1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Mekinsey’den danışmanlık hizmeti alınmayacağını açıklamasının ardından Suudi gazetecinin öldürülmesi, ülkemize yapılan siyasi bir komplomudur. Sonuçta ııı bir ııı konsolosluktan içeri bir kimse girerse o konsolosluk ondan sorumludur. Türkiye konsolosluktan içeri giriş fotoğraflarını o kamera görüntülerini yayınlayarak tan böyle bir şeyin kendisiyle alakasının olmadığını ispat etti. Bu bunda bir sıkıntı yok. tavirci ayste böyle bir şey yapacaklarsa dahi ellerinde patladı o. giriş görüntüleri var, çıkış görüntüleri yok. Bir de ııı içeride de kameralar sözde bozulmuş o gün kayıtta değilmiş.
Bunu kargalara söylesen kargalar neremizde gülelim diye düşünürler. Bunun üzerinde bir şeye gerek yok. Bu şey değil. Ama şu başvaya Mekke’in seyi danışmanlık hizmeti alınmayacağın açıklanması. normalde protokolün iptaliyle alakalı herhangi bir yazışma gördünüz mü? Böyle şeylere normalde baktığınızda hemen bu mevzular konuşulduğunda ben anayasanın doksanıncı maddesinin ikinci mi üçüncü paragrafım ne? Yayınlamıştım şeyden. Ne o? Twitter’da. hükümetler ticari, iktisadi, herhangi bir şey, bu tip ııı şeyleri, anlaşmaları dikkat edin. Bu darbe anayasası, seksen iki anayasası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına gerek duymadan yapabiliyorlar. Meclis burada bypass ediliyor. Meclis bypass edilerekten ibaret şu uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınır.
Bu şu demek. Siz gider bir şirkette bir anlaşma yaparsanız o anlaşmayı iptal ettiğinizde onun ceremesini çekersiniz. Eğer iptal ettiyseniz. Bir teknik direktörü getiriyorlar. Kovmaya kalkıyorlar, kovamıyorlar. Dünyanın parasını ödüyorlar. Bir futbolcu getiriyorlar. Kovmaya kalksan kovamıyorlar. Dünyanın parasını veriyorlar. uluslararası bir şirkette siz gideceğiniz bir anlaşma yapacaksınız. ondan biz danışmanlık almıyoruz diyeceğiniz almaya bilirsiniz ama onun bir bedeli vardır muhakkak. O bedelsiz değildir. Türkiye Cumhurbaşkanı’nı maneviyat yönlendiriyor mu? Allâh’ım. Sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır. Birisini maneviyat yönlendirecekse o kimse sahih rüyalarla yönlenir. Kalbine gelen ilhamla yönlenir.
Böyle bir şey varsa bilemeyiz. Olabilir. Bir kimse psikolojik ilaç kullanıyor. Kah bu kah geçmişte. Yaşadıkları sebep olan her neyse kalbi hissetmiyor ve Allâh’ı ve sizi sizin söylediğiniz manada kendi eski fıtri duyguları gibi ötelerden ötelere inceden inceye bir nefese, bir şeye ihtiyaç duyduğu gibi sevmek istiyorsa bunu çok istese de hayranlığın ötesine geçemiyorsa bu seviyormuş gibi hafife ve devamıdır. Bir de Allâh için ağlamıyorsan ağlıyormuş gibi yap. Bu söz aklıma geldi. Siz olsuz paylaşınca bunun sözüme devamlı zikir hâlimidir. Bir kimse seviyormuş gibi yapsa da güzeldir ya. sevemese dahi seviyormuş gibi yapsa, ağlayamasa dahi ağlıyormuş gibi yapsa da güzeldir, iyidir. E normalde seviyormuş gibi yapmak meselenin hafifi ucuz tarafıdır.
2. Bölüm
Sevmek işin sıkıntılı tarafıdır. Hazreti Allâh âyet-i kerimede ey Habibim de ki eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyun. Seviyormuş gibi yapmakla olmuyor demek ki. Ne yapacak o kimse? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine uyacak. Onun getirdiklerine tâbe olacak. Kur’ân ve sünneti sımsık yapışacak ki seviyormuş gibi olanlardan olmasın. Mesnevî’de kelimetullah kübra Mevlânâ’ya denmekte tereddütte mahal yoktur diye geçmekte. Lakin Allâh’ın bu kelimesinin hakkıyla tefsir edemediği söylenildiği notu da düşünülmüştür. Tefsir edilemeyen bu kelimenin Mevlânâ’ya hitap edilmesi hangi yöndendir? Bu normalde Hazreti Mevlânâ’ya Cenab-ı Hakk’ın yaratıldığı bütün her şey Allâh’ın kelimesi hükmündedir.
Bu noktada Allâh’ın kelimesi olmakta Hazreti Mevlânâ’yla bir başkasının arasında bir fark yoktur ama kelimetullahi kübra dinleyince büyük Allâh’ın kelimesidir. Bu kelimelerin birbirine sahip olduğu için Allâh’ın kelimeleri de var. Allâh’ın kelimeleri de var. Kelimetullahi kübra dinleyince büyük Allâh’ın kelimesidir ki bu Pir Efendi olduğu için ona öyle bir özellikte öyle bir atıfta bulunmuşlar. Bu normalde bu tespiti yapanlara ait. O yüzden kelimenin manası Allâh’ın büyük kelimesi demek. Kelimeyi yorumlayamadımdan sonra fakat okuyunca yüreğimden geçen Allâh’ı zikir en büyük iştir oldu. Eyvallâh. Ebu Hureyre’den Radıyallâhu anh Hazretleri Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Allâh bir kulu sevdiği zaman Cebrail aleyhisselamı çağırır ve ben falanı seviyorum.
Onu sen de sev der. Cebrail de onu sever. Sonra gök ehline seslenerek şöyle der. Allâh falan kimseyi seviyor. Onu siz de sevin. Onu gök ehli de sever. Sonra onun sevgisi yeryüzünde halk arasında da yayılır. Allâh bir kula buğz etti mi? Cebrail aleyhisselamı çağırır. Ve ben falana buğz ediyorum. Ona sen de buğz et der. Cebrail de ona buğz eder. Sonra gök ehline Allâh falana buğz ediyor. Ona siz de buğz edin diye seslenir. Onlar da kendisine buğz eder. Sonra o kul için yeryüzüne buğz konulur. Hadîs-i şerifte peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem azettir. Hadisi kutsi de. Allâh’ın öyle kulları vardır ki onlar görüldüğünde Allâh hatıra gelir der. Allâh’ın öyle kulları, öyle dostları vardır ki onlar bakıldın, onlara bakıldığında Allâh hatıra gelir.
O kimsenin Allâh katından sevildiğine işarettir bu. Bir kimsenin Allâh tarafından sevilip sevilmediğini görmek istiyorsanız o mümin insanlar onlara baktığında Allâh hatırına gelir ve onlar Allâh hatıra geldikleri için Allâh’ı zikretmiş olurlar. Şimdi bir kimseye baktığınızda Allâh hatıra geliyorsa o Allâh’ın sevdiği kullarından bir kuldur. Tabii Allâh’ın sevdiği noktasında olabilmek için de o kimsenin Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışıp Allâh’ı sevmesi gerekir. hep böyle paylaşırım ya bir hadisi kutsi var. Ondan sonra onlar bir kavimden olmadıkları halde birbirlerinden menfaatleri olmadıkları halde Allâh için birbirlerini severler ve onlar toplandıklarında Allâh’ı zikrederler. Şimdi bir insan birbirlerini etrafı ve Allâh’ı menfaatsiz seviyorsa Allâh o kulunu sever.
3. Bölüm
Bir kimse sırf Allâh’ı sevdiği için ibadet ediyorsa sırf Allâh’ı sevdiği için amellerini sıralıyorsa kendince sırf Allâh’ı sevdiği için hayatını Allâh’ın rızasına doğru düzene kattıysa dizayn ettiyse Allâh onu sever. Allâh onu sevince Cebrail’e emreder. Der ki sen de sev. Eee müminlerin birbirlerini olan sevgilerinin temel noktası budur. Birbirlerinden menfaatleri olmayıp aynı kavimden, aynı mahalleden, aynı topluluktan, aynı ırktan olmadıkları halde birbirlerini Allâh için seviyorlarsa bu Allâh’ın onların üzerinde sevgisinin tecelliyatının tesiridir, tecelliyatıdır, eseridir. O zaman burada söz konusu olan şey insanların birbirlerini Allâh için sevmesidir. Kardeşlerin birbirlerini Allâh için sevmesi.
Birbirlerine bakarlarken menfaat gözetmek sizin birbirlerine bakmaları. Birbirlerinin kollarına girerken menfaat gözetmek sizin birbirlerinin kollarına girmeleri. Bu Allâh’ın sevgisini celb edecek olan en önemli şeylerden birisi. Ve toplandıklarında Allâh’ı zikretmeleri. Toplandıklarında Allâh’ı zikretmeleri. Bu normalde ilim meclisleri derler, şey yaparlar, sufilerin meclisleri her ikisini de kapsar. Biz hem sohbet ederiz. Sohbetimizin ana temeli Kur’ân ve sünnettir. Hem de Allâh’ı zikrederiz. Hem dinimizi öğrenmeye çalışırız hem de Allâh’ı zikrederiz. Biz iki işlevi birden yaparız. Iki kanatlı kuş misali. Kimisi vardır ki bazı topluluklar vardır. Sırf ilim öğrenmek için toplanırlar. Caiz midir?
Evet. Güzel midir? Evet. Ama bir kanadı eksiktir. Bir kanadın eksik olması nedir? Allâh’ı zikirdir. Eğer iki kanatlı olmak istiyorsa bir kimse hem ilim sohbeti olan Kur’ân ve sünnet dairesindeki sohbetleri dinleyecek, hem de Allâh’ı zikredecek ki Allâh’ın sevgisi onun üzerinde tecelli etmiş olsun. Kim farzları yerine getirirse Allâh’a en sevgili, en güzel, en iyi bir işi yapar. Nafilelerle yaklaştıkça yaklaşır ve Allâh’ı sever. Allâh da onu sever. Allâh’ın sizi sevmesinin belirli kriterleri var. Bu belirli kriterlerinden en önemlisi Allâh’ın farzlarını yerine getirmenizdir. Allâh’ın farzlarını yerine getirmeniz. Allâh’ın farzlarını yerine getirmeyen bir kimse kendi kendisine ham duygularının neticesi olarak Allâh beni seviyor, ben de Allâh’ı seviyorum noktasında kendisini aldatmasın.
Eğer Allâh’ı seviyorlarsa Hazreti Muhammed’i Mustafa’ya uyarlar. Eğer Allâh’ı seviyorsa bir kimse farzları yerine getirir. Farzları yerine getirir. Farzları yerine getirmek haramlardan uzaklaşmaktır. Sûfî kardeşler haramlardan uzak bir hayat yaşayacaklar. Dilin haramlarından, gözün haramlarından, burnun haramlarından, kulakların haramlarından, elin ayağın haramlarından, cinsel uzunlarının haramlarından ve kalbin haramlarından uzak duracaklar. Din haramlarla çevrilidir, helallarla değil. Bir kimse haramları yapmamakla emrolunur. Haramları işlememekle emrolunur. Haramları işlememekle ve bir kimse haram işlemiyorsa ona söylenilecek bir söz yoktur. Namazı kasten terk etmek en büyük günahı kebairdir.
4. Bölüm
Orucu kasten terk etmek en büyük günahı kebairdir. Bunlar ibadetlerdeki günahı kebaillerdir. Tesettürü terk etmek gibi. Orucu terk etmek, namazı terk etmek, farzı terk etmek. Haç farizasını yerine getirmeye muhtedir olduğu halde haç farizasını yerine kasten getirmemek. Zekat vermeye muhtedir olduğu halde zekat vermemek. Bunlar ibadetlerdeki haramlardır. Namazını terk eden bir kimsenin dini yıkılmıştır. Hadisi şerif. Bir kimse buradan bu hadîs-i şeriften kıyas ederekten herhangi bir farzı kasten terk etmiş olursa dinini yıkmaya başlar. O yüzden farzları göz göre göre terk eden kimselerin Allâh sevgisinde sıkıntı vardır. Nafilella Allâh’a yaklaşmak. O kimse nafilella Allâh’a yaklaşır. Burada nafilenin en güzeli güzel ahlaktır.
Allâh’ı zikir farzdır. Allâh’ı zikir farzdır. O yüzden herkes zikrullahını yapmakla mükellef zaten. Ama nafilenin en güzeli, nafilenin en iyisi, nafilenin en tatlısı, nafile ibadetlerin içerisinde en ekberi güzel ahlaktır. Dilinize sahip çıkacaksınız. Eşinizi, çocuklarınızı, kardeşlerinizi, etrafınızı dilinizden koracaksınız. Eğer sizin dilinizden emin değilse kardeşleriniz sizin dervişlik yolunda çok yolunuz var daha. Eğer eşiniz ve çocuklarınız sizin dilinizden emin değil ise, arkadaşlarınız sizin dilinizden emin değil ise etrafınızdaki insanlar sizin dilinizden emin değil ise dervişlik noktasında yol alacak çok yolunuz var daha. Ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın demiş koca Yûnus.
Bir kimse diline geleni diyorsa o gaflettedir, onun gönlüne şeytan oturmuştur. Senin gönlünde şeytan oturmuşken senin sufiliğinin bir anlamı olmaz. Kırma dervişin gönlünü. Kırma eşinin gönlünü. Kırma çocuklarının gönlünü. Kırma. Diline dikkat et. Diline dikkat et. Şu mağazlıkla derviş olunmaz. Diline dikkat et. O zaman güzel ahlaktır. Allâh’a yaklaştıran kim en güzel amel. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazreti ne dedi? Güzel ahlak. Gece namazından dahi kıymetlidir. Nafile namazlardan, nafile oruçlardan kıymetlidir. Bir kimse gece gündüz nafile oruç tutsa, nafile namaz kılsa geceleri ama ahlakı düzgün değilse diline sahip çıkmıyorsa bir anlamı kalmaz. Allâh muhafaza eylesin. Bu sefer biz nafilelerle Allâh’a yaklaşmanın yolunu arayacağız.
Nafileleri vesile edeceğiz. Ki Allâh bizi sevsin. Allâh bizi sevsin. Biz Allâh’a olan sevgimizi kendi dairemizde, cüz irademizle göstermeye gayret edeceğiz. Hem Allâh’ı seviyorum demek hem de haramların içerisinde dolaşmak doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allâh’ı seviyorum demek hem de kürek gibi dile sahip olmak doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allâh’ı seviyorum demek hem de baykuş gibi bir göze sahip olmak doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allâh’ı seviyorum deyip hem eline ayağına, huzurlarına, kalbine sahip olmamak doğrucu bir yaklaşım değil. Allâh cümlemizi affetsin inşâAllah. Âmîn. O yüzden eğer Allâh’ın bizi sevmesini istiyorsak Allâh’ın sevdiği ameller, Allâh’ın sevdiği ahlak, Allâh’ın sevdiği fıtrat üzerinde duracağız.
5. Bölüm
Allâh’ın bizi sevmesini istiyorsak. Bakın Allâh’ın bizi sevmesini istiyorsak. Allâh güzel ahlakları sever. Allâh tövbe edenleri sever. Allâh zikredenleri sever. Allâh cömertleri sever. Allâh ihsan edenleri sever. Allâh affedenleri sever. Allâh kardeşlerine karşı müşfik, yumuşak olanları sever. Allâh ehline karşı af ve mağfirette davranan, yumuşak davrananları sever. Allâh elinin altındakileri muhafaza eden, koruyan, kıskanan, onları en iyi şekilde yaşatmaya çalışanları sever. Peygamberine ne dedi? sallallâhu aleyhi ve sellem’e eğer sen af edici olmasaydın etrafında hiç kimseyi bulamazdın dedi. O yüzden biz Allâh’ın sevdiği hal ile halleneceğiz ki Allâh bizi sevsin. Allâh bizi severse o zaman Cebrail’e emretcek.
Diyecek ki ey Cebrail ben filancayı sevdim sen de sev. Cebrail bütün gök halkına nida edecek. Allâh sevdi. Ben de sevdim. Sizler de sevin diyecek. Gök halkı da mümin kulların kalbine ilham edecek. Bu hadisin başka bir rivayetinde öyle der. Mümin kulların kalbine ilham eder. Der ki Allâh filanca seviyor, siz de sevin. O yüzden bir kimse Allâh için sevilir. Allâh için sevilir. Menfaat üzerine değil. Bakın menfaat üzerine değil. Bir kimseden menfaatiniz var da seviyorsanız bu sevginiz gerçek değildir. Allâh için sevmek lazım. Bir akrabanız, bir kavminiz, aynı memleketliniz, aynı hemşeriniz deyip de onu seviyorsanız bu Allâh için olan sevgi değildir. Birbirlerinizi Allâh için sevin. Birbirlerinize Allâh için nasihat edin.
Allâh için nasihat edin. Birbirlerinize yanlış kelimeler kullanmayın. Boş konuşmalarda bulunmayın. Gevşek konuşmalar yapmayın birbirinize karşı. Etrafınızda gevşek konuşmalar yapmayın. Evlilik üzerine, ticaret üzerine, arkadaşlık üzerine, dervişlik üzerine Allâh’ın dostları üzerine gevşek konuşmalar yapmayın. Bilemezsiniz. Birisinin gönlünü incitirsiniz. O esnada onun gönlü Allâh’ın gönlü olmuştur. Cenâb-ı Hak ona tecelli etmiştir. Çarpılır gidersiniz. Beğenmediniz kimse yıkar sizi. Beğenmediniz bir kimse yıkar sizi. Siz kendi kendinize ben yirmi yıllık dervişim, on beş yıllık dervişim, otuz yıllık dervişim, ben Zakir’im, ben Çavuş’um, ben Nakib’im, ben Nükabba’yım, ben Halife’yim. Bana bir şey olmaz dersiniz.
Yıkılır insan. Yıkılır. Sûfîlik ince bir yoldur. Ince bir yol. Dikkatli olmak lazımdır. Dikkatli olmazsan bir kimse senin söylediklerine ve yaptıklarına susar. Bay bay der gidersin. Yıkılır gidersin. O esnada onun mezupluk haline denk gelirsin, çarpılı verirsin. Dikkatli olmakta fayda var. Eşlerinize dikkatli olmakta fayda var. Siz burada zikrullah tasınız bir kısmınızın eşleri evlerinde. Sizi bekliyor sabırla. Onlara karşı dikkatli olun. Çocuklarınıza karşı dikkatli Onlara merhametli olun, muhabbetli olun. Onlarla olan diyaloğunuzu düzgün tutun. Çocuklarınıza karşı kırıcı, hakaret edici konuşmayın. Çocuklarınıza karşı itici konuşmalar yapmayın. Eşlerinize karşı hakaret edici, itici konuşmalar yapmayın.
6. Bölüm
Derviş edeblidir. Derviş terbiyelidir. Eşine karşı lanlı, lunlu, ulanlı, hakaret edici şeyler konuşmaz. Derviş edeplidir. Çocuklarına karşı edepli konuşur. Derviş kardeşlerine karşı edepli konuşur. Onlara lanlı, ulanlı öyle böyle tepeden konuşmaz. Allâh muhafaza eylesin. Derdimiz Allâh’ı sevmek ve Allâh’ın bizi sevmesidir. Derdimiz budur. Toplanmamızın sebebi budur. Allâh’ı zikretmemizin sebebi budur. Bir yola girmemizin sebebi budur. Bu yola girmemizin sebebi nefislerimizle mücadele etmektir. Nefislerimizi terbiye etmektir. Eğer bir yolda nefsinizi terbiye etme noktasında değil iseniz Allâh muhafaza eylesin. Kendinizi heba edersiniz. Nefsinizi terbiye edin. Haramlardan kendinizi uzak tutun.
Haram konuşmalardan kendinizi uzak tutun. Haram konuşmalardan, haram davranışlardan, gevşek, boş konuşmalardan kendinizi uzak tutun. Birileri yapıyordur. Bakmayın siz onlara. Birileri söylüyordur. Bakmayın siz. Birileri ha iyi yapıyordur. Yapma sen. Birileri tepeden dereden tepeden konuşuyordur. Konuşma. Birileri kendince şaka yapıyordur. Yapma sen. Bırak. Baktın adam boş konuşuyor. Yüz çevir. Baktın adam boş konuşuyor. Yüz çevir. Baktın adam ters konuşuyor. Yüz çevir. Baktın heva hevese düşmüş. Yüz çevir. Gevşek konuşuyor. Yüz çevir. Yürü git. Ya ne oldu? Kardeş hakkınızı helal edin. Ben gevşek konuşmalara gelemiyorum. Gıybet yüz çevir. Iftira yüz çevir. Dedikodu yüz çevir. Başkasının eksiğinin noksanını söyle o sana.
Yüz çevir. Yürü git. Sana derviş kardeşinin eksiğini gediğini söylüyor. Yüz çevir. Sana derviş kardeşini kınıyor. Yüz çevir. Dinleme bile. Ben olsam dahi beni dahi dinleme. Ben bir derviş kardeşi kınıyorsan beni de denileme. Yüz çevir yürü. Boş konuşmayın. Evinizin tadı bozulur. Boş konuşmayın. Çoluğunuzun çocuğunuzun tadı bozulur. Boş konuşmayın. Dervişliğinizin tadı bozulur. Boş konuşmayın. Adamlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın. Insanlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın. Kadınlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın. Kadınlar, ailenizin tadını bozarsınız. Heva hevese düşmeyin. Derviş neşelenir, neşelenir. Neşelenirken hiç kimseyi incitip kırmaz. Derviş latifeleşir. Latifeleşirken hiç kimseyi incitmez.
Biz odun değiliz, sopa değiliz. Sopa değiliz. Dağda odun değiliz, o odaçalı değiliz. Ama Kur’ân sünnet dairesinde. Derdimiz Allâh’ı sevmek, Allâh’ın sevgisini celb etmek. Neden Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışırız? Allâh’ın sevdiğimizi göstermek ve Allâh’ın sevgisini üzerimizde tecelli ettirmek için. Neden ahlakımızı düzeltmeye çalışırız? Allâh’ın sevgisini üzerimizde tecelli ettirmek için. Buraya gelen kardeşler kendilerine bağırılıp çağrılsın diye mi geldi? Evlendi seninle kadın kendisine bağırılıp çağrılmak için mi evlendi? Senin çocuğun olduysa sen çocuğunu bağırıp çağırmak dövüm sövmek için mi çocuk edindin? Sen derviş kardeşliğini kendine bir basamak için mi edindin? Allâh muhafaza eylesin.
Kardeşler derdimiz Allâh’a yakın olmak. Derdimiz Allâh sevgisi, Resûlullâh sevgisi. Derdimiz Allâh’ını sevenlerin sevgisi. Başka bir derdimiz yok. Bizim içimizde para yok, pul yok, makam yok, mevki yok, yok. Yok. Hazreti Pir diyor ya toprağın altında usta da bir, çırak da bir. Sen iyi amelle göçmeye bak. Sen iyi amelle göçmeye bak. Sen iyi bir derviş olmaya bak. Sen iyi bir sûfî olmaya bak. Sen iyi bir derviş, iyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir evlat olmaya çalış. Başka bir şeye gerek yok. Muhakkak ki Allâh’ın sevgisi o kimsenin üzerinde tecelli edecektir. Eğer Allâh’ın sevdikleri onun üzerinde tecelli etmezse o zaman Allâh’ın buğuz ettiklerinden Allâh’ın buğuz edeceği şeylerden uzaktır. Allâh niye buğuz eder?
Müminlerin üzerinde niye buğuz eder? Müminlerin üzerinde haramlar olursa ona buğuz eder. Müminlerin üzerinde sevmediği haller olursa onlara buğuz eder. Rabbim buza kavuşanlardan eylemesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak kalplerimizi, gönüllerimizi kendi muhabbetiyle, kendi zikriyle, kendini olan kullukla doldursun inşâAllah. Birbirlerimize karşı hüsn-i ahlak sahibi, eşlerine ve çocuklarına hüsn-i ahlak sahibi nasip eylesin, öyle eylesin. Derviş kardeşlerimizin arasında hüsn-i ahlak güzel muhabbetler tesis eylesin. Birbirlerine buğuz eden, birbirlerine laf söyleyen, birbirlerine tepeden bakan, birbirlerine laf sokuşturan, birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışan, kolundan bacağından asılanlardan eylemesin inşâAllah.
Birbirlerine Allâh için muhabbet besleyen, birbirlerine Allâh için destekleyen, birbirlerine Allâh için nasihat eden, birbirlerine Allâh için koruyup kollayan kullarından eylesin inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha ma salatuhu.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Sabır, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı