Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

578. Dergâh Sohbeti — Fıtrat, Sigara Haramlığı, Tokalaşma Hadîsleri ve Dervişlere Hizmet

578. Dergâh Sohbeti'nde fıtratı bozmak ile fıtrata döndürmek arasındaki fark, sigara haramlığının delilleri, kadınla tokalaşma meselesi hadîsler ışığında, İskilipli Atıf Hoca tartışması ve dervişlere hizmet-tevazû konuları detaylı işlendi.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Benim yüz felcimden dolayı göz kapaklarımda düşme oldu. Şimdi doktorlar estetik yapıp yukarı kaldırmak istiyorlar. Yaptırsam bunun bir günahı var mı? Yok. bir kimse bir rahatsızlığından dolayı yüzünde, elinde, kolunda, fıtratında bir değişiklik olmuş olsa o fıtratı, fıtratına geri döndürmek için fıtratına uygun hale getirmek gayidir. Bunda bir sıkıntı yok. Fıtratı bozmak haram. Mesela dövme yaptırmak, fıtratı bozmak veyahut bir kimsenin güzellik uğruna fıtrat olan. dişlerimi sivretmesi hadîs-i şerifte öyle geçiyor. Bu caiz değil veyahut da güzellik uğruna bir rahatsızlığından değil ama gelmiş 50-60 yaşına daha orasını, burasını gerdireceğim diye uğraşıyor.

Bunlar caiz değil. Normalde bir kimse yaşlandıysa yaşlılığın tadını çıkaracak, kendi yaşının tadını çıkaracak. Kendi yaşını gösterecek o kimse. Ama öbür türlü normalde mesela fıtratın dışında, saç ektirmek, fıtratın dışında değil bir kimsenin normalde saçları döküldü. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sahabeden bir kimse geldi, saçları yoktu. Bir tane saçından bir tane mübarek saçını kopardı, biçakla yardı, yatırdı kafasına. Onun bir daha saçı çıktı veya sakalı çıkmayan bir kimseye yine sakalından, mübarek sakalından bir tek tane kesti, yatırdı oraya. Onun sakalları çıktı. Bunlar caiz, bunda bir sıkıntı yok. Neden? Sakal fıtrattır çünkü. Bir kimsenin saçı fıtrattır. O yüzden bütün peygamberler Adem’den itibaren hepsi de sakalıdır.

Sakalsız hiçbir peygamber yoktur. Örnek. Fıtrat çıkmıyorsa o kimse normalde var ya şimdi saç ekiimi, sakalı ekiimi bunu yapabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Fıtratı bozmak caiz değil. Normalde bir erkeğin mesela göğüs tarafında kıllı olması, sırtının kıllı olması, bacaklarının, kollarının kıllı olması fıtrattır. Bir erkeğin bunları yoldurması, bunları böyle tavuk yoldurur gibi yoldurması caiz değildir. Kadınların yoldurması gibi yoldurması caiz değildir. Ama kadınlarda fıtrat değildir mesela. Kadının vücudunun kıllanması fıtrat değildir. Kadının yanağının kıllanması fıtrat değildir. Bir kimsenin, bir kadının bunları da temizlemesi fıtrata uygun hale getirmektir. O yüzden bir kimse fıtratını bozmayacak.

Fıtre mi? Fıtre. Allâh, bütün Allâh’ın çirkin yarattığı hiçbir şey yoktur. O yüzden insanlar fıtratlarını bozmayacaklar. Gece uyku halindeyken üzerimizden cinler tarafından bir şey alınabilir mi? Bunlar çok absürt şeyler. İnsanlar bir şeyi kaybediyorlar. Bir şeyi unutuyorlar bir yerde. Ondan sonra olan cinliler oluyor. Ne oldu? Bunları cinliler götürdü. Veya cinliler bunu aldı. Veya böyle bir şey kapı açılıyor, yol açılıyor buna. Evde altınlar yok. Cinliler aldı herhalde. Adam satmış, yemiş. Diyor ki cinliler aldı. Kadın da buna inanmış, koşa koşa gelmiş. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. benim filancanın fişmancası söyledi. Böyle böyle benim altınları cinliler almış götürmüş. Dedim iki ayaklı cinli götürmüştür onu.


2. Bölüm

Sen ona bak dedi. Nasıl yan? Basmaya dedim. Cinliler öyle normal bir başkasının altını alıp götürmez. Kim söyledi bunu? Eşim söyledi dedi. Eşin götürmüş seni herhalde dedim. Allâh alem. Git dedim eşine lanetleş. Sen mi aldın, başkasın mı aldı? Lanetleşelim dedim. Gitmiş bu lanetleşme fikrini kim söyledi sana demiş. E ben aldım da şöyle oldu da böyle oldu da kredi kartları şu ne oldu da bu ne oldu da. Millet şimdi işin kolay tarafını bulmuş. Kadın iki tane bileziği nereye koyduğunu bilmiyor. Unutuyor cinliler aldı diyor. Veyahut da saklıdan gizliden adamdan saklı gizli gidiyor babasına abisine birisine borç veriyor onu. Adam diyor ki nerede? E stekli köstekli cinliler aldı. Ya bütün her şeyi cinliler alıp da bunları da suçlamanın bir anlamı yok.

Allâh onlara da bir can vermiş. Allâh onlara da bir ruh vermiş. Onlar da sonuçta hesaba kitaba çıkacak. Yarın öbür gün çıksalar mahşerde deseler ki biz topluluk olarak bu kimseden şikayetçiyiz. Neden? Bizi hırsız tuttu. Kaktı sohbette Mustafa’ya ız var. Bizim için bunların hepsi de hırsızdır dedi. Al başına dert. Allâh muhafaza eylesin. Bir muska bulduğumuzda imha ettiğimize etkisi sürer mi ne kadar sürer. Ben muskacı değilim ki. Allâh sizin iyiliğinizi versin. Bizim ne işimiz olur muskayla onunla bununla. Allâh selametlik versin inşâAllah. Sigara vücuda zarar verdiği için haramdır. Peki sigaranın ham maddesi olan tütünü yetiştirmek, pazarlamak haram mıdır? Allâh razı olsun. Normalde bir şey haram ise ona giden bütün her şey haramdır.

Onu yetiştirmek de haramdır. Darül İslam’da. Bu sıkıntılı bir durum. Şimdi sigarayı biz sûfî kardeşlerimize diyoruz ki içmeyin haram. Hem israf noktasında haram hem de illetleri noktasında haram. Bir şeyin illeti meydana çıkınca bu âyet, hadîs aranmaz ondan. İlleti çıkmış meydana. Rahatsızlıkları meydanda. İnsanlara vermiş olduğu rahatsızlık meydanda. Üst solunum yolları kanseriyle alakalı, akciğer kanseriyle alakalı yapılmış araştırmalar meydanda. Bunu böyle söyleyince bir kısım nakşibendi dergilerine müntesip olanlar veya bir kısım cehri erbaptan olanlar, sigaraları kendilerine caiz görenler hakkında âyet, hadîs mi var? Nereden bunu haram etti? Böyle haram edemez. Haram etme yetkisi Allâh’a ait, Resulüne ait.

İyi, iştahatlar var. Allâh’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bunun illeti meydanda kim diyebilir sigara içen bir kimsenin ağzı misk kokuyor diye? Şimdi sonra yazıyorlar dün gece sohbetinizi dinledik, sigara içen bir kadına bir adam nasıl öpebilir, sigara içen bir adamı bir kadın nasıl öpebilir, nasıl dayanabilir o kokuya diye. Söylediniz, e üzerimize alındık. E üzerinize alındıysanız bırakın işte. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşlerinden birisi çok güzel bir tatlı yapıyordu. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o tatlıyı o yaptıkça her gün onun evine uğruyor, o tatlıdan yiyordu. Hazreti Ayşe annemiz kıskanç, Zeynep de uzaktan akrabası, o da kureçti.


3. Bölüm

Ona dedi ki senin yanına geldiğinde de ki ya Resulallah sen neydin ki ağzın tuhaf kokuyor? Kadının fendi. Erkeği yendi ama Hazreti Muhammed Mustafa hariç. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Zeynep annemizin yanından çıktı, ağzını çalkaladı, misvakladı hemen. Oradan Ayşe annemizin yanına gitti, aynı şeyi Ayşe annemiz de yaptı. Hemen çıktı dedi ki bir daha bunu hiçbir zaman yemeyeceğim o tatlıdan için. Tekrar dişlerini misvakladı, tekrar ağzını çalkaladı, Cebrail aleyhisselâm geldi. Dedi ki ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem sana komplo kurdular. Sana komplo kurdular. Bakın normalde ağzın kokuyor denilince yapmış olduğu hareket bu. Ümmeti Muhammed ağız kokusuna dikkat edecek, sünnet.

Bir kimsenin ağzının kötü kokması hoş bir şey değil. E soğan sarımsak normalde Cebrail aleyhisselâm ile görüşmem olmasaydı her gün soğunu sarımsak yerdim. Başka bir hadîs-i şerif soğan sarımsak yem mescidimize uğramasın. Sebep kokusundan. soğan sarımsak caiz mi evet, helal mi evet. Bunlar narın rağmen kokusundan dolayı böyle söylüyor. Sigaranın kokusunu ne yapacağız? Birisi geldi dedi de çek besmele hadi sigaraya. Besmelesiz ağzına hiçbir şey götürmedi. Çek hadi besmelesiz sigaraya. Ses yok. Ama eski fıkıhçılar eskiler mekruh demiş. İyi hadi mekruh dediğini kabul ettik. Mekruh kabul ettik. Hanefiye göre mekruhun devamı günah-ı kebair. Bir sefer bunu attın mekruh devamını atıyorsan günah-ı kebair.

Bir sefer yaptın mekruh. İkinci üçüncü devam ediyorsa günah-ı kebair Allâh muhafaza eylesin. O yüzden sigara caiz değil. E hadîs-i şerif haramlar belli helallar belli. Birisi de onu dedi. Haramlar belli helallar belli dedi Allâh Resul dedi. Bu normalde haramların içinde mi? İyi hadîs-i şerifi devam et dedim. Belli olmayanlar bunlardan uzak durun dedi mi dedim ben? E dedi sen bunu şüphelerin içerisinde görmüyor musun dedim. Ses yok. Sigara içmeyin. Sigarayı bırakın. İçenler var ise. Hem kahrolsun Amerika diyeceksiniz, cebinizde Malbora taşıyacaksınız. Böyle bir şey yok. Hem lanet olsun Amerika diyeceksiniz hem de cebinizde Amerikan sigaraları taşıyacaksınız. Böyle bir şey yok. Allâh bizi affetsin.

Akraba evliliği ile ilgili düşünceleriniz ve İslami hukuk nedir? Evlenilmesi yasak olanlar Kur’ân ve Sünnet ile sabit. Bunun haricinde evlenilmesi caiz olanlar evlenebilirler mi? Evet. Amca kızları, teyze kızları, hala kızları insanlar bunlara nikah düşer mi? Evet. Ama bir hadislerin var uzak durulmasıyla alakalı. Mümkün mertebe uzak durmaya gayret ediyorum. Bir sıkıntı doğduğunda çünkü iki aile birden yıkılıyor. Bunu haram edebilir miyiz? Hayır. Yasaklayabilir miyiz? Hayır. Bu noktada Allâh’ın hukuku meydanda. Ama kardeşler mümkün ise uzak durmaya gayret etsinler. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bir bayanla tokalaşmış mıdır? Bir hadîs okudum. Hiçbir bayanın eline elime değmedi demişti.


4. Bölüm

Nikahsız bayan. Bizi bu konuda ilimlatırsanız sevinirim. Bu hadîs Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözü değil. Benim elim hiçbir bayana değmedi sözü yok oğlum. Hz. Ayşe annemizin sözü bu. Onun eli hiçbir mahrem kimsenin eline değmedi diye Hz. Ayşe annemizin tespiti sözü bu. Kahali alınmaz mı? Muhakkak alınır. Ama Hz. Peygamber bunu o yüzden söyledim özellikle. Bu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bizatihi sözü değil. Bir bayanla tokalaşmış mıdır? Bir bayanla tokalaşma tarih içerisinde böyle bir kültür böyle bir gelenek olmamış hiç. Normalde hiçbir bayanla hiçbir erkek tarih boyunca tokalaşmamışlar. Bu bir bayanın eline değdi mi değmedi mi tokalaştı mı meselesini hadîs-i şeriflerde bir tek biatlaşma mevzusunda bulabilirsiniz.

Bir atlaşmayla alakalı. Şimdi bunu normalde bu meseleyi biraz daha genişletebilirim ama internet kullanıyorlar bütün kardeşlerin büyük bir çoğunluğu. Kullananlar Mustafa Öğürbak sayfasında bununla alakalı geniş bir bilgilendirme var. Şimdi böyle bir gelenek yok. Bir köye gitseniz köyde bir kadınla tokalaşır mısınız böyle bir gelenek var mı? Veya bir kasabaya gitseniz tanıdığınız tanımadığınız bir kadına elinizi uzatır mısınız? Yok böyle bir kültür yok. Bundan 20 yıl 30 yıl 50 yıl öncesine kadar böyle bir kültür hiçbir yerde yok zaten. Böyle bir kültür hiçbir yerde olmayınca böyle bir şey de problem değil. Bakın böyle bir şey de problem değil. Problem haline getirilmemiş İslam dünyasında. Bu ne zaman başlamış?

Bu İslam dünyasının bilhassa Osmanlı’nın batıllaşma aşkıyla başlayan bir şey. Batılılarda tokalaşmak var. Bu batılılara da sonradan gelme bir şey olmaz. Bu batılıların da normalde 500 yıl önce batılılarda bir tokalaşma modası yok. Batıya da kapitalist sistem oturmaya başlayınca batıda da kadınlar normalde fabrikalarda orada burada hızlı bir şekilde ekonominin içerisine istihdam olarak katılmaya başladığında çıkıyor bu meseleler. Batıda bundan 600 yıl önce kadınların fabrikalarda çalışması yok ki. Batıda ne zaman ekonomik olarak sanayi devrimi dediğimiz şeyler oluşmaya başlayınca işçi lazım. İşçi lazım olunca kadınlar da çalışmaya başlıyor fabrikalarda. Kadınlar çalışmaya iş hayatına girmeye başlayınca zaten bu kadın erkek ilişkileriyle alakalı nerede durulacak nerede durulmayacak bunlar söz konusu olmaya başlıyor.

Mesela hristiyan geleneğinde hristiyan küldüründe bir kadının bir erkekle tokalaşması yok. Siz bir rahibin veya bir rahibenin rahibenin bir erkekle tokalaştığını kim söyleyebilir? Hala da tokalaşmazlar. Bir rahibe ne elini gösterir ne bacağını gösterir ne kolunu gösterir. Bir rahibenin birisiyle tokalaştığı söz konusu değildir. Bir rahibin de bir kadınla tokalaşması söz konusu değildir. Ama böyle olunca bu sefer o kadınların köleleştirilmesi kadınların köleliği mümkün olmayacak. Öyle olunca onlar da hristiyan geleneği ve kültürünü terk ettiler. İlk bozulma Avrupa’dan başladı. Avrupa’dan biz iyiliği almadık zaten bu noktada. Biz Avrupa’dan kötülükleri devşirdik bu tarafa. Bu sefer tokalaşma problemi bizde de söz konusu oldu.


5. Bölüm

Bizde bir de enteresan mesela bizde el öpmek var. Bu hem İslam toplumunda var hem Türklerin genel kültüründe var. Kimlerin eli öpülür? İmamlar oturmuşlar iştahat etmişler. Hanefiye göre mesela bir kızın bir kadının babası yaşındaki bir kimsenin elini öpmesinde bir beis yok. Bir erkeğin annesi yaşında bir kadının elini öpmesinde beis yok. Hazreti Ebu Bekir radıllahu anh hazretleri yaşlı kadınların böyle Medine’nin kenar mahallesindeki yaşlı kadınların başlarını okşardı. Tabii yaşlı kadın dediğimizde kaç yaşında? 70 yaşında. İyi. Hazreti Ebu Bekir radıllahu anh hazretleri kaç yaşında? O da 70 yaşında. Aslında hadîs kritercileri onları yaşlı derken yaşıtı kadınlar. E tokalaşma bizim önümüze normalde bizim önümüzde var mı?

Var. Haydi bu sefer hadislerin üzerinde gideceğiz. E hadislere baktığımızda Hazreti Ayşe annemiz diyor ki onun eli hiçbir mahrem ele değmedi. Eyvallâh. Hadîs inkar etmemiz mümkün değil. Hazreti Ayşe annemizin sözü. Evet Hint geliyor ya biatlaşmaya Mekke’nin fethinde. Kısa kısa geçeceğim. Mekke’nin fethinde Hint geliyor. Elini uzatıyor biatlaşmak için. Yüzü gözü sevrulu. Tanınacak halde değil. Hint kim? Sufyan’ın hanımı. Sufyan’ın hanımı. Hazreti Peygamber bir el ona uzanınca bu kadın eli midir? Erkek eli midir? Siz elini tutmayacağınız bir kimse burası Mustafa Özman mantık yürütmesi. Siz elini tutmayacağınız bir kimsenin neden bu kadın eli mi erkek eli mi diye sorarsınız? Peki Hint gidiyor elini kınalıyor.

Elini kınaladıktan sonra tekrar geliyor. Yine elini uzatıyor biatlaşmak için. Hadi şerte orada elini tuttu tutmadı. İbaresi yok. Elini uzatıyor. Bu sefer Allâh Resulü ona çocuklarınızı öldürmeyeceğine diye söyleyince çocuk mu bıraktınız zaten diyor. Sufyan’ın çocukları Bedir’de gebertirdi ya. Öldürecek çocuk mu bıraktınız diyor. Onu anlıyor Hint olduğunu. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e tebessüm ediyor. Ama böyle bir küçük bir tepenin üzerine oturuyorlar. Bir tarafta da Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri biatlaşmayı alıyor. Bir taraftan da Hazreti Ebu Bekir radıyallâhu anh hazretleri biatlaşmayı alıyor. Bir taraftan da Hazreti Hatice annemizin kız kardeşi biatlaşmaları kabul ediyor.

Şimdi bir bu vakka var. Ardından başka vakka var. Kadınlar toplanıyorlar Medine’ye münevvere de. Müslüman olacaklar biatlaşmak istiyorlar. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vekaleten Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretlerini gönderiyor. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretlerini gönderince Medineli kadınlar bunu naklediyor. Ömer diyor elini pencereden içeri uzattı biatlaşmak için. Kadınlardan biat almak için. Dışarıdan sokaktan pencerenin içinden elini uzattı. E neden elini uzatır ki biatlaşmak için pencereden elini? Şimdi bunu normalde bazıları haram noktasında duruyor ya. Ben biraz bu konuda üzerinde böyle birkaç tane farklı hadîs var ise bir şey haram derken dikkatli olmakta faydalı.


6. Bölüm

Bir fayda görüyorum. Elini uzatıyor. Medine’ye münevvere de kadınların toplu bulundukları yerde onların biatlarını kabul ediyor. Başka bir mesele yine geliyor şimdi Hazreti Ayşe annemize muhalefet etmek değil burada. Ama hadîs var. Medine’de bir kadın geldi. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde dedi ki sen ne boş boş dolaşıyorsun böyle. Onun elinden tuttu. Medine sokaklarında beraber dolaştı. Yine hadîs kritercileri diyorlar ki bu kadının akli dengesi yoktu. Akli dengesi olan olmayan kadın kadın sınıfında değil mi? O mahrem değil mi? Hiçbir kadın değmemiş ya sırtında çubanlar çıkardı Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde. Azatlısı Selma annemiz var.

Ne yapardı ayda bir sefer iki sefer bazen haftada bir sefer çubanların azmasına bağlı. Selma annemizin evine gider yüzü koyun yatar. Selma annemiz bugünkü manada siz ister hemşire deyin ister bayan doktor deyin bu normalde kriterini ben koyacak durumda değilim. Ama sağlıkla alakalı gidiyor onun önüne yatardı Selma annemiz sırtını soyar sırtındaki çubanları tedavi eder patlatır temizler onlara ilaç sürer merhem sürer. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri rahatlardı bir müddet hatta hadislerde geçiyor o rahatladıktan sonra az bir miktar uyurdu orada. Ondan sonra kalkar giderdi bir kadın eli değmedi deyince burada bir evet ben onu şöyle yorumluyorum Hazreti Ayşe annemizin gözünün önünde böyle bir vakka sudur etmemiş.

Zaten Mekke’nin fethine katılmamıştı. Mekke’nin fethinde yok zaten oradaki biyatlaşmaları görmedi. Ama bunları da böyle söyledikten sonra şimdi meselenin son noktası ben bütün kardeşlere söylüyorum. Bir kadına elinizi uzatmayın. Bu uygun değil. Mecbur kalmadıkça bir kadın size elinizi uzatınca mecbur kalmadıkça bu böyle bir estantane mesela yaşamamaya gayret edin. Kadın elini uzatacak diyelim ki elinde bir çanta varsa solunun elindeyse sağ elinde al. Elinde bir şey varsa sağ eline bir şey al. Tokalaşmama adına kaçınma adına kaçma adına. Kadınlara sesleniyorum hangi erkek elini uzatırsa uzatsın tokalaşmayın. Siz elinizi kaldırmazsanız hiç kimse elini kaldırmaz. Erkeklere sözüm hiçbir kadına el uzatmayın.

Zaten Avrupa adabı erkanında da erkek elini kadına uzatmaz. Ancak kadın elini uzatırsa erkek onun elini öper. Avrupa da batıda da tokalaşma yoktur. Bakın tokalaşma yoktur. Kadının bir erkeğe elini uzatması ona kıymet verdiğini onu değer verdiğini onu kendisine yakın olduğunu gösterir. Evet kadın sen o kadının nezaketen elini öpmeye layıksın. O kadın sana lütfetti ikram etti. Sana nezaket gösterdi. Tabii Avrupa kültüründe alnına götürmek yok. Öpüp bırakıyorsun. Yalamak yok. Dudağını değdirmek yok aslında Avrupa kültüründe kadının eline. Öpüyormuş gibi yapıyorsun. Saygı gösteriyorsun. Bu da ayrı bir şey tabii. Allâh bizi affetsin. Bu konu bu kadar yeter. Tuncay Allâh sana şifa versin. Hastaneye yatacakmış Tuncay dua edin.


7. Bölüm

Rabbim hayırlı şifa versin inşâAllah. Besmele-i Şerife farklı şekillerde söylüyoruz. Bismillah, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm gibi. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm gibi. Hangi Besmele-i Şerife hangi durumlarda söylemeliyiz her durumda söylenebilir. Geçtiğimiz haftaki sohbetinizde İskilipli Atıf Hoca’ya atıfta bulunmuştunuz. Malum Hoca gerek döneminde yaptığı söylemlerle gerek Teali İslam cemiyetine mensubiyet ile hatta başkanlık edip milli mücadeleye karşı duruşu Kuva-i Milliye Hareketine karşı topluma askerden kaçmanın doğru bir hareket olduğunu öne şüren bildirileri ile Müslüman Türk toplumunun ortadan kaldırılmasına varacak ayaklanmalara isnat olmuştur. Ayrıca İngiliz manda savunucusu kanaat önderi gibi toplumu etkilemiş ve dönemin istiklal mahkemesine yargılanıp idam edilmiştir.

Yavuz Buğra Güçlü’ye yazmış bunu. Bunu orta yere atan Haydar Baş. Bununla alakalı tarihi bir vesika yok. Bu İskilipli Atıf Hoca ile alakalı bununla alakalı bir tarihi vesika yok. Bu söylemi biliyorum. Ama bu söylemi ilk orta yere Türkiye’de atan Haydar Baş. Haydar Baş bunu söyledi. Haydar Baş ve avanesi söyledi. Ama Haydar Baş’ın ağzından bizatihi dinledim bunu. Bu İskilipli Atıf Hoca’ya atılmış bir iftira. Madem İngiliz casusuydu neden şapka ihtilaline kadar beklediler ki? Madem Kuva-i Milliye’ye karşıydı neden şapka ihtilaline kadar beklendi ki? Madem Kuva-i Milliye’ye karşı geldi madem ki İngiliz casusuydu madem ki İngiliz mandasını kabul ediyordu. iş bitmiş devlet kurulmuş git as. Kıymetli dostlar kardeşler.

İstiklal mahkemelerinin zabıtları henüz daha Türkiye’de insanların öğrenmesine, gerçekleri görmesine açılmamıştır. İstiklal mahkemesi zabıtları devlet sırrı statüsündedir. İlk meclis zabıtları ulaşamazsınız. Açılmamıştır. İstiklal mahkemesinin zabıtları açıklanmamıştır. Açılmamıştır daha henüz. Bunca yıl geçmiş bakın. Açıklanmamıştır daha. Biz İstiklal mahkemelerinin ne kadar kimi astığı, nerede astığı, nasıl astığı, neye dayanarak astığını bilmiyor hiç kimse. Siz Konya’da bir gece içerisinde 500 kişinin asıldığını biliyor musunuz? O yüzden İstiklal mahkemeleri henüz daha mahkeme zabıtları açıklanmadı. Birinci meclis zabıtları açıklanmadı. Bir çıt daha ileri size söyleyeyim. Daha yayınlanmamış kanunlar var Türkiye’de.

Kanun çıkarılmış resmi gazetede yayınlanmamış. Resmi gazetede yayınlanması yasak. Ama kanun var. Kanun çıkarılmış. Bunu ne başbakan biliyor, ne bakanlar biliyor, ne milletvekilleri biliyor. Bu yayınlanmamış bir kanuna muhalif bir kanun ancak çıkarmaya kalkarlarsa, o çıkacak olan kanunu hazırlayan kimsenin önüne kanunu koymuyorlarmış. Diyorlarmış ki bu kanunu çıkaramazsınız. Bu kanuna aykırı yayınlanmamış kanunlar var. O yüzden kim bu İstiklal atıf hocanın üzerine bu meseleyi söyleyen kim? Haydarbaş. Tarihçi mi? Hayır. Bir tarihi vesika yayınladı mı? Hayır. Ben özellikle buna dikkat ettim. Neden kararlama yapıyor? Dikkat etmekte fayda var. Altı yaştan, çocuk yaşından beri bir insan herkes tarafından eleştirilip düşleniyorsa, iş yerlerine ona psikolojik baskı uygulanıyorsa, o insan nasıl bir varlıktır?


8. Bölüm

Hayatta kalma amacı ne olmalı ve artık ben kimim, ben neyim diye kendine sorular soruyorsa, nasıl bir yol izlemeli? Not bu insanın çalışmaya ihtiyacı var fakat bu sorunlarla rızkını nasıl temin edebilirim? Ya normalde evet kolay bir şey değildir bu. Her taraf herkes tarafından eleştirilip düşlenmek. Ama burada bunun üzerinden yürüyeceğim. Herkes tarafından eleştiriliyorsa o kimse kendi kendine bir bakmalı ya. Herkes tırnak içerisinde ve herkes tarafından dışlanıyorsa kendi kendine bakmalı. Benim vücudum mu kokuyor? Benim ağzım mı kokuyor? Ben insanlarla bir diyalog kuramıyor muyum? Ben insanlarla bir iletişim bozukluğum mu var? O kimse kendine bakmalı birinci derecede. Bakın bir kimse önce kendine bakmalı.

Bana neden kimse selam vermiyor? Allâh Allâh. Kendine bak insanları suçlama. Benim neden çok arkadaşım yok? Kendine bak insanları suçlama. Bana neden kimse gelip gitmiyor? Kendine bak insanları suçlama. Bir meselede bir başkasını suçlamak işin kolay tarafı. Biz kendimizi öz eleştireye koyalım. zaman zaman biz böyle gelirler. Ben dergahınıza geldim gittim evet. Hiç kimse bana selam vermedi. Allâh Allâh. Hiç kimse mi vermedi? Hiç kimse vermedi. Ben de diyorum ki ne kadar güzelmiş. Nesi güzel bunun? Siz diyor bir topluluğa girdiniz. Hiç kimse size özel alaka göstermedi ve oradan çıktınız. Cennetliksiniz diyorum ben şimdi ona. O bakıyor. bir topluluğa girdin. Hiç kimse seninle iltibat kurmadı. Kimse seninle selamlaşmadı.

Hoş geldin, beş gittin diyen olmadı. Selâmün aleyküm. Çıktın gittin sen o topluluktan. Senin topluluğa girişinle çıkışın hiç kimseyi etkilemedi. Diyor ki o kimse cennetlik kimsedir. Diyor mu sen cennetlik bir kimseymişin. Ne kadar güzel. Ama yok o meşhur olmak istiyor. O onu gördüğünde herkes ayağa kalksın, hoş geldin desin. Ona böyle bir ne bileyim hatta cıstaka cıstaka Mustafa Özmah, beyefendiler hoş geldiniz diyelim. Veya bana neden birisi de öyle demişti. Bir yerde ders yaptırıyordu kardeş. Bana neden ayağa kalkmıyorlar dedi. Dedim ya hata yapmışlar ya. Ben de şimdi. Evet dedi. Ben senden daha alimim dedi. Sen meslek lisesinden terksin dedi. Ben imamatif mezunuyum dedi. Bana ayağa kalkmaları lazım dedi.

Ben söyleyeyim mi arkadaşlar bir daha seni gördüklerinde dedim. İşaret parmağının üzerine hamuda kalksınlar. Ayağa kalkmak ne demek dedi. Böyle durdu şimdi. Dedim sûfî adabında dedim. Ancak dedim ben nakib-i nugabbaya, halifeye, şeyhe ayağa kalkılır dedim. Başka bir kimseye ayağa kalkılmaz dedim. Senin nakib-i nugabbalin mi var dedi. Biz bilmiyor muyuz? Böyle durdu. Hayır dedi. Dedim halifelin mi var sûfî adabı olarak. E hayır dedi. O zaman sen şeyh misin dedim ben. Hayır dedi. E dedim bu üçüne ayağa kalkılır dedim ben. Başka kimse ayağa kalkılmaz dedim. Sen nesilsin bunların içerisinde dedim. Ses yok. Ama o da ayağa kalkılmasını istiyor. Meşhur olacak. Herkes ona ayağa kalkacak. Ona da aynı şeyi söyledi.


9. Bölüm

Dedim bir tane de ork koyalım oraya. Sen geldiğinde dedim ben cıstakı cıstakı. Oo beyefendiler hoş geldiniz desin. Tabii. İnsanlarda böyle bir şey var. Onu ayağa kalkacaksın. Ona oğuz saygı göstereceksin. Temana edeceksin. Kardeş burada makammış, mevkimiş, paraymış, pulmuş. Burada geçmiyor. Sen bir yerde amirmişsin, memurmuşsun. Geçmiyor. Sen bir yerde muhtarmışsın. Yok köyden hiç kimseye bir karış yer satmıyormuşsun. Burada geçmiyor. Sen makam sahibiymişsin, mevki sahibiymişsin. Burada geçmiyor. Burada nice başlar kesiliyor. Kan parasını veren olmuyor. Burası öyle bir meclis ki ben şeyhim diyen bozuluyor burada. İki paralık oluyor. Ben dervişim, ben nakibim, ben nukabayım diyen kimsenin zaten hesamesi yok.

Sen ne bekliyorsun? Burası nefsini eğitme, nefsini köretme, nefsini yenme yeri. Burası ay bana baksınlar, bana etsinler, bana ayağa kalksınlar. Burası nefisle mücadele yeri. Nereye kalkacak minnet sana? Herkes gelmiş Allâh için Allâh demeye buraya. Bana selam vermediler. Dedim vermemişlerdir. Bizimkinlerin hepsi de meczup dedim ben. Dedim kim gelmiş kim gitmiş minnet görmez bile bizde dedim. Nasıl? Ayık değiller bizimkinler dedim. Dedim içeri giren oranın kokusunu aldı mı getiyor dedim. Kafa gidiyor adam da dedim. Kadın adam değişmiyor. Kafa gidiyor. Ne? Yanına vali gelmiş var. Valise vali diyor adam. Bizde böyle bir fitursuzluk da var. Var. kim geliyorsa gelsin. Adam diyecek ki hava filanca gelmiyor.

Geldiyse gelmiş ya. Ne yapalım geldiyse. Geldiyse hoş geldin. Allâh’ın zikir meclisi. Kalkıp da özellik yapacak değiliz ya hiç kimseye. Zaten bizim Hüseyin Akada diyor ki ne o haydariler sarıldılar öne gelsin. Demiyor hiç makam sahipleri, mevki sahipleri, kan hamam sahipleri. parası, zenginliği şu kadardan şu kadara kadar olanlar birinci alaka’ya, şu kadar olanlar ikinci alaka’ya öyle bir şey demiyor. Haydarisi sarı olanlar, talimli olanlar gelsin. Bir de şimdi o tarafı var. Bir de talimli olacak. E dün bir bugün iki ben Önemarka’da zikrullah yapacağım. Öyle değil. Talim arıyor bu adam. Neredeyse herkesin ağzına nefesini dinleyecek. Zikrullah’ı nasıl yapıyor diye. O dinlemiyor. Neredeyse dinleyecek diyorum ama Mustafa’yız.

Bana dinler. Öyle birinci, ikinci, üçüncü alaka’daki olanlar, dördüncü, beşinci alaka’da olanlar, ta en arkadaki beni görmez ya. Herkes Allâh Allâh. Bizim arkadaş. Sesi bozulmayacak. Yarın sayan orada sahne alacak ya. Playback yapıyor bizimki arkada. zikrullah yapıyormuş gibi böyle. Ben de şimdi içimden diyorum aç gözlerini diyorum ben şimdi içimden. Açıyor şimdi. Bir bakıyor ben ona bakayım. Allâh Allâh. Yapma böyle işte. Normal zikrullah etsene. En arkadaki de en önündeki de hepsi de bir tamam zikrullah yapacak. Mustafa’yız bu an normal değil. Kafası dönüyor bu sefer. En arkadaki playback yapınca. Yapma. Burası öyle bir yer değil. Adamın böyle özellik yapsınlar. O bir Murtaza özel öyle sandalede oturuyor.


10. Bölüm

Köşkü var onun. Adam makam sahibi ya. Allâh Allâh. Sen Murtaza Mercan mısın? Allâh Allâh. Birisi de ona takmış. O neden koltuğa oturuyor? Makam sahibi dedim. Ne dedi o? Onun makam sahibi olduğu yerde benim işim yok dedi. Yoksa yok dedim ben. Ben gidiyorum dedi. Gittin bile sen dedim ben de. Yazdım gittin bile sen dedim. Buna milletin dervişinden ettin yani. O da zannediyor ki ben onu normalde kollayacağım. Aaa sen gitme ya. Ben Murtaza’yı makamından edeyim dedim. Sonra yazdım. 28 Şubatta siz kaçıp gittiğinizde o bizle beraber zikrullah yapıyordu dedim. Ses yok. Siz kaçıp gittiğinizde o bizle beraberdir. Sen kaçtın gittin, sen döndün gittin, sen gevşedin gittin. Sen el salladın. E sen gittin efendim ben tutuklansam ondan sonra Mustafa abi mi açacak benim dükkanımı dedin.

Biz gitmeyelim derse dedin. E sen gittin. Dedin ki efendim basılırsak bizim çeklerimizi Mustafa abi mi ödeyecek dedin. Biz sohbetlere gitmek istemiyoruz dedin. E sen gittin. Ben işten atılırsam memurluktan atılırsam benim evime Mustafa abi mi bakacak efendim dedin. Öyle gittin. Ben ne yapayım. E ondan sonra geldin Murtaza’yı baş köşede otururken görünce Murtaza neden orada koltukta oturuyor. Makam sahibi dedim ben de. Lan Murtaza o koltukta değil burada da otursa hakkıdır adamın benimle beraber. Adam diz çökmüş benimle beraber mücadele etmiş benimle beraber. Basılmış edilmiş. E sen sen evde elinde kumanda kahrolsun bunlar diyordun. Evde zikrullah çekmek için Abdullah Gürbüz efendiden icazet istedim.

Biz bilmiyor muyduk evde ders çekmesini. Yok adam o da makam istiyor. Herkesin derdi makam. Onun geldiğini göreceğiz biz. Oo buradan diyeceğiz filanca hoş geldin. Harika. Bütün kardeşler selam verin kardeşe. Sûfî yolunda bir selam dahi beklemek acziyettir. Sûfî yolunda gelirsin oturursun dersini yaparsın orada yapılacak bir iş varsa gidersin oranın sorumlusunu dersin ki ya ben yapılacak bir iş varsa ben hazırım. Tuvalet mi temizlenecek senin yapılacak bir iş varsa hazırım dediğinde iş ayırma şansın da yoktur. Evliya Menkibesi okuması güzel dinlemesi güzel. Eşref oğlu Rûmî ne? Anim zat. Büyük zat. Nereye gitmiş? Hacı Bayramu Veliye. İçinden ne diyormuş? En azından burada dergahın imamı olursun sen burada namaz kıldırırsın.

Gitmiş boyun bitmiş demiş buraya. Tabii önce gitmiş bakmış Hacı Bayramu Veli buğday biçiyor. Elinde kosa biz kosa diyoruz Anadolu’lar tırpan diyor. Biz kosa deriz böyle tahtadan sapı var onunla buğday biçiyor dervişlerle beraber. Bakmış demiş buna mı derviş olacağım ben. Dervişlerle beraber çalışıyor orada bizde orak bitmek derler kosayla. Ondan sonra buğday arpa biçiyor. Demiş yok. Ben demiş Şam’da filanca zat var ona gideyim. Şam’a kadar gitmiş gece bir şehre girmek hadisler sabit caiz değil. Sabahlamış orada Şam’ın dışında gece bakmış ki rüyasında boynunda bir zincir. Zincirin ucunda Hacı Bayramu Veli. Şam’dan geri dönmüş tekrar. Hacı Bayramu Veli’ye beğenmedi kimseye. Demiş efendim böyle böyle ben sizin kapınızda derviş olmaya geldim.


11. Bölüm

Ahla evladım hoş geldin demiş. Demiş şu dervişlerin tuvaletini temizler. Evliya Menkıbesi. Biz diyoruz ki ya Menkıbe onu tırkan güzel dinlerken vay vay ya. Gördün mü ya mübarek ya. İyi tuvalet temizlemiş. Sen temizledin mi? Ee tuvalete gitmesini biliyorsun ama. Kim temizliyor diye düşünüyor musun? Tuvalet temizlemeyince olmaz. Çay dağıtmayınca olmaz. Çay bardağı yıkamayınca olmaz. Dervişlere hizmet etmeyince olmaz. Dervişlere kapını gönlünü sofranı açmadıkça olmaz. Olmaz. Dervişlere hizmet etmeyince olmaz. Tevazu göstermeyin. Dervişlerin artıntısını yemeyen, artıntısını temizlemeyinden olmaz. Altını çiziyorum. Olmaz. Olmaz. Bakacaksın hatta bir de nefsin öyle diyecek. Aman ciğeri beş para etmez adama.

Burada ben çay veriyorum diyeceksin. Ha öyle. Ne zaman nefsini susturdun öyle dediğinde sus. O Allâh’ı zikretmeye gelmiş. Bak üstadın ne dedi sana. Kim Allâh’ı zikretmeye gelirse bu devirde evliyadandır. Sen Allâh’ın dostuna, evliyasına hizmet ediyorsun. Otur oturduğun yere de hizmetine devam et demedikçe olmaz. Olmaz. Güzel ahlakta, tevazuda, hizmette, önde olmadıkça olmaz. Olmaz. En önemsiz gördüğün dervişi önemli görüp başına ve gönlüne tacetmedikçe olmaz. Olmaz. Senin en işe yaramaz dediğin adamı, en işe yaramaz, en yaramaz, en düzenbaz, en sahtekar, en bozuk dediğine nitelendirdiğin adam, zikrullah’a geldiğinde onu başına tacetmezsen olmaz. Siz hangi yolda yürüyorsunuz? Olmaz. Sarhoş dayı olsa senin elini ağzını yıkamayıp zikrullah alakasına gelmiş, başına tacetmezsen olmaz.

Olmaz. Sen kalkacaksın bir de insanları horhakir göreceksin, tepeden bakacaksın. Mekkeli müşrikten ne farkın kaldı? Ehli zikri horhakir gördün, onlar da Ashab-ı Sufayı horhakir gördü. Ne dediler? Ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e, sen bu fakirlerle bu Ashab-ı Sufayla bize aynı yerde konuşmasan, ayrı bize sohbet yapsan, o Mekkeli zenginlere, Mekkeli yobazlara, o Mekkeli kendini beğenmiş, kibir küpüne bulanmış, içi dışı müşrik bu kafirleri bize ayrı sohbet etsen. Cenâb-ı Hak hemen Cebrail aleyhisselamı gönderdi, anında. Ey Habibim, o gece gündüz Allâh’ın rızasını umarakta, Allâh’ı zikreden, dua eden, Allâh’ı tesbih eden, tövbe edenler var ya, evet, nefsini onlarla beraber tutmaya zorla, gayret et.

Onlarla beraber tut. Onlarla beraber tut. Onlara beğenme mizik etme, tepeden bakma. Sûfî gönlü, sûfî gönlü sırçadan yapılmıştır. Kırılırsa izi kalır. Senin o izi yok etmeye gücün ve kuvvetin yetmez. Mahşerde önüne gelirsin. Sufilerin gönlünü kırma. Sufilerin gönlünü incitme. Sufilerle iyi geçin. Onlara tevazulu davran. Onlara hizmetkar ol. Onlara hizmetkar ol. Onları basit, fukara, işe yaramaz, selam verilecek kimseler değil gibi görürsen bu dünyada tepe taklak gidersen öp de başına koy. Neden bu dünyada gördüğün ahirete kalmadı? Eğer bu dünyada tepe taklak gitmezsen bil ki ahirette helak oldun. Bil ki ahirette helak oldun. Bu dünyada tepe taklak gitmezsen yandın ki yandın. Neden? Ahiretin gitti.

Bu dünyada tepe taklak olursan gör, tefekkür et. De ki ben bu Allâh’ı zikreden, Allâh’ı tövbe eden, salihlerle beraber olup salih ameller peşinde koşan kimselerin gönüllerini kırdım da o yüzden böyle oldu de uyan. Allâh bizi onlardan eylesin. Rabbim bizi dervişlerle, sufilerle beraber olanlardan eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi zakirlerden eylesin. Cenâb-ı Hak son nefese kadar zikrullah halinde olanlardan eylesin. Bizlerin son nefeslerini zikrullah halakasında aldıklarından eylesin. Zikrullah yapa yapa Allâh diye diye onun cemalini seyrede seyrede, onun nurunu seyrede seyrede nefesini verenlerden eylesin. Lâ ilâhe illâllah.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Tesbîh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı