Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

577. Dergâh Sohbeti — Dârü’l-İslâm ve Dârü’l-Harp, Faiz Meselesi, İbn Ömer Hadîsi: Dünyada Garip Gibi Ol

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 577. Dergâh Sohbeti — Dârü'l-İslâm ve Dârü'l-Harp, Faiz…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Şarkı. Hanç denizine daldırın, tecellisiyle dondurun, tecellisiyle dondurun. Buna seni gerek seni, buna seni gerek seni. Yûnus Emre beni buldum, ördem utan beni buldum. Yûnus Emre beni buldum, ördem utan beni buldum. İki duyi handa maksudum, iki duyi handa maksudum. Buna seni gerek seni, buna seni gerek seni. Ey benim sultanım ölüm, ey insanım çok ölmüş gülüm. Ey benim sultanım ölüm, ey insanım çok görmüş gülüm. Yakıp oldum, bağlar gömdüm, çağırırım ey o seni. Yakıp oldum, bağlar gömdüm, çağırırım ey o seni. Ev almak için kredi çekmek caiz mi? Düşünceniz nedir? İslam uleması arzı ikiye bölmüş. Bir İslam’ın tam anlamıyla yaşandığı yerler darül İslam. İki İslam’ın tam anlamıyla yaşanmadığı yerler darül harp.

Bu darül İslam, darül harp olgusu, fetvası, düşüncesi buna ne derseniz deyin. Tarih boyunca tartışılmış, bu konuda iştahatler edilmiş, fetvalar verilmiş. İmam Azam’la İmam Şafi, İmam Azam’la İmam Yusuf bir beldenin darül harp hükmünde girmesi için değişik şartlar koşmuşlar. Bu şartlardan birisi o beldede İslam hukukunun olmayışı en önemlisi. Darül harbe bitişik olması, daha önce kendilerine eman verilenlerin emanlarının kaldırılması. Kendilerine eman verilmek demek, orada gayrimüslim unsurların o bölgede, o beldede yaşayabilmesi için o bölgenin, o bölgenin hükümetinden izin alınması. işte buradan Almanya’ya gidiyorsunuz pasaportla, onlar size müsaade diyorlar, burada yaşayabilirsiniz diyorlar.

Ama onlar, eğer buradan gidenler orada yaşayabilirsiniz hükmünden çıkıp da oranın temel vatandaşı olunca, veyahut da birinci sınıf vatandaşı olunca oranın vatandaşı olduğu. Bir beldede de gayrimüslim unsurlar İslam hukukuna göre ikinci sınıf vatandaştır, bu manada vatandaşlık hukuk açısından, insan açısından değil. Onlar vatandaşlık hukuk açısından Müslümanlarla aynı derecede aynı noktaya gelirlerse, eman verilenlerin emanların kaldırılması, bir böyle anlaşılabilir. İkincisi bir savaş vardır orada, eman verilenlerin emanları kaldırılır, bir de böyle anlaşılır. Ama yine hanefilerden İmam Muhammed bunu tek noktada birleştirir, der ki, eğer bir beldede İslam hukuku yok ise orası darül harptir der, İmam Muhammed’e göre.

İmam-ı Şafi der ki, bir beldede daha önce İslam hukuku uygulanıyor da, o beldede İslam hukuku uygulanmaz hale gelirse, oradaki Müslümanların İslam hukukunu uygulanması için, uygulatılması için cihâd etmeleri farza indir. Hatta der ki, son Müslüman şehit oluncaya kadar Müslümanların orada cihâd etmeleri farza indir der. Söz konusu olan mesele Türkiye ise, Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı, Osmanlı’nın son Şeyh-i İslam’ı, Sabri Efendi hicret eder zaten. Türkiye demokratik, layık hukuk sistemine geçtiğinden dolayı darül harptir, burada da Müslümanlar bu noktada ya mücadele etmeleri, savaşmaları lazım ya da hicret etmeleri lazım deyip hicrete çıkmış, Mısır’a gitmiş, ardından da Suriye’de vefat etmiş, o darül harf fetvasını vererekten gitmiş.


2. Bölüm

Son Şeyh-i İslam ve ilk Diyanet İşleri Reisi, Sabri Efendi, Mustafa Sabri Efendi. Şimdi resmi olarak o fetvayı vermiş gitmiş, resmi olarak, yayınlamış da bunu, bunu yayınlamış bir de. Şimdi bu böyle, bu kardeşler bunları soruyorlar, arkasında bir soru daha var burada. Ülkemizdeki birçok hoca Türkiye darül İslam’dır diyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz diye, biz kardeşlerin samimiyetinden şüphemiz yok, bunlar tuzak sorularımız. Ama kardeşlerin samimiyetinden şüphem yok benim, bunu yüz sefer sorsanız, yüz sefer de burada ben bunu cevaplandırırım. Ben okuduğumu burada aktarırım, okuduğumu aktarırım, benim öyle bir herhangi bir şeyden korkum, çekintim yok, donkişot değilim, dinimi yaşamaya çalışan, bildiğim dinimi de anlatmaya ve yaşamaya çalışan bir kimseyim.

Türkiye’nin darül harp olduğunu, ölen Süleyman Demirel de söyledi. Süleyman Demirel darül harp açıklaması diye Hazreti Goglu yazın, oradan dinleyin. Şimdi ülkemizde birçok hoca darül İslam’dır diyor, demiş ya, bu diyen her kimse yemin ediyorum içeri girer. Türkiye darül İslam’dır diyen bir kimse cezaevini boylar, sebep ne biliyor musunuz? Anayasaya aykırı hareket etmek değil, anayasayı ve düzeni bozmaktan. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti layık, demokratik, insan haklarına saygılı bir sosyal hukuk devletidir. Türkiye budur, Türkiye asla İslam devleti değildir, Türkiye İslam devleti değildir. Bir kimse Türkiye darül İslam diyor ise, gerçekten bunun o fetvasını çok tartışma götürür. Ve bunu her kim söylüyorsa, ona haber ulaştırın, böyle bir şey söylemesin, onun cezaevinde bu sebepten dolayı yatmasına gönlümüz razı olmaz.

Şimdi öyle olunca, Türkiye İslam devleti değil, İslam devleti olmayan bir yerde Müslümanın hukuku ne olacak? Zaten asıl mesele bu. Fransa’da Kur’ân-ı Kerim’deki hukuk ayetlerini kaldırma çabası çabalaması Cumhuriyet’in ilk yıllarında mecliste Kur’ân’daki ve İslam’daki hukukla alakalı meseleleri tartışıp Kur’ân’dan bunları çıkaralım tartışmasının sebebi bu zaten. Şimdi İmam-ı Şafi’ye göre, eğer orada İslam hukuku yok ise uygulanmıyorsa, son Müslüman kalıncaya kadar orada Müslümanların cihâd etmeleri farzayın. İmam-ı Muhammed’e göre, İmam-ı Azam’a göre, İmam-ı Yusuf’a göre, Hanefiler’in hepsine göre, orada İslam hukukunun uygulanması için mücadele etmeleri farzayın. Çünkü dinin hukuksuz, hukuksuz bir şekilde yaşanması mümkün değil.

Darül İslam olan bir yerde kumar meşru olmaz, zina meşru olmaz, içki meşru olmaz. Darül İslam denilen bir yerde faiz meşru olmaz. Bu ülkede zina suç değil canım kardeşim. Nereye Darül İslam diyorsun sen? Bu ülkede adım attığın yerde bilinen ne evi var? Kadınların etleri satılıyor. Bunun içinin içinden nasıl çıkacaksın? Türkiye Darül İslam’dır denilebilmesi için orada hukukun icra edilmesi lazım. Orada hukuk icra edilmiyorsa siz oraya Darül İslam diyemezsiniz ki. Allâh muhafaza eylesin. O ezanlar okunuyor. Arkadaşlar eski libli hoca ezanlar okunurken asıldı. Arkadaşlar Bediüzzaman Sayyidi Nursi ezanlar okunurken cezavi cezavi dolaştı. Süleyman Hilmi Tuna Hazretleri ezanlar okunurken dağdan doya, köyden köye hafız yetiştireceğim diye uğraştı.


3. Bölüm

Biz ezanlar okunurken basıldık, zikir yaparken. Biz ezanın okunduğu camide İsmail Akkı Bursevi tekkesinde üç sefer Lâ ilâhe illâllah dedik diye muasara altına alındık. Yaşayan kardeşler var burada. O zaman da ezanlar okunuyordu. Almanya’da da ezanlar okunuyor, Fransa’da da ezanlar okunuyor. Ezanlar okunurken ilahiyat fakültelerine, imamatiplere, üniversitelere başörtülü kızlarımız alınmadı. İlahiyat fakültelerine, imamatiplere, üniversitelere başörtülü kızlarımız alınmadı. Ezanlar okunuyordu o zaman da. Ezanlar okunurken meyhaneler serbest, birhaneler serbest, bilmem ne evleri serbest, haramın hepsi de serbest. Ezanlar okunuyor ama. Bunu, ezanlar okunuyor meselesini birisi söylemişti de bana.

Dedi ki, ezanın okunduğu yer darül harp olamaz dedi. Ben de dedim, o bir şey var. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dinlerdi. Bir beldede, bir köyde, bir yerde ezan okunursak, oraya farklı muamele ederdi. Onu dile getirdi. Dedim, İslam’ın hukukunun yaşanmadığı yer darül İslam değildir. Şimdi oradan hareket ederekten darül İslam olmayan bir yerde faiz ne olur? Bunu da Hanefiler, meşhur mekul hadisi var. O hadiste diyor ki, o hadisi ölçü alarak Hanefiler demişler, harbiyle Müslümanın arasında faiz yoktur. Harbiyle Müslümanın arasında. Öyle olunca bankalar faizi meşru gördükleri için, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bünyesinde kurulu olan bankaları İslam göremez. Daha ilerisi devlet sistemini de İslam göremez.

O zaman devletle ve bankalarla olan alışverişlerinizde faiz olmaz. Gönlü muarzu eder ki hiç kimse bulaşmasın. Türkiye’de en fazla kar eden işletmeler bankalar. Nereden kar ediyorlar? Faizden kar ediyorlar. Gönlü muarzu eder ki kardeşlerin hiçbirisi de, hiçbirisi de. Bankanın kapısından içeri dahi girmesin. Ama ticaret yapanlar mecbur. On kişiden fazla, şimdi beş kişiye mi indirdiler? Mal-i müşavir nerede? Savaş. Beş kişiden fazlası bankaya mı para yatıyor şimdi? Şimdi bir işletme, teşekkür ederim. Bir işletme yanında beş kişiden fazla sigortal işçiyi çalıştırıyorsa maaşlarını bankaya yatırmak zorunda. Bu sefer çalışanlar da bankaya bulaşıyor. İşletme sahibi de bankaya bulaşıyor. bankaya bulaşmamış hiç kimse yok. sizin cebinizdeki paraya bankalar ortak.

Sen maaş yatırıyorsun, banka bir gecelik repo yapıyor onu. İki gecelik repo yapıyor. Üç kişilik, üç günlük repo yapıyor. orta yerde kağıt dolaştırmıyorlar şimdi. Sadece rakamlar dolaşıyor orta yerde. Bakın rakamlar dolaşıyor. Bu büyük bir aldatmaca işin orasına girmeyeceğim ben şimdi. Bu öyle büyük bir aldatmaca ki o bankalarda toplanan bütün paralar Amerika veya Almanya veya Rusya veya Çin merkezlerinde toplanıyor. Bir de işin büyük uluslararası boyutu var. Bir de işin uluslararası boyutu var. Sen ihracat yapıyorsan senin şansın yok. Sen bankada bir hesa başlayacaksın. Oraya bankaya gelecek. Orada bankada bozacaksın o parayı dışarıda bozamazsın. Dışarıda bozarsan seni normalde farklı muamele de yaptın diye mahkemeye.


4. Bölüm

Mahkemeye veriyor seni. Başıma gelenleri söylüyorum size. Tecrübe eyles abi. Sen öyle bu para benim. Banka örneğin atıyorum 7 liradan bozuyor. Dışarıda 7 lira 10 kuruş bozuyor. Ben alacağım dışarıda bozduracağım diyemezsin onu. Orada bankada bozduracaksın. Zarar etsen de bankada bozduracaksın. Onu maliye sistem olarak görecek. Bankada bozdurduğunu da görecek. dışarıda dolar 7 lira 10 kuruşa satılıyorsa banka 6 lira 90 kuruşa alıyor. Ya dışarıda 7 lira 10 kuruş. Sen parayı alıp dışarıda bozdurup bankaya yatıramıyorsun. Öyle bir şey yok. Bakın öyle bir şey yok. Bu bir sistem kurulmuş. O sistemin içerisinde. Senin dininin herhangi bir kıymete harbiyesi yok. O böyle yok albarakaymış, yok faysalmış, badem bıyıklıları koyuyorlar ya geç onları da.

Sebep? Sebep neden? Ya hepsi de Türkiye’de bankacılık bilmem nesi mevzuatına hepsi de bağlı. Hepsi de icra iflas hukukuna bağlı. Hepsi de bankacılık yüksek denetleme kuruluna bağlı. Hepsi de bankacılık yasalarına bağlı. Adı ne? İhlas finansı. İhlas finansı. Milletin parasını da iç ettiler ya zaten. Adı ne? Albaraka. Adı ne? faysal. Adı neyse. Birbirlerinden farkı yok. Sistem olarak da birbirlerinden farkı yok. Bir gün hiç unutmuyorum gittik. Ömrü parası yatıracağım ben. Arkadaşlarla ömre gideceğiz ya. Nereye yatırılacak? Albaraka mıydı Kuwait miydi? Albarakaydı anladın. Şu açık çarşının üstündeki bir ne o? Albaraka. Oraya gittim. İlk defa gittim. Ömrü parasını yatıracağım şeyde. Bekliyorum. Böyle güzel sakallı, şalvarlı, cübbeli Hacı abi yanında şey ne o?

Çarşaflı Hacı teyze. Harika. Vay Hacı efendi hoş geldin. Hacı teyze hoş geldin o adam böyle. Ne kadar nazik, ne kadar kibar. hemen ıhlamur getirdiler onlara. Hacı amcamız dedi benim karım ne kadar olmuş? Bir bakar mısın yavrum? Hemen çıt çıt baktı. Ondan sonra tabi Hacı teyzenin de karı var. Hacı teyze de sordu benim karım ne kadar? Hemen Hacı teyzenin karını da baktılar, ettiler. Böyle baktım. Han dedim ya değişmeyecek hiçbir şey dedim. Karlarını hesapladılar biraz para çektiler gittiler. Harika. Şimdi bu kardeş ev alacak. Ben buna normalde bu bir tavsiye netelinde. Bankadan içeri girmek mümkün çağır. Mümkün çağır. Ama girmek zorundasın, yapmak zorundasın. Bunu Darül Harp, Darül İslam hukuku çerçevesinde caizdir.

Uzun bir süre verdimi çekmedim. Ne yapmalıyım? Çekmeye başla, tövbe et. Seven ne yapmaz? Seven ne yapmaz? Haram işlemez. Seven ne yapmaz? Namazı hiç terk etmez. Seven ne yapmaz? Urucunu bir tamam tutar. Seven ne yapmaz? Allâh’ı zikri hiç bırakmaz. Seven ne yapmaz? Haram ve farzların haricine hiç çıkmaz. Harama hiç dalmaz. Öyle arabeske bağlı mıyım? Seviyorsa bir kimse farzlardan taviz vermez. Seviyorsa bir kimse haramdan mümkün olduğunca kaçmaya çalışır. Seviyorsa bir kimsenin üzerinde Allâh için sevmek var ise yapacak olduğu şeyler bunlardır. Yapacak olduğu şeyler, başlangıcı. Bir kulun farzları yerine getirmesi Allâh’ın çok hoşuna gider. Sizin yaptıklarınızdan Allâh’ın sevinmesini istemez misiniz?


5. Bölüm

Farzları yerine getireceksiniz. Sizin yaşantınızdan Allâh’ın sevinmesini istemez misiniz? Haramlardan uzak duracaksınız inşâAllah. Bir bayan sohbetinde Perşembe dersinin öneminden bahsettiniz. Ben bayan olarak şehir dışından geliyorum. Her hafta gelmeye niyet ettim kendimde. Eşim de derviş. Onu bazen işinden dolayı bazen nefsinden dolayı her hafta gelmek zorluyor. Ama bana gitme demiyor. Fakat ben de kendi imkanlarım olduğu için başkasıyla gelmek istemiyorum. Ben bu noktada nasıl bir yol izleyebilirim? Arkadaşlar, kardeşler zikrullah’a gelmek için makul, mevcut, helal olan bütün yollar caizdir. Bir kimse zikrullah mı gidecek? Evet. Örnekliyorum. Hüseyin abi selamun aleyküm aleyküm selâm. Ben gelemiyorum abi ya benim gelme şansım yok.

Zikrullah’a gideceğim. Ben gelemiyorum abi ya benim gelme şansım yok. Zikrullah’a giderken bir zahmet ya bana yardımcı olur musun? Bitti. Bunda bir sıkıntı yok. Zikrullah’a gitmek için yayan bile çıkılır yola. Hiç problem değil. Böyle size tuhaf geliyor. Biz çok yayan gittik geldik. Diyorum ya Bayındırlı’yla Furnuköy’e arası 5 kilometre. Zikrullah şeyh efendi bana oğlum sen buraya dersi takip et dedi bana. Ben her perşembe oraya derse gidiyordum. Giderken bir sıkıntı yok. Son otobüse biniyorum belediye otobüsüne Furnuköy’ün girişinde iniyorum. Yaklaşık ders yapılan yer 2 kilometre. 1,5 kilometre kesim var. Yürüyorum ben oraya kadar. Oradan çıktıktan sonra 5 kilometrede ben yola çıkıyorum ana yola 5 kilometrede Bayındır.

Saat kaçta ders bitti? 12’de yarımda 1’de ben yayan geliyordum Bayındır’a. Arkama bile bakmazdım hem tanımasınlar diye. Tanırlarsa duracaklar alacaklar kendi kendime derdim ki hayır. O yürüyüş zikri çok güzeldir. Başlarsın sağ adında Allâh. Bu yürüyüş zikridir. Bir başlarsın bir bakmışsın bitmiş. Hele geceyse yollar dürülür ya hadiste var yollar dürülür. Bu kullandığımız bazı ilaçların içindeki tanıtım kağıdında bu ilaçta alkol vardır yazıyor. Bunları kullanmanın hükmü nedir? Doktor bu alkoliler ikiye ayırılıyor değil mi? Çok çeşidi var. Çok çeşidi var. Kullandırmak için de kullanılmış bu ilaçlar. Bunu bildiğimiz sarhoş edici alkolilerle farklı. Sarhoş edici alkolilerden değil. Evet. Mübarek insanlar ya.

Söylüyorum demek ki değişmiyor bir şey. Ben lise öğrencisiyim ve benim bu sene lisem son ve okuduğum meslek ise yabancı dil bölümü. Ben 7. sınıfta 28 dil öğrendim. Ailem ise beni hastaneye uyku seviyemi ölçtürmeye götürdü. Seviyeye göre uyku seviyemi 146 çıktı. Ama benim hayalim genel cerrah olmak. Lakin ailem bana karşı çıkıyor ve beni yabancı dil okumam için zorluyor. Ailem ile sürekli kavga ediyoruz. Benim kendi hocalarım liseyi atlatıp direkt üniversiteye göndermek istiyorlar. Benim kendi hocalarım liseyi atlatıp direkt üniversiteye göndermek istiyorlar. Ben bu durumda ne yapmalıyım? Uyku seviyesi 146 ne demek doktor? İyi ki doktorsun o. Bir de geliyor nenenin oturuyor. Böyle tıbbi sorulara sana soracağım.


6. Bölüm

Kime soracağım? Uyku seviyesi kaç olması lazımken kaç olmuş bunun? Bilmiyorum. Bakmal lazım. Çocuklarınızı, çocuklarınızın istediği okullarda okutun inşâAllah. Yaşayan ve haramlar içinde bulunan birinin yerine namaz kılınıp ders çekilip yerine tövbe edilir mi? Öyle bir şey olursa herkes bir tane bir kişi birisini memur tayin eder, işçi tayin eder. Der ki gel bakayım buraya ee al sen şu maaşını benim yerime namaz kıl oruç tut zikret. Allâh affetsin. Bu uzun soruları okuyamayacağım hakkınızı helal edin. Soru mu nedir onu da bilmiyorum. Bir konu var. Geçen hafta bu soru sorulmuştu. Ben de bunu soru değil bir tespit vardı burada. Ben de bunu bu işin sorumlusu kardeşe yönelttim. O kardeşler bir hafta boyunca bunun üzerinde çalıştılar.

Bir sonuç alamadılar. Burada bir Semazen kardeşim var. Tekkede Semazen başı olan grevli abilerin herkesin içinde kendisiyle ve arkadaşlarıyla dalga geçtiğini söylüyor. Bundan dolayı sürekli arkadaşlarım Semazen’i bıraktı. Ben de bırakmak istiyorum diyor. Bırakmasını istemiyorum bu noktada nasıl davranmalıyım demiş bir kardeş. Bu kardeş kimse benimle Allâh rızası için irtibata geçsin. Şimdi buraya geldiğinde ben bunu normalde bizim Ali’ye verdim ben geçen hafta. Dedim bak bu konuyla alakalı ilgilen bununla alakalı dedim senden bilgi istiyorum. Bu meseleyle alakalı görüşüldü konuşuldu Semazen başlarıyla da görüşüldü. Böyle bir şeyin olmadığına dahil bana beyan geldi. Ben de dedim ki kağıda atmayın.

Kimin böyle bir derdi bir sıkıntısı varsa direkt bana gelsin. Benimle bu meseleyi görüşsün diye o yüzden bunu buradan okudum. Şimdi bazı kardeşler belki de Sema eğitimi biraz kolay bir eğitim değil. Gençler biraz böyle eğitim onların canlarını yakmış olabilir. sıkıntı yapmış olabilir. Olmayan bir şeyi farklı anlaşılmış olabilir. Veyahut da kardeşlerimizden birisi gerçekten de böyle bir şey yapmış olabilir. Bu hepsi de olabilecek olan şeyler. Biz de bu konuda bir tespit etmede yetersiz kaldık. Tespit edemedik. Bu kardeş bunu yazan kardeş Allâh rızası için ya benimle ya da Cafer’le iltibata gelsin bu meseleyi inşâAllah çözümleyelim. Hakkınızı helal edin. Çünkü çok büyük bir zan olmuş oluyor. Bu bütün Semazen Başkanı’nın üzerine bir zan olmuş oluyor.

Ben bunu kim yaptıysa onu tespit etmek için uğraştık ama biz tespit edemedik. Defalarca bu konuda istişareler edildi bir sonuç çıkmadı. Bunu kim bu meselede muzdarip ise ama Cafer’le ama Adnan’la ama Hüseyin’le ama ben’le birbirimizle inşâAllah irtibat kuralım. Bu meseleyi çözümleyelim. Hakkınızı helal edin. İnşâAllah yine her haftaki gibi buradan bir hadîs okuyalım. Gecemize devam edelim. İbni Ömer anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem omuzundan tuttu ve şöyle buyurdu. Dünyada bir garip yabancı veya yoldan geçen bir yolcu gibi oldu. Kendini kabir ehlinden sahip. Muhari Tirmizi İbni Macede geçen bir hadîs-i şerif. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Ömer efendimiz’e özel bir nasihatta bulunuyor.


7. Bölüm

Bu özel bir nasihat. Bir nasihatlar vardır umuma aittir. Umuma ait olan nasihatları Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri umumun içerisinde sohbet dahilinde veya hutbede genel olarak anlatırdı, söylerdi, nasihatlarını yapardı, emirlerini, tavsiyelerini iletirdi. Ama bir de birebir sahabelere olan nasihatlar var. Birebir sahabelere olan. Bunlar normalde umuma açık olabilir mi? Bir kimse bunu kendine ders olarak alabilir, virt olarak alabilir. Ama biz bunu, umuma bunu böyle uygulayacaksınız diyemeyiz. Çünkü bunda bir de bireyin üzerine hususi bir emir var. Çünkü ona diyor ki, dünyada bir garip veya yabancı gibi ol. Kendini kabir ehlinden say. Bu çünkü o kimseye emir niteliğinde.

Bu kim? Bu Hz. Ömer radıyallâhu anh hazretleri bunu yapıp yapmama noktasında değil. Bunu yapma noktasında. Ama bu dünyada bir garip gibi ol, bir yolcu gibi ol. Kendini kabir ehlinden say, bu zahiri bir ibadet değil. bunu buradan kaldırıp buraya koy dendiğinde bu zahiri bir ibadet olur. Bu zahiri bir ibadet olur. Ama kendini kabir ehlinden say, bir yolcu gibi ol deyince bu kalbi bir mesele. Ona diyor ki, benim anladığım, sen dünyaya aşık olma. Sen dünyaya meyledenlerden olma. Husisi bir ibadet bu. Husisi bir kalbi ibadet. Öyle ol ki, sen bu dünyada yaşayan ölü gibi ol. Kendini kabir ehlinden say diyor çünkü. Bu tabii yine bir zayıf hadisliğe tartışma çıkarırlar. Ben zayıf hadîs literatürden çıkardım ya, ölmeden önce ölünüz.

Bu ölmeden önce ölünüz hadîs-i şerifin şerhi gibi. Veya her iki hadîs-i şerif birbirini destekler nitelikte. Bunlar sûfîler içinde ne? Bir ölçü. Sufiler, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafına yakın dairesine olan nasihatlerini, tavsiyelerini kendilerine ölçü alırlar. Kendilerini bu noktada o yakın daireye yapılmış olan nasihatlerden kendilerini nasiplendirmek isterler. yine Hz. Abdullah’ın kuzeni var ya, Abbas’ın oğlu, Hz. Abbas sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin oğlu Abdullah atının terkesini bindiriyor ya, Ey oğul sana bir şey söyleyeceğim, iyi dinle. Buyur ya Resulallah. Bak bir şey söyleyeceğim, iyi dinle. Buyur ya Resulallah. Bak bir şey söyleyeceğim, iyi dinle.

Buyur ya Resulallah. Üç sefer. Bütün insanlar sana fayda vermek, sana iyilik yapmak isteseler Allâh izin vermedikçe onlar sana bir iyilik yapamazlar. Bütün insanlar sana kötülük yapmak isteseler, zarar vermek isteseler Allâh izin vermedikçe sana zarar veremezler. Bakın bu direk Hz. Abbas sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin oğlu Abdullah’a, bu öyle bir noktaya getirmek ki onu bu hakkel yakın noktası onun için. Bu hakkel yakın noktası bütün Müslümanlar için ölçü alınabilir mi? Birisi ölçü alabilir. Bütün Müslümanlar da ölçü alabilir, yasak değil. Ama Sufiler kendilerince bunları hususi manada ölçü almaları gerekir. Bu hadîs-i şerifte öyle bir hadîs-i şerif. Sufiler kendilerini kabir ehlinden saymadıkça kemale eremezler.


8. Bölüm

Kendilerini kabir ehlinden saymadıkça kemale eremezler. Bu ne demek? Bu dünyayı bırakmak demek değil, sakın yanlış anlaşılmasın. İşi gücü bırakalım, kenara çekilelim, böyle bir şey anlaşılmasın. Bu dünyaya karşı sevgiyi fazlalaştırmamak, dünyaya meyili fazlalaştırmamak. Katını, yatını, paranı, pulunu, arabanı normalde kendince dünya malı olarak aman ben şimdi derse gidersem üç beş kişiyi de arabaya götürmek zorunda kalırım. Ya benim arabanın arka koltuğuna hiç binilmemiş olsun istiyorum ben. Şimdi oturacaklar arka koltuğa çamurlu ayakkabılarıyla arabam çamur olacak. Şimdi dervişleri eve çağırsam hepsi de yiyecek, içecek. Ya bunlar çocuklarına da çok dikkat etmiyorlar. Halılarımın kilimlerimin üzerine dökecekler, kirlenecek. 25-30 tane dervişi ben şimdi eve davet etsem hepsi de koltukların üzerinde tepinecekler.

Ve hatta geldiler eve yiyecekler, içecekler bir sürü evde problem. Ve hatta ya eve çağırsam şimdi, davet etsem burada kalkarlar bir de zikrullah yaparlar. Benim bu çevrem kaldırmaz ki zikrullahı. Aa neden e zengin muyutta oturuyorsun sen? Kapı karşında ne yapar senin? Aa bu yırtıcıcıymış bunlar dervişmiş. Yok bunlar hucuymuş. Ee ne yapalım eve davet etmeyelim. Dünya, Kur’ân ve Sünnetin yaşanması ve yaşatılması için o kimsenin önünde engel olduğu müddetçe put. Senin makamın, senin mevkin, senin evin, senin katın, yatın, araban. Etrafın, çevrem, benim çevrem bunu kaldırmaz. Neyi kaldırır senin çevren? Lingolingo şişeleri kaldırır. E git sen de lingolingo şişeleri devir. E senin çevren neyi kaldırır?

E tavar neyi kaldırır? Oo cıstakı cıstakı Mustafa Özmah hoş geldin. Beyefendiler de aramızda. Çevrem bunu kaldıracak. O kimsenin çevresine göre din yaşaması. Ya ben şimdi koca müdürüm orada gidip şimdi zikrullah mı yapayım onlarla beraber? Ne yapayım ben şu meslektenim şimdi onların içine mi gideyim? Termik okuyayım orada. Kimler var orada? İnşaat işçileri var. Fabrikalarda çalışanlar var. Hepimiz işçiyiz diyorum ben şimdi. Özel bir sohbetiniz yok mu? Hemen aklıma müşrikler geliyor. Dediler ya ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem. Bu fakirlerle bizi bir yerde tutma bu suf asabıyla bizi bir yerde tutma. Bu gece gündüz zikreden gece gündüz namaz kılan oruç tutan Allâh yolunda cihâd eden nefisleriyle mücadele eden şunlar var ya evet.

Bizleri onlarla beraber bir tutma ya bize ayrı bir sohbet alakası aç. Ki Mekke’nin emirleri, kabile reisleri, Mekke’nin böyle ağababaları, paşababaları, bürokratlar, yüksek seviyedeki kimseler gelirler seni dinlerler belki de Müslüman olurlar. Hemen Cenâb-ı Hak âyet-i kerime indirdi. Ey Habibim o sabah akşam Allâh’ın rızasını verin. O sabredip ibadet eden, zikreden, dua edenler var ya evet nefsini onlarla beraber olmaya zorla o kimse makamını, mevkisini, parasını, pulunu, mevkisini, veya bulunduğu konumunu giderse orada zikrullah’a katılırsa olur mu veya oradaki sohbete giderse olur mu onun kariyeri, kimliği, kişiliği farklı. Allâh muhafaza eylesin. Bunu önlemek için kabir ehlinden gibi ol. Dünya senin dinini yaşamana engel olmasın.

Dünya senin maneviyatı yaşamana engel olmasın. Dünya senin ahugrevi ibadetlerine engel olmasın. Dünyaya, dünyanın içindekinlere takılıp da ahiretlik işlerini terk etme. Dünya ve dünyanın içindekinlere bakaraktan sen Allâh ve Resulünün sevgisinden ve yolundan uzaklaşma. Allâh cümlemizi onlardan eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlardan eylesin. Kur’ân ve Sünnet’i yaşayan ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. Her daim her sabah kalktığımızda Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma adına bugün ne yapabilirim diye dertlenen kullarından eylesin. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha ve selam. Altyazı M.K.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı