda güç kuvvet olur. Kazık Çakan ve Söken: İkisine de Sevap. Hadis-i kutsîde şöyle anlatılır: Bir kimse bir kuyunun yanına kazık çakar, ‘Bir yolcu geldiğinde hayvanını bağlasın’ der. Ardından başka birisi gelir, ‘Birinin ayağı takılır, kuyuya düşer, boğulur’ diye kazığı söker. Cenab-ı Hak her ikisine de on sevap verir, on günahını siler. Niyetlerinden dolayı. Niyet her şeyin özü hükmündedir. Kalbî Temizlik ve Sûfî Ahlâkı. Şerî hükümde bir kimse içinden kötülük geçirip yerine getirmediyse günah yazılmaz; hatta yapmamasından dolayı sevap bile verilir. Ancak sûfîler sanki o nesih âyeti inmemiş gibi, içlerinden geçirdikleri kötülüklerden hesaba çekilecekmiş gibi davranırlar. Sûfî ahlâkı budur: karşısındaki kimseye kötülük düşünmez, incitmek kırmak noktasında durmaz, diline, gözüne, kulağına, eline, ayağına sahiptir. ‘Sizde öyle bir şey vardır ki orası iyiyse bütün vücut iyidir; o da kalptir.’ Düşünce kalbin içindedir. Bir kimsenin kötülük düşünmeye başlaması kalbinin bozulduğuna işarettir; bu o kimsenin zikretmediğini gösterir. Kalpleri temizlemenin yolu tövbe ve zikirdir. Eğer birisi hakkında kötü düşünmeye başladığınızda kelime-i tevhide sarılın. Namazda İşaret Parmağı ve Tevhid İşareti. Teşehhüdde ‘Lâ ilâhe’ derken sağ işaret parmağını kaldırmak sünnettir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bunu terk etmemiştir. Bazı mezheplerde bütün tahiyyat boyunca işaret parmağını dik tutmak sünnettir; Hanefiler sadece ‘illallah’ kısmındakini almışlardır. Bu hareket insanı namazda gafletten kurtarır. İşaret Parmağı ve Mehdî Aleyhisselâm. İşaret parmağının kaldırılması tevhidin, Allah’ın tekliğinin ve birliğinin işaretidir. Bu, Muhammedî bir işarettir. Mehdî aleyhisselâm da bu işaretle çıkacak, sancağında ‘Lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-Resulullah’ yazacak ve herkes o sancağın altında toplanacaktır. İsa aleyhisselâm yeryüzüne indirildiğinde Mehdî aleyhisselâm ile buluşacak ve o da Muhammedî işareti kullanacaktır. Bütün Hristiyan âlemi bunu görecektir. Hazreti Peygamber’den sonra bir nebî, bir peygamber, bir resul geleceğine inanan küfür ehlidir. Kendini öyle gören de küfür ehlidir.

Kaynak: 330. Dergâh Sohbeti — İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti

Evli bir erkek kazandığı paraya benim param diyebilir mi?

Evet. Kadın çalışıyorsa kazandığı paraya benim param diyebilir mi? Evet. Ama kocanın o parayı almaya hakkı olmaz.

Kaynak: 334. Dergâh Sohbeti — Ruhların Buluşması, Hal Görme ve Mürşide İhtiyaç

Yutturan nedir?

‘Bir kimse birisine ‘seni seviyorum’ dediğinde bitmiştir onun işi. Ya demeyecek, yutacak onu. Yutturan nedir? Aklıdır. Dedin mi bitmiştir. ‘Ben seni seviyorum ama şu sebeplerim var, evlenmeyi tehir ediyorum’ demek çok aşağılıkça bir şeydir. Kim yaparsa yapsın. Önemli olan kementini ona bağlayıp orada durmaktır. Liman babası gibi. Bir gemiyi düşünün: fırtınalar havada, bir koy lazım. Girer, oradaki liman babasına bağlar gemisini. Siz geminizi bir lim, babasına bağlayın. Her şey yaşanacak. Fırtına esecek, boran esecek, kar yağacak, yağmur yağacak, yan yatacak, çamura batacak, bataklığa girecek, çıkacak, düz yola girecek, ters yola girecek. Hayat budur.

Kaynak: 336. Dergâh Sohbeti — Mehdi, Sevgi ve Sadakat, Nefsin Mertebeleri

İyiliğe teşekkür etmek neden önemlidir?

İyiliğe teşekkür etmek en azından iyiliğin karşılığında bir iyiliktir. ‘Size bir iyilikte bulunan kimseye siz misliyle mukabele ediniz. Bulamadınız, aynıyla mukabele ediniz. Bulamadınız, ona dua ediniz. Ve onun iyilik yaptığına dair başkalarına söyleyiniz.’ Bir kimsenin iyiliğini kasıtlı bir şekilde konuşmamak, iyiliğini örtmek de nankörlüktür. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik

İşi Sağlam Yapmak Nedir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: "Allah, sizden birinizin yaptığı işi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur." Günlük işlerimizi ibadet olarak görmeyiz ama halbuki günlük işlerimiz ibadet hükmündedir. Bir kimse öğlen ve ikindi namazının arasında ailesinin iaşesini helal yollarla sağlamak için yapmış olduğu her şey ibadet hükmündedir.

Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm

Hiç kimsenin haram işleme lüksü yok mudur?

Hiç kimsenin haram işleme lüksü yoktur. Haramdan uzak durun: bir şey haram ise yapma, bir şey haram ise dokunma, uzak dur. "Ben onun yanında da durabilirin, nefsime güvenim tam" diye düşünmeyin. Nefsinize güvenmeyin. Haramlardan uzak durmanın en sağlam yolu onlara yaklaşmamaktır.

Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm

343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizmet Odağı Nedir?

Sağlam: Mümin İşini Sağlam Yapar: Disiplin ve Adamışlık

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: "Allah, sizden birinizin yaptığı işi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur." Günlük işlerimizi ibadet olarak görmeyiz ama halbuki günlük işlerimiz ibad, bir kimse öğlen ve ikindi namazının arasında ailesinin iaşesini helal yollarla sağlamak için yapmış olduğu her şey ibadet hükmündedir.

Ticarette akitleşmesi, borç alıp vermesi, işin usulü ve kaidesi, hukuku harfiyyen uygulanması gerekir. Abdest sağlam alınmalı, namaz sağlam kılınmalı, hem kalbi hem fiziki olarak kendini namaza vermelidir. Bir kimse işini, amelini, görevini ve vazifesini adamışlık dairesinde icra eder. O sanki son namazı, sanki son vazifesidir.

Mümin titizdir, gayretlidir, çalışkandır, disiplinlidir. İşi harfiyyen yerine getirir, bir boşluk bırakmaz, bir noksanlık bırakmaz. Bu tip insanlar Allah’ın hoşuna gider ama insanların pek hoşuna gitmez. Disiplinli insanlardan kaçarlar, ağır gelir etrafa. Disiplinsiz, çizgisiz, istikametsiz kimse ise sağlam değildir. Allah muhafaza eylesin.

Silsileye Tabi Olmak ve Dergah Hiyerarşisi

Tarikat yolu, tasavvuf yolu edebe riayet etmektir. Bu manada edeplerden birisi silsileye riayet etmektir. Silsileye tabi olmayan, onu kabul etmeyen bir kimse dergahın adabını ve erkanını çiğnemiş olur. Bir kimse "Ben falancayı tanımıyorum" derse onu da kimse tanımaz. Silsiliği tanımıyorsa o kimse nefs-i emmaredededir ve hiçbir şey yapamaz.

Bazen bazı insanların nefislerine başlarındaki vazifeli kimseyle istişare etmek, ondan fikir almak veya o istişarenin neticesine uymak ağır gelir. O kimse silsiledeki kişiyi pasifize edip doğrudan şeyhe ulaşmaya çalışır. Bu hiyerarşiye aykırıdır. Allah dinini nasıl peygamberlerin üzerinden indirdi ise, peygamberlerden sonra da veli ve alim kulları vasıtasıyla ayakta tutmaktadır.

Edep ve Adab: Eski Dervişlerden İbret

Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri’nin yanına eski dervişler gelirlerdi. Şey, Efendi’nin sözünü keserler, araya dalar, "Efendim öyle değildi" derlerdi. Ben onlara dedim ki: "Sizler Şeyh Efendi’nin yanındasınız. Buraya geldiğinizde insanlar sizden edep öğrenmek ister." Birisi sordu: "Biz edepsiz miyiz?" Evet dedim. Şeyh Efendi’nin konuşurken sözünü kesmeyeceksiniz, lafına laf koymayacaksınız, geniş şehir oturmayacaksınız, gülmeyeceksiniz.

İstişare Sünnettir: Sorulduğunda Söyle, Sorulmadığında Sus

Sufi adabında, bir kimsenin görüşüne müracaat edildiğinde görüşünü söyler. İstişareye çağrıldığında fikrini detaylı anlatır. Ama sorulmadığı halde illaki görüşünü dayatmak gaflettir. Sorulduğunda da "Siz bilirsiniz efendim" demek hiçbir işe yaramaz. İstişare sünnettir; nasıl yapılması gerektiğini biliyorsan anlat.

Bununla birlikte insanlarda yönetme hastalığı vardır. Tarikatlarda, şeyhlerde, halifelerde, çavuşlarda, cemaatlerde bu hastalık görülebilir. Yönetmeye kalkan batar. Bir dergahta güç odağı olmaz, hizmet odağı olur. Kim çok hizmet ettiyse o güç bulur. Güçlenmek için uğraşanlar şeytanlaşırlar.

Güç Odağı Değil Hizmet Odağı

Hizmet eden sevilir, hizmet veren sevilir, merhamet eden sevilir, şefkatli olan sevilir, tebessüm eden sevilir. Güçlenmek için insan toplamaya başlayan kimsenin etrafındakiler köpüktür, çürüktür. Cenab-ı Hak onun ayağını kaydırır. Hz. Mevlana buyurmuştur: "Eşeğin kuyruğunun altına bir diken dokunursa, onu çıkarmak için akıllı bir kimse lazımdır. Akıllı biri olmazsa eşek tepiştikçe hem kendine hem etrafına zarar verir."

Sırları Muhafaza Etmek: Rüya, Hal ve İfşanın Tehlikesi

Bir derviş asla ne kendi şahsi haliyle, ne ailesiyle, ne de dergahla alakalı bir sırrını gidip üstadından başkasına anlatmamalıdır. Birisi bir sırra vakıf olursa, sadece anlayamadığı noktada üstadıyla bunu paylaşmalıdır. Üstadının haricinde halifeler, zakirler, çavuşlar dahil hiç kimseyle paylaşılmaz.

Rüyasında veya halinde sırlı bir şey gören kimse, dergahta rüya yorumlayan kimseler olsa bile, bunları onlara anlatmaz. Sadece üstada anlatılır. Ya da üstad "Filanca kimseye de sırrınızı anlatabilirsiniz" dediyse o kimseye anlatılır.

Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi birisi için "Sütü bozuk" demiştir. Bu söz dolaylı yoldan o kişiye ulaşmıştır. Sırlar ifşa edildiğinde hem söyleyene hem de söylenene zarar verir. Bir veli, bir dervişe bir bilgi verdiyse, o derviş onu ifşa ederse veli bir daha söylemez. O kimse kendi yolunu kapatmış olur.

Nübüvvet Yolunda İmtihan Yoktur, Vazife Vardır

Nübüvvet yolundaki üstadlar dervişlerini imtihan etmezler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hz. Huzeyfe’ye münafıkların listesini verirken onu imtihan etmek için vermemiştir; nübüvvetin hikmetinin gereği olarak vermiştir.

Asla kimseyi imtihan etme noktasına gelmeyin; bu sizin ilahlaşmanız olur. Bir kimseye iş ve vazife verilir. O vazifede zorlanıyorsa, aşamıyorsa, burnunu kızdıysa nasıl atlatabileceğini sorar. Her şeyi lütuf olarak görün, ikram olarak görün. Her işi imtihan olarak görmek yanlıştır.

Haramlardan Uzak Durun

Hiç kimsenin haram işleme lüksü yoktur. Haramdan uzak durun: bir şey haram ise yapma, bir şey haram ise dokunma, uzak dur. "Ben onun yanında da durabilirin, nefsime güvenim tam" diye düşünmeyin. Nefsinize güvenmeyin. Haramlardan uzak durmanın en sağlam yolu onlara yaklaşmamaktır.

Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm

İç ahlak nedir?

Allah’ı sevmek isteyen Sufi, iç ahlakını nasıl düzeltir? İç ahlak insanın kalbiyle alakalıdır. İnsan kendi iç halini, kendi iç durumunu kendince dizayn etmelidir. En önemli şey Kur’an ve Sünnet’i sevmektir, Allah’ı sevmektir, Resulünü sevmektir. Sevmek, itaat etmeyi gerektirir. İtaat etmek demek, birinci derecede zahiri Kur’an ahkamına riayet etmektir.

Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

İç ahlaktan kast edilen şey nedir?

İç ahlaktan kastım şudur: O kimse kendi iç aleminde, saklı gizli noktalarda kötülük yapıyor mu, yanlışlıklar yapıyor mu? Mesela hadis-i kudsideki meşhur örnek: Gecenin yarısında hiç kimsenin görmediği bir yerde, güzel bir kadın bir erkeğe "gel" dedi de o kimse gitmezse, arşın gölgesi altında gölgelenir. Bu o kimsenin iç ahlakıyla alakalıdır.

Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

İftira ve gıybet meselesi nedir?

Bu yolda gırlat, zırlat, ırlat olacak. Gırlat, biraz hastalık; zırlat, biraz geçim sıkıntısı; ırlatın en zoru ise insanın namusuna laf söylenmesidir. İnsanın namussuz olması değil, namusuna laf söylenmesi. Bu ne demek? Namuslu kadının üzerine iftira etmek, namuslu kızların üzerine iftira etmek, o ailenin namusunun üzerine iftira etmek.

Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

İnsanlardan beklenti içinde olmamak neden önemlidir?

İnsanlardan beklenti içinde olmak, insanın kendini terbiye etmediği müddetçe devam eder. Bu beklenti olmazsa o kimse birilerine kızar. Bu beklenti o kimseyi üzer aslında. Meşhur atasözüdür: "Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez."

Kaynak: 351. Dergah Sohbeti — İstişare Adabı, Sarık Sünneti ve Aşkın Mahremiyeti

Sıkıntıyla, problemle, hastalıkla uğraşmamak sevaptır mı?

Sıkıntıyla, problemle, hastalıkla uğraşmamak değildir. Çünkü uğraşmak da sevaptır. Sıkıntıyı def etmek sevaptır. Hastalıkla mücadele etmek sevaptır. Bir problemi aşmaya çalışmak sevaptır. Bir kardeşine nasihat etmek, belasını, musibetini, sıkıntısını def etmeye uğraşmak sevaptır. O yüzden siz hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden olun. Ama kendiniz bilin ki her ne gelirse başınıza O’ndandır.

Kaynak: 351. Dergah Sohbeti — İstişare Adabı, Sarık Sünneti ve Aşkın Mahremiyeti

Adalet nedir?

Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de ‘Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara bakmayı emreder; edepsizliği, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar’ buyurmuştur. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hak adaleti iyilik yapmaktan öne almıştır. Bir kimsenin adaleti bozulursa evin düzeni bozulur.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Adaletin kendi içinde nasıl olması gerekir?

Adalet önce insanın kendi nefsinde olmalıdır. Önce kendi evinde, kendi işinde, kendi dergahında, kendi tekkesinde olmalıdır. Ondan sonra adalet dalga dalga yayılmalıdır. Eğer bir kimsenin nefsinde adalet hakim değilse, yapmış olduğu işlerden iyilik çıkmaz. Adalete paye vermeyen, ada,letli davranmayan kimsenin iki yakası bir araya gelmez.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Adaletli davranmak zorunluluğu nedir?

‘Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez.’ Siz adalete doğru yol almadıkça Allah adalet kapılarınızı açmaz. Birisini beğenmeseniz dahi, hoşunuza gitmese dahi, size acı gelse dahi, menfaatlerinize ters olsa dahi adaletli davranmak zorundasınız. Önünüzde dağ gibi engeller çıksa bile Ferhat gibi delersiniz ama adaletten ayrılmazsınız.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Adaletsiz davranışlar neden haramdır?

Her adaletsiz davranış bir şekilde haramdır, çünkü birisinin hakkına tecavüz etmişsinizdir. Kayırmacılık yapmayacaksınız. ‘Bu bizim kardeşimizdir, bu bana tebessüm ediyor, bu beni alkışlıyor’ diye adaletten şaşmayacaksınız. Bunu yapabilmeniz için helali haramı bilmeniz gerekir.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Allah’ın adil sıfatıyla sıfatlanmak ne anlama gelir?

Allah adildir ve adil sıfatını arifin üzerinde görmek ister. Allah’ın sıfatları kimin üzerinde tecelli ederse Allah onu sever. Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmaktır yolun özü. Adil sıfatını kitaptan okumak alimlik, üzerinde yaşamak ariflik, adil sıfatı olmak ise aşıklıktır.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

İyilik nedir?

İyilik yapmak emredilmiştir, farzdır. Bir kimse iyilik yapmak için canla başla koşmak zorundadır. Bunun en aşağısı tebessüm etmektir, bir yetimin başını okşamaktır, birisinin karnını doyurmaktır, çıplağı giydirmektir. Birisine zarar vermemek de iyiliktir ama bu en aşağısıdır. Siz en aşağılarda dolaşmayın, güneş gibi etrafınıza iyilik yapın.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

İyilik yapmanın nasıl bir zorunluluğu vardır?

Sakın iyiliğin karşılığını beklemeyin. Sakın ‘ben şu iyiliği yaptım’ deyip dile dökmeyin. Sakın birisinin yüzüne söylemeyin. İyilik yapıp unutun. Şeytan dillendirtir: ‘Ben sana böyle yapmadım mı, ben senin karnını doyurmadım mı’ dedirtir. Sakın yaptığınız iyiliği kendi kendinize dahi konuşmayın.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

İyilik yapanlar Allah’ın ne şekilde önemlidir?

Allah iyidir. Allah iyilik yapanları sever. İyilik yapanlar Allah’ın elinin üzerindedir, Allah’ın damarı gibidir, ortalıkta Allah’ın eli gibidir. Eğer bir toplulukta adalet ve iyilik varsa o topluluk güneş gibi parlar. Adaletten ve iyilikten uzak bir sufi topluluğu düşünülemez. Sufi topluluğunun içinde aç yoktur, açıkta kimse yoktur, naçar bir kimse kalmaz.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Yakınlara bakmak ne anlama gelir?

Sufiler için yakınlar birinci derecede derviş kardeşleridir. Sufi adabında erkanında birinci derecede yakını derviş kardeşleridir ve onlara bakmakla emrolunmuştur. İlmi noktada ise birinci derecede yakın anne ve babadır. Anne babasına bakmak ayet-i kerime ile sabittir, bu hükmü değiştirmek mümkün değildir.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Yakınlara bakmanın nasıl bir zorunluluğu vardır?

Anne babadan sonra diğer akrabalara, derviş kardeşlerine yardım etmek, onları görüp gözetmek gelir. Sufi kendini etrafındakilere iyilikle bakmakla mükellef görür.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Edepsizlik, fenalık ve haddi aşma nedir?

Cenab-ı Hak edep ve terbiyeyi üç kategoriye ayırmıştır. Edepsizlik günah-ı kebairlerdir: fütursuzca yalan söylemek, gıybet etmek, iftira etmek, hırsızlık yapmak, fuhuş yapmak, kumar oynamak, mümin kardeşinden faiz almak… Namaz kılmayan, oruç tutmayan, gücü varken hacca gitmeyen de edepsizdir. Fenalık ise küçük günahlardır; tembih edilir, yüz asılır, terbiye edilir. Haddi aşma ise aşıkların korktuğu şeydir. Aşıklar üzerinde günah-ı kebairler yoktur, fenalıklar yoktur; onlar gece gündüz Allah’a karşı haddi aşmaktan korkarlar. Bu meselenin öz noktasıdır.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Edepsizle dolaşmak, dostluk kurmak, hemhal olmak caiz mi?

Edepsizle dolaşmak, dostluk kurmak, hemhal olmak caiz değildir. Çünkü o kimse Allah’ın hukukunu açıkça çiğnemektedir. Ancak edepsize emir, nasihat ve hüküm vermek amacıyla yaklaşmak caizdir.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Hacı Bektaş Veli ve Mevlana’nın yaklaşımı nedir?

Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ne şüpheli bir mal getirilir, almaz: ‘Alamayız bu şüpheli malı’ der. Aynı malı Hazreti Mevlana’ya götürürler, ‘Koyun dergaha’ der. Derviş merak eder, sorar. Hazreti Mevlana buyurur: ‘O süt gibidir, bir damla necis bulaşsa kesilir, o yüzden kabul etmemiştir.’ Hacı Bektaş Veli Hazretleri de Mevlana hakkında buyurur: ‘O derya gibidir, ne atarsan at içinde kaybolur gider.’ Bu iki farklı yaklaşım birbiriyle çelişmez. Kimisi dergahın kapısında bekletir, riyazatlardan geçtikten sonra alır. Kimisi kim gelirse gelsin ‘bir sefer Allah desin’ der ve onu kar bilir. Her iki yol da niyet noktasında doğrudur. Bizim yolumuz ikincisidir: Kim kendini günahkar hissediyorsa, kim Allah’a yaklaşmak istiyorsa kapımız açıktır. Gelsin Allah desin, başka derdimiz yoktur.

Kaynak: 358. Dergah Sohbeti — Adalet, İyilik ve Edep: Nahl Suresi 90. Ayet Tefsiri

Liyakat meselesi nedir?

Devletlerin yıkılma sebeplerinden birisi, bürokrat ve memurların liyakata göre değil kayırmacılıkla iş başına getirilmesidir. Bir kimsenin o meseleye ehil olup olmadığına bakılmaksızın insanların o makamlara, mevkilere getirilmesi yıkımın başlangıcıdır. Osmanlı’da ne zaman yeniçeri ağalarına rüşvetler geçmeye başladı, ne zaman kayırmacılık yaygınlaştı, ne zaman ehliyetsiz insanlar değişik yerlere gelmeye başladı, Osmanlı battı. Medreselerin başındaki alimler liyakatlı değildi, tekkelerin başındaki şeyhler liyakatlı değildi, askeriyenin içindekiler liyakatlı değildi. Tekkelerde bozulma nasıl başladı? Şeyh makamını oğluna bıraktı. Oğlun liyakatı var mı yok mu kimse bakmadı. ‘Göl yatağında balık eksik olmaz’ dediler. Oğlan oturdu oraya, dergah o sülalede kaldı. Babadan oğula, babadan oğula… Çile çekmemiş, dergahın tozunu yalamamış, hizmetini yapmamış kimseler makam sahibi oldu. Ayet-i kerimede buyurulmuştur: ‘Allah emanetleri ehline vermenizden hoşnutluk duyar.’ Bu ayet Mekke’nin fethinde nazil olmuştur. Hazreti Ali Kabe’nin anahtarını almıştı, ancak Hazreti Peygamber anahtarı yüzyıllardır Kabe’ye hizmet eden o aileye iade ettirmiştir. O kimse de bu adaletten etkilenerek Müslüman olmuştur.

Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad

Faiz ve nefis mücadelesi neden bir mesele olarak ele alınmaktadır?

Faiz ve nefis mücadelesi, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal adaleti korumak için mücadele etmesi gereken bir meseledir. Bu mesele, bireyin kendi içsel çatışmalarını yönetmesi ve toplumsal adaleti korumak için mücadele etmesi gereken bir konudur. Nefis mücadelesi ve kendini iyi görme tehlikesi: Kuşeyrî, er-Risâle (Nefis bahsi); Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III (Rub’u’l-Mühlikât) ile ilgili kaynaklar bu meseleyi ele alır.

Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad

Sosyal medya ve fotoğraf paylaşımı nasıl ahlaki bir sorun oluşturur?

Sosyal medya ve fotoğraf paylaşımı, insanlar arasında tahrik edici içeriklerin yayılmasına ve bu durumun ahlaki değerleri zedelemesine neden olur. İnsanlar fotoğraf paylaşımında ölçüyü kaybetmiş durumda. Herkesin elinde cep telefonu, sürekli kendi fotoğrafını çekiyor. Adam karısının koltuğunun altına girmiş fotoğraf çektirmiş. Kime çekmiş onu? Birisi çekti o fotoğrafı. Yazıktır, günahtır. Sosyal medyada tahrik edici fotoğraflar paylaşılıyor. Erkekler de kızlar da aynı; müşteri arıyorlar kendilerine. Seviyesizlik. Fikriyle, imanıyla, zikriyle, vakarıyla, Kuranıyla, sünnetiyle öne çıkmak yerine fikirsiz, ilimsiz davranıyorlar.

Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad

Besmele ve Namazı Unutmak: Gaflet mi, Lütuf mu?

Unutmanın iki yönü vardır. Bir kısmı Allah’tandır; Hz. Adem Aleyhisselam’ın unutması gibi, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz’ buyurmuştur. Oruçlunun orucunu unutup su içmesi gibi bazı unutmalar Allah’ın lütfu ve ikramıdır. Ancak namaz kılmayı unutmak, besmele çekmeyi unutmak, Allah’ı zikretmeyi unutmak gaflettendir, nefstendir. İnsanlar yapmakla mükellef oldukları şeyleri unutuyorlar ve bunu Allah’a bağlıyorlar. Halbuki Cenab-ı Hak ayet-i kerimede ‘Kötülükleri nefsinizden biliniz’ buyurmaktadır. ‘O münafıklar Allah’ı az zikrederler’ buyrulmaktadır. Zikir unutulacak bir şey midir?

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Ümmetin Çokluğu: Kemiyet mi, Keyfiyet mi?

Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Ümmetimin çokluğu ile övünürüm’ buyurmuştur. Buradaki çokluk hem kemiyettir hem keyfiyettir. Bunu sadece keyfiyet olarak değerlendirenler Ümmet-i Muhammed’in çoğalmasının önünde engel teşkil ediyorlar. Ümmet-i Muhammed çoğalsın, çok çocuk yapsın. Avrupa’nın durumuna bakıldığında görülüyor ki az çocuk yapma politikası ekonomiyi batış sürecine sokmuştur. Genç nüfus yok, enerji yok. Orta Doğu’daki savaşları Batı çıkartıyor ki insanlar Batı’ya göç etsin, Batı onları asimile ederek nüfusunu gençleştirsin. Yeni kölelere, yeni genç nüfuslara ihtiyaçları var.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Bu İslam düşüncesi değildir, bu Muaviye düşüncesi midir?

Bazıları sekiz yüz kişilik bir cemaatte ‘Bu sekiz yüz kişinin bir hükmü yok, önemli olan fikri plandaki kaç kişi’ diyor. Bu İslam düşüncesi değildir, bu Muaviye düşüncesidir. Aynı şeyi müşrikler de yaptılar. Hz. Peygamber’e dediler ki: ‘Senin etrafında bir sürü ayak takımı var. Bunları yanından kov, biz gelelim seninle görüşelim.’ Ayet-i Kerime hemen indi: ‘Sen gece gündüz Rabbinin rızasını dileyenleri sakın yanından kovma.’ Gece gündüz seninle beraber koşturan, seninle beraber zikreden insanı sen bir zengin, bir makam sahibi için yanından kovamazsın.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Önemli olan bir başkasına muhabbet beslemek, sevmek midir?

İnsanlar uzaklaşarak kendilerini tedavi edemezler. Önemli olan bir başkasına muhabbet beslemek, sevmektir. Bir başkasının sizi sevmesinden çok sizin sevmeniz önemlidir. Bir başkasının size değer vermesinden önemli olan sizin değer vermenizdir. Bu sizi kemale erdirir, olgunlaştırır. Sen o Nemrut’un ateşine elini uzat İbrahim’e. Her gönül bir İbrahim’dir, her gönül sahibi bir ateş içindedir. Sen elini uzat, o ateşin içine doğru. Sen o İbrahim gönüllü kimsenin gönlünü kurtar oradan. Birisinin hidayetine vesile olmak, yerdeki ve gökteki ibadetten daha hayırlıdır. Bu felsefeyle sen, günah işleyen bir kimseye elini uzatıp muhabbetinle onu kurtarabiliyorsan, sen bahadır bir kimsesin, alperen bir insansın.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Bankacılar sizden mi zengin, sizden mi fakir?

Paranızı bankada faizsiz yatırmayın. Faizsiz tutup da faiz kurumuna bedavadan para vererek hizmet etmeyin. Hiç olmazsa faizli yatırın, faizi alın, gidin bir fukaranın elektrik parasını ödeyin, doğal gazını ödeyin, bir ihtiyacını görün. Aslında toplu olarak bütün Müslümanlar banka hesaplarını kapatsa, kredi kartlarını geri verse, çek karnelerini iade etse, paralarını çekip altına yatırsa dünyada düzenler nasıl yıkılır görürsünüz. Çok basit. Ama o anlayış, o idrak yok bizde. Ben bunu şeyhler toplantısında da söyledim, 28 Şubat’tan önce. Bütün cemaatler, cemiyetler, tarikatlar bir araya gelip karar alsalar bu iş biter. Ama kabul edilmedi.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Her cemaat toplantısında akıl veren çok mudur?

Her cemaat toplantısında akıl veren çoktur. Şiir okuyacak olan çoktur, sohbet edecek olan çoktur, birileri bir şey anlatacak diye gelir. Ama hazır insanların arkasını kesmek kolaydır. Biz otuz yıldır görüyoruz bunu. Bir arkadaş gelir, bir proje anlatır, harika planlar yapar; ama icraat sıfırdır. Sen al kazmayı, küreği, kendin çık yola. Başkalarının açtığı yolda yürüme. O herkesin yolu. Başkası pişirmiş, sen yiyeceğim diye uğraşma. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri Hendek Kazısı’nda balyozu alıp kayaya kendisi vurdu, kendisi çalıştı. Yürüyecek olana yol açıktır. Sıfırdan kur, Cenab-ı Hakkın izniyle inşa et. Fikirlerinizi mahallelerinizde, evlerinizde hayata geçirin. Mahalleden insanları toplayın, bir ayet okuyun, bunu ezberleyin. Harika fikirler bunlar, hemen başlayın.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Sizin hata yapmanız cemaatin hata yapmasına sebep olur mu?

Olabilir. Hepimiz hata yaparız. Burada bütün arkadaşlar, bütün kardeşler bir hata yapıyorlarsa o hatanın sebebi benim. Başkası değil. Ben hata yaptığımda arkadaşlar da hata yapabilirler. Ama arkadaşların bütün hatalarının sorumluluğu bendedir. Bunu ciddi olarak söylüyorum.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

O bilgi Allah rızası için değilse, amel etmek için değilse bir anlamı yok mudur?

Çok bilen gördüm ben, hep yıkıldılar. Bilgiye itirazım yok; Allah için bilgiye boynumuz kıldan ince. Ama ayet-i kerime buyuruyor: ‘Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah sizin bilmediklerinizi öğretir.’ Kitap yüklü develer gibi çok bilip de amel etmeyenler var. O bilgi Allah rızası için değilse, amel etmek için değilse bir anlamı yoktur. Bana uçan değil, bana hizmet edip koşan lazım. Bana çok bilen değil, iş yapan lazım.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

Tembellik hastalığı nedir?

Tembellik doğuştan değildir, hastalıktır. Tedavisi çalışmaktır.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Protesto için ibadeti terk etmek nedir?

İslam aleminin kan ağladığı olaylara kayıtsız kalan Suudi yönetimini protesto etmek için Müslümanların birkaç sene umreye gitmemesi caiz değildir. Bir kimsenin protesto maksadıyla herhangi bir ibadeti terk etmesi dini değildir. Bu kapı açılırsa yarın öbür gün ‘protesto maksadıyla camilere gitmeyin’ diyen de çıkacaktır.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Psikolojik rahatsızlıklar ve hayata bakış nedir?

Psikolojik rahatsızlıklar gerçekten psikolojiktir. Bir kimse kendini rahatsız gördüğü müddetçe kendini hep rahatsız görecektir. Bunları kendi içinizde büyüttükçe önüne geçemezsiniz. Bir problemi, bir sıkıntıyı, önünüze gelen bir engeli aşmanız gereken bir şey olarak görün. Gözünüzde büyüttükçe onu aşamazsınız. Bu evlilikte, dergahta, sağlıkta, her şeyde böyledir.

İnsanlar psikolojik takıntılar ediniyorlar: ‘Ben evlenemem’, ‘ben işimde başarısızım’, ‘ben bu okulu bitiremem’. Her şeyi takıntı haline getiriyorlar. Halbuki bunları böyle kendi kendinize dert edip önünüze karanlık bir tablo çizmeniz şeytanidir.

Hayatın Gerçekliği

Hayatınızda olumsuzluklar yaşayacaksınız, sıkıntılar yaşayacaksınız, problemler yaşayacaksınız, hastalık yaşayacaksınız. Bunları kendi kendinize büyütmeyin. Her şeyle karşılaşabilirsiniz: Anneniz aniden ölebilir, babanız aniden ölebilir, eşiniz aniden ölebilir. Birkaç hastalık sizi pençesine alabilir. Hayat budur. Hayatı tek düzede yaşamak, hiç hasta olmamak, hiç sıkıntı çekmemek mümkün değildir.

Hayatın içinde inişleriniz olacak, çıkışlarınız olacak. Mutluluklarınız olacak, hüzünleriniz olacak. Sevileceksiniz de sövüleceksiniz de, övüleceksiniz de dövüleceksiniz de. Size aşık olan da olacak, sizden nefret eden de olacak. Kimisi yolunuza gül serecek, kimisi beddua edecek. Hayat budur. İnsanın kah sevgisi coşacak, ertesi gün düşecek. Kah Fırat Nehri gibi akacak, kah Ölü Deniz gibi sakinleşecek. Kah dağın zirvesinde dolaşacak, kah ovanın dibinde yürüyecek.

Sırf hüzne bağlanmayın. Sadece hüzünlü olanın kalbine ilham gelmez. İlham mutluluktur; neşeli kalplere ilham gelir. Hayata tatlı bakın. Hüznünüz yaşadığınız olaylardan değil, Kur’an ve Sünnet yolunda sevgiliye ulaşmak, sevgiliyle konuşmak, O’nunla hem-hal olmak için olsun.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Şehvet ve evlilik sünneti nedir?

Biz şehveti yok etmeye çalışmayız. Bir kimsenin eşiyle ilişkiye girmesi hadis-i şerif ile sabittir ki ibadettir. Şehvetimizi helalimiz üzerinde tecelli ettiririz ve bunu da ibadet görenlerdeniz. Şehveti yok etmeye çalışmak İslam değildir. İslam’da ruhbanlık yoktur. Hiç evlenmemek fazilet değildir, aksine faziletten kaçmaktır. Hiç evlenmeyenler Sünnet-i Resulullah’ı terk etmiş olurlar.

Herhangi bir alimin veya hoca efendinin evlenmemeyi yasak koyması, etrafındaki insanların belirli bir yaşa kadar evlenmesine sınır getirmesi, belirli bir zamana kadar çocuk edinmesine sınır getirmesi şiarımız değildir. Bunu biddat olarak görüp, Sünnet-i Resulullah ile çeliştiğine hükmederiz. ‘Evleniniz’ emridir. Evlenmek için mücadele edeceğiz, gayret sarf edeceğiz.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Evlilik meselesi ve kısmet anlayışı nedir?

Kısmetim kapalı diyenlere şunu söylüyorum: Kısmet kapalılığı meselesine çok inananlardan değilim. Kadınlar da erkekler de kendilerini piyasanın ortasına koyuyorlar ve isabetli atış yapamıyorlar. İsabetli atış, bir kimsenin kendi halini durumunu bilip, kendi haline uygun birini karşı taraftan seçmesidir. Kendi durumunu, konumunu insanlar farklı noktalarda görürlerse isabetsizlik söz konusu olur.

Sünnet-i Resulullah’a göre ‘Evleniniz’ bir emirdir. Emir ise o zaman bu meseleye bakış açımız farklı olmalıdır. Nasıl namaz kılmak için abdest almak, yer bulmak, namazın olmazsa olmazlarını yerine getirmek gerekiyorsa, evlenmek için de aynı şekilde gerekli adımları atmalıyız.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Affetmenin önemi nedir?

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: ‘Beni Allah terbiye etti, terbiyemi güzel yaptı. Sonra bana güzel ahlakı emretti, affı al, iyiliği emret buyurdu.’

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Derviş kardeşlerin etrafındaki insanları affetmesi gerekir mi?

Derviş kardeşler etrafındaki insanları affetmelidir.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Allah’ın ilhamı kalbde ne arar?

Allah’ın ilhamı, kalbinden kin, kibir ve haset arınmış, zikrullahın neşvünema ettiği, sevgi, muhabbet ve şefkatin yeşerdiği, duygunun oluk oluk aktığı kalplere gelir.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Hz. Peygamber’in ahlakıyla ahlaklanmakla başlayan yolda ne gereklidir?

Hz. Peygamber’in ahlakıyla ahlaklanmakla başlayan bu yolda, senin de kalbinin açılıp içindeki kin, nefret ve kötülüklerin alınması, belli terbiyelerden geçmen gerekir.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Müslümanların birbirleriyle ilişkileri nasıl olmalıdır?

Müslümanlar kendi içindeki hata ve kusurları örtmeyi, birbirlerine nasihat etmeyi, birbirlerinin zararlarını en aza çekmeye gayret etmelidirler. Ama gerçekten bu çok zor şu anda. Müslümanlar birbirlerine karşı yumuşak değiller, af yolunu tercih etmiyorlar. Herkes büyük bir tarafgirlik içerisinde.

Kaynak: 368. Dergâh Sohbeti — Cihat Meselesi, Uluslararası Oyunlar ve Hakk’el-Yakîn

Gıybet uyarısı nedir?

Gıybet Uyarısı

Kimsenin arkasından bilmediğiniz bir şey varsa konuşmayın. Dedikodu yapmayın, insanların arkasından konuşmayın. Kurumlarda vardır eksiklik, insanlık halidir. Ama bunları sekiz yüz dokuz yüz kişinin arasında konuşmak gıybet olur. Allah bizi affetsin.

Kaynak: 370. Dergâh Sohbeti — Mehdiyet Meselesi, Nefsin İtaatsizliği ve Nübüvvet Yolu

Sevgi, suizan ve muhabbetin farkı nedir?

Bir kimse bir kimseyi seviyorsa sevdiğinin üzerinde suizan beslemesi, onun sevdiği değil menfaat perest olduğunu gösterir. Sever, sevdiğinin üzerinde herhangi bir hesabı kitabı olmaz. O kimi seviyorsa sevsin. Sevmenin berrak olanı odur. Seven kimse sevdiğinin üzerinde asla suizan beslemez, asla onun üzerinde şüphe etmez, asla onun üzerinde akıl yürütmez.

Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı

Aklın olduğu yerde sevgi var mı?

Aklın olduğu yerde sevgi yoktur. Muhabbet vardır, beğenmek vardır. Muhabbet besleyen bir kimse sevdiğinin üzerinde gelir gider aklı. Kâh ‘bu beni sevmiyor’ der, ertesi gün bir tebessüm eder ‘o beni seviyormuş’ der. Bunların hepsi muhabbet besleyenlerin halidir.

Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı

Seven kimse sevdiğine nasıl bakar?

Seven kimse sevdiğini eksiksiz, kusursuz, hatasız görüyor; bu onun kör olduğunu gösterir ki bu makbul bir şeydir.

Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı

Sevdiğinizin üzerinde suizan beslememek neden önemlidir?

Sevdiğinizin üzerinde suizan beslemeyin. Bu kapıyı açarsanız sizi her daim sevgi noktasında topallayacaktır. Bu kardeşiniz olabilir, eşiniz olabilir, anne babanız olabilir. Ama en önemlisi Allah’ın üzerinde suizan beslemeyin. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde suizyansan beslemeyin. Bir velinin, bir evliyanın, bir pir seviyesindeki zatın üzerinde suizan beslemeyin.

Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı

Riyâzatın hakîkati nedir?

Riyazat bir kimsenin kendi üzerinde belli şeyleri kesmesidir. Eski sûfîler değişik usullerde meydana getirmişler. Bu noktada kesinlikle durduğumuz şey şudur: Eğer riyazat yapacaksak, riyazatı haramlardan elimizi, eteklerimizi, dilimizi, gözümüzü, kulağımızı kesmek olacak.

Haramlardan kendisini alıkoymayan bir kimsenin tasavvufî olarak başka riyazatlara girmesi şeytanın aldatmasıdır. Önce yalanı terk et. Önce gıybeti terk et. Önce sabah namazına kırk vakit kalk. Önce farz ibadetlerini yerine getir. Günah-ı kebâirlerle alakanı kes. Bu sana riyazat olarak yeter bu zamanda.

Farz ibadetlerini yerine getirmeyen, günah-ı kebâirlerden uzak durmayan bir kimsenin aç kalması beyhude bir şeydir. Gıybet eden bir kimsenin aç kalması riyazatla alakalı beyhude bir şeydir. Yalan söyleyen bir kimsenin aç kalması beyhude bir şeydir.

Kaynak: 374. Dergâh Sohbeti — Riyâzatın Hakîkati, Şeytanın Sağdan Girmesi ve Japonya’dan

Ümmetin feraseti nedir?

Ümmetin Delalette Toplanmaması ve Hakkın Tecellisi

Halktan hak tecelli eder. Cenab-ı Hak eşyadan tecelli ettiği gibi halktan da tecelli eder. Biz ağaçtan tecelli ettiğine inanırız, ateşten tecelli ettiğine inanırız. Kur’an ile sabittir. Biz dağa tecelli ettiğine inanırız. Musa aleyhisselama Tur Sina’da ateşin arkasında, bir rivayette ağacın arkasında konuştuğunu, tecelli ettiğine inanırız. Cenab-ı Hak eşyayı kendisine perde eder.

Kaynak: 375. Dergâh Sohbeti — Yalanın Zehiri, Ümmetin Feraseti ve Secdenin Hakikati

Ümmetin delalette toplanmaması neden önemlidir?

Ümmetin Delalette Toplanmaması ve Hakkın Tecellisi

Ümmet delalette toplanmayacaksa, siz tek başınıza ümmete karşı alıyorsanız dalalete düştünüz. Siz hakkın tecelliyatını göremediniz. Körlerden oldunuz. Gözünüz perdelenmiş. Kim perdelemiş? Şeytan. Gözünüz perdelenmiş. Kim perdelemiş? Heva ve heves.

Kaynak: 375. Dergâh Sohbeti — Yalanın Zehiri, Ümmetin Feraseti ve Secdenin Hakikati

Güzel ahlâk ve tanıklık nedir?

Etrafınızda güzel ahlâklı davranın. Birileri sizinle ilgili bir şey konuşurken dışarıdan iyi bir söz çıksın. Bir kimse günahı kebâirle anılıyorsa bunda sakınca görmüyoruz; açık olan şey söylenir. Ancak iyiliğine de şehâdet edilmesi gerekir.

Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep

Hayalin hakîkati nedir?

Hayal Akıldan Üstündür. Hayali aklın işi olarak görenler yanılır. Aklın işi tefekkür etmektir; akıl mevcut olandan hareket eder, sebep-sonuç ilişkisine bakar. Hayal ise tefekkür etmez; hayalin tefekkürü yoktur. Akıl hayalin peşine takılır ve ona hizmet eder; ama hayal asla akla hizmet etmez, çünkü akıldan üstündür.

Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep

Kardeşlik hukuku ve incitmemek nedir?

Birisinin kalbini kırdıysanız bu yola ihanet ettiniz. Yol, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin yoludur. ‘Ben o yüzden gelemiyorum, orada filanca bana böyle yaptı’ diyen bir kimse varsa, ona sebep olan kendi eşeceği kargosunu gömsün kendine. O yola ihanet etmiştir. Hiç kimse sizden zarar görmesin. Hiç kimseye tepeden bakmayın. Hiçbir kardeşinizin dedikodusunu, gıybetini yapmayın. Aranızda fitne çıkarmayın. Birisinin kalbini kırmak günah-ı kebâir olarak yeter. Müminin müminden üç günden fazla küsmesi caiz değildir.

Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı

Nefsini Bilen Rabbini Bilir: Kulluk Bilinci nedir?

Nefsini Bilen Rabbini Bilir: Kulluk Bilinci Cüneyd-i Bağdâdî dedi ki: ‘İlim, kendi değerini bilmektir.’ Kim ki değerini bilirse kulluk ona kolaylaşır. Eğer biz kul olduğumuzu bilirsek, bir yaratanımız var, bir Rabbimiz var, o yaratana ve Rabbe karşı kulluk yapmaya gayret edeceğiz. ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ hadis-i şerifini kendi nefislerini ilahlaştırmak olarak görenler sapıklığa düşüyorlar. Oysa manası şudur: kul olduğunu bil. Sen kul olduğunu bilirsen, kendi dairende Cenab-ı Hakk’ı bilmen kolaydır. Sen kendi kulluğunu görmez, kulluğunun bilincine varmazsan, kendini kulluktan başka bir daireye koyarsan asla Rabbini tanıyamazsın. Kulluğun başlangıcı İslam’ın şartları, imanın şartları, ihsan hadis-i şerifi. Bunun başlangıcı kelime-i şehadet getirmek, ortası ibadetleri yerine getirmek, sonucu Allah’ı görüyormuşçasına yaşamak. Bu insanı en ince ahlâka götürür. Kulluğun sonucu en ince ahlâka ulaşmaktır.

Kaynak: 380. Dergâh Sohbeti — Vahdet-i Vücud, Üç Yakınlık Derecesi ve Kulluk Bilinci

Haramdan Uzak Durma ve Güzel Ahlâk nedir?

Haramdan Uzak Durma ve Güzel Ahlâk Kardeş haramı terk et. Ne yap yap, haramı terk et. İçki içme, kumar oynama, zina etme. Yediğin lokmana dikkat et. Kimsenin malına, mülküne, namusuna, ırzına göz dikme. Ama asıl bu noktada haramdan uzak durur dediğimiz şey: insanların hukukuna riâyet etme, güzel ahlâklı olma, temiz olma, doğru olma. Bizim için büyük günahı kebair bir kardeşimizin gönlünü kırmaktır. Eşimizin, çoluğumuzun, çocuğumuzun kalbini kırmaktır. Hakaret etmektir. Bir kardeşi ezip geçmektir. İnsan önüne gelene bağıran çağıran, kırıp döken, hakaret eden değildir. Vazifeli olmuş olsan da bağırıp çağırmazsın. Burada herkes gönüllüdür, kimse senin fırçanı yemek için gelmedi.

Kaynak: 380. Dergâh Sohbeti — Vahdet-i Vücud, Üç Yakınlık Derecesi ve Kulluk Bilinci

Kimsenin hatasını yüzüne vurmak ve nasihat adabı nedir?

İnsanların hatalarını, kusurunu toplum içerisinde yüzüne karşı vurmak uygun bir şey değildir. Ama dostlar arasında suçunu yüzüne vurmak değil, nasihat söz konusu olur. Bir şeyi nasihat eder, o kimseye bir şeyler söylenir. Müminin üzerinden toplum içerisinde hatasını, kusurunu yüzüne vurmaması hoştur.

Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı

İnsanların eksikliklerini araştırmamak neden önemlidir?

Hz. Resulullah (s.a.v.) hariç insanoğlunun içerisinde hatasız, kusursuz birini görmeniz mümkün değildir. Kur’an hariç hiçbir kitap eksiksiz ve kusursuz değildir. O yüzden kitaplara da bakarken onların da muhakkak eksiklerinin ve kusurlarının olabileceğiyle alakalı bir kapı aralayın. Ama onların eksikliklerini ve kusurlarını araştırıcılardan olmayın. Hayatı birilerinin kusurlarının üzerinden döndürürseniz hep insanların veya düşüncelerin, fikirlerin, kitapların hatasını, kusurunu, eksiğini arar durursunuz. Bir gün gelir birisi de senin eksiğini ve kusurunu herkesin önünde çıkarır. Kendinizi motive edin. Günah işlemiş olabilirsiniz, Allah’ın tövbe kapısı açıktır.

Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı

Taklid ve Tahkik meselesi nedir?

Sufilerin önemli meselelerinden biri taklid ve tahkik ayrımıdır. Bazı sufiler taklidi terk edip tahkike geçeceğim derken dinin olmazsa olmazlarını terk ederler. Bu, dinin hukukunu bozmak demektir. Taklidi sağlam olanın tahkiki sağlam olur, taklidi çürük olanın tahkiki sağlam olmaz.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Taklidin önemi nedir?

Bizim için zahir de önemlidir. Gönül arzu eder ki zahirde kalmayalım, işin hakikatine doğru yol alalım. Ama zahir de hakikatin içindedir, taklid de hakikatin içindedir. Yol başından sonuna kadar Kur’an ve sünnete uygun olmalıdır: içiyle, dışıyla, zahiriyle, batınıyla, maddesiyle, manasıyla.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Taklidin zahirin içine nasıl girdiği?

Zahir de hakikatin içindedir, taklid de hakikatin içindedir. Yol başından sonuna kadar Kur’an ve sünnete uygun olmalıdır: içiyle, dışıyla, zahiriyle, batınıyla, maddesiyle, manasıyla.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Farzdan hakikate yolun üç merhalesi nelerdir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i kudsîde buyurmuştur: ‘Kulum farzları yerine getirmekle bana en sevimli işi yapar. Nafilelerle de bana yaklaşır. Ben onu severim.’ Bu dört adımlık yol çok açıktır: Farzları yerine getirmek → Nafilelerle Allah’a yaklaşmak → Allah’ı sevmek → Allah da onu sever. Bu üç merhale farklı isimlerle ifade edilir: Farzları yerine getirmek şeriattır, ilmel yakîndir. Nafilelerle Allah’a yaklaşmak tarikattır, aynel yakîndir. Allah’ı sevmek hakikattir, hakkel yakîndir.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Kırk sabah namazını kılan kimsenin kalbine ilham gelir mi?

Kırk sabah namazını kılan kimsenin kalbine ilham gelir. Bu sufilere özel bir hal değil, bütün ümmete açık bir mesajdır. ‘Eğer siz de benim gibi olsaydınız meleklerin size kanat açışlarını görürdünüz.’ Dilinize sahip çıksaydınız kabirdeki kimselerin halini görürdünüz. Bunlarda gizli saklı bir şey yoktur.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Salih rüyaların sufiye ne gibi bir koruma kalkanı sağladığı?

Taklid ehli olan kimse kolayca aldanabilir: birisi gelir ağlatır, paranızı alır gider; birisi din anlatır, sizin emeğinizi alır gider. Bu taklidle alakalıdır. Ama sufinin elinde mana vardır: bir elinde zahir, bir elinde batın. Batın kısmı salih rüyalardır. Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘Hayır zamanında ümmetimin mübeşirat kapısı salih rüyalardır.’ Salih insanlar salih rüyalar görürler. Bu rüyalar sufiyi korur, muhafaza eder.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Ümmetin malı nedir?

Cemaatlerin kurduğu okullar, yurtlar, dershaneler, hastaneler, televizyonlar — bunların hiçbiri cemaatin değildir, hepsi ümmetindir. Ümmetin parasıyla, gözyaşıyla, emeğiyle, zekatlarıyla, fıtralarıyla, sadakalarıyla kurulan her şey ümmete aittir. Köy köy zeytin toplanırdı, salça toplanırdı, zeytinyağı toplanırdı; hep ümmetin himmetiyle.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Tevekkül ve şeyhlik iddiası nedir?

Ben hiçbir zaman şeyhim demedim, demeyeceğim. Şeyh Efendi Hazretleri bana söylemiştir: ‘Sakın oğlum, ben vefat ettikten sonra ben oldum diye çıkma.’ Ben de söz verdim. Herkese istihare yapmasını söyledim, rüyalarında kimi görüyorlarsa ona gitsinler dedim.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Halkın İçinde Durmak ne demektir?

İnsanlardan Kaçmamak. Bir kardeşimiz insanlardan sıkılıp uzak kalmak istediğini, içinde bir sıkıntı hissettiğini sormuş. Bu, nefis ve şeytanın insanları birbirinden uzaklaştırma taktiğidir. Kur’an ve sünnet öğretisi kendi kendinize yalnız kalıp toplumdan çekilmeyi öğretmez. İnsanları beğenmemek, kötü görmek, sıkılıp kendi başına hayat kurmaya çalışmak Kur’an ve sünnetin içerisinde olan bir öğreti değildir.

Kaynak: 385. Dergâh Sohbeti — Halkın İçinde Durmak, Zikrullahın Değeri ve Kaç Göç Adabı

Kaç Göç Adabı nedir?

Erkek dervişler asla bayan kardeşlerle gerekmedikçe haşır neşir olup konuşmak için fırsat kollamayacaklar. Sosyal medyada, Facebook’ta konuşma fırsatı aramak yanlıştır. Bayanlar da erkek dervişlerle samimi olmamaya gayret edecekler. Herkes adabını, erkanını koruyacak, Kur’an ve sünnet dairesinde kalacak.

Kaynak: 385. Dergâh Sohbeti — Halkın İçinde Durmak, Zikrullahın Değeri ve Kaç Göç Adabı

Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi konusunda tartışılan temel konu nedir?

Haram: Nasip mi Gayret mi? Bazı insanlar ailesiyle birlikte koşturuyor, bazıları tek başına gidiyor. Bunda bir hikmet var mı, nasip işi mi? İslam’da ‘nasip değilmiş’ deyip oturmak, tembelliktir. Yeterince gayret göstermeyen, koşuşturmayan, mücadele etmeyen kimse ‘nasip değilmiş’ deyip oturur. Cenab-ı Hak muhakkak takdir edecektir ama o cevabı almak için de mücadele etmek gerekir. ‘Dua edin, duanıza icabet edeyim’ buyurmuştur.

Kaynak: 386. Dergâh Sohbeti — Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi

Haram işlememek neden bir ibadettir?

Din, harama dalmamak ve haram işlememektir. Günlük hayatınızda dikkat edeceğiniz tek bir şey vardır: haram işlememek. Muhakkak farz ibadetler yerine gelecektir ama haram işlememek de başlı başına bir ibadettir. Bir kimse haram işleyebileceği halde haram işlemiyorsa bu da bir ibadettir.

Kaynak: 386. Dergâh Sohbeti — Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi

Haram işlememek neden velilik yoludur?

‘Ya Rabbi beni haramlardan uzak eyle’ — dilimizden, kulağımızdan, elimizden, ayağımızdan, uzuvlarımızdan haram söz konusu olmasın. Haramdan uzak durmak evliyalık yoludur. Kur’an-ı Kerim’de Allah dostlarını tarif ederken ‘onlar haramdan uzak dururlar, haram işlemezler’ buyurur. Buradaki haram sadece içki, kumar değildir; namaz kılmamak da haramdır, oruç tutmamak da haramdır, zekat vermemek de haramdır.

Kaynak: 386. Dergâh Sohbeti — Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi

Erkeklerin eşlerini kıskanmasının sınırı nedir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki Allah kıskançtır, yani kullarının harama gitmesini istemez. Erkekler de eşlerini haram dairesinden korumakla mükelleftirler. Ancak bu kıskanma sadece haram noktasında olmalıdır. Yoksa evin içinde camı neden açtın, güneşliği neden açtın, nereye gittin, gözünü nereye kaydırdın diyerek hayatı zehir etmek İslam değildir.

Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu

Haram işlerden sorumlu olan bir kimse nasıl davranmalıdır?

Bütün insanlar haramlardan sorumludur. Elinizin altındaki bir kimse haram işliyorsa onu haramdan men etmeye uğraşacaksınız; en güzel, en tatlı yolla. Ama haram yoksa, haramla alakalı bir sıkıntı yoksa o kimseyi din adına eleştirmeniz heva ve hevesinizden olur. Birinci derecede sorumlu olduğumuz şey haramdır. Haram değilse müdahalemiz nefsimizdendir.

Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu

Ayağı sürçmemiş kimse güzel ahlak sahibi olabilir mi?

Ayağı sürçmemiş kimse güzel ahlak sahibi değildir, tecrübesiz kimse de hikmet sahibi değildir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dışında herkesin ayağı sürçmüştür. Biz bataklığa dalmış çıkmış bir topluluk olarak hata yapmaya müsaidiz. Ama ayağı sürçen kimse tövbe edip geri dönmesini bilirse güzel ahlak sahibi olur.

Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu

Hayat tecrübesi ve hikmet arasında nasıl bir ilişki vardır?

Hayat tecrübesi, insanların başından hadiselerin gelip geçmesi, etraftaki insanların yaşadıklarını görmek insanı tecrübe sahibi yapar. Bu tecrübe doğru yerde, doğru şekilde kullanılırsa o insanı hikmet sahibi eder. Batan görmemiş, düşen görmemiş, bataklık görmemiş kimse tecrübesizlikten dolayı hata yapabilir. Ama hayatın acısını tatlısını görmüş, eksiğini fazlasını tecrübe etmiş kimsenin durumu farklıdır.

Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları