Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğunun Ölçüsü

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Hata: Rüya ve Hal Görmek: Yolun Hediyesi, Aslı Değil

Rüya görmek, hal görmek yolun içerisindeki hediyelerdir; yolun aslı değildir. Meseleyi sadece rüyaya ve hale bağlamak yolumuz değildir. Yolumuz Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin hadis-i şerifinde buyurduğu ihsanı yaşamaktır. İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Sen göremesen dahi O’nun her daim seni gördüğünü hissedip öyle yaşamaktır.

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri rüyayı evliyanın handikaplarından görür. Nice veliler rüya ve hal dairesinde ayakları kaymıştır. Niceleri için rüya ve hal, meselenin özüne vakıf olmasına, hakikate ulaşmasına bir engel, bir perde olmuştur. Veyahut da o kimsenin benliğine dokunmuş, o kimse kendisini bir şey zannetmiştir. Allah muhafaza eylesin.

Biz rüyayı ve hali ne tamamen reddederiz ne de tamamen ona bağlanırız. Sünnet-i Resulullah çerçevesinde sahih rüyaların ümmete mübeşşirat, yani müjdeci ve haberci olduğuna, bir delil ve hüccet olduğuna inanırız. Ancak maksat o değildir. Maksat Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp ihsanı yaşamaktır. Tasavvuf bu manada ihsan derecesine ulaşıp ihsan derecesinde hayatı yaşamaktır.


Besmele ve Namazı Unutmak: Gaflet mi, Lütuf mu?

Unutmanın iki yönü vardır. Bir kısmı Allah’tandır; Hz. Adem Aleyhisselam’ın unutması gibi, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz’ buyurmuştur. Oruçlunun orucunu unutup su içmesi gibi bazı unutmalar Allah’ın lütfu ve ikramıdır. Ancak namaz kılmayı unutmak, besmele çekmeyi unutmak, Allah’ı zikretmeyi unutmak gaflettendir, nefstendir. İnsanlar yapmakla mükellef oldukları şeyleri unutuyorlar ve bunu Allah’a bağlıyorlar. Halbuki Cenab-ı Hak ayet-i kerimede ‘Kötülükleri nefsinizden biliniz’ buyurmaktadır. ‘O münafıklar Allah’ı az zikrederler’ buyrulmaktadır. Zikir unutulacak bir şey midir?


Ümmetin Çokluğu: Kemiyet mi, Keyfiyet mi?

Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Ümmetimin çokluğu ile övünürüm’ buyurmuştur. Buradaki çokluk hem kemiyettir hem keyfiyettir. Bunu sadece keyfiyet olarak değerlendirenler Ümmet-i Muhammed’in çoğalmasının önünde engel teşkil ediyorlar. Ümmet-i Muhammed çoğalsın, çok çocuk yapsın.

Avrupa’nın durumuna bakıldığında görülüyor ki az çocuk yapma politikası ekonomiyi batış sürecine sokmuştur. Genç nüfus yok, enerji yok. Orta Doğu’daki savaşları Batı çıkartıyor ki insanlar Batı’ya göç etsin, Batı onları asimile ederek nüfusunu gençleştirsin. Yeni kölelere, yeni genç nüfuslara ihtiyaçları var.

Bir Çoğunluğu Kalitesiz Görmek Müşrik Kafasıdır

Bazıları sekiz yüz kişilik bir cemaatte ‘Bu sekiz yüz kişinin bir hükmü yok, önemli olan fikri plandaki kaç kişi’ diyor. Bu İslam düşüncesi değildir, bu Muaviye düşüncesidir. Aynı şeyi müşrikler de yaptılar. Hz. Peygamber’e dediler ki: ‘Senin etrafında bir sürü ayak takımı var. Bunları yanından kov, biz gelelim seninle görüşelim.’ Ayet-i Kerime hemen indi: ‘Sen gece gündüz Rabbinin rızasını dileyenleri sakın yanından kovma.’ Gece gündüz seninle beraber koşturan, seninle beraber zikreden insanı sen bir zengin, bir makam sahibi için yanından kovamazsın.


Kıskançlık ve İnsanlara Yaklaşım

İnsanlar uzaklaşarak kendilerini tedavi edemezler. Önemli olan bir başkasına muhabbet beslemek, sevmektir. Bir başkasının sizi sevmesinden çok sizin sevmeniz önemlidir. Bir başkasının size değer vermesinden önemli olan sizin değer vermenizdir. Bu sizi kemale erdirir, olgunlaştırır.

Sen o Nemrut’un ateşine elini uzat İbrahim’e. Her gönül bir İbrahim’dir, her gönül sahibi bir ateş içindedir. Sen elini uzat, o ateşin içine doğru. Sen o İbrahim gönüllü kimsenin gönlünü kurtar oradan. Birisinin hidayetine vesile olmak, yerdeki ve gökteki ibadetten daha hayırlıdır. Bu felsefeyle sen, günah işleyen bir kimseye elini uzatıp muhabbetinle onu kurtarabiliyorsan, sen bahadır bir kimsesin, alperen bir insansın.


Kadın-Erkek Tokalaşması Meselesi

Ümmet bu noktada ikiye bölünmüştür. Bir kısmı Hz. Ayşe Validemizin ‘Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin eli mahrem olmayan bir kadına dokunmadı’ sözünü ölçü almıştır. Ancak başka hadis-i şerifler vardır; biat esnasında kadın-erkek el tutma konusunda farklı rivayetler mevcuttur. Hz. Ömer Efendimizin ensar kadınlarıyla biatleşme esnasında pencereden elini uzatması, Mekke fethinde Hind’in Hz. Peygamber’e elini uzatması gibi.

Bizim tavsiyemiz şudur: Bayan kardeşler mecbur kalmadıkça hiç kimseye ellerini uzatmasınlar. Erkek kardeşler de mecbur kalmadıkça tokalaşmaktan uzak dursunlar. Ama işlerinin gereği, banka, devlet dairesi gibi yerlerde mecbur kalınırsa bunda bir sıkıntı görenlerden değiliz.


Bankacılık ve Faiz Meselesi

Paranızı bankada faizsiz yatırmayın. Faizsiz tutup da faiz kurumuna bedavadan para vererek hizmet etmeyin. Hiç olmazsa faizli yatırın, faizi alın, gidin bir fukaranın elektrik parasını ödeyin, doğal gazını ödeyin, bir ihtiyacını görün. Bankacılar sizden mi zengin, sizden mi fakir?

Aslında toplu olarak bütün Müslümanlar banka hesaplarını kapatsa, kredi kartlarını geri verse, çek karnelerini iade etse, paralarını çekip altına yatırsa dünyada düzenler nasıl yıkılır görürsünüz. Çok basit. Ama o anlayış, o idrak yok bizde. Ben bunu şeyhler toplantısında da söyledim, 28 Şubat’tan önce. Bütün cemaatler, cemiyetler, tarikatlar bir araya gelip karar alsalar bu iş biter. Ama kabul edilmedi.


Fetva ve İctihad Farkı

Fetva vermek ile ictihad etmek farklı şeylerdir. İctihad etmek, Kur’an ve Sünnet bilgisi gerektiren, alim hükmünde olma gerektiren bir meseledir. Fetva vermek ise verilmiş, söylenmiş olan bir fetvayı aktarmaktır. Bu fetva vermek değil, fetvayı nakletmek, fetvayı taklit ettirmektir. Ehli Tasavvuf üstadların kendi dairelerinde ictihad edebileceklerine hükmetmişler; ancak o ictihad sadece cemaati bağlar, dışarıdaki bir kimseyi bağlamaz.


Hizmet ve Aksiyon: Söz Değil İş

Her cemaat toplantısında akıl veren çoktur. Şiir okuyacak olan çoktur, sohbet edecek olan çoktur, birileri bir şey anlatacak diye gelir. Ama hazır insanların arkasını kesmek kolaydır. Biz otuz yıldır görüyoruz bunu. Bir arkadaş gelir, bir proje anlatır, harika planlar yapar; ama icraat sıfırdır. Sen al kazmayı, küreği, kendin çık yola. Başkalarının açtığı yolda yürüme. O herkesin yolu. Başkası pişirmiş, sen yiyeceğim diye uğraşma.

Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri Hendek Kazısı’nda balyozu alıp kayaya kendisi vurdu, kendisi çalıştı. Yürüyecek olana yol açıktır. Sıfırdan kur, Cenab-ı Hakkın izniyle inşa et. Fikirlerinizi mahallelerinizde, evlerinizde hayata geçirin. Mahalleden insanları toplayın, bir ayet okuyun, bunu ezberleyin. Harika fikirler bunlar, hemen başlayın.


Allah Yolunda Koşanlarla Beraber Olmak

Cenab-ı Hak buyuruyor: ‘Bizim ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara selam size de.’ ‘Sabah akşam Rablerine yalvaranları yanından kovma.’ ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dilerek O’na yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.’ Bu ayetler sufi adabının temellerindendir.

Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber’e dediler ki: ‘Yanındaki fakir fukara takımını gönder, biz onların yanında seninle konuşmak istemiyoruz. Bizim makamımız, şanımız buna müsait değil.’ Cenab-ı Hak hemen uyardı: ‘Gece gündüz Rabbinin rızasını dileyenlerin yanından sakın olma!’ Demek ki gece gündüz Rabbinin rızası için koşanlarla beraber olacağız; evlerinde, salonlarında keyif edenlerle değil.

Sufi Dostluğunun Ölçüsü

Dostluk kuracağınız kimseler özünde sözünde, istikameti düzgün, Kur’an ve Sünnete bağlı insanlar olacak. Yalpalayan, dedikodu çıkaran, fitne üreten, laf üreten ama iş üretmeyen, hizmet etmeyen insanlarla değil. Dergah tatilcileri, hizmettekiler, koşuşturanlar, Allah için pervane olanlar; bunlarla dost olun.

Kadınlar günlerde dolaşıyorlar; pastalar, börekler, tuzlu yağlı yiyecekler. Onlar değil dostunuz. Adamlar alışveriş merkezlerinde dolaşıyorlar; sinema, kebapçı. Onlar değil dostunuz. Dostunuz Allah yolunda koşanlar, hizmet edenler, zikredenlerdir.


Yola İhanet Etmemek

Kardeşler, yol uzun. İnişler olacak, çıkışlar olacak, hatalar yapılacak. Ama bir şey yapmayın: İhanet. Yola ihanet etmeyin. Bir dervişe ihanet etmeyin. Sufilere ihanet etmeyin. Hadis-i kudsîde buyruluyor: ‘Kim benim dostlarıma savaş açarsa bana savaş açmış gibidir. Yırtıcı aslanın aldığı intikam gibi ondan intikamımı alırım.’

Dervişlik yoluna zarar verenlerin parçası bir araya gelmez. Adam bir daha bir dergaha gidemez, gittiği yer doğru yer olmaz. Rüyalarında bir yol görmezler. ‘Oradaki tadı, oradaki aşkı, oradaki muhabbeti bulamıyoruz’ derler. Allah ile zikredenlerle beraber olmayan, karanlık mahfiller kuran, yol arkadaşlarına ihanet eden kimse artık Allah dostu arayamaz.


Üstadın Hata ve Kusuru Üstlenmesi

Sizin hata yapmanız cemaatin hata yapmasına sebep olur mu? Olabilir. Hepimiz hata yaparız. Burada bütün arkadaşlar, bütün kardeşler bir hata yapıyorlarsa o hatanın sebebi benim. Başkası değil. Ben hata yaptığımda arkadaşlar da hata yapabilirler. Ama arkadaşların bütün hatalarının sorumluluğu bendedir. Bunu ciddi olarak söylüyorum.


Bilgi ve Amel İlişkisi

Çok bilen gördüm ben, hep yıkıldılar. Bilgiye itirazım yok; Allah için bilgiye boynumuz kıldan ince. Ama ayet-i kerime buyuruyor: ‘Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah sizin bilmediklerinizi öğretir.’ Kitap yüklü develer gibi çok bilip de amel etmeyenler var. O bilgi Allah rızası için değilse, amel etmek için değilse bir anlamı yoktur. Bana uçan değil, bana hizmet edip koşan lazım. Bana çok bilen değil, iş yapan lazım.


Kaynakça

Ayet-i Kerimeler

  • En’am Suresi (6): 54 — ‘Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde de ki: Selam size!’
  • En’am Suresi (6): 52 — ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na dua edenleri yanından kovma.’
  • En’am Suresi (6): 68 — ‘Ayetlerimiz hakkında tartışmaya dalanları gördüğünde, başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir.’
  • Kehf Suresi (18): 28 — ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sabret.’
  • Nisa Suresi (4): 79 — ‘Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise kendindendir.’
  • Nisa Suresi (4): 142 — ‘Münafıklar Allah’ı az zikrederler.’
  • Bakara Suresi (2): 286 — ‘Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya hata ettiklerimizden bizi sorumlu tutma.’

Hadis-i Şerifler

  • “Ümmetimin çokluğu ile övünürüm.” — Ebu Davud, Nikah, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/158
  • “İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmendir. Sen O’nu göremesen de O seni görüyor.” — Buhari, İman, 37; Müslim, İman, 1 (Cibril Hadisi)
  • “Evleniniz, çoğalınız.” — İbn Mace, Nikah, 1; Ebu Davud, Nikah, 3
  • “Bir kimsenin hidayetine vesile olman, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.” — Müslim, Fedailü’s-Sahabe, 34
  • Hadis-i Kudsi: “Kim benim dostlarıma düşmanlık ederse ben ona savaş ilan ederim.” — Buhari, Rikak, 38
  • “Sahih rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür.” — Buhari, Ta’bir, 2; Müslim, Rüya, 6
  • Hz. Ayşe (r.a.): “Resulullah’ın eli mahrem olmayan bir kadına dokunmamıştır.” — Buhari, Ahkam, 49; Müslim, İmare, 88
  • Hz. Ömer’in ensar kadınlarıyla biatleşmesi — İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, IV/32
  • “Bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir.” — Beyhaki, Şuabü’l-İman, No: 7468; Deylemi, Müsned, II/324

Tasavvufi Kaynaklar

  • Mevlana Celaleddin-i Rumi, Mesnevi-i Şerif — Rüyanın evliyanın handikabı olması, edep ve Kur’an ilişkisi
  • İhsan mertebesi ve tasavvuf — İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabü’l-Murakabe ve’l-Muhasebe
  • İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, I/36 — Rüya ve keşfin yolda hediye olması, maksat olmaması
  • Kuşeyri, er-Risale, Rüya Bahsi — Sahih rüyaların mertebesi ve tehlikeleri

Fıkhi Kaynaklar

  • Kadın-erkek tokalaşması meselesi — İbn Hacer, Fethu’l-Bari, XIII/204-206 (Biat Bahsi); İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Kerahiyye Bahsi
  • Faiz ve bankacılık hükümleri — Merginani, el-Hidaye, Kitabü’l-Büyu’; Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye, Madde 72-75
  • Fetva ve ictihad farkı — İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Mukaddime; Şatibi, el-Muvafakat, IV/142-150

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı