Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

535. Dergâh Sohbeti — İslâm Hukuku Mücadelesi, Kaos Analizi ve Vatanın Savunması

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 535. Dergâh Sohbeti — İslâm Hukuku Mücadelesi, Kaos…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Selamun aleyküm ve rahmatullahu ve berakatuhu. Otuz yaşında bir oğlum var, hiç evlenmemiş. Bankada yüz otuz TL vadeli param var. Bundan gelen faizi oğluma verebilir miyim yoksa başka fakire mi vermeliyim? Başka bir fakire ver. Ondan da sevap bekleme. Maide kırk dört ayette göre Allâh’ın indirdiğiyle hükmü hüküm etmeyenler Allâh kafir ilan ediyor. Günümüzde Allâh’ın indirdiğiyle hüküm eden yönetim yok. Bizim bu yönetimleri desteklememiz doğru mu? Bu noktada evet Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

Allâh’ın hükmüyle hükmet fasıtların ta kendileridir diye âyet-i kerimeler var. Normalde elinizin altındakinlerden sorumlusunuz hadîs-i şerif mucibince herkes elinin altındakinlere Allâh’ın hükmüyle hükmetmeye burada Kur’ân ve sünnetin ve imamların iştahatleriyle hükmetmeye çalışacak. Ama normalde eğer ki gerçekten herhangi bir devlet sistemi Allâh’ın hükmüyle hükmetmiyorsa o zaman orada İslam’ın hukuku yoktur. İslam’ın hukukunun olmadığı bir yerde Müslümanlar İslam’ın hukukunun icra edilmesi için mücadele ederler. Mücadele etmek orada farzdır. Mücadelenin yöntemleri, stratejisi, mücadelenin nasıl olacağı konum, durum, coğrafik durum, ekonomik durum, siyasi durum, askeri konuma göre burada mücadele stratejileri geliştirilir.

Bunlar netameli konular. Bu soruyu soran kimsenin ben kasıtlı sormadığına inanıyorum. Çünkü bu soruya cevap verecek olan bir kimse Cumhuriyet Savcısı’nın önünde soluğa alır. Bundan korktuğumdan çekindiğimden değil ha. Ben yine cevap vereceğim ama netameli konular bunlar. Bunun da altını çizmekte fayda var. Çünkü normalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti layık demokratik insan haklarına saygılı hukuk devleti kendini öyle tanımlıyor. Öyle tanımlayınca bir kimse bu layık demokratik ııı insan haklarına saygılı hukuk devletini teokratik düzene sisteme çevirmekten çevirmeye çalışmaktan adam Cumhuriyet Savcısı’nın önünde alır soluğu. bunu normalde soran muhakkak böyle bir tuzak halinde sormuyordur bunu bize.

Biz böyle bir şey olduğuna inanmıyorum ben. Ama normalde bunlar böyle bir kimseyi tuzağa alıp Kodes’e götürmek için yeterli şeyler. Böyle sormak kolaydır bunlara. Cevap vermek zordur. Oturup sorarsın. Dersin ki İslam hukukuyla hükmetmeyen bir kimse kafirin ta kendisi midir? O kimse de normalde konumuna durumuna haline göre cevap verecek ona. Bu o kimsenin normalde Hayat-i Kerim’in mealine bakarak tam buna cevap vermesi de zor insan. Her neyse meseleyi bu cenahtan çıkarayım ama bunlar önceden ııı bize sorulmuş tuzak sorulardı. Sonra bunlarla alakalı yirmi sekiz Şubat’ta ben çok sorgulandım çünkü. Bizim eski arkadaşlarımızın hepsi de bizim bu noktadaki fikrimizi, zikrimizi bilirler. Ama yeni kardeşler bilmiyordur belki de.


2. Bölüm

Ben tekrar söylüyorum. Bir Müslüman, bir mümin bulunduğu yerde İslam’ın yaşanması ve yaşatılması için mücadele etmekle yükümlüdür. Bu mücadelesini oranın konumuna, durumuna, haline, ahvaline göre strateji belirler. Size şimdi peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bir örnek göstereceğim. Kalacaksınız. İlk hicret edenler nereye hicret ettiler? Hristiyan necasinin ülkesine öyle değil mi? Oraya gider Müslümanlar Hristiyan necasinin oradaki devlet hukukuna uydular mı? Sesinizi duyamıyorum. Kâfir mi oldular? Anladınız mı? Hicret ettiler. Medine’yi, Münevvere’ye ilk hicret eden Müslümanlar orada Allâh’ın hukukunu mu, hukukuyla mı hükmettiler? Hayır. Hayır. Peki Musab bin Ümeyir orada kafir mi oldu?

Ondan sonra giden sahâbeler çünkü peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden önce giden sahâbeler var. Medine’ye, Münevvere’ye yerleşip orada İslam’ı anlatmaya başlıyorlar. Orada İslam kabul görüyor. İslam kabul gördükten sonra Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri Medine’yi, Münevvere’ye hicret ediyor. Bakın burada şimdi ben bu mevzuyu açayım ya. Şunu biraz ön tarafı dolayalım bakayım. Tamam. Bu çünkü ülke meselesi. Şöyle ülke meselesi. Türkiye’de ne zaman İslami bir diriliş, İslami bir uyanış, İslami bir böyle bir insanların silkelenmesi, ne zaman böyle bir muhafaza karbi yapılanma hükumete geçince böyle birilerine bir şeyler oluyor. Birilerine bir şeyler olunca kaşımaya başlıyorlar.

Sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni onlar kurdular. Sanki Türkiye Cumhuriyeti’ni idare eden şu anki hükümet kurdu. Ben hükümet yanlısı veya karşısının noktasında değilim. Ülke menfaatleriyle alakalı, ülkeyle alakalı, yaşadığımız topraklarla alakalı. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuku İslam değil. Hepimiz biliyoruz bunu. Hiç kimse de zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin hukuku İslam’da diyemez. Diyemez hiç kimse. Biz bu nesil olarak bu devleti biz kurmadık. Bu devletin hukukunu da biz oluşturmadık. Ama biliyoruz ki halkım Müslüman olanın halkım Müslüman olan bu dev bu bu toprakların bu devleti ayakta kalmış Müslümanların sığınabileceği, yaşayabileceği bence en ehven devletlerden birisi.

Sormak isterim şimdi arkadaşlara, kardeşlere. Dünya üzerindeki hangi devletin bayrağının altında yaşamak istersiniz? Pakistan’da mı yaşamak istersiniz? Afganistan’da mı yaşamak istersiniz? İran’da mı yaşamak istersiniz? Sudarabistan’da mı? Yemen’de mi? Urdun’da mı? Sudan’da mı? Mısır’da mı? Irak’ta mı? Suriye’de mi? Lübnan’da mı? Nerede yaşamak istersiniz? Birisi çıksın mesela her sözün meclisten dışarı. Birisi çıksın desin ki Hulusi Kalp ile desin ya ben burada dinimi, ırzımı, namusumu, aklımı, şerefimi, hiçbir devletin çatısının altında daha fazla muhafaza ederim, korurum. Burada şu var. Bunlar normalde şimdi internette fazlaca dolaşıyor. Iki tarafta fazlaca dolaşıyor. Yirmi sekiz Şubat’ta da fazlaca dolaşırdı.


3. Bölüm

Yirmi sekiz Şubat’tan önce. Eski arkadaşlar hatırlarlar. Darül Harp mi değil mi? Bana söyleteceğim diye uğraşırlar. Tuzak sorular. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerinin ta kendileridir. Eee? Yirmi sekiz Şubat’ta Refah Partisi hükümeti var. Bu hükumeti desteklemek küfür değil mi? Sanki ben hükümet destekliyorum. Ben beyan ediyorum. Hiçbir yere oy vermiyorum diye. Benim desteklediğim herhangi bir hükümet yok. Ama bunlar şey normalde ülkeyi şimdi karıştırmak isteyenler, kaşımak isteyenler bir yol tutturuyorlar. Bunları soranlar bir de Allâh beni affetsin. Böyle söylemek istemem. Ben yeni Müslüman olduğumda seksen altıda seksen yedide dinle tanıştığımda bunlar ne zorluklar çekildiğini, ne sıkıntılar çekildiğini bilmeyenler.

Bilmiyorlar bunlar. Strateji de bilmiyorlar bunlar. Bakın strateji de bilmiyorlar. Siyaset de bilmiyorlar. Bilmiyorlar. Nerede ne konuşacaklarını da bilmiyorlar. Nerede nasıl neyin sorulması gerektiğini de bilmiyorlar. Arkadaşlar Kur’ân ve Sünnet’i, İslam’ı yaşama ve yaşatma mücadelemiz devam edecek. Sologanik bir yapılanma değil bizim yapılanmamız. Sologan atmak kolay. Allâh bizi affetsin. Mevzuyu uzatmayın. Iki senelik evliyim görüncem çocuklarıyla beraber iki ya da üç günde bazen de günde bir evimize geliyor. Sürekli gelmesinden dolayı rahatsız oluyorum. Eşime bunu söylediğimde bunun çözümü olmadığını, katlanmam gerektiğini kardeşinin kalbinin kırılacağını söylüyor. Ama benim kalbimi çok kuruyor.

Bu konu yüzünden incitici kırıcı sözler söylüyor. Evimizde tartışma çıkıyor. Bu konuda ne yapmalıyım? Bir insanın bir insanı rahatsız etmesini dinimizde yeri nedir? Eşimin bu konudaki tutumu doğru mu? Bazı aile yapılanmaları var. Bu konuda gerçekten şeyler. bunun bir rahatsızlık vereceğini, herhangi bir eksiklik kusur olduğunu ııı kültür olarak bilmiyorlar. Onlara normal geliyor. Çat kapı gitmek, çoluk çocuk. Böyle normal gelen bir ailede söyleyecek fazla bir şey de kalmıyor. Ama erkeğin bu konuda bir tavır takınması lazım. Yok, takınmıyorsa sen de bir sabahı erken çık, sen baskın yap. Ondan önce üç, dört gün sen git öyle. Ne yaşandığını görsün o zaman. Herkes sabah giden erken kalkan ihtilal yapsın.

Allâh muhafaza Evde oluşan örümcek ağlarını temizlemek için süpürerek ya da yıkayarak örümcek ağını bozmak doğru mudur? Ev çatısında oluşan arı ya da kuş yuvalarını kaldırmalı mıyız? Kaldırmak için ne yapmalıyız? Bunu Halit Hoca’ya soralım ya. Halit Hoca geçen gün Allâh razı olsun bu büyüdür müydür mü işlerine bakınca taş beyaz mı olacaktı? Kişiye göre değişiyor. Ha kişiye göre değişiyor. Ha ne imancı? Sen vakaya göre hükmediyorsun ya. Tamam. Buna örümcek ağlarını toplasınlar mı? Şahsı. Tamam. Şahsı minhasır soracakmışsınız soruyu soran kardeşim. Son zamanlarda pek çok kez konusu olduğu için merak ederek özür dileyerek sormak istedim. Eşcinsel bir ilişki yaşamış olan biri yaptığı yanlışın farkına varıp tövbe edip bir daha yapmamak üzere hayatına devam eder.


4. Bölüm

Allâh yolunda hayırlı bir kul olmak için uğraşırsa izleyeceği yol nasıl olmalıdır? Kardeşler yol açık. Kim tövbe eder geri dönerse yapmış olduğu günahlardan karşısında affedici bir rab bulur. Âyet. Ben hiçbir zaman şunu demem affolmayacak bir günah yok. Bu kapı kapalı böyle bir şey söylemem. Dene bak cümleye tövbe edip geri dönenlerden eyle seni. Âmîn. Böyle birine eğer kendini bize anlattıysa nasıl yardım edebiliriz? Bu kardeşlere normalde zaman zaman bana da geliyorlar. Ben onlara tövbe etmelerini, geri dönmelerini, bir daha asla bu Allâh’ın lanetlediği fiiliyata geri dönmemelerini tavsiye ediyorum. Allâh lanetlemiş bunu. Cenâb-ı Hak bu lanetlenmiş bu fiiliyata hiç kimseyi Cenâb-ı Hak o halde getirmesin inşâAllah engel olsam.

Bu hale gelmiş bir kimse. Tövbe edecek geri dönecek. Kendi kendisine şunu demeyecek. Mesela böyle olan erkeklere diyorum ki hızla evlenin. Hızla evlenin. Normalde eğer bu noktada bir erkek erkekten hoşlanma gibi bir şeye düştüyse kendisini kadın gibi hissedip de bu böyle bir şeye düştüyse hızla evlensin. Bunu bastırsın kendi üzerinde evlenmesini hızlandırsın. Erkeklik hormonlarını güçlendirici yiyecekler, içecekler, giyecekler neyse bunlara doğru yönelsin. Ve kendince erkekliğini tahkim etsin. Ama bunun hızla evlenip çoluk çocuğa karışması lazım. Velev ki böyle o lanetlenmiş fiiliyatı işledi. Işledi. Günaha girdi, işledi. Geri dönsün. Yol yakınken. Tövbe etsin. Kendisini Kur’ân ve sünnete vahve etsin.

Inşallah umulur ki Cenâb-ı Hak onları da affeder. Nasıl yanında durmalıyız? bunlarla ilgilenen kimseler böyle olduğunu bilen kimseler bu mevzuyu fazla açmasınlar yanlarında. Psikolojik olarak hatırlamasınlar. Böyle arkadaşlarla böyle beraber olanlar kendilerine de dikkat etsinler. Onun da ayağını kaydırabilir. O yüzden ona da dikkat etsin. normalde birisini kurtaracağım derken adam kaybolmasın ortalıkta. kurtulması gereken bir vakaydı ikiye çıkmasın. O yüzden birini kurtaracağım derken kendisi el sallamasın. Allâh muhafaza eylesin. Ha bu konuda dirayeti, ilmi, feraseti yerinde olan bir kardeşse ilgilensin ama kendisine dikkat etsin. Böyle bir hata yapmış, bir hayatın nasıl devam etmeliydi? Sonuçta tövbe edecek.

Kur’ân ve sünnete sımsık yapışacak. Hayatına devam edecek. Rabbim muhafaza eylesin inşâAllah. Şu uzuna geçmeden şu kısaları halledelim. Bayramda cemaat olarak, il ve ilçeler olarak deri toplanacak mı? Toplama işinde görevlendirme yapılacak mıdır? Yoksa bütün kardeşler görevli midir? Ne yaptığınızı şey ne kadar? Toplanacakmış Bursa içi ve dışı. Durgun suya bevletmeyin ve bu vasıttaki bir suyla kusretmeyin. Hadisini okudum. Evlerimizde alafranga tuvaletlerde temiz su birikintisi var. O suya bevlediyoruz. Yukarıdaki hadise göre haram mı işliyoruz? Hayır bu durgun su dedi. Göl gibi yerler. Zandan sakın ziraz. Zan sözlerin en yalamıdır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın. Rekabet etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin.


5. Bölüm

Hasetleşmeyin. Birbirinize buz etmeyin. Ey Allâh’ın kulları Allâh’ın emreti şekilde kardeş olun. Bir kişiye Hüsnü Zan’da beslemek haram mı? Ticarette rekabet var. Yukarıdaki hadise göre ticari rekabet de haram mı? Hüsnü Zan beslemek haram mı? Değil. Ticare değil. Her alanda rekabet vardır. Ama buradaki normalde birbirinize buz etmeyin. Rekabet etmeyin derken buradaki rekabet kötü bir rekabet. Birbirini aşağılamak, birbirini kötülemek. Allâh muhafaza eylesin. Geçen haftaki sohbetinizde Türkiye’de oluşacak sıkıntılardan bahsettiniz. Sıkıntılı zamana hazırlanalım mı? Emanetleri hazırlayalım mı? Bu güzelmiş yani. Biz hazırız. Koca Eyle’de hazır olduğumuzu gösterdik. Efe’ler, baldır çıplaklar hepimiz de hazırız.

Bunun için bakın normalde böyle zaman zaman bu da çok üflenilir ülkeye. E ben yaşım bir hayli var artık yani. Şimdi azımsalmayacak bir noktada. E üç tane darbe gördüm ben. Üçüncü darbede darbeye karşı geldik. Ikisinde yenildik. Karşı geldik ama yenildik ikisinde de. İlk bir ve ikide. Şimdi bu ülke kötüye gidiyor. Ülke her an için şu olabilir, bu olabilir. Yirmi sekiz Şubat’ın önce herkese pompalanan şuydu. E Bosna gibi olacak Türkiye hızla silahlanın ve bunlar sizi almaya kimse bunlar sizi almaya geldiklerinde hiç olmazsa üç dört tanesini öldürün de gidin. Almaya gelecekler ya. Bunu pompalıyorlardı. Ben de hep kardeşlere diyordum ki sakın ha üzerinizde çakı bıçağı dahi olmasın. Sakın ha. Öyle silahlanayım filan demeyin.

Yirmi sekiz Şubat’ta oluyor bu. Bunu bana söyleyen ve beni bu konuda eleştiren bu konuda ağır hakaretler eden kimseyle enteresan bir şey. Yirmi sekiz Şubat’ta benim alındığım zaman onu da almışlar. Onu aldıklarında evinde ruhsatsız silah, tüfek böyle küçük çaplı bir cephane eşi ve çocuklarının ne rezillik yaşadığını gördüm şeyde. Emniyette Yine bir sefer alındığımda yine böyle söyleyen bunlar böyle belli insanlardasın. Yine böyle söyleyen bir kimse sordum böyle denk geldik böyle. Sen neden geldin dedim ben. Onu da evden sözde silah bulmuşlar. Ama o kimse ben içeride kaldım, o elinin kolunu sallaya sallaya çıktı. Sonra duydum bir yurt dışına gitti filan dediler, nerede bilmiyorum şimdi. O zannediyorum bu devletle ortak çalışıyordu.

Bunlar böyle zaman zaman rüzgar gibi eser. Bunlar esince Allâh affetsin. Kendini bir şey zanneden böyle bir şeyle uğraşmak isteyenler giderler kapalı odalarda kirli merkezlerden silahlanırlar. Ondan sonra bir operasyon yaparlar. Silahlar bunlarla yakalanır. Silahlar bunlarda yakalanmasıyla kalmaz. Silahın üzerine ne kadar suç varsa o suçları kimseler alır giderler. O yüzden merak etmeyin. Bu devlet kolay kolay öyle bir karışıklığa pabuç bırakacak bir devlet değil. Çünkü bizim insanlarımız sağ duyulu. Sağ duyulu olunca yine bu son darbe girişiminde görüldüğün gibi hangi cenahta yer alacağını kimin yanında yer alacağını bilir. Allâh’ın izniyle bu tip sıkıntılar olmaz. Öyle sakın al. Tekrar söylüyorum.


6. Bölüm

Çakı bıçağı dahi edinmeyin kendinize. Dışarıda üstünüzde çakıyla bile dolaşmayın. Bakın dışarıda çakıyla bile dolaşmayın. Bizler kendi din kardeşlerine silah çekebilecek kurşun atabilecek kimseler değiliz. Ne yapacaksınız? Kapınıza polis gelince polise kurşun mu sıkacaksınız? Ne yapacaksınız? Kapınıza asker gelince askere kurşun mu sıkacaksınız? O zaman DHKBC’den bir farkınız mı kalacak? PKK’dan bir farkınız mı kalacak? Dayış’ten bir farkınız mı kalacak o zaman? Bu on beş Temmuz darbesine girişen bu yezidilerden farkınız mı kalacak o zaman? Allâh muhafaza eylesin. Şimdi birinci soru vardı ya bu yönetimler desteklenmeli mi diye bu devlet bizim iyi de olsa bizim, kötü de olsa bizim, yanlış da olsa bizim.

Kötüyse iyileştirmek bizim vazifemiz, yalnızsa doğruya getirmek bizim vazifemiz. Ama bizim bizim. Bir insanın evladı yanlış yaptığı diye vuruyor, öldürüyor mu? Bir insanın eşi hata yaptığı diye boğazını mı kesiyor? Düzeltmek bizim vazifemiz. Allâh bizi oyu o uğurda eylesin inşâAllah. Böyle bir durum olduğunda nasıl davranalım, nerede toplanalım, kadın ve çocukları ne yapalım? Mesela şehirlerden dağlara çekilene biliniriz. Hiç böyle şeylere ihtiyaç yok. Biz eğer böyle bir şey söz konusu olursa biz ne dağlara çekiliriz ne de şehirleri terk ederiz. Biz vatanımızı, milletimizi, Kur’anımızı, sünnetimizi savunuruz. Eşimizle, çoluğumuzla, çocuğumuzla, hepimizle bu konuda nasıl bir mücadele verilmesi gerekiyorsa mücadele veririz.

Böyle bir durumda dergâh ve dervişlerin görevi tanımı nedir? Ne yapmamız gerektiği? On beş Temmuzdaki gibi o gömlek üstümüzde olacak mı? Biz her zaman için vatanımız, milletimiz, Kur’ân ve sünnetimiz tehlikeye giriyorsa o gömleği biz hiç çıkarmıyoruz. O gömlek hep bizim üstümüzde. Ey Davut uyanık o. Sûfî uyanıktır. Böyle bir şey, tehlike söz konusu olursa Allâh’ın izniyle yürüsün. Kaos veya savaş durumunda birikimleri olan altın mı almalı? Birliği yerleri un veya belli gıdaları stoklayabilir mi? Biz vaktin çocuğuyuz. Kenarda altın biriktirmeyi bilmeyiz. Biz vaktin çocuğuyuz. Kenarda öyle dolarları istif edelim bilmeyiz. Ticaret yapıyorsa bizim paramız ticaret metasındadır. Ne ticareti yapıyorsak?

Eee yok biz ticareti yapmıyorsak, memursak zaten bu ülkede memurun para biriktirme şansı yok. Eğer işçiyse bu ülkede yine işçinin de para biriktirme şansı yok. Öyle bir şansınız yok. Bu vahşi kapitalist sisteminde memuru, işçisi kenarda para biriktiremez. Iki maaş olsa gene yetmez. Neden? Iki maaşlık yaşamaya başlar. Bir çıt evini lükseştirir. Olmadı bir tane araba almaya çalışacağız derler. Hadi bir takside girerler. Gene kenarda para birikmez. Hiç. Hadi çocuklar büyür, çocukları okutacağız derler. Geçin. Memur ve işçi para biriktiremez. Küçük esnaf da para biriktiremez. Küçük ve orta ölçekli esnafın da durumu üç yaşa beş yukarı memurlar kadardır. Veya işçi kadardır. Ben bazen iş yapacak olanı soruyorum.


7. Bölüm

Ne kadar gelir getireceksin? Ne kadar kazanacaksın buradan? aylık iki lira kazanacaksın oğlum. Git bir yerde çalış, kafan ağrımasın derim. Başın ağrımasın. Git bir yerde çalış iki lira. Senin kazanacağım dediğin şey de aylık dört lira, beş lira, altı lira gelir getirmeliyim. Eyvah. E zaten normalde o küçük ve orta ölçekli esnaf da anca geçinir bizde. Kenara para mara koyabilecek şeyler değil ama bazı tüccar kardeşlerimiz var. Muhakkak onlar büyük iş yapıyorlar. O büyük iş yapanların kenarda vardır tabii işinin hacmine göre belli paraları. Onlar da ticaretlerine uygun yapsınlar. ne yapıyor? Malı dolarla alıyor. On dolarla alacaksa dolarla, altınla alıyorsa altınla. Ama şunu unutmayın. Tarih boyuncadır bu.

En akıllı, en doğru, en gerçek yatırım altındır. Bakın en akıllı, en gerçek yatırımdır. Kaldı ki biz altını üretemeyen bir ülkeyiz. Altını üretemeyen bir ülke olduğumuzdan altın biraz daha bizde şey pahalı. Ama diğerlerin hepsi de bundan bir farkı yok. Ne? Kağıt. Ve aldığınız her kağıt üzerindeki devlete, üzerinin yazılan devlete bir kredidir. Aldığınız her kağıt. Ne aldınız? Euro aldınız. Avrupa Birliği’ni kredilendirdiniz. Ne aldınız? Dolar aldınız. ABD’yi kredilendirdiniz. Ne aldınız? Altın aldınız. Kendi ülkenizi kredilendirdiniz. Ne aldınız? TL aldınız. Kendi ülkenizi kredilendirdiniz yine. Kendi ülkenizi kredilendirdiniz. Eee herhangi bir devalasyon olursa, şu olursa, bu olursa, ne o? Türk parası değer kaybeder.

Eee? E o zaman altına bankalar şimdi altın hesabı da açıyorlar Altına yatırım yapılabilir mi? Ben kar amaçlı söylemiyorum. Ben bunu bir güven kaynaklı söylüyorum. Öyle oraya buraya da un stoklayalım diye uğraşmayın. Kurtlandırmayın bunları. Dostu düşmanı içimizdeki satılmışları nasıl ayırabiliriz o anlayabiliriz. Çok basit. insanlar siyaset konuşurlarken muhakkak hata yapabilirler, iştahat hatası yapabilirler. Çok basit. Bu kimsenin o kimsenin konuşurken o kimseyi iyi analiz edin. Söylediği şey Kur’ân ve Sünnet’e vatanın milletin menfaatine uygun mu? Değil mi? Bu yeterli size. Aynı onun paralelinde kimler söylüyor? Mesela bir kimse Avrupa’nın paralelinde söylüyor. Başka bir kimse Amerika’nın paralelinde söylüyor.

Başka bir kimse bakıyorsun din âlimi. Bir cemaatın lideri, bir cemaatın başındaki sorumlusu. Örneğin Suriye’deki esedi üyü adam. Bir başka birisine bakıyorsunuz. Aa siyasetçi. Adam örneğin o siyasetçi kimse bakıyorsunuz. Türkiye’nin lehine bir şey söylemiyor. Örneğin neden Suriye’ye girdi? orada böyle bir şeye kalkıştı. Habire laf söylüyor adam. Aynı bunu söyleyenler PKK’nın hendek kazmasına destek çıkan Türkiye’nin oradaki hendekleri bertaraf etmesine de karşı çıkan cena. Çok basit bunları tanımlamak. Söz konusu olan din ise adamın dinle, mezhepleri mi küçümsüyor, tarikatları mı küçümsüyor, hadisleri mi küçümsüyor, üç tane şeyi küçümsüyorsa, es geçiyorsa, tiye alıyorsa at kenara gitsin. Ince ince o nifak girmiş onun içine.


8. Bölüm

Fazla bir şeye gerek yok. Hele bizim kardeşlerimiz bu konuda artık böyle bunun uzmanı olabilecek noktadalar. Böyle dinleyeceksiniz o kimseyi. Dinlediğinizde bakın, bunlar ince diyorlar. Ya bu hadislerinde hepsi de sahih değil ya bir sürü içinde olmayacak olan ııı hadisler var. Akla mantığa aykırı hadisler var. Tamam at kenara. Hiç tutma. Ya mezhep de lazım değil ki bu mezhep de sonradan çıkmış zaten nereden çıkmış ki? At kenara. Ben birini öyle sordum. Sen kaçıncı çocuksun dedim ben. Ikinci çocuğum dedi. Sonradan oldun diye atıyorum annem, baban seni dedi. Kaldı. Mezhepler bu ümmetin çocukları. Tarikatlar bu ümmetin çocuğu hem felsefi olarak hem yaşantı olarak. E sonradan çıktı. Iyi sonradan çıktı diye seni de atalım o zaman.

Diyorum sizin bu hadisleri inkarınız da sonradan çıktı. Bu mezhep inkarınız sonradan çıktı. Önceden mezhep inkarı var mıydı? Yoktu. Sonradan çıktı. Asıl atılması gereken sizsiniz. Sonradan çıkan sizsiniz. Söz konusu olan dimi ise çok basit. O ticaret yapıyor, büyük ticaret yapıyor. Çok basit. Yanında diyeceğim ki faiz alıyorsa mümin müminden faiz alıyorsa annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olur diyeceğim, bitecek. Ticaretin de biter onlar. O bir daha sana ne mal satar ne de senden ticaret yapar. Sebep sana satmaz. Çünkü senden faiz alamayacak. Basit şeyler bunlar. Kaos ve savaşın geldiğini veya yaklaştığını nasıl anlayıp sezebiliriz? Gerek yok yaklaştığını anlayıp sezmeye. Zaten kaos ve savaşın içindeyiz.

Türkiye otuz yıldan beri savaşın içinde. Otuz yıldan beri kaos var. Hatta ben daha ileri söyleyeyim. Bu topraklarda iki yüz yıldan beri kaos ve savaş var. Iki yüz yıldan beri bu bitecek bir şey değil zaten. Osmanlı’yı yıktılar, parçaladılar, doymadılar. Kanını akıttılar, doymadılar. Böldüler cetvelle, gene doymadılar. Cetvelle doydular. Böldüler, doymadılar gene. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. kurulduğundan normalde hala da ben bunda iddialıyım. Hala da sömürüyorlar. Yine doymuyorlar. Doymaz. Gavur doyar mı? Ayeti kerime. Sen onların dinlerini kabul etmediği müddetçe onlar seninle savaşmaya devam ederler. Siz bu ülke Hristiyan olsa dahi yine doymazlar. Siz Hristiyan’ız deseniz dahi inanmaz adamlar.

Derler ki siz Hristiyan değilsiniz. Inanmadılar bakın. Bin dokuz yüz yirmi üçte kurulan devlet komple Hristiyan adet, gelenek, görenek üzerine kuruldu. Hristiyan kanunları hukukuyla kuruldu. Önce İslam dediler. Ondan sonra İslam’ı kaldırdılar. Şerii ahkamı tamametle kaldırıldı. mevcut olan hukuk Osmanlı’dan kalan hukuk tamametle kaldırıldı. Avrupa’dan geldi bütün ticaret hukuku, aile hukuku, bütün ceza hukuku hepsi de Avrupa’dan geldi. Bakın hepsi de Avrupa’dan geldi. Ve hala da aynı hukuk devam ediyor ülkede. Doymuyorlar, inanmıyorlar da. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin anayasası İslam mı değil. İslam’ın kurallar ve hükümler mi geçerli değil. İslam hukuku mu geçerli değil. Ya ne var? Komple Avrupa hukuku var.


9. Bölüm

Her şeyde. Ona rağmen sizi kendilerine kabul ediyorlar mı? Hayır. Bakın hukukunuz Avrupa hukuku. Ama sizi Avrupa Birliği’ne dahi almıyorlar. Kıyafetiniz Avrupa. Yemeniz, içmeniz Avrupa. Adet gelenek, görenekleriniz Avrupa. Düğün yapıyorsunuz Avrupalılarda dahi bu kadar şatafat yok. Eğlence yapıyorsunuz Avrupalılarda bu kadar eğlence yok. Avrupalılar bizim ülkemizdeki insanlar kadar eğlenmiyorlar. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde kolay kolay İspanya’da turistik yerlerde belki de varsa vardır bilmiyorum. Iki bin kişilik, üç bin kişilik barlar, kafeler, restoranlar iki bin kişilik ııı ne diyorlar dans ettikleri yerlere? Diskolar. Yok Avrupa’da. Bunlar Türkiye’de var. Otellerin altlarının hepsi de disco, hepsi de eğlence yeri.

Kıyı şeritleri komple eğlence yeri. İçkiler fıçılarla tankarlarla içiliyor. Avrupa’da o kadar rezillik yok. Türkiye’deki rezillik kadar Avrupa’da bu kadar rezillik yok. Yine siz Avrupa’ya almıyorlar ama. Sizin bütün beş yıldızlı otellerinizde istediğiniz kadar. Faişe kadın var. Otel lobileri dolu. Restoranlar dolu. Ve ülkede zina suç değil. Ülkede zina suç değil. Ülkede eşcinsellik suç değil. Eşcinselik suç değil ülkede. Dileyen dilediği kadar zina yapıyor. Dileyin dilediği kadar eşcinsellik yapıyor. Dileyen dilediği kadar içiyor. Uyuşturucu almış götürmüş ülkeyi. Uyuşturucunun başlama yaşı on bir olmuş. On bir. Dikkat edin. Ülkede uyuşturucunun başlangıcı on bir. Iki bin on altıda uyuşturucu sebebi uyuşturucu olan yedi yüz tane ölüm var bu ülkede.

Yedi yüz. Sebebi uyuşturucu. Iki bin on altıda yedi yüz tane sebebi uyuşturucudan vatandaşımız ölmüş, insanımız ölmüş. Bunların hepsi de on beş otuz yaş arası. On beş otuz yaş arası. Şu anda ülkede ülkede dikkat edin. Ülkede devletin adli kurumlarına düşmüş adli kurumlarda işlem görmüş. Üç yüz bin kişi var uyuşturucuyla ilgili. Üç yüz bin kişi Devletin adli mekanizmasında işlem görmüş. Ama satarken yakalanmış işlem görmüş. Ama kullanırken yakalanmış işlem görmüş. Ama üzerinde yakalanmış işlem görmüş. Iki bin on altı yılından bahsediyorum. Ne kaldı ki? Ne kaldı ki? Ve hala da bir şamar oğlanı gibi tokatlanıyoruz. Siz irticacısınız, siz İslamcısınız, siz dincisiniz, siz şeriatçısınız. Nerede kalmış bizim şeriatçılığımız?

Nerede kalmış? Üç yüz bin kişi uyuşturucunun pençesinde nerede kalmış? Dikkat edin. Uyuşturucu üç yüz bin kişiyse alkol kullanıp, alkolik olan bir milyon insan vardır. Bak uyuşturucu üç yüzse her şey yasak çünkü. Alkolik alkol kullanan değil, alkolik olan bir milyon kişi vardır. Alkolik olan. Eee nerede kaldı? Biz bir girersem şimdi fuhuş sektörüne. Herkes eşinden şüphelenir. Eşinden şüphelenir. Bakın eşinden şüphelenir. Türkiye’de ceza evlerinde, ceza evlerinde cezası kesinleşmiş yatan üç yüz bin kişi var. Üç yüz bin kişi. işte iki yüz otuz, iki yüz kırk bin, iki yüz elli bin ondan sonra bir bu denetimliği çıkarmışlar. Denetimliği çıkardıktan sonra bir boşalmış. En son şeyde denetimli bittikten sonra normal iş denetime çıkmamış hale gelmiş gene tekrar. denetimle beraber üç yüz bin kişi ceza evinde şu anda görünüyor.


10. Bölüm

Üç yüz bine yakın. Bir fiili içeride yatan iki yüz altmış bin filan otuz kırk bin kişi denetimde var. Üç yüz bin kişi üç aşağı beş yukarı. Dikkat edin bakın. Üç yüz bin kişi sadece ceza evinde duran. o ceza almışlar, hüküm giymişler, hükümleri bitmişlerle düşünün suç oranını siz. Düşünün üç yüz bin kişi uyuşturucu kullanıyor ülkede. Üç yüz bin kişi satıyor, getiriyor, taşıyor, kullanıyor. Üç yüz bin kişi. Üç yüz bin kişi. Ne İslam’dan bahsediyoruz biz ya. Hangi kaostan bahsedeceğiz? Bundan daha büyük kaoslar mı? Bu kaos büyüyor. Bu kaos büyüyor. Altı yüz kişi ölmüş uyuşturucudan yedi yüz kişi ölmüş. Bir yılda terörden bu kadar insan ölmüyor. Terörden bu kadar insan ölmüyor. Uyuşturucu dikkat edin.

Dikkat edin. Uyuşturucu şu anda terörden daha büyük bir bela. Zehirliyor gençler. Zehirleniyor. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O yüzden normalde kaos zaten bizim içimizde var. Savaş bizim içimizde var. Uyuşturucuyla, fuhuşla, eşcinsellikle, içkiyle, kumarla kaosu bizim içimize fitneyi yerleştirmişler. Normalde diyanette fetvasını veriyor. Bir kadın evli, kocası başında kaç tane adam dolaşırsa dolaşsın onu senin nikahın düşmemiştir diyor. Kaosa bak sen. Asıl kaos burada. Çünkü bu fuhuş yapmıştır. Bu haram işlemiştir. Bu fahşiyata dalmıştır. Bunu nikahı kalmaz diyemiyor. Neden? Çünkü o Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukuna göre evlenme haktı var. Evlenme haktı mahkeme bozmadıkça onun evlenme haktını fes etmiyor.

Kaos bu. Bakın kaos bu. Eşcinsellik haram. Bunun cezalandırılması lazım demiyor Diyanet. Kaos bu. Aileleri yakıp yıkan yok eden, çökerten bir haram. Nikahlanmanın yolunu aç, fuhuşu yasakla. Nikahlanmanın yolunu aç, fuhuşu yasakla. Kaos bu. Ülkede vesikalı fuhuş var. Kaos bu. Ülkenin devleti kendi tebaasının etini satıyor. Bu etini sattıktan sonra satmış olduğu bu paradan elde etmiş olduğu bu paradan hacasına, hocasına, müftüsüne, imamına, müezzinle, emeklisine, memuruna maaş veriyor. Kaos bu. Kaos bu. Kaos arabayı mı? Savaş zaten hep var. Otuz yıldan beri Güneydoğu’da zaten savaşıyorlar. Önceden devletler devlet devlet devlete savaş açarmış. Iki üç dünya savaşından sonra karar aldılar. Devletler savaş açmıyorlar devletlere.

Ya bir tane örgüt kuruyor oradan. Nerede en safları hangi kim buranın en safları? Müslümanlar. Müslümanlara bir örgüt kuruyor. Eee Müslüman olmayan saflarda var. Onlara da solculardan bir örgüt kuruyor. Önce birbiriyle çatıştırıyor. Ondan sonra canın istediğine çatıştırıyor. Otuz yıldan beri çatışıyor. Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ondan sonra içerideki veya dışarıdaki terör yapılanmalarıyla savaş devam ediyor. Daha ne savaş arayacağız biz? Savaş devam ediyor ki. Bunun adını koymuyorlar savaş diye. Adını diyorlar ki terör. Ya savaş Ka. Amerikan geliyor onu destekliyor. Ka geliyor Avrupa destekliyor. Hepsi de gavur. Ka geliyor Ermeni destekliyor. Gavur. Ka geliyor İsrail destekliyor. Gavur. Tabii ikinci meşrutiyetle gavura gavur demek de yasak.


11. Bölüm

Tabii ikinci meşrutiyetle gavura gavur demek de yasak. Yasaklandı. Gavur alçaltıcı oluyormuş. E gavur. Alçaltıcı olmasın gavurcuk olsun. Ya onlar birbirleriyle düşman olurlar mı? Olmazlar. E kimle düşman olacaklar? Müslümanlarla olacaklar. E seni yenememişlerdi savaş meydanında. Neyle yeniyorlar şimdi? Uyuşturucuyla yeniyorlar. Neyle yeniyorlar? Fuhuşla yeniyorlar. Neyle yeniyorlar? İçkiyle yeniyorlar. Neyle yeniyorlar? Eşinsellikle yeniyorlar. Bir tane Tarkan çıkarıyor bütün herkes Tarkan olacağım diye uğraşıyor. Bir tane Bülent Ersoy çıkarıyor. Herkes Bülent Ersoy olacağım diye çıkarıyor. Bir tane Devran Çağlar çıkıyor. Bülent Ersoy onun boynunu ezeceğim de uğraşıyor. Herkes Devran Çağlar olacağım diye uğraşıyor.

Bir bakmışsın o ortalıktan adam iki tane kurban kesmiş. O oğlum olmuş diye. Çocuk mezara gibi ayakkabı don kıçından aşağı düşecek dolaşıyor. Önüne kadar açıyor bağrını. Göğsünün kıllarını da temizleten erkekler çıktı şimdi. Kaş aldıran tüyü aldıran salaryuma giden erkekler var şimdi. Evet bu hale geldi. Darül Hark’ta bıyık kesmek caizdir yanlış anlaşılmasın. Herkes yumurta gibi tıraş olmuş adam adamlar türedi. Bakım yapmış. Ya bakım erkekler bakım ne olacak? Ulan oğlum erkeğin bakımı belli. Tıraş olacaksan git tıraşın ol yürü git. Yok bakıma gidecek şans düzenleyecek. Birisi de öyle diyor bana. Hacı baba moralin düzeliyor diyor. Oğlum benim dediğim moralim düzeliyor. Ben oturuyorum arkadaşlarla bir zikrullah yapıyorum.

Hamdolsun benim moralim düzeliyor. Ben sabaha karşı bir harika bir şey yaşıyorum. Benim moralim düzeliyor. Ben gece aniden saat ikide iki buçukta bir hediye paketi geliyor. O benim moralim düzeliyor. Benim moralim düzelmesi için benim gidip de böyle gerilip orada manikör patikörü yaptırıp oramı buramı yoldurmaya gerek yok lan. Nasıl adamlık bu? o adamın savaşa gideceğine inanıyor musunuz siz? O adamın normalde savaşabileceğine inanıyor musunuz? Ben düşman olsam kafa yaparım onunla. Lan senin neren adam lan? Derim. Bizi o hale getirdiler. Önce sakalımızı kestiler. Dikkat edin. Önce sakalımızı kestiler. Yetmedi. Bak önce sarığımızı çıkardılar. Sarığımızı Osmanlı’da çıktı sarık. Sarık ve cübbe Osmanlı’da çıktı.

Meşrutiyetler. Böyle Avrupalı olacağız dedik. Zaten bizim en büyük handikabımız Avrupalı olmaya çalışmak. Ben Atanın izinden yürüsene, ecdadının izinden yürüsene Avrupalı olmak için Avrupa’yı fethetmek lazım. Git fethet Avrupalı ol. Avrupa sen ol. Yok. Biz fethettiğimiz, çizmemizi yalattığımız, ödengimizi yalattıklarımıza benzemeye çalıştık. Zaten sıkıntı orada başladı biz de. Ondan sonra sarığı attık, cübbeyi attık, sakalı attık dediler ki bize bıyıklarınızı da atacaksınız. Biz bıyıklarımızı da attık. Şimdi diyorlar ki bize siz böyle de korkunç usunsunuz. Ee göğüs kıllarınızı da temizleyin. Yarın öbür gün tüysüz oğlan çıkacak ortaya. Diyecekler ki ya olmuyor. Ya sizin sakalınız arkadan geliyor da.


12. Bölüm

Eee hepiniz de gidin tedavi görün. Eee sizden hiç sakal çıkmasın. Nasıl ya? Ya git genetimle mi oynuyorsun? Deni anla mı oynuyorsun? Ameliyat mı oluyorsun? Ne oluyorsa ne ol. Eee sende sakal hiç çıkmasın. Korkutucu oluyorsun. Bir de açıyorlar bağırlarını böyle. kadın güzelliğini sergiler kocasına. Bağrını açar, iki tarafını açar. Kadın güzelliğini kocasına sergiler. Der ki adamın gözü hiçbir yere kaymasın. Ben tertemiz önüne çıkayım. Adamın gözü bir yere kaymasın. Aman ben dikkat edeyim. Içi kalkmasın, iğrenmesin. Benim oramda buramda kıl tüy olmasın. Olur mu olur adamın dengesizliğine denk gelirim benden farkın mı var da? Olur mu olur bıyıklarını vursaydın da? Olur mu olur senin göğsünle benim göğsümün arasında ne fark var da?

Adam dediğin öyle. Ne kadar çıktıysa ekçek değilsin ya. Şimdi millet normal Allâh’ın verdiğini kökleyeceğiz de uğraşıyor. Lan adam mısın sen? Kadından bir farkın olsun senin. Senin adam olduğunun göstergesi senin göğüs kıllarının olması Adam sırtındaki kılları da aldırıyormuş. Adamın sırtında da kıl çıkar normalde. Az da olsa çok da olsa. Zaman geçtikçe o gençlikte çıkmaz. Zaman geçtikçe o adamın sırtında da kıl çıkar. Adamın adamlığı önde oldukça. Şimdi bunları böyle konuşacağım. Deyecekler ki edepsiz konuşuyor. Adamın erkekliği ayakta olursa erkeklik hormonları fazlaysa adamın göğsünde de kıl çıkar, sırtında da kıl çıkar, ayaklarında da kıl çıkar. Adamın erkeklik hormonları fazla. Adam gibi adam.

Erkeklik hormonları törüşmeye başladıysa geriye düşüyorsa kendi kendini kadın hissetmeye başlayınca vücut öyle bir şeydir. Kendisini törüştürmeye başlar. Eee bizi Avrupalı yapacağız diye adamlar her şeyi yapıyorlar. Ve biz de adım onlara uyuyoruz ha. Sabah kahvaltılarımız onlara uydu, öğlen yemeklerimiz onlara uydu, akşam yemeklerimiz onlara uydu, kılık kıyafetimiz onlara uydu, adet gelenek, göreneğimiz, her şeyimiz onlara uydu. Avrupai olmak bizim için farklı bir şey oldu. Evet. Ulan kimse sabahleyin tarhana çorbasına kaşık çalmıyor. Tarhana çorbası yapacak hatun kalmadı. Tarhana yapacak hatun da kalmadı zaten. Tarhana çorbası isteyen adam da kalmadı. Görmedik anasını da babasını da. Adam ticaret yapıyor.

Bir tarhanıcı kom diye bir şey açmış adam tarhana satıyor Türkiye’ye. Ulan tarhana satıyor ya. Tarhana satıyor adam. Makarna hazır tarhanası hazır. Tereyağı marketten, peyniri marketten. Market çocuğu oldu herkes. Ya market kapansa evde bir yiyecek, içecek hiçbir şey yok. Avrupalısınız işte. Kaos, kaos bunlar. Kaos. On gün fırınlar kapanırsa kaos bakın. On gün fırın kapansa millet evde açık olur. Avrupalı olduk. Akşam yemeğine dışarıda yiyecek millet. Pazar günleri muhakkak dışarıda yiyecek. Ya pazar günleri sohbete gidiyorum, gittiğim yerlerde bazen böyle yiyinti içinti yerlerine denk geliyorum. Yollara kadar dolu ya. Ya geçen gün heykelden geçiyorum. O dönercinin önünde üç yüz metre kuyruk var ya.


13. Bölüm

Millet kuyrukta ya dönercinin önünde kuyrukta üç yüz metre kendi kendime baktım. Ulan bu ne kuyruğu dedim. Dönerci kuyruğu. Ha dedim ya. Bursa’nın biteklerinin markası var. Bildiğiniz kuyruk var. Kuyrukta iki yüz elli üç yüz kişi var. Ya yiyeceksin ya. Yiyeceksin bir lokma ekmek ya. O yeme, içme yerleri dolu. Ya mübarek insan gidip bir porsiyon yemek yiyeceğim bir kilo et parası. Bir porsiyon yemek bir kilo et parası. Iki porsiyon iki kilo et parası. Ya dört kişi gitseniz bir aile dört kişi yeseniz dört kişi. Bizim Kasım Usta’nın canı sıkılacak senin. Kasım Usta neredesin? Öyle değil mi? Bir kişinin bir porsiyon bir yemek yemesi normalde şey değil mi? Bir kilo et parası değil mi aşağı yukarı?

Sen de ucuzdur da öyle yerlerde pahalıdır. Kasım Usta da ucuzdur. Sen de ucuz. Kasım Usta’nın da reklamını yapmış olalım arada. Evet Kasım Usta benim dışarıda ben yemek yiyeceksem eğer Bursa’da benim ikinci bir adresim yok. Git Kasım Usta’dayımdır ben. Yiyeceksem bak yiyeceksem ben de ikinci bir adres yoktur. Belki de yirmi beş yıl oldu mu Kasım Usta? Olmuştur. Evet. Kasım Usta senin ufağın mıydı? Ufağının ufağım mıydı? Ibrahim senin ufağın değil mi? Tamam. Ibrahim’in kızı ben ver dedim ya. Burada mı oğlanın? Yok. Boyunca oğlan oldu hepsinde ya. Allâh’ın emrini bana koymuşlardı o zaman ya ben vermedim. Kasım Usta hakkını helal et. Ya bir kilo et parası veriyor o kimse. Ama yok. oturdu böyle böyle bir askeri ücretçe çalışıyormuş falan önemli değil.

Gidecek onu yiyecek. Allâh’ım avrupa. Avrupa’da olduk. Daha nasıl olacağız ama asıl kaos mu bence? Allâh bizi affetsin. Bizim Allâh celle celalühü ve sizden başka kimsemiz yok başımızda olacak mısınız? Sizinle beraber aynı savaşta savaşabilecek miyiz? Cenâb-ı Hak cümlemizi mehtala resulü asker eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak inşâAllah o mehtinin askeri olmayı cümlemize nasip eylesin. Âmîn. Eğer o zamana ulaşırsak nefsimize uyanlardan, şeytana uyanlardan Cenâb-ı Hak bizleri uzak eylesin inşâAllah. Âmîn. Türkiye Cumhuriyeti’ni aziyyet içinde görüyor musunuz? Yoksa derinden hazırlık içinde mi? Bir acziyet görmüyorum. Vardı bu normalde on beş Temmuz’la beraber bu acziyetin büyük bir çoğunluğu halloldu.

Ama normalde hala da Türkiye Cumhuriyeti’nin devletini acziyete düşürecek olan karanlık eller karanlık gözler karanlık diller çalışıyor mu? Evet. Evet. Bu meseleyi geçen hafta da söyledim. Ne yazık ki hükümet bu meseleyi tam anlamıyla götüremedi. Hala da götüremiyor. Ama bir şekilde inkutaya uğratıyorlar. Bir şekilde bir şeyler oluyor. Direnme var. Bu mesele henüz daha Türkiye’de tam olarak hallolmadı. Burada normalde Türkiye’yi acziyete düşürebilecek içeride yapılanlar benim kanaatimce tahminimce hala da var. Türkiye’nin Güneydoğu’ya hızla Güneydoğu’ya hazırlık yapması lazım. Türkiye’nin hızla yunanistan ve Bulgaristan sınırına hazırlık yapması lazım. Türkiye doğusunu ve batısını, doğusunu ve batısını garanti altına alması lazım.


14. Bölüm

Doğusunu ve batısını. Doğu dediğinde Güneydoğu’da daim. Hızla hem. Ve daha savunma ağırlıktı. Ve savunma ağırlığının üzerinde, savunma ağırlığının üzerinde önce savunma, onun üzerinde böyle akıncı burkaç yapabilecek birliklere ihtiyaç var. Hatta daha ileri şeyler söyleyeyim de dinliyorlarmış sohbetleri çünkü bazı yerlerden Türkiye’nin hızla kendi sınır boylarına sivil akıncı boyları tanzim etmesi lazım. Sivil. Asker değil. Tampon bölgeler. Bunu normalde Suriye’de şu anda uygulayabilir. Suriye’de bir tampon bölge var. Suriye’de tampon bölgelerde sivil organizasyonlar olmalı. Bu sivil organizasyonlar yetiştirilmeli. Bunlar devletten bağımsız bir şekilde akıncı beyleri gibi akın etmeli terör unsurlarına.

Mesela Kuzey Irak’ta böyle bir sivil örgütlenme olmalı. PKK’ya saldırmalı. Devamlı. Göz açtırmamalı. Mesela Kıbrıs’a lazım. Mesela Trakya’ya lazım. Böyle bir şey olduğunda bunlar yalnız Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının içerisinde olmayacak. Mesela Bulgaristan’daki Türkleri gidecek, yapılandıracak. Bulgaristan’daki Türklerden orada yüz kişilik, iki yüz kişilik, üç yüz kişilik, beş yüz kişilik konuma göre bir sivil örgütlenme kuracak. Yunanistan’daki Türklerden gidecek böyle bir örgütlenme kuracak. Örneğin. Kıbrıs’ta böyle bir örgütlenme kuracak. Suriye’de yaptı ya Suriye’de belli. Askeri kanat o. Harika bir şey yaptılar Suriye’de. Aynısını Irak’ta yapacaklar. Irak’taki Türkmenleri toplayacaklar bir yere.

Onları kendilerini koruma altına alacaklar, yetiştirecekler. Ondan sonra Telefere mi girecek? Girecekler. Ondan sonra Kerköy’me girilmesi lazım, girecekler. Böyle sivil yapılanmaların kuvvetlenmesi lazım. Artık önceden de o devletlerin savaş aşması. Böyle sivil yapılanma sivil militarist yapılanmalar Avrupa diliyle. Eski dille akıncı birlikler olacak. Evet onlar cihâd şuuruyla olacaklar. Cihâd şuuru. Onların başlarında sarılıklarını, takkelerini, bir güzel, bu güzel dinin yapılanmalarına olacak, cihâd edecekler. Ha devlet bunu yapar, yapamaz. Aynı mesela. Yabancı generallerin savunma bakanlarının Türkiye Şu ses cihazlarının bu şey yerleri var ya, birleşme yerleri. Onları bu üstlere alın, bir yere taşıyın onları ya.

Yabancı generallerin savunma bakanlarının Türkiye Cumhuriyeti’ni sık sık ziyaret ediyor. Bunun sebebi ne de Türkiye bölgede güç oda o. Olup bu oyunu bozabilir mi? Bozmaya çalışıyor. Inşallah bozar. Bizler savaşmayı unutturulmuş bir milletiz. Tekrar öğrenebilir miyiz? Fırtıratımızda savaşma özelliği var mı? Endişe, tasa ve korkuya yer var mı? Ne o? Göl yatağından su eksik olmaz. Merak etmeyin. Şu an günlük işlerimize devam edilmesi mi lazım yoksa öncesine yapılması gereken şeyler var mı? Günlük işlerinize devam edin. Sûfî vaktin çocuğudur. Sûfî bu noktada günlük işlerine devam eder. Hiçbir şey yokmuş gibi. YPİ zekalı cinsel içerikli robotlar yapılmış. Bunların helal veya haram mıdır? Sakat ve özürler için kullanılabilir mi?

Cinsel içerikli robotların ne olduğunu bilmiyorum. Hepsinden önemlisi malım ve mülkün sahibi olan Allâh bu olaylara ilgili ne düşünüyor, ne planlıyor, ne yapmak istiyor? Bu muhteşemdi. Bu biraz Halit Vari olmuş. Allâh razı olsun. Halit de bir ekol oldu bak ya. Bu senin ekolünün ama. Allâh razı olsun inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah Hak Muhammed’in Resulü Allâh sevin enbiye vel mursaleem elhamdülillahi Rabbil alemin. Fatiha.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Kâbe, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı