1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Oğlun 5 yaşında doğduğundan beri aynı odada yatıyor. Yatak odasında bizimle yatmakta, işimle anlaşamıyoruz. Bu konuda ben ayırmak istiyorum. Ben bayan olarak rahatsız olurum, kabul etmiyorum. Bu konuda ne yapmam lazım? Hakkınızı helal et. Normalde çocukların mümkünse yatak odalarını ayırmakta fayda var. 5 yaşına gelmiş bir oğlan çocuğu, anne ve babasının yatak odasında yatmamalı. Bunlar çocukları küçüklükten itibaren mümkünse daha doğrusu emmekten vazgeçince, emme işlemi bitince çocuğun o yüzden yatak odalarını ayırmakta fayda var. Kızı erkek çödüyse, onlar mümkünse kızı ayrı odaya, erkeği ayrı odaya almakta fayda var.
Bankaya vadeli hesabı para yatırmak zorunda kaldım. Buradan kazanılan faizi kendime harcayabilir miyim yoksa bu parayı oğluma mı vermeliyim? Normalde bu tip paraları bankaya bırakmayın. Mümkünse bu işin böyle şey tarafı, eğer bankaya para yatırılacak kadar paranız var ise kendinize onu harcamayın. Gidin ne bileyim ihtiyacı olan bir kimseye verin. Ondan da sevap beklemeyin. Haftaya hacca gideceğim inşâAllah size karşı bir eksik kusurum olduysa hakkınızı helal edin. Allâh tüm hacca gidenlerin haçlarını kabul eylesin. Bizim herkese de hakkımız helal olsun inşâAllah. Cinsel ilişki esnasında erken boşanma sorunu yaşıyorum. Bu sorun için doktoru gittiğimde doktor antidepresyon ilaç verdi. İlaç dışında bize tavsiyeleriniz nelerdir?
Antidepresyenin ona iyi geleceğine inanmıyorum. Bu antidepresyen ilaç satan firmalar bu doktorların hepsine de fazlaca şey veriyorlar. Ne diyorlar ona doktor? İlaç firmaları ne veriyor doktorlara? Promosyon. Fazlaca promosyon veriyorlar. Fazlaca promosyon aldıklarında bu arada da antidepresyenler o kadar çok insanların içerisinde revaç buldu ki. İnsanlar böyle bir problem yaşamak istemiyorlar. Bir problem, bir sıkıntı, bir dert, bir hastalık, bir yokluk insanları öyle zayıf hale getirdiler. Herkes sanki cennet hayatı yaşayacak, hiç kimse problem yaşamayacak, hiç kimse hasta olmayacak, hiç kimsenin başı ağrımayacak. Böyle bir şey olduğu zaman eyvah eyvah, dünya yıkıldı sanki. Doktor doktor koşuyorlar, her doktor bir tane antidepresyana dayıyor herkese.
Herkes basıyor antidepresyenin, uykudan kafası kalkmıyor, kafası çalışmıyor, man kafa. El etikler kesik adamın kafasında antidepresyen ilacıyla. Kesik el etikler. Adam onunla böyle bir şeyden böyle medet umuyor ondan. Medet umuyor ondan. Ya bırak derdin varsa var. Yemişim derdini. Sıkıntım varsa var, hallolur. Çalış, çabala, gayret et. Hastalık ise git tedavi olacağım diye uğraş. Oldu oldu olmadı olmadı. Onunla yaşamayı öğren. Bütün şeker hastalarına dayıyorlar antidepresyeni. Şeker hastası antidepresyen içiyor, mide hastası antidepresyen içiyor. Migren hastası antidepresyen içiyor, omuzu ağrıyor antidepresyen içiyor. Kola ağrıyor antidepresyen içiyor, beli ağrıyor antidepresyen içiyor. Aklınıza gelecek ne rahatsızlık varsa herkes antidepresyen içiyor.
2. Bölüm
Çocuğu ders çalışmıyor anne antidepresyen içiyor. Oğlan da kız da bir küçük bir sıkıntı var, baba anne hep beraber antidepresyen içiyorlar. Adamın işi biraz sıkıntıya geçiyor, haydi antidepresyen patlatıyor. Ya dünya hayatı. Bir de bunu Müslümanım, müminim diyenler yaşıyor. Mümin. Mümin, mümin. iman ettik, inandıydık. İman ettik, inandıydık. Yeryüzüne, dünyaya biz gelince rahat etmeyecektik ya. Rahat etmeyeceğimizi bile bile yaşıyoruz ya. Ee, antidepresyenler ne? İlk defa duyuyorum ben erken boşanmaya antidepresyen alanından, doğru mu? Doğru mu? Benim dediğim gibi oluyor tabi. Adam normalde hep böyle uyusam diye bakıyor. Şu mikrofona konuş neler olduğunu. Bir doktor olarak. Şimdi antidepresyen dediğimiz ilaçlar bizim beynimizdeki hormon dengesiyle alakalı olan ilaçlardır.
Beynimizde belli hormonlar azalır. Buna bağlı olarak o hormonları yıkılımını azaltan. Veyahut o hormonların sentezini arttıran ilaçlar. Yalnız ortada şöyle bir sıkıntı oluyor bu sefer. Bu ilaçlar normalde şimdi vücudun aslında depresyon dediğimiz mekanizma, babacım kendini bir beynin koruma mekanizmasıdır. Bir şeyler ağır geldiği zaman o biraz çökünürlük hali aslında beyin kendini yakmasın diye bir koruma mekanizmasıdır. Ama bu haldeyken bu dışarıdan ilaçlar verildiği zaman o hormonları yıkılımını azaltan veya o hormonların sentezini arttıran ilaçlar verirler. Ama bu haldeyken bu dışarıdan ilaçlar verildiği zaman o hormonlar tekrar yükselir. Yükseldiği zaman da bu sefer normalde farklı mekanizmaları harekete geçirir.
Ve özellikle şimdi Mustafa Özbaba Beyefendi’nin de bahsettiği gibi normalde özellikle uyku üzerine çok etkilidir. Ve beyin fonksiyonları bizim özellikle şu ön kortex dediğimiz bilişsem fonksiyonlarımızın olduğu hayatı idame ettirmemizi sağlayan tecrübelerimiz, her şeyle alakalı olan kısmı uyuşturuyor. Esasen stresin algılanması ve bu noktada bizim bununla mücadele etme yolumuzu da kapatmış oluyor. Ve o ilacın etkisi geçer geçmez bu sefer vücut da beyin de buna alıştığı için tekrar bunu istiyor. o uyuşmuş hali istiyor. Bu böyle bir sürkülasyon olarak devam ediyor. O yüzden normalde bu erken boşalma için de verilen ilaç yine o hormonu arttıralım. Oradaki normalde cinsel organdaki kan akımı artsın oradaki duyarlılık azalsın.
Evet geç boşalsın ama bunu yaparken beyimdeki bu mekanizmaları da harekete geçirerek bu yan etkilere de sebep oluyor. Ben kullanılmasını tavsiye etmiyorum. Ama ilaca başlamış olanlar ilacı hızla bırakırlarsa bu sefer onlarda farklı tepkiler oluşuyor. O yüzden onları hızla hemen kestirip at deme lüksüne sahip değilim. Ben olsam kestirir atardım. Hiç kullanmadım. Kullanmayı da tavsiye etmiyorum. Hiç kimseye mü’min adamı antidepresan mı kullanırmış deyip çıkıyormuş işin içinde. Mü’min iman etmiş bir kimse imanı eğer gerçekten imanı iman ise antidepresana ihtiyacı yok. Adamın başına bir sıkıntı geliyor kafa gidiyor adamdan. Ulan sıkıntı olacak oğlum. Problem yaşayacaksın. Problemsiz dünya mı var?
3. Bölüm
Battın battın Allâh çıkarttırır tekrar çalış çabala gayret et öde borçları. Hanım bıraktı gitti bırakıp gittiyse bıraktı gitti. Git yenisini al gel. Adam çekti gitti çekip gittiyse Allâh yoluna çık etsin git bir daha evlen. Kafayı bozmaya telleri yakmaya gerek yok. Hayat bu. Git bir hayat daha kur git bir hayat daha kur git bir hayat daha kur. Hiçbir şey yapamıyorsan oturduğun yerde hayalen bir hayat kur. Hayalen bir hayat kur. Hayal dünyasında yaşa yaşa. Ne olmuş ki sanki bu dünya hayal değil mi? Değil ki öbür dünyada hayal öbür tarafta hayal olarak kuracağım bir perde. Allâh muhafaza eylesin. Hele derviş kardeşler için sûfîler için gerçekten de çok üzülüyorum. Derviş adam ya bile bile yol gidiyorsun rahatsızlık olacak hastalık olacak sıkıntı olacak dert olacak gam olacak kasvet olacak.
Âyet-i kerime ile sabit biz siz anne babalarınızla eşlerinizle çocuklarınızla mallarınızla canlarınızla imtihan ederiz. İmtihan olacak. Başına bir şey gelecek hemen avuçta harp büyütcen. Adam bir öksürüyor koşa koşa gidiyor. Ne o poşet dolusu harp. Ne öksürüyor. Veya çocuğu öksürüyor poşet dolusu harp. Kadın öksürüyor poşet dolusu harp. Ufacık bir şey oluyor poşet poşet herkesten evi ilaç dolu. İlaç dolu. Kadınlar ilaca düşkünler hepsi de hasta. Adamlar ilaca düşkün hepsi de hasta. Çocuklar ilaçlı büyüyorlar hepsi de hasta. İlaç hastası herkes. Bütün ilaç sanayi yediriyor tıp dünyasına. Adamlar ne para kazanıyorlar demek ki o hala da kazanıyorlar. Doktorların yurtdışı seyahatleri yok 5 yıldızlı boynuzlu otellerde tatiller.
Adamların ne o muayenehanelerini yapıyorlar. Yok adamlara televizyon alıyorlar bilgisayar alıyorlar. Adamlar eşlerine bir şey alıyor çoluğuna çocuğuna bir şey alıyor. Yediriyorlar da yediriyorlar doktorlara profesörlere hepsine de. Yine adamlar müthiş para kazanıyor. Neden? Dayıyorlar millete ilacı. Maliyeti 1 kuruş satıyorlar 10 kuruşa. Millet de alıyor. İçiyor. Yıllar önce Suudi Arabistan’da Ömrü’ye gittiğimizde ekipten bir arkadaş doktora gitti. Doktor demiş ki ağrısı için ağrı yok demiş ki ona reçete dua et demiş. Doktor dua et demiş ona. Bunlar doktoru nasıl sayıp döküyorlar. Bizim dervişlerden değil yalnız. Aynı gruptaydık. Nasıl ne oldu dedim ne sayıp döküyorsunuz. Doktor dedi ki diyor dua et ya dua kadar güzel bir şey var mı evet dedim doğru söylemiş.
Başın ağrımış dua et Cenâb-ı Hak şifa versin. Ama yok inanmıyoruz biz ona. Biz duanın gücüne inanmıyoruz. Bakın tekrar söylüyorum biz duanın kendi yaptığımız duaya inanmıyoruz. Biz dua ile bir şeylerin evrilip çevrilince döndürüp dönüştürüleceğine inanmıyoruz dua ile biz. İnanmıyoruz. Dua etmeyi de bırakıyoruz o yüzden Allâh muhafaza eylesin. Bi seksüel ve eşcinsel ünlülerin filmlerini izlemek şarkılarını dinlemek onlara destek vermek midir bunları ötekileştirmeli miyiz? Estağfirullâh lazım yavrum. Yok ötekileştirmeyin dost olun bunlarla. Kişi sevdiği nedir? Mübarek insan ötekileştirmeyi ötekileştirmeyelim mi diyor ötekileştirmeyelim miyiz? Ne yapacağız? Allâh’ın lanet dediği işi yapanlarla dost mu olacağız?
4. Bölüm
Bankadaki paranın fona yatırılmasından gelen kazancın hükmü. Burasını anlayamadık kazancının hükmüyle aynı mıdır demiş erkeklerden mi bunu yazan soruyor? Halit şu ne harfi en son? Fahiz kazancı mı? Fahiz mi? Bankadaki paranın fona yatırılmasından gelen kazancın hükmü fahiz kazancının hükmüyle aynı mıdır? Bankadan gelen her ne parası olursa olsun üç aşağı beş yukarı arasındaki bir hüküm farklılığı yok. Türkiye İslam’ın hukuk ve hükümle yönetilen bir ülke değil. İster banka olsun, ister maliye, ister belediye, ister diyanet ne tarafta olursa olsun. Türkiye Cumhuriyeti devleti layık, demokratik, insan haklarına dayalı sosyal bir hukuk devletidir. Ne kadar çok uzunsa böyle. Daha sıra alacaklar aslında bir şeyler daha da aslında anayasa da öyle yazdığına da bakmayın upuzun.
Layıklığına layık değil, insan haklarına saygılı değil, sosyal değil, hukuk devleti de değil. Ona yasada yazıyor yalnız öyle bir şey. Bu ayrı mesele. Türkiye İslam hukuku ile, İslam hukuk ile yönetilmediğinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti devletinin hangi kurumu olursa olsun layık sistemle yönetildiğinden dolayı çıkan olan faizlerden bizler sorumlu değiliz. O yüzden üç aşağı beş yukarı kazanç olarak farklı değil. Memuruyla, bir de enteresan bir şey var. asker de memur, maviyeci de memur, tekte çalışan da memur. Örneğin, öğretmen de memur. Asker ölünce şehit, maliyeci ölünce pisi pisine gitti. Öğretmen ölünce hiçbir şey yok. Asker kutsal. Bu. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden, ne o, diyanetteki imamın kazancı ne kadar helal ise, maliyedeki bir memurun kazancı da o kadar helal.
Bilmem ne evinin kapısında nöbet tutan polisin kazancı ne kadar helal ise, müftünün de kazancı o kadar helal. Müftünün de kazancı o kadar helal. Müftünün kazancı ne kadar helal ise, ticaret erbabının da kazancı o kadar helal. Ticaret erbabının kazancı ne kadar helal ise, çiftçinin de kazancı o kadar helal. Herkes bunların arasında fark olacağını zannediyor. Bir mümin olarak kendince bile bile haram yemekten uzaktır. Kendini koruyabildiğin yere kadar koru. Kendini muhafaza edebildiğin yere kadar muhafaza et. Kaçınamadığın, koruyamadığın, mecbur kaldığın yerlerde sorumlu değilsin. Allâh bizi affetsin. Bir kadın haksızsa, haksız da olsa kayınvalidesinin yanında kocasından hakaret işitmeyi hak eder.
Eşine, insanların içerisinde herhangi bir kimsenin yanında, çocuğunun yanında, ne bileyim damadının yanında, kızının yanında, gelinin yanında, kendi annesinin babasının yanında veyahut da eşinin kendi annesinin babasının yanında hakaret eden adamın ahlak seviyesi aşağıdadır. Bir kadına hakaret ediyorsa bir erkek onun ahlak seviyesi aşağıdadır. kadına hakaret ediyorsa bir erkek onun ahlak seviyesi aşağıdadır. Eğer kadına bir başkasının yanında hakaret ediyorsa onun ııı ahlaki seviyesi bir hakaret edenin birisi başkasının yanında hakaret eden iki çift ahlak seviyesi aşağıdadır. Böyle sokakta böyle caddede bir dükkanda bir alışveriş yaptığı yerde, bir yemek yediği yerde herkesin anlayacağı şekilde hakaret ediyorsa adam o cahilin tekidir.
5. Bölüm
Yüz çevireceksin öylesinden. Bakın öylesinden yüz çevirsen. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Yakın bir arkadaşım lösemi hastası dua eder misiniz? Allâh hayırlı şifa versin inşâAllah. Geçen haftalarda istigase, himmet hakkında soru sormuştum. Onlara ilave eden birkaç sorum olacaktı. Sosyal medyada profesörler tasavvuf hakkında eleştiri getirirken hep bu mevzuyu gündeme getirirlerken tarikatçılar darda kalsalar Allâh’ı bırakıp şehirlerinden medet bekliyorlar gibi laflarla insanların kafasını karıştırmaktalar. Birkaç kere buna şahit olduğum zaman şöyle sorularla karşılaştım. Soru şu, ehli tasavvuf kitaplarını okuduğumuzda yetiş ya Geylani yerine yetiş ya Muhammed şeklinde bir istihaseye rastlayamıyoruz.
Eğer bu yardıma çağırma var ise ben birini çağıracaksam neden Geylani Hazretleri’ni çağırayım ki peygamber efendimizi çağırırım ve onca büyük sahâbeler varken neden Geylani Hazretleri’ne müracaat ediyorsunuz? Geylani Hazretleri’nin tasavvufu var ise Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin veya sahabelerin yok mu? Bunu eğer yetiş ya Geylani veya yetiş ya Muhammed diyenler varsa bunlara bu soruyu sormak lazım. Ben otuz yıldan beri yaklaşık otuz yılı geçiyorum. Sûfî bir hayatın içindeyim. Ne ben şeyhimin ağzından duydum. Yetiş ya Muhammed, yetiş ya Geylani diye bir söz. Ne de arkadaşlar benim ağzımdan duymuşlardır. Var mı ağzımdan duyan? Otuz yıldır duymadığımız ve söylemediğimiz bir sözü ben kendi nefsim için söylüyorum ve arkadaşlar için söylüyorum.
Başka dergahlarda da benim gittiğim dergahlarda da üç aşağı beş yukarı bu tip kelimeleri ben hiç duymadım. Bakın hiç duymadım. Fakat insanlar böyle illa ki bir laf söyleyecekler bir şey yapacaklar ya illa ki böyle söylüyorsunuz. Söyleyenler vardır ben rastlamadım hiç. Bakın ben rastlamadım. Vardır birisi görmüştür. Sormak lazım bunu böyle söyleyeni. Nerede gördün? Elinde çekilmiş video var mı? Varsa o gruba git söyle bunu. Git onlara nasihat et. Git onlara nasihat et. Git onlara söyle. Git onlara anlat. Bütün ehli tasavvufu. Bu noktada suçlamak bu noktada görmek herhalde büyük bir haksızlık olur. Bakın büyük bir haksızlık olur. Biz normalde himmet himmet farklı bir şeydir. Yetiş ya Geylani demek yetiş ya Muhammet demek farklı bir şeydir.
Bir tane film var. Abdülkadir’i Geylani Hazretleri hayatını anlatan. Orada bir tane Abdülkadir Geylani zamanında yaşayan bir kayın kadın söylüyor bunu. Böyle çamaşır yıkarken başına bir şey geliyor. Oradan yayıldı. Herkes bunu sanki ehli tarihler söylüyormuş gibi. Tekerete mi yapmış onu? Tekerete de yapılan bir Abdülkadir’i Geylani Hazretleri’nin o zamanında yaşamış, onun zamanında yaşamış bir kadının ağzından. Bu böyle bütün ehli tarihata sanki söylüyor bu içerisine. Yayıldı. Bilmiyorum seyretmeniz. Aynen burası yani. Siz seyretmeniz. O yüzden bakın ben tekrar söylüyorum. Otuz seneden beri ben hiç duymadım. Yetiş ya Geylani, yetiş ya Muhammet diye. Iyyahkena ve iyyahkena ancak senden yardım diler.
6. Bölüm
Ancak sana ibadet ederiz. Himmet, himmet. Bir kimsenin bir şeye vesile olmasını istemek. Buna söyleyecek laf yok. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri Hazreti Abbas’ı vesile etmiş yağmur duasında. Diyor ki yarabbi bizim aramızda peygamberin amcası vardır. Peygamberin amcasının yüzüsü hürmetine bize yağmur deyince şakır şakır başlıyor yağma. Bu eyvallâh. Veya genç sahâbeler savaşa gitmek istiyor. Şeyde aynen Arapça söyle. Bir sahâbe diyor birisi için himmet etti. Dedi ki ya Resulallah. sallallâhu aleyhi ve sellem. Bu iyi ok atar. Onun bir özelliğini meydana çıkardı. Bu iyi ok atar. Allâh Resulü dedi ki sen de gel o zaman savaşa. Öbür çocuk da dedi ki diyor ya Resulallah ben de iyi güreşirim ama.
Bak kendi özelliğini çıkıyor orta yere. O zaman diyor güreşin. Aşka bak. Güreşiyorlar. Pehlivan okçuyu yıkıyor. O zaman sen de gel diyor savaşa. Bakın bu farklı bir şey. Vesile etmek. Eyvallâh. Ama ben hiç duymadım yetiş ya geylani. Hiç duymadım. Şeyhimden duymadım. Duymadım hiç. Ama normalde ehli tasavvufa laf söyleyecekler ya. Birisi yapmıştır bir yerde bir şey. Ben yapmamıştır demiyorum ki. ilahiyat profesörleri de gidiyorlar. Onun olsun ders notlarını herhangi bir kitap eviyle herhangi bir şeyler ne o? Fotokopiçiyle anlaşıyorlar. Diyorlar ki ders notları filanca da gidip oradan alacaksınız. Ücret karşılığında. Çoğaltırsanız hakkımız helal değil. Yok bilmem ne. Içeride normalde ders not almasına karşı çıkan profesörler duyuyoruz.
Ne yapacağız şimdi? Bütün profesörler aynı mı diyeceğiz? Içimizden bazen şöyle bir vesvese geliyor. Içinden zikir yapsan ne olacak ki? Sen söylediğin zikir tefekkür etmedikçe bir faydası yok. Anca kendi kendine bir şeyler söylüyorsun. Şeklinde vesvese geliyor. Sizce ne yapmalıyım? Bakın vesvese olduğunu tespit etmişsiniz. Cenabı Hak size o ilmi vermiş bu vesvese. Eee o zaman karşılığında yap. Vesvese uyma. Sen zikrullaha devam et. Vesvese belli. Sen zikrullah yapacaksın. Zikrullah yapacaksın. En büyük iş. En büyük iş olunca en büyük iş olunca şeytan sana vesvese veriyor. O en büyük işten seni geri almak istiyor. Sen devam ettir. Hacamat yaptırmak sünnet diye yapan arkadaş Resûlullâh yetim idi.
Ananı öldürsene diyecek kadar sünnete düşmanlıklarında ileri gidenler ile gerek sosyal medyada gerek reel hayatta mücadele etmemizde bir sakınca var mıdır? Yok. Veya bu tip şeylere şahit olup da susmanın vebali var mıdır? Böyle mevzular ile karşılaştığımızda ne yapmalıyız? Bu konuda ilminiz varsa mücadele ederken ağzınızı yüzünüzü gözünüzü bulandırmayıp bozmayacaksanız mücadele edin. Ama küfür edecekseniz hakaret edecekseniz bu konuda bir ilminiz yoksa cahillere yüz çevirin deyip yüz çevirin. bu arkadaş olabilir. Insanların kafaları bir an yükselebilir. Kafaları dönüşebilir, değişebilir. O esnada bir gaflete düşebilir. Bu Mustafa İslamoğlu da bu ara gafleti fazlalaştı. Herhalde zikrullahı eksik kalıyor.
7. Bölüm
Zikrullah eksik kalınca o yüzden normalde bunu Mustafa İslamoğlu söyledi zaten değil mi? Evet. O bu ara ya şeker hastası şekeri yüksek onun. Ondan sonra ya da beyin damarlarında tıkanıklık var. Elektrik kesiliyor olabilir. Olabilir sağlık olarak rahatsızlık olabilir. Olabilir akli dengesini, muvazenesini yitirmiş olabilir. Olabilir. İhsanız hepimizde. Adam dengeyi yitirmiştir. Peygamber’e bilen, salallahu aleyhi ve sellem hazreti sünnetine bırak, peygambere bilen laf söyleyebilir. Dengesi yitirilmiş olan insanlar her şeyi söyleyebilir. Bence tavsiye mi yakınları tarafından bir doktora götürülse, bir checkup yaptırılsa, bir böyle bir beyin damarları tıkanık mı değil mi? Öyle bir elektrikler kesiliyor mu, kesilmiyor mu?
Akli muvazenesi dengesi yerinde mi değil mi diye bir checkup yaptırılabilir. Gerçekten çünkü bu tip insanlar akli dengelerini yitirince çardan fazla zararları olur. Ben böyle bir rahatsızlık olabilir diye düşünüyorum. Olur mu olur? Yaşlılık bu. Insanın kafası gelir gider. Hepimizin başına gelir. Kınamamak gerekir. Ama sonuçta ııı onun da kalkıp ananı öldürsene demek. Biraz böyle şey. Ne o? söylediği sözle de ilim olarak da ııı yan yana değil. ben bunu dinlediğimde baktım. Allâh Allâh dedim. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Annesini mi öldürdü ki insanlar sünnet diye gidip annesini öldürsün? Böyle bir tenakuz var orada. Ama bir de oradaki kimseye söylüyor. Git ııı gidip ananı öldür diyor. o adam da gitse vay hocam bana ananı öldür dedi.
Dedi gitse bir de öldürse adam al başına dert bir daha. O farkında değil ne söylediğini. Insanlar hacamat yaptırmak sünnet. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri de yaptırmış. Bir kimse rahatsızlığı olmasa dahi. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri yaptırdı diye gidip hacamat yaptırsa sünneti yerine getirmiş olur. Hamdi şifa bulur. bir de kesim katli hadisler var. Hacamat yaptırın, şifa bulun diye. O yüzden hacamat yaptırmak şifadır. Bu böyle zannediyorum bir rahatsızlık yaşıyor olabilir. Olabilir. Insanlık hali bu. Normalde kafası gelir gidebilir belli bir yaştan sonra. Mümkün. Akli dengesi gidebilir, mümkün. Çünkü böyle Kur’ân ve sünnete bile bile zarar veren âlim görünümündeki insanlar.
Dikkat edin buraya. Kur’ân ve sünnete zarar veren. Şeyh görünümündeki insanlar böyle âlim görünümündeki insanlar Kur’ân ve sünnete açıktan zarar veriyorlarsa bile bile Cenâb-ı Hak ibretlik olarak onların akli melekelerine bir meşter uğrabilir, ibretlik. Kendi pisliğini ağzına götürdüğünü de görebilirsiniz. Bunlar hikmet var bu işlerde. Bu bir anlık boşlukta Cenâb-ı Hak onu söyletiyor böyle. İbretlik bunlar. Bunu duyan, onu dinleyen kimse hala da bunu sorgulamıyorsa dikkat etmek lazım. Bir de ehli tasavvufa derler. Bunlar akıllarını şeyhlerine kiraya vermişler diye. Asıl bunların peşinden gidenler akıllarını bunlara kiraya vermişler. Bin dört yüz yıllık İslam dini kadere iman üzerine ittifak etmişler.
8. Bölüm
Bin dört yüz yıllık İslam dini kadere imanda ittifak etmişler. Hiçbir çaptaklık yok. Mustafa İstamoğlu kadere iman yoktur diyor. Anlamamış diyor bin dört yüz yıldan beri hiçbirisi. Bunun demek ki beyinine bir taraftan bir çakmak çakıldı. Bu anladı. Aynı şey de Abdülaziz Bayındır. Bin dört yıldan beri gaybı Allâh bilir diye bütün herkes ittifak halinde Abdülaziz Bayındır bin dört yüz yıldan beri anlaşılmayan dini anlaşılır hale getirdi. Allâh gaybı bilmezmiş. Bakın Allâh gaybı bilmezmiş. Abdülaziz Bayındır’a göre Allâh’ın bilmediği bir şey çıktı ortaya haşa. Bu da ne? Gaytmış. Allâh’ın bilmediği bir şey çıktı. Allâh’ın bir ismi şerifi el âlim. Ama bu ismi şerifi havada kaldı. Abdülaziz Bayındır bunu havada bıraktı.
Ve bunlar da revaçta insanla. Ve bunların da arkasından giden kitleler var. Asıl kimler akıllarını kiraya vermiş göstermek için söylüyorum onu. Ha söylüyorlar ya siz aklınızı şeyhinize kiraya vermişsiniz. Hem bizim sûfîler akıllarını nereye şeyhlerine kiraya verecekler? Hepsi de çakmak taşı gibi. Yanıyorlar cayır cayır hepsi de. Yanıyor her biri. Her biri Kur’ân ve sünneti öğreneceğiz diye cayır cayır uğraşıyor. Sorular soruyorlar bakın buraya. Nereye akıllarını kiraya verecekler? Akıl akıl asıl asıl akıllarını kiraya veren bunlar. Bak var mı sufilerin elinde birisi silah tutuşturup onları herhangi bir terörist eylemlere ortak edebiliyor mu? Etmiyor. Onlar bak haydi hükümeti yıkalım deyip de savaş uçaklarını kaldırıp kendi vatandaşlarına bomba atıyorlar mı?
Var mı sufilerden? Yok bakın. Yok. Sufilerden bu millete zarar var mı? Yok. Gerçekten sufili yaşayanlar hastane yapacağız, postane yapacağız, devlete adam kaçacağız, devlete adam çalıştıracağız, soruları çalacağız, soruları devşireceğiz, yok devlet dairlerini dinleyeceğiz, hakimleri dinleyeceğiz, savcıları dinleyeceğiz, bakanları dinleyeceğiz, yok onları komplo düzenleyeceğiz. Var mı sufilerden böyle bir şey? Yok. Sufilerden birisine böyle bir şey söylemeye kalksan adam haram kardeşim bu. Sen ne yaptırıyorsun bize de? Sufilerden birisine desen ki gideceksin bak bu normalde vergi dairesi olarak bu adama şu kadar milyon milyar ceza keseceksin. Ondan sonra diyeceksin ki cemaata gel böyle bir himmet edeceksin, cezayı kaldıracağız desen o sûfî bizi çarkımızı çevirir bizim.
Altımızdan girip üstümüzden çıkar bizim. Sen bizi harama mı sevk ediyorsun? Biz haram mı dinlemeye geldik senden diye. Ama başka yerde yaptırırlar bunu. Bir de adam onu yapar. Artık ondan yüz delik mi alıyor, bin delik mi alıyor, ne alıyor bilmem. Sen gerçek bir sufiye yapman gereken işi yaptırmayıp ona rüşret aldırabilir misin? Sen bizim zikrimize bizim sohbetlerimizi devam eden bir kimsenin cebine beş lira sen rüşret koyabilir misin? Koyamazsınız. Onları harama sevk edebilir misiniz? Edemezsiniz. Buna gözcümü ver, altına imzayı atıver, birine beş katlı imar vermişsin, öbürküne on beş katlı veriyorsun. Onun altına sufiyeyi imza attırabilir misin? Attıramazsın. Sen hangi sufiye haramı işletebilirsin?
9. Bölüm
Işletemezsin. Biz kendimiz için söylüyorum bunu. Kendimiz için söylüyorum. Eee? E tabii bize saldıracaksınız. Tabii biz de uğraşacaksınız. Tabii sufilere laf atacaklar. Bir de bizi suçluyorlar akıllarını kiraya vermişler diye. Hiç duydunuz mu bugüne kadar şu partiye oy atın diye benden otuz yıldan beri. Otuz yıldan beri benim ağzımdan hiç kimse duymamıştır. Şu partiye gidin oyunuzu atın diye. Otuz yıldan beri aynı lafı söylerim arkadaşlar ben oy kullanmıyorum. Nereye oyunuzu atıyorsanız atın atacaksanız. Ben kullanmıyorum. Atacaklar buyursun atsın. Nereye atıyorsa atsın. Asıl akıllarını kiraya verenlerin başlarındaki hocaları, hacıları, emmirleri, amcaları, dayıları onlar diyorlar şuraya atacaksınız diye.
Ben yeni İslam olmuştum. Bizim Bayındır’da normalde Risale-i Nurcular vardı. Yeni Asya grubu. Bunlar bir siyasetçi değiliz siyasetten uzağız diyorlardı. Adalet Partisi’nin gömendedir. Açık açık sanacağım. Süleyman Demirel’e aşıktı adam. En sonunda bana dedi ki Süleyman Demirel dedi. Senin şeyhinden daha takvadır dedi. Dedim ya siz siyaset yapmıyordunuz? Onun içinden çıktı Fethullah Gülen cemaatı. Bakın onun içinden çıktı. Ben daha yeni Müslüman olduğumda onlara bir laf söylüyordum ben. Bin dokuz yüz yetmiş yedi seçimlerinde size kim söyledi? Turgut Özal Bayındır’dan milletvekil adaydı. Turgut Özal Bayındır’dan milletvekil adaydı. Size kim söyledi? Milli Selamet Partisi’ne siz İzmir bölgesinde oy attınız.
Bunu size kim söyledi? Ben bunu daha önce de söylüyordum ya size. Duyanlar var. Öyle değil mi? Yıllardan beri söylerim. Buna kim size sevk etti? Kim size bu oyu attırdı ona? Ondan sonra kim gördü de Turgut Özal’ın ileride yüksek makamlara geleceğini de kim gördü? Kim tasarladı? Kim ayarladı da size ona oy attırdı yetmiş yedide. Sonra kim bunu tasarladı? Kim ayarladı? Seksen ihtilalinden sonra ilk seçimlerde siz Turgut Özal’a oy attınız. Desteklediniz. Bunu abilerinize sorun, cevabını bana getirin. Ben size karşı yumuşak davranayım. Öğreneyim ben de. Hala da bunun cevabı yok bakın. Bunun cevabı yok. siyasetin dışındaydınız, içindesiniz, göbeğindesiniz. Ama dertleri dertleri sufilerle uğraşmak.
Neden? Çünkü sûfîler kendilerini temiz tutmaya gayret ediyorlar. Bozuyor sûfîler, oyun bozuyor. Oyun bozuyor ya. O yüzden diyorlar ki şunları bir alt edemedik. Şunları bir değiştiremedik. Şunları bir devşiremedik. Bir devşiremedik. Bakıyor mu? Siz bir yere gitseniz bozulur insanlar. Restoran bilmezseniz, lüks bilmezsiniz, safahat bilmezsiniz, beş boynuzlu otel bilmezseniz. Bilmiyor musunuz ya bunları? Ha gidip marka giyineceğiz diye aptal aptalı işler yapmazsınız. Ne? X marka takım elbise giyecekmiş. Adam üç milyon onu giyecekmiş. Böyle bir aptallık, şapşallık yapmazsınız. O yüzden az da olsanız çok yere etkiliyorsunuz. Ondan canları sıkılıyor. Allâh muhafaza eylesin. Resûlullâh salallahu aleyhi ve sellem bir güvercinin peşine takılan bir adam gördü ve şöyle buyurdu.
10. Bölüm
Şu adam şeytanı takip eden bir şeytandır. Edebül müfret. Bu hadisi anlamadım açıklar mısınız? Güvencinler şeytan mı? Güvercinler takip edenler şeytan mı? Normalde o güvercin takip eden güvercin uçuracağım diye o posto güvercinleri hariç. evlerin çatılarında güvercin uçuruyorlar ya güvercin bakıyorlar ya. Bunlar heva hevesi uymuş. Böyle birkaç tane teli yanmış kimseler. Boş işle uğraşıyorlar. Anlaşıldı. Boş uğraştıklarından dolayı şeytani bir iş o. Allâh muhafaza eylesin. Böyle hayvanları birbiriyle dövüştüren köpekleri dövüştürüyorlar ya birbirlerini yediriyorlar, saldırtırıyorlar. Allâh muhafaza eylesin. Boş iş. On dokuz Ağustos, Cumaat günü on sekiz otuzda bayanlar temsilciliği binaımızda dede korkut hikayeleri, oyunumuz vardır.
Proramız bayanları özeldir bütün bayan kardeşlerimizi bekleriz. On dokuz Ağustos, Cumaat günü on sekiz otuzda. Bayan kardeşler böyle bir böyle gençlerden oluşan böyle bir etkinlik yapıyorlar. Böyle güzel bayadan beri hazırlanıyor. Bu bazı kardeşler bu konuda emek sarf ettiler. O yüzden bu Cumartesi on sekiz otuzda gençleri, bayanları inşâAllah bu konuda haberi olsun. Kardeşler inşâAllah gitmeye gayret etsinler. Kredi kartı ve banka kredisiyle kurban kesilir mi? Kredi kartı sonuçta adam ödeyecek. Banka kredisi ya neden bankadan kredi alsın? Adam krediyle kurban mı kesilir? Kurban zaten Hanefi’ye göre zekat veren kimseye vacip. Zekat veren kimsenin parası yoksa kesmesin. Ne ama krediyi bulasın, bankayı bulasın?
Hazreti Mehdi hakkında bilgi verebilir misiniz? Hazreti Mehdi aleyhisselâm yaşıyor, yakında ortaya çıkacak söylentilerine inanmalı mıyız? o Mehdi yaşıyor, ortaya çıktı diyenlere İsa aleyhisselâm nerede deyince İstanbul’da avara avara dolaşıyor diye cevap vermişlerdi. Evet, Mehdi aleyhisselâm inşâAllah zuhur edecek. Ahir zamanın son diliminde ama yedi gün bir rivayet yedi gün bir rivayette yedi yıl, bir rivayette kırk yıl. Hatta şey bir günde olsa diyor bir hadîs-i şerifte dünyaya hükmedecek diyor. Eyvallâh. Biz onun zuhur edeceğine çıkacağına inanıyoruz. Bu konuda hadîs-i şerifler var. Mütevatir derecede hadîs-i şerifler var. Bu konuda hadîs-i şerifleri reddetme noktasında değiliz. Ama Mehdicilik oynayıp nasıl olsun Mehdi çıkınca hallolacak deyip de Kur’ân sünnet mücadelesi vermeyin.
Kur’ân sünnet mücadelesini Kur’ân’ın tamamiyetle sünneti Resûlullâh’ın tamamiyetle her anlamda, her dairede yaşama mücadelesi ve yaşatma mücadelesi vermeyenleri kınıyoruz. Biz onlardan değiliz. Biz her platformda Kur’ân ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için gayret edip mücadele etmekle yükümlüyüz. Din Allâh’ın oluncaya kadar yeryüzü lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh deyince kadar savaşmakla emrolunmuş bir peygamberi ümmetiyiz. O yüzden bu mücadeleyi mehtip üzerine yıkıp evlerin köşesinde oturanlardan değiliz. Allâh biz onlardan eylemesini inşâAllah. Yine zikirle alakalı bir hadise okuyalım. Ondan sonra derse başlayalım inşâAllah. Bir cemaat Allâh Azze ve Celle’yi zikretmek için bir meclise oturursa kendilerine kalkmadan Allâh sizi bağışlamış günahlarını sevaba çevrilmiş olarak kalkınız denilir buyurdu.
Tekrar okuyayım inşâAllah. Bir cemaat Allâh’ı zikretmek için bir meclise oturursa kendilerine kalkmadan Allâh sizi bağışlamış günahlarını sevaba çevrilmiş olarak kalkınız denilir buyurulursun. Allâh bizi öyle zikreden kullarından eylesin. Âmîn. Illa Muhammed’in Resulü Zahmet’in Enbiya’yı ve hamdülillahi Rabbi’l Adem’in. Fatiha maalesef. Allâh’ım.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı